Bilgi Felsefesi

69 questions

Question 21Question

Bir sinema filmini izlerken perdede gördüğümüz hareket, aslında peş peşe gelen durağan karelerin h��zlıca yansıtılmasından ibarettir. Analitik düşüncemiz de tıpkı bu sinema makinesi gibi çalışır; sürekli akan ve değişen gerçekliği dondurarak, parçalara ayırarak ve kavramsallaştırarak kavramaya çalışır. Ancak bu yöntem bize gerçekliğin dinamik akışını değil, yalnızca onun dondurulmuş fotoğraflarını sunar. Gerçekliğin özü olan bu kesintisiz akışı ve yaşamı kavramak, onu dışarıdan inceleyen araçlarla değil, doğrudan onunla özdeşleşen, onu içeriden duyan bir yetinin işidir.

Bu parçadaki düşünceler, bilgi felsefesinde bilginin kaynağını aşağıdakilerden hangisiyle temellendiren yaklaşımla örtüşmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Zekanın analitik ve durağan yapısını aşarak, yaşamın dinamik akışını doğrudan kavrayan sezgiyle

Answer

Zekanın analitik ve durağan yapısını aşarak, yaşamın dinamik akışını doğrudan kavrayan sezgiyle
Parçada, analitik düşüncenin (zekanın) sürekli akan gerçekliği durağanlaştırıp parçalayarak incelemesi eleştirilmektedir. Gerçekliğin bu dinamik akışının ancak doğrudan onunla özdeşleşen ve onu içeriden kavrayan sezgi (entüisyonizm) ile elde edilebileceği savunulmaktadır. Dolayısıyla zekanın analitik yapısını aşarak akışı doğrudan yakalayan sezgiyi temel alan ifade parçadaki görüşle tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel eleştiriyi saptama
Analitik düşüncenin (zekanın) sürekli akan gerçekliği dondurup parçalara ayırdığı ve bu yüzden gerçekliğin dinamik özünü kavrayamadığı görülür.
Parçada sinema makinesi benzetmesiyle analitik zihnin dondurucu ve yapay yapısı eleştirilmektedir.
2
Parçada önerilen bilgi edinme yolunu belirleme
Gerçekliğin özü olan kesintisiz akışı kavramanın, onunla doğrudan özdeşleşen ve onu içeriden duyan sezgi yetisiyle mümkün olduğu anlaşılır.
Metindeki 'doğrudan onunla özdeşleşen, onu içeriden duyan bir yetinin işidir' ifadesi sezgiye işaret etmektedir.
3
Belirlenen çözüm yolunun felsefi karşılığını seçeneklerde bulma
Bergson'un entüisyonizm (sezgicilik) akımının zeka-sezgi ayrımı temelinde bilginin kaynağını sezgiyle temellendirdiği seçeneğe ulaşılır.
Bulunan çıkarımla örtüşen doğru seçeneği belirlemek sorunun çözümünü tamamlar.

Key Concept

Bergson'un sezgi ve zeka ayrımı temelinde entüisyonizm akımı
Question 22Question

Leibniz, Locke’un "Zihinde duyulardan geçmemiş hiçbir şey yoktur." savına karşı çıkarak "Zihnin kendisi hariç!" eklemesini yapar. Ona göre insan zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) değil; mermerin damarları gibi doğuştan getirdiği potansiyel eğilimlere, kuvvelere ve mantıksal yapılara sahip aktif bir öznedir. Dış dünya, zihindeki bu hazır kalıpları ve apriori ilkeleri uyandıran bir vesile olmaktan öteye gidemez. Dolayısıyla bilgi, duyularla dışarıdan zihne taşınan bir içerik değil; zihnin kendi rasyonel potansiyelini açığa çıkarmasıdır.

Leibniz'in bu görüşlerinden yola ç��kılarak rasyonalist bilgi felsefesine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Doğru bilgi, dış dünyanın zihin üzerinde doğrudan oluşturduğu izlenimlerin toplanmasıyla değil, zihnin kendi doğasında var olan apriori yapılar ve mantıksal ilkeler aracılığıyla aktif olarak biçimlendirilmesiyle mümkündür.

Answer

Doğru bilgi, dış dünyanın zihin üzerinde doğrudan oluşturduğu izlenimlerin toplanmasıyla değil, zihnin kendi doğasında var olan apriori yapılar ve mantıksal ilkeler aracılığıyla aktif olarak biçimlendirilmesiyle mümkündür.
Doğru seçenek, rasyonalizmin zihni pasif bir alıcı olarak değil, bilgiyi kendi apriori mantıksal sınırları ve potansiyelleriyle aktif olarak kuran bir özne olarak tanımlayan Leibniz'in görüşünü tam olarak yansıtmaktadır. Paragrafta belirtilen 'mermerin damarları' benzetmesi ve zihnin aktif bir özne olması vurgusu doğrudan bu yargıya işaret eder.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki Leibniz'in eleştirisini ve zihin modelini analiz etmek.
Leibniz zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) olarak gören empirist modeli reddetmekte, zihnin aktif ve doğuştan getirdiği yapılara (mermerin damarları örneği) sahip olduğunu savunmaktadır.
Sorunun rasyonalist epistemolojinin aktif zihin ve apriori bilgi anlayışı üzerine kurulduğunu tespit etmek amacıyla bu adım gereklidir.
2
Dış dünyanın bilgi sürecindeki rolünü belirlemek.
Dış dünya bilgiyi zihne taşıyan bir kaynak değil, zihindeki hazır yapıları uyandıran bir vesiledir.
Duyusal deneyimin rasyonalizmdeki ikincil, uyarıcı rolünü doğru konumlandırmak için bu ayrımın yapılması gerekir.
3
Doğru seçenek ile çeldiriciler arasındaki epistemolojik farkları değerlendirmek.
Zihnin doğuştan gelen potansiyelini aktif biçimlendirici olarak gören seçeneğin Leibniz'in zihin modelini tam olarak yansıttığı görülürken; empirist, dogmatik ve kavram kargaşası içeren diğer seçenekler elenir.
YKS felsefe sorularındaki yüksek düzeyde çeldirici analizini başarıyla tamamlayıp doğru cevaba ulaşmak için bu karşılaştırma zorunludur.

