Meme Hastalıkları

255 questions

Question 21Question

Meme anatomisi, gelişim evreleri ve hormonal fizyolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, klinik ve fizyolojik veriler doğrultusunda doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Meme fizyolojisinde Laktogenez Evre II (bol süt salınımı), doğum sonrası progesteron seviyesindeki ani düşüşün prolaktinin laktogenik etkisini serbest bırakması sonucu başlar.

Answer

Laktogenez Evre II, doğum sonrası progesteronun çekilmesiyle prolaktinin laktogenik etkisinin üzerindeki baskının kalkması sonucu başlar.
Laktogenez süreci iki evreye ayrılır. Evre I gebelik ortasında başlar; ancak yüksek progesteron seviyeleri prolaktinin reseptör seviyesindeki laktogenik etkisini baskılar. Doğumla birlikte plasentanın ayrılması sonucu progesteron seviyesindeki ani düşüş, bu baskıyı kaldırır ve Laktogenez Evre II (bol süt salınımı) başlar.

Step-by-Step Solution

1
Meme gelişiminin hormonal kontrolünü ve laktasyon aşamalarını analiz edin.
Gebelik boyunca östrojen ve progesteron prolaktini inhibe eder; doğumla progesteron düşer ve Laktogenez II başlar.
Laktasyonun başlaması için inhibitör hormonların çekilmesi birincil tetikleyicidir.
2
Aksiller lenf nodu seviyelerini ve Rotter nodlarının yerleşimini doğrulayın.
Rotter nodları Seviye II'dir (Pectoralis minor kasının arkası/arası).
Berg sınıflaması cerrahi sınırlar ve evreleme için kritiktir.
3
Venöz drenaj yollarını ve metastatik özellikleri değerlendirin.
Batson pleksusu kaval sistemi bypass eder.
Hematojen yayılım yolları klinik prognozu etkiler.

Key Concept

Hormonal laktogenez tetikleyicileri ve cerrahi anatomik sınırların (Berg/Rotter) ayrımı.

Practice More

Meme gelişimindeki süt çizgisi (milk line) üzerindeki aksesuar dokuların yerleşim sıklığını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 22Question

Erkek meme kanseri olgularının genetik arka planı incelendiğinde, belirli mutasyonların riski anlamlı derecede artırdığı görülmektedir. Buna göre, erkeklerde meme kanseri riskini en belirgin şekilde artıran genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: BRCA2

Answer

Erkeklerde meme kanseri riskini en çok artıran genetik mutasyon BRCA2'dir.
Doğru cevap olan seçenek, erkeklerde meme kanseri riskini genel popülasyona kıyasla yaklaşık 80 kat artıran (yaşam boyu %6-7 risk) ve bu grupta en sık saptanan genetik bozukluğu belirtmektedir. BRCA2 mutasyonu taşıyıcıları, erkek meme kanseri olgularının yaklaşık %10-15'ini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Erkek meme kanseri için tanımlanmış genetik risk faktörlerini gözden geçir.
BRCA1, BRCA2, TP53 ve PTEN gibi genlerin meme kanseri ile ilişkili olduğu belirlendi.
Genetik mutasyonların cinsiyete göre farklı penetrans ve risk oranları mevcuttur.
2
BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının erkeklerdeki spesifik risk oranlarını karşılaştır.
BRCA2 mutasyonu taşıyan erkeklerde yaşam boyu risk %6-7 iken, BRCA1 mutasyonunda bu oran %1.2 civarındadır.
Hangi mutasyonun erkek popülasyonunda daha dominant bir risk faktörü olduğunu saptamak gerekir.
3
En yüksek risk artışına sahip olan geni belirleyerek seçeneği doğrula.
BRCA2 mutasyonu en güçlü ilişkiye sahip faktördür.
TUS sınavı standartlarına göre erkek meme kanseri dendiğinde akla gelmesi gereken ilk genetik marker BRCA2'dir.

Key Concept

BRCA2 mutasyonu ile erkek meme kanseri arasındaki güçlü korelasyon.
Estimated Time:45s
Question 23Question

Meme kanseri gelişiminde rol oynayan genetik sendromlar, yüksek riskli premalign lezyonlar ve epidemiyolojik risk faktörleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Cowden sendromu (PTENPTEN gen mutasyonu), meme kanseri riskini belirgin şekilde artırmasının yanı sıra, eşlik eden tiroid maligniteleri arasında en sık tiroidin papiller karsinomu ile karakterizedir.

Answer

Cowden sendromunda tiroid malignitesi olarak en sık foliküler karsinom görülmesi ifadesi yanlıştır; bu sendrom foliküler tiroid karsinomu ile ilişkilidir.
Cowden sendromu, PTENPTEN genindeki germ-line mutasyonlar sonucu gelişen otozomal dominant geçişli bir sendromdur. Bu sendromda meme kanseri yaşam boyu riski %25\%25-%50\%50 arasındadır. Eşlik eden tiroid maligniteleri açısından ise ayırt edici özellik, en sık 'foliküler' tipte tiroid karsinomunun görülmesidir. Papiller karsinom genel popülasyonda en sık olsa da Cowden sendromu için spesifik bir bulgu değildir.

Step-by-Step Solution

1
Genetik sendromların ve mutasyonların ilişkili olduğu diğer organ malignitelerini değerlendir.
Cowden sendromunun PTEN mutasyonu ile ilişkili olduğu ve meme, tiroid, endometrium kanserlerine yatkınlık yarattığı belirlenir.
Cowden sendromu multiorgan tutulumlu bir hamartom sendromudur.
2
Cowden sendromundaki tiroid kanseri spesifik tipini hatırla.
Cowden sendromunda tiroidin papiller karsinomu değil, karakteristik olarak foliküler karsinomu görülür.
PTEN yolağı bozuklukları foliküler hücre kökenli tümör gelişiminde daha baskın rol oynar.
3
Diğer seçeneklerdeki yüksek zorluk dereceli bilgileri (LCIS-IDC ilişkisi, BRCA fenotipleri, RR hesaplamaları) doğrula.
Tüm bilgilerin (BRCA1/TNBC, LCIS/IDC, ADH+Family History/10x RR) literatürle uyumlu olduğu teyit edilir.
Ayırıcı tanıda çeldiricilerin doğruluğunu kontrol etmek yanlış seçeneği kesinleştirir.

