Felsefe tarihi boyunca filozoflar, dış dünyadaki çokluğu tek bir ortak ilkeye indirgeme ya da bu çokluğu birden fazla kurucu unsurla açıklama arasında gidip gelmişlerdir. Örneğin Thales, her şeyin kökeninde 'su' olduğunu öne sürerek varlığın niceliği bakımından monist (tekçi) bir tavır sergilemiştir. Descartes, ruh ve beden gibi birbirine indirgenemeyen iki ayrı tözün varlığını savunarak düalist (ikici) bir model kurmuştur. Empedokles ise doğayı oluşturan kurucu unsurları toprak, hava, ateş ve su olmak üzere dört öğeye çıkartarak plüralist (çokçu) bir yaklaşımla varlığı açıklamaya çalışmıştır. Bu filozofların temel çabası, var olanların çeşitliliğini niceliksel bir temel üzerine oturtmaktır. Buna göre, filozofların varlığın niceliğine (sayısına) yönelik yaklaşımlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- ABilimsel ontolojinin nesnel tözleri açıklama biçimi ile felsefi ontolojinin kurgusal töz kabulleri, niceliksel açıdan tamamen uzlaşmaz bir yapı sergiler.
- BMonizm ve düalizm sadece düşünsel (idealist) tözlerin varlığını kabul ederken, plüralizm yalnızca maddi unsurların varlığını onaylar.
- Evrendeki çeşitliliği ve oluşu açıklama çabası, tözün sayısal olarak kaç tane kabul edildiğine bağlı olarak farklı ontolojik modellerin doğmasını sağlamıştır.Answer
- DVarlığı tek bir töze indirgeyen monist görüş doğrudan varlığın nesnel gerçekliğini reddederken, plüralist görüş realizmin temellerini atar.
- EVarlığın iki temel tözden oluştuğunu iddia eden düalizm, dış dünyadaki nesnelerin yokluğunu temellendirirken; monizm, varlığın nihai olarak hiçlikten ibaret oldu��unu kanıtlamaya çalışır.