Bilgi Felsefesi

69 questions

Question 41Question

Aşağıda rasyonalist (akılcı) felsefenin üç önemli temsilcisi ve bilgiye ulaşma yöntemleri verilmiştir. Filozofları, kendi bilgi görüşlerini yansıtan açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Platon
Sokrates
Descartes

Matches

Show answer & explanation

Answer

Platon, idealar dünyasına dayanan görüşle; Sokrates, soru sorma ve diyalog yöntemiyle (maiotik); Descartes ise şüpheyi yöntem olarak kullanan açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Platon idealar kuramına dayalı bilgi tanımıyla, Sokrates maiotik yöntemiyle, Descartes ise kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi araç olarak kullanmasıyla eşleşmektedir. Bu durum rasyonalizmin her üç filozofta da farklı metodolojik yollarla akıl vurgusuna dayandığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Platon'un bilgi felsefesini analiz etme
Platon, duyular dünyasının bilgisini yanıltıcı bulur ve gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen idealar dünyasına ait olduğunu belirtir. Bu nedenle Platon, idealar dünyası ile ilgili olan üçüncü açıklamayla eşleşir.
Filozofun temel epistemolojik kuramını tespit etmek.
2
Sokrates'in bilgi yöntemini inceleme
Sokrates, bilginin doğuştan zihinde var olduğunu savunur ve maiotik (doğurtma) adı verilen diyalog yöntemiyle bilgileri açığa çıkarır. Bu nedenle Sokrates, soru sorma ve maiotik yöntemi içeren birinci açıklamayla eşleşir.
Sokrates'in doğuştan bilgi ve sorgulama prensibini doğrulamak.
3
Descartes'ın metodolojik yaklaşımını belirleme
Descartes, kesin bilgiye ulaşmak için her şeyden şüphe ederek başlar (metodik şüphe) ve şüpheyi bir araç olarak kullanıp akılla kesin doğrulara ulaşır. Bu nedenle Descartes, şüpheyi yöntem olarak kullanan ikinci açıklamayla eşleşir.
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını eşleştirmek.

Key Concept

Rasyonalist filozofların bilginin kaynağı ve yöntemi hakkındaki temel yaklaşımlarının ayırt edilmesi.
Question 42Question

John Locke'a göre, doğuştan zihnimizde hiçbir fikir bulunmaz. Örneğin, doğuştan görme engelli bir insan renk kavramına sahip olamaz; çünkü renkleri duyumsayabileceği bir deneyim yaşamamıştır. Zihnimiz ancak deneyim aracılığıyla şekillenir ve bilgi üretir.

Buna göre Locke'un bilgi görüşüyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Bilgilerimizin temel kaynağı duyusal deneyim ve yaşantılardır.

Answer

Bilgilerimizin temel kaynağı duyusal deneyim ve yaşantılardır.
Locke'un zihnin doğuştan boş bir levha olduğunu ve bilginin duyusal deneyimlerle kazanıldığını savunması, bilginin temel kaynağının duyusal deneyim ve yaşantılar olduğunu gösterir. Renkleri bilmek için onları deneyimlemek gerektiği örneği de bu tezi doğrudan destekler.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel savı ve verilen örneği analiz etmek.
Locke'un bilginin doğuştan gelmediğini, deneyim (örneğin renkleri duyumsama) yoluyla elde edildiğini savunduğu görülür.
Locke'un empirist (deneyci) bilgi kuramının temel iddiasını belirlemek için parçadaki argümanı anlamak gerekir.
2
Seçenekleri bu sav doğrultusunda değerlendirmek.
Duyusal deneyim ve yaşantıların bilginin kaynağı olduğunu belirten seçeneğin parçayla tam olarak uyuştuğu tespit edilir.
Düşüncelerin doğuştan gelmediği fikri, bilginin kaynağını dış dünya deneyimine dayandırır.

Key Concept

Empirizm (Deneycilik)
Estimated Time:1m 0s
Question 43Question

Rasyonalist filozoflar, bilginin kaynağının akıl olduğu konusunda uzlaşsalar da bilginin yapısı, doğası ve elde ediliş süreci konusunda farklı açıklamalar geliştirmişlerdir.

Aşağıda sol sütunda yer alan filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel epistemolojik açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Platon
Aristoteles
Descartes
Spinoza

Matches

Show answer & explanation

Answer

Platon - gölgelerin ötesine geçip formları anımsama; Aristoteles - duyu verilerinin etkin akılla formel hale getirilmesi; Descartes - metodik şüpheyle zihnin kendi üzerine dönmesi; Spinoza - sonsuz tözün entelektüel seziyle doğrudan kavranması.
Filozofların kendilerine özgü rasyonalist argümanları doğru şekilde eşleştirilmiştir: Platon ideaları hatırlamayı (anamnesis), Aristoteles aklın duyusal malzemeyi formel hale getirmesini, Descartes aklın şüphe yoluyla kendi üzerine dönerek doğuştan gelen fikirlere ulaşmasını, Spinoza ise tözü ve zorunlu düzeni doğrudan kavrayan entelektüel seziyi savunur.

Step-by-Step Solution

1
Platon'un epistemolojik yaklaşımını ve anımsama (anamnesis) kuramını inceleme
Platon'un idealar dünyasına ve ruhun doğum öncesi bildiklerini anımsamasına dayanan bilginin, duyusal gölgelerin ötesine geçme açıklamasıyla eşleştiği tespit edilir.
Platon rasyonalizminde gerçek bilgi (episteme), akılla kavranan ideaların hatırlanmasıdır.
2
Aristoteles'in bilgi edinme sürecindeki akıl ve duyu ilişkisini analiz etme
Aristoteles'in, duyu verilerinin potansiyel aklı etkin akıl (akl-ı faal) aracılığıyla biçimlendirerek bilgiye dönüştürdüğü yönündeki açıklamasıyla eşleştiği bulunur.
Aristoteles, aklı bilginin nihai kaynağı görse de duyu verilerinin akıl tarafından formel hale getirilmesi sürecini vurgular.
3
Descartes'ın metodik şüphe ve apriori bilgi yöntemini değerlendirme
Descartes'ın, tüm ön kabullerden ve duyusal verilerden arınarak aklı kendi üzerine döndürme ve apaçık doğrulara ulaşma açıklamasıyla eşleştiği saptanır.
Descartes metodik şüpheyi kullanarak şüphe edilemeyecek kesin, doğuştan gelen (apriori) bilgilere ulaşmayı amaçlar.
4
Spinoza'nın rasyonel bilgi basamaklarını ve töz anlayışını inceleme
Spinoza'nın, aklın mantıksal çıkarım adımlarını aşarak sonsuz töz ile tekil varlıklar arasındaki zorunlu ilişkiyi doğrudan kavrayan 'entelektüel sezi' açıklamasıyla eşleştiği belirlenir.
Spinoza'da en yüksek bilgi türü, her şeyin Tanrı veya Doğa (sonsuz töz) ile olan ilişkisini doğrudan kavramaktır.

