Uluslararası Adalet Divanı (UAD) önünde görülen karmaşık bir sınır ve yetki uyuşmazlığında davacı devlet; ihtilaf konusu meseleyi düzenleyen herhangi bir uluslararası antlaşma, yerleşik bir devlet uygulaması (teâmül) veya hukukun genel ilkesi bulunmadığını belirtmiştir. Davacı devlet, iddialarını yalnızca dünyanın en yetkin uluslararası hukuk akademisyenlerinden oluşan bağımsız bir enstitünün oybirliğiyle yayımladığı ve ilgili konuda kural önerileri içeren kapsamlı akademik rapora dayandırmış; mahkemeden salt bu "öğreti" (doktrin) etrafında oluşan mutabakata dayanarak kendi lehine bağlayıcı hüküm kurmasını talep etmiştir.
UAD Statüsü'nün 38. maddesinde düzenlenen "uluslararası hukukun kaynakları" ve kaynaklar arası sistematik ilişki dikkate alındığında, davacı devletin bu talebi ve "öğretinin" hukuki mahiyeti hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en isabetlidir?
- Öğreti, uluslararası hukukta kendi başına yeni bir hukuk kuralı ihdas etme yetkisine sahip olmayıp, yalnızca asli kaynakların varlığını ve kapsamını tespit etmekte kullanılan yardımcı bir araç niteliğinde olduğundan, salt öğretiye dayalı bir kural ihdası ve hüküm tesisi talebi hukuki dayanaktan yoksundur.Answer
- BUAD Statüsü uyarınca öğreti ve yargı kararları, asli kaynakların yetersiz kaldığı hukuki boşluk hallerinde hiyerarşik olarak devreye giren ve uyuşmazlığı esastan çözen bağlayıcı ve tamamlayıcı asli hukuk kaynaklarıdır.
- CDavacı devletin talebi, antlaşma ve teâmülün yokluğunda mahkemenin "hakkaniyet ve nisfet" (ex aequo et bono) yetkisini kullanarak öğretiyi doğrudan hukukun genel ilkesi gibi uygulamasına olanak tanıdığından, Divan bu mutabakata dayanarak esasa ilişkin karar vermelidir.
- DDünyanın en yetkin hukukçularının oybirliğiyle saptadığı kurallar, uluslararası toplumun ortak vicdanını yansıttığı için doğrudan "jus cogens" (emredici kural) statüsü kazanır ve Divan'ın bu öğretiyi asli kaynaklardan bağımsız olarak uygulaması amir bir hükümdür.
- EUAD'nin yargı yetkisi kural olarak ihtiyari olduğundan, davacı devletin doğrudan öğretiye dayanarak başvuruda bulunması mahkemeye zımni bir yetki tanır ve akademik raporu ihtilafa özgü geçici bir asli kaynağa dönüştürerek davanın görülmesini zorunlu kılar.