Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 401Soru

Türkiye’de kentsel yerleşmelerin sanayi fonksiyonu kazanmasında hammaddeye yakınlık, ulaşım olanakları, enerji kaynağına yakınlık ve pazarlama koşulları gibi farklı faktörler belirleyici olmaktadır. Bazı şehirler, işledikleri ürünün kaynağına (hammaddeye) sahip oldukları için gelişirken; bazıları ise bu kaynağa sahip olmamasına rağmen sahip oldukları ulaşım avantajları (liman, demir yolu kesişim noktası vb.) sayesinde sanayi kimliği kazanmıştır.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisinin bir sanayi merkezi olarak büyümesinde, o şehrin yakın çevresindeki doğal kaynak (hammadde) varlığının etkisi diğerlerine göre daha azdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İskenderun

Cevap

İskenderun şehrinin sanayi merkezi olarak gelişmesinde hammadde varlığı değil, ulaşım ve liman avantajları belirleyici olmuştur.
İskenderun şehri, Türkiye'nin en önemli demir-çelik merkezlerinden biri olmasına rağmen, bölgede işletilebilir demir yatakları bulunmaz. Tesisin burada kurulmasının ve şehrin bu yönde gelişmesinin temel sebebi, deniz yolu ulaşımına imkan tanıyan modern bir limana ve geniş bir hinterlanda sahip olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şehirlerin ön plana çıkan sanayi kollarını belirle.
Batman-Petrol, Seydişehir-Alüminyum, Murgul-Bakır, Elazığ-Krom, İskenderun-Demir-Çelik.
Kuruluş yeri faktörlerini analiz etmek için önce sanayi türünü bilmek gerekir.
2
Bu sanayi kollarının hammadde kaynaklarının konumunu kontrol et.
Batman, Seydişehir, Murgul ve Elazığ'da işlenen madenler o bölgeden çıkarılırken; İskenderun çevresinde demir madeni yatağı bulunmamaktadır.
Hammaddeye yakınlık ilkesinin hangi şehirlerde geçerli olduğunu ayırt etmek için gereklidir.
3
Hammaddeye yakın olmayan tesisin neden orada kurulduğunu analiz et.
İskenderun'daki demir-çelik fabrikası, Sivas-Divriği ve Malatya'dan gelen demirin deniz yoluyla pazarlanması ve ithal kömürün limana ulaşması kolay olduğu için kurulmuştur.
Ulaşım ve liman faktörünün kentsel fonksiyon üzerindeki etkisini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Sanayide Kuruluş Yeri Faktörleri: Hammaddeye Yakınlık vs. Ulaşım (Liman)

İpuçları

1
Şehirlerdeki sanayi tesislerinin kuruluş nedenlerini (hammadde, ulaşım, enerji) kıyaslayın.
2
Demir-çelik sanayisinin Türkiye'deki dağılımına odaklanın; hammaddenin (demir madeni) nerelerden çıkarıldığını hatırlayın.
3
Liman şehri olan ve hammaddesini Sivas veya Malatya gibi uzak illerden getiren merkezi bulun.

Daha Fazla Pratik

Karabük ve Ereğli demir-çelik fabrikalarının kuruluş yerlerinin enerji kaynağı ve ulaşım açısından farklarını inceleyerek bu konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 402Soru

Türkiye'de liman şehirlerinin büyümesi ve fonksiyonel çeşitlilik kazanması, büyük oranda limanın art bölgesiyle (hinterland) olan ulaşım bağlarının güçlü olmasına bağlıdır. Art bölgesi geniş olan limanlar ticaret ve sanayi merkezi olarak hızla gelişirken, ulaşımı dağlar tarafından kısıtlanan limanlar doğal liman özelliğine sahip olsalar dahi daha küçük ölçekli kalmışlardır.

Buna göre, aşağıdaki liman şehirlerinden hangisi, sahip olduğu doğal liman özelliğine rağmen hinterlandının dar olması nedeniyle kentsel fonksiyonlar bakımından diğerlerine göre daha az gelişmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinop

Cevap

Sinop şehri, doğal liman özelliğine sahip olmasına rağmen hinterlandının dar olması nedeniyle kentsel fonksiyonlar açısından diğerlerine göre daha az gelişmiştir.
Sinop, Türkiye'nin en korunaklı ve tek doğal limanıdır. Ancak limanın hemen arkasında Küre Dağları'nın sarp bir şekilde yükselmesi, iç kesimlerle olan kara yolu bağlantısını zorlaştırmış ve maliyetli hale getirmiştir. Bu durum limanın art bölgesinin (hinterland) dar kalmasına, dolayısıyla ticaret ve sanayi fonksiyonlarının gelişememesine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Liman gelişimini etkileyen temel faktörü analiz et.
Limanların büyümesinde 'doğal liman' olmaktan ziyade, iç kesimlerle ulaşım bağlantısı (hinterland) daha kritiktir.
Ulaşım imkanları ticaretin ve sanayinin gelişmesini sağlar.
2
Verilen şehirlerin yer şekilleri ve hinterland özelliklerini karşılaştır.
İzmir, Mersin ve Samsun hinterlandı geniş şehirlerdir. Sinop ise sarp dağlar (Küre Dağları) nedeniyle iç kesimlerden kopuktur.
Yer şekillerinin (dağların uzanış ve yükseltisinin) ulaşıma olan etkisini değerlendirmek gerekir.
3
Sinop'un özel durumunu saptan.
Sinop, Türkiye'nin tek doğal limanıdır ancak sanayi ve ticaret fonksiyonu en zayıf olan liman kentlerinden biridir.
Hinterland darlığı, kentsel fonksiyonların çeşitlenmesini engellemiştir.

Anahtar Kavram

Hinterland (Art Bölge) ve Kent Fonksiyonları İlişkisi

İpuçları

1
Bir liman kentinin gelişmesinde limanın fiziksel yapısından (doğal/yapay) çok, iç kesimlerle olan bağlantısı (hinterland) önemlidir.
2
Karadeniz'deki dağların kıyıya yakınlığı ve yükseltisi ulaşımı doğrudan etkiler. Sinop'un arkasındaki dağ sırasını hatırlayın.
3
Türkiye'nin tek doğal limanı olmasına rağmen ulaşım zorlukları nedeniyle demir yolu bağlantısı bile bulunmayan şehri düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Akdeniz'deki diğer liman şehirlerinin (İskenderun, Rize vb.) fonksiyonel gelişimlerini hinterland kavramı üzerinden karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 403Soru

Türkiye’de son yıllarda açıklanan demografik veriler, toplam doğurganlık hızının nüfusun yenilenme eşiği olan 2,12,1 seviyesinin altına gerilediğini ve nüfusun yaşlanma eğiliminin ivme kazandığını ortaya koymaktadır. Bu durum, 2000'li yılların başında daha çok 'nüfusun niteliğini iyileştirme' odaklı olan politikaların, günümüzde yeniden 'nitelikli artışı ve yapısal dengeyi koruma' eksenine kaymasına neden olmuştur.

Buna göre, Türkiye'nin güncel nüfus vizyonu ve projeksiyonları çerçevesinde yürütülen çalışmalar arasında aşağıdakilerden hangisinin yer alması beklenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımsal nüfus yoğunluğunu artırarak kırsal bölgelerdeki iş gücü açığını geleneksel yöntemlerle kapatmak

Cevap

Tarımsal nüfus yoğunluğunu artırarak kırsal bölgelerdeki iş gücü açığını geleneksel yöntemlerle kapatmak
Doğru cevap olan seçenek, tarımsal nüfus yoğunluğunu artırmayı bir hedef olarak sunmaktadır. Ancak tarımsal nüfus yoğunluğunun artması, aynı miktar tarım arazisinde daha fazla insanın çalışması anlamına gelir ki bu durum genellikle tarımda makineleşmenin yetersiz olduğu veya gizli işsizliğin bulunduğu az gelişmiş yapıları işaret eder. Türkiye'nin nüfus politikaları; yaşlanan nüfus, düşük doğurganlık ve beşerî sermaye kalitesi (nitelik) gibi sorunlara odaklanırken, tarımsal yoğunluğu artırmak gibi bir hedef gütmez; aksine tarımda verimlilik ve modernizasyon hedeflenir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus politikası dönemlerini analiz etme
Türkiye 2005 sonrası dönemde, özellikle 2020'li yıllarda doğurganlığın düşmesiyle hem 'nitelik' hem de 'nicelik' (artış) odaklı bir politikaya geçmiştir.
Güncel politikaların hangi demografik soruna çözüm aradığını belirlemek için gereklidir.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğu kavramını değerlendirme
Tarımsal nüfus yoğunluğu = Tarımsal nüfus / Tarım alanları. Bu yoğunluğun artması, tarımda makineleşmenin az olduğu veya arazinin çok engebeli/parçalı olduğu durumlarda görülür.
Kavramın nüfus politikasıyla mı yoksa tarım ekonomisiyle mi ilgili olduğunu ayırt etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri hedeflerle eşleştirme
A, B, D ve E seçenekleri demografik yapıyı iyileştirmeye yöneliktir. Ancak tarımsal yoğunluğu artırmak, modern ekonomilerde verimliliği düşüren bir durumdur.
Yanlış olan hedefi tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarında Nitelik ve Nicelik Dengesi

