Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme

563 soru

Soru 541Soru

Türkiye'de nüfusun dağılışı üzerinde doğal ve beşerî faktörler birlikte etkili olmaktadır. Bazı alanlarda iklim koşulları yerleşme ve ekonomik faaliyetler için oldukça elverişli olmasına rağmen, yer şekillerinin dağlık ve engebeli yapısı bu alanların çevresine göre daha seyrek nüfuslanmasına neden olmuştur.

Buna göre, aşağıda verilen yerlerin hangisinde nüfusun seyrek olmasının temel nedeni iklim değil, yer şekillerinin olumsuz etkisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Yöresi

Cevap

Menteşe Yöresi, Akdeniz iklimine sahip olmasına rağmen dağlık ve engebeli yapısı nedeniyle seyrek nüfuslanmıştır.
Doğru yanıt olan yöre, Türkiye'nin güneybatısında (Muğla çevresi) yer alır. Akdeniz iklimi sayesinde sıcaklık ve yağış koşulları insan yaşamı için idealdir. Ancak Menteşe Dağları'nın varlığı, arazinin aşırı engebeli olması ve karstik yapı, tarım alanlarını daraltmış ve ulaşımı zorlaştırmıştır. Bu 'yer şekilleri-iklim paradoksu', yörenin kıyı kuşağında bulunmasına rağmen seyrek nüfuslanmasının temel sebebidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfusun seyrek olduğu alanları tespit etmek
Tuz Gölü çevresi, Menteşe Yöresi ve Güneydoğu Anadolu'nun güneyi Türkiye'nin seyrek nüfuslu alanları arasındadır.
Soruda istenen 'seyrek nüfuslu olma' ön koşulunu sağlayan yerleri filtrelemek gerekir.
2
Seyrek nüfuslanmanın nedenini (iklim vs. yer şekilleri) analiz etmek
Tuz Gölü ve Güneydoğu Anadolu'da temel sorun kuraklıktır (iklim). Menteşe Yöresi'nde ise iklim (Akdeniz iklimi) elverişlidir ancak topografya engeli vardır.
Soru kökünde belirtilen 'iklimin elverişli ancak yer şekillerinin engelleyici olması' kriterini karşılayan alanı bulmak amaçlanmaktadır.

Anahtar Kavram

Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler (İklim ve Yer Şekilleri Kontrastı)

İpuçları

1
Türkiye'nin kıyı bölgelerinde yer alıp da seyrek nüfuslanmış alanları düşünün.
2
Muğla çevresi Akdeniz iklimine sahip olmasına rağmen neden İzmir veya Antalya kadar yoğun nüfuslu değildir?

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğunun (TNYTNY) yer şekilleriyle olan ilişkisini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 542Soru

Türkiye’de iç göçler, hem göçün başladığı kırsal bölgelerde hem de göçün yöneldiği kentsel merkezlerde önemli mekânsal ve sosyo-ekonomik değişimlere yol açmaktadır. Bu değişimler bazen göçü tetikleyen bir neden, bazen de göçün bir çıktısı olarak karşımıza çıkar.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de yaşanan iç göçlerin sonuçlarından biri olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarım topraklarının miras yoluyla küçük parçalara bölünmesiyle ailelerin geçim sıkıntısı yaşaması

Cevap

Tarım topraklarının miras yoluyla küçük parçalara bölünmesi durumu göçün bir sonucu değil, göçü tetikleyen itici bir nedendir.
Doğru cevap olan ifade, tarım topraklarının miras yoluyla parçalanmasının göçü başlatan temel 'itici' nedenlerden biri olduğunu belirtmektedir. Bir ailenin geçimini sağlamaya yetmeyen küçük toprak parçaları, insanları kırsal alandan kentsel alanlara göç etmeye zorlar. Bu olay göçün bir çıktısı değil, kaynağıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Göçün nedenleri ve sonuçlarını birbirinden ayırt et.
Nedenler göçten önce var olan ve göçü tetikleyen olaylardır (itici/çekici); sonuçlar ise göçten sonra hem kaynak hem de hedef bölgede oluşan değişimlerdir.
Soruda göçün sonucu olmayanı bulmamız istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin zamanlamasını analiz et.
Konut açığı, demografik değişim (yaşlanma), sanayi tesislerinin şehir içinde kalması ve kamu hizmetlerinde aksama; göç gerçekleştikten sonra ortaya çıkar.
Bu ifadeler göçün mekânsal ve toplumsal sonuçlarıdır.
3
Toprakların mirasla bölünmesi maddesini değerlendir.
Toprakların parçalanması tarımsal verimi düşürür ve insanları göç etmeye zorlar.
Bu durum göçün bir çıktısı değil, göçü başlatan temel itici faktörlerden biridir.

Anahtar Kavram

Göçün Neden-Sonuç İlişkisi (İtici Faktörler vs. Mekânsal Sonuçlar)

İpuçları

1
Soruda sizden göç gerçekleştikten sonra meydana gelen bir olay değil, göçü başlatan bir sebep bulmanız isteniyor.
2
Göçün 'sonuçları' kentsel sorunlar veya kırsaldaki boşalmayı ifade ederken, 'nedenleri' insanları taşınmaya zorlayan ekonomik veya sosyal baskılardır.
3
Miras yoluyla toprak bölünmesi, bir çiftçinin geçinemeyip şehre gitmesine neden olan 'itici' bir faktördür.

Daha Fazla Pratik

Göçün sonuçlarını 'Göç Veren Yer' ve 'Göç Alan Yer' olarak iki ayrı tablo halinde çalışmanız, neden-sonuç ayrımını daha net yapmanızı sağlar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 543Soru

Türkiye'de aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın fazla olduğu yerlerde, toplam yüz ölçümü içerisinde tarım alanlarının payının az olduğu ve yer şekillerinin engebeli olduğu görülür.

Aşağıdaki tabloda beş farklı merkezin aritmetik ve fizyolojik nüfus yoğunluğu değerleri verilmiştir:

MerkezAritmetik Nüfus Yoğunluğu (kişi/km²)Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (kişi/km²)
I105125
II65480
III4258
IV27003400
V160215

Tablodaki veriler dikkate alındığında, bu merkezlerden hangisinin yer şekillerinin diğerlerine göre daha engebeli ve dağlık olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II

Cevap

İki yoğunluk türü arasındaki oransal farkın en yüksek olduğu II numaralı merkez, yer şekillerinin en engebeli olduğu bölgedir.
Doğru olan II numaralı merkezde, aritmetik nüfus yoğunluğu 65 iken fizyolojik yoğunluğun 480'e çıkması, nüfusun çok dar bir tarım alanına sıkıştığını gösterir. Bu durum Türkiye'de yer şekillerinin en engebeli olduğu Doğu Karadeniz veya Menteşe Yöresi gibi bölgelerin tipik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Aritmetik Yoğunluk = Toplam Nüfus / Toplam Alan; Fizyolojik Yoğunluk = Toplam Nüfus / Tarım Alanı.
Yoğunluklar arasındaki ilişkinin tarım alanlarının toplam alana oranını verdiğini anlamak gerekir.
2
Matematiksel oranlama yapılması
II numaralı merkezde fizyolojik yoğunluk aritmetik yoğunluğun 7,3 katıyken, IV numaralı merkezde bu oran sadece 1,25'tir.
Sayısal farktan ziyade oransal fark, arazinin ne kadarının 'tarıma elverişsiz/dağlık' olduğunu daha net gösterir.
3
Yer şekilleriyle ilişkilendirme
II numaralı merkezde tarım alanları toplam alanın sadece %13-14'ü kadardır (Doğu Karadeniz veya Hakkari örneği gibi).
Engebeli yerlerde tarım alanları dar ve parçalı olduğu için fizyolojik yoğunluk, aritmetik yoğunluğa göre çok yüksek çıkar.

