Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 questions
Uluslararası ilişkiler teorisinde 'Eleştirel Güvenlik Çalışmaları' (Galler Okulu), güvenliğin sadece askeri tehditlerden arınmak değil, aynı zamanda mevcut statükonun ve baskıcı yapıların dönüştürülmesini içeren normatif bir proje olduğunu savunur. Ken Booth ve Richard Wyn Jones gibi isimlerin öncülük ettiği bu yaklaşım, geleneksel teorilerin 'güvenlik' kavramsallaştırmasını, mevcut güç ilişkilerini ve devlet tahakkümünü meşrulaştıran araçsal bir kurgu olarak görür.
Buna göre, Galler Okulu'nun güvenliğe bakışını ana akım yaklaşımlardan ve diğer eleştirel ekollerden (örneğin Kopenhag Okulu) ayıran temel ontolojik nitelik aşağıdakilerden hangisidir?
Neo-Marksist kuramcı Robert Cox, Antonio Gramsci'nin düşüncelerini uluslararası ilişkilere uyarlarken hegemonyayı; maddi imkanlar, ideolojiler ve kurumsal kapasitenin birleşimiyle oluşan bir 'tarihsel blok' olarak tanımlar. Buna göre Gramsciyen perspektifte hegemonyayı, realist kuramlardaki 'tahakküm' (dominance) kavramından ayıran ve sistemin istikrarını sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?
Emperyalizm üzerine geliştirilen klasik teorilerde; sömürgeci genişlemeyi kapitalist sistemin kaçınılmaz ve yapısal bir sonucu olarak değil, toplumdaki gelir adaletsizliğinden kaynaklanan "eksik tüketim" (underconsumption) olgusunun tetiklediği bir "hastalık" olarak tanımlayan ve bu durumun sosyal reformlar ile demokratik yöntemlerle düzeltilebileceğini savunan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist yaklaşım, ana akım uluslararası ilişkiler teorilerinin "iç politika" ve "dış politika" arasında yaptığı keskin ayrımı reddeder. Bu perspektife göre devletin uluslararası alandaki eylemleri, bağımsız bir siyasal iradenin değil, toplumun ekonomik temelindeki dinamiklerin bir yansımasıdır.
Buna göre, klasik Marksist bir analizde bir devletin dış politikasını ve uluslararası sistemdeki konumunu belirleyen temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi savunucuları, Batı merkezli modernleşme yaklaşımlarının aksine, dünya ekonomisini bütüncül bir sistem olarak ele alarak az gelişmişliğin kökenlerini farklı bir zeminde tartışmaktadırlar. Bu teorik perspektife göre, çevre ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik geri kalmışlığın temel belirleyicisi aşağıdakilerden hangisidir?
Dünya Sistemleri Teorisi'nde, bir ülkenin küresel iş bölümündeki konumu (merkez, yarı-çevre, çevre) ile o ülkenin devlet aygıtının gücü arasında doğrudan bir ilişki kurulur. Immanuel Wallerstein'a göre, merkez ülkeler 'güçlü devlet' yapılarına sahipken, çevre ülkeler 'zayıf devlet' yapılarıyla karakterize edilir.
Bu kuramsal çerçeveden hareketle, Wallerstein’ın analizinde merkez ülkelerdeki devlet yapısının 'güçlü' olarak tanımlanmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Marksist düşünceye göre, uluslararası ilişkiler disiplininin temelini oluşturan "anarşi" ve "egemenlik" gibi kavramlar, kendi başlarına açıklayıcı gücü olan bağımsız değişkenler değildir. Aksine bu kavramlar, tarihsel olarak özgül bir üretim tarzının dışsal tezahürleridir. Bu doğrultuda, Klasik Marksist bir uluslararası ilişkiler analizinde "devlet" ve "savaş" olgularını gerçekçi bir şekilde anlamlandırmak için öncelikle aşağıdakilerden hangisi incelenmelidir?
Immanuel Wallerstein’ın "Modern Dünya Sistemi" analizinde, kapitalist dünya-ekonomisinin işleyişi ve devamlılığı, devletlerin piyasa süreçlerine müdahale etme kapasiteleriyle yakından ilişkilidir. Wallerstein’a göre, sistem içindeki hiyerarşik yapı (merkez-çevre), meta zincirleri boyunca gerçekleşen artı-değer transferine dayanır.
