Bakteriyoloji

394 questions

Question 61Question →

Bakteriyel konjugasyon süreçlerinden biri olan "Hfr" (HighHigh FrequencyFrequency ofof RecombinationRecombination) aktarımında, verici hücreden alıcı (F−F^-) hücreye kromozomal genlerin yüksek oranda aktarılmasına rağmen, alıcı hücrenin konjugasyon sonunda genellikle "F−F^-" karakterini korumasının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: F faktörünün bir kısmının kromozomun sonunda aktarılması ve tüm kromozomun geçişi tamamlanmadan konjugasyon köprüsünün kopması

Answer

F faktörünün bir kısmının kromozomun sonunda aktarılması ve tüm kromozomun geçişi tamamlanmadan konjugasyon köprüsünün kopması
Hfr suşlarında F faktörü kromozomla birleşmiştir. Aktarım sırasında oriToriT bölgesinden başlayan DNA transferi, önce F faktörünün küçük bir kısmını, sonra sırasıyla kromozomal genleri ve en son F faktörünün kalan büyük kısmını alıcıya taşır. Köprü genellikle tüm kromozom (yaklaşık 4.6 milyon baz çifti) geçmeden koptuğu için alıcı hücre verici olma özelliğini (F+F^+) kazanamaz ancak aktarılan kromozomal genleri kendi kromozomuna entegre edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Hfr (High Frequency of Recombination) yapısını tanımla.
F plazmidinin bakteriyel kromozoma belirli bir noktadan entegre olduğu hücre tipidir.
Aktarım mekanizmasını anlamak için F faktörünün kromozom üzerindeki konumunu bilmek gerekir.
2
Konjugasyonun başlangıç noktasını (oriToriT) ve yönünü belirle.
Aktarım, entegre F faktörü içindeki oriToriT bölgesinden tek iplikli bir kesik ile başlar. F faktörünün bir kısmı (baş kısmı) önde gider, ardından kromozomal genler gelir ve F faktörünün geri kalanı (kuyruk kısmı) en sonda aktarılır.
Genlerin hangi sıra ile aktarıldığı, alıcının neden F−F^- kaldığını açıklar.
3
Süreyi ve köprü dayanıklılığını değerlendir.
Tüm kromozomun aktarımı yaklaşık 100 dakika sürer ancak doğada/laboratuvarda hücreler arasındaki temas genellikle bu kadar uzun sürmez.
Konjugasyon köprüsü erken koptuğu için F faktörünün tamamlanması için gereken 'kuyruk' kısmı alıcıya ulaşamaz.

Key Concept

Hfr Konjugasyonu ve Kesintili Gen Aktarımı

Practice More

Hfr suşları kullanılarak yapılan 'kesintili konjugasyon' deneylerinin bakteri gen haritalamasındaki rolünü inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 62Question →

Bakteri hücre duvarının büyümesi ve hücre bölünmesi sırasında, yeni peptidoglikan birimlerinin mevcut sakkarit zincirlerine yerleştirilebilmesi için bazı kovalent bağların kontrollü bir şekilde koparılması gerekir. Bu süreçte görev alan ve aktivitesi sıkı bir şekilde regüle edilen "otolizin" (peptidoglikan hidrolaz) enzimlerinin çalışma mekanizması ve kontrolü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gram-pozitif bakterilerde aktif metabolizma sırasında membrandan dışarı proton pompalanmasıyla oluşan proton motor kuvveti (PMFPMF), hücre duvarını asidifiye ederek otolizinlerin kontrolsüz aktivasyonunu baskılar.

Answer

Gram-pozitif bakterilerde aktif metabolizma sırasında oluşan proton motor kuvveti (PMFPMF) aracılığıyla sağlanan asidik mikroçevre, otolizinlerin kontrolsüz çalışmasını engelleyerek hücre bütünlüğünü korur.
Aktif metabolizma yürüten bakterilerde protonların dışarı pompalanması sonucu oluşan proton motor kuvveti (PMFPMF), hücre duvarı mikroçevresinde asidik bir ortam oluşturur. Bu asidite, otolizinlerin aktivitesini inhibe ederek hücrenin büyüme sırasında kontrolsüz şekilde parçalanmasını önler. Hücre enerjisi kesildiğinde veya membran bütünlüğü bozulduğunda PMFPMF ortadan kalkar, duvar pHpH'ı yükselir ve otolizinler aktive olarak hücreyi lize eder.

Step-by-Step Solution

1
Bakteri hücre duvarı dinamizminin analiz edilmesi
Bakteri büyürken ve bölünürken peptidoglikan tabakasının genişlemesi için mevcut bağların otolizinlerce (hidrolazlar) koparılması gerektiği belirlenir.
Yeni birimlerin eklenmesi için ağ yapısında kontrollü boşluklar açılmalıdır.
2
Otolizin regülasyon mekanizmasının değerlendirilmesi
Aktif metabolizma (solunum) sırasında membrandan dışarı atılan H+H^+ iyonlarının hücre duvarı çevresini asidifiye ettiği saptanır.
Proton motor kuvveti (PMFPMF), membranlar arası veya hücre dışı alanda asidik bir gradyan oluşturur.
3
pHpH ve enzim aktivitesi ilişkisinin kurulması
Asidik pHpH'ın otolizinlerin (peptidoglikan hidrolazlar) aktivitesini baskıladığı, nötr pHpH'ın ise aktiviteyi artırdığı sonucuna varılır.
Bu durum, hücre enerji üretirken (hayattayken) kendi kendini sindirmesini önler; PMFPMF çöktüğünde (hücre öldüğünde) otoliz başlar.