Key Concept

Rasyonalist filozofların bilgi kuramlarındaki ayırt edici epistemolojik yöntemler
Estimated Time:2m 0s
Question 44Question

Aşağıda verilen empirist (deneyci) felsefeye ait kavramlar ile bu kavramların doğru açıklamalarını e��leştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Tabula Rasa (Boş Levha)
İzlenimler (Impressions)
Duyu Deneyimi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Tabula Rasa kavramı John Locke'un zihnin doğuştan boş bir levha olduğu tanımıyla; İzlenimler kavramı David Hume'un canlı ve güçlü algılar tanımıyla; Duyu Deneyimi kavramı ise bilginin duyu organları aracılığıyla edinilmesi tanımıyla eşleşmektedir.
Eşleştirme, empirist felsefenin temel figürleri ve kavramsal çerçevesine tam olarak uymaktadır. Tabula rasa kavramı Locke'un zihnin boş levha olduğu fikriyle, izlenimler Hume'un canlı duyumlar tanımıyla, duyu deneyimi ise tüm bilgilerin kaynağı olan duyusal süreçle doğru biçimde eşleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tabula Rasa kavramının analiz edilmesi ve John Locke'un zihin teorisiyle ilişkilendirilmesi.
Tabula Rasa'nın doğuştan boş bir levha anlamına geldiği ve Locke'un bu kavramı kullandığı belirlenir.
Locke'un rasyonalizme karşı geliştirdiği bu temel tezi doğru açıklamayla eşleştirmek için.
2
İzlenimler kavramının analiz edilmesi ve David Hume'un algı kuramıyla ilişkilendirilmesi.
İzlenimlerin duyusal olarak doğrudan edinilen canlı algılar olduğu belirlenir.
Hume'un empirist yaklaşımındaki algı çeşitlerini birbirinden ayırmak için.
3
Duyu Deneyimi kavramının analiz edilmesi ve empirizmin genel bilgi edinme süreciyle eşleştirilmesi.
Duyu deneyiminin bilginin duyu organları vasıtasıyla zihne aktarılma süreci olduğu belirlenir.
Empirizmin bilgi kaynağı hakkındaki temel iddiasını tamamlamak için.

Key Concept

Empirizm (Deneycilik) akımının bilgi kaynağı ve zihin yapısına dair temel kavramları.
Question 45Question

Bir heykeltıraş mermer bloğa şekil verirken aslında mermerin içinde zaten var olan bir formu aç��ğa çıkarmaktadır; mermere dışarıdan yeni bir töz eklemez. Benzer şekilde, insan zihni de dış dünyadan gelen duyusal izlenimlerle tamamen yeni baştan inşa edilen boş bir kap değildir. Duyular, zihinde uyuyan apriori ilkeleri, mantıksal kategorileri ve doğuştan getirdiğimiz ideleri harekete geçiren, onları uyandıran birer uyarandır sadece. Öğrenme denilen süreç, zihnin dışarıdan bilgi ithal etmesi değil, akıl yürütme yoluyla kendi içinde zaten mevcut olan potansiyel doğruları hatırlaması ve bilinç düzeyine çıkarmasıdır.

Bu parçada dile getirilen bilgi görüşünden hareketle, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akılla fark edilmesidir.

Answer

Gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akılla fark edilmesidir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, rasyonalist bilgi felsefesine göre gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akıl aracılığıyla fark edilmesi ve açığa çıkarılmasıdır. Parçadaki mermer ve heykeltıraş benzetmesi, bilginin dışarıdan alınmadığını, zihinde zaten var olanın hatırlama yoluyla gün yüzüne çıkarıldığını vurgular.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel benzetmeyi (heykeltıraş ve mermer) analiz etmek.
Mermerin içindeki hazır formun açığa çıkarılması, insan zihninde bilginin zaten potansiyel olarak mevcut olduğunu simgeler.
Zihnin sıfırdan bilgi üretmediğini veya dışarıdan bilgi ithal etmediğini anlamak için.
2
Duyuların işlevini belirlemek.
Duyular bilgiyi üreten kaynak değil, zihindeki doğuştan gelen ilkeleri uyandıran geçici birer uyarandır.
Duyusal deneyimin rasyonalizmdeki ikincil rolünü kavramak için.
3
Öğrenme tanımını rasyonalist açıdan yorumlamak.
Öğrenme, zihnin kendi içindeki doğruları hatırlaması (anamnesis) ve akıl yoluyla kavramasıdır.
Rasyonalist bilgi felsefesinin temel tezi olan apriori bilginin doğasını saptamak için.

Key Concept

Rasyonalizm ve Doğuştan Gelen Fikirler (Apriori Bilgi)
Question 46Question

David Hume'a göre zihnin tüm içerikleri en nihayetinde dış dünyadan edindiğimiz duyusal verilere dayanır. Bir elmayı gördüğümüzde, kokladığımızda veya ona dokunduğumuzda zihnimizde oluşan canlı durumlar 'izlenimler'dir. Bu elmayı odadan çıktıktan sonra zihnimizde canlandırdığımızda ya da hatırladığımızda oluşan daha soluk kopyalar ise 'ideler' (düşünceler) olarak adlandır��lır. Hume'a göre zihnimizde izlenimi bulunmayan hiçbir ide var olamaz.

Buna göre, David Hume'un bu yaklaşımından hareketle empirist (deneyci) bilgi felsefesinin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zihnimizde yer alan tüm fikirlerin kaynağı duyusal yaşantılar ve izlenimlerdir.

Answer

Zihnimizde yer alan tüm fikirlerin kaynağı duyusal yaşantılar ve izlenimlerdir.
David Hume'un parçada sunduğu sav, zihindeki tüm idelerin (düşüncelerin) kaynağının dış dünyadan edinilen canlı duyusal izlenimler olduğudur. Bu sav, insan zihninde doğuştan hiçbir bilgi olmadığını ve tüm bilgi ile kavramların duyusal yaşantılardan türediğini savunan empirist görüşü doğrudan temsil etmektedir. Dolayısıyla, zihnimizdeki tüm fikirlerin kaynağının duyusal yaşantılar ve izlenimler olduğunu savunan seçenek doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen felsefi argümanın ana fikrini analiz etmek.
David Hume'un zihindeki tüm düşüncelerin (idelerin) kaynağını duyusal izlenimlere dayandırdığı ve zihinde duyusal karşılığı olmayan hiçbir fikrin var olamayacağını savunduğu tespit edilir.
Parçadaki temel felsefi iddiayı doğru saptamak, sorunun çözümünün ilk adımıdır.
2
Tespit edilen bu ana fikri, empirist bilgi felsefesinin temel ilkesiyle ilişkilendirmek.
Bilginin kaynağının duyusal deneyimler ve yaşantılar olduğunu, zihinde doğuştan gelen bilgi bulunmadığını savunan empirist tezin zihnimizdeki fikirlerin kaynağının duyusal yaşantılar ve izlenimler olduğunu söyleyen seçenekle birebir örtüştüğü görülür.
Parçada savunulan deneyci (empirist) görüşün genel ilkesini bulup doğru seçeneğe yönelmek için bu ilişkilendirme gereklidir.

