All practice questions

4865 questions

Question 1Question

Tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisi olan Elif, insan anatomisindeki yüzlerce kemik ve kas ismini ezberlemekte büyük güçlük çekmektedir. Ancak anatomi hocası, bu Latince isimleri doğrudan ezberlemek yerine; isimlerin kökenindeki anlamları (örneğin *latissimus dorsi* kasının 'sırtın en geniş kası' anlamına geldiğini) öğrenmesini ve bunları Türkçe veya günlük dildeki benzer kelimelerle ilişkilendirerek zihninde bağlar kurmasını önermiştir. Elif bu yöntemi uyguladığında, kelimeleri çok daha hızlı öğrendiğini ve hafızasında tutabildiğini fark etmiştir.

Buna göre, anatomi hocasının önerdiği çalışma yöntemi, öğrenilecek malzemenin aşağıdaki özelliklerinden hangisinin öğrenmeyi kolaylaştırıcı etkisine örnek oluşturur?

Show answer & explanation

Answer: Anlamsal çağrışım değeri

Answer

Anlamsal çağrışım değeri
Doğru yanıt anlamsal çağrışım değeridir. Öğrenilecek malzemenin bireyin zihninde ne kadar çok kavram, yaşantı veya anlamla bağ kurabildiği onun çağrışım değerini gösterir. Parçada geçen Latince kelimelerin anlamlarının araştırılması ve günlük dildeki benzerleriyle ilişkilendirilmesi malzemenin çağrışım değerini yükselterek öğrenmeyi kolaylaştırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel problemi belirleme
Öğrencinin yeni kelimeleri ezberlemekte zorlanması ve hocasının bu kelimeleri anlamları ve tanıdık kavramlarla ilişkilendirerek çalışmasını önermesi.
Sorunun çözümüne başlamak için verilen senaryodaki durumun özünü kavramak gerekir.
2
Öğrenmeyi etkileyen malzeme özelliklerini gözden geçirme
Öğrenilecek malzemenin özellikleri arasında algısal ayırt edilebilirlik, anlamsal çağrışım değeri, kavramsal gruplandırma ve telaffuz edilebilirlik yer alır.
Seçeneklerdeki kavramların hangisinin parçadaki durumla doğrudan uyuştuğunu saptamak için kavram tanımlarını hatırlamak gerekir.
3
İlişkilendirme yönteminin kavramsal karşılığını bulma ve doğru seçeneği belirleme
Latince kelimelerin anlamlarının öğrenilerek zihinsel bağlar kurulması, malzemenin anlamsal çağrışım değerini artırır ve öğrenmeyi kolaylaştırır. Dolayısıyla doğru yanıt anlamsal çağrışım değeridir.
İlişkilendirme ve anlamlandırma süreçleri doğrudan anlamsal çağrışım ile ilgilidir.

Key Concept

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörlerden Öğrenme Malzemesi ile İlgili Olanlar: Anlamsal Çağrışım
Estimated Time:1m 30s
Question 2Question

Bölgesel kalkınma projelerinin hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için yürütülen faaliyetler, bölgelerin fiziki coğrafya özellikleri ile doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamında yürütülen aşağıdaki faaliyetlerden hangisi, projenin uygulandığı bölgenin doğal çevre koşullarıyla yanlış ilişkilendirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: DAP kapsamında nadas alanlarının sulamaya açılarak aynı topraktan yılda birden fazla ürün hasat edilmesinin hedeflenmesi - Bölgede yaz sıcaklıkları ile güneşlenme süresinin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olmasıyla

Answer

DAP kapsamında nadas alanlarının sulamaya açılarak aynı topraktan yılda birden fazla ürün hasat edilmesinin hedeflenmesinin bölgenin yüksek sıcaklık ve güneşlenme süresiyle ilişkilendirilmesi
DAP kapsamında nadas alanlarının sulamaya açılarak aynı topraktan yılda birden fazla ürün hasat edilmesinin hedeflenmesi ve bunun yüksek sıcaklık ile güneşlenme süresiyle ilişkilendirilmesi yanlıştır. Doğu Anadolu Bölgesi yükseltisi fazla, kışları soğuk ve uzun, vejetasyon (yetişme) süresi kısa olan bir bölgedir. Bu iklim koşulları altında yılda birden fazla ürün alınması fiziki açıdan mümkün değildir. Güneşlenme süresi ve sıcaklık ortalamalarının yüksek olduğu, yılda birden fazla ürün alınabilen bölgeler Akdeniz kıyı kuşağı ve Güneydoğu Anadolu (GAP) gibi alanlardır.

Step-by-Step Solution

1
Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamındaki hedefleri ve bu hedeflerin gerekçesi olan coğrafi faktörleri analiz etmek.
KOP'un kuraklık ve su yetersizliği, DAP'ın ise engebe ve soğuk iklim koşullarına göre şekillendiği belirlenir.
Sorunun doğru çözülebilmesi için projelerin bölgesel kısıtlarla olan ilişkisinin kurulması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen faaliyet-coğrafi koşul eşleştirmelerini tek tek değerlendirerek yanlış olanı bulmak.
Doğu Anadolu'da sıcaklık ve güneşlenme süresinin çok yüksek olduğu ve yılda birden fazla ürün alınabileceği varsayımının bölgenin gerçek iklim koşullarıyla (kısa yazlar, soğuk kışlar) uyuşmadığı tespit edilir.
Doğu Anadolu'nun iklim kısıtlamalarını bilmek, tarımsal hedeflerin gerçekçiliğini sorgulamayı sağlar.

Key Concept

Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Konya Ovası Projesi'nin (KOP) fiziki coğrafya koşullarıyla ilişkisi
Question 3Question

Ülkelerin doğal kaynak potansiyelleri ile ekonomik gelişmişlik düzeyleri arasındaki ilişki analiz edildiğinde, ülkelerin kaynak kullanımı ve dış ticaret politikalarında farklı yöntemler izledikleri görülmektedir.

Buna göre, aşağıda doğal kaynak kullanımı ve ekonomik faaliyet yapısı belirtilen ülkelerden hangisinin uyguladığı yöntemin, ülkenin uzun vadeli ekonomik kalkınmasına olan katkısının en düşük olması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Sahip olduğu zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç edip, sanayileşmek için gerekli olan makine ve teknolojiyi dışarıdan ithal eden ülke

Answer

Sahip olduğu zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç edip, sanayileşmek için gerekli olan makine ve teknolojiyi dışarıdan ithal eden ülke
Zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç eden ve sanayi ürünlerini dışarıdan alan bir ülke, kaynaklarından elde ettiği geliri katma değere dönüştüremediği için uzun vadede ekonomik bağımsızlığını kazanamaz ve kalkınma hızı en düşük seviyede kalır. Bu durum ekonomi coğrafyasında doğal kaynak-gelişmişlik paradoksu veya kaynak laneti olarak bilinir.

