Türkiye'nin İklimi ve Bitki Örtüsü

760 soru

Soru 141Soru

Türkiye'de iç kesimlerde etkili olan karasal iklimler; yükselti, karasallığın şiddeti ve enlem faktörlerine bağlı olarak kendi içinde "Step (Yarı Kurak)" ve "Sert Karasal" iklim olmak üzere farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar özellikle sıcaklık ortalamaları ve yağışın mevsimlik dağılımı üzerinde belirleyici olmaktadır.

Buna göre; Erzurum-Kars-Ardahan çevresinde görülen Sert Karasal iklimi, İç Anadolu'da etkili olan Step ikliminden ayıran en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: En fazla yağışın düştüğü dönemin ilkbahardan yaz başına kayması

Cevap

Sert karasal iklimi step ikliminden ayıran temel fark, en fazla yağışın düştüğü dönemin (yağış maksimumunun) ilkbahar aylarından yaz başı aylarına kaymasıdır.
Sert karasal iklimde, aşırı yükseltiye bağlı olarak karların geç erimesi ve toprağın geç ısınması, konveksiyonel yağışların (Kırkikindi) oluşumunu yaz başına (Mayıs sonu - Haziran) öteler. Step ikliminde ise bu süreç Mart-Nisan aylarında gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
İç Anadolu ve Erzurum-Kars bölgelerinin iklim özelliklerini karşılaştırın.
İç Anadolu'da step, Erzurum-Kars'ta sert karasal iklim hakimdir.
Yükselti ve karasallık derecesi bu iki bölge arasındaki iklimsel farklılığın ana nedenidir.
2
Yağış rejimlerini analiz edin.
Step ikliminde en fazla yağış ilkbaharda, sert karasal iklimde ise yaz başındadır.
Yükselti arttıkça yüzeyin ısınması gecikir, bu da yükselim (konveksiyonel) yağışlarının yaz dönemine sarkmasına neden olur.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Karasal İklim Alt Tipleri ve Yağış Rejimi Farklılıkları

İpuçları

1
İç Anadolu'da 'Kırkikindi' yağışlarının ne zaman başladığını, Erzurum'da ise havanın ne zaman ısındığını düşünün.
2
Yükselti arttıkça ısınma ve buna bağlı yükselim yağışları takvimde daha ileriye (yaza doğru) kayar.

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu ve Erzurum-Kars yağış grafiklerini karşılaştırarak en yüksek sütunların hangi aylara denk geldiğini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 142Soru

Türkiye'nin kış mevsimindeki hava koşulları üzerinde Sibirya basınç merkezi oldukça etkilidir. Bu merkez ülkemize kuzeydoğu yönünden sokulduğunda dondurucu soğuklar ve bulutsuz, açık hava şartları (ayaz) görülür. Sibirya basınç merkezinin kış mevsiminde bu denli şiddetli etkiler yapması ve termik kökenli bir yüksek basınç alanı olarak oluşması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş Asya kara kütlesinin kış mevsiminde aşırı soğuyarak üzerindeki hava kütlesini ağırlaştırması

Cevap

Geniş Asya kara kütlesinin kış mevsiminde aşırı soğuyarak üzerindeki hava kütlesini ağırlaştırması
Doğru cevap, Sibirya'nın termik kökenini karasallık ve soğuma ilişkisiyle açıklamaktadır. Kış mevsiminde karalar denizlere göre daha fazla soğur. Asya kıtasının kuzey iç kesimleri (Sibirya) aşırı derecede soğuduğu için buradaki hava kütlesi sıkışır, ağırlaşır ve yüzeye doğru çöker. Bu dikey yönlü alçalıcı hareket, havanın açık olmasını sağlarken dondurucu soğukların (ayaz) yaşanmasına neden olan yüksek basıncı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Basınç merkezinin kökenini analiz etme
Sibirya basınç merkezi 'termik' kökenli bir sistemdir.
Soruda belirtilen termik kavramı, basınç oluşumunun sıcaklık (ısı) değişimine dayandığını gösterir.
2
Termik yüksek basıncın oluşum mekanizmasını hatırlama
Hava soğudukça yoğunluğu artar, ağırlaşır ve dikey yönde alçalıcı hareket yapar.
Alçalan hava yüzeye daha fazla ağırlık uyguladığı için yüksek basınç (antistat) alanı oluşur.
3
Sibirya bölgesinin coğrafi özelliklerini kış mevsimiyle ilişkilendirme
Kışın güneş ışınlarını dar açıyla alan ve karasallık nedeniyle hızla soğuyan Asya içleri devasa bir yüksek basınç alanına dönüşür.
Kara kütlelerinin denizlere göre daha çabuk ve fazla soğuması bu termik sistemin temel motorudur.