Key Concept

Empirizm (deneycilik), zihinde doğuştan hiçbir bilginin bulunmadığını (tabula rasa) ve tüm bilgilerimizin duyu organları aracılığıyla edinilen deneyimlerden kaynaklandığını savunan felsefi akımdır.
Question 47Question

David Hume'a göre, bilardo masasında hareket eden bir topun diğerine çarparak onu harekete geçirdiğini gördüğümüzde, zihnimiz bu iki olay arasında zorunlu bir nedensellik bağı kurar. Ancak duyularımız bize sadece iki olayın ardışıklığını (birinci topun hareketi ve ardından ikinci topun hareketi) verir; aralarındaki o zorunlu 'bağ' veya 'güç' duyusal deneyimde asla doğrudan gözlemlenemez. Hume, nedensellik dediğimiz bu durumun aslında zihnin bir alışkanlığından ve izlenimlerin ardışık tekrarından doğan bir çağrışımdan ibaret olduğunu savunur.

Bu parçadan hareketle empirist felsefenin bilgiye yaklaşımıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Zihindeki tüm düşüncelerin kaynağı duyusal izlenimlerdir; duyusal bir karşılığı olmayan ilişkisel kavramlar nesnel bir zorunluluğu değil, zihnin alışkanlığa dayalı çağrışımlarını gösterir.

Answer

Zihindeki tüm düşüncelerin kaynağı duyusal izlenimlerdir; duyusal bir karşılığı olmayan ilişkisel kavramlar nesnel bir zorunluluğu değil, zihnin alışkanlığa dayalı çağrışımlarını gösterir.
Duyusal izlenimlerin bilginin tek kaynağı olduğunu savunan empirizmde, duyularla doğrudan algılanamayan nedensellik bağı gibi ilişkisel kavramlar nesnel bir gerçekliğe değil, zihnin çağrışımsal alışkanlıklarına dayanır. Bu durum parçadaki bilardo topu örneği ve nedenselliğin zihinsel bir alışkanlık olduğu tespitiyle doğrudan örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel savı belirleme
Hume'un nedensellik kavramını duyusal izlenimlerle doğrudan gözlemleyemediğimizi, bu kavramın zihinsel bir alışkanlık olduğunu belirttiği görülür.
Empirist felsefenin bilgi kaynağı ve kavram üretimine dair temel iddiasını analiz etmek.
2
Seçenekleri empirist bilgi kuramı açısından değerlendirme
Deneycilikte bilginin kaynağının duyusal izlenimler olduğu ve duyusal karşılığı bulunmayan 'zorunlu nedensellik bağı' gibi soyutlamaların nesnel bir zorunluluk taşımadığı yargısına ulaşılır.
Parçadaki nedensellik eleştirisi ile empirizmin genel ilkelerini ilişkilendirmek.

Key Concept

Empirizm ve David Hume'un Nedensellik Eleştirisi
Estimated Time:2m 0s
Question 48Question

Aşağıda John Locke ve David Hume'un empirist (deneyci) bilgi felsefelerine ait epistemolojik açıklamalar ile bu açıklamaların karşılık geldiği kavramsal tanımları eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Dışsal nesnelerin duyu organlarımıza çarpmasıyla zihinde ilk kez oluşan, sıcaklık, soğukluk, acılık veya tatlılık gibi doğrudan duyusal verilerin kaynağı olan deneyim alanı.
Zihnin kendi içsel işlemlerini (düşünme, isteme, şüphe etme) gözlemleyerek ve bu işlemler üzerinde odaklanarak elde ettiği ikinci türden deneyim kaynağı.
Zihnimize en canlı, en güçlü ve doğrudan doğruya gelen, dış dünyayla kurduğumuz anlık temasın ürünü olan ilk elden algı durumları.
Duyusal tecrübenin doğrudan sunmadığı, zihnin eldeki canlı verileri imgelem gücüyle birleştirip dönüştürerek ürettiği zihinsel tasarımlar.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sol sütundaki empirist kavramsal açıklamaların sağ sütundaki doğru tanımlarıyla eşleşmesi sırasıyla: Duyum (Locke), Düşünüm (Locke), İzlenimler (Hume) ve Fikirler (Hume) şeklindedir.
Dışsal duyusal verilerin Locke'un duyum kavramıyla, içsel zihinsel işlemlerin Locke'un düşünüm kavramıyla, anlık canlı algıların Hume'un izlenim kavramıyla ve bu izlenimlerin zihindeki kopyalarının Hume'un fikir kavramıyla eşleştirilmesi doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
John Locke'un dış dünyadan gelen duyusal verileri tanımlayan kavramını analiz etmek.
Dışsal nesnelerin sıcaklık, tat gibi etkilerinin zihne gelmesi Locke'un duyum (sensation) olarak tanımladığı dış deneyimle açıklanır.
Duyum, Locke'a göre zihnimize dış dünyadan gelen basit fikirlerin temel kaynağıdır.
2
John Locke'un zihnin kendi eylemlerine dayalı iç deneyimini tanımlayan kavramını analiz etmek.
Zihnin düşünme ve şüphe etme gibi kendi işlemlerini gözlemlemesi Locke'un düşünüm (reflection) olarak tanımladığı iç deneyimle örtüşür.
Düşünüm, duyum yoluyla edinilen malzemeler üzerinde zihnin kendi işlemlerini gerçekleştirmesidir.
3
David Hume'un anlık, canlı algılara yönelik tanımını incelemek.
Zihnimize en canlı ve doğrudan gelen algılar Hume'un izlenimler (impressions) olarak adlandırdığı yapılardır.
İzlenimler, Hume'un epistemolojisinde hissetme anındaki en yüksek canlılığa sahip ilk elden verilerdir.
4
David Hume'un izlenimlerin zihindeki kopyalarını tanımlayan kavramını incelemek.
Duyusal tecrübenin doğrudan sunmadığı ve zihnin imgelem yoluyla dönüştürdüğü tasarımlar Hume'un fikirler (ideas) tanımıyla uyuşmaktadır.
Fikirler, canlılığını yitirmiş izlenimlerin zihinde kalan kopyaları veya kurgusal tasarımlarıdır.