Anahtar Kavram

Nüfus Yoğunlukları ve Yer Şekilleri İlişkisi

İpuçları

1
Fizyolojik yoğunluk ile aritmetik yoğunluk arasındaki 'oran' ne kadar büyükse, o yer o kadar dağlıktır.
2
IV numaralı merkezde farkın 700 olması sizi yanıltmasın; toplam nüfusu yüksek olan şehirlerde bu fark aldatıcı olabilir. Diğer merkezlerdeki kat artışına bakın.
3
Hangi merkezde fizyolojik yoğunluk, aritmetik yoğunluğun yaklaşık 7-8 katına çıkmış? Bu, arazinin %80'inden fazlasının dağlık olduğunu gösterir.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile yer şekilleri ve makineleşme arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 544Soru

Türkiye'de köy idari sınırları içerisinde yer alan ancak köy merkezinden uzakta kurulan, ekonomik faaliyetlerin niteliğine göre şekillenen çeşitli "köy altı yerleşmeleri" bulunmaktadır. Bu yerleşmelerin sınıflandırılması ve ortaya çıkış nedenleri dikkate alındığında, aşağıdaki yargılardan hangisi coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köy altı yerleşmelerinin (mezra, kom, oba, divan vb.) tamamı, temel ekonomik faaliyetin hayvancılık olması nedeniyle sadece yılın belirli dönemlerinde kullanılan geçici yerleşmelerdir.

Cevap

Köy altı yerleşmelerinin tamamının hayvancılığa dayalı ve geçici olduğunu savunan yargı yanlıştır; mezra ve divan gibi yerleşmeler kalıcıdır.
Köy altı yerleşmelerinin tamamı geçici değildir. Mezra ve Divan gibi yerleşmelerde tarımsal faaliyetler yıl boyu sürdürüldüğü için bu yerleşmeler 'kalıcı' statüsündedir. Ayrıca tüm köy altı yerleşmeleri sadece hayvancılık odaklı değildir; özellikle Karadeniz'deki Divanlarda ve Doğu Anadolu'daki Mezralarda tarım birincil veya eş değer öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini sürekliliklerine göre ayırın.
Kalıcı yerleşmeler: Mezra, Divan, Mahalle, Çiftlik. Geçici yerleşmeler: Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan.
Soruda yer alan 'tamamı geçicidir' genellemesinin doğruluğunu denetlemek için bu sınıflandırma gereklidir.
2
Yerleşme dokularını etkileyen faktörleri değerlendirin.
Su kaynakları az ve yer şekilleri düzse → Toplu doku. Su kaynakları bol ve yer şekilleri engebeliyse → Dağınık doku.
Seçeneklerdeki doku ve yer şekilleri/su ilişkisinin tutarlılığını kontrol etmek için bu kural uygulanır.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinin Sürekliliği ve Doku Özellikleri

İpuçları

1
Bir yerleşmenin kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu belirleyen temel unsur, orada yıl boyunca tarım yapılıp yapılmadığıdır.

Daha Fazla Pratik

Köy altı yerleşmelerini 'kalıcı' ve 'geçici' olarak iki sütun halinde listeleyerek aralarındaki ekonomik farkları (tarım vs hayvancılık) not edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 545Soru

Türkiye'de fizyolojik nüfus yoğunluğu, bir bölgedeki toplam nüfusun o bölgedeki tarım alanlarının yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilir. Bu yoğunluk ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın büyüklüğü; bölgenin yer şekilleri, tarım alanlarının genişliği ve toplam nüfus miktarı gibi faktörlere bağlıdır. Özellikle sanayileşmiş ve yoğun göç alan merkezlerde tarım alanlarının yerleşime açılması ve nüfusun aşırı artması, bu iki yoğunluk türü arasındaki farkın açılmasına neden olur.

Buna göre, Türkiye'nin demografik ve topografik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki alanların hangisinde fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın diğerlerine göre daha fazla olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatalca-Kocaeli Bölümü

Cevap

Fizyolojik ve aritmetik nüfus yoğunluğu arasındaki farkın en fazla olduğu yer, Türkiye'nin en yoğun nüfuslu ve tarım alanlarının en kısıtlı (yerleşime ayrılmış) olduğu Çatalca-Kocaeli Bölümü'dür.
Çatalca-Kocaeli Bölümü, Türkiye'nin en fazla nüfusa sahip bölgesidir. Burada toplam nüfusun çok yüksek olması (payın büyümesi) ve sanayileşme/şehirleşme nedeniyle tarım alanlarının yok denecek kadar az olması (paydanın küçülmesi), fizyolojik nüfus yoğunluğunu aşırı artırarak aritmetik yoğunlukla arasındaki farkın en üst seviyeye çıkmasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus yoğunluğu formüllerini analiz et.
Aritmetik Nüfus Yoğunluğu (ANY) = Toplam Nüfus / Toplam Yüz Ölçümü; Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu (FNY) = Toplam Nüfus / Tarım Alanı.
İki yoğunluk türü arasındaki farkın neye göre değiştiğini anlamak için formüllerdeki payda değişkenini (toplam alan vs. tarım alanı) karşılaştırmak gerekir.
2
Farkın yüksek olması için gereken şartı belirle.
Eğer bir bölgede toplam yüz ölçümü içerisinde tarım alanlarının payı çok az ise (dağlık alanlar veya aşırı şehirleşmiş alanlar) FNY, ANY'den çok daha yüksek çıkar.
Payda (tarım alanı) küçüldükçe sonuç (yoğunluk) büyür.
3
Bölgelerin karakteristik özelliklerini kıyasla.
Çatalca-Kocaeli Bölümü'nde toplam nüfus milyonlarla ifade edilirken, arazinin büyük kısmı sanayi, ulaşım ve konut alanıdır. Bu durum tarım alanlarını çok daraltır.
Konya veya Ergene gibi yerlerde arazinin büyük kısmı tarıma elverişli olduğu için payda büyüktür ve fark azdır.

Anahtar Kavram

Fizyolojik nüfus yoğunluğu, sadece yer şekillerine (dağlık olması gibi) değil, aynı zamanda nüfus miktarının fazlalığına ve tarım alanlarının yerleşimle işgal edilmesine de bağlıdır.

