Bilgi Felsefesi
69 questions
Bir sinema filmini izlerken perdede gördüğümüz hareket, aslında peş peşe gelen durağan karelerin h��zlıca yansıtılmasından ibarettir. Analitik düşüncemiz de tıpkı bu sinema makinesi gibi çalışır; sürekli akan ve değişen gerçekliği dondurarak, parçalara ayırarak ve kavramsallaştırarak kavramaya çalışır. Ancak bu yöntem bize gerçekliğin dinamik akışını değil, yalnızca onun dondurulmuş fotoğraflarını sunar. Gerçekliğin özü olan bu kesintisiz akışı ve yaşamı kavramak, onu dışarıdan inceleyen araçlarla değil, doğrudan onunla özdeşleşen, onu içeriden duyan bir yetinin işidir.
Bu parçadaki düşünceler, bilgi felsefesinde bilginin kaynağını aşağıdakilerden hangisiyle temellendiren yaklaşımla örtüşmektedir?
Leibniz, Locke’un "Zihinde duyulardan geçmemiş hiçbir şey yoktur." savına karşı çıkarak "Zihnin kendisi hariç!" eklemesini yapar. Ona göre insan zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) değil; mermerin damarları gibi doğuştan getirdiği potansiyel eğilimlere, kuvvelere ve mantıksal yapılara sahip aktif bir öznedir. Dış dünya, zihindeki bu hazır kalıpları ve apriori ilkeleri uyandıran bir vesile olmaktan öteye gidemez. Dolayısıyla bilgi, duyularla dışarıdan zihne taşınan bir içerik değil; zihnin kendi rasyonel potansiyelini açığa çıkarmasıdır.
Leibniz'in bu görüşlerinden yola ç��kılarak rasyonalist bilgi felsefesine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Günlük yaşamda bir nesneyle karşılaştığımızda, onun dış dünyada bizden bağımsız bir varlığı olduğunu peşinen kabul ederiz. Bu 'doğal tavır', nesneye dair tarihsel, bilimsel ve pratik tüm ön kabullerimizi besler. Ancak Husserl’e göre, nesnenin gerçek özüne ulaşmak isteyen bir filozof, bu varoluşsal yargıları paranteze almalıdır. Paranteze alma işlemi, dış dünyayı yok saymak ya da onun varlığından şüphe etmek değildir; aksine, nesneye dair tüm inançları askıya alarak bilincin yönelimsel yapısını ve bu yönelimde beliren özü saf hâliyle açığa çıkarmaktır.
Buna göre Husserl’in fenomenolojik yöntemiyle ulaşmak istediği temel bilgi kuramsal hedef aşağıdakilerden hangisidir?
Bir nesneye yöneldiğimizde, onun hakkındaki tüm ön kabullerimizi, bilimsel açıklamalarımızı ve günlük deneyimlerimizin getirdiği yargıları geçici bir süre için askıya almamız gerekir. Örneğin, masamın üzerindeki şu kırmızı elmaya baktığımda, onun biyolojik yapısını, piyasa değerini veya besin değerini bir kenara bırakırım. Duyusal verilerin ötesine geçerek bilincimin bu elmaya nasıl yöneldiğini ve elmanın bilincimdeki saf, değişmez anlamını kavramaya çalışırım. Bu süreçte elmanın rengi, şekli gibi arızi özellikleri zihnimde ayıklanır ve geriye onun elma olmasını sa��layan temel yapı kalır.
Bu parçada dile getirilen düşüncelerden hareketle, Edmund Husserl'in fenomenolojik yöntemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Aşağıda verilen entüisyonist (sezgici) filozoflara ait kavramlar ile bu kavramların felsefi işlevlerini belirten açıklamaları doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir sanat tarihçisi, tarihi bir binayı incelerken onun piyasa değerini, yapımında çalışan işçilerin kim olduğunu ve binanın mevcut kullanım amacını bir kenara bırakarak yalnızca onun mimari formunun taşıdığı saf anlama odaklanır. Sanat tarihçisinin yaptığı bu zihinsel işlem, nesneye dair günlük ve pratik bilgileri geçici olarak devre dışı bırakarak nesnenin özünü kavramaya çalışmaktır. Bu parçada tasvir edilen zihinsel tavır, Husserl'in fenomenolojik yöntemindeki aşağıdaki kavramlardan hangisine örnek oluşturur?
Mantıkçı pozitivistlere göre, bir önermenin anlamlı olabilmesi onun deneysel olarak doğrulanabilir olmasına bağlıdır. Eğer bir önerme olgusal dünyaya ilişkin bir durumu tasvir etmiyorsa ve deneyle denetlenemiyorsa, o önerme anlamsızdır. Örneğin, 'Ruh ölümsüzdür.' veya 'Evrenin temel ilkesi sevgidir.' gibi iddialar olgusal olarak doğrulanamadığı için metafizikseldir ve bilişsel bir anlam taşımazlar. Onlara göre felsefenin görevi yeni bilgi üretmek değil, dilsel çözümlemeler yaparak kavramları netleştirmek ve metafiziksel kabulleri felsefeden uzaklaştırmaktır.
Buna göre, mantıkçı pozitivizmin felsefeye yüklediği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda pragmatizm (faydacılık) akımının bilgi felsefesindeki bazı temel kavramları ve bu kavramların epistemolojik açıklamaları verilmiştir. Sol sütundaki kavramları sağ sütundaki en uygun açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir botanikçi ormanda daha önce karşılaşmadığı bir çiçeği incelerken, onun biyolojik sınıflandırmasını, tıbbi faydalarını ya da piyasa değerini düşünmez. O an için zihnini çiçeğe dair geçmiş tüm teorik bilgilerden ve ön kabullerden arındırarak yalnızca bilincinin doğrudan çiçeğe yönelmesine izin verir. Botanikçi için bu çiçek, tüm dışsal ilişkilerinden sıyrılarak bilincin dolaysız bir nesnesi haline gelir. Böylece bilincin nesnesiyle kurduğu bu saf yönelim sayesinde çiçeğin değişmez anlam yapısı açığa çıkar.
Bu parçada betimlenen durum, Edmund Husserl'in felsefesinde bilginin kaynağı ve sınırlarına yönelik aşağıdaki görüşlerden hangisini destekler?
Fatma Teyze, komşusunun tavsiyesi üzerine diz ağrılarına iyi geleceğini düşünerek ağrıyan yerine lahana yaprağı sarmış ve ağrısının hafiflediğini görmüştür. Fatma Teyze'nin bu yolla elde ettiği bilgi; kişisel tecrübelere dayanan, sistemsiz, yöntemsiz ve günlük yaşamı kolaylaştırmayı amaçlayan pratik bir niteliğe sahiptir.
Buna göre, Fatma Teyze'nin edindiği bu bilgi aşağıdaki bilgi türlerinden hangisine örnektir?
Bir masanın üzerinde duran pirinç anahtarı inceleyen araştırmacı; onun hangi madenden üretildiğini, hangi kilide ait olduğunu ya da maddi değerini düşünmeyi bırakır. Nesneye dair pratik yararları, fiziksel özellikleri ve ön kabulleri askıya alarak bilincin bu nesneye yönelik saf deneyimine odaklanır. Böylece anahtar, dış dünyadaki sıradan bir cisim olmaktan çıkıp bilincin yöneldiği ve tüm yüklerinden arındırılmış yalın bir 'öz' haline gelir.
Bu parçada sözü edilen araştırmacının anahtara karşı takındığı tavır ve ulaşmak istediği hedef, Edmund Husserl'in fenomenoloji felsefesindeki hangi kavramla doğrudan ilişkilidir?
Aşağıdaki sol sütunda verilen bilgi örneklerini, sağ sütundaki ait oldukları bilgi türleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Gökyüzünde parıldayan Güneş, insan zihninden bağımsız olarak dış dünyada var olan somut bir varlıktır. Buna karşılık, 'Güneş ısı ve ışık kaynağıdır.' ifadesi, bu varlık hakkında ortaya konan ve gerçeklikle uyuşan bir yargıdır.
Bu parçada sırasıyla bilgi felsefesinin hangi iki temel kavramı örneklendirilmiştir?
Sofist filozof Protagoras, 'İnsan her şeyin ölçüsüdür.' diyerek rüzgârın üşüyen bir kişi için soğuk, üşümeyen bir kişi için ise sıcak olduğunu belirtmiştir. Ona göre herkes için geçerli, mutlak ve değişmez bir doğru bilgi mevcut değildir; bilgi yalnızca algılayan özneye göre şekillenir.
Protagoras’ın bu parçada açıklanan yaklaşımı, bilgi felsefesinde aşağ��daki kavramlardan hangisiyle tanımlanır?
Bir sanat tarihçisi, müzede sergilenen bir tablonun Rembrandt’a ait olduğunu iddia ettiğinde bu iddiasını tablonun tuval yapısı, kullanılan boyanın kimyasal analizi ve Rembrandt’ın diğer eserlerindeki fırça teknikleriyle olan uyumu üzerinden gerekçelendirir. Eğer tarihçi sadece "Bu tablo Rembrandt’a ait çünkü içimden öyle geçiyor" deseydi, iddiası bir kişisel kanı olmaktan öteye geçemezdi. Felsefi açıdan bir iddianın salt bir iddia ya da inan�� olmaktan çıkıp bilgi statüsü kazanması, onun mantıksal, deneysel ya da rasyonel dayanaklarla desteklenmesini gerektirir.
Bu parçada anlatılan durum, bilgi felsefesinin aşağıdaki temel kavramlarından hangisinin işlevini ve önemini örneklendirmektedir?
Pyrrhon (Piron) ve öğrencisi Timon'a göre duyularımız ve aklımız bize nesnelerin gerçek yapısını bildiremez. Aynı nesne farklı insanlara, hatta aynı insana farklı zamanlarda farklı görünebilir. Bu nedenle, kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir ve insan her türlü yargıdan kaçınmalıdır.
Bu parçaya göre septiklerin bilgi konusundaki temel tavrı aşağıdakilerden hangisidir?
Gorgias, ünlü üçlemesinin son adımında "Bilgi mevcut olsa bile bu bilgi bir başkasına aktarılamaz." tezini savunur. Ona göre, dış dünyadaki nesneleri algılamak için kullandığımız duyular ile bu algıları başkalarına iletmek için kullandığımız araç olan dil (logos) arasında aşılmaz bir uçurum vardır. Bizler karşımızdakine nesnelerin kendisini değil, yalnızca dilsel sembolleri aktarabiliriz. Ancak dil, nesnenin kendisi olmadığı gibi, her bireyin zihninde farklı tasarımlara yol açar. Bu durum, özneler arası ortak ve kesin bir bilginin paylaşımını olanaksız kılar.
Buna göre Gorgias'ın bu akıl yürütmesinden hareketle bilginin imkânsızlığına yönelik aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Aşağıda sol sütunda verilen rasyonalist filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel felsefi kavram veya yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir dedektif, olay yerindeki kanıtları incelemeden, tamamen kişisel önsezilerine dayanarak failin kırmızı şapkalı bir adam olduğunu öne sürer. Yapılan soruşturma sonucunda failin gerçekten de kırmızı şapkalı bir adam olduğu ortaya çıkar. Ancak dedektifin bu tahmini, rastlantısal bir isabetten ibarettir. Diğer yandan, dosyayı devralan savcı; parmak izi analizleri, kamera kayıtları ve görgü tanıklarının ifadelerini inceleyerek failin kırmızı şapkalı adam olduğunu rasyonel kanıtlarla ortaya koyar.
Bu parçada anlatılan durumdan yola çıkılarak bilgi felsefesinin temel kavramlarına dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Sokrates, Meno diyaloğunda okuma yazma bilmeyen bir köleye hiçbir yeni bilgi öğretmeden, sadece doğru soruları sorarak bir geometri problemini çözdürmeyi başarır. Ona göre bu durum, bilginin ruhumuzda doğuştan hazır bulunduğunun ve doğru sorularla anımsanabileceğinin bir kanıtıdır.
Sokrates'in bu yaklaşımı, bilginin kaynağını ve niteliğini açıklayan aşağıdaki felsefi akımlardan hangisinin temel iddiasını desteklemektedir?