Hücre Fizyolojisi

219 questions

Question 81Question →

8080 kg ağırlığındaki bir hastanın vücut sıvı bölmelerini ölçmek amacıyla 500500 mg radyoaktif iyot ile işaretlenmiş albümin ve 1010 gram inülin intravenöz yolla uygulanmıştır. Yeterli süre beklendikten sonra alınan kan örneğinde plazma albümin konsantrasyonu 1010 mg/dL, inülin konsantrasyonu ise 5050 mg/dL olarak saptanmıştır. İdrarla madde kaybı ihmal edildiğine göre, bu hastanın interstriyel sıvı (hücreler arası sıvı) hacmi kaç litredir?

Show answer & explanation

Answer: 1515

Answer

İnterstriyel sıvı hacmi 1515 litredir.
İnterstriyel sıvı hacmi, hücre dışı sıvı hacminden (ECF) plazma hacminin çıkarılmasıyla hesaplanır. Ölçüm verilerine göre inülin ile hesaplanan ECF hacmi 2020 litredir. Albümin ile hesaplanan plazma hacmi ise 55 litredir. Aradaki fark olan 1515 litre, interstriyel mesafedeki sıvı miktarını verir.

Step-by-Step Solution

1
Plazma hacmini hesaplayın.
PV=500 mg/10 mg/dL=50 dL=5 LPV = 500 \text{ mg} / 10 \text{ mg/dL} = 50 \text{ dL} = 5 \text{ L}
Radyoaktif işaretli albümin plazma hacmini ölçmek için kullanılır.
2
Hücre dışı sıvı (ECF) hacmini hesaplayın.
ECF=10000 mg/50 mg/dL=200 dL=20 LECF = 10000 \text{ mg} / 50 \text{ mg/dL} = 200 \text{ dL} = 20 \text{ L}
İnülin, hücre zarlarını geçemediği ancak kapiller duvardan serbestçe geçtiği için ECF hacmini ölçer.
3
İnterstriyel sıvı (ISF) hacmini bulun.
ISF=ECF−PV=20 L−5 L=15 LISF = ECF - PV = 20 \text{ L} - 5 \text{ L} = 15 \text{ L}
İnterstriyel sıvı, hücre dışı sıvının plazma dışındaki kısmıdır.

Key Concept

Vücut sıvı bölmeleri ölçümünde gösterge dilüsyon prensibi (V=M/CV = M / C) ve bölmeler arası hiyerarşik ilişki.

Alternative Method

Bölme oranları üzerinden gitmek yerine her zaman 'Hacim = Miktar / Konsantrasyon' formülünü her marker için ayrı ayrı uygulayıp hiyerarşiyi (ECF = ISF + Plazma) kurmak en güvenli yoldur.
Estimated Time:1m 30s
Question 82Question →

Membran potansiyelleri ve uyarılabilir hücrelerin elektrofizyolojik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinde klinik bir durum ile bu durumun altında yatan temel mekanizma eşleştirmesi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hipernatremi — Sodyum denge potansiyelinin (ENaE_{Na}) daha pozitif bir değere kayması sonucu aksiyon potansiyeli tepe değerinin (overshoot) yükselmesi

Answer

Hipernatremi durumunda hücre dışı sodyumun artmasıyla sodyum denge potansiyelinin yükselmesi ve buna bağlı olarak aksiyon potansiyeli tepe değerinin (overshoot) daha pozitif bir seviyeye ulaşması doğru bir eşleştirmedir.
Aksiyon potansiyelinin çıkıcı kolunda membran geçirgenliği büyük oranda sodyum iyonlarına kayar ve membran potansiyeli sodyumun denge potansiyeline (ENaE_{Na}) yaklaşır. Hipernatremi durumunda hücre dışı sodyum konsantrasyonu arttığı için ENaE_{Na} değeri daha pozitif bir seviyeye yükselir. Bu durum, aksiyon potansiyeli tepe noktasının (overshoot) normalden daha yüksek bir voltaj değerine ulaşmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Nernst denklemi üzerinden sodyum gradiyentini değerlendiriniz.
ENa=61×log⁡([Na+]dıs\c/[Na+]ic\c)E_{Na} = 61 \times \log([Na^+]_{dış} / [Na^+]_{iç}) formülüne göre [Na+]dıs\c[Na^+]_{dış} artışı ENaE_{Na} değerini yükseltir.
Sodyumun denge potansiyeli, aksiyon potansiyelinin depolarizasyon evresinde ulaşılabilecek maksimum potansiyeli belirler.
2
İyon kanallarının refrakter dönemlerdeki kapı durumlarını analiz ediniz.
Mutlak refrakter dönemde inaktivasyon (hh) kapıları kapalıdır; rölatif refrakter döneme geçiş için bu kapıların açılmaya başlaması gerekir.
Kanalın tekrar uyarılabilir hale gelmesi için inaktivasyon bloğunun kalkması zorunludur.
3
Kalsiyumun eşik potansiyeli üzerindeki etkisini hatırlayınız.
Hipokalsemi eşik potansiyelini negatife (istirahat potansiyeline doğru) kaydırır.
Kalsiyum iyonları sodyum kanallarını stabilize ederek aktivasyon için gereken voltaj değişimini belirler.

Key Concept

İyon denge potansiyelleri (Nernst) ve kanal kapı kinetiğinin eksitabilite üzerindeki kontrolü.

Practice More

Hiperkaleminin neden olduğu 'depolarizasyon bloğu' mekanizmasını ve sodyum kanal inaktivasyonu ile ilişkisini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 83Question →

Klinik bir araştırma kapsamında, 6060 kg ağırlığındaki sağlıklı bir gönüllünün vücut sıvı hacimlerini saptamak için intravenöz yolla 15001500 mg tiyosülfat ve 55 mg radyoaktif iyot ile işaretli albümin (125I^{125}I-albümin) veriliyor. Belirli bir süre sonra plazmada denge sağlandığında yapılan ölçümlerde; tiyosülfatın plazma konsantrasyonu 0.120.12 mg/ml, 125I^{125}I-albüminin plazma konsantrasyonu ise 0.0020.002 mg/ml olarak saptanıyor. Tiyosülfatın %10\%10 oranında idrarla atıldığı bilindiğine göre, bu bireyin interstisyel sıvı hacmi (ISFISF) yaklaşık kaç litredir?