İpuçları

1
Fizyolojik nüfus yoğunluğu formülündeki 'pay' kısmına (toplam nüfus) odaklanın.
2
Bir yerin çok kalabalık olması ama orada tarım yapılacak yerin kalmamış olması farkı nasıl etkiler?
3
Türkiye'de İstanbul ve Kocaeli'nin bulunduğu bölüm, hem en fazla nüfusa sahip hem de tarım arazilerinin en çok yerleşime açıldığı yerdir.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu (Tarımla uğraşan nüfus / Tarım alanı) kavramını inceleyerek, bu yoğunluğun hangi bölgelerde (örneğin Doğu Karadeniz) yüksek çıktığını araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Matematiksel bir varsayım yapabilirsiniz: Toplam yüz ölçümü 1000 km21000\text{ km}^2, tarım alanı ise şehirleşmeden dolayı sadece 10 km210\text{ km}^2 olan bir yer düşünün. Burada FNY, ANY'den tam 100 kat daha fazla çıkacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 546Soru

Türkiye'de bir yörenin tarımsal nüfus yoğunluğunun (TNYTNY), aritmetik nüfus yoğunluğuna (ANYANY) oranla belirgin düzeyde yüksek olması; o yörede toplam yüz ölçümü içerisinde tarım alanlarının payının oldukça az olduğunu ve yer şekillerinin engebeli yapısı nedeniyle tarım arazilerinin parçalı/kısıtlı olduğunu gösterir.

Buna göre, aşağıdaki yörelerin hangisinde tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksek olması, o yörenin yoğun göç alması veya sanayileşmiş olmasından ziyade, doğrudan topografik yapının tarım alanlarını kısıtlamasından kaynaklanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Yöresi

Cevap

Menteşe Yöresi'nde tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksek olması, yer şekillerinin engebeli olması sebebiyle tarım arazilerinin kısıtlı olmasından kaynaklanır.
Menteşe Yöresi (Muğla ve çevresi), Batı Toroslar'ın uzantısı olan dağlık bir yapıya sahiptir. Bu engebeli yapı, geniş tarım arazilerinin oluşmasını engellemiştir. Tarım alanları dar olduğu için, az sayıdaki çiftçi nüfusu bile bu alanlara oranlandığında yüksek bir tarımsal nüfus yoğunluğu ortaya çıkar. Bu durum tamamen yer şekillerinin kısıtlayıcı etkisinden kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk formüllerini analiz et.
TNY=Tarımsal Nu¨fusTarım AlanıTNY = \frac{\text{Tarımsal Nüfus}}{\text{Tarım Alanı}} ve ANY=Toplam Nu¨fusToplam Yu¨O¨lc¸u¨mu¨ANY = \frac{\text{Toplam Nüfus}}{\text{Toplam Yüz Ölçümü}} olduğu hatırlanmalıdır.
Sorunun kökünde belirtilen yüksek TNY/ANYTNY/ANY oranı, paydadaki 'Tarım Alanı' değerinin çok küçük olduğunu gösterir.
2
Seçeneklerdeki yörelerin topografik özelliklerini karşılaştır.
Menteşe Yöresi (Muğla) ve Doğu Karadeniz gibi yerler dağlık; Ergene, Konya ve Çukurova gibi yerler ise düzlük alanlardır.
Dağlık alanlarda tarım arazileri dar ve parçalıdır, bu da yoğunluk hesaplamasında paydayı küçülterek sonucu artırır.
3
Beşerî ve doğal faktör ayrımını yap.
Çatalca-Kocaeli'ndeki yoğunluk sanayi ve göç (beşerî) kaynaklıyken, Menteşe Yöresi'ndeki durum yer şekilleri (doğal) kaynaklıdır.
Soru, sanayileşmeden ziyade yer şekilleri etkisini sorduğu için en uygun örnek Menteşe Yöresi'dir.

Anahtar Kavram

Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarım alanlarının genişliği ile ters orantılıdır; engebeli bölgelerde tarım alanı az olduğu için bu yoğunluk yüksek çıkar.

İpuçları

1
Tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksek çıkması için paydadaki 'tarım alanının' küçük olması gerekir. Hangi yörede dağlar kıyıya paralel ve engebe fazladır?

Daha Fazla Pratik

Doğu Karadeniz Bölümü ve Hakkari Yöresi de benzer şekilde yüksek tarımsal nüfus yoğunluğuna sahip engebeli alanlardır; bu bölgeleri de harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 547Soru

Türkiye'de 20122012 yılında kabul edilen ve daha sonra kapsamı genişletilen 63606360 sayılı Büyükşehir Yasası ile nüfusun yapısal özelliklerinden biri olan kır-kent nüfus oranlarında idari bir değişim yaşanmıştır.

Bu yasal düzenleme sonucunda Türkiye'nin nüfus yapısında meydana gelen durumla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Resmi istatistiklerde kentsel nüfus oranının belirgin şekilde artarak %90\%90 barajını aşması

Cevap

Resmi istatistiklerde kentsel nüfus oranının büyük bir artış göstererek %90'ın üzerine çıkması
Doğru yanıt olan kentsel nüfus oranının artışı, 63606360 sayılı yasanın doğal bir sonucudur. Büyükşehir belediyesi sınırları içindeki tüm köylerin mahalleye dönüştürülmesi, kırsal nüfusun istatistiksel olarak yok denecek kadar azalmasına ve kentsel nüfusun yapay bir ivme ile yükselmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
20122012 yılında çıkarılan 63606360 sayılı kanunun içeriğini analiz et.
Bu kanunla Türkiye'deki büyükşehir sayısı 3030'a yükselmiş ve bu illerdeki köyler ile beldeler 'mahalle' statüsüne geçirilmiştir.
Yasal düzenlemenin idari sınırları ve yerleşim birimi tanımlarını nasıl değiştirdiğini anlamak gerekir.
2
İdari değişikliğin nüfus sayım sonuçlarına etkisini değerlendir.
Eskiden 'kırsal nüfus' olarak sayılan milyonlarca kişi, mahalle statüsü nedeniyle otomatik olarak 'kentsel nüfus' olarak kaydedilmeye başlanmıştır.
TÜİK verilerinde kır ve kent ayrımı idari sınırlara (belediye sınırları içi ve dışı) göre yapıldığı için istatistiksel bir kayma yaşanmıştır.
3
Güncel verilerle oranı teyit et.
Bu düzenleme sonrasında Türkiye'de kentsel nüfus oranı %93\%93 civarına ulaşmıştır.
Soruda belirtilen durumun sayısal karşılığını doğrulamak için güncel istatistik bilgisi kullanılır.

Anahtar Kavram

İdari Düzenlemelerin Nüfus İstatistiklerine Etkisi

İpuçları

1
Büyükşehir yasası ile köylerin idari statüsünün nasıl değiştiğini düşünün.
2
Bir yerleşimin 'mahalle' olması, o yerin nüfusunun artık 'kentsel' sayılmasına neden olur.
3
TÜİK verilerine göre Türkiye'de kentsel nüfus oranının neden bir gecede %77\%77'den %90\%90 üzerine çıktığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de kentsel nüfusun artışındaki 'gerçek göç' ile 'idari değişim' arasındaki farkı ayırt eden soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 548Soru

Türkiye'de yer şekilleri, iklim koşulları ve ekonomik faaliyetlerin çeşitliliği, çok sayıda köy altı yerleşme tipinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yerleşmelerden bazıları idari yapıları ve ekonomik süreklilikleri nedeniyle 'kalıcı' yerleşmeler sınıfında yer alırken, bazıları sadece mevsimlik faaliyetler için kullanılan 'geçici' yerleşmelerdir.

