Spiroket Enfeksiyonları

47 questions

Question 1Question

3535 yaşında erkek hasta, iş başvurusu için istenen tarama testlerinde VDRLVDRL sonucunun 1:321:32 titrede pozitif gelmesi üzerine başvuruyor. Tanıyı doğrulamak amacıyla yapılan TPPATPPA (Treponema pallidum partikül aglütinasyon) testi de pozitif sonuçlanıyor. Hastanın yapılan fizik muayenesinde herhangi bir patolojik bulguya rastlanmıyor ve sistem sorgulamasında klinik bir şikayeti olmadığı belirleniyor. Ayrıntılı anamnezinde, yaklaşık 88 ay önce genital bölgesinde ağrısız ve kendiliğinden iyileşen bir yara çıktığı öğreniliyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G, tek doz IM

Answer

Erken latent sifiliz tanısı alan bu hastada en uygun tedavi yaklaşımı tek doz 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G uygulanmasıdır.
Hastanın hem non-treponemal (VDRLVDRL) hem de treponemal (TPPATPPA) testleri pozitiftir ve klinik olarak asemptomatiktir; bu tablo latent sifiliz ile uyumludur. Anamnezde primer lezyonun (şankr) 88 ay önce çıktığının belirtilmesi, enfeksiyon süresinin bir yıldan kısa olduğunu (erken latent) kanıtlar. Erken evre sifiliz vakalarında (primer, sekonder ve erken latent) standart tedavi 2.42.4 milyon ünite Benzatin Penisilin G'nin tek doz intramüsküler uygulanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Serolojik verilerin ve klinik tablonun değerlendirilmesi
Pozitif VDRL (non-treponemal) ve TPPA (treponemal) testleri ile asemptomatik klinik tablo, 'Latent Sifiliz' tanısını doğrular.
Sifiliz tanısı genellikle bir tarama (VDRL/RPR) ve bir doğrulama (TPPA/FTA-ABS) testi kombinasyonu ile konur.
2
Enfeksiyonun evrelendirilmesi
Anamnezdeki şankr öyküsünün 8 ay önce olması, hastanın 'Erken Latent Sifiliz' evresinde olduğunu gösterir.
Bir yılı aşmayan latent vakalar erken latent, bir yılı aşan veya süresi bilinmeyen vakalar geç latent olarak sınıflandırılır.
3
Evreye uygun tedavi seçiminin yapılması
Erken latent sifiliz için standart tedavi rehberlerine göre tek doz Benzatin Penisilin G uygulanır.
Erken evrelerde (primer, sekonder ve erken latent) tek doz penisilin kür sağlamak için yeterlidir.

Key Concept

Latent sifilizde tedavi süresi, enfeksiyonun süresine (erken vs. geç) göre belirlenir; kesim noktası genellikle 1 yıldır.
Question 2Question

34 yaşında erkek hasta, yaklaşık 10 gündür devam eden ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve vücudunda yaygın döküntü şikayetleriyle poliklinik başvuruyor. Anamnezinde 2 ay önce şüpheli cinsel temas öyküsü olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede vücut sıcaklığı 38.2C38.2^\circ C ölçülüyor. Gövdede ve ekstremitelerde yaygın, avuç içleri ve ayak tabanlarını da tutan, kaşıntısız, bakır kırmızısı renginde makülopapüler lezyonlar ile servikal ve aksiller bölgelerde ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler saptanıyor. Nörolojik muayenesi doğal izleniyor. Klinik olarak Sekonder Sifiliz ön tanısı düşünülen hastadan istenen VDRL testi negatif olarak raporlanıyor.

Bu aşamada, hastadaki klinik ve laboratuvar uyumsuzluğunu açıklamak veya tanıyı netleştirmek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni olasılığı nedeniyle serum dilüe edilerek test tekrarlanmalıdır.

Answer

Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni olasılığı nedeniyle serum dilüe edilerek test tekrarlanmalıdır.
Sekonder Sifiliz, spiroket yükünün ve antikor yanıtının en yüksek olduğu dönemdir. Normalde VDRL/RPR testlerinin bu evrede pozitif olması beklenir (%99+). Ancak hastaların yaklaşık %1-2'sinde antikor titresi o kadar yüksektir ki, antijen-antikor kompleksleri ağ (lattice) oluşturamaz ve çökelme gözlenmez. Buna Prozon Fenomeni denir. Laboratuvardan serumun 1:10 veya 1:100 oranında dilüe edilerek çalışılması istendiğinde, antikor yoğunluğu optimal seviyeye iner ve reaksiyon pozitifleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Ateş, lenfadenopati ve özellikle 'avuç içi/ayak tabanı' tutan döküntü Sekonder Sifiliz için patognomoniktir.
Bu bulgular hastalığın disemine evrede olduğunu gösterir.
2
Test sonucunu değerlendir
Klinik tablo sekonder sifiliz ile tam uyumlu iken VDRL (tarama testi) negatif gelmiştir.
Sekonder sifilizde serolojik testlerin neredeyse %100 pozitif olması beklenir. Burada bir uyumsuzluk vardır.
3
Uyumsuzluğun nedenini belirle
Sekonder sifilizde aşırı yüksek antikor titreleri, laboratuvar testinde aglütinasyonu engelleyerek 'Yalancı Negatif' sonuca (Prozon Fenomeni) neden olabilir.
Antijen-antikor oranının dengesizliği (Hook etkisi) reaksiyonun görülmesini engeller.
4
Çözüm yolunu seç
Serumun seyreltilmesi (dilüsyon) antikor konsantrasyonunu düşürerek reaksiyonun görünür hale gelmesini sağlar.
Tanıyı doğrulamak için en pratik ve doğru laboratuvar yaklaşımı budur.

Key Concept

Prozon Fenomeni (Hook Etkisi)

Hints

1
Hastanın klinik bulguları (avuç içi döküntü, LAP, cinsel öykü) Sekonder Sifiliz ile tam uyumludur.
2
Sekonder Sifilizde antikor üretimi çok yüksektir; bazen 'fazla iyi' bir antikor yanıtı laboratuvar testlerinde teknik sorun yaratabilir.
3
Antijen-antikor reaksiyonlarında antikorun aşırı fazlalığı aglütinasyonu engeller (Hook etkisi); bunu çözmek için serumu seyreltmek gerekir.

Practice More

Primer sifilizde 'Şankır' lezyonundan alınan örnekte Karanlık Saha Mikroskopisi kullanımı ile ilgili soruları gözden geçiriniz.

Alternative Method

VDRL yerine doğrudan spesifik treponemal testler (FTA-ABS veya TP-PA) istenebilir; bu testlerde prozon fenomeni görülme olasılığı çok daha düşüktür veya yoktur.
Estimated Time:2m 0s
Question 3Question

28 yaşında erkek hasta, vücudunda yaygın döküntü ve halsizlik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenede gövdede, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında makülopapüler lezyonlar ile servikal lenfadenopatiler saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde RPR 1:64 pozitif ve TPHA pozitif bulunarak sekonder sifiliz tanısı konuluyor. Hastaya 2.4 Milyon Ünite Benzatin Penisilin G intramusküler olarak uygulanıyor. Enjeksiyondan yaklaşık 6 saat sonra hastada ani başlayan titreme, 39.5°C ateş, şiddetli kas ağrıları, taşikardi ve mevcut cilt lezyonlarında belirginleşme gözleniyor. Hastanın kan basıncı 100/60 mmHg ölçülüyor; solunum sıkıntısı, hışıltılı solunum (wheezing) veya ürtiker saptanmıyor.

