İdare hukukunda "sosyal risk ilkesi" uyarınca idarenin sorumlu tutulabilmesi için zararın terör, anarşi veya toplumsal olaylar gibi kolektif ve anonim hareketlerden kaynaklanması gerekmektedir. Danıştay içtihatları ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun çerçevesinde uygulanan bu ilkeyi, "tehlike (risk) ilkesi" gibi diğer kusursuz sorumluluk hallerinden ayıran en temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?
- Zarar ile idari eylem veya işlem arasındaki klasik illiyet bağının aranmaması veya oldukça gevşemiş olmasıAnswer
- BZararın, idarenin yürüttüğü ve bünyesinde olağanüstü risk barındıran bir faaliyetin sonucu olması
- CKamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği, bireyin toplum yararına özel bir fedakarlığa katlanmış olması
- DKamu hizmetinin geç işlemesi veya kötü işlemesi nedeniyle idarenin kusurlu bulunması
- EZararın oluşumunda idarenin ağır hizmet kusurunun bulunması ve bu kusurun kişisel kusur sayılması
Answer
Zarar ile idari eylem veya işlem arasındaki klasik illiyet bağının aranmaması veya oldukça gevşemiş olması
Sosyal risk ilkesi, idarenin herhangi bir eylemi veya işlemi olmasa dahi, toplumun bir parçası olmaktan kaynaklanan ve terör gibi kolektif olaylar sonucu doğan zararların tazmin edilmesini sağlar. Bu ilkenin en belirgin özelliği, idarenin eylemi ile zarar arasındaki o klasik 'illiyet bağı' şartının aranmaması veya toplumsal dayanışma gereği oldukça gevşetilmiş olmasıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Sosyal Risk İlkesi ve İlliyet Bağının Gevşemesi
Estimated Time:1m 30s