Milletler Cemiyetine Giriş
57 soru
Türkiye Cumhuriyeti'nin Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik süreci incelendiğinde; genel teamülün aksine cemiyete üyelik başvurusu yapmadığı, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle cemiyetin genel kurulu tarafından resmen davet edildiği görülmektedir. Türkiye'nin uluslararası bir kuruluşa bu şekilde davet edilerek katılması, aşağıdakilerden hangisinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir?
Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini dış politikanın temeline yerleştiren Türkiye Cumhuriyeti, 1930'lu yılların başından itibaren uluslararası barışı koruma çabalarına aktif destek vermiştir. Bu barışçı tutum, Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik sürecinde alışılagelmiş prosedürün dışına çıkılmasını ve Türkiye'nin bir davet üzerine cemiyete katılmasını sağlamıştır. Türkiye'nin cemiyete davet edilmesi yönündeki teklifi sunan ve bu teklifi destekleyerek üyeliğin 1932 yılında gerçekleşmesini sağlayan devletler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına katkı sağlamayı amaçlayan Türkiye; İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle gelen davet sonucunda aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisine üye olmuştur?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda atılan adımlar, Türkiye'nin uluslararası alandaki saygınlığını artırmış ve barışçı kimliğini pekiştirmiştir. Bu politikaların bir sonucu olarak Türkiye, 1932 yılında Milletler Cemiyetine davet edilmiştir. Türkiye'nin bu cemiyete üyeliği için davet teklifini resmen sunan devletler aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesini benimseyen Türkiye, 1930'lu yılların başından itibaren uluslararası barışın korunması için aktif bir çaba sergilemiştir. Bu barışçı yaklaşımı, Türkiye'nin Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik sürecinde, cemiyetin kuruluş tüzüğündeki müracaat şartının kendisi için esnetilmesini ve üyeliğe davet edilmesini sağlamıştır.
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine üye olmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda uluslararası barışa katkı sunmayı hedefleyen Türkiye’nin, 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel prosedür aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması sonrası dönemde Türkiye, dış politikasında barışçıl bir tutum sergileyerek uluslararası güvenlik sistemine dahil olmayı hedeflemiştir. Bu çerçevede gerçekleşen Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) üyeliği, cemiyete üye devletlerin Türkiye'yi "davet etmesi" esasına dayanan özel bir prosedürle tamamlanmıştır.
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine davet edilmesi yönündeki teklifi sunan ve bu teklifi destekleyen devletler aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?
Türkiye Cumhuriyeti, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda uluslararası iş birliğine önem vermesine rağmen, Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) Musul meselesindeki tutumu nedeniyle kuruluşa uzun süre mesafeli kalmıştır. Türkiye'nin bu uluslararası kuruluşa dahil olma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Türkiye Cumhuriyeti’nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılması süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Türkiye Cumhuriyeti, 1920'li yıllarda Musul Meselesi nedeniyle mesafeli durduğu Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam), 1930'lu yılların başında değişen uluslararası konjonktür ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda katılma kararı almıştır.
Türkiye'nin 1932 yılındaki bu katılım sürecini diğer üye devletlerden ayıran temel usul aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti’nin 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılım süreci, devletin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine dayalı barışçı politikasının uluslararası alanda gördüğü kabulün önemli bir göstergesidir. Türkiye'nin bu cemiyete girişiyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi, üyeliğin gerçekleşme biçimi açısından özgün bir nitelik taşımaktadır?
Atatürk Dönemi Türk dış politikasında Türkiye'nin Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olmasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi bu sürecin diplomatik açıdan diğer pek çok devletten farklı ve özgün bir nitelik taşıdığını kanıtlar?
Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikada benimsediği barışçı tutumun bir sonucu olarak 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) davet edilmesine öncülük eden devletler aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda izlediği barışçı siyaset sonucunda 1932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) dahil olmuştur. Bu üyelik sürecini diğer pek çok devletin katılımından farklı kılan temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk dönemi Türk dış politikasında "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin bir tezahürü olarak Türkiye, 1930'lu yılların başında uluslararası iş birliğini güçlendirmek amacıyla bir dünya örgütüne davet edilmiştir. İspanya'nın resmi önerisi ve Yunanistan'ın desteği ile gerçekleşen bu üyelik süreci, Türkiye'nin uluslararası barışa verdiği önemi ve artan diplomatik saygınlığını kanıtlamıştır.
Sözü edilen bu katılım süreci aşağıdaki kuruluşlardan hangisi için gerçekleşmiştir?
Türkiye Cumhuriyeti’nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına hizmet etmek amacıyla Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda uluslararası barışın korunması süreçlerine aktif destek vermiş ve bu barışçı tutumu sayesinde dünya devletlerinin takdirini kazanmıştır. Bu durumun bir sonucu olarak gerçekleşen Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) üyeliğinin, cemiyetin genel işleyişinden farklılık gösteren temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
’li yıllarda Musul Sorunu nedeniyle Milletler Cemiyeti ile mesafeli bir ilişki yürüten Türkiye Cumhuriyeti, ’lu yılların başında hem dünya barışına katkı sağlamak hem de uluslararası sorunlarını diplomatik yollarla çözmek amacıyla cemiyetle yakınlaşmıştır.
Türkiye’nin yılında Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam) üye olması ve bu sürecin etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Milletler Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Akvam) tüzüğüne göre bir devletin üyeliği için yazılı müracaat şartı aranırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1932 yılındaki katılım süreci bu genel kuralın dışında kalarak farklı bir usulde gerçekleşmiştir.
Türkiye’nin bu örgüte dahil olma şekliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, dönemin diplomatik teamülleri içindeki bu istisnai durumu ve Türkiye’ye verilen önemi kanıtlar niteliktedir?
Türkiye Cumhuriyeti, 'lu yıllardan itibaren uluslararası barışın korunmasında daha aktif bir rol üstlenmiş ve bu durum dünya kamuoyunda takdirle karşılanmıştır. Bu diplomatik prestijin bir sonucu olarak, kuruluş tüzüğünde öngörülen "yazılı başvuru" şartı aranmaksızın İspanya'nın önerisi ve Yunanistan'ın desteğiyle üye olması için davet edilen Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne (Cemiyet-i Akvam) hangi yıl katılmıştır?