Key Concept

Cowden sendromunda (PTEN mutasyonu) en sık görülen tiroid kanseri tipi foliküler karsinomdur.
Estimated Time:2m 0s
Question 24Question

Sağ meme alt dış kadranda eline gelen ağrısız kitle nedeniyle polikliniğe başvuran 2222 yaşındaki bir kadın hastanın muayenesinde; kitlenin 2 cm2\text{ cm} çapında, düzgün sınırlı, lastik kıvamında ve son derece hareketli olduğu saptanıyor.

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fibroadenom

Answer

En olası tanı, genç yaş grubunda sık görülen ve tipik muayene bulguları veren fibroadenomdur.
Genç bir kadın hastada saptanan ağrısız, düzgün sınırlı, lastik kıvamındaki ve muayene sırasında çok hareketli olan (meme faresi bulgusu) kitle, fibroadenom için en tipik klinik tablodur. Bu yaş grubundaki en sık benign meme kitlesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hasta demografisi ve semptom süresi değerlendirilir.
2222 yaşında genç bir hasta, 66 aydır var olan ağrısız kitle.
Yaş, benign lezyonların (özellikle fibroadenom) görülme sıklığı açısından kritik bir veridir.
2
Fizik muayene bulguları analiz edilir.
Düzgün sınırlı, lastik kıvamında ve son derece hareketli (mobil) kitle.
Karakteristik 'meme faresi' (breast mouse) bulgusu, fibroadenomun en belirgin klinik özelliğidir.
3
Ayırıcı tanı yapılarak en olası seçenek belirlenir.
Fibroadenom tanısı netleştirilir.
Genç yaşta mobil ve düzgün sınırlı kitleler için ilk sırada düşünülmesi gereken tanıdır.

Key Concept

Fibroadenom, genç kadınlarda en sık görülen benign meme tümörü olup, 'meme faresi' olarak bilinen yüksek mobilite özelliği ile karakterizedir.
Estimated Time:45s
Question 25Question

Meme kanseri gelişiminde rol oynayan reprodüktif risk faktörleri, histopatolojik lezyonlar ve genetik mutasyonların klinik özellikleri değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İlk tam süreli gebelik yaşının 3030 ve üzerinde olması, meme kanseri riskini nullipar kadınlara benzer bir düzeye çıkarır.

Answer

İlk tam süreli gebelik yaşının 30'un üzerinde olması, meme kanseri riskini doğum yapmamış kadınlara benzer bir düzeye çıkaran önemli bir epidemiyolojik faktördür.
Yapılan epidemiyolojik çalışmalar, ilk tam süreli gebeliğini 30 yaşından sonra yapan kadınların meme kanseri riskinin, hiç doğum yapmamış (nullipar) kadınlarla neredeyse aynı (RR yaklaşık 2) olduğunu göstermiştir. Bu durum, meme terminal duktal lobüler ünite yapısının ancak gebelik ve emzirme ile tam diferansiyasyona ulaşması ve karsinojenlere karşı daha dirençli hale gelmesiyle açıklanır.

Step-by-Step Solution

1
Reprodüktif faktörlerin analiz edilmesi
Erken menarş, geç menopoz ve geç ilk gebelik yaşının risk artırıcı olduğu belirlendi.
Meme dokusunun erken diferansiyasyonu (ilk gebelikle) koruyucudur; bu geciktikçe risk nullipariteye yaklaşır.
2
Genetik ve patolojik lezyonların risk düzeylerinin karşılaştırılması
Genetik mutasyonların ve LCIS'in riskinin ADH'den daha yüksek olduğu görüldü.
Relatif risk skalasında ADH orta düzeyde (45x4-5x), LCIS yüksek (710x7-10x), BRCABRCA mutasyonları ise çok yüksek risk (>10x>10x) sınıfındadır.

Key Concept

Meme kanseri risk faktörlerinin şiddeti ve genetik sendromların (BRCA, Cowden, Li-Fraumeni) kendine özgü klinik yansımaları.

Practice More

Meme koruyucu cerrahinin kontrendikasyonlarını ve multifokalite/multisentrisite kavramlarını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 26Question

Meme kanseri tarama ve görüntüleme yöntemleri ile ilgili klinik yaklaşımlar göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Mammografide saptanan ve BI-RADS 44 olarak raporlanan şüpheli mikrokalsifikasyonların değerlendirilmesinde, meme MRG'nin negatif olması (kontrast tutulumu izlenmemesi) maligniteyi dışlamak için yeterlidir ve hastada biyopsi yerine takip önerilmelidir.

Answer

Mammografide saptanan şüpheli mikrokalsifikasyonların değerlendirilmesinde meme MRG'nin negatif olması durumunda biyopsiden vazgeçilmesi önerisi yanlıştır; bu durumda mutlaka doku tanısı gereklidir.
Meme MRG, invaziv kanser saptamada çok yüksek duyarlılığa sahip olsa da, sadece mikrokalsifikasyon şeklinde bulgu veren duktal karsinoma in situ (DCIS) lezyonlarında yalancı negatiflik oranı yüksektir. Bu nedenle, mammografide BI-RADS 44 veya 55 olarak sınıflandırılan şüpheli mikrokalsifikasyon varlığında MRG'nin negatif olması (kontrast tutulumu olmaması) doku tanısı gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Bu hastalarda altın standart yaklaşım, stereotaktik vakum destekli biyopsi veya tel ile işaretli cerrahi biyopsidir.

