Uluslararası Hukukun Kişileri

309 questions

Question 121Question

Uluslararası hukukun asli süjesi olan devletin kurucu unsurları, 19331933 tarihli Montevideo Devletlerin Hak ve Ödevleri Sözleşmesi'nin birinci maddesinde sayılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir siyasi topluluğun devlet sıfatıyla uluslararası hukuk kişiliğine sahip olabilmesi için Montevideo Sözleşmesi uyarınca gereken temel unsurlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Diğer devletler tarafından resmen tanınmış olunması

Answer

Diğer devletler tarafından resmen tanınmış olunması seçeneği, Montevideo Sözleşmesi'nde sayılan devletin kurucu unsurları arasında yer almaz.
Montevideo Sözleşmesi'nin 11. maddesinde devletin varlığı için dört unsur sayılmıştır: nüfus, ülke, hükümet ve dış ilişki kurma kapasitesi. Sözleşmenin 33. maddesinde de belirtildiği üzere, devletin siyasi varlığı diğer devletlerin tanımasından bağımsızdır. Bu nedenle 'tanınma', devletin bir kurucu unsuru değil, mevcut bir durumu saptayan beyan edici bir işlemdir.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi'nin ilgili maddesini tespit etme
19331933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'nin 11. maddesi, devletin uluslararası bir kişi olarak kabul edilmesi için gerekli kriterleri belirler.
Sorunun yasal dayanağını belirlemek için gereklidir.
2
Sözleşmede sayılan dört unsuru listeleme
Sözleşme; sürekli nüfus, belirlenmiş ülke, hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesini şart koşar.
Hangi unsurların zorunlu olduğunu netleştirmek için gereklidir.
3
Tanınma kavramının hukuki niteliğini analiz etme
Tanınma, devletin varlığını 'tastik eden' (beyan edici/açıklayıcı) bir işlemdir; devletin hukuki varlığı tanınmadan önce de mevcuttur.
Tanınmanın neden bir kurucu unsur olmadığını açıklamak için gereklidir.

Key Concept

Montevideo Sözleşmesi Devlet Unsurları

Practice More

Devletlerin tanınmasında kurucu teori ile açıklayıcı teori arasındaki farkları inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 122Question

Bir devletin, yeni kurulmuş bir siyasi toplulukla karşılıklı büyükelçi ataması veya sadece devletler arasında yapılabilecek nitelikte olan ikili bir ticaret antlaşması imzalaması, o topluluğun devlet olarak kabul edildiğine dair örtülü bir irade beyanı niteliğindedir. Uluslararası hukukta bu şekilde, resmi bir bildirim yapılmaksızın gerçekleştirilen tanıma türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zımni tanıma

Answer

Zımni tanıma (örtülü tanıma)
Zımni tanıma, bir devletin yeni bir devleti tanıdığını açıkça beyan etmemesine rağmen, o devletle diplomatik ilişki kurması, büyükelçi göndermesi veya ikili bir siyasi/ticari antlaşma imzalaması gibi sadece devletler arasında yapılabilecek işlemleri gerçekleştirmesiyle oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Tanıma yöntemlerini (açık ve kapalı/zımni) karşılaştır.
Tanıma, ya açık bir beyanla (sarih) ya da sadece devletler arasında mümkün olan işlemlerle (zımni) gerçekleşir.
Tanıyan devletin iradesinin nasıl ortaya çıktığını belirlemek gerekir.
2
Soruda verilen 'büyükelçi atama' ve 'ikili antlaşma' eylemlerini analiz et.
Bu eylemler, devletlerin birbirini hukuki süje olarak kabul ettiğini gösteren örtülü eylemlerdir.
Diplomatik ilişki kurmak, o siyasi oluşumun devlet sıfatını zımnen kabul etmek demektir.
3
Kavramsal eşleştirmeyi yap.
Bu örtülü irade beyanı 'zımni tanıma' kavramına karşılık gelir.
Uluslararası hukuk terminolojisinde açık beyan dışındaki tanımalar bu şekilde adlandırılır.

Key Concept

Zımni (Örtülü) Tanıma

Hints

1
Bu tanıma türünde devlet, 'Seni tanıyorum' demez; ancak öyleymiş gibi davranır.
2
Diplomatik ilişkilerin kurulması, uluslararası hukukta devletler arasındaki en güçlü 'örtülü' kabul biçimidir.

Practice More

Çok taraflı bir antlaşmaya (örneğin BM Antlaşması) taraf olmanın, o antlaşmaya taraf olan ve tanınmayan diğer devletler açısından zımni tanıma teşkil edip etmediğini inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 123Question

Uluslararası hukukta, bir devlette darbe veya ihtilal gibi anayasa dışı yollarla gerçekleşen iktidar değişimleri sonucunda, yeni hükümeti resmen tanımanın o devletin iç işlerine müdahale teşkil edeceğini savunan ve bu nedenle açık bir tanıma beyanı yerine diplomatik ilişkilerin sürdürülmesini (zımni tanımayı) esas alan doktrin aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Estrada Doktrini

Answer

Hükümetlerin tanınmasını iç işlerine müdahale olarak görüp diplomatik ilişkilerin devamını esas alan yaklaşım Estrada Doktrini'dir.
Estrada Doktrini, yeni bir hükümetin tanınması yönünde resmi bir beyanda bulunmanın o devletin egemenliğine ve iç işlerine müdahale olduğunu savunur. Bu nedenle, devletlerin yeni bir hükümet kurulduğunda diplomatik temsilcilerini geri çekmemeleri ve ilişkileri sürdürmeleri yoluyla o hükümeti zımnen tanımış sayılacaklarını öngörür.

Step-by-Step Solution

1
Hükümetlerin tanınması konusundaki doktrinlerin temel argümanlarını analiz etmek.
Doktrinlerin 'meşruiyet arayanlar' (Tobar, Wilson) ve 'fiili durumu kabullenenler/müdahale karşıtları' (Estrada, Jefferson) olarak ikiye ayrıldığı görülür.
Soruda istenen 'müdahale yasağı' kriterini hangi doktrinin karşıladığını bulmak için bu ayrım gereklidir.
2
Estrada Doktrini'nin spesifik özelliklerini değerlendirmek.
Meksika Dışişleri Bakanı Estrada tarafından geliştirilen bu yaklaşımın, tanıma işlemini 'devlet egemenliğine bir saldırı' olarak nitelendirdiği saptanır.
Sorudaki 'iç işlerine müdahale' vurgusu doğrudan bu doktrinin çıkış noktasıdır.