Key Concept

Rasyonalist bilgi felsefesinde zihnin aktif yapısı ve apriori bilgi ilkesi
Question 23Question

Günlük yaşamda bir nesneyle karşılaştığımızda, onun dış dünyada bizden bağımsız bir varlığı olduğunu peşinen kabul ederiz. Bu 'doğal tavır', nesneye dair tarihsel, bilimsel ve pratik tüm ön kabullerimizi besler. Ancak Husserl’e göre, nesnenin gerçek özüne ulaşmak isteyen bir filozof, bu varoluşsal yargıları paranteze almalıdır. Paranteze alma işlemi, dış dünyayı yok saymak ya da onun varlığından şüphe etmek değildir; aksine, nesneye dair tüm inançları askıya alarak bilincin yönelimsel yapısını ve bu yönelimde beliren özü saf hâliyle açığa çıkarmaktır.

Buna göre Husserl’in fenomenolojik yöntemiyle ulaşmak istediği temel bilgi kuramsal hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bilincin nesneye yönelimindeki tüm dışsal ve olgusal belirlenimleri askıya alarak nesnenin bilince doğrudan sunulan özsel yapısını kavramak

Answer

Bilincin nesneye yönelimindeki tüm dışsal ve olgusal belirlenimleri askıya alarak nesnenin bilince doğrudan sunulan özsel yapısını kavramak
Fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl'e göre, bilginin amacı nesnelerin özünü (eidos) kavramaktır. Günlük yaşamda nesneleri pratik, bilimsel veya tarihsel ön kabullerimizle (doğal tavır) algılarız. Bu kabullerin paranteze alınması (askıya alınması) sayesinde bilinç, yöneldiği nesneyi tüm dışsal katkılardan arınmış, saf haliyle kavrayabilir. Bu doğrultuda bilincin yönelimindeki dışsal belirlenimleri askıya alıp özsel yapıyı kavramayı ifade eden seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Parçada geçen 'doğal tavır', 'paranteze alma' ve 'yönelimsel bilinç' kavramlarının felsefi işlevlerini analiz edin.
Doğal tavrın nesneye dair her türlü tarihsel, pratik ve bilimsel ön kabulü içerdiği, paranteze almanın ise bu ön kabulleri inkar etmeden askıya almak olduğu saptanır.
Yöntemin temel amacını belirlemek için ilk olarak yöntem basamaklarının ne anlama geldiğinin çözümlenmesi gerekir.
2
Husserl'in paranteze alma yöntemi ile ulaşmak istediği nihai hedefi parçadan çıkarın.
Nihai hedefin nesnenin varoluşsal niteliklerinden arındırılarak bilincin yönelimiyle kavranan 'öz' (eidos) olduğu belirlenir.
Yöntemin amacının ne olduğunu ve yönelimsel bilincin bu özü nasıl saf halde açığa çıkardığını anlamak sorunun doğru cevabına götürür.
3
Seçenekleri analiz ederek fenomenolojik indirgemeyi septisizm, rasyonalizm, empirizm ve pragmatizm gibi diğer akımlardan ayıran yönü bulun.
Paranteze almanın septik bir şüphe olmadığını, rasyonalist kategorilerle çalışmadığını ve pratik faydayı hedeflemediğini görerek doğrudan bilince sunulan özü hedefleyen seçeneğe ulaşılır.
Çeldiricilerin hangi epistemolojik yanılgılara dayandığını belirlemek doğru cevabın sağlamasını yapmayı sağlar.

Key Concept

Fenomenolojik indirgeme (epoché) yoluyla yönelimsel bilincin nesnenin özene (eidos) ulaşması.
Estimated Time:2m 30s
Question 24Question

Bir nesneye yöneldiğimizde, onun hakkındaki tüm ön kabullerimizi, bilimsel açıklamalarımızı ve günlük deneyimlerimizin getirdiği yargıları geçici bir süre için askıya almamız gerekir. Örneğin, masamın üzerindeki şu kırmızı elmaya baktığımda, onun biyolojik yapısını, piyasa değerini veya besin değerini bir kenara bırakırım. Duyusal verilerin ötesine geçerek bilincimin bu elmaya nasıl yöneldiğini ve elmanın bilincimdeki saf, değişmez anlamını kavramaya çalışırım. Bu süreçte elmanın rengi, şekli gibi arızi özellikleri zihnimde ayıklanır ve geriye onun elma olmasını sa��layan temel yapı kalır.

Bu parçada dile getirilen düşüncelerden hareketle, Edmund Husserl'in fenomenolojik yöntemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Nesnelerin özüne ulaşmak, onlara dair her türlü ön kabul ve kuramsal açıklamayı askıya alarak bilincin doğrudan yönelimine odaklanmayı gerektirir.

Answer

Nesnelerin özüne ulaşmak, onlara dair her türlü ön kabul ve kuramsal aç��klamayı askıya alarak bilincin doğrudan yönelimine odaklanmayı gerektirir.
Nesnelerin özüne ulaşmanın, onlara dair her türlü ön kabul ve kuramsal açıklamayı askıya alarak bilincin doğrudan yönelimine odaklanmayı gerektirdiği yargısı doğrudur. Çünkü parçada elmanın biyolojik veya ekonomik değerinin bir kenara bırakılması (paranteze alma/epoché) ve bilincin elmaya yönelerek onun saf anlamını kavramaya çalışması doğrudan bu durumu örneklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçada verilen fenomenolojik yöntemin aşamalarını analiz etmek.
Düşünürün elma örneği üzerinden, nesnenin biyolojik yapısı, değeri gibi hazır bilgileri (ön kabulleri) ve duyusal özellikleri bir kenara bıraktığı (paranteze aldığı) tespit edilir.
Fenomenolojinin özü kavrama sürecinde izlediği metodolojik adımları anlamak için.
2
Parçadaki 'bilincin nesneye yönelmesi' ve 'saf özü kavrama' ifadelerini değerlendirmek.
Husserl'in 'yönelimsel bilinç' (intentionality) ve 'öz' (essence) kavramlarının, bilincin nesneye doğrudan yönelerek onun arızi özelliklerinden sıyrılmış anlamını kavraması anlamına geldiği belirlenir.
Seçeneklerdeki doğru yargıyı ayırt etmek için.
3
Seçenekleri bu analiz doğrultusunda karşılaştırmak.
Nesnelerin özüne ulaşmanın, ön kabulleri askıya alıp bilincin yönelimiyle gerçekleştiğini belirten seçeneğin doğru olduğu sonucuna varılır.
Doğru cevabı saptamak için.

