Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 441Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte, değişen sosyal ve ekonomik şartlara bağlı olarak farklı nüfus politikaları uygulanmıştır. Aşağıdaki tabloda bu politikaların iki temel dönemi özetlenmiştir:

DönemPolitika KarakteriTemel Yaklaşım
I. Dönem (1923-1965)Pronatalist (Nüfus Artırıcı)Nüfusun sayısal olarak artırılması teşvik edilmiştir.
II. Dönem (1965-1980)Antinatalist (Nüfus Planlaması)Nüfus artış hızının kontrol altına alınması hedeflenmiştir.

Bu tabloya göre, Türkiye'nin I. Dönem'de nüfusu artırmak istemesinin ve II. Dönem'de nüfus artış hızını düşürmeye karar vermesinin temel gerekçeleri aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Savaşlar sonucu azalan iş gücü ve askeri ihtiyacı karşılama; II: Hızlı nüfus artışının ekonomik kalkınma hızını yavaşlatması

Cevap

I. dönemde savaş sonrası kayıpları telafi etmek ve tarımsal üretimi sürdürmek için iş gücüne ihtiyaç duyulurken; II. dönemde nüfus artış hızının ekonomiden daha hızlı büyümesi nedeniyle kalkınmanın engellenmesi politikayı değiştirmiştir.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1923-1965) savaşlardan yeni çıkılmış olması nedeniyle hem sınırların korunması hem de tarımsal faaliyetlerin yürütülmesi için yoğun bir insan gücüne ihtiyaç duyulmuş, bu yüzden nüfus artırıcı politikalar izlenmiştir. 1965 yılına gelindiğinde ise nüfusun çok hızlı artması, devletin eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlarda yaptığı yatırımların yetersiz kalmasına yol açmış; bu durumun ekonomik kalkınmayı yavaşlatması sebebiyle nüfus planlamasına (artış hızını düşürmeye) geçilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Dönemi (1923-1965) Analiz Et
Cumhuriyet'in ilk yılları; Balkan, Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşları'ndan çıkılmış, erkek nüfus azalmış, tarım hala birincil ekonomik faaliyet.
Bu dönemde nüfus, hem askeri savunma hem de ekonomik üretim (insan gücü) için stratejik bir güç olarak görülmüştür.
2
II. Dönemi (1965-1980) Analiz Et
1960'lardan sonra sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle nüfus patlaması yaşanmış, ancak ekonomik yatırımlar bu hıza yetişememiştir.
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile 'hızlı nüfus artışının kalkınma önünde bir engel' olduğu resmen kabul edilerek antinatalist döneme geçilmiştir.
3
Seçenekleri Karşılaştır
I'de iş gücü/askeri ihtiyaç, II'de kalkınma hızı-nüfus artışı dengesizliği vurgusu aranır.
En doğru gerekçelendirme bu ikilide mevcuttur.

Anahtar Kavram

Nüfus politikalarının ekonomik kalkınma ve tarihsel süreçlerle ilişkisi

İpuçları

1
Cumhuriyet'in kurulduğu yıllardaki ekonomik faaliyetlerin (tarım) ve güvenlik ihtiyacının neye dayandığını düşünün.
2
1960'lı yıllarda hazırlanan Beş Yıllık Kalkınma Planları'nda nüfus artışının ekonomiye yük mü yoksa katkı mı olarak görüldüğünü hatırlayın.
3
1923-1965 arası 'nüfus güçtür' anlayışı hakimken, 1965'ten sonra 'nüfusun niteliği sayıdan önemlidir' anlayışı ve kalkınma önündeki engel vurgusu öne çıkmıştır.

Daha Fazla Pratik

1965 Nüfus Planlaması Kanunu ile getirilen yasal değişikliklerin (gebeliği önleyici yöntemlerin serbest bırakılması vb.) sosyal etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Süreci kronolojik olarak şöyle kodlayabilirsiniz: 1923-1965 'Çok çocuk vatan sevgisidir' (Savaş etkisi), 1965-1980 'Az çocuk mutlu aile' (Kalkınma etkisi).
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 442Soru

Bir ülkede toplam nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe sıralandığında ortada kalan kişinin yaşına "ortanca yaş" denir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de 19501950 yılında 19,019,0 olan ortanca yaş, 20232023 yılında 34,034,0 seviyesine yükselmiştir.

Türkiye'de ortanca yaşın bu denli yükselmiş olması, nüfusun yapısal özelliklerinde meydana gelen aşağıdaki değişimlerden hangisinin temel göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun yaşlanma sürecine girdiğinin

Cevap

Ortanca yaşın yükselmesi, Türkiye nüfusunun yaşlanma sürecine girdiğinin temel göstergesidir.
Ortanca yaşın yükselmesi, nüfusun yaş yapısındaki denge noktasının daha büyük yaşlara doğru kaymasıdır. Türkiye'de son yıllarda doğum oranlarının hızla düşmesi yeni doğan sayısını azaltırken, ortalama yaşam süresinin uzaması yaşlı nüfusu artırmaktadır. Bu iki durumun birleşimi ortanca yaşı yükselterek nüfusun yaşlandığını kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Tanımı
Ortanca yaş, bir nüfusun yaş yapısının yaşlılığa mı yoksa gençliğe mi yakın olduğunu belirleyen istatistiksel bir ölçüttür.
Soruda verilen veriyi yorumlamak için kavramın neyi ifade ettiğini bilmek gerekir.
2
Veri Analizi
Türkiye'de 19,019,0'dan 34,034,0'e çıkan bir artış söz konusudur.
Artışın yönü, nüfusun yaşlı tarafa doğru kaydığını kanıtlar.
3
Neden-Sonuç İlişkisi Kurma
Doğum oranlarının azalması ve sağlık imkanlarının artmasıyla ortalama ömrün uzaması, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payını artırmıştır.
Yapısal özelliklerdeki bu değişim doğrudan nüfusun yaşlanması olarak tanımlanır.

Anahtar Kavram

Nüfusun Yaş Yapısı ve Ortanca Yaş İlişkisi

İpuçları

1
Ortanca yaşın yükselmesi, nüfusu oluşturan kişilerin yaş ortalamasının büyüdüğü anlamına gelir.
2
Bir ülkede doğum oranları azalır ve yaşlı nüfus artarsa ortanca yaş yükselir.
3
Türkiye'de 19501950'den bugüne ortanca yaşın sürekli artması, genç nüfus oranının azaldığını ve toplumun yaşlandığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de yaş gruplarına göre nüfus piramidinin şekil değişimini (çan şekline doğru kayma) inceleyerek bu konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 443Soru

Belirli bir sahada tarım faaliyetleri ile geçimini sağlayan nüfusun, o sahadaki toplam tarım arazilerine olan oranına tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Yer şekillerinin engebeli ve tarım alanlarının kısıtlı olduğu yörelerde bu yoğunluk değeri genellikle yüksek çıkmaktadır.

Buna göre, Türkiye'nin yer şekilleri ve tarım alanlarının genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki il çiftlerinden hangisinin tarımsal nüfus yoğunluklarının birbirine daha yakın olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rize - Hakkari

Cevap

Rize ve Hakkari illerinin tarımsal nüfus yoğunlukları birbirine daha yakındır.
Rize ve Hakkari illerinin her ikisi de aşırı engebeli yer şekillerine ve dolayısıyla dar tarım alanlarına sahiptir. Bu ortak özellik, her iki ilde de tarımsal nüfus yoğunluğunun Türkiye ortalamasının üzerinde ve birbirine yakın değerlerde çıkmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) formülünü analiz etmek.
TNY=Tarımla Ug˘ras¸an Nu¨fusToplam Tarım AlanıTNY = \frac{\text{Tarımla Uğraşan Nüfus}}{\text{Toplam Tarım Alanı}}
Yoğunluğun neye bağlı olduğunu anlamak için formül gereklidir.
2
Yer şekillerinin TNYTNY üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Dağlık ve engebeli bölgelerde tarım alanları dar olduğu için TNYTNY yüksek çıkar. Düz bölgelerde ise TNYTNY düşük çıkar.
Topografya, payda durumundaki tarım alanı miktarını doğrudan etkiler.
3
Seçeneklerdeki illerin yer şekli özelliklerini karşılaştırmak.
Rize (Doğu Karadeniz) ve Hakkari (Hakkari Bölümü) her ikisi de Türkiye'nin en dağlık ve engebeli illerindendir. Her ikisinde de tarım alanları kısıtlı olduğu için TNYTNY değerleri birbirine yakın ve yüksektir.
Yoğunluk farkının az olması için illerin benzer fiziki özelliklere sahip olması gerekir.

