Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 421Soru

Artvin'in dağlık bir köyünde ikamet eden Kemal Bey, tarım arazilerinin yetersizliği ve engebeli arazi şartları nedeniyle ailesiyle birlikte sanayi faaliyetlerinin geliştiği Bursa'ya temelli yerleşmiştir. Yozgat'ta yaşayan Sinan Bey ise her yıl yaz mevsiminde büyük inşaat projelerinde çalışmak amacıyla İstanbul'a gitmekte ve sonbahar aylarında memleketine geri dönmektedir.

Buna göre, verilen göç örnekleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kemal Bey'in yer değiştirmesi itici ve çekici faktörlerin etkisiyle gerçekleşen sürekli göç iken, Sinan Bey'in hareketi ekonomik amaçlı mevsimlik göç niteliği taşımaktadır.

Cevap

Doğru cevap, Kemal Bey'in hareketinin itici ve çekici faktörlere dayalı sürekli göç, Sinan Bey'in hareketinin ise mevsimlik göç olduğunu belirten ifadedir.
Doğru yanıt, her iki senaryoyu coğrafi göç terminolojisine tam ve doğru şekilde yerleştiren ifadedir. İnsanları yaşadıkları yeri terk etmeye zorlayan olumsuzluklar (arazi darlığı) itici faktör; gidilecek yerdeki cazip koşullar (sanayi) çekici faktördür. Temelli gidişler sürekli göç, belirli bir sezon için gidilip dönülmesi ise mevsimlik göçtür.

Adım Adım Çözüm

1
Kemal Bey'in göç hareketini analiz etme
Artvin'deki arazi yetersizliği 'itici' faktör, Bursa'daki iş imkânları 'çekici' faktördür. Ailesiyle temelli gittiği için bu 'sürekli göç' sınıfındadır.
Göçün nedenlerini ve süresini belirlemek, kavramsal ayrımı yapmak için gereklidir.
2
Sinan Bey'in göç hareketini analiz etme
Sadece yaz mevsiminde inşaatta çalışıp sonbaharda köyüne döndüğü için bu hareket 'mevsimlik (geçici) işçi göçü' olarak tanımlanır.
Farklı göç türlerinin süresine ve amacına göre nasıl sınıflandırıldığını tespit etmek için gereklidir.
3
Seçenekleri senaryoya göre değerlendirme
İki durumun doğru şekilde sınıflandırıldığı ve itici/çekici faktörlerin isabetli kullanıldığı doğru ifade belirlenir.
Yanlış genellemeleri (iç göçün nüfusu artırması gibi) ve hatalı neden-sonuç ilişkilerini elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Sürekli ve Mevsimlik Göçler, İtici ve Çekici Faktörler

İpuçları

1
Kemal Bey 'temelli' yerleşirken, Sinan Bey sonbaharda köyüne 'geri dönmektedir'. Bu süre farkının göç türlerini nasıl değiştirdiğine dikkat ediniz.
2
İç göçler (ülke sınırları içindeki yer değiştirmeler) Türkiye'nin toplam nüfus miktarını değiştirmez, sadece nüfusun illere göre dağılışını etkiler.
3
Tarımsal arazilerin miras yoluyla parçalanması insanları göçe zorlayan güçlü bir 'itici' faktörken; sanayinin varlığı göçmenleri kendine çeken bir 'çekici' faktördür.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de beyin göçü ve mübadele göçleri gibi diğer göç türlerinin itici ve çekici faktörlerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken eleme yöntemini kullanabilirsiniz: İç göçün toplam nüfusu artırdığını söyleyen seçeneği eledikten sonra, tarımsal nüfus yoğunluğunun azalması gerektiği mantığını kurarak yanlış seçenekleri hızla saf dışı bırakabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 422Soru

Türkiye’de iç göçler, göçün gerçekleştiği her iki uçta da (göç veren ve göç alan) mekânsal, toplumsal ve ekonomik yapı üzerinde derin değişimleri beraberinde getirir. Göç veren kırsal yörelerdeki değişimler analiz edildiğinde; nüfusun dinamizmini kaybetmesi, kamu kaynaklarının kullanım verimliliğinin düşmesi ve tarımsal yapıda dönüşümler yaşandığı görülür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de yoğun göç veren kırsal alanlarda ortaya çıkan değişimler arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun cinsiyet dengesinin erkek nüfus lehine bozulması

Cevap

İç göç veren kırsal alanlarda cinsiyet dengesinin erkek nüfus lehine değil, kadın nüfus lehine bozulması beklenir.
Türkiye'deki iç göç dinamiğinde erkeklerin çalışma amacıyla göç etme oranı kadınlardan yüksektir. Bu durum, göçü başlatan (göç veren) kırsal alanda geride kalan nüfusun çoğunlukla kadınlardan oluşmasına yol açar. Dolayısıyla cinsiyet dengesi erkek lehine değil, kadın lehine bozulur. Erkek nüfus oranının artması ise göç alan sanayileşmiş şehirlerin bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Göç eden nüfusun demografik özelliklerini analiz etme
Türkiye'de iç göçe katılan nüfusun çoğunluğu genç ve orta yaş grubundaki erkeklerdir.
İş imkanlarının çeşitliliği ve ağır iş kollarının şehirlerde olması erkek nüfusun göç eğilimini artırır.
2
Göç veren bölgedeki cinsiyet oranını değerlendirme
Erkeklerin bölgeyi terk etmesiyle kırsalda kalan nüfusta kadın, çocuk ve yaşlı oranı artar.
Bölgeyi terk eden grup erkekler olduğu için denge kadınlar lehine kayar.
3
Diğer ekonomik ve mekânsal etkileri kontrol etme
Tarımsal yoğunluğun düşmesi, yatırımların atıl kalması ve tarımsal iş gücü kaybı göç veren yerin tipik özellikleridir.
Nüfus kaybı her zaman mevcut kapasitenin verimsizleşmesi ve üretim gücünün zayıflamasıyla sonuçlanır.

Anahtar Kavram

İç Göçün Demografik Sonuçları

İpuçları

1
Göç eden nüfusun yaş ve cinsiyet özelliklerini düşünün.
2
Türkiye'de iç göçe daha çok hangi cinsiyet katılır? Geride kimler kalır?
3
Erkek nüfusun sanayi şehirlerine gitmesi, gerideki köyde kadın oranını artırmaz mı?