Buna göre;
I. Batı Karadeniz'de birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan, yıl boyu tarım ve hayvancılığın yapıldığı kalıcı yerleşmelerdir.
II. Orta ve Batı Anadolu'da küçükbaş hayvanların gece barınması için taş veya ağaçtan yapılan, etrafı çevrili geçici yerleşmelerdir.

Yukarıda özellikleri belirtilen köy altı yerleşmeleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Divan - Ağıl

Cevap

Divan ve Ağıl seçeneklerinin yer aldığı eşleştirme doğrudur.
Divan, Batı Karadeniz'de (özellikle Bolu, Zonguldak, Sinop çevrelerinde) birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan ve tarım-hayvancılık yapılan kalıcı bir yerleşmedir. Ağıl ise İç Anadolu ve çevresinde küçükbaş hayvanların korunması amacıyla oluşturulan geçici bir yerleşme tipidir. Her iki tanım da verilen öncüllerle tam uyum sağlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki bölge ve yapı özelliklerini analiz et.
Batı Karadeniz Bölümü'nde birkaç mahallenin birleşmesiyle oluşan ve yıl boyu kullanılan (kalıcı) yerleşme tipi 'Divan' olarak tanımlanır.
Divan, idari olarak köye bağlı ama ekonomik olarak bağımsız kalıcı bir birimdir.
2
İkinci öncüldeki hayvan türü ve barınak özelliğini analiz et.
Küçükbaş hayvanların (koyun, keçi) gece barınması için yapılan geçici yerleşme tipi 'Ağıl'dır.
Ağıllar genellikle İç Anadolu ve Batı Anadolu'da yaygın olan, mevsime bağlı kullanılan hayvancılık üniteleridir.
3
Sıralamayı ve süreklilik durumunu kontrol et.
I = Divan (Kalıcı), II = Ağıl (Geçici).
Soruda istenen sıraya uygun ve tanımlarla örtüşen tek seçenek Divan ve Ağıl ikilisidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Köy Altı Yerleşmelerinin Sürekliliği ve Bölgesel Dağılımı

İpuçları

1
Birinci öncüldeki yerleşmenin Batı Karadeniz'e özgü ve 'kalıcı' olduğunu unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Kalıcı (Divan, Mezra, Mahalle, Çiftlik) ve Geçici (Yayla, Oba, Kom, Ağıl, Dam, Dalyan) yerleşmeleri bir tablo yaparak bölge-ekonomik faaliyet bazında eşleştirin.
Tahmini Süre:50s
Soru 549Soru

Türkiye'de 1923-1965 yılları arasında uygulanan pro-natalist (nüfus artışını teşvik edici) politikalar, 1965 yılında 'Nüfus Planlaması Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle yerini nüfusun niteliğini artırmaya ve artış hızını kontrol altına almaya yönelik politikalara bırakmıştır.

Türkiye'nin demografik geçmişi ve uygulanan bu politikaların sonuçları dikkate alındığında, nüfus değişimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de nüfus artış hızı dönemler arasında dalgalanma gösterse de, bu hız her zaman binde 00'ın üzerinde seyrettiği için toplam nüfus miktarı her sayım döneminde bir önceki döneme göre artmıştır.

Cevap

Türkiye'de nüfus artış hızı her zaman pozitif olduğu için toplam nüfus miktarı sürekli artmıştır.
Doğru ifade, Türkiye'de nüfus artış hızının dalgalanmalar gösterse de her zaman pozitif (binde 0'ın üzerinde) kalması nedeniyle toplam nüfusun her zaman artmış olmasıdır. Bir ülkenin toplam nüfusunun azalması için artış hızının negatif değerlere düşmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Nüfus artış hızı (‰) ve toplam nüfus miktarı arasındaki farkı analiz et.
Artış hızı binde 00'dan büyük olduğu sürece toplam nüfus artar.
Pozitif artış hızı, ölümlerden daha fazla doğum veya göç olduğunu gösterir.
2
Türkiye'nin tarihsel verilerini (1927-2023) kontrol et.
En düşük artış hızı 1945 ve son yıllarda görülse de hiçbir zaman negatif olmamıştır.
İkinci Dünya Savaşı seferberliği gibi nedenlerle hız düşse de nüfus artmaya devam etmiştir.
3
1965 politika değişikliğinin mahiyetini belirle.
Pro-natalist (artırıcı) dönemden, anti-natalist/planlamacı (hızı düşürücü/nitelik artırıcı) döneme geçilmiştir.
Artan işsizlik ve kalkınma hızının nüfus artış hızının gerisinde kalması bu değişikliğe yol açmıştır.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ve Toplam Nüfus İlişkisi

İpuçları

1
Bir grafik binde 10'dan binde 5'e iniyorsa, nüfus hala artıyor demektir.

Daha Fazla Pratik

1923-1965 ve 1965-1980 arası dönemlerdeki nüfus politikalarının temel gerekçelerini karşılaştıran sorular çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 550Soru

Türkiye'de 192319651923-1965 yılları arasında askeri ve ekonomik gerekçelerle nüfus artışını teşvik edici politikalar uygulanmıştır. Ancak 19601960 yılından itibaren kalkınma planlarında nüfus artış hızının ekonomiye yük getirdiği vurgulanmış ve 19651965 yılında "Nüfus Planlaması Kanunu" yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren nüfus artış hızında genel bir düşüş eğilimi yaşanmıştır.

196519801965-1980 yılları arasında nüfus artış hızının gerilemesine rağmen, toplam nüfus miktarının sayısal olarak artmaya devam etmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının binde sıfırın altına düşmemesi ve doğal nüfus artışının pozitif yönde seyretmesi

Cevap

Nüfus artış hızının binde sıfırın altına düşmemesi ve doğal nüfus artışının pozitif yönde seyretmesi
Nüfus artış hızı pozitif bir değer (sıfırın üstü) taşıdığı sürece, bir önceki sayım dönemine göre toplam nüfus miktarı sayısal olarak artmaya devam eder. 196519801965-1980 yılları arasında hız düşse de binde 2020 civarında seyretmiştir; bu da nüfusun her yıl binde 2020 oranında büyüdüğünü kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Nüfus artış hızı (%\%) ve toplam nüfus miktarı (kişi sayısı) arasındaki fark belirlenir.
Hızın düşmesinin miktar üzerindeki matematiksel etkisini anlamak için.
2
Verilen dönemdeki (196519801965-1980) istatistiksel durumun yorumlanması
Nüfus artış hızı pozitif kaldığı sürece her yıl mevcut nüfusa yeni kişilerin eklendiği tespit edilir.
Nüfusun ancak artış hızı sıfırın altına (negatif) düşerse azalabileceğini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Nüfus Artış Hızı ve Toplam Nüfus İlişkisi

İpuçları

1
Bir sayının artış oranının azalması, o sayının kendisinin küçüldüğü anlamına mı gelir, yoksa daha yavaş büyüdüğü anlamına mı?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de nüfus artış hızının en düşük olduğu yılları ve bu yıllardaki özel olayları (İkinci Dünya Savaşı, Pandemi vb.) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 551Soru

Türkiye'de 192319651923-1965 yılları arasında, ülkenin askeri gücünü ve iş gücü potansiyelini artırmak amacıyla nüfus artışını teşvik edici (pro-natalist) politikalar izlenmiştir. Ancak 19601960’lı yıllarda başlayan planlı kalkınma dönemiyle birlikte bu yaklaşım terk edilmiş ve 19651965 yılında çıkarılan "Nüfus Planlaması Kanunu" ile nüfus artış hızını düşürmeye yönelik politikalara geçilmiştir.