Key Concept

Fenomenolojik İndirgeme ve Yönelimsellik
Estimated Time:2m 0s
Question 25Question

Aşağıda verilen entüisyonist (sezgici) filozoflara ait kavramlar ile bu kavramların felsefi işlevlerini belirten açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Gazali'nin Kalp Gözü
Henri Bergson'un Sezgisi
Henri Bergson'un Zekası

Matches

Show answer & explanation

Answer

Gazali'nin Kalp Gözü kavramı akıl ve duyuların sınırlılığını aşan manevi aydınlanma açıklamasıyla; Henri Bergson'un Sezgisi yaşamın dinamik akışını ve süreyi doğrudan kavrayan yeti açıklamasıyla; Henri Bergson'un Zekası ise maddi dünyayı analiz edip dondurarak kavrayan yeti açıklamasıyla eşleşir.
Gazali'nin kalp gözü kavramı metafiziksel kesinliğe ve ilahi nura dayanırken, Bergson'un sezgisi zamanın gerçek akışı olan süreyi doğrudan yakalar. Bergson'un zekası ise pratik yaşamda fayda sağlamak üzere maddeyi donduran ve analiz eden araçsal bir yetidir.

Step-by-Step Solution

1
Gazali'nin bilgi felsefesindeki temel iddiası analiz edilir.
Gazali, duyuların ve mantıksal aklın insanı şüpheye düşürebileceğini, mutlak ve kesin bilgiye ancak 'kalp gözü' denilen manevi sezgi ve iç aydınlanmayla ulaşılabileceğini savunur. Bu durum ikinci açıklama ile eşleşir.
Filozofun şüphe sürecinden kurtulup hakikate nasıl ulaştığını anlamak için.
2
Henri Bergson'un 'süre' (durée) ve 'sezgi' (intuition) kavramları incelenir.
Bergson'a göre gerçeklik sürekli bir oluştur, akıştır (süredir). Bunu kavramsal sınırlandırmalara gitmeden doğrudan, içeriden kavrayan yeti sezgidir. Bu durum üçüncü açıklama ile eşleşir.
Bergson'un dinamik gerçekliği kavrama yöntemini belirlemek için.
3
Henri Bergson'un 'zeka' (intelligence) kavrayışı değerlendirilir.
Bergson zekayı, statik olan maddeyi analiz etmeye yarayan, eylem ve pratik yaşam için tasarlanmış, akışı donduran bir yeti olarak tanımlar. Bu durum birinci açıklama ile eşleşir.
Bergson'un sezgi ve zeka arasındaki işlevsel farkı ortaya koymak için.

Key Concept

Entüisyonizm (Sezgicilik) temsilcileri Gazali ve Henri Bergson'un bilgi kaynaklarına yönelik görüşleri.
Question 26Question

Bir sanat tarihçisi, tarihi bir binayı incelerken onun piyasa değerini, yapımında çalışan işçilerin kim olduğunu ve binanın mevcut kullanım amacını bir kenara bırakarak yalnızca onun mimari formunun taşıdığı saf anlama odaklanır. Sanat tarihçisinin yaptığı bu zihinsel işlem, nesneye dair günlük ve pratik bilgileri geçici olarak devre dışı bırakarak nesnenin özünü kavramaya çalışmaktır. Bu parçada tasvir edilen zihinsel tavır, Husserl'in fenomenolojik yöntemindeki aşağıdaki kavramlardan hangisine örnek oluşturur?

Show answer & explanation

Answer: Paranteze alma (Epoché)

Answer

Paranteze alma (Epoché)
Doğru seçenek, bilincin nesnenin özüne ulaşabilmek için ona dair her türlü ön kabulleri, pratik ve rastlantısal bilgileri geçici olarak devre dışı bırakmasını ifade eden 'paranteze alma (epoché)' kavramıdır. Parçada da sanat tarihçisinin binaya dair pratik ve maddi unsurları bir kenara bırakarak saf biçime odaklanması bu yöntemin açık bir uygulamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki sanat tarihçisinin tavrını analiz etmek.
Sanat tarihçisi, nesneye (binaya) dair pratik, ekonomik ve gündelik bilgileri bilinçli bir şekilde devre dışı bırakmaktadır.
Soruda tasvir edilen zihinsel eylemin hangi felsefi kavrama karşılık geldiğini bulmak için önce bu eylemin niteliğini belirlemek gerekir.
2
Elde edilen zihinsel tavrı fenomenolojik kavramlarla eşleştirmek.
Zihnin nesneye dair tüm ön kabulleri, pratik faydaları ve rastlantısal bilgileri geçici olarak askıya alıp dışarıda bırakması işlemi Husserl'in fenomenolojisinde 'paranteze alma' (epoché) olarak tanımlanır.
Ön yargıların ve genelgeçer kabullerin devre dışı bırakılması sürecini doğru adlandırmak için felsefe tarihindeki kavramsal karşılığı tespit edilmelidir.

Key Concept

Paranteze alma (Epoché) yöntemi ile nesnelerin özüne ulaşma.
Question 27Question

Mantıkçı pozitivistlere göre, bir önermenin anlamlı olabilmesi onun deneysel olarak doğrulanabilir olmasına bağlıdır. Eğer bir önerme olgusal dünyaya ilişkin bir durumu tasvir etmiyorsa ve deneyle denetlenemiyorsa, o önerme anlamsızdır. Örneğin, 'Ruh ölümsüzdür.' veya 'Evrenin temel ilkesi sevgidir.' gibi iddialar olgusal olarak doğrulanamadığı için metafizikseldir ve bilişsel bir anlam taşımazlar. Onlara göre felsefenin görevi yeni bilgi üretmek değil, dilsel çözümlemeler yaparak kavramları netleştirmek ve metafiziksel kabulleri felsefeden uzaklaştırmaktır.