Key Concept

Estrada Doktrini ve Hükümetlerin Tanınmasında Zımni Tanıma

Hints

1
Bu doktrin, tanıma işleminin 'rencide edici' bir müdahale olduğunu savunur.

Practice More

Tobar Doktrini ile Estrada Doktrini arasındaki 'meşruiyet' vs. 'müdahale yasağı' ayrımını içeren karşılaştırmalı sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 124Question

Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti (state succession) kavramı ile hükümet değişiklikleri arasındaki temel farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin halefiyetinde uluslararası hukuk kişiliğinde bir değişim yaşanırken, hükümet değişikliklerinde devletin uluslararası kişiliği ve yükümlülükleri kural olarak aynen devam eder.

Answer

Devletlerin halefiyetinde uluslararası hukuk kişiliğinde bir değişim yaşanırken, hükümet değişikliklerinde devletin uluslararası kişiliği ve yükümlülükleri kural olarak aynen devam eder.
Uluslararası hukukta 'devletin sürekliliği' ilkesine göre, bir devletin hükümet sistemi, anayasası veya yöneticileri değişse bile o devletin uluslararası hukuk kişiliği ve daha önce üstlendiği yükümlülükler sona ermez. Ancak devletlerin halefiyetinde (örneğin birleşme, ayrılma veya sömürgeden kurtulma), ülke üzerindeki egemenlik el değiştirdiği için yeni bir uluslararası hukuk süjesinin hak ve yükümlülükleri devralıp devralmayacağı sorunu ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Devlet ve hükümet ayrımını yapın.
Devlet uluslararası hukukun asıl süjesidir, hükümet ise bu süjeyi temsil eden organdır.
Hukuki kimliğin kime ait olduğunu belirlemek için bu ayrım şarttır.
2
Devletin sürekliliği ilkesini uygulayın.
Yönetim biçimi veya kişiler değişse de devletin imzaladığı antlaşmalar ve borçlar devleti bağlamaya devam eder.
Uluslararası ilişkilerde istikrarın sağlanması için hükümet değişiklikleri halefiyet yaratmaz.
3
Halefiyetin tanımını kontrol edin.
Halefiyet, bir ülkenin egemenliğinin bir devletten diğerine geçmesiyle yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasıdır.
Halefiyette eski devletin kişiliği sona erebilir veya parçalanabilir, bu da yükümlülüklerin geçişini tartışmalı hale getirir.

Key Concept

Devletin Sürekliliği (Continuity of State) vs. Devletlerin Halefiyeti (Succession of States)

Practice More

Devletlerin halefiyetinde mülki (yerelleşmiş) antlaşmaların neden istisna tutulduğunu araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 125Question

Uluslararası hukuk doktrininde devletlerin tanınmasının hukuki mahiyetine ilişkin 'açıklayıcı (beyan edici) teori' ve 'de jure' (hukuki) tanıma işleminin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, tanımanın 'makable şamil olma' (geriye yürüme) etkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: De jure tanıma, yeni devletin varlığını önceden mevcut olan bir olgu (vakıa) olarak tespit eder ve tanıyan devletin mahkemelerinde, tanınan devletin bağımsızlık ilanından itibaren gerçekleştirdiği yasama ve idari işlemlerin geçerli sayılmasına imkan tanır.

Answer

Doğru yanıt, açıklayıcı (beyan edici) teori uyarınca devletin varlığını bir olgu olarak kabul eden ve de jure tanımanın, devletin bağımsızlık ilanından itibaren yaptığı kamusal işlemleri tanıyan devlet mahkemelerinde geçerli kıldığını belirten seçenektir.
Doğru olan değerlendirme, açıklayıcı (beyan edici) teorinin mantıksal uzantısını yansıtır. Bu teoriye göre devlet, tanınmadan önce de hukuken mevcuttur. Bu nedenle, bir devlet başka bir devleti 'de jure' (tam ve kesin) olarak tanıdığında, bu işlem geriye dönük (makable şamil) bir etki yaratır. Böylece tanıyan devletin mahkemeleri, tanınan devletin henüz tanınmadığı fakat fiilen bağımsız olduğu dönemdeki yasama ve idari işlemlerini (örneğin evlilik kayıtları, tapu işlemleri, kanunlar) geçerli kabul eder.

Step-by-Step Solution

1
Açıklayıcı (Beyan Edici) Teorinin analiz edilmesi
Açıklayıcı teoriye göre, bir devletin uluslararası hukuk kişiliği tanılamadan bağımsız olarak, devletin kurucu unsurlarını (ülke, halk, egemenlik) bir araya getirdiği anda oluşur.
Teorik çerçevenin belirlenmesi için gereklidir.
2
De Jure Tanıma ve 'Makable Şamil Olma' (Retroactivity) ilkesinin uygulanması
De jure tanıma tam ve kesin bir tanıma türüdür. Bu işlem gerçekleştiğinde, tanıyan devletin mahkemeleri, tanınan devletin bağımsızlığını ilan ettiği tarihten tanıma anına kadar geçen süredeki işlemlerini de geçerli kabul eder.
İç hukuk ve uluslararası hukuk etkileşimini anlamak için kritik adımdır.
3
Teori ve uygulamanın sentezlenmesi
Açıklayıcı teori, devletin tanınmadan önce de var olduğunu savunduğu için, mahkemelerin bu devletin geçmiş işlemlerini 'hukuka uygun' kabul etmesi bu teoriyle tam bir uyum içerisindedir.
Soruda istenen 'en isabetli' değerlendirmeye ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori ve Tanımanın Geriye Yürüme (Retroactivity) Etkisi

Practice More

De jure ve de facto tanıma arasındaki farkların yargı bağışıklığı üzerindeki etkilerini inceleyen davaları (örneğin Luther v. Sagor davası) araştırabilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 126Question

Uluslararası hukukta devletlerin "asli ve tam" süje olma niteliğine karşın, uluslararası örgütler devletlerin iradesiyle yaratılan "türev ve sınırlı" süjelerdir. Uluslararası örgütlerin bu sınırlı hukuk kişiliği, örgütün sadece kurucu antlaşmasında kendisine verilen amaç ve fonksiyonları yerine getirmek amacıyla hareket edebileceğini öngören "Uzmanlık İlkesi" (Principle of Specialty) ile somutlaşmaktadır.

