Sürdürülebilir Kalkınma

117 questions

Question 61Question

19721972 Stockholm Konferansı'nda çevre koruma ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişki genellikle bir "çatışma" alanı olarak görülmüş; gelişmiş ülkeler çevreyi, gelişmekte olan ülkeler ise kalkınmayı önceliklendirmiştir. 19871987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz) bu tarihsel süreci yeni bir boyuta taşımıştır.

Buna göre, Brundtland Raporu ile uluslararası çevre politikalarında gerçekleşen temel paradigma değişimi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çevrenin korunması ile ekonomik kalkınmanın birbirine seçenek (alternatif) olmaktan çıkarılıp, ekolojik sınırlar içinde bütünleşik bir yapıya kavuşturulması.

Answer

Çevrenin korunması ile ekonomik kalkınmanın birbirine seçenek (alternatif) olmaktan çıkarılıp, ekolojik sınırlar içinde bütünleşik bir yapıya kavuşturulması.
Brundtland Raporu'nun en büyük tarihsel katkısı, Stockholm Konferansı'ndan beri süregelen 'çevre mi kalkınma mı?' ikilemini sona erdirmesidir. Rapor, kalkınmanın ancak çevresel değerler korunduğunda 'sürdürülebilir' olabileceğini, çevrenin ise ancak yoksullukla mücadele eden adil bir kalkınma ile korunabileceğini savunarak bu iki kavramı bütünleştirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel süreci analiz etme
19721972 Stockholm'de çevre ve kalkınma arasındaki "sıfır toplamlı oyun" (biri varsa diğeri yoktur) mantığı tespit edilir.
Değişimin başlangıç noktasını anlamak için önceki anlayışın tespiti gerekir.
2
Brundtland Raporu'nun (Ortak Geleceğimiz) özünü değerlendirme
Raporun, kalkınmayı çevrenin bir düşmanı değil, çevresel sınırları koruyarak gerçekleşen bir süreç olarak tanımladığı görülür.
Sürdürülebilir kalkınma kavramının getirdiği 'bütünleşik yaklaşım' (integrated approach) anahtar noktadır.
3
Paradigma değişimini formüle etme
Ekonomik büyüme, sosyal adalet ve çevresel koruma sacayağının birleşmesi paradigma değişimini oluşturur.
Seçenekler arasında bu bütünleşmeyi en kapsamlı ifade eden yargı doğru cevaptır.

Key Concept

Bütünleşik Yaklaşım (Integrated Approach)
Question 62Question

19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde kabul edilen Gündem 2121’in 2828. bölümünde vurgulanan "yerel yönetimlerin katılımı" ilkesi, Türkiye’de önce "Türkiye Yerel Gündem 2121 Programı" ile hayata geçirilmiş; ardından 20052005 yılında 53935393 sayılı Belediye Kanunu’nun 7676. maddesi ile "Kent Konseyi" modeline dönüştürülerek kurumsallaştırılmıştır. Bu kurumsallaşma süreci ve Yerel Gündem 2121 (YG21) yaklaşımının yönetişim felsefesi göz önüne alındığında, Kent Konseylerinin Türk yerel yönetim sistemindeki konumu ve demokratik işlevi hakkındaki aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Temsili demokrasinin karar alma süreçlerindeki yetersiz kaldığı alanları, sivil toplumun ve yerel paydaşların müzakere süreçlerine dahil edildiği "katılımcı demokrasi" araçlarıyla destekleyerek kararların toplumsal meşruiyetini artırması.

Answer

Kent Konseylerinin en temel işlevi, temsili demokrasinin karar alma süreçlerindeki boşluklarını katılımcı ve müzakereci demokrasi araçlarıyla doldurarak yerel kararların toplumsal meşruiyetini güçlendirmektir.
Doğru seçenek, YG21 ve Kent Konseylerinin temel felsefesi olan yönetişimi vurgular. Bu yapılar, belediye meclisleri gibi temsili organların ulaşamadığı kılcal damarlara (STK'lar, dezavantajlı gruplar, mahalle temsilcileri) ulaşarak, yerel kararların sadece seçilmişler tarafından değil, tüm paydaşlar tarafından tartışılmasını sağlar. Bu durum, alınan kararların toplum tarafından daha fazla sahiplenilmesini ve demokratik meşruiyetin güçlenmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Yerel Gündem 21'in (YG21) kökenini analiz etme
1992 Rio Yeryüzü Zirvesi ve Gündem 21'in 28. bölümü uyarınca yerel yönetimlerin paydaş katılımını sağlaması hedeflenmiştir.
Sürecin tarihsel ve felsefi arka planını anlamak için gereklidir.
2
Türkiye'deki yasal dönüşümü değerlendirme
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 76. maddesi ile YG21 platformları Kent Konseyi adıyla kurumsallaşmıştır.
Uluslararası bir projenin Türk kamu yönetimi sistemine nasıl entegre edildiğini belirlemek için gereklidir.
3
Yönetişim ve Katılım ilkelerini uygulama
Kent Konseylerinin hiyerarşik olmayan, gönüllülük esasına dayalı ve tavsiye niteliğinde karar alan bir 'yönetişim' platformu olduğu sonucuna ulaşılır.
Modelin demokratik paradigma içindeki yerini (temsili vs. katılımcı demokrasi) netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Yönetişim ve Katılımcı Demokrasi
Estimated Time:3m 0s
Question 63Question

1987 yılında yayımlanan 'Ortak Geleceğimiz' (Brundtland) Raporu ile uluslararası alanda kabul gören sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı; ekonomik gelişme, toplumsal adalet ve çevresel koruma arasındaki dengenin kurulmasını öngörmektedir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir kalkınmanın 'boyutları' ve 'kuşaklararası adalet' ilkesi göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kavramın en kapsamlı ve doğru tanımını yansıtmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının karşılanmasında ekonomik refah, sosyal eşitlik ve ekolojik dengenin bir bütün olarak ele alınması ve bu süreçte gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama olanaklarının saklı tutulmasıdır.

Answer

Günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının karşılanmasında ekonomik refah, sosyal eşitlik ve ekolojik dengenin bütünleşik olarak ele alınması ve gelecek nesillerin haklarının korunmasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, 1987 tarihli Brundtland Raporu'nun meşhur tanımıyla uyumlu olarak hem günümüzün ihtiyaçlarını karşılamayı hem de gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini tehlikeye atmamayı vurgular. Aynı zamanda kalkınmayı sadece ekonomik büyüme olarak değil; ekonomik, sosyal ve çevresel boyutların kesişim kümesi olarak tanımlar.