Anahtar Kavram

Termik Basınç Oluşumu ve Karasallık

İpuçları

1
'Termik' kelimesinin sıcaklık (ısı) ile ilgili olduğunu ve soğuyan havanın ağırlaşıp çökeceğini düşünün.
2
Kışın büyük bir kara parçasının (Asya gibi) denize göre nasıl bir sıcaklık değişimi göstereceğini hatırlayın.
3
Yüksek basınç alanlarında havanın dikey yönde alçaldığını, bunun da bulutları dağıtarak gökyüzünü açtığını (ayaz) göz önünde bulundurun.

Daha Fazla Pratik

Basınç merkezlerinin hangi yönden (kuzeybatı, güneydoğu vb.) sokulduğunu harita üzerinde çalışmak bu konudaki netliğinizi artıracaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 143Soru

Türkiye'de bir merkezin ölçülen gerçek sıcaklığı ile deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı arasındaki farkın fazla olması, o merkezin aşağıdaki özelliklerinden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama yükseltisinin

Cevap

Ortalama yükseltisinin fazla olması
Doğru cevap olan seçenek yükseltiyi belirtmektedir. İndirgenmiş sıcaklık, bir yerin yükseltisi yok sayılarak (00 metre kabul edilerek) hesaplanan sıcaklıktır. Bu nedenle, ölçülen gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki farkın tek sebebi o yerin deniz seviyesinden yüksekliğidir. Türkiye'de yükseltisi fazla olan Doğu Anadolu gibi bölgelerde bu fark enlemden bağımsız olarak çok yüksektir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram tanımını yapma
Gerçek sıcaklık bir yerin bulunduğu yükseltide ölçülen sıcaklıktır; indirgenmiş sıcaklık ise o yerin deniz seviyesinde (00 metrede) olduğu varsayılarak hesaplanan sıcaklıktır.
İndirgenmiş sıcaklık hesaplanırken yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisi ortadan kaldırılır.
2
Matematiksel kuralı hatırlama
Atmosferde yükseldikçe sıcaklık her 200200 metrede ortalama 1C1^{\circ}C azalır.
Bu kural, gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki farkın miktarını belirler.
3
Sonuç çıkarma
Bir merkezin yükseltisi ne kadar fazlaysa, gerçek sıcaklığı ile indirgenmiş sıcaklığı arasındaki fark da o kadar fazla olur.
Farkın temel ve tek sebebi yükseltidir.

Anahtar Kavram

İndirgenmiş sıcaklık sadece yükselti faktörünün elenmesiyle hesaplanır.

İpuçları

1
'İndirgenmiş' kelimesi her zaman 'deniz seviyesine (00 metre) indirmek' anlamına gelir.
2
Hangi coğrafi faktör her 200200 metrede sıcaklığın 1C1^{\circ}C değişmesine neden olur?

Daha Fazla Pratik

Farkın en az olduğu bölgeleri (Marmara gibi) ve en fazla olduğu illeri (Erzurum gibi) karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsin.

Alternatif Yöntem

İndirgenmiş sıcaklık formülünü hatırla: I˙ndirgenmis\cSıcaklık=Gerc\cekSıcaklık+(Yu¨kselti/200)İndirgenmiş Sıcaklık = Gerçek Sıcaklık + (Yükselti / 200). Bu formülde farkı yaratan tek değişken yükseltidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 144Soru

Türkiye'de bir yerin ölçülen sıcaklığına "gerçek sıcaklık", bu yerin yükseltisi yok sayılarak sıcaklığın deniz seviyesine uyarlandığı değere ise "indirgenmiş sıcaklık" denir.

Aşağıdaki tabloda Türkiye'deki üç farklı merkezin aynı gün içinde ölçülen Ocak ayı sıcaklık değerleri verilmiştir:

MerkezGerçek Sıcaklık (C^\circ C)İndirgenmiş Sıcaklık (C^\circ C)
X441414
Y991111
Z2-21010

Tablodaki verilere göre, bu merkezlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezler arasında deniz seviyesinden yüksekliği en az olan merkez Y'dir.