Key Concept

Locke ve Hume'un empirist bilgi kuramlarındaki duyum, düşünüm, izlenim ve fikir ayrımları
Question 49Question

Bir coğrafyacı, Türkiye fiziki haritasında Van Gölü'n��n yerini inceler. Van Gölü, insan zihninden tamamen bağımsız olarak yeryüzünde yer kaplayan somut bir varoluşa sahiptir. Öte yandan, coğrafyacının hazırladığı raporda geçen 'Van Gölü, Türkiye'nin en büyük sodalı gölüdür.' ibaresi ise bu nesnel durum hakkındaki zihinsel bir yargıyı yansıtır.

Buna göre parçada örneklendirilen durumdan yola çıkılarak bilgi felsefesinin temel kavramlarıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Doğruluk zihinsel bir yargının veya önermenin özelliğiyken, gerçeklik nesnel dünyaya ait bir varoluş durumudur.

Answer

Doğruluk zihinsel bir yargının veya önermenin özelliğiyken, gerçeklik nesnel dünyaya ait bir varoluş durumudur.
Doğruluk zihinsel bir yargının veya önermenin özelliğiyken, gerçeklik nesnel dünyaya ait bir varoluş durumudur önermesi doğrudur. Parçada Van Gölü'nün yeryüzündeki fiziksel varlığı gerçeklik kavramına, göl hakkındaki önerme ise doğruluk kavramına karşılık gelmektedir. Bu durum doğruluk ile gerçeklik arasındaki farkı ortaya koyar.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel öğeleri (Van Gölü ve göl hakkındaki yargı) felsefi açıdan analiz edin.
Van Gölü dış dünyada yer kaplayan somut bir nesne (gerçeklik), göl hakkındaki ifade ise zihinsel bir önermedir (doğruluk).
Özne ile nesne arasındaki ilişkinin epistemolojik karakterini belirlemek.
2
Doğruluk ve gerçeklik kavramlarının tanımlarını karşılaştırın.
Doğruluğun bilgiye veya önermeye, gerçekliğin ise varlığa veya dış dünyaya ait olduğunu ayırt edin.
Kavram kargaşasını önlemek ve doğru ayrımı yapmak.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri parçadan çıkarılan bu ayrıma göre değerlendirin.
Doğruluğu önermeye, gerçekliği dış dünyaya ait kılan seçeneği doğru cevap olarak belirleyin.
Soru kökündeki ulaşılabilir yargıyı bulmak.

Key Concept

Doğruluk ve Gerçeklik Ayrımı
Estimated Time:2m 0s
Question 50Question

Aşağıda verilen insan etkinliklerini ve bilgi üretme süreçlerini, temsil ettikleri bilgi türleri ile eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Bir cam ustasının, eritilmiş camın soğuma hızını kontrol altında tutmak amacıyla kendi tasarladığı hava üfleme kanallarını kullanarak malzemenin kırılma direncini artırması.
Bir heykeltıraşın, mermer kütlesine şekil verirken fiziksel orantılardan ziyade kendi iç dünyasındaki yalnızlık hissini izleyiciye duyumsatmayı hedeflemesi.
Bir jeofizikçinin, yer kabuğundaki sismik dalga hareketlerini matematiksel modellerle analiz ederek levha tektoniği teorisini destekleyen genelgeçer verilere ulaşması.
Bir düşünürün, bilginin kaynağı ve sınırları üzerine düşünürken insan zihninin kendi kendini sorgulama (refleksif) gücünü temele alıp tutarlı bir sistem kurması.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Bir cam ustasının hava üfleme kanalları tasarlayarak kırılma direncini artırması 'Teknik bilgi' ile; heykeltıraşın iç dünyasındaki yalnızlığı yansıtmayı amaçlaması 'Sanat bilgisi' ile; jeofizikçinin sismik verileri modelleyerek genelgeçer bulgular elde etmesi 'Bilimsel bilgi' ile; düşünürün zihnin sınırlarını sorgulayıp tutarlı bir sistem kurması ise 'Felsefi bilgi' ile eşleşir.
Verilen örneklerdeki eylemlerin temel amaç ve nitelikleri incelendiğinde; cam ustasının pratik fayda odaklı tasarımı teknik bilgiye, heykeltıraşın öznel duygu aktarımı sanat bilgisine, jeofizikçinin yöntemsel ve matematiksel doğa analizi bilimsel bilgiye, düşünürün refleksif sorgulaması ve tutarlı sistemi ise felsefi bilgiye karşılık gelmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İlk öncüldeki cam ustasının eylemi incelenir.
Cam ustası, alet yapma becerisini ve beceriye dayalı pratik fayda üretme amacını yansıtmaktadır. Bu durum teknik bilginin 'faydaya ve alet yapımına yönelik olma' özelliğiyle eşleşir.
Teknik bilgi, doğayı insanın pratik ihtiyaçlarına göre dönüştürmeyi amaçlayan bilgi türüdür.
2
İkinci öncüldeki heykeltıraşın eylemi incelenir.
Heykeltıraş, nesnel gerçeklikten ziyade öznel duyguları ve estetik yaratıcılığı temel almaktadır. Bu durum sanat bilgisinin 'öznel, sezgisel ve estetik beğeniye dayalı olma' özelliğiyle eşleşir.
Sanat bilgisi, güzeli ortaya koymayı amaçlayan, duygu ve yaratıcılığa dayanan öznel bir bilgi türüdür.
3
Üçüncü öncüldeki jeofizikçinin eylemi incelenir.
Jeofizikçi, nesnel yöntemler, gözlemler ve matematiksel modeller kullanarak genelgeçer yasalara ulaşmaktadır. Bu durum bilimsel bilginin 'yöntemli, sistemli, nesnel ve evrensel olma' özelliğiyle eşleşir.
Bilimsel bilgi, olguları temel alan, mantıksal, yöntemsel ve denetlenebilir genelgeçer bilgidir.
4
Dördüncü öncüldeki düşünürün eylemi incelenir.
Düşünürün kendi zihnini ve bilginin sınırlarını sorgulaması, düşünce üzerine düşünme eylemi olan 'refleksif olma' niteliğindedir. Ayrıca sistemli ve tutarlı bir yapı kurması felsefi bilginin 'rasyonel ve tutarlı olma' özelliğiyle eşleşir.
Felsefi bilgi; evreni, insanı ve yaşamı akıl temelinde refleksif, bütüncül ve tutarlı bir biçimde sorgulayan bilgi türüdür.