Step-by-Step Solution

1
Doğal kaynak potansiyeli ve ekonomik kalkınma ilişkisi arasındaki temel ilkeler belirlenir.
Ham madde ihracatına dayalı olan ve yüksek teknolojili mamul maddeleri dışarıdan ithal eden ekonomilerin katma değer üretemediği ve dış ticaret açığı verdiği tespit edilir.
Sorudaki durumun coğrafi ve ekonomik teorik çerçevesini kurmak için bu tespit gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen ülke modelleri ve uyguladıkları doğal kaynak politikaları ekonomik kalkınmaya etkileri açısından analiz edilir.
Zengin petrol rezervlerini ham madde olarak ihraç edip, sanayi ürünlerini dışarıdan ithal eden modelin ekonomik olarak en verimsiz ve kalkınmaya katkısı en düşük model olduğu belirlenir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için her bir modelin uzun vadeli ekonomik etkilerini karşılaştırmak gerekir.

Key Concept

Doğal Kaynaklar ve Ekonomik Kalkınma İlişkisi
Question 4Question

İmmanuel Kant, bilgiyi açıklarken zihni dış dünyadan gelen etkileri edilgen bir şekilde alan boş bir levha olarak görmez. Ona göre zihin, dış dünyadan duyular aracılığıyla gelen ham verileri kendi doğuştan getirdiği form ve kategoriler içine yerleştirerek işleyen aktif bir yapıdır. Bu yüzden duyusuz kavramlar boş, kavramsız duyular kördür.

Buna göre Kant'ın epistemolojik yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Bilginin oluşumu, deneyden gelen ham verilerin zihnin a priori formlarıyla işlenmesine bağlıdır.

Answer

Bilginin oluşumu, deneyden gelen ham verilerin zihnin a priori formlarıyla işlenmesine bağlıdır.
Doğru yanıt, bilginin oluşumunu hem deneyden gelen duyusal verilere hem de zihnin aktif a priori (doğuştan gelen) kategorilerine bağlayan ifadedir. Parçada geçen 'duyusuz kavramlar boş, kavramsız duyular kördür' sözü doğrudan bu sentezi ifade etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki Kant'ın bilgi anlayışına dair ipuçlarını analiz etme
Kant'ın zihni boş bir levha olarak görmediği, aksine dışarıdan gelen verileri işleyen aktif bir yapı olduğunu belirttiği görülür.
Parçanın ana fikrini saptamak ve Kant'ın kritisizm (eleştirel felsefe) akımının temel tezini anlamak için bu adım gereklidir.
2
"Duyusuz kavramlar boş, kavramsız duyular kördür" sözünü yorumlama
Bilgi için hem duyusal verilere (deneyime) hem de bunları düzenleyecek zihinsel kavramlara (akla) ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılır.
Kant'ın rasyonalizm ile empirizmi sentezleyen yaklaşımını doğrulamak için ifadenin felsefi karşılığını belirlemek gerekir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak doğru yargıyı belirleme
Deneyden gelen ham verilerin zihnin a priori (deney öncesi) formlarıyla işlendiğini ifade eden yargının parçayla tam olarak uyuştuğu görülür.
Kritisizmin bilginin kaynağını hem akıl hem deney olarak gören sentezci yapısını doğru ifade eden seçeneği bulmak için karşılaştırma yapılır.

Key Concept

Kritisizm (Eleştirel Felsefe)
Estimated Time:2m 0s
Question 5Question

Servet-i Fünun Edebiyatı'nın egemen olduğu dönemde, topluluğun melankolik, bireysel ve halktan kopuk estetik anlayışına katılmayarak kendi çizgilerini sürdüren bağımsız sanatçılar, edebiyatı sokağa taşıma misyonunu üstlenmişlerdir. Ancak bu sanatçıların edebiyatı sokağa taşıma yöntemleri, yararlandıkları akımlar ve tercih ettikleri türler farklılık gösterir.

Bu parçada sözü edilen bağımsız sanatçılar ve dönem edebiyatı ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ahmet Rasim; fıkra, anı ve sohbet gibi öğretici metinlerinde İstanbul’un gündelik yaşamını, sokak dilini ve kültürel çatışmalarını doğrudan bir sohbet üslubuyla aktarırken Hüseyin Rahmi Gürpınar; natüralizmin deneysel yöntemlerini uyguladığı romanlarında sokağın dilini, batıl inançları ve toplumsal yozlaşmayı karikatürize edilmiş tipler aracılığıyla kurgusal dünyaya taşımıştır.

Answer

Ahmet Rasim'in fıkra, anı ve sohbet gibi öğretici metinlerinde İstanbul’un gündelik yaşamını doğrudan bir sohbet üslubuyla aktarması; Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın ise natüralizmin deneysel yöntemlerini uyguladığı romanlarında toplumsal yozlaşmayı karikatürize edilmiş tiplerle kurgusal dünyaya taşıması doğrudur.
Doğru seçenek, iki yazarın hem tür tercihlerini (Ahmet Rasim'in fıkra/anı/sohbet, Hüseyin Rahmi'nin roman) hem de edebi yöntemlerini (Hüseyin Rahmi'nin natüralist/deneysel ve karikatürize tipleri, Ahmet Rasim'in sohbet havasındaki doğrudan anlatımı) tam ve eksiksiz bir biçimde açıklamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Sanatçıların edebi tür tercihlerini inceleme
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın temel olarak roman ve öykü türünde; Ahmet Rasim'in ise fıkra, anı, sohbet ve gezi yazısı gibi öğretici metin türlerinde yoğunlaştığı belirlenir.
Yazarların tür ayrımına dikkat etmek, yanlış eşleştirmeleri elemek için gereklidir.
2
Sanatçıların benimsedikleri edebi akımları ve üslup özelliklerini değerlendirme
Hüseyin Rahmi'nin natüralizm (deneycilik, genetik, çevre tasvirleri, batıl inançların eleştirisi) akımından etkilendiği; Ahmet Rasim'in ise gözlemci ve sohbet havası taşıyan gerçekçi bir anlatımı benimsediği tespit edilir.
Yazarların edebiyatı sokağa taşıma yöntemlerindeki felsefi ve edebi ayrışmayı görmek gerekir.
3
Dönem topluluğu ve diğer bağımsızlarla olan ilişkilerini karşılaştırma
Her iki sanatçının da Servet-i Fünun'un melankolik, sanatlı diline uzak durduğu, Yahya Kemal gibi isimlerin şiirsel mistisizminden ve Tevfik Fikret'in manzumeciliğinden bağımsız bir çizgide halk için yazma (Ahmet Mithat geleneği) anlayışını sürdürdüğü anlaşılır.
Sanatçıların dönem içindeki bağımsız konumlarını netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Servet-i Fünun ve Fecr-i Âti Dönemi Bağımsız Sanatçıları ve Edebi Özellikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 6Question

Fecr-i Âti topluluğu, Türk edebiyatında beyanname yayımlayarak ortaya çıkan ilk edebi oluşumdur. Kısa süreli bir birliktelik yaşamalarına rağmen topluluk mensupları şiir, roman, hikaye ve tiyatro türlerinde çeşitli eserler vermişlerdir. Ancak bu sanatçıların ve eserlerinin bir kısmı, estetik açıdan yakın oldukları Servet-i Fünun dönemiyle karıştırılabilmektedir.