Bu hastada gelişen klinik tablo için en olası tanı ve yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Jarisch-Herxheimer reaksiyonu gelişmiştir; semptomatik tedavi ve hidrasyon ile takip edilmelidir

Answer

Jarisch-Herxheimer reaksiyonu gelişmiştir; semptomatik tedavi ve hidrasyon ile takip edilmelidir
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu, spiroket enfeksiyonlarının (Sifiliz, Lyme, Leptospiroz) etkin antibiyotik tedavisine başlanmasından sonraki ilk 24 saat içinde (genellikle 2-8 saat) görülen akut febril bir reaksiyondur. Spiroketlerin masif yıkımı sonucu açığa çıkan lipoproteinler ve endotoksin benzeri maddeler sitokin fırtınasına (TNF-alfa, IL-6) yol açar. Klinik olarak ateş, titreme, baş ağrısı, miyalji, taşikardi ve mevcut cilt lezyonlarının belirginleşmesi (alevlenme) ile karakterizedir. Genellikle selim seirlidir ve 24 saat içinde kendiliğinden düzelir. Tedavisi semptomatiktir (antipiretikler, hidrasyon); antibiyotik tedavisi kesinlikle KESİLMEZ.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryoyu analiz et
Sifiliz tedavisi (Penisilin) sonrası 6. saatte ateş, titreme, miyalji ve lezyonlarda artış var. Anafilaksi bulgusu (ürtiker, dispne) yok.
Tanıyı koymak için semptomların zamanlaması ve niteliği kritiktir.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
Anafilaksi hemen gelişir ve solunum bulgusu verir. Hoigné psikiyatrik tablodur. Bu tablo Jarisch-Herxheimer ile uyumludur.
Spiroket tedavilerinde sık görülen bu reaksiyonu diğer acillerden ayırmak gerekir.
3
Yönetimi belirle
Jarisch-Herxheimer kendini sınırlar (self-limited); tedavi kesilmez, sadece semptomatik destek (antipiretik, sıvı) verilir.
Gereksiz adrenalin kullanımı veya tedavinin kesilmesini önlemek için.

Key Concept

Jarisch-Herxheimer Reaksiyonu

Hints

1
Tablonun antibiyotik uygulamasından saatler sonra ortaya çıkması ve cilt lezyonlarının belirginleşmesi, bunun bakteriyel ölüme bağlı bir yanıt olduğunu düşündürmelidir.
2
Solunum sıkıntısı ve ürtikerin olmaması, bu tablonun Tip 1 IgE aracılı bir alerjik reaksiyon (anafilaksi) olmadığını gösterir.
3
Sifiliz tedavisinde 'tedaviye yanıt olarak gelişen, kendi kendini sınırlayan ateşli reaksiyon' tanımı Jarisch-Herxheimer reaksiyonunu işaret eder.

Practice More

Sifiliz tedavisinde kullanılan diğer penisilin formları (Prokain vs Benzatin) ve bunların özgül yan etkilerini (örn. Hoigné sendromu) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 4Question

3232 yaşında erkek hasta; son 22 haftadır avuç içlerinde ve vücudunda kaşıntısız, kırmızı-kahverengi döküntüler şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede yaygın lenfadenopati ve palmar bölgede makülopapüler lezyonlar saptanıyor. Hastanın anamnezinde 33 ay önce penisinde ağrısız, kendiliğinden geçen bir yara olduğu öğreniliyor. Yapılan VDRL (Venereal Disease Research Laboratory) tarama testi 1/321/32 titrasyonda pozitif bulunuyor.

Bu hastada sifiliz tanısını kesinleştirmek için istenmesi gereken spesifik treponemal test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: FTA-ABS (Fluorescent Treponemal Antibody Absorption)

Answer

Sekonder sifiliz düşündüren klinik bulguları ve pozitif VDRL sonucu olan bu hastada tanıyı kesinleştirmek için FTA-ABS gibi spesifik bir treponemal test istenmelidir.
Sekonder sifiliz tanısında algoritma, non-treponemal bir tarama testinin (VDRL/RPR) ardından pozitif sonuçların spesifik bir treponemal test (FTA-ABS, TPPA veya TPIA) ile doğrulanmasını gerektirir. Hastada sekonder sifiliz bulguları (palmo-plantar döküntü, lenfadenopati) mevcuttur ve VDRL pozitiftir. Tanıyı kesinleştirmek için kullanılan en yaygın treponemal doğrulama testi FTA-ABS'dir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Avuç içi/ayak tabanı döküntüleri ve geçirilmiş ağrısız yara (şankr) öyküsü sekonder sifiliz ile uyumludur.
Sifiliz evrelerini belirlemek tanısal algoritma için ilk adımdır.
2
Tarama testi sonucunu yorumla.
VDRL pozitifliği non-treponemal bir tarama sonucudur ve biyolojik yalancı pozitiflik içerebilir.
Non-treponemal testler lipid antijenlerine karşı oluşan antikorları ölçer, spesifik değildir.
3
Doğrulama testi aşamasına geç.
Treponema pallidum'a özgü antikorları saptayan FTA-ABS veya TPPA testlerinden biri seçilmelidir.
Tanının kesinleşmesi için spesifik treponemal antikorların gösterilmesi şarttır.

Key Concept

Sifiliz tanı algoritmasında non-treponemal testler (VDRL/RPR) tarama, treponemal testler (FTA-ABS/TPPA) doğrulama amacıyla kullanılır.
Estimated Time:45s
Question 5Question

52 yaşında erkek hasta, ailesi tarafından son 6 aydır fark edilen ilerleyici unutkanlık, kişilik değişiklikleri ve yürüme güçlüğü şikayetleriyle getiriliyor. Özgeçmişinde özellik saptanmayan hastanın nörolojik muayenesinde; pupillerin ışık refleksi alınamıyor ancak akomodasyona yanıt veriyor (Argyll Robertson pupili). Derin tendon refleksleri alt ekstremitelerde alınamıyor ve Romberg testi pozitif saptanıyor.

Rutin laboratuvar tetkiklerinde serum VDRL 1/64 pozitif ve TPHA pozitif bulunuyor. Yapılan lomber ponksiyonda BOS analizi şu şekildedir:

ParametreSonuçNormal Değer
Protein75 mg/dL15-45 mg/dL
Glukoz55 mg/dL40-70 mg/dL
Hücre30/mm³ (lenfosit hakimiyeti)0-5/mm³
BOS VDRLNegatifNegatif

Bu hasta için en doğru klinik değerlendirme ve yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları nörosifilizi desteklemektedir; BOS VDRL testinin düşük duyarlılığı nedeniyle negatif olması tanıyı dışlatmaz, intravenöz penisilin tedavisi başlanmalıdır.