İpuçları

1
Nüfus politikaları; nüfusun miktarı, artış hızı ve kalitesiyle ilgilidir; tarım arazisi başına düşen insan sayısıyla doğrudan ilgili değildir.
2
Türkiye son yıllarda Avrupa ülkelerine benzer şekilde yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğu için 'artırıcı' politikalara geri dönmüştür.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 1923-1965 ve 1965-1980 dönemleri arasındaki temel felsefe farklarını karşılaştıran sorular çözülmelidir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 404Soru

Türkiye'de köy altı yerleşmeleri; yer şekilleri, su kaynakları ve yürütülen ekonomik faaliyetlerin türüne göre farklı özellikler sergiler. Özellikle Batı Karadeniz Bölümü'nde yaygın olarak görülen, tahıl tarımı ve hayvancılığın yapıldığı, idari olarak birkaç mahallenin birleşmesinden meydana gelen ve yıl boyunca kesintisiz kullanılan yerleşme tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan

Cevap

Divan yerleşmesi, Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin bir araya gelmesiyle oluşan kalıcı bir köy altı yerleşmesidir.
Divan yerleşmesi, Türkiye'de kalıcı köy altı yerleşmeleri arasında yer alır ve tipik olarak Batı Karadeniz'de görülür. Birkaç mahallenin idari olarak birleşmesiyle oluşması ve tarımsal üretimin yıl boyu sürmesi temel ayırt edici özellikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşmenin süresini belirleme
Soruda 'yıl boyunca kesintisiz kullanılan' ifadesi geçtiği için yerleşme kalıcıdır.
Köy altı yerleşmeleri sürelerine göre kalıcı (mezra, mahalle, divan, çiftlik) ve geçici (yayla, kom, ağıl, oba vb.) olarak ayrılır.
2
Bölgesel dağılımı analiz etme
Batı Karadeniz Bölümü'nde yoğunlaşan yerleşme tipine odaklanılır.
Divan yerleşmeleri Türkiye'de en belirgin olarak Batı Karadeniz'de (Bolu, Sinop, Kastamonu çevresi) görülür.
3
Yapısal ve ekonomik özellikleri eşleştirme
Mahalle birleşimi ve tarım-hayvancılık karması Divan'ı tanımlar.
Divanlar, idari olarak tek bir muhtarlığa bağlı birkaç mahallenin toplamıdır ve temelinde tahıl tarımı yatar.

Anahtar Kavram

Divan Yerleşmelerinin Özellikleri ve Dağılımı

İpuçları

1
Yerleşmenin yıl boyu kullanılması onun 'kalıcı' grupta olduğunu gösterir.
2
Bu yerleşme tipi en çok Sakarya, Bolu, Kastamonu ve Sinop gibi illerimizde görülür.
3
Birden fazla mahallenin tek bir muhtarlık altında toplandığı kalıcı kırsal yerleşmedir.

Daha Fazla Pratik

Diğer kalıcı yerleşmeler olan Çiftlik ve Mezra'nın ekonomik faaliyet farklarını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 405Soru

Türkiye'nin demografik dönüşüm süreci incelendiğinde, nüfusun yaş yapısında ve sektörel dağılımında belirgin değişimler yaşandığı görülmektedir. Aşağıdaki tabloda Türkiye nüfusunun 2015 ve 2025 (tahminî) yıllarına ait bazı yapısal özellikleri karşılaştırmalı olarak verilmiştir:

Nüfus Özelliği2015 Yılı2025 Yılı (Tahminî)
0140-14 Yaş Grubu Payı (%)24,024,020,420,4
156415-64 Yaş Grubu Payı (%)67,867,868,368,3
65+65+ Yaş Grubu Payı (%)8,28,211,311,3
Ortanca Yaş (Medyan)31,031,035,535,5

Tablodaki veriler ve Türkiye'nin güncel demografik yapısı dikkate alındığında, yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam bağımlılık oranındaki değişim miktarının düşük seyretmesi, yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik sistemi üzerindeki ekonomik baskısının sabit kalacağını garanti eder.

Cevap

Toplam bağımlılık oranındaki durağanlığın ekonomik baskıyı sabitleyeceği çıkarımı yanlıştır.
Verilen tabloda toplam bağımlılık oranının yaklaşık olarak dengede kaldığı (çocuklardaki düşüşün yaşlılardaki artışla karşılandığı) görülse de, bu durum ekonomik baskının sabit kalacağı anlamına gelmez. Yaşlı nüfusun bakımı ve emeklilik hakları, çocuk nüfusun eğitim maliyetlerine göre sosyal güvenlik sistemi üzerinde çok daha ağır ve uzun vadeli bir mali yük oluşturur. Dolayısıyla, bu durağanlığın bir 'garanti' olarak sunulması demografik analiz açısından hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki yaş grubu verilerini analiz et.
Genç nüfusun azaldığı (24,020,424,0 \rightarrow 20,4), yaşlı nüfusun arttığı (8,211,38,2 \rightarrow 11,3) ve çalışma çağındaki nüfusun zirve noktasına yakın seyrettiği görülmektedir.
Nüfusun yapısal değişim yönünü belirlemek için sayısal veriler temel alınmalıdır.
2
Toplam bağımlılık oranı kavramını ve bileşenlerini değerlendir.
Toplam Bağımlılık = (Genç Bağımlı + Yaşlı Bağımlı) / Çalışma Çağındaki Nüfus. Toplam oran benzer kalsa bile, içerideki 'yaşlı' payı artmaktadır.
Bağımlılık oranının sadece sayısal bir değer değil, niteliksel bir yük dağılımı olduğunu anlamak gerekir.
3
Demografik dönüşümün ekonomik etkilerini analiz et.
Yaşlı nüfusa yapılan harcamalar (sağlık, emeklilik) ile çocuk nüfusa yapılan harcamalar (eğitim) farklı bütçe disiplinleri gerektirir. Yaşlı nüfus artışı sosyal güvenlik sistemini daha fazla zorlar.
Soruda istenen 'yanlış' çıkarımı tespit etmek için demografik verilerin sosyoekonomik karşılıklarını sentezlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm ve Bağımlılık Oranı Analizi

İpuçları

1
Toplam bağımlılık oranının sadece sayısal toplamına değil, bu toplamı oluşturan yaş gruplarının niteliğine odaklanın.
2
Bir ülkenin yaşlanması, sağlık harcamaları ve emeklilik fonları üzerinde nasıl bir değişim yaratır?
3
Demografik fırsat penceresi, çalışma çağındaki nüfusun payı arttığında açılır; ancak yaşlı nüfus oranı kritik seviyeye (%15-20) ulaştığında kapanmaya başlar.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin son 50 yıldaki değişimini (taban daralması ve tavan genişlemesi) inceleyerek demografik dönüşüm aşamalarını çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 406Soru

Türkiye’de bazı şehirlerin kurulup gelişmesinde, önemli ulaşım güzergâhlarının (kara ve demir yolu) kesişim noktasında yer almaları en temel etkendir. Bu tür şehirlerin ekonomik hayatı ve mekânsal büyümesi, büyük oranda bu ulaşım avantajına dayanır.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisi gelişiminde "ulaşım fonksiyonunun" en belirgin olduğu merkezlere örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Afyonkarahisar

Cevap

Afyonkarahisar şehri, Türkiye'nin önemli ulaşım yollarının kesişim noktasında yer alması nedeniyle ulaşım fonksiyonunun en belirgin olduğu merkezdir.
Afyonkarahisar, Türkiye'nin batı-doğu ve kuzey-güney yönlü ana ulaşım akslarının tam merkezinde yer alır. 'Yolların Kapısı' olarak nitelendirilen bu şehir, transit taşımacılığın ve kavşak noktasının sağladığı avantajla gelişmiş, ticaret ve sanayisi de bu temel üzerine şekillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin fonksiyonlarını tanımlama
Soruda bahsedilen 'ulaşım fonksiyonu', bir şehrin büyümesinin ana yolların kesişim noktasında olmasına bağlı olmasıdır.
Doğru eşleştirmeyi yapabilmek için önce kavramın neyi ifade ettiği anlaşılmalıdır.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin coğrafi konumlarını ve ana ekonomik faaliyetlerini değerlendirme
Afyonkarahisar'ın 'Yolların Kapısı' olarak bilinmesi, Batman'ın petrolle büyümesi, Rize'nin çay tarımıyla tanınması gibi temel özellikler belirlenir.
Her şehrin kendine has dominant bir fonksiyonu vardır ve bunlar ayırt edilmelidir.
3
Ulaşım avantajı ile şehir büyümesi arasındaki en güçlü bağı kurma
Afyonkarahisar'ın konumu gereği Ege'den İç Anadolu'ya, Akdeniz'den Marmara'ya giden yolların düğüm noktası olduğu saptanır.
En belirgin örneği bulmak için coğrafi konumun ulaşım ağları üzerindeki etkisine bakılır.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması: Ulaşım Fonksiyonu

İpuçları

1
Şehrin ekonomisi liman, tarım veya maden gibi bir kaynağa mı yoksa sadece yolların üzerinde olmasına mı dayanıyor?
2
Bu şehir, Ege bölgesini İç Anadolu'ya bağlayan en önemli geçiş güzergâhı üzerindedir.
3
Türkiye'nin en önemli kara ve demir yolu kavşak noktalarından biri olan ve lokum, sucuk gibi ürünlerin mola yerlerinde sıkça satıldığı şehri düşünün.

