Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 521Soru

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze kadar geçen süreçte yaşanan demografik dönüşüm, nüfusun yapısal özelliklerinde köklü değişimlere yol açmıştır. Günümüzdeki (2023-2024 verileri) nüfus verileri ve geleceğe yönelik nüfus projeksiyonları dikkate alındığında, Türkiye nüfusunun yapısal özellikleri hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi *yanlıştır*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam bağımlı nüfus oranı içerisinde yaşlı nüfusun (65+ yaş) payı, çocuk nüfusun (0-14 yaş) payını geride bırakarak demografik yapıda baskın hale gelmiştir.

Cevap

Toplam bağımlı nüfus içinde yaşlı nüfusun payının çocuk nüfusunu geçtiği ifadesi yanlıştır; çünkü güncel verilerde çocuk nüfus oranı (%21,4), yaşlı nüfus oranından (%10,2) hala anlamlı derecede yüksektir.
Doğru yanıt olan seçenek, Türkiye'deki yaşlı nüfusun çocuk nüfusunu oran olarak geçtiğini iddia etmektedir. Ancak Türkiye'de demografik yaşlanma süreci başlamış olsa da, çocuk nüfus (0-14 yaş) oranı yaklaşık %21,4 iken, yaşlı nüfus (65+ yaş) oranı %10,2 civarındadır. Dolayısıyla yaşlıların çocukları geçtiği bilgisi güncel verilerle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin güncel yaş grupları dağılımını analiz etmek.
TÜİK verilerine göre nüfusun yaklaşık %21,4\%21,40140-14 yaş, %68,3\%68,3156415-64 yaş ve %10,2\%10,2'si 65+65+ yaş grubundadır.
Soruda istenen yapısal karşılaştırmayı yapabilmek için temel veri setini belirlemek gerekir.
2
Bağımlı nüfus bileşenlerini kıyaslamak.
Çocuk bağımlı nüfus (21,421,4), yaşlı bağımlı nüfusun (10,210,2) yaklaşık iki katıdır.
Yaşlı nüfusun payının çocukları geçtiği iddiasının hatalı olduğunu sayısal olarak doğrulamak.
3
Diğer yapısal özellikleri (istihdam, eğitim, ortanca yaş) kontrol etmek.
Ortanca yaşın yükselmesi, okuryazarlığın artması ve hizmet sektörünün liderliği güncel Türkiye gerçeğiyle örtüşmektedir.
Diğer seçeneklerin neden doğru olduğunu teyit ederek yanlış olanı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Nüfusun Yaş Yapısı ve Bağımlılık Oranları

İpuçları

1
Türkiye'de 'yaşlı nüfus' kavramı ile 'çocuk nüfus' kavramlarının güncel oranlarını hatırlamaya çalışın.
2
Türkiye nüfusu hızla yaşlansa da hala 'genç dinamik' bir yapıya sahip olduğu söylenir. Bu durumda çocukların oranı yaşlılardan az olabilir mi?
3
Türkiye'de 0-14 yaş grubu yaklaşık her 5 kişiden birini oluştururken, 65 yaş üstü grup her 10 kişiden birini oluşturmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Nüfus piramitlerinin şekillerindeki değişimlerin (tabanın daralması gibi) gelecekte bağımlı nüfus oranlarını nasıl etkileyeceğini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 522Soru

Köy altı yerleşmelerinde yerleşmenin kalıcı veya geçici olmasını belirleyen temel unsur, yürütülen ekonomik faaliyetin türüdür. Tarımsal faaliyetlerin ön planda olduğu yerleşmeler genellikle kalıcıyken, sadece hayvancılığa dayalı olanlar geçici karakter sergiler.

Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde yer alan yerleşmelerin tamamı yıl boyunca ikametin devam ettiği 'kalıcı' köy altı yerleşmeleri grubundadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahalle - Mezra - Divan

Cevap

Mahalle, Mezra ve Divan yerleşmelerinin bulunduğu grup tamamen kalıcı yerleşmelerden oluşmaktadır.
Doğru seçenekte yer alan Mahalle, Mezra ve Divan yerleşmeleri, Türkiye'de tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu ve insanların yıl boyunca ikamet ettiği süreklilik arz eden yerleşmelerdir. Mahalle köye bağlı en büyük birimken, Divan Batı Karadeniz'de yaygın olan birkaç mahallenin birleşimidir. Mezra ise özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da tarım odaklı gelişen kalıcı bir yerleşme tipidir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerinin sürekliliğini belirleyen kriteri analiz et.
Tarımsal faaliyetlerin ve mülkiyetin sürekliliği yerleşmeyi 'kalıcı' yaparken, mevsimlik hayvancılık faaliyetleri 'geçici' yapmaktadır.
Yerleşme tipini belirleyen temel faktör ekonomik faaliyetin niteliğidir.
2
Kalıcı ve geçici yerleşmeleri sınıflandır.
Kalıcı: Mahalle, Divan, Mezra, Çiftlik. Geçici: Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan.
KPSS müfredatında kabul gören genel sınıflandırma bu şekildedir.
3
Seçenekleri bu sınıflandırmaya göre kontrol et.
Sadece bir seçenekteki tüm unsurlar kalıcı grubunda yer almaktadır.
Soruda 'tamamı' ifadesi kullanıldığı için karma seçenekler elenmelidir.

Anahtar Kavram

Köy altı yerleşmelerinin sürekliliklerine (kalıcı/geçici) göre sınıflandırılması

İpuçları

1
Yerleşmenin kalıcı olup olmadığını anlamak için orada tarım mı yoksa sadece mevsimlik hayvancılık mı yapıldığına bakın.
2
Mahalle, Divan ve Çiftlik gibi yerleşmeler her zaman kalıcı statüsündedir.
3
Yayla, Oba ve Kom gibi yerleşmelerin kışın terk edildiğini hatırlayın; bu onları geçici yapar.

Daha Fazla Pratik

Köy altı yerleşmelerinin Türkiye'deki bölgesel dağılımını (örneğin Divan'ın Batı Karadeniz'de olması gibi) incelemek bu konudaki bilginizi pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 523Soru

Türkiye'de iç göç hareketleri, nüfusun mekânsal dağılışını değiştirmesinin yanı sıra göç veren ve göç alan bölgelerde farklı sosyo-ekonomik ve fiziksel etkiler yaratmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göçün kırsal alandaki itici (olumsuz) nedenlerinden biri değil, göç alan merkezlerde ortaya çıkan mekânsal bir sonuçtur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük şehirlerin çevresindeki verimli tarım arazilerinin sanayi ve konut alanlarına dönüşmesi