Answer

Mevcut klinik ve laboratuvar bulguları nörosifilizi desteklemektedir; BOS VDRL testinin düşük duyarlılığı nedeniyle negatif olması tanıyı dışlatmaz, intravenöz penisilin tedavisi başlanmalıdır.
Hastada nörosifiliz için patognomonik olan Argyll Robertson pupili ve Tabes Dorsalis bulguları mevcuttur. Serum serolojisi pozitiftir. BOS analizinde saptanan lenfositik pleositoz ve protein yüksekliği aktif nörosifilizi destekler. Nörosifiliz tanısında BOS VDRL testi %100'e yakın özgüllüğe sahip olsa da, duyarlılığı %30-70 arasındadır. Bu nedenle, klinik şüphe ve diğer BOS bulguları varlığında BOS VDRL negatifliği tanıyı dışlatmaz. Hasta 'Olası Nörosifiliz' kabul edilerek IV Penisilin tedavisi almalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Argyll Robertson pupili, ataksi, refleks kaybı ve kognitif yıkım nörosifilizin (Tabes Dorsalis ve parankimal tutulum) klasik bulgularıdır.
Sifilizin geç dönem komplikasyonlarını tanımak ayırıcı tanı için kritiktir.
2
Serum serolojisini değerlendir
Serum VDRL ve TPHA pozitifliği hastanın sifiliz geçirdiğini veya aktif enfeksiyonu olduğunu kanıtlar.
Nörosifiliz tanısı için öncelikle sistemik sifiliz varlığı gösterilmelidir.
3
BOS bulgularını ve VDRL testini yorumla
BOS'ta pleositoz ve protein yüksekliği aktif inflamasyonu gösterir. BOS VDRL negatiftir.
BOS VDRL testinin özgüllüğü yüksektir (pozitifse tanı koydurur) ancak duyarlılığı düşüktür (%30-70). Yani negatif olması nörosifilizi dışlatmaz.
4
Tanı ve tedavi kararını ver
Klinik uyumlu, serum pozitif ve BOS inflamatuar ise BOS VDRL negatif olsa bile 'Olası Nörosifiliz' kabul edilerek tedavi (IV Kristalize Penisilin G) başlanmalıdır.
Tedavisiz nörosifiliz kalıcı nörolojik hasara yol açar.

Key Concept

Nörosifiliz Tanı Kriterleri ve BOS VDRL Sınırlamaları
Estimated Time:2m 0s
Question 6Question

29 yaşında erkek hasta, son bir haftadır gövdesinde başlayıp avuç içlerine ve ayak tabanlarına yayılan döküntü, hafif ateş ve halsizlik şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede servikal, aksiller ve inguinal bölgelerde ağrısız mikropoliadenopati ve gövdede yaygın makülopapüler döküntüler saptanıyor. Hastanın öyküsünden 2 ay önce şüpheli bir cinsel temas sonrası genital bölgesinde ağrısız bir yara çıktığı ve tedavisiz iyileştiği öğreniliyor. Sekonder sifiliz klinik şüphesiyle istenen VDRL (Venereal Disease Research Laboratory) testi negatif olarak raporlanıyor. Bu klinik tablo ve laboratuvar sonucu arasındaki uyumsuzluğu açıklayan en olası mekanizma ve bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni (Hook etkisi) gelişmiştir; serum dilue edilerek test tekrarlanmalıdır

Answer

Antikor fazlalığına bağlı Prozon fenomeni (Hook etkisi) gelişmiştir; serum dilue edilerek test tekrarlanmalıdır
Hastanın kliniği (palmo-plantar döküntü, lenfadenopati, şankr öyküsü) tipik Sekonder Sifiliz tablosudur. Bu dönemde bakteriyemi ve immün yanıt çok güçlüdür. VDRL ve RPR gibi nontreponemal testler, antijen-antikor komplekslerinin flokülasyonuna (çökmesine) dayanır. Ancak ortamda aşırı miktarda antikor bulunduğunda, antikorlar antijen yüzeylerini tamamen kaplayarak çapraz bağ (kafes/lattice) oluşumunu engeller. Buna 'Prozon Fenomeni' denir ve yalancı negatifliğe yol açar (yaklaşık %1-2 vakada). Serumun 1:8 veya 1:16 oranında dilue edilmesi, antikor konsantrasyonunu 'denge bölgesine' (zone of equivalence) çekerek reaksiyonun pozitifleşmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Avuç içi/ayak tabanı döküntüsü, LAP ve iyileşmiş şankr öyküsü Sekonder Sifiliz ile tam uyumludur.
Tanısal yaklaşımı belirlemek için hastalığın evresini doğru saptamak gerekir.
2
Laboratuvar sonucunu yorumla
Sekonder sifilizde VDRL/RPR testlerinin %100'e yakın pozitif olması beklenir, ancak sonuç negatiftir.
Beklenen ile gözlenen arasındaki uyumsuzluk (Paradoks) teknik bir interferansı düşündürmelidir.
3
Uyumsuzluk nedenini belirle
Çok yüksek antikor titreleri antijen-antikor ağının oluşumunu engeller (Prozon Fenomeni).
İmmünolojik testlerin çalışma prensibi (denge bölgesi) hatırlanmalıdır.
4
Çözüm yolunu seç
Serumun seyreltilmesi antikor konsantrasyonunu düşürerek reaksiyonun görünür hale gelmesini sağlar.
Yalancı negatifliği doğrulamak için standart laboratuvar prosedürüdür.

Key Concept

Sifiliz Serolojisinde Prozon Fenomeni

Hints

1
Hastanın kliniği sekonder sifiliz ile tam uyumlu; bu evrede antikor düzeylerinin çok yüksek olması beklenir.
2
İmmünolojik çökelme (presipitasyon/flokülasyon) testlerinde, antijen veya antikorun aşırı fazlalığı reaksiyonun gözle görülmesini engelleyebilir.

Practice More

Primer, Sekonder ve Latan sifiliz evrelerinde kullanılan serolojik testlerin duyarlılık (sensitivite) oranlarını karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 7Question

6262 yaşında erkek hasta, son aylarda giderek artan efor dispnesi ve göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 165/50165/50 mmHg ölçülüyor; oskültasyonda sternum sağ kenarı ikinci interkostal aralıkta en iyi duyulan, hastanın öne eğilmesiyle şiddetlenen diyastolik dekreşendo üfürüm saptanıyor. Akciğer grafisinde asendan aortada belirgin dilatasyon ve aortik arkta lineer kalsifikasyonlar izleniyor. Hastanın özgeçmişinden yaklaşık 3030 yıl önce kendiliğinden iyileşen ağrısız bir genital ülser öyküsü olduğu öğreniliyor. Bu klinik tablo göz önüne alındığında, hastanın durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezdeki temel mekanizma, vasa vazorumların obliteratif endarteritidir.