Buna göre, Fecr-i Âti sanatçıları ve eserleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Fecr-i Âti'nin tiyatro alanındaki üretken isimlerinden Tahsin Nahit, Körebe adlı tiyatro oyunuyla aile kurumunu ve dönemin evlilik anlayışını eleştirmiştir.

Answer

Körebe adlı tiyatro oyununun Tahsin Nahit'e ait olduğunu belirten yargı yanlıştır.
Körebe adlı tiyatro oyunu Tahsin Nahit'e ait değildir; Servet-i Fünun edebiyatının önde gelen temsilcilerinden Cenap Şahabettin tarafından kaleme alınmıştır. Tahsin Nahit ise Rakibe, Jöntürk gibi oyunlarıyla bilinmektedir. Dolayısıyla Körebe eserinin Tahsin Nahit'e atfedildiği yargı yanlıştır ve aranan doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde yer alan Fecr-i Âti yazar ve eser eşleştirmelerini tek tek analiz etmek.
Ahmet Haşim'in şiir kitapları (Göl Saatleri, Piyale), Cemil Süleyman'ın romanları (Siyah Gözler, İnhizam), Emin Bülent Serdaroğlu'nun şiiri (Kin) ve Şehabettin Süleyman'ın tiyatrosu (Çıkmaz Sokak) doğru eşleştirilmiştir.
Topluluğa ait gerçek eser-yazar ilişkilerini teyit ederek yanlış bilgiyi içeren seçeneği saptamak.
2
Körebe adlı eserin yazarını ve edebi dönemini sorgulamak.
Körebe adlı oyunun Fecr-i Âti sanatçısı Tahsin Nahit'e değil, Servet-i Fünun dönemi sanatçısı Cenap Şahabettin'e ait olduğunu tespit etmek.
Eserin asıl sahibini belirleyerek bilgi yanlışının hangi noktada yapıldığını netleştirmek.

Key Concept

Fecr-i Âti ve Servet-i Fünun dönemlerinin tiyatro yazarları ile eserlerinin ayırt edilmesi
Question 7Question

Bir araştırmacı, uyku öncesi uygulanan hafif germe egzersizlerinin bireylerin gece boyunca kaydettiği derin uyku süresi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla bir deney tasarlamıştır. Araştırmacı, benzer yaş grubundaki sağlıklı katılımcıları iki gruba ayırmış; ilk gruba uyku öncesi 15 dakika hafif germe egzersizi yaptırırken, ikinci gruba hiçbir uygulama yapmamıştır. Katılımcıların derin uyku süreleri laboratuvar ortamında polisomnografi yöntemiyle ölçülmüştür.

Bu araştırmanın değişkenlerine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Araştırmada etkisi incelenen neden konumundaki 'germe egzersizlerinin yapılması' bağımsız değişken, bundan etkilenen sonuç konumundaki 'derin uyku süresi' ise bağımlı değişkendir.

Answer

Araştırmada etkisi incelenen neden konumundaki 'germe egzersizlerinin yapılması' bağımsız değişken, bundan etkilenen sonuç konumundaki 'derin uyku süresi' ise bağımlı değişkendir.
Deneysel çalışmalarda araştırmacının doğrudan müdahale ettiği, etkisini gözlemlemek istediği neden konumundaki değişken bağımsız değişkendir; bu araştırmada bu durum 'germe egzersizlerinin yapılması'dır. Bağımsız değişkene bağlı olarak değişen ve ölçülen sonuç konumundaki değişken ise bağımlı değişkendir; bu araştırmada bu durum 'derin uyku süresi'dir. Dolayısıyla germe egzersizlerinin bağımsız değişken, derin uyku süresinin ise bağımlı değişken olarak tanımlandığı açıklama doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Araştırma senaryosundaki neden-sonuç ilişkisini tespit etmek.
Hafif germe egzersizlerinin neden (etki eden), derin uyku süresinin ise sonuç (etkilenen) olduğu belirlenmiştir.
Deneysel yöntemde bağımlı ve bağımsız değişkenleri ayırt etmenin ilk adımı, hangi faktörün diğerini etkilediğini bulmaktır.
2
Değişken türlerini tanımlamak.
Araştırmacının manipüle ettiği ve etkisi incelenen değişkenin bağımsız değişken; bu etkiden etkilenerek değişen ölçümün ise bağımlı değişken olduğu tanımlanmıştır.
Bağımsız değişken 'neden', bağımlı değişken ise 'sonuç' olarak işlev görür.
3
Seçenekleri analiz ederek doğru eşleştirmeyi bulmak.
Germe egzersizlerinin bağımsız değişken, derin uyku süresinin ise bağımlı değişken olduğunu doğru ifade eden seçeneğe ulaşılmıştır.
Diğer seçeneklerde bu iki değişkenin rolleri birbiriyle karıştırılmış veya kontrol değişkenleri yanlış sınıflandırılmıştır.

Key Concept

Deneysel Yöntemde Değişkenler (Bağımlı, Bağımsız ve Kontrol Değişkeni)
Estimated Time:2m 0s
Question 8Question

Bir mimar, üzerinde çalıştığı restorasyon projesinde eski bir konağın dar tavan arasına dikey bir merdiven yerleştirmek istemektedir. Çeşitli ölçümler yapıp farklı merdiven modellerini denemesine rağmen, tavan kapısı ile zemin arasındaki açıyı bir türlü tutturamamıştır. Bir süre işi bırakıp dinlenen mimar, konağın bahçesindeki eski bir ağacın dallarının birbirine geçiş biçimini izlerken zihninde konağın kirişleri ile merdiven basamakları arasındaki ilişkiyi aniden bütünsel olarak kurmuş ve aradığı çözüm yolunu bulmuştur.

Bu parçada anlatılan durum, aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisine örnek oluşturur?

Show answer & explanation

Answer: Kavrama yoluyla (içgörüsel) öğrenme

Answer

Kavrama yoluyla (içgörüsel) öğrenme
Kavrama yoluyla (içgörüsel) öğrenme; organizmanın karşılaştığı bir problem durumunda zihinsel olarak öğeler arası ilişkileri kurarak, problemi bütünsel olarak kavraması ve çözüme aniden ulaşmasıdır. Parçada mimarın fiziksel denemelerle çözemediği merdiven açısı problemini, dinlendiği sırada ağaç dallarının yapısını inceleyerek zihninde aniden ve bütünsel bir sentezle çözmesi bu öğrenme türüne doğrudan örnektir.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki problem durumunun ve mimarın bu duruma yönelik yaklaşımının belirlenmesi
Mimarın fiziksel denemelerle çözemediği bir dikey merdiven yerleştirme problemi olduğu ve denemelerden sonuç alamayınca işi bıraktığı saptanmıştır.
Problem çözme sürecinin hangi aşamalardan geçtiğini ve zihinsel bir kuluçka evresi olup olmadığını belirlemek için gereklidir.
2
Çözümün ortaya çıkış anının ve şeklinin incelenmesi
Mimarın doğadaki nesneleri gözlemlerken problemdeki unsurlar (kirişler ve basamaklar) arasındaki ilişkileri 'aniden' ve 'bütünsel' olarak kurduğu görülmüştür.
Öğrenmenin bilişsel yeniden yapılandırma sonucu aniden mi yoksa yavaş yavaş davranışsal pekiştirmelerle mi gerçekleştiğini ayırt etmek gerekir.
3
Elde edilen verilerin psikoloji literatüründeki kavramlarla karşılaştırılması
Zihinsel düzeyde öğelerin ilişkisini aniden fark ederek gerçekleştirilen bu çözümün, Wolfgang Köhler'in kavrama yoluyla (içgörüsel) öğrenme kuramına karşılık geldiği tespit edilmiştir.
Parçadaki davranış örüntüsünün doğru kuramsal kavramla eşleştirilmesini sağlar.

