Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar
249 questions
Robert Cox tarafından geliştirilen Gramsciyen perspektifte, uluslararası kurumlar sadece devletlerin teknik iş birliği yaptığı veya çıkarlarını koordine ettiği tarafsız platformlar olarak görülmez. Bu yaklaşıma göre, hegemonik bir dünya düzeninin inşası ve sürdürülmesinde uluslararası kurumların üstlendiği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Immanuel Wallerstein’ın kuramsallaştırdığı Dünya Sistemleri Analizi'nde, modern dünya-sistemi bir 'dünya-ekonomisi' olarak nitelendirilir. Bu yapı, tek bir siyasi otoritenin yokluğunda dahi bütünlüğünü koruyabilen bir organizasyondur. Buna göre, modern dünya-sistemini geçmişteki 'dünya-imparatorluklarından' ayıran en temel yapısal fark aşağıdakilerden hangisidir?
V.I. Lenin, Karl Kautsky’nin 'ultra-emperyalizm' (üst-emperyalizm) tezine karşı çıkarak; emperyalist devletler arasındaki ittifakların kalıcı bir dünya barışı getiremeyeceğini, aksine bunların 'iki savaş arası geçici ateşkesler' olduğunu savunmuştur. Lenin’e göre kapitalist güçlerin ekonomik ve askeri kapasiteleri zamanla birbirinden farklı hızlarda gelişmekte, bu durum ise mevcut nüfuz alanlarının paylaşım dengesini bozarak yeni çatışmaları kaçınılmaz hale getirmektedir. Lenin'in, emperyalist güçler arasındaki statükonun neden kalıcı olamayacağını ve savaşların neden kaçınılmaz olduğunu temellendirdiği bu yasa aşağıdakilerden hangisidir?
Frankfurt Okulu düşünürlerine göre modern toplumda bilgi üretimi, çoğu zaman mevcut düzenin devamlılığını sağlayan ve verili yapıyı rasyonelleştiren teknik bir araç haline gelmiştir. Bu durumu 'araçsal akıl' (instrumental reason) kavramı üzerinden eleştiren yaklaşıma göre, Eleştirel Teori’nin toplumsal gerçekliğe yaklaşımındaki temel önceliği aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi, ve 'lı yıllarda Latin Amerika'da ortaya çıkarak ana akım Modernleşme Kuramı'nın az gelişmişliğe bakış açısını sert bir şekilde eleştirmiştir. Modernleşme Kuramı az gelişmişliği ülkelerin 'geleneksel' yapılarından kaynaklanan ve zamanla aşılacak bir 'aşama' olarak görürken; Bağımlılık Teorisi bu durumu uluslararası sistemin yapısıyla açıklar. Bu teorik çerçeveye göre az gelişmişliğin (underdevelopment) temel mahiyeti aşağıdakilerden hangisidir?
Nikolai Bukharin'in emperyalizm kuramında merkezi bir yer tutan; üretici güçlerin 'uluslararasılaşması' (internationalization) ile sermaye çıkarlarının devletle bütünleşerek 'ulusallaşması' (nationalization) arasındaki diyalektik çelişki ele alındığında, Bukharin'in 'devlet-kapitalist tröstleri' kavramsallaştırmasıyla vardığı temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox’un "sorun çözücü kuram" ve "eleştirel kuram" ayrımı, uluslararası ilişkilerde ana akım yaklaşımların ontolojik ve epistemolojik temellerine yönelik radikal bir meydan okumayı temsil eder. Andrew Linklater ise bu eleştirel mirası devralarak, Frankfurt Okulu'nun "özgürleşme" (emancipation) idealini uluslararası ilişkiler disiplinine taşımış ve modern devletin dışlayıcı doğasını sorunsallaştırmıştır.
Bu doğrultuda, Eleştirel Teori’nin temel önermeleri ve Linklater’ın "ahlaki topluluğun sınırlarını genişletme" hedefi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu yaklaşımın kuramsal hedefleriyle bağdaşmaz?