Show answer & explanation

Answer: 8.758.75

Answer

İnterstisyel sıvı hacmi yaklaşık 8.758.75 litredir.
Vücut sıvı bölmeleri ölçümünde tiyosülfat hücre dışı sıvı (ECFECF) hacmini, radyoaktif albümin ise plazma hacmini ölçer. Verilen değerlere göre; idrarla atılan %10\%10 çıkarıldıktan sonra kalan 13501350 mg tiyosülfatın 0.120.12 mg/ml'ye bölünmesiyle ECFECF hacmi 11.2511.25 L bulunur. 55 mg albüminin 0.0020.002 mg/ml'ye bölünmesiyle plazma hacmi 2.52.5 L bulunur. İnterstisyel sıvı (ISFISF), ECFECF ile plazma hacmi arasındaki farka eşit olduğundan (11.25−2.511.25 - 2.5) sonuç 8.758.75 litredir.

Step-by-Step Solution

1
Hücre dışı sıvı hacmini (ECFECF) hesapla.
ECF=11.25ECF = 11.25 L
Tiyosülfat hücre dışı sıvının belirtecidir. Verilen 15001500 mg miktarından %10\%10 atılım (150150 mg) çıkarılır (13501350 mg). Hacim, kalan miktarın plazma konsantrasyonuna (0.120.12 mg/ml) bölünmesiyle 1125011250 ml olarak bulunur.
2
Plazma hacmini hesapla.
Plazma=2.5Plazma = 2.5 L
Radyoaktif işaretli albümin plazma hacmini ölçer. Uygulanan 55 mg miktar, plazma konsantrasyonu olan 0.0020.002 mg/ml değerine bölündüğünde 25002500 ml hacim elde edilir.
3
İnterstisyel sıvı hacmini (ISFISF) hesapla.
ISF=8.75ISF = 8.75 L
Hücre dışı sıvı, plazma ve interstisyel sıvının toplamından oluşur. Bu nedenle ISF=ECF−PlazmaISF = ECF - Plazma formülüyle 11.25−2.5=8.7511.25 - 2.5 = 8.75 L bulunur.

Key Concept

İndikatör dilüsyon yöntemiyle vücut sıvı bölmelerinin dolaylı ölçümü ve bölmeler arası matematiksel ilişkiler.
Estimated Time:1m 30s
Question 84Question →

Hücre iskeletini oluşturan filamentler; hücre içi taşıma, yapısal destek ve hareket gibi fonksiyonlarda kritik roller üstlenir. Bu filament sistemleri arasında polarite göstermeyen, bu nedenle kinezin veya dinein gibi moleküler motor proteinler tarafından bir taşıma yolu olarak kullanılamayan ve temel görevi hücreye mekanik direnç sağlamak olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ara filamentler

Answer

Ara filamentler; polarite göstermemeleri ve moleküler motor proteinleri tarafından ray olarak kullanılmamaları ile mikrotübül ve mikrofilamentlerden ayrılırlar.
Ara filamentler (intermediate filaments), hücre iskeletinin en stabil ve heterojen grubudur. Mikrotübüller (tubulin) ve mikrofilamentlerin (aktin) aksine, ara filamentler polarite (artı ve eksi uç farkı) göstermezler. Bu yapısal simetri nedeniyle, kinezin veya dinein gibi polariteye duyarlı motor proteinler bu filamentler üzerinde yönlü hareket gerçekleştiremezler. Temel fonksiyonları, dokularda mekanik bütünlüğü korumak ve gerilmelere karşı direnç sağlamaktır (örneğin epitelde keratin, kasta desmin).

Step-by-Step Solution

1
Hücre iskeleti bileşenlerinin (mikrotübül, mikrofilament, ara filament) yapısal özelliklerini karşılaştırın.
Mikrotübüller ve mikrofilamentlerin dinamik ve polar (artı/eksi uçlu) olduğu, ara filamentlerin ise daha stabil ve polaritesiz olduğu belirlenir.
Moleküler motor proteinlerin (kinezin, dinein, miyozin) hareketi için filamentin polar olması şarttır.
2
Soruda verilen 'polarite göstermeme' ve 'motor protein kullanamama' kriterlerini uygulayın.
Bu kriterlere uyan tek grup ara filamentlerdir (örneğin: keratin, vimentin, nörofilament).
Ara filamentler simetrik tetramerlerden oluştuğu için net bir polariteleri yoktur.

Key Concept

Ara filamentler, hücre iskeletinin motor protein içermeyen ve polariteye sahip olmayan tek ana bileşenidir.

Practice More

Ara filamentlerin doku spesifik tiplerini (Keratin, Vimentin, Desmin, GFAP, Nörofilament ve Laminler) ezberlemek klinik patoloji soruları için de faydalıdır.
Estimated Time:50s
Question 85Question →

Hücre zarının yapısını açıklayan 'Sıvı Mozaik Zar Modeli'ne göre, zarın temel yapısal iskeletini oluşturan ve hem hidrofilik (su seven) hem de hidrofobik (su sevmeyen) kısımlara sahip olması nedeniyle 'amfipatik' özellik gösteren ana molekül grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fosfolipitler

Answer

Fosfolipitler
Fosfolipitler, hücre zarının en önemli yapısal bileşenidir. Bir adet hidrofilik (polar) fosfat başı ve iki adet hidrofobik (apolar) yağ asidi kuyruğundan oluşurlar. Bu amfipatik yapı, hücrenin içindeki ve dışındaki sulu ortamda fosfolipitlerin kuyruklarını içe, başlarını dışa döndürerek kendiliğinden çift katmanlı bir tabaka oluşturmasına olanak tanır. Bu tabaka hücre zarının temel fiziksel çerçevesidir.