Key Concept

Kavrama Yoluyla (İçgörüsel) Öğrenme
Question 9Question

Diş hekimine gitmekten yoğun bir korku duyan ancak günlerdir devam eden şiddetli diş ağrısından da kurtulmak isteyen bir birey, kliniğe gitmek ile ağrıya katlanmak arasında ciddi bir kararsızlık yaşamaktadır. Bu durumun yarattığı içsel gerginlikle baş edemeyen birey, 'Zaten bu diş hekimlerinin tek derdi para kazanmak, hem ağrım da aslında o kadar abartılacak bir düzeyde değil.' diyerek randevusunu ertelemiştir.

Bu parçada sözü edilen bireyin yaşadığı çatışma türü ve bu durumla başa çıkmak için kullandığı savunma mekanizması aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kaçınma - kaçınma çatışması ve mantığa bürüme

Answer

Kaçınma - kaçınma çatışması ve mantığa bürüme
Birey, hem korktuğu diş hekimine gitmek hem de şiddetli diş ağrısı çekmek gibi her ikisi de olumsuz ve kaçınılmak istenen iki durum arasında kararsız kalmıştır. Bu durum psikolojide kaçınma-kaçınma çatışması olarak adlandırılır. Bireyin bu çatışmanın yarattığı kaygıyı azaltmak amacıyla diş hekimlerinin para odaklı olduğunu iddia etmesi ve ağrısının hafif olduğunu savunması ise kabul edilebilir mantıklı bahaneler bulma yani mantığa bürüme mekanizmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki çatışma durumunu analiz etmek
Birey için hem diş hekimine gitmek (korku nedeni) hem de diş ağrısına katlanmak olumsuz durumlardır. İki olumsuz durum arasında kalma durumu 'kaçınma-kaçınma' çatışmasıdır.
Çatışma türünün doğru tespit edilmesi için seçeneklerin birey üzerindeki olumlu/olumsuz algısını belirlemek gerekir.
2
Bireyin savunma mekanizmasını tespit etmek
Birey gitmeme kararını meşrulaştırmak için 'diş hekimlerinin para odaklı olması' ve 'ağrının az olması' gibi mantıksal kılıflar bulmuştur. Bu durum 'mantığa bürüme' mekanizmasıdır.
Bireyin kaygıyla başa çıkmak için geliştirdiği bilişsel stratejiyi belirlemek gerekir.
3
Tespit edilen kavramları birleştirmek ve eşleştirmek
Yaşanan durum 'kaçınma-kaçınma çatışması' ve kullanılan savunma mekanizması 'mantığa bürüme'dir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için iki kavramın bir arada doğru verildiği seçeneği bulmak gerekir.

Key Concept

Kaçınma-kaçınma çatışması ve mantığa bürüme savunma mekanizması ilişkisi
Question 10Question

Orta Çağ Avrupa'sında toplumsal yapı; soylular, din adamları, tüccarlar ve köylüler (serfler) gibi yasal sınırlarla ayrılmış tabakalardan (zümrelerden) oluşuyordu. Bu sistemde bir tabakadan diğerine geçiş, kralın vereceği bir ayrıcalık belgesi (soyluluk unvanı) veya evlilik gibi istisnai yollar dışında hukuken yasaklanmıştı. Geleneksel Hindistan'da uygulanan tabakalaşma sisteminde ise bireylerin içine doğdukları tabakalar (kastlar) dinsel inançlar ve katı geleneksel kurallarla belirlenmiş olup, tabakalar arası herhangi bir dikey geçişe kesinlikle izin verilmiyordu.

Bu iki toplumsal tabakalaşma yapısı ve hareketlilik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğru bir değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: Zümre sistemi yasal-hukuksal statülere dayalı yarı açık bir tabakalaşma modeli sunarak sınırlı bir dikey hareketliliğe izin verirken; kast sistemi dinsel-ritüel normlarla belirlenmiş kapalı bir tabakalaşma yapısına sahiptir.

Answer

Zümre sistemi yasal-hukuksal statülere dayalı yarı açık bir tabakalaşma modeli sunarak sınırlı bir dikey hareketliliğe izin verirken; kast sistemi dinsel-ritüel normlarla belirlenmiş kapalı bir tabakalaşma yapısına sahiptir.
Zümre sisteminin yarı açık, kast sisteminin ise kapalı bir tabakalaşma yapısı sergilediğini belirten seçenek doğrudur. Zümre sistemi, tabakalar arasında hukuki ve yasal yollarla çok sınırlı da olsa dikey geçişe olanak tanır. Kast sistemi ise dinsel ritüeller ve dogmalar nedeniyle dikey hareketliliğin tamamen yasak olduğu kapalı bir tabakalaşma tipidir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafta verilen tabakalaşma biçimlerinin (zümre ve kast) temel özelliklerini ve sınırlar arasındaki geçiş koşullarını analiz etme.
Orta Çağ zümre sisteminin yasal kurallarla sınırlandığı ancak evlilik veya unvan gibi istisnalarla geçişe açık (yarı açık) olduğu; kast sisteminin ise dinsel dogmalarla tamamen kapalı olduğu tespit edilir.
Sistemlerin yapısal geçirgenlik (hareketlilik) farklarını ortaya koymak.
2
Seçeneklerdeki değerlendirmeleri dikey ve yatay hareketlilik ile statü türleri açısından inceleme.
Zümre sistemindeki hareketliliğin yarı açık, kast sistemindekinin ise tamamen kapalı olduğunu ifade eden değerlendirmenin doğruluğu teyit edilirken, çeldiricilerdeki kavramsal hatalar belirlenir.
Doğru sosyolojik yargıyı bulmak ve hatalı tanımlamaları elemek.