Cevap

Merkezler arasında deniz seviyesinden yüksekliği en az olan merkez Y'dir.
Gerçek sıcaklık ile indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark doğrudan o merkezin yükseltisiyle doğru orantılıdır. Y merkezinde fark sadece 2C2^\circ C olduğu için yükseltisi 400400 metredir ve bu değer diğer merkezlerden daha küçüktür.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin gerçek ve indirgenmiş sıcaklıkları arasındaki farkı hesapla.
X: 144=10C14 - 4 = 10^\circ C, Y: 119=2C11 - 9 = 2^\circ C, Z: 10(2)=12C10 - (-2) = 12^\circ C.
Gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark, o yerin yükseltisinden kaynaklanır.
2
Hesaplanan farkları yükseltiye dönüştür.
Yükselti = Fark ×200\times 200. X: 20002000 m, Y: 400400 m, Z: 24002400 m.
Atmosferde yükseldikçe sıcaklık her 200200 metrede 1C1^\circ C azalır.
3
Merkezlerin yükseltilerini karşılaştır.
En az fark Y merkezindedir (2C2^\circ C), dolayısıyla yükseltisi en az olan merkez Y'dir.
Sıcaklık farkı ne kadar azsa, merkez deniz seviyesine o kadar yakındır.

Anahtar Kavram

Gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark sadece yükselti ile açıklanır; indirgenmiş sıcaklık haritalarında yükseltinin etkisi ortadan kaldırılır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 145Soru

Bir bitki coğrafyacısı, Türkiye'nin farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği arazi çalışmasında şu gözlemleri not etmiştir:

Gözlem AlanıBaskın TürlerGözlemlenen Durum
Konya Havzası ve ÇevresiYavşan otu, üzerlik, gevenİlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yazın sararan kısa boylu otlar
Erzurum-Kars PlatolarıYumak, geven, tarla çakşırıYaz yağışlarıyla yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot toplulukları
İç Anadolu'nun Yüksek KesimleriArdıç ve meşe kalıntıları, sığır kuyruğuOrman tahribi sonucu ortaya çıkan ikincil ot toplulukları

Bu araştırmacının gözlemleri ve Türkiye'deki ot formasyonlarının genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akdeniz iklim kuşağının tipik türleri olan maki ve garigler (funda, yasemin vb.), Erzurum-Kars çevresindeki alpin çayırların temel bileşenlerini oluşturur.

Cevap

Maki ve garig türlerinin Erzurum-Kars platolarındaki alpin çayırların bileşeni olduğunu savunan ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, maki ve garig türlerini (funda, yasemin vb.) alpin çayır kuşağına dahil etmektedir. Oysa maki ve garigler 'çalı formasyonu'dur ve Akdeniz iklim kuşağının (deniz seviyesinden maki sınırına kadar) karakteristik bitkileridir. Erzurum-Kars platolarındaki alpin çayırlar ise 'ot formasyonu'dur ve sert karasal iklimin yüksek yükselti kuşağında yetişirler. Bu nedenle bu eşleştirme coğrafi ve sistematik olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Bozkır ve Çayır Türlerini Ayırt Etme
Yavşan otu, üzerlik ve geven bozkır; yumak ve geven ise çayır formasyonuna aittir.
Türlerin karakteristik habitatlarını belirlemek doğru analizin ilk adımıdır.
2
İklim ve Vejetasyon İlişkisini Kurma
İç Anadolu ilkbahar yağışlı (bozkır), Erzurum-Kars yaz yağışlıdır (çayır).
Bitki boyu ve gürlüğünün yağış rejimiyle olan bağını kontrol etmek gerekir.
3
Antropojen Formasyonu Değerlendirme
Orman tahribatı sonucu oluşan stepler 'antropojen' olarak tanımlanır.
Soru kökündeki ardıç ve meşe kalıntıları beşerî tahribatın (antropojen) göstergesidir.
4
Formasyon Sınıflandırmasını Kontrol Etme
Maki ve garigler 'Çalı' formasyonudur; oysa soru 'Ot' formasyonu üzerinedir.
Farklı formasyonların (ağaç, çalı, ot) karakteristik türlerini birbirine karıştırmamak gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Ot Formasyonları: Bozkır, Antropojen Bozkır ve Çayır Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Bozkır ve çayır ayrımını pekiştirmek için bu bölgelerdeki hayvancılık faaliyetleri (Küçükbaş vs Büyükbaş) ile bitki örtüsü arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 146Soru

Türkiye'de ot formasyonları; iklimsel koşullar, yükselti faktörü ve beşerî müdahalelerle şekillenmiş kompleks bir yapı sunmaktadır. Aşağıda, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yer alan üç ayrı gözlem merkezine ait ekolojik veriler özetlenmiştir:

