Realizm ve Neorealizm
506 questions
Thucydides, *Peloponnesos Savaşları* eserindeki "Milos Diyaloğu"nda Atinalıların güç kullanımını doğal bir zorunluluk olarak betimlerken; Thomas Hobbes, *Leviathan* adlı eserinde devletsiz bir "doğa durumu" tasvir ederek herkesin herkese karşı savaşından bahseder. Benzer şekilde Niccolò Machiavelli, *Hükümdar* adlı eserinde yöneticilere siyasi bekalarını sağlamak için ahlaki kısıtlamalardan bağımsız hareket etmelerini öğütler.
Bu üç düşünürün görüşleri temel alındığında, Klasik Realizm'in devletler arası çatışmaları ve uluslararası siyasetteki güç arayışını açıklarken dayandığı temel ontolojik varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, uluslararası ilişkiler disiplininin kurucu metinlerinden biri olan "Yirmi Yıl Krizi" adlı eserinde, iki dünya savaşı arasındaki dönemde hakim olan ve özellikle Woodrow Wilson'ın politikalarında somutlaşan uluslararası ilişkiler anlayışını "ütopik" olarak nitelendirmiş ve derin bir yapı sökümüne tabi tutmuştur. Carr'a göre bu ütopik yaklaşımın temel yanılgısı, uluslararası arenada tüm devletlerin doğası gereği ortak bir barış ve refah hedefine sahip olduğu inancıdır. Düşünüre göre bu inanç, gerçekte sistemin işleyişinden memnun olan ve mevcut güç dağılımını korumak isteyen egemen devletlerin, kendi ayrıcalıklı konumlarını meşrulaştırmak amacıyla ürettikleri evrenselci bir söylemden ibarettir.
Buna göre, E.H. Carr'ın ütopik yaklaşıma yönelttiği eleştirinin merkezinde yer alan ve daha sonra klasik realizmin temel argümanlarından biri olan kavramsal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Tarihsel süreçte pek çok liderin barışçıl niyetler taşımasına ve ülkelerin demokratik siyasal yapılanmalara sahip olmasına rağmen, devletlerin güvenlik endişesiyle sıklıkla silahlanma yarışına veya çatışmaya sürüklendiği görülmektedir. Kenneth Waltz, bu durumu incelediğinde liderlerin karakterlerinin veya devletlerin içsel özelliklerinin uluslararası barışı sağlamada yetersiz kaldığını savunur.
Yapısal Realizm (Neorealizm) teorisi bağlamında, Waltz'a göre barışçıl niyetlere sahip devletleri dahi rekabete ve güvenlik ikilemine iten temel belirleyici unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Siyasal düşüncenin 'özgür irade' (ütopya) ve 'determinizm' (gerçeklik) arasında bir diyalektik barındırdığını savunan E.H. Carr, iki dünya savaşı arasındaki dönemdeki barış politikalarının ontolojik bir körlük içerdiğini ileri sürer. Carr'a göre, statükoyu elinde bulunduran egemen güçlerin kendi ulusal çıkarlarını tüm insanlığın evrensel iyiliğiymiş gibi meşrulaştırmalarına olanak tanıyan ve uluslararası sistemdeki istikrarsızlığın asıl felsefi kaynağını oluşturan liberal varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemde X devleti, sınır komşusu olan ve askeri kapasitesini hızla artırarak saldırgan (revizyonist) bir dış politika izleyen çok daha güçlü bir Y devletine karşı bir ittifak arayışına (dengeleme) girmemiştir. Aksine X devleti, Y devletinin zayıf bir Z devletine yönelik olası askeri müdahalesinden elde edilecek jeopolitik ve ekonomik kazanımlardan pay alabilmek amacıyla Y devleti ile ittifak kurmayı (eklemlenme/vagonlama) tercih etmiştir. Bu durum, anarşik sistemde devletlerin her zaman salt beka ve güvenlik kaygısıyla hareket etmediğini, zaman zaman statükoyu değiştirmek için fırsatçı bir motivasyona sahip olabildiğini göstermektedir.