Cevap

Büyük şehirlerin çevresindeki verimli tarım arazilerinin sanayi ve konut alanlarına dönüşmesi seçeneği göçün bir nedeni değil, göçün gerçekleştiği bölgelerdeki mekânsal bir sonucudur.
Büyük şehirlerin (örneğin Bursa, Kocaeli, İzmir) çevresindeki birinci sınıf tarım arazilerinin sanayi tesisleri veya toplu konut alanları tarafından işgal edilmesi, şehirlerin kontrolsüz ve plansız büyümesinin (çarpık kentleşme) doğrudan bir mekânsal sonucudur. Bu durum insanları göç etmeye iten bir sebep değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki kavramları analiz et
Soruda 'itici neden' (göçe zorlayan sebep) ile 'mekânsal sonuç' (göçten sonra oluşan durum) farkı sorulmaktadır.
KPSS Coğrafya sorularında göçün nedenleri ve sonuçları arasındaki ayrımı yapmak temel bir kazanımdır.
2
Seçenekleri kategorize et
Miras yoluyla toprak bölünmesi, hizmet yetersizliği, iklim koşulları ve makineleşme kırsaldan 'kaçış' nedenleridir; tarım alanlarının işgali ise kente 'varış' sonrasındaki etkidir.
Mekânsal sonuçlar genellikle şehirleşme süreci ve arazi kullanımı ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Göçün İtici Nedenleri ve Mekânsal Sonuçları Ayrımı

İpuçları

1
Seçenekleri 'Neden' ve 'Sonuç' olarak iki gruba ayırmayı deneyin.
2
Göçün itici faktörleri kırsal alandaki olumsuzluklardır. Mekânsal sonuçlar ise genellikle şehirleşme ile ilgilidir.
3
Tarım arazilerinin üzerine fabrika yapılması göç bittikten sonra şehirde görülen bir problemdir.

Daha Fazla Pratik

Göçün sonuçlarını 'göç veren yer' ve 'göç alan yer' olarak iki sütun halinde listeleyerek çalışmak kavramsal karışıklığı önleyecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 524Soru

Bir bölgede tarımla uğraşan nüfusun, o bölgedeki toplam tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilen değer **tarımsal nüfus yoğunluğunu (TNYTNY)** verir. Türkiye'de bu yoğunluğun dağılışı üzerinde hem yer şekilleri hem de ekonomik faaliyetlerin niteliği belirleyici bir rol oynamaktadır.

Buna göre, aşağıdaki durumların hangisinin gerçekleştiği bir yörede, tarımsal nüfus yoğunluğunun daha düşük çıkması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımda makineleşmenin yaygınlaşması ve kırsal nüfusun azalması

Cevap

Tarımda makineleşmenin yaygınlaşması ve kırsal nüfusun azalması, tarımsal nüfus yoğunluğunu düşüren temel faktördür.
Tarımsal nüfus yoğunluğu formülünde pay kısmında tarımla uğraşan nüfus yer alır. Tarımda makineleşmenin yaygınlaşması, tarlada çalışan insan sayısını azaltarak payın küçülmesini sağlar. Bu durum, diğer faktörler sabit kaldığında tarımsal nüfus yoğunluğunun düşmesine neden olur. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi makineleşmenin yoğun, tarım alanlarının geniş olduğu bölgelerde bu yoğunluk daha düşüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNYTNY) formülünü analiz et.
TNY=Tarımsal Nu¨fusTarım AlanlarıTNY = \frac{\text{Tarımsal Nüfus}}{\text{Tarım Alanları}}
Yoğunluğun nasıl değiştiğini anlamak için hangi değişkenlerin payda, hangilerinin payda olduğunu bilmek gerekir.
2
Yoğunluğun düşmesi için gerekli matematiksel koşulları belirle.
Yoğunluğun (TNYTNY) azalması için ya payın (Tarımsal Nüfus) azalması ya da paydanın (Tarım Alanları) artması gerekir.
Düşük yoğunluk, birim alana düşen çiftçi sayısının az olması demektir.
3
Makineleşmenin nüfus üzerindeki etkisini yorumla.
Tarımda makine kullanımı, eskiden onlarca insanın yaptığı işin tek bir makineyle yapılmasını sağlar. Bu durum tarımla uğraşan kişi sayısını (pay) azaltır.
İnsan gücüne olan bağımlılığın azalması, tarımsal nüfusun azalmasına ve dolayısıyla yoğunluğun düşmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNYTNY) değişkenleri ve makineleşme ilişkisi

İpuçları

1
Yoğunluğun düşük olması için ya tarım alanlarının çok geniş olması ya da orada çalışan çiftçi sayısının az olması gerekir.
2
Tarımsal nüfus yoğunluğu formülünü düşünün: Pay kısmında 'Tarımsal Nüfus' var. Hangi seçenek bu sayıyı azaltır?
3
Tarımda makine kullanmaya başlarsanız, eskiden tarlada çalışan 50 kişi yerine artık 5 kişi yeterli olur. Bu durum yoğunluğu nasıl etkiler?

Daha Fazla Pratik

Fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın en az olduğu bölgeleri (İç Anadolu, Marmara gibi sade yer şekilleri) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Matematiksel bir modelleme ile: TNY=100/10=10TNY = 100/10 = 10 iken, makineleşme ile nüfus 50'ye düşerse TNY=50/10=5TNY = 50/10 = 5 olur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 525Soru

Türkiye’de 19601960’lı yıllarda başlayan planlı kalkınma dönemiyle birlikte, nüfusun bir "güç" olmaktan ziyade "ekonomik bir yük" olarak algılanmaya başlandığı görülmektedir. Bu doğrultuda 19651965 yılında yürürlüğe giren Nüfus Planlaması Kanunu, nüfus politikalarında köklü bir zihniyet değişikliğini yasallaştırmıştır. Bu kanunun içeriği ve o dönemdeki uygulamalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi *yanlıştır*?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu kanun ile gebeliklerin isteğe bağlı olarak (belirli bir süre sınırıyla) tıbbi müdahale ile sonlandırılması (kürtaj) tamamen serbest bırakılmıştır.

Cevap

Gebeliklerin isteğe bağlı olarak tıbbi müdahale ile sonlandırılmasının (kürtaj) serbest bırakılması 1965 yılında değil, 1983 yılında çıkarılan 2827 sayılı kanunla gerçekleşmiştir.
Türkiye demografik tarihinde, 19651965 yılında çıkarılan kanun anti-natalist dönemi başlatmış olsa da, kürtajın (gebelik sonlandırma) 10. haftaya kadar serbest bırakılması ancak 19831983 yılındaki yasal düzenlemeyle mümkün olmuştur. 19651965 kanunu esas olarak doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve ailelerin eğitimi üzerine odaklanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1965 Nüfus Planlaması Kanunu'nun (557 Sayılı Kanun) kapsamını belirle.
Kanun; kontraseptif araçların yasallaşması, anne ve çocuk sağlığının korunması ve ailelerin eğitilmesini içerir.
Bu kanun, Türkiye'de anti-natalist (nüfus artışını azaltıcı) politikalara geçişin yasal temelidir.
2
Kürtaj (gebelik sonlandırma) konusundaki yasal süreci incele.
1965 Kanunu'nda kürtaj sadece tıbbi zorunluluk (anne sağlığı tehlikesi) durumunda mümkündü.
Sosyal veya bireysel tercihe dayalı kürtaj bu dönemde hâlâ yasaktı.
3
1983 yılındaki değişikliği analiz et.
1983 yılında 2827 sayılı Nüfus Planlaması Kanunu ile kürtaj 10. haftaya kadar isteğe bağlı olarak serbest bırakılmıştır.
Bu, Türkiye'de üreme hakları konusundaki ikinci büyük hukuki aşamadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Nüfus Politikalarının Dönemsel ve Yasal Farklılıkları