Step-by-Step Solution

1
Tarama yöntemlerinin temel kısıtlılıklarını değerlendir.
Mammografinin mikrokalsifikasyonlara duyarlı, ancak dens memelerde yetersiz olduğu; MRG'nin ise vaskülariteye (kontrast tutulumuna) duyarlı ancak kalsifikasyonlara duyarsız olduğu belirlendi.
Her görüntüleme yönteminin spesifik avantaj ve dezavantajlarını bilmek tanısal algoritmayı belirler.
2
Yüksek riskli grupların tarama protokollerini incele.
BRCA taşıyıcıları ve radyoterapi öyküsü olanların yıllık MRG + Mammografi kombinasyonuna ihtiyaç duyduğu teyit edildi.
Yüksek riskli hastalarda tek başına mammografi yeterli duyarlılığı sağlamaz.
3
BI-RADS 44 kategorisindeki lezyonların yönetim ilkelerini analiz et.
BI-RADS 44 (şüpheli) bulguların, ek görüntüleme yöntemleri ne derse desin doku tanısı (biyopsi) gerektirdiği sonucuna varıldı.
Malignite olasılığı %2\%2 ile %95\%95 arasında olan bir lezyonda, yalancı negatiflik oranı olan bir test (MRG) nedeniyle biyopsiden vazgeçilemez.

Key Concept

Meme MRG'nin şüpheli mikrokalsifikasyonlardaki (DCIS gibi) düşük negatif prediktif değeri.
Estimated Time:2m 0s
Question 27Question

Meme kanseri riskini artıran yüksek riskli premalign lezyonlar ve genetik mutasyon taşıyıcılığı durumlarında klinik yönetim ve risk projeksiyonları değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCISLCIS) her iki memede invaziv kanser gelişme riskini artıran bir gösterge kabul edilirken; pleomorfik LCISLCIS varyantı, duktal karsinoma in situ (DCISDCIS) gibi biyolojik olarak agresif kabul edilir ve cerrahi sınır negatifliği hedeflenerek eksize edilmelidir.

Answer

Klasik tip LCISLCIS bir risk göstergesi olarak kabul edilirken, pleomorfik varyant DCISDCIS benzeri agresif davranış sergiler ve cerrahi sınır negatifliği sağlanarak eksize edilmelidir.
Klasik lobüler karsinoma in situ (LCISLCIS), her iki memede invaziv kanser gelişimi için bir risk belirteci (marker) olarak kabul edilir ve genellikle cerrahi sınır negatifliği aranmaksızın takip veya kemoprevansiyon ile yönetilir. Buna karşın, pleomorfik LCISLCIS varyantı biyolojik olarak duktal karsinoma in situ (DCISDCIS) ile benzer özellikler sergiler ve invaziv karsinoma dönüşme potansiyeli çok daha yüksektir. Bu nedenle, pleomorfik LCISLCIS saptandığında cerrahi sınır negatifliği sağlanacak şekilde geniş eksizyon standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Lezyon tiplerinin biyolojik davranışını karşılaştır
Klasik LCISLCIS bir marker, pleomorfik LCISLCIS ise prekürsör özelliktedir.
Yönetim stratejisini belirlemek için lezyonun kansere dönüşme potansiyelini anlamak gerekir.
2
Cerrahi sınır gerekliliğini değerlendir
Pleomorfik varyantta cerrahi sınır negatifliği (22 mm) hedeflenir.
Agresif varyantlarda lokal nüks ve invaziv kansere dönüşüm riski daha yüksektir.
3
Diğer risk faktörlerini ve yönetimsel hataları ele
ADHADH eksizyonu zorunludur, ATMATM için MRGMRG gereklidir, ooferektomi BRCA2BRCA2'de daha etkilidir ve kemoprevansiyon LCISLCIS'de etkindir.
En güncel ve kesin doğru olan seçeneği teyit etmek.

Key Concept

Meme Kanseri Risk Belirteçleri ve Prekürsör Lezyon Yönetimi
Estimated Time:2m 0s
Question 28Question

Rutin tarama mammografisinde kümelenmiş mikrokalsifikasyon saptanan 4646 yaşındaki kadın hastaya yapılan stereotaktik kor biyopsi sonucu 'atipik duktal hiperplazi' (ADH) olarak raporlanmıştır. Bu klinik tabloya göre, hastanın yönetiminde bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lezyonun cerrahi olarak eksize edilmesi

Answer

Kor biyopsi ile saptanan atipik duktal hiperplazi (ADH) odaklarında evre artışı riski yüksek olduğu için lezyonun cerrahi olarak eksize edilmesi en uygun yaklaşımdır.
Kor biyopsi (stereotaktik veya ultrason eşliğinde) ile saptanan atipik duktal hiperplazi (ADH), örnekleme hatası nedeniyle çevresindeki daha ciddi lezyonları gizleyebilir. Literatürde, ADH saptanan kor biyopsilerin cerrahi eksizyon sonrasında %2030\%20-30 oranında duktal karsinoma in situ (DCIS) veya invaziv kansere yükseldiği (upgrade) gösterilmiştir. Bu nedenle, kor biyopsi sonucu ADH gelen tüm hastalar için standart yaklaşım lezyonun cerrahi olarak tamamen çıkarılmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kor biyopsi sonucunun ve ADH tanısının biyolojik öneminin değerlendirilmesi.
ADH'nin hem bir risk faktörü hem de bir prekürsör lezyon olabileceği saptandı.
Kor biyopsi örneklemesi sınırlı olduğu için lezyonun tamamının incelenmesi gereklidir.
2
Evre artışı (upgrade) riskinin hesaplanması.
ADH saptanan olgularda tüm doku çıkarıldığında %2030\%20-30 oranında DCIS veya invaziv kanser saptanabileceği belirlendi.
Mevcut biyopsi odağının yakınında sinsi bir maligniteyi atlamamak kritik önemdedir.
3
Kesin tanı ve tedavi planı için cerrahi müdahale kararı verilmesi.
Cerrahi eksizyon ile lezyonun tam olarak çıkarılması ve kesin patolojik evreleme yapılması planlandı.
Altın standart yaklaşım, ADH saptanan tüm şüpheli lezyonların cerrahi eksizyonudur.