Key Concept

Toplumsal Tabakalaşma Tipleri ve Toplumsal Hareketlilik İlişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 11Question

Orta Çağ Avrupası'nda uzun süre varlığını koruyan feodalizm (derebeylik) ile Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun siyasi yapıları karşılaştırıldığında;

I. Bizans'ta hükümdarın gücünü dine dayandıran (teokratik/otokratik) bir meşruiyet anlayışı hâkimken, feodalitede egemenliğin vassal-süzeren arasındaki karşılıklı sadakat sözleşmelerine dayanması,
II. Feodalitede siyasi gücün ve yetkinin yerel hanedanlar (senyörler) arasında bölünmüş olmasına karşılık, Bizans'ta gücün tek merkezde toplandığı mutlakiyetçi bir yapının korunması,
III. Her iki yönetim şeklinde de yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin halk temsilcilerinden oluşan meclislerin denetimine bırakılmış olması

durumlarından hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Bizans'ta meşruiyetin ilahi güce dayandığı, feodalitede ise vassal-süzeren arasındaki sözleşmelere dayandığı yönündeki birinci öncül ile feodalitede siyasi gücün bölünmüş olmasına karşın Bizans'ta merkeziyetçiliğin korunduğu yönündeki ikinci öncül doğrudur.
Bizans İmparatorluğu'nda gücün kaynağı Tanrı'ya dayandırılıp otokratik bir düzen sürdürülürken, feodalitede siyasi ilişkiler vassal ve süzeren arasındaki feodal sözleşmeler temelinde yürütülür. Ayrıca feodalitede siyasi güç senyörler arasında dağılmışken, Bizans merkeziyetçi yapısını korumuştur. Bu doğrultuda birinci ve ikinci öncüller doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Yönetimlerin meşruiyet temellerini karşılaştırmak
Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nda imparator, Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi kabul edilerek teokratik ve otokratik bir meşruiyet kazanmıştır. Feodalitede ise lord (süzeren) ve vassal arasındaki ilişki, karşılıklı sadakat sözleşmelerine dayanır. Bu nedenle birinci öncül doğrudur.
Devletlerin meşruiyet kaynaklarının doğruluğunu belirlemek.
2
Merkeziyetçilik ve güç paylaşımı durumlarını analiz etmek
Feodalitede siyasi otorite parçalanmış olup, yerel senyörler kendi topraklarında yarı bağımsız hareket eder. Doğu Roma'da ise yetki tamamen imparatorda toplanmıştır ve güçlü bir merkezi bürokrasi vardır. Bu nedenle ikinci öncül doğrudur.
Siyasi gücün dağılım karakterini karşılaştırmak.
3
Yönetimlerin denetim mekanizmalarını değerlendirmek
Orta Çağ'da ne Bizans'ta ne de feodal Avrupa'da yasama, yürütme ve yargıyı denetleyen, halkın seçtiği meclisler bulunmamaktadır. Bu durum modern demokratik devletlerin bir özelliğidir ve Orta Çağ için anakronizmdir. Bu nedenle üçüncü öncül yanlıştır.
Demokratik denetim iddialarının tarihsel doğruluğunu test etmek.

Key Concept

Orta Çağ'da feodalizm ve Bizans İmparatorluğu'nun siyasi yapıları, otorite paylaşımı ve meşruiyet kaynakları bakımından karşılaştırılması.
Question 12Question

David Hume, zihindeki tüm içeriklerin izlenimler ve fikirlerden oluştuğunu savunur. Ona göre, bir bilardo topunun diğerine çarpıp onu hareket ettirdiğini gördüğümüzde, duyularımız bize sadece iki olayın ardışıklığını (önce ilk topun hareket ettiğini, ardından ikinci topun hareket ettiğini) sunar; fakat bu iki olay arasında gözle görünür veya denetlenebilir zorunlu bir bağ (nedensellik) sunmaz. Nedensellik düşüncesi, benzer olayların ardı ardına gerçekleşmesini tekrar tekrar gözlemlememizden kaynaklanan zihinsel bir alışkanlıktan ibarettir. Buna göre Hume'un nedensellik ilkesine yönelik bu eleştirisinden aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Dış dünyadaki olaylar arasında gözlemlediğimiz nedensellik bağı, nesnel bir zorunluluktan değil, zihinsel çağrışım ve alışkanlıklardan kaynaklanır.

Answer

Dış dünyadaki olaylar arasında gözlemlediğimiz nedensellik bağı, nesnel bir zorunluluktan değil, zihinsel çağrışım ve alışkanlıklardan kaynaklanır.
Nedensellik bağının dış dünyada gözlemlenen nesnel bir zorunluluk olmadığını, sadece olayların peş peşe gelmesinden kaynaklanan zihinsel bir alışkanlık olduğunu belirten seçenek doğrudur. Çünkü Hume paragrafta iki olay arasında doğrudan duyusal veya mantıksal bir zorunlu bağ bulamadığımızı, sadece ardışıklık gözlemlediğimizi açıkça belirtmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın analiz edilmesi
Hume'un nedensellik kavramını doğrudan duyusal bir izlenim olarak değil, olayların ardışık olarak tekrar etmesinin zihinde yarattığı bir alışkanlık olarak gördüğü tespit edilir.
Hume'un bilgi felsefesindeki temel iddiasını belirlemek.
2
Seçeneklerdeki akımların ve kavramların ayrıştırılması
Rasyonalist doğuştancılık, Kant'ın a priori kategorileri ve rasyonalist tümdengelim fikirleri elenir.
Hume'un saf empirist ve kuşkucu pozisyonunu korumak.
3
Doğru yargının belirlenmesi
Nedensellik bağının zihinsel çağrışım ve alışkanlıktan ibaret olduğunu belirten yargının paragraftaki açıklamaya tam olarak uyduğu görülür.
Çıkarımın metne uygunluğunu doğrulamak.

Key Concept

David Hume'un Nedensellik Eleştirisi ve Empirizm
Question 13Question

Malazgirt Savaşı'nın ardından Anadolu'da kurulan Danişmentliler, Saltuklular ve Mengücekliler gibi ilk dönem Türk beylikleri; fethettikleri bölgelere Türkçe isimler vermiş, buralarda cami, medrese, darüşşifa ve kervansaraylar inşa etmiş, aynı zamanda Bizans ve Gürcü saldırılarına karşı mücadele etmişlerdir.

Bu bilgilere dayanarak, Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu'da başlayan süreçle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'daki askerî varlığının ve taarruz gücünün tamamen ortadan kalkt��ğına

Answer

Bizans İmparatorluğu'nun Anadolu'daki askerî varlığının ve taarruz gücünün tamamen ortadan kalktığına dair yargıya ulaşılamaz.
Parçada ilk beyliklerin Bizans ve Gürcü saldırılarına karşı mücadele ettiği açıkça belirtilmektedir. Bu durum, Bizans'ın askerî varlığının ve taarruz gücünün henüz tamamen ortadan kalkmadığını gösterir. Ayrıca Bizans'ın taarruz gücünün tamamen kırılması 1176 Miryokefalon Savaşı ile gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Bizans'ın askerî varlığının ve taarruz gücünün tamamen ortadan kalktığı yargısına ulaşılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki bilgileri analiz etmek.
Danişmentliler, Saltuklular ve Mengücekliler gibi farklı beyliklerin kurulduğu, Türkçe isimler verildiği, kalıcı yapılar inşa edildiği ve Bizans ile Gürcü saldırılarına karşı mücadele edildiği tespit edilir.
Soruda verilen öncüllerin seçeneklerle karşılaştırılabilmesi için metnin doğru çözümlenmesi gerekir.
2
Seçenekleri paragraftaki verilerle eşleştirmek.
Bayındırlık (mimari yapılar), çoklu siyasi yapı (farklı beylikler), Türkleşme-İslamlaşma (Türkçe isimler ve cami/medreseler) ve kalıcı egemenlik amacı (imar faaliyetleri) yargılarına ulaşılır. Ancak Bizans saldırılarının devam etmesi, Bizans gücünün tamamen yok olmadığını gösterir.
Doğru seçeneğe ulaşmak için ulaşılamayacak olan tarihsel yargıyı belirlemek gerekir.
3
Tarihsel bilgileri kontrol ederek savaşı ve sonuçlarını teyit etmek.
Bizans'ın Anadolu'daki taarruz gücünün tamamen kırılması ve Anadolu'nun kesin olarak Türk yurdu olması 1071 Malazgirt Savaşı ile değil, 1176 Miryokefalon Savaşı ile gerçekleşmiştir.
Malazgirt Savaşı ile Miryokefalon Savaşı'nın tarihsel sonuçlarının karıştırılmasını önlemek amacıyla bu bilgi teyit edilmelidir.

