Demokrasi Teorileri
163 questions
19. yüzyılın sonlarında Eduard Bernstein gibi düşünürlerin öncülük ettiği revizyonist sosyal demokrasi anlayışı, evrensel oy hakkının genişlemesiyle birlikte işçi sınıfının parlamento aracılığıyla siyasal iktidarı yasal yollardan ele geçirebileceğini savunmuştur. Bu yaklaşıma göre genel oy hakkı ve parlamenter sistem, devlete tarafsız bir hakem rolü vererek kapitalizmi aşamalı (evrimci) olarak dönüştürmenin en temel aracıdır.
Ortodoks Marksist demokrasi teorisinin, evrensel oy hakkına ve parlamenter kurumlara yüklenen bu iyimser anlama yönelttiği en temel yapısal eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Normatif demokrasi kuramları içerisinde yer alan 'Koruyucu Demokrasi' ve 'Geliştirici Demokrasi' modelleri, liberal demokratik geleneğin iki farklı evresini temsil eder. Jeremy Bentham ve James Mill, siyasal katılımı bireylerin tikel çıkarlarını hükümete karşı korumak için gerekli bir 'araç' (instrumental) olarak görürken; John Stuart Mill, katılımın kapsamını ve amacını daha geniş bir felsefi zemine taşımıştır. Buna göre, J.S. Mill’in demokrasi anlayışını Bentham ve babası James Mill’in koruyucu modelinden ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?
Juan Linz ve Alfred Stepan tarafından geliştirilen demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramına göre, bir demokrasinin "şehrin tek oyunu" (the only game in town) haline gelmesi davranışsal, anayasal ve tutumsal olmak üzere üç temel boyutta incelenmektedir.
Buna göre, bir siyasal sistemde "tutumsal pekişme"nin (attitudinal consolidation) gerçekleştiğinin en temel göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Dahl tarafından kavramsallaştırılan "poliarşi" (çoklar yönetimi) ve bu kavramın temelini oluşturan çoğulcu demokrasi teorisi, siyasal iktidarın toplumdaki dağılımı ile devletin bu süreçteki konumuna dair özgün bir perspektif sunar. Bu teorik çerçeveye göre, demokratik karar alma süreçlerinin işleyişi ve devletin rakip çıkar grupları karşısındaki rolüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Siyaset biliminde elitist teorinin kurucularından biri olan Gaetano Mosca'ya göre, sayıca az olan yönetenlerin (siyasal sınıf), sayıca çok olan yönetilenler karşısındaki en temel üstünlüğü aşağıdakilerden hangisidir?
Normatif demokrasi teorileri, yurttaş-devlet ilişkisini ve siyasal katılımın amacını farklı ontolojik temellere dayandırır. Bir siyaset bilimi tartışmasında iki farklı demokratik ideal şu şekilde formüle edilmiştir:
I. İdeal: "Bireyler fayda maksimizasyonu peşinde koşan rasyonel aktörlerdir. Siyasal katılımın ve seçimlerin temel işlevi, yöneticilerin keyfi uygulamalarını frenleyerek 'sınırlı devlet' (limited government) aygıtını kurmak ve bireyin özel alanını güvence altına almaktır."
II. İdeal: "Siyaset, salt araçsal bir faaliyet değildir. Aktif siyasal katılım ve halk egemenliğinin (popular sovereignty) pratikte uygulanması, yurttaşların kamusal sorumluluk bilincini ve 'ahlaki öz-gelişimini' (moral self-development) sağlayan en önemli pedagojik süreçtir."
Bu metinde ifade edilen I. ve II. demokratik idealler ile bu ideallerin teorik temellerini atan düşünürler, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?
Robert Michels tarafından geliştirilen ve 'Oligarşinin Tunç Yasası' olarak adlandırılan kavramsallaştırma; en demokratik ideallere sahip organizasyonların ve siyasi partilerin bile zamanla kaçınılmaz olarak küçük bir grubun (seçkinlerin) yönetimine girmesini ifade eder. Michels'e göre, demokratik bir yapının kendi içinde bir oligarşiye dönüşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından temelleri atılan radikal demokrasi teorisinde, toplumsal alandaki çatışmanın (antagonizma) tamamen ortadan kaldırılamayacağı savunulur. Bu kurama göre demokratik siyasetin temel amacı, bu çatışmayı yok etmek değil; tarafları birbirini yok etmeye çalışan "düşmanlar" olmaktan çıkarıp, meşru sınırda mücadele eden "rakiplere" dönüştürmektir.
