Toplumsal Kurumlar
122 questions
Modern tıp kurumunun toplumsal işlevini eleştirel bir yaklaşımla ele alan Ivan Illich, tıbbın paradoksal bir biçimde sağlığa zarar veren bir yapıya büründüğünü ileri sürer. Illich'e göre, tıbbi müdahalelerin doğrudan neden olduğu yan etkiler, yanlış teşhisler veya bireylerin doğal yaşam döngüleri (doğum, yaşlılık, ölüm) üzerindeki kontrolünü yitirerek tıp kurumuna bağımlı hale gelmesi, sağlığın sosyal ve kültürel olarak tahrip edilmesidir.
Ivan Illich'in tıbbın bizzat kendisinin yol açtığı bu "sağlığa zarar verme" durumunu tanımlamak için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Toplumsal kurumlar; belirli bir toplumsal ihtiyacı karşılayan, nesiller boyu devam eden normatif bir düzeni ve örgütlenmiş ilişkiler bütününü ifade eder. Bu yapılar, toplumun iskeleti gibi işlev görerek bireysel davranışlara rehberlik eden nesnel bir gerçeklik kazanırlar. Toplumsal kurumların temel nitelikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Max Weber, "Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu" adlı çalışmasında dinin sadece toplumsal yapının bir yansıması olmadığını, aksine ekonomik eylemleri ve toplumsal değişimi tetikleyen bağımsız bir değişken olabileceğini savunmuştur. Weber'e göre, özellikle Kalvinizm gibi Protestan mezheplerinde görülen; kişinin mesleğini Tanrı tarafından verilen bir görev (calling) olarak görmesi ve dünyadaki başarısını "seçilmişlik" belirtisi olarak yorumlaması modern kapitalizmin rasyonel birikim mantığına zemin hazırlamıştır.
Weber'in bu analizinde, inananların dünyevi zevklerden ve lüksten kaçınarak disiplinli bir çalışma ve tasarruf bilinci geliştirmesini ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Modern toplumlarda eğitim sisteminin kitleselleşmesiyle birlikte diplomaya erişim her kesim için kolaylaşmış olsa da, üst sosyal sınıfların çocuklarına sağladığı ek eğitimsel avantajlar ve prestijli okul ağları, sınıfsal hiyerarşinin korunmasına hizmet edebilmektedir. Bu durum, eğitimin 'herkese açık bir başarı yolu' olma iddiasına rağmen toplumsal kökenin etkisinin devam ettiğini göstermektedir. Bu gözlem, eğitim kurumunun aşağıdaki işlevlerinden hangisinin işleyişindeki sınırlılıklara dikkat çekmektedir?
Modern toplumlarda eğitim sistemi, bireyleri belirli bir eleme ve seçme sürecinden geçirerek iş bölümündeki farklı statülere yerleştirme işlevini üstlenmiştir. Bu süreçte eğitimin üstlendiği "toplumsal seçme ve yerleştirme" rolüne ilişkin sosyolojik perspektiflerin argümanları farklılık göstermektedir.
Buna göre, yapısal-işlevselci yaklaşım ile çatışmacı yaklaşımın eğitimdeki bu işleme dair temel bakış açısı farkı aşağıdakilerden hangisidir?
Sağlık sosyolojisinde 'tıbbileştirme' (medicalization), daha önce tıbbi olmayan (ahlaki, hukuki veya sosyal) olarak görülen bazı durumların tıbbi terimlerle tanımlanması ve tıbbi müdahale alanı içine alınması sürecidir. Bu süreç, tıp kurumunun toplumsal kontrol işlevini genişleten önemli bir mekanizma olarak kabul edilir. Buna göre, tıbbileştirme olgusunun toplumsal sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Modern din sosyolojisi çalışmalarında öne çıkan bir yaklaşıma göre; dinsel bağlılığın azalması (sekülerleşme) kaçınılmaz bir süreç değil, dinsel arzın kalitesi ve çeşitliliğiyle ilgili bir durumdur. Bu yaklaşıma göre dinsel organizasyonlar birer 'firma', dinsel öğretiler 'ürün' ve inananlar ise maliyet-fayda analizi yaparak kendilerine en uygun 'teselliyi' seçen rasyonel birer 'tüketici'dir.