Yukarıdaki senaryoda X devletinin sergilediği ittifak davranışı ve bu davranışın temel motivasyonu, uluslararası ilişkiler teorileri bağlamında aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle en doğru şekilde açıklanır?
Neorealist teori içerisindeki tartışmalarda devletlerin anarşik sistemde nasıl davranmaları gerektiğine dair farklı görüşler öne sürülmüştür. Bir yaklaşıma göre; uluslararası sistem, devletleri saldırgan olmaktan ziyade ılımlı politikalar izlemeye teşvik eder. Sistemde kapasitenin aşırı derecede artırılması, diğer devletlerin tehdit algısını yükselterek karşı ittifakların (dengeleme) kurulmasına neden olur. Bu nedenle rasyonel bir devletin öncelikli amacı küresel bir hegemon olmak değil, sistemdeki mevcut güç dağılımını muhafaza etmektir.
Bu parçada temel argümanları özetlenen teorik yaklaşım ve devletlerin doğasına ilişkin temel varsayımı aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Neorealist (yapısal realist) yaklaşıma göre, uluslararası sistemde 'güvenlik ikilemi'nin (security dilemma) yaşanmasının ve devletlerin istemeden bir silahlanma sarmalına girmesinin temel yapısal nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorilerinde realist geleneğin kökenleri incelendiğinde, güç mücadelesi ve güvenlik kaygıları genellikle kurucu düşünürlerin ontolojik varsayımlarına dayandırılır. Thomas Hobbes'un *Leviathan* eserinde kavramsallaştırdığı 'doğa durumu' (state of nature) ve insanın temel güdüleri dikkate alındığında, klasik realizmin uluslararası politikadaki çatışmayı açıklama biçimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en kesin biçimde doğrudur?
X ülkesi çoğulcu demokrasi ve insan haklarına dayalı bir anayasayla, Y ülkesi ise kapalı ve otoriter bir rejimle yönetilmektedir. Her iki devlet de sınır komşuları olan Z ülkesinin nükleer silah kapasitesini belirgin biçimde artırması üzerine, iç siyasetteki tüm ideolojik farklılıklarına rağmen derhal savunma bütçelerini artırmış ve küresel bir güçle ittifak antlaşması imzalayarak güç dengesi arayışına girmişlerdir.
Kenneth Waltz'un 'Yapısal Realizm' (Neorealizm) kuramına göre, devletlerin içsel özelliklerindeki bu derin farklılıklara rağmen uluslararası krizler karşısında böylesine benzer dış politika refleksleri göstermesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Soğuk Savaş sonrası dönemde A devleti, bölgesindeki güç dengesi lehine değişmesine ve askeri kapasitesi diğer tüm bölge ülkelerini aşmasına rağmen, revizyonist ve yayılmacı bir politika izlemekten kaçınmıştır. A devletinin karar alıcıları, sistemdeki güç maksimizasyonunun nihai bir hedef olamayacağını; aşırı güçlenmenin ve bölgesel hegemonya arayışının, diğer devletlerin bir araya gelerek bir 'dengeleme koalisyonu' (balancing) oluşturmasına neden olacağını ve bunun da ülkenin güvenliğini eskisinden daha kırılgan hale getireceğini öne sürmüşlerdir. Bu nedenle A devleti, mevcut sistemdeki konumunu korumaya odaklanmış ve yalnızca kendi varlığını garanti altına alacak kadar güç edinmeyi yeterli görmüştür.
A devletinin karar alıcılarının benimsediği bu stratejik yaklaşım, aşağıdaki teorik perspektiflerin hangisinin varsayımlarıyla doğrudan örtüşmektedir?
