All practice questions

8734 questions

Question 661Question

Bir araştırmacı, endüstrileşmenin hız kazandığı bir bölgede geleneksel yardımlaşma örüntülerinin zayıflayarak yerine profesyonel hizmet alımına dayalı yeni ilişkilerin kurulduğunu saptamıştır. Araştırmacı bu değişimi iyi ya da kötü olarak değerlendirmemiş; yalnızca ekonomik dönüşümün toplumsal bağlar üzerindeki etkisini verilerle ortaya koymuştur.

Bu araştırmanın yürütülüş biçimi ve araştırmacının tutumu dikkate alındığında, sosyoloji bilimi hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal olayları ahlaki bir değer biçmeden, olanı olduğu gibi saptayarak inceler.

Answer

Toplumsal olayları ahlaki bir değer biçmeden, olanı olduğu gibi saptayarak inceler.
Sosyoloji, toplumsal dünyayı değer yargılarından arınmış bir biçimde inceler. Paragrafta araştırmacının toplumsal değişimi iyi ya da kötü olarak değerlendirmemesi ve sadece verilerle durumu saptaması, sosyolojinin normatif olmadığını ve olanı olduğu gibi incelediğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki araştırmacının tutumunu analiz etmek.
Araştırmacının değişimi ahlaki olarak iyi ya da kötü şeklinde değerlendirmediği ve toplumsal bağlardaki değişimi verilerle saptadığı belirlenmiştir.
Sosyolojinin değer yargısından kaçınan, normatif olmayan (olması gerekeni değil olanı inceleyen) bilimsel özelliğini anlamak için araştırmacının nesnel tutumu incelenmelidir.
2
Elde edilen sonucu sosyolojinin temel bilimsel özellikleri ile ilişkilendirmek.
Değerlendirme yapmadan verilerle toplumsal gerçeği ortaya koymak, sosyolojinin değer dışı (non-normative) ve olgusal niteliğini yansıtır.
Sosyoloji biliminin normatif olmadığı ve toplumsal gerçekliği olduğu gibi tasvir ettiği sonucuna ulaşılması gerekir.

Key Concept

Sosyolojinin değer dışı (normatif olmayan) ve olgusal olması
Estimated Time:2m 0s
Question 662Question

Büyük Selçuklu Devleti Hük��mdarı Tuğrul Bey, 1055 yılında gerçekleştirdiği Bağdat Seferi ile Şii Büveyhoğulları baskısına son vererek Abbasi halifesini himaye altına almıştır. Abbasi halifesi Kaim-bi Emrillah, bu hizmetinden dolayı Tu��rul Bey’e taç giydirip kılıç kuşatarak onu "Doğu’nun ve Batı’nın Sultanı" ilan etmiştir.

Bu gelişmenin İslam tarihi ve Türk devlet geleneği açısından ortaya çıkardığı en önemli sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İslam dünyasında dini ve siyasi gücün birbirinden ayrılmasıyla siyasi liderliğin Türklere geçmesi

Answer

İslam dünyasında dini ve siyasi gücün birbirinden ayrılmasıyla siyasi liderliğin Türklere geçmesi
Tuğrul Bey'in Abbasi halifesini koruma altına alıp dünyevi gücün simgesi olan "Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı" unvanını almasıyla İslam dünyasında siyasi liderlik ve askeri yönetim Selçuklulara geçmiştir. Halife ise dini işlerin başında kalmaya devam etmiştir. Bu gelişme, İslam dünyasında siyasi ve dini otoritenin ilk kez net bir şekilde birbirinden ayrılmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi'nin amacını ve Abbasi halifesini kurtarmasının niteliğini incelemek
Tuğrul Bey, Şii Büveyhoğulları devletinin halifelik üzerindeki baskısını kırmış ve halifeyi koruma altına almıştır.
Gelişmenin siyasi ve mezhepsel zeminini belirlemek için.
2
Halifenin Tuğrul Bey'e verdiği unvanın güç dağılımı açısından önemini yorumlamak
Tuğrul Bey dünyevi (siyasi ve askeri) yetkileri temsil eden hükümdarlık tacını ve unvanını almıştır.
Devlet yönetimi ve İslam dünyasının liderliğinin nasıl paylaşıldığını anlamak için.
3
Bu yeni yapının İslam tarihi üzerindeki uzun vadeli ve kurumsal sonucunu saptamak
Halife dini liderliğini korurken, siyasi güç ve otorite tamamen Türklerin (Selçukluların) eline geçmiş, din ve devlet işleri fiilen birbirinden ayrılmıştır.
Seferin ortaya çıkardığı en temel sonucu belirlemek için.

Key Concept

Tuğrul Bey'in Bağdat Seferi ve Selçuklu-Abbasi İlişkileri
Estimated Time:2m 0s
Question 663Question

Geleneksel geniş ailede bireyin toplumsal saygınlığı, hakları ve görevleri büyük ölçüde üyesi olduğu ailenin toplumdaki yeri (doğuştan gelen statüsü) tarafından belirlenirdi. Modern kent yaşamında ise çekirdek aile yapısıyla birlikte birey, aile bağlarından bağımsız olarak kendi eğitim ve mesleki başarılarıyla toplumda yer edinmeye başlamıştır. Bu dönüşüm, aile içindeki geleneksel hiyerarşiyi zayıflatmış ve aile üyeleri arasındaki ilişkileri daha eşitlikçi bir zemine taşımıştır.

Bu parçaya göre modern çekirdek aile yapısında bireyin konumunun ve ilişkilerinin değişmesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

Show answer & explanation

Answer: Bireyin toplumsal konumunun doğuştan gelen statüler yerine kazanılmış statülerle şekillenmesi

Answer

Bireyin toplumsal konumunun doğuştan gelen statüler yerine kazanılmış statülerle şekillenmesi
Modern çekirdek aile yapısında bireyin konumu, doğuştan gelen aile bağlarından ziyade kendi çabası, mesleği ve eğitimiyle elde ettiği kazanılmış statülere dayanır. Parçada da bireyin eğitim ve mesleki başarılarıyla yer edindiği, bunun da ilişkileri daha eşitlikçi kıldığı ifade edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel karşılaştırmayı belirleme
Geleneksel geniş aile ile modern çekirdek aile arasındaki statü elde etme farkları tespit edilmiştir.
Sorunun odaklandığı değişim faktörünü bulmak için iki aile türü arasındaki farkı anlamak gerekir.
2
Modern çekirdek ailedeki bireysel statülerin kaynağını analiz etme
Bireyin kendi eğitim ve meslek başarılarıyla konum elde ettiği görülmüştür.
Kendi çabasıyla statü kazanma durumu sosyolojide kazanılmış statü kavramıyla açıklanır.