Step-by-Step Solution

1
Hücre zarının temel bileşenleri ve özelliklerini tanımla.
Hücre zarı lipidler ve proteinlerden oluşur; en bol bulunan lipid grubu fosfolipitlerdir.
Zarın fiziksel bütünlüğünü sağlayan temel yapı taşını belirlemek gerekir.
2
Molekülün 'amfipatik' özelliğini analiz et.
Amfipatik moleküller hem polar (baş) hem de apolar (kuyruk) uçlar içerir.
Bu özellik, moleküllerin sulu ortamda kendiliğinden çift katmanlı yapı oluşturmasını sağlar.
3
Seçenekler arasından temel iskeleti oluşturan amfipatik molekülü seç.
Fosfolipitler bu tanıma uyan birincil moleküldür.
Kolesterol ve proteinler yardımcı yapısal veya fonksiyonel roller üstlenir.

Key Concept

Hücre zarının temel yapısal iskeleti, amfipatik özellik gösteren fosfolipit çift katmanından (lipid bilayer) oluşur.
Estimated Time:45s
Question 86Question →

Hücre membranındaki taşıma sistemlerinin kinetik ve enerjetik özelliklerinin incelendiği bir laboratuvar çalışmasında, eritrositlerdeki GLUT1GLUT1 taşıyıcısı aracılığıyla gerçekleşen glukoz transportu üzerinde iki farklı kimyasal bileşiğin (XX ve YY) etkileri araştırılmıştır. Deney sonucunda elde edilen veriler şu şekildedir:

- Kontrol grubunda: Vmax=400 μmol/snV_{max} = 400\ \mu mol/sn, Km=5 mMK_m = 5\ mM
- XX bileşiği varlığında: Vmax=200 μmol/snV_{max} = 200\ \mu mol/sn, Km=5 mMK_m = 5\ mM
- YY bileşiği varlığında: Vmax=400 μmol/snV_{max} = 400\ \mu mol/sn, Km=15 mMK_m = 15\ mM

Bu deneysel verilere göre, taşıma mekanizması ve inhibitörlerin etkileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: YY bileşiği varlığında taşıyıcının glukoza olan afinitesi azalmıştır ve bu durum kompetitif inhibisyon mekanizması ile uyumludur.

Answer

Y bileşiği varlığında taşıyıcının glukoza olan afinitesi azalmıştır (Km artmıştır) ve Vmax değişmediği için bu durum kompetitif inhibisyondur.
Verilen deneyde Y bileşiği eklendiğinde VmaxV_{max} değerinin değişmemesi, inhibitörün taşıyıcının aktif bölgesine bağlandığını ve yeterince yüksek glukoz konsantrasyonuyla bu etkinin aşılabileceğini gösterir. KmK_m değerinin 5'ten 15'e çıkması ise taşıyıcının glukoza olan ilgisinin (afinitesinin) azaldığını kanıtlar. Bu iki durum 'kompetitif inhibisyon' tanımıyla tam olarak uyuşmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
GLUT1 taşıyıcısının mekanizmasını tanımla.
GLUT1, glukozu konsantrasyon gradyanı yönünde taşıyan, ATP gerektirmeyen bir kolaylaştırılmış difüzyon sistemidir.
Seçeneklerdeki enerji gereksinimi ve taşıma türü iddialarını değerlendirmek için temel bilgi gereklidir.
2
X bileşiğinin kinetik verilerini analiz et.
VmaxV_{max} 400'den 200'e düşmüş, KmK_m 5 olarak sabit kalmıştır.
VmaxV_{max} düşüşü ve sabit KmK_m değeri, non-kompetitif inhibisyonun temel göstergesidir.
3
Y bileşiğinin kinetik verilerini analiz et.
VmaxV_{max} 400 olarak sabit kalmış, KmK_m 5'ten 15'e yükselmiştir.
Sabit VmaxV_{max} ve artan KmK_m değeri, kompetitif inhibisyonun (yarışmalı inhibisyon) göstergesidir; KmK_m artışı afinitenin azaldığı anlamına gelir.
4
Verileri seçeneklerle karşılaştır.
Y bileşiğinin afiniteyi azalttığı ve kompetitif davrandığı ifadesi verilerle tam örtüşmektedir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için her inhibitörün etkisi netleştirilmelidir.

Key Concept

Taşıyıcı aracılı transportta Michaelis-Menten kinetiği ve inhibisyon tipleri.
Question 87Question →

Uyarılabilir hücrelerde membran potansiyeli değişimleri; iyonların hücre içi ve dışı konsantrasyonları, iyon kanallarının geçit (gate) mekanizmaları ve iyonlara özgü iletkenlik değişimleri arasındaki hassas dengelere dayanır. Bu süreçlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İstirahat membran potansiyeli düzeyinde sodyum (Na+Na^+) iyonunun elektrokimyasal itici gücü (Vm−ENaV_m - E_{Na}), potasyum (K+K^+) iyonunun elektrokimyasal itici gücünden (Vm−EKV_m - E_K) büyüktür.

Answer

İstirahat membran potansiyeli düzeyinde sodyum iyonunun elektrokimyasal itici gücü, potasyumunkinden matematiksel olarak daha büyüktür.
İstirahat membran potansiyeli (-70 ile -90 mV arası), sodyumun denge potansiyeline (+61 mV) çok uzak, potasyumun denge potansiyeline (-94 mV) ise çok yakındır. Elektrokimyasal itici güç (Vm−EiyonV_m - E_{iyon}) bir iyonun denge potansiyeline olan uzaklığıdır ve sodyum için bu değer (~131 mV) potasyumunkinden (~24 mV) çok daha fazladır.

Step-by-Step Solution

1
Denge potansiyellerini ve istirahat potansiyelini belirle.
İstirahat Membran Potansiyeli (VmV_m) ≈−70\approx -70 mVmV; ENa≈+61E_{Na} \approx +61 mVmV; EK≈−94E_K \approx -94 mVmV.
İtici gücü hesaplamak için iyonun denge potansiyeli ile mevcut membran potansiyeli arasındaki fark bilinmelidir.
2
İyonlar için net elektrokimyasal itici gücü (DrivingDriving ForceForce) hesapla.
Na+Na^+ için: ∣−70−(+61)∣=131|-70 - (+61)| = 131 mVmV. K+K^+ için: ∣−70−(−94)∣=24|-70 - (-94)| = 24 mVmV.
Bir iyonun denge potansiyelinden ne kadar uzakta olunduğu, o iyonun membrandan geçme eğiliminin şiddetini belirler.
3
Sonuçları karşılaştır.
131131 mV>24mV > 24 mVmV, yani sodyumun itici gücü çok daha büyüktür.
İstirahat potansiyeli sodyumdan çok uzakta olduğu için sodyumun hücre içine girme eğilimi çok yüksektir ancak geçirgenlik düşük olduğu için net akım sınırlıdır.