Answer

Patogenezdeki temel mekanizma, vasa vazorumların obliteratif endarteritidir.
Hastanın 3030 yıl önceki şankr öyküsü, mevcut asendan aort dilatasyonu, lineer kalsifikasyonlar ve aort yetmezliği bulguları 'Kardiyovasküler Sifiliz' tanısını koydurur. Bu tablonun temelindeki patolojik süreç, aort duvarını besleyen vasa vazorum damarlarının Treponema pallidum tarafından tutulması sonucu gelişen obliteratif endarterittir. Bu süreç medianın iskemisine ve anevrizma gelişimine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Geniş nabız basıncı (165/50165/50 mmHg), asendan aortada üfürüm ve lineer kalsifikasyonlar saptandı.
Bu bulgular aort yetmezliği ve aortit (özellikle asendan aorta tutulumu) lehinedir.
2
Özgeçmiş verilerini klinik tablo ile ilişkilendir.
3030 yıl önceki ağrısız genital ülser, primer sifiliz (şankr) öyküsüdür.
Tedavi edilmemiş primer sifilizden onlarca yıl sonra gelişen aortit, tersiyer sifilizin klasik bir formudur.
3
Tersiyer sifiliz patogenezini hatırla.
T. pallidum'un vasa vazorumları enfekte ederek obliteratif endarterite yol açtığı bilgisi doğrulandı.
Vasa vazorumlardaki bu tıkanıklık aortun media tabakasında iskemiye, elastik lif yıkımına ve duvarın zayıflayarak genişlemesine neden olur.
4
Tanısal ve terapötik parametreleri kontrol et.
Geç sifilizde non-treponemal testlerin duyarlılığının düşük olduğu ve tedavinin uzun süreli olması gerektiği anlaşıldı.
VDRL negatifliği tanıyı dışlamaz, treponemal testler (FTA-ABS) pozitiftir; tedavi ise 3 haftalık penisilin kürüdür.

Key Concept

Kardiyovasküler sifiliz patogenezi ve serolojik özellikleri

Practice More

Tersiyer sifilizin diğer formları olan gom (gumma) ve nörosifiliz (tabes dorsalis, genel parezi) kliniklerini karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 8Question

3434 yaşında erkek hasta; vücudunda yaygın döküntü, halsizlik ve hafif ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede gövdede, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında bakır kırmızısı renginde makülopapüler döküntüler ile yaygın lenfadenopati saptanıyor. Hastanın öyküsünden yaklaşık 22 ay önce penis başında ağrısız bir yara olduğu ve kendiliğinden geçtiği öğreniliyor. İstenen RPR (Rapid Plasma Reagin) testi negatif olarak raporlanıyor. Bu klinik tabloda RPR testinin negatif gelmesinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Prozone fenomeni nedeniyle antikor titresinin çok yüksek olması

Answer

Sekonder sifilizli hastalarda görülen yaygın döküntü varlığına rağmen RPR'nin negatif gelmesi, çok yüksek antikor titrelerinin antijen-antikor kompleks oluşumunu engellediği Prozone fenomeni ile açıklanır.
Hastanın klinik tablosu (avuç içi/ayak tabanı tutan makülopapüler döküntü, şankr öyküsü, LAD) klasik sekonder sifiliz tablosudur. Bu evrede nontreponemal testlerin (VDRL/RPR) negatif gelmesi genellikle Prozone fenomeni nedeniyle oluşur. Prozone fenomeni, serumda çok yüksek konsantrasyonda antikor bulunması durumunda, antijen-antikor komplekslerinin (lattice) oluşamaması ve sonucun yalancı negatif çıkmasıdır. Tanı için serumun seyreltilerek testin tekrarlanması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik evreleme yapılması
Sekonder Sifiliz
Avuç içi/ayak tabanı döküntüsü, yaygın lenfadenopati ve geçirilmiş şankr öyküsü sekonder sifilizi işaret eder.
2
Serolojik test sonucunun değerlendirilmesi
Yalancı negatiflik şüphesi
Sekonder sifilizde nontreponemal testlerin (RPR/VDRL) negatif gelmesi beklenen bir durum değildir; bu evrede titreler genellikle çok yüksektir.
3
Biyokimyasal fenomenin tanımlanması
Prozone Fenomeni
Serum örneği seyreltilerek test tekrarlandığında, antikor konsantrasyonu 'eşdeğerlik bölgesine' iner ve test pozitifleşir.

Key Concept

Sifiliz serolojisinde Prozone Fenomeni

Practice More

Sifilizde özgül treponemal testlerin (FTA-ABS, TPPA) tedavi sonrası yaşam boyu pozitif kalma özelliğini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 9Question

3535 yaşında, HIVHIV pozitif erkek hasta; son bir haftadır devam eden şiddetli baş ağrısı ve her iki gözde görme bulanıklığı şikayetiyle başvuruyor. Oftalmolojik muayenede bilateral posterior üveit saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serumda RPR 1:64RPR \ 1:64 pozitif, TPPATPPA pozitif saptanıyor. Yapılan lomber ponksiyonda (LPLP) beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) bulguları; protein 75 mg/dL75 \ mg/dL, glukoz 55 mg/dL55 \ mg/dL (eş zamanlı kan glukozu: 100 mg/dL100 \ mg/dL), lökosit 35/mm335/mm^3 (lenfosit hakimiyeti), BOSVDRLBOS-VDRL negatif ve BOSFTAABSBOS-FTA-ABS pozitif olarak saptanıyor. Bu hastanın klinik ve laboratuvar bulguları değerlendirildiğinde, en olası tanı ve uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut klinik şüphe ve BOSBOS pleositozu/protein yüksekliği nörosifiliz tanısını destekler; IVIV kristalize penisilin GG tedavisi başlanmalıdır.

Answer

Mevcut klinik şüphe ve BOSBOS pleositozu/protein yüksekliği nörosifiliz tanısını destekler; IVIV kristalize penisilin GG tedavisi başlanmalıdır.
Nörosifiliz tanısında BOSVDRLBOS-VDRL altın standarttır ancak duyarlılığı kısıtlıdır. HIVHIV pozitif bir hastada üveit (oküler sifiliz) varlığında BOSBOS'ta pleositoz (>5/mm3>5/mm^3) veya protein artışı (>45 mg/dL>45 \ mg/dL) saptanması, BOSVDRLBOS-VDRL negatif olsa dahi nörosifiliz tanısı koymak için yeterlidir. Bu hastaların tedavisi 101410-14 gün IVIV kristalize penisilin GG ile yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun ve serum serolojisinin değerlendirilmesi
Hasta HIVHIV pozitif, bilateral posterior üveit ve baş ağrısı var. Serum RPRRPR ve TPPATPPA pozitifliği aktif sifiliz enfeksiyonunu doğrular.
Sifilizde nörolojik veya oküler semptomlar varsa nörosifiliz açısından ileri inceleme (LPLP) zorunludur.
2
BOSBOS biyokimyasal ve hücresel bulgularının analizi
Protein 75 mg/dL75 \ mg/dL (Normal < 4545) ve lökosit 35/mm335/mm^3 (Normal < 55).
BOSBOS pleositozu ve protein artışı, santral sinir sistemi tutulumunu gösteren non-spesifik ama önemli parametrelerdir.
3
BOSBOS serolojik testlerinin duyarlılık ve özgüllük açısından yorumlanması
BOSVDRLBOS-VDRL negatif (Düşük duyarlılık), BOSFTAABSBOS-FTA-ABS pozitif (Yüksek duyarlılık).
BOSVDRLBOS-VDRL negatifliği nörosifilizi dışlamaz. BOSFTAABSBOS-FTA-ABS negatif olsaydı nörosifiliz dışlanabilirdi (yüksek negatif prediktif değer). Ancak pozitifliği, BOSBOS parametreleri anormalliği ile birleşince tanıyı destekler.
4
Tedavi planının oluşturulması
101410-14 gün boyunca 182418-24 milyon ünite/gün IVIV kristalize penisilin GG.
Oküler ve nörosifiliz vakalarında santral sinir sistemine yüksek geçiş sağlayan parenteral tedavi zorunludur.