Buna göre; uzmanlık ilkesi ve uluslararası örgütlerin işlevsel hukuk kişiliği dikkate alındığında, bir örgütün kurucu antlaşmasında açıkça belirtilmeyen bir yetkiyi "zımni yetkiler" (implied powers) doktrini çerçevesinde kullanabilmesinin temel hukuki şartı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Söz konusu yetkinin, kurucu antlaşmada öngörülen amaç ve fonksiyonların etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için vazgeçilmez bir gereklilik teşkil etmesi

Answer

Uluslararası örgütlerin kurucu antlaşmalarında açıkça yer almayan ancak görevlerini yerine getirebilmeleri için zorunlu olan yetkileri kullanabilmeleri, bu yetkinin örgütün fonksiyonları için vazgeçilmez bir gereklilik olmasına bağlıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, zımni yetkiler doktrininin özünü ifade etmektedir. Uluslararası Adalet Divanı'na göre, uluslararası örgütler sadece kurucu antlaşmalarında açıkça verilen yetkilere değil, aynı zamanda bu görevleri etkin bir şekilde yerine getirebilmek için 'vazgeçilmez' (essential necessity) olan yetkilere de sahip kabul edilir. Bu durum, örgütlerin hukuk kişiliğinin devletler gibi statik değil, işlevsel ve dinamik olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgütlerin süjeliğinin niteliğini belirle.
Örgütler, devletler tarafından kuruldukları için 'türev' ve belirli fonksiyonlarla sınırlı oldukları için 'sınırlı' süjelerdir.
Bu temel ayrım, örgütlerin yetki alanının devletler kadar geniş olmadığını anlamak için gereklidir.
2
Uzmanlık İlkesini (Principle of Specialty) analiz et.
Örgütlerin yetkileri, kurucu antlaşmalarında belirlenen amaç ve görevlerle sınırlandırılmıştır.
Örgütün yetkisiz işlem yapıp yapmadığını denetlemek için bu ilke esastır.
3
Zımni Yetkiler Doktrini (Implied Powers) ile işlevsel gereklilik arasındaki bağı kur.
Kurucu antlaşmanın amaçlarına ulaşmak için açıkça yazılmayan ancak 'zorunlu' olan yetkiler, örgütün hukuk kişiliğinin bir parçası kabul edilir.
Örgütün dinamik ihtiyaçlara cevap verebilmesi ve fonksiyonlarını ifa edebilmesi için bu doktrin geliştirilmiştir.

Key Concept

Uzmanlık İlkesi ve Zımni Yetkiler Doktrini

Hints

1
Uluslararası örgütlerin yetkileri devletlerinki gibi sınırsız değildir; her zaman bir amaçla (fonksiyonla) ilişkilidir.
2
Bir yetkinin antlaşmada yazılı olmaması, o yetkinin hiç olmadığı anlamına gelmez; ancak bu yetkinin 'olmazsa olmaz' nitelikte olması şarttır.
3
Uluslararası Adalet Divanı, 1949 Tazminat Görüşü'nde örgütün amaçlarına ulaşması için gerekli olan yetkilerin zımnen verildiğini kabul etmiştir.

Practice More

Uluslararası örgütlerin 'supranasyonel' (uluslarüstü) niteliği ile klasik hükümetlerarası örgüt yapısı arasındaki farkları inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 127Question

Modern uluslararası hukuk doktrini ve uygulamasına göre, bir siyasi topluluğun 'devlet' niteliğini kazanması için gereken kurucu unsurlardan 'etkin hükümet' (effective government) kriterinin kapsamı ve devletin sürekliliği (continuity) ilkesi ile ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yeni bir devletin oluşum (doğuş) sürecinde 'etkin hükümet' unsuru oldukça sıkı bir kriter olarak aranırken; hukuken kurulmuş bir devletin varlığını sürdürmesi aşamasında, hükümetin etkinliğindeki geçici zafiyetler veya merkezi otorite kaybı kural olarak devletlik statüsünü ortadan kaldırmaz.

Answer

Yeni bir devletin doğuşunda etkin hükümet şartının sıkı aranması, ancak kurulmuş devletlerde bu etkinliğin kaybının devletliği sona erdirmemesi ilkesi doğrudur.
Uluslararası hukukta devletin varlığı olgusal bir durumdur. Yeni bir siyasi birimin devlet olarak doğabilmesi için 'etkin hükümet' (ülke ve nüfus üzerinde otorite tesisi) şartı katı bir şekilde aranır. Ancak bir kez meşruiyet kazanmış ve sisteme dahil olmuş bir devletin iç savaş, anarşi veya yabancı işgal gibi nedenlerle bu etkinliği kaybetmesi, uluslararası toplumun istikrarını korumak adına devletliğin sona ermesi için yeterli görülmez. Bu durum 'devletin sürekliliği' ilkesinin bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Devletin kurucu unsurlarını hatırla.
19331933 Montevideo Sözleşmesi uyarınca: Nüfus, Ülke, Hükümet ve İlişki Kurma Kapasitesi.
Sorunun temelini oluşturan devlet tanımını belirlemek için gereklidir.
2
Etkin hükümet kriterinin kuruluş (inception) aşamasındaki önemini analiz et.
Yeni bir devletin (örneğin ayrılma yoluyla) ortaya çıkabilmesi için, iddia edilen bölge üzerinde gerçek ve sürdürülebilir bir siyasi otorite (etkinlik) kurması şarttır.
Devletin 'oluşma' anındaki hukuki gereklilikleri anlamak için.
3
Devletin sürekliliği (continuity) ve başarısız devlet (failed state) kavramlarını değerlendir.
Bir kez uluslararası toplum tarafından kabul edilen bir devlet, iç savaş veya işgal gibi nedenlerle hükümet etkinliğini yitirse bile, uluslararası hukuk kişiliği devam eder (Somali örneği gibi).
Hükümet kaybının devletin sonu olmadığını ayırt etmek için.
4
Seçenekler arasında bu ayrımı doğru yapan ifadeyi belirle.
Kuruluşta sıkı şart, devamlılıkta esnek uygulama ilkesini içeren seçenek doğrudur.
Doğru analize dayalı sonuca ulaşmak için.

Key Concept

Devletin Sürekliliği ve Etkin Hükümet Ayrımı

Hints

1
Devletin kuruluşu ile kurulmuş bir devletin başına gelen felaketlerin hukuki sonuçlarının aynı olup olmadığını düşünün.
2
Bir devletin hükümetini kaybetmesi (örneğin Somali'deki uzun süreli iç savaş süreci), o devletin haritadan silinmesine yol açmış mıdır?
3
Uluslararası hukukta 'Devletlerin Sürekliliği' ilkesini hatırlayın; bu ilke devletin organlarındaki (hükümet) değişimlerin devletin kişiliğine etkisini açıklar.