Key Concept

Elektrokimyasal İtici Güç ve Nernst Potansiyeli
Question 88Question →

Bir biyofizik laboratuvarında, ince bağırsak epitel hücrelerinde glukoz taşınımını sağlayan SGLT1SGLT1 (2 Na+/1 glukoz2\text{ Na}^+ / 1 \text{ glukoz}) kotransport sisteminin termodinamik sınırları araştırılmaktadır. Deney koşullarında hücre içi ve dışı sodyum konsantrasyonları sabit tutulurken, hücre membran potansiyeli yapay olarak −60 mV-60\text{ mV}'dan −90 mV-90\text{ mV}'a getirilerek hiperpolarize edilmiştir.

Bu deneysel müdahale sonucunda, glukozun hücre içinde ulaşabileceği teorik maksimum konsantrasyon düzeyi ve taşıma kinetiği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sodyumun elektrokimyasal potansiyelindeki artışa bağlı olarak, glukozun hücre içi/hücre dışı denge konsantrasyon oranı ([G]i/[G]d[G]_i / [G]_d) yükselir.

Answer

Sodyumun elektrokimyasal potansiyelindeki artışa bağlı olarak, glukozun hücre içi/hücre dışı denge konsantrasyon oranı yükselir.
Sekonder aktif taşıma sistemlerinde, itici iyonun (burada Na+Na^+) elektrokimyasal potansiyeli, taşınan molekülün (glukoz) aşabileceği maksimum konsantrasyon farkını belirler. Elektrokimyasal potansiyel ΔμNa=RTln⁡([Na]i/[Na]d)+zFEm\Delta \mu_{Na} = RT \ln([Na]_i/[Na]_d) + zFE_m formülüyle hesaplanır. Membran potansiyeli (EmE_m) daha negatif hale geldiğinde (hiperpolarizasyon), sodyumun içeriye yönelik enerjisi artar. SGLT1'de 22 sodyum iyonu glukozla eşleştiği için, bu artan enerji glukozun hücre içinde çok daha yüksek bir konsantrasyona kadar birikmesine olanak sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Sodyumun elektrokimyasal potansiyel değişimini analiz et.
ΔμNa=RTln⁡([Na]i/[Na]d)+zFEm\Delta \mu_{Na} = RT \ln([Na]_i/[Na]_d) + zFE_m.
Sodyumun (z=+1) hücre içine giriş enerjisi hem konsantrasyon farkından hem de negatif membran potansiyelinden (EmE_m) gelir.
2
Hiperpolarizasyonun (EmE_m'nin −60-60'dan −90-90'a inmesi) etkisini hesapla.
Sodyumun içeriye yönelik itici gücü (driving force) artar.
Negatif potansiyel arttıkça, pozitif yüklü sodyum iyonlarını içeri çekmek için mevcut olan elektriksel enerji artar.
3
Enerji eşleşmesini (coupling) uygula.
nΔμNa+ΔμGlukoz=0n \Delta \mu_{Na} + \Delta \mu_{Glukoz} = 0 (Dengede).
Sekonder aktif taşımada sodyumdan gelen enerji (n=2n=2), glukozu yokuş yukarı taşımak için kullanılır.
4
Termodinamik limiti belirle.
ln⁡([G]i/[G]d)\ln([G]_i/[G]_d) değeri daha büyük bir pozitif sayıya ulaşabilir.
Sodyumdan gelen toplam enerji arttığı için, glukozun hücre içinde çok daha yüksek konsantrasyonlara kadar pompalanması mümkün hale gelir.

Key Concept

İkincil aktif taşımada (SGLT) termodinamik dengeyi hem kimyasal iyon gradiyenti hem de elektriksel membran potansiyeli belirler.

Practice More

NCX (Sodyum-Kalsiyum Eşanjörü) sisteminde membran potansiyelinin taşınma yönünü (ileri/geri mod) nasıl etkilediğini inceleyin.
Estimated Time:2m 30s
Question 89Question →

Hücreler arasında iyonların ve küçük moleküllerin geçişine izin veren kanallar (konneksonlar) oluşturarak, komşu hücrelerin elektriksel ve kimyasal olarak kenetlenmesini sağlayan bağlantı kompleksi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oluklu bağlantı (Nexus)

Answer

Hücreler arası elektriksel ve kimyasal kenetlenmeyi sağlayan yapı oluklu bağlantıdır (nexus).
Oluklu bağlantılar (nexus/gap junction), altı adet konneksin proteininin birleşmesiyle oluşan 'konnekson' kanallarından meydana gelir. Bu kanallar hücreler arasında iyonların ve 10001000 Dalton'dan küçük moleküllerin geçişine izin vererek doku düzeyinde elektriksel ve metabolik eşgüdüm sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Bağlantının fonksiyonunu analiz et.
İyon ve küçük molekül geçişine izin veren bir kanal yapısı gereklidir.
Elektriksel kenetlenme ancak yüklü iyonların doğrudan akışı ile mümkündür.
2
Yapısal birimleri hatırla.
Konneksin proteinlerinden oluşan konnekson kanalları oluklu bağlantılara özgüdür.
Diğer bağlantılar sızdırmazlık veya mekanik destek odaklıdır.

Key Concept

Oluklu bağlantılar (gap junctions), konneksin adı verilen proteinlerden oluşan ve komşu hücre sitoplazmalarını birleştiren düşük dirençli kanallardır.

