Böbrek Nakli

45 questions

Question 41Question →

3232 yaşında erkek hasta, fokal segmental glomerüloskleroz (FSGS) nedeniyle 44 yıldır hemodiyalize girmektedir. Hastaya babasından canlı donör böbrek nakli yapılıyor. Ameliyat sonrası ilk gün idrar çıkışı 44 litre olan hastanın serum kreatinin değeri 1,3mg/dL1,3 mg/dL olarak ölçülüyor. Ameliyat sonrası 33. günde hastanın idrar miktarında hafif azalma saptanıyor ve spot idrarda protein/kreatinin oranı 8,58,5 (8.500mg/gu¨n8.500 mg/gün proteinüriye eşdeğer) bulunuyor. Bu aşamada serum kreatinin değeri 1,5mg/dL1,5 mg/dL olarak saptanıyor.

Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer hastalığın nüksü (rekürrens)

Answer

Primer hastalığın nüksü (rekürrens)
Doğru seçenek olan primer hastalığın nüksü, özellikle FSGS tanılı hastalarda nakil sonrası ilk günlerde bile görülebilir. KDIGO kılavuzları, FSGS tanılı hastalarda nakil sonrası ilk hafta boyunca günlük proteinüri takibini önermektedir. Bu tablonun tedavisinde plazmaferez ve yüksek doz kalsinörin inhibitörleri kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Nakil sonrası 3. günde nefrotik düzeyde (8,5g/gu¨n8,5 g/gün) proteinüri saptandı.
Proteinürinin zamanlaması ve miktarı ayırıcı tanıda en kritik bilgidir.
2
Ayırıcı tanıların değerlendirilmesi
Kreatinin artışının hafif olması ve masif proteinürinin ön planda olması rejeksiyon veya vasküler komplikasyonlardan uzaklaştırır.
FSGS nüksü genellikle nakilden sonraki ilk saatler veya günler içinde masif proteinüri ile prezente olur.
3
Hastalık bilgisinin eşleştirilmesi
FSGS'nin nakil sonrası nüks oranı %30-50 arasındadır ve canlı donör nakillerinde risk devam etmektedir.
Primer hastalığın histolojik tipi, nakil sonrası riskleri belirler.

Key Concept

Böbrek nakli sonrası çok erken dönemde (ilk saatler/günler) gelişen nefrotik düzeyde proteinürinin en olası nedeni primer FSGS nüksüdür.

Hints

1
Hastanın nakil öncesi tanı aldığı primer hastalığa dikkat edin.
2
Nakilden sadece 3 gün sonra ortaya çıkan 8 gramlık proteinüri, genellikle bir glomerüler hasar işaretidir.
3
FSGS, nakil sonrası nüks hızı en yüksek olan hastalıklardan biridir.

Practice More

Nakil sonrası nüks eden membranöz nefropati ve MPGN ile nüks zamanlaması farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 42Question →

Kadavradan böbrek nakli yapılmasının üzerinden 44 ay geçen 4848 yaşındaki bir erkek hasta; son iki haftadır devam eden halsizlik, gece terlemesi ve boyun bölgesinde yeni fark ettiği şişlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın indüksiyon tedavisinde antitimosit globülin (ATGATG), idame tedavisinde ise takrolimus, mikofenolat mofetil ve düşük doz prednizolon kullanıldığı öğreniliyor. Fizik muayenede yaygın servikal ve aksiller lenfadenopati saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1,81,8 mg/dL (bazal: 1,41,4 mg/dL) ve lökosit sayısı 3.200/mm33.200/mm^3 olarak ölçülüyor. Yapılan lenf nodu biyopsisinde EBVEBV (+) polimorfik B hücreli infiltrasyon saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde ilk yapılması gereken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmmünsüpresif ilaç dozlarının azaltılması

Answer

İmmünsüpresif ilaç dozlarının azaltılması
Post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLH), özellikle yoğun immünsüpresyon (bu vakada ATGATG indüksiyonu ve üçlü idame tedavisi) alan hastalarda EBVEBV reaktivasyonu sonucu gelişen ciddi bir komplikasyondur. Tedavide temel prensip, konakçı immün sisteminin lenfoproliferasyonu kontrol altına almasına izin vermektir. KDIGO kılavuzları, PTLH tanısı konulan hastalarda ilk basamak olarak kalsinörin inhibitörleri ve antimetabolitlerin (mikofenolat mofetil gibi) dozlarının belirgin şekilde azaltılmasını veya kesilmesini önermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları (lenfadenopati, ateş, lökopeni) ve biyopsi sonucunu (EBV+ polimorfik B hücre proliferasyonu) değerlendir.
Tanı: Post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLH).
Nakil sonrası immünsüpresyon altında gelişen lenfoid proliferasyonlar PTLH spektrumundadır.
2
PTLH gelişimi ile immünsüpresyon düzeyi arasındaki ilişkiyi hatırla.
T-hücre baskılanması (özellikle ATG gibi yoğun indüksiyonlar) EBV kontrolünü zayıflatır.
İmmünsüpresyonun azaltılması, hastanın kendi sitotoksik T hücrelerinin EBV enfekte B hücrelerini temizlemesine olanak sağlar.
3
KDIGO ve uluslararası kılavuzlara göre ilk basamak tedaviyi belirle.
İlk basamak: İmmünsüpresyonun azaltılması veya kesilmesi.
Birçok polimorfik PTLH olgusu sadece bu müdahale ile gerileyebilir.