Step-by-Step Solution

1
Brundtland Raporu'ndaki temel tanım analiz edilir.
Tanım, 'bugünün ihtiyaçlarının gelecek nesillerin imkanlarından çalınmadan karşılanması' (kuşaklararası adalet) üzerine kuruludur.
Sürdürülebilir kalkınmanın felsefi temeli gelecek nesillere karşı sorumluluktur.
2
Kavramın üç temel boyutu (saçayağı) belirlenir.
Bu boyutlar: Ekonomik büyüme, Sosyal adalet/eşitlik ve Çevresel korumadır.
Gerçek bir sürdürülebilirlik için bu üç alanın eş zamanlı ve birbirini destekler nitelikte olması gerekir.
3
Seçenekler arasında hem kuşaklararası adaleti hem de üç boyutun entegrasyonunu içeren ifade tespit edilir.
Gelecek nesillerin haklarını saklı tutan ve üç boyutu bütünleşik ele alan tanım en kapsamlı olandır.
Eksik boyutlar (sadece çevre veya sadece ekonomi gibi) sürdürülebilir kalkınma tanımını sakatlar.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Temel Sütunu ve Kuşaklararası Adalet

Practice More

Brundtland Raporu'nun ardından 1992 Rio Konferansı'nda kabul edilen Gündem 21 belgesinin bu boyutları yerel düzeyde nasıl somutlaştırdığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 64Question

19721972 Stockholm Konferansı'nda çevre ve kalkınma arasındaki ilişki genellikle bir "sıfır toplamlı oyun" şeklinde ele alınmış; çevrenin korunması kalkınmanın önünde bir engel, kalkınma ise çevre için bir tehdit olarak değerlendirilmiştir. 19871987 tarihli Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz) ise bu tıkanıklığı aşmak amacıyla "sürdürülebilir kalkınma" kavramını küresel bir politika hedefi haline getirerek köklü bir paradigma değişimi sunmuştur.

Buna göre Brundtland Raporu'nun, Stockholm yaklaşımından farklı olarak "yoksulluk" ve "çevresel bozulma" arasındaki ilişkiye dair geliştirdiği temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yoksulluğu sadece çevresel sorunların bir sonucu olarak değil, aynı zamanda çevresel bozulmanın temel bir nedeni olarak tanımlayarak; sürdürülebilir kalkınmayı, ekolojik baskıyı azaltmak için yoksulluğun ortadan kaldırılmasını zorunlu kılan bütünleşik bir strateji olarak sunmasıdır.

Answer

Brundtland Raporu, yoksulluğu çevresel bozulmanın hem sonucu hem de temel bir nedeni olarak tanımlayarak, sürdürülebilir kalkınmayı yoksulluğun ortadan kaldırılmasıyla ilişkilendiren bütünleşik bir strateji olarak sunmuştur.
Brundtland Raporu, Stockholm'deki çevre-kalkınma çatışmasını aşmak için yoksulluğun çevresel bozulma üzerindeki etkisine vurgu yapmıştır. Raporun temel tezi, yoksulluğun insanları kısa vadeli hayatta kalma stratejileri gereği doğal çevreyi tahrip etmeye zorladığı, bu nedenle sürdürülebilirliğin ancak sosyal adalet ve yoksulluğun giderilmesiyle mümkün olacağıdır. Bu durum, sürdürülebilir kalkınmayı ekonomik, sosyal ve çevresel boyutların bütünleşik bir stratejisi haline getirir.

Step-by-Step Solution

1
19721972 Stockholm Konferansı'nın temel yaklaşımı analiz edilir.
Stockholm'de çevre ve kalkınmanın birbirine zıt kutuplar olarak görüldüğü (çatışma paradigması) tespit edilir.
Tarihsel gelişimi anlamak için önceki durumun netleştirilmesi gerekir.
2
Brundtland Raporu'nun (19871987) getirdiği yenilik incelenir.
Raporun, çevreyi kalkınmanın bir kısıtı değil, temeli olarak gördüğü ve "sürdürülebilir kalkınma" kavramını kurumsallaştırdığı anlaşılır.
Paradigma değişiminin yönünü belirlemek için gereklidir.
3
Yoksulluk ve çevresel bozulma arasındaki nedensellik ilişkisi kurulur.
Yoksulluğun ekolojik baskıyı artıran bir faktör olduğu, dolayısıyla yoksullukla mücadelenin sürdürülebilirlik için bir ön şart olduğu sonucuna varılır.
Raporun en özgün ve üst düzey analiz noktası budur.

Key Concept

Brundtland Raporu'nun Sürdürülebilir Kalkınma Paradigması (Yoksulluk-Çevre İlişkisi)

Practice More

Rio Konferansı (19921992) ve Gündem 2121'in Brundtland Raporu'ndaki ilkeleri nasıl uygulamaya koyduğunu inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 65Question

Birleşmiş Milletler nezdinde çevre ve kalkınma konularının uluslararası kamu yönetiminde kurumsallaşma süreci değerlendirildiğinde; 19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi'nde kabul edilen Gündem 2121 kapsamında oluşturulan ve bu alandaki temel izleme mekanizması olan 'Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yerini almak üzere, 20122012 Rio +20+20 Konferansı'nda kabul edilen 'İstediğimiz Gelecek' (The Future We Want) belgesi ile ihdas edilen ve 20132013 yılında faaliyete geçen üst düzey yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sürdürülebilir Kalkınma Üst Düzey Siyasi Forumu (HLPF)

Answer

Sürdürülebilir Kalkınma Üst Düzey Siyasi Forumu (HLPF)
Sürdürülebilir Kalkınma Üst Düzey Siyasi Forumu (HLPF), 2012 Rio+20 Zirvesi'nde ('İstediğimiz Gelecek' belgesiyle) alınan karar doğrultusunda, 1992'den beri faaliyet gösteren Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yerini almıştır. HLPF, hem BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) hem de BM Genel Kurulu himayesinde toplanan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin takibinden sorumlu en üst düzey küresel platformdur.

