Realizm ve Neorealizm
506 questions
Kenneth Waltz’un yapısal realizminde, uluslararası sistemin yapısı iç siyasal yapılardan farklı olarak hiyerarşik değil, anarşiktir. Bu anarşik ortamda devletler, hayatta kalmak için benzer işlevleri yerine getirmek zorunda olan "benzer birimler" ( ) olarak kabul edilir. Bu varsayıma dayanarak; Waltz'a göre uluslararası siyasal yapının karakterini belirleyen ve sistemde yapısal değişime yol açan tek temel değişken aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisindeki "Neo-Neo Tartışması" bağlamında Neorealistler, devletlerin ekonomik iş birliği süreçlerinde bile "mutlak kazanç" yerine "göreli kazanç" ( ) odaklı hareket etmelerini temel olarak aşağıdakilerden hangisiyle gerekçelendirmektedir?
Uluslararası sistemdeki güç dağılımının değişimini "farklılaşan büyüme oranları" ( ) kavramıyla açıklayan Güç Geçişi Teorisi ( ), ana akım realizmin dışsal dengeleme (ittifaklar) vurgusundan ayrılır. A.F.K. Organski'ye göre, bir devletin güç kapasitesindeki artışın ve dolayısıyla sistemdeki konumunun değişmesinin temel belirleyicisi aşağıdakilerden hangisidir?
Savunmacı realizm (defansif realizm) kuramına göre, uluslararası sistem devletleri 'statüko koruyucu' davranmaya teşvik eder ve aşırı güç peşinde koşan 'revizyonist' aktörleri belirli bir sistemik mekanizmayla sınırlar. Bu kuramsal çerçevede, bir devletin gücünü gereğinden fazla artırmasının bizzat sistemin kendisi tarafından engellenmesini sağlayan temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Yapısal Realizm'in (Neorealizm) kurucusu Kenneth Waltz'a göre, uluslararası sistemin kutupluluk yapısı devletlerin hayatta kalma stratejilerini ve dengeleme yöntemlerini belirleyen temel faktördür. Özellikle iki kutuplu (bipolar) sistemlerde, ittifakların istikrarsız olması ve müttefik değiştirme imkânının kısıtlılığı nedeniyle devletler güvenliği sağlamak için kendi kapasitelerini artırmaya yönelirler.
Waltz tarafından tanımlanan, devletlerin dışarıdan müttefik aramak yerine kendi askeri harcamalarını artırarak ve ekonomik güçlerini geliştirerek denge kurmaya çalışmaları aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Realist geleneğin entelektüel köklerini oluşturan Thucydides, Machiavelli ve Hobbes’un analizlerinde; devletler arası ilişkilerin ahlaki normlardan ziyade güç ve çıkar ekseninde kurgulanması, "siyasetin özerkliği" ( ) kavramıyla açıklanır. Bu düşünürlerin siyasal alanı evrensel ahlak ilkelerinden bağımsız, kendine özgü yasaları olan bir mecra olarak tanımlamalarının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik Realist düşünce geleneğinin tarihsel ve entelektüel köklerinde merkezi bir yer tutan Niccolò Machiavelli, siyasetin kendine özgü kuralları olan özerk bir alan olduğunu savunmuştur. Machiavelli'ye göre devlet adamı, devletin bekasını korumak amacıyla gerekirse geleneksel ahlak normlarından sapabilmeli ve kararlarında 'aslan ile tilki'nin özelliklerini birleştirmelidir.
Bu bağlamda; devletin varlığını sürdürmesi için alınan kararların her türlü ahlaki ve hukuki kaygıdan üstün tutulmasını, siyasal eylemin başarısının sadece sonuçla ölçülmesi gerektiğini ifade eden temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı, devletlerin hayatta kalma arzusu ve diğer devletlerin saldırı kapasitesi; büyük güçleri niyetlerinden bağımsız olarak revizyonist birer aktör olmaya itmektedir. Buna göre, devletlerin sistemde statükoyu korumakla yetinmeyip sürekli olarak güçlerini maksimize etmelerinin arkasındaki temel yapısal gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Hegemonyacı İstikrar Teorisi (Hegemonic Stability Theory), uluslararası sistemin ekonomik ve siyasal düzeninin sürdürülebilirliğini belirli bir aktörün varlığına ve üstlendiği rollere bağlar. Bu teoriye göre, uluslararası sistemde açık bir ticaret düzeninin ve genel bir istikrarın oluşabilmesi için aşağıdakilerden hangisi temel bir gerekliliktir?