Key Concept

Farklı bilgi türlerinin (teknik, sanat, bilimsel, felsefi) kendilerine has yöntem, amaç ve özellikleri yönünden ayırt edilmesi.
Estimated Time:2m 0s
Question 51Question

Karadeniz kıyılarında geleneksel yöntemlerle ahşap tekne yapan bir usta, herhangi bir teorik mühendislik eğitimi almamıştır. Ancak babasından ve ustalarından gördüğü pratik becerileri, ağacın esnekliğini ölçme yollarını ve el aletlerini kullanma maharetini birleştirerek deniz dalgalarına dayanıklı, işlevsel tekneler üretmektedir. Ustanın bu faaliyeti esnasında kullandığı, doğayı insan yararına değiştirmeyi amaçlayan ve pratik bir faydaya yönelen bilgi birikimi ön plana çıkmaktadır.

Buna göre, tekne ustasının tekneleri inşa ederken kullandığı bu bilgi türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Teknik bilgi

Answer

Teknik bilgi
Doğru cevap teknik bilgidir. Teknik bilgi, insanın doğayı pratik amaçları doğrultusunda değiştirerek fayda sağlamaya yönelik araç-gereç üretme ve kullanma bilgisidir. Geleneksel tekne ustasının araç gereçleri ve tecrübeyi kullanarak işlevsel tekneler inşa etmesi bu tanıma tam olarak uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel vurgunun belirlenmesi
Ustanın teorik mühendislik eğitimi almadığı, pratik becerilerle ve araç-gereçleri kullanarak işlevsel bir ürün (tekne) ortaya koyduğu tespit edilir.
Sorunun hangi bilgi türünün tanımına ve özelliklerine karşılık geldiğini anlamak.
2
Bilgi türlerinin tanımlarıyla karşılaştırma yapılması
İnsanın doğayı pratik amaçlarla değiştirmesi ve araç-gereç yapması özelliğinin teknik bilgi tanımıyla birebir örtüştüğü görülür.
Seçeneklerdeki diğer bilgi türlerini eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Key Concept

Teknik Bilgi
Question 52Question

Bir tarihçi, kütüphanenin tozlu raflarında yaptığı araştırmalar sırasında Osmanlı dönemine ait el yazması bir eser bulur. Bu eserin somut bir nesne olarak kütüphanede bulunması ile tarihçinin 'Bu eser Lale Devri'ndeki sosyal yaşamı anlatmaktadır.' şeklindeki iddiası bilgi felsefesinin iki farklı kavramına karşılık gelmektedir. Tarihçi, bu iddiasını kanıtlamak için eserin kağıt türünü, mürekkep yapısını ve dönemin diğer tarihi belgeleriyle olan uyumunu ortaya koyan bilimsel bir rapor hazırlar.

Buna göre parçada sırasıyla bilgi felsefesinin hangi temel kavramları örneklendirilmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme

Answer

Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme
Doğru sıralama 'Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme' olmalıdır. Çünkü el yazması eserin kütüphanedeki fiziksel mevcudiyeti zihinden bağımsız bir 'gerçeklik'tir. Tarihçinin eser hakkındaki düşüncesi/yargısı bir 'doğruluk' iddiasıdır. Bu iddiayı ispatlamak için sunduğu belgeler ve rapor ise bir 'temellendirme' faaliyetidir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki ilk durumu analiz etme.
El yazması eserin somut bir nesne olarak kütüphanede bulunması, insan zihninden bağımsız bir varoluşu temsil ettiğinden 'gerçeklik' kavramına karşılık gelir.
Gerçeklik, bilinçten bağımsız olarak dış dünyada var olan her şeydir.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etme.
Tarihçinin 'Bu eser Lale Devri'ndeki sosyal yaşamı anlatmaktadır.' iddiası, gerçekliğe dair ortaya atılan bir yargı olduğundan 'doğruluk' kavramına karşılık gelir.
Doğruluk, zihindeki bir yargı veya önermenin dış dünyadaki gerçeklikle uyuşmasıdır.
3
Parçadaki üçüncü durumu analiz etme.
Tarihçinin bu iddiasını kanıtlamak için bilimsel rapor hazırlayıp kanıtlar sunması 'temellendirme' kavramına karşılık gelir.
Temellendirme, ortaya atılan bir iddianın ya da bilginin dayanaklarının, gerekçelerinin gösterilmesidir.

Key Concept

Bilgi felsefesinin temel kavramlarından gerçeklik (nesnel varoluş), doğruluk (bilginin nesnesiyle uyuşması) ve temellendirme (bilginin gerekçelendirilmesi) arasındaki farklar ve ilişkiler.
Estimated Time:1m 30s
Question 53Question

Bir bilgisayar yazılımcısı, fiziksel dünyadaki kütle ��ekim yasasını simüle eden bir bilgisayar oyunu tasarlamaktadır. Bu süreçte, kütle çekiminin doğada nesnel olarak bulunması ve insan zihninden bağımsız bir şekilde işlev görmesi birinci durumu; yazılımcının kodlama yaparken kullandığı 'Dünya'da kütle çekim ivmesi yaklaşık 9.8 m/s29.8\text{ m/s}^2 düzeyindedir.' önermesinin dış dünyadaki bu durumla uyuşması ise ikinci durumu oluşturur.

Buna göre, parçada belirtilen birinci ve ikinci durum sırasıyla bilgi felsefesinin aşağıdaki hangi temel kavramlarına karşılık gelmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçeklik - Doğruluk

Answer

Gerçeklik - Doğruluk
Birinci durum, insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan nesnel bir durumu belirttiği için 'gerçeklik' kavramıyla açıklanır. İkinci durum ise bu gerçekliğe dair kurulan önermenin dış dünyadaki durumla uyuşmasını ifade ettiği için 'doğruluk' kavramına karşılık gelir. Dolayısıyla doğru sıralama 'Gerçeklik - Doğruluk' şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki birinci durumu analiz etme
Kütle çekiminin doğada nesnel ve insan zihninden bağımsız olarak bulunması, dış dünyada somut olarak var olan bir durumu gösterir. Bu felsefede 'gerçeklik' (realite) kavramına karşılık gelir.
Dış dünyada var olan her şey, insan bilincinden bağımsız bir varoluşa sahip olduğu için gerçekliktir.
2
Parçadaki ikinci durumu analiz etme
Yazılımcının kütle çekim ivmesine dair kurduğu cümlenin (önermenin) dış dünyadaki fiziksel olguyla uyuşması, zihinsel bir yargının nesnesiyle örtüşmesini gösterir. Bu felsefede 'doğruluk' (hakikat) kavramına karşılık gelir.
Doğruluk, zihindeki önermelerin dış dünyadaki nesnel gerçeklikle örtüşmesi durumudur.
3
Kavramları sırasıyla eşleştirme
Birinci durum 'gerçeklik', ikinci durum ise 'doğruluk' olarak sırasıyla eşleşir.
Soruda sırasıyla hangi kavramlara karşılık geldiği sorulmaktadır.