Step-by-Step Solution

1
Konferans ve Kurum Eşleştirmesi Yapma
1992 Rio Konferansı → Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu (CSD) kuruldu.
Zirvelerin kurumsal sonuçlarını kronolojik olarak ayırt etmek gerekir.
2
2012 Rio+20 Kararlarını Analiz Etme
Rio+20'de CSD'nin işlevsizleştiği kabul edilerek yerine 'Üst Düzey Siyasi Forum' (HLPF) kurulması kararlaştırıldı.
Kurumsal yapının 21. yüzyıl ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedeflenmiştir.
3
Çıktıları Karşılaştırma
Hiyerarşik olarak daha geniş yetkilere sahip olan HLPF, ECOSOC ve Genel Kurul bünyesinde toplanır.
HLPF'nin CSD'den farkı, devlet başkanları düzeyinde katılımı mümkün kılması ve izleme yetkisinin artırılmasıdır.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınma Yönetişimi ve HLPF

Practice More

Rio+20 sonrasında 2015 yılında kabul edilen '2030 Gündemi' ve 'Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın HLPF bünyesindeki 'Gönüllü Ulusal İncelemeler' (VNR) sürecini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 66Question

19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi’nde kabul edilen Gündem 2121 belgesinin 2828. bölümü, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabilmesi için yerel yönetimlerin sivil toplumla kuracağı ortaklıkları ve katılımcı süreçleri hayati bir unsur olarak tanımlamıştır. Türkiye'de de Yerel Gündem 2121 (YG 2121) süreci, özellikle 53935393 sayılı Belediye Kanunu ile "Kent Konseyleri" üzerinden kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.

Buna göre, Yerel Gündem 2121 felsefesinin geleneksel hiyerarşik yönetim anlayışına karşı getirdiği temel paradigma değişimi ve yapısal etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karar alma süreçlerinin hiyerarşik yapıdan arındırılarak; yerel aktörlerin, sivil toplumun ve halkın "yönetişim" prensibi çerçevesinde sürece dahil edildiği "aşağıdan yukarıya" bir demokratik katılım modelini kurumsallaştırması.

Answer

Karar alma süreçlerini hiyerarşik yapıdan arındırarak yerel paydaşların yönetişim prensibiyle sürece dahil edildiği aşağıdan yukarıya bir demokratik katılım modelinin kurumsallaştırılmasıdır.
Yerel Gündem 2121'in en temel niteliği, hiyerarşik ve bürokratik "yönetim" anlayışından, tüm paydaşların (STK'lar, özel sektör, dezavantajlı gruplar) karar süreçlerine dahil edildiği çok aktörlü "yönetişim" anlayışına geçiştir. Bu değişim, kararların yukarıdan dikte edilmesi yerine, yerel ihtiyaçlar doğrultusunda "aşağıdan yukarıya" doğru şekillenmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Yerel Gündem 2121 (YG 2121) kavramının kökenini analiz etme.
19921992 Rio Zirvesi ve Gündem 2121'in 2828. bölümünün yerel yönetimlere verdiği "ortaklık" ve "katılım" görevleri belirlendi.
Sorunun kavramsal çerçevesini oluşturmak için.
2
Geleneksel yönetim ile yönetişim arasındaki farkı ayırt etme.
Geleneksel yapının "yukarıdan aşağıya" (merkeziyetçi) olduğu, YG 2121'in ise "aşağıdan yukarıya" (katılımcı) bir paradigma sunduğu tespit edildi.
Hangi yapısal değişimin hedeflendiğini anlamak için.
3
Türkiye'deki uygulamayı (Kent Konseyleri) değerlendirme.
Kent Konseylerinin, belediye karar alma süreçlerine sivil toplumu dahil ederek yönetişim ilkesini kurumsallaştırdığı sonucuna varıldı.
Paradigma değişiminin somut yansımasını belirlemek için.

Key Concept

Yönetişim ve Aşağıdan Yukarıya Planlama (YG21)
Estimated Time:2m 0s
Question 67Question

19871987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından yayımlanan Brundtland Raporu'nda (Ortak Geleceğimiz) sürdürülebilir kalkınma; "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma" olarak tanımlanmıştır.

Bu tanım ve sürdürülebilir kalkınmanın kuramsal çerçevesi dikkate alındığında, yaklaşımın temel boyutları arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomik gelişme, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutları birbirini dışlayan değişkenler değil; toplumsal refahı kuşaklar arası hakkaniyet esasıyla inşa eden bütünleşik bir sistemdir.

Answer

Sürdürülebilir kalkınma; ekonomik gelişme, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutlarının kuşaklar arası hakkaniyet temelinde birleştiği bütünleşik bir sistemdir.
Sürdürülebilir kalkınma, geleneksel kalkınma anlayışından farklı olarak ekonomik büyüme, toplumsal refah ve ekolojik dengeyi birbirinden kopuk değil, birbirini destekleyen bir bütünün parçaları olarak ele alır. Doğru cevapta belirtilen 'bütünleşik sistem' ifadesi, bu üç boyutun kuşaklar arası adalet (gelecek kuşakların hakları) paydasında birleşmesini en kapsamlı şekilde açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Brundtland Raporu'ndaki tanımı analiz etme
Tanımın hem mevcut kuşakların ihtiyaçlarını hem de gelecek kuşakların potansiyelini (kuşaklar arası adalet) vurguladığı görülür.
Sürdürülebilirliğin temel felsefesi zamanlar arası hakkaniyettir.
2
Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel boyutunu değerlendirme
Ekonomik verimlilik, Sosyal eşitlik ve Çevresel koruma boyutlarının bir sacayağı gibi birbirini tamamlaması gerekir.
Tek boyutlu (sadece ekonomik veya sadece çevresel) bir yaklaşım sürdürülebilirliği sağlamaz.
3
Doğru bütünleşmeyi yansıtan ifadeyi seçme
Bu boyutların çatışan unsurlar değil, toplumsal refahı birlikte inşa eden unsurlar olduğunu belirten seçenek doğrulanır.
Sürdürülebilir kalkınma, boyutlar arası entegrasyonu ve sinerjiyi hedefler.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Temel Boyutu (Ekonomik, Sosyal, Çevresel) ve Kuşaklar Arası Adalet

Practice More

Brundtland Raporu'nun ardından 1992 Rio Zirvesi'nde kabul edilen Gündem 21 belgesindeki uygulama ilkelerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 68Question

Birleşmiş Milletler (BMBM) 20302030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kapsamında belirlenen "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar" (SKASKA 1111) hedefi, kentlerin sadece fiziki mekanlar değil, yönetişim ve planlama süreçleriyle bir bütün olduğunu vurgular. Özellikle 11.311.3 numaralı hedef, yerleşim birimlerinin gelecekteki gelişim stratejilerine ve yönetim becerilerine odaklanır.

Buna göre, SKASKA 11.311.3 hedefi kapsamında tüm ülkelerde 20302030 yılına kadar artırılması hedeflenen "kapasite" temel olarak aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Katılımcı, entegre ve sürdürülebilir insan yerleşimleri planlaması ve yönetimi

Answer

Katılımcı, entegre ve sürdürülebilir insan yerleşimleri planlaması ve yönetimi kapasitesinin artırılması
Doğru yanıt olan katılımcı ve entegre planlama kapasitesi, Birleşmiş Milletler'in 11.311.3 numaralı alt hedefinde açıkça belirtilmiştir. Bu hedef, şehirlerin sadece büyümesini değil, bu büyümenin yerel aktörlerin katılımıyla ve stratejik bir yönetim anlayışıyla (entegre planlama) yürütülmesini şart koşar.