Uluslararası politikada dünya düzenlerinin dönüşümünü incelerken sadece devletler arası ilişkilere değil, toplumsal güçler ve devlet biçimleri arasındaki etkileşime odaklanan Neo-Marksist yaklaşımlar; bir yapının salt "baskınlık" (dominance) durumundan "hegemonya" (hegemony) aşamasına geçişini belirli mekanizmalara bağlarlar. Bu perspektife göre hegemonya, egemen gücün kendi dünya görüşünü ve çıkarlarını evrensel normlar olarak sunabilme yeteneğiyle yakından ilişkilidir.
Buna göre, Robert Cox'un Gramsciyen yaklaşımı bağlamında, hegemonik bir dünya düzeninin sürdürülmesinde "sivil toplum" ve "rıza" (consent) kavramlarının işlevini en doğru açıklayan durum aşağıdakilerden hangisidir?
Bağımlılık Teorisi'nin en önemli temsilcilerinden biri olan Andre Gunder Frank, ana akım kalkınma teorilerinin "az gelişmişlik" () kavramına yüklediği anlamı sert bir dille reddeder. Frank'e göre az gelişmişlik, ülkelerin tarihsel süreçte henüz geride bırakamadığı geleneksel bir "aşama" değil; aksine merkez () ile çevre () arasındaki yapısal ilişkilerin tarihsel bir ürünüdür.
Buna göre, Frank'in "az gelişmişliğin gelişimi" ( ) kavramsallaştırmasıyla vurgulamak istediği temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Antonio Gramsci tarafından geliştirilen ve Robert Cox tarafından uluslararası ilişkilere uyarlanan "hegemonya" kavramını, realizmin geleneksel "hâkimiyet" anlayışından ayıran en temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Sosyal bilimlerde pozitivizmin "nesnellik" ve "değerden bağımsızlık" iddialarını reddeden Frankfurt Okulu düşünürleri, teorinin toplumsal yaşamın dışından bakarak onu sadece tasvir eden bir araç olmadığını savunur. Max Horkheimer'a göre "geleneksel teori", dünyayı araştırmacıdan bağımsız ve "orada duran" bir veriler bütünü olarak görürken; "eleştirel teori" çok daha farklı bir ontolojik ve epistemolojik zeminde durmaktadır.
Buna göre, Frankfurt Okulu'nun savunduğu "eleştirel teori" yaklaşımının "geleneksel teori"den temel farkı aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Immanuel Wallerstein’ın "Dünya Sistemleri Analizi" (World-Systems Analysis), merkez ve çevre bölgeler arasındaki eşitsiz ilişkiyi ele alması bakımından Bağımlılık Teorisi ile benzerlik gösterse de, sistemi üç katmanlı bir yapı olarak kurgulamasıyla ondan ayrılır. Wallerstein’ın modelinde "yarı-çevre" (semi-periphery) katmanına yüklediği temel siyasi işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Ken Booth, eleştirel güvenlik çalışmalarının temel metinlerinden biri sayılan çalışmasında güvenliğin doğası gereği bağımsız bir değer olmadığını, aksine belirli bir siyasal bakış açısının ürünü olduğunu savunur. Ona göre bir kuramcının "güvenlik nedir?" sorusuna verdiği yanıt, aslında o kuramcının "dünya siyaseti nasıl işler?" ve "insanlığın temel amacı nedir?" gibi daha köklü sorulara verdiği yanıtların bir sonucudur.
Booth'un bu yaklaşımı doğrultusunda, Galler Okulu literatüründe güvenliğin "türevsel" () bir nitelik taşıması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanmalıdır?
Frankfurt Okulu'nun "bilgi-çıkar" ilişkisinden etkilenen Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori, ana akım teorileri dünyayı olduğu gibi kabul ettikleri ve mevcut güç dağılımını meşrulaştırdıkları gerekçesiyle eleştirir. Andrew Linklater gibi düşünürlerin de vurguladığı üzere, bu teorik çerçevenin amacı sadece dünyayı açıklamak değil; insanların toplumsal ve siyasal yapılar tarafından kısıtlanmış potansiyellerini açığa çıkarmaktır. Buna göre, Eleştirel Teori'nin uluslararası siyaset alanında ulaşmaya çalıştığı temel normatif gaye aşağıdakilerden hangisidir?