Key Concept

Otolizin Regülasyonu ve Proton Motor Kuvveti İlişkisi
Estimated Time:2m 30s
Question 63Question →

4545 yaşında bir besici; yaklaşık 33 haftadır devam eden aralıklı ateş, gece terlemesi ve yaygın eklem ağrısı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde splenomegali saptanıyor. Hastadan alınan kan kültüründe, inkübasyonun 5.5. gününde Gram negatif, küçük kokobasil yapısında, hareketsiz, kapsülsüz, katalaz ve oksidaz pozitif bakteriler üretiliyor. Tanı amacıyla yapılan standart tüp aglütinasyon testinde "prozon fenomeni" görülebileceği bilinen bu etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Brucella melitensis

Answer

Brucella melitensis
Besicilikle uğraşan bir hastada görülen aralıklı ateş (undulant ateş) ve splenomegali ile birlikte laboratuvarda üreyen Gram negatif küçük kokobasillerin varlığı, özellikle serolojik testlerdeki prozon fenomeni bilgisiyle birleştiğinde tanıyı Brucella melitensis veya diğer Brucella türlerine yönlendirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve anamnezin değerlendirilmesi
Hastanın besicilik yapması, aralıklı (undulant) ateş ve splenomegali varlığı zoonotik bir enfeksiyonu, özellikle brusellozu düşündürür.
Brucella türleri hayvancılıkla uğraşanlarda sık görülen ve retiküloendotelyal sistemi tutan bakterilerdir.
2
Mikrobiyolojik bulguların analizi
Gram negatif küçük kokobasil yapısı, katalaz ve oksidaz pozitifliği Brucella türlerinin tipik morfolojik ve biyokimyasal özellikleridir.
Gram negatif kokobasiller arasında ayırıcı tanı yapılırken biyokimyasal testler ve morfoloji kritik öneme sahiptir.
3
Serolojik ipucunun değerlendirilmesi
Prozon fenomeni, antikor fazlalığına bağlı olarak standart aglütinasyon testlerinde yalancı negatiflik görülmesidir ve Brusella tanısında klasik bir bilgidir.
Yüksek antikor titrelerinin varlığında aglütinasyonun engellenmesi prozon fenomeni olarak adlandırılır.

Key Concept

Bruselloz tanısı ve Brucella türlerinin mikrobiyolojik özellikleri
Estimated Time:1m 15s
Question 64Question →

3232 yaşında febril nötropenik bir hastanın kan kültüründen izole edilen *Pseudomonas aeruginosa* suşunun antibiyogramında gentamisin ve tobramisine dirençli, amikasine ise duyarlı olduğu saptanmıştır. Bu suşun sergilediği direnç tablosundan sorumlu en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aminoglikozid modifiye edici enzim üretimi

Answer

Dirençten sorumlu en olası mekanizma, aminoglikozid modifiye edici enzimlerin (AME) üretilmesidir.
Aminoglikozid modifiye edici enzimler (asetilasyon, adenilasyon veya fosforilasyon yapan enzimler), aminoglikozid direncinde en sık görülen mekanizmadır. Amikasin, kanamisin A molekülüne eklenen bir L−HABAL-HABA (LL-gamma-amino-alpha-hydroxybutyryl) yan zincirine sahiptir. Bu büyük yan zincir, birçok modifiye edici enzimin moleküle bağlanmasını sterik olarak engeller. Bu nedenle, gentamisin ve tobramisini inaktive eden enzimlere sahip suşlar genellikle amikasine duyarlı kalmaya devam eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik direnç paterninin analizi
Gentamisin ve tobramisine dirençli ancak amikasine duyarlı bir *Pseudomonas aeruginosa* suşu tespit edildi.
Bu spesifik patern, bazı aminoglikozidlerin modifiye edilirken diğerlerinin korunabildiği bir mekanizmaya işaret eder.
2
Aminoglikozid direnç mekanizmalarının karşılaştırılması
Enzimatik modifikasyonun ilaca özgü direnç oluşturabileceği belirlendi.
16S rRNA metilasyonu gibi mekanizmalar tüm aminoglikozid grubunu etkilerken, enzimler moleküler yapıya duyarlıdır.
3
Amikasinin yapısal avantajının değerlendirilmesi
Amikasinin yapısındaki yan zincirin enzimatik saldırıları engellediği sonucuna varıldı.
Amikasindeki L−HABAL-HABA yan zinciri, gentamisin ve tobramisini inaktive eden asetiltransferaz ve fosfotransferazların çoğunun bağlanmasını engeller.

Key Concept

Amikasin, yapısındaki L−HABAL-HABA yan zinciri sayesinde birçok aminoglikozid modifiye edici enzime karşı dirençlidir.

Practice More

Aminoglikozidlerin sinerjistik etkileşimleri ve toksisite profilleri hakkında soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 65Question →

66 yaşında, çocukluk çağı aşıları eksik olan bir hasta; boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve halsizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde orofarenkste tonsilleri ve uvulayı örten, mukoza ile sıkı bağlanan ve kaldırılmaya çalışıldığında kanamaya neden olan gri renkli membranöz bir yapı saptanmıştır. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan mikroorganizmanın temel virülans faktörünün ekspresyonu, ortamdaki hangi maddenin konsantrasyonuna bağlı olarak "DtxR" proteini tarafından negatif olarak kontrol edilir?

Show answer & explanation

Answer: Demir (Fe2+Fe^{2+})

Answer

Ortamdaki demir (Fe2+Fe^{2+}) konsantrasyonu, DtxR proteini aracılığıyla difteri toksini sentezini negatif olarak regüle eder.
Vaka sunumundaki psödomembran bulgusu 'Corynebacterium diphtheriae' enfeksiyonunu işaret eder. Bu bakteride toksin sentezi, ortamdaki demir (Fe2+Fe^{2+}) konsantrasyonuna bağlıdır. Yüksek demir seviyelerinde, demir iyonları 'DtxR' (Diphtheria Toxin Repressor) proteinine bağlanır. Bu aktif kompleks, toksin geninin operatör bölgesine bağlanarak mRNA sentezini fiziksel olarak engeller (negatif regülasyon). Demir miktarı kritik seviyenin altına düştüğünde, DtxR proteini DNA'dan ayrılır ve toksin üretimi başlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz etme
Hastadaki psödomembran varlığı ve aşı eksikliği, tablonun 'Corynebacterium diphtheriae' (difteri) kaynaklı olduğunu gösterir.
Gri-beyaz yapışık membran ve alttan kanama odakları difterinin patognomonik klinik bulgusudur.
2
Virülans faktörünü belirleme
Hastalığın temel sorumlusu, bir β\beta-profaj tarafından kodlanan difteri ekzotoksinidir.
Toksin, EF-2 ADP-ribozilasyonu yoluyla konak hücrede protein sentezini durdurur.
3
Genetik regülasyon mekanizmasını değerlendirme
Toksin geni ('tox'), kromozomal olarak kodlanan 'DtxR' (Diphtheria Toxin Repressor) proteini tarafından kontrol edilir.
Bakteri, metabolik olarak pahalı olan toksin üretimini ortam şartlarına göre optimize eder.
4
Negatif regülasyonun tetikleyicisini saptama
Ortamda yeterli demir (Fe2+Fe^{2+}) olduğunda, demir iyonları DtxR proteinine bağlanır; bu kompleks DNA'daki operatör bölgeye tutunarak transkripsiyonu durdurur.
Demir, bu sistemde bir 'korepresör' olarak görev yapar; demir azaldığında baskı kalkar ve toksin üretilir.