Step-by-Step Solution

1
SKA 11.3 hedefinin içeriğini analiz etme
Hedefin, tüm ülkelerde kapsayıcı ve sürdürülebilir kentleşmeyi güçlendirmeyi amaçladığı görülür.
Sorunun kökünde belirtilen 11.3 alt hedefinin teknik tanımını belirlemek için gereklidir.
2
Kapasite artırımı vurgusunu değerlendirme
Artırılması hedeflenen kapasitenin 'katılımcı' (yerel halkın sürece dahil olduğu) ve 'entegre' (bütüncül) planlama olduğu saptanır.
Sürdürülebilir şehirleşme için sadece fiziksel inşaat değil, yönetimsel becerinin önemi vurgulanmaktadır.

Key Concept

Sürdürülebilir Şehirleşme ve Katılımcı Yönetişim (SKA 11.3)

Practice More

SKA 11'in diğer alt hedeflerini (kültürel miras - 11.4, ulaşım - 11.2, atık yönetimi - 11.6) incelemek konu bütünlüğü için yararlıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 69Question

19871987 yılında yayımlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu), sürdürülebilir kalkınmayı "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılanması" olarak tanımlamıştır. Bu tanım, kalkınmanın yalnızca ekonomik büyüme olarak görüldüğü geleneksel yaklaşımdan bir kopuşu temsil eder.

Buna göre, Brundtland Raporu'nda çerçevesi çizilen sürdürülebilir kalkınma modelinin; ekonomik verimlilik, toplumsal adalet ve çevresel koruma boyutlarını "kuşaklararası adalet" ilkesiyle bütünleştiren temel yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomik sistemlerin işleyişini doğal sermayeyi tüketmeden kurgulayan, sosyal eşitliği sağlayan ve hem bugünün hem de yarının ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde yöneten dinamik bir değişim süreci

Answer

Ekonomik sistemlerin işleyişini doğal sermayeyi tüketmeden kurgulayan, sosyal eşitliği sağlayan ve hem bugünün hem de yarının ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde yöneten dinamik bir değişim süreci
Sürdürülebilir kalkınmanın en kapsamlı tanımı, ekonomik, sosyal ve çevresel boyutların birbirini dışlamadan, aksine birbirini besleyecek şekilde kurgulanmasıdır. Doğal sermayeyi tüketmemek çevresel boyutu, ihtiyaçların karşılanması ekonomik boyutu, adil dağılım ise sosyal boyutu temsil eder. Tüm bunların "yarının ihtiyaçları" ile dengelenmesi kuşaklararası adalet ilkesini tamamlar.

Step-by-Step Solution

1
Brundtland Raporu tanımını analiz etme
Tanımın "günümüz ihtiyaçları" ile "gelecek kuşakların hakları" arasında bir denge (kuşaklararası adalet) kurduğu belirlenir.
Kavramın özündeki zamanlararası sorumluluğu anlamak için gereklidir.
2
Üç temel boyutu (Ekonomik, Sosyal, Çevresel) değerlendirme
Sürdürülebilirliğin sadece çevreyi korumak değil, aynı zamanda ekonomik verimlilik ve toplumsal adaleti de içermesi gerektiği sonucuna varılır.
Kavramın "Triple Bottom Line" (Üçlü Sacayağı) yapısını doğrulamak için gereklidir.
3
Seçenekleri bu bütünleşik yapıya göre eleme
Sadece bir boyuta odaklanan veya gelecek kuşaklara maliyet yükleyen seçenekler elenerek; ekonomik, sosyal ve çevresel dengeleri kuşaklararası adaletle sentezleyen seçenek bulunur.
Brundtland modelinin bütünsel ve dinamik doğasını tespit etmek için gereklidir.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üçlü Boyutu ve Kuşaklararası Adalet
Estimated Time:2m 0s
Question 70Question

19721972 Stockholm Konferansı'nda çevre koruma ve ekonomik büyüme genellikle birbirini kısıtlayan, çatışma halindeki iki alan olarak ele alınmıştır. Buna karşın 19871987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz), bu iki kavram arasındaki ilişkiyi yeni bir paradigma ile tanımlamıştır.

Buna göre, Brundtland Raporu'nun sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı çerçevesinde ekonomik büyüme ile çevre koruma arasındaki ilişkiye dair temel tezi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomik büyüme ve çevresel koruma birbirini dışlayan süreçler değil; yoksulluğu gidermek ve çevresel bozulmayı durdurmak için birbirini desteklemesi gereken bütünleşik bir zorunluluktur.

Answer

Ekonomik büyüme ve çevresel korumayı birbirini destekleyen, bütünleşik bir zorunluluk olarak tanımlayan seçenek doğrudur.
Brundtland Raporu'nun getirdiği en büyük yenilik, 19721972 Stockholm Konferansı'ndaki 'büyüme mi çevre mi?' çatışmasını sona erdirmesidir. Rapor, çevre sorunlarının temelinde yoksulluğun yattığını, yoksulluğun giderilmesi için de ekonomik büyümenin şart olduğunu savunur. Ancak bu büyüme, doğayı tahrip eden eski tip büyüme değil; çevresel ve sosyal sınırları gözeten 'niteliksel' ve 'sürdürülebilir' bir büyüme olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
19721972 Stockholm ve 19871987 Brundtland yaklaşımlarını karşılaştırın.
Stockholm'de çevre ve kalkınma zıt kutuplar olarak görülürken, Brundtland'da bu iki kavramın birbirine bağımlı olduğu sonucuna varılır.
Sürdürülebilir kalkınmanın tarihsel gelişimindeki paradigma değişimini anlamak için.
2
Raporun yoksulluk ve çevre arasındaki ilişkiye dair tespitini inceleyin.
Yoksulluğun çevre kirliliğinin hem nedeni hem de sonucu olduğu tespitiyle, ekonomik büyümenin yoksulluğu gidermek için şart olduğu belirlenir.
Büyümenin neden 'düşman' değil, bir 'gereklilik' olarak görüldüğünü netleştirmek için.
3
Tanımdaki üç boyutu (ekonomik, sosyal, çevresel) sentezleyin.
Gelecek nesillerin haklarını koruyarak bugünkü ihtiyaçları karşılayan, her üç boyutu dengeleyen seçeneği doğrulayın.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınma Paradigması (Entegrasyon Yaklaşımı)
Estimated Time:1m 15s
Question 71Question

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) ve Kyoto Protokolü dönemindeki katı "Ek-I" ve "Ek dışı" ülke ayrımı, küresel iklim rejiminde önemli bir dönüşüm noktası olan 20152015 tarihli Paris Anlaşması ile yapısal bir değişime uğramıştır.