Daha Fazla Pratik

Eskişehir ve Gaziantep gibi şehirlerin de sanayi yanında ulaşım fonksiyonunun ne kadar etkili olduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Ulaşım fonksiyonu olan şehirleri elemek için 'Bu şehirde yollar olmasaydı büyüme devam eder miydi?' diye sorulabilir. Afyonkarahisar yolların dışında kalsaydı bugünkü büyüklüğüne ulaşamazdı.
Tahmini Süre:45s
Soru 407Soru

Bir coğrafyacı, Türkiye'de kırsal yerleşme tipleri üzerine yürüttüğü arazi çalışmalarında şu iki farklı köy altı yerleşmesini gözlemlemiştir:

• Birinci yerleşme: Köyden uzaktaki tarım arazilerini işlemek veya aile içi anlaşmazlıklar gibi nedenlerle ana köyden ayrılarak kurulan, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olan, tarım ile hayvancılığın bir arada yapıldığı kalıcı bir yerleşmedir.
• İkinci yerleşme: Göçebe hayvancılıkla uğraşan toplulukların (özellikle Toros Dağları'ndaki Yörüklerin) hayvanlarına otlak bulmak amacıyla oluşturduğu, çoğunlukla kıl çadırlardan meydana gelen geçici bir yerleşmedir.

Buna göre, araştırmacının gözlemlediği bu köy altı yerleşmeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezra - Oba

Cevap

Birinci yerleşme Mezra, ikinci yerleşme ise Oba'dır.
Soru kökünde verilen ilk özellikler dizisi (Doğu ve Güneydoğu Anadolu, tarım ve hayvancılığın bir arada yapıldığı kalıcı yerleşme) Mezra'yı tanımlamaktadır. İkinci özellikler dizisi ise (Toroslar, Yörükler, kıl çadır, geçici yerleşme) doğrudan Oba yerleşmesini tarif etmektedir. Bu nedenle doğru eşleştirme Mezra ve Oba'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci yerleşmenin özelliklerini analiz etme
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olan, tarım ve hayvancılığın birlikte yapıldığı kalıcı yerleşmenin 'Mezra' olduğu belirlenir.
Mezralar, genellikle köye ait tarım alanlarının uzakta olması nedeniyle ortaya çıkan ve zamanla kalıcı hale gelen yerleşmelerdir.
2
İkinci yerleşmenin özelliklerini analiz etme
Toroslar'da Yörüklerin kurduğu, kıl çadırlardan oluşan göçebe hayvancılık yerleşmesinin 'Oba' olduğu belirlenir.
Oba, aşiret veya göçebe toplulukların (Yörükler vb.) özellikle Toros Dağları'nda konakladığı çadır yerleşmelerine verilen isimdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Bölgesel Dağılışı ve Süreklilik Durumu

İpuçları

1
Birinci yerleşme, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da nüfusun giderek artmasıyla köye dönüşme potansiyeli taşıyan kalıcı bir köy altı yerleşmesidir.
2
İkinci yerleşme ise Akdeniz Bölgesi'nde (Toroslar) konargöçer yaşam süren Yörük aşiretlerinin kıldan yapılmış çadırlarına verilen isimdir.
3
Birinci yerleşme 'Mezra'dır. İkinci yerleşme ise kelime olarak aşiret ve topluluk anlamlarına da gelen 'Oba'dır.

Daha Fazla Pratik

Kom, Dam, Ağıl ve Oba yerleşmelerinin hangi coğrafi bölgelerde daha yoğun bulunduğunu harita üzerinden tekrar inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Bölgeler üzerinden eleme yapabilirsiniz: Doğu/Güneydoğu Anadolu kalıcı yerleşmeleri için 'Mezra' terimi anahtar kelimedir. Toroslar ve kıl çadırı anahtar kelimeleri ise doğrudan 'Oba'ya götürür.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 408Soru

Bir coğrafya öğretmeni, 'Türkiye'de Köy Altı Yerleşmeleri' konusunu işlerken tahtaya 'Kalıcı Köy Altı Yerleşmeleri' başlığını atmış ve öğrencilerden bu gruba uygun örnekler vermelerini istemiştir. Öğrenciler tahtaya çeşitli yerleşme isimleri yazmış ancak içlerinden biri, yanlışlıkla sadece yılın belirli dönemlerinde kullanılan geçici bir yerleşme türünü listeye dâhil etmiştir.

Buna göre, tahtaya yazılan aşağıdaki yerleşmelerden hangisi kalıcı değil 'geçici' köy altı yerleşmeleri sınıfında yer aldığı için listeden silinmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kom

Cevap

Listeden çıkarılması gereken geçici yerleşme Kom'dur.
Doğru cevap, genellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde hayvancılık amacıyla kurulan ve yılın sadece belirli bir döneminde kullanılan geçici bir köy altı yerleşmesi olan Kom'dur. Diğer yerleşmeler yıl boyu ikamet edilen kalıcı yerleşmelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerinin kalıcı ve geçici olarak sınıflandırılma kriterlerini hatırlamak.
Kalıcı yerleşmelerde (tarım ağırlıklı) yıl boyu ikamet edilirken, geçici yerleşmelerde (hayvancılık ağırlıklı) yılın sadece belli dönemlerinde kalınır.
Soruda, geçici özellikte olan ve kalıcılar listesinden çıkarılması gereken yerleşme sorulmaktadır.
2
Seçeneklerdeki yerleşmelerin kalıcılık/geçicilik durumlarını değerlendirmek.
Mezra, Divan, Mahalle ve Çiftlik yıl boyunca ikamet edilen kalıcı yerleşmelerdir.
Bu yerleşmelerde genellikle tarım faaliyetleri ön plandadır ve sürekli bir yaşam alanı oluştururlar.
3
Geçici yerleşmeyi tespit etmek.
Kom'un temel olarak hayvancılık amacıyla kullanılan geçici bir yerleşme olduğu belirlenir.
Özellikle Doğu Anadolu'da yaygın olan komlar, yaz aylarında sürüleri barındırmak için geçici olarak kullanılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Sınıflandırılması

İpuçları

1
Kalıcı yerleşmelerde genellikle tarım faaliyetleri yürütülür ve yılın tamamında ikamet edilir. Geçici yerleşmeler ise genellikle hayvancılık için belirli mevsimlerde kullanılır.
2
Seçeneklerdeki yerleşmelerden dördü yıl boyunca yaşanılan kalıcı nitelikteyken, biri özellikle Doğu Anadolu'da hayvan sürülerini barındırmak için inşa edilen geçici barınakları ifade eder.
3
Mezra, Divan, Mahalle ve Çiftlik Türkiye'deki başlıca kalıcı köy altı yerleşmeleridir. Doğru cevap olan yerleşme ise taş duvarlarla çevrili geçici hayvan barınaklarına verilen isimdir.

Daha Fazla Pratik

Geçici köy altı yerleşmelerinden olan 'Yayla' ve 'Oba' kavramlarının hangi bölgelerde daha yaygın olduğunu ve hangi ekonomik faaliyetlere dayandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 409Soru

Nüfusun yapısal özellikleri arasında yer alan cinsiyet oranı, Türkiye genelinde kadın ve erkekler arasında birbirine çok yakın ve dengeli bir dağılım göstermektedir. Ancak il düzeyinde yapılan demografik incelemelerde; özellikle sanayi, ticaret ve turizm sektörlerinin geliştiği merkezlerde erkek nüfus oranının, ekonomik olarak daha az gelişmiş yörelerde ise kadın nüfus oranının daha yüksek olduğu görülmektedir.