Daha Fazla Pratik

İç göçün kentsel alanlardaki etkilerini (gecekondulaşma, altyapı sorunları) inceleyerek kıyaslama yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 423Soru

Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY), bir bölgede tarım sektöründen geçimini sağlayan nüfusun, o bölgedeki toplam tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilir (TNY=Tarımsal Nu¨fusTarım AlanlarıTNY = \frac{\text{Tarımsal Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}}). Türkiye'nin yer şekilleri ve tarımsal yapısı göz önüne alındığında, aşağıdaki bölümlerin hangisinde tarımsal nüfus yoğunluğunun diğerlerine göre daha yüksek olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz Bölümü

Cevap

Doğu Karadeniz Bölümü
Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer şekilleri dağlık ve engebelidir. Bu durum tarım yapılabilen düzlüklerin çok kısıtlı ve parçalı olmasına yol açar. Tarım alanlarının (payda) dar olduğu bu yörede, geçimini tarımdan sağlayan nüfusun yoğunlaşması sonucunda tarımsal nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının çok üzerine çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal nüfus yoğunluğu formülünü analiz et.
TNY=Tarımsal Nu¨fusTarım AlanlarıTNY = \frac{\text{Tarımsal Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}}
Yoğunluğun yüksek çıkması için paydanın (tarım alanlarının) küçük veya payın (tarımsal nüfusun) çok büyük olması gerekir.
2
Verilen bölümlerin yer şekilleri ve tarım alanı potansiyelini karşılaştır.
Ergene, Konya ve Orta Fırat düzlük; Doğu Karadeniz ise engebelidir.
Engebeli yerlerde tarım alanları parçalı ve dar olur, bu da yoğunluğu artırır.
3
Makineleşme ve nüfus yapısını değerlendir.
Doğu Karadeniz'de engebeden dolayı makine kullanımı kısıtlıdır ve insan gücüne duyulan ihtiyaç tarımsal nüfusu yüksek tutar.
Dar tarım arazisi ve yüksek tarımsal nüfus kombinasyonu en yüksek TNYTNY değerine ulaşmamızı sağlar.

Anahtar Kavram

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile yer şekilleri arasındaki ters orantılı ilişki.

İpuçları

1
Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarım alanlarının az olduğu yerlerde genellikle daha yüksektir.
2
Türkiye'de yer şekillerinin engebeli olduğu yerlerde (dağlık alanlar) tarım arazileri dardır.
3
Doğu Karadeniz, Hakkari ve Menteşe Yöresi gibi engebeli yerler tarım alanlarının darlığı nedeniyle bu yoğunluğun en yüksek çıktığı yerlerdir.

Daha Fazla Pratik

Fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın hangi bölgelerde daha fazla olduğunu inceleyerek yer şekillerinin etkisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 424Soru

Türkiye'de nüfus yoğunluğu hesaplamalarında kullanılan tarımsal nüfus yoğunluğu; bir yörede tarım sektöründe çalışan nüfusun, o yöredeki toplam ekili-dikili alanlara (tarım alanlarına) bölünmesiyle elde edilir.

Buna göre, aşağıdaki yer şekli özelliklerinden hangisinin baskın olduğu bir yörede, tarımsal nüfus yoğunluğunun diğerlerine göre daha yüksek çıkması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağlık ve engebeli arazilerin geniş yer kaplaması

Cevap

Dağlık ve engebeli arazilerin geniş yer kaplaması
Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarım alanlarının genişliği ile ters orantılıdır. Dağlık ve engebeli arazilerde tarım alanları kısıtlı olduğu için, bu alanlarda tarımla uğraşan her bir kişiye düşen toprak miktarı azalır ve yoğunluk yükselir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal nüfus yoğunluğu formülünü incele.
Tarımsal Nu¨fus Yog˘unlug˘u=Tarımla Ug˘ras¸an Nu¨fustextToplamTarımAlanı\text{Tarımsal Nüfus Yoğunluğu} = \frac{\text{Tarımla Uğraşan Nüfus}}{\\text{Toplam Tarım Alanı}}
Yoğunluğun neye bağlı olduğunu anlamak için formül temel alınmalıdır.
2
Yer şekillerinin tarım alanlarına etkisini analiz et.
Dağlık ve engebeli bölgelerde tarım yapılabilecek alanlar (ekili-dikili araziler) oldukça dar ve parçalıdır.
Yoğunluk hesaplamasındaki payda (tarım alanı) kısmını yer şekilleri belirler.
3
Matematiksel oranı değerlendir.
Paydaki nüfus aynı kalsa bile, payda (tarım alanı) küçüldüğü için tarımsal nüfus yoğunluğu yükselir.
Ters orantı mantığına göre alan daraldıkça yoğunluk artar.

Anahtar Kavram

Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarım alanlarının az olduğu engebeli bölgelerde (Doğu Karadeniz, Menteşe Yöresi gibi) yüksek çıkar.

İpuçları

1
Tarımsal nüfus yoğunluğunun 'tarımla uğraşan nüfus / tarım alanı' olduğunu hatırlayın.
2
Yoğunluğun artması için paydanın (tarım alanı) küçülmesi gerektiğini düşünün.
3
Hangi yer şekli özelliği tarım yapılabilecek alanların dar ve parçalı olmasına neden olur?

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Marmara bölgelerini tarımsal nüfus yoğunluğu açısından karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Matematiksel bir örnek üzerinden gidebilirsiniz: 100 çiftçi 1000 dönüm arazide mi daha yoğundur, yoksa 100 çiftçi 10 dönüm dağlık arazide mi? İkinci durumda yoğunluk çok daha fazladır.
Tahmini Süre:45s
Soru 425Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin büyümesinde; tarım, sanayi, maden, turizm ve ulaşım gibi fonksiyonel özellikler belirleyicidir. Bazı şehirler, yerel kaynaklarından ziyade stratejik coğrafi konumları gereği ana kara ve demir yolu akslarının kesişme noktasında (kavşak noktası) bulunmaları sayesinde hızla gelişmiş ve 'ulaşım şehri' kimliği kazanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen şehirlerden hangisi 'ulaşım ve kavşak noktası' fonksiyonu ile diğerlerine göre daha fazla ön plana çıkmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Afyonkarahisar

Cevap

Doğru cevap, coğrafi konumuyla İç Anadolu, Marmara, Ege ve Akdeniz arasında stratejik bir geçiş ve kavşak noktası olan Afyonkarahisar şehridir.
Afyonkarahisar, Türkiye'nin ulaşım coğrafyasında en belirgin 'kavşak şehri' örneğidir. Batı Anadolu'yu İç Anadolu'ya, kuzeyi güneye bağlayan kara ve demir yollarının düğüm noktasında yer alması, şehrin ticaret ve hizmet sektörünün bu fonksiyon etrafında şekillenmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kentsel fonksiyon kavramını analiz etme
Bir şehrin büyümesini sağlayan temel ekonomik faaliyetin (tarım, sanayi, ulaşım vb.) belirlenmesi.
Soruda istenen 'ulaşım' fonksiyonuna sahip şehri ayırt edebilmek için temeldir.
2
Kavşak noktası kavramını değerlendirme
Şehrin en az iki veya daha fazla ana ulaşım yolunun kesiştiği yerde bulunması gerektiğini anlama.
Afyonkarahisar'ın İstanbul-Antalya ve Ankara-İzmir gibi kritik güzergahların merkezinde yer aldığı bilgisi kullanılır.
3
Seçeneklerdeki şehirlerin baskın fonksiyonlarını eleme
Antalya (Turizm), Karabük (Sanayi), Artvin (Tarım/Maden), Aydın (Tarım) fonksiyonlarının baskın olduğunun tespiti.
Ulaşım etkisinin diğer faktörlerin gölgesinde kaldığı şehirleri elemenize yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Türkiye'de şehirlerin fonksiyonel sınıflandırılması ve kavşak şehirleri

İpuçları

1
Şehrin çevresindeki illere (Uşak, Kütahya, Konya, Isparta) olan konumunu düşünün.
2
Ege Bölgesi'nin iç kesimlerinde yer alan ve 'Termal Turizm' ile 'Ulaşım'ın iç içe geçtiği merkezi bir ili arayın.
3
Türkiye'nin ana ulaşım haritasına bakıldığında, Marmara'dan Akdeniz'e inen yol ile İç Anadolu'dan Ege'ye giden yolun tam ortasında yer alan il hangisidir?