İpuçları

1
Türkiye'de nüfus politikaları 192319651923-1965, 196519801965-1980 ve 19801980 sonrası (özellikle 2014+2014+) olarak üç ana döneme ayrılır.
2
19651965 yılında çıkarılan kanun, Cumhuriyet tarihinin ilk nüfus planlaması yasasıdır ve kontraseptif yöntemleri serbest bırakmıştır.
3
Kürtajın yasallaşması, 19801980 askeri müdahalesi sonrası hazırlanan ve 19831983'te yürürlüğe giren kanunla gerçekleşmiştir; 19651965'teki ilk kanunla değil.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 19831983 sonrası dönemde nüfusun niteliksel özelliklerini artırmaya yönelik uygulamaları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 526Soru

Aritmetik nüfus yoğunluğu, bir bölgede yaşayan toplam nüfusun o bölgenin yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilir. Aşağıdaki tabloda beş farklı merkezin toplam nüfus miktarları ve yüz ölçümleri verilmiştir:

MerkezToplam NüfusYüz Ölçümü (km2km^2)
K Merkezi500.000500.00050.00050.000
L Merkezi1.000.0001.000.000100.000100.000
M Merkezi600.000600.00010.00010.000
N Merkezi100.000100.0005.0005.000
P Merkezi300.000300.00030.00030.000

Buna göre, tabloda verilen merkezlerden hangisinin aritmetik nüfus yoğunluğu daha fazladır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: M Merkezi

Cevap

M merkezi, 6060 kişi/km2km^2 ile aritmetik nüfus yoğunluğu en yüksek olan merkezdir.
M merkezinin nüfusu 600.000600.000 iken yüz ölçümü sadece 10.00010.000 km2km^2'dir. Yapılan hesaplamada (600.000/10.000600.000 / 10.000) 11 km2km^2'ye 6060 kişinin düştüğü görülür ki bu tablodaki diğer merkezlerden daha yüksek bir orandır.

Adım Adım Çözüm

1
Aritmetik nüfus yoğunluğu formülünü her merkez için uygulayın.
Formül: AritmetikNu¨fusYog˘unlug˘u=ToplamNu¨fusYu¨zO¨lc\cu¨mu¨Aritmetik Nüfus Yoğunluğu = \frac{Toplam Nüfus}{Yüz Ölçümü}
Yoğunluk, birim alana düşen insan sayısını gösterir.
2
Tablodaki verileri oranlayın.
K: 500.000/50.000=10500.000 / 50.000 = 10; L: 1.000.000/100.000=101.000.000 / 100.000 = 10; M: 600.000/10.000=60600.000 / 10.000 = 60; N: 100.000/5.000=20100.000 / 5.000 = 20; P: 300.000/30.000=10300.000 / 30.000 = 10
Bölme işlemi sonucunda her merkezin km2km^2 başına düşen kişi sayısı bulunur.
3
Sonuçları karşılaştırarak en yüksek olanı belirleyin.
M merkezi 6060 değeriyle en yüksek yoğunluğa sahiptir.
Soruda en fazla olan yoğunluk değeri sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

İpuçları

1
Nüfus yoğunluğunu bulmak için nüfusu yüz ölçümüne bölmelisiniz.
2
Sadece en kalabalık olanı değil, dar alanda çok insanın yaşadığı yeri arayın.
3
M merkezi için yapılan işlem 600.000/10.000600.000 / 10.000 şeklindedir ve sonuç 6060 çıkar. Diğerlerini de bu şekilde hesaplayıp karşılaştırın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de aritmetik nüfus yoğunluğu en fazla olan ilin İstanbul olmasının temel nedenlerini (sanayi, ticaret, ulaşım) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 527Soru

Türkiye'nin kırsal yerleşme dokuları üzerinde yer şekillerinin uzanışı, su kaynaklarının dağılımı ve arazinin eğim durumu temel belirleyicidir. Yer şekillerinin oldukça sade, engebenin az olduğu ve geniş bir düzlüğe sahip alanlarda; yerleşme çekirdeğinin bir köy meydanı, ibadethane veya ortak bir su kuyusu gibi bir merkezin etrafında toplandığı, konutların bu merkezden dışa doğru ışınsal bir biçimde genişlediği görülür. Buna göre, özellikleri belirtilen bu kırsal yerleşme dokusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dairesel yerleşme

Cevap

Dairesel yerleşme
Dairesel yerleşme dokusu, engebenin çok az olduğu geniş düzlüklerde (İç Anadolu, Ege düzlükleri gibi) görülür. Bu tip yerleşmelerde konutlar; cami, okul, pazar yeri veya su kuyusu gibi bir odak noktasının etrafında dairesel hatlar çizerek kümelenir. Sorudaki 'merkezden dışa doğru ışınsal genişleme' ve 'düz arazi' vurgusu doğrudan bu dokuyu tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokusunu belirleyen temel faktörleri analiz et.
Soruda yer şekillerinin düz olduğu ve bir merkez (meydan, kuyu) etrafında toplanma olduğu belirtilmiştir.
Toplu yerleşmelerin bir alt türü olan geometrik dokular, arazinin düzlüğü ile doğrudan ilişkilidir.
2
Geometrik şekli tanımla.
Merkezden dışa doğru ışınsal genişleme ve merkezi odak noktası dairesel bir form oluşturur.
Dairesel yerleşmelerde temel motivasyon, ortak kullanım alanına (kuyu, meydan) eşit mesafede veya yakın olma isteğidir.

Anahtar Kavram

Kırsal Yerleşme Dokuları (Geometrik Sınıflandırma)

İpuçları

1
Sorudaki 'meydan veya kuyu etrafında toplanma' ifadesine odaklanın.
2
Arazinin düz olması, yerleşmenin her yöne eşit şekilde (geometrik olarak) dağılmasına olanak tanır.
3
Bir noktadan dışarıya doğru her yöne dağılan bir şekil hangi geometrik cismi andırır?

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin yerleşme dokularını su ve engebe açısından karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 528Soru

Türkiye'de iç göçler sonucunda, göç veren kırsal alanlarda ve göç alan kentsel merkezlerde çeşitli değişimler yaşanmaktadır. Bu değişimlerin niteliği, yerleşmenin göçü gönderen mi yoksa kabul eden mi olduğuna göre farklılık gösterir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi kırdan kente yapılan yoğun göçlerin göç veren (kaynak) yerleşmelerde yol açtığı sonuçlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Altyapı, ulaşım ve belediye hizmetlerinde yetersizliklerin ve aksamaların yaşanması

Cevap

Altyapı, ulaşım ve belediye hizmetlerinde aksamaların yaşanması, göç veren (kırsal) alanlarda değil, göç alan (kentsel) merkezlerde ortaya çıkan bir sonuçtur.
Altyapı ve belediye hizmetlerinde (yol, su, kanalizasyon, ulaşım) aksamaların yaşanması, bir bölgeye taşıma kapasitesinin üzerinde nüfus gelmesiyle ilgilidir. Bu durum Türkiye'de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi göç alan büyük şehirlerin temel sorunudur. Göç veren kırsal alanlarda ise tam tersine nüfus azaldığı için bu hizmetler üzerinde bir baskı oluşmaz; ancak mevcut yatırımlar (okullar, sağlık ocakları) nüfus azlığı nedeniyle kullanılmaz hale gelir (atıl kalır).