Key Concept

Difteri toksini üretimi, demir konsantrasyonu ile ters orantılıdır (Yüksek demir = Düşük toksin).

Alternative Method

Klinik tablodan etkeni (C. diphtheriae) belirledikten sonra, patogenezde 'Elek Testi' mantığını hatırlamak (demir içeriği düşük besiyerinde toksin üretiminin saptanması) demir regülasyonunu doğrulamaya yardımcı olur.
Estimated Time:1m 30s
Question 66Question →

Gram-negatif bakterilerde sitoplazmik membran ile dış membran arasında yer alan periplazmik alan, hücrenin metabolizması, besin transportu ve antibiyotik direnci için kritik bileşenler barındırır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi periplazmik alanda yer alan yapılardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Hücre duvarına gömülü olan veya membrana demirlenmiş teikoik asitler

Answer

Teikoik asitler sadece Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarında bulunan yapılardır; Gram-negatif bakterilerin periplazmik alanında veya hücre duvarında yer almazlar.
Teikoik asitler (duvar teikoik asidi) ve lipoteikoik asitler, Gram-pozitif bakteri hücre duvarının karakteristik bileşenleridir. Gram-negatif bakterilerde bu yapılar bulunmaz; onların dış yüzeyinde teikoik asit yerine lipopolisakkarit (LPS) tabakası yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Gram-negatif bakteri hücre duvarı organizasyonunu analiz et.
Gram-negatiflerde iç (sitoplazmik) membran, periplazmik alan (ince peptidoglikan içerir) ve dış membran (LPS içerir) bulunur.
Periplazmik alanın sınırlarını ve genel yapısını belirlemek için gereklidir.
2
Periplazmik alanın spesifik içeriğini ve fonksiyonlarını değerlendir.
Bu alanın hidrolitik enzimler (beta-laktamazlar), transport proteinleri ve ozmoregülatuar bileşenler içerdiği bilinmektedir.
Seçeneklerdeki bileşenlerin bu alanda bulunup bulunmadığını doğrulamak için gereklidir.
3
Teikoik asitlerin taksonomik yerleşimini belirle.
Teikoik asitler sadece Gram-pozitif bakterilerde peptidoglikan tabakaya veya membrana bağlı olarak bulunur.
Yanlış olan seçeneği ayırt etmek için kritik bilgidir.

Key Concept

Bakteri Hücre Duvarı Farklılıkları ve Periplazmik Alan İçeriği
Estimated Time:50s
Question 67Question →

33 günlük bir yenidoğanda, perioral bölgede başlayıp tüm vücuda yayılan yaygın eritem ve ardından geniş, gevşek büllerin oluşumu gözleniyor. Fizik muayenede deri kıvrımlarında ayrılma (Nikolsky belirtisi pozitif) saptanıyor. Büllerden alınan aspiratın Gram boyamasında lökosit veya bakteri görülmezken; göbek kordonu sürüntü kültüründe kanlı agarda beta-hemoliz yapan, altın sarısı koloniler oluşturmuş, kümeler yapmış Gram pozitif koklar ürüyor. Bu izolatın ayırıcı tanısında kullanılan temel biyokimyasal testler ve klinik tablodan sorumlu olan temel virülans faktörünün etki mekanizması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İzolat katalaz ve koagülaz pozitiftir; patogenezden desmoglein-11 proteinini parçalayan eksfoliatif toksin sorumludur.

Answer

İzolatın katalaz ve koagülaz pozitif olması ve patogenezden desmoglein-11 proteinini parçalayan eksfoliatif toksinin sorumlu olması doğru ifadedir.
Klinik tablo Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu (SHDS) ile tam uyumludur. Bu hastalığa Staphylococcus aureus tarafından salgılanan eksfoliatif toksinler neden olur. Bu toksinler, epidermisin stratum granulosum tabakasındaki hücreleri birbirine bağlayan desmozomların yapısında bulunan desmoglein-11 proteinini parçalar. S. aureus, biyokimyasal olarak hem katalaz hem de koagülaz testlerinde pozitif sonuç verir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Tanının Stafilokokal Haşlanmış Deri Sendromu (SHDS) olarak belirlenmesi
Yenidoğanda yaygın eritem, gevşek büller ve Nikolsky pozitifliği tipik SHDS bulgularıdır.
2
Mikrobiyolojik verilerin değerlendirilmesi
Etkenin Staphylococcus aureus olduğunun saptanması
Kümeler yapmış Gram pozitif koklar, altın sarısı koloniler ve büllerin steril olması S. aureus'un sistemik toksin etkisini (eksfoliatin) gösterir.
3
Biyokimyasal testlerin ve virülans mekanizmasının eşleştirilmesi
Katalaz/koagülaz pozitifliği ve Desmoglein-11 yıkımının seçilmesi
S. aureus tür düzeyinde katalaz ve koagülaz testleri ile tanımlanır; eksfoliatif toksin (ETA ve ETB) stratum granulosum düzeyinde desmoglein-1'i parçalar.