Key Concept

BOSVDRLBOS-VDRL testinin duyarlılığının düşük olması nedeniyle, klinik ve rutin BOSBOS bulguları anormal olan hastalarda negatif sonuç nörosifiliz tanısını dışlatmaz.

Practice More

Nörosifiliz tedavisinden sonra BOSBOS pleositozunun gerilemesini izlemek amacıyla 66 ayda bir LPLP takibi yapılması gerektiğini unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 10Question

5555 yaşında erkek hasta, son aylarda artan nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle kardiyoloji polikliniğine başvuruyor. Yapılan tetkiklerde asendan aort anevrizması ve aort yetmezliği saptanıyor. Hastanın anamnezinden yaklaşık 3030 yıl önce genital bölgesinde ağrısız bir yara çıktığı ancak herhangi bir tedavi almadığı öğreniliyor. Sifiliz şüphesiyle istenen serolojik testlerde VDRLVDRL negatif, FTAABSFTA-ABS (FluorescentFluorescent TreponemalTreponemal AntibodyAntibody AbsorptionAbsorption) ise pozitif bulunuyor. Bu hastanın klinik tablosu ve serolojik sonuçları ile ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: VDRLVDRL gibi non-treponemal testler geç sifiliz evresinde vakaların bir kısmında negatifleşebileceği için FTAABSFTA-ABS pozitifliği tanıyı desteklemek için yeterlidir.

Answer

VDRL gibi non-treponemal testlerin geç evrelerde negatifleşebileceği, bu nedenle treponemal testlerin (FTA-ABS/TPPA) tanıda esas alınması gerektiği bilgisi doğrudur.
Tersiyer sifiliz (kardiyovasküler sifiliz) evresinde, VDRL ve RPR gibi non-treponemal testlerin reaktivitesi zamanla azalabilir ve hastaların yaklaşık üçte birinde negatif sonuç alınabilir. Buna karşılık, FTA-ABS ve TPPA gibi treponemal testler enfeksiyonun geç evrelerinde bile son derece yüksek duyarlılığa sahiptir ve genellikle ömür boyu pozitif kalarak tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ve anamnezi değerlendir.
Asendan aort anevrizması, aort yetmezliği ve geçmişte ağrısız şankr öyküsü, tersiyer (geç) sifiliz (kardiyovasküler sifiliz) tablosunu düşündürür.
Tersiyer sifiliz, tedavi edilmemiş primer enfeksiyondan yıllar sonra ortaya çıkan vasküler ve nörolojik tutulumlarla karakterizedir.
2
Serolojik testlerin evrelere göre duyarlılığını analiz et.
VDRL/RPR gibi non-treponemal testler sekonder evrede en yüksek duyarlılığa sahipken, tersiyer evrede vakaların %25-30'unda negatifleşebilir.
Zamanla antikor titrelerinin düşmesi non-treponemal testlerin saptama sınırının altına inmesine neden olabilir.
3
Treponemal testlerin kalıcılığını hatırla.
FTA-ABS ve TPPA gibi treponemal testler, başarılı tedavi edilse bile genellikle ömür boyu pozitif kalır.
Spesifik treponemal antikorlar enfeksiyonun hangi evresinde olunursa olunsun en hassas göstergelerdir.

Key Concept

Tersiyer sifilizde serolojik tanı paradoksu (Non-treponemal testlerin negatifleşebilmesi)
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

Rutin sağlık taraması sırasında saptanan Treponema pallidumTreponema \ pallidum spesifik kemilüminesans immünolojik testi (CIA) pozitifliği nedeniyle konsülte edilen 4040 yaşında erkek hastanın bilinen bir hastalık öyküsü yoktur ve fizik muayenesi doğaldır. Hastaya yapılan RPR (Rapid Plasma Reagin) testi negatif sonuçlanmıştır. Bu klinik tabloya göre, izlenmesi gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TPPA (Treponema pallidum partikül aglütinasyon) veya FTA-ABS testi istenmesi

Answer

Farklı bir treponemal test olan TPPA veya FTA-ABS testi istenmesi
Güncel rehberlere göre 'ters tarama' algoritmasında, EIA veya CIA gibi treponemal spesifik bir test pozitif gelip RPR/VDRL negatif gelirse, bu durumun gerçek bir sifiliz antikorunu mu yoksa yalancı pozitifliği mi yansıttığını ayırt etmek için TPPA veya FTA-ABS gibi farklı bir treponemal test istenmelidir. Eğer bu üçüncü test de pozitif gelirse hasta 'geçirilmiş sifiliz' veya 'geç latent sifiliz' (tedavi öyküsü yoksa) olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
İlk tarama testinin (CIA/EIA) sonucunu değerlendir
Treponemal spesifik antikorlar pozitif (aktif, geçirilmiş veya yalancı pozitiflik olabilir).
Modern tarama algoritmalarında (ters algoritma) ilk olarak treponemal testler kullanılır.
2
Yansıtma testi olan RPR sonucunu incele
RPR negatif (aktif enfeksiyon olasılığı düşer ancak dışlanmaz).
Non-treponemal testler aktif enfeksiyon varlığını ve tedavi yanıtını izlemek için kullanılır.
3
İki test arasındaki uyumsuzluğu çözmek için doğrulama testi seç
TPPA veya FTA-ABS istenmesi kararı.
EIA/CIA pozitifliğinin gerçek bir treponemal antikor varlığını mı yoksa laboratuvar hatasını mı (yalancı pozitiflik) yansıttığını anlamak için farklı bir treponemal yöntem gereklidir.

Key Concept

Sifilizde Ters Tarama Algoritması (Reverse Screening Algorithm)
Question 12Question

3535 yaşında erkek hasta, sol diz arkasında yaklaşık bir haftadır giderek büyüyen, ağrısız ve kaşıntısız kırmızı bir döküntü şikayetiyle başvuruyor. Hastanın öyküsünden 1010 gün önce Kırklareli'nin ormanlık bir bölgesinde doğa yürüyüşü yaptığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde sol popliteal bölgede merkezi soluk, kenarları eritematöz, yaklaşık 1212 cm çapında "hedef tahtası" görünümünde maküler lezyon saptanıyor. Sistemik muayenesinde hafif halsizlik dışında özellik saptanmıyor. Bu hastada en olası tanıya yönelik en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serolojik testlerin erken evrede duyarlılığı düşük olduğu için doğrudan oral doksisiklin tedavisi başlanmalıdır.