Key Concept

Doğruluk ve Gerçeklik kavramlarının farkı
Estimated Time:2m 0s
Question 54Question

Bir botanikçinin Amazon yağmur ormanlarında yaptığı saha çalışmasında daha önce tıp literatüründe yer almayan mavi yapraklı bir bitkiyle karşılaşmasıyla başlayan süreç şu şekilde gelişmiştir:

- Bitkinin kendisi, insan zihninden bağımsız bir şekilde doğada var olmaya devam etmektedir.
- Botanikçi, bu bitkinin özünün ağrı kesici bir etkiye sahip olduğunu iddia etmiştir.
- Botanikçi, bu iddiasını kanıtlamak için bitkiyi laboratuvarda analiz etmiş, kimyasal bileşenlerini ayrıştırmış ve elde ettiği verilerle iddiasını destekleyen bilimsel bir rapor hazırlamıştır.

Buna göre, botanikçinin bu çalışmasında sırasıyla bilgi felsefesinin hangi temel kavramları örneklendirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme

Answer

Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme
Dış dünyada insan zihninden bağımsız olarak var olan bitki 'gerçeklik' boyutunu temsil eder. Botanikçinin bu bitkinin niteliğine dair kurduğu iddia (ağrı kesici olması) zihinsel bir yargı olduğundan ve nesnesiyle uyuştuğunda bilgi değeri taşıyacağından 'doğruluk' kavramına karşılık gelir. Botanikçinin laboratuvar araştırmaları ve bilimsel raporla bu iddianın nedenlerini, kanıtlarını ve gerekçelerini ortaya koyması ise 'temellendirme' sürecidir. Bu nedenle doğru sıralama 'Gerçeklik - Doğruluk - Temellendirme' olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncülü analiz etmek
Bitkinin insan zihninden bağımsız bir şekilde dış dünyada var olması 'gerçeklik' kavramını örnekler.
Gerçeklik, bilincin dışındaki somut ve nesnel varoluş alanını ifade eder.
2
İkinci öncülü analiz etmek
Botanikçinin bitkinin etkisine dair ortaya koyduğu iddianın/önermenin gerçeklikle uyuşma durumu 'doğruluk' kavramını örnekler.
Doğruluk, zihnimizdeki bir yargının veya önermenin yöneldiği nesneyle uyumlu olmasıdır.
3
Üçüncü öncülü analiz etmek
Botanikçinin iddiasını laboratuvar ortamında analizlerle ve bilimsel verilerle destekleme süreci 'temellendirme' kavramını örnekler.
Temellendirme, felsefede ve bilimde ileri sürülen bir savın mantıksal veya deneysel gerekçelerini gösterme işidir.

Key Concept

Bilgi Felsefesinin Temel Kavramları
Estimated Time:2m 0s
Question 55Question

Septik düşünürlere göre, aynı nesne veya durum hakkında birbiriyle çelişen ve her biri kendince haklı gerekçelere sahip olan farklı iddialar ileri sürülebilir. Örneğin, bir şey aynı anda hem tatlı hem acı, hem iyi hem kötü olarak algılanabilir. Bu iddiaların her biri eşit derecede savunulabilir niteliktedir ve hangisinin kesin doğru olduğunu ortaya koyacak tarafsız bir ölçüt bulunmamaktadır. Bu durum karşısında yapılabilecek en doğru şey, herhangi bir iddia hakkında onay vermekten kaçınmak ve yargıyı askıya almaktır (epoché). Ancak bu sayede zihin çelişkilerin yarattığı gerilimden kurtulup sükunete (ataraxia) kavuşabilir.

Buna göre, parçada Septiklerin yargıyı askıya alma (epoché) tavrını benimsemelerinin temel gerekçesi olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Herhangi bir savın doğruluğunu kanıtlayacak kesin bir ölçütün bulunmaması ve çelişik iddiaların eşit güçte olması

Answer

Herhangi bir savın doğruluğunu kanıtlayacak kesin bir ölçütün bulunmaması ve çelişik iddiaların eşit güçte olması
Parçada Septiklerin yargıyı askıya alma tavrının temel gerekçesi olarak, zihnin dışındaki nesnelerin gerçek yapısını bilecek kesin bir ölçütün olmaması ve karşıt iddiaların her birinin eşit derecede ikna edici olması gösterilmektedir. Bu nedenle karşıt iddiaların eşit derecede savunulabilir olduğu durumlarda yargıda bulunmaktan kaçınmak gerektiği savunulmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel kavramları ve şüpheci (Septik) argümanı analiz etmek.
Septiklerin, karşıt tezlerin eşit güçte olması (isostheneia) durumunda kesin bir doğruluk ölçütü bulunmadığı için yargıyı askıya alma (epoché) yöntemine başvurdukları belirlendi.
Soruda istenen 'yargıyı askıya alma gerekçesi'nin felsefi temelini parçadan doğru saptamak.
2
Seçenekleri Septik felsefenin ilkeleri doğrultusunda değerlendirmek.
Çelişen savların eşit ikna edicilikte olmasının ve kesin bir ölçütün bulunmamasının doğrudan epoché'ye yol açtığı, diğer seçeneklerin ise rasyonalizm, empirizm veya dogmatizm gibi farklı felsefi tutumlara ya da kavram yanılgılarına dayandığı saptandı.
Doğru gerekçeyi içeren seçeneği yanlış yorumlara dayanan çeldiricilerden ayırt etmek.
3
Doğru seçeneği belirlemek.
Herhangi bir savın doğruluğunu kanıtlayacak kesin bir ölçütün bulunmaması ve çelişik iddiaların eşit güçte olması seçeneğinin doğru yanıt olduğu belirlendi.
Parçadaki temel argüman ile seçenekteki ifadenin birebir örtüştüğünü teyit etmek.

Key Concept

Septisizmde yargıyı askıya alma (epoché) ve sükunet (ataraxia) ilişkisi
Question 56Question

Bir nehrin akıntısına karşı duran iki kişiden biri suyun serinletici ve dinlendirici olduğunu söylerken, diğeri suyun üşütücü ve rahatsız edici olduğunu iddia eder. Septik filozof Sextus Empiricus'a göre, bu iki iddiadan birini diğerine üstün kılacak tarafsız bir hakem veya mutlak bir kriter bulunmamaktadır. Çünkü her iki insan da kendi algısal durumuna göre haklıdır. Bu parçadaki akıl yürütme, aşağıdaki yargılardan hangisini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Nesnelerin gerçek yapısına dair genelgeçer bir bilgiye ulaşılamayacağı için yargıda bulunmaktan kaçınılmalıdır.