Anahtar Kavram

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu ve Topografya İlişkisi

İpuçları

1
Tarımsal nüfus yoğunluğunun nerede yüksek, nerede düşük olduğunu belirlemek için illerin dağlık mı yoksa düz mü olduğunu düşünün.
2
Eğer iki il de benzer şekilde engebeli ise, tarım alanları dar kalacağı için her ikisinde de yoğunluk benzer şekilde yüksek çıkacaktır.
3
Seçeneklerde hem Karadeniz'in en dağlık illerinden birini hem de Doğu Anadolu'nun en yüksek ve engebeli alanını temsil eden bir çift arayın.

Daha Fazla Pratik

Fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın en fazla ve en az olduğu illeri harita üzerinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

İlleri 'Dağlık' ve 'Düz' olarak etiketleyin. (Düz: Konya, Şanlıurfa, Edirne, Mardin; Dağlık: Rize, Artvin, Trabzon, Muğla, Hakkari, Kastamonu). Sadece her iki ili de 'Dağlık' veya her iki ili de 'Düz' olan seçeneği işaretleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 444Soru

Türkiye'de 1960'lı yıllardan itibaren planlı kalkınma dönemine geçilmesiyle birlikte nüfus politikalarında da önemli bir paradigma değişimi yaşanmıştır. 1965 yılında yürürlüğe giren 557 sayılı "Nüfus Planlaması Hakkında Kanun" ile Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren uygulanan "nüfus artış hızını yükseltme" politikası resmi olarak terk edilmiştir.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı verileri ve dönemin sosyal şartları göz önüne alındığında, bu politika değişikliğinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının ekonomik büyüme hızını aşarak kalkınmayı yavaşlatması ve kişi başına düşen milli gelirin artırılmak istenmesi

Cevap

Nüfus artış hızının ekonomik büyüme hızını aşarak kalkınmayı yavaşlatması ve kişi başına düşen milli gelirin artırılmak istenmesi
Doğru seçenek, 1960'larda kurulan Devlet Planlama Teşkilatı'nın hazırladığı raporlar doğrultusunda, hızlı nüfus artışının Türkiye'nin kalkınma hedeflerini (kişi başına düşen gelir, eğitim ve sağlık hizmetleri kalitesi) olumsuz etkilediğini vurgulamaktadır. Bu durum, 1965 yılında nüfus planlaması anlayışına geçilmesinin temel motor gücüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
1923-1965 dönemi nüfus artışını teşvik eden (pronatalist), 1965 sonrası ise nüfusu dengelemeye çalışan (antinatlist) bir dönemdir.
Politika değişikliğinin hangi tarihsel dönemece denk geldiğini anlamak için.
2
Ekonomik verileri değerlendirme
1960'larda nüfus artış hızı yıllık %2,8 (binde 28) gibi çok yüksek seviyelere ulaşmış, bu durum yatırımların kalkınma yerine tüketim harcamalarına gitmesine yol açmıştır.
Politikanın neden değiştiğinin rasyonel temelini belirlemek için.
3
Yasal dayanağı inceleme
557 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu ile devlet, 'çok çocuk' teşvikinden 'aile planlaması' ve 'anne-çocuk sağlığı' odaklı bir modele geçmiştir.
Seçenekler arasındaki en temel ve kapsamlı gerekçeyi doğrulamak için.

Anahtar Kavram

1965 Nüfus Planlaması Kanunu ve Antinatalist Politika Geçişi

İpuçları

1
Türkiye'de 1960 sonrasında 'Planlı Kalkınma Dönemi' başlamıştır. Bu dönemdeki tüm politikalar 'kalkınma hızı' odaklıdır.
2
1923-1965 arası askeri güç ve iş gücü için 'nicelik' (sayı) önemliyken, 1965 sonrası 'nitelik' ve ekonomik refah ön plana çıkmıştır.
3
Politika değişikliğinin en büyük sebebi, nüfusun ekonomiden daha hızlı büyümesidir; yani pastanın büyüme hızının, pastayı yiyecek kişi sayısındaki artışın gerisinde kalmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 2014 sonrası değişen ve nüfus artış hızını tekrar artırmaya yönelik olan 'pronatalist' söylemlerin nedenlerini (yaşlı nüfus oranı artışı) araştırınız.

Alternatif Yöntem

Nüfus politikalarını 'Demografik Dönüşüm Modeli' üzerinden analiz ederek, Türkiye'nin ikinci aşamadan üçüncü aşamaya (doğum oranlarının düşmeye başlaması) geçiş çabasını düşünerek de çözüme ulaşılabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 445Soru

Türkiye'de bir ilin toplam nüfusunun o ilin yüz ölçümüne bölünmesiyle **aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY), toplam nüfusun o ildeki toplam tarım alanlarına bölünmesiyle ise fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNYFNY)** elde edilir. Yer şekillerinin engebeli ve tarım alanlarının kısıtlı olduğu yörelerde bu iki yoğunluk türü arasındaki farkın daha yüksek olduğu görülür.

Buna göre, yer şekilleri ve tarım alanlarının dağılışı göz önüne alındığında aşağıdaki illerin hangisinde fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın diğerlerine göre daha fazla olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rize

Cevap

Rize ilinde yer şekillerinin aşırı engebeli olması ve tarım alanlarının darlığı, fizyolojik nüfus yoğunluğunun aritmetik nüfus yoğunluğundan çok daha yüksek çıkmasına neden olur.
Rize, Doğu Karadeniz'in dik yamaçlarına ve oldukça engebeli bir topografyaya sahiptir. Bu durum, ilin toplam yüz ölçümü içinde tarım yapılabilecek düzlüklerin (tarım alanlarının) son derece kısıtlı kalmasına neden olur. Formülde toplam nüfus, bu çok küçük olan tarım alanı değerine bölündüğünde ortaya çıkan fizyolojik nüfus yoğunluğu, geniş olan toplam yüz ölçümüne bölündüğünde ortaya çıkan aritmetik yoğunluktan kat kat fazla olur. Bu nedenle iki yoğunluk türü arasındaki fark Rize'de en fazladır.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk türlerinin formüllerini analiz et.
ANY=Toplam Nu¨fusYu¨O¨lc¸u¨mu¨ANY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Yüz Ölçümü}} ve FNY=Toplam Nu¨fusTarım AlanıFNY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}}
Yoğunluklar arasındaki farkın neye bağlı olduğunu anlamak için paydaları karşılaştırmak gerekir.
2
Paydalar arasındaki ilişkiyi coğrafi faktörlerle bağdaştır.
Bir bölgede tarım alanları ne kadar darsa, FNYFNY değeri ANYANY değerinden o kadar büyük çıkar.
Matematiksel olarak payda küçüldükçe sonuç büyür; tarım alanlarının darlığı sonucu artırır.
3
Verilen illerin yer şekillerini ve tarım arazisi potansiyelini değerlendir.
Şanlıurfa, Konya ve Edirne gibi iller sade yer şekillerine sahiptir; Rize ise Doğu Karadeniz'in en engebeli illerinden biridir.
Engebe arttıkça tarıma uygun düz alanlar azalır.

Anahtar Kavram

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu ve Topografya İlişkisi

İpuçları

1
Yoğunluklar arasındaki farkın fazla olması için bölgenin 'dağlık' olması gerektiğini düşünün.
2
Fizyolojik nüfus yoğunluğu hesaplanırken paydada 'tarım alanı' yer alır. Tarım alanı ne kadar küçükse sonuç o kadar büyük çıkar.
3
Doğu Karadeniz gibi yer şekillerinin çok engebeli olduğu yerlerde tarım alanları düzlük azlığı nedeniyle çok dardır. Bu da farkı artırır.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) ile makineleşme arasındaki ilişkiyi (örneğin Şanlıurfa'da makineleşmenin TNYTNY'yi nasıl düşürdüğünü) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 446Soru

Türkiye'de yerleşme coğrafyası incelendiğinde, köyden küçük ancak idari olarak köye bağlı olan köy altı yerleşmelerinin bölgesel olarak farklılık gösterdiği görülür.