Türkiye'de 19651965 yılında yaşanan bu köklü politika değişikliğinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nüfus artış hızının ekonomik kalkınma hızını aşarak sosyal ve ekonomik yapıda darboğazlar oluşturması

Cevap

Politika değişikliğinin temel nedeni, hızlı nüfus artışının ekonomik büyüme hızını geçerek kalkınma üzerinde baskı oluşturmasıdır.
Doğru cevap, hızlı nüfus artışının ekonomik büyüme hızını aşarak kişi başına düşen geliri azaltması ve sosyal hizmetler (eğitim, sağlık) üzerinde aşırı yük oluşturmasıdır. Planlı kalkınma döneminde devlet, sınırlı kaynakların nüfus artışına değil, yatırıma yönlendirilmesini hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel sürecin analiz edilmesi
192319651923-1965 arası pro-natalist, 19651965 sonrası anti-natalist döneme girildiği saptanır.
Sorunun hangi dönem ve politika değişikliği üzerine kurulu olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Politika değişikliğinin ekonomik arka planının incelenmesi
19601960 sonrası Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile nüfus artış hızının ekonomik büyümeyi yavaşlattığı sonucuna varılır.
19651965 Nüfus Planlaması Kanunu'nun rasyonel gerekçesini bulmak için gereklidir.
3
Artış hızı ve miktar ayrımının kontrol edilmesi
Nüfus artış hızının düşmesinin toplam nüfusun azalması demek olmadığı teyit edilir.
En yaygın çeldirici olan 'miktar azalması' yanılgısından kaçınmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Nüfus artış hızı ile ekonomik kalkınma hızı arasındaki dengenin nüfus politikalarını belirlemesi.

İpuçları

1
Nüfus artış hızı grafiklerinde hızın düşmesi, nüfusun eksildiği anlamına gelmez; sadece artışın yavaşladığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de nüfus artış hızının en düşük olduğu dönemler ile bu dönemlerdeki ekonomik/sosyal olaylar arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 552Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin bir parçası olan köy altı yerleşmeleri; temel ekonomik faaliyetler, yerleşme süresi ve mülkiyet durumuna göre 'kalıcı' veya 'geçici' olarak sınıflandırılır. Bazı öğrenciler, köy altı yerleşmelerinin tamamının hayvancılık odaklı ve sadece yaz mevsiminde kullanılan geçici alanlar olduğunu varsaymaktadır.

Buna göre, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde yerleşme türü, bu yerleşmenin sürekliliği ve yaygın olduğu bölge eşleştirmesi doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mezra - Doğu Anadolu - Kalıcı

Cevap

Mezra yerleşmesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olarak görülen ve yıl boyunca tarım-hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı kalıcı bir köy altı yerleşmesidir.
Mezra yerleşmesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olan, mülkiyeti genellikle bir şahsa veya aileye ait olan, tarım ve hayvancılığın yıl boyunca yapıldığı kalıcı bir yerleşme türüdür. Bu seçenek hem süreklilik hem de bölge eşleşmesi bakımından hatasızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Köy altı yerleşmelerini sürekliliklerine göre gruplandırın.
Kalıcı olanlar: Mahalle, Mezra, Divan, Çiftlik. Geçici olanlar: Yayla, Kom, Ağıl, Oba, Dam, Dalyan.
Soruda istenen 'doğru eşleştirme' için temel sınıflandırma kriterini belirlemek gerekir.
2
Verilen yerleşme türlerini bölgeleriyle eşleştirin ve doğruluğunu kontrol edin.
Mezra Doğu Anadolu'da kalıcıdır (Doğru). Yayla Karadeniz'de geçicidir. Divan Batı Karadeniz'de kalıcıdır. Oba Toroslar'da geçicidir. Kom Doğu Anadolu'da geçicidir.
Her bir yerleşme türünün hem süreklilik karakterini hem de coğrafi dağılımını analiz ederek yanlışları elemek gerekir.

Anahtar Kavram

Köy Altı Yerleşmelerinde Süreklilik ve Bölgesel Dağılım

İpuçları

1
Unutmayın ki köy altı yerleşmelerinde tarımsal faaliyetlerin ağırlıklı olduğu türler genellikle kalıcı, sadece hayvancılık yapılanlar ise genellikle geçicidir.

Daha Fazla Pratik

Divan yerleşmesinin Batı Karadeniz'e özgü yapısını ve 'kalıcı' olma nedenini (tarım) tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 553Soru

Türkiye'de kırsal yerleşmelerin dokusu üzerinde yer şekillerinin engebe durumu ve su kaynaklarının dağılımı belirleyici bir rol oynar. Bazı yerleşmelerde konutlar; köy meydanı, cami, okul veya bir su kuyusu gibi ortak bir merkezin çevresinde toplanarak genişler. Bu durum yerleşmenin dairesel bir form kazanmasına neden olur.

Buna göre, yer şekilleri özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki alanların hangisinde "dairesel dokulu" kırsal yerleşmelere rastlanma olasılığı diğerlerine göre daha yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç Anadolu'daki geniş düzlükler

Cevap

İç Anadolu'daki geniş düzlükler
Dairesel yerleşme dokusu, arazinin düz olduğu ve konutların ortak bir merkez (köy meydanı, cami, su kaynağı gibi) etrafında toplanabildiği alanlarda görülür. Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'ndeki geniş düzlükler ve ovalar, yerleşmelerin bu geometrik formu kazanması için en elverişli fiziksel koşullara sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Dairesel dokulu yerleşmenin tanımını analiz etme
Dairesel doku, konutların merkezi bir nokta (meydan, cami, kuyu) etrafında kümelenerek her yöne eşit genişlemesiyle oluşur.
Yerleşmenin formunu belirleyen temel kısıtlamayı anlamak için gereklidir.
2
Yer şekilleri ile doku ilişkisini kurma
Dairesel bir genişleme için arazinin her yöne doğru gelişim imkanı sunan düz bir yapıda olması gerekir.
Engebeli arazilerde yerleşmeler dairesel değil, çizgi veya küme şeklinde gelişir.
3
Türkiye'nin coğrafi alanlarını topografik açıdan değerlendirme
Seçenekler arasında İç Anadolu'daki geniş düzlükler (Konya Ovası, Haymana Platosu vb.), dairesel dokunun gelişmesi için en uygun topografik şartları sunar.
Doğu Karadeniz, Menteşe ve Hakkâri gibi alanlar dağlık yapısı nedeniyle bu forma uygun değildir.

Anahtar Kavram

Yer Şekillerinin Yerleşme Dokusu Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Bir yerleşmenin her yöne doğru genişleyip dairesel şekil alabilmesi için arazinin düz olması gerekir.
2
Dağlık bölgelerde yerleşmeler ya dağınık olur ya da bir vadi veya yol boyunca uzanır.
3
Türkiye'de Konya ve çevresi gibi geniş ovaların bulunduğu yerleri düşünün.

Daha Fazla Pratik

Farklı yerleşme dokularını (çizgisel, ışınsal, dağınık) harita üzerindeki bölgelerle eşleştirerek çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 554Soru

Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY), tarım sektöründe çalışan nüfusun o yöredeki toplam tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilir. Doğu Karadeniz Bölümü ve Menteşe Yöresi gibi alanlarda TNYTNY değerlerinin, aritmetik nüfus yoğunluğu (ANYANY) değerlerine oranla oldukça yüksek olduğu görülmektedir.

Buna göre, söz konusu yörelerde tarımsal nüfus yoğunluğunun yüksek çıkmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer şekillerinin engebeli olması nedeniyle tarım alanlarının dar ve parçalı olması

Cevap

Yer şekillerinin engebeli olması nedeniyle tarım alanlarının dar ve parçalı olması
Tarımsal nüfus yoğunluğu hesaplanırken tarım çalışanları, toplam tarım arazisine bölünür. Doğu Karadeniz ve Menteşe Yöresi gibi dağlık bölgelerde, toplam yüz ölçümü içinde tarıma elverişli düzlükler çok az yer kaplar. Payda (tarım alanları) çok küçük olduğu için, bu yörelerde tarımsal nüfus yoğunluğu, geniş düzlüklere sahip olan yörelere göre çok daha yüksek çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Tarımsal Nüfus Yoğunluğu (TNYTNY) formülünü analiz etme
TNY=Tarımsal Nu¨fus/Tarım AlanlarıTNY = \text{Tarımsal Nüfus} / \text{Tarım Alanları}
Yoğunluğu etkileyen değişkenlerin pay (çalışan sayısı) ve payda (arazi miktarı) olduğunu anlamak için.
2
Doğu Karadeniz ve Menteşe Yöresi'nin fiziki özelliklerini değerlendirme
Her iki yöre de dağlık, engebeli ve tarım alanlarının kısıtlı olduğu yerlerdir.
Soruda verilen bölgelerin coğrafi kısıtlarını belirlemek için.
3
Payda ve yoğunluk arasındaki ters orantıyı kurma
Tarım alanları (payda) küçüldükçe, bölünen sayı sabit kalsa bile sonuç (TNYTNY) büyür.
Engebeli arazinin tarım alanlarını daraltarak yoğunluğu nasıl artırdığını saptamak için.

Anahtar Kavram

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile yer şekilleri arasındaki ters orantı ilişkisi.

İpuçları

1
Tarımsal nüfus yoğunluğunun formülündeki payda kısmına (tarım alanları) odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Konya Ovası ve Ergene Havzası gibi düz yerlerde tarımsal nüfus yoğunluğunun neden düşük olduğunu inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak 'Hangi durumda tarımsal yoğunluk düşük olur?' diye düşünebilirsiniz. Konya Ovası gibi düz yerlerde tarım alanları çok geniştir ve yoğunluk düşüktür. O halde Doğu Karadeniz'de yüksek olmasının nedeni arazinin tam tersi (dar/engebeli) olmasıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 555Soru

Türkiye'de bir yörede tarımsal nüfus yoğunluğu (TNYTNY) ile fizyolojik nüfus yoğunluğu (FNYFNY) arasındaki ilişkiyi analiz eden bir coğrafyacı, bu iki yoğunluk türünün birbirine oranlanmasıyla yöredeki "tarımla uğraşan nüfusun toplam nüfusa oranı" bilgisine ulaşılabileceğini belirtmiştir.

MerkezToplam NüfusTarım AlanıTarımla Uğraşan Nüfus
KFazlaDarFazla
LAzGenişAz
MFazlaGenişAz

Buna göre, yukarıdaki tabloda verilen özellikler dikkate alındığında, hangi merkezde TNY/FNYTNY / FNY oranının en düşük olması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yalnız M

Cevap

M merkezinde toplam nüfusun fazla, tarımla uğraşan nüfusun ise az olması, tarımsal nüfusun toplam nüfusa oranını en düşük seviyeye getirdiği için doğru cevap M merkezidir.
Tarımsal nüfus yoğunluğunun fizyolojik nüfus yoğunluğuna oranı, o yöredeki toplam nüfus içinde tarımla uğraşanların payını verir. M merkezinde toplam nüfusun çok (fazla), tarımla uğraşan nüfusun ise az olması, bu payın en küçük değerine ulaşmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yoğunluk formüllerini birbirine oranlayarak sadeleştirme yapılması.
TNY/FNY=(Tarım Nu¨fusu/Tarım Alanı)/(Toplam Nu¨fus/Tarım Alanı)=Tarım Nu¨fusu/Toplam Nu¨fusTNY / FNY = (\text{Tarım Nüfusu} / \text{Tarım Alanı}) / (\text{Toplam Nüfus} / \text{Tarım Alanı}) = \text{Tarım Nüfusu} / \text{Toplam Nüfus}
Soruda istenen oranın hangi temel değişkenlere dayandığını anlamak için matematiksel sadeleştirme gereklidir.
2
Tablodaki merkezlerin tarım nüfusu ve toplam nüfus değerlerinin karşılaştırılması.
M merkezinde 'Tarımla Uğraşan Nüfus' en az, 'Toplam Nüfus' ise en fazladır.
Bir kesrin değerinin en düşük olması için payın (tarım nüfusu) mümkün olduğunca küçük, paydanın (toplam nüfus) ise mümkün olduğunca büyük olması gerekir.
3
En düşük oranı veren merkezin belirlenmesi.
M merkezi seçilir.
M merkezindeki demografik yapı (yüksek şehirleşme/sanayileşme göstergesi), tarımsal nüfus oranının en az olduğu sonucunu doğrular.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunluğu türleri arasındaki matematiksel ilişki ve bu ilişkinin sektörel dağılımla olan bağlantısı.

Alternatif Yöntem

Formülleri tek tek yazmak yerine, paydaların (tarım alanları) aynı olduğunu fark edip doğrudan 'Tarımla Uğraşan Nüfus / Toplam Nüfus' mantığına odaklanmak süreyi kısaltacaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 556Soru

Türkiye'de son yıllarda nüfus politikalarında belirgin bir değişim yaşanmış; çalışan annelere yönelik kreş desteği, doğum yardımları ve ebeveyn izinlerinin iyileştirilmesi gibi teşvik edici (pro-natalist) uygulamalar ön plana çıkmıştır.

Bu politika değişikliğinin en temel demografik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplam doğurganlık hızının nüfusun yenilenme eşiği olan 2,12,1 değerinin altına gerilemesi

Cevap

Politika değişikliğinin temel nedeni, toplam doğurganlık hızının nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,12,1 seviyesinin altına düşmüş olmasıdır.
Doğru seçenek, Türkiye'nin son yıllardaki en büyük demografik sorunu olan düşük doğurganlık hızına değinmektedir. Bir ülkenin nüfusunun azalmaksızın kendini yenileyebilmesi için kadın başına düşen çocuk sayısının (toplam doğurganlık hızı) en az 2,12,1 olması gerekir. Türkiye'de bu oran 1,511,51'e kadar gerilediği için devlet, sosyal ve ekonomik teşviklerle doğurganlığı artırmaya çalışmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Politika türünü tanımlama
Teşvik edici (pro-natalist) politikalar
Soruda belirtilen kreş desteği ve doğum yardımları, nüfus artışını hızlandırmaya yönelik uygulamalardır.
2
Demografik veriyi analiz etme
Doğurganlık hızı 1,511,51 (20232023)
TÜİK verilerine göre Türkiye'de doğurganlık hızı, nüfusun yenilenme sınırı olan 2,12,1'in çok altına düşmüştür.
3
Sonuç çıkarma
Gelecekteki yaşlı nüfus sorunu
Düşük doğurganlık, uzun vadede çalışma çağındaki nüfusun azalmasına ve bağımlı yaşlı nüfusun artmasına neden olacağı için devlet bu trendi tersine çevirmeye çalışmaktadır.