Answer

Eritema migrans varlığında tanı klinik olarak konulmalı ve serolojik testlerin düşük duyarlılığı nedeniyle sonuç beklenmeden oral doksisiklin tedavisi başlanmalıdır.
Lyme hastalığının (Borrelia burgdorferi) en erken ve en sık görülen bulgusu olan eritema migrans, klinik bir tanıdır. Endemik bölge öyküsü ve tipik lezyonun varlığında, serolojik testlerin (ELISA ve Western Blot) duyarlılığının bu evrede çok düşük olması nedeniyle test sonucu beklenmeden ampirik tedaviye başlanması önerilir. Doksisiklin bu evrede en uygun seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
Eritema Migrans (Lyme Hastalığı - Evre 1)
Ormanlık alan öyküsü ve popliteal bölgedeki hedef tahtası (bull's eye) görünümü patognomoniktir.
2
Tanı yönteminin seçilmesi
Klinik Tanı
Erken lokalize evrede serolojik testlerin (ELISA/Western Blot) duyarlılığı %20-50 arasındadır; negatif sonuç hastalığı dışlatmaz.
3
Tedavi planının oluşturulması
Oral Doksisiklin
Lyme borreliosis'in erken evresinde oral doksisiklin (2×1002 \times 100 mg, 101410-14 gün) standart ilk seçenek tedavidir.

Key Concept

Eritema migrans varlığı Lyme hastalığı için klinik olarak tanı koydurucudur ve erken evrede serolojiye güvenilmemelidir.

Alternative Method

Doksisiklin kontrendike ise (örneğin hamilelik veya 88 yaş altı çocuklar), oral amoksisilin veya sefuroksim aksetil alternatif olarak kullanılabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 13Question

Sekonder sifiliz tanısı alan 35 yaşında erkek hastaya 2.4 milyon ünite benzatin penisilin G intramüsküler olarak uygulanıyor. Enjeksiyondan yaklaşık 6 saat sonra hastada aniden başlayan ateş, titreme, yaygın kas ağrısı ve vücudundaki makülopapüler döküntülerin geçici olarak daha belirgin hale geldiği gözleniyor. Bu klinik durum aşağıdakilerden hangisi ile en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Jarisch-Herxheimer reaksiyonu

Answer

Jarisch-Herxheimer reaksiyonu
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu, spiroket enfeksiyonlarının (başta sifiliz olmak üzere) antibiyotik tedavisi sırasında, mikroorganizmaların hızla ölmesiyle açığa çıkan lipoproteinlerin ve sitokinlerin neden olduğu geçici bir inflamatuar yanıttır. Genellikle tedaviden sonraki ilk 24 saat (özellikle 4-8. saatler) içinde gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın öyküsünü ve tedavi geçmişini analiz et.
Sifiliz tedavisi (penisilin) sonrası kısa sürede gelişen sistemik semptomlar.
Zamanlama tanı koymada kritiktir (ilk 24 saat içinde).
2
Klinik bulguları karşılaştır.
Ateş, miyalji ve mevcut lezyonların şiddetlenmesi.
Bu bulgular spiroketlerin toplu yıkımıyla uyumludur.
3
Ayırıcı tanı yap ve sonuca ulaş.
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu tanısı.
Tablo tipik olarak kendini sınırlar ve destekleyici tedaviyle düzelir.

Key Concept

Sifiliz tedavisinde görülen Jarisch-Herxheimer reaksiyonu
Estimated Time:45s
Question 14Question

2626 yaşında, 1414 haftalık gebe hasta rutin antenatal kontrolleri sırasında saptanan serolojik test sonuçları nedeniyle konsülte ediliyor. Hastanın fizik muayenesinde genital veya ekstragenital herhangi bir aktif lezyon saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde RPR (Rapid Plasma Reagin) 1:321:32 pozitif ve Treponema pallidum partikül aglütinasyon (TPPA) testi pozitif olarak raporlanıyor. Özgeçmişinde çocukluk döneminde penisilin kullanımı sonrası yaygın ürtiker ve hırıltılı solunum (anafilaksi şüphesi) öyküsü olan bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Penisilin desensitizasyonu uygulanması ve ardından benzatin penisilin G tedavisi başlanması

Answer

Penisilin desensitizasyonu uygulanması ve ardından benzatin penisilin G tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Sifiliz tanısı almış gebelerde, fetüse geçişi ve konjenital sifilizi önlemek için penisilin tedavisi şarttır. Hastanın anafilaktik tipte penisilin alerjisi öyküsü olsa dahi, gebelik durumu nedeniyle başka bir antibiyotik (doksisiklin, azitromisin vb.) kullanımı güvenli veya yeterli değildir. Bu nedenle hastanede uygun şartlarda penisilin desensitizasyonu yapılması ve hastanın altın standart olan penisilin G ile tedavi edilmesi güncel kılavuzlar tarafından önerilen tek yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Serolojik testlerin yorumlanması
RPR (non-treponemal) ve TPPA (treponemal) testlerinin her ikisinin de pozitif olması aktif veya geçirilmiş sifiliz tanısını doğrular.
Sifiliz tanısı için tarama ve doğrulama testlerinin birlikte pozitifliği gereklidir.
2
Gebelik ve tedavi gerekliliğinin değerlendirilmesi
Gebelikte saptanan sifiliz, fetüsü korumak ve konjenital sifilizi önlemek için acilen tedavi edilmelidir.
Treponemalar plasentayı geçerek fetüste ciddi morbidite ve mortaliteye yol açabilir.
3
Alerji varlığında ilaç seçimi
Penisilin, gebelikte ve konjenital sifiliz önlenmesinde etkinliği kanıtlanmış tek ajandır. Alerji durumunda desensitizasyon yapılarak penisilin verilmelidir.
Alternatif ilaçlar (eritromisin, azitromisin, seftriakson) plasentayı yeterince geçemez veya direnç sorunları nedeniyle fetal tedavi için yetersiz kalır.

Key Concept

Gebelikte sifiliz tedavisi için penisilin alternatifsizdir; penisilin alerjisi olan gebelerde desensitizasyon mutlak endikasyondur.
Question 15Question

3232 yaşında erkek hasta, avuç içlerinde ve gövdesinde döküntü, sağ gözünde ise son üç gündür gelişen ağrı ve görme azlığı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde gövde, avuç içi ve ayak tabanlarında bakır rengi makülopapüler lezyonlar saptanıyor. Oftalmolojik değerlendirmede sağ gözde anterior üveit ve vitrit saptanıyor. Serumda RPR 1:321:32 pozitif, TPPA reaktif olarak raporlanıyor. Nörolojik muayenesi doğal olan hastaya yapılan lomber ponksiyonda BOS protein ve hücre sayısı normal sınırlarda bulunuyor, BOS-VDRL ise non-reaktif saptanıyor. Bu hasta için en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kristalize penisilin G 182418-24 milyon ünite/gün, 101410-14 gün, intravenöz