Key Concept

Staphylococcus aureus'un eksfoliatif toksini (eksfoliatin), stratum granulosum tabakasındaki desmoglein-11 proteinini proteolitik olarak yıkarak hücreler arası bağlantıları bozar ve bül oluşumuna yol açar.
Estimated Time:2m 0s
Question 68Question →

3838 yaşında erkek hasta, karın kaslarında belirgin sertlik, yutma güçlüğü ve ağzını tam açamama (trismus) şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın yüz kaslarındaki spazma bağlı olarak "alaycı bir gülümseme" (risus sardonicus) ifadesine sahip olduğu görülüyor. Öyküsünden yaklaşık 1010 gün önce tarlada çalışırken ayağına paslı ve kirli bir çivinin battığı öğreniliyor. Bu klinik tabloya neden olan etkenin salgıladığı tetanospazmin toksininin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spinal korddaki inhibitör ara nöronlardan glisin ve GABA salınımını engelleyerek spastik paralizi oluşturmak

Answer

Spinal korddaki inhibitör ara nöronlardan glisin ve GABA salınımını engelleyerek spastik paralizi oluşturmak
Doğru yanıt olan inhibitör nöron blokajı, tetanosun patofizyolojik temelidir. Tetanospazmin, spinal korddaki inhibitör ara nöronların vezikül birleşme proteinlerini parçalayarak glisin ve GABA salınımını durdurur, bu da kasların gevşeyememesine ve spastik paraliziye yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Trismus (çene kilitlenmesi) ve risus sardonicus (alaycı gülüş), Clostridium tetani enfeksiyonu için karakteristiktir.
Vakadaki yaralanma öyküsü ve klinik seyir tetanos tablosunu işaret etmektedir.
2
Toksin mekanizmasının belirlenmesi
Tetanospazmin, retrograd aksonal transport ile merkezi sinir sistemine taşınır.
Toksinin hedefi periferik sinir sistemi değil, spinal korddaki Renshaw hücreleri gibi inhibitör ara nöronlardır.
3
Nörotransmitter etkisinin analizi
İnhibitör nörotransmitterler olan glisin ve GABA'nın salınımı durur.
Bu inhibisyonun kalkması, alfa motor nöronların kontrolsüz deşarjına ve spastik kasılmalara yol açar.

Key Concept

Tetanospazmin, inhibitör nörotransmitter (glisin ve GABA) salınımını bloke ederek spastik paraliziye neden olan bir nörotoksindir.
Question 69Question →

4242 yaşında bir veteriner hekim; son bir aydır devam eden, öğleden sonraları yükselen dalgalı ateş, gece terlemesi, halsizlik ve bel ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede hepatosplenomegali ve sakroileit saptanıyor. Hastadan alınan kan örneklerinde standart Wright tüp aglütinasyon testi negatif sonuçlanıyor. Ancak hastanın klinik tablosu ve mesleki öyküsü nedeniyle bruselloz tanısından kuvvetle şüpheleniliyor.

Bu hastada, standart Wright testinde blokan (non-aglütinan) antikorlar nedeniyle oluşabilecek yalancı negatifliği önlemek ve tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Coombslu Wright testi

Answer

Blokan antikorlar nedeniyle oluşabilecek yalancı negatifliği önlemek için en uygun yöntem Coombslu Wright testidir.
Coombslu Wright testi, standart aglütinasyon testinde aglütinasyon oluşturamayan 'blokan' veya 'eksik' antikorları saptamak için geliştirilmiştir. Brusellozun subakut ve kronik evrelerinde non-aglütinan antikorlar (özellikle IgA ve bazı IgG4 alt sınıfları) antijen bölgelerini kapatarak IgM'nin aglütinasyon yapmasını engelleyebilir. Coombs serumu (anti-insan globulini) bu antikorlara bağlanarak çapraz köprü kurar ve görünür bir aglütinasyon oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik değerlendirme yapılması
Veteriner hekimlik öyküsü, ondülan ateş ve hepatosplenomegali bulguları Brucella enfeksiyonunu güçlü bir şekilde düşündürür.
Brucellosis, hayvancılıkla uğraşanlarda görülen klasik bir zoonotik enfeksiyondur.
2
Serolojik test sonuçlarının analizi
Standart Wright testinin negatif olması, antikorların olmadığı anlamına gelmez; blokan antikorlar veya prozon fenomeni olasılığını doğurur.
Enfeksiyonun ilerleyen dönemlerinde aglütinasyon yapmayan IgA ve IgG su sınıfları oluşabilir.
3
Coombs reaktifi kullanımı
Anti-insan globulini (Coombs serumu) eklenerek, antijene bağlı ancak kümeleşme yapamayan antikorlar birbirine bağlanır.
Coombs serumu, iki antikor arasındaki mesafeyi kapatarak aglütinasyonun gerçekleşmesini sağlar.

Key Concept

Brucellosis tanısında serolojik yalancı negatifliklerin (blokan antikorlar) Coombslu Wright testi ile aşılması.
Question 70Question →

3434 yaşında kadın hasta, mandibula köşesinde yaklaşık 33 aydır devam eden ağrısız bir şişlik ve bu bölgedeki fistül ağızlarından gelen, içerisinde sarı renkli partiküller bulunan akıntı şikayetiyle başvuruyor. Akıntı örneğinin mikroskobik incelemesinde Gram pozitif, dallanma gösteren flaman yapısında bakteriler ve tipik "sülfür granülleri" saptanıyor.

Bu klinik tabloya neden olan etken mikrorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Üremesi için zorunlu anaerop veya mikroaerofilik ortam gereklidir.