Key Concept

Geleneksel geniş aileden modern çekirdek aileye geçiş sürecinde bireyin statüsü ve toplumsal konumundaki değişim
Question 664Question

Osmanlı Devleti'nin Beylikten Devlete geçiş sürecinde (1300-1402) yaşanan aşağıdaki gelişmeleri kronolojik olarak en eskiden en yeniye doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru kronolojik sıralama sırasıyla Palekanon (Maltepe) Savaşı (1329), Karesioğulları Beyliği'nin Osmanlı topraklarına katılması (1345), Ploşnik Bozgunu (1387) ve Ankara Savaşı (1402) şeklindedir.
Doğru sıralama Palekanon Savaşı (1329), Karesioğulları'nın katılması (1345), Ploşnik Bozgunu (1387) ve Ankara Savaşı (1402) şeklindedir. Palekanon Savaşı Bizans'a karşı kazanılan önemli bir zaferdir ve Orhan Bey döneminin başlarında gerçekleşmiştir. Karesioğulları Beyliği'nin katılması yine Orhan Bey döneminde fakat 1345 yılında gerçekleşmiştir. Ploşnik Bozgunu ise I. Murad döneminde 1387 yılında yaşanan bir yenilgidir. Ankara Savaşı ise Yıldırım Bayezid döneminde 1402 yılında gerçekleşmiştir. Bu tarihsel süreç dikkate alındığında doğru sıralama elde edilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Olayların gerçekleştiği tarihleri ve padişah dönemlerini tespit etmek
Palekanon Savaşı (1329 - Orhan Bey), Karesioğulları'nın ilhakı (1345 - Orhan Bey), Ploşnik Bozgunu (1387 - I. Murad) ve Ankara Savaşı (1402 - Yıldırım Bayezid) olarak belirlenir.
Doğru kronolojik sıralamayı yapabilmek için her gelişmenin tarihi bilinmelidir.
2
Tarihleri en eskiden en yeniye doğru sıralamak
1329 < 1345 < 1387 < 1402 sıralaması elde edilir.
Kronolojik sıralama geçmişten günümüze doğru yapılmalıdır.
3
Olayları sıralı biçimde dizmek
Sıralama: Palekanon Savaşı, Karesioğulları'nın katılması, Ploşnik Bozgunu ve Ankara Savaşı şeklinde gerçekleşir.
Doğru kronolojik dizilişin tamamlanması sağlanır.

Key Concept

Kuruluş Dönemi Kronolojisi ve Siyasi Gelişmeleri
Estimated Time:2m 0s
Question 665Question

Millî Edebiyat Dönemi’nde herhangi bir edeb�� topluluğa dâhil olmayarak sanat yaşamlarını bağımsız olarak sürdüren Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı, Türk şiirine farklı yönlerden yön vermiş iki büyük isimdir.

Bu iki şairin edebî anlayışları, şiir pratikleri ve sanatsal yönelimleri karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Mehmet Âkif, şiirlerinde bireysel bunalımları ve içsel kaçışları sembolist bir dille aktarırken Yahya Kemal, edebî eserlerinde sosyal sorunlara pratik çözümler sunan faydacı bir çizgiyi savunmuştur.

Answer

Mehmet Âkif'in bireysel bunalımları ve içsel kaçışları sembolist bir dille aktardığını, Yahya Kemal'in ise sosyal sorunlara pratik çözümler sunan faydacı bir çizgiyi savunduğunu belirten yargı söylenemez.
Mehmet Âkif Ersoy, edebiyatımızda realizmin en önemli temsilcilerinden biridir. Şiirlerinde sembolistlerin kapalı ve bireysel dünyasından uzak durmuş; sokak dilini, yoksul halkın sorunlarını ve İslam birliği gibi toplumsal konuları didaktik bir üslupla işlemiştir. Yahya Kemal Beyatlı ise toplumsal faydayı değil, biçim kusursuzluğunu, musikiyi ve estetik zevki amaçlayan saf şiir anlayışını benimsemiştir. Dolayısıyla şairlerin edebi yönelimlerini tamamen ters şekilde sunan yargı yanlıştır ve söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı'nın şiir anlayışlarını, dil kullanımlarını ve edebi akımlarla ilişkilerini genel hatlarıyla belirlemek.
Mehmet Âkif'in realizm ve didaktizm doğrultusunda toplumsal bir çizgide olduğu; Yahya Kemal'in ise parnasizm, sembolizm ve neo-klasisizm etkisinde saf şiir ve estetik mükemmellik peşinde koştuğu saptanır.
Şairlerin sanat çizgilerini belirleyerek seçeneklerdeki yargıları analiz etmek.
2
Şairlerin niteliklerini zıt şekilde eşleştiren veya yanlış bilgi veren seçeneği tespit etmek.
Mehmet Âkif'e sembolizm ve bireysel bunalım, Yahya Kemal'e ise faydacı sosyal realizm atfeden seçeneğin yanlış olduğu görülür.
Yanlış yargıyı bularak doğru seçeneğe ulaşmak.

Key Concept

Milli Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçılarının (Mehmet Akif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı) Sanat ve Dil Anlayışı
Question 666Question

Aşağıda sol sütunda verilen aile yapısı modelleri ile sağ sütunda karışık olarak verilen sosyolojik tanımları doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Geleneksel Geniş Aile
Demokratik Çekirdek Aile
Geçişsel Aile
Parçalanmış Aile

Matches

Show answer & explanation

Answer

Geleneksel geniş aile tarımsal üretim ve yaşlı erkek otoritesiyle; demokratik çekirdek aile sanayile��me ve eşler arası eşitlikle; geçişsel aile kırdan kente göç sürecinde korunan geleneksel bağlarla; parçalanmış aile ise ölüm veya boşanma sonucu bütünlüğün bozulmasıyla eşleşmektedir.
Geleneksel geniş aile tarımsal kapalı ekonomide üretim/tüketim birliği ve ataerkil yapıyı temsil ederken; demokratik çekirdek aile sanayileşme sonrası ortaya çıkan, üretimi dışarıya devretmiş eşitlikçi yapıdır. Geçişsel aile kırdan kente göçün yarattığı arada kalmış dayanışmacı modeli yansıtır; parçalanmış aile ise ölüm ya da boşanma ile bütünlüğün yitirilmesini ifade eder. Bu sosyolojik tanımlar kavramlarla birebir örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Geleneksel Geniş Aile kavramının tanımını belirlemek için tarımsal üretim birliği ve yaşlı erkek otoritesi vurgularını aramak.
Geleneksel Geniş Aile ile tarıma dayalı kapalı ekonomilerde hem üretim hem tüketim birimi olan aile tipi eşleşir.
Tarımsal toplumlar geleneksel geniş ailenin temel ekonomik ve sosyal dayanağıdır.
2
Demokratik Çekirdek Aile kavramı için sanayileşme, kentleşme ve eşler arası eşit haklar özelliklerini incelemek.
Demokratik Çekirdek Aile ile sanayileşmeyle üretim işlevini devreden ve eşitliği temel alan aile tipi eşleşir.
Sanayi toplumu çekirdek ailenin demokratikleşmesini ve işlevsel farklılaşmasını beraberinde getirmiştir.
3
Geçişsel Aile kavramı için kırdan kente göç süreci ve geleneksel bağların korunması durumunu aramak.
Geçişsel Aile ile göç sürecinde fiziksel olarak küçülse de akrabalık dayanışmasını sürdüren aile tipi eşleşir.
Kırsal değerlerin kentsel mekanda korunması geçişsel ailenin temel özelliğidir.
4
Parçalanmış Aile kavramı için boşanma veya ölüm gibi nedenlerle birliğin bozulması durumunu analiz etmek.
Parçalanmış Aile ile boşanma veya ölüm neticesinde yasal ve işlevsel bütünlüğünü kaybeden aile tipi eşleşir.
Yasal ve işlevsel yapının eksik ebeveynle sürmesi parçalanmış aile tanımıyla örtüşür.