Key Concept

Malazgirt Savaşı ve İlk Türk Beyliklerinin Anadolu'nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecindeki rolleri ile Bizans ile ilişkiler
Question 14Question

İlk Çağ medeniyetlerinde kanunların meşruiyet kaynakları, cezalandırma yöntemleri ve medeni hukuk alanındaki düzenlemeleri toplumsal yapılara göre farklılık göstermiştir.

Buna göre;
- Hükümdarın adalet yetkisini güneş tanrısı Şamaş'tan aldığını belirterek teokratik meşruiyeti vurgulayan ve cezalandırmada kısas (göze göz, dişe diş) ilkesini esas alan kanunlar,
- Ölüm ve işkence cezaları yerine genellikle tazminat (maddi bedel) ödeme usulünü benimseyen ve kadın haklarını koruyan ilk aile hukuku düzenlemelerine sahip kanunlar,

aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları

Answer

Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları
Sorudaki ilk açıklamada belirtilen kısas ilkesi ve güneş tanrısı Şamaş'tan meşruiyet alma özelliği Hammurabi Kanunları'na aittir. İkinci açıklamada belirtilen tazminat esası ve medeni/aile hukuku düzenlemeleri ise Hitit Kanunları'nın en belirgin özellikleridir. Bu nedenle doğru sıralama Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Öncüldeki ilk açıklamayı analiz etmek.
Güneş tanrısı Şamaş'tan alınan yetki ve kısas esası Babil Kralı Hammurabi'nin kanunlarına (Hammurabi Kanunları) aittir.
Hammurabi Kanunları'nın teokratik meşruiyetini ve cezalandırma yöntemini belirlemek için.
2
Öncüldeki ikinci açıklamayı analiz etmek.
Tazminat ve fidye usulünü benimseyen, medeni hukuk (aile hukuku) alanında gelişmiş düzenlemeler içeren kanunlar Hitit Kanunları'dır.
Hitit hukukunun insancıl ve medeni niteliğini belirlemek için.
3
Bulguları birleştirmek.
Doğru sıralama Hammurabi Kanunları - Hitit Kanunları şeklindedir.
Soruda istenen sırayı bulmak için.

Key Concept

İlk Çağ Kanunlarının Karşılaştırmalı Özellikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 15Question

Sanayileşme, kentleşme ve göç gibi makro toplumsal değişme dinamikleri, aile kurumunun hem yapısal hem de işlevsel bir dönüşüm geçirmesine neden olmuştur. Geleneksel geniş aile yapısında üretim, eğitim, sağlık, din ve yaşlıların bakımı gibi işlevler doğrudan aile bünyesinde gerçekleştirilirken; modern çekirdek ailede bu işlevlerin önemli bir kısmı uzmanlaşmış dış kurumlara (okullar, hastaneler, kreşler vb.) devredilmiştir. Bununla birlikte, modern çekirdek aile tamamen işlevsizleşmemiş; aksine üye sayısının azalması ve dışsal yükümlülüklerin hafiflemesiyle birlikte bireyin sevgi, şefkat, psikolojik doyum ve temel sosyalleşme ihtiyaçlarının karşılanması gibi çekirdek alanlarda daha da uzmanlaşmış bir yapıya bürünmüştür.

Bu parçada ele alınan dönüşüm dikkate alındığında, modern toplumlardaki çekirdek aile yapısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal değişime paralel olarak yapısal daralmaya u��ramış ancak üye ilişkilerinde duygusal ve psikolojik destek işlevlerini pekiştirmiştir.

Answer

Toplumsal değişime paralel olarak yapısal daralmaya uğramış ancak üye ilişkilerinde duygusal ve psikolojik destek işlevlerini pekiştirmiştir.
Doğru cevap, toplumsal değişime paralel olarak ailenin yapısal daralmaya uğradığını ancak duygusal ve psikolojik destek işlevlerini pekiştirdiğini belirten seçenektir. Parçada, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte ailenin bazı işlevlerinin dış kurumlara devredildiği, ancak sevgi, şefkat, psikolojik doyum gibi temel sosyalleşme ihtiyaçlarının karşılanmasında ailenin daha uzmanlaşmış bir rol üstlendiği açıkça belirtilmektedir. Bu durum, ailenin yapısal olarak küçülürken duygusal ve ilişkisel boyutunun güçlendiğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Parçayı okuyup temel savı belirleme
Sanayileşme ve kentleşmenin aile işlevlerini dış kurumlara devretmesine yol açtığı ancak ailenin duygusal ve psikolojik işlevlerde uzmanlaştığı belirlenmiştir.
Metnin ana fikrini anlamak soruyu çözmenin ilk adımıdır.
2
Seçenekleri analiz etme
Modern çekirdek ailenin yapısal olarak küçüldüğünü (daraldığını) ancak duygusal işlevlerini pekiştirdiğini belirten ifadenin metinle tam olarak örtüştüğü görülmüştür.
Metinde geçen 'sevgi, şefkat, psikolojik doyum' vurgusu ailenin duygusal alandaki uzmanlaşmasını doğrulamaktadır.
3
Çeldiricileri eleme
Üretim birimi olma işlevinin yitirilmesiyle ailenin tamamen önemini kaybetmediği, işlevsizleşmediği ve dayanışma ağlarını tamamen koparmadığı görülerek diğer seçenekler elenmiştir.
Seçeneklerdeki aşırı genellemeler ve yanlış aile tanımları elenerek doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

Toplumsal değişme sürecinde aile kurumunun işlevsel ve yapısal dönüşümü
Question 16Question

John Locke'a göre, doğa durumunda insanlar barışçıl ve özgür olsalar da, haklarının ihlal edilmesi durumunda başvuracakları tarafsız bir yargıcın bulunmaması, toplumu bir güvensizlik sarmalına sürükleyebilir. Bu belirsizliği aşmak için insanlar, cezalandırma haklarını kendi rızalarıyla kamusal bir otoriteye devrederler. Ancak bu devir, egemenliğin koşulsuz ve sınırsız bir teslimiyeti değildir; aksine, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması şartına bağlı bir 'emanet' ilişkisidir. Eğer siyasi otorite bu emanete ihanet eder ve mülkiyet ya da özgürlük haklarını gasbederse, meşruiyetini kaybeder. Bu durumda toplumun, sözleşmeyi ihlal eden iktidara karşı direnme ve yeni bir düzen kurma hakkı doğar.

Bu parçadaki görüşlerden hareketle John Locke’un siyaset anlayışına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi iktidarın meşruiyeti, bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlıdır.