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen 'göç veren kaynak alan' kavramını analiz etmek.
Analizin odağı göçün çıktığı yer (köy, küçük kasaba) olarak belirlendi.
Göçün sonuçları kaynak ve hedef bölgelerde zıt karakteristikler gösterir.
2
Kırsal alandaki demografik ve ekonomik değişimleri değerlendirmek.
Genç nüfusun gitmesiyle tarımsal iş gücü kaybı ve nüfus yaşlanması gibi sonuçlar tespit edildi.
Göç genellikle üretken yaş grubundaki bireyler tarafından gerçekleştirilir.
3
Seçeneklerdeki hizmet aksaması ve atıl yatırım ayrımını yapmak.
Hizmetlerin aksaması aşırı yoğunluktan, atıl kalması ise nüfus azlığından kaynaklanır.
Kırsalda nüfus azaldığı için hizmetler 'aksamaz', aksine 'boşa çıkar' (atıl kalır).

Anahtar Kavram

Göçün Kaynak ve Hedef Alanlardaki Mekânsal Etkileri

İpuçları

1
Göçün etkilerini düşünürken 'insan sayısı artıyor mu yoksa azalıyor mu?' sorusunu sorun.
2
Hizmetlerin aksaması için o hizmete talebin, kapasitenin çok üzerinde olması gerekir. Bu durum köylerde mi yoksa metropollerde mi yaşanır?
3
Kırsal alanlarda nüfus azaldığı için sorun 'hizmetlerin yetmemesi' değil, hizmet binalarının 'boş kalmasıdır'.

Daha Fazla Pratik

Göçün 'itici' ve 'çekici' faktörleri arasındaki farkı pekiştirmek için tarımda makineleşmenin hangi kategoriye girdiğini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 529Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin fonksiyonel özellikleri, o yerleşmenin ekonomik karakterini ve mekânsal gelişim sürecini belirleyen en temel unsurdur. Bazı şehirler doğrudan yer altı kaynaklarının çıkarılmasına dayalı olarak 'maden şehri' kimliğiyle büyürken, bazıları ise stratejik üretim tesisleri veya hammadde işleme birimleri sayesinde 'sanayi şehri' olarak gelişim gösterir.

Buna göre, aşağıda verilen şehirlerden hangisi baskın fonksiyonu bakımından diğerlerinden farklı bir grupta yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırıkkale

Cevap

Kırıkkale şehri, fonksiyonel özellikleri bakımından 'sanayi şehri' grubunda yer alırken; diğer şehirler 'maden şehri' grubunda yer alır.
Kırıkkale, gelişimini yerel bir maden kaynağına değil, Orta Anadolu Petrol Rafinerisi ve silah fabrikaları (MKE) gibi sanayi tesislerine borçlu olan tipik bir 'sanayi şehri'dir. Şehrin kentsel dokusu bu tesisler etrafında şekillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin temel ekonomik faaliyetlerini belirleme
Batman (Petrol), Zonguldak (Taş Kömürü), Soma (Linyit) ve Murgul (Bakır) yer altı kaynaklarının çıkarılmasına dayalı şehirlerdir. Kırıkkale ise silah sanayisi ve petrol rafinerisi ile bilinir.
Fonksiyonel sınıflandırma yapmak için baskın ekonomik motorun tespit edilmesi gerekir.
2
Ekstraksiyon (çıkarma) ve imalat/işleme ayrımı yapma
İlk dört şehirde hammadde kaynağının varlığı ve çıkarımı (madencilik) asıl fonksiyondur. Kırıkkale'de ise hammadde çıkarımı yoktur; dışarıdan gelen hammadde işlenir veya imalat yapılır.
Maden şehirleri hammadde kaynağına, sanayi şehirleri ise üretim tesislerine dayalıdır.
3
Farklı olanı tespit etme
Sanayi fonksiyonu ile ön plana çıkan Kırıkkale, diğerlerinden ayrılır.
Kırıkkale'nin büyümesinde maden çıkarımı değil, devlet eliyle kurulan sanayi tesisleri etkili olmuştur.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırması (Maden vs. Sanayi)

İpuçları

1
Şehirlerin gelişiminde 'yer altı kaynağını topraktan çıkarmak' mı yoksa 'fabrikada üretim yapmak' mı daha etkili, buna odaklanın.
2
Batman, Zonguldak, Soma ve Murgul isimlerini duyduğunuzda aklınıza gelen ilk yer altı kaynaklarını (petrol, kömür, bakır) hatırlayın.
3
Kırıkkale'nin Türkiye'nin iç kesimlerinde bir sanayi merkezi olarak planlı şekilde büyütüldüğünü ve silah fabrikalarıyla özdeşleştiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Karabük ve İskenderun gibi demir-çelik merkezlerinin kuruluş nedenlerini (enerji vs. ulaşım) inceleyerek sanayi fonksiyonunu derinleştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Şehirleri 'hammadde kaynağı' olanlar ve 'işleme merkezi' olanlar şeklinde ikiye ayırarak da çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 530Soru

Türkiye'de nüfusun yapısal özellikleri, ülkenin gelişmişlik düzeyi ve sosyo-ekonomik yapısı hakkında temel veriler sunar. Özellikle çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına (sektörlere) göre dağılımı, Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar büyük bir değişim geçirmiştir.

Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin 19271927 ve 20232023 yılları için çalışan nüfusunun sektörel dağılımı yaklaşık oranlarla verilmiştir:

Ekonomik Faaliyet Kolu19271927 (%)20232023 (%)
Tarım (Birincil)89891515
Sanayi (İkincil)552727
Hizmet (Üçüncül)665858

Tablodaki veriler ve Türkiye'nin nüfus yapısı dikkate alındığında, bu değişimle ilgili ulaşılabilecek en doğru yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet ve sanayi sektörlerinin payının artması, Türkiye'nin sosyo-ekonomik açıdan gelişme sürecinde olduğunu gösterir.

Cevap

Hizmet ve sanayi sektörlerinin payının artması, Türkiye'nin sosyo-ekonomik açıdan gelişme sürecinde olduğunu gösteren temel yargıdır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ekonomisi büyük oranda tarıma dayalıyken (%89), günümüzde hizmet (%58) ve sanayi (%27) sektörlerinin ağırlık kazanması, ülkenin modern bir ekonomik yapıya dönüştüğünü ve sosyo-ekonomik kalkınma sürecinde olduğunu gösterir. Bu değişim, eğitim seviyesinin artması, sanayileşme ve şehirleşme gibi yapısal dönüşümlerin doğal bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki 19271927 ve 20232023 verilerini sektörel bazda karşılaştırın.
Tarımın payı %89\%89'dan %15\%15'e düşerken; sanayi %5\%5'ten %27\%27'ye, hizmet ise %6\%6'dan %58\%58'e yükselmiştir.
Değişimin yönünü belirlemek, ekonomik dönüşümü anlamak için gereklidir.
2
Sektörel dağılımın kalkınma düzeyi ile ilişkisini kurun.
Gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerde hizmet ve sanayi sektörlerinin payı tarım sektöründen daha yüksektir.
Nüfusun yapısal özellikleri ekonomik gelişmişliğin en önemli göstergelerinden biridir.
3
Seçeneklerdeki miktar ve oran kavramlarını ayırt edin.
Oransal düşüşün miktar azalması anlamına gelmediğini, sadece sektörler arası dengenin değiştiğini fark edin.
Demografik verileri yorumlarken miktar-oran karışıklığını önlemek kritik bir beceridir.