Key Concept

Aile Türleri ve Sosyolojik Özellikleri
Question 667Question

Aşağıdaki tabloda eğitim konusuyla ilgili iki farklı yaklaşımın çalışma tarzı ve özellikleri verilmiştir:

Yaklaşım IYaklaşım II
Eğitimin bireyi erdemli kılmak ve toplumu ideal bir düzene ulaştırmak için nasıl yapılandırılması gerektiğini ele alır.Eğitim düzeyinin yükselmesi ile dikey toplumsal hareketlilik arasındaki ilişkiyi araştırma verileriyle inceler.
Toplumsal yaşamı ahlaki ve normatif (kural koyucu) bir açıdan değerlendirerek öneriler sunar.Eğitim kurumunun mevcut yapısını, işleyişini ve toplumsal sonuçlarını değer yargılarından kaçınarak betimler.

Buna göre, bu yaklaşımlarla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yaklaşım I, toplumsal olanı değer yargıları ve ideal tasarımlarla ele alan sosyal felsefeye; Yaklaşım II ise toplumsal gerçekliği nesnel ve olgusal olarak inceleyen sosyolojiye aittir.

Answer

Yaklaşım I'in toplumsal olanı değer yargıları ve ideal tasarımlarla ele alan sosyal felsefeye; Yaklaşım II'nin ise toplumsal gerçekliği nesnel ve olgusal olarak inceleyen sosyolojiye ait olduğunu belirten seçenektir.
Doğru yanıt, Yaklaşım I'in ahlaki ve normatif boyutlarıyla sosyal felsefeyi; Yaklaşım II'nin ise araştırma verilerine dayanan nesnel ve olgusal yapısıyla sosyoloji bilimini örneklediğini belirtmektedir. Sosyal felsefe ideal toplumsal düzeni sorgularken sosyoloji değer yargılarından kaçınarak olanı olduğu gibi inceler.

Step-by-Step Solution

1
Tablodaki Yaklaşım I'in özelliklerini analiz edin.
Yaklaşım I'in 'toplumu ideal bir düzene ulaştırmak', 'nasıl yapılandırılması gerektiğini ele almak' ve 'normatif (kural koyucu) öneriler sunmak' gibi ifadelerle değer yargısı barındırdığı ve felsefi bir nitelik (sosyal felsefe) taşıdığı belirlenmiştir.
Toplumsal yaşama değerler ve idealler açısından yaklaşan disiplini saptamak.
2
Tablodaki Yaklaşım II'nin özelliklerini analiz edin.
Yaklaşım II'nin 'araştırma verileriyle incelemek', 'mevcut yapıyı değer yargılarından kaçınarak betimlemek' gibi ifadelerle olanı olduğu gibi ele alan, olgusal ve nesnel bir bilimsel yaklaşım (sosyoloji) sergilediği saptanmıştır.
Toplumsal gerçekliği bilimsel ve olgusal yöntemlerle ele alan disiplini saptamak.
3
Elde edilen analiz sonuçlarını seçeneklerle karşılaştırın.
Yaklaşım I'in sosyal felsefeye, Yaklaşım II'nin ise sosyoloji bilimine ait olduğunu doğru ifade eden seçeneğin 'Yaklaşım I, toplumsal olanı değer yargıları ve ideal tasarımlarla ele alan sosyal felsefeye; Yaklaşım II ise toplumsal gerçekliği nesnel ve olgusal olarak inceleyen sosyolojiye aittir.' ifadesi olduğu görülmüştür.
Doğru seçeneğe ulaşmak.

Key Concept

Sosyolojinin bilimsel özellikleri ve sosyal felsefeden farkı
Estimated Time:2m 0s
Question 668Question

Osmanlı Devleti'nin Beylikten Devlete geçiş sürecinde (1300-1402) Anadolu ve Balkanlar'da sınırlarını genişletirken uyguladığı idari, askeri ve diplomatik politikalarla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi tarihsel açıdan doğru değildir?

Show answer & explanation

Answer: Kuruluş Dönemi'nde fethedilen beyliklerin topraklarında merkezi otoriteyi pekiştirmek amacıyla bu bölgelerin vergi gelirleri iltizam sistemiyle mültezim adı verilen kişilere açık artırma yoluyla kiralanmıştır.

Answer

Kuruluş Dönemi'nde fethedilen beyliklerin topraklarında merkezi otoriteyi pekiştirmek amacıyla bu bölgelerin vergi gelirleri iltizam sistemiyle mültezim adı verilen kişilere açık artırma yoluyla kiralanmıştır.
Kuruluş Dönemi'nde fethedilen beyliklerin topraklarında vergi gelirlerinin iltizam sistemiyle kiralanmasının doğru olmadığını belirten ifade doğru cevaptır. Osmanlı Devleti, 1300-1402 yılları arasındaki Kuruluş Dönemi'nde fethedilen topraklarda ordu ihtiyacını karşılamak ve tarımsal üretimi denetlemek amacıyla dirlik (tımar) sistemini esas almıştır. İltizam sistemi ise devletin nakit para ihtiyacının arttığı 16. yüzyıl sonlarından itibaren yaygınlaşmış klasik ve duraklama dönemi kurumudur.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen Kuruluş Dönemi (1300-1402) askeri, siyasi ve idari politikalarını incelemek.
Karesioğulları'nın alınması (Orhan Bey), Balkanlar'da iskan ve istimalet politikalarının uygulanması (erken dönemler), ve Yıldırım Bayezid'in Anadolu Türk birliği faaliyetlerinin tarihsel olarak doğru olduğunu saptamak.
Soruda tarihsel açıdan doğru olmayan idari, askeri veya diplomatik politikayı bulmamız istenmektedir.
2
İltizam sistemi ve mültezim uygulamasının ortaya çıktığı tarihi dönemi değerlendirmek.
İltizam sisteminin Kuruluş Dönemi'nde (1300-1402) uygulanmadığını, bu dönemde temel idari ve ekonomik askeri teşkilatlanmanın tımar sistemi olduğunu belirlemek.
İltizam, devletin nakit ihtiyacını karşılamak üzere vergileri açık artırma ile kiraladığı ve imparatorluğun klasik ile geç dönemlerinde yaygınlaşan bir sistemdir. Kuruluş Dönemi siyasi gelişmelerine dahil edilemez.