Türkiye'nin nüfus yapısında yerel ölçekte görülen bu cinsiyet dengesizliğinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma ve iş bulma amacıyla yapılan iç göç hareketlerine ağırlıklı olarak erkek nüfusun katılması

Cevap

Çalışma ve iş bulma amacıyla yapılan iç göç hareketlerine ağırlıklı olarak erkek nüfusun katılması seçeneğidir.
Türkiye genelinde doğan kız ve erkek çocuk sayısı birbirine çok yakın olduğu için genel cinsiyet dengesi kuruludur. Ancak, iç göç hareketlerine (özellikle tarım dışı sektörlerde çalışmak amacıyla) daha çok erkek nüfus katıldığı için; İstanbul, Kocaeli, Bursa gibi yoğun göç alan sanayi şehirlerinde erkek nüfus oranı artar. Buna karşılık, göç veren Karadeniz ve Doğu Anadolu'daki birçok ilde, erkekler çalışmaya gittiği için geride kalan kadın nüfusun oransal ağırlığı artar. Bu durum, Türkiye'nin nüfus yapısındaki cinsiyet farklılıklarının doğrudan nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye genelindeki cinsiyet oranının dengeli olduğunu, ancak iller bazında farklılaştığını tespit etmek.
Ülke genelindeki dengenin yerel bazda bozulması, iller arasındaki nüfus hareketliliğiyle (iç göç) açıklanabilir.
Kapalı bir nüfus yapısında doğum ve ölüm oranları cinsiyet bazında radikal farklar yaratmaz; bölgesel farkı doğuran temel etken göçtür.
2
Gelişmiş illerde (sanayi/ticaret) erkek, gelişmemiş illerde kadın nüfusun fazla olmasının göç olgusuyla bağlantısını kurmak.
İş imkanlarının fazla olduğu yerler göç alırken, az olduğu yerler göç vermektedir.
Ekonomik faktörler göçün en önemli itici ve çekici nedenidir.
3
Göç hareketlerine katılan nüfusun demografik yapısını (yaş ve cinsiyet) analiz etmek.
Göç eden kitlenin büyük çoğunluğunu çalışma çağındaki erkek nüfus oluşturur. Bu da göç alan yerlerde erkek, göç veren yerlerde kadın oranını artırır.
Nüfusun yapısal özelliklerindeki yerel değişimlerin temel demografik sebebi budur.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Yapısı ve Cinsiyet Dağılımına Göçün Etkisi

İpuçları

1
Ülke genelinde dengeli olan bir durumun iller bazında değişmesi, iller arasında gerçekleşen nüfus yer değiştirmesiyle (hareketlilik) ilgilidir.
2
Gelişmiş illerin dışarıdan aldığı nüfusun demografik özelliklerini (kimlerin daha çok göç ettiğini) düşünün.
3
Türkiye'de ekonomik nedenlerle ve iş bulmak amacıyla büyük şehirlere göç eden kitlenin içinde hangi cinsiyetin oranı istatistiksel olarak daha fazladır?

Daha Fazla Pratik

Nüfusun yapısal özelliklerinden olan 'Bağımlı Nüfus' ve 'Ortanca Yaş' kavramlarının Türkiye'deki güncel durumu hakkında sorular çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu tersten de düşünebilirsiniz: 'Göç veren illerde neden kadın nüfus daha fazla çıkıyor?' Çünkü o yörenin genç erkekleri çalışmak için büyük şehirlere veya sanayi merkezlerine gitmektedir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 410Soru

Türkiye'de iç göç hareketleri neticesinde hem göçün başladığı kırsal mahallerde hem de göçün hedefi olan kentsel merkezlerde önemli sosyo-ekonomik ve mekansal değişimler yaşanmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi iç göçün göç veren kırsal alanlarda ortaya çıkardığı sonuçlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi bölgeleri ile konut alanlarının birbirine karışarak plansız yapılaşmanın ve çevre kirliliğinin artması

Cevap

Sanayi bölgeleri ile konut alanlarının birbirine karışarak plansız yapılaşmanın artması seçeneği, göç veren kırsal alanlarda değil, göç alan kentsel merkezlerde görülen bir sonuçtur.
Doğru cevap olan seçenek, kentleşme sürecinin plansız ilerlediği büyük şehirlerdeki (göç alan yerlerdeki) mekansal çatışmayı ifade eder. Fabrikaların zamanla mahallelerin içinde kalması, şehir merkezlerine olan yoğun nüfus akınının bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün başladığı yer (kaynak) ile bittiği yer (hedef) arasındaki farkı belirle.
Soru göç veren kırsal alanı sormaktadır.
Mekansal sonuçların yerini doğru tespit etmek analizin temelidir.
2
Seçeneklerdeki olayların hangi mekanda gerçekleştiğini analiz et.
Nüfus yapısı bozulması, atıl yatırımlar, erozyon ve iş gücü kaybı kırsaldadır. Plansız yapılaşma ise kenttedir.
Hızlı ve hazırlıksız büyüme kentlerin (göç alan yerlerin) karakteristik sorunudur.

Anahtar Kavram

İç Göçün Mekansal Sonuçları (Kırsal vs. Kentsel)

İpuçları

1
Soruda göçün gittiği yerdeki sorunlar ile çıktığı yerdeki sorunları birbirinden ayırmanız beklenmektedir.
2
'Gecekondu semtleri' veya 'plansız büyüme' gibi kavramlar kırsal alan için mi yoksa büyük şehirler için mi kullanılır?
3
Kırsal kesimde sanayi tesislerinin konutlar arasında kalması için öncelikle orada bir sanayi yoğunluğu olması gerekirdi; oysa kırsal kesim tarım ve hayvancılıkla karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

İç göçün çekici faktörleri (eğitim, sağlık, iş olanakları) ile kentlerdeki sonuçlarını (çarpık kentleşme, altyapı yetersizliği) karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 411Soru

Türkiye’deki kentsel yerleşmelerin büyüme hızları ve fonksiyonel gelişimleri, bulundukları bölgenin doğal ve beşerî potansiyeliyle doğrudan ilişkilidir. Örneğin; Konya’nın gelişiminde geniş tarımsal araziler (ham madde) ve tarıma dayalı sanayi birincil etkendir. Kayseri ise tarımsal potansiyelinin Konya’ya oranla daha kısıtlı olmasına rağmen, Orta Anadolu’nun en önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Kayseri’nin bu fonksiyonel başarısında ve kentsel büyümesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisi diğerlerine göre daha azdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şehir merkezinde yer alan zengin metalik maden yataklarının işletilmesine bağlı iş gücü talebi

Cevap

Kayseri'nin kentsel büyümesinde şehir merkezindeki metalik maden yataklarının işletilmesi temel bir faktör değildir; şehir daha çok ulaşım ve ticaret fonksiyonlarıyla gelişmiştir.
Kayseri'nin büyümesi, tarımsal ham madde bolluğundan ziyade, ulaşım yollarının kesişme noktasında bulunması ve bu durumun tetiklediği ticaret ile hizmet sektöründeki gelişimle açıklanır. Şehir merkezinde kentsel dokuyu şekillendiren baskın bir maden işletmeciliği fonksiyonu bulunmamaktadır; bu nedenle maden yataklarının işletilmesi seçeneği kentsel büyümede diğerlerine göre çok daha az etkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kentin coğrafi konumunu analiz etme
Kayseri'nin Orta Anadolu'nun doğusunda ulaşım yollarının düğüm noktasında olduğu tespit edilir.
Ulaşım avantajı, ticaret ve sanayi fonksiyonlarının gelişmesi için gerekli olan hinterland genişliğini sağlar.
2
Beşerî ve tarihsel faktörleri değerlendirme
Kayseri'nin köklü bir ticaret kültürüne sahip olduğu ve girişimciliğin ön planda olduğu görülür.
Doğal kaynakların kısıtlı olduğu yerlerde beşerî sermaye kentsel büyümenin motoru haline gelir.
3
Maden fonksiyonunu diğer fonksiyonlarla kıyaslama
Maden faaliyetlerinin ilin uzak ilçelerinde (örneğin Yahyalı) yoğunlaştığı, ancak kentsel büyüme merkezinin ticaret odaklı olduğu anlaşılır.
Bir kentin 'maden şehri' (örneğin Zonguldak veya Batman) sayılabilmesi için kentsel kimliğin doğrudan o kaynağa dayalı olması gerekir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Tasnifi ve Gelişim Dinamikleri

İpuçları

1
Kayseri ve Konya'nın kentsel kimliklerini düşünün: Hangisi daha çok tarım, hangisi daha çok ticaret ve sanayi ile anılır?
2
Bir şehrin kentsel alanının (merkezinin) büyümesinde madenlerin etkili olması için o madenin Batman veya Zonguldak'taki gibi şehrin kuruluş sebebi olması gerekir.
3
Kayseri'de madencilik il genelinde (Yahyalı gibi ilçelerde) önemlidir ancak şehir merkezinin metropolleşme süreci ulaşıma bağlı ticaret ve sanayi faaliyetleriyle gerçekleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki 'Liman-Ticaret' (Mersin) ve 'Sanayi-Liman' (İskenderun) şehirleri arasındaki fonksiyonel farkları incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Hinterland genişliği ve ulaşım avantajı faktörlerini eleyerek, şehrin doğal kaynaklara mı yoksa beşerî organizasyona (ticaret, sanayi) mı dayandığını analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 412Soru

Türkiye'de özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru yaşanan yoğun iç göçler, göç veren bölgelerde demografik yapının yanı sıra ekonomik faaliyetlerin işleyişini de derinden etkilemektedir. Genç ve dinamik nüfusun büyük şehirlere gitmesi, geride kalan yerleşimlerde üretim süreçlerinde bazı yapısal değişimlere ve zorunlu sonuçlara neden olmaktadır.