I. Batı Karadeniz Bölgesi'nde görülen, birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşmuş, tarım ve hayvancılığın bir arada yapıldığı kalıcı yerleşmelerdir.
II. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olan, genellikle hayvancılık faaliyetleri için kullanılan, birkaç aileye veya sülaleye ait olan geçici yerleşmelerdir.

Özellikleri verilen bu yerleşme tipleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan - Kom

Cevap

Özellikleri belirtilen yerleşmelerden ilki Divan, ikincisi ise Kom yerleşmesidir.
Verilen özellikler incelendiğinde; Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan ve kalıcı olan yapı Divan'dır. Doğu Anadolu'da hayvancılık amaçlı kullanılan geçici yapı ise Kom'dur. Bu iki tanım, yerleşme coğrafyasındaki karakteristik bölgesel eşleşmeleri yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki özelliklerin analiz edilmesi
Batı Karadeniz bölgesi, kalıcı süre ve mahalle birleşimi özellikleri 'Divan' yerleşmesini işaret eder.
Divanlar, Türkiye'de özellikle Sakarya, Bolu, Kastamonu çevresinde görülen, idari ve ekonomik olarak birbirine bağlı mahalleler bütünüdür.
2
İkinci öncüldeki özelliklerin analiz edilmesi
Doğu Anadolu bölgesi, geçici süre, aile mülkiyeti ve hayvancılık odağı 'Kom' yerleşmesini işaret eder.
Komlar, mera hayvancılığına dayalı, kışın boşaltılan ve genellikle taş/ahşap barınaklardan oluşan geçici köy altı yerleşmeleridir.
3
Seçeneklerle eşleştirme yapılması
I için Divan ve II için Kom içeren seçenek belirlenir.
Diğer seçeneklerdeki yerleşmeler ya süre (kalıcı/geçici) ya da bölge özellikleri bakımından tanıma uymamaktadır.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinin Bölgesel Karakteristikleri ve Sürekliliği

İpuçları

1
Yerleşmelerin kalıcı (Divan, Mezra, Mahalle, Çiftlik) veya geçici (Yayla, Kom, Oba, Dalyan, Dam) olmasına odaklanın.
2
Batı Karadeniz'de mahallelerin birleşimiyle oluşan kalıcı yapıyı hatırlayın; bu yapı genellikle orman içi alanlarda görülür.
3
Doğu Anadolu'da hayvancılık için kullanılan geçici meskenlere ne dendiğini düşünün; bu yerleşmeler mülkiyet olarak ailelere aittir.

Daha Fazla Pratik

Yerleşmelerin kalıcı ve geçici olarak sınıflandırıldığı bir tablo oluşturarak hangi bölgelerde yoğunlaştıklarını çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 447Soru

Türkiye'de kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru gerçekleşen göçlerde "itici faktörler" önemli bir yer tutar. Tarımda makineleşme, iş gücü ihtiyacını azaltarak göçü tetikleyen temel bir itici faktör olsa da bu durumun etkisi bölgenin yer şekilleri özelliklerine bağlı olarak değişmektedir. Yer şekillerinin engebeli ve dağlık olduğu alanlarda makine kullanımı kısıtlı kaldığı için bu faktörün göç üzerindeki etkisi daha düşüktür. Buna göre, aşağıdaki illerin hangisinde tarımda makineleşmenin göç üzerindeki itici etkisinin en az olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artvin

Cevap

Artvin ili, Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan engebeli ve dağlık arazisi nedeniyle tarımda makineleşmenin göç üzerindeki etkisinin en az olduğu seçenektir.
Artvin ili, yer şekillerinin oldukça engebeli ve eğimli olduğu Doğu Karadeniz kuşağında yer alır. Bu tür alanlarda tarım alanları dar ve parçalıdır, modern tarım makinelerinin kullanımı zordur. Dolayısıyla bu ilde gerçekleşen göç hareketlerinde tarımda makineleşmenin payı, diğer seçeneklerdeki düz arazi yapısına sahip illere göre çok daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Tarımda makineleşme bir 'itici faktördür' ancak uygulanabilmesi için arazinin düz olması gerekir.
Engebeli yerlerde traktör ve biçerdöver kullanımı verimli değildir.
2
Seçeneklerdeki illerin yer şekillerinin değerlendirilmesi
Konya, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Adana illeri geniş düzlüklere sahipken; Artvin oldukça dağlıktır.
Artvin'in Doğu Karadeniz dağlık kuşağında olması makine kullanımını engeller.
3
Göç ve makineleşme ilişkisinin kurulması
Artvin'de göç olsa bile, bu göçün nedeni makineleşme değil; miras yoluyla toprak bölünmesi veya iş imkanlarının kısıtlılığı gibi diğer faktörlerdir.
Makine giremeyen yerde makineleşme işsizlik yaratamaz.

Anahtar Kavram

Tarımda makineleşmenin bir göç nedeni olabilmesi için yer şekillerinin makine kullanımına uygun (düz) olması gerekir.

İpuçları

1
Tarımda makinelerin (traktör, biçerdöver vb.) hangi tür arazilerde daha kolay kullanılabileceğini düşünün.
2
Bir ilde tarım alanları çok eğimliyse orada insan ve hayvan gücü halen önemini korur; bu durum makineye bağlı göçü azaltır.
3
Seçeneklerdeki illerden hangisi Karadeniz Bölgesi'nin en dağlık ve engebeli kısımlarından birinde yer almaktadır?

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Akdeniz (Menteşe Yöresi gibi) bölgelerindeki engebeli alanların göç nedenleri ile İç ve Güneydoğu Anadolu'daki düz alanların göç nedenlerini karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 448Soru

Türkiye'nin son yıllardaki demografik yapısı incelendiğinde; doğum oranlarının hızla düştüğü, ortalama yaşam süresinin uzadığı ve nüfusun yaşlanma sürecine girdiği görülmektedir. TÜİK verilerine göre 20232023 yılı sonu itibarıyla yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı ilk kez %10\%10'un üzerine çıkmış, ortanca yaş ise 3434 seviyesine yükselmiştir.

Türkiye'nin nüfusunda yaşanan bu yapısal değişimler ve gelecekteki olası etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sürecin sonuçlarından biri olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam nüfus içerisinde genç ve dinamik nüfus payının artış göstermesi

Cevap

Toplam nüfus içerisinde genç ve dinamik nüfus payının artış göstermesi ifadesi yanlıştır; çünkü doğum oranlarının düşmesi bu grubun payını azaltmaktadır.
Doğum oranlarının azaldığı ve ortanca yaşın yükseldiği bir ülkede genç nüfusun payının artması mümkün değildir. Türkiye'de son yıllarda doğum hızının ikame seviyesinin (2,12,1) altına düşmesiyle birlikte genç ve dinamik nüfus oranı azalmakta, nüfus yapısal olarak yaşlanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus verilerini analiz etme
Doğum oranları düşüyor, ortanca yaş yükseliyor ve yaşlı nüfus oranı artıyor.
Türkiye'nin demografik bir dönüşüm sürecinde olduğunu anlamak için verilerdeki trend belirlenmelidir.
2
Genç nüfus oranı ile doğum hızı arasındaki ilişkiyi kurma
Doğum oranları düştükçe, toplam nüfus içerisindeki 0140-14 yaş grubunun (genç/çocuk nüfus) payı azalır.
Genç nüfusun payının artması için doğum oranlarının yükselmesi gerekir, ancak Türkiye'de durum tam tersidir.
3
Hatalı çıkarımı tespit etme
Genç ve dinamik nüfusun artacağı yönündeki ifade mevcut trendle çelişmektedir.
Yaşlanan bir nüfusta dinamizm azalır ve genç nüfusun oransal ağırlığı düşer.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm Süreci