Answer

Vakada tanımlanan etken mikrorganizmanın üremesi için zorunlu anaerop veya mikroaerofilik ortam gereklidir.
Vakada tanımlanan kronik servikofasiyal lezyon, fistül oluşumu, sarı renkli sülfür granülleri ve dallanan Gram pozitif flamanlar Actinomyces israelii'ye işaret etmektedir. Actinomyces türleri zorunlu anaerop veya mikroaerofilik şartlarda üreyen, endojen flora üyesi (ağız, GİS) ve sporsuz mikroorganizmalardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Kronik seyirli, fistülize, sülfür granülleri içeren akıntı ve dallanan Gram pozitif flaman yapısı Aktinomikoz (Actinomyces israelii) tanısını koydurur.
Sülfür granülleri ve dallanan flamanlar bu patojen için karakteristik tanısal özelliklerdir.
2
Etkenin metabolik ve mikrobiyolojik özelliklerini karşılaştır.
Actinomyces türleri anaerop, asidorezistan olmayan ve katalaz negatif bakterilerdir.
Bu özellikler Actinomyces'i, benzer dallanan flaman yapısına sahip olan ancak aerop ve asidorezistan olan Nocardia'dan ayırır.
3
Doğru seçeneği belirle.
Seçenekler arasında Actinomyces'in anaerop/mikroaerofil olduğu bilgisi etkenin gerçek özelliğini yansıtmaktadır.
Diğer seçenekler Nocardia özellikleri (aerop, ARB pozitif, katalaz pozitif) veya genel Gram pozitif sporlu bakteri özellikleriyle çelişmektedir.

Key Concept

Actinomyces israelii ve Aktinomikoz Tanısı

Practice More

Actinomyces'in kadın genital kanal florasında bulunduğu ve uzun süreli rahim içi araç (RİA) kullanımında pelvik aktinomikoza neden olabileceği unutulmamalıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 71Question →

Bir kreşte yürütülen tarama çalışmasında, 44 yaşındaki sağlıklı bir çocuğun nazofarenksinden izole edilen ve Gram boyamasında Gram negatif diplokok morfolojisinde görülen bakterinin; Thayer-Martin besiyerinde ürediği, oksidaz ve katalaz pozitif olduğu; glukoz, maltoz ve laktozu fermente ettiği saptanıyor. Bu mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Neisseria lactamica

Answer

Laktozu fermente etme yeteneğiyle karakterize olan Neisseria lactamica
Doğru yanıt olan seçenek, Neisseria türleri arasında laktoz fermantasyonu yapabilen (ve ONPG testi pozitif olan) tek tür olmasıyla karakterizedir. Nazofarenks florasında sıkça bulunan bu bakteri, Thayer-Martin besiyerinde üreyebilmesi ve biyokimyasal özellikleriyle patojen olan Neisseria meningitidis ile karışabilse de laktoz kullanımı ile ondan kesin olarak ayrılır.

Step-by-Step Solution

1
Morfoloji ve temel biyokimyasal testleri değerlendir
Gram negatif diplokok, oksidaz (+) ve katalaz (+)
Bu özellikler Neisseria cinsi ve Moraxella için karakteristiktir.
2
Karbonhidrat fermantasyon profilini analiz et
Glukoz (+), Maltoz (+), Laktoz (+)
Etkenin hangi şekerleri kullandığı tür ayrımında en önemli kriterdir.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Neisseria lactamica
Neisseria türleri içinde laktozu fermente edebilen (ve ONPG pozitif olan) tek tür Neisseria lactamica'dır.

Key Concept

Neisseria türlerinin karbonhidrat kullanım testleri ile ayrımı
Question 72Question →

6262 yaşında kontrolsüz diyabeti olan bir erkek hasta, bahçe işleri sırasında ayağına batan paslı bir metal sonrası gelişen şiddetli ağrı, ödem ve ciltte bronz renk değişikliği şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede yaradan tatlımsı, kötü kokulu, serosanjinöz bir akıntı geldiği ve yumuşak dokuda palpasyonla krepitasyon (çıtırtı sesi) alındığı saptanıyor. Yara kültürü sonucunda Gram pozitif, kapsüllü, hareketsiz ve anaerop bir basil ürediği saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablonun patogenezinde rol oynayan temel virülans faktörünün etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Lesitinaz (fosfolipaz C) aktivitesiyle hücre membranındaki lesitini parçalayarak hücre lizisine neden olmak

Answer

Klinik tablo (gazlı gangren) ve mikrobiyolojik özellikler (hareketsiz, Gram pozitif anaerop basil) Clostridium perfringens'i işaret etmektedir. Bu bakterinin en önemli toksini olan Alfa toksin (Lesitinaz), hücre membranındaki lesitini (fosfatidilkolin) parçalayarak hücre ölümüne ve doku nekrozuna neden olur.
Klinik tabloda sunulan şiddetli ağrı, krepitasyon ve hızlı doku yıkımı ile mikrobiyolojik olarak tanımlanan Gram pozitif, hareketsiz basil özellikleri Clostridium perfringens'i tanımlamaktadır. C. perfringens'in patogenezindeki en kritik faktör olan Alfa toksin, bir fosfolipaz C (lesitinaz) enzimidir. Bu enzim, ökaryotik hücre membranlarında yaygın olarak bulunan lesitini parçalayarak membran bütünlüğünü bozar, eritrosit, lökosit ve kas hücrelerinin lizisine neden olur. Bu durum yaygın miyonekroz ve gazlı gangren tablosunu oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Travma sonrası hızlı gelişen ağrı, krepitasyon ve bronz renk değişikliği 'Gazlı Gangren' (Miyonekroz) tablosuna işaret eder.
Krepitasyon doku içinde gaz birikimini, bronz renk ve şiddetli ağrı ise Clostridial miyonekrozu gösteren tipik bulgulardır.
2
Etken mikroorganizmayı tanımla
Gram pozitif, anaerop ve özellikle 'hareketsiz' olması Clostridium perfringens için tanısal anahtardır.
Çoğu Clostridium türü hareketliyken, C. perfringens'in hareketsiz ve kapsüllü olması onu gruptaki diğer üyelerden ayırır.
3
Temel toksin mekanizmasını eşleştir
C. perfringens tip A'nın temel toksini Alfa toksindir ve lesitinaz aktivitesine sahiptir.
Alfa toksin (fosfolipaz C), lesitini digliserid ve fosforilkoline parçalayarak hücre membranlarını doğrudan tahrip eder.