Key Concept

Beylikten Devlete Kuruluş Dönemi Siyasi ve İdari Politikaları
Estimated Time:2m 0s
Question 669Question

Büyük Selçuklu Devleti'nde merkezi yönetimde 'Büyük Divan' (Divan-ı Saltanat) adıyla bilinen ve devlet işlerinin görüşüldüğü kurulun altında farklı görevleri yerine getiren alt divanlar bulunmaktaydı.

Buna göre, aşağıda verilen Selçuklu divanlarını devlet yönetimindeki temel görevleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Divan-ı İstifa
Divan-ı Arz
Divan-ı İşraf
Divan-ı İnşa

Matches

Show answer & explanation

Answer

Divan-ı İstifa ile 'Devletin mali işlerinin yürütülmesi, gelir ve gider kayıtlarının tutulması'; Divan-ı Arz ile 'Ordunun ihtiyaçlarının karşılanması, askeri kayıtların tutulması ve maaşların ödenmesi'; Divan-ı İşraf ile 'Ülkedeki idari ve mali teşkilatın işleyişinin denetlenmesi ve teftiş edilmesi'; Divan-ı İnşa ile 'Devletin iç ve dış resmi yazışmalarının yürütülmesi ve belgelere hükümdar tuğrasının çekilmesi' ifadeleri doğru eşleşmelerdir.
Büyük Selçuklu Devleti'ndeki alt divanlar işlevsel olarak özelleşmiştir: Divan-ı İstifa maliye, Divan-ı Arz askeriye, Divan-ı İşraf denetim ve Divan-ı İnşa ise yazışma/bürokrasi işlerini yürütür. Doğru eşleştirme bu işlevsel dağılıma dayanmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Divan-ı İstifa kavramı analiz edilir.
Divan-ı İstifa'nın devletin mali işlerinin yürütülmesi ve bütçe planlamasıyla görevli olduğu tespit edilir.
Merkezi yönetimdeki mali birimi belirlemek.
2
Divan-ı Arz kavramı analiz edilir.
Divan-ı Arz'ın ordunun ihtiyaçları, lojistik desteği ve asker maaşlarının ödenmesi ile görevli olduğu tespit edilir.
Merkezi yönetimdeki askeri teşkilatın yürütücüsünü belirlemek.
3
Divan-ı İşraf kavramı analiz edilir.
Divan-ı İşraf'ın devlet dairelerinin idari ve mali bakımdan denetim ve teftişini yaptığı tespit edilir.
Devlet mekanizmasındaki kontrol ve teftiş birimini belirlemek.
4
Divan-ı İnşa kavramı analiz edilir.
Divan-ı İnşa'nın iç ve dış resmi yazışmaları yürütüp fermanlara tuğra çektiği tespit edilir.
Devletin bürokratik ve yazışma işlerinden sorumlu birimini belirlemek.

Key Concept

Büyük Selçuklu Devleti'nde Divan Teşkilatı ve alt divanların görevleri
Estimated Time:1m 30s
Question 670Question

A��ağıda Millî Edebiyat Dönemi bağımsız sanatçıları Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı'ya ait bazı eserler ile bu eserlerin açıklamaları verilmiştir.

Buna göre, sol sütunda yer alan eserler ile sağ sütunda verilen açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Eğil Dağlar
Âsım
Aziz İstanbul
Gölgeler

Matches

Show answer & explanation

Answer

Eğil Dağlar ile Yahya Kemal Beyatlı'nın Millî Mücadele dönemini destekleyen gazete yazılarını içeren nesir eseri; Âsım ile Mehmet Âkif Ersoy'un idealize ettiği nesli anlattığı manzum eseri; Aziz İstanbul ile Yahya Kemal Beyatlı'nın İstanbul estetiğini anlattığı düzyazı eseri; Gölgeler ile Mehmet Âkif Ersoy'un lirik ve mistik şiirlerini barındıran Safahat'ın son bölümü eşleşir.
Eğil Dağlar ile Millî Mücadele yazıları nesir niteliğiyle; Âsım ile idealize edilen gençlik ve toplumsal meseleler manzum yapısıyla; Aziz İstanbul ile İstanbul'un tarihi ve kültürel estetiği düzyazı formatıyla; Gölgeler ise Mehmet Âkif'in lirik ve mistik dünyasını barındıran Safahat'ın son bölümü olma özelliğiyle eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Eğil Dağlar eserinin türü ve içeriği belirlenir.
Bu eser, Yahya Kemal Beyatlı'nın Millî Mücadele dönemini destekleyen gazete yazılarını içeren nesir türündeki eseridir.
Yazarın Kurtuluş Savaşı sırasındaki milli duyguları nesir planında nasıl işlediğini kavramak amacıyla bu eşleştirme yapılır.
2
Âsım eserinin şairi ve nitelikleri incelenir.
Mehmet Âkif Ersoy'un ideal nesli temsil eden Âsım karakteri üzerinden toplumsal sorunları tartıştığı manzum eseridir.
Safahat'ın altıncı kitabının kime ait olduğunu ve tematik yönünü belirlemek için bu adım uygulanır.
3
Aziz İstanbul eserinin türü ve konusu tespit edilir.
Yahya Kemal Beyatlı'nın İstanbul'un tarihi, kültürü ve semtlerine dair estetik görüşlerini topladığı düzyazı eseridir.
Şairin şiir dışındaki düzyazı külliyatını ve İstanbul sevgisini yansıtan eserlerini tanımak amacıyla bu inceleme yapılır.
4
Gölgeler eserinin özellikleri analiz edilir.
Mehmet Âkif Ersoy'un Mısır'daki inziva yıllarında yazdığı, lirik ve mistik şiirlerden oluşan Safahat'ın yedinci ve son bölümüdür.
Safahat külliyatının son kitabının içeriğini ve şairin geç dönem şiir karakterini belirlemek için bu eşleştirme yapılır.