Practice More

Konneksin proteinlerindeki mutasyonların neden olduğu klinik tabloları (örneğin Charcot-Marie-Tooth hastalığı) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 90Question →

Hücre zarı proteinlerinin izolasyonunda kullanılan yöntemler, proteinlerin zarla olan etkileşim tipine göre farklılık gösterir. Yapılan bir deneysel çalışmada; izole edilen bir proteinin yüksek iyonik şiddetli çözeltilerle (1MNaCl1 M NaCl) veya ekstrem pHpH değişimleriyle (pH11pH 11) zardan ayrılmadığı, ancak deterjan kullanımıyla zardan sökülebildiği saptanmıştır. Ayrıca bu proteinin sadece hücre dışı ortamla temas halinde olduğu ve fosfolipaz C muamelesiyle hücre yüzeyinden serbest kaldığı gözlenmiştir.

Buna göre, bu proteinin yapısal özellikleri ve zarla olan ilişkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir lipid çapası (glikozilfosfatidilinozitol) aracılığıyla zara tutunmuş bir integral proteindir.

Answer

İncelenen protein, bir glikozilfosfatidilinozitol (GPI) çapası aracılığıyla zara tutunmuş bir integral proteindir.
Deterjan kullanımı gerektirmesi bu proteinin bir 'integral protein' olduğunu gösterir; çünkü sadece iyonik şiddet veya pH değişimiyle (periferal proteinler gibi) zardan ayrılamamaktadır. Hücre zarının dış yüzeyinde bulunması ve fosfolipaz C (PLC) enzimi ile serbest bırakılabilmesi, bu proteinin spesifik olarak bir glikozilfosfatidilinozitol (GPI) çapası ile zara tutunduğunu kanıtlar. PLC enzimi, bu çapayı oluşturan fosfatidilinozitol halkasını parçalayarak proteini yüzeyden ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Ekstraksiyon yöntemlerinin analizi
Proteinin yüksek tuz veya pH ile ayrılmaması, periferal bir protein olmadığını gösterir.
Periferal proteinler yüzeyel elektrostatik bağlarla tutunur ve iyonik şiddet artışıyla koparlar.
2
Deterjan gereksiniminin değerlendirilmesi
Deterjanla ekstrakte edilebilmesi, proteinin integral membran proteini sınıfına girdiğini doğrular.
İntegral proteinlerin zardan ayrılması için lipid çift katmanının hidrofobik etkileşimlerinin bozulması gerekir.
3
Enzimatik duyarlılığın kontrolü
Fosfolipaz C (PLC) muamelesiyle serbest kalması, proteinin bir lipid çapasına bağlı olduğunu gösterir.
PLC, fosfatidilinozitol bağlarını kopararak GPI çapalı proteinleri yüzeyden salar.
4
Lokalizasyonun birleştirilmesi
Dış yüzey yerleşimi GPI çapası ile tam uyumludur.
GPI çapalı proteinler hücre zarının sadece dış yaprağında (outer leaflet) sentezlenir ve bulunur.

Key Concept

Membran proteinlerinin zara tutunma mekanizmaları ve izolasyon karakteristikleri
Question 91Question →

Bir fizyoloji laboratuvarında bir deneğin vücut sıvı bölmeleri ölçülürken; toplam vücut su hacmini belirlemek için döteryum oksit (D2OD_2O), hücre dışı sıvı hacmini belirlemek için ise inülin kullanılmıştır. Bu iki belirtecin dağılım hacimleri arasındaki fark (VD2O−Vinu¨linV_{D_2O} - V_{inülin}) aşağıdakilerden hangisini verir?

Show answer & explanation

Answer: Hücre içi sıvı hacmi

Answer

Hücre içi sıvı hacmi
Döteryum oksit (D2OD_2O), su molekülüne benzer davranış göstererek hem kapiller endotelini hem de hücre zarlarını serbestçe geçer; bu nedenle toplam vücut su hacmini (TBWTBW) ölçmek için kullanılır. İnülin ise kapillerden geçebilen ancak hücre zarını geçemeyen bir polisakkarittir, dolayısıyla sadece hücre dışı sıvı hacmini (ECFECF) ölçer. Toplam vücut suyu, hücre içi (ICFICF) ve hücre dışı (ECFECF) sıvı bölmelerinden oluştuğu için, bu iki değer arasındaki fark (VD2O−Vinu¨linV_{D_2O} - V_{inülin}) doğrudan ölçülemeyen hücre içi sıvı hacmini verir.

Step-by-Step Solution

1
Belirteçlerin hangi sıvı bölmelerini ölçtüğünü belirleyin.
D2OD_2O toplam vücut suyunu (TBWTBW), inülin ise hücre dışı sıvıyı (ECFECF) ölçer.
Döteryum oksit tüm zarları geçerken, inülin hücre zarlarını geçemez.
2
Sıvı bölmeleri arasındaki matematiksel ilişkiyi kurun.
TBW=ECF+ICFTBW = ECF + ICF
Vücuttaki toplam su, hücre içi ve hücre dışı sıvıların toplamına eşittir.
3
İstenen farkı hesaplayın.
ICF=TBW−ECFICF = TBW - ECF
İki ölçüm arasındaki fark, doğrudan ölçülemeyen hücre içi sıvı hacmini verir.

Key Concept

Sıvı bölmelerinin indikatör dilüsyon yöntemiyle dolaylı ölçümü
Estimated Time:45s
Question 92Question →

Klinik olarak epidermolizis bülloza simpleks (keratin mutasyonu) gibi hastalıklarda görülen mekanik dayanıksızlık, hücre iskeleti elemanlarının kendine özgü yapısal özellikleriyle ilişkilidir. Bu bağlamda, ara filamanların (intermediate filaments) mikrotübül ve mikrofilamanlardan ayrılan yapısal ve fonksiyonel özellikleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Polimerizasyonları için ATP veya GTP hidrolizine ihtiyaç duymazlar ve yapısal polariteye (artı/eksi uç) sahip olmadıkları için motor proteinlerle yönlü transportta görev almazlar.

Answer

Ara filamanlar polimerizasyon için nükleotid enerjisine (ATP/GTP) ihtiyaç duymazlar, yapısal polarite göstermezler ve bu nedenle motor proteinler için ray görevi görmezler.
Ara filamanlar, mikrotübül ve mikrofilamanlardan farklı olarak nükleotid (ATP veya GTP) bağlama ve hidroliz etme yeteneğine sahip olmayan fibriler alt birimlerden oluşur. Bu alt birimlerin antiparalel dizilimi sonucu oluşan olgun filaman yapısal polarite göstermez. Polarite eksikliği, kinezin veya dinein gibi yön bağımlı motor proteinlerin bu filamanları ray olarak kullanmasını engeller. Bu nedenle ara filamanların temel fonksiyonu hücre içi taşıma değil, doku bütünlüğünü koruyan mekanik destektir.