Practice More

Failed State (Başarısız Devlet) kavramı ve Lübnan veya Somali örneklerinin uluslararası hukuktaki yansımalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 128Question

Bir siyasi topluluğun uluslararası hukuk süjesi olarak devlet niteliğini kazanabilmesi için gerekli olan maddi şartlar doktrinde 'devletin unsurları' olarak adlandırılmaktadır. Bu doğrultuda, aşağıdakilerden hangisi bir devletin varlığı için aranan kurucu unsurlardan biri olarak kabul edilmez?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası toplumun diğer üyeleri tarafından resmen tanınmış olma

Answer

Uluslararası toplumun diğer üyeleri tarafından resmen tanınmış olma
Uluslararası hukukta genel kabul gören 'Açıklayıcı Teori'ye göre, bir siyasi topluluk ülke, nüfus, hükümet ve dış bağımsızlık (kapasite) unsurlarına sahip olduğunda devlet niteliğini kazanır. Diğer devletler tarafından tanınmış olma, bu varlığın uluslararası toplumda işlerlik kazanması için önemli olsa da devletin oluşumu için zorunlu bir 'kurucu' unsur değildir.

Step-by-Step Solution

1
Devletin kurucu unsurlarını hatırla.
Devletin oluşumu için geleneksel doktrinde ve 19331933 Montevideo Sözleşmesi'nde dört temel unsur sayılır: Nüfus, Ülke, Hükümet ve Kapasite (Bağımsızlık).
Soruda kurucu olmayan unsuru bulmak için önce kurucu olanları saptamak gerekir.
2
Tanınma kavramının hukuki niteliğini analiz et.
Tanınma, devletin hukuki varlığını başlatan bir unsur değil, var olan devleti diğer devletlerin kabul etmesi işlemidir (Açıklayıcı Teori).
Açıklayıcı teoriye göre bir devlet, diğer devletlerce tanınmasa bile kurucu unsurlara sahipse hukuk düzeninde devlet sayılır.
3
Seçenekler arasından kurucu olmayan unsuru işaretle.
Resmen tanınmış olma seçeneği kurucu bir unsur değildir.
Diğer seçenekler (ülke, nüfus, hükümet, kapasite) devletin maddi varlığı için zorunlu unsurlardır.

Key Concept

Devletin Kurucu Unsurları (Montevideo Kriterleri)

Hints

1
Devletin varlığı için gereken unsurlar genellikle 19331933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'ne dayandırılır.
2
Bir topluluğun devlet sayılması için fiziksel (ülke, nüfus) ve siyasi (hükümet, bağımsızlık) şartlar aranır; dış rıza birincil şart mıdır?
3
Açıklayıcı teoriye göre tanınma, bir devletin zaten var olduğunu beyan eden bir işlemdir; devletin kurucu bir parçası değildir.

Practice More

Devletlerin tanınması konusundaki 'Kurucu Teori' ile 'Açıklayıcı Teori' arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 129Question

Bir devletin ortadan kalkması, başka bir devletle birleşmesi veya topraklarının bir kısmının başka bir devlete geçmesi sonucunda; söz konusu toprak parçası üzerindeki uluslararası yetki, hak ve yükümlülüklerin el değiştirmesi sürecine uluslararası hukukta verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin halefiyeti

Answer

Devletlerin halefiyeti
Doğru cevap olan 'Devletlerin halefiyeti', uluslararası hukukta bir devletin (öncül devlet) ülkesi üzerindeki egemenliğinin sona ermesi ve bu egemenliğin başka bir devlete (halef devlet) geçmesiyle birlikte, o toprak parçasına ilişkin hak ve borçların intikal etmesi sürecini tam olarak tanımlayan kavramdır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda tanımlanan durumun unsurlarını analiz et.
Tanım; egemenlik değişimi (parçalanma, birleşme, devir) ve buna bağlı olarak hak/yükümlülüklerin intikalini içermektedir.
Uluslararası hukukta bu tür yapısal değişimlerin hukuki karşılığını belirlemek gerekir.
2
Kavramlar arasındaki farkları değerlendir.
Halefiyet (succession), devletin kimliğinin veya ülkesinin el değiştirmesini ifade ederken; süreklilik (continuity) devletin aynı kalarak sadece hükümetinin değişmesi durumudur.
Halefiyet kavramının sınırlarını netleştirmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti (State Succession)

Hints

1
Bu kavram, bir devletin mirasçısı gibi diğerinin hak ve borçlarını devralmasını çağrıştırır.
2
Hükümet değişikliklerinde devlet aynı kalırken, bu durumda devletin kendisi veya ülkesinin statüsü değişir.

Practice More

Devletlerin halefiyeti durumunda özellikle 'siyasi antlaşmaların' (örneğin ittifak antlaşmaları) akıbetini araştırınız.
Estimated Time:45s
Question 130Question

Uluslararası hukukta devletlerin sahip olduğu geniş yetki alanının aksine, uluslararası örgütlerin hukuk kişiliği sadece kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek ve kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle sınırlıdır. Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli danışma görüşünde de vurgulanan bu durum, örgütlerin kişiliğiyle ilgili aşağıdaki temel ilkelerden hangisinin bir sonucudur?

Show answer & explanation

Answer: Fonksiyonel gereklilik ilkesi

Answer

Uluslararası örgütlerin hukuk kişiliği, görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları yetkilerle sınırlı olan fonksiyonel gereklilik ilkesine dayanır.
Doğru seçenek olan fonksiyonel gereklilik ilkesi, uluslararası örgütlerin devletlerin aksine sınırsız bir egemenliğe sahip olmadığını, sadece kendilerine verilen görevleri (fonksiyonları) ifa edebilecekleri ölçüde hukuki yetki ve kişiliğe sahip olduklarını ifade eder. 1949 tarihli Reparation for Injuries kararı bu ilkenin temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Devletler ve örgütler arasındaki süjelik farkını analiz etme
Devletlerin asli ve tam, örgütlerin ise devletlerce kurulmuş türev süjeler olduğu tespit edildi.
Uluslararası hukukta süjelerin yetki kapsamını anlamak için hukuki statülerini belirlemek gerekir.
2
1949 Reparation for Injuries görüşünün sonuçlarını uygulama
Örgütlerin sadece açık yetkilerle değil, amaçları için gerekli 'zımni yetkilerle' de donatıldığı (fonksiyonel gereklilik) sonucuna varıldı.
Uluslararası Adalet Divanı bu kararla örgütlerin hukuki kapasitesinin görevleriyle sınırlı olduğunu tescil etmiştir.