Answer

Siyasi iktidarın meşruiyeti, bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlıdır.
Parçada Locke'un toplumsal sözleşme kuramı açıklanmaktadır. Locke'a göre siyasi otorite, bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla kurulmuş bir 'emanet' niteliğindedir. Otorite bu hakları ihlal ettiğinde meşruiyetini kaybeder ve direnme hakkı doğar. Bu durum, iktidarın meşruiyetinin bireysel hakların korunması şartıyla sınırlandırıldığını gösterir. Dolayısıyla, siyasi iktidarın meşruiyetinin bireylerin devredilemez haklarını koruma görevini yerine getirmesiyle sınırlı olduğu yargısı doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel iddiayı ve anahtar kavramları belirleyin.
John Locke'un toplum sözleşmesi teorisi, doğa durumu, hakların korunması, meşruiyet ve direnme hakkı vurgulanmaktadır.
Sorunun odağını ve filozofun siyaset felsefesindeki temel konumunu saptamak için bu analiz gereklidir.
2
Devletin kuruluş amacını ve iktidarın sınırlarını inceleyin.
Devletin, bireylerin haklarını (mülkiyet, özgürlük vb.) korumak üzere 'emanet' olarak kurulduğu ve mutlak bir teslimiyet olmadığı görülür.
İktidarın meşruiyet sınırlarının neye dayandığını belirlemek için bu adım önemlidir.
3
Meşruiyetin kaybolma koşulunu ve bunun doğurduğu sonucu analiz edin.
Eğer siyasi iktidar hakları korumaz veya ihlal ederse meşruiyetini yitirir ve halkın direnme hakkı doğar.
Locke'un sınırlı devlet ve liberalizm anlayışını sentezlemek için bu çıkarım yapılmalıdır.
4
Seçenekleri analiz ederek doğru yargıya ulaşın.
Doğru yanıt olan yargı, iktidarın meşruiyetinin bireysel hakların korunmasıyla sınırlı olduğunu belirtmektedir.
Paragraftaki 'emanet ilişkisi' ve 'direnme hakkı' vurgusu doğrudan bu sonuca ulaştırmaktadır.

Key Concept

John Locke'un toplum sözleşmesi kuramı çerçevesinde siyasi meşruiyetin kaynağı ve sınırları
Question 17Question

Bir kütüphanede hararetli bir şekilde sınava hazırlanan Aylin, yan masada oturan kişinin yüksek sesle telefonla konuşmasından oldukça rahatsız olur. Aylin, bu gürültüden kurtulmak için gürültü engelleyici kulaklığını takar ve böylece sessiz bir ortamda çalışmaya devam eder (I. Durum). Ancak kulaklık takılıyken arkasından aniden yaklaşan kütüphane görevlisinin omzuna dokunmasıyla çok büyük bir irkilme ve korku yaşar. Bu olaydan sonra Aylin, kütüphanede ne zaman arkasından birinin yaklaştığını hissetse içi ürpermeye ve kalp atışları hızlanmaya başlar (II. Durum).

Buna göre Aylin'in I ve II. durumlarda sergilediği davranışların ortaya çıkışını sağlayan öğrenme süreçleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Olumsuz pekiştirme - Klasik koşullanma

Answer

Olumsuz pekiştirme - Klasik koşullanma
Birinci durumda, Aylin'in kulaklık takarak rahatsız edici gürültüyü ortamdan uzaklaştırması, davranışı sürdüren bir olumsuz pekiştirme örneğidir. İkinci durumda ise, nötr bir uyarıcının (arkadan yaklaşan kişi hissi) ürperti ve kalp atışının hızlanması gibi otonom bir tepkiyle eşleşmesi klasik koşullanma sürecidir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci durumdaki öğrenme türünü belirlemek amacıyla davranış ve uyarıcı ilişkisini analiz etmek
Aylin'in kulaklık takma eylemi sonucu ortamdaki gürültü (hoşa gitmeyen uyarıcı) ortadan kalkmıştır.
Hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılması yoluyla davranışın yapılma olasılığının artması olumsuz pekiştirmedir.
2
İkinci durumdaki öğrenme türünü belirlemek amacıyla tepkinin doğasını analiz etmek
Arkadan yaklaşan birini hissetmek gibi normalde nötr olan bir uyarıcı, korku yaratan dokunma uyarıcısıyla eşleşerek otonom bir korku/ürperti tepkisine yol açmıştır.
Otonom ve refleksif tepkilerin nötr bir uyarıcıya karşı gösterilmeye başlanması klasik koşullanmadır.
3
Belirlenen iki süreci birleştirerek doğru seçeneği tespit etmek
Sırasıyla olumsuz pekiştirme ve klasik koşullanma süreçleri bir araya getirilir.
Durumların her birinin psikoloji literatüründeki doğru karşılıkları sırasıyla bu kavramlardır.

Key Concept

Olumsuz pekiştirme ile klasik koşullanmanın ayırt edilmesi
Estimated Time:2m 0s
Question 18Question

Üniversite son sınıf öğrencisi olan Berk, aynı zamanda profesyonel bir basketbol takımında oyun kurucu olarak oynamaktadır. Berk'in basketbol antrenmanlarındaki disiplinli ve planlı çalışmaları, derslerindeki çalışma düzenine olumlu yansımış ve sınavlarında da yüksek başarı göstermesini sağlamıştır. Diğer taraftan, takımının şehir dışındaki deplasman maçlarının üniversitedeki vize sınav haftasıyla çakışması üzerine antrenörü ile öğretim üyelerinin beklentileri arasında sıkışmış ve ne yapacağını bilemez duruma gelmiştir.

Bu parçada Berk'in yaşadığı durumlar sırasıyla aşağıdaki sosyolojik kavramlardan hangileriyle açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Rol pekişmesi - Rol çatışması

Answer

Rol pekişmesi - Rol çatışması
Doğru cevap 'Rol pekişmesi - Rol çatışması' ifadesidir. Çünkü parçada Berk'in basketbol antrenmanlarındaki disiplininin derslerindeki düzenine olumlu etki etmesi, bir toplumsal rolün diğerini kolaylaştırması olan 'rol pekişmesi' kavramına örnektir. Sınav haftası ile deplasman maçlarının çakışması ve Berk'in antrenör ile öğretmen beklentileri arasında kalması ise rollerin birbiriyle çelişmesi durumu olan 'rol çatışması' ile açıklanır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki ilk durumu analiz etme.
Berk'in basketbol antrenmanlarındaki disiplininin derslerine olumlu yansıması, bir rolün (sporculuk) diğer rolü (öğrencilik) kolaylaştırdığını gösterir. Bu durum sosyolojide 'rol pekişmesi' olarak tanımlanır.
Bireyin sahip olduğu rollerden birinin diğerini yapmasını kolaylaştırması durumunu belirlemek amacıyla.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etme.
Berk'in vize sınavları ile deplasman maçlarının çakışması nedeniyle antrenörü ile hocaları arasında sıkışıp kalması, iki farklı statüsünün (öğrenci ve sporcu) gerektirdiği rollerin çakışmasıdır. Bu durum ise 'rol çatışması' olarak adlandırılır.
Bireyin üstlendiği farklı rollerin beklentilerinin birbiriyle çelişmesi durumunu belirlemek amacıyla.