Buna göre, Wallerstein’ın teorisinde "merkez" (core) üretim süreçlerini "çevre" (periphery) süreçlerinden ayıran ve eşitsiz değiş-tokuşu mümkün kılan temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox, Antonio Gramsci’nin çalışmalarını uluslararası ilişkiler disiplinine uyarlarken, hegemonyanın sadece baskın bir devletin askeri ve ekonomik üstünlüğü değil, aynı zamanda küresel düzeyde inşa edilen rıza ve meşruiyet mekanizmalarıyla sürdürüldüğünü belirtir. Cox’a göre uluslararası kurumlar, çevre (periphery) ülkelerdeki potansiyel karşı-hegemonik kapasiteye sahip elitlerin ve entelektüellerin sistemle bütünleştirilmesinde kritik bir rol oynar. Bu sayede muhalif fikirler ve kadrolar mevcut dünya düzeninin ideolojik kalıpları içine çekilerek etkisizleştirilir. Buna göre, Robert Cox’un analizinde yer alan ve muhalif aktörlerin hegemonik yapı tarafından emilerek statükonun bir parçası haline getirilmesini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler disiplininde Frankfurt Okulu'nun eleştirel mirasını takip eden Robert Cox, kuramları 'sorun çözücü' ve 'eleştirel' olarak ikiye ayırırken; Andrew Linklater bu yaklaşımı normatif bir boyuta taşıyarak devletin dışlayıcı yapısını sorgulamıştır. Linklater'a göre bireylerin, devletin tikelci sınırlarından kurtularak evrensel bir ahlaki topluluğun parçası haline gelmesi ve siyasal cemaatin sınırlarının genişletilmesi süreci aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilir?
Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), geleneksel güvenlik anlayışının devleti merkeze alan ve statükoyu korumaya çalışan 'sorun çözücü' niteliğini eleştirerek, güvenliğin kuramsal temelinin yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunur. Bu okulun öncülerinden Ken Booth'a göre, güvenlik kavramı statik bir durum değil, bireylerin üzerinde baskı kuran engellerin aşılmasına yönelik dinamik bir süreçtir.
Buna göre, Galler Okulu'nun güvenlik ve özgürleşme (emancipation) arasındaki ilişkiye dair temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu’nun önemli temsilcilerinden Jürgen Habermas, bilginin üretim sürecinde insanın temel yönelimlerini "bilgi kuramsal ilgiler" (knowledge-constitutive interests) olarak tanımlamıştır. Habermas'a göre; pozitivist bilim anlayışının, ana akım teorilerin ve "araçsal akıl" kullanımının temelinde yatan, dış dünyayı kontrol etme ve teknik olarak manipüle etme amacı taşıyan yönelim aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori; Robert Cox’un kuramların tarafsızlığını reddeden epistemolojik yaklaşımı ile Andrew Linklater’ın siyasal topluluk sınırlarını sorgulayan normatif çerçevesini bir araya getirir. Frankfurt Okulu’nun "özgürleşme" (emancipation) idealini disipline taşıyan bu yaklaşım, verili yapıların meşruiyetini ve tarihsel kökenlerini temelden sorunsallaştırır.
Buna göre, Eleştirel Teori’nin uluslararası siyasetteki temel ontolojik ve normatif hedefi aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm teorileri içerisinde, kapitalist üretimin sürekliliği için üretilen 'artık değerin' (surplus value) realize edilebileceği kapitalist olmayan toplumsal çevrelere (pre-kapitalist pazarlar) duyulan zorunlu ihtiyacı merkeze alan; sömürgeciliği bu pazarları ele geçirme ve eritme süreci olarak tanımlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi savunucularına göre dünya ekonomisi; gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerden oluşan bir 'merkez' ve hammadde sağlayan, az gelişmiş ülkelerden oluşan bir 'çevre' yapısına sahiptir. Bu kuramsal yaklaşıma göre, çevre ülkelerin az gelişmişlik sorununun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi savunucuları, klasik ve neoklasik iktisat kuramlarının öne sürdüğü 'karşılaştırmalı üstünlükler' prensibinin çevre ülkelerin kalkınmasına hizmet etmediğini, aksine küresel eşitsizliği yapısal hale getirdiğini savunurlar. Bu perspektife göre, çevre ülkelerin sanayileşmiş merkez ülkelerle kurduğu ticari ilişkilerin çevre aleyhine sonuçlanmasının ve 'eşitsiz mübadeleye' dönüşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi savunucuları, ana akım Modernleşme Kuramlarının "az gelişmişlik" (underdevelopment) olgusunu kalkınma sürecinde bir "başlangıç noktası" veya "gecikmiş bir aşama" olarak görmesini reddederler. Bu çerçevede, Bağımlılık Teorisi'ne göre az gelişmişliğin temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu düşünürleri tarafından geliştirilen "Eleştirel Teori", dünyayı olduğu gibi kabul eden ve mevcut düzenin işleyişini kolaylaştırmayı amaçlayan "Geleneksel Teori" yaklaşımlarından ayrılır. Buna göre, Eleştirel Teori'nin temel yapısal hedefi aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi'ne göre, az gelişmiş (çevre) ülkelerin kalkınma sorunlarının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası İlişkiler teorilerinden Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları), geleneksel güvenlik yaklaşımlarının devleti ve askeri gücü merkeze alan ontolojisini reddeder. Ken Booth'a göre güvenlik, durağan bir durumdan ziyade bir 'süreci ve hedefi' temsil etmektedir. Bu yaklaşımda güvenlik; insanların (birey ve toplulukların) kendi hayatlarını özgürce planlamalarını engelleyen açlık, baskı, yoksulluk ve savaş gibi her türlü fiziki ve toplumsal prangadan kurtulması olarak tanımlanır.
Buna göre, Galler Okulu'nun güvenlik kuramının nihai hedefi ve anahtar kavramı olarak kabul edilen terim aşağıdakilerden hangisidir?