Dini, dinsel piyasadaki rekabet ve rasyonel aktörlerin tercihleri üzerinden açıklayan bu sosyolojik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Geleneksel tarım toplumlarında akrabalık bağları; mülkiyetin aile içinde kalması, mirasın parçalanmaması ve sosyal güvenliğin sağlanması gibi işlevlerle şekillenir. Bu toplumlarda görülen; bir erkeğin vefat eden erkek kardeşinin dul kalan eşiyle evlenerek hem yengesini hem de yeğenlerini koruma altına almasını öngören evlilik geleneği aşağıdakilerden hangisidir?
Max Weber, siyaset sosyolojisinde toplumsal eylemi analiz ederken güç () ve otorite/egemenlik () kavramları arasında önemli bir ayrım yapar. Weber'e göre güç, bir kişinin başkalarının direnişine rağmen kendi iradesini dayatabilme kapasitesiyken; otorite, emirlere itaat edilmesini sağlayan bir haklılık inancına dayanır. Modern devleti tanımlarken de bu ayrımı temel alan Weber, devleti "belirli bir toprak parçası üzerinde fiziksel şiddetin meşru kullanım tekelini başarıyla elinde bulunduran topluluk" olarak ifade eder.
Buna göre, Weber’in devlet tanımında yer alan fiziksel gücü "meşru otoriteye" dönüştüren temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
H. Richard Niebuhr tarafından geliştirilen yaklaşıma göre; başlangıçta ana akım topluma ve yerleşik dini kurumlara muhalif bir 'sekt' (tarikat) olarak ortaya çıkan dinsel grupların, zamanla üyelerinin ekonomik refahının artması ve yeni kuşakların katılımıyla radikalizmini yitirerek toplumla uzlaşması ve bürokratik bir yapı kazanması süreci aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset sosyolojisinde Max Weber’e göre karizmatik otorite; liderin şahsi niteliklerine dayanan, istikrarsız ve devrimci bir yapı sergiler. Ancak bu otorite tipinin süreklilik kazanabilmesi için liderin ortadan kaybolması durumunda kişisel bağlılığın yerini kurumsal kurallara veya geleneklere bırakması gerekir. Weber'in kuramında karizmatik otoritenin istikrarlı ve kalıcı bir yapıya (geleneksel veya yasal-rasyonel otoriteye) dönüşmesi süreci aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
Sosyolojik literatürde dinsel organizasyonlar; kurumsallaşma dereceleri, üyelik biçimleri ve içinde bulundukları toplumla kurdukları ilişkinin niteliğine göre tipolojik bir sınıflandırmaya tabi tutulurlar. Bu sınıflandırmada yer alan 'sekt' (tarikat) ve 'kült' yapıları; her ikisinin de yerleşik toplumsal düzene yönelik muhalif tutumları ve dinsel ana akımla aralarındaki yüksek gerilim nedeniyle birbirine benzemektedir. Buna göre, 'sekt' (tarikat) yapısını 'kült'ten ayıran temel nitelik aşağıdakilerden hangisidir?
Bir grup araştırmacı, 16. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan belirli bir dini hareketin toplumsal etkilerini incelemektedir.
Araştırmacılardan birincisi şu değerlendirmeyi yapar: "Bu dini hareket, topraksız köylülerin yaşadığı ağır ekonomik sömürünün yarattığı acıyı hafifleten ideolojik bir sığınak işlevi görmüştür. Onlara ölümden sonraki yaşamda mutlak eşitlik ve kurtuluş vadederek, mevcut eşitsiz düzene karşı ayaklanmalarını engellemiş ve feodal sistemin devamlılığını sağlamıştır."