Buna göre Paris Anlaşması'nın, ülkelerin sorumluluk paylaşımı ve emisyon azaltım yükümlülükleri bakımından Kyoto Protokolü'nden en temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ülkeler arasındaki keskin kategorik ayrımı esneterek, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm tarafların kendi belirledikleri "Ulusal Katkı Beyanları" (NDC) üzerinden sürece dahil edilmesi

Answer

Paris Anlaşması'nın en temel farkı, Kyoto Protokolü'nün aksine tüm tarafların (gelişmiş ve gelişmekte olan) ulusal şartlarına göre belirledikleri "Ulusal Katkı Beyanları" (NDC) aracılığıyla emisyon azaltım sürecine dahil edilmesidir.
Doğru yanıt olan seçenek, Paris Anlaşması'nın getirdiği en köklü değişikliği ifade eder. Kyoto Protokolü'nde sadece Ek-I ülkeleri için merkezi olarak belirlenmiş emisyon azaltım hedefleri varken, Paris Anlaşması'nda her ülke kendi imkanları ve ulusal şartları doğrultusunda belirlediği 'Ulusal Katkı Beyanlarını' (Nationally Determined Contributions - NDC) sunmakla yükümlüdür. Bu durum, küresel iklim rejiminde 'yukarıdan aşağıya' (top-down) modelinden 'aşağıdan yukarıya' (bottom-up) modeline geçişi temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması'nın yükümlülük yapısını karşılaştır.
Kyoto 'yukarıdan aşağıya' ve sadece gelişmiş ülkeler için bağlayıcıdır; Paris 'aşağıdan yukarıya' (bottom-up) ve evrensel katılımlıdır.
İki rejim arasındaki paradigma değişimini anlamak için bu temel ayrım gereklidir.
2
Ulusal Katkı Beyanı (NDC) kavramının işlevini analiz et.
NDC, her ülkenin kendi kapasitesine göre belirlediği azaltım taahhüdüdür ve Paris'in ana mekanizmasıdır.
Paris Anlaşması'nın ayırt edici hukuki ve teknik belgesini tanımlamak gerekir.
3
Türkiye'nin bu süreçteki konumunu değerlendir.
Türkiye 20212021 yılında anlaşmaya taraf olmuş ve kendi ulusal katkı beyanlarını sunmaya başlamıştır.
Güncel mevzuat ve uluslararası statü bilgisiyle doğruluğu teyit et.

Key Concept

Paris Anlaşması'nın 'Aşağıdan Yukarıya' (Bottom-up) Yaklaşımı ve NDC Mekanizması

Practice More

Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve Paris Anlaşması kapsamında güncellediği Ulusal Katkı Beyanı (NDC) verilerini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 72Question

Sürdürülebilirlik göstergeleri, çevresel yönetişimin temel araçları olarak ekonomik büyüme ile ekolojik taşıma kapasitesi arasındaki dengeyi izlemektedir. Bu kapsamda, bir ülkenin 'Ekolojik Ayak İzi' verilerinin 'Biyolojik Kapasite' değerlerinden yüksek olması durumunda ortaya çıkan tablo ve bu durumun sürdürülebilirlik araçları bakımından yönetimiyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Bu tablo, söz konusu ülkenin bir 'ekolojik rezerv' (ecological reserve) sahibi olduğunu ve doğal kaynaklarını diğer ülkelere transfer etme potansiyelinin yüksek olduğunu gösterir.

Answer

Ülkenin bir ekolojik rezerv sahibi olduğunu ve kaynak transfer potansiyelinin yüksek olduğunu belirten ifade yapılamayacak bir çıkarımdır.
Doğru yanıt olan seçenek, ekolojik ayak izinin biyolojik kapasiteden yüksek olduğu bir tabloyu 'ekolojik rezerv' olarak tanımlamaktadır. Oysa literatürde bu durum 'ekolojik açık' (ecological deficit) veya 'ekolojik borç' (ecological debt) olarak adlandırılır. Bir ülkenin ekolojik rezerv sahibi olabilmesi için biyolojik kapasitesinin, ekolojik ayak izinden daha büyük olması (BiyolojikKapasite>EkolojikAyakI˙ziBiyolojik Kapasite > Ekolojik Ayak İzi) gerekmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Ekolojik Ayak İzi ve Biyolojik Kapasite dengesini analiz et.
Ayak İzi >> Biyolojik Kapasite = Ekolojik Açık (Ekolojik Borç).
Bir toplumun doğadan talebinin, doğanın arz kapasitesinden fazla olup olmadığını belirlemek için bu kıyaslama yapılır.
2
'Ekolojik Rezerv' kavramının tanımını kontrol et.
Rezerv durumu ancak Biyolojik Kapasite >> Ayak İzi olduğunda gerçekleşir.
Ekolojik rezerv, bir bölgenin kendi ihtiyacından fazla biyolojik üretim yapabilme yeteneğidir.
3
Sürdürülebilirlik araçlarıyla (SÇD, EPI) ilişkilendir.
Ekolojik açığı olan bir ülkede SÇD gibi stratejik araçların kullanımı ve EPI verilerinin düşüklüğü beklenen durumlardır.
Stratejik araçlar, kümülatif baskıları azaltarak ekolojik açığı kapatmayı hedefler.

Key Concept

Ekolojik Ayak İzi ve Biyolojik Kapasite Dengesi (Ekolojik Rezerv vs. Ekolojik Borç)
Estimated Time:2m 0s
Question 73Question

19871987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu tarafından hazırlanan "Ortak Geleceğimiz" (Brundtland Raporu), sürdürülebilir kalkınma kavramını küresel siyasetin merkezine taşımıştır. Bu rapor, 19721972 Stockholm Konferansı'nda belirginleşen çevre koruma ile ekonomik gelişme arasındaki çatışmacı yaklaşımı aşmayı amaçlayan yeni bir paradigma sunmuştur. Buna göre, Brundtland Raporu'nun sürdürülebilir kalkınma anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomik gelişme, sosyal adalet ve çevresel koruma boyutlarını birbirini tamamlayan unsurlar olarak gören ve nesiller arası adaleti temel alan bütünleşik bir yaklaşımdır.

