Hasan Asaf’ın 1895 yılında Malumat gazetesinde yayımlanan bir manzumesindeki 'abes' (عب��) ve 'muktebes' (مقتبس) kelimelerinin kafiyeli kabul edilip edilmeyeceği üzerine başlayan tartışma, Türk edebiyatında eski-yeni mücadelesinin en hararetli kırılma noktalarından biri olmuştur. Recaizade Mahmut Ekrem, bu tartışmada yeni edebiyat cephesinin kuramsal öncülüğünü üstlenerek 'kafiye kulak içindir' tezini savunmuş ve bu görüş Servet-i Fünun topluluğunun da estetik temellerini hazırlamıştır.
Buna göre, Recaizade Mahmut Ekrem’in 'kafiye kulak içindir' teziyle savunduğu temel estetik yönelim ve bu yönelimin Tanzimat II. Dönem Türk şiirindeki yansıması aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak açıklanm��ştır?
- AŞiirde harf birliğinin yerine ses birliğini getirerek dilde sadeleşmeyi ve hece ölçüsünün mutlak hâkimiyetini savunmuş; bu sayede şiirin geniş halk kitlelerince kolayca anlaşılmasını ve toplumsal fayda üretmesini amaçlamıştır.
- Arap harflerinin görsel biçimlerinden ziyade seslerin işitilme ve telaffuz edilme özelliklerinin esas alınması gerektiğini vurgulamış; şiirin biçimsel prangalardan kurtularak bireysel duygu, hayal ve içsel ahenge dayalı modern bir yapı kazanmasının önünü açmıştır.Answer
- CKelimelerin kökündeki harf benzerliklerine dayalı kafiye sistemini reddederek yalnızca eklerin görevdaşlığına dayanan redifleri şiirin yegâne ahenk unsuru kabul etmiş; böylece divan şiirinin katı kafiye kurallarını tamamen devre dışı bırakmıştır.
- DGeleneksel şiirdeki göz kafiyesini savunarak yazılışta harf birliğinin korunması gerektiğini; aksi takdirde Türk şiirinin köklü aruz ve kafiye disiplinini kaybederek tamamen kuralsız ve sanatsız bir yapıya bürüneceğini ileri sürmüştür.
- EŞiirin vezin ve kafiye gibi dış ahenk unsurlarından tamamen arındırılarak serbest müstezat ve mensur şiir tarzında yazılmasını savunmuş; Tanzimat II. Dönem'de divan edebiyatı nazım biçimlerinin kullanımını kesin olarak yasaklamıştır.
Answer
Arap harflerinin görsel biçimlerinden ziyade seslerin i��itilme ve telaffuz edilme özelliklerinin esas alınması gerektiğini vurgulayan ve şiirin bireysel duygu, hayal ve içsel ahenge dayalı modern bir yapı kazanmasının önünü açtığını belirten seçenek.
Recaizade Mahmut Ekrem'in öncülük ettiği 'kafiye kulak içindir' tezi, abes ve muktebes kelimelerinin Arap harfleriyle yazılışlarındaki farklılığın (sin ve sad harfleri) kulaktaki ses birliğini engellemeyeceğini savunur. Bu görüş, şiiri klasik divan estetiğinin şekilci kalıplarından kurtararak bireysel hislerin, hayallerin ve musikiye dayalı içsel bir ahengin öne çıktığı yeni bir şiir anlayışına (Tanzimat II. Dönem ve sonrasında Servet-i Fünun) temel oluşturmuştur.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Tanzimat II. Dönem Edebiyatı ve Estetik Tartışmalar (Zemzeme - Demdeme)
Estimated Time:2m 30s