Key Concept

Clostridium perfringens Alfa toksini (Lesitinaz) ve Nagler Reaksiyonu

Alternative Method

Laboratuvarda C. perfringens'in lesitinaz aktivitesi 'Nagler Reaksiyonu' ile gösterilir. Yumurta sarılı agarın bir yarısına antitoksin eklenir; bakteri ekildiğinde antitoksin olmayan tarafta lesitin parçalanmasına bağlı bulanıklık (opalesans) gözlenirken, antitoksinli tarafta bu oluşum engellenir.
Estimated Time:1m 30s
Question 73Question →

Spaulding sınıflamasına göre; bronkoskoplar, laringoskop paller ve gastrointestinal endoskoplar gibi sağlam mukoza veya bütünlüğü bozulmuş deri ile temas eden ancak steril vücut alanlarına girmeyen tıbbi aletlerin tabi tutulması gereken en düşük dekontaminasyon seviyesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yüksek düzey dezenfeksiyon

Answer

Mukoza ile temas eden yarı-kritik aletler için önerilen en düşük seviye yüksek düzey dezenfeksiyondur.
Yüksek düzey dezenfeksiyon, Spaulding sınıflamasına göre yarı-kritik kategorisindeki aletler (endoskoplar gibi) için tanımlanan standart en düşük dekontaminasyon seviyesidir. Bu işlem bakteri sporları hariç tüm mikroorganizmaları (tüberküloz basili dahil) yok eder.

Step-by-Step Solution

1
Aletin vücutla temas ettiği bölgeyi belirleyin.
Mukoza veya bütünlüğü bozulmuş deri.
Spaulding sınıflamasında risk kategorisini belirlemek için temas yüzeyi kritiktir.
2
Spaulding kategorisini eşleştirin.
Yarı-kritik (Semi-critical) grup.
Sağlam mukoza ile temas eden ancak steril dokulara girmeyen aletler bu sınıfa girer.
3
Bu kategori için gerekli asgari işlem seviyesini seçin.
Yüksek düzey dezenfeksiyon.
Yarı-kritik malzemeler bakteriyel sporlar dışındaki tüm mikroorganizmalardan arındırılmalıdır.

Key Concept

Spaulding Tıbbi Alet Sınıflandırması
Question 74Question →

22 yaşında kadın hasta, son iki gündür devam eden dizüri ve sık idrara çıkma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde suprapubik hassasiyet saptanıyor. Hastanın idrar kültüründe 10510^5 cfu/mlcfu/ml Gram pozitif, küme yapmış koklar ürüyor. Yapılan biyokimyasal testlerde izolatın katalaz testi pozitif, koagülaz testi negatif olarak sonuçlanıyor. Bu mikroorganizmanın tanımlanmasında aşağıdaki özelliklerden hangisi en yol göstericidir?

Show answer & explanation

Answer: Novobiosine dirençli olması

Answer

Genç kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu etkeni olan koagülaz negatif stafilokoklarda novobiosin direnci en ayırt edici özelliktir.
Vakada tanımlanan etken, klinik tablo (genç kadın sistiti) ve temel laboratuvar testleri (katalaz pozitif, koagülaz negatif) ışığında Staphylococcus saprophyticus'tur. Bu türü diğer koagülaz negatif stafilokoklardan ayıran en temel laboratuvar testi novobiosin direnç testidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Genç kadın, sistit bulguları (dizüri, sık idrara çıkma, suprapubik ağrı).
Vaka tipik bir komplike olmayan idrar yolu enfeksiyonunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi
Gram pozitif küme yapmış koklar + Katalaz (+) → Stafilokok; Koagülaz (-) → Koagülaz Negatif Stafilokok (KNS).
Katalaz testi Stafilokok ve Streptokok ayrımını, koagülaz testi ise S. aureus ayrımını sağlar.
3
KNS tür ayrımı
Genç kadında sistit etkeni olan KNS → Staphylococcus saprophyticus.
S. saprophyticus, S. epidermidis'ten sonra en sık enfeksiyon yapan KNS'dir ve özellikle genç kadınlarda sistit etkenidir.
4
Spesifik testin belirlenmesi
S. saprophyticus novobiosine dirençlidir.
Diğer klinik olarak önemli KNS'lerin (örn. S. epidermidis) aksine bu tür novobiosine direnç gösterir.

Key Concept

Genç kadınlardaki sistit vakalarında Staphylococcus saprophyticus, koagülaz negatif stafilokoklar arasında en önemli etkendir ve novobiosin direnci ile tanımlanır.
Question 75Question →

Gram-negatif bakterilerin dış membranı (outer membrane) doğrudan bir enerji kaynağına (ATP veya iyon gradyanı) sahip değildir. Bu nedenle, siderofor-demir kompleksleri veya vitamin B12B_{12} gibi büyük moleküllerin dış membrandaki yüksek afiniteli reseptörlerden aktif olarak taşınabilmesi için sitoplazmik membrandaki proton-motor kuvvetinin (PMK) kullanılması gerekir. Sitoplazmik membranda üretilen bu enerjiyi periplazmik aralığı katederek dış membran reseptörlerine ileten ve taşınım için gerekli konformasyonel değişikliği tetikleyen protein kompleksi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TonB-ExbB-ExbD kompleksi

Answer

Dış membranda enerji kaynağı bulunmadığından, aktif taşınım için sitoplazmik membrandaki PMK'yı dış membran reseptörlerine ileten TonB-ExbB-ExbD kompleksi gereklidir.
TonB-ExbB-ExbD kompleksi, sitoplazmik membranda yer alan ExbB ve ExbD proteinlerinin sağladığı proton-motor kuvvetini kullanarak, TonB proteininin konformasyonel bir değişim geçirmesini sağlar. Bu değişim, TonB'nin periplazmayı geçerek dış membrandaki reseptörün iç kısmındaki 'tıkaç' (plug) bölgesiyle fiziksel temas kurmasına ve bu bölgeyi hareket ettirerek kanalın açılmasına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Dış membran taşınım mekanizmasının analiz edilmesi
Gram-negatiflerde dış membranda ATP bulunmadığı ve aktif taşınım için enerji transferi gerektiği saptandı.
Büyük moleküllerin taşınması için konsantrasyon gradyanına karşı enerji harcanması zorunludur.
2
Enerji kaynağının belirlenmesi
Gerekli enerjinin sitoplazmik membrandaki proton-motor kuvveti (PMK) olduğu belirlendi.
Bakterilerde kemiosmotik gradyan sitoplazmik membranda kurulur.
3
Enerji iletici protein kompleksinin tanımlanması
TonB proteininin periplazmayı katederek dış membran reseptöründeki 'TonB kutusu' ile etkileştiği sonucuna varıldı.
ExbB ve ExbD proteinleri TonB'yi PMK ile aktive ederek mekanik iş yapmasını sağlar.