Answer

Oküler sifiliz varlığında, BOS bulguları normal olsa dahi tedavi intravenöz kristalize penisilin G ile nörosifiliz dozunda yapılmalıdır.
Oküler sifiliz (üveit, vitrit, retinit vb.), sifilizin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir ancak sıklıkla erken evrelerde görülür. Klinik olarak oküler tutulum saptanan hastalarda, BOS (beyin omurilik sıvısı) analizi sonuçları (hücre sayısı, protein, VDRL) normal olsa dahi, tedavi rejimi nörosifiliz protokolü ile aynı olmalıdır. Bu protokol, 101410-14 gün boyunca günlük 182418-24 milyon ünite kristalize penisilin G'nin intravenöz yolla verilmesini içerir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik evreleme yapılması
Avuç içi/ayak tabanı döküntüsü ve 1:321:32 RPR titresi ile hastada sekonder sifiliz olduğu saptandı.
Tedavi planı hastalığın evresine ve komplikasyon varlığına göre belirlenir.
2
Organ tutulumunun değerlendirilmesi
Üveit ve vitrit bulguları, hastada 'Oküler Sifiliz' tablosu olduğunu gösterir.
Oküler, otik veya nörolojik tutulum varlığı tedaviyi radikal şekilde değiştirir.
3
BOS bulgularının yorumlanması
BOS protein, hücre ve VDRL sonuçlarının normal olması oküler sifiliz tanısını dışlamaz.
Güncel kılavuzlara göre oküler sifiliz vakaları, BOS bulgularından bağımsız olarak nörosifiliz şemasıyla tedavi edilir.
4
Uygun tedavi rejiminin seçilmesi
İntravenöz kristalize penisilin G 182418-24 milyon ünite/gün (44 saatte bir 343-4 milyon ünite) 101410-14 gün süreyle uygulanmalıdır.
Spiroketlerin bu bölgelerdeki eliminasyonu için yüksek doz ve sürekli serum düzeyi gereklidir.

Key Concept

Oküler Sifiliz Yönetimi
Estimated Time:2m 30s
Question 16Question

Kanalizasyon işlerinde çalışan 34 yaşındaki erkek hasta, 3 gündür devam eden ani başlangıçlı yüksek ateş, titreme, şiddetli baş ağrısı ve özellikle baldırlarında (gastroknemius kaslarında) belirgin kas ağrısı şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral konjonktival sufuzyon (kızarıklık), hepatomegali ve skleralarda ikter saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde trombositopeni (85.000/mm³), kreatinin 2.4 mg/dL, CK (kreatin kinaz) yüksekliği ve direkt bilirubin hakimiyetinde hiperbilirubinemi izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Weil hastalığı (Leptospira interrogans)

Answer

Weil hastalığı (Leptospira interrogans)
Bu vaka, Leptospirosis'in en ağır formu olan Weil Hastalığı'nın klasik prezentasyonudur. Risk faktörü (kanalizasyon işçisi/kemirgen teması), gastroknemius kaslarında hassasiyet, konjonktival sufuzyon (gözde kızarıklık), sarılık ve böbrek yetmezliği bulguları tanıyı destekler. Spiroket olan *Leptospira interrogans* etkendir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk faktörlerini ve klinik bulgularını analiz et.
Kanalizasyon işçisi (kemirgen idrarı teması riski), ani ateş, şiddetli gastroknemius ağrısı, konjonktival sufuzyon.
Bu bulgular Leptospirosis için çok tipiktir.
2
Laboratuvar bulgularını ve organ tutulumlarını değerlendir.
Böbrek yetmezliği (kreatinin yüksek), karaciğer tutulumu (sarılık/hiperbilirubinemi) ve trombositopeni.
Sarılık, böbrek yetmezliği ve kanama diatezi üçlüsü Weil Hastalığı (İkterik Leptospirosis) tanısını koydurur.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer zoonozları dışla.
Diğer seçeneklerdeki hastalıklar (Lyme, Brusella, Q ateşi) bu spesifik 'sarılık-böbrek yetmezliği-konjonktival sufuzyon' triadını oluşturmaz.
Tanı kesinleştirilir.

Key Concept

Leptospirosis'in şiddetli formu olan Weil Hastalığı; sarılık, akut böbrek yetmezliği ve kanama (trombositopeni) triadı ile seyreder. Konjonktival sufuzyon patognomonik bir bulgudur.

Hints

1
Hastanın mesleği (kanalizasyon işçisi) kemirgen idrarı ile temas riskini gösterir.
2
Şiddetli baldır ağrısı (gastroknemius hassasiyeti) ve gözlerde kanlanma (sufuzyon) bu hastalık için çok spesifik ipuçlarıdır.
3
Sarılık ve böbrek yetmezliğinin bir arada olduğu bu tabloya 'Weil Hastalığı' adı verilir.

Practice More

Leptospirosis tedavisinde kullanılan antibiyotikler (Doksisiklin vs Penisilin) ve Jarisch-Herxheimer reaksiyonu üzerine bir soru.
Estimated Time:1m 30s
Question 17Question

26 yaşında, 24 haftalık gebe hasta, gövdede ve avuç içlerinde yaygın döküntü, halsizlik ve hafif ateş şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede gövdede makülopapüler döküntüler ve jeneralize lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde VDRL 1/64 pozitif ve TPHA pozitif olarak bulunuyor. Hastanın öyküsünde 5 yıl önce penisilin enjeksiyonu sonrası gelişen ve adrenalin uygulanmasını gerektiren anafilaksi öyküsü olduğu öğreniliyor.

Bu hasta için hem maternal hem de fetal enfeksiyonu önlemek amacıyla en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Penisilin desensitizasyonu sonrası Benzatin Penisilin G

Answer

Penisilin desensitizasyonu sonrası Benzatin Penisilin G uygulanması
Gebelikte sifiliz tedavisinde etkinliği kanıtlanmış ve fetüsü tedavi ederek konjenital sifilizi önleyebilen tek ajan Penisilin'dir. Hasta penisilin alerjisi (hatta anafilaksi) öyküsüne sahip olsa dahi, güncel rehberler (CDC, ECDC) hastaneye yatırılarak oral veya intravenöz yolla 'penisilin desensitizasyonu' yapılmasını ve ardından uygun dozda penisilin tedavisinin uygulanmasını önerir. Başka hiçbir antibiyotik rejimi (Seftriakson dahil) gebelikte penisilin kadar güvenilir ve etkili kabul edilmemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve laboratuvar sonuçlarını değerlendir
Hasta sekonder sifiliz tanısı almıştır (Döküntü, VDRL+, TPHA+).
Sifiliz evresi tedavi süresini ve dozunu belirler.
2
Hastanın özel durumunu (gebelik) dikkate al
Hasta 24 haftalık gebedir.
Gebelik, tetrasiklin grubu gibi bazı antibiyotiklerin kullanımını engeller.
3
Alternatif tedavileri fetal etkinlik açısından değerlendir
Eritromisin gibi alternatifler plasentayı yeterince geçemez ve konjenital sifilizi önlemez.
Amaç sadece anneyi değil, fetüsü de tedavi etmektir.
4
Anafilaksi öyküsü varlığında altın standart tedaviyi belirle
Gebelikte sifilizin tek etkili tedavisi penisilindir. Alerji durumunda bile desensitizasyon yapılarak penisilin verilmelidir.
CDC ve diğer rehberler, penisilin alerjisi olan gebelerde desensitizasyonu zorunlu kılar.