İpuçları

1
Nüfusun yaşlanması, genç nüfus oranının arttığı anlamına mı gelir yoksa azaldığı mı?
2
Ortanca yaşın yükselmesi, toplumun genelinin yaşlandığını ve doğumların azaldığını gösterir.
3
Seçeneklerde 'artış' gösteren unsurların Türkiye'nin güncel 'azalan' doğum hızı verileriyle uyumlu olup olmadığını kontrol edin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramitlerinin yıllar içindeki değişimini inceleyerek 'arı kovanı' ve 'çan' modelleri arasındaki farkları çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 449Soru

Türkiye'de köy yerleşmelerinden daha küçük, idari olarak köye bağlı olan ve köy altı yerleşmesi olarak adlandırılan birimler, yerleşme süresine göre "kalıcı (sürekli)" ve "geçici" yerleşmeler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi yerleşme süresi bakımından "geçici" köy altı yerleşmeleri grubunda yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yayla

Cevap

Yerleşme süresi bakımından geçici grupta yer alan seçenek yayladır.
Doğru cevap olan yayla, Türkiye'de en yaygın geçici köy altı yerleşmesidir. Bu yerleşmeler genellikle yazın hayvan otlatmak veya serinlemek amacıyla kullanılır ve kışın boşaltılır. Bu durum onları 'geçici' statüsüne sokar.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini sürekliliklerine göre sınıflandırın.
Kalıcı yerleşmeler: Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik. Geçici yerleşmeler: Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan.
Soru, geçici yerleşmeyi ayırt etmemizi istemektedir.
2
Seçeneklerdeki yerleşme tiplerinin ekonomik faaliyetlerini ve kullanım sürelerini analiz edin.
Yaylalar, temel ekonomik faaliyeti hayvancılık olan ve sadece mevsimlik (yazlık) olarak kullanılan alanlardır.
Kalıcı yerleşmelerde temel faaliyet tarımdır ve yıl boyu ikamet edilir.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin süreklilik kriterine göre sınıflandırılması.

İpuçları

1
Kalıcı yerleşmelerde temel faaliyet genellikle tarımdır ve barınma yıl boyu sürer.
2
Hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu yerleşmeler (kom, oba, yayla gibi) genellikle geçici karakterlidir.
3
Seçenekler arasında sadece yaz döneminde kullanılan ve Karadeniz ile Akdeniz dağlarında çok yaygın olan yerleşmeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Kom, Ağıl ve Oba gibi diğer geçici yerleşmelerin Türkiye haritasındaki yoğunluklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 450Soru

Türkiye'nin demografik yapısı incelendiğinde, 19651965 yılında çıkarılan Nüfus Planlaması Kanunu ile devletin "nüfusu artırıcı" (pronatalist) politikalardan vazgeçerek nüfus artış hızını sınırlandırmayı hedefleyen politikalara geçiş yaptığı görülmektedir. Ancak istatistiksel veriler, 196519851965-1985 yılları arasında nüfus artış hızında hedeflenen belirgin düşüşün hemen gerçekleşmediğini ve Türkiye'nin toplam nüfus miktarının oransal olarak en büyük niceliksel sıçramalarından birini bu yirmi yıllık dönemde yaptığını göstermektedir.

Aşağıdakilerden hangisi, kısıtlayıcı yasal politikalara geçilmesine rağmen bu dönemde toplam nüfusun şiddetli bir şekilde artmaya devam etmesinin ardındaki temel demografik dinamiği en doğru şekilde ifade etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 192319601923-1960 dönemindeki teşvik edici politikaların yarattığı geniş tabanlı genç nüfusun doğurganlık çağına girmesiyle oluşan demografik momentum ve tıp alanındaki gelişmelerle bebek ölüm hızlarının keskin biçimde düşmesi.

Cevap

Nüfusun şiddetli bir şekilde artmaya devam etmesinin temel nedeni, önceki dönemin teşvik edici politikalarının yarattığı geniş genç nüfus tabanının doğurganlık çağına girmesi (demografik momentum) ve tıp alanındaki gelişmelerle bebek ölüm oranlarının büyük ölçüde azalmasıdır.
Nüfus biliminde (demografi) bir toplumda doğurganlık hızını düşürücü politikalar uygulansa bile, geçmişteki yüksek doğurganlığın yarattığı geniş genç nüfus tabanı nedeniyle toplam nüfusun bir süre daha artmaya devam etmesine 'demografik momentum' adı verilir. Türkiye'de 192319601923-1960 arasında kararlılıkla uygulanan artırıcı politikalar büyük bir genç kitle yaratmış, bu kitle 19601960'lardan sonra aile kurmaya başlamıştır. Ayrıca sağlık koşullarının iyileşmesi ve bebek ölümlerinin keskin biçimde azalması, politikalar kısıtlayıcı olsa da Türkiye nüfusunun bu yirmi yıllık dönemde milyonlarca kişi artmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19651965 yılı sonrası uygulanan nüfus politikasının amacını analiz etme
19651965 Nüfus Planlaması Kanunu, artış hızını sınırlandırmayı ve aile planlamasını hedeflemiştir.
Politikanın hedefi ile gerçekleşen sonuç arasındaki çelişkiyi tespit etmek için.
2
196519851965-1985 yılları arasındaki gerçekleşen demografik tabloyu inceleme
Devlet nüfus artış hızını düşürmeye çalışsa da, toplam nüfus niceliksel olarak büyük bir patlama yaşamış ve hızla katlanmıştır.
Nüfus artış hızı (orantısal büyüme) ile toplam nüfus (mevcut kişi sayısı) kavramlarının farklı çalıştığını görebilmek için.
3
Politika ve gerçeklik arasındaki bu zıtlığın bilimsel nedenini belirleme
Geri planda yatan asıl güç, 192319601923-1960 arasındaki pronatalist (artırıcı) politikaların yetiştirdiği milyonlarca gencin üreme çağına gelmesi (demografik momentum) ve sağlık hizmetlerinin gelişmesiyle ölümlerin azalmasıdır.
Demografik dönüşüm süreçlerinin, yasal kanunlardan daha yavaş ancak daha güçlü bir seyir izlediğini kanıtlamak için.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ile Toplam Nüfus Ayrımı ve Demografik Momentum

İpuçları

1
Bir araba frene bastıktan sonra hemen durmaz, mevcut hızı ve ağırlığıyla bir süre daha ilerlemeye devam eder. Nüfus yapısında da, alınan yasal önlemlerin sonuç vermesi zaman alır.
2
192319601923-1960 arasında doğan ve teşviklerle sayılan milyonları bulan çocuklar, 19651965'ten sonra ebeveynlik çağına adım atmıştır. Aile başına düşen çocuk sayısı (doğurganlık hızı) azalsa bile, ebeveyn sayısının çokluğu toplam doğumu artırmıştır.
3
Devletin hedeflerine zıt olarak görünen bu büyüme, geçmiş dönemin bir yansıması olan 'demografik momentum' ve tıp alanındaki gelişmeler sayesinde eskiye oranla çok daha fazla bebeğin hayatta kalabilmesi ile açıklanabilir.

