Türkiye Cumhuriyeti, 1920'li yıllarda Musul Meselesi nedeniyle mesafeli durduğu Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam), 1930'lu yılların başında değişen uluslararası konjonktür ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda katılma kararı almıştır.
Türkiye'nin 1932 yılındaki bu katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel usul aşağıdakilerden hangisidir?
- İspanya ve Yunanistan'ın sunduğu teklifin genel kurulda kabul edilmesiyle cemiyet tarafından üyeliğe davet edilmesiCevap
- BKellogg-Briand Paktı’na katılımın ardından cemiyetin kurucu üyeleri statüsünde üyeliğe kabul edilmesi
- CBalkan Antantı’nın imzalanmasıyla eş zamanlı olarak cemiyetin asil üyeliğine doğrudan atanması
- DSadabat Paktı üyeliği sayesinde Doğu sınırlarını güvence altına alıp cemiyet konseyine başkanlık etmesi
- EMusul Sorunu’nun Milletler Cemiyeti aracılığıyla Türkiye lehine çözülmesinin bir ödülü olarak cemiyete dahil edilmesi
Cevap
Türkiye, 1932 yılında İspanya ve Yunanistan'ın sunduğu karar tasarısının kabul edilmesiyle Milletler Cemiyeti tarafından üyeliğe davet edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası alandaki saygınlığı ve barışçı politikaları sonucunda, Milletler Cemiyetine kendi başvurusuyla değil, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen özel bir davet üzerine katılmıştır. Bu durum, Türkiye'nin cemiyete üye olan diğer pek çok devletten farklı olarak 'davet edilen ilk devlet' olma özelliğini taşımasını sağlar.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Milletler Cemiyetine Davet Usulü
Daha Fazla Pratik
Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın imzalanma amaçlarını ve kurucu üyelerini karşılaştırarak dış politikanın bölgesel iş birliği boyutunu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s