Key Concept

Atipik Duktal Hiperplazi (ADH) yönetiminde cerrahi eksizyon zorunluluğu
Estimated Time:1m 30s
Question 29Question

3737 yaşında kadın hasta, sol meme başından son 22 aydır kendiliğinden gelen şeffaf-su gibi (watery) akıntı şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde son 11 yıldır bipolar bozukluk nedeniyle risperidon kullanımı mevcut olan hastanın fizik muayenesinde; akıntının sol meme saat 1010 hizasındaki tek bir kanaldan geldiği, sağ memede akıntı olmadığı ve her iki memede kitle saptanmadığı görülüyor. Bilateral mamografi ve ultrasonografi sonuçları normal (BI-RADS 11) saptanan bu hastada, en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Subareolar tek kanal eksizyonu (mikrodokektomi)

Answer

En uygun yaklaşım, altta yatan patolojiyi saptamak ve tedavi etmek amacıyla subareolar tek kanal eksizyonu (mikrodokektomi) yapılmasıdır.
Vakada tanımlanan spontan, tek taraflı, tek kanaldan gelen ve su gibi (watery) karakterdeki akıntı, tipik bir 'patolojik meme başı akıntısı' örneğidir. Hastanın antipsikotik kullanımı galaktore için bir risk faktörü olsa da, akıntının unilateral ve tek kanal olması bu durumu sistemik nedenlerden ayırır. Mamografi ve ultrasonografinin normal olması durumunda, hem tanı hem de tedavi için akıntının köken aldığı kanalın cerrahi olarak çıkarılması (mikrodokektomi) bir sonraki en uygun adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının karakterini belirle
Akıntı tek taraflı (unilateral), tek kanaldan ve kendiliğinden (spontan) geliyor. Bu özellikler 'patolojik meme başı akıntısı' tanımıyla uyumludur.
Sistemik (fizyolojik) nedenler genellikle bilateral ve çok kanallıdır; patolojik akıntılar ise cerrahi müdahale gerektiren yerel lezyonları düşündürür.
2
Görüntüleme tetkiklerini değerlendir
Mamografi ve ultrasonografi BI-RADS 11 (normal) olarak saptanmıştır.
Görüntüleme kitleyi saptayamasa bile, patolojik akıntının varlığı cerrahi endikasyonu ortadan kaldırmaz.
3
Yanıltıcı klinik verileri ekarte et
Hastanın risperidon (antipsikotik) kullanımı mevcuttur. Ancak akıntı unilateral ve tek kanaldan olduğu için bu bir ilaç yan etkisi değildir.
Sistemik etkili ilaçlar her iki memeyi de etkiler; tek taraflı akıntı her zaman primer meme patolojisi kabul edilmelidir.
4
Tanısal ve tedavi edici girişimi planla
Mikrodokektomi (ilgili kanalın cerrahi eksizyonu) uygulanmalıdır.
Bu işlem hem tanıyı netleştirir (papillom vs. malignite) hem de hastanın şikayetini tedavi eder.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntısı (spontan, tek kanal, kanlı/seröz/su gibi) varlığında, görüntüleme yöntemleri normal olsa dahi cerrahi eksizyon (mikrodokektomi) şarttır.
Question 30Question

Meme kanseri riskini etkileyen genetik mutasyonlar ve kalıtsal kanser sendromlarının klinik-patolojik özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: TP53TP53 germ hattı mutasyonu (LiFraumeniLi-Fraumeni sendromu) varlığında gelişen meme kanserleri, BRCA1BRCA1 mutasyonu taşıyıcılarına kıyasla daha erken yaşta ortaya çıkma eğilimindedir ve bu hastalarda radyoterapinin indüklediği sekonder malignite riski artmıştır.

Answer

TP53 germ hattı mutasyonu taşıyıcılarında meme kanseri çok erken yaşlarda ortaya çıkar ve bu hastalar radyoterapiye bağlı sekonder malignite gelişimi açısından yüksek risk altındadır.
Doğru ifade, TP53TP53 mutasyonunun (LiFraumeniLi-Fraumeni) çok erken yaşta meme kanserine yol açtığını ve radyoterapinin bu hastalarda tehlikeli (sekonder kanser riski) olduğunu belirtmektedir. Li-Fraumeni hastalarında tanı anında meme koruyucu cerrahi yerine genellikle mastektomi tercih edilir çünkü radyoterapi kontrendike kabul edilebilir.

Step-by-Step Solution

1
Genetik mutasyonların meme kanseri başlangıç yaşlarını karşılaştır.
Li-Fraumeni sendromunda (TP53TP53) meme kanseri genellikle 30 yaş civarında görülürken, BRCA1BRCA1 taşıyıcılarında ortalama yaş 40-45 civarıdır.
TP53TP53 hücre döngüsü ve genom stabilitesinin ana düzenleyicisi olduğu için mutasyonunda kanser gelişimi çok daha agresif ve erkendir.
2
Radyoterapi duyarlılığını analiz et.
LiFraumeniLi-Fraumeni hastalarında radyoterapi sonrası sahada sarkom gibi sekonder tümörler gelişebilir.
Radyasyonun neden olduğu DNA hasarı p53 proteini olmadan onarılamaz veya hücre apoptoza gidemez, bu da yeni mutasyonların birikmesine yol açar.

Key Concept

Herediter meme kanseri sendromlarında gen-spesifik risk profilleri ve tedavi kısıtlamaları.

Practice More

Meme koruyucu cerrahinin mutlak ve rölatif kontrendikasyonlarını genetik mutasyonlar bağlamında tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
Question 31Question

Meme fizyolojisi dikkate alındığında; pubertede duktus sisteminin (süt kanalları) uzaması, dallanması ve periduktal stroma artışından primer olarak sorumlu olan hormon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Östrojen

Answer

Meme duktuslarının büyümesi ve dallanmasından primer olarak sorumlu hormon östrojendir.
Meme fizyolojisinde östrojen, pubertede duktal sistemin uzamasını, yan dalların oluşmasını ve periduktal stromanın (bağ dokusu) artışını uyarır. Bu süreç memenin ergenlikteki karakteristik büyümesinin temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Pubertede meme gelişimindeki hormonal rollerin ayrımını yapın.
Duktal gelişim ile lobuloalveoler gelişim arasındaki fark belirlendi.
Meme gelişimi farklı anatomik birimlerin farklı hormonlara yanıt vermesiyle gerçekleşir.
2
Östrojenin spesifik etkisini tanımlayın.
Östrojenin süt kanalları (duktuslar) ve stroma üzerindeki etkisi doğrulandı.
Duktal uzama ve dallanma östrojenin primer etkisidir.