Anahtar Kavram

Nüfusun Sektörel Dağılımı ve Gelişmişlik İlişkisi

İpuçları

1
Gelişmiş ülkelerde çalışan nüfusun büyük bir kısmı tarım dışı (sanayi ve hizmet) sektörlerde istihdam edilir.
2
Tablodaki yüzde değerlerine bakarken Türkiye'nin toplam nüfusunun yıllar içindeki artışını da göz önünde bulundurmalısınız.
3
Hizmet sektörünün (üçüncül faaliyetler) payının %6\%6'dan %58\%58'e çıkması, ekonominin nitelik değiştirdiğinin en güçlü kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı (0-14, 15-64, 65+) ile gelişmişlik düzeyi arasındaki ilişkiyi inceleyen bir soru çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Sektörel dağılımı bir piramit gibi düşünün: Tabanı tarım olan bir ekonomiden, tavanı hizmet ve sanayi olan modern bir ekonomiye geçiş yapılmıştır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 531Soru

Türkiye'nin nüfus yapısı ve özellikleri zaman içerisinde önemli değişimler göstermiştir. Günümüzdeki demografik veriler incelendiğinde Türkiye'nin nüfus yapısıyla ilgili aşağıdaki tablodaki veriler ön plana çıkmaktadır:

Nüfus ÖzelliğiOran / Durum (Yaklaşık)
Kentsel Nüfus Oranı%93
Kırsal Nüfus Oranı%7
Okuryazarlık Oranı%97
Ortanca Yaş34-35

Bu tablo ve Türkiye'nin genel nüfus özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kentsel nüfus oranı, kırsal nüfus oranından belirgin şekilde daha yüksektir.

Cevap

Kentsel nüfus oranının kırsal nüfus oranından belirgin şekilde daha yüksek olduğu söylenebilir.
Verilen tabloya göre kentsel nüfus oranı %93 iken kırsal nüfus oranı sadece %7'dir. Bu durum, Türkiye nüfusunun çok büyük bir kısmının şehirlerde yaşadığını ve kentsel nüfus payının kırsaldan çok daha yüksek olduğunu kesin olarak kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki yerleşme oranlarını karşılaştırın.
Kentsel nüfus %93, kırsal nüfus %7'dir.
Bu veriler doğrudan yerleşme yapısındaki baskınlığı gösterir.
2
Ekonomik ve sosyal yapıdaki diğer genel bilgileri gözden geçirin.
Türkiye'nin hizmet sektöründe yoğunlaştığı, okuryazarlığın yüksek olduğu ve nüfusun dinamik olduğu bilgisiyle seçenekleri test edin.
Yanlış genel yargıları (tarım odaklı ekonomi gibi) elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Şehirleşme ve Nüfusun Sektörel Dağılımı

İpuçları

1
Tablodaki kentsel ve kırsal nüfus yüzdelerini birbirleriyle kıyaslayın.
2
Türkiye'de 1985 yılından beri kentsel nüfusun kırsal nüfustan daha fazla olduğunu ve bu farkın günümüzde iyice açıldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de kentsel nüfus oranının artmasında 2012 yılında çıkarılan 'Büyükşehir Yasası'nın etkilerini araştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 532Soru

Türkiye'de fiziki ve beşerî çevre şartlarının çeşitliliği, farklı doku ve fonksiyona sahip köy altı yerleşmelerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Aşağıda üç farklı köy altı yerleşme türünün öne çıkan özellikleri verilmiştir:

• Yer şekillerinin engebeli, su kaynaklarının bol olduğu yörelerde, birbirinden bağımsız birkaç mahallenin idari yönden tek bir muhtarlık çatısı altında birleştirilmesiyle oluşan kalıcı yerleşmelerdir.
• Geniş tarım alanlarında, şahıs veya aile mülkiyetine dayalı olarak pazar ekonomisine dönük entansif tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü kalıcı yerleşmelerdir.
• Karstik arazinin yaygın olduğu dağlık sahalarda, göçebe hayvancılık kültürünü sürdüren ailelerin genellikle kıl çadırlardan oluşturdukları geçici yerleşmelerdir.

Yukarıda özellikleri verilen köy altı yerleşme türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan - Çiftlik - Oba

Cevap

Özellikleri verilen yerleşme türleri sırasıyla Divan, Çiftlik ve Oba'dır.
Birinci özellik, birden fazla mahallenin idari kolaylık için tek muhtarlıkta toplanmasını ifade eden Divan'a aittir. İkinci özellik, geniş toprak mülkiyeti ve ticari tarım vurgusuyla Çiftlik yerleşmesini tanımlar. Üçüncü özellik ise, karstik arazilerde (Akdeniz-Toroslar) Yörük kültürünün yansıması olan ve kıl çadırlardan oluşan geçici Oba yerleşmesini işaret eder. Bu nedenle doğru sıralama Divan, Çiftlik ve Oba'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülde verilen yerleşmenin türünü tespit etme.
Öncülde yer alan 'birbirinden bağımsız birkaç mahallenin idari yönden tek bir muhtarlık çatısı altında birleştirilmesi' ifadesi doğrudan Divan yerleşmesini tanımlar.
Batı Karadeniz'in engebeli ve dağınık yerleşme dokusu idari hizmetleri zorlaştırdığı için bu yerleşmeler muhtarlık düzeyinde Divan adıyla birleştirilmiştir.
2
İkinci öncülde verilen yerleşmenin türünü belirleme.
Geniş arazilerde şahıs mülkiyetine dayanan, pazar odaklı entansif tarım ve hayvancılığın yapıldığı kalıcı yerleşmeler Çiftlik'tir.
Özellikle yüzey şekillerinin sade olduğu yörelerde (Çukurova, Trakya, Ege) modern yöntemlerle ticari amaçlı üretimin yapılması Çiftlik yerleşmelerinin temel ayırt edici unsurudur.
3
Üçüncü öncülde verilen yerleşmenin türünü analiz etme.
Karstik sahalarda göçebe kültürle ve kıl çadırlarla şekillenen geçici hayvancılık yerleşmeleri Oba'dır.
Toroslar'daki Yörük kültürü Oba yerleşmelerinin en karakteristik örneğidir; Yayla veya Kom gibi diğer geçici yerleşmelerden çadır kültürü ve yöresiyle ayrılır.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinin Sınıflandırılması ve Yöresel Özellikleri

İpuçları

1
Birinci yerleşme türünün anahtar kelimesi 'birden fazla mahallenin tek bir muhtarlıkta birleşmesi'dir.
2
İkinci yerleşme türü, geniş toprak mülkiyeti ve modern entansif tarım yöntemleriyle öne çıkan kalıcı bir modeldir.
3
Üçüncü yerleşme türü, özellikle Akdeniz Torosları'nda Yörük kültürünün bir parçası olan kıl çadır yerleşmesidir.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz Bölgesi'nde dağınık yerleşmeye neden olan coğrafi faktörleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 533Soru

Türkiye'de nüfus yoğunlukları hesaplanırken kullanılan yöntemlerden biri olan **fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNYFNY), toplam nüfusun o yöredeki tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilir. Bu değerin aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY)** ile karşılaştırılması, bölgenin yer şekilleri ve tarım potansiyeli hakkında önemli ipuçları sunar.