Key Concept

Fonksiyonel Gereklilik (Functional Necessity)
Estimated Time:45s
Question 131Question

Uluslararası hukukta devletler, herhangi bir dış iradeye dayanmayan 'asli' ve her konuda yetki kullanabilen 'genel' bir hukuk kişiliğine sahipken; uluslararası örgütler, devletlerin iradesiyle kurulan 'türev' ve sadece belirli alanlarda yetki kullanabilen 'sınırlı' süjelerdir. Bu doğrultuda, bir uluslararası örgütün hak ve borç ehliyeti, sadece kendisi için öngörülen kuruluş amaçlarını ve fonksiyonlarını yerine getirmekle kaimdir.

Uluslararası örgütlerin sahip olduğu bu sınırlı hukuk kişiliği çerçevesinde, yetkilerinin sadece kuruluş amaçlarını gerçekleştirmekle sınırlı olduğunu ifade eden temel hukuk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uzmanlık İlkesi

Answer

Uluslararası örgütlerin yetkilerinin sadece kuruluş amaçları ve fonksiyonları ile sınırlı olduğunu ifade eden Uzmanlık İlkesi doğru cevaptır.
Uzmanlık ilkesi, uluslararası örgütlerin devletler gibi her alanda değil, sadece devletler tarafından kendilerine verilen uzmanlık alanlarında ve kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek üzere yetki sahibi olmalarını öngören temel bir uluslararası hukuk kuralıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kişilik türlerini ayırt etme
Devletlerin asli/genel, örgütlerin türev/sınırlı kişiliğe sahip olduğu belirlenir.
Uluslararası hukuk süjelerinin kapasite farklarını anlamak için gereklidir.
2
Sınırlılığın kaynağını analiz etme
Örgütlerin yetkilerinin kurucu antlaşmadaki amaçlarla (fonksiyonlarla) sınırlı olduğu görülür.
Örgütlerin neden devletler kadar geniş yetkiye sahip olmadığını açıklayan hukuki temeli bulmak gerekir.
3
İlkeyi isimlendirme
Bu fonksiyonel sınırlılığı tanımlayan terimin 'Uzmanlık İlkesi' (Principle of Specialty) olduğu sonucuna varılır.
Hukuki terminolojide amaca yönelik sınırlı kapasite bu isimle anılır.

Key Concept

Uluslararası Örgütlerin Uzmanlık İlkesi (Principle of Specialty)

Hints

1
Örgütlerin her konuda değil, sadece belirli 'işlevsel' alanlarda yetkili olduğunu düşünün.
2
Bu ilke, örgütün kurucu antlaşması dışına çıkan eylemlerinin (ultra vires) geçersiz sayılmasının temel nedenidir.

Practice More

Uluslararası örgütlerin bu sınırlı kişiliğinin üye olmayan devletlere karşı da ileri sürülüp sürülemeyeceği (Objektif Kişilik) konusuna çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 132Question

Uluslararası hukuk sisteminde devletler, herhangi bir dış iradeye gerek duymaksızın varlıkları gereği doğrudan hak ve borç ehliyetine sahipken; bir uluslararası örgütün hukuki varlığı, ancak devletlerin onu kurma iradesine ve bu yöndeki kurucu antlaşmaya dayanır. Ayrıca bu örgütlerin yetki alanları, kendilerine verilen görevlerin dışına çıkamaz.

Bu durum, uluslararası örgütlerin hukuk kişiliği hakkında aşağıdakilerden hangisini doğrudan ifade eder?

Show answer & explanation

Answer: Hukuk kişiliklerinin türev ve sınırlı (fonksiyonel) bir nitelik taşıdığı

Answer

Uluslararası örgütlerin hukuk kişiliğinin türev ve sınırlı (fonksiyonel) bir nitelik taşıdığı ifadesi doğrudur.
Doğru seçenek olan ifadedeki 'türev' kelimesi, örgütlerin devletlerin iradesi ve antlaşmasıyla sonradan oluşturulduğunu; 'sınırlı' kelimesi ise yetkilerinin sadece kendilerine verilen görevlerle (uzmanlık ilkesi) kısıtlı olduğunu ifade eder. Bu, uluslararası örgütlerin devletlerden ayrılan en temel hukuki özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Devlet ve örgüt arasındaki kuruluş farkını belirle.
Devletler asli (kendiliğinden) süjedir, örgütler ise devletlerin iradesiyle (türev) kurulur.
Örgütlerin varlığı başka bir süjenin (devletin) işlemine dayandığı için 'türev' nitelik kazanır.
2
Yetki kapsamını analiz et.
Örgütlerin yetkileri kuruluş amaçlarıyla (uzmanlık ilkesi) sınırlıdır.
Devletlerin her konuda yetkisi (genel yetki) varken, örgütlerin sadece görevlerini yerine getirmek için gereken yetkileri (fonksiyonel yetki) vardır.
3
İki niteliği birleştir.
Türev + Sınırlı = Uluslararası örgütün hukuki niteliği.
Örgütlerin uluslararası hukuk kişiliğinin en temel tanımı budur.

Key Concept

Uluslararası örgütler, devletler tarafından yaratılan 'türev' ve yetkileri kuruluş amaçlarıyla sınırlandırılmış 'fonksiyonel/sınırlı' süjelerdir.

Hints

1
Devletlerin hukuk kişiliğinin kaynağı kendiliğinden iken, örgütlerinkinin kaynağı nedir?
2
Birleşmiş Milletler veya NATO gibi yapıların devletlerden farklı olarak yetkilerinin bir 'sınırı' olup olmadığını düşünün.
3
Örgütler devletler tarafından 'üretilir' (türev) ve sadece 'belirli alanlarda' (sınırlı) çalışırlar.

Practice More

Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli 'Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Reparation for Injuries) kararını inceleyerek objektif hukuk kişiliği kavramını pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 133Question

Uluslararası hukuk doktrininde, bir siyasi oluşumun devlet niteliğini kazanabilmesi için diğer devletler tarafından tanınmasının şart olmadığını, tanımanın sadece mevcut olan hukuki durumu tespit ve ilan etmekten ibaret olduğunu savunan görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori

Answer

Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori
Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori, devletin uluslararası bir süje olarak varlığını tanılamaya (tanıma işlemine) değil, devletin kurucu unsurlarına (insan topluluğu, ülke, egemenlik) sahip olmasına bağlar. Bu teoriye göre tanıma işlemi, hukuki bir durumun siyasi olarak kabul edilmesidir ve tanımanın geriye yürümesi (retroactivity) bu teoriyle daha uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tanımı analiz etme
Tanımanın 'şart olmadığı' ve 'tespit edici' olduğu vurgusu belirlendi.
Teoriler arasındaki temel ayrım tanımanın hukuki sonuçları üzerindedir.
2
Doktrindeki iki temel teoriyi karşılaştırma
Kurucu teori tanımanın devletin oluşumu için şart olduğunu, Açıklayıcı teori ise şart olmadığını savunur.
Tanımanın 'sadece mevcut durumu tespit ettiği' ifadesi doğrudan Açıklayıcı teoriye işaret eder.