Answer

Sürdürülebilir kalkınma anlayışı; ekonomik gelişme, sosyal adalet ve çevresel koruma boyutlarını birbirini tamamlayan unsurlar olarak gören ve nesiller arası adaleti temel alan bütünleşik bir yaklaşımdır.
Doğru seçenek olan sürdürülebilir kalkınmanın bütünleşik yaklaşımı, Brundtland Raporu'nun en temel özelliğidir. Rapor, çevrenin korunması ile ekonomik ve sosyal gelişmenin birbiriyle çatışan değil, birbirini besleyen hedefler olması gerektiğini savunarak küresel bir sentez oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Brundtland Raporu'nun (19871987) temel tanımı ve odağı analiz edilir.
Rapor, kalkınmayı "günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların haklarından ödün vermeden karşılamak" olarak tanımlar.
Sürdürülebilirliğin temelindeki 'nesiller arası adalet' ilkesini belirlemek için gereklidir.
2
Sürdürülebilir kalkınmanın kurucu bileşenleri incelenir.
Kavramın sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal (sosyal adalet, eşitlik) boyutları olduğu görülür.
Kavramın çok boyutlu yapısını (üç temel sütun) anlamak için gereklidir.
3
Tarihsel gelişim bağlamında 19721972 Stockholm Konferansı ile karşılaştırma yapılır.
Stockholm'deki 'çevre mi kalkınma mı?' ikileminin, Brundtland ile 'çevre ve kalkınma' sentezine dönüştüğü saptanır.
Raporun getirdiği paradigmatik dönüşümü teyit etmek için gereklidir.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Boyutu ve Brundtland Sentezi

Alternative Method

Soruyu çözerken Brundtland Raporu'nun diğer adının 'Ortak Geleceğimiz' olduğunu hatırlamak, kavramın 'bütünleşik' ve 'evrensel' niteliğini doğrudan çağrıştıracaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 74Question

Birleşmiş Milletler tarafından 20022002 yılında düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi (Johannesburg Zirvesi), 19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi'nde belirlenen hedeflere ulaşılmasındaki engelleri kaldırmayı ve uygulama sürecini hızlandırmayı hedeflemiştir. Bu zirvenin kapsamı ve sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Johannesburg Zirvesi'nin temel çıktılarından ve yaklaşımlarından biridir?

Show answer & explanation

Answer: Rio ilkelerinin hayata geçirilmesi için bir "Uygulama Planı"nın kabul edilmesi ve yoksullukla mücadelenin sürdürülebilir kalkınmanın merkezine yerleştirilmesi

Answer

Rio ilkelerinin hayata geçirilmesi için bir "Uygulama Planı"nın kabul edilmesi ve yoksullukla mücadelenin sürdürülebilir kalkınmanın merkezine yerleştirilmesi
Doğru yanıt olan seçenek, Johannesburg Zirvesi'nin temel felsefesini yansıtır. 20022002 yılındaki zirve, Rio'da alınan kararların neden uygulanamadığına odaklanmış ve bu doğrultuda somut bir "Uygulama Planı" (Plan of Implementation) kabul etmiştir. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınmanın çevresel boyutunun yanı sıra sosyal boyutunu vurgulayarak yoksullukla mücadeleyi ana gündem maddesi yapmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki zirve tarihini ve amacını belirle.
20022002 Johannesburg Zirvesi'nin, 19921992 Rio kararlarının uygulanmasını (Rio+10) hedeflediği belirlendi.
Konferansların kronolojik sırası ve temel amaçları doğru eşleştirilmelidir.
2
Seçeneklerdeki çıktıları konferanslarla eşleştir.
Stockholm (19721972), Rio (19921992), Brundtland (19871987) ve Rio+20 (20122012) sonuçları elendi.
Her büyük BM konferansı kendine has bir doküman veya kurumsal yapı doğurmuştur.
3
Johannesburg Zirvesi'nin ayırt edici unsurunu teyit et.
Zirvenin en önemli sonucu "Johannesburg Uygulama Planı" ve yoksulluk gibi sosyal boyutların çevreyle entegrasyonudur.
Johannesburg, Rio'daki teorik çerçevenin pratik eyleme ve ortaklıklara dönüştürülmesini simgeler.

Key Concept

BM Çevre Konferansları Kronolojisi ve Johannesburg 2002

Practice More

BM konferanslarını 1972, 1987, 1992, 2002 ve 2012 yılları üzerinden kurumsal çıktılarla (UNEP, Brundtland, CSD, Uygulama Planı, HLPF) eşleştiren bir özet tablo hazırlayınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 75Question

Küresel çevre yönetişimi ve sürdürülebilir kalkınma rejiminin tarihsel evrimi, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde gerçekleştirilen bir dizi temel konferans ve bu konferansların kurumsal çıktıları üzerinden şekillenmiştir. Bu evrim sürecindeki dönüm noktaları ve belgelerin içerikleriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi isabetsizdir?

Show answer & explanation

Answer: 20122012 Rio+2020 Zirvesi'nde, 19921992'de kurulan Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) kurumsal özerkliği pekiştirilerek bu yapının devamlılığı sağlanmış; ayrıca zirvede 'Yerel Gündem 2121' programı sivil toplum katılımından ziyade hiyerarşik bir denetim modeline dönüştürülmüştür.

Answer

Rio+2020 Zirvesi'nde Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun korunmadığı, aksine yerine Yüksek Düzeyli Siyasi Forum'un kurulduğu ve Yerel Gündem 2121'in hiyerarşik bir model olmadığı yönündeki ifade yanlıştır.
Seçeneklerde sunulan bilgilerden Rio+2020 (20122012) zirvesine ilişkin olanı yanlıştır; çünkü bu zirvede Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yapısı korunmamış, tam tersine bu yapı kaldırılarak yerine Yüksek Düzeyli Siyasi Forum (HLPF) ihdas edilmiştir. Ayrıca Yerel Gündem 2121, merkeziyetçi bir denetim mekanizması değil, demokratik katılımı esas alan bir programdır.

Step-by-Step Solution

1
Konferansların kurumsal çıktılarını analiz et.
20122012 Rio+2020 Zirvesi'nde Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu'nun (CSD) yetersiz kaldığı düşünülerek yerine daha güçlü bir yapı olan Yüksek Düzeyli Siyasi Forum (HLPF) kurulmuştur.
Kurumsal gelişimin doğru kronolojisini belirlemek için.
2
Yerel Gündem 2121'in mahiyetini değerlendir.
Yerel Gündem 2121, 19921992 Rio Zirvesi'nde ortaya çıkan, yerel halkın ve sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımını esas alan, gönüllülük temelinde bir yönetişim aracıdır.
Kavramın 'hiyerarşik denetim' olarak nitelendirilmesinin yanlışlığını saptamak için.
3
Seçeneklerdeki diğer bilgileri doğrula.
Stockholm (19721972), Brundtland (19871987), Rio (19921992) ve Johannesburg (20022002) bilgilerinin doğru olduğu teyit edilir.
Yanlış olan tek seçeneği kesinleştirmek için.

