Din Felsefesi

6 questions

Question 1Question

Spinoza, Tanrı ve doğayı tek ve bölünmez bir töz olarak görerek "Tanrı ya da Doğa" (Deus sive Natura) formülünü ortaya koyar. Ona göre evrendeki her şey Tanrı'dan türemiştir ve O'nun birer görünümüdür. Diğer taraftan panenteist düşünürler, evrenin Tanrı'da var olduğunu kabul etmekle birlikte Tanrı'nın evrene eşitlenemeyeceğini; O'nun, evreni hem kapsayan hem de onun ötesinde olan aşkın bir niteliğe sahip olduğunu savunurlar.

Bu parçadan hareketle panteizm ve panenteizm akımları arasındaki ayrım noktası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tanrı'nın evren ile tümüyle özdeş (içkin) olması ile evreni hem kapsayan hem de aşan (aşkın) bir varlık olarak kabul edilmesi arasındaki fark

Answer

Tanrı'nın evren ile tümüyle özdeş (içkin) olması ile evreni hem kapsayan hem de aşan (aşkın) bir varlık olarak kabul edilmesi arasındaki fark
Doğru seçenek panteizm ile panenteizm arasındaki ontolojik farkı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Panteizm Tanrı ile evreni tamamen özdeşleştirerek Tanrı'yı evrene içkin kılarken, panenteizm (çift kutuplu teizm) evrenin Tanrı'da olduğunu kabul etmekle birlikte Tanrı'nın evrenden daha büyük ve aşkın olduğunu savunur.

Step-by-Step Solution

1
Metinde geçen panteizmin (Spinoza) Tanrı anlayışı analiz edilir.
Panteizmde Tanrı ve doğanın tek bir töz olduğu, yani birbirine tamamen özdeş (tümüyle içkin) olduğu belirlenir.
Parçada Spinoza'nın 'Tanrı ya da Doğa' ifadesiyle her şeyin Tanrı'nın bir görünümü olduğunu savunduğu belirtilmiştir.
2
Metinde geçen panenteizmin Tanrı anlayışı analiz edilir.
Panenteizmde evrenin Tanrı'da var olduğu ancak Tanrı'nın evrenden ibaret olmayıp aşkın bir yönünün de bulunduğu belirlenir.
Parçada panenteistlerin Tanrı'nın evrene eşitlenemeyeceğini, onu hem kapsayıp hem de onun ötesinde (aşkın) olduğunu savundukları belirtilmiştir.
3
İki akım arasındaki temel fark karşılaştırılarak doğru seçeneğe ulaşılır.
Ayrım noktasının Tanrı'nın evrenle özdeşliği (sadece içkinliği) ile hem içkin hem de aşkın olması durumunda yattığı tespit edilir.
Panteizmde aşkınlık reddedilirken panenteizm hem içkinliği hem aşkınlığı barındırır.

Key Concept

Panteizm ve Panenteizm Ayrımı
Question 2Question

İnsan zihni, yapısı gereği yalnızca duyusal deneyim dünyasını ve bu dünyadaki olgusal ilişkileri kavrayabilir. Duyu deneyiminin sınırlarını aşan, denetlenemeyen ve olgusal karşılığı bulunmayan aşkın bir varlık alanı ise rasyonel veya ampirik yöntemlerle ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir. Bu nedenle, Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu gibi metafiziksel konular insan aklının sınırlarının ötesindedir ve bu konularda kesin bir iddiada bulunmaktan kaçınmak felsefi açıdan tek tutarlı yoldur.

Bu parçada dile getirilen felsefi tutum, din felsefesindeki aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?

Show answer & explanation

Answer: Agnostisizm

Answer

Agnostisizm
Parçada, insan zihninin duyusal sınırları aşan aşkın konuları kavrayamayacağı ve Tanrı'nın varlığı veya yokluğu hakkında kesin bir yargıda bulunmaktan kaçınılması gerektiği ifade edilmektedir. Bu görüş, felsefede bilinemezcilik anlamına gelen agnostisizm ile doğrudan örtüşür.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel epistemolojik iddiayı belirleme
İnsan zihninin duyu deneyimini aşan aşkın/metafizik konuları (Tanrı'nın varlığı gibi) doğrulayamayacağı veya yanlışlayamayacağı belirtilmiştir.
Parçanın ana fikrini saptamak, bizi doğru felsefi akıma ulaştıracaktır.
2
Seçeneklerdeki akımların bilgiye ve Tanrı'nın varlığına yaklaşımlarını karşılaştırma
Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusunda kesin bir iddiada bulunmaktan kaçınmayı (bilinemezciliği) savunan akımın agnostisizm olduğu görülür.
Doğru kavrama ulaşmak için seçenekler ile metindeki tanımı eşleştirmek gerekir.