Bir uluslararası ilişkiler sempozyumunda sunum yapan bir akademisyen, disiplinin gelişimini anlatırken şu ifadeleri kullanmıştır: "Uluslararası politikadaki güç mücadelesini anlamak için Thomas Hobbes'un *Leviathan* eserindeki doğa durumuna veya Niccolò Machiavelli'nin *Prens* eserinde liderlere verdiği tavsiyelere bakmamız yeterlidir. Bu düşünürlerin ortaya koyduğu karamsar ontolojik perspektif, klasik realizmin de temelini oluşturmuştur."
Akademisyenin konuşmasında vurguladığı ve klasik realizmin uluslararası arenadaki çatışmaları açıklarken dayandığı bu temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemde merkezi bir otoritenin bulunmaması (anarşi), devletlerin kendi güvenliklerini sağlamak için 'kendi kendine yardım' (self-help) ilkesine başvurmalarını zorunlu kılar. Ancak statükocu ve saldırgan niyeti olmayan bir devletin, yalnızca kendini savunma amacıyla askeri kapasitesini artırması, diğer devletler tarafından potansiyel bir tehdit olarak algılanır. Bu durum, karşı tarafın da silahlanmasına yol açarak bir sarmal yaratır ve sonuçta başlangıçtaki devletin kendini eskisinden daha güvensiz hissetmesine neden olur.
İlk olarak John Herz tarafından literatüre kazandırılan ve devletlerin niyetlerinden bağımsız olarak ortaya çıkan bu yapısal trajedi, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?
X ve Y devletleri arasında tarihsel bir husumet bulunmamakta ve her iki devlet de mevcut güç dengesinden (statüko) memnuniyet duymaktadır. Ancak X devleti, sadece kendi sınır güvenliğini artırmak amacıyla tamamen savunma odaklı yeni bir hava savunma sistemi inşa etmeye başlar. Y devleti ise bu adımı, X devletinin gelecekteki olası bir ilk vuruş (first strike) kapasitesine hazırlık olarak algılar ve kendi taarruz füzelerinin menzilini artırma kararı alır. Bunun üzerine X devleti de Y'nin bu hamlesine karşılık vererek ordusunu alarm durumuna geçirir. Sonuç olarak, her iki devlet de başlangıçtaki durumlarına kıyasla kendilerini çok daha büyük bir savaş riskinin ve güvensizlik ortamının içinde bulur.
Neorealist (yapısal realist) yaklaşıma göre, başlangıçta saldırgan niyetleri olmayan bu iki devletin istenmeyen bir silahlanma yarışına sürüklenmesini açıklayan 'güvenlik ikilemi' (security dilemma) kavramının temel teorik nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Neoklasik realizm, devletlerin dış politika davranışlarını analiz ederken yapısal realizmin (neorealizm) temel bağımsız değişkeni olan 'uluslararası sistemin anarşik yapısı ve güç dağılımını' veri kabul eder. Ancak Gideon Rose ve Fareed Zakaria gibi düşünürlerin öncülük ettiği bu yaklaşıma göre, sistemik baskılar dış politikaya doğrudan ve mekanik bir biçimde yansımaz; bunun yerine karmaşık bir 'aktarım kayışı' (transmission belt) üzerinden filtrelenerek eyleme dönüşür. Bu durum, yapısal teorilerin açıklamakta zorlandığı 'eksik dengeleme' (underbalancing) gibi rasyonel beklentilerden sapan dış politika tercihlerinin de temel nedenidir.
Buna göre, Neoklasik realizmde uluslararası sistemden gelen baskıları filtreleyen ve 'aktarım kayışı' işlevini üstlenerek nihai dış politika davranışını (bağımlı değişken) şekillendiren 'ara değişkenler' (intervening variables) aşağıdakilerin hangisinde en doğru ve kapsamlı biçimde verilmiştir?
Hans Morgenthau'nun dış politika analizinde temel bir rehber sunduğu yaklaşımında, devlet davranışlarını anlamlandırmak için "güç cinsinden tanımlanmış çıkar" kavramı merkeze alınır ve bu kavramın nesnel bir kategori olduğu ifade edilir.