Toplam nüfusları ve toplam yüz ölçümleri birbirine oldukça yakın olan iki farklı yöreden birincisinde FNYFNY ile ANYANY arasındaki farkın, ikinci yöreye göre çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

Buna göre, birinci yöre hakkında aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım arazilerinin toplam yüz ölçümü içindeki payı daha azdır.

Cevap

Tarım arazilerinin toplam yüz ölçümü içindeki payının daha az olması
Aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın fazla olması, o bölgedeki tarım arazilerinin toplam yüz ölçümüne oranla çok dar olduğunu gösterir. Toplam nüfusları aynı olan iki bölgeden birinde bu farkın daha fazla çıkması, o bölgenin paydasındaki tarım alanının çok daha küçük olduğunun kesin bir kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk formüllerini analiz et.
ANY=Toplam Nu¨fusToplam Yu¨O¨lc¸u¨mu¨ANY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Toplam Yüz Ölçümü}} ve FNY=Toplam Nu¨fusTarım AlanıFNY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}}
Yoğunluklar arasındaki farkın hangi değişkenlerden kaynaklandığını anlamak gerekir.
2
Ortak değişkenleri belirle.
Soruda her iki yörenin toplam nüfuslarının ve yüz ölçümlerinin benzer olduğu belirtilmiştir.
Kıyaslama yapabilmek için sabit tutulan değerleri belirlemek çözüm yolunu netleştirir.
3
Farkın nedenini yorumla.
Eğer FNYFNY, ANYANY değerinden çok büyükse, FNYFNY formülündeki payda olan 'Tarım Alanı' çok küçük demektir.
Matematiksel olarak pay sabitken sonucun büyümesi paydanın küçülmesine bağlıdır.
4
Coğrafi çıkarım yap.
Birinci yörede tarım alanlarının toplam alana oranı çok düşüktür; bu da genellikle yer şekillerinin engebeli ve dağlık olduğunu gösterir.
Türkiye'de tarım alanlarının darlığı doğrudan topoğrafik özelliklerle ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu ve Yer Şekilleri İlişkisi

İpuçları

1
Aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu formüllerini karşılaştırın.
2
Her iki formülde de 'Toplam Nüfus' pay kısmındadır. Farkın kaynağı payda kısmındaki verilerdir.
3
Farkın fazla olması, toplam yüz ölçümü büyük olsa bile ekilebilir arazinin çok az olduğu anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

Doğu Karadeniz ve Marmara Bölgesi gibi farkın çok farklı olduğu bölgeleri harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 534Soru

Türkiye'de kırdan kente göç süreci, nüfusun hem terk ettiği hem de ulaştığı merkezlerde çeşitli değişimlere yol açar. Göçün nedenleri incelenirken yaşamı zorlaştıran 'itici' faktörler ve kentin sunduğu avantajları kapsayan 'çekici' faktörler birbirinden ayrılmalıdır. Bununla birlikte, bir olayın göçün nedeni olması ile göçten sonra ortaya çıkan bir durum (sonuç) olması da karıştırılmamalıdır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göç veren bir kırsal yerleşmede göçün gerçekleşmiş olmasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Terk edilen tarım alanlarının bakımsız kalarak nadasa veya atıl araziye dönüşmesi

Cevap

Doğru cevap, terk edilen tarım alanlarının bakımsız kalarak nadasa veya atıl araziye dönüşmesidir.
Kırsal bir yerleşmeden insanlar göç ettiğinde, o toprağı işleyecek insan gücü kalmaz. Bunun sonucunda tarım alanları bakımsızlaşır, üretim aksar ve araziler atıl hale gelir. Bu durum, göç eylemi gerçekleştikten sonra ortaya çıkan bir durum olduğu için 'sonuç' kategorisindedir ve doğrudan 'kırsal' alanda gözlemlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçenekleri göçün 'nedeni' mi yoksa 'sonucu' mu olduğuna göre sınıflandırın.
Tarımda makineleşme ve miras yoluyla toprak bölünmesi göçün nedenidir. Şehirlerde sanayi tesislerinin merkezde kalması ve arazilerin bakımsız kalması sonuçtur.
Soru kökü bizden göçün bir 'sonucunu' istemektedir.
2
Sonuç olan seçenekleri, göçün gerçekleştiği mekana (kırsal veya kentsel) göre ayırt edin.
Sanayi tesislerinin şehirde kalması 'kentsel' bir sonuçtur; arazilerin bakımsız kalması ise 'kırsal' bir sonuçtur.
Soru kökü özellikle 'göç veren bir kırsal yerleşmedeki' sonucu sormaktadır.
3
Elde edilen verilerle doğru seçeneği belirleyin.
Terk edilen arazilerin bakımsız kalması seçeneği her iki şartı da (sonuç olma ve kırsalda gerçekleşme) sağlar.
Analiz sonucunda ulaşılan en net ve doğru bilgidir.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörleri ile Mekânsal Sonuçları

İpuçları

1
Göçün bir sebebi (insanları gitmeye zorlayan olay) ile göçten sonra o bölgede ne yaşandığı arasındaki farka odaklanın.
2
Soru bizden göçün gerçekleştiği köydeki/kırsaldaki değişimi soruyor; şehirlerdeki sorunları eleyin.
3
İnsanlar köyden gittiğinde arkada kalan tarlaların ve üretimin durumunu düşünün; bu bir sebep midir yoksa bir netice mi?

Daha Fazla Pratik

Göçün sonuçlarını 'olumlu' ve 'olumsuz' olarak sınıflandırarak kırsal alan ve kentsel alan için ayrı listeler oluşturun.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 535Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde doğal çevrenin belirleyici bir etkisi vardır. Yerleşme çekirdeklerinin birbirine yakınlığı veya uzaklığı, temel olarak su kaynaklarının dağılımı ve arazinin engebe durumuyla ilişkilidir.

Buna göre, aşağıda verilen bölge ve yerleşme dokusu eşleştirmelerinden hangisi, bölgenin coğrafi özellikleri ile çelişmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güneydoğu Anadolu Bölgesi – Yer şekillerinin düz ve sade olması nedeniyle dağınık yerleşme

Cevap

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yerleşmelerin dağınık dokuda olduğu bilgisi yanlıştır; bölgenin düz ve kurak yapısı toplu yerleşmeyi zorunlu kılar.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde arazinin düz (sade) olması ve su kaynaklarının kısıtlı (kuraklık) olması, kırsal yerleşmelerin 'toplu' dokuda olmasına neden olur. Dağınık yerleşme dokusu ise sadece suyun bol ve yer şekillerinin çok engebeli olduğu (Karadeniz gibi) alanlarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Dağınık yerleşme şartlarını analiz etme
Dağınık yerleşme için 'bol su' ve 'engebeli arazi' gereklidir.
Su her yerdeyse insanlar su başında toplanmak zorunda kalmaz; arazi engebeliyse zaten yan yana ev yapamazlar.
2
Güneydoğu Anadolu'nun coğrafi özelliklerini değerlendirme
Bölge yer şekilleri bakımından sade (düz) ve iklim bakımından kuraktır.
Düz arazi toplu yerleşmeye imkan tanırken, su kıtlığı insanları su kaynakları etrafında kümelenmeye (toplu yerleşmeye) mecbur bırakır.
3
Eşleştirmeyi kontrol etme
Güneydoğu Anadolu için 'dağınık' ifadesinin coğrafi gerçeklerle örtüşmediği görülür.
Bölge karakteri itibarıyla Türkiye'de toplu yerleşmelerin en belirgin görüldüğü alanlardan biridir.