Buna göre, radikal demokrasi kuramında rakipler arasındaki bu demokratik mücadele biçimini ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Demokrasiyi yalnızca periyodik seçimler aracılığıyla liderlerin belirlendiği bir 'kurumsal düzenleme' olarak gören ana akım yaklaşımlara karşı çıkan C. B. Macpherson ve Carole Pateman, seçmen ilgisizliğinin (apatisinin) sistemin doğal bir özelliği değil, mevcut yapısal eşitsizliklerin bir sonucu olduğunu ileri sürer. Bu düşünürlere göre, bireylerin kendi yaşamlarını etkileyen kararlara müdahil olamaması, onlarda bir siyasal yetersizlik ve özgüven eksikliği yaratmaktadır.
Buna göre, katılımcı demokrasi kuramının söz konusu yetersizlik duygusunu aşmak ve demokratik bilinci yerleştirmek için öne sürdüğü temel yapısal çözüm aşağıdakilerden hangisidir?
Demokratik geçiş sürecini başarıyla tamamlamış bir ülkede; özgür seçimlerin yapılmasına ve sivil toplumun aktif olmasına rağmen, merkezi hükümetin vergi toplama kapasitesinin yetersizliği, kamu düzenini sağlamada zorlanması ve yasal düzenlemeleri ülkenin her bölgesinde etkin şekilde uygulayamaması, Juan Linz ve Alfred Stepan'ın kuramına göre pekişmiş (konsolide) bir demokrasi yolundaki hangi temel eksikliğe işaret eder?
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un *Hegemonya ve Sosyalist Strateji* adlı eserinde temellendirilen radikal demokrasi anlayışı; liberalizmin 'rasyonel uzlaşı' (consensus) idealine karşı, siyasal alanın kurucu bir parçası olan 'antagonizma' kavramını öne çıkarır. Bu kurama göre, toplumsal kimlikler önceden belirlenmiş sabit özler değil, 'eşdeğerlik zincirleri' aracılığıyla sürekli yeniden kurulan ve 'eklemlenen' (*articulation*) dinamik yapılar olup; gerçek bir demokratik siyaset, farklılıkların rasyonel bir paydada eritildiği bir oydaşma yerine bu çatışmalı yapının tanınmasını gerektirir.
Buna göre, radikal demokrasinin savunduğu 'agonistik çoğulculuk' modelinde demokratik siyasetin temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Samuel Huntington tarafından geliştirilen ve bir ülkedeki demokratikleşme sürecinin başarıya ulaştığını, rejimin pekişmiş (konsolide) olduğunu kanıtlamak için iktidarın seçimler yoluyla en az iki kez barışçıl bir şekilde el değiştirmesi gerektiğini savunan kriter aşağıdakilerden hangisidir?
Samuel P. Huntington, ’te Portekiz’deki 'Karanfil Devrimi' ile başladığını kabul ettiği 'Üçüncü Dalga' demokratikleşme sürecini belirli dinamiklerin bir araya gelmesiyle açıklar. Huntington'ın bu kuramsal çerçevesine göre, aşağıdakilerden hangisi Üçüncü Dalga'nın ortaya çıkmasında etkili olan temel faktörler arasında gösterilemez?
Samuel Huntington’ın Üçüncü Dalga (-günümüz) teorisinde vurguladığı "kurumsal aktörlerin tutum değişikliği" faktörü, özellikle Katolik Kilisesi’nin ’lı yıllardaki İkinci Vatikan Konsili ile geçirdiği dönüşümü kapsar. Bu dönüşümle Kilise, otoriter rejimlerin meşruiyet kaynağı olmaktan çıkmış; "taban cemaatleri" (base communities) aracılığıyla demokratikleşme taleplerini örgütleyen bir merkez haline gelmiştir. Buna göre Kilise'nin bu yeni rolü, Juan Linz ve Alfred Stepan’ın pekişmiş bir demokrasi için zorunlu gördüğü beş temel alandan (arenas) hangisinin gelişmesine ve özerklik kazanmasına en doğrudan katkıyı sağlamıştır?
Robert Dahl, modern temsili demokrasileri tanımlamak için kullandığı 'poliarşi' kavramını; örgütlenme özerkliği, ifade özgürlüğü ve alternatif bilgi kaynakları gibi bir dizi kurumsal gereklilik üzerine inşa eder. Çoğulcu (pluralist) perspektifin bu temel yaklaşımına göre, siyasal sistemdeki güç dağılımı ve devletin karar alma süreçlerindeki konumuyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?