Key Concept

BM Çevre Konferanslarının Kurumsal Evrimi (CSD'den HLPF'ye Geçiş) ve Yerel Gündem 2121 Yönetişimi
Question 76Question

Küresel iklim rejimi; 19921992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS), 19971997 tarihli Kyoto Protokolü ve 20152015 tarihli Paris Anlaşması ile şekillenmiştir. Türkiye'nin bu süreçteki konumu, Ek-I listesinde yer almasına rağmen 'özel şartları' çerçevesinde tarihsel olarak farklılık göstermiştir.

Türkiye'nin bu uluslararası rejimlere katılım süreci ve Paris Anlaşması'nın Kyoto Protokolü'nden temel yapısal farkı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye, Paris Anlaşması'nı 20212021 yılında onaylayarak resmen taraf olmuş; bu anlaşmayla birlikte Kyoto'nun yukarıdan aşağıya (top-down) emisyon sınırlandırma yönteminden, ülkelerin kendi hedeflerini belirlediği aşağıdan yukarıya (bottom-up) Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sistemine geçilmiştir.

Answer

Türkiye'nin Paris Anlaşması'na 20212021 yılında taraf olması ve anlaşmanın 'aşağıdan yukarıya' (bottom-up) esnek Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sistemini benimsemiş olması doğru bilgidir.
Doğru ifade, Türkiye'nin Paris Anlaşması'na 20212021 yılında taraf olduğunu ve anlaşmanın temel özelliğinin merkeziyetçi (top-down) yapıdan uzaklaşarak ülkelerin kendi beyanlarına (NDC) dayalı aşağıdan yukarıya (bottom-up) bir sistem kurması olduğunu belirtmektedir. Bu, 20152015 Paris Anlaşması'nın 19971997 Kyoto Protokolü'nden en belirgin farkıdır.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin Paris Anlaşması'na katılım tarihini doğrula.
Türkiye, Paris Anlaşması'nı 66 Ekim 20212021 tarihinde TBMM'de onaylamış ve 1010 Kasım 20212021 itibarıyla resmen taraf olmuştur.
Soruda geçen zaman çizelgesini doğru analiz etmek için onay ve yürürlüğe giriş tarihlerini bilmek gerekir.
2
Kyoto Protokolü ile Paris Anlaşması'nın mimari farkını analiz et.
Kyoto Protokolü sadece gelişmiş ülkeler (Ek-B) için merkezi, zorunlu emisyon hedefleri (top-down) öngörürken; Paris Anlaşması her ülkenin kendi imkanlarına göre belirlediği Ulusal Katkı Beyanları (bottom-up) üzerine kuruludur.
İklim rejimindeki yapısal dönüşümü kavramak, doğru seçeneği belirlemek için temeldir.
3
Türkiye'nin BMİDÇS listelerindeki güncel durumunu kontrol et.
Türkiye BMİDÇS'nin Ek-I listesinde yer almaya devam etmekte, ancak Marakeş Kararı ile özel şartları tanınmış ve Ek-II listesinden çıkarılmıştır.
Çeldiricilerdeki 'Ek listelerden tamamen çıkarılma' gibi hatalı ifadeleri elemek için bu bilgi gereklidir.

Key Concept

İklim Rejiminde Yapısal Dönüşüm ve Türkiye'nin Statüsü
Estimated Time:2m 0s
Question 77Question

Sürdürülebilir kalkınma stratejilerinin kamu yönetimi süreçlerine entegrasyonu, hem ekolojik durumu tespit eden göstergelerin hem de bu süreci yönlendiren planlama araçlarının doğru analiz edilmesini gerektirir. Bu kapsamda kullanılan araç ve göstergelerin işlevsel özelliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD), karar alma sürecinin en başında politika ve planların kümülatif etkilerini değerlendiren proaktif bir araçken; ÇED, belirli bir yatırım projesinin somut etkilerine odaklanan reaktif bir nitelik taşır.

Answer

Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD), politika ve planlar gibi üst ölçekli süreçlerde kümülatif etkileri analiz eden proaktif bir araçken; ÇED proje odaklı ve daha kısıtlı bir analiz sunan reaktif bir araçtır.
Doğru olan ifade, SÇD'nin (Stratejik Çevresel Değerlendirme) hiyerarşik olarak daha üstte yer alan politika ve planları kapsadığını ve kümülatif etkileri (birden fazla projenin toplam etkisi) henüz yolun başındayken (proaktif) değerlendirdiğini vurgular. ÇED ise daha dar kapsamlı ve projeye özeldir.

Step-by-Step Solution

1
Sürdürülebilirlik araçlarının (SÇD ve ÇED) kapsam ve zamanlama farkını analiz edin.
SÇD'nin politika/plan düzeyinde (üst ölçek), ÇED'in ise proje düzeyinde (alt ölçek) uygulandığı belirlenir.
Bu iki araç kamu yönetimi ve imar planlama hiyerarşisinde farklı kademelerde yer alır.
2
Göstergelerin (Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, EPI) tanımlarını gözden geçirin.
Ayak izinin tüketim/baskı ölçtüğü, EPI'nın ise politika başarısını sıraladığı doğrulanır.
Göstergelerin neyi ölçtüğünü bilmek, yanıltıcı seçenekleri elemek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki kavramsal hataları hata taksonomisi ile eşleştirin.
Ayak izinin artışının olumlu yorumlanması veya SÇD'nin reaktif sanılması gibi hatalar elenir.
KPSS düzeyindeki sorularda kavramların birbirinin yerine kullanılması en yaygın çeldiricidir.

Key Concept

Sürdürülebilirlik Yönetişimi: Göstergeler (Ölçme) ve Araçlar (Uygulama)

Practice More

SÇD yönetmeliği ile ÇED yönetmeliği arasındaki yetki paylaşımını inceleyerek kamu yönetimi boyutunu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 78Question

19921992 Rio Yeryüzü Zirvesi sonrası gelişen Yerel Gündem 2121 (YG21YG21) sürecinin Türkiye’deki en somut kurumsal çıktısı olan Kent Konseyleri, 53935393 sayılı Belediye Kanunu’nun 7676. maddesiyle yasal bir statüye kavuşturulmuştur. Bu düzenleme çerçevesinde, Kent Konseylerinin yerel karar alma mekanizmaları içindeki işleyişi ve konumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirilmesi ve karara bağlanması yasal bir zorunluluktur.