Key Concept

Millî Edebiyat Dönemi bağımsız sanatçıları Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı'nın nesir ve nazım türündeki başlıca eserlerinin ayırt edilmesi.
Estimated Time:2m 0s
Question 671Question

Tarih bilimi, 1789 Fransız İhtilali'ni; ihtilalin gelişim aşamalarını, aktörlerini ve kendine özgü koşullarını kendi biricikli��i içinde ele alır. Sosyoloji ise Fransız İhtilali'ni tek başına bir araştırma konusu yapmak yerine, bu olaydan yola çıkarak 'ihtilal' veya 'toplumsal değişim' kavramlarının genel özelliklerini, nedenlerini ve toplumsal yapıda yarattığı ortak sonuçları saptamaya çalışır.

Buna göre, sosyolojinin tarih biliminden ayrılan ve onu bağımsız bir bilim dalı kılan temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tekil ve somut toplumsal olaylardan hareketle, genel ve soyut düzeydeki toplumsal olguları ve bunların arasındaki ilişkileri saptamayı hedeflemesi

Answer

Tekil ve somut toplumsal olaylardan hareketle, genel ve soyut düzeydeki toplumsal olguları ve bunların arasındaki ilişkileri saptamayı hedeflemesi
Doğru cevap sosyolojinin tekil olaylardan genel olgulara ulaşmasını ifade eden seçenektir. Parçada belirtildiği üzere, tarih bilimi Fransız İhtilali'ni kendi özgün sınırları içinde (toplumsal olay) incelerken; sosyoloji bu olaydan hareketle genel bir kavram olan ihtilal veya değişimi (toplumsal olgu) ele alır ve genel kurallara ulaşmayı hedefler.

Step-by-Step Solution

1
Tarih ve sosyoloji bilimlerinin Fransız İhtilali'ne yaklaşım farkını analiz etmek.
Tarihin olayı kendi biricikliği (tekil ve somut) içinde, sosyolojinin ise 'ihtilal' veya 'toplumsal değişim' (genel ve soyut) kavramları çerçevesinde ele aldığı belirlenmiştir.
Parçadaki temel karşılaştırma noktasını saptamak.
2
Sosyolojinin tekil olaylardan genel olgulara ulaşma özelliğini kavramsal olarak tanımlamak.
Sosyolojinin olaylardan yola çıkarak olgulara ve genel ilişkilere ulaşma özelliğinin 'genelleyicilik' olduğu saptanmıştır.
Doğru seçeneği sosyolojinin bilimsel özellikleriyle ilişkilendirmek.

Key Concept

Sosyolojinin Genelleyici Olması ve Toplumsal Olgu Kavramı
Estimated Time:2m 0s
Question 672Question

Osmanlı Devleti'nin Beylikten Devlete geçiş sürecinde (1300-1402) hem Bizans İmparatorluğu hem de Balkanlar'dan gelen tehditlere karşı önemli askerî başarılar kazanılmıştır.

Aşağıdaki tabloda verilen kuruluş dönemi savaşlarını, bu savaşların Türk tarihi açısından taşıdığı önem veya sonuçlarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Koyunhisar Savaşı
Palekanon Savaşı
Sazlıdere Savaşı
Niğbolu Savaşı

Matches

Show answer & explanation

Answer

Koyunhisar Savaşı bağımsızlık sürecini hızlandıran ilk Bizans savaşıyla (Koyunhisar Savaşı - Bizans İmparatorluğu ile yapılan ilk büyük savaş...), Palekanon Savaşı İznik ve İzmit'in fethini kolaylaştıran zaferle (Palekanon Savaşı - Bizans'ın Anadolu'daki gücünü kırarak...), Sazlıdere Savaşı Edirne'nin fethine yol açan gelişmeyle (Sazlıdere Savaşı - Bizans ve Bulgar güçlerinin...), Niğbolu Savaşı ise Haçlıların yenilip 'Sultan-ı İklim-i Rum' unvanının alındığı zaferle (Niğbolu Savaşı - Balkanlar'daki Osmanlı egemenliğini...) eşleşir.
Koyunhisar Savaşı, bağımsızlık sürecini başlatan ilk Bizans savaşıdır; Palekanon Savaşı, Bizans'ın Anadolu'daki varlığına son darbelerden birini vurarak İznik'in fethini kolaylaştırmıştır; Sazlıdere Savaşı, Edirne'nin fethiyle Balkanlar'da kalıcı egemenlik sağlamıştır; Niğbolu Savaşı ise Haçlıları mağlup ederek Yıldırım Bayezid'e halifelik nezdinde unvan kazandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Koyunhisar Savaşı'nın tarihi ve öneminin belirlenmesi.
Bu savaş Osman Bey döneminde Bizans'a karşı kazanılan ilk büyük zaferdir ve bağımsızlığı pekiştirmiştir.
Kuruluş döneminin kronolojik olarak ilk büyük askeri gelişmesini doğru tespit etmek.
2
Palekanon (Maltepe) Savaşı'nın Orhan Bey dönemindeki öneminin analiz edilmesi.
Savaş, Bizans'ın Anadolu'daki son direncinin kırılması ve İznik ile İzmit'in fethine giden yolun açılması ile sonuçlanmıştır.
Bizans ile yapılan meydan savaşlarının stratejik sonuçlarını kavramak.
3
Sazlıdere Savaşı'nın Edirne'nin fethiyle olan ilişkisinin kurulması.
I. Murad döneminde Bizans ve Bulgarlara karşı kazanılan bu savaş, Edirne'nin fethini ve başkent yapılmasını sağlamıştır.
Balkanlar'a geçiş ve buradaki genişleme siyasetinin dönüm noktalarını analiz etmek.
4
Niğbolu Savaşı ve sonrasındaki unvan değişiminin değerlendirilmesi.
Yıldırım Bayezid dönemindeki bu büyük Haçlı zaferi sonucunda halife tarafından 'Sultan-ı İklim-i Rum' unvanı verilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin İslam dünyasındaki prestij artışını ve askeri gücünü ilişkilendirmek.