Key Concept

Devletlerin Tanınmasında Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori
Estimated Time:45s
Question 134Question

Uluslararası hukukun asli süjesi olan "devlet" sıfatının kazanılabilmesi için gerekli olan maddi unsurlardan biri olan "etkin bir hükümet" (effective government) kriteri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk ilkelerine uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Hükümetin, ülke ve nüfus üzerinde fiili kontrol sağlayabilecek kapasitede olması yeterlidir; yönetim biçiminin devletlik statüsünün kazanılmasına doğrudan bir etkisi yoktur.

Answer

Hükümetin ülke ve nüfus üzerinde fiili kontrol sağlayabilmesinin yeterli olduğunu ve yönetim biçiminin devletlik statüsüne doğrudan etkisi olmadığını belirten seçenek doğrudur.
Uluslararası hukukta bir siyasi topluluğun devlet olarak kabul edilmesi için gerekli olan 'hükümet' unsuru, o topluluğun kendi ülkesi ve halkı üzerinde fiili olarak kamu düzenini sağlayabilmesi ve dış müdahalelerden bağımsız hareket edebilmesidir. Modern uluslararası hukukta devletlerin iç yapısına karışmama ilkesi gereği, bir devletin demokratik, monarşik veya otoriter bir yönetim biçimine sahip olması onun uluslararası bir kişilik (devlet) olarak varlık kazanmasını tek başına engellemez. Montevideo Sözleşmesi'nde de belirtildiği üzere, asli olan otoritenin 'etkinliği'dir.

Step-by-Step Solution

1
Devletin maddi unsurlarını analiz etme
Devletin oluşması için sürekli nüfus, belirlenmiş ülke, hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi (19331933 Montevideo Sözleşmesi) gereklidir.
Soruda sorulan 'hükümet' unsurunun diğer unsurlar içindeki yerini belirlemek için gereklidir.
2
Hükümetin 'etkinlik' kriterini değerlendirme
Uluslararası hukukta bir hükümetin 'etkin' sayılması için ülke ve nüfus üzerinde fiili otorite kurabilmesi (law and order) yeterlidir.
Etkinliğin hukuki sınırlarını ve yönetim biçiminden bağımsızlığını anlamak için gereklidir.
3
Hükümet ile devlet ayrımını (süreklilik ilkesi) inceleme
Hükümetin değişmesi devletin uluslararası kişiliğini etkilemez; devlet varlığını sürdürür.
Hükümet değişikliğinin devletlik statüsünü sona erdirmeyeceği bilgisini doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Devletin Unsurları ve Etkin Hükümet Kriteri
Estimated Time:1m 30s
Question 135Question

Uluslararası hukukta, iki veya daha fazla devletin sadece devlet başkanlarının (hükümdarlarının) aynı kişi olması sebebiyle aralarında oluşan, ancak üye devletlerin her birinin ayrı birer uluslararası hukuk kişiliğini koruduğu birleşme türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Şahsi Birlik

Answer

Şahsi Birlik
Şahsi birlik, iki veya daha fazla bağımsız devletin sadece aynı hükümdar tarafından yönetilmesiyle oluşan geçici bir durumdur. Bu birleşmede devletler arasında hukuki bir bağ yoktur; her devlet kendi anayasasına, yasalarına ve en önemlisi ayrı bir uluslararası hukuk kişiliğine sahiptir. Hükümdarın değişmesi veya veraset kurallarındaki farklılıklar bu birliği kendiliğinden sona erdirebilir.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki temel kriteri belirle
Birleşmenin sadece 'devlet başkanının aynı kişi olması' şartına dayandığı görüldü.
Bu özellik, şahsi birliği diğer hukuki birleşmelerden ayıran en temel unsurdur.
2
Uluslararası hukuk kişiliğini analiz et
Üye devletlerin her birinin 'ayrı birer uluslararası hukuk kişiliğini' koruduğu tespit edildi.
Hakkı birlik ve federasyon gibi yapılarda kişilik ya ortaklaşır ya da tek bir merkezde toplanır; şahsi birlikte ise ayrılık esastır.
3
Kavramsal eşleştirme yap
Tanım, literatürdeki 'Şahsi Birlik' (Personal Union) kavramıyla tam olarak örtüşmektedir.
Tarihsel olarak İngiltere-Hannover (1714-1837) veya Hollanda-Lüksemburg (1815-1890) örnekleri bu statüye girer.

Key Concept

Şahsi Birlik (Personal Union) ve Uluslararası Hukuk Kişiliği

Hints

1
Birleşmenin temelinde bir antlaşma değil, bir 'şahıs' (hükümdar) bulunmaktadır.
2
Bu yapıda devletler dış ilişkilerinde tamamen bağımsız hareket etmeye devam ederler; ortak bir dış politika zorunluluğu yoktur.
3
1815-1890 yılları arasındaki Hollanda ve Lüksemburg ilişkisi bu duruma en tipik örnektir.

Practice More

Bu kavramın zıttı olan ve ortak dış temsil yetkisi gerektiren 'Hakkı Birlik' örneklerini (Avusturya-Macaristan gibi) inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 136Question

1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin öngördüğü rejim çerçevesinde; "yeni bağımsızlaşan devletler" (sömürge sonrası) ile "devletin parçalanması" (dissolution) veya "ayrılması" (separation) sonucunda ortaya çıkan devletlerin antlaşmalar karşısındaki hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sömürge yönetiminden kurtularak kurulan "yeni bağımsızlaşan devletler" için selef devletin antlaşmalarına halef olmama hakkı tanıyan "temiz sayfa" ilkesi geçerliyken; devletin ayrılması veya parçalanması durumunda kural olarak "antlaşmaların sürekliliği" ilkesi öngörülmüştür.