Answer

Kent konseyinde hazırlanan görüşlerin belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirilme ve karara bağlanma zorunluluğu, bu yapıların katılımcı demokrasideki yasal etkisini belirleyen temel unsurdur.
Kent konseylerinin yerel yönetim sistemindeki en güçlü yasal dayanağı, hazırladıkları görüşlerin belediye meclis gündemine zorunlu olarak alınması ve karara bağlanmasıdır. Bu durum, sivil katılımın sadece bir niyet değil, idari bir usul haline gelmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Yerel Gündem 21 sürecinin temel felsefesini hatırla.
Gündem 21'in 28. bölümü 'yerel otorite girişimleri' üzerinedir ve 'aşağıdan yukarıya' katılımcı planlamayı esas alır.
Türkiye'deki Kent Konseyleri bu uluslararası belgenin yerel uygulamasıdır.
2
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 76. maddesini incele.
Kanun, Kent Konseylerine 'kent vizyonu', 'hemşehrilik hukuku' ve 'sürdürülebilir kalkınma' gibi hedefler yüklemiştir.
Yasal dayanağın içeriğini bilmek işleyişi anlamak için kritiktir.
3
Kent Konseyi görüşlerinin meclis ile olan hukuki ilişkisini analiz et.
Görüşler belediye meclisinin ilk toplantısında değerlendirilmeli ve karara bağlanmalıdır.
Bu zorunluluk, Kent Konseyini sadece bir 'konuşma kulübü' olmaktan çıkarıp karar alma sürecine yasal bir eklem yapar.

Key Concept

Katılımcı Yönetişim ve Kurumsallaşma
Question 79Question

1972 Stockholm Konferansı'nda çevre koruma ve ekonomik kalkınma genellikle birbirine zıt kutuplar olarak ele alınmış; "kalkınma mı yoksa çevre mi?" ikilemi ön plana çıkmıştır. 1987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz) ise bu ikilemi aşarak sürdürülebilir kalkınma kavramını sistemleştirmiştir. Buna göre, Brundtland Raporu'nun çevre ve kalkınma ilişkisine getirdiği temel yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çevresel değerlerin korunması ile ekonomik ve sosyal gelişmenin birbirini tamamlayan, bütünleşik süreçler olarak kabul edilmesi

Answer

Çevresel değerlerin korunması ile ekonomik ve sosyal gelişmenin birbirini tamamlayan, bütünleşik süreçler olarak kabul edilmesi
Brundtland Raporu, 1970'lerdeki 'çevre mi kalkınma mı?' çatışmasını sona erdirerek, çevresel değerlerin korunması ile ekonomik/sosyal gelişmenin ancak birlikte var olabileceğini savunan bütünleşik yaklaşımı getirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı analiz et
1972 Stockholm döneminde çevre ve kalkınmanın bir 'çatışma' alanı olarak görüldüğünü tespit et.
Brundtland Raporu'nun getirdiği paradigma değişimini anlamak için önceki dönemin kısıtlarını bilmek gerekir.
2
Brundtland Raporu'nun (1987) temel tezini belirle
Çevrenin korunması ile kalkınmanın birbirini desteklediği 'sürdürülebilir kalkınma' sentezine ulaş.
Rapor, kalkınmayı çevrenin bir düşmanı olarak değil, doğru yönetildiğinde çevreyi koruyacak bir araç olarak tanımlar.
3
Boyutları kontrol et
Sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarının bütünleştiği seçeneği doğrula.
Sürdürülebilir kalkınma kavramı, bu üç sütunun dengeli birlikteliği üzerine kuruludur.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınma Paradigması ve Bütünleşik Yaklaşım

Alternative Method

Stockholm (Çatışma) -> Brundtland (Uyum/Bütünleşme) -> Rio (Eylem Planı) kronolojisini takip ederek paradigmanın yönünü belirleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 80Question

1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (BMİDÇS) uygulama süreçlerinde önemli bir dönüşümü temsil eden 2015 tarihli Paris Anlaşması, 1997 tarihli Kyoto Protokolü'nün aksine tüm tarafların küresel ısınmayı sınırlandırmak amacıyla kendi ulusal şartlarına ve kapasitelerine göre belirledikleri emisyon azaltım hedeflerini sundukları esnek bir sistem öngörmektedir. Bu doğrultuda, Paris Anlaşması kapsamında ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele için aldıkları ulusal önlemleri ve hedefleri içeren temel belgeye verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ulusal Katkı Beyanı (NDC)

Answer

Paris Anlaşması'nın temel uygulama aracı, ülkelerin kendi hedeflerini sunduğu Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sistemidir.
Ulusal Katkı Beyanı (NDC), 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması'nın en temel unsurudur. Kyoto Protokolü'nün aksine, Paris Anlaşması'nda ülkeler kendi emisyon azaltım hedeflerini ulusal koşullarına göre belirleyerek BM Sekreteryasına sunarlar. Türkiye de Paris Anlaşması'na 2021 yılında taraf olduktan sonra Ulusal Katkı Beyanı'nı güncelleyerek sunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası iklim rejimindeki yapısal farkı analiz edin.
Kyoto Protokolü merkeziyetçi (yukarıdan aşağıya) bir sistemken, Paris Anlaşması esnek (aşağıdan yukarıya) bir sistem benimsemiştir.
Bu fark, ülkelerin taahhütlerini sunma biçimini belirler.
2
Paris Anlaşması'nın temel belgesini tanımlayın.
Ülkelerin emisyon azaltımı ve uyum hedeflerini içeren belge 'Ulusal Katkı Beyanı' (Nationally Determined Contribution - NDC) olarak adlandırılır.
Anlaşmanın 4. maddesi uyarınca her taraf ülkenin bu beyanı sunması zorunludur.
3
Diğer seçeneklerdeki mekanizmaları eleyin.
Temiz Kalkınma Mekanizması, Ortak Yürütme ve Emisyon Ticareti, 1997'de kabul edilen Kyoto Protokolü'ne ait araçlardır.
Bu araçlar Paris Anlaşması'nın getirdiği genel beyan sisteminden farklı, proje veya piyasa odaklı spesifik mekanizmalardır.

Key Concept

Paris Anlaşması'nın esnek 'aşağıdan yukarıya' (bottom-up) yaklaşımı ve Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sistemi.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 4 / 6Next
Sürdürülebilir Kalkınma Practice Questions — KPSS Kamu Yönetimi — Page 4 | Examkin