Buna göre, Morgenthau'nun güç ve çıkar kavramsallaştırmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası ilişkiler disiplininde realist teorinin yapısalcı bir dalı olan saldırgan (ofansif) realizm, devletlerin niyetleri hakkındaki belirsizliğin uluslararası sistemde sürekli bir korku ve güvensizlik yarattığını savunur. John Mearsheimer tarafından geliştirilen bu yaklaşıma göre, anarşik sistemde devletlerin bekalarını (hayatta kalmalarını) garanti altına alabilmek için ulaşmaya çalıştıkları nihai hedef aşağıdakilerden hangisidir?
Bir uluslararası ilişkiler araştırmacısı, Soğuk Savaş sonrası dönemde bazı küçük devletlerin ittifak politikalarını incelerken şu bulguya ulaşmıştır:
"Devletler, her zaman sistemdeki en fazla askeri ve ekonomik güce sahip olan devlete karşı birleşmezler. Çoğu zaman, toplam kapasitesi daha düşük olsa bile coğrafi olarak kendilerine daha yakın olan, hücum silahları kapasitesini artıran ve saldırgan diplomatik niyetler sergileyen devletlere karşı dengeleme (balancing) yapmayı tercih ederler."
Buna göre araştırmacının bulgusu, devletlerin ittifak tercihlerini salt güç dağılımıyla değil; algılanan tehlikenin boyutlarıyla açıklayan hangi düşünür ve yaklaşımla ifade edilir?
Soğuk Savaş döneminde askeri güvenlik endişeleriyle kapalı bir blok politikası izleyen bir devlet, iki kutuplu sistemin sona ermesiyle birlikte eski rekabet alanlarını terk edip eski hasımlarıyla yoğun bir ticari ve teknolojik entegrasyon sürecine girmiştir. Ancak bu yeni dönemde de söz konusu devletin temel amacı, bölgesindeki etkisini maksimize etmek ve bekasını garanti altına almak olmuştur.
Hans Morgenthau'nun "Siyasal Gerçekçiliğin Altı İlkesi" dikkate alındığında, bu devletin dış politikasındaki esneklik ve dönüşüm aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle en iyi açıklanır?
Uluslararası ilişkiler teorilerinin tarihsel ve felsefi kökenleri üzerine yapılan akademik bir çalışmada şu ifadelere yer verilmiştir:
'Devletlerin bekasını ve güç maksimizasyonu çabalarını salt uluslararası sistemin desantralize (merkezsiz) yapısıyla açıklamak eksik bir yaklaşımdır. Çatışmanın asıl kaynağı, sistemin dayattığı yapısal kısıtlamalardan ziyade, siyasal aktörlerin ontolojik kodlarında yer alan ve asla tatmin edilemeyen tahakküm kurma arzusudur. Bu felsefi gerçeklik, hem Peloponnesos Savaşları sırasında Atinalıların zayıflara karşı kurduğu meşhur diplomatik diyalogda hem de otorite öncesi doğa durumunun 'herkesin herkese karşı savaşı' olarak analiz edildiği metinlerde açıkça görülmektedir.'
Bu metinde eleştirilen teorik yaklaşım ve yazarın kendi savını temellendirdiği 'kavramsal dayanak - eser' eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Uluslararası ilişkiler disiplininde sistemin istikrarı ve büyük savaşların nedenleri çeşitli teorilerle açıklanmaktadır. Charles Kindleberger'in katkı sunduğu Hegemonyacı İstikrar Teorisi, küresel istikrarın ancak baskın bir devletin (hegemonun) uluslararası kamu mallarını sağlamasıyla mümkün olduğunu savunur. Öte yandan, A.F.K. Organski tarafından geliştirilen Güç Geçişi Teorisi (Power Transition Theory), uluslararası sistemdeki hiyerarşik yapıya odaklanarak büyük sistemik savaşların çıkış nedenini açıklamaktadır.
Bu bilgilere ve Güç Geçişi Teorisi'nin varsayımlarına göre, uluslararası sistemde büyük çaplı savaşların yaşanmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?