All practice questions
6755 questions
17. yüzyılın başlarında teleskobun gökyüzü gözlemlerinde ilk kez kullanılmasıyla astronomi, sadece çıplak gözle yapılan sınırlı gözlemlerden kurtulmuş ve sistematik bir veri bilimine dönüşmüştür.
Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'olasılık' anlamı vardır?
Sanatsal yaratım süreci, sanatçının yalnızca dış dünyadan edindiği izlenimleri yansıtmasıyla sınırlı bir etkinlik değildir. Aksine bu süreç, sanatçının kendi iç dünyasındaki duygu ve düşünce katmanlar��nı, toplumsal gerçeklikle harmanlayarak yeniden inşa etmesini içerir. Bir ressam tuvale fırça vururken ya da bir yazar kelimeleri yan yana getirirken, aslında içinde yaşadığı dönemin kültürel kodlarını ve kendi bireysel estetik anlayışını ortak bir potada eritir. Dolayısıyla her sanat eseri, üretildiği dönemin zihniyetini taşırken aynı zamanda yaratıcısının kişisel dünyasından da derin izler barındırır. Bu durum, sanat eserinin tek bir boyuta indirgenemeyeceğini, çok yönlü bir varoluşsal süreci temsil ettiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki cümlelerde yer alan ad aktarmalarını (mecazımürselleri), bu aktarmayı kuran anlam ilişkileriyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Çeviri, uzun süre bir dildeki metnin başka bir dile mekanik olarak aktarılması, adeta bir kopyalama işlemi olarak görülmüştür. Oysa ��ağdaş yazın biliminde çevirmen, yalnızca kelimelerin karşılığını bulan bir teknisyen değil; iki farklı kültür, tarih ve zihniyet arasında köprü kuran aktif bir yeniden üreticidir. Çeviri sürecinde kaynak metin, erek dilin kültürel kodlarıyla yeniden biçimlenirken kaçınılmaz olarak değişime uğrar. Bu durum, çeviriyi bir sadakat veya ihanet ikileminden çıkarıp onu özgün bir kültürel temsil ve dönüştürme eylemine dönüştürür. Dolayısıyla bir çeviri eser, kaynak metne bağımlı bir gölge olmanın ötesinde, kendi dilsel ve kültürel bağlamında yeni bir kimlik kazanan bağımsız bir varlıktır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
Filokartinin, yani kartpostal koleksiyonculuğunun, yalnızca bireysel bir hobi olmanın ötesinde toplumsal belleğin inşasında sessiz birer tanık vazifesi gördüğü yadsınamaz. Bir dönemin mimarisini, giyim kuşamını, gündelik alışkanlıklarını ve hatta siyasi atmosferini dar bir çerçeveye sığdıran bu görsel vesikalar, tarihin resmî anlatılarının boşluklarını doldurur. Mektupların aksine, üzerlerindeki pullar, posta damgaları ve arkalarına aceleyle iliştirilmiş kısa notlarla kartpostallar; gönderici ile alıcı arasındaki mahremiyeti kamusal alana taşır. Bu yönüyle filokartin, geçmişin sıradan insanının yaşam ritmini ve dönemin zihniyet dünyasını en yalın hâliyle bugüne ulaştırır. Dolayısıyla kartpostallar, statik birer arşiv belgesi olmaktan çıkarak geçmişle bugün arasında sürekli güncellenen dinamik bir köprü kurar.