Ana akım Uluslararası İlişkiler teorileri (Realizm ve Liberalizm), uluslararası alanı iç siyasetten bağımsız, kendine özgü yasaları olan ve "anarşi" ile karakterize edilen özerk bir alan olarak kurgularken; Klasik Marksist yaklaşım bu ayrımı reddederek uluslararası ilişkileri toplumsal üretim ilişkilerinin mekânsal bir uzantısı olarak değerlendirir. Buna göre, Klasik Marksizm'in uluslararası ilişkiler analizinde kullandığı temel metodolojik çerçeve aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik emperyalizm teorisyenlerinden J.A. Hobson'a göre emperyalizm; kapitalizmin kaçınılmaz bir sonucu değil, toplumun genel çıkarına aykırı hareket eden belirli grupların devlet politikalarını etkilemesiyle ortaya çıkan bir "hastalıktır". Hobson, bu grupları "ekonomik parazitler" olarak nitelendirmiş ve bunların dış yatırımlarını korumak için askeri gücü kullandıklarını savunmuştur. Buna göre Hobson'un emperyalist politikaların asıl sorumlusu ve faydalanıcısı olarak işaret ettiği bu "parazit" gruplar aşağıdakilerden hangisinde doğru tanımlanmıştır?
Klasik Marksizm, ana akım uluslararası ilişkiler kuramlarının uluslararası alanı 'siyasal olanın özerk bir alanı' veya 'anarşik bir yapı' olarak kurgulamasını eleştirir. Bu kuramsal perspektife göre, uluslararası ilişkilerdeki çatışma, iş birliği ve dönüşüm süreçlerinin temel belirleyicisi aşağıdakilerden hangisidir?
Immanuel Wallerstein’ın kuramsallaştırdığı Dünya Sistemleri Analizi, Bağımlılık Teorisi'nin sunduğu merkez-çevre şeklindeki ikili (binary) yapısal modeli yetersiz bularak sisteme üçüncü bir hiyerarşik katman ekler. Bu katman, hem merkezden çevreye doğru sömürülen hem de çevreyi sömüren bir yapı sergileyerek sistemin bütününe yönelik radikal muhalefetin önünde bir 'tampon bölge' işlevi görür.
Buna göre, Wallerstein’ın kapitalist dünya-ekonomisinin siyasi istikrarı için hayati bir 'dengeleyici' olarak gördüğü bu yapısal katman aşağıdakilerden hangisidir?
Robert Cox'un "kuram her zaman birileri ve bir amaç içindir" önermesinden hareketle, mevcut dünya düzenini ve bu düzenin temelindeki güç ilişkilerini veri kabul ederek sistemin sürekliliğini sağlamaya çalışan yaklaşımları "sorun çözücü kuram" olarak tanımlayan Eleştirel Teori; bu yapıların tarihsel kökenlerini ve dönüştürülebilirliğini sorgular. Andrew Linklater ise bu teorik çerçeveyi genişleterek, siyasal topluluğun dışlayıcı (exclusionary) sınırlarının aşılmasını ve "özgürleşme" (emancipation) idealinin gerçekleştirilmesini savunur.
Buna göre, Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Teori'nin temel yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Eleştirel Güvenlik Çalışmaları (Galler Okulu) yaklaşımında, Ken Booth ve Richard Wyn Jones gibi düşünürlerin geliştirdiği kuramsal çerçeve, geleneksel realizmin "devlet merkezli" güvenlik anlayışını temelden reddeder. Bu yaklaşıma göre, güvenliğin gerçek referans nesnesi (referent object) ve bu süreçte devletin konumu hakkında aşağıdakilerden hangisi savunulur?