İkinci araştırmacı ise şu argümanı öne sürer: "Hareketin benimsediği yeni teolojik doktrinler, inananlarda dünyevi başarıyı ilahi seçilmişliğin bir işareti olarak gören yeni bir psikolojik motivasyon yaratmıştır. Bu durum, inananların gündelik çalışma pratiklerini metodik olarak rasyonelleştirmelerine yol açmış ve sonuçta bölgedeki geleneksel ekonomik sistemin yapısal olarak kapitalist yönde dönüşmesine önayak olmuştur."
Buna göre, birinci ve ikinci araştırmacının analizleri, sırasıyla aşağıdaki klasik din sosyolojisi kuramcılarından hangilerinin temel yaklaşımlarıyla doğrudan örtüşmektedir?
Post-endüstriyel toplumlarda hızla yaygınlaşan dijital platform ekonomisi, "kendi işinin patronu olma" söylemi altında yeni bir esnek çalışma rejimi yaratmıştır. Platformlar üzerinden çalışan bireyler (örneğin kargo kuryeleri veya serbest yazılımcılar), yasal olarak bağımsız girişimci sayılsalar da işin algoritması tarafından katı bir şekilde denetlenmekte, sosyal güvence ağlarının dışında kalarak enformel ekonominin risklerini üstlenmekte ve devasa bir iş bölümü ağı içinde yalıtılmış olarak faaliyet göstermektedir.
Bu modern çalışma pratiklerinin klasik ve temel sosyolojik kuramlar üzerinden değerlendirilmesine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Siyaset sosyolojisinde Max Weber, gücü () 'toplumsal bir ilişki içinde dirence rağmen kendi iradesini dayatma yeteneği', otoriteyi () ise 'belirli bir buyruğa itaat etme inancı' olarak tanımlar. Weber'e göre modern devlet, belirli bir sınır içinde 'meşru fiziksel şiddet kullanma tekelini' başarıyla elinde bulunduran rasyonel-hukuki bir aygıttır.
Ancak bu Weberci analiz, devleti sınıflar üstü ve yansız bir kurum olarak ele aldığı gerekçesiyle farklı bir sosyolojik gelenek tarafından eleştirilir. Bu eleştirel geleneğe göre; devlet, ekonomik gücü elinde tutan sınıfın tahakküm aracıdır. Dahası, modern kapitalist toplumlarda bu tahakküm yalnızca polis ve ordu gibi baskı aygıtlarıyla değil; sendikalar, medya, okullar gibi sivil toplum kurumları aracılığıyla kitlelerin rızası üretilerek (hegemonya) sağlanır. Dolayısıyla sivil toplum, devletten bağımsız bir özgürlük alanı değil, sınıf egemenliğinin yeniden üretildiği 'genişletilmiş devletin' ayrılmaz bir parçasıdır.
Buna göre, parçada Weber'in devlet ve otorite anlayışına yöneltilen eleştirinin merkezinde yer alan teorik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Bir ülkede kayıt dışı ekonomiyi daraltmak ve hizmet sektörünü standartlaştırmak amacıyla yeni bir istihdam politikası hayata geçirilmiştir. Bu politika ile esnek çalışanların mesai saatleri kesin kurallara bağlanmış, gelirleri öngörülebilir hâle gelerek temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamama durumu büyük ölçüde azalmıştır. Ancak bir süre sonra yapılan sosyolojik araştırmalar; çalışanların işlerine karşı derin bir anlamsızlık hissettiğini, katı kuralların yarattığı boğucu atmosferin işçileri makinenin basit bir dişlisi hâline getirdiğini ve kayıt dışı dönemdeki kendiliğinden gelişen yardımlaşma ağlarının çökmesiyle kuralsızlık eğilimlerinin arttığını ortaya koymuştur.