Anahtar Kavram

Yerleşme Dokularını Belirleyen Faktörler

İpuçları

1
Bir yerleşmenin dağınık olması için sadece yer şekillerinin engebeli olması yetmez, suyun da her yerde bulunması gerekir.
2
Güneydoğu Anadolu'nun kurak bir bölge olduğunu ve suyun kısıtlı olduğunu hatırlayın; insanlar bu durumda nasıl yerleşir?
3
Sade yer şekilleri ve su azlığı 'toplu' yerleşmeye neden olur. Güneydoğu Anadolu seçeneğindeki doku eşleştirmesini tekrar kontrol edin.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de dağınık yerleşme ile İç Anadolu'da toplu yerleşmeyi ayıran temel farkı (su ve yer şekilleri) bir tablo üzerinden tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 536Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu; yer şekilleri, su kaynaklarının dağılımı ve ulaşım hatları gibi doğal ve beşerî unsurlara bağlı olarak şekillenir. Bu unsurlar yerleşmelerin toplu, dağınık, çizgisel veya dairesel bir yapı kazanmasına yol açar.

Kırsal yerleşme dokularının özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağınık yerleşme dokusunun yaygın olduğu alanlarda, konutlar arasındaki mesafenin fazla olması elektrik ve su gibi kamu hizmetlerinin maliyetini düşürmektedir.

Cevap

Dağınık yerleşme dokusuna sahip alanlarda konutların birbirinden uzak olması, yol, su ve elektrik gibi altyapı hizmetlerinin ulaştırılma maliyetini düşürmez, aksine artırır.
Dağınık yerleşme dokusunda evler tarlaların içine serpilmiş durumdadır. Bu durum, her eve ulaşım yolu yapılması, elektrik hattı çekilmesi ve su borusu döşenmesi gibi hizmetlerin birim maliyetini, toplu yerleşmelere göre çok daha yüksek hale getirir. Dolayısıyla maliyetin düşmesi değil, artması beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Yerleşme dokularını belirleyen temel faktörleri analiz et.
Toplu yerleşmede su kısıtlılığı ve düzlük, dağınık yerleşmede su bolluğu ve engebe temel etkendir.
Doğal faktörler konutların birbirine olan mesafesini belirler.
2
Dağınık yerleşmenin ekonomik ve sosyal sonuçlarını değerlendir.
Evler arasındaki mesafenin fazla olması sosyal dayanışmayı zorlaştırır ve altyapı hizmetlerini pahalı hale getirir.
Her bir konut birimi için ayrı altyapı yatırımı yapılması gerekir.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında karşılaştır.
Maliyetin düşeceği yönündeki ifade gerçek coğrafi ve ekonomik koşullarla çelişmektedir.
Mesafe arttıkça iletim ve tesisat maliyeti artar.

Anahtar Kavram

Kırsal Yerleşme Dokuları ve Sosyo-Ekonomik Etkileri

İpuçları

1
Yerleşme dokusu ile altyapı hizmetleri (yol, su, elektrik) arasındaki ekonomik ilişkiyi düşünün.
2
Birbirine 10 metre uzaklıktaki 5 eve mi yoksa 1 kilometre uzaklıktaki 5 eve mi hizmet götürmek daha kolaydır?

Daha Fazla Pratik

Köy altı yerleşmelerinin (yayla, kom, mezra vb.) geçici veya kalıcı olma durumlarını ve bu durumun doku üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 537Soru

Türkiye'de nüfusun yapısal özellikleri (nitelikleri), ülkenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini ve gelecekteki kalkınma potansiyelini anlamada kritik öneme sahiptir. Aşağıdaki tabloda, bir ülkenin nüfus yapısına dair bazı güncel veriler gösterilmiştir:

Nüfus ÖzelliğiDeğer (%)
Şehir Nüfus Oranı93,593,5
Okuryazar Nüfus Oranı97,897,8
Hizmet Sektöründe Çalışan Oranı56,256,2
0140-14 Yaş Grubu Nüfus Oranı21,521,5

Tablodaki veriler dikkate alındığında, bu ülkenin nüfus yapısı ve sosyo-ekonomik durumuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke ekonomisi üzerinde demografik yatırımların oluşturduğu yük oldukça fazladır.

Cevap

Ülke ekonomisi üzerinde demografik yatırımların oluşturduğu yükün oldukça fazla olduğu ifadesi yanlıştır ve söylenemez.
Doğru cevap olan 'demografik yatırımların yükünün fazla olması' ifadesi söylenemez; çünkü tablodaki veriler (düşük genç nüfus oranı, yüksek şehirleşme ve eğitim) ülkenin gelişmişlik yolunda ilerlediğini göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı düşük olduğu için, devletin sadece nüfusu doyurmak veya temel ihtiyaçları karşılamak için yaptığı harcamalar (demografik yatırımlar) azalır; bu da ekonomik kalkınma için bir avantajdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki verilerin analiz edilmesi
Şehirleşme (%93,5), okuryazarlık (%97,8) ve hizmet sektörü (%56,2) oranlarının yüksek; genç nüfus oranının (%21,5) ise düşük olduğu tespit edilir.
Ülkenin gelişmişlik seviyesini belirlemek için yapısal özelliklerin sayısal değerleri incelenmelidir.
2
Gelişmişlik düzeyi ile demografik yatırımlar arasındaki ilişkinin kurulması
Bu veriler, demografik dönüşümünü büyük ölçüde tamamlamış, gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülke profilini yansıtmaktadır.
Düşük doğum oranları ve yüksek şehirleşme, temel nüfus ihtiyaçlarını karşılama baskısını azaltır.
3
Yanlış yargının belirlenmesi
Demografik yatırımlar (yol, okul, hastane yapımı gibi), nüfus artış hızının çok yüksek olduğu az gelişmiş ülkelerde ekonomiye büyük yük getirir; oysa bu tabloda böyle bir durum söz konusu değildir.
Genç nüfus oranının düşük olması, yeni eğitim ve sağlık altyapısı kurma zorunluluğunu azaltarak kaynakların kalkınmaya aktarılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Demografik Yatırım ve Gelişmişlik İlişkisi

İpuçları

1
Nüfusun yapısal özellikleri dendiğinde sadece sayıya değil, niteliğe (eğitim, sektör, yaş grubu) bakıldığını unutmayın.
2
Demografik yatırım kavramını hatırlayın: Nüfus artış hızı yüksek olan ülkelerde mi yoksa düşük olan ülkelerde mi devletin yol ve okul yapma yükü daha fazladır?
3
Tablodaki 0140-14 yaş grubu oranının düşük olması, doğum oranlarının azaldığını ve dolayısıyla yeni çocuk nüfus için yapılacak harcamaların (demografik yatırım) azaldığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin son yıllarda nasıl bir değişim gösterdiğini ve bu değişimin bağımlı nüfus oranına etkisini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Verilen oranları gelişmiş bir ülke (örneğin Almanya) ile az gelişmiş bir ülke (örneğin Somali) profilleriyle karşılaştırarak hangisine daha yakın olduğunu belirleyip seçenekleri bu pencereden eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 538Soru