Bu parçadan filokartin (kartpostal koleksiyonculuğu) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki anlam özellikleriyle (gerçek anlam, yan anlam, mecaz anlam) doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) Sanatın insan ruhunu iyileştirici gücünü ele alan bu yapıt, resim ile edebiyatın kesişim noktasında duran disiplinler arası bir çalışmadır. (II) Yazar, bu kitabında diğer incelemelerine kıyasla daha yalın ve akıcı bir dil tercih ederek geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemiştir. (III) Eserde yer alan bazı tabloların analizi yapılırken "Sanatçı bu resminde yalnızlık temasını işlemiştir." denilerek doğrudan bir aktarıma başvurulmuştur. (IV) Varsayalım ki bu kitapta incelenen eserlerin hiçbirini daha önce görmediniz; yine de yazarın betimlemeleri sayesinde zihninizde canlı bir galeri oluşacaktır. (V) Kitapta sunulan sanatsal perspektiften tam anlamıyla yararlanabilmek için okurların her bölümü kronolojik bir sırayla okuması uygun olacaktır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "donmak" sözcüğü mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
Aşağıdaki cümledeki koyu yazılmış sözcükte yapılan ad aktarmasının (mecazımürsel) hangi anlam ilişkisine dayandığını boşluğa yazınız.
Fill in the blanks below
Bu cümledeki ad aktarmasında ilişkisi kurulmuştur.
Bir savın doğruluğunu kanıtlamak için bir ölçüte ihtiyaç duyarız. Ancak bu ölçütün kendisinin de doğru olduğunu kanıtlamak için başka bir ölçüte gereksinim duyarız. Bu yeni ölçütü temellendirmek için de bir başkası gerekecektir. Bu durum bizi ya kanıtların sonsuza kadar geriye gitmesine ya da doğruluğu henüz kanıtlanmamış bir varsayımı ön kabul olarak benimseyip kısırd��ngüye düşmeye zorlar.
Sextus Empiricus'un bu akıl yürütmesinden yola çıkılarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Kintsugi, kırılan seramik nesneleri altın, gümüş ya da platin tozuyla karıştırılmış özel bir reçineyle onarma esasına dayanan geleneksel bir Japon sanatıdır. Bu teknik, nesnenin kırılan yerlerini gizlemek yerine onları daha belirgin hale getirerek yaşanmışlığı ve değişimi yüceltir. Temelinde yatan 'wabi-sabi' felsefesi, kusurların ve geçiciliğin içinde barınan gizli güzelliği kabul etmeyi öğütler. Kintsugi ile onarılan bir kap, geçirdiği hasarı bir zayıflık veya değersizleşme olarak değil, kendi tarihinin benzersiz bir parçası ve estetik bir zenginlik olarak taşır. Dolayısıyla bu sanat, nesnelerin yalnızca fiziksel dayanıklılığını geri kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda onlara yeni bir ruh, derinlik ve öncekinden daha yüksek bir sanatsal değer atfeder.
Bu parçadan Kintsugi sanatı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(I) Edebî eleştiri; bir sanat yapıtının estetik değerini, dil işçiliğini ve toplumsal izlerini tarafsız bir gözle ortaya koyma etkinliğidir. (II) Modern dönem eleştirmenleri, geçmişteki meslektaşlarına oranla metnin biçimsel ögelerine daha fazla odaklanmaktadır. (III) Okur kitlesinin estetik beklentileri değiştiği için eleştirinin kuramsal zemini de günden güne farklı bir boyut kazanmaktadır. (IV) Genç yazarların kendi seslerini bulabilmek için geleneksel birikimden yararlanmaları gerektiğini her fırsatta dile getiriyor. (V) Önümüzdeki yıl yayımlamayı planladığım çalışmada, Cumhuriyet dönemi eleştiri yazılarının dilsel dönüşümünü mercek alt��na alacağım.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Geleneksel okuma eylemi, zihnin derinliklerinde sessiz bir yankılanma ve odaklanma gerektirirken dijital ekranlar bizi sürekli bir uyaran bombardımanına maruz bırakır. Kitap sayfalarında yavaşça ilerleyen okur, metnin alt metinlerini çözer, yazarla içsel bir diyalog kurar. Dijital mecralarda ise okuma, daha çok ekran üzerinde hızlıca göz gezdirme, anahtar kelimeleri yakalama ve bilgiyi tüketip bir sonraki bağlantıya geçme eğilimine dönüşmüştür. Bu durum, derinlemesine düşünme ve odaklanma becerimizi zayıflatmakta, bizi bilginin derin sularında yüzmek yerine yüzeyinde hızlıca kayan sörfçülere dönüştürmektedir. Zira dijital çağın hızı, anlama eyleminin doğasındaki o sabırlı yavaşlığı ortadan kaldırmaktadır.