Key Concept

Gebelikte Sifiliz Tedavisi ve Penisilin Alerjisi Yönetimi

Hints

1
Gebelikte kullanılan antibiyotiklerin hem anneyi iyileştirmesi hem de plasentayı geçerek bebeği koruması gerekir.
2
Sifiliz tedavisinde 'altın standart' ilaç penisilindir ve gebelikte bu ilacın yerini tutabilecek, fetüsü %100 koruyan kanıtlanmış bir alternatif yoktur.
3
Hasta alerjik olsa bile, hayati durumlarda ilaca tolerans geliştirmek için dozun kademeli artırıldığı bir yöntem uygulanır.

Practice More

Jarisch-Herxheimer reaksiyonunun gebelikteki yönetimi ve fetal etkileri konusunu gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 18Question

2727 yaşında erkek hasta, penis başında yaklaşık 1010 gündür bulunan, ağrısız, kenarları belirgin ve tabanı sert bir yara (ülser) şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki inguinal bölgede ağrısız, sert ve hareketli lenfadenopatiler saptanıyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde RPR (Rapid Plasma Reagin) testi negatif, ancak TPHA (Treponema Pallidum Hemaglütinasyon) testi pozitif bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer sifiliz

Answer

Primer sifiliz (Sert şankr)
Doğru yanıt olan primer sifilizde, cinsel temastan yaklaşık 33 hafta sonra ağrısız, sert tabanlı ve temiz görünümlü bir ülser (sert şankr) gelişir. Bölgesel lenfadenopatiler de ağrısızdır. Tanıda kullanılan non-treponemal testler (RPR/VDRL) erken evrede vakaların yaklaşık %203020-30'unda negatif saptanabilirken, özgül treponemal testler (TPHA/FTA-ABS) daha erken dönemde pozitifleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik muayene bulgularını değerlendir
Ağrısız, sert tabanlı ülser (şankr) ve ağrısız inguinal lenfadenopati saptandı.
Bu bulgular primer sifiliz enfeksiyonunun patognomonik özellikleridir.
2
Serolojik test sonuçlarını analiz et
RPR (non-treponemal) negatif, TPHA (treponemal) pozitif.
Primer sifilizin erken döneminde treponemal testler, non-treponemal testlere göre daha erken pozitifleşir (pencere dönemi).
3
Ayırıcı tanı ve kesin karara var
Primer sifiliz tanısı konuldu.
Klinik ve laboratuvar uyumu sadece bu seçeneği doğrular.

Key Concept

Primer sifilizde 'sert şankr' ve treponemal/non-treponemal testlerin pozitifleşme sırası.

Practice More

Sekonder sifiliz evresindeki deri döküntülerinin (avuç içi ve ayak tabanı dahil) özelliklerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 19Question

4545 yaşında erkek hasta, rutin check-up muayenesi sırasında yapılan sifiliz taramasında treponem-spesifik enzim immün testi (EIA) pozitif saptanıyor. Hastanın daha önce sifiliz tanısı veya tedavi öyküsü bulunmuyor. Bu testi takiben yapılan RPR (Rapid Plasma Reagin) sonucu ise negatif olarak raporlanıyor. Bu hastanın klinik yönetimi için bir sonraki aşamada yapılması en uygun olan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Treponema pallidum partikül aglütinasyon (TPPA) testi istenmesi

Answer

Treponemal testin pozitif, non-treponemal testin negatif olduğu durumlarda sonucu netleştirmek için TPPA gibi farklı bir treponemal test ile doğrulama yapılmalıdır.
Modern laboratuvarlarda kullanılan ters tarama algoritmasında (reverse sequence screening), ilk olarak yapılan treponemal test (EIA/CIA) pozitif, ardından yapılan non-treponemal test (RPR/VDRL) negatif saptanırsa bu durum 'discrepant' (uyumsuz) sonuç olarak adlandırılır. Bu durumda üçüncü bir adım olarak TPPA gibi farklı bir treponemal test yapılarak sonucun gerçek bir sifiliz enfeksiyonu mu yoksa ilk testin yalancı pozitifliği mi olduğu ayırt edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Serolojik test sonuçlarının uyumsuzluğunu belirle.
Treponemal test (EIA) pozitif iken non-treponemal test (RPR) negatiftir.
Bu durum 'Ters Tarama Algoritması'nda (Reverse Screening) sık karşılaşılan bir durumdur.
2
Uyumsuzluğun olası nedenlerini değerlendir.
Geçirilmiş ve başarılı tedavi edilmiş sifiliz, çok erken dönem sifiliz veya EIA yalancı pozitifliği olabilir.
Hastanın tedavi öyküsü olmadığı için EIA'nın doğrulanması gerekir.
3
Doğrulama testi olarak ikinci bir treponemal test seç.
TPPA testi istenir.
Eğer TPPA pozitif gelirse sifiliz tanısı konur (veya geçirilmiş kabul edilir); negatif gelirse ilk EIA sonucu yalancı pozitif kabul edilir.

Key Concept

Sifiliz Ters Tarama Algoritması (Reverse Sequence Screening)

Practice More

TPPA sonucu da pozitif gelirse, hastanın tedavi öyküsü olmadığı için 'Bilinmeyen Süreli Latent Sifiliz' olarak kabul edilip 33 doz penisilin planlanabileceği klinik senaryoları çalışınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 20Question

30 yaşında kadın hasta, bir hafta önce ormanlık bir alanda piknik yaptıktan sonra uyluk iç kısmında fark ettiği, giderek büyüyen ve orta kısmı soluklaşarak 'hedef tahtası' görünümü alan, ağrısız ve kaşıntısız döküntü şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde döküntünün çapı 7 cm7\text{ cm} olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borrelia burgdorferi

Answer

Borrelia burgdorferi
Borrelia burgdorferi, sert keneler (Ixodes) aracılığıyla bulaşan Lyme hastalığının etkenidir. Hastalığın erken evresinde (Evre 1) görülen ve 'boğa gözü' olarak da adlandırılan eritema migrans döküntüsü, kene ısırığından sonraki günler veya haftalar içinde ortaya çıkar ve tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik öyküsünün değerlendirilmesi
Ormanlık alan teması (kene maruziyeti riski) ve dairesel döküntü varlığı
Epidemiyolojik veriler tanıya giden ilk adımdır.
2
Döküntü morfolojisinin analizi
Merkezi soluk, halka şeklinde genişleyen 'Eritema Migrans' tespiti
Eritema migrans, Lyme hastalığı için patognomonik kabul edilen erken evre bulgusudur.
3
Etken ile klinik bulgunun eşleştirilmesi
Lyme hastalığı etkeni olan Borrelia burgdorferi'nin saptanması
Spiroketler grubunda yer alan Borrelia türleri bu tabloyu oluşturur.

Key Concept

Eritema Migrans ve Lyme Hastalığı
Estimated Time:45s
Page 1 / 3Next
Spiroket Enfeksiyonları Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı | Examkin