I. Dünya Savaşı'nın son sürecinde ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından ilan edilen 14 İlke'nin 12. maddesi; Osmanlı Devleti'nde Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelere kesin egemenlik hakkı tanınmasını, gayrimüslim azınlıklara ise güvenlik içinde özerk gelişme imkânı verilmesini öngörmüştür. Bu ilkeler; Osmanlı Hükümeti, işgalci devletler, gayrimüslim azınlıklar ve Türk milli direniş hareketleri üzerinde farklı ve çok yönlü etkiler yaratmıştır.
Buna göre, Wilson İlkeleri'nin Osmanlı Devleti üzerindeki yansımaları ve Paris Barış Konferansı sürecinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- AOsmanlı Devleti'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayarak savaştan çekilmesinde, Wilson İlkeleri'nin adil ve cezalandırıcı olmayan bir barış vadetmesi etkili olmuştur.
- BGayrimüslim azınlıklar, self-determinasyon ilkesine dayanarak kendi bağımsız devletlerini kurabilmek amacıyla Anadolu'nun çeşitli yerlerinde sahte nüfus kayıtları oluşturmuş ve çete faaliyetlerine girişmiştir.
- CTürk cemiyetleri (Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak), işgallerin haksızlığını dünyaya duyurmak ve Türk nüfus çoğunluğunu kanıtlamak için Wilson İlkeleri doğrultusunda tarihî ve demografik raporlar hazırlamıştır.
- Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin kurulmasıyla birlikte Wilson İlkeleri tam olarak uygulanmış, İtilaf Devletleri Osmanlı toprakları üzerindeki gizli paylaşım planlarından ve sömürgeci hedeflerinden tamamen vazgeçmiştir.Cevap
- EBazı Osmanlı aydınları ve bürokratları, devletin parçalanmasını engellemek ve Wilson İlkeleri'nin himayesine sığınmak amacıyla Amerikan mandasını bir kurtuluş yolu olarak tartışmış ve savunmuştur.
Cevap
Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti'nin kurulmasıyla birlikte Wilson İlkeleri'nin eksiksiz uygulandığı ve İtilaf Devletleri'nin Osmanlı üzerindeki paylaşım ve sömürgeci hedeflerinden vazgeçtiğini öne süren değerlendirme yanlıştır.
Paris Barış Konferansı'nda Milletler Cemiyeti kurulmuş olsa da İtilaf Devletleri Wilson İlkeleri'ni uygulamamıştır. Aksine, 'sömürgecilik' yerine 'manda ve himaye', 'savaş tazminatı' yerine 'tamirat bedeli' kavramlarını uydurarak Osmanlı topraklarını ve Orta Doğu'yu kendi aralarında paylaşmaya devam etmişlerdir. Bu sebeple İtilaf Devletleri'nin sömürgeci hedeflerinden vazgeçtiği yargısı tarihsel gerçeklerle tamamen çelişir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Wilson İlkeleri'nin Osmanlı coğrafyasına yansımaları ve Paris Barış Konferansı'nda İtilaf Devletleri tarafından sömürgeciliğin manda ve himaye adı altında sürdürülmesi
İpuçları
1
İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı'ndaki temel motivasyonunun evrensel adalet mi yoksa kendi sömürgeci çıkarları mı olduğunu düşününüz.
2
Wilson İlkeleri'nde yer alan 'toprak almama' kuralının İtilaf Devletleri tarafından 'manda ve himaye' kavramı ile nasıl baypas edildiğini hatırlayınız.
3
Paris Barış Konferansı'nda gizli antlaşmaların terk edilmediğini, bilakis Orta Doğu ve Anadolu'nun paylaşımı için yeni formüller (İzmir'in Yunanistan'a verilmesi, mandaterlikler) üretildiğini göz önünde bulundurunuz.
Daha Fazla Pratik
Paris Barış Konferansı'nda İtalya ile İngiltere arasında İzmir konusunda yaşanan görüş ayrılığının İtilaf bloku içerisindeki ilk çatlak olması konusunu inceleyiniz.
Alternatif Yöntem
Kavramsal zıtlık yöntemini kullanarak: Wilson İlkeleri'nin idealist prensipleri (açık diplomasi, tazminatsız/topraksız barış, self-determinasyon) ile Paris Barış Konferansı'nın emperyalist uygulamaları (manda-himaye, tamirat bedeli, sahte raporlarla işgaller) arasındaki tezatları karşılaştırarak doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s