Key Concept

Beylikten Devlete Kuruluş Dönemi Siyasi Gelişmeleri ve Savaşların Sonuçları
Estimated Time:2m 0s
Question 673Question

I. Murad Dönemi’nde, Germiyanoğulları Beyliği’nden çeyiz yoluyla Kütahya ve çevresinin alınması, Hamitoğulları Beyliği’nden ise altın karşılığında Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir gibi yerlerin satın alınması yoluna gidilmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Anadolu beyliklerine karşı bu tür diplomatik ve barışçıl yöntemleri tercih etmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anadolu Türk-İslam beylikleriyle askeri çatışmaya girmeyerek hem gazanın meşruiyetini korumak hem de Müslüman halkın tepkisini çekmeden sınırları genişletmek

Answer

Anadolu Türk-İslam beylikleriyle askeri çatışmaya girmeyerek hem gazanın meşruiyetini korumak hem de Müslüman halkın tepkisini çekmeden sınırları genişletmek
Osmanlı Devleti, kurulduğu dönemde ana hedefini Bizans ve Balkanlar üzerine kurgulamış ve 'cihat-gaza' politikası yürütmüştür. Anadolu'daki diğer Türk-İslam beylikleriyle savaşmak Müslüman halk nezdinde hoş karşılanmayacağı ve beyliğin meşruiyetine zarar verebileceği için, bu beyliklerden toprak alma sürecinde barışçıl (çeyiz, satın alma) yollar tercih edilmiştir. Böylece Müslüman kamuoyunun desteği korunmuş ve beylikler arası gereksiz çatışmalardan kaçınılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarihsel arka planı ve I. Murad Dönemi'ndeki diplomatik gelişmeleri analiz edin.
Germiyanoğulları'ndan çeyiz, Hamitoğulları'ndan satın alma yoluyla toprak kazanıldığı tespit edilir.
Osmanlı Devleti'nin Anadolu beyliklerine karşı yürüttüğü politikanın niteliğini belirlemek.
2
Osmanlı'nın kuruluş felsefesi olan gaza ve cihat anlayışını göz önünde bulundurun.
Gaza ve cihat politikasının Hristiyan Bizans ve Balkan devletlerine karşı yapıldığını, Müslüman beyliklerle savaşmanın ise gazanın meşruiyetine zarar verebileceğini kavramak.
Barışçıl genişleme yöntemlerinin arkasındaki temel siyasi ve dini gerekçeyi bulmak.
3
Seçenekleri analiz ederek bu siyasi stratejiyle uyuşan temel amacı belirleyin.
Müslüman halkın tepkisini çekmeden ve gaza meşruiyetini zedelemeden barışçıl yollarla toprak kazanımının amaçlandığı sonucuna ulaşılır.
Sorunun doğru cevabına ulaşarak doğruluğunu teyit etmek.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde Anadolu Türk beyliklerine karşı uyguladığı siyasi stratejiler ve gaza anlayışı.
Estimated Time:1m 30s
Question 674Question

Büyük Selçuklu Devleti döneminde Vezir Nizamülmülk'ün öncülüğünde kurulan Nizamiye Medreselerinin kurulmasında;

I. Bâtınîlik hareketinin yıkıcı dini ve siyasi propagandalarına karşı fikri mücadele yürütmek,
II. Genişleyen devlet topraklarında idari kadroların ihtiyacı olan nitelikli memur ve bürokratları yetiştirmek,
III. Türk veraset sisteminde yer alan kut anlayışını değiştirerek şer'i hukuk kurallarına dayalı yeni bir egemenlik modeli oluşturmak
\amaçlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

I ve II
Nizamiye Medreseleri, Büyük Selçuklu Devleti'nin karşı karşıya kaldığı Bâtınîlik propagandasını fikri olarak çökertmek ve imparatorluğun ihtiyaç duyduğu güvenilir ve yetişmiş bürokrat kadrosunu sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bu nedenle birinci ve ikinci öncüller doğrudur. Ancak bu medreselerin geleneksel Türk egemenlik anlayışı olan kut inancını değiştirmek veya ortadan kaldırmak gibi bir amacı olmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncülün analiz edilmesi
Nizamiye Medreselerinin, Fatımiler ve Hasan Sabbah liderliğindeki Bâtınîlerin yıkıcı propagandalarına karşı Sünni akaidini savunmak amacıyla kurulduğu belirlenir.
Bâtınîlik hareketi devletin birliğini tehdit ettiğinden medreseler bu tehdide karşı ideolojik bir kalkan görevi üstlenmiştir.
2
İkinci öncülün analiz edilmesi
Devletin büyümesiyle birlikte merkez ve eyalet teşkilatında görev alacak güvenilir, yetenekli ve eğitimli katip, kadı ile idareci ihtiyacının medreseler vasıtasıyla karşılandığı sonucuna ulaşılır.
Büyük Selçuklu idari yapısının sağlıklı işleyebilmesi için sadık ve nitelikli bürokrat sınıfına ihtiyaç duyulmuştur.
3
Üçüncü öncülün analiz edilmesi
Nizamiye Medreselerinin kurulmasının geleneksel Türk devletlerindeki egemenliğin hanedana ait olması (kut) anlayışını tasfiye etmek gibi bir amacı olmadığı tespit edilir.
Selçuklular, İslamiyet'i kabul ettikten sonra da egemenliğin tanrısal kaynaklı olduğu kut anlayışını ve veraset sistemini aynen sürdürmüşlerdir.

Key Concept

Nizamiye Medreselerinin kuruluş amaçları ve Büyük Selçuklu Devleti'ndeki işlevleri
Question 675Question

Büyük Selçuklu Devleti'nde siyasi, kültürel ve askeri alanda birçok önemli gelişme yaşanmıştır. Bu gelişmeler göz önüne alındığında, aşağıda verilen olayların kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru kronolojik sıralama: Rey şehrinin başkent yapılması, Ani Kalesi'nin fethi ve Ebu'l-Feth unvanının verilmesi, Celali Takvimi'nin hazırlanması ve Katvan Savaşı şeklindedir.
Verilen gelişmeler Büyük Selçuklu Devleti hükümdarlarının kronolojik sırasına göre Rey'in başkent yapılması (Tuğrul Bey - 1043), Ani'nin fethi (Alp Arslan - 1064), Celali Takvimi'nin hazırlanması (Melikşah - 1079) ve Katvan Savaşı (Sultan Sencer - 1141) şeklinde sıralanmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Tuğrul Bey dönemindeki gelişmeyi saptama
Tuğrul Bey'in Rey şehrini başkent ilan etmesi (1043)
Rey'in başkent yapılması devletin kuruluş yıllarına ve Tuğrul Bey dönemine denk gelen en erken olaydır.
2
Alp Arslan dönemindeki gelişmeyi saptama
Ani Kalesi'nin fethi (1064)
Alp Arslan'ın Tuğrul Bey'den sonraki hükümdar olması ve bu fethin 1064'te gerçekleşmesi nedeniyle bu olay ikinci sıradadır.
3
Sultan Melikşah dönemindeki gelişmeyi saptama
Celali Takvimi'nin hazırlanması (1079)
Melikşah'ın babası Alp Arslan'dan sonra tahta geçmesi ve Celali Takvimi'nin 1079'da uygulamaya konması nedeniyle bu olay üçüncü sıradadır.
4
Sultan Sencer dönemindeki gelişmeyi saptama
Katvan Savaşı (1141)
Sultan Sencer'in devletin son büyük hükümdarı olması ve Katvan Savaşı'nın yıkılış sürecini başlatması nedeniyle bu olay en son sıradadır.