Key Concept

Post-transplant lenfoproliferatif hastalık (PTLH) yönetimi
Estimated Time:1m 30s
Question 43Question →

Son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle kadavradan böbrek nakli yapılan 42 yaşındaki erkek hasta, nakil sonrası 4. ayda ateş, halsizlik, yaygın karın ağrısı ve kanlı ishal şikayetleriyle başvuruyor. İdame immünsüpresif tedavide takrolimus, mikofenolat mofetil ve prednizolon kullanmaktadır. Fizik muayenede batında yaygın hassasiyet saptanırken rebound bulunmuyor. Laboratuvar incelemesinde lökosit 2.400/mm32.400/mm^3, hemoglobin 9.29.2 g/dL, trombosit 78.000/mm378.000/mm^3 ve serum kreatinin 2.12.1 mg/dL (bazal değer 1.11.1 mg/dL) olarak ölçülüyor. Kolonoskopik biyopside lamina propriada genişlemiş endotel hücreleri ve eozinofilik intranükleer inklüzyonlar izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sitomegalovirüs (CMV) koliti

Answer

Sitomegalovirüs (CMV) koliti
Bu vaka tipik bir İnvaziv CMV Hastalığı (Doku İnvaziv CMV) tablosudur. Böbrek nakli alıcılarında özellikle profilaksi kesildikten sonraki 3-6. aylar CMV enfeksiyonu için en riskli dönemdir. CMV enfeksiyonu immünomodülatör etkisiyle ateş, halsizlik (CMV sendromu), kemik iliği baskılanması (lökopeni, trombositopeni) ve doku invazyonu (gastrit, kolit, pnömoni) yapabilir. Biyopside tarif edilen eozinofilik intranükleer inklüzyonlar (Cowdry A cisimcikleri) CMV enfeksiyonu için karakteristik olan 'Baykuş Gözü' (Owl's eye) görünümüdür. Tedavide intravenöz gansiklovir başlanmalı ve immünsüpresyon azaltılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hasta nakil sonrası 4. ayda (erken dönem immünsüpresyon) ateş, kanlı ishal ve greft disfonksiyonu ile başvuruyor.
Zamanlama (1-6 ay) fırsatçı enfeksiyonlar açısından en riskli dönemdir.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
Pansitopeni (Lökopeni, anemi, trombositopeni) ve akut böbrek yetmezliği mevcut.
CMV kemik iliğini baskılayarak sitopenilere ve grefti etkileyerek kreatinin yüksekliğine neden olur.
3
Biyopsi bulgusunu yorumla
'Eozinofilik intranükleer inklüzyonlar' (Baykuş gözü görünümü) CMV için patognomoniktir.
Bu histopatolojik bulgu tanıyı kesinleştirir ve ilaç toksisitesi veya diğer enfeksiyonlardan ayırır.

Key Concept

İnvaziv CMV Hastalığı (Doku İnvazyonu)

Hints

1
Hastadaki tablo sadece bağırsakları değil, kemik iliğini (sitopeni) ve böbreği de etkileyen sistemik bir viral enfeksiyonu düşündürmektedir.
2
İmmünsüpresif ilaçlardan MMF de ishal yapar ancak yüksek ateş ve biyopsideki 'nükleer inklüzyonlar' ilaç yan etkisinden ziyade bir etkene işaret eder.
3
Biyopsideki 'intranükleer inklüzyon' ifadesi 'Baykuş Gözü' (Owl's eye) görünümünü tarif etmektedir; bu bulgu transplant hastalarındaki en sık viral fırsatçı enfeksiyonun patognomonik bulgusudur.