Key Concept

Agnostisizm (Bilinemezcilik)
Question 3Question

Evrenin var oluşunu açıklamak için aşkın bir ilk nedenin varlığını kabul etmek akılsal bir zorunluluktur. Ancak bu yaratıcı, evreni mükemmel işleyen mekanik bir düzende yaratmış ve kendi yasalarıyla baş başa bırakmıştır. Dolayısıyla O'nun tarihe müdahale etmesi, mucizeler gerçekleştirmesi veya peygamberler aracılığıyla insanlarla iletişim kurması düşünülemez.

Bu parçada açıklanan görüşler, din felsefesinin aşağıdaki yaklaşımlarından hangisine aittir?

Show answer & explanation

Answer: Deizm

Answer

Deizm (Tanrı'nın evreni yarattığını ancak ona müdahale etmediğini savunan yaklaşım)
Doğru cevap deizmdir. Parçada bir yaratıcının varlığının akılsal bir zorunluluk olduğu belirtilerek Tanrı inancı doğrulanmış, ancak bu yaratıcının evreni yarattıktan sonra onu kendi yasalarıyla baş başa bıraktığı, vahiy ve mucize göndermediği vurgulanmıştır. Bu tanımlama, Tanrı'yı evrenin ilk nedeni olarak kabul eden fakat dinleri ve ilahi müdahaleyi reddeden deizm yaklaşımı ile birebir örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki 'aşkın bir ilk nedenin varlığını kabul etmek akılsal bir zorunluluktur' ifadesini analiz etmek.
Bu ifadeyle Tanrı'nın varlığını reddeden ateizm ve bilinemez olduğunu savunan agnostisizm elenir.
Yaratıcı bir ilk nedenin varlığının kabul edilmesi, yaratıcıyı kabul eden akımlara yönelmeyi gerektirir.
2
Parçadaki 'yaratıcı, evreni kendi yasalarıyla baş başa bırakmıştır... müdahale etmesi düşünülemez' ifadesini değerlendirmek.
Tanrı'nın evrene sürekli müdahale ettiğini, vahiy ve mucize gönderdiğini savunan teizm elenir.
Evrenin yaratıldıktan sonra kendi mekanik yasalarına göre işlediği ve ilahi müdahalenin olmadığı fikri teizm ile çelişir.
3
Elde edilen verileri din felsefesi akımları ile eşleştirmek.
Hem aşkın bir yaratıcıyı kabul eden hem de O'nun evrene müdahalesini, vahyi ve mucizeleri reddeden yaklaşımın deizm olduğu belirlenir.
Deizm, Tanrı'yı evrenin ilk nedeni olarak kabul etmekle birlikte evreni kendi haline bırakan bir saat yapımcısına benzetir.

Key Concept

Deizm ve Tanrı-evren ilişkisi
Question 4Question

Leibniz, evrendeki her olgunun ve varlığın kendisini aşan bir varoluşsal açıklama gerektirdiğini savunur. Ona göre, fiziksel evrendeki nesnelerin hiçbirinin varlığı kendinden değildir; çünkü hepsi başka türlü de var olabilecek yani 'mümkün' varlıklardır. Mümkün varlıkların oluşturduğu nedensellik zincirinin geriye doğru sonsuza gitmesi, zincirin kendisinin neden var olduğunu açıklamaz. Dolayısıyla evrenin varoluşunun yeter sebebi, kendi dışında, var olmaması düşünülemeyen 'zorunlu bir varlık'ta bulunmalıdır.