Anahtar Kavram

Demografik Dönüşüm ve Nüfus Yenilenme Eşiği

İpuçları

1
Türkiye'de nüfus artış hızı düşmekte midir yoksa toplam nüfus mu azalmaktadır? Bu ayrımı yapmaya çalışın.
2
Gelecekte nüfusun dinamizmini kaybetmemesi için her kadının ortalama kaç çocuk doğurması gerektiği bilgisini hatırlayın.
3
2023 verilerine göre Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı 1,511,51 olarak açıklanmıştır; bu değer kritik eşik olan 2,12,1'in altındadır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 19651965 öncesi ve sonrası uygulanan nüfus politikalarının gerekçelerini (askeri güç vs. ekonomik kalkınma) karşılaştırarak çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 557Soru

Kentsel yerleşmelerin büyüme hızı ve mekânsal gelişimi, o kentte baskın olan ekonomik faaliyet kollarına göre şekillenir. Bazı şehirler sanayi ve maden gibi doğrudan üretime dayalı kollarla ön plana çıkarken; bazıları idari statü, eğitim, askeri ve bölgesel hizmet odaklı büyür.

Aşağıdaki tabloda bazı şehirler ve gelişimlerinde etkili olan belirgin kentsel fonksiyonlar verilmiştir:

ŞehirBelirgin Fonksiyon
I. ErzurumBölge Merkezi ve Kamu Hizmetleri
II. KırıkkaleSanayi (Savunma Sanayisi)
III. VanSınır Ticareti ve Bölge Hizmetleri
IV. BatmanMadencilik ve Rafineri
V. IspartaEğitim ve Askeri Hizmetler

Buna göre, tablodaki şehirlerden hangileri kentsel gelişimini temel olarak 'üretim' (sanayi ve maden) faaliyetlerine borçludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

Kentsel gelişimini üretim faaliyetlerine borçlu olan şehirler Kırıkkale ve Batman'dır.
Üretim odaklı kentsel gelişim; sanayi tesisleri (Kırıkkale - MKE fabrikaları) veya maden işletmelerinin (Batman - petrol) varlığıyla gerçekleşen büyümeyi ifade eder. Kırıkkale bir cumhuriyet şehri olarak sanayiyle, Batman ise petrolün keşfiyle birincil ve ikincil faaliyetler üzerinden büyümüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Şehirlerin ekonomik faaliyet kollarını sınıflandır
I. Erzurum (Hizmet), II. Kırıkkale (Sanayi/Üretim), III. Van (Hizmet/Ticaret), IV. Batman (Maden/Üretim), V. Isparta (Hizmet)
Şehirlerin büyümesine neden olan birincil faktörün hangi ekonomik sektörde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Üretim ve Hizmet ayrımını yap
Kırıkkale (savunma fabrikaları) ve Batman (petrol çıkarımı ve işlenmesi) doğrudan üretime (ikincil ve birincil sektörün birleşimi) dayalıdır. Diğerleri ise üçüncü (hizmet) sektöre dayalıdır.
Soruda istenen 'üretim' odağını karşılayan şehirleri belirlemek için sanayi ve maden fonksiyonlarını seçmek gerekir.

Anahtar Kavram

Şehirlerin Fonksiyonel Sınıflandırması (Üretim vs Hizmet Odaklı Şehirler)

İpuçları

1
Şehirlerin büyümesinde hangi sektörün (tarım, sanayi, hizmet) daha fazla istihdam yarattığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Diğer şehirlerin (Afyonkarahisar, Aksaray) kavşak konumu nedeniyle 'ulaşım' fonksiyonuyla nasıl büyüdüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 558Soru

Türkiye'de nüfusun dağılışı ve yoğunluğu üzerinde yer şekilleri, iklim ve ekonomik faaliyetler gibi faktörler belirleyici rol oynamaktadır. Aşağıdaki tabloda üç farklı merkezin coğrafi ve ekonomik özellikleri verilmiştir:

MerkezYer Şekilleri ÖzelliğiHakim Ekonomik Faaliyet
KDağlık ve çok engebeliGeleneksel tarım ve hayvancılık
LDüz ve sadeSanayi, ticaret ve bankacılık
MGeniş düzlükler ve ovalarModern (intensif) tarım

Buna göre, bu merkezlerin nüfus özellikleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi kesinlikle yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K merkezinde toplam yüz ölçümü ile tarım alanları arasındaki fark az olduğu için fizyolojik nüfus yoğunluğu ile aritmetik nüfus yoğunluğu birbirine çok yakındır.

Cevap

K merkezinde yer şekillerinin dağlık ve engebeli olması, toplam yüz ölçümü ile tarım alanları arasındaki farkın fazla olmasına yol açar; bu nedenle fizyolojik ve aritmetik nüfus yoğunlukları birbirine yakın değil, aksine birbirinden oldukça uzaktır.
K merkezinde yer şekillerinin dağlık ve engebeli olması, toplam yüz ölçümü içinde tarım alanlarının payının çok düşük olmasına yol açar. FNYFNY hesaplanırken nüfusun bu çok küçük olan tarım alanına bölünmesi, sonucun ANYANY değerinden çok daha yüksek çıkmasına neden olur. Bu nedenle bu iki yoğunluğun birbirine yakın olduğunu savunan yargı kesinlikle yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
K merkezinin yer şekillerini ve yoğunluk ilişkisini analiz et.
K merkezi dağlık olduğu için toplam alan içinde tarım alanı payı çok küçüktür. ANY=Nu¨fus/Toplam AlanANY = \text{Nüfus} / \text{Toplam Alan} iken FNY=Nu¨fus/Tarım AlanıFNY = \text{Nüfus} / \text{Tarım Alanı} formülünde payda küçüldüğü için FNYFNY çok yüksek çıkar.
Engebe arttıkça tarım alanı ile toplam alan arasındaki makas açılır.
2
M merkezindeki tarımsal nüfus yoğunluğunu (TNYTNY) değerlendir.
TNY=Tarımsal Nu¨fus/Tarım AlanıTNY = \text{Tarımsal Nüfus} / \text{Tarım Alanı}. M merkezi düz olduğu için tarım alanları geniştir ve makineleşme sayesinde tarımda çalışan kişi sayısı azdır.
Düz arazilerde geniş tarım alanları ve azalan çiftçi sayısı TNYTNY'yi düşürür.
3
L merkezindeki beşerî etkileri yorumla.
Sanayi ve ticaretin yoğun olduğu bölgelerde doğal çevre koşulları (iklim, yer şekilleri) elverişli olsa bile nüfuslanmanın asıl motoru ekonomik çekim merkezleridir.
Modern ekonomilerde beşerî faktörler nüfus yoğunluğunu doğal faktörlerden daha fazla artırır.