Hans Morgenthau, klasik realizmin temel metni kabul edilen 'Uluslararası Politika' (Politics Among Nations) adlı eserinde siyasal gerçekçiliğin birinci ilkesini açıklarken; siyasetin, genel olarak toplum gibi, kökenleri değişmez bir kaynağa dayanan nesnel yasalar tarafından yönetildiğini belirtir. Buna göre, Morgenthau'nun kuramında siyaseti yöneten nesnel yasaların temel kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisi, Kenneth Waltz'un Savunmacı Realizminden farklı olarak devletlerin güç arayışında "doyumsuz" olduğunu ve uluslararası sistemin kaçınılmaz bir rekabete mahkûm olduğunu savunur. Mearsheimer’a göre, rasyonel büyük güçlerin statükocu bir güç dengesiyle yetinmeyip sürekli güç maksimizasyonu peşinde koşmalarını zorunlu kılan temel yapısal mantık aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası iş birliği süreçlerinde bir devletin, partnerinin ne kadar kazandığına bakmaksızın sadece kendi elde ettiği toplam faydayı ve refah artışını esas alarak hareket etmesi aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?
E.H. Carr, uluslararası ilişkiler disiplininin kurucu metinlerinden biri kabul edilen *Yirmi Yıl Krizi* eserinde, liberal-idealist düşüncenin temel taşı olan "çıkarların uyumu" ( ) doktrinine yönelik köklü bir eleştiri getirir. Carr'a göre bir devletin veya grubun "evrensel barış" veya "uluslararası toplumun çıkarı" gibi kavramlara yaptığı vurgu, çoğu zaman kendi ulusal çıkarlarını ahlaki bir temele oturtma çabasıdır.
Buna göre Carr'ın perspektifinden, "çıkarların uyumu" söyleminin uluslararası siyasetteki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin beşinci ilkesinde tikel bir ulusun ahlaki emelleri ile evrensel ahlak yasalarının bir tutulmasını (özdeşleştirilmesini) reddeder. Morgenthau'ya göre devletlerin kendi politikalarını "insanlığın ortak yararı" veya "evrensel adalet" gibi kavramlarla sunması rasyonel bir temele dayanmaz.
Buna göre Morgenthau'nun bu ilkeyle getirdiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
E. H. Carr, uluslararası ilişkiler disiplininin gelişimini bir bilim dalının olgunlaşma evreleriyle açıklar. Carr'a göre, disiplinin ilk evresi olan 'Ütopya' döneminin en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz tarafından sistemleştirilen 'Savunmacı Realizm' (Defansif Realizm), devletlerin sadece sistemdeki konumlarını korumaya odaklanan 'statükocu' aktörler olduklarını savunur. Buna karşın John Mearsheimer'ın 'Saldırgan Realizm'i (Ofansif Realizm), devletlerin ancak rakipleri üzerinde ezici bir güç üstünlüğü (hegemonya) kurarak güvende olabileceğini ve bu nedenle 'güç maksimizasyonu' peşinde koştuklarını ileri sürer.
Saldırgan Realizm'in devletleri bu revizyonist tutuma iten ve niyetlerin belirsizliğine dayanan temel varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* () adlı başyapıtında liberal-idealist düşüncenin temel varsayımlarından biri olan "çıkarların uyumu" (harmony of interests) ilkesini derinlemesine eleştirir. Carr'ın realizminin merkezinde yer alan bu eleştiriye göre, uluslararası siyasette söz konusu doktrinin asıl işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde realizm, farklı analiz düzeylerini vurgulayan çeşitli alt dallara ayrılmıştır. Dış politikanın yalnızca uluslararası sistemin yapısıyla açıklanmasının eksik olacağını savunan Neoklasik realizm de bu güncellemelerden biridir.
Buna göre, Neoklasik realizmin devletlerin dış politika davranışlarını açıklarken literatüre getirdiği temel yenilik aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorileri, anarşik sistemde devletlerin güvenliği nasıl sağlayacakları konusunda farklı varsayımlara sahiptir.
Kenneth Waltz'un çalışmalarında öne çıkan 'Savunmacı (Defansif) Realizm' yaklaşımının devlet davranışlarına ilişkin temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, Uluslararası İlişkiler disiplininin temel metinlerinden sayılan *Yirmi Yıl Krizi* adlı eserinde, iki dünya savaşı arasındaki dönemde uluslararası siyasete hâkim olan "ütopik" (idealist) yaklaşımı sert bir biçimde eleştirmiştir. Carr'a göre bu yaklaşım, uluslararası sistemde çatışmanın yapısal kökenlerini gizleyen ve güç mücadelelerini ahlaki bir kisve altında meşrulaştıran ideolojik bir araçtır. Buna göre, Carr'ın statükocu egemen devletlerin kendi ulusal çıkarlarını tüm insanlığın evrensel ahlaki çıkarlarıymış gibi sunmalarını sağladığı gerekçesiyle şiddetle eleştirdiği kavram aşağıdakilerden hangisidir?