Buna göre, mantıkçı pozitivizmin felsefeye yüklediği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dil çözümlemeleri aracılığıyla olgusal karşılığı olmayan metafiziksel önermeleri ayıklamak

Answer

Dil çözümlemeleri aracılığıyla olgusal karşılığı olmayan metafiziksel önermeleri ayıklamak
Mantıkçı pozitivizm, doğrulanabilirlik ölçütünü temel alarak deneysel olarak kanıtlanamayan metafizik önermelerin anlamsız olduğunu savunur. Parçada açıkça felsefenin görevinin yeni bilgiler üretmek değil, dil çözümlemeleri yaparak bu anlamsız önermeleri ayıklamak olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla felsefenin temel işlevi dil çözümlemeleriyle olgusal karşılığı olmayan metafiziksel önermeleri ayıklamaktır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel iddiayı ve mantıkçı pozitivizmin doğrulanabilirlik ilkesini analiz etmek.
Mantıkçı pozitivizmin, olgusal dünyada karşılığı olmayan önermeleri anlamsız/metafiziksel kabul ettiğini belirlemek.
Soru kökünün bizden mantıkçı pozitivizmin felsefeye biçtiği temel rolü istemesi.
2
Paragrafın son cümlesinde belirtilen felsefenin rolünü incelemek.
Felsefenin yeni bilgi üretmediği, görevinin dilsel çözümlemelerle kavramları netleştirmek ve metafiziği dışarıda bırakmak olduğunu tespit etmek.
Felsefeye yüklenen görevin doğrudan bu alanda tanımlanmış olması.
3
Seçenekleri analiz ederek felsefeye yüklenen bu işlevle birebir örtüşen şıkkı bulmak.
Dil çözümlemeleri ile olgusal karşılığı olmayan önermeleri ayıklama seçeneğinin doğru yanıt olduğunu doğrulamak.
Bu seçeneğin paragrafta geçen 'dilsel çözümlemeler yaparak metafiziksel kabulleri felsefeden uzaklaştırmak' ifadesiyle tam uyum göstermesi.

Key Concept

Mantıkçı Pozitivizm ve Felsefenin İşlevi
Question 28Question

Aşağıda pragmatizm (faydacılık) akımının bilgi felsefesindeki bazı temel kavramları ve bu kavramların epistemolojik açıklamaları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Enstrümantalizm (Aletçilik)
Radikal Empirizm (Köktenci Deneycilik)
Düşüncenin "Nakit Değeri" (Cash-value)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Enstrümantalizm kavramı zihin ve bilginin sorun çözme araçları olduğunu savunan açıklamayla; Radikal Empirizm kavramı ilişkilerin de doğrudan deneyimlenebilir olduğunu belirten açıklamayla; Düşüncenin "Nakit Değeri" kavramı ise doğruluğun pratik sonuçlar ve somut fayda ile ölçülmesi gerekti��ini savunan benzetmeyle eşleşir.
Eşleştirmenin doğru biçimde tamamlanması, pragmatizmin iki büyük temsilcisi olan William James ve John Dewey'nin epistemolojik kuramlarının temel terimsel ayrımlarına dayanmaktadır. Enstrümantalizm (aletçilik) Dewey'ye aittir ve düşünceleri araç kabul eder. Radikal empirizm James'in deneyim ilişkilerini içeren felsefi tutumudur. Düşüncenin nakit değeri ise James'in doğruluğun pratik sonuçlara dayalı somut karşılığını ifade eden metaforudur.

Step-by-Step Solution

1
John Dewey'nin enstrümantalizm (aletçilik) felsefesini analiz etmek.
Enstrümantalizm, düşünce ve kavramları eylemde karşılaşılan sorunları çözmeye yarayan birer alet/araç olarak tanımladığı için sol sütundaki birinci madde sağ sütundaki ikinci maddeyle eşleşir.
Enstrümantalizmin temel savı, bilginin pratik yaşamda sorun çözücü bir araç olmasıdır.
2
William James'in radikal empirizm görüşünü değerlendirmek.
Radikal empirizm, saf deneyimi temel alarak deneyimin içindeki ilişkileri de doğrudan deneyimlenebilir ögeler olarak görür ve aşkın metafizik açıklamalara karşı çıkar; bu nedenle sol sütundaki ikinci madde sağ sütundaki üçüncü maddeyle eşleşir.
James, radikal empirizm kuramında ilişkilerin de doğrudan tecrübe edildiğini savunur.
3
William James'in düşüncenin 'nakit değeri' metaforunu incelemek.
James'in nakit değer (cash-value) kavramı, soyut fikirlerin eylemdeki karşılığını ve pratik sonuçlarını ölçüt aldığı için sol sütundaki üçüncü madde sağ sütundaki birinci maddeyle eşleşir.
Bu metafor doğruluğun somut hayatta ne işe yaradığına odaklanır.

Key Concept

Pragmatizm (Faydacılık)
Question 29Question

Bir botanikçi ormanda daha önce karşılaşmadığı bir çiçeği incelerken, onun biyolojik sınıflandırmasını, tıbbi faydalarını ya da piyasa değerini düşünmez. O an için zihnini çiçeğe dair geçmiş tüm teorik bilgilerden ve ön kabullerden arındırarak yalnızca bilincinin doğrudan çiçeğe yönelmesine izin verir. Botanikçi için bu çiçek, tüm dışsal ilişkilerinden sıyrılarak bilincin dolaysız bir nesnesi haline gelir. Böylece bilincin nesnesiyle kurduğu bu saf yönelim sayesinde çiçeğin değişmez anlam yapısı açığa çıkar.

Bu parçada betimlenen durum, Edmund Husserl'in felsefesinde bilginin kaynağı ve sınırlarına yönelik aşağıdaki görüşlerden hangisini destekler?

Show answer & explanation

Answer: Bilincin, tüm ön kabullerden arındırılarak nesneye doğrudan yönelmesiyle fenomenlerin özsel bilgisine ulaşılır.

Answer

Bilincin, tüm ön kabullerden arındırılarak nesneye doğrudan yönelmesiyle fenomenlerin özsel bilgisine ulaşılır.
Doğru olan yargı, bilincin nesnelere yönelik tüm ön kabulleri ve yargıları bir kenara bırakarak doğrudan nesnenin kendisine yönelmesiyle o nesnenin özüne ait bilgiye ulaşılacağını savunan görüştür. Parçada botanikçinin çiçeğe yaklaşırken yaptığı teorik bilgileri askıya alma ve doğrudan yönelme eylemi, Husserl'in fenomenolojik bilgi yöntemini mükemmel şekilde örneklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki botanikçinin çiçeği incelerken kullandığı yöntemi analiz etmek.
Botanikçinin çiçeğe dair tüm teorik tanımları, faydacı bakış açılarını ve ön kabulleri devre dışı bıraktığı (paranteze aldığı) ve bilincini doğrudan nesneye yönelttiği tespit edilir.
Bu süreç, fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl'in 'paranteze alma' (epoché) ve 'yönelimsel bilinç' (intentionality) kavramlarına karşılık gelir.
2
Seçeneklerde verilen epistemolojik savları incelemek ve parçayla karşılaştırmak.
Doğru seçenekte yer alan yargının fenomenolojik yöntemin amacını (özsel bilgiye ulaşmak) tam olarak açıkladığı görülür. Diğer seçeneklerin ise empirizm, rasyonalizm veya şüpheciliğe ait olduğu ya da fenomenolojiyi yanlış yorumladığı belirlenir.
Fenomenoloji, nesnelerin özünün ancak bilincin doğrudan nesneye yönelip onun hakkındaki tüm ön kabulleri askıya almasıyla kavranabileceğini savunur.

Key Concept

Fenomenoloji (Özbilim) ve Yönelimsel Bilinç
Estimated Time:2m 0s
Question 30Question

Fatma Teyze, komşusunun tavsiyesi üzerine diz ağrılarına iyi geleceğini düşünerek ağrıyan yerine lahana yaprağı sarmış ve ağrısının hafiflediğini görmüştür. Fatma Teyze'nin bu yolla elde ettiği bilgi; kişisel tecrübelere dayanan, sistemsiz, yöntemsiz ve günlük yaşamı kolaylaştırmayı amaçlayan pratik bir niteliğe sahiptir.

Buna göre, Fatma Teyze'nin edindiği bu bilgi aşağıdaki bilgi türlerinden hangisine örnektir?

Show answer & explanation

Answer: Gündelik bilgi

Answer

Gündelik bilgi
Doğru yanıt gündelik bilgidir. Gündelik bilgi; insanların günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunları çözmek amacıyla deneme-yanılma, gözlem ve kişisel tecrübeler sonucunda elde ettikleri, bilimsel veya felsefi bir sistemliliğe sahip olmayan, yaşamı kolaylaştıran pratik bilgilerdir. Fatma Teyze'nin diz ağrısına lahana sarması tam olarak bu tanıma uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki bilginin özelliklerini belirlemek
Fatma Teyze'nin diz ağrısını geçirmek için lahana yaprağı sarması; kişisel tecrübelere, komşu tavsiyesine (deneme-yanılma) dayanan, yöntemsiz ve pratik amaçlı bir bilgidir.
Verilen durumdaki bilginin elde ediliş yöntemini ve amacını saptamak bizi doğru bilgi türüne ulaştırır.
2
Elde edilen özellikleri bilgi türleriyle karşılaştırmak
Bu niteliklerin, gündelik yaşamı kolaylaştırmayı hedefleyen ve sistemsiz olan 'gündelik bilgi' tanımı ile birebir eşleştiği görülmüştür.
Her bilgi türünün kendine özgü ediniliş amacı ve yöntemi vardır; gündelik bilgi doğrudan yaşam tecrübesine ve faydaya dayanır.

Key Concept

Gündelik bilginin özellikleri ve diğer bilgi türlerinden farkları
Estimated Time:45s
Question 31Question

Bir masanın üzerinde duran pirinç anahtarı inceleyen araştırmacı; onun hangi madenden üretildiğini, hangi kilide ait olduğunu ya da maddi değerini düşünmeyi bırakır. Nesneye dair pratik yararları, fiziksel özellikleri ve ön kabulleri askıya alarak bilincin bu nesneye yönelik saf deneyimine odaklanır. Böylece anahtar, dış dünyadaki sıradan bir cisim olmaktan çıkıp bilincin yöneldiği ve tüm yüklerinden arındırılmış yalın bir 'öz' haline gelir.

Bu parçada sözü edilen araştırmacının anahtara karşı takındığı tavır ve ulaşmak istediği hedef, Edmund Husserl'in fenomenoloji felsefesindeki hangi kavramla doğrudan ilişkilidir?

Show answer & explanation

Answer: Paranteze alma

Answer

Paranteze alma
Doğru cevap paranteze almadır. Parçada araştırmacının nesnenin fiziksel özelliklerini, maddesini ve pratik faydalarını bir kenara bırakıp yargılarını askıya alarak bilincin yöneldiği öze odaklanması, fenomenolojik yöntemin temel adımı olan paranteze almayı doğrudan örneklendirmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Araştırmacının nesnenin fiziksel özelliklerini ve kullanım değerini devre dışı bırakma eylemini analiz etmek.
Araştırmacının nesne hakkındaki tüm ön yargı ve bilgileri askıya aldığı görülür.
Fenomenolojik yöntemin ilk ve en temel adımı olan askıya alma (paranteze alma) sürecini belirlemek.
2
Araştırmacının nihai olarak ulaşmak istediği 'öz' kavramının felsefi karşılığını tespit etmek.
Bu çabanın Husserl felsefesinde 'öze ulaşma' ve fenomenolojik indirgeme ile ilişkili olduğu belirlenir.
Paranteze almanın amacının nesnenin özünü kavramak olduğunu doğrulamak.
3
Belirlenen yöntem ve kavramı seçeneklerle karşılaştırmak.
Bu yöntemsel adımın paranteze alma kavramı olduğu kesinleşir.
Seçenekler arasından doğru kavramı belirlemek.

Key Concept

Fenomenoloji ve Paranteze Alma (Epoché)
Estimated Time:2m 0s
Question 32Question

Aşağıdaki sol sütunda verilen bilgi örneklerini, sağ sütundaki ait oldukları bilgi türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Bir tarım işçisinin, gökyüzündeki bulutların rengine ve havadaki nem oranının hissiyatına dayanarak o gün yağmur yağacağını öngörmesi.
Bir zanaatkârın, metallerin esneme özelliklerinden yararlanarak dayanıklı tarım aletleri tasarlayıp üretmesi.
Bir sanatçının, tuval üzerine yağlı boya kullanarak doğadaki nesneleri kendi duygusal süzgecinden geçirip özgün bir kompozisyonla yansıtması.
Bir filozofun, ahlaki eylemlerin temelini sorgularken zihnin kavramsal yapısını kendi üzerine yönelerek tutarlı biçimde temellendirmesi.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Pratik tecrübeye dayalı yağmur öngörüsü gündelik bilgiyle; tarım aletleri üretimi teknik bilgiyle; özgün kompozisyon yaratımı sanat bilgiyle; refleksif zihinsel temellendirme ise felsefi bilgiyle eşleşmektedir.
Verilen durumlarda; yağmur tahmini gündelik bilgiyle, tarım aletleri yapımı teknik bilgiyle, özgün sanatsal üretim sanat bilgisiyle ve refleksif ahlak sorgulaması felsefi bilgiyle örtüşür.

Step-by-Step Solution

1
Sol sütundaki birinci öncülün analiz edilmesi.
Gözlem ve kişisel tecrübe içeren sistemsiz öngörü Gündelik Bilgi kapsamına girer.
Gündelik bilgi, yaşam tecrübelerine ve duyu algılarına dayanan, yöntemsiz bilgidir.
2
Sol sütundaki ikinci öncülün analiz edilmesi.
Maddi nesneleri biçimlendirerek araç-gereç üretme etkinliği Teknik Bilgi sınıfına girer.
Teknik bilgi, insan hayatını kolaylaştırmak amacıyla araç-gereç üretme ve pratik beceriyle ilgilidir.
3
Sol sütundaki üçüncü öncülün analiz edilmesi.
Özgünlük, güzellik ve yaratıcılık barındıran duygusal ifade Sanat Bilgisi sınıfına girer.
Sanat bilgi, sanatçının sezgisel ve yaratıcı gücüyle estetik kaygıyı yansıtmasıdır.
4
Sol sütundaki dördüncü öncülün analiz edilmesi.
Refleksif düşünceye ve rasyonel temellendirmeye dayalı sorgulama Felsefi Bilgi sınıfına girer.
Felsefi bilgi, rasyonel, sistemli ve kendi üzerine düşünen (refleksif) bir yapıya sahiptir.

Key Concept

Bilgi türlerinin temel özellikleri ve örnek olaylarla eşleştirilmesi.
Estimated Time:2m 0s
Question 33Question

Gökyüzünde parıldayan Güneş, insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan somut bir varlıktır. Buna karşılık, 'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' ifadesi, bu varlık hakkında ortaya konan ve gerçeklikle uyuşan bir yargıdır.

Bu parçada sırasıyla bilgi felsefesinin hangi iki temel kavramı örneklendirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Gerçeklik - Doğruluk

Answer

Gerçeklik ve doğruluk kavramlarının sırasıyla örneklendiği seçenektir.
Dış dünyada insan zihninden bağımsız olarak var olan Güneş nesnesi 'gerçeklik' kavramını; bu gerçekliğe dair kurulan ve onunla örtüşen 'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' yargısı ise 'doğruluk' kavramını ifade eder. Dolayısıyla doğru sıralama gerçeklik ve doğruluk şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki ilk örneği incelemek
Güneş'in insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan somut bir varlık olduğu belirtilmiştir. Bu durum zihinden bağımsız varoluşu ifade eden 'gerçeklik' kavramına karşılık gelir.
Gerçeklik, zihinden bağımsız olarak dış dünyada nesnel olarak var olan her şeydir.
2
Parçadaki ikinci örneği incelemek
'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' ifadesinin, dış dünyadaki nesneyle uyuşan bir yargı olduğu belirtilmiştir. Bu durum ise 'doğruluk' kavramına karşılık gelir.
Doğruluk, zihnimizdeki yargıların dış dünyadaki gerçekliğe uygunluğudur.
3
Elde edilen kavramları sırasıyla birleştirmek
Sırasıyla 'Gerçeklik' ve 'Doğruluk' kavramlarının örneklendiği tespit edilir.
Soruda bizden parçada geçen kavramların sırasıyla hangileri olduğu istenmiştir.

Key Concept

Gerçeklik ve Doğruluk Kavramlarının Farkı
Question 34Question

Sofist filozof Protagoras, 'İnsan her şeyin ölçüsüdür.' diyerek rüzgârın üşüyen bir kişi için soğuk, üşümeyen bir kişi için ise sıcak olduğunu belirtmiştir. Ona göre herkes için geçerli, mutlak ve değişmez bir doğru bilgi mevcut değildir; bilgi yalnızca algılayan özneye göre şekillenir.

Protagoras’ın bu parçada açıklanan yaklaşımı, bilgi felsefesinde aşağ��daki kavramlardan hangisiyle tanımlanır?

Show answer & explanation

Answer: Rölativizm (Görecelik)

Answer

Rölativizm (Görecelik)
Rölativizm (görecelik), bilginin kişiden kişiye, algılayan özneye göre değiştiğini savunur. Parçada Protagoras'ın 'İnsan her şeyin ölçüsüdür' sözüyle ve rüzgâr örneğiyle açıkladığı üzere, mutlak ve nesnel bir doğrunun olmadığı, bilginin kişiye göre farklılaştığı belirtilmiştir. Bu durum doğrudan görecelik (rölativizm) kavramıyla tanımlanır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel iddiayı analiz etme
Protagoras, rüzgâr örneğiyle bilginin kişiden kişiye (özneye göre) değiştiğini ve mutlak, herkes için geçerli bir doğrunun olmadığını savunmaktadır.
Soruda sorulan felsefi kavramı bulabilmek için metindeki ana fikri tespit etmek gerekir.
2
Felsefi terimlerle eşleştirme yapma
Bilginin kişiye göre değiştiğini, yani göreceli olduğunu savunan yaklaşım 'rölativizm'dir. Protagoras da Sofistlerin temsilcisi olarak bu rölativist görüşü temsil eder.
Metindeki 'kişiye göre şekillenme' ve 'herkes için geçerli doğrunun olmaması' ifadeleri doğrudan rölativizm kavramına götürür.

Key Concept

Sofist rölativizmi ve doğru bilginin imkansızlığı
Estimated Time:50s
Question 35Question

Bir sanat tarihçisi, müzede sergilenen bir tablonun Rembrandt’a ait olduğunu iddia ettiğinde bu iddiasını tablonun tuval yapısı, kullanılan boyanın kimyasal analizi ve Rembrandt’ın diğer eserlerindeki fırça teknikleriyle olan uyumu üzerinden gerekçelendirir. Eğer tarihçi sadece "Bu tablo Rembrandt’a ait çünkü içimden öyle geçiyor" deseydi, iddiası bir kişisel kanı olmaktan öteye geçemezdi. Felsefi açıdan bir iddianın salt bir iddia ya da inan�� olmaktan çıkıp bilgi statüsü kazanması, onun mantıksal, deneysel ya da rasyonel dayanaklarla desteklenmesini gerektirir.

Bu parçada anlatılan durum, bilgi felsefesinin aşağıdaki temel kavramlarından hangisinin işlevini ve önemini örneklendirmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Temellendirme

Answer

Temellendirme
Temellendirme, bir düşüncenin, iddianın ya da yargının doğruluğunu rasyonel, deneysel veya mantıksal kanıtlar ve gerekçeler sunarak ortaya koyma sürecidir. Parçada bir sanat tarihçisinin tablonun Rembrandt'a ait olduğu iddiasını fiziksel ve teknik gerekçelerle desteklemesi, felsefi anlamda bir iddianın bilgiye dönüşmesi için gereken temellendirme sürecini doğrudan örneklendirmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel argümanı ve verilen örneği analiz etmek
Sanat tarihçisinin bir tablonun Rembrandt'a ait olduğu iddiasını kanıtlamak için tuval yapısı, boya analizi ve fırça teknikleri gibi gerekçeler ve kanıtlar sunduğu görülmektedir.
Örnek olay üzerinden felsefi kavramların nasıl somutlaştırıldığını anlamak.
2
Kişisel kanı (doxa) ile bilgi (episteme) arasındaki ayrımın nasıl yapıldığını incelemek
Sadece sezgi veya kişisel inanca dayalı ifadelerin bilgi sayılamayacağı, felsefi anlamda bir iddianın bilgi değeri kazanması için akla uygun dayanaklarla desteklenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bilginin yapısındaki temel felsefi gereksinimleri saptamak.
3
Elde edilen bulguları seçeneklerdeki bilgi felsefesi kavramlarıyla eşleştirmek
Bir iddianın rasyonel, mantıksal veya deneysel dayanaklarla gerekçelendirilmesi süreci bilgi felsefesinde 'temellendirme' kavramına karşılık gelir.
Doğru kavrama ulaşarak soruyu çözümlemek.

Key Concept

Temellendirme
Estimated Time:2m 0s
Question 36Question

Pyrrhon (Piron) ve öğrencisi Timon'a göre duyularımız ve aklımız bize nesnelerin gerçek yapısını bildiremez. Aynı nesne farklı insanlara, hatta aynı insana farklı zamanlarda farklı görünebilir. Bu nedenle, kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir ve insan her türlü yargıdan kaçınmalıdır.

Bu parçaya göre septiklerin bilgi konusundaki temel tavrı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmak imkânsızdır.

Answer

Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmak imkânsızdır.
Septik filozoflar (Pyrrhon ve Timon), duyuların ve aklın bizi yanıltabileceğini, nesnelerin gerçek yapısının bilinemeyeceğini ve dolayısıyla kesin, genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmanın imkânsız olduğunu savunurlar. Bu doğrultuda insan her türlü yargıyı askıya almalıdır. Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmanın imkânsız olduğunu savunan ifade bu görüşle tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel argümanı analiz etmek.
Pyrrhon ve öğrencisi Timon'un, duyuların ve aklın nesnelerin gerçek yapısını bildiremeyeceğini ve bu nedenle kesin bir bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığını savundukları belirlenmiştir.
Septisizmin bilgiye yönelik temel şüpheci yaklaşımını saptamak için.
2
Seçenekleri septiklerin bu temel görüşüyle karşılaştırmak.
Kesin ve genelgeçer bir doğru bilgiye ulaşmanın imkânsız olduğunu belirten ifadenin septik filozofların görüşüyle tam uyuştuğu, diğer seçeneklerin ise bilgiye ulaşmanın mümkün olduğunu savunan veya felsefeye dogmatik yaklaşan görüşler olduğu saptanmıştır.
Doğru seçeneği belirlemek ve yanlış seçeneklerin hangi felsefi yanılgılara dayandığını doğrulamak için.

Key Concept

Septisizm ve doğru bilginin imkânsızlığı
Estimated Time:1m 0s
Question 37Question

Gorgias, ünlü üçlemesinin son adımında "Bilgi mevcut olsa bile bu bilgi bir başkasına aktarılamaz." tezini savunur. Ona göre, dış dünyadaki nesneleri algılamak için kullandığımız duyular ile bu algıları başkalarına iletmek için kullandığımız araç olan dil (logos) arasında aşılmaz bir uçurum vardır. Bizler karşımızdakine nesnelerin kendisini değil, yalnızca dilsel sembolleri aktarabiliriz. Ancak dil, nesnenin kendisi olmadığı gibi, her bireyin zihninde farklı tasarımlara yol açar. Bu durum, özneler arası ortak ve kesin bir bilginin paylaşımını olanaksız kılar.

Buna göre Gorgias'ın bu akıl yürütmesinden hareketle bilginin imkânsızlığına yönelik aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Zihinsel tasarımları taşıyan dilsel araçların nesnel gerçeklikle özdeş olmaması, özneler arası genelgeçer bir bilginin paylaşımını engeller.

Answer

Zihinsel tasarımları taşıyan dilsel araçların nesnel gerçeklikle özdeş olmaması, özneler arası genelgeçer bir bilginin paylaşımını engeller.
Gorgias'ın argümanına göre dil (logos) nesnelerin kendisi değildir ve her bireyin zihninde farklı tasarımlara yol açar. Dolayısıyla zihinsel tasarımları taşıyan dilsel araçların nesnel gerçeklikle doğrudan örtüşmemesi, insanlar arasında genelgeçer (ortak) bir bilginin paylaşımını imkânsız kılar. Bu durum tam olarak doğru seçenekte ifade edilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın ana fikrini ve Gorgias'ın argümanını analiz etme
Gorgias, dilin nesnelerin kendisi olmadığını ve zihindeki tasarımların kişiye özgülüğünü belirterek bilginin aktarılamayacağını savunur.
Gorgias'ın septik/nihilist yaklaşımının temelindeki dil-gerçeklik ilişkisini kavramak için.
2
Seçeneklerdeki kavramsal ayrımları ve olası yanılgıları inceleme
Doğruluk ve gerçeklik ayrımının karıştırıldığı veya rasyonalizm-empirizm kaynağına dair hatalı yorumlar içeren seçenekleri belirleme.
Çeldiricilerin hangi felsefi yanılgılara dayandığını tespit etmek için.
3
Doğru yargı ile Gorgias'ın tezi arasındaki mantıksal bağı kurma
Dilsel araçların nesnel gerçekliği tam olarak yansıtamaması ve öznelliğe yol açması nedeniyle genelgeçer bilgi aktarımının imkânsız olduğu sonucuna ulaşılır.
Paragraftaki iddiayı tam karşılayan seçeneği onaylamak için.

Key Concept

Sofizmde rölativizm ve nihilizm bağlamında bilginin imkânsızlığı ile dilsel aktarımın sınırları
Question 38Question

Aşağıda sol sütunda verilen rasyonalist filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel felsefi kavram veya yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Sokrates
Platon
Descartes

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sokrates - Doğurtma yöntemi (maieutik); Platon - İdealar dünyası; Descartes - Metodik şüphe.
Eşleştirmede Sokrates doğuştan gelen bilgileri açığa çıkaran doğurtma yöntemiyle, Platon duyuları dışlayan idealar kuramıyla, Descartes ise sarsılmaz bilgiye ulaşmayı amaçlayan metodik şüphe yaklaşımıyla doğru şekilde ilişkilendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Sokrates'in bilgi yöntemini eşleştirme
Sokrates, bilgilerin doğuştan ruhumuzda var olduğunu savunur ve sorgulama yoluyla bu bilgileri gün yüzüne çıkarmayı hedefler. Bu yaklaşım, doğuştan gelen bilgileri soru-cevap yöntemiyle açığa çıkarma tanımıyla eşleşir.
Sokrates'in maieutik (doğurtma) yönteminin temel tanımını belirlemek.
2
Platon'un bilgi kuramını eşleştirme
Platon, gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen idealar dünyasına ait olduğunu ve duyusal dünyanın yanıltıcı gölgelerden ibaret olduğunu savunur. Bu yaklaşım, idealar dünyası tanımıyla eşleşir.
Platon'un İdealar Kuramı'nın bilgi felsefesindeki yerini belirlemek.
3
Descartes'ın bilgi metodunu eşleştirme
Descartes, kesin bilgiye ulaşabilmek için tüm bilgileri sarsıcı bir sorgulamadan geçirir ve şüpheyi bir yöntem olarak kullanır. Bu yaklaşım, metodik şüphe tanımıyla eşleşir.
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını tanımlamak.

Key Concept

Rasyonalizm (Akılcılık) temsilcilerinin bilgiye ulaşma yöntemleri ve temel epistemolojik kabulleri.
Question 39Question

Bir dedektif, olay yerindeki kanıtları incelemeden, tamamen kişisel önsezilerine dayanarak failin kırmızı şapkalı bir adam olduğunu öne sürer. Yapılan soruşturma sonucunda failin gerçekten de kırmızı şapkalı bir adam olduğu ortaya çıkar. Ancak dedektifin bu tahmini, rastlantısal bir isabetten ibarettir. Diğer yandan, dosyayı devralan savcı; parmak izi analizleri, kamera kayıtları ve görgü tanıklarının ifadelerini inceleyerek failin kırmızı şapkalı adam olduğunu rasyonel kanıtlarla ortaya koyar.

Bu parçada anlatılan durumdan yola çıkılarak bilgi felsefesinin temel kavramlarına dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Show answer & explanation

Answer: Dedektifin iddiası dış dünyadaki durumla uyuştuğu için doğruluk değeri taşır ancak rasyonel gerekçelerle temellendirilmediği için bilgi niteliği kazanamaz.

Answer

Dedektifin iddiası dış dünyadaki durumla uyuştuğu için doğruluk değeri taşır ancak rasyonel gerekçelerle temellendirilmediği için bilgi niteliği kazanamaz.
Dedektifin iddiasının dış dünyayla uyuşması onun doğru olduğunu gösterir; fakat bu doğruluğun arkasında rasyonel bir gerekçe (temellendirme) olmadığı sürece bu iddia felsefi anlamda bir bilgi değeri taşımaz. Doğru bir iddianın bilgiye dönüşmesi için temellendirilmesi zorunludur. Dolayısıyla dedektifin iddiası doğruluk taşır ancak temellendirilmediği için bilgi değildir ifadesi doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Dedektif ve savcının iddialarının epistemolojik niteliklerini karşılaştırmak.
Dedektifin iddiasının olgusal olarak doğru çıktığı fakat rastlantısal olduğu, savcının ise rasyonel kanıtlarla sonuca ulaştığı belirlenir.
Parçadaki temel karşıtlığı anlamak.
2
Doğruluk, gerçeklik ve temellendirme kavramlarının ilişkisini kurmak.
Dedektifin iddiasının dış dünyayla uyuşması 'doğruluk' anlamına gelirken, kanıt kullanmaması 'temellendirme' eksikliğini gösterir.
Kavramsal çözümleme yapmak.
3
Bilginin tanımı üzerinden sonuca ulaşmak.
Bir iddianın bilgi olabilmesi için doğruluğun yanı sıra rasyonel gerekçelerle temellendirilmiş olması gerektiği sonucuna varılır.
Doğru seçeneği belirlemek.

Key Concept

Doğruluk, Gerçeklik ve Temellendirme Arasındaki İlişki
Question 40Question

Sokrates, Meno diyaloğunda okuma yazma bilmeyen bir köleye hiçbir yeni bilgi öğretmeden, sadece doğru soruları sorarak bir geometri problemini çözdürmeyi başarır. Ona göre bu durum, bilginin ruhumuzda doğuştan hazır bulunduğunun ve doğru sorularla anımsanabileceğinin bir kanıtıdır.

Sokrates'in bu yaklaşımı, bilginin kaynağını ve niteliğini açıklayan aşağıdaki felsefi akımlardan hangisinin temel iddiasını desteklemektedir?

Show answer & explanation

Answer: Rasyonalizm (Akılcılık)

Answer

Rasyonalizm (Akılcılık) akımı, bilginin doğuştan insan zihninde hazır bulunduğunu ve aklın doğru bilginin biricik kaynağı olduğunu savunur.
Sokrates'in köleye geometri problemini çözdürürken bilginin doğuştan zihinde var olduğunu ve sadece uygun sorularla hatırlatıldığını savunması, rasyonalizmin (akılcılık) en temel iddiası olan 'doğuştan gelen/apriori bilgi' görüşüyle doğrudan örtüşür. Rasyonalizme göre akıl, doğru bilginin yegane kaynağıdır ve deneyimden bağımsız olarak bilgi üretebilir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki temel felsefi savı belirlemek.
Sokrates'in, kölenin zihninde geometri bilgisinin zaten var olduğunu ve bunun sorularla hatırlatıldığını iddia ettiği belirlenir.
Sorudaki felsefi argümanın hangi bilgi teorisine ait olduğunu bulmak için öncelikle savunulan tezin özünü ortaya koymak gerekir.
2
Belirlenen savı seçeneklerdeki bilgi felsefesi akımlarıyla karşılaştırmak.
Doğuştan gelen bilgi (apriori) ve aklın bilgi kaynağı olması fikrinin rasyonalizm (akılcılık) akımına ait olduğu tespit edilir.
Bilgi kuramlarının temel iddialarını analiz ederek doğru akımla eşleştirme yapmak sorunun çözümünü sağlar.

Key Concept

Doğuştan Gelen Fikirler (Apriori Bilgi) ve Rasyonalizm
PreviousPage 2 / 4Next
Bilgi Felsefesi Practice Questions — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Page 2 | Examkin