Daha Fazla Pratik

Benzer şekilde ulaşım fonksiyonuyla büyüyen Gaziantep ve Eskişehir gibi şehirlerin de bölge ekonomisindeki rollerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Şehirleri 'kıyı' ve 'iç kesim' olarak ayırın. Kıyıdaki şehirler (Antalya, Aydın) genelde turizm/tarım; engebeli iç kesimler (Artvin) tarım/hayvancılık; düzlük veya geçiş alanındaki iç kesimler ise genelde ulaşım odaklıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 426Soru

Türkiye’de şehirlerin büyüme hızı ve mekânsal gelişimi, o şehri var eden 'baskın ekonomik fonksiyon' ile doğrudan ilişkilidir. Bazı şehirler ulaşım yollarının kavşağında yer aldıkları için ticaret merkezi haline gelirken, bazıları ham madde kaynaklarına veya enerjiye yakınlıkları sayesinde sanayi şehri kimliği kazanmıştır.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerden hangisinin hızla büyümesinde ve bugünkü kentsel karakterinin oluşmasında 'sanayi' fonksiyonunun etkisi diğerlerine göre daha azdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antalya

Cevap

Antalya şehri, gelişimini sanayi faaliyetlerinden ziyade turizm ve tarım gibi fonksiyonlara borçludur.
Antalya, Türkiye'nin en önemli turizm merkezidir. Şehrin hızla büyümesi ve bugünkü ekonomik canlılığı sanayi üretiminden ziyade; kıyı turizmi, kongre turizmi, seracılık (tarım) ve buna bağlı ticaret faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle sanayi fonksiyonunun kentsel gelişim üzerindeki etkisi, diğer seçeneklerde verilen tipik sanayi şehirlerine göre çok daha azdır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şehirlerin kuruluş ve büyüme nedenlerini analiz edin.
Kocaeli, İskenderun, Kırıkkale ve Karabük gibi şehirlerin büyümesinde ağır sanayi, rafineri veya demir-çelik tesisleri motor güç olmuştur.
Şehirlerin fonksiyonel sınıflandırılmasında 'baskın ekonomik faaliyet' esas alınır.
2
Antalya'nın ekonomik yapısını ve büyüme sürecini değerlendirin.
Antalya, doğal güzellikleri ve iklimi sayesinde 'Turizm Başkenti' kimliği kazanmış, buna bağlı olarak ticaret ve hizmet sektörü gelişmiştir.
Bir şehrin karakteri, o şehre nüfus çeken temel iş imkanlarına göre belirlenir.
3
Sanayi etkisini diğerleriyle kıyaslayın.
Kocaeli ve Karabük gibi iller tamamen sanayi ile var olmuşken, Antalya sanayisiz de büyük bir metropol olma özelliğini sürdürmektedir.
Antalya'da sanayi tesisleri bulunsa da bu, şehrin kentsel büyümesini yönlendiren ana unsur değildir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması

İpuçları

1
Hangi şehrin büyümesinde fabrika dumanlarından ziyade deniz, güneş ve kumun etkili olduğunu düşünün.
2
Cumhuriyet tarihinde demir-çelik fabrikaları veya silah sanayisi ile sıfırdan büyüyen yerleri elediğinizde geriye turizm merkezi kalacaktır.
3
Kocaeli ve Karabük tipik sanayi şehirleridir; oysa Antalya Türkiye'nin turizm başkentidir.

Daha Fazla Pratik

Diğer fonksiyonel türleri (Maden: Zonguldak, Batman; İdari: Ankara; Tarım: Konya) gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 427Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin bir parçasını oluşturan köy altı yerleşmeleri, genellikle hayvancılık ve tarım faaliyetlerine bağlı olarak gelişmiştir. Ancak bazı yerleşme tipleri, bulundukları sahanın coğrafi özelliklerine bağlı olarak balıkçılık faaliyetleri üzerine uzmanlaşmıştır. Özellikle Ege kıyılarında, deniz kıyısına kurulan ve balık üretimi ile avlanmasına dayalı olan bu geçici köy altı yerleşme tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dalyan

Cevap

Balıkçılık faaliyetleri için kıyı şeridinde kurulan geçici köy altı yerleşmesi Dalyan'dır.
Dalyan, deniz kıyılarında balık avlamak veya üretmek amacıyla kurulan, genellikle sezonluk (geçici) olarak kullanılan bir köy altı yerleşmesidir. Türkiye'de en yaygın görüldüğü yer, girintili çıkıntılı kıyı yapısı ve sığ suları nedeniyle Ege Bölgesi'ndeki Muğla kıyılarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ekonomik faaliyet türünü belirleme
Soruda temel faaliyetin 'balıkçılık' olduğu belirtilmiştir.
Köy altı yerleşmeleri arasındaki temel ayrım noktalarından biri yürütülen ekonomik faaliyettir.
2
Bölgesel dağılımı analiz etme
Yerleşmenin özellikle 'Ege kıyıları'nda yoğunlaştığı vurgulanmıştır.
Dalyan yerleşmeleri Türkiye'de en çok Muğla ve çevresinde, uygun kıyı yapısı nedeniyle görülür.
3
Yerleşme süresini kontrol etme
Yerleşmenin 'geçici' statüsünde olduğu ifade edilmiştir.
Balıkçılık sezonuna bağlı olarak kullanılan bu yerleşmeler geçici yerleşmeler grubuna girer.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin ekonomik faaliyetlere (tarım, hayvancılık, balıkçılık) göre sınıflandırılması.

İpuçları

1
Bu yerleşme tipi tarım veya hayvancılıkla değil, su ürünleriyle ilgilidir.
2
En yaygın görüldüğü il Muğla'dır ve kıyıdaki balık tuzaklarını ifade eden bir terimle aynı adı taşır.
3
Köy altı yerleşmelerinden balıkçılık odaklı tek tip budur.

Daha Fazla Pratik

Geçici ve kalıcı köy altı yerleşmelerini ekonomik faaliyetlerine göre listeleyerek bir tablo oluşturabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 428Soru

Türkiye'de kırsal alanlardan kentlere doğru yapılan göçler, göç veren yörelerde çeşitli sosyo-ekonomik ve demografik değişimleri beraberinde getirir. Buna göre, yoğun göç veren kırsal bir yörede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut kamu yatırımlarının (yol, okul, su) kullanım verimliliğinin artması

Cevap

Kamu yatırımlarının kullanım verimliliğinin artması beklenmez; aksine nüfusun azalmasıyla bu yatırımlar 'atıl' (kullanılmayan) duruma düşer ve verimlilik azalır.
Yoğun göç veren bölgelerde nüfus azaldığı için devlet tarafından yapılan yol, su, elektrik, okul ve sağlık ocağı gibi yatırımlar, tam kapasite ile çalışamaz hale gelir. Bu durum coğrafya literatüründe 'atıl yatırım' veya 'atıl kapasite' olarak adlandırılır ve bu yatırımların verimliliği artmaz, tam tersine azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Göç veren bölgenin özelliklerini analiz etme
Göç veren yerlerde nüfus miktarının ve yoğunluğunun azaldığı belirlenir.
Soruda sorulan sonucun kaynağı nüfus azalışıdır.
2
Demografik değişimleri değerlendirme
Genç ve erkek nüfusun göç etmesiyle yaşlı ve kadın nüfus oranının arttığı teyit edilir.
Göçün seçici doğası gereği aktif nüfus hareket halindedir.
3
Altyapı ve yatırım ilişkisini kurma
Nüfusa göre planlanan okul, yol ve hastane gibi yatırımların, nüfus gidince boş kaldığı (atıl kapasite) anlaşılır.
Yatırımın verimliliği, o yatırımdan faydalanan kişi sayısıyla doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Göç veren yerlerde kamu yatırımlarının atıl duruma düşmesi (verimlilik kaybı).