Bu parçada yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?
Ad aktarması (mecazımürsel); bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden, aralarındaki çeşitli ilişkiler (iç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, yer-insan vb.) dolayısıyla başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır.
Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması vardır?
Aşağıdaki cümlelerde yer alan altı çizili sözcükleri, kazandıkları anlam özellikleriyle (gerçek, yan, mecaz, terim veya ad aktarması) doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Numaralanmış cümleleri, içerdikleri kavramsal anlam özellikleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Metin:
(I) Kutup ışıkları (aurora), Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların Dünya'nın manyetik alanı ve atmosferdeki gaz molekülleriyle etkileşime girmesi sonucu oluşan doğal ışımalardır. (II) Bu etkileşim sırasında parçacıklar, atmosferdeki azot ve oksijen atomlarıyla çarpışarak onlara enerji aktarır. (III) Enerji yüklenen bu atomlar tekrar temel durumlarına dönerken dışarıya ışık yayarlar; bu durum genellikle yeşil ve kırmızı renklerin gökyüzünü kaplamasına neden olur. (IV) Dünya'nın manyetik alan çizgileri bu parçacıkları kutup bölgelerine yönlendirdiğinden, bu görsel şölen en net şekilde kutup dairelerine yakın enlemlerde izlenir. (V) Kutup ışıkları sadece göze hitap etmekle kalmaz, aynı zamanda Dünya'nın uzay havası ile olan dinamik ilişkisinin de önemli bir göstergesidir.
Yukarıdaki parçada kutup ışıklarının oluşumu ve özellikleri anlatılmıştır. Buna göre, parçada yer alan numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Siborg antropolojisi, insan ile teknoloji arasındaki sınırların silikleştiği çağımızda, protezlerin ve dijital eklentilerin sadece fiziksel birer araç değil, aynı zamanda bilişsel yapımızı şekillendiren kurucu unsurlar olduğunu savunur. Bu disiplin, teknolojiyi insanın dış dünyayı kontrol etme arzusunun bir uzantısı olarak gören geleneksel araçsalcı yaklaşımı reddeder. Bunun yerine, teknolojinin insan deneyimini ve benlik algısını içeriden dönüştürdüğünü, dolayısıyla insan ile yapay olanın ontolojik düzeyde kaynaştığını ileri sürer. Ancak bu durum, bireyin biyolojik sınırlarını aşma özgürlüğünü artırırken öte yandan teknolojiyi üreten güçlerin algoritmik denetimine daha açık hâle gelmesine yol açar. Siber uzamın sunduğu bu yeni varoluş alanı, insanın özerkliğini genişletiyor gibi görünse de aslında özneyi görünmez bir ağın bağımlı bir düğümü hâline getirme riski taşımaktadır.
Bu parçadan hareketle "siborg antropolojisi" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kutup ışıkları (aurora), Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların Dünya'nın manyetik alanı ve atmosferdeki gaz molekülleriyle çarpışması sonucu oluşan doğal ışımalardır. Genellikle kutup bölgelerinde, gecenin karanlığında yeşil ve mor renklerin gökyüzünde süzülmesiyle kendini gösteren bu olay fiziksel bir etkileşimin sonucudur. Atmosfere giren elektronlar, azot ve oksijen atomlarıyla çarpıştığında bu atomların enerji seviyeleri değişir. Uyarılmış durumdaki atomlar temel enerji seviyelerine dönerken dışarıya ışık fotonları yayarlar. Oksijen atomları yeşil ve kırmızı ışımalara yol açarken azot molekülleri mavi ve mor tonları oluşturur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?