Daha Fazla Pratik

19851985 sonrası ve özellikle 20142014 sonrasında devletin yeniden pronatalist (artırıcı) politikalara dönmesinin ekonomik ve demografik gerekçelerini (ortalama yaşın yükselmesi, demografik fırsat penceresi) inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Nüfus dinamiklerini bir banka hesabına benzeterek çözebilirsiniz: Devlet faiz oranını (artış hızı) düşürmüş olabilir, ancak anapara (önceki dönemden kalan devasa genç nüfus) o kadar büyüktür ki, düşük oranla bile elde edilen toplam getiri (yeni doğanlar) her geçen yıl daha da fazla olmaktadır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 451Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 1965 yılına kadar uygulanan pronatalist (nüfus artışını teşvik eden) politikalar, bu tarihten itibaren yerini antinatalist (nüfus artış hızını düşürmeyi hedefleyen) politikalara ve nüfus planlaması anlayışına bırakmıştır. Türkiye'de 1965 yılında yaşanan bu köklü paradigma değişimine yol açan temel gerekçeler arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınların iş hayatına katılım oranının hedeflenen seviyeye ulaşmasıyla doğurganlık oranlarının kendiliğinden düşme eğilimine girmesi

Cevap

Kadınların iş hayatına katılımının artmasıyla doğurganlık oranlarının kendiliğinden düşmeye başlaması, 1965'teki politika değişikliğinin bir nedeni değil; aksine 1980 sonrası ve özellikle 2000'li yıllarda belirginleşen sosyo-ekonomik bir süreçtir.
1965 yılındaki Nüfus Planlaması Kanunu'nun çıkarılma sebebi, nüfusun zaten azalıyor olması veya kadınların iş gücüne katılımı nedeniyle hızın düşmesi değildir; tam aksine nüfusun çok hızlı artması ve bu durumun ekonomiye yük bindirmesidir. Kadınların iş hayatına katılımı ve buna bağlı demografik dönüşüm süreci 1980'lerden sonra hız kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
1923-1965 arası nüfusu artırma, 1965-1980 arası ise nüfus artış hızını düşürme dönemidir.
Politika değişikliğinin hangi tarihsel ve ekonomik koşullarda gerçekleştiğini anlamak için kronolojik çerçeve belirlenmelidir.
2
1965 değişikliğinin nedenlerinin sorgulanması
Hızlı nüfus artışı, işsizlik, kalkınma hızının düşmesi ve sağlık hizmetlerinin gelişmesi temel nedenlerdir.
Değişimi tetikleyen 'itici' faktörleri belirleyerek seçenekler elenir.
3
Yanlış zamanlamaya sahip öncülün tespiti
Kadınların iş hayatına yoğun katılımı ve buna bağlı doğal düşüş 1965 koşullarında mevcut değildir.
Söz konusu durum 1965'te politikanın değişmesine neden olan bir durum değil, modernleşme sürecinin çok daha sonraki aşamalarında ortaya çıkan bir sonuçtur.

Anahtar Kavram

Nüfus Politikalarında Paradigma Değişimi

İpuçları

1
1965 yılındaki değişikliğin, nüfusun 'çok fazla' olmasından mı yoksa 'azalmaya başlamasından' mı kaynaklandığını düşünün.
2
Türkiye'de kadınların iş hayatına katılımı ve şehirleşme gibi yapısal değişimler hangi on yıllarda ivme kazanmıştır?
3
Nüfus planlaması, nüfusun hızlı artışını durdurmak için bir müdahaledir. Eğer nüfus zaten kendiliğinden düşüyor olsaydı, bu kanuna ihtiyaç duyulur muydu?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin 2014 sonrası değişen nüfus politikası söylemlerini (en az 3 çocuk vb.) inceleyerek, demografik fırsat penceresinin kapanma riski ile karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 452Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen süreçte demografik yapıdaki değişimlere bağlı olarak farklı nüfus politikaları benimsenmiştir. 19231923-19651965 dönemi ile 20142014 yılından itibaren uygulanmaya başlanan güncel nüfus politikaları incelendiğinde, her iki dönemin de demografik hedefleri açısından temel bir noktada birleştiği görülmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu iki farklı dönemin ortak hedefleri arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğum oranlarını teşvik ederek nüfusun dinamizmini ve sayısal artışını desteklemek

Cevap

Türkiye'nin hem ilk döneminde (19231923-19651965) hem de modern döneminde (20142014 sonrası), nüfusun artırılmasına yönelik 'pronatalist' politikaların benimsenmesi ortak bir özelliktir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında (19231923-19651965) savaşların etkisiyle azalan nüfusu artırmak bir devlet politikasıyken, 20142014 yılından itibaren de doğurganlık hızının kritik seviyenin (2,12,1) altına düşme riski nedeniyle benzer bir artırıcı tutum benimsenmiştir. Bu nedenle doğum oranlarını teşvik etmek her iki dönemin de en belirgin ortak özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemleri analiz etme
19231923-19651965 dönemi doğum yanlısı, 20142014 sonrası ise yine doğum yanlısı (3 çocuk söylemi vb.) dönemlerdir.
Soruda istenen ortak noktayı bulmak için dönemlerin temel karakterini belirlemek gerekir.
2
Politika gerekçelerini karşılaştırma
İlk dönemde askeri güç ve tarım işçisi ihtiyacı, günümüzde ise yaşlanan nüfus riski ve dinamizm ihtiyacı ön plandadır.
Gerekçeler farklı olsa da 'artış hedefi' ortaktır.
3
Seçenekleri eleme
Sınırlayıcı veya sadece niteliğe odaklanan seçenekler her iki dönemin ortak ruhunu yansıtmaz.
Nüfus politikalarında nicelik (sayı) ve nitelik (kalite) dengesi dönemlere göre değişir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Politikası Dönemleri ve Pronatalist Yaklaşım

İpuçları

1
Türkiye'nin nüfus politikalarını üç ana döneme ayırabiliriz: 1923-1965 (Artırıcı), 1965-1980 (Azaltıcı), 1980-Günümüz (Nitelik ve son yıllarda tekrar Artırıcı).

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 1965 yılında yürürlüğe giren 'Nüfus Planlaması Kanunu'nun gerekçelerini ve bu kanunla nelerin yasaklandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 453Soru

Türkiye’nin batı kesimlerinde sanayi ve yerleşmenin genişlemesi, verimli tarım arazilerinin amaç dışı (yerleşim, sanayi, ulaşım) kullanımına neden olmaktadır. Bir yörede toplam nüfus miktarı aynı kalırken tarım alanlarının sanayi tesislerine dönüştürülmesi durumunda, o yörenin nüfus yoğunlukları ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam nüfusun tarım alanlarına oranı artacağı için fizyolojik nüfus yoğunluğu yükselir.

Cevap

Toplam nüfusun tarım alanlarına oranı artacağı için fizyolojik nüfus yoğunluğu yükselir.
Fizyolojik nüfus yoğunluğu, bir bölgedeki toplam nüfusun o bölgedeki toplam tarım alanlarına bölünmesiyle bulunur. Eğer toplam nüfus sabit kalırken tarım alanları sanayileşme veya kentleşme nedeniyle daralırsa, birim tarım alanına düşen insan sayısı (yoğunluk) matematiksel olarak artacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk formüllerini hatırla.
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANYANY) = Toplam Nu¨fusToplam Yu¨O¨lc¸u¨mu¨\frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Toplam Yüz Ölçümü}}; Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (FNYFNY) = Toplam Nu¨fusTarım Alanları\frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}}
Değişimin hangi formülü nasıl etkileyeceğini belirlemek için temel tanımlara ihtiyaç vardır.
2
Senaryodaki değişkenleri analiz et.
Toplam nüfus = Sabit; Toplam yüz ölçümü = Sabit; Tarım alanları = Azalıyor.
Sanayileşme tarım alanlarını daraltırken toplam alanı veya nüfusu (soru varsayımı gereği) değiştirmez.
3
FNYFNY formülündeki matematiksel değişimi yorumla.
Pay (Nüfus) sabitken paydanın (Tarım Alanı) küçülmesi rasyonel ifadenin değerini büyütür.
Matematiksel olarak payda küçüldükçe sonuç artar, bu da yoğunluğun yükselmesi anlamına gelir.

Anahtar Kavram

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu ve Arazi Kullanımı İlişkisi

İpuçları

1
Nüfus yoğunluğu hesaplamalarında hangi yoğunluk türünün hangi alana (yüz ölçümü mü, tarım alanı mı) bölündüğünü hatırlayın.
2
Fizyolojik nüfus yoğunluğu formülünü düşünün: Payda kısmında 'Tarım Alanları' yer alır. Bu değer küçülürse sonuç ne olur?
3
Sanayileşen bir yerde tarım toprakları binalara dönüşürse, geriye kalan az sayıdaki tarlaya kağıt üzerinde daha fazla 'toplam nüfus' düşmüş gibi görünür.

Daha Fazla Pratik

Benzer bir mantıkla, tarımda makineleşmenin tarımsal nüfus yoğunluğunu nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 454Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu; yer şekilleri ve su kaynaklarının dağılımı arasındaki dengeye göre şekillenir. Karadeniz Bölgesi'nde yer şekillerinin engebeli olması suyun bolluğu ile birleşince "dağınık yerleşme" dokusu ortaya çıkarken; İç Anadolu Bölgesi'nde yer şekillerinin sade olması su azlığı ile birleşince "toplu yerleşme" dokusu hâkim olmuştur.