Key Concept

Meme dokusunun gelişiminde hormonların spesifik rolleri (Östrojen: Duktuslar; Progesteron: Lobüller)
Estimated Time:45s
Question 32Question

35 yaşında kadın hasta, sol memesinde tek bir kanaldan gelen, kendiliğinden olan ve serosanjinöz (kanlı) karakterdeki meme başı akıntısı şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Yapılan muayenesinde her iki memede palpabl kitle saptanmıyor. Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İntraduktal papillom

Answer

İntraduktal papillom, spontan ve kanlı meme başı akıntısının en sık nedenidir.
İntraduktal papillom, süt kanalları içinde gelişen benign bir tümördür ve özellikle tek bir kanaldan gelen, kendiliğinden olan kanlı veya serosanjinöz akıntının en sık (%75-80) sebebidir. Vakada belirtilen tüm özellikler (tek taraflı, tek kanallı, spontan, kanlı) bu tanıyı desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Akıntı özelliklerini değerlendir
Akıntının tek taraflı, tek kanaldan, kendiliğinden (spontan) ve kanlı olması 'patolojik akıntı' kriterlerine uymaktadır.
Tanısal yaklaşımda ilk adım fizyolojik ve patolojik akıntı ayrımını yapmaktır.
2
Kitle varlığını kontrol et
Muayenede kitle saptanmaması malignite olasılığını azaltsa da dışlamaz; ancak en olası benign nedeni ön plana çıkarır.
Maligniteler de kanlı akıntı yapabilir ancak intraduktal papillom çok daha yaygın bir nedendir.
3
Etiyolojik eşleştirme yap
Spontan kanlı akıntının literatürdeki en sık nedeni %75-80 oranında intraduktal papillomdur.
Klinik veriler ile en olası tanı ilişkilendirilir.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntısı (tek taraflı, kanlı, spontan) durumunda en olası tanı intraduktal papillomdur.

Hints

1
Akıntının tek taraflı ve kanlı olması patolojik bir süreci gösterir.
2
Meme başı akıntılarında kitle saptanmayan kanlı akıntıların en yaygın nedeni benign bir lezyondur.

Practice More

Patolojik meme başı akıntısı saptanan bir hastada yapılacak ilk görüntüleme yöntemini (mamografi/USG) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 33Question

4545 yaşında asemptomatik bir kadın hastanın rutin tarama mammografisinde; sol meme üst dış kadranda 15 mm15\text{ mm} boyutunda, spiküle konturlu ve merkezinde radyolüsen (yağ içeren) alan barındıran 'yıldızvari' bir lezyon saptanmıştır. Fizik muayenede palpable kitle saptanmayan hastaya yapılan kalın iğne (tru-cut) biyopsisi sonucu 'radyal skar' ile uyumlu benign bulgular gelmiştir. Bu aşamada izlenmesi gereken en uygun klinik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lezyonun cerrahi olarak eksize edilmesi

Answer

Radyal skarlar, mammografide maligniteyi en çok taklit eden lezyonlardır ve eşlik eden karsinom riski nedeniyle cerrahi olarak eksize edilmelidirler.
Radyal skar (veya 1 cm1\text{ cm} üzerindeyse kompleks sklerozan lezyon), mammografide spiküle konturları ile meme kanserini taklit eden ancak merkezindeki radyolüsen (yağlı) alan ile ondan ayrılan benign bir lezyondur. Bu lezyonların en önemli özelliği, kalın iğne biyopsisinde benign gelseler dahi, cerrahi eksizyon sonrası %10\%10 ile %40\%40 arasında değişen oranlarda DCIS veya invaziv karsinom tanısına 'upgrade' olmalarıdır. Bu nedenle, karsinom odağını ekarte etmek için altın standart yaklaşım cerrahi eksizyondur.

Step-by-Step Solution

1
Mammografik bulgunun analizi
Merkezinde radyolüsen alan olan spiküle lezyon (Siyah Yıldız - Black Star).
Maligniteyi (Beyaz Yıldız) taklit eden radyal skar/kompleks sklerozan lezyon şüphesi uyandırır.
2
Biyopsi sonucu ile risk değerlendirmesi
Biyopsinin benign gelmesi, lezyonun tamamının benign olduğunu garanti etmez.
Radyal skarların çevresinde veya içinde %1040\%10-40 oranında DCIS veya invaziv kanser odakları bulunabilir.
3
Tedavi kararının verilmesi
Cerrahi eksizyon.
Upgrade riskini ekarte etmek için lezyonun tamamının histopatolojik olarak incelenmesi gerekir.