İpuçları

1
Göç veren bir köyde okulda öğrenci sayısının azaldığını düşünün.
2
Bir tesisin verimli olması için kapasitesine uygun sayıda insan tarafından kullanılması gerekir.
3
Nüfusun azalması, mevcut binaların ve yolların boş kalmasına (atıl duruma düşmesine) yol açar; bu verimlilik artışı değil, kaybıdır.

Daha Fazla Pratik

Göç alan şehirlerde ortaya çıkan altyapı yetersizliği ve çevre kirliliği gibi sonuçları inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme yoluyla: Diğer seçeneklerin tamamı 'insan unsuru'nun azalmasıyla doğrudan ilgili fiziksel/demografik azalmalardır. Verimlilik artışı ise olumlu bir ekonomik gelişmedir ve nüfusun terk ettiği bir yerde genellikle görülmez.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 429Soru

Türkiye'de nüfus yoğunlukları üzerine çalışma yapan bir planlama uzmanı, incelediği bir yöreye ait aşağıdaki verileri elde etmiştir:

Nüfus Yoğunluk TürüYörenin Değeri (kis\ci/km2kişi/km^2)Türkiye Ortalaması (kis\ci/km2kişi/km^2)
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANYANY)4545110110
Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNYTNY)2852859898

Buna göre, verileri paylaşılan yörenin aşağıdaki coğrafi özelliklerden hangisine sahip olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer şekillerinin engebeli ve tarım alanlarının dar olması

Cevap

Verilen yörenin temel coğrafi özelliği yer şekillerinin engebeli ve tarım alanlarının dar olmasıdır.
Doğru yanıt olan yer şekillerinin engebeli olması durumu, tarım alanlarının parçalı ve dar kalmasına neden olur. Bir yörede toplam nüfus seyrek olsa dahi (düşük ANY), mevcut nüfusun büyük kısmı bu dar tarım alanlarında geçimini sağlıyorsa tarımsal nüfus yoğunluğu (TNY) Türkiye ortalamasının çok üzerine çıkar. Bu durum tipik bir 'engebeli bölge' karakteristiğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANYANY) verisini analiz edin.
Yörenin ANYANY değeri (4545), Türkiye ortalamasının (110110) çok altındadır.
Bu durum bölgenin seyrek nüfuslu olduğunu ve toplam nüfusun yüz ölçümüne oranla az olduğunu gösterir.
2
Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNYTNY) verisini analiz edin.
Yörenin TNYTNY değeri (285285), Türkiye ortalamasının (9898) çok üzerindedir.
TNY=Tarımsal Nu¨fusTarım AlanıTNY = \frac{\text{Tarımsal Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}} formülüne göre, sonucun yüksek çıkması ya çiftçi sayısının çok fazla olduğunu ya da tarım alanlarının çok dar olduğunu gösterir.
3
İki veriyi birleştirerek coğrafi çıkarım yapın.
Seyrek nüfuslu bir yerde tarımsal yoğunluğun çok yüksek olması, o bölgedeki tarım arazilerinin ekstrem derecede kısıtlı olduğunu kanıtlar.
Türkiye'de Doğu Karadeniz veya Hakkari gibi bölgelerde görülen bu tablo, yer şekillerinin engebeli ve dağlık olmasının bir sonucudur.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunlukları ile yer şekilleri arasındaki ilişki

İpuçları

1
Aritmetik nüfus yoğunluğunun (ANYANY) düşük olması, yörenin genel olarak seyrek nüfuslu olduğunu gösterir.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğunun (TNYTNY) yüksek olması, tarım yapan insanların dar bir alana sıkıştığını ifade eder.
3
Bir bölgede hem genel nüfus az olup hem de çiftçiler tarım alanlarında 'kalabalık' görünüyorsa, o bölgede tarım yapılabilecek düzlüklerin (arazilerin) çok az olduğu sonucuna ulaşılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın fazla olduğu başka bir örnek bölgeyi (Menteşe Yöresi gibi) inceleyerek benzerliği pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Formül üzerinden gidin: TNY=C¸iftc¸i Sayısı/Tarım AlanıTNY = \text{Çiftçi Sayısı} / \text{Tarım Alanı}. Sonucun büyük çıkması için ya üst taraf (çiftçi) çok büyük olmalı ya da alt taraf (alan) çok küçük olmalı. Genel nüfusu az (düşük ANY) olan bir yerde çok fazla çiftçi olması zordur, bu yüzden sebep 'alanın çok küçük' olmasıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 430Soru

Türkiye'de çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına (tarım, sanayi, hizmet) göre dağılımı, ülkenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini yansıtan en önemli yapısal özelliklerden biridir. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin 19271927 ve 20232023 yıllarına ait çalışan nüfusunun sektörel dağılım oranları verilmiştir:

Ekonomik Faaliyet Kolu19271927 (%)20232023 (%)
Tarım89,689,615,815,8
Sanayi4,54,521,321,3
Hizmet5,95,962,962,9

Bu tablodaki veriler dikkate alındığında, Türkiye'nin nüfus yapısındaki değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet sektörünün payının zamanla en yüksek seviyeye ulaşması, Türkiye'nin modern bir ekonomik yapıya dönüştüğünün göstergesidir.

Cevap

Hizmet sektörünün payının zamanla artarak en yüksek seviyeye ulaşması, ekonomik gelişmişliğin ve yapısal dönüşümün bir kanıtıdır.
Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarında tarım sektörü istihdamda baskın iken, günümüzde hizmet sektörünün (ticaret, eğitim, sağlık, ulaşım vb.) payı %6060'ın üzerine çıkmıştır. Bu durum, ülkenin tarım toplumundan sanayi ve hizmet odaklı modern bir ekonomik yapıya dönüştüğünün en temel göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki 19271927 ve 20232023 verilerini karşılaştırın.
19271927'de nüfusun yaklaşık %9090'ı tarımdayken, 20232023'te %6363'e yakını hizmet sektöründedir.
Değişimin yönünü ve büyüklüğünü belirlemek için veriler analiz edilmelidir.
2
Sektörel dağılım ile gelişmişlik arasındaki ilişkiyi kurun.
Tarımın payının azalması ve hizmet/sanayi payının artması gelişmişlik göstergesidir.
Gelişmiş ülkelerde hizmet sektörü baskındır; Türkiye bu süreçte yapısal bir değişim geçirmiştir.