Answer

Nesnelerin gerçek yapısına dair genelgeçer bir bilgiye ulaşılamayacağı için yargıda bulunmaktan kaçınılmalıdır.
Nesnelerin gerçek yapısına dair genelgeçer bir bilgiye ulaşılamayacağı için yargıda bulunmaktan kaçınılması gerektiğini belirten yargı doğrudur. Parçada Sextus Empiricus'un suyun sıcaklığı örneği üzerinden, çelişen algılar karşısında karar verecek nesnel bir hakem veya kriter bulunmadığı ve bu yüzden kesin bir hüküm vermeyip yargıyı askıya almak gerektiği açıkça ifade edilmektedir. Bu durum septisizmin en temel iddiasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel argümanı analiz etme
İki insanın aynı nesne (nehir suyu) hakkında çelişen algılara sahip olduğu ve bu algıları karşılaştırıp hangisinin doğru olduğunu gösterecek bağımsız bir ölçüt (kriter) bulunmadı��ı belirlenir.
Söz konusu durumun septik bilgi felsefesi (şüphecilik) ile ilişkisini kurabilmek için.
2
Septisizmin temel kavramlarını hatırlama
Herhangi bir şey hakkında kesin hüküm vermenin imkansız olduğu sonucuna ulaşıldığından yargıyı askıya alma (epoché) fikrine ulaşılır.
Parçadaki 'kriter bulunmamaktad��r' ifadesinin felsefi sonucunu bulmak için.
3
Seçenekleri değerlendirme
Nesnelerin gerçek doğasına dair kesin yargıda bulunmaktan kaçınılması gerektiğini savunan seçeneğin parçadaki düşünceyle birebir ört��ştüğü görülür.
Doğru seçeneği yanlış olanlardan ayırt etmek için.

Key Concept

Septisizmde yargının askıya alınması (epoché) ve doğru bilginin imkansızlığı
Estimated Time:2m 0s
Question 57Question

Antik Çağ şüpheciliğinin öncülerinden Pyrrhon'un, çamura saplanan hocası Anaksarkhos'u kurtarmak için hiçbir çaba göstermeden yoluna devam ettiği anlatılır. Çevredekiler bu durumu ahlaki bir duyarsızlık olarak niteleyip onu suçlarken, çamurdan kendi imkânlarıyla çıkan Anaksarkhos, öğrencisinin bu tavrını takdir etmiştir. Çünkü Pyrrhon, hocasını kurtarma eyleminin kesin olarak 'iyi' ya da 'kötü' olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamayacağını kabul etmiş ve yargıda bulunmaktan kaçınarak zihinsel dinginliğini korumuştur. Buna göre, Pyrrhon’un davranışının temelinde yer alan ve doğru bilginin imkânsızlığına dayanan felsefi tutum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nesnelerin ve eylemlerin gerçek doğası bilinemeyeceğinden kesin yargıda bulunmaktan kaçınarak zihinsel dinginliğe ulaşma

Answer

Nesnelerin ve eylemlerin gerçek doğası bilinemeyeceğinden kesin yargıda bulunmaktan kaçınarak zihinsel dinginliğe ulaşma
Doğru seçenek, septik düşüncenin temelini yansıtır. Parçada Pyrrhon'un eyleminin 'iyi' ya da 'kötü' olduğuna dair kesin bir bilgiye ulaşılamayacağı düşüncesiyle yargıda bulunmaktan kaçındığı ve ruh dinginliğini koruduğu belirtilmiştir. Bu durum, nesnelerin ve eylemlerin gerçek doğası bilinemeyeceğinden kesin yargıda bulunmaktan kaçınma ve zihinsel dinginliğe ulaşma anlayışıyla doğrudan örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçada anlatılan Pyrrhon'un davranışının felsefi arka planını analiz etmek.
Davranışın ahlaki duyarsızlıktan ziyade, eylemin kesin olarak iyi veya kötü olduğunun bilinemeyeceği inancına dayandığı görülür.
Metindeki ana fikri kavramak için bu analiz gereklidir.
2
Pyrrhon'un 'yargıda bulunmaktan kaçınma' ve 'zihinsel dinginliğini koruma' ifadelerinin epistemolojik kavramlar olan 'epoché' (yargıyı askıya alma) ve 'ataraxia' (ruh dinginliği) ile olan ilişkisini kurmak.
Şüpheciliğin (Septisizm) doğru bilginin imkânsızlığına dayanan temel pratik sonucu tespit edilir.
Kavramsal düzeyde eşleştirme yapmak sorunun doğru çözümünü sağlar.
3
Seçenekleri inceleyerek septisizmin bu temel iddiasını doğrudan karşılayan ifadeyi belirlemek.
Nesnelerin gerçek doğasının bilinemeyeceği gerekçesiyle yargıdan kaçınma ve dinginliğe ulaşma fikrini içeren seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Diğer epistemolojik akımların (Rasyonalizm, Empirizm, Fenomenoloji vb.) görüşlerini eleyerek doğru sonuca ulaşmak.

Key Concept

Septisizmde doğru bilginin imkânsızlığı, yargıyı askıya alma (epoché) ve ruh dinginliği (ataraxia) ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 58Question

Aşağıda verilen rasyonalist (akılcı) filozofları, bilgi felsefesindeki (epistemoloji) temel iddiaları ve bilgiye ulaşma yaklaşımları ile doğru biçimde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Platon
Farabi
Descartes
Aristoteles

Matches

Show answer & explanation

Answer

Platon ideaların hatırlanmasıyla, Farabi bilginin kaynağını etkin akıl ile ilişkilendirmesiyle, Descartes metodik şüphe ile düşünen özneye ulaşılmasıyla, Aristoteles ise duyu verilerini işleyen akıl kuramıyla eşleşmektedir.
Rasyonalist filozofların bilginin kaynağında aklı gördükleri hususu ortaktır; ancak bilgiye ulaşma biçimlerinde Platon ideaların hatırlanmasını (anamnesis), Aristoteles duyu verilerinin akıl (nous) tarafından işlenmesini, Farabi insan zihninin faal akıl ile temas kurmasını, Descartes ise metodik şüpheyle düşünen özneye (cogito) ulaşılmasını savunmaktadır. Eşleşme bu ilkelere göre yapılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Platon'un bilgi felsefesindeki temel iddiası tespit edilir.
Platon'un idealar dünyası ve ruhun bedenleşmeden önce gördüğü gerçekleri dünyada hatırlaması (anamnesis) fikri, gölge dünya betimlemesiyle eşleştirilir.
Platon rasyonalizminin temelini ruhun apriori bilgileri hatırlaması oluşturur.
2
Aristoteles'in rasyonalist bilgi kuramı analiz edilir.
Aristoteles'in duyu dünyasını tamamen dışlamayıp, duyulardan gelen tikel verileri işleyen ve onlara form kazandıran akıl (nous) tezi eşleştirilir.
Aristoteles rasyonalizmi, akıldaki potansiyel gücün duyu verilerini aktifleştirmesine dayanır.
3
Farabi'nin rasyonalizmindeki aklın mertebeleri incelenir.
Farabi'nin insan aklının en üst aşamada kozmik 'faal akıl' ile irtibat kurarak gerçek bilgiye ulaştığı tezi belirlenir.
Faal akıl, Farabi felsefesinde bilginin kaynağını açıklayan en önemli rasyonalist kavramdır.
4
Descartes'ın bilgi metodolojisi değerlendirilir.
Descartes'ın her şeyden şüphe ederek ulaştığı ve şüphe edilemez bulduğu düşünen özne (cogito) kavramı metodik şüphe teziyle eşleştirilir.
Descartes rasyonalizmini metodik şüphe üzerine inşa eder.