Marksist siyaset teorisi, liberal demokrasileri üretim araçlarının mülkiyetine dayalı yapısal eşitsizlikleri maskeleyen bir 'biçimsel demokrasi' olarak nitelerken; sosyal demokrasi mevcut siyasal kurumların evrimci bir yöntemle reforme edilebileceğini savunur. Marksist literatürde savunulan 'proletarya diktatörlüğü' ve 'halk demokrasisi' modellerini, sosyal demokrat yaklaşımdan ayıran temel ontolojik fark aşağıdakilerden hangisidir?
Bir yerel yönetim, kentin ana meydanının yeniden düzenlenmesi sürecinde farklı sivil toplum kuruluşları ve esnaf temsilcileriyle bir araya gelmiştir. Toplantıda taraflar, kendi öncelikli çıkarlarından taviz vermeksizin ve mevcut siyasal tercihlerini değiştirmeksizin, karşılıklı ödünler (pazarlık) yoluyla bir uzlaşıya varmışlardır. Alınan karar, katılımcıların çoğunluğu tarafından onaylanmış ve mevcut yasal prosedürlere uygun şekilde yürürlüğe konulmuştur.
Jürgen Habermas'ın "iletişimsel eylem" kuramı temelinde şekillenen müzakereci (deliberatif) demokrasi anlayışı açısından, bu sürecin demokratik meşruiyetine yöneltilecek en temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından kaleme alınan 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' adlı eserde; toplumsal kimliklerin sabit olmadığı, farklı tikel taleplerin bir 'eşdeğerlik zinciri' aracılığıyla eklemlendiği (articulation) ve siyasetin kurucu öğesinin 'antagonizma' (uzlaşmaz karşıtlık) olduğu vurgulanır. Yazarlar, liberal ve müzakereci demokrasi modellerinin rasyonel bir konsensüs ile çatışmayı tamamen aşma çabasını, demokratik siyaseti felce uğratan 'siyaset-sonrası' (post-political) bir yaklaşım olarak eleştirirler.
Bu kuramsal çerçevede; demokratik bir düzenin asıl başarısının çatışmayı yok etmek değil, tarafların birbirini 'yok edilmesi gereken düşmanlar' yerine 'meşru hasımlar' olarak gördüğü bir mücadele alanına dönüştürmek olduğunu savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset bilimi literatüründe demokrasinin doğasına ilişkin yapılan bir tartışmada, bir akademisyen şu eleştiriyi yöneltmektedir:
"Eğer bu teoriyi kabul edersek, vatandaşları sadece belirli dönemlerde siyasal pazara giren edilgen tüketiciler olarak konumlandırmış oluruz. Bu durumda demokrasi, halkın kendi kendini yönetme ideali olmaktan çıkar; yalnızca 'siyasal girişimcilerin' liderlik yetkisini elde etmek için rekabet ettiği biçimsel bir oy pazarlama tekniğine dönüşür."
Bu eleştiri; Mosca'nın "siyasal sınıf", Pareto'nun "seçkinlerin dolaşımı" ve Michels'in "oligarşinin tunç yasası" şeklindeki klasik azınlık yönetimi tezlerini modern temsili kurumlara uyarlayan bir demokrasi teorisine yöneltilmiştir.
Buna göre, parçada eleştirilen teorinin (elitist demokrasi yaklaşımının) temel varsayımlarını yansıtan ifade aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyasal sistemde, temel anayasal kurumlar işlerliğini korumakta, siyasal aktörler iktidar mücadelesini sandık meşruiyeti çerçevesinde yürütmekte ve rejimi devirmeye yönelik aktif bir şiddet hareketi bulunmamaktadır. Ancak yapılan derinlemesine mülakatlar ve anketler, olası bir sistemik kriz veya ekonomik çöküş anında hem yönetici elitlerin hem de geniş halk kitlelerinin "istikrar adına" demokrasi dışı otoriter alternatifleri hâlâ makul birer seçenek olarak gördüğünü kanıtlamaktadır.
Juan Linz ve Alfred Stepan'ın demokratik pekişme (konsolidasyon) kuramı uyarınca, bu durumdaki bir ülkede demokrasinin tam anlamıyla pekişmesi için aşılması gereken temel eksiklik aşağıdakilerden hangisidir?