Anahtar Kavram

Nüfusun Sektörel Dağılımı ve Gelişmişlik İlişkisi

İpuçları

1
Gelişmiş ülkelerde çalışan nüfusun büyük çoğunluğu hizmet sektöründe yer alır.
2
Tarım sektöründeki oransal düşüş, tarımsal üretimin bittiği anlamına gelmez, ekonomik çeşitliliğin arttığını gösterir.
3
2023 yılı verilerinde en yüksek payın hangi sektöre ait olduğuna ve bu sektörün neyi temsil ettiğine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de nüfusun yaş gruplarına göre dağılımındaki değişimi ve ortanca yaşın yükselmesinin nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 431Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde doğal çevre faktörleri belirleyici bir rol oynar. Özellikle su kaynaklarının dağılımı ve yer şekillerinin engebe durumu, evlerin birbirine yakın ya da uzak inşa edilmesini doğrudan etkiler. Bu doğrultuda; suyun az, arazinin düz olduğu yerlerde evlerin bir arada (toplu), suyun bol, arazinin engebeli olduğu yerlerde ise evlerin birbirinden uzak (dağınık) olduğu görülür.

Buna göre, Türkiye'deki kırsal yerleşme dokularının şekillenmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynaklarının sınırlı olması, konutların su kuyusu veya çeşme gibi belirli noktalar etrafında kümelenerek toplu yerleşmeleri oluşturmasına zemin hazırlamıştır.

Cevap

İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da suyun kısıtlı olması, insanların su kaynakları çevresinde kümelenerek toplu yerleşmeler kurmasına yol açmıştır.
Doğru olan ifade, su kaynaklarının kısıtlı olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde insanların suyun bulunduğu noktalar etrafında toplanarak toplu yerleşmeler oluşturduğudur. Bu bölgelerde arazinin sade (düz) olması da bu toplanmayı fiziksel olarak kolaylaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokusunu etkileyen temel faktörleri analiz et.
Su kaynakları (bolluk/kısıtlılık) ve yer şekilleri (engebe/sadelik) ana faktörlerdir.
Toplu yerleşme için suyun az ve arazinin düz olması, dağınık yerleşme için suyun bol ve arazinin engebeli olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki bölge ve özellik eşleştirmelerini kontrol et.
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da suyun azlığı toplu yerleşmeyi, Karadeniz'de ise suyun bolluğu ve engebe dağınık yerleşmeyi açıklar.
Doğal çevre şartları ile yerleşme dokusu arasındaki nedensellik bağını kurmak.

Anahtar Kavram

Yerleşme Dokusunu Etkileyen Faktörler

İpuçları

1
Yerleşme dokusunu düşünürken 'Su varsa kaç, su yoksa toplan' kuralını hatırlayın.
2
Karadeniz'de su bol ve her yer engebeli olduğu için evler dağınıktır; İç Anadolu'da su sadece belli çeşmelerde olduğu için evler o suyun başında toplanmıştır.
3
Seçeneklerde bölgelerin yer şekilleri ile su durumunu eşleştirin; Karadeniz engebeli/sulak, İç Anadolu düz/kurak karakterlidir.

Daha Fazla Pratik

Geçici ve kalıcı köy altı yerleşmelerinin (Divan, Mezra vs. Yayla, Oba) ayrımını çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 432Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerden daha küçük olan ve idari olarak bir köye bağlı kalarak varlığını sürdüren yerleşmelere "köy altı yerleşmeleri" denir. Bu yerleşmelerin bir bölümünde yıl boyunca yaşanırken (kalıcı), bir bölümünde ise sadece yılın belli bir döneminde (geçici) faaliyet gösterilir.

Buna göre; özellikle Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde hayvancılık faaliyetleri ve yazın serinleme ihtiyacı doğrultusunda kullanılan, Türkiye'nin en yaygın "geçici" köy altı yerleşme tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yayla

Cevap

Türkiye'de özellikle hayvancılık ve serinleme amacıyla kullanılan, en yaygın geçici köy altı yerleşmesi Yayla yerleşmesidir.
Yayla yerleşmeleri, Türkiye'de iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlı olarak, yaz döneminde hayvanların otlatılması ve yüksek kesimlerdeki serin havadan yararlanılması amacıyla kurulan geçici yerleşmelerdir. Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde bu gelenek oldukça yaygındır.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerinin sürelerine göre (kalıcı ve geçici) sınıflandırılması.
Mahalle, Divan, Mezra ve Çiftlik kalıcı yerleşmelerdir; Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam ve Dalyan ise geçici yerleşmelerdir.
Soruda istenen 'geçici' özelliğini sağlayan yerleşmeleri belirlemek gerekir.
2
Geçici yerleşmeler içinden hayvancılık ve serinleme amacıyla kullanılan en yaygın tipi tespit etmek.
Yayla yerleşmeleri, Türkiye'de hem en yüksek alanlarda hem de en geniş coğrafi dağılımda görülen geçici yerleşmedir.
Yayla, hem geleneksel hayvancılık hem de modern dönemde rekreasyon (dinlenme) amaçlı en çok tercih edilen tiptir.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinin Sürekliliğine Göre Sınıflandırılması

İpuçları

1
Köy altı yerleşmeleri yerleşme süresine göre kalıcı (yıl boyu) ve geçici (mevsimlik) olarak ikiye ayrılır.
2
Soruda istenen yerleşme, kışın boşaltılan ve genellikle yüksek kesimlerde yer alan bir türdür.
3
Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yazın hem hayvan otlatmak hem de sıcaktan korunmak için çıkılan yerleri düşünün.

Daha Fazla Pratik

Diğer geçici yerleşmeler olan Kom, Oba ve Ağıl arasındaki farkları (kuruldukları bölge ve temel amaç) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 433Soru

Türkiye'de iç göç hareketlerini tetikleyen unsurlar; insanları bulundukları yerden uzaklaştıran 'itici faktörler' ile gidilecek yerin avantajlarını temsil eden 'çekici faktörler' olarak sınıflandırılmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki tabloda yer alan eşleştirmelerden hangisinde bir hata yapılmıştır?

NoGöç FaktörüNiteliği
ITarımda makineleşmenin yaygınlaşmasıİtici
IIEğitim ve sağlık hizmetlerinin kalitesiÇekici
IIITarım arazilerinin mirasla parçalanmasıÇekici
IVDoğal afetler ve iklim olumsuzluklarıİtici
VSanayi ve ticaretin gelişmiş olmasıÇekici
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III

Cevap

Tabloda III numara ile verilen 'Tarım arazilerinin mirasla parçalanması' ifadesi yanlış eşleştirilmiştir; bu durum çekici değil, itici bir faktördür.
Tablodaki III numaralı eşleştirme yanlıştır. Tarım arazilerinin miras yoluyla parçalanması, çiftçi ailelerin gelirlerinin düşmesine ve arazinin ekonomik verimliliğinin azalmasına neden olur. Bu durum köylüleri kente göç etmeye mecbur bıraktığı için 'itici' bir faktördür; gidilen yerin bir avantajı olan 'çekici' faktör kategorisine girmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları Tanımlama
İtici faktörlerin kırsal alanı terk etmeye zorlayan olumsuzluklar, çekici faktörlerin ise kentleri cazip kılan imkanlar olduğu belirlendi.
Sorunun çözümünde faktörlerin niteliğini doğru sınıflandırmak temel adımdır.
2
Maddeleri İnceleme
I, II, IV ve V numaralı maddelerin sınıflarıyla uyumlu olduğu, III numaralı maddenin ise ters eşleştirildiği görüldü.
Verilen her bir örneğin göç kararı üzerindeki etkisi (zorlama mı, davet mi) analiz edilmelidir.
3
Hatalı Eşleştirmeyi Tespit Etme
Miras yoluyla arazilerin bölünmesi geçim sıkıntısına yol açtığı için 'itici' bir özelliktir.
Eşleştirme tablosundaki yanlışlığı bilimsel gerekçesiyle doğrulamak için.