* I. Merkez: 11001300 m1100-1300\ m yükselti basamağında yer alan, içerisinde meşe ve ardıç topluluklarına ait ağaç kalıntıları (relikt) bulunan, ilkbahar yağışlarıyla yeşeren ve sığır kuyruğu gibi türlerin baskın olduğu saha.
* II. Merkez: 2000 m2000\ m üzerindeki yükseltilerde, düşük buharlaşma ve yaz yağışları sayesinde yılın büyük bölümünde yeşil kalan, gür ot topluluklarının ve çernezyom toprakların bulunduğu yüksek plato sahası.
* III. Merkez: İç kesimlerde, deniz etkisinin giremediği kapalı havzalarda, yıllık yağışın 300 mm300\ mm altında kaldığı ve doğal yapısı bozulmamış kurakçıl otların (yavşan otu) görüldüğü saha.

Bu gözlem merkezlerindeki vejetasyon karakteristikleri dikkate alındığında, ulaşılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. merkezdeki vejetasyon kuşağı, düşük sıcaklıkların ağaç yetişmesini sınırlandırdığı bir alanda gelişen klimaks evresindeki doğal bir ot formasyonudur.

Cevap

II. merkezdeki vejetasyon kuşağı, düşük sıcaklıkların ağaç yetişmesini sınırlandırdığı bir alanda gelişen klimaks evresindeki doğal bir ot formasyonudur.
II. merkezde tanımlanan özellikler (2000 m üzeri, yaz yağışları, çernezyom topraklar) tipik olarak Erzurum-Kars ve Doğu Karadeniz'in yüksek kesimlerindeki Alpin Çayırları tarif etmektedir. Bu alanlarda ağaç yetişememesinin sebebi insan müdahalesi değil, düşük sıcaklıkların (yaz sıcaklığı yetersizliği) oluşturduğu doğal fizyolojik sınırdır. Bu nedenle bu topluluklar klimaks (olgun) evrededir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezlerin vejetasyon tiplerini tanımlama
I. Merkez: Antropojen Bozkır (ağaç kalıntıları ipucudur). II. Merkez: Alpin Çayır (yükseklik, yaz yağışı ve çernezyom ipucudur). III. Merkez: Doğal Bozkır (aşırı kuraklık ipucudur).
Türlerin ve ekolojik şartların analizi, formasyonun kökenini belirlemek için gereklidir.
2
Oluşum nedenlerini karşılaştırma
I. merkezde beşerî etki, II ve III. merkezlerde iklimsel/doğal etki baskındır.
Soruda en kapsamlı yargı istendiği için formasyonların doğallık ve klimaks durumları sorgulanmalıdır.
3
Alpin çayırların ekolojik sınırını analiz etme
Yüksek dağlarda ağaç yetişme sınırını belirleyen temel faktör yaz sıcaklıklarıdır. Bu sınırın ötesi, ot formasyonunun doğal egemenlik alanıdır.
II. merkezdeki durumun 'klimaks' ve 'doğal' olduğunu doğrulamak için fiziksel coğrafya prensiplerini uygulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki ot formasyonlarının (bozkır, antropojen bozkır, çayır) ekolojik köken farkları ve yükselti sınırları.

İpuçları

1
İstasyonlardaki bitkilerin 'doğal mı' yoksa 'insan eliyle mi' orada olduğunu ayırt etmeye çalışın.
2
İçerisinde ağaç kalıntısı (meşe, ardıç) olan bozkırların 'antropojen' (beşerî kökenli) olduğunu hatırlayın.
3
Alpin çayırların yüksek dağlarda ağaç yetişme sınırının bittiği yerde başlayan doğal bir kuşak olduğunu dikkate alın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki orman üst sınırı ve bitki kuşaklarının dikey dağılımı arasındaki ilişkiyi tekrar etmeniz bu tip karmaşık soruları çözmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 147Soru

Türkiye’de batıdan doğuya doğru gidildikçe sıcaklık ortalamalarının belirgin bir şekilde azaldığı, karın yerde kalma süresinin uzadığı ve kış mevsiminin daha sert geçtiği görülmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasındaki temel neden aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortalama yükseltinin artması

Cevap

Ortalama yükseltinin artması
Türkiye'de yer şekilleri batıdan doğuya doğru gidildikçe kademeli olarak yükselir. Atmosferin yerden yansıyan ışınlarla ısınması nedeniyle yükselti arttıkça sıcaklık azalır. Bu durum kış mevsiminin doğuda daha soğuk ve karlı geçmesinin temel nedenidir.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin topografik yapısının incelenmesi