Key Concept

Gram-negatif bakterilerde TonB-bağımlı enerji iletim mekanizması
Estimated Time:2m 0s
Question 76Question →

Tıbbi mikrobiyoloji uygulamalarında bir işlemin 'sterilizasyon' olarak nitelendirilebilmesi için, dezenfeksiyon işlemlerinden farklı olarak aşağıdaki biyolojik yapılardan hangisinin tamamen yok edilmesi zorunludur?

Show answer & explanation

Answer: Bakteri sporları

Answer

Sterilizasyon işlemini dezenfeksiyondan ayıran en temel fark, en dirençli biyolojik formlar olan bakteri sporlarının tamamen yok edilmesidir.
Sterilizasyon, bir ortamdaki tüm mikroorganizmaların (vejetatif bakteriler, virüsler, mantarlar, parazitler) ve dezenfektanlara en dirençli yapı olan bakteriyel sporların fiziksel veya kimyasal yöntemlerle tamamen yok edilmesidir. Bakteri sporları öldürülemediği sürece bir işlem sterilizasyon olarak adlandırılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Sterilizasyon ve dezenfeksiyon tanımlarını karşılaştırın.
Sterilizasyon tüm canlıları öldürürken, dezenfeksiyon genellikle sporları hedef almaz.
İşlemlerin mikrobisidal spektrumunu belirlemek için en dirençli formu tanımlamak gerekir.
2
Doğadaki en dirençli mikrobiyal yapıyı belirleyin.
Bakteriyel endosporlar (BacillusBacillus ve ClostridiumClostridium türleri) fiziksel ve kimyasal etkenlere en dirençli yapılardır.
Sterilizasyonun başarısı, bu en dirençli yapıların yok edilmesiyle ölçülür.
3
Doğru terimi seçeneklerle eşleştirin.
Bakteri sporlarının yok edilmesi sterilizasyonun kesin şartıdır.
Dezenfeksiyon (özellikle düşük ve orta düzey) sporları öldüremez.

Key Concept

Sterilizasyonun kesin kriteri bakteriyel endosporların eliminasyonudur.

Practice More

Farklı sterilizasyon yöntemlerinde (otoklav, kuru sıcaklık) kullanılan biyolojik indikatörlerin hangi spesifik bakteri sporlarını içerdiğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:30s
Question 77Question →

2828 yaşında erkek hasta, genital bölgesinde yaklaşık 11 haftadır bulunan, oldukça ağrılı, tabanı kirli görünümlü bir ülser ve buna eşlik eden ağrılı inguinal lenfadenopati (bubo) şikayetiyle başvuruyor. Ülser tabanından alınan sürüntü örneğinin Gram boyamasında, lökositler arasında "balık sürüsü" (school of fish) dizilimi gösteren Gram negatif kokobasiller izleniyor. Bu enfeksiyona neden olan etkenin laboratuvar ortamında üretilmesi için besiyerine aşağıdakilerden hangisinin eklenmesi zorunludur?

Show answer & explanation

Answer: Sadece Faktör XX (Hemin)

Answer

Sadece Faktör XX (Hemin) içeren besiyeri gereklidir.
Vakada tanımlanan ağrılı ülser, ağrılı lenfadenopati ve Gram boyamadaki 'balık sürüsü' görünümü Haemophilus ducreyi'yi işaret eder. Bu bakteri, Haemophilus cinsi içinde üremek için sadece Faktör XX'e (hemin) ihtiyaç duyan, Faktör VV'ye (NAD) ihtiyaç duymayan tek önemli insan patojenidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Ağrılı genital ülser ve ağrılı inguinal lenfadenopati (bubo) varlığı 'Yumuşak Şankr' (Ulcus Molle) tanısını düşündürür.
Bu klinik triad Haemophilus ducreyi enfeksiyonu için klasiktir.
2
Mikroskobik bulguları yorumla
Gram boyamada 'balık sürüsü' (school of fish) veya paralel dizilim gösteren Gram negatif kokobasiller saptanmıştır.
Bu morfolojik dizilim H. ducreyi için spesifik bir laboratuvar bulgusudur.
3
Üreme gereksinimlerini belirle
Etkenin Haemophilus ducreyi olduğu kesinleştiğinde, bu bakterinin besiyerinde sadece Faktör X'e ihtiyaç duyduğu, Faktör V'ye ihtiyaç duymadığı bilgisiyle eşleştirme yapılır.
Haemophilus türleri arasında X ve V faktörü gereksinimleri en temel ayırıcı özelliktir.

Key Concept

Haemophilus ducreyi (Yumuşak Şankr etkeni) sadece Faktör XX (Hemin) varlığında ürer.
Estimated Time:1m 15s
Question 78Question →

Hastanelerde uygulanan sterilizasyon yöntemleri, bu yöntemlerin mikroorganizmalar üzerindeki temel etki mekanizmaları ve süreç güvenliğini denetlemek amacıyla kullanılan indikatörler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Hidrojen peroksit gaz plazma yönteminde serbest radikaller aracılığıyla oksidasyon gerçekleşir; biyolojik kontrolünde Bacillus pumilusBacillus\ pumilus sporları kullanılır.