Anahtar Kavram

İç Göçün İtici ve Çekici Faktörleri

İpuçları

1
Bir durum insanı bulunduğu yerden kaçmaya zorluyorsa itici, gittiği yerin güzelliğiyle onu davet ediyorsa çekicidir.
2
Miras yoluyla arazinin bölünmesi sonucunda bir çiftçinin elinde kalan toprak miktarı ve geliri artar mı yoksa azalır mı?
3
Tarımda makineleşme ve miras gibi kırsal kaynaklı sorunların tamamı 'itici' faktörler grubuna dahildir.

Daha Fazla Pratik

Göçlerin sonuçlarını (kentlerdeki plansız büyüme, kırsalda yatırımların boşa çıkması vb.) inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 434Soru

Türkiye'de son yıllarda doğum oranlarının hızla düşmesi ve ortalama yaşam süresinin uzaması, nüfusun yaş yapısında 'demografik dönüşüm' olarak adlandırılan süreci hızlandırmıştır. Bu dönüşümün bir sonucu olarak ortaya çıkan ve ekonomik kalkınma için bir potansiyel teşkil eden 'demografik fırsat penceresi' kavramı, Türkiye'nin günümüzdeki hangi yapısal özelliği ile doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çalışma çağındaki (1515-6464 yaş) nüfus oranının toplam nüfusun yaklaşık %68\%68’ini oluşturması

Cevap

Çalışma çağındaki (1515-6464 yaş) nüfus oranının yüksek olması, Türkiye'nin demografik fırsat penceresinde olduğunun temel göstergesidir.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'nin nüfus yapısındaki en belirgin avantajı vurgular. Demografik fırsat penceresi, toplam bağımlılık oranının azaldığı ve üretken yaş grubunun payının arttığı bir süreçtir. Türkiye'de 1515-6464 yaş grubunun %68\%68 gibi yüksek bir orana sahip olması, ülkenin bu 'fırsat' döneminde olduğunu doğrudan kanıtlayan bir yapısal (niteliksel) veridir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfusun yapısal özellikleri (nitelikleri) ile niceliksel özelliklerini ayırt edin.
Yaş yapısı, eğitim durumu ve sektörel dağılım yapısal; toplam miktar ve yoğunluk ise nicelikseldir.
Soruda istenen 'demografik fırsat penceresi' kavramı yapısal bir kavramdır.
2
'Demografik fırsat penceresi' kavramının neyi ifade ettiğini belirleyin.
Bu kavram, bağımlı nüfus (çocuk ve yaşlı) oranının düşük, çalışma çağındaki (1515-6464 yaş) nüfusun oranının yüksek olduğu dönemi ifade eder.
Bu dönem, bir ülkenin ekonomik kalkınma için en uygun iş gücü potansiyeline sahip olduğu zamandır.
3
Türkiye'nin güncel verilerini seçeneklerle karşılaştırın.
Türkiye'de günümüzde 1515-6464 yaş grubundaki nüfus oranı %68\%68 civarındadır ve bu durum fırsat penceresinin en geniş olduğu döneme işaret eder.
Diğer seçenekler ya niceliksel verilerdir (toplam nüfus, yoğunluk) ya da bu kavramla doğrudan ilişkili olmayan yapısal verilerdir (eğitim, sektör).

Anahtar Kavram

Demografik Fırsat Penceresi (Yaş Gruplarının Yapısal Etkisi)

İpuçları

1
Nüfusun yapısal özellikleri denildiğinde yaş, cinsiyet, eğitim ve çalışanların sektörel dağılımı akla gelmelidir.
2
'Fırsat penceresi' ekonomik üretimin motoru olan ve bağımlı olmayan nüfus grubunun (orta yaş grubu) payıyla ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin son 2020 yıldaki değişimini inceleyerek yaşlı bağımlı nüfustaki artış eğilimini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 435Soru

Türkiye'de nüfusun yapısal özellikleri Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze kadar büyük bir değişim geçirmiştir. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin 19351935 ve 20232023 yıllarına ait nüfusun yaş gruplarına göre dağılım oranları verilmiştir:

Yaş Grubu19351935 Oranı (%)20232023 Oranı (%)
0140-14 Yaş (Çocuk)41,241,222,422,4
156415-64 Yaş (Yetişkin)54,954,967,467,4
65+65+ Yaş (Yaşlı)3,93,910,210,2

Tablodaki veriler dikkate alındığında, Türkiye'nin nüfus yapısındaki değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfusun payı ve ortanca yaş yükselmiştir.

Cevap

Ortalama yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak yaşlı nüfusun payı ve ortanca yaş yükselmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, tablodaki 65+65+ yaş grubunun %3,9\%3,9'dan %10,2\%10,2'ye çıkışını doğrudan açıklar. Yaşlı nüfus oranındaki bu belirgin artış, Türkiye'de yaşam standartlarının iyileşmesi ve tıp alanındaki gelişmelerle birlikte ortalama yaşam süresinin uzadığını, buna bağlı olarak da ortanca yaşın yükseldiğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
19351935 ve 20232023 yılları arasındaki yaş gruplarını karşılaştırın.
0140-14 yaş grubunun payının azaldığı, 156415-64 ve 65+65+ yaş gruplarının payının arttığı görülmektedir.
Nüfusun yaş yapısındaki eğilimleri belirlemek için temel verileri analiz etmek gerekir.
2
65+65+ yaş grubundaki artışın nedenini ve sonucunu yorumlayın.
Yaşlı nüfus oranının yaklaşık 33 katına çıkması, ortalama yaşam süresinin uzadığını ve nüfusun yaşlanma sürecine girdiğini kanıtlar.
Yaşlı nüfusun artması, demografik dönüşümün en temel göstergelerinden biridir.
3
Diğer seçeneklerdeki oransal ve miktarsal çıkarımları eleyin.
Nüfusun miktarının azaldığı veya yoğunluğun düştüğü gibi ifadelerin oransal verilerden çıkarılamayacağı belirlenir.
İstatistiksel verilerde oran (%) ile miktar (kişi sayısı) arasındaki ayrımı yapmak hatalı yorumları önler.

Anahtar Kavram

Nüfusun Yaş Yapısı ve Demografik Dönüşüm

İpuçları

1
Tablodaki yaşlı nüfus (65+65+) sütununa odaklanın. Yıllar içindeki artış ne anlama geliyor olabilir?
2
Çocuk nüfus oranının azalması doğum oranlarının düştüğünü, yaşlı nüfusun artması ise ortalama ömrün uzadığını gösterir.
3
İstatistikte oranların değişmesi, toplam miktarın azaldığı anlamına gelmez. Türkiye'nin nüfus miktarı hala artmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin tabanındaki daralmanın gelecekteki iş gücü piyasasına etkilerini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Bağımlı nüfus gruplarını (genç ve yaşlı) kendi içindeki değişim yönlerine göre (azalan/artan) gruplandırarak seçenekleri daha hızlı eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 436Soru

Türkiye'de kıyı şehirlerinin büyümesi ve fonksiyonel çeşitlilik kazanmasında limanların "art bölgesi" (hinterlandhinterland) ile olan bağlantısı belirleyici bir rol oynar. Dağların kıyıya paralel uzandığı ve ulaşımın zor olduğu alanlarda limanların gelişimi kısıtlı kalırken, ulaşımın kolay olduğu alanlarda ticaret ve sanayi fonksiyonları hızla gelişir.

Buna göre; yer şekilleri ve ulaşım özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki kıyı şehirlerinden hangisinin gelişimi, iç kesimlerle olan ulaşım ağının zayıf olması ve hinterlandının dar olması nedeniyle diğerlerine göre daha yavaştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinop

Cevap

Sinop şehri, Küre Dağları'nın ulaşımı engellemesi ve hinterlandının dar olması nedeniyle diğer seçeneklere göre daha yavaş gelişmiştir.
Sinop, Türkiye'nin en önemli doğal limanlarından birine sahip olmasına rağmen, hemen gerisinde uzanan Küre Dağları'nın yüksek ve engebeli yapısı nedeniyle iç kesimlerle demir yolu bağlantısı kurulamamış ve kara yolu ulaşımı da kısıtlı kalmıştır. Bu durum şehrin ticari kapasitesini sınırlayarak gelişimini yavaşlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hinterland (art bölge) kavramını tanımlayın.
Hinterland, bir liman şehrinin ticaret yaptığı, mal gönderip aldığı iç bölgeyi ifade eder.
Limanın büyümesi, bu bölgenin genişliği ve ulaşım kolaylığı ile doğru orantılıdır.
2
Seçeneklerdeki şehirlerin yer şekillerini ve dağ uzanışlarını analiz edin.
Sinop'ta Küre Dağları kıyıya paralel ve yüksek; İzmir'de dağlar dik; Samsun'da Canik Dağları alçaktır.
Dağların uzanışı ve yükseltisi, ulaşım maliyetini ve kolaylığını belirleyen en temel fiziksel faktördür.
3
Ulaşım bağlantılarını (geçitler ve yollar) değerlendirin.
Mersin ve İskenderun geçitlerle, İzmir vadi oluklarıyla iç kesime bağlanırken, Sinop'ta doğal bir engel mevcuttur.
Doğal liman özelliğine sahip olmasına rağmen Sinop'un gelişememesinin ana sebebi bu izolasyondur.

Anahtar Kavram

Liman şehirlerinde hinterland genişliği ile yer şekilleri arasındaki ilişki

İpuçları

1
Şehirlerin iç kesimlerle bağlantısını engelleyen yer şekillerini (dağları) düşünün.
2
Doğal bir limana sahip olmasına rağmen, ulaşım zorluğu nedeniyle 'sapta kalmış' bir şehir arayın.
3
Küre Dağları'nın hemen gerisinde bir duvar gibi yükseldiği, demir yolu ulaşımı bulunmayan Karadeniz şehrini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki diğer liman şehirlerini (Trabzon, Zonguldak) hinterland genişliği açısından bu şehirle kıyaslayın.

Alternatif Yöntem

Şehirleri 'dağların kıyıya göre konumu' bakımından gruplandırın. İzmir (dik), Samsun (paralel ama alçak), Mersin-İskenderun (geçitli) iken Sinop'un bu avantajlara sahip olmadığını göreceksiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 437Soru

Türkiye'de iç göçler, nüfusun yerleştiği yerde kalma süresine göre "sürekli göçler" ve "mevsimlik (geçici) göçler" olarak iki ana gruba ayrılır. Mevsimlik göçlerde temel amaç, yılın belirli bir döneminde ekonomik faaliyette bulunmak veya geleneksel faaliyetleri sürdürmek olup dönem sonunda başlangıç noktasına geri dönülür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de gerçekleşen mevsimlik göç faaliyetlerine örnek olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sanayi ve ticaretin gelişmiş olduğu büyükşehirlere çalışmak amacıyla yapılan kalıcı yerleşmeler

Cevap

Sanayi ve ticaretin gelişmiş olduğu büyükşehirlere çalışmak amacıyla yapılan kalıcı yerleşmeler
Sanayi ve ticaret gibi alanlarda çalışmak üzere yapılan ve nüfusun eski ikametgahını tamamen terk ederek yeni bir yere yerleşmesini içeren hareketlilikler 'sürekli göç' olarak tanımlanır. Soruda verilen diğer seçenekler ise belirli bir süre (hasat dönemi, yaz tatili vb.) ile sınırlı olduğu için mevsimlik göçtür.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün süresine göre yapılan sınıflandırmayı hatırla
Gidilen yerde kalıcı kalınan göçler 'sürekli', belirli bir dönem kalınıp dönülenler 'mevsimlik' göçtür.
Soru bizden mevsimlik olmayanı bulmamızı istiyor.
2
Seçeneklerdeki faaliyetlerin sürekliliğini analiz et
Turizm, pamuk hasadı, fındık/çay hasadı ve yaylacılık yılın sadece belli dönemlerinde yapılır.
Bu faaliyetler doğası gereği geçicidir.
3
Kalıcı yerleşme ifadesini değerlendir
Sanayi ve ticaret merkezlerine 'kalıcı yerleşme' amacıyla gidilmesi, nüfusun geri dönmemek üzere yer değiştirdiğini gösterir.
Bu durum süreklilik arz eder ve sürekli göç kategorisine girer.

Anahtar Kavram

Sürekliliklerine Göre Göçler (Sürekli ve Mevsimlik Göç Ayrımı)

İpuçları

1
Mevsimlik göçte insanlar yılın belli bir dönemi (örneğin sadece yazın) gider ve iş bitince geri dönerler.
2
Tarım, turizm ve yaylacılık Türkiye'de mevsimlik göçlerin en temel nedenleridir. Sürekli göçte ise gidilen yerde kalıcı yerleşme esastır.
3
Sanayi ve ticaret şehirlerine (İstanbul, Kocaeli, Bursa vb.) yapılan göçler genellikle iş bulup oraya tamamen yerleşmek amacıyla yapıldığı için 'sürekli' nitelik taşır.

Daha Fazla Pratik

İç göçlerin 'itici' (köydeki olumsuzluklar) ve 'çekici' (kentteki imkanlar) faktörlerini çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 438Soru

Türkiye'de şehirlerin büyümesi ve gelişmesinde baskın olan fonksiyonlar, o şehrin coğrafi konumu ve ekonomik faaliyetleriyle doğrudan ilişkilidir. Bazı şehirler sahip oldukları yer altı kaynaklarıyla, bazıları ise ulaşım avantajlarıyla kentsel bir kimlik kazanmıştır.