Key Concept

Radyal skar ve kompleks sklerozan lezyonların cerrahi yönetim gerekliliği.
Estimated Time:2m 0s
Question 34Question

3838 yaşında, BRCA1BRCA1 mutasyonu taşıyıcısı olduğu bilinen bir hasta, meme kanseri taraması amacıyla yıllık rutin kontrollerine devam etmektedir. Yapılan son yıllık meme MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) tetkikinde, sağ meme alt-iç kadranda 88 mm boyutunda, düzensiz sınırlı ve tip 33 (hızlı kontrastlanma ve 'wash-out' yıkama fazı) kinetik eğri özelliği gösteren şüpheli bir odak saptanmıştır. Hastanın eş zamanlı çekilen mamografisi (MMG) 'BI-RADS 1' (normal) olarak raporlanmış olup, MRG bulgusuna yönelik yapılan 'second-look' (ikinci bakış) ultrasonografide (USG) ilgili kadranda herhangi bir lezyon odağı izlenmemiştir. Bu klinik veriler ışığında, hastanın yönetimi için bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: MR eşliğinde biyopsi

Answer

Mamografi ve ultrasonografide saptanamayan, yüksek riskli hastada MRG'de görülen şüpheli lezyonun tanısı için MR eşliğinde biyopsi yapılmalıdır.
Yüksek riskli (BRCABRCA mutasyonu vb.) hastalarda MRG taraması standarttır. MRG'de saptanan düzensiz sınırlı ve tip 33 (wash-out) kinetik eğri gösteren odaklar BI-RADS 4 olarak değerlendirilir. Bu odaklar mamografide görülmüyorsa ve yapılan hedefli 'second-look' ultrasonografide bir karşılığı saptanamadıysa (MRI-only lesion), bir sonraki adım MR eşliğinde biyopsidir.

Step-by-Step Solution

1
Risk profili ve MRG bulgusunun değerlendirilmesi
BRCA1BRCA1 mutasyonu ve tip 33 kinetik eğri gösteren 88 mm odak, BI-RADS 4 (kuşkulu) kategorisindedir.
Yüksek riskli hastalarda saptanan yeni ve şüpheli MRG bulguları doku tanısı gerektirir.
2
Diğer görüntüleme yöntemleri ile korelasyonun (Second-look) kontrolü
MMG ve 'second-look' USG negatif olarak bildirilmiştir.
Lezyonun USG ile görülüp görülmediği, daha kolay bir biyopsi yöntemi seçmek için kontrol edilir.
3
Uygun biyopsi yönteminin belirlenmesi
Lezyon sadece MRG'de görünür olduğu için MR eşliğinde biyopsi planlanır.
Lezyonu gösteren tek modalite biyopsi sırasında da kullanılmalıdır.

Key Concept

Sadece MRG'de saptanan (MMG ve USG-okült) şüpheli lezyonların yönetiminde 'second-look' USG negatif ise MR eşliğinde biyopsi endikedir.
Question 35Question

3333 yaşında kadın hasta, sol memesinde son 33 haftadır giderek büyüyen ağrılı kitle ve meme cildinde kızarıklık şikayetiyle başvuruyor. Öyküsünden 22 yıl önce doğum yaptığı ve emzirmeyi 66 ay önce bıraktığı öğreniliyor. Fizik muayenede sol meme dış kadranda yaklaşık 4 cm4\text{ cm} boyutunda, sert, cilde fikse kitle ve kitle üzerinde pürülan akıntılı fistül ağzı saptanıyor. Ultrasonografide hipoekoik koleksiyon alanları ve bu alanlardan parankime doğru uzanan "parmaksı" (finger-like) hipoekoik uzanımlar izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde (tru-cut) kazeifikasyon içermeyen, lobul merkezli granülomatöz inflamasyon saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip hasta için aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Show answer & explanation

Answer: Malignite ve tüberküloz dışlandıktan sonra başlangıç yönetiminde kortikosteroid tedavisi uygulanabilir veya spontan rezolüsyon açısından yakın izlem tercih edilebilir.

Answer

Malignite ve tüberküloz dışlandıktan sonra başlangıç yönetiminde kortikosteroid tedavisi veya yakın izlem tercih edilmesi en uygun yaklaşımdır.
İdiyopatik granülomatöz mastit (İGM), klinik ve radyolojik olarak maligniteyi taklit edebilen benign bir inflamatuar hastalıktır. Ultrasonografide izlenen koleksiyonlar ve bunlardan parankime uzanan tübüler yapılar tipiktir. Tanı kor biyopsi ile konur; ancak tüberküloz (kazeifikasyon ile ayrılır), sarkoidoz ve mantar enfeksiyonları gibi diğer granülomatöz süreçler dışlanmalıdır. Tedavide sistemik kortikosteroidler oldukça etkilidir; son yıllarda seçilmiş vakalarda sadece gözlem (spontan iyileşme beklentisiyle) de önerilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir.
Laktasyon sonrası dönemde gelişen, fistüllü ağrılı kitle ve ultrasonografideki 'parmaksı' uzanımlar İdiyopatik Granülomatöz Mastit'i (İGM) düşündürür.
İGM tipik olarak genç, çocuk doğurmuş kadınlarda kitle ve deri değişiklikleriyle seyreder.
2
Histopatolojik bulguyu analiz et.
Kazeifikasyon içermeyen granülomlar İGM lehinedir.
Kazeifikasyon nekrozu tüberküloz mastitinin ayırt edici özelliğidir.
3
Tedavi stratejisini belirle.
Steroid tedavisi veya gözlem kararı verilir.
Cerrahi nüks riskinin yüksekliği nedeniyle güncel yaklaşım konservatif veya medikal (steroid) tedavidir.

Key Concept

İdiyopatik Granülomatöz Mastit (İGM) tanısı bir dışlama tanısıdır; özellikle tüberküloz ve meme kanseri mutlaka dışlanmalıdır.

Practice More

Periduktal mastit (Zuska hastalığı) ve İGM arasındaki klinik ve patolojik farkları gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 36Question

Meme kanseri nedeniyle aksiller lenf nodu diseksiyonu (ALND) uygulanan bir hastada, cerrahın diseksiyon sınırlarını belirlerken ve hemostazı sağlarken anatomik planlara sadık kalması önemlidir. Diseksiyon sırasında, musculus latissimus dorsi'nin motor inervasyonunu sağlayan sinirin (Nervus thoracodorsalis) bulunmasında ve trasesinin takibinde cerraha rehberlik eden vasküler yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vasa thoracodorsalia

Answer

Vasa thoracodorsalia (Toracodorsal damarlar)
Aksiller diseksiyon sırasında posterior aksiller duvarda yer alan Nervus thoracodorsalis, Vasa thoracodorsalia (toracodorsal arter ve ven) ile birlikte bir nörovasküler paket oluşturarak seyreder ve Latissimus Dorsi kasına gider. Cerrahlar bu siniri bulmak ve korumak için genellikle bu damar paketini rehber olarak kullanırlar.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki hedef yapıyı ve cerrahi bağlamı analiz et
Hedef sinir: Nervus thoracodorsalis. Hedef kas: Musculus latissimus dorsi. İşlem: Aksiller diseksiyon.
Soruda latissimus dorsi kasını innerve eden sinirin rehber damarı sorulmaktadır.
2
Aksiller bölgedeki nörovasküler eşleşmeleri hatırla
N. thoracicus longus ↔ A. thoracica lateralis; N. thoracodorsalis ↔ A./V. thoracodorsalia.
Aksiller cerrahide iki önemli sinir-damar paketi vardır ve bunlar sıklıkla karıştırılır.
3
Doğru eşleşmeyi seçenekler arasından bul
Nervus thoracodorsalis, subskapular arterin devamı veya dalı olan Vasa thoracodorsalia ile birlikte seyreder.
Bu nörovasküler paket posterior aksiller duvarda latissimus dorsi kasına doğru uzanır.

Key Concept

Aksiller Nörovasküler İlişkiler

Hints

1
Bu sinir 'geniş sırt kasını' (latissimus dorsi) innerve eder, dolayısıyla damarı da aynı ismi taşır.
2
Aradığınız damar yapısı, genellikle Arteria Subscapularis'in bir devamı veya dalıdır.
3
Nervus thoracicus longus, Arteria thoracica lateralis ile seyreder; Nervus thoracodorsalis ise kendi adını taşıyan damarlarla seyreder.

Practice More

Nervus thoracicus longus yaralanmasının klinik bulgusu (kanat skapula) hakkında bir soru çözün.
Estimated Time:1m 0s
Question 37Question

2828 yaşında bir kadın hasta, sağ memesinde kitle ve koltuk altında ele gelen şişlik ile başvuruyor. Yapılan biyopside invaziv duktal karsinom saptanıyor. Hastanın özgeçmişinde 1212 yaşında bacak ağrısı nedeniyle opere edildiği ve osteosarkom tanısı aldığı; aile öyküsünde ise annesinin 3232 yaşında meme kanseri, erkek kardeşinin ise 1010 yaşında beyin tümörü (gliom) nedeniyle tedavi gördüğü öğreniliyor.

Bu hasta ve ilişkili klinik tablo ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bu sendromla ilişkili meme kanserleri, BRCA1BRCA1 mutasyonunda olduğu gibi karakteristik olarak 'triple-negatif' fenotip sergiler.

Answer

Li-Fraumeni sendromuyla ilişkili meme kanserlerinin karakteristik olarak 'triple-negatif' fenotip sergilediği ifadesi yanlıştır.
Li-Fraumeni sendromu (TP53TP53 mutasyonu) ile ilişkili meme kanserleri, BRCA1BRCA1 mutasyonundan farklı olarak sıklıkla östrojen reseptörü (ERER) pozitif ve HER2HER2 pozitiftir. Yapılan çalışmalarda bu sendromdaki hastaların %60\%60-8080'inde HER2HER2 pozitifliği saptanmıştır. Bu nedenle 'karakteristik olarak triple-negatif fenotip sergiler' ifadesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun ve genetik sendromun tanımlanması
Vaka Li-Fraumeni Sendromu (LFS) olarak tanımlandı.
Genç yaşta osteosarkom öyküsü, ailede erken yaşta meme kanseri ve beyin tümörü varlığı TP53TP53 mutasyonunu (LFS) işaret eder.
2
Meme kanseri moleküler fenotipinin değerlendirilmesi
LFS ilişkili meme kanserlerinin sıklıkla HER2+ veya Luminal olduğu belirlendi.
BRCA1BRCA1 mutasyonu tipik olarak triple-negatif (bazal-benzeri) kanserlere yol açarken, TP53TP53 mutasyonu (LFS) sıklıkla HER2HER2 overekspresyonu ve hormon reseptörü pozitifliği ile karakterizedir.
3
Cerrahi yönetim ve radyoterapi kısıtlılıklarının analizi
Radyoterapi riskleri nedeniyle mastektominin öncelikli olduğu doğrulandı.
LFS hastalarında iyonize radyasyon, TP53TP53 eksikliği nedeniyle ikincil malignitelere (özellikle radyasyon sahasında sarkomlara) neden olduğu için meme koruyucu cerrahiden kaçınılmalıdır.

Key Concept

Li-Fraumeni sendromunda meme kanseri yönetimi ve moleküler alt tiplerin BRCA1'den farkı.
Question 38Question

Meme cerrahisi ve aksiller diseksiyon sırasında anatomik yapıların korunması, postoperatif morbiditeyi önlemek açısından kritik öneme sahiptir. Aksiller diseksiyon sırasında musculusmusculus pectoralispectoralis minorminor kasının motor fonksiyonunun ve trofisinin korunması hedeflendiğinde; pleksus brakialis'in medial kordundan (fasciculusfasciculus medialismedialis) köken alan ve bu kası delerek veya lateralinden dolanarak innerve eden sinir aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: NervusNervus pectoralispectoralis medialismedialis

Answer

Pektoralis minör kasının innervasyonunu sağlayan sinir NervusNervus pectoralispectoralis medialismedialis'tir.
Doğru seçenek olan sinir, fasciculusfasciculus medialismedialis'ten köken alır ve pektoralis minör kasını hem delerek hem de alt-lateral kenarından dolanarak innerve eder. Cerrahi sırasında bu sinirin hasar görmesi pektoralis minör atrofisine ve pektoralis majörün alt segmentinde zayıflığa yol açar.