Klasik sosyoloji kuramlarının ekonomik kurumlara ve çalışma hayatına bakış açıları dikkate alındığında, bu tablonun sosyolojik analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Sağlık ve hastalık olguları salt biyolojik süreçler olmanın ötesinde, içinde bulunulan toplumsal yapının güç ilişkilerini doğrudan yansıtır. Eleştirel sağlık sosyologlarına göre, günümüzde egemen olan biyotıbbi (biyomedikal) model, hastalıkların temelinde yatan elverişsiz çalışma koşulları, barınma yetersizliği ve gelir adaletsizliği gibi yapısal faktörleri büyük ölçüde görünmez kılmaktadır. Sağlık sorunlarının kaynağı olarak yalnızca virüsler, genetik yatkınlık veya bireyin "hatalı" yaşam tarzı (yanlış beslenme, hareketsizlik vb.) gösterildiğinde, aslında toplumsal eşitsizliklerin bedendeki tahribatı bireyin kendi kişisel sorumluluğuna indirgenmiş olur. Bu durum, mevcut ekonomik sistemin sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerini perdeleyerek sistemin genel meşruiyetini korumasına yardımcı olur.
Buna göre parçada dile getirilen eleştiri, sağlık ve tıp kurumunun analizinde aşağıdaki yaklaşımlardan hangisinin temel argümanıyla doğrudan örtüşmektedir?
Türkiye'nin kırsal bir yöresinde yapılan sosyolojik alan araştırmasında, tarımsal arazilerin miras yoluyla parçalanmasını önlemek amacıyla özgün bir hanehalkı yapısının sürdürüldüğü tespit edilmiştir. Bu yapıda, yaşlı anne-baba ile birlikte çocuklardan yalnızca birinin (çoğunlukla ilk doğan erkek çocuğun) evlenerek kendi eşi ve çocuklarıyla aynı hanede yaşamaya devam ettiği, diğer çocukların ise evlendiklerinde kendi ayrı hanelerini kurdukları veya çalışmak için büyükşehirlere göç ettikleri görülmüştür. Hane reisliği ve mülkiyetin yönetimi, zamanla yaşlı babadan hanede kalan varis çocuğa devredilmektedir.
Sosyoloji literatüründe ve özellikle Frederic Le Play'in aile tipolojisinde yer alan, temel işlevi aile mülkünün bütünlüğünü korumak olan ve yukarıda özellikleri verilen bu aile türü aşağıdakilerden hangisidir?
Bir sosyolog, din kurumunun toplumdaki rolünü açıklarken şu ifadeleri kullanmıştır:
'Din, tarihsel süreçte hiçbir zaman sadece bireysel ve uhrevi bir inanç alanı olarak kalmamıştır. O, dünyayı "kutsal" ve "din dışı (profan)" olarak iki kesin kategoriye ayırarak, belirli inançlar ve pratikler etrafında birleşen tek bir ahlaki topluluk yaratır. Bu bağlamda dinî ritüeller salt teolojik eylemler olmaktan ziyade, bireylerin bir araya gelerek grup aidiyetlerini canlandırdıkları, ortak değerlerin kolektif bir coşkuyla yeniden üretildiği anlardır. Dolayısıyla dinin toplumsal karşılığı; egemen sınıfların alt sınıfları manipüle etmek için kullandığı bir araç olmasında değil, toplumun kendi kendini kutsayarak varlığını sürdürmesini ve çözülmekten kurtulmasını sağlamasındadır.'
Buna göre, sosyoloğun din kurumuna ilişkin getirdiği bu açıklama modeli, aşağıdaki teorik yaklaşımlardan hangisini temel almaktadır?
Günümüzde yapay zeka, otomasyon ve algoritmik yönetim sistemlerinin üretim süreçlerine entegrasyonu, çalışma hayatında ve ekonomik kurumlarda köklü dönüşümler yaratmaktadır. Modern çalışma hayatındaki bu dönüşümleri sosyolojik kuramların temel kavramlarıyla analiz eden bir araştırmacının aşağıdaki değerlendirmelerinden hangisi yanlıştır?