Buna göre, yoğun göç veren bir kırsal yörede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut tarım alanlarında modernizasyonu sağlamak amacıyla intansif (modern) yöntemlerin yaygınlaşması

Cevap

Yoğun göç veren kırsal alanlarda sermaye ve dinamik iş gücü kaybı yaşandığı için modern (intansif) tarım yöntemlerine geçilmesi beklenen bir durum değildir; aksine bu bölgelerde tarımsal üretim geriler veya geleneksel yöntemlerle sınırlı kalır.
İntansif (modern) tarım yöntemi; sulama, gübreleme, makineleşme ve nitelikli iş gücü kullanımının en üst düzeyde olduğu yöntemdir. Yoğun göç veren bölgeler ise sermaye birikiminin düşük olduğu, genç ve dinamik iş gücünün terk ettiği alanlardır. Bu nedenle, bu bölgelerde modern tarıma geçiş yapılması değil, aksine tarımın ihmal edilmesi veya geleneksel yöntemlerle sürdürülmesi beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün kırsal alandaki etkilerini analiz et.
Genç nüfusun gitmesiyle iş gücü kaybı yaşanır.
Göç eden kitlenin büyük çoğunluğu üretken yaştaki nüfustur.
2
Tarımsal yöntemler ile iş gücü/sermaye arasındaki ilişkiyi kur.
İntansif (modern) tarım için yoğun sermaye ve nitelikli iş gücü gerekir.
Modern tarım yöntemleri sadece su ve gübre değil, aynı zamanda bu teknolojiyi yönetecek nüfus ve yatırım kapasitesi ister.
3
Seçenekleri bu perspektifle değerlendir.
Göç veren bir yerde yatırım ve modernleşme artmaz, azalır.
Ekonomik canlılığını yitiren bölgelerde intansif yöntemler yerine ekstansif (yaygın/geleneksel) yöntemler veya arazinin boş bırakılması görülür.

Anahtar Kavram

İç Göçlerin Sosyo-Ekonomik Sonuçları ve Tarım Yöntemleri İlişkisi

İpuçları

1
Göç veren bir yerde sermaye, teknoloji ve genç nüfus artar mı yoksa azalır mı?
2
'İntansif tarım' kavramı ile 'ekstansif tarım' kavramları arasındaki farkı hatırlayın. Hangisi daha çok gelişmişlik ve yatırım ister?
3
Büyük şehirlere göç edenlerin geride bıraktığı tarlaların modern makinalarla donatılması mantıklı mıdır, yoksa o tarlaların bakımsız kalması mı daha olasıdır?

Daha Fazla Pratik

İç göçlerin göç alan yerlerdeki (kentlerdeki) sanayi ve yerleşim planlaması üzerindeki etkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme yoluyla: Seçeneklerdeki dört durum olumsuz bir tablo çizerken (verim düşüşü, yaşlanma, aksama, terk), bir seçenek olumlu bir gelişmeden (modernleşme) bahsetmektedir. Göç veren bir bölgede ekonomik bir gelişme beklenemeyeceği için farklı olan seçenek doğru cevaptır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 413Soru

Türkiye'nin demografik yapısı üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı, incelediği üç farklı yöreye dair şu saptamalarda bulunmuştur:

1. Yöre: Yer şekilleri sade olduğu için toplam yüz ölçümü ile tarım alanlarının genişliği birbirine oldukça yakındır. Bu durum aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunluklarının birbirine çok yakın seyretmesine neden olmuştur. Bölgedeki sanayi ve ticaret faaliyetleri sayesinde aritmetik nüfus yoğunluğu ülke ortalamasının üzerindedir.
2. Yöre: Dağlık ve engebeli yapı nedeniyle tarım alanları oldukça dar bir yer tutar. Bölgede tarımla uğraşan kişi sayısı, gelişmiş bölgelere göre daha az olmasına rağmen birim tarım alanına düşen çiftçi sayısı oldukça yüksektir.
3. Yöre: Yoğun göç alması ve sanayinin merkezi konumunda olması sebebiyle toplam nüfus miktarında aşırı bir birikme söz konusudur. Mevcut arazilerin büyük kısmının yerleşim ve sanayi alanı olarak kullanılması, fizyolojik nüfus yoğunluğunun aritmetik nüfus yoğunluğundan çok daha yüksek çıkmasına yol açmıştır.

Bu saptamalar dikkate alındığında; 1, 2 ve 3 numaralı yöreler aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1: Çukurova, 2: Menteşe Yöresi, 3: Çatalca-Kocaeli

Cevap

Saptamalar sırasıyla Çukurova, Menteşe Yöresi ve Çatalca-Kocaeli yörelerini tanımlamaktadır.
Doğru seçenek olan Çukurova, Menteşe ve Çatalca-Kocaeli sıralaması bulgularla tam örtüşür. Çukurova düzdür ve sanayi/tarım odağıdır (1. bulgu). Menteşe Yöresi dağlıktır, tarım alanları kısıtlıdır; bu da TNY'yi yükseltir (2. bulgu). Çatalca-Kocaeli (İstanbul-Kocaeli) ise sanayi ve şehirleşme nedeniyle tarım alanlarını kaybetmiş, devasa nüfusunu daralmış tarım alanlarına oranlayınca FNY'si rekor seviyelere çıkmış bir yöredir (3. bulgu).

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY) ve Fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNYFNY) ilişkisini analiz etme
FNYANYFNY \approx ANY durumu tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranının çok yüksek olduğunu (yani arazinin düz olduğunu) gösterir.
Birinci yörede ANYANY ülke ortalamasının üzerinde ve arazi düzdür; bu özellikler Çukurova veya Ergene gibi düz ama yoğun nüfuslu yerlere uyar.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) faktörlerini değerlendirme
Tarımla uğraşan kişi sayısının az olmasına rağmen yoğunluğun yüksek olması, paydadaki 'Tarım Alanları' değerinin çok küçük olduğunu kanıtlar.
İkinci yöre engebeli yapısıyla bilinen Menteşe Yöresi veya Doğu Karadeniz olmalıdır.
3
Sanayileşme ve arazi kullanımı etkisini yorumlama
Nüfus birikmesi ve tarım alanlarının amaç dışı kullanımı FNYFNY'yi aşırı yükseltirken ANYANY'den uzaklaştırır.
Üçüncü yöre Türkiye'de sanayinin merkezi olan ve tarım alanlarının şehirleşme baskısı altında kaldığı Çatalca-Kocaeli (İstanbul-Kocaeli) yöresidir.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunlukları ve Dağılışını Etkileyen Faktörler

İpuçları

1
Bir yörede aritmetik ve fizyolojik yoğunluk birbirine yakınsa, o yöre büyük oranda düz bir yapıdadır.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğunun 'tarımla uğraşan kişi az olmasına rağmen' yüksek çıkması, tarım alanlarının (paydanın) çok dar olduğu engebeli yerleri işaret eder.
3
İstanbul ve Kocaeli gibi devasa nüfusa sahip illerde tarım alanları çok azaldığı için fizyolojik nüfus yoğunluğu, aritmetik nüfus yoğunluğunu katlar.

Daha Fazla Pratik

Nüfus yoğunluklarını hesaplarken toplam nüfus, tarımsal nüfus ve tarım alanlarının birbirine oranlarını bir tablo üzerine yerleştirerek pratik yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 414Soru

Türkiye'de coğrafi koşulların çeşitliliği, kırsal yerleşmelerin dokusunu ve köy altı yerleşmelerinin kullanım sürelerini doğrudan etkilemektedir. Örneğin İç Anadolu gibi su kaynaklarının kısıtlı ve arazinin düz olduğu yörelerde evler birbirine yakın inşa edilir.

Buna göre, su kaynaklarının bol ve yer şekillerinin engebeli olduğu Karadeniz Bölgesi'nin kırsal kesimlerinde görülen yerleşme dokusu ile temel ekonomik faaliyetin hayvancılık olduğu geçici köy altı yerleşmesi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağınık yerleşme - Yayla

Cevap

Karadeniz'de görülen dağınık yerleşme dokusu ve geçici bir köy altı yerleşmesi olan yayla
Karadeniz Bölgesi gibi su kaynaklarının zengin ve yer şekillerinin engebeli olduğu alanlarda tarım arazilerinin parçalı olması nedeniyle evler birbirinden uzak inşa edilir; bu duruma 'dağınık yerleşme' denir. 'Yayla' ise temel ekonomik faaliyetin hayvancılık olduğu, insanların hayvanlarını otlatmak için yılın sadece belirli bir döneminde (genellikle yazın) kullandıkları geçici bir köy altı yerleşmesidir. Dolayısıyla doğru seçenek bu iki kavramı (Dağınık yerleşme ve Yayla) bir arada sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Karadeniz Bölgesi'nin kırsalındaki yerleşme dokusunu belirleme
Su kaynaklarının bol ve arazinin engebeli olması evlerin birbirinden uzak yapılmasına, yani 'dağınık yerleşme' dokusuna neden olur.
Yer şekilleri ve su kaynakları meskenlerin birbirine olan mesafesini (dokuyu) doğrudan belirler.
2
Geçici köy altı yerleşmelerini tespit etme
Seçeneklerdeki yerleşmelerden yayla ve kom geçici; divan, mahalle ve çiftlik ise sürekli (kalıcı) yerleşmelerdir.
Soru kökünde hayvancılık amaçlı ve yılın sadece belirli bir döneminde kullanılan 'geçici' bir yerleşme örneği istenmektedir.
3
Bulguları birleştirerek doğru seçeneğe ulaşma
Dağınık yerleşme ve Yayla eşleştirmesi doğru cevaptır.
Her iki kriteri (yerleşme dokusu ve geçicilik durumu) aynı anda sağlayan tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Kırsal Yerleşme Dokuları ve Köy Altı Yerleşmelerinin Süreklilik Durumu

İpuçları

1
Karadeniz'in dağlık yapısı ve her yerde su bulunabilmesi, insanların evlerini tarlalarının hemen yanına (birbirinden uzağa) yapmasını sağlar. Bu duruma ne ad verilir?
2
Evlerin birbirinden uzak olması 'dağınık' dokuyu ifade eder. Şimdi seçeneklerde yer alan köy altı yerleşmelerinden hangisinin 'geçici' olduğunu düşünün.
3
Divan, mahalle ve çiftlik tarım amaçlı kalıcı yerleşmelerdir. Hayvancılık için yazın yüksek kesimlere çıkılarak kurulan yerleşme türü yayladır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 415Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında "savunma sanayisinin Anadolu’nun iç kesimlerinde güvenli bir alana taşınması" stratejisi doğrultusunda, Ankara yakınlarında stratejik bir noktada kurulan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) fabrikaları; bölgedeki küçük bir yerleşmenin kısa sürede göç alarak büyük bir sanayi kentine dönüşmesini sağlamıştır. Bu kentsel gelişim süreci aşağıdaki şehirlerden hangisinin ortaya çıkışını ve büyümesini açıklamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırıkkale

Cevap

Kırıkkale şehri, savunma sanayisi yatırımları sayesinde küçük bir yerleşmeden büyük bir sanayi merkezine dönüşmüştür.
Kırıkkale, Cumhuriyet'in ilanından sonra belirlenen savunma sanayisi stratejisi kapsamında, Ankara'nın doğusunda stratejik bir konuma sahip olması nedeniyle seçilmiştir. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) tesislerinin buraya kurulması, 1920'lerde küçük bir köy olan yerleşmeyi hızla büyüterek Türkiye'nin en önemli ağır sanayi ve savunma sanayisi merkezlerinden biri haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde verilen ipuçlarını (Ankara yakınlığı, MKEK fabrikaları, savunma sanayisi) analiz et.
Bu özelliklerin tamamı Cumhuriyet dönemi sanayi hamlesiyle özdeşleşen Kırıkkale şehrini işaret etmektedir.
Kırıkkale, Türkiye'de sanayi fonksiyonunun bir şehri sıfırdan nasıl dönüştürebileceğine dair en somut örnektir.
2
Diğer seçeneklerdeki şehirlerin temel fonksiyonlarını değerlendir.
Kırşehir, Aksaray, Niğde ve Çankırı şehirlerinin kentsel kimliklerinin tarım, ulaşım veya madencilikle şekillendiği görülür.
Fonksiyonel sınıflandırmada her şehrin baskın bir karakteri vardır ve bu karakter şehrin gelişim hızını belirler.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırması (Sanayi ve Savunma Sanayisi Etkisi)

İpuçları

1
Soruda bahsedilen şehir, Ankara'ya çok yakın olmasıyla ve ağır sanayi tesisleriyle bilinir.
2
Bu şehrin gelişimi, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) ile ayrılmaz bir bütündür.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir kentsel gelişim süreci gösteren 'Maden' fonksiyonlu Zonguldak veya Batman şehirlerinin hikayelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 416Soru

Türkiye'nin demografik serüveni incelendiğinde; devletin önceleri askeri ve ekonomik güç gerekçesiyle nüfusu artırmayı hedeflediği, 1960'lardan itibaren ise planlı kalkınma anlayışıyla artış hızını sınırlandırıcı adımlar attığı görülür. 1980'li yılların sonrasında sayısal hedeflerden ziyade eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlara yatırım yapılarak nüfusun niteliği ön plana çıkarılmış, günümüzde ise doğurganlığın yenilenme seviyesinin altına inmesiyle yeniden artırıcı yönde tedbirler tartışılmaya başlanmıştır.

Bu süreçte yaşanan sosyoekonomik gelişmeler ve uygulanan politikalar dikkate alındığında, Türkiye'nin nüfus yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusu artırıcı veya kısıtlayıcı politikaların uygulandığı tüm dönemler boyunca, artış hızı zaman zaman dalgalansa da ülkenin toplam nüfus hacmi kesintisiz bir büyüme trendi izlemiştir.

Cevap

Doğru cevap, Türkiye'nin demografik tarihinde artış hızı ne kadar dalgalanırsa dalgalansın toplam nüfusun her dönem artmaya devam ettiğini belirten ifadedir.
Nüfus politikaları yıllar içinde teşvik edici (1923-1960), sınırlandırıcı (1960-1985) veya nitelik artırıcı (1985 sonrası) olarak değişse de, Türkiye'de nüfus artış hızı hiçbir sayım döneminde eksi değere düşmemiştir. Artış hızının eksiye düşmemesi, nüfusa sürekli yeni bireylerin eklendiğini gösterir. Dolayısıyla, artış ivmesi zaman zaman yavaşlasa bile Türkiye'nin toplam nüfusu Cumhuriyet'in ilk yıllarından bugüne kadar kesintisiz olarak artmaya devam etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızı ile toplam nüfus miktarı arasındaki matematiksel ilişkiyi analiz et.
Nüfus artış hızının düşmesi, toplam nüfusun azaldığı anlamına gelmez. Artış hızı %0'ın altına (eksiye) düşmedikçe toplam nüfus büyümeye devam eder.
Bu iki kavramın karıştırılması demografi sorularındaki en temel çeldiricidir.
2
Türkiye'nin geçmişten günümüze demografik istatistiklerini hatırla.
Türkiye'nin nüfus artış hızı II. Dünya Savaşı dönemi (1940-1945) ve 2020 sonrasında ciddi düşüşler yaşamış olsa da hiçbir zaman eksi değere düşmemiştir.
Tarihsel verileri bilmek, nüfus miktarının kesintisiz arttığı sonucuna ulaşmayı sağlar.
3
Diğer seçeneklerdeki hatalı nedensellik bağlarını ve kavramsal yanlışları ele.
Göçün nedeni kısıtlayıcı yasalar değildir. Aritmetik yoğunluk hiçbir zaman azalmamıştır. Yayla ve oba geçici yerleşmelerdir. GAP'ın amacı nüfus hızını patlatmak değil ekonomiyi düzeltmektir.
Yanlış seçeneklerin neden yanlış olduğunu kanıtlamak cevabın kesinliğini doğrular.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Değişim Dinamikleri ve Politikaları

İpuçları

1
Nüfus artış hızı ile toplam nüfus miktarının aynı şey olmadığını unutmayın. Bir arabanın hızını 100 km/s'ten 50 km/s'e düşürmesi, arabanın geriye gittiği anlamına gelmez; sadece daha yavaş ileri gider.
2
Türkiye nüfus tarihinde hiçbir zaman nüfus artış hızı sıfırın altına düşmemiştir. Bu durumun aritmetik nüfus yoğunluğuna etkisini düşünün.
3
Seçeneklerde yer alan göçlerin nedenleri ve köy altı yerleşmelerinin kalıcı/geçici olma durumlarındaki kavramsal hataları elediğinizde, nüfus miktarının sürekli arttığını belirten seçeneğin tek doğru yargı olduğu ortaya çıkar.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin yıllara göre nüfus artış hızı ve toplam nüfus miktarını gösteren grafikli soruları çözerek iki kavram arasındaki farkı görsel olarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 417Soru

Türkiye'de zaman içinde değişen sosyal ve ekonomik şartlara bağlı olarak nüfus politikalarında güncellemeler yapılmıştır. Belirli bir dönemden sonra devlet, nüfus miktarını sürekli artırma fikrinden vazgeçerek, nüfus artış hızını düşürücü ve nüfusun niteliğini (eğitim, sağlık vb.) artırıcı yönde tedbirler almaya başlamıştır.

Uygulanan politikalardaki bu köklü yön değişikliğinin (nüfus artış hızını düşürme eğiliminin) en temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının ekonomik kalkınma hızını aşmasıyla demografik yatırımların bütçeye büyük bir yük oluşturması

Cevap

Doğru cevap, nüfus artış hızının ekonomik kalkınma hızını aşarak yatırımları zorlaştırmasını ifade eden seçenektir.
Nüfus artış hızının çok yüksek olması, devleti yol, okul, hastane gibi altyapı hizmetlerine (demografik yatırımlara) devasa bütçeler ayırmak zorunda bırakır. Bu zorunluluk, doğrudan üretime ve sanayiye aktarılabilecek ekonomik kaynakları daralttığı için ülkenin kalkınma hızını yavaşlatır. Türkiye'de nüfus miktarını artırıcı politikalardan vazgeçilip, artış hızını sınırlandırıcı politikalara geçilmesinin ardındaki temel itici güç bu ekonomik dengesizliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus politikalarındaki değişimin yönünü analiz et.
Devlet, nüfusu artırmaktan vazgeçip artış hızını düşürmeye ve niteliği (eğitim, sağlık) artırmaya odaklanmıştır.
Politika değişiminin temel motivasyonunu anlamak için devletin neyi eksik veya sorunlu gördüğünü tespit etmek gerekir.
2
Nüfus artış hızını düşürmenin ekonomik sonuçlarını değerlendir.
Hızlı nüfus artışı, devletin okul, hastane, altyapı gibi alanlara (demografik yatırımlara) daha fazla harcama yapmasına neden olur.
Bu yatırımlar doğrudan üretim getirmediği için ekonomik büyüme ve sanayileşmeye ayrılacak bütçeyi kısıtlar.
3
Seçenekleri bu ekonomik gerekçe bağlamında incele.
Nüfus artışının kalkınma hızını aşması ve demografik yatırımların yük oluşturması, bu politika değişikliğinin en mantıklı ve temel gerekçesidir.
Diğer seçenekler ya yanlış coğrafi kavramlar içermekte ya da dönemin gerçek hedefleriyle (örneğin göçü teşvik etmek gibi) çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Demografik Yatırımlar ve Kalkınma İlişkisi

İpuçları

1
Bir ülkede nüfus çok hızlı artarsa devlet yeni okullar, hastaneler ve yollar yapmak zorunda kalır. Sadece nüfusu beslemeye ve barındırmaya yönelik bu harcamalara 'demografik yatırım' adı verilir.
2
Devletin bütçesinin büyük bir kısmı sürekli artan nüfusun temel ihtiyaçlarına (demografik yatırımlara) giderse, fabrikalar kurmak ve sanayiyi geliştirmek için yeterli kaynak kalmaz.
3
Bu politika değişikliğinin en temel nedeni, aşırı hızlı nüfus artışının ülkenin 'ekonomik kalkınmasını' yavaşlattığının ve bütçeye ağır bir yük getirdiğinin fark edilmesidir.

Daha Fazla Pratik

1923-1965 yılları arasında devletin neden ısrarla nüfusu artırmak istediği (savaş kayıpları, makineleşme eksikliği) konusunu da tekrar etmeniz faydalı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Bu soruyu çözerken 'tersine mühendislik' yapabilirsiniz. Eğer bir devlet nüfus artışını durdurmak istiyorsa, demek ki mevcut artış ona zarar veriyordur. Bir devlete en büyük zarar, bütçesinin yatırıma değil tüketime gitmesiyle olur (kalkınmanın yavaşlaması).
Tahmini Süre:45s
Soru 418Soru

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini inceleyen bir araştırmacı, X ve Y yörelerinin nüfus yoğunlukları ile ilgili şu demografik bulgulara ulaşmıştır:

- X yöresi: Aritmetik nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının oldukça altındayken; fizyolojik ve tarımsal nüfus yoğunlukları Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.
- Y yöresi: Hem aritmetik hem de fizyolojik nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerindedir. Ancak tarımsal nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının belirgin şekilde altındadır.

Buna göre, yalnızca bu yoğunluk verileri dikkate alındığında X ve Y yöreleri hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisine kesin olarak ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: X yöresinde yer şekilleri engebeli ve tarım alanları dar iken, Y yöresi sanayi ve hizmet sektörlerinin ön planda olduğu bir merkezdir.

Cevap

X yöresinde yer şekilleri engebeli ve tarım alanları dar iken, Y yöresi sanayi ve hizmet sektörlerinin ön planda olduğu bir merkezdir.
Doğru çıkarım, yoğunluk formüllerinin matematiksel karşılıklarının coğrafi şartlarla eşleştirilmesine dayanır. X yöresinde toplam nüfusun yüzölçümüne oranı (aritmetik) düşükken, tarım alanlarına oranı (fizyolojik ve tarımsal) fırlamıştır. Bu ancak tarım alanlarının (dağlık/engebeli yapı nedeniyle) çok dar olmasıyla açıklanabilir. Y yöresinde ise toplam nüfus çok fazladır (yüksek aritmetik ve fizyolojik), ancak tarımsal nüfus yoğunluğu düşüktür; bu da o devasa nüfusun tarımda değil, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalıştığını kesin olarak kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
X yöresi verilerini formüller üzerinden yorumlama
Aritmetik yoğunluk (Toplam Nüfus / Yüzölçümü) düşükse, alan geniş veya nüfus azdır. Fizyolojik yoğunluk (Toplam Nüfus / Tarım Alanı) yüksekse, tarım alanları çok dardır. Tarımsal yoğunluk (Tarım Nüfusu / Tarım Alanı) yüksekse, dar alanlarda çok sayıda insan tarım yapmaktadır.
Yöredeki fiziksel coğrafya koşullarını (engebe durumu) tespit etmek için.
2
Y yöresi verilerini formüller üzerinden yorumlama
Aritmetik yoğunluk yüksekse, bölge kalabalıktır. Fizyolojik yoğunluk yüksekse, büyük nüfusa kıyasla tarım alanı azdır. Ancak Tarımsal yoğunluk düşükse, tarım alanında çalışan kişi sayısı çok azdır.
Yöredeki ekonomik faaliyetlerin (sanayi/tarım) dağılımını tespit etmek için.
3
İki yöreyi karakteristik bölgelerle eşleştirme
X yöresinin özellikleri Hakkari veya Doğu Karadeniz gibi dağlık, engebeli alanlara uyar. Y yöresinin özellikleri ise İstanbul, Kocaeli gibi sanayileşmiş, şehirleşmiş, tarım nüfusu az olan merkezlere uyar.
Teorik oranları somut Türkiye coğrafyası gerçeğiyle birleştirerek doğru yargıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri Arasındaki İlişkiler (Aritmetik, Fizyolojik, Tarımsal)

İpuçları

1
Fizyolojik yoğunluk formülünün 'Toplam Nüfus / Tarım Alanı', tarımsal yoğunluk formülünün 'Tarım Nüfusu / Tarım Alanı' olduğunu hatırlayın.
2
Bir yörede tarımsal yoğunluk çok yüksekse, paydadaki 'Tarım Alanı' değerinin oldukça küçük (yani arazinin engebeli) olduğu sonucuna varılır.
3
Y yöresinde çok insan yaşamasına rağmen (yüksek aritmetik yoğunluk), tarımla uğraşan çok az kişi vardır (düşük tarımsal yoğunluk). Bu insanlar hangi ekonomik faaliyette çalışıyor olabilir?

Daha Fazla Pratik

Farklı coğrafi bölgelerin (örneğin İç Anadolu ile Karadeniz) fizyolojik ve tarımsal nüfus yoğunluğu farklarını etkileyen yer şekilleri özellikleri üzerine pratik yapın.

Alternatif Yöntem

Zihinsel eşleştirme yöntemi: X yöresi için 'Hakkari' veya 'Artvin' profili düşünün (alan dağlık, tarım arazisi çok az). Y yöresi için 'İstanbul' veya 'Kocaeli' profili düşünün (nüfus çok, tarımla uğraşan neredeyse yok, herkes sanayide). Seçenekleri bu iki şehri kıyaslayarak okuyun.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 419Soru

Türkiye'de iç göç hareketleri analiz edilirken, bir yerleşim yerinin aldığı ve verdiği göçlerin toplamı 'göç hacmi'ni, bu iki değer arasındaki farkın toplam nüfusa oranı ise 'net göç hızı'nı ifade eder. Günümüzde bazı büyükşehirlerde ve bölgesel merkezlerde göç hacminin çok yüksek olmasına rağmen, net göç hızının sıfıra yakın (pozitif veya negatif binde 1-2 civarı) olduğu gözlemlenmektedir.

Buna göre, göç hacmi oldukça geniş olan ancak net göç hızı durağan seyreden bir merkez için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezin, iş gücü sirkülasyonunun yoğun olduğu, hem yüksek çekici fırsatları hem de rekabet/maliyet gibi güçlü itici unsurları eş zamanlı barındıran dinamik bir yapıda olduğu

Cevap

Kentin, iş gücü sirkülasyonunun yoğun olduğu, hem çekici fırsatları hem de itici unsurları bir arada barındıran dinamik bir yapıda olduğu seçeneği doğrudur.
Doğru cevap olan seçenek, yüksek göç hacmi ile düşük net göç hızı arasındaki ilişkiyi en iyi açıklayan dinamik yapıyı vurgular. Türkiye'de İstanbul, Ankara gibi büyükşehirler her yıl yüz binlerce göç alırken benzer miktarda göç vermektedir. Bu durum, kentin eğitim, iş ve sosyal olanaklar bakımından 'çekici' olduğunu kanıtlar (yüksek hacim); ancak aynı zamanda yaşam maliyeti ve rekabet gibi 'itici' faktörlerin de etkisiyle nüfusun bir kısmının kenti terk ettiğini veya kentin bir basamak olarak kullanıldığını gösterir (düşük net hız).

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Göç hacmi (Gelen + Giden) hareketliliğin büyüklüğünü; Net göç hızı (Gelen - Giden) ise nüfusun artış veya azalış yönündeki kalıcı değişimini gösterir.
Soruda verilen 'yüksek hacim' ve 'düşük net' paradoksunu çözmek için bu ayrım kritiktir.
2
Verilen senaryonun yorumlanması
Bir yere çok kişi girip (örneğin 100.000) aynı miktarda kişi çıkıyorsa (örneğin 99.000), o yer nüfus kaybetmiyor veya kazanmıyor demektir ancak muazzam bir nüfus devir-daimi (turnover) vardır.
Bu durum genellikle üniversite şehirleri, askeri bölgeler veya iş gücü rekabetinin/yaşam maliyetinin yüksek olduğu metropollerde görülür.
3
Ekonomik ve sosyal çıkarım yapılması
Bu tip merkezler hem çekicidir (iş, eğitim, sağlık imkanları) hem de iticidir (yüksek kira, yoğun trafik, stres, rekabet).
Çekici ve itici faktörlerin dengede olması, net göçü sıfıra yaklaştırırken hacmi büyütür.

Anahtar Kavram

Göç Hacmi ve Net Göç Hızı İlişkisi (Demografik Sirkülasyon)

İpuçları

1
Göç hacmi, bir şehre giren ve o şehirden çıkan toplam insan trafiği demektir.
2
Eğer giren ve çıkan sayıları birbirine çok yakınsa (net göç düşükse), bu durum o şehrin nüfusunun sürekli yenilendiğini ama toplam sayının pek değişmediğini gösterir.
3
Bir kentin hem çok tercih edilmesi hem de çok terk edilmesi, orada fırsatların (çekici) ve zorlukların (itici) bir arada bulunduğunun kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Bu konuyu pekiştirmek için Türkiye'deki büyükşehirlerin son 5 yıldaki net göç hızları ile göç hacimlerini karşılaştıran TUİK verilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 420Soru

Bir bölge planlama çalışmasında, numaralandırılmış üç farklı planlama havzasının temel arazi ve demografi verileri derlenmiştir:

- I. Havza: 800.000 nüfus, 16.000 km2km^2 toplam alan ve 1.600 km2km^2 işlenebilir tarım arazisi
- II. Havza: 1.200.000 nüfus, 30.000 km2km^2 toplam alan ve alanın yarısını kaplayan tarım arazisi
- III. Havza: 500.000 nüfus, 10.000 km2km^2 toplam alan ve 5.000 km2km^2 işlenebilir tarım arazisi

Yalnızca bu mekânsal ve demografik veriler dikkate alındığında, havzalarla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III. havzaların aritmetik nüfus yoğunlukları eşit olmasına rağmen, I. Havza'nın yer şekilleri III. Havza'ya göre daha engebelidir.

Cevap

I ve III. havzaların aritmetik nüfus yoğunlukları eşittir (50 kis¸i/km250 \text{ kişi/km}^2). Ancak I. Havza'da tarım alanı dar olduğu için fizyolojik nüfus yoğunluğu çok yüksektir ve bu durum yer şekillerinin III. Havza'ya göre daha engebeli olduğunu kanıtlar.
I ve III. havzaların aritmetik nüfus yoğunlukları 50 kis¸i/km250 \text{ kişi/km}^2'dir. Ancak I. Havza'da tarım alanı toplam alanın sadece onda biriyken (%10), III. Havza'da yarısıdır (%50). Dar tarım alanları, genel olarak dağlık ve engebeli arazilerin bir sonucudur. Bu nedenle I. Havza'nın III. Havza'ya göre çok daha engebeli olduğu çıkarımı kesin olarak yapılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Her havza için aritmetik nüfus yoğunluğunu (ANY) hesapla.
I. Havza: 800.000/16.000=50800.000 / 16.000 = 50. II. Havza: 1.200.000/30.000=401.200.000 / 30.000 = 40. III. Havza: 500.000/10.000=50500.000 / 10.000 = 50.
Seçeneklerdeki kilometre kareye düşen insan sayısı (aritmetik yoğunluk) ifadelerini doğrulamak veya elemek için gereklidir.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğu (TNY) için gerekli verileri kontrol et.
TNY için tarımda çalışan nüfus gereklidir, ancak metinde sadece toplam nüfus verilmiştir. Bu nedenle TNY hiçbir havza için hesaplanamaz.
Sadece eldeki verilerle hangi yoğunlukların hesaplanıp hesaplanamayacağını tespit etmek içindir.
3
Yer şekillerinin engebesini yorumlamak için tarım alanı / toplam alan oranını (veya fizyolojik nüfus yoğunluğunu) incele.
I. Havza'da tarım alanı toplam alanın %10'u iken, III. Havza'da %50'sidir. I. Havza'nın tarım alanı çok daha dar olduğundan yer şekilleri daha engebelidir.
Fizyolojik yoğunluk ve tarım alanı genişliği, bir yerin yer şekillerinin sadeliği veya engebesi hakkında en güçlü kanıtı sunar.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunluğu Türleri ve Hesaplamaları

İpuçları

1
Aritmetik nüfus yoğunluğunu bulmak için verilen toplam nüfus değerlerini, ilgili havzanın toplam yüz ölçümüne bölmelisiniz.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğu hesaplanırken toplam nüfus değil, sadece tarımla uğraşan nüfus kullanılır. Verilen bilgilerde tarım nüfusuna dair bir veri var mı kontrol ediniz.
3
I ve III. havzanın aritmetik yoğunlukları eşit (50 kis¸i/km250 \text{ kişi/km}^2) çıkacaktır. Hangi yerin daha engebeli olduğunu bulmak için tarım alanlarının toplam alana oranına bakmalısınız. Tarım alanı darsa yer şekilleri daha engebelidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de Doğu Karadeniz ve Hakkari bölümleri gibi fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasında farkın çok yüksek olduğu alanları harita üzerinden inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken fizyolojik nüfus yoğunluğunu (Toplam Nüfus / Tarım Alanı) hesaplayabilirsiniz. I. Havza'da bu değer 500, III. Havza'da ise 100 çıkar. Fizyolojik yoğunluk ile aritmetik yoğunluk arasındaki farkın fazla olması engebeliliğin doğrudan kanıtıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 21 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 21 | Examkin