Buna göre, aşağıda verilen şehir ve bu şehrin gelişiminde etkili olan temel fonksiyon eşleştirmelerinden hangisi, o şehrin coğrafi özellikleri ve kentsel gelişimi ile çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinop - Ticaret ve Liman (İç kesimlerle olan güçlü kara yolu ve demir yolu bağlantıları)

Cevap

Sinop şehri, 'Ticaret ve Liman' fonksiyonu ile 'İç kesimlerle olan güçlü ulaşım bağlantıları' gerekçesiyle eşleştirilemez; çünkü Sinop'un hinterlandı (art bölgesi) yer şekilleri nedeniyle oldukça dardır.
Sinop, Türkiye'nin en güzel doğal limanına sahip olmasına rağmen, kentsel gelişiminde ticaret ve liman fonksiyonu baskın değildir. Bunun temel nedeni, şehrin hemen arkasında yükselen dağların iç kesimlerle ulaşımı zorlaştırması, yani hinterlandının dar olmasıdır. Seçenekte belirtilen 'güçlü ulaşım bağlantıları' ifadesi Sinop için yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin temel fonksiyonlarını ve büyüme nedenlerini analiz edin.
Zonguldak'ta kömür, Batman'da petrol, Karabük'te sanayi, Afyon'da kavşak konumu temel belirleyicidir.
Her şehrin gelişiminde lokomotif bir ekonomik faaliyet bulunur.
2
Sinop'un coğrafi konumunu ve yer şekillerini değerlendirin.
Sinop, Türkiye'nin en önemli doğal limanına sahiptir ancak hemen arkasında yükselen dağlar (Küre Dağları) iç kesimlerle bağlantıyı zorlaştırır.
Limanların büyümesi sadece doğal korunaklı olmalarına değil, hinterlandlarının (hizmet ettikleri alanın) genişliğine bağlıdır.
3
Seçenekteki 'Güçlü ulaşım bağlantıları' ifadesini Sinop için test edin.
Sinop'un iç kesimlerle demir yolu bağlantısı yoktur ve kara yolu bağlantıları da engebe nedeniyle sınırlıdır.
Ulaşım kısıtlılığı, Sinop'un ticaret fonksiyonunun gelişmesini engellemiştir.

Anahtar Kavram

Hinterland (Art Bölge) ve Şehir Fonksiyonu İlişkisi

İpuçları

1
Şehirlerin büyümesi için limanın sadece doğal olması yetmez, iç bölgelere mal taşıyabilmesi gerekir.
2
Samsun ve İzmir gibi şehirlerin limanları çok gelişmişken, Sinop neden aynı oranda büyüyememiş olabilir?
3
Sinop'un arkasındaki dağların ulaşımı nasıl etkilediğini ve 'hinterland' kavramını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz limanlarından hangilerinin hinterlandının daha geniş olduğunu (örneğin Samsun ve Trabzon) karşılaştırmalı olarak inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 439Soru

Türkiye'de 19651965 yılında yürürlüğe giren "Nüfus Planlaması Kanunu", Cumhuriyet tarihinin nüfus politikaları açısından en önemli kırılma noktalarından birini temsil etmektedir. Bu kanunun kabul edilmesiyle birlikte Türk hukuk sisteminde ve devletin nüfusa yaklaşımında yaşanan değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gebeliği önleyici yöntemlerin ve ilaçların ithalatı, satışı ve bu konudaki bilgilerin yayılması suç olmaktan çıkarılmıştır.

Cevap

1965 Nüfus Planlaması Kanunu ile gebeliği önleyici yöntemlerin, ilaçların ithalatı ve bu konudaki eğitimlerin halka sunulması suç kapsamından çıkarılarak yasallaşmıştır.
Doğru seçenek, 19651965 yılındaki zihniyet değişimini yansıtır. Bu tarihe kadar Türk Ceza Kanunu'nda yer alan ve gebeliği önleyici yöntemleri suç sayan maddeler yürürlükten kaldırılmış, devlet bireylere çocuk sayısını belirleme konusunda rehberlik etmeye başlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem Analizi
1965 yılı, Türkiye'de pro-natalist (nüfus artırıcı) politikadan anti-natalist (nüfus artış hızını düşürücü) politikaya geçişi simgeler.
1960 sonrası planlı kalkınma döneminde hızlı nüfus artışının ekonomik büyümeye engel olduğu tespit edilmiştir.
2
Yasal Değişikliğin Tespiti
Daha önce yasak olan doğum kontrol yöntemlerinin serbest bırakılması.
Bireylerin istedikleri sayıda çocuk sahibi olma hakkı (aile planlaması) devlet güvencesine alınmıştır.

Anahtar Kavram

Nüfus Planlaması ve Politika Değişimi

İpuçları

1
1965 yılındaki kanun, 'Aile Planlaması' kavramını Türkiye'ye resmi olarak sokmuştur.
2
Bu dönemden önce nüfusu artırmak için doğum kontrolü yasaktı. 1965 kanunu bu yasaklarla ilgilidir.
3
Eskiden suç sayılan gebeliği önleyici yöntemlerin yasal hale gelmesi, bu kanunun en somut sonucudur.

Daha Fazla Pratik

1923-1965 dönemi teşvikleri (yol vergisi muafiyeti, toprak tahsisi vb.) ile 1965 sonrası eğitim odaklı yaklaşımı kıyaslayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 440Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin fonksiyonel sınıflandırması yapılırken kentin büyümesinde etkili olan birincil ekonomik faaliyet esas alınır. Bazı sanayi şehirlerinin yer seçiminde hammaddeye yakınlık belirleyici bir kriterken, bazılarında ulaşım olanakları, enerji kaynağına yakınlık veya pazarlama koşulları ön plana çıkmaktadır.

Buna göre, aşağıdaki şehirlerin hangisinde sanayi fonksiyonunun gelişmesi ve kentin büyümesi doğrudan "hammaddeye yakınlık" ilkesine dayanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seydişehir

Cevap

Seydişehir seçeneği doğrudur çünkü alüminyum fabrikasının yer seçiminde temel etken boksit yataklarının doğrudan bu bölgede bulunmasıdır.
Seydişehir, Türkiye'nin tek alüminyum tesisine ev sahipliği yapar ve bu tesisin burada kurulmasının temel sebebi, alüminyumun hammaddesi olan boksit madeninin (Seydişehir-Akseki havzası) doğrudan kentin çevresinde çıkarılıyor olmasıdır. Bu durum 'hammaddeye yakınlık' ilkesinin en net örneklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki şehirlerin temel sanayi kollarını belirle.
İskenderun (Demir-Çelik), Samsun (Bakır), İzmit (Petrol/Kimya), Seydişehir (Alüminyum), Ereğli (Demir-Çelik).
Şehrin fonksiyonel kimliğini anlamak için sanayi dalını bilmek gerekir.
2
Her sanayi kolu için hammadde kaynağının neresi olduğunu analiz et.
İskenderun ve Ereğli dışarıdan demir alır; Samsun dışarıdan bakır alır; İzmit dışarıdan petrol alır; Seydişehir ise boksiti kendi bünyesinden sağlar.
Kuruluş yerinin hammaddeye mi yoksa başka faktörlere mi dayandığını ayırt etmek gerekir.
3
Hammaddenin kent çevresinde çıkarıldığı seçeneği işaretle.
Seydişehir'de boksit çıkarımı ve işlenmesi bir aradadır.
Soruda istenen 'hammaddeye yakınlık' ilkesi sadece bu örnekte tam olarak karşılanmaktadır.

Anahtar Kavram

Sanayi Şehirlerinde Kuruluş Yeri Seçimi İlkeleri

İpuçları

1
Şehirlerin sanayi dallarını düşünün: Hangisinde maden kentin hemen yanı başından çıkarılmaktadır?

Daha Fazla Pratik

Karabük ve Ereğli'deki sanayi yer seçiminin farkını (enerji kaynağı) tekrar gözden geçirmeniz konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 22 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 22 | Examkin