Answer

Yeni bağımsızlaşan devletler için "temiz sayfa" ilkesi, parçalanma veya ayrılma durumunda ortaya çıkan devletler için ise "antlaşmaların sürekliliği" ilkesinin esas alındığını belirten ifade doğrudur.
Doğru ifade, 1978 Viyana Sözleşmesi'nin temel ayrımını yansıtmaktadır: Sözleşme, sömürgecilikten kurtulan yeni bağımsız devletler için 'temiz sayfa' (tabula rasa) kuralını öngörerek onlara geçmiş antlaşmalarla bağlı olmama özgürlüğü tanımış; buna karşın devletlerin ayrılması veya parçalanması durumunda uluslararası hukuk düzeninin istikrarını korumak için 'antlaşmaların sürekliliği' (continuity) ilkesini kural olarak benimsemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Halefiyet türlerini kategorize et.
1978 Viyana Sözleşmesi'nde 'Yeni Bağımsızlaşan Devletler' (sömürge sonrası) ve 'Devletin Parçalanması/Ayrılması' şeklinde iki temel kategori bulunur.
Uluslararası hukukta halefiyetin hukuki sonuçları, devletin hangi yolla ortaya çıktığına göre değişmektedir.
2
Sömürge sonrası devletlerin (NIS) antlaşma rejimini analiz et.
Bu devletler için 'Temiz Sayfa' (Tabula Rasa) ilkesi geçerlidir; yani selef devletin antlaşmalarını devralmak zorunda değildirler (Sözleşme m. 16).
Kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde yeni devletin eski sömürgeci gücün siyasi yükümlülükleriyle bağlanmaması amaçlanır.
3
Ayrılma ve parçalanma (Dissolution/Separation) rejimini analiz et.
Bu durumlarda kural 'Antlaşmaların Sürekliliği' (Continuity) ilkesidir; antlaşmalar halef devletler için kendiliğinden devam eder (Sözleşme m. 34/35).
Uluslararası toplumun düzenini ve antlaşma hukukundaki istikrarı korumak için süreklilik esastır.
4
Genel istisnaları hatırla.
Sınır antlaşmaları ve ülkeye bağlı yükümlülükler (radicite), halefiyet türü ne olursa olsun her zaman devralınır.
Sınırların kesinliği ilkesi, uluslararası barış ve güvenlik için temiz sayfa ilkesinden üstün tutulur.

Key Concept

1978 Viyana Sözleşmesi uyarınca halefiyet türlerine göre değişen antlaşma rejimi (Temiz Sayfa vs. Süreklilik).
Estimated Time:2m 0s
Question 137Question

1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi’ne göre, sömürge yönetiminden kurtularak kurulan 'yeni bağımsızlaşan devletler' (newly independent states) için genel kural 'Temiz Sayfa' (Tabula Rasa) ilkesidir. Bu ilke uyarınca yeni devlet, selef devletin taraf olduğu antlaşmalarla kural olarak bağlı değildir. Ancak uluslararası ilişkilerin istikrarı ve toprak bütünlüğü mülahazalarıyla bu kurala bazı istisnalar getirilmiştir.

Buna göre, yeni bağımsızlaşan bir devlet aşağıdaki antlaşma kategorilerinden hangisini reddederek selef devletin bu konudaki yükümlülüklerinden kurtulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Sınır rejimini veya bir toprak parçasının kullanımını düzenleyen (ayni) antlaşmalar

Answer

Sınır rejimini veya bir toprak parçasının kullanımını düzenleyen (ayni) antlaşmalar
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti söz konusu olduğunda, sınır antlaşmaları ve toprağa bağlı yükümlülükler (örneğin bir nehrin kullanımı veya bir bölgenin askersizleştirilmesi) 'ayni' nitelikte kabul edilir. 1978 Viyana Sözleşmesi Madde 11 ve 12 uyarınca, bu antlaşmalar devletin kişiliğinden ziyade toprakla bütünleşmiş oldukları için, yeni bağımsızlaşan devlet bu antlaşmaları tek taraflı olarak reddedemez. Bu kural, uluslararası sınırların sürekli tartışmaya açılmasını önleyerek dünya barışını korumayı amaçlar.

Step-by-Step Solution

1
Selef devlet ile halef devlet arasındaki antlaşma yükümlülüklerini değerlendir.
Yeni bağımsızlaşan devletler için 'Temiz Sayfa' (Tabula Rasa) ilkesi geçerlidir.
Sömürgecilikten kurtulan devletlerin geçmişin siyasi yüklerinden arındırılması amaçlanır.
2
Temiz Sayfa ilkesinin istisnalarını belirle.
Sınır antlaşmaları ve toprak rejimine ilişkin (dispositive) antlaşmalar bu ilkenin dışındadır.
Uluslararası barışın ve toprak sınırlarının istikrarının (stability of boundaries) korunması esastır.
3
Seçenekler arasında toprakla doğrudan ilgili olanı saptar.
Sınır rejimi ve toprak kullanımına ilişkin antlaşmalar 'ayni' (real) niteliktedir.
Bu antlaşmalar devlete değil, doğrudan söz konusu toprağa bağlı yükümlülükler (servitudes) yaratır.

Key Concept

Sınır ve Mecra Antlaşmalarının Dokunulmazlığı (Localized Treaties)

Hints

1
Uluslararası hukukta sınırların istikrarı ilkesini (uti possidetis) düşünün.
2
Hangi tür antlaşmalar devletin siyasi rejiminden bağımsız olarak doğrudan toprakla ilgilidir?

Practice More

1983 tarihli Devlet Malları, Arşivleri ve Borçlarına Halefiyet Hakkında Viyana Sözleşmesi'nin borçların dağılımı konusundaki hükümlerine göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 138Question

Uluslararası hukukta devletlerin birleşmesiyle oluşan yapıların (devlet birleşmeleri) hukuki nitelikleri, uluslararası hukuk kişiliği ve antlaşma yapma yetkileri (treaty-making capacity) dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Federal devletlerde uluslararası hukuk kişiliği esas olarak merkezi devlete aittir; ancak anayasal düzenlemeler çerçevesinde federe birimlerin (eyalet veya kanton gibi) sınırlı alanlarda antlaşma yapma yetkisine sahip olması, bu birimlerin tam bağımsız birer hukuk süjesi olduğu anlamına gelmez.

Answer

Federal devletlerde uluslararası hukuk kişiliği merkezi devlete ait olsa da, anayasa izin verdiği ölçüde federe birimlerin sınırlı antlaşma yapma yetkisi bulunabilmektedir.
Doğru ifade, federal devletlerde federe birimlerin (eyalet, kanton vb.) sınırlı antlaşma yetkisinin olabileceğini ancak bunun onları bağımsız bir devlet yapmadığını belirtmektedir. Uluslararası hukukta, federal anayasalar izin verdiği takdirde alt birimler komşu devletlerle teknik konularda antlaşmalar yapabilir (Örn: Sınır ötesi iş birliği), fakat bu birimler uluslararası hukukun tam süjesi değildir.