Key Concept

Toplumsal rol süreçlerinden rol pekişmesi ve rol çatışması arasındaki farklar.
Question 19Question

Yeni Lisan Hareketi, Türk edebiyatında dilde sadeleşmeyi savunurken tasfiyeci (yabancı kelimelerin tamamını dilden atma) bir yol izlememiş, halkın konuşma diline yerleşmiş kelimeleri 'Türkçeleşmiş' saymıştır. Hareketin temsilcileri, dildeki yapaylığı önlemek için yazı dili ile konuşma dilini birleştirmeyi ve belli kurallar çerçevesinde milli bir edebiyat dili kurmayı hedeflemişlerdir.

Buna göre, Yeni Lisan Hareketi'nin dil anlayışını benimseyen bir sanatçının aşağıdaki görüşlerden hangisini savunması beklenemez?

Show answer & explanation

Answer: Türk yazı dilini zenginleştirmek ve milli köklere dönmek amacıyla Göktürk, Çağatay veya Kıpçak gibi tarihi ve bölgesel Türk lehçelerinden kelimeler aktarmalıyız.

Answer

Türk yazı dilini zenginleştirmek ve milli köklere dönmek amacıyla Göktürk, Çağatay veya Kıpçak gibi tarihi ve bölgesel Türk lehçelerinden kelimeler aktarmalıyız.
Yeni Lisan Hareketi'nin en temel ve ayırt edici ilkelerinden biri de 'diğer Türk lehçelerinden kelime alınmaması' kuralıdır. Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem gibi kurucular, yazı diline başka Türk lehçelerinden (Çağatayca, Uygurca vb.) kelime taşımanın dili yapaylaştıracağını savunmuşlardır. Bu nedenle, tarihi lehçelerden kelime aktarmayı savunan görüş, Yeni Lisan'ın anlayışıyla çelişir ve bu sanatçılardan beklenemez.

Step-by-Step Solution

1
Yeni Lisan Hareketi'nin temel dil ilkelerini ve kurallarını gözden geçirmek.
Yeni Lisan Hareketi; Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarının atılmasını, İstanbul Türkçesinin esas alınmasını, yabancı tamlama ve çoğulların kullanılmamasını, Türkçeleşmiş kelimelerin korunmasını ve diğer Türk lehçelerinden kelime alınmamasını savunur.
Seçeneklerdeki ifadelerin Yeni Lisan kurallarıyla uyumunu denetleyebilmek.
2
Seçeneklerde verilen ifadeleri Yeni Lisan ilkeleriyle karşılaştırmak.
Yazı dilinde İstanbul Türkçesinin esas alınması, Türkçeleşmiş kelimelerin korunması, Arapça-Farsça dil bilgisi kurallarının ve yabancı çoğul şekillerinin terk edilmesi ilkeleri hareketin kurallarıdır. Ancak diğer Türk lehçelerinden kelime aktarılması fikri harekete tamamen aykırıdır; çünkü Yeni Lisan, yaşayan ortak halk dilini savunur ve yapay kelime aktarımlarına karşı çıkar.
Hangi seçeneğin Yeni Lisan ilkeleriyle çeliştiğini tespit etmek.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Tarihi veya bölgesel Türk lehçelerinden kelime aktarılmasını savunan görüşün Yeni Lisan Hareketi'nin dil anlayışıyla çeliştiği belirlenir.
Soruda beklenemeyecek olan görüşü sormaktadır.

Key Concept

Yeni Lisan Hareketi'nin Dil İlkeleri ve Kuralları
Question 20Question

Gece geç saatte yalnız yürürken arkasından gelen ayak seslerini duyup endişelenen bir kişinin, yerdeki kuru bir yaprağın rüzgarda sürüklenirken çıkardığı sesi birinin kendisini takip etme sesi olarak algılaması ile şizofreni teşhisi konmuş bir hastanın, kimsenin bulunmadığı sessiz bir odada kendisine birilerinin hakaret ettiğini duyması psikolojideki algı yanılmaları bağlamında ele alınır.

Buna göre, bu iki durumun karşılaştırılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İlk durum dışarıdan gelen gerçek bir uyarıcının bireysel etkenlerle yanlış yorumlanmasıyla oluşan psikolojik bir illüzyonken, ikinci durum herhangi bir dış uyarıcı olmadan zihnin ürettiği bir halüsinasyondur.

Answer

İlk durumun dışarıdan gelen gerçek bir uyarıcının bireysel etkenlerle yanlış yorumlanmasıyla oluşan psikolojik bir illüzyon, ikinci durumun ise herhangi bir dış uyarıcı olmadan zihnin ürettiği bir halüsinasyon olduğunu belirten ifade doğru cevaptır.
İlk durumun (yerdeki kuru yaprağın rüzgarda sürüklenirken çıkardığı sesin takip edilme sesi olarak algılanması) temelinde dış dünyada gerçek bir fiziksel uyarıcı vardır. Ancak kişinin korku ve endişe gibi psikolojik durumu nedeniyle bu uyarıcı yanlış anlamlandırılmıştır, yani psikolojik bir illüzyon gerçekleşmiştir. İkinci durumda ise (sessiz bir odada hakaret işitilmesi) dış dünyada hiçbir fiziksel uyarıcı (ses dalgası) olmamasına rağmen zihinsel olarak bir ses algılanmaktadır, bu durum ise bir halüsinasyondur. Dolayısıyla, ilk durumun gerçek bir uyarıcıya dayanan psikolojik bir illüzyon, ikinci durumun ise dış uyarıcı olmadan zihnin ürettiği bir halüsinasyon olduğunu belirten seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
İlk vakadaki durumun duyusal ve algısal bileşenlerini çözümlemek.
Yerdeki kuru yaprağın rüzgarda sürüklenirken çıkardığı ses gerçek bir dış uyarıcıdır (duyum). Bireyin korku/beklenti gibi psikolojik durumu nedeniyle bu sesi kendisini takip eden birinin ayak sesi olarak yorumlaması ise psikolojik illüzyondur.
Dışsal bir uyarıcının varlığı ve bunun öznel faktörlerle yanlış yorumlanması, illüzyonun (özellikle psikolojik illüzyonun) temel şartıdır.
2
İkinci vakadaki durumun duyusal ve algısal bileşenlerini çözümlemek.
Sessiz bir odada, dışarıdan gelen hiçbir ses dalgası (uyarıcı) yokken bireyin kendisine hakaret edildiğini duyması halüsinasyondur.
Dış dünyada bir uyarıcı yokken varmış gibi algılanması durumu halüsinasyon (sanrı) olarak tanımlanır.
3
Elde edilen analizleri karşılaştırarak doğru seçeneğe ulaşmak.
İlk vakadaki durumun psikolojik bir illüzyon, ikinci vakadaki durumun ise bir halüsinasyon olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Seçenekler arasında bu doğru karşılaştırmayı içeren yargı aranır.

Key Concept

İllüzyon ve halüsinasyon arasındaki temel farklar
Estimated Time:1m 30s
Page 1 / 244Next