Step-by-Step Solution

1
İlgili kasın anatomik innervasyonunu belirle.
MusculusMusculus pectoralispectoralis minorminor kası, pleksus brakialis'in medial kordundan (C8-T1) köken alan sinir tarafından innerve edilir.
Cerrahi diseksiyon sırasında kas atrofisini önlemek için motor sinirlerin bilinmesi gerekir.
2
Sinirin isimlendirmesi ile anatomik konumunu karşılaştır.
NervusNervus pectoralispectoralis medialismedialis, ismine rağmen aksiller bölgede NervusNervus pectoralispectoralis lateralislateralis'in lateralinde yer alır.
İsimlendirme pleksus brakialis'teki kordlara göre yapılmıştır, cerrahi sahadaki pozisyona göre değil.
3
Sinirin kas üzerindeki seyrini değerlendir.
Bu sinir pektoralis minör kasını delerek geçer ve bir kısmı pektoralis majörün alt liflerine devam eder.
Kasın korunması için sinirin kas gövdesiyle olan bu yakın ilişkisinin farkında olunmalıdır.

Key Concept

Meme cerrahisinde pektoral sinirlerin anatomik seyri ve innervasyon alanları.
Question 39Question

5555 yaşında kadın hasta, sağ meme başındaki tek bir kanaldan son 33 haftadır kendiliğinden gelen, berrak ve su gibi (watery) akıntı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede memede kitle saptanmıyor ve aksiller lenfadenopati eşlik etmiyor. Hastaya yapılan bilateral mamografi ve meme ultrasonografisi sonuçları normal (BIRADS1BIRADS-1) olarak raporlanıyor. Bu aşamada hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akıntının geldiği kanalın cerrahi olarak çıkarılması (Mikrodokektomi)

Answer

Patolojik özellik taşıyan (tek taraflı, tek kanaldan, kendiliğinden gelen, berrak/su gibi) meme başı akıntılarında, radyolojik incelemeler normal olsa bile altta yatan olası bir intraduktal papillom veya maligniteyi (özellikle DCIS) dışlamak için en uygun yaklaşım akıntının geldiği kanalın cerrahi olarak çıkarılmasıdır (Mikrodokektomi).
Vakadaki akıntı; tek taraflı, tek kanaldan gelen, kendiliğinden olan ve su gibi (berrak) özelliktedir. Bu özellikler akıntının patolojik olduğunu gösterir. Postmenopozal dönemdeki su gibi akıntılar, intraduktal papillomun yanı sıra intraduktal karsinom (DCIS) açısından da yüksek risk taşır. Mamografi ve ultrasonografinin normal olması cerrahi endikasyonu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle akıntının geldiği kanalın cerrahi olarak çıkarılması (Mikrodokektomi) hem tanısal hem de tedavi edici en uygun yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının karakterini değerlendir
Tek taraflı, tek kanaldan, kendiliğinden ve berrak (su gibi).
Bu özellikler 'patolojik meme başı akıntısı' kriterlerini karşılar.
2
Görüntüleme bulgularını incele
Mamografi ve USG normal (BIRADS1BIRADS-1).
Radyolojinin negatif olması patolojik akıntıda maligniteyi tamamen dışlamaz.
3
Yönetim planını belirle
Cerrahi duktal eksizyon (Mikrodokektomi) planla.
Kesin tanı için kanalın histopatolojik incelenmesi şarttır.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntısı (unilateral, spontan, seröz/kanlı/su gibi) varlığında görüntüleme normal olsa dahi altın standart yaklaşım cerrahi eksplorasyon/eksizyondur.

Hints

1
Akıntının tek taraflı ve kendiliğinden olması 'patolojik' olduğunu gösterir.
2
Özellikle ileri yaştaki hastalarda berrak (su gibi) akıntı, malignite açısından kanlı akıntı kadar ciddiye alınmalıdır.
3
Görüntüleme yöntemlerinin (Mamografi/USG) normal çıkması, patolojik akıntıda cerrahi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

Practice More

Meme koruyucu cerrahi kontrendikasyonlarını ve DCIS yönetimini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 40Question

Meme kanseri tarama programları ve kullanılan görüntüleme yöntemleri ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Meme MRG, yüksek duyarlılığı nedeniyle günümüzde ortalama riskli kadınlarda mamografi yerine kullanılan birincil tarama yöntemidir.

Answer

Meme MRG'nin ortalama riskli kadınlarda birincil tarama yöntemi olarak kullanıldığı bilgisi yanlıştır.
Meme MRG, yüksek maliyeti, düşük özgünlüğü (spesifite) ve yüksek yanlış pozitiflik oranları nedeniyle genel popülasyonda (ortalama riskli kadınlarda) birincil tarama yöntemi olarak kullanılmaz. Mamografi, mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış tek birincil tarama yöntemidir. MRG, yalnızca yıllık yaşam boyu riski %20\%20'nin üzerinde olan veya genetik yatkınlığı bulunan yüksek riskli kadınlarda mamografiye ek olarak (adjuan) tercih edilir.

Step-by-Step Solution

1
Tarama standartlarını değerlendir
Ortalama riskli kadınlarda mamografinin 4040 yaşından itibaren yıllık olarak yapılması altın standarttır.
Maliyet, etkinlik ve mortalite üzerindeki kanıtlanmış yarar nedeniyle birincil yöntemdir.
2
Görüntüleme yöntemlerinin rollerini karşılaştır
Meme MRG'nin duyarlılığı (sensitivite) %95\%95 üzerindedir ancak özgünlüğü (spesifite) düşüktür, bu da çok sayıda yanlış pozitifliğe ve gereksiz biyopsiye yol açar.
Tarama testlerinin yüksek özgünlüğe sahip olması ve maliyet etkin olması beklenir.
3
MRG endikasyonlarını netleştir
MRG sadece BRCA mutasyonu, göğüs duvarına radyoterapi öyküsü veya yaşam boyu riski %2025\%20-25 üzerinde olan yüksek riskli kadınlarda mamografiye 'ek' olarak önerilir.
Yüksek riskli grupta duyarlılığın maksimize edilmesi gerekir.

Key Concept

Meme kanseri tarama modalitelerinin (Mamografi, USG, MRG) hiyerarşisi ve endikasyonları.
PreviousPage 2 / 13Next
Meme Hastalıkları Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 2 | Examkin