Buna göre, bir yörede yer şekillerinin engebeli olmasına rağmen yerleşmelerin "toplu" bir doku sergilemesi, aşağıdakilerden hangisinin yerleşme dokusu üzerindeki etkisinin daha baskın olduğunu kanıtlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Su kaynaklarının belirli noktalarda sınırlı olması

Cevap

Su kaynaklarının belirli noktalarda sınırlı olması, yer şekillerinin engebeli olmasına rağmen insanların bir arada yaşamasını zorunlu kılarak toplu dokunun oluşmasını sağlar.
Türkiye'de su kaynaklarının kısıtlı olması, yerleşme dokusu üzerinde engebeli yer şekillerinden daha baskın bir rol oynar. Eğer bir bölgede su sadece belirli kuyularda veya kaynaklarda bulunuyorsa, arazi dağlık olsa bile insanlar bu kaynaklara yakın olmak için evlerini birbirine yakın inşa ederler, bu da toplu yerleşme dokusunu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Kırsal yerleşme dokularını etkileyen doğal faktörleri analiz edin.
Dokuyu belirleyen iki temel faktör yer şekilleri ve su kaynaklarıdır.
Yerleşme coğrafyasının temel kurallarını hatırlamak için gereklidir.
2
Genel kural ile sorudaki durumu kıyaslayın.
Normalde engebeli arazide dağınık yerleşme beklenirken, soruda 'toplu yerleşme' olduğu belirtilmiştir.
İstisnai durumu tespit ederek hangi faktörün baskın geldiğini anlamak gerekir.
3
Suyun kısıtlayıcı etkisini değerlendirin.
Su her yerde yoksa, insanlar suyun bulunduğu tek noktada kümelenir.
Beşerî bir zorunluluk olan suya erişimin, fiziki bir kısıt olan engebeden daha güçlü bir toplayıcı olduğunu kanıtlamak içindir.

Anahtar Kavram

Yerleşme dokusu üzerinde su kaynaklarının yer şekillerine göre öncelikli belirleyiciliği.

İpuçları

1
Yerleşme dokusu üzerinde su ve yer şekilleri her zaman aynı yönde etkili olmaz; biri diğerini baskılayabilir.
2
İnsanların engebeli bir arazide bile birbirine çok yakın yaşamasını zorunlu kılan hayati kaynağı düşünün.
3
Su her yerde bulunsaydı insanlar dağınık yaşayabilirdi; suyun tek bir noktada olması toplu dokuyu mecbur kılar.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin yerleşme dokularını karşılaştıran dilsiz harita çalışmaları yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 455Soru

Türkiye'nin demografik dönüşüm süreci incelendiğinde, nüfus piramidinin tabanındaki belirgin daralmanın (toplam doğurganlık hızındaki düşüş) ve tepe noktasındaki genişlemenin (doğuşta beklenen yaşam süresindeki artış) eş zamanlı olarak ivme kazandığı görülmektedir. Bu "çift yönlü" demografik yaşlanma evresi, nüfusun ekonomik faaliyet kollarına (sektörel yapı) dağılımında, eğitim profilinde ve kır-kent yerleşim dokusunda zincirleme yapısal adaptasyonları beraberinde getirmektedir.

Buna göre, Türkiye'de gözlemlenen bu güncel yapısal değişim sürecinin demografik ve sosyoekonomik yansımaları hakkında aşağıdaki yargılardan hangisi kesin olarak söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam bağımlılık oranı içerisinde yaşlı nüfusun payı artış eğilimi gösterirken; aktif nüfusun büyük bölümünün üçüncül (hizmetler) ve ikincil (sanayi) sektörlerde yoğunlaşması, kırsal kesimde giderek belirginleşen bir tarımsal iş gücü açığına zemin hazırlamaktadır.

Cevap

Türkiye'nin güncel demografik yapısını en doğru yansıtan yargı; toplam bağımlılık oranında yaşlıların payının artması ve aktif nüfusun sanayi ile hizmet sektörlerinde toplanmasının kırsal alanlarda tarımsal iş gücü eksikliğine yol açtığını belirten ifadedir.
Doğru ifade, Türkiye'nin demografik dönüşümünün ulaştığı güncel aşamayı ve bunun yapısal sonuçlarını eksiksiz bir şekilde özetlemektedir. Günümüzde ortalama yaşam süresinin uzaması yaşlı nüfus oranını artırırken, hizmet ve sanayi sektörlerinin gelişimi çalışma çağındaki genç nüfusu kentlere çekmektedir. Bu durumun en belirgin mekânsal ve ekonomik yansıması ise, genç nüfusunu kaybeden kırsal alanlarda tarımsal üretimi sürdürecek iş gücünün (tarımsal iş gücü açığının) giderek azalmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki demografik dönüşüm verilerini (taban daralması ve tepe genişlemesi) analiz et.
Doğurganlığın düştüğü (çocuk bağımlılık oranının azaldığı) ve beklenen yaşam süresinin uzadığı (yaşlı bağımlılık oranının arttığı) sonucuna ulaşılır.
Nüfus piramidindeki şekilsel değişimlerin demografik karşılıklarını doğru yorumlamak, yapısal analizin ilk şartıdır.
2
Bu demografik yaşlanmanın ve kentsel çekiciliğin sektörel dağılıma etkisini değerlendir.
Çalışma çağındaki (aktif) nüfusun büyük bir çoğunluğunun kentsel alanlarda yoğunlaşan ikincil (sanayi) ve üçüncül (hizmet) sektörlere yöneldiği görülür.
Türkiye'de istihdam yapısının güncel durumu, birincil sektörden (tarım) diğer sektörlere doğru belirgin bir kayma göstermektedir.
3
Kırsal alandan kente yönelik genç nüfus göçünün, kırsal yerleşmeler üzerindeki sosyoekonomik sonucunu tespit et.
Kırsal alanda geride kalan nüfusun giderek yaşlanması ve dinamik genç nüfusun eksikliği, tarımsal üretimi gerçekleştirecek iş gücünde belirgin bir açığa (nitelikli kayba) neden olmaktadır.
Kırsal ve kentsel demografik yapılar birbirine bağımlı kaplar gibidir; kentin aktif nüfus kazanımı, kırsalın aktif nüfus (tarımsal iş gücü) kaybı anlamına gelir.
4
Diğer seçeneklerde yer alan coğrafi kavram yanılgılarını (tarımsal yoğunluğun her yerde düşeceği varsayımı, yanlış göç nedenleri ve hatalı yerleşme tipleri sınıflaması) ele.
Sadece belirtilen seçeneğin tüm yapısal ilişkileri (yaşlanma, sektörel kayma ve kırsal iş gücü kaybı) coğrafi gerçeklere uygun şekilde sentezlediği doğrulanır.
Çoklu nedensellik içeren sorularda, her bir yargının mutlak doğruluğunun ve birbiriyle tutarlılığının kontrol edilmesi şarttır.

Anahtar Kavram

Nüfusun Sektörel Dağılımı ve Demografik Dönüşümün Mekânsal Etkileri

İpuçları

1
Nüfus piramidinin tabanının daralması doğumların azaldığını, tepesinin genişlemesi ise yaşlı nüfusun arttığını gösterir. Bu iki durum, çalışma çağındaki nüfusun yükünü ve yerleşim yerlerini nasıl etkiler?
2
Seçenekleri değerlendirirken, 'her yerinde standart düşüş', 'tamamen kayması' veya 'zorunlu kılması' gibi mutlak ve genelleme içeren iddialı ifadelerin genellikle coğrafi istisnalara (örneğin yer şekillerine) takıldığını unutmayınız.
3
Günümüzde genç nüfusun kentlerdeki sanayi ve hizmet sektörlerine yönelmesi, köyde geride kalan tarım alanlarını kimin ekeceği sorununu ortaya çıkarmıştır. Bu duruma 'kırsal iş gücü açığı' denilmektedir.

Daha Fazla Pratik

Demografik dönüşümün hızlanmasına bağlı olarak Türkiye'nin uyguladığı güncel 'nüfus politikaları' (özellikle doğurganlığı artırmaya yönelik teşvikler) konusunu tekrar incelemeniz faydalı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Bu tür sentez sorularında eleme yöntemi çok etkilidir. Örneğin; Doğu Karadeniz aklınıza geldiğinde tarımsal nüfus yoğunluğunun her yerde düşmediğini bilir ve ilgili seçeneği elersiniz. Yaylaların kalıcı yerleşme olmadığını hatırlayarak yerleşme tipleriyle ilgili seçeneği de devre dışı bırakabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 456Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından 19651965 yılına kadar geçen süreçte, nüfus miktarını ve artış hızını yükseltmeye yönelik pronatalist (doğum yanlısı) politikalar benimsenmiştir. Bu dönemde izlenen söz konusu politikaların temel gerekçeleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı kentleşmenin yarattığı konut, altyapı ve çevre sorunlarını kontrol altına alma isteği

Cevap

Hızlı kentleşmenin yarattığı sorunları kontrol altına alma isteği, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki nüfus artırıcı politikaların gerekçesi değil; aksine nüfusun kontrolsüz artışı sonucu daha sonraki yıllarda ortaya çıkan ve nüfus planlamasına geçilmesine neden olan unsurlardan biridir.
Hızlı kentleşmenin yarattığı konut ve altyapı sorunlarını kontrol altına alma hedefi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında (192319651923-1965) izlenen nüfus artırma politikasının bir gerekçesi olamaz; çünkü o yıllarda Türkiye hala kırsal ağırlıklı bir toplumdur ve kentleşme sorunları henüz bir kriz boyutuna ulaşmamıştır. Bu hedef, daha çok 19651965 sonrası nüfus artışını dengelemeye çalışan dönemlerin bir kaygısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
192319651923-1965 dönemi Türkiye nüfus politikasının karakterini belirle.
Bu dönem 'nüfus artış hızını artırmaya yönelik' (pronatalist) bir dönemdir.
Savaş sonrası toparlanma ve kalkınma çabaları nüfusun bir 'güç' olarak görülmesini sağlamıştır.
2
Dönemin ekonomik ve askeri koşullarını değerlendir.
Tarımda insan gücüne ihtiyaç olması, askeri gücün sayısal fazlalığa dayanması ve savaş kayıpları gibi faktörler belirlenir.
Politikaların gerekçeleri o dönemin teknolojik ve sosyal imkanlarıyla doğrudan ilişkilidir.
3
Kentleşme ve nüfus artışı arasındaki kronolojik ilişkiyi kur.
Hızlı kentleşme ve buna bağlı sorunlar, nüfus artış hızının çok yükseldiği 19501950 ve 19601960 sonrası dönemin problemidir.
Bir sorunu giderme isteği, o sorun henüz ortaya çıkmadan bir politikanın gerekçesi olamaz.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet Dönemi Nüfus Politikaları (192319651923-1965)

İpuçları

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'de nüfusun çoğunluğu kentlerde mi yoksa köylerde mi yaşıyordu?
2
192319651923-1965 arası dönemde temel amaç nüfusu artırmaktı. Kentleşme sorunları ise genellikle nüfusun çok hızlı arttığı ve kentlere yığıldığı dönemlerin bir sonucudur.
3
Bir gerekçenin 'neden' olabilmesi için o durumun bir 'sorun' olarak görülmesi gerekir. İlk yıllarda asıl sorun nüfusun azlığıydı, fazlalığı değil.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 19651965 yılında Nüfus Planlaması Kanunu'nun çıkarılmasında hangi ekonomik ve sosyal değişimlerin etkili olduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 457Soru

Türkiye'de 1940'lı yıllara kadar Siirt iline bağlı küçük bir köy yerleşmesi olan bir merkez, bölgedeki zengin petrol yataklarının keşfedilmesi ve işletilmeye başlanmasıyla çok kısa sürede hızla büyüyerek günümüzde büyük bir şehir merkezi haline gelmiştir. Bu değişim, Türkiye'de bir yerleşmenin fonksiyonel değişiminin nüfus ve şehirleşme üzerindeki etkisine en tipik örnektir.

Bu açıklamada sözü edilen ve gelişiminde 'maden' fonksiyonunun birincil derecede etkili olduğu şehir aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batman

Cevap

Batman şehri, sahip olduğu zengin petrol yatakları ve bu kaynağın işletilmesine bağlı olarak gelişen maden fonksiyonu sayesinde küçük bir köyden büyük bir şehre dönüşmüştür.
Doğru cevap, Türkiye'de petrolün sembol şehri olan Batman'dır. Batman, 1940'larda Raman Dağı'nda petrolün bulunmasına kadar çok küçük bir yerleşme iken, bu kaynağın çıkarılması ve rafineri yatırımlarıyla hızla göç alarak büyük bir il merkezi kimliği kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ipuçlarını analiz etme
1940'lı yıllar, Siirt'e bağlı bir köy olması ve petrolün keşfiyle büyümesi bilgilerine ulaşıldı.
Şehrin tarihsel gelişim sürecini ve lokomotif ekonomik faaliyetini belirlemek için gereklidir.
2
Türkiye'deki şehir-maden eşleşmelerini hatırlama
Raman Dağı ve Batman çevresindeki petrol sahalarının Türkiye'nin en önemli petrol üretim alanı olduğu hatırlandı.
Petrolün Türkiye'de hangi şehirle özdeşleştiğini saptamak için bu bilgi kritiktir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Gaziantep ticaret, Mersin liman, Eskişehir ulaşım, Denizli ise sanayi/turizm ile ön plandadır. Batman ise doğrudan maden (petrol) şehri kategorisindedir.
Hatalı seçenekleri eleyerek kesin sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırılması: Maden Şehirleri

İpuçları

1
Bu şehir, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alır ve bir zamanlar Siirt'in bir ilçesiydi.
2
Şehrin kaderini değiştiren temel yer altı kaynağı, 1940'larda Raman Dağı'nda keşfedilen petroldür.
3
Türkiye'nin ilk petrol rafinerisine ev sahipliği yapan ve tipik bir 'maden şehri' örneği olan yerleşimdir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki diğer maden şehirlerini (Zonguldak, Murgul, Tavşanlı) ve bunların ulaşımla olan ilişkisini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Zonguldak (Taş Kömürü), Soma (Linyit) ve Batman (Petrol) gibi şehirlerin ortak özelliğinin 'maden çıkarımına bağlı kentsel büyüme' olduğunu bilmek soruyu doğrudan çözdürür.
Tahmini Süre:45s
Soru 458Soru

Türkiye'nin demografik dönüşüm sürecine bağlı olarak nüfusun yaş gruplarına göre dağılımında belirgin değişimler yaşanmaktadır. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin 19901990 ve 20232023 yıllarına ait nüfusun yaş gruplarına göre oranları verilmiştir:

Yaş Grubu1990 Oranı (%)2023 Oranı (%)
0-14 (Çocuk)35,021,4
15-64 (Yetişkin)60,768,4
65+ (Yaşlı)4,310,2

Tablodaki veriler dikkate alındığında, Türkiye'nin nüfus yapısındaki değişimle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun yaşlanma eğiliminde olduğu ve ortanca yaş değerinin yükseldiği

Cevap

Türkiye'de nüfusun yaşlanma eğiliminde olduğu ve ortanca yaş değerinin yükseldiği söylenebilir.
Verilen tabloda çocuk nüfus oranının belirgin şekilde azaldığı, yaşlı nüfus oranının ise ciddi şekilde arttığı görülmektedir. Bu iki veri birleştiğinde, Türkiye nüfusunun genç yapısını kaybetmeye başladığı ve yaşlanma eğilimine girdiği anlaşılır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, nüfusu yaşa göre sıraladığımızda tam ortada kalan kişinin yaşı olan 'ortanca yaş' değeri de zamanla yükselmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki 1990 ve 2023 yıllarına ait çocuk (0-14) ve yaşlı (65+) nüfus oranlarını karşılaştırın.
Çocuk nüfus oranının %35'ten %21,4'e gerilediği, yaşlı nüfus oranının ise %4,3'ten %10,2'ye (yaklaşık 2,5 kat) çıktığı görülmektedir.
Bu durum, Türkiye'de doğum oranlarının azaldığını ve sağlık koşullarının iyileşmesiyle ortalama yaşam süresinin uzadığını gösterir.
2
Yaş gruplarındaki bu değişimin 'ortanca yaş' kavramı üzerindeki etkisini analiz edin.
Genç nüfusun toplam içindeki payı azalırken yaşlı nüfusun payı arttığı için nüfusu tam ortadan ikiye bölen 'ortanca yaş' değeri sayısal olarak büyür.
Ortanca yaşın yükselmesi, demografik olarak bir toplumun yaşlandığının en temel göstergesidir.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm ve Yaş Yapısı

İpuçları

1
Tabloda 0-14 yaş (çocuk) grubunun oranının yıllar içinde nasıl değiştiğine dikkat edin.
2
Yaşlı nüfus oranındaki artışın toplumun yaş ortalaması (ve ortanca yaş) üzerindeki etkisini düşünün.
3
Gelişmiş ülkelerde doğum oranları düşük, yaşlı nüfus fazladır. Türkiye'nin bu yöndeki değişimi neyi gösterir?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin son yıllardaki değişimini (taban daralması) inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Verilere bakarak doğrudan 'bağımlılık oranı' yorumu da yapılabilir: Genç bağımlı nüfus azalırken, yaşlı bağımlı nüfus artmaktadır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 459Soru

Türkiye'de nüfusun dağılışı ve yoğunluğu üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı, incelediği bir yörede aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu değerlerinin birbirine çok yakın olduğunu saptamıştır. Bu saptama, araştırmacının incelediği yöre hakkında aşağıdaki sonuçlardan hangisine kesin olarak ulaşmasını sağlar?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer şekillerinin sade olduğuna ve tarım alanlarının toplam yüz ölçümü içinde geniş yer tuttuğuna

Cevap

Yer şekillerinin sade olması ve tarım alanlarının toplam yüz ölçümü içinde geniş yer tutması
Doğru cevap, yer şekillerinin sade ve tarım arazilerinin geniş yer tuttuğunu belirten seçenektir. Çünkü aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY) toplam yüz ölçümüne bölünerek, fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNYFNY) ise tarım alanlarına bölünerek bulunur. Eğer bir bölgede arazinin neredeyse tamamı tarıma elverişliyse (yüz ölçümü \approx tarım alanı), bu iki yoğunluk değeri birbirine çok yakın çıkar. Türkiye'de bu durumun en belirgin örnekleri Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi yer şekillerinin sade olduğu bölgelerde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk formüllerini analiz edin.
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANYANY) = Toplam Nu¨fusToplam Yu¨O¨lc¸u¨mu¨\frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Toplam Yüz Ölçümü}}; Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (FNYFNY) = Toplam Nu¨fusToplam Tarım Alanı\frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Toplam Tarım Alanı}}
İki yoğunluk arasındaki matematiksel ilişkiyi anlamak için paydaları karşılaştırmak gerekir.
2
Değerlerin birbirine yakın olmasının matematiksel karşılığını bulun.
Eğer ANYFNYANY \approx FNY ise, o halde Toplam Yu¨O¨lc¸u¨mu¨Toplam Tarım Alanı\text{Toplam Yüz Ölçümü} \approx \text{Toplam Tarım Alanı} demektir.
Paylar (Toplam Nüfus) aynı olduğu için, sonuçların yakın çıkması ancak paydaların birbirine yakın olmasıyla mümkündür.
3
Bulguyu coğrafi özelliklerle eşleştirin.
Bir bölgede tarım alanlarının toplam yüz ölçümüne oranının çok yüksek olması, o bölgenin dağlık ve engebeli değil, düz ve sade (Marmara veya İç Anadolu gibi) olduğunu gösterir.
Dağlık bölgelerde (örneğin Doğu Karadeniz) tarım alanları çok kısıtlı olduğundan bu iki yoğunluk arasındaki fark çok fazla çıkar.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunlukları ve yer şekilleri arasındaki ilişki

İpuçları

1
Aritmetik yoğunluk toplam alana, fizyolojik yoğunluk ise sadece tarım yapılabilecek alana bölünerek hesaplanır.
2
Bu iki yoğunluk arasındaki farkın az olması, bölgedeki toplam arazinin çok büyük bir kısmında tarım yapılabildiği anlamına gelir.
3
Dağlık bir bölge olan Doğu Karadeniz'de tarım alanları çok dar olduğu için bu fark çok fazladır. Peki, farkın çok az olduğu bir yerin yer şekilleri nasıl olmalıdır?

Daha Fazla Pratik

Fizyoojik nüfus yoğunluğu ile Tarımsal nüfus yoğunluğu arasındaki temel farkın 'pay' kısmındaki nüfus türü olduğunu hatırlayarak bu konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Matematiksel bir varsayımla; toplam alanı 100100 birim, tarım alanını ise 9090 birim olan bir bölge hayal edin. Payda değerleri birbirine bu kadar yakınsa, sonuçlar da (yoğunluklar) birbirine çok yakın çıkacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 460Soru

Türkiye'de iç göç hareketleri incelendiğinde, göçün hem göç veren hem de göç alan yerleşmelerin nüfus yapısında belirgin değişimlere yol açtığı görülmektedir. Göç eden nüfusun genellikle genç ve erkeklerden oluşması, göçün 'seçici' bir nitelik taşımasına neden olur. Buna göre, yoğun şekilde dışarıya göç veren kırsal bir yörede (kaynak alan) uzun vadede aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göç dalgalarının etkisiyle yörede kalan toplam nüfus içerisinde erkek nüfus oranının, kadın nüfus oranına göre artış göstermesi

Cevap

Yoğun göç veren yerlerde erkek nüfusun kadın nüfusuna oranla artması beklenmez; aksine, göçe katılanların çoğunluğu erkek olduğu için bu oran azalır.
Türkiye'deki iç göçlerde göç eden nüfusun cinsiyet yapısı dengeli değildir; erkek nüfus iş bulma amacıyla göçe daha fazla katılır. Bu durum, göç veren bölgelerde erkek nüfusun azalmasına ve kadın nüfus oranının erkek nüfusa göre daha yüksek bir seviyeye ulaşmasına neden olur. Bu nedenle erkek nüfus oranının artacağı bilgisi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Göç eden nüfusun niteliklerini belirle.
Türkiye'de iç göçe katılan nüfusun büyük bir kısmı 15-45 yaş arası, aktif ve çoğunlukla erkek nüfustan oluşur.
Göçün nedenleri arasında iş arama ve çalışma isteği ön planda olduğu için bu grup daha hareketlidir.
2
Göç veren yerdeki (kaynak alan) demografik değişimi analiz et.
Genç erkekler gittiği için geride kalan nüfus daha yaşlı ve kadın ağırlıklı olur.
Nüfusun bir kısmının ayrılması, kalanların toplam içindeki oranlarını doğrudan değiştirir.
3
Seçenekleri bu demografik gerçeklik üzerinden değerlendir.
Erkek nüfus oranının artacağı ifadesi, göçün niteliği ile çelişmektedir.
Giden grubun baskın olduğu cinsiyetin (erkek) kalan nüfus içindeki oranının artması mantıksal olarak imkansızdır.

Anahtar Kavram

Göçün Seçiciliği ve Demografik Sonuçları

İpuçları

1
Göçe katılanların çoğunluğunun hangi yaş ve cinsiyet grubunda olduğunu düşünün.
2
Bir köyden sadece erkekler giderse, o köyde kadınların toplam nüfus içindeki payı nasıl değişir?
3
Türkiye'de özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu'daki kırsal alanlarda kadın nüfus oranının erkeklerden fazla olmasının sebebi göçün bu seçici özelliğidir.

Daha Fazla Pratik

Göç alan şehirlerde (İstanbul, Kocaeli vb.) cinsiyet ve yaş yapısının nasıl değiştiğini inceleyerek kırsal alanlarla karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 23 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 23 | Examkin