Türkiye'de kırsal alanlardan kentlere doğru yaşanan göç hareketlerinde, bireyleri bulundukları yerden uzaklaşmaya zorlayan olumsuz nedenlere "itici faktörler" denir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi göçün itici faktörleri arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması

Cevap

Tarım topraklarının miras yoluyla parçalanması
Göçün itici faktörleri, kırsal kesimde yaşayan insanların hayatını zorlaştıran unsurlardır. Tarım topraklarının miras yoluyla bölünmesi, verimliliği düşürerek bir ailenin o topraktan geçinmesini engeller. Bu da aileyi şehre gitmeye zorladığı için bir itici faktördür.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Tanımı Yapma
"İtici faktörler", bireyi yaşadığı yerden soğutan veya orada kalmasını imkânsız kılan olumsuzluklardır (İşsizlik, geçim zorluğu, doğal afetler vb.).
Soruda sorulan itici faktör kavramının doğru analiz edilmesi gerekir.
2
Seçenekleri Kategorize Etme
Miras yoluyla toprak bölünmesi (Olumsuz-İtici), Eğitim/Sağlık kalitesi (Olumlu-Çekici), İş olanakları (Olumlu-Çekici), Sosyal cazibe (Olumlu-Çekici).
Göç nedenlerini itici ve çekici olarak ayırmak doğru sonuca ulaştırır.
3
Doğru Seçeneği Belirleme
Toprakların parçalanması ekonomik bir zorluk yarattığı için itici faktördür.
Kırsalda geçim kaynağının azalması, insanı göçe zorlayan en temel itici nedenlerden biridir.

Anahtar Kavram

Göçün İtici ve Çekici Faktörleri

İpuçları

1
Bir faktörün 'itici' olması için o bölgedeki yaşamı zorlaştırması gerekir.
2
Seçenekler arasında hangisi kırsal bölgedeki ekonomik geçim sıkıntısını temsil ediyor?
3
Toprağın parçalanması çiftçinin gelirini azaltır mı yoksa artırır mı? Gelir azalırsa bu insanı göçe zorlar mı?

Daha Fazla Pratik

Göçün çekici faktörlerini pekiştirmek için kentlerdeki sanayileşme ve iş imkanlarını inceleyen bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 539Soru

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen süreçte sosyal, ekonomik ve siyasi gelişmelere bağlı olarak farklı nüfus politikaları uygulanmıştır. Aşağıdaki tabloda bu dönemler ve uygulanan temel politikalar özetlenmiştir:

DönemUygulanan Temel Nüfus Politikası
192319601923 - 1960Nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikalar
196019851960 - 1985Nüfus artış hızını azaltmaya yönelik politikalar
19851985 - GünümüzNüfusun niteliğini iyileştirmeye ve niceliğini korumaya yönelik politikalar

Buna göre, 192319601923 - 1960 yılları arasında nüfus artış hızını artırmaya yönelik politikaların izlenmesinde aşağıdakilerden hangisi bir gerekçe olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarımda makineleşmenin yaygınlaşmasıyla insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması

Cevap

Tarımda makineleşmenin yaygınlaşmasıyla insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması
Tarımda makineleşmenin yaygınlaşması, insan gücüne olan talebi azaltan bir unsurdur. Bu durum, nüfus artışını teşvik etmek için bir gerekçe olamaz; aksine 19601960 yılından sonra Türkiye'nin nüfus planlaması (artış hızını azaltma) politikasına geçmesinde etkili olan faktörlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
192319601923 - 1960 dönemi, Türkiye'nin nüfusu artırmayı en çok hedeflediği 'pro-natalist' dönemdir.
Bu dönemde nüfus, hem askeri hem de ekonomik bir güç olarak kabul ediliyordu.
2
Seçenekleri kronolojik ve mantıksal olarak değerlendirme
Tarımda makineleşme, Türkiye'de özellikle 19501950'li yıllardan sonra hız kazanmış ve insan gücüne olan ihtiyacı azaltmıştır.
İhtiyacın azalması, nüfusu artırma değil, 19601960 sonrası nüfus artış hızını kontrol altına alma politikalarına zemin hazırlamıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Politikaları

İpuçları

1
Türkiye'de 19601960 yılına kadar nüfusu artırmak için her yol denendiğini hatırla (altı çocuklu anneye madalya verilmesi gibi).
2
Hangi gelişme insan gücüne olan ihtiyacı artırmak yerine azaltır? Bu gelişme 19231923'te mi yoksa daha sonra mı etkili olmuştur?
3
Tarımda makineleşme, iş gücü ihtiyacını azaltarak kırdan kente göçü tetiklemiş ve hızlı nüfus artışının bir 'sorun' olarak görülmesine yol açmıştır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de nüfus artış hızının en yüksek olduğu dönemi (195519601955-1960) ve bunun nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 540Soru

Türkiye'de 19801980 yılından itibaren uygulanmaya başlanan nüfus politikalarında; bebek ölüm hızının düşürülmesi, okullaşma oranının artırılması ve ortalama yaşam süresinin uzatılması gibi hedefler öncelik kazanmıştır. Bu durum, söz konusu dönemde benimsenen nüfus politikasının temel felsefesinin aşağıdakilerden hangisi olduğunu göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfusun niteliksel özelliklerini (eğitim, sağlık, yaşam standardı) iyileştirmeyi ve niceliği dengelemeyi hedefleyen yaklaşım

Cevap

Nüfusun niteliksel özelliklerini (eğitim, sağlık, yaşam standardı) iyileştirmeyi ve niceliği dengelemeyi hedefleyen yaklaşım
Doğru cevap, nüfusun niteliksel özelliklerine vurgu yapan seçenektir. 19801980 yılından itibaren Türkiye, nüfus artış hızının kalkınma üzerindeki baskısını hafifletmiş ve odağını nüfusun daha sağlıklı, eğitimli ve uzun ömürlü (nitelikli) olmasına kaydırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19801980 sonrası dönemin demografik verilerini analiz etmek
Bebek ölümlerinin azalması ve yaşam süresinin uzaması gibi göstergeler tespit edilir.
Bu veriler nüfusun 'sayısından' ziyade 'kalitesi' ile ilgilidir.
2
Politika hedefleri ile dönem eşleştirmesi yapmak
Nüfusun niteliğini (kalitesini) artırma hedefi 19801980 - 20052005 dönemine aittir.
Kalkınma planlarında sosyal refahın ön plana çıkması bu yaklaşımı destekler.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Nüfus Politikası Dönemleri

İpuçları

1
19801980 sonrasında Türkiye'nin ekonomik ve sosyal yapısındaki değişimleri düşünün.
2
Bebek ölüm hızı ve okullaşma oranı 'nicelik' (sayı) mi yoksa 'nitelik' (kalite) göstergesi midir?
3
Bu dönemde devlet, nüfusu sadece artırmak veya azaltmak yerine, mevcut nüfusun yaşam kalitesini yükseltmeye odaklanmıştır.

Daha Fazla Pratik

19651965 Nüfus Planlaması Kanunu'nun gerekçelerini ve 20142014 sonrası değişen nüfus yaklaşımlarını inceleyerek karşılaştırma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 27 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 27 | Examkin