İslam kelamında imanın mahiyeti ele alınırken kişinin iç dünyasındaki inancı ile bu inancı dış dünyaya beyan etmesi arasında bir ayrım yapılır. Bir kimsenin toplumsal hayatta Müslüman olarak kabul edilmesi, evlilik ve miras gibi dini-hukuki haklardan yararlanabilmesi için inancını diliyle ifade etmesi (ikrar) gerekir. Ancak ahiretteki kurtuluş ve Allah katındaki gerçek mümin sıfatı, kalbin bu inancı samimiyetle onaylamasına (tasdik) bağlıdır. Nitekim hayati bir tehlikeyle karşı karşıya kalan bir kişinin, kalbi imanla dolu olduğu hâlde canını kurtarmak amacıyla diliyle inancını inkâr etmesi, onun imanına zarar vermez.
Buna göre, imanın tasdik ve ikrarla ilişkisi bağlamında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- ADil ile ikrar, kişinin Allah katında kesin olarak mümin kabul edilmesinin yegâne ve en üstün şartıdır.
- Kalpteki tasdik imanın özünü oluştururken, dil ile ikrar bu inancın dünyevi ve hukuki alanda geçerlilik kazanmasını sağlar.Answer
- CHayati tehlike altında inancını diliyle inkâr etmek zorunda kalan bir kişinin imanı, kalpteki onayına bakılmaksızın geçersiz sayılır.
- DToplumsal ve hukuki haklardan yararlanabilmek için kalpteki tasdikten ziyade taklidi imanın varlığı her durumda yeterli kabul edilir.
- EKişinin inancını diliyle ikrar etmesi, onun rüya veya ilham yoluyla elde ettiği sübjektif bilgileri kesin dini delil kabul ettiğini gösterir.
Answer
Kalpteki tasdik imanın özünü oluştururken, dil ile ikrar bu inancın dünyevi ve hukuki alanda geçerlilik kazanmasını sağlar.
Kalpteki tasdik imanın özünü oluştururken, dil ile ikrar bu inancın dünyevi ve hukuki alanda geçerlilik kazanmasını sağlar ifadesi doğrudur. Çünkü parçada imanın Allah katındaki geçerliliğinin kalbin onayına (tasdik) bağlı olduğu, dünyadaki evlilik, miras gibi işlemler için ise dilin beyanının (ikrar) gerektiği vurgulanmıştır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İman, Tasdik ve İkrar İlişkisi