Step-by-Step Solution

1
Ara filamanların (IF) yapısal alt birimlerini ve polimerizasyon mekanizmasını analiz etme.
Ara filamanlar fibriler proteinlerin (keratin, vimentin vb.) dimer ve tetramerler oluşturmasıyla kurulur.
Mikrotübül (tübülin) ve mikrofilamanların (aktin) aksine, IF polimerizasyonu nükleotid (GTP/ATP) hidrolizi gerektirmeyen bir kendiliğinden birleşme sürecidir.
2
Filaman polaritesini değerlendirme.
İki zıt yöndeki tetramerin birleşmesi sonucu oluşan olgun ara filamanın uçları birbirinden farksızdır (apolar yapı).
Polarite (artı ve eksi uç farkı) olmayan bir yapı üzerinde motor proteinlerin yön tayini yapması mümkün değildir.
3
Motor protein etkileşimlerini kontrol etme.
Kinezin, dinein ve miyozin gibi motor proteinlerin ara filamanlarla ilişkili bir taşıma fonksiyonu yoktur.
Hücre içi yönlü transport süreçleri sadece polar yapıda olan mikrotübüller ve mikrofilamanlar üzerinden yürütülür.
4
Klinik korelasyonu (Epidermolizis Bülloza Simpleks) açıklama.
Mutasyon sonucu bozulan ara filamanlar hücreye mekanik destek veremez.
Ara filamanların birincil görevi transport değil, hücreye gerilime karşı dayanıklılık sağlamaktır.

Key Concept

Ara filamanların (Intermediate Filaments) polimerizasyon kinetiği ve polarite yoksunluğu.

Practice More

Farklı dokularda eksprese edilen ara filaman tiplerini (keratin, vimentin, desmin, GFAP, nörofilaman) ve bunların tümör marker'ı olarak kullanımını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 93Question →

Bir sinir hücresinde aksiyon potansiyeli oluşumu sırasında, depolarizasyonun başlangıcından repolarizasyonun erken dönemine kadar geçen ve hücreye ne kadar güçlü uyaran verilirse verilsin yeni bir aksiyon potansiyelinin tetiklenemediği "mutlak refrakter dönem" (absolute refractory period) görülür. Bu dönemin oluşmasından sorumlu temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Voltaj kapılı sodyum (Na+Na^+) kanallarının inaktivasyon kapılarının kapalı olması

Answer

Mutlak refrakter dönemin temel nedeni, voltaj kapılı sodyum kanallarının inaktivasyon kapılarının kapalı olmasıdır.
Mutlak refrakter dönem (ARP) sırasında, voltaj kapılı Na+Na^+ kanallarının inaktivasyon (h) kapıları kapalıdır. Bu kapılar voltaja duyarlı değildir ve ancak membran potansiyeli tekrar istirahat düzeyine (veya altına) döndüğünde açılarak kanalı uyarılabilir hale getirir. Bu nedenle bu süre zarfında ikinci bir aksiyon potansiyeli oluşması imkansızdır.

Step-by-Step Solution

1
Aksiyon potansiyeli fazlarını analiz etme
Depolarizasyon fazında sodyum kanalları hızla açılır, ancak zirve noktasına yaklaşıldığında inaktivasyon kapıları kapanmaya başlar.
Mutlak refrakter dönem, kanalların tekrar aktive edilebilmesi için istirahat durumuna dönmesini beklemek zorundadır.
2
Kanal durumunu belirleme
İnaktivasyon kapısı (h kapısı) kapalı olan bir sodyum kanalı, membran potansiyeli ne olursa olsun açılamaz.
Bu mekanizma, aksiyon potansiyellerinin tek yönlü iletilmesini ve frekansının sınırlandırılmasını sağlar.

Key Concept

Sodyum Kanalları ve Refrakter Dönem
Question 94Question →

Nöronlarda vezikül ve organellerin hücre gövdesinden (soma) akson terminallerine doğru (anterograd) taşınmasında görev alan, ATP hidrolizi ile elde ettiği enerjiyi kullanarak mikrotübüllerin (+)(+) ucuna doğru ilerleyen moleküler motor protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kinezin

Answer

Kinezin, nöronlarda anterograd (soma → terminal) aksonal taşımayı sağlayan ve mikrotübüllerin (+) ucuna doğru hareket eden moleküler motor proteindir.
Kinezin moleküler motoru, ATP enerjisini kullanarak mikrotübüller üzerinde anterograd yönde, yani hücre merkezinden (soma) (+) uca (akson ucu) doğru hareket eder. Bu süreç nöronlarda yeni sentezlenen proteinlerin ve organellerin sinapslara ulaştırılması için kritiktir.

Step-by-Step Solution

1
Taşıma yönünü belirle
Hücre gövdesinden akson terminaline doğru (Anterograd)
Soruda somadan uca doğru bir hareket tanımlanmaktadır.
2
Hücre iskeleti bileşenini ve yönü tanımla
Mikrotübülün (+) ucu
Anterograd taşıma mikrotübüllerin polimerize olan (+) ucuna doğrudur.
3
Uygun motor proteini eşleştir
Kinezin
Mikrotübüller üzerinde (+) uca doğru hareket eden motor kinezindir.

Key Concept

Aksonal taşıma mekanizmasında motor proteinlerin (kinezin ve dinein) yönü ve kullandığı hücre iskeleti elemanı.