Key Concept

Büyük Selçuklu Devleti Siyasi ve Kültürel Kronolojisi
Question 676Question

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde askeri, idari ve sosyal yapının sağlamlaştırılması amacıyla çeşitli politikalar uygulanmış ve kurumsal teşkilatlanma adımları atılmıştır. Aşağıda verilen Kuruluş Dönemi kurumsal yapılanma ve politikalarını, bu uygulamaların temel amaçları ve işlevleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

İskan Politikası
İstimalet Politikası
Yaya ve Müsellem Teşkilatı
Kadılık Teşkilatı

Matches

Show answer & explanation

Answer

İskan Politikası, Balkanlar'da kalıcı egemenlik kurmak amacıyla Anadolu'daki konargö��erlerin yerleştirilmesiyle; İstimalet Politikası, gayrimüslim halkın güvenliğini sağlayarak devlete bağlılığını artıran hoşgörü siyasetiyle; Yaya ve Müsellem Teşkilatı, askeri ihtiyaçlar doğrultusunda kurulan ilk düzenli orduyla; Kadılık Teşkilatı ise taşrada adaletin sağlanması ve idari denetim amacıyla oluşturulan adli kurumla eşleşir.
Kuruluş Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nin Rumeli'ye geçişi ve burada kalıcı olması iskan politikası (nüfus yerleştirme) ve istimalet politikası (hoşgörü yönetimi) ile sağlanmıştır. Askeri alanda ilk düzenli ordu yaya ve müsellemlerle, adli ve idari alanda ise düzen kadılık kurumu ile tesis edilmiştir. Dolayısıyla eşleştirmeler bu tarihi olgu ve işlevlerle tam uyum göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
İskan politikasının tanımını ve amacını belirleme
İskan politikasının Balkan fetihlerinin kalıcı olmasını sağlamak amacıyla göçebe Türkmenlerin bölgeye yerleştirilmesi olduğunu saptama (İskan Politikası -> Balkanlar'da kalıcı egemenlik...)
Bu kavram, Osmanlı Devleti'nin demografik yapıyı değiştirerek Rumeli'yi Türkleştirme siyasetidir.
2
İstimalet politikasının tanımını ve amacını belirleme
İstimalet politikasının hoşgörü ve adalet temelli yönetim anlayışı olduğunu saptama (İstimalet Politikası -> Gayrimüslim halkın inanç, can ve mal güvenliğini koruyarak...)
İstimalet, kelime anlamı olarak meylettirme, cezbetme, gönül alma anlamına gelir ve gayrimüslim tebaa için uygulanmıştır.
3
Yaya ve müsellem teşkilatının askeri rolünü belirleme
Yaya ve müsellem teşkilatının Orhan Bey döneminde kurulan ilk düzenli ordu birliği olduğunu saptama (Yaya ve Müsellem Teşkilatı -> Askeri ihtiyaçları karşılamak üzere kurulan ilk düzenli ordu...)
Osmanlı Devleti büyüdükçe sadece aşiret kuvvetleriyle kuşatma ve fetihlerin sürdürülemeyeceği anlaşıldığından düzenli orduya geçilmiştir.
4
Kadılık teşkilatının yargı ve idare fonksiyonunu belirleme
Kadılık teşkilatının adalet işlerinin yürütülmesi ve yerel idari denetimin yapılmasıyla ilgili olduğunu saptama (Kadılık Teşkilatı -> Taşrada adalet işlerinin yürütülmesi...)
Kadılık, Osmanlı Devleti'nin taşradaki adli ve idari temsilcisi olup hukuk sisteminin temel direğidir.

Key Concept

Osmanlı Kuruluş Dönemi'nde teşkilatlanma aşamaları, iskan ve istimalet politikalarının amaç ve işlevleri
Estimated Time:2m 0s
Question 677Question

Osmanlı Devleti’nin Rumeli ve Balkanlar’da gerçekleştirdiği fetihlerin ardından bölgede kalıcı bir egemenlik kurmasında iskân ve istimâlet politikaları önemli bir yere sahiptir.

Buna göre, söz konusu politikaların hedefleri arasında;

I. Fethedilen bölgelerdeki gayrimüslim halkı zorla din değiştirerek asimile etmek,
II. Anadolu'daki konar-göçer Türkmenleri yeni fethedilen yerlere yerleştirip bölgede demografik ve askeri kontrolü sağlamak,
III. Yerli halkın inanç, gelenek ve hukukuna saygı göstererek Osmanlı idaresini cazip hale getirmek

durumlarından hangilerinin yer aldığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: II ve III

Answer

İkinci ve üçüncü öncülleri içeren seçenek doğrudur.
İskân politikası gereği Anadolu'daki göçebe Türkmen boyları Rumeli'ye yerleştirilerek bölgede güvenli ve kalıcı bir Türk nüfusu oluşturulmaya çalışılmıştır. İstimâlet politikası gereği ise gayrimüslim halkın hakları korunmuş, din hürriyeti tanınmış ve adaletli bir vergilendirme uygulanmıştır. Bu iki politika birlikte değerlendirildiğinde ikinci ve üçüncü öncüllerin doğru hedefler olduğu görülür. Birinci öncüldeki zorla asimilasyon ise Osmanlı felsefesine aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Öncüllerin analiz edilmesi
Birinci öncülde belirtilen zorla din değiştirme ve asimilasyon hedefinin Osmanlı Devleti'nin kuruluş felsefesinde ve istimâlet uygulamasında yer almadığı tespit edilir.
Osmanlı Devleti, fethettiği bölgelerdeki halkın dini inançlarına serbestlik tanımış ve baskıcı bir din değiştirme politikası izlememiştir.
2
İkinci öncülün değerlendirilmesi
İkinci öncülde yer alan konar-göçer Türkmenlerin Rumeli'ye yerleştirilmesi ifadesinin iskân politikasının temel amacı olduğu doğrulanır.
İskân politikasıyla fethedilen bölgelerin demografik yapısı Türk nüfusuyla dengelenerek fetihlerin kalıcı olması amaçlanmıştır.
3
Üçüncü öncülün değerlendirilmesi
Üçüncü öncülde belirtilen yerli halkın haklarına ve inançlarına saygı gösterilerek Osmanlı yönetimine bağlanması ifadesinin istimâlet politikasının temel amacı olduğu doğrulanır.
İstimâlet, kelime anlamı olarak da 'meylettirme, cezbetme, gönül alma' demektir ve yerel halkın devlete sadakatini sağlamıştır.