Anahtar Kavram

Nüfus yoğunluğu türleri (Aritmetik, Fizyolojik, Tarımsal) ile yer şekilleri ve ekonomi arasındaki korelasyon.

İpuçları

1
Yoğunluk hesaplamalarında paydada yer alan 'alan' (yüz ölçümü veya tarım alanı) kavramına odaklanın.
2
Bir bölgede yer şekilleri ne kadar engebeliyse, toplam yüz ölçümü içindeki tarım alanlarının oranı o kadar düşük olur.
3
Fizyolojik yoğunluk ile aritmetik yoğunluk arasındaki farkın az olması için arazinin dümdüz (Konya gibi) olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Tarımsal nüfus yoğunluğu ile makineli tarım arasındaki ters orantıyı farklı bölgeler (Ege vs. Doğu Anadolu) üzerinden karşılaştırın.

Alternatif Yöntem

İllere hayali sayılar vererek hesaplama yapabilirsiniz. Örneğin K ilinde Toplam Alan 100, Tarım Alanı 10 olsun; bu durumda FNYFNY, ANYANY'den 10 kat büyük çıkar.
Tahmini Süre:1m 20s
Soru 559Soru

Türkiye'nin nüfus yapısı son yıllarda önemli bir değişim süreci içerisindedir. Aşağıdaki tabloda Türkiye'nin bazı yıllardaki nüfus yaş grupları oranları verilmiştir:

Yaş Grubu19901990 (%)20232023 (%)
0140-14 (Çocuk)35,035,021,421,4
156415-64 (Yetişkin)60,760,768,468,4
65+65+ (Yaşlı)4,34,310,210,2

Bu veriler ve Türkiye'nin genel nüfus özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğum oranlarının düşmesiyle birlikte çocuk bağımlı nüfus oranı azalırken, ortalama yaşam süresinin uzaması yaşlı bağımlı nüfus oranını artırmıştır.

Cevap

Doğum oranlarının düşmesiyle çocuk bağımlı nüfus oranının azalması ve yaşlı nüfusun artmasıyla yaşlı bağımlı nüfus oranının yükselmesi
Tablo verilerine göre Türkiye'de çocuk nüfus oranı %35,0\%35,0'dan %21,4\%21,4'e gerilerken yaşlı nüfus oranı %4,3\%4,3'ten %10,2\%10,2'ye çıkmıştır. Bu durum, doğumların azaldığını ve ortalama yaşam süresinin uzadığını gösterir. Demografik literatürde bu değişim, çocuk bağımlılığının azalması ve yaşlı bağımlılığının artması olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablo verilerini analiz etme
19901990 ve 20232023 yılları arasında 0140-14 yaş grubunun azaldığı, 156415-64 ve 65+65+ yaş gruplarının ise arttığı görüldü.
Zaman içindeki yapısal değişimi tespit etmek için sayısal verilerin karşılaştırılması gerekir.
2
Bağımlı nüfus kavramını uygulama
0140-14 yaş grubunun azalması çocuk bağımlı nüfusun payını düşürürken, 65+65+ yaş grubunun artması yaşlı bağımlı nüfusun payını artırmıştır.
Yaş yapısındaki değişimlerin sosyal ve ekonomik etkilerini (bağımlılık oranları) anlamak için bu kavramlar gereklidir.
3
Sonuç çıkarma
Türkiye'nin demografik olarak olgunlaşan (yaşlanan) bir nüfus yapısına sahip olduğu doğrulandı.
Verilerle genel demografik teorilerin (demografik dönüşüm) örtüşmesi sonucun kesinliğini sağlar.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Demografik Dönüşüm ve Bağımlı Nüfus Yapısı

İpuçları

1
Tablodaki 0140-14 ve 65+65+ yaş gruplarının yıllar içindeki değişim yönüne (artış/azalış) dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin nüfus piramidinin son 5050 yıldaki şekil değişimini (geniş tabandan daralan tabana geçiş) inceleyerek bu verileri görselleştirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 560Soru

Türkiye'de kentsel yerleşmelerin büyümesinde ve fonksiyonel özellik kazanmasında sanayi faaliyetlerinin yer seçimi kritik bir rol oynar. Bazı şehirler, çevresindeki hammadde kaynaklarına bağlı olarak gelişirken; bazıları ise hammaddesi dışarıdan gelmesine rağmen ulaşım ve pazarlama kolaylığı (geniş hinterland) sayesinde 'sanayi şehri' kimliği kazanır.

Aşağıdaki tabloda bazı şehirler ve bu şehirlerdeki sanayi kollarının kuruluş yerinin belirlenmesindeki temel etkenler eşleştirilmiştir:

ŞehirSanayi KoluKuruluş Yerinin Belirlenmesindeki Temel Etken
RizeÇay İşlemeHammaddeye Yakınlık
BatmanPetrol RafinerisiHammaddeye Yakınlık
SeydişehirAlüminyum TesisleriHammaddeye Yakınlık
XBakır İşlemeUlaşım ve Pazarlama (Liman)

Tablodaki bilgilere göre, hammaddeye yakınlık ilkesine uymayan ve ulaşım avantajı nedeniyle 'bakır işleme' fonksiyonu gelişen 'X' merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Samsun

Cevap

Samsun şehri, bünyesinde bakır madeni çıkarılmamasına rağmen, gelişmiş liman ve ulaşım imkanları (hinterland) sayesinde Türkiye'nin en önemli bakır işleme merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Samsun, Karadeniz Bölgesi'nin en geniş hinterlandına ve en gelişmiş ulaşım ağına sahip şehridir. Bu durum, Kastamonu Küre ve Artvin Murgul gibi yerlerden çıkarılan bakırın daha kolay pazarlanabilmesi için Samsun'a getirilip burada işlenmesine (İşletme fonksiyonu) olanak sağlamıştır. Şehirde bakır madeni çıkarılmadığı için kuruluş nedeni doğrudan 'ulaşım'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki 'X' merkezi için verilen kriterleri analiz et.
Aranan şehirde 'Bakır İşleme' sanayisi olmalı ancak kuruluş nedeni hammadde değil, ulaşım/liman olmalı.
Fonksiyonel sınıflandırmada ulaşım faktörünün hammaddeye baskın geldiği merkezi bulmak gerekir.
2
Türkiye'deki bakır işleme merkezlerini ve hammadde kaynaklarını karşılaştır.
Artvin (Murgul), Kastamonu (Küre) ve Elazığ (Maden) hammadde kaynaklarıdır. Samsun ise bu madenin dışarıdan gelip işlendiği liman merkezidir.
Şehirlerin fonksiyonel büyümesindeki temel belirleyiciyi (ulaşım vs. hammadde) ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Sanayi Şehirlerinde Kuruluş Yeri Faktörleri ve Liman Şehirlerinin Etki Alanı

İpuçları

1
Türkiye'de hammaddeye uzak olmasına rağmen liman avantajıyla gelişen sanayi şehirlerini (Samsun - Bakır, İskenderun - Demir Çelik gibi) hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İskenderun demir-çelik fabrikasının kuruluş nedenini (ulaşım) Karabük (enerji) ve Sivas (hammadde) ile karşılaştıran soruları çözün.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 28 / 29Sonraki
Türkiye'de Nüfus ve Yerleşme — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 28 | Examkin