Step-by-Step Solution

1
Devlet birleşmesi türünün hukuki temelini belirle.
Federal devletler anayasaya, konfederasyonlar ise uluslararası antlaşmaya dayanır.
Birleşmenin niteliği egemenliğin dağılımını belirleyen temel unsurdur.
2
Uluslararası hukuk kişiliğinin (personality) kimde olduğunu analiz et.
Federal devlette 'tek kişilik', Konfederasyonda ise 'birden fazla kişilik' esastır.
Dış ilişkilerde muhatabın kim olduğunun tespiti antlaşma yetkisini sınırlar.
3
Federe birimlerin yetki alanlarını kontrol et.
İsviçre veya Almanya gibi örneklerde federe birimlere sınırlı yetki verilmesi, onların bağımsız bir devlet olduğu anlamına gelmez.
Bu yetki, merkezi devletin egemenliği altında kullanılan kısıtlı bir yetkidir.

Key Concept

Devlet Birleşmelerinde Egemenlik ve Hukuk Kişiliği Ayrımı

Practice More

Devletlerin halefiyeti (succession) durumunda bu birleşme türlerinin antlaşmaların sürekliliği üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 139Question

Modern uluslararası hukuk düzeninde bireylerin (gerçek kişilerin) uluslararası hukuk kişiliğine (süjeliğine) sahip olduklarının en temel ve somut göstergesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin belirli haklar kapsamında uluslararası yargı mercilerine başvurabilmesi ve işledikleri uluslararası suçlar nedeniyle cezai sorumluluklarının bulunması

Answer

Bireylerin belirli haklar kapsamında uluslararası yargı mercilerine başvurabilmesi ve işledikleri uluslararası suçlar nedeniyle cezai sorumluluklarının bulunması
Bireyler, modern uluslararası hukukta devletlerin onlara tanıdığı ölçüde 'sınırlı' bir kişiliğe sahiptirler. Bu kişiliğin en net kanıtı, bireylerin kendi devletlerine karşı bile olsa uluslararası yargı organlarına (örneğin AİHM) gidebilmeleri ve soykırım, savaş suçu gibi fiiller nedeniyle uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanabilmeleridir.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukuk süjeliği kavramını analiz etme
Süje, uluslararası hukukta doğrudan hak sahibi olabilen ve sorumluluk yüklenebilen varlıktır.
Bireyin statüsünü belirlemek için önce süjeliğin ne anlama geldiğini anlamak gerekir.
2
Bireyin klasik ve modern hukuk arasındaki konumunu karşılaştırma
Klasik hukukta birey sadece bir 'nesne' iken, modern hukukta 'sınırlı süje' haline gelmiştir.
Bireyin kişiliğinin 'mutlak' değil 'sınırlı' olduğunu saptamak için bu ayrım kritiktir.
3
Bireyin süjeliğinin somut örneklerini (belirtilerini) inceleme
İnsan hakları mahkemelerine başvuru hakkı (aktif ehliyet) ve uluslararası suçlar nedeniyle yargılanma (pasif ehliyet) temel göstergelerdir.
Soru kökündeki 'somut gösterge' ifadesi bizi doğrudan bu yetkilere yönlendirir.

Key Concept

Bireylerin Uluslararası Hukuk Kişiliği (Sınırlı ve Türev Kişilik)

Hints

1
Bireyin statüsünü düşünürken, devletlerin sahip olduğu her yetkiye (antlaşma yapma, savaş açma) sahip olup olmadığını sorgulayın.
2
Bireylerin uluslararası alanda doğrudan ceza alması veya doğrudan bir mahkemeye dilekçe vermesi süjeliğin en güçlü kanıtıdır.

Practice More

Bireylerin kişiliğinin neden 'asli' değil de 'türev' (devlet iradesine dayalı) olduğunu araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 140Question

Uluslararası hukukta 'devletin sürekliliği' ilkesi gereğince; bir devletteki iktidarın darbe, ihtilal veya iç savaş gibi anayasa dışı yollarla el değiştirmesi, o devletin uluslararası hukuk süjesi olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Ancak bu yeni yönetimin diğer devletler tarafından hukuki bir merci olarak kabul edilmesi ve diplomatik ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için bir değerlendirme işlemi gerekebilir.

Buna göre, yeni kurulan bir yönetimin diğer devletler tarafından resmen muhatap alınmasını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hükümetlerin tanınması

Answer

Hükümetlerin tanınması
Hükümetlerin tanınması, bir devlette anayasa dışı yollarla (darbe, ihtilal vb.) iktidara gelen yeni yönetimin diğer devletler tarafından resmi muhatap olarak kabul edilmesidir. Bu işlem, devletin sürekliliği ilkesi gereği devletin kendisinin tanınmasından farklı bir hukuki kurumdur.

Step-by-Step Solution

1
Devletin sürekliliği ve hükümet değişikliği ayrımını yapma
Hükümet değişse bile devletin uluslararası kişiliği baki kalır.
Uluslararası hukukta devlet ve hükümet farklı kavramlardır; birincisi asli süjedir, ikincisi ise onu temsil eden organdır.
2
Anayasa dışı el değiştirme durumunu analiz etme
Darbe veya ihtilal gibi durumlarda yeni yönetimin 'temsil yetkisi' sorgulanır.
Normal anayasal süreçlerin dışına çıkıldığı için diğer devletlerin bu yönetimi muhatap alıp almayacağına dair irade beyanı gerekir.
3
İlgili hukuki kurumu belirleme
Hükümetlerin tanınması
Yeni bir devlet değil, mevcut devletin yeni bir yönetimi söz konusu olduğu için tanıma işlemi hükümete yöneliktir.

Key Concept

Hükümetlerin tanınması, devletin sürekliliği ilkesinin bir sonucu olarak sadece temsilci değişikliğinin uluslararası kabulünü ifade eder.

Hints

1
Devletin sürekliliği ilkesini hatırlayın: Rejim değişse de devlet değişmez.
2
Soru kökünde 'yeni kurulan yönetim' (hükümet) vurgulanmaktadır, 'yeni kurulan devlet' değil.

Practice More

Estrada ve Tobar doktrinlerinin hükümetlerin tanınması konusundaki yaklaşımlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
PreviousPage 7 / 16Next
Uluslararası Hukukun Kişileri Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 7 | Examkin