Answer

Hidrojen peroksit gaz plazma yönteminde biyolojik kontrol amacıyla Bacillus pumilusBacillus\ pumilus değil, Geobacillus stearothermophilusGeobacillus\ stearothermophilus sporları kullanılır.
Hidrojen peroksit gaz plazma sterilizasyonu, düşük sıcaklıkta serbest radikaller (OH•, OOH• vb.) oluşturarak mikroorganizmaları okside eder. Bu yöntemin etkinliği, yüksek sıcaklığa ve plazmaya dirençli olan Geobacillus stearothermophilusGeobacillus\ stearothermophilus sporları ile denetlenir. Seçenekte verilen Bacillus pumilusBacillus\ pumilus ise gama ışınları gibi iyonize radyasyon yöntemlerinin takibinde kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
Sterilizasyon yöntemleri ve biyolojik indikatör eşleşmelerini hatırla.
Otoklav ve Plazma için G.stearothermophilusG. stearothermophilus; Etilen Oksit ve Kuru Sıcaklık için B.atrophaeusB. atrophaeus; Radyasyon için B.pumilusB. pumilus kullanılır.
Her sterilizasyon yöntemi, o yönteme en dirençli olduğu bilinen spesifik bir mikroorganizma sporu ile test edilir.
2
Seçeneklerdeki mekanizma ve indikatör bilgilerini karşılaştır.
Gaz plazma yöntemi serbest radikallerle oksidasyon yapar (doğru), ancak indikatörü yanlış verilmiştir.
Seçenek C'deki indikatör radyasyon yöntemine aittir.

Key Concept

Sterilizasyon Yöntemleri ve Monitörizasyon Parametreleri
Question 79Question →

Ateş, şiddetli baş ağrısı ve ense sertliği şikayetleriyle acil servise getirilen bir hastanın fizik muayenesinde peteşiyal döküntüler saptanmıştır. Yapılan beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde polimorf nüveli lökositler içerisinde Gram negatif diplokoklar izlenmiştir. Bu etken ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bakterinin en önemli virülans faktörü fagositozu engelleyen polisakkarit yapısındaki kapsülüdür.

Answer

Neisseria meningitidis'in en önemli virülans faktörü fagositozu engelleyen polisakkarit kapsülüdür.
Neisseria meningitidis'in polisakkarit kapsülü, konak savunma hücreleri tarafından fagosite edilmesini engelleyerek bakterinin invaziv hastalık (sepsis, menenjit) yapma kapasitesini belirleyen en önemli faktördür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve Gram boyama sonucunu analiz et.
Akut menenjit bulguları (ateş, ense sertliği), peteşiyal döküntü ve lökosit içi Gram negatif diplokok morfolojisi Neisseria meningitidis'i (meningokok) tanımlar.
Meningokoksik menenjit, hızlı seyirli ve karakteristik döküntülere sahip bir tablodur.
2
Etkenin temel virülans mekanizmalarını değerlendir.
Meningokokların en güçlü savunma mekanizması fagositoza karşı direnç sağlayan polisakkarit kapsüldür.
Kapsül, antikompleman ve antifagositik özellikleri sayesinde bakterinin sistemik yayılımını kolaylaştırır.
3
Laboratuvar ve biyokimyasal özellikleri seçeneklerle karşılaştır.
Thayer-Martin besiyeri vankomisin (G+ baskılayıcı), kolistin (G- baskılayıcı), nistatin (mantar baskılayıcı) ve trimetoprim (Proteus baskılayıcı) içerir. Neisseria türleri oksidaz pozitif olup, meningokoklar glukoz ve maltozu fermente eder; hücre duvarında LOS bulunur.
Yanlış seçeneklerin elenmesi için biyokimyasal ayrım ve besiyeri içeriği bilgisi gereklidir.

Key Concept

Neisseria meningitidis'in virülans faktörleri, laboratuvar tanısı ve ayırıcı özellikleri
Question 80Question →

4242 yaşında, komplike üriner sistem enfeksiyonu tanısıyla hastaneye yatırılan hastanın idrar kültüründe karbapenemlere dirençli EscherichiaEscherichia colicoli üremiştir. Yapılan fenotipik doğrulama testlerinde direncin çinko iyonlarına bağımlı olduğu (metallo-β\beta-laktamaz pozitifliği) saptanmıştır. Bu izolatın duyarlılık profili dikkate alındığında, aşağıdaki antibiyotiklerden hangisinin bu direnç enziminden etkilenmeden tek başına etkinlik göstermesi beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Aztreonam

Answer

Aztreonam, metallo-beta-laktamaz (Sınıf B) enzimlerinden etkilenmeyen tek beta-laktam grubu olan monobaktamlara aittir.
Metallo-beta-laktamazlar (Ambler Sınıf B), aktif merkezlerinde çinko iyonu kullanan ve penisilin, sefalosporin ile karbapenemleri yüksek oranda hidroliz edebilen enzimlerdir. Ancak bu enzimlerin yapısal özellikleri monobaktamların (aztreonam) parçalanmasına izin vermez. Bu nedenle, izolat başka direnç mekanizmaları (ESBL gibi) taşımıyorsa, aztreonam bu enzim varlığında tek başına etkinliğini korur.

Step-by-Step Solution

1
Karbapenem direncine neden olan enzim tipini belirle.
Direncin çinko iyonuna bağımlı olması, enzimin bir Metallo-beta-laktamaz (Ambler Sınıfı B) olduğunu gösterir.
MBL'ler aktif bölgelerinde çinko iyonu bulundururlar ve EDTA gibi şelatörlerle inhibe edilirler.
2
Sınıf B beta-laktamazların substrat profilini hatırla.
MBL enzimleri (NDM, VIM, IMP vb.) penisilinleri, sefalosporinleri ve karbapenemleri hidroliz ederken monobaktamları (aztreonam) hidroliz etmez.
Monobaktamların halka yapısı MBL enziminin aktif bölgesine bağlanmaya uygun değildir.
3
Seçenekler arasından etkilenmeyen grubu seç.
Aztreonam doğru seçenektir.
Diğer tüm seçenekler (karbapenemler, penisilinler ve sefalosporinler) bu enzim tarafından parçalanır.

Key Concept

Metallo-beta-laktamazlar (Sınıf B), aztreonam hariç tüm beta-laktamları hidroliz eder.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 4 / 20Next
Bakteriyoloji Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 4 | Examkin