Practice More

CMV enfeksiyonu saptanan bu hastada tercih edilecek ilk basamak antiviral tedavi (Valgansiklovir vs Gansiklovir) endikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 44Question →

Böbrek nakli sonrası 33. ayında poliklinik kontrolüne gelen 4040 yaşındaki erkek hastanın yapılan fizik muayenesinde ameliyat yarasının tam iyileşmediği ve insizyonel herni geliştiği saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kreatinin düzeyi 1,1mg/dL1,1 mg/dL, tam idrar tetkikinde yeni gelişen proteinüri (++) ve serum trigliserid düzeyi 350mg/dL350 mg/dL bulunuyor. Bu hastanın özgeçmişinden 11 ay önce kalsinörin inhibitörü ilişkili nefrotoksisite şüphesiyle ilaç değişikliği yapıldığı öğreniliyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sirolimus

Answer

Vakada tanımlanan yara iyileşmesinde gecikme, insizyonel herni, hipertrigliseridemi ve proteinüri bulguları mTOR inhibitörü olan Sirolimus'un karakteristik yan etki profilidir.
Sirolimus, bir mTOR (mammalian target of rapamycin) inhibitörüdür. Bu ilaç grubu, fibroblast proliferasyonunu ve anjiyogenezi baskılayarak cerrahi yara iyileşmesini geciktirir (insizyonel herni riskini artırır). Ayrıca, karaciğerde lipit metabolizmasını etkileyerek belirgin hipertrigliseridemiye ve böbrekte podosit fonksiyonlarını etkileyerek proteinüriye yol açabilir. Vakadaki tüm bulgular Sirolimus ile tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada cerrahi yara iyileşme kusuru (herni), hiperlipidemi ve proteinüri saptanmıştır.
Bu bulgular kalsinörin inhibitörlerinden ziyade mTOR inhibitörlerini düşündürür.
2
İlaç değişikliği bilgisinin değerlendirilmesi
Hastanın nefrotoksisite nedeniyle kalsinörin inhibitöründen (Siklosporin/Takrolimus) başka bir gruba geçtiği anlaşılmaktadır.
Sirolimus, kalsinörin inhibitörü nefrotoksisitesinden kaçınmak için sıkça kullanılan bir alternatiftir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Tanımlanan yan etkilerin tamamı Sirolimus kullanımı ile uyumludur.
Sirolimus'un yara iyileşmesini bozucu etkisi nedeniyle cerrahi sonrası erken dönemde kullanımı genellikle tercih edilmez.

Key Concept

mTOR İnhibitörlerinin (Sirolimus/Everolimus) Yan Etki Profili
Question 45Question →

4545 yaşında, daha önce üç kez doğum yapmış ve çok sayıda kan transfüzyonu öyküsü olan kadın hastaya kadavradan böbrek nakli yapılmaktadır. Cerrahi işlem sırasında vasküler anastomozlar tamamlanıp klempler açıldıktan birkaç dakika sonra greftin renginin siyanotik bir hal aldığı, greftin yumuşadığı ve yüzeyinde benekli (mottled) alanlar oluştuğu gözleniyor. İdrar çıkışı saptanmayan hastada bu tabloya neden olan en olası immünolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alıcıda donör HLA veya ABO antijenlerine karşı önceden oluşmuş antikorların varlığı

Answer

Alıcıda donör HLA veya ABO antijenlerine karşı önceden oluşmuş antikorların kompleman sistemini aktive ederek greft damarlarında yaygın tromboza yol açması (Hiperakut Rejeksiyon).
Vaka sunumunda tanımlanan tablo klasik bir 'Hiperakut Rejeksiyon' örneğidir. Ameliyat masasında, anastomoz sonrası dakikalar içinde gelişen siyanoz ve mottled görünüm, alıcıda halihazırda bulunan sitotoksik antikorların (anti-HLA veya ABO) donör endoteline bağlanıp komplemanı aktive etmesi ve yaygın tromboza yol açması sonucu oluşur. Hastadaki doğum ve transfüzyon öyküsü bu antikorların varlığı için önemli risk faktörleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zamanlamayı değerlendir.
Belirtilerin klempler açıldıktan hemen sonra (dakikalar içinde) başlaması, süreci 'hiperakut' olarak sınıflandırır.
Zamanlama, rejeksiyon tiplerini ayırt etmede en kritik parametredir.
2
Greftin makroskobik görünümünü analiz et.
Siyanoz, yumuşama ve benekli görünüm, yaygın vasküler tıkanıklık ve trombozu düşündürür.
Hiperakut rejeksiyonda antikorlar endotel hasarına ve hızlı mikrovasküler tromboza yol açar.
3
Risk faktörlerini ve patogenezi eşleştir.
Daha önce yapılan doğumlar ve kan transfüzyonları hastada HLA antijenlerine karşı 'sensitizasyon' (duyarlılaşma) yaratmıştır.
Önceden oluşmuş antikorlar nakil anında reaksiyonu başlatır.

Key Concept

Hiperakut Rejeksiyon
PreviousPage 3 / 3
Böbrek Nakli Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 3 | Examkin