Bu parçada savunulan ve evrenin varlığından hareketle Tanrı'nın varlığını temellendirmeye çalışan kanıt ile bu kanıtın dayandığı temel düşünce aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kozmolojik kanıt - Evrendeki her olumsal varlığın, kendi varoluşunu açıklamak için zorunlu ve aşkın bir nedene gereksinim duyması

Answer

Kozmolojik kanıt - Evrendeki her olumsal varlığın, kendi varoluşunu açıklamak için zorunlu ve aşkın bir nedene gereksinim duyması
Parçada Leibniz'in evrendeki olumsal (mümkün) varlıkların varoluş nedenlerinin kendilerinde olamayacağı, dolayısıyla evrenin yeter sebebinin zorunlu bir varlıkta aranması gerektiği tezi işlenmektedir. Bu yaklaşım, evrenin varlığından hareket ederek Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışan 'kozmolojik kanıt'ın (imkan delili) klasik bir örneğidir. Doğru seçenek, kozmolojik kanıtı ve onun evrendeki her olumsal varlığın aşkın bir zorunlu nedene ihtiyaç duyduğu düşüncesini doğru bir şekilde eşleştiren ifadedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen iddiaları ve ana fikri analiz etmek.
Leibniz'in evrendeki 'mümkün' varlıkların kendi kendilerini açıklayamayacağı ve zorunlu bir varlığa ihtiyaç duyduğu görüşü tespit edilir.
Metnin felsefi olarak hangi argümana odaklandığını belirlemek.
2
Din felsefesindeki Tanrı'nın varlığına dair kanıtları gözden geçirmek.
Evrenin varoluşundan, nedensellik ilişkilerinden veya olumsallıktan hareket eden kanıtın 'Kozmolojik Kanıt' (özelde İmkan Delili) olduğu saptanır.
Parçadaki akıl yürütmenin adını doğru koymak.
3
Kozmolojik kanıtın dayandığı temel ontolojik kabulü belirlemek.
Evrendeki her olumsal (mümkün) varlığın var olmak için zorunlu bir nedene dayanması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Kanıt ile temel dayanağını birleştirerek doğru seçeneğe yönelmek.
4
Seçenekleri analiz ederek çeldiricileri elemek.
Ontolojik kanıt, teleolojik kanıt veya yanlış kavram ilişkileri kuran seçenekler elenerek doğru seçenek belirlenir.
Çeldirici seçeneklerdeki kavramsal, yöntemsel ve yorumlama hatalarını fark etmek.

Key Concept

Kozmolojik Kanıt (İmkan Delili)
Estimated Time:2m 30s
Question 5Question

Bir nehir yatağının kıvrımlarında, bir kuşun kanat yapısında veya gezegenlerin yörüngelerindeki hassas dengede tesadüfe yer olmadığı; her şeyin belirli bir düzen ve amaç çerçevesinde işlediği görülür. Din felsefesinde bu gözlemlerden yola çıkılarak, evrendeki nizamın kendi kendine var olamayacağı ve bilinçli bir tasarımcının ürünü olması gerektiği savunulur.

Buna göre, evrendeki düzen ve amaçtan hareketle Tanrı'nın varlığını temellendiren bu kanıt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Teleolojik kanıt (Gaye ve nizam kanıtı)

Answer

Teleolojik kanıt (Gaye ve nizam kanıtı)
Teleolojik kanıt (gaye ve nizam kanıtı), doğadaki düzen, uyum, tasarım ve amaçlılıktan yola çıkarak bu karmaşık yapının ancak bilinçli bir tasarımcı (Tanrı) tarafından yaratılmış olabileceğini savunur. Parçada bahsedilen nehir yataklarındaki kıvrımlar, kuşun kanat yapısı ve gezegenlerin yörüngelerindeki hassas denge gibi düzen ve amaç unsurları doğrudan bu kanıtın temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Parçada verilen ipuçlarını analiz etme.
Metinde geçen 'düzen', 'uyum', 'amaç' ve 'tesadüfe yer olmaması' gibi kavramların evrendeki tasarıma işaret ettiği belirlenir.
Soruda sorulan argümanın hangi öncüllerden yola çıktığını anlamak için metnin ana fikri tespit edilmelidir.
2
Din felsefesindeki Tanrı'nın varlığına ilişkin argümanları karşılaştırma.
Düzen ve amaçtan (gaye ve nizam) yola çıkan kanıtın teleolojik kanıt olduğu belirlenirken; kozmolojik kanıtın nedensellikten, ontolojik kanıtın ise zihinsel mükemmellik fikrinden yola çıktığı ayırt edilir.
Seçeneklerdeki benzer argümanlar arasındaki farkları ayırt ederek doğru kavramı bulmak gerekir.
3
Doğru seçeneği işaretleme.
Evrendeki gaye ve nizamı temel alan teleolojik kanıt seçeneği doğru olarak belirlenir.
Ulaşılan felsefi sonucun seçeneklerle eşleştirilmesi sağlanır.