Practice More

Dinein eksikliğinin klinik bir sonucu olan Kartagener sendromu (Primer Siliyer Diskinezi) mekanizmasını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 95Question →

Paklitaksel (Taxol) gibi kemoterapötik ajanlar, mikrotübülleri stabilize ederek dinamik instabiliteyi bozar ve hücre bölünmesini durdurur. Bu ilaçların sinir hücrelerindeki yan etkileri araştırıldığında, nöron gövdesinden akson terminaline doğru gerçekleşen ve yaklaşık 400 mm/gu¨n400 \text{ mm/gün} hızla ilerleyen hızlı anterograd taşımanın da bu mikrotübül organizasyonuna bağımlı olduğu görülmüştür. Buna göre, akson boyunca mikrotübüllerin artı (+) ucuna doğru ilerleyerek bu anterograd transportu gerçekleştiren temel moleküler motor protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kinezin

Answer

Hızlı anterograd aksonal taşımadan sorumlu olan moleküler motor protein kinezindir.
Kinezin motor proteinleri, aksonlarda artı (+) uçları terminale bakacak şekilde yerleşmiş olan mikrotübüller üzerinde kargo (vezikül, organel) taşıyarak anterograd transportu sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Taşıma yönünü belirle
Anterograd taşıma (hücre gövdesinden akson terminaline)
Soruda materyallerin terminale iletildiği ve mikrotübülün artı (+) ucuna doğru hareket edildiği belirtilmiştir.
2
Filament tipini ve motoru eşleştir
Mikrotübül ve kinezin
Aksonal taşıma mikrotübül rayları üzerinde gerçekleşir; bu raylarda artı uca doğru giden motor kinezindir.

Key Concept

Hızlı anterograd aksonal transportta kinezin motor proteinleri mikrotübülleri yol olarak kullanır.

Alternative Method

Aksonal transportta hızı hatırlamak için: 'Fast' (hızlı) transport anterograd ve retrograd olabilirken, 'Slow' (yavaş) transport sadece anterograd yöndedir.
Estimated Time:1m 15s
Question 96Question →

Hücre zarının 'Akıcı Mozaik Zar Modeli'ne göre, zarın temel yapısal iskeletini oluşturan ve hem hidrofilik (suyu seven) hem de hidrofobik (sudan kaçan) kısımlara sahip olması (amfipatik özellik) sayesinde çift katmanlı bir dizilim sergileyen temel bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fosfolipidler

Answer

Fosfolipidler, amfipatik özellikleri sayesinde hücre zarının temel çift katmanlı (bilayer) iskeletini oluşturan ana bileşendir.
Fosfolipidler, yapısal olarak bir fosfat grubu içeren hidrofilik baş ve yağ asitlerinden oluşan hidrofobik kuyruk kısımlarına sahiptir. Bu amfipatik doğa, sulu hücre dışı ve hücre içi ortamda hidrofobik kısımların birbirine dönerek suyla temasını kesmesini, hidrofilik başların ise suyla temas etmesini sağlar; bu da kendiliğinden oluşan kararlı bir çift katmanlı yapıyı (bilayer) meydana getirir.

Step-by-Step Solution

1
Hücre zarının temel yapısal birimini belirle.
Hücre zarı temel olarak bir lipid çift katmanından oluşur.
Zarın bariyer özelliğini sağlayan ana yapı lipidlerdir.
2
Bileşenlerin moleküler özelliklerini analiz et.
Fosfolipidler, bir ucu polar (hidrofilik) diğeri non-polar (hidrofobik) olan amfipatik moleküllerdir.
Bu özellik, moleküllerin sulu fazda kuyruklarının içe, başlarının dışa bakacak şekilde organize olmasını zorunlu kılar.

Key Concept

Hücre zarının temel iskeleti fosfolipid çift katmanından (lipid bilayer) oluşur.
Estimated Time:45s
Question 97Question →

Vücut sıvı bölmelerinin hacmini ölçmek amacıyla kullanılan "indikatör dilüsyon yöntemi"nde, plazma proteinlerine (özellikle albümine) kuvvetle bağlandığı için kapiller endotelinden interstisyel aralığa sızmayan ve bu sayede doğrudan plazma hacmini ölçmek amacıyla kullanılan belirteç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evans mavisi (T−1824T-1824)

Answer

Evans mavisi (T−1824T-1824) plazma proteinlerine bağlanma özelliği nedeniyle sadece damar içinde kalarak plazma hacmini doğrudan ölçmek için kullanılır.
Doğru yanıt olan Evans mavisi (T−1824T-1824), damar içine verildiğinde plazma albüminine çok kuvvetli bir şekilde bağlanır. Albümin normal koşullarda kapiller endotelinden dışarı sızmadığı için, ona bağlı olan Evans mavisi de plazmada hapsolur. Bu özellik, indikatörün sadece plazma hacmine dağılmasını ve bu bölgenin hacminin doğrudan hesaplanmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Belirtecin ölçmesi gereken hacim bölgesi (plazma) belirlenir.
Belirtecin damar yatağında (intravasküler) hapsolması gerekir.
Eğer belirteç kapiller endotelinden sızarsa interstisyel bölgeyi de ölçmüş olur.
2
Seçeneklerdeki belirteçlerin kapiller ve hücre zarı geçirgenliği değerlendirilir.
Evans mavisi, plazma albüminine bağlanarak kapillerlerden sızmaz.
Albümine bağlı Evans mavisi kompleksi, kapiller duvardaki gözeneklerden geçemeyecek kadar büyüktür.

Key Concept

İndikatör Dilüsyon Yöntemi ve Plazma Hacmi Ölçümü

Hints

1
Plazma hacmini ölçmek için indikatörün kapillerlerden sızmaması gerekir.
2
Hangi belirtecin plazma proteinlerine (albümine) bağlandığını hatırlayın.
3
Evans mavisi ve radyo-etiketli albümin plazma hacmi ölçümü için standarttır.

