Hristiyan düşünür Anselmus, Tanrı'yı "kendisinden daha yücesi tasarlanamayan bir varlık" olarak tanımlar ve bu tanımdan hareketle O'nun hem zihinde hem de zihnin dışındaki gerçeklikte var olması gerektiğini savunur. Çağdaşı keşiş Gaunilo ise bu akıl yürütmeye "Kayıp Ada" örneğiyle karşı çıkar: Zihnimizde her açıdan kusursuz, "kendisinden daha mükemmeli düşünülemeyen bir ada" hayal edebiliriz. Anselmus’un mantığını izlersek, bu adanın sadece zihnimizde kalmayıp dış dünyada da var olması gerekir; çünkü var olmasaydı, gerçekte var olan herhangi bir ada ondan daha mükemmel olurdu. Gaunilo’ya göre bu sonuç saçmadır ve zihinsel bir tasarımdan nesnel bir varoluş çıkarılamaz.
Buna göre Gaunilo'nun eleştirisi, Anselmus'un Tanrı'nın varlığına yönelik argümanının öncelikle hangi yönünü hedef almaktadır?
- ADüşüncenin nihai bir hakikate ulaşarak derin bir bilgeliğe dönüşmesini ifade eden hikmet kavramı ile felsefenin sorgulayıcı doğasının birbirine karıştırılmasını
- Bİnsanın ahlaki seçimlerindeki irade özgürlüğünü reddeden determinist bakış açısıyla kaderci (fatalist) yaklaşımın teolojik argümanlarla savunulmasını
- CTanrı'nın varlığına dair bilginin insan zihninde doğuştan (apriori) bulunduğunu savunan rasyonalist yaklaşım ile deneyimi temel alan empirist anlayışın karıştırılmasını
- Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesiniAnswer
- EVarlığı bir bütün olarak ele alan felsefi yaklaşım ile onu parçalara ayırarak deneysel yöntemlerle inceleyen bilimsel yaklaşım arasındaki sınırların yadsınmasını