Key Concept

Rasyonalist filozofların (Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes) epistemolojik yaklaşımları ve bilgi edinme yöntemleri.
Question 59Question

Descartes, Balmumu Örneği'nde petekten yeni alınmış bir balmumunu betimler. Bu balmumu henüz balın kokusunu korumakta, rengi, şekli ve boyutu belirgindir. Ancak balmumu ateşe yaklaştırıldığında rengi değişir, şekli bozulur, kokusu ve tadı yok olur, sertliği gider ve sıvılaşır. Kısacası, duyularla algılanan tüm özellikleri değişime uğrar. Buna rağmen onun aynı balmumu olduğu kabul edilmeye devam edilir. Descartes, balmumunun kendisinin ne olduğunu kavrayan gücün duyularımız olamayacağını belirtir; çünkü duyuların bize sunduğu her nitelik değişmiştir.

Buna göre Descartes'ın balmumu örneğinden yola çıkılarak rasyonalist (akılcı) bilgi kuramı hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Nesnelerin özüne dair kesin ve değişmez bilgiye duyusal algılarla değil, zihinsel kavrayış (akıl) yoluyla ulaşılır.

Answer

Nesnelerin özüne dair kesin ve değişmez bilgiye duyusal algılarla değil, zihinsel kavrayış yoluyla ulaşıldığını savunan yargı doğrudur.
Descartes'ın balmumu analizi, duyuların bize sunduğu değişken niteliklerin ötesinde nesnenin kalıcı ve temel yapısını kavrayan gücün zihinsel bir görü (akıl) olduğunu gösterir. Bu durum, kesin bilginin kaynağını akılda bulan rasyonalist bilgi kuramının temel savıdır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki balmumu örneğini analiz etmek.
Balmumunun sıcaklık etkisiyle tüm duyusal özelliklerinin (renk, koku, tat, şekil, sertlik) değiştiği, ancak nesnenin özünün (aynı balmumu olma durumunun) değişmediği belirlenir.
Duyuların bize sunduğu verilerin değişken ve yanıltıcı olduğunu, dolayısıyla nesnenin değişmeyen özünü kavramada yetersiz kaldığını göstermek.
2
Descartes'ın bu tespitten çıkardığı epistemolojik sonucu belirlemek.
Balmumunun ne olduğunu kavrayan gücün duyular değil, sadece zihin (akıl) olduğu sonucuna ulaşılır.
Bilginin kaynağında aklın duyulara olan üstünlüğünü ve önceliğini ortaya koymak.
3
Elde edilen sonucu rasyonalist bilgi kuramının temel ilkeleriyle eşleştirmek.
Kesin ve değişmez bilgiye ancak akıl (zihinsel kavrayış) yoluyla ulaşılabileceğini savunan seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Rasyonalizmin apriori (akla dayalı) bilgi anlayışını doğrulamak.

Key Concept

Rasyonalizm ve Apriori Bilgi
Estimated Time:2m 0s
Question 60Question

Rasyonalizm (akılcılık), doğru bilginin kaynağını duyusal deneyimde değil, aklın yetilerinde bulan epistemolojik bir yaklaşımdır.

Aşağıdaki rasyonalist bilgi kuramına ait temel kavramları, felsefi literatürdeki tanımlarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Apriori Bilgi
Tümdengelim
Doğuştan Gelen Fikirler
Tümel ve Zorunlu Doğruluk

Matches

Show answer & explanation

Answer

Apriori Bilgi ile duyusal deneyim dışı bilgi tanımı; Tümdengelim ile genelden özele mantıksal yöntem; Doğuştan Gelen Fikirler ile zihnin boş levha olmadığı görüşü; Tümel ve Zorunlu Doğruluk ile olgulardan etkilenmeyen kesin bilgi eşleşir.
Rasyonalist bilgi kuramında kavramlar ve yöntemler akla dayalı bir yapı oluşturur. Apriori bilgi deneyden bağımsızlığı, tümdengelim mantıksal yöntemi, doğuştan gelen fikirler zihnin boş levha olmadığını, tümel ve zorunlu doğrular ise bilginin kesinlik niteliğini ifade eder. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme kavramların felsefi literatürdeki anlamlarıyla birebir örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Apriori kavramının analiz edilmesi
Apriori kavramının 'deneyden bağımsız, sırf akla dayanan bilgi' anlamıyla uyuştuğu görülerek birinci kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Deney öncesi bilgiyi tanımlamak.
2
Tümdengelim mantıksal yönteminin incelenmesi
Tümdengelim kavramının 'genel prensiplerden tekil sonuçlara ulaşma yöntemi' tanımıyla uyuştuğu görülerek ikinci kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Rasyonalizmin temel çıkarım yöntemini belirlemek.
3
Doğuştan gelen fikirler tezinin incelenmesi
Doğuştan gelen fikirlerin 'zihnin boş bir levha olmadığını ve bazı kavramların zihinde hazır bulunduğunu savunan görüş' ile uyuştuğu görülerek üçüncü kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Zihnin bilgi edinmedeki ilk durumuna ilişkin rasyonalist tezi saptamak.
4
Tümel ve zorunlu doğruluk kavramının incelenmesi
Tümel ve zorunlu doğruluğun 'aksini düşünmenin çelişki doğurduğu, olgulardan etkilenmeyen bilgi özelliği' tanımıyla uyuştuğu görülerek dördüncü kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Rasyonalist bilginin kesinlik ve geçerlilik sınırlarını belirlemek.

Key Concept

Rasyonalizmin (akılcılığın) temel epistemolojik kavramları ve özellikleri
PreviousPage 3 / 4Next
Bilgi Felsefesi Practice Questions — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Page 3 | Examkin