Practice More

İnterstisyel sıvı hacminin doğrudan ölçülemediğini, ECFECF ve plazma hacmi farkından hesaplandığını unutmayın.
Estimated Time:45s
Question 98Question →

Kanser kemoterapisinde kullanılan taksan grubu ilaçlar (örneğin paklitaksel), mikrotübül stabilitesini artırıp depolimerizasyonu engelleyerek hücre bölünmesini durdurur. Bu ilaçların en önemli yan etkilerinden biri olan periferik nöropati, nöronlarda hücre gövdesinden akson terminaline doğru gerçekleşen organel ve vezikül taşınmasının aksamasından kaynaklanır. Buna göre, nöronlarda akson terminaline (mikrotübülün artı ucuna) doğru gerçekleşen bu taşıma sürecinden sorumlu olan moleküler motor protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kinesin

Answer

Hücre gövdesinden akson terminaline (artı uca) doğru anterograd taşıma yapan motor protein kinesindir.
Kinesinler, mikrotübüller üzerindeki raylarda yürüyerek vezikülleri ve organelleri artı (++) uca doğru taşıyan motor proteinlerdir. Nöronlarda mikrotübüllerin artı uçları akson terminalinde sonlandığı için, gövdeden uca doğru (anterograd) taşıma kinesin aracılığıyla gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Kemoterapötik ilacın hedefinin belirlenmesi
Taksanlar mikrotübüllere bağlanarak onları stabilize eder ve dinamiklerini bozar.
İlacın periferik nöropati yapma nedeni, mikrotübül bağımlı aksonal transportun bozulmasıdır.
2
Aksonal transport yönünün analizi
Hücre gövdesinden (merkez) akson terminaline (perifer) doğru olan hareket 'anterograd' harekettir.
Nöronlarda mikrotübüllerin eksi (-) uçları gövdede, artı (+) uçları ise akson terminalinde bulunur.
3
Uygun motor proteinin seçilmesi
Mikrotübüller üzerinde artı (+) uca doğru hareket eden motor protein kinesindir.
Kinesin ATP hidroliz ederek vezikülleri terminale taşırken, dinein eksi (-) uca yani gövdeye taşır.

Key Concept

Mikrotübül bağımlı moleküler motorların (kinesin ve dinein) yönsel özgüllüğü.
Question 99Question →

Nöronlarda hücre gövdesinde (soma) sentezlenen veziküllerin ve organellerin, mikrotübüller üzerinde akson ucuna doğru (anterograd) taşınmasını sağlayan moleküler motor protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kinezin

Answer

Nöronlarda anterograd (ileri yönlü) taşımayı sağlayan motor protein kinezindir.
Kinezin motor proteinleri, ATP hidrolizinden aldıkları enerjiyi kullanarak mikrotübüller boyunca artı (+) uca, yani nöronlarda akson terminaline doğru hareket ederler. Bu işleme anterograd aksonal transport denir.

Step-by-Step Solution

1
Taşıma yönünü belirle
Hücre gövdesinden akson ucuna doğru (anterograd) hareket.
Soruda somadan akson ucuna doğru olan taşıma mekanizması sorulmaktadır.
2
Taşıma yolunu (ray sistemi) belirle
Mikrotübüller.
Nöron içi uzun mesafe taşımacılığı mikrotübüller aracılığıyla yapılır.
3
Moleküler motoru eşleştir
Kinezin motor proteini.
Kinezin mikrotübülün artı ucuna (distal), dinein ise eksi ucuna (proksimal) doğru hareket eder.

Key Concept

Hücre içi mikrotübül tabanlı taşımada motor proteinlerin (kinezin ve dinein) yönlülüğü.

Practice More

Retrograd transport (dinein) yoluyla hücre gövdesine taşınan virüsleri (örneğin kuduz virüsü) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 100Question →

Hücre zarının akışkanlığı (fluidity), zarı oluşturan lipitlerin kimyasal yapısı ve ortamın termodinamik koşullarıyla yakından ilişkilidir. Membran akışkanlığının korunması, zar proteinlerinin hareketliliği ve sinyal iletimi gibi hayati fonksiyonlar için kritiktir. Buna göre, membran lipitlerinin yapısındaki aşağıdaki değişimlerden hangisi zar akışkanlığının artmasına neden olur?

Show answer & explanation

Answer: Yağ asidi kuyruklarında "cis" konfigürasyonlu çift bağların sayısının artması

Answer

Yağ asidi kuyruklarında "cis" konfigürasyonlu çift bağların sayısının artması zar akışkanlığını artıran temel faktördür.
Yağ asidi zincirlerinde bulunan "cis" tipindeki çift bağlar, hidrokarbon zincirinde kalıcı bir bükülmeye neden olur. Bu bükülmeler fosfolipitlerin kristalize olmasını veya birbirine çok yakın (sıkı) istiflenmesini engeller. Sonuç olarak moleküller arası etkileşimler zayıflar ve zarın akışkanlığı artar.

Step-by-Step Solution

1
Zar akışkanlığını belirleyen moleküler etkileşimlerin analiz edilmesi
Lipitlerin birbirine ne kadar sıkı paketlendiği (packing density) akışkanlığın temel belirleyicisidir.
Moleküller arası mesafe arttıkça etkileşim kuvvetleri (Van der Waals) zayıflar ve hareketlilik artar.
2
"cis" çift bağlarının yapısal etkisinin değerlendirilmesi
"cis" çift bağları zincirde yaklaşık 30 derecelik bir bükülme yaratır.
Düz olmayan (bükülmüş) zincirler, doymuş zincirler gibi yan yana düzenli dizilemezler, bu da lipit tabakasındaki boşlukları artırır.
3
Diğer faktörlerin (zincir uzunluğu, sıcaklık) etkisinin karşılaştırılması
Uzun zincirler ve düşük sıcaklık akışkanlığı azaltırken, kısa ve doymamış zincirler akışkanlığı artırır.
Seçenekler arasında sadece "cis" çift bağ artışı paketlenmeyi bozarak akışkanlığı destekler.

Key Concept

Membran akışkanlığı; yağ asidi zincir uzunluğu ile ters, doymamışlık derecesi (çift bağ sayısı) ve sıcaklık ile doğru orantılıdır.

Hints

1
Zar akışkanlığı, moleküllerin birbirine ne kadar 'sıkı' tutunduğu ile ilgilidir.
2
Yağ asitlerindeki çift bağlar, zincirin geometrisini değiştirerek istiflenmeyi (packing) zorlaştırır.
3
Cis konfigürasyonu zincirde bir 'dirsek' oluşturur. Bu dirsekler komşu moleküllerin birbirine yaklaşmasını engelleyerek tabakayı daha gevşek ve akışkan kılar.

Practice More

Fosfolipitlerin lateral difüzyon hızı ile 'flip-flop' hareketi arasındaki zorluk farkını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 5 / 11Next
Hücre Fizyolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 5 | Examkin