Key Concept

İskân ve İstimâlet Politikaları
Estimated Time:1m 30s
Question 678Question

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde idari, askeri, sosyal ve eğitim alanlarında gerçekleştirdiği teşkilatlanma adımları ile iskân ve istimâlet faaliyetlerini kronolojik olarak eskiden yeniye doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Kronolojik sıralama İznik Medresesi'nin açılması (1331), Rumeli'de iskân faaliyetlerinin başlaması (1353 ve sonrası), Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması ve istimâlet politikasının sistemli uygulanması (1362 ve sonrası) ve son olarak Anadolu Beylerbeyliği'nin kurulması (1393) şeklindedir.
Doğru kronolojik sıralama; eğitim alanındaki ilk kurumsallaşma adımı olan İznik Medresesi'nin açılmasıyla başlar, ardından Rumeli'de ilk toprak kazanımıyla iskân politikasının faaliyete geçmesiyle devam eder, sonrasında Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulmasıyla idari örgütlenme batı yönünde pekişir ve nihayet Anadolu Beylerbeyliği'nin kurulmasıyla tamamlanır.

Step-by-Step Solution

1
Orhan Bey dönemindeki ilk kurumsal adımları belirleme
İznik Medresesi'nin açılması (1331) ilk adımdır.
Devletin eğitim alanındaki ilk kurumsal teşkilatlanmasıdır.
2
Rumeli'deki ilk yayılma ve nüfus hareketlerini inceleme
Rumeli'de iskân faaliyetlerinin başlaması ikinci sırada yer alır.
1353'te Çimpe Kalesi'nin alınmasıyla başlayan iskân süreci, Orhan Bey döneminin son dönemine denk gelir.
3
I. Murad dönemindeki askeri ve idari teşkilatlanmayı tespit etme
Rumeli Beylerbeyliği'nin kurulması ve istimâlet politikasının kurumsallaşması üçüncü sırada yer alır.
1362 yılında I. Murad döneminde askeri ve idari yapıyı yönetmek amacıyla kurulmuştur.
4
Yıldırım Bayezid dönemi gelişmelerini değerlendirme
Anadolu Beylerbeyliği'nin kurulması son sırada yer alır.
Anadolu Türk birliğinin büyük ölçüde sağlandığı Yıldırım Bayezid döneminde (1393) kurulmuştur.

Key Concept

Kuruluş Dönemi idari, askeri teşkilatlanma ile iskân ve istimâlet politikalarının kronolojik gelişimi
Estimated Time:2m 0s
Question 679Question

Ankara Savaşı ve sonras��nda yaşanan Fetret Devri sürecine ait aşağıdaki gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama; Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda mağlup ve esir düşmesi, şehzadelerin taht kavgalarına girişmesi, Musa Çelebi'nin İstanbul'u kuşatması ve son olarak Çelebi Mehmed'in devleti tek çatı altında birleştirmesi şeklindedir.
Süreç kronolojik olarak incelendiğinde; 1402'deki Ankara Savaşı yenilgisiyle padişahın esir düşmesi devlette otorite boşluğu yaratmış, bunun üzerine şehzadeler arasında taht kavgaları patlak vermiştir. Bu mücadeleler sürerken Musa Çelebi'nin Rumeli'de öne çıkarak 1411'de İstanbul'u kuşatması gerçekleşmiş ve en nihayetinde 1413 yılında Çelebi Mehmed'in rakiplerini bertaraf edip tahta tek başına sahip olmasıyla Fetret Devri son bulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Ankara Savaşı'nın tarihsel yerini belirleme
Yıldırım Bayezid'in 1402 yılında Ankara Savaşı'nda esir düşmesi, taht kavgalarını ve Fetret Devri'ni tetikleyen ilk olaydır.
Fetret Devri'nin başlangıç noktası bu mağlubiyettir.
2
Taht mücadelelerinin başlamasını konumlandırma
Merkezi otoritenin yok olması üzerine şehzadeler (Çelebiler) hemen taht mücadelelerine başlamıştır.
Hükümdarsız kalan devlette taht iddiaları savaşın hemen ardından ortaya çıkmıştır.
3
Musa Çelebi'nin faaliyetlerini değerlendirme
Musa Çelebi'nin Rumeli'ye geçerek Edirne'de hakimiyet kurması ve 1411'de İstanbul'u kuşatması taht mücadelelerinin orta-geç dönemine denk gelir.
Musa Çelebi'nin bu hamlesi diğer kardeşleriyle mücadelesinin devam ettiği bir sırada gerçekleşmiştir.
4
Fetret Devri'nin bitişini belirleme
1413 yılında Çelebi Mehmed'in kardeşlerini yenerek tek başına tahta çıkması Fetret Devri'ni sonlandırmıştır.
Bu gelişme sürecin en son aşamasını temsil eder.

Key Concept

Ankara Savaşı'nın sonuçları ve Fetret Devri kronolojisi
Question 680Question

II. Mehmed, İstanbul'un fethi için yürütülen hazırlıklar kapsamında Bizans İmparatorluğu'nun dışarıdan askeri destek almasını önlemek ve kuşatma sırasında sınır güvenliğini korumak amacıyla diplomatik adımlar atmıştır. Bu doğrultuda Venedik ve Cenevizlilerle ticari imtiyazları içeren antlaşmalar yenilenmiş, Macaristan ve Sırbistan ile barış antlaşmaları yapılmış, Anadolu'da ise Karamanoğulları üzerine sefer düzenlenerek bu beylikle barış zemini sağlanmıştır.

Bu bilgilere göre, Osmanlı Devleti'nin fetih öncesi dış siyasette izlediği politikanın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bizans'a yönelik gerçekleştirilecek kuşatmanın diplomatik ve askeri açıdan izole edilmesini sağlamak

Answer

Bizans'a yönelik gerçekleştirilecek kuşatmanın diplomatik ve askeri açıdan izole edilmesini sağlamak
Kuşatma öncesinde yapılan anlaşmaların temel amacı, Bizans İmparatorluğu'nun dışarıdan (özellikle Avrupa devletlerinden veya Anadolu'daki Karamanoğullarından) alabileceği askeri ve siyasi desteği önlemektir. Bu sayede Bizans yalnızlaştırılmış (izole edilmiş) ve Osmanlı ordusu çift cepheli bir savaş riskinden uzak bir şekilde yalnızca kuşatmaya odaklanabilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Bizans'a destek verebilecek güçlerle yapılan antlaşmaları tespit etmek.
Venedik, Ceneviz, Macaristan, Sırbistan ve Karamanoğulları ile barış/ticaret antlaşmalarının yenilendiği belirlenmiştir.
Kuşatma esnasında bu aktörlerin Bizans'a askeri yardım göndermesini engellemek hedeflenmiştir.
2
Seçenekleri bu stratejik amaç doğrultusunda değerlendirmek.
Bizans'ın diplomatik ve askeri açıdan izole edilmesini (yalnızlaştırılmasını) amaçlayan seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Dış destekten yoksun bırakılan bir Bizans'ın fethinin daha kolay gerçekleşeceği öngörülmüştür.

Key Concept

İstanbul'un Fethi Öncesi Osmanlı Diplomatik Hazırlıkları
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 34 / 437Next
All practice questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) | Examkin