Key Concept

Teleolojik Kanıt (Gaye ve Nizam Kanıtı)
Estimated Time:1m 0s
Question 6Question

Hristiyan düşünür Anselmus, Tanrı'yı "kendisinden daha yücesi tasarlanamayan bir varlık" olarak tanımlar ve bu tanımdan hareketle O'nun hem zihinde hem de zihnin dışındaki gerçeklikte var olması gerektiğini savunur. Çağdaşı keşiş Gaunilo ise bu akıl yürütmeye "Kayıp Ada" örneğiyle karşı çıkar: Zihnimizde her açıdan kusursuz, "kendisinden daha mükemmeli düşünülemeyen bir ada" hayal edebiliriz. Anselmus’un mantığını izlersek, bu adanın sadece zihnimizde kalmayıp dış dünyada da var olması gerekir; çünkü var olmasaydı, gerçekte var olan herhangi bir ada ondan daha mükemmel olurdu. Gaunilo’ya göre bu sonuç saçmadır ve zihinsel bir tasarımdan nesnel bir varoluş çıkarılamaz.

Buna göre Gaunilo'nun eleştirisi, Anselmus'un Tanrı'nın varlığına yönelik argümanının öncelikle hangi yönünü hedef almaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesini

Answer

Zihinsel düzeydeki mantıksal tutarlılığı (doğruluk) temel alan bir tanımdan yola çıkılarak, zihin dışı nesnel bir varoluşun (gerçeklik) zorunlu olarak türetilmesinin eleştirilmesi
Doğru seçenek, Gaunilo'nun eleştirisinin özünü yansıtmaktadır. Anselmus'un ontolojik kanıtı, Tanrı kavramının zihinsel tanımından (doğruluk/tutarlılık) hareketle O'nun dış dünyada fiilen var olması gerektiği (gerçeklik) çıkarımına dayanır. Gaunilo ise kusursuz bir adanın zihindeki tanımının onun dış dünyada var olmasını gerektirmeyeceğini savunarak, kavramsal tanımlardan nesnel varoluş türetilmesini eleştirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Anselmus'un ontolojik argümanının temel dayanağını belirleme
Anselmus'un zihindeki 'en yetkin varlık' tanımından yola çıkarak bu varlığın dış dünyada da fiilen var olması gerektiğini (gerçeklik) savunduğu belirlenmiştir.
Argümanın yapısını anlamak, ona yöneltilen eleştirinin hedef noktalarını saptamak için gereklidir.
2
Gaunilo'nun 'Kayıp Ada' eleştirisini analiz etme
Gaunilo'nun, zihinde tasarlanan 'en mükemmel ada' kavramının dış dünyada nesnel olarak bulunmasını zorunlu kılmadığını iddia ettiği görülmüştür.
Anselmus'un mantığının absürt sonuçlara yol açabileceğini gösteren benzetmeyi çözümlemek için bu adım gereklidir.
3
Eleştirinin epistemolojik/ontolojik temelini saptama ve doğru seçeneğe ulaşma
Eleştirinin, zihinsel doğruluk (tanım ve tutarlılık) ile nesnel gerçeklik (dış dünyadaki varoluş) arasındaki geçişin mantıksal olarak geçersiz olduğuna dayandığı tespit edilmiştir.
Seçenekler arasından Gaunilo'nun eleştirisinin felsefi özünü en iyi açıklayan yargıyı bulmak için bu değerlendirme yapılır.

Key Concept

Ontolojik Kanıt ve Eleştirisi (Anselmus ve Gaunilo Tartışması)
Estimated Time:2m 0s
Din Felsefesi Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin