Paragrafta Anlam
1306 questions
Numaralanmış cümlelerin anlam akışına göre mantıksal bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?
Drag items to arrange them in the correct order
(I) Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafızayı kontrol eden amigdala ve hipokampus bölgeleriyle doğrudan bağlantılı olan tek duyudur. (II) Bu doğrudan bağlantı sayesinde, yıllar önce duyduğumuz bir koku bizi aniden çocukluğumuzun geçtiği o mekâna ya da çoktan unutulmuş bir anıya götürebilir. (III) Kokunun hafızadaki bu güçlü çağrışım gücü, edebiyatta da Marcel Proust'un ünl�� çay ve madlen keki sahnesiyle ölümsüzleşmiştir. (IV) Günümüzde koku endüstrisi, bu psikolojik etkiden yararlanarak mekânların kimliğini belirlemek amacıyla kurumsal kokulandırma çalışmalarına yönelmiştir. (V) Alışveriş merkezlerinde veya otellerde kullanılan özel esanslar, tüketicilerde aidiyet ve huzur duygusu uyandırarak marka sadakatini artırmayı hedefler. (VI) Yapılan araştırmalar, kokunun satın alma kararları üzerinde göz ardı edilemeyecek bir etkiye sahip olduğunu ve müşterilerin mağazada kalma süresini uzattığını göstermektedir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Gazeteci:
(I) ----
Kültürel Antropolog:
— Masallar, yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılırken içine doğduğu toplumun kültürel kodlarını, korkularını ve ahlaki değerlerini taşıyan birer canlı organizma gibiydi. Bugün ise dijital mecralardaki interaktif hikâye anlatıcılığı, dinleyiciyi edilgen bir alıcı olmaktan çıkarıp anlatının yönünü değiştiren aktif bir katılımcı hâline getiriyor. Bu durum, masalların geleneksel olarak üstlendiği toplumsal değer aktarımı işlevini zayıflatırken bireyin kendi kurgusal gerçekliğini üretmesine olanak tanıyor. Dolayısıyla masalların temel yapısı korunsa da toplumsal işlevi radikal bir dönüşüm geçiriyor diyebiliriz.
Gazeteci:
(II) ----
Kültürel Antropolog:
— S��zlü kültür döneminde anlatıcının jesti, mimiği ve ses tonuyla şekillenen anlık bağ, yerini ekran karşısında yalnızlaşan bireyin görsel ve işitsel uyaranlarla kurduğu etkileşime bıraktı. Eskiden masal dinlemek kolektif bir paylaşımken, şimdilerde bireysel bir deneyimleme biçimine dönüştü. Teknolojinin getirdiği bu görsel zenginlik, zihinsel imgelem gücünü tembelleştiriyor gibi görünse de yeni neslin anlatı kurma ve tüketme hızına uygun dinamik bir zemin hazırlıyor. Yani burada tamamen olumsuz bir kayıptan ziyade, algı ve katılım biçimlerinin yeniden yapılanması söz konusudur.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Anlatım araçlarının sözlü dönemden dijital döneme evrilmesi, dinleyicinin masalla kurduğu etkileşimde ne gibi farklılıklar yarattı?
II. Teknolojik gelişmelerin masal dinleyicilerini yalnızlaştırmasın�� ve hayal güçlerini sınırlamasını engellemek mümkün müdür?
II. Dijital ortamda sunulan masallardaki görsel ve işitsel unsurların, anlatıcının yaratıcılığı üzerindeki etkileri nelerdir?
II. Masalların sözlü kültürden yazılı kültüre geçişinde anlatıcının jest ve mimiklerinin önemi neden azaldı?
II. Dijital anlatıların yeni neslin hızlı tüketim alışkanlıklarına uyum sağlaması edebi nitelikte bir düşüşe yol açar mı?
Zaman, modern insanın avuçlarında sürekli eriyen, biriktirilmesi imkânsız soyut bir sermayedir. Klasik dönem insanı için zaman, mevsimlerin döngüsünden ibaret durağan bir nehirken; modern dünyada saat kadranının amansız saniyeleriyle ölçülen hırçın bir akıntıya dönüşmüştür. Nitekim ünlü düşünür Ahmet Hamdi Tanpınar, zamanı 'Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında' dizeleriyle mekânsız ve tarifsiz bir bütünlük olarak niteler. Oysa bugün bizler zamanı, dakikada ortalama 120 kelime okuyarak hızla tükettiğimiz bir bilgi otobanına çevirmiş durumdayız. Zaman algısındaki bu radikal dönüşüm, modern bireyi kendi doğal ritminden kopararak onu mekanik bir çarkın sıradan dişlisi hâline getirir. Sonuçta zaman, yaşamı derinlemesine anlamlandırma aracı olmaktan çıkıp yalnızca hızın ve üretkenliğin kölesi olan niceliksel bir ölçü birimine dönüşür.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?
İlk bakışta melodiyi oluşturan yegâne unsurun ses perdeleri ve bunların sürekliliği olduğu düşünülür.
(I) Müzik, seslerin belirli bir düzen ve ritimle bir araya gelmesinden oluşan işitsel bir sanat dalı olarak tanımlanır. (II) Oysa sesler arasındaki o boşluklar, yani esler, dinleyiciye duyduklarını zihninde anlamlandırması için gerekli olan bilişsel alanı sağlar. (III) Nitekim notalar arasındaki bu sessizlik anları olmasaydı, ses yığınları karmaşık bir gürültüye dönüşür ve melodinin duygusal yükünü taşıyamaz hale gelirdi. (IV) Bu yönüyle sessizlik, müziğin karşıtı de��il; aksine onun varoluşunu ve etkisini belirleyen en temel kurucu unsurdur. (V) Besteciler de bu sessizlik anlarını adeta görünmez bir enstrüman gibi kullanarak esere derinlik, gerilim ve dramatik bir yapı kazandırırlar.
Bu parçanın anlam bütünlüğünü sağlamak için yukarıdaki cümlenin parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra getirilmesi gerekir?
Aşağıdaki parçada, obsidiyenin özellikleri ve arkeolojik araştırmalardaki kullanımı ele alınmaktadır:
"Obsidiyen, yanardağ lavlarının hızlıca soğumasıyla oluşan, camsı yapıya sahip doğal bir kayaçtır. Tarih öncesi çağlardan itibaren insanlar tarafından kesici alet, silah ve süs eşyası yapımında yaygın olarak kullanılmıştır. Kimyasal bileşimindeki eser elementlerin oranları, her obsidiyen kaynağına kendine has bir parmak izi kazandırır. Arkeologlar, antik yerleşimlerde buldukları obsidiyen aletlerin kimyasal analizini yaparak bu ham maddelerin hangi yanardağ kaynağından çıkarıldığını ve dolayısıyla eski toplumlar arasındaki ticaret ağlarını tespit edebilmektedir."
Bu parçanın anlatımında, okuyucuyu bilgilendirmek ve bir konu hakkında aydınlatmak amacıyla açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmıştır.
(I) Anadolu'nun geleneksel konut mimarisinde ahşap ve taşın birlikteliği, iklimsel koşullara uyum sağlamanın en doğal yolu olmuştur. (II) Bu yapılarda zemin katlar genellikle taş malzemeyle örülerek kış soğuklarına karşı korunaklı bir kalkan oluşturur. (III) Üst katlarda tercih edilen ahşap karkas sistem ise hem hafifliği hem de nefes alabilen yapısıyla iç mekânda sağlıklı bir yaşam alanı sunar. (IV) Türkiye'de son yıllarda betonarme konut üretimi, artan nüfusun barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla hız kazanmıştır. (V) Ahşap malzemenin esnekliği de deprem gibi sarsıntılarda bu geleneksel yapıların ayakta kalmasını kolaylaştırır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Kitap kapak tasarımı, bir eserin içeriğini görsel bir dille okura sunan ilk ve en önemli iletişim aracıdır. (II) Grafik tasarımcının görevi, yazarın dünyasını tek bir karede özetlemek ve kitabın ruhunu yansıtan özgün bir kompozisyon oluşturmaktır. (III) Bu kompozisyonda kullanılan tipografi, renk paleti ve görsel unsurlar, okuyucunun zihninde kitapla ilgili ilk izlenimi belirler. (IV) Kitap kapaklarının tarihsel gelişimine bakıldığında, matbaacılığın ilk dönemlerinde sadece eseri dış etkilerden koruma amacı taşıyan sade tasarımlar göze çarpar. (V) Ancak 19. yüzyılın sonlarına doğru yayıncılık sektörünün büyümesiyle kapaklar, estetik kaygıların yanı sıra pazarlama stratejilerinin de bir parçası olmuştur. (VI) Günümüzde ise dijital platformların yükselişi, kapak tasarımlarının küçük ekranlarda da fark edilebilecek şekilde daha sade ve minimalist biçimde tasarlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Harita, yeryüzünün nesnel ve tarafsız bir kopyası gibi sunulur bize hep. Oysa her harita, çizenin dünya görüşünü, gücünü ve kültürel önceliklerini yansıtan öznel birer tasarımdır. Coğrafya kitaplarındaki o çizgiler, kıtaların gerçek boyutlarını değil, egemen güçlerin zihnindeki büyüklük algısını yansıtır. Örneğin, Mercator projeksiyonunda Avrupa ve Kuzey Amerika gerçekte olduklarından çok daha büyük görünürken Afrika kıtası küçültülmüştür. Bu durum, coğrafi bir zorunluluk değil, siyasi bir algı yönetimidir. Kısacası haritacılık, dünyayı kağıda aktarırken aslında onu kendi zihinsel kalıplarına göre yeniden inşa eder ve sınırlandırır. Dolayısıyla hiçbir haritayı tamamen yansız bir veri kaynağı olarak göremeyiz.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Gazeteci:
(I) ----
Tiyatro Yönetmeni:
— Klasik metinleri sahneye taşırken onları bugünün dünyasına birebir uyarlama çabasından hep uzak durdum. Çünkü bir eserin gücü, kendi döneminin ruhunu taşırken aynı zamanda zamansız sorular sorabilmesindedir. Ben seyirciye tanıdık bir hikâye anlatmak yerine, onları tarihsel bir atmosferin içinde kendi güncel sorunlarıyla yüzleştirmeyi tercih ediyorum.
Gazeteci:
(II) ----
Tiyatro Yönetmeni:
— Sahne tasarımı, benim için sadece oyuncuların hareket ettiği bir dekor değil; oyunun kendisiyle birlikte nefes alan bir anlatıcıdır. Işık oyunlarından, sahnedeki en küçük nesnenin konumuna kadar her ayrıntı, oyunun dramaturjik yapısını desteklemelidir. Dekor, hikâyeyi izleyiciye doğrudan göstermemeli, hissettirmelidir; aksi takdirde sahne sadece süslü bir arka plandan ibaret kalır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Sahne tasarımının izleyicide uyandırdığı görsel doyumu artırmak için neler yapıyorsunuz?
II. Sahne dekorunun zenginliği ile oyunun sanatsal kalitesi arasında nasıl bir ilişki vardır?
II. Bir oyunda sahne tasarımının anlatıya katkısını nasıl kurguluyorsunuz?
II. Sahne tasarımında teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanma sınırınız nedir?
II. Dekorun dramaturjik yapıyı ezmesinin önüne geçmek için oyuncu ile sahne arasında nasıl bir denge kurarsınız?
(I) Paleolitik ve Neolitik çağlardan kalan kaya resimleri, insanlığın yerleşik hayata geçiş öncesindeki zihinsel evrimini ve çevreyle kurduğu ilişkiyi anlamamızı sağlayan en önemli arkeolojik belgelerdir. (II) Dünyanın farklı coğrafyalarındaki mağara duvarlarında karşımıza çıkan bu çizimler; av sahnelerinden kozmolojik simgelere kadar geniş bir tasvir yelpazesi sunar. (III) Bu resimlerin keşfedilmesinde ve tarihlendirilmesinde kullanılan radyokarbon yöntemi, arkeologların tarih öncesi dönemlere ait kronolojik verileri daha sağlıklı analiz etmesini sağlamıştır. (IV) İnanç sistemlerini ve toplumsal yapıları yansıtan bu ilkel figürler, avcı-toplayıcı toplulukların doğayla girdikleri mücadeleyi günümüze taşır. (V) Dolayısıyla bu ilk sanatsal üretimler, sadece estetik bir arayışın ürünü değil, aynı zamanda kolektif hafızayı gelecek nesillere aktarma ihtiyacının da ilk somut kanıtlarıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Aşağıdaki parçada boş bırakılan yere, parçanın anlam bütünlüğüne göre numaralanmış cümlelerden hangisi getirilmelidir? Cevabınızı sadece rakamla (1, 2, 3, 4 veya 5) belirtiniz.
Fill in the blanks below
1. Bu durum, onun eserlerinde yerel unsurların yanı sıra evrensel temaları da işlemesini sağlamıştır.
2. Oysa yazar, çocukluk anılarını eserlerine aktarmaktan her zaman kaçınmışt��r.
3. Ancak bu kozmopolit ortam sanatçının dil becerilerini olumsuz etkilemiştir.
4. Nitekim yazar, sadece kendi yaşadığı dönemin sorunlarına odaklanmayı seçmiştir.
5. Bu yüzden sanatç��, eserlerinde yalnızlığın ve yabancılaşmanın izlerini sürmüştür.
Parça:
Sanatçı, çocukluğunu farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşadığı kozmopolit bir liman kentinde geçirmiştir. Çünkü büyüdüğü sokaklarda duyduğu farklı diller ve masallar, dünyayı tek bir pencereden görmesini engellemiştir. Böylece daha ilk yapıtlarından itibaren hem doğup büyüdüğü toprakları anlatmış hem de tüm insanlığa seslenmeyi başarmıştır. Yazın hayatı boyunca bu dengeyi korumaya özen göstermiştir.
Günümüzde arama motorlarının ve akıllı cihazların sunduğu sınırsız bilgi erişimi, insan belleğinin çalışma prensiplerini kökten değiştirmektedir. Artık ihtiyacımız olan bir bilgiyi hafızamızda saklamak yerine, ona nasıl ve nereden ulaşacağımızı hatırlamayı tercih ediyoruz. Psikolojide 'dijital amnezi' veya 'Google etkisi' olarak adlandırılan bu durum, beynimizin bilgiyi depolama yükünü dışsal kaynaklara devrettiğini göstermektedir. Bilginin hazır ve her an ulaşılabilir olması, zihnimizi derinlemesine hatırlama zahmetinden kurtarırken, aynı zamanda bilgiyi içselleştirme ve kalıcı öğrenme becerilerimizi de zayıflatmaktadır. Zira zihin, kolayca ulaşılan veriyi kalıcı bellek yerine geçici bellek çekmecesine koyma eğilimindedir.
Bu parçada üzerinde durulan konu aşağıdakilerden hangisidir?
Gazeteci:
(I) ----
Çevre Tarihçisi:
— İnsanlığın doğa üzerindeki yıkıcı etkisini sadece sanayi devriminden başlatmak büyük bir yanılgıdır. Tarım devrimiyle birlikte ormanların tarım arazilerine dönüştürülmesi ve sulama sistemlerinin inşası, yerel iklimleri ve ekosistemleri kökten değiştirmişti. Sanayi devrimi sadece bu süreci fosil yakıtların kullanımıyla küresel bir boyuta taşıdı ve hızlandırdı. Dolayısıyla ekolojik krizin köklerini çok daha geride aramamız gerekir.
Gazeteci:
(II) ----
Çevre Tarihçisi:
— Kesinlikle. Tarih boyunca doğal felaketlerin ardından çöken medeniyetler, günümüz için çok değerli dersler barındırıyor. Örneğin, toprak tuzlanması nedeniyle tarımsal üretkenliğini kaybeden Sümerlerin çöküşü, bugünkü aşırı sulama ve toprak yönetimi hatalarımıza ışık tutmaktadır. Geçmişin ekolojik kırılmalarını anlamak, bugünün küresel çevre politikalarını şekillendirmede bir lüks değil, zorunluluktur.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Sümerlerin yıkılışında tarımsal hataların rolü üzerine neler söyleyebilirsiniz?
II. Çevre politikalarının medeniyetlerin gelişmesindeki önemini nasıl açıklarsınız?
II. Geçmişte yaşanmış ekolojik krizlerin ve medeniyetlerin çöküş süreçlerinin günümüz dünyası için bir rehber niteliği taşıdığı söylenebilir mi?
II. Sulama sistemlerinin icadı insanlık tarihi için neden bir dönüm noktasıdır?
II. Geçmişteki medeniyetler doğayla m��cadelelerinde neden başarısız oldular?
(I) Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe, insanlık tarihinin bilinen en eski inanç merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. (II) Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu arkeolojik sit alanı, avcı-toplayıcı toplumların sosyal organizasyon yeteneğine dair ezber bozan veriler sunmuştur. (III) Tapınak yapılarının merkezinde yer alan ve boyları altı metreyi bulan 'T' biçimli dikilitaşlar, sit alanının en karakteristik unsurlarıdır. (IV) Arkeologlar, üzerlerinde çeşitli hayvan kabartmaları bulunan bu anıtsal taşların stilize edilmiş insan figürlerini temsil ettiğini düşünmektedir. (V) Göbeklitepe'de yürütülen bilimsel araştırmalar, sadece mimari kalıntılarla sınırlı kalmayıp bölgenin o dönemdeki iklim ve çevre koşullarına da ��şık tutmaktadır. (VI) Nitekim kazılarda elde edilen polen ve kömür analizleri, günümüzde kurak olan bu coğrafyanın binlerce yıl önce meşe ormanlarıyla kaplı olduğunu göstermektedir. (VII) Bu ekolojik veriler, tarımın ve yerleşik yaşamın başlangıcına dair bilinen teorilerin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Geleneksel Türk el sanatlarından biri olan ebru, suyun üzerinde renklerin dansı olarak tanımlanır. (I) Bu sanatta kullanılan boyalar ve diğer tüm malzemeler doğadan elde edilir. (II) Örneğin, boyaların hazırlanmasında toprak kullanılırken boyanın suyun üstünde kalmasını sağlayan kitre adında bir bitki zamkından yararlanılır. (III) Tüm bu doğal malzemelerin su üzerindeki ahenkli uyumu, ebruya kendine özgü bir derinlik katar. (IV) Günümüzde bu sanata duyulan ilgi giderek artmakta ve yeni nesil sanatçılar ebrunun geleneksel sınırlarını zorlamaktadır. (V)
Boyaların suyun yüzeyinde açılmasını ve dağılmadan durmasını kolaylaştırmak için ise sığır ödü kullanılır.
Bu cümle, parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış yerlerin hangisine getirilmelidir?
Kitaplar, insanlığın ortak hafızasını taşıyan en köklü bilgi depolarıdır. Fiziksel bir kütüphaneye adım attığınızda, kokusuyla ve dokusuyla geçmişin izlerini taşıyan binlerce eserle karşılaşırsınız; burası adeta zamana karşı direnen bir tapınaktır. Yapılan araştırmalara göre, basılı bir kitaptan okuma yapanların okuduklarını hatırlama oranı %85 iken, ekrandan okuyanlarda bu oran %60'a düşmektedir. Dijital veri tabanları ise bilginin saniyeler içinde ekranımıza taşındığı, fiziksel sınırların ortadan kalktığı dinamik yapılardır. Geleneksel kütüphaneler araştırma yaparken derinleşmeyi ve odaklanmayı kolaylaştırırken, dijital platformlar geniş kaynak taramasını hızlandırarak zamandan tasarruf sağlar. Sonuçta her iki mecra da farklı ihtiyaçlara cevap veren, birbirini tamamlayan unsurlardır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmamıştır?
Aşağıdaki parçada bo�� bırakılan yere getirilmesi gereken cümle numaralandırılmış olarak verilmiştir. Bu parçanın anlam akışındaki bütünlüğü sağlamak için boş bırakılan yere kaç numaralı cümle getirilmelidir?
Fill in the blanks below
Numaralanmış Cümleler:
1. Şair, selefinin kullandığı vezin ve kafiyeyi aynen korurken imgeler dünyasında yaptığı küçük dokunuşlarla ortak temaya yepyeni bir soluk getirmeyi hedefler.
2. Dolayısıyla, geçmişte yazılmış bir şiiri aşma iddiası taşımayan hiçbir nazire, edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı başaramazdı.
3. Çünkü geleneksel şiir anlayışı, yeni nesil şairlerin kişisel üslup arayışlarını hoş karşılamayan katı kurallardan oluşmaktaydı.
Parçadaki boşluğa ( [Boşluk] ) getirilmesi gereken cümlenin numarası:
Bellek; insanın geçmişi bugüne taşıma, benliğini zamanın akışında sabitleme yetisidir. Ancak dijital çağda bellek, insan zihninin sınırlarını aşarak dışsal veri depolama aygıtlarına devredilmiştir. Bu durum, antik dönemde bilginin sözlü aktarımıyla şekillenen kolektif bellek anlayışından oldukça farklıdır; zira o dönemde hafıza zihinde korunurken bugün bulut teknolojisinde saklanan milyarlarca baytlık veriden ibarettir. İnsanlığın bilgiyle kurduğu bu yeni ilişki, zihinsel tembelliği beraberinde getirirken bireyin kendi geçmişine yabancılaşmasına da yol açar. Sosyolog Bauman’ın dediği gibi: "Dijital dünyada hatırlamak kolay, unutmak ise neredeyse imkansız bir yüke dönüşmüştür." Nitekim günümüzde yapılan araştırmalara göre sıradan bir internet kullanıcısı, hayatı boyunca maruz kaldığı bilgilerin sadece %5'ini zihninde tutabilirken geri kalan %95'lik kısmı dijital sunucularda saklanmaktadır.
Bu parçanın anlatımında, aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangileri bir arada kullanılmıştır?
Aşağıdaki paragrafları, içlerinde ağır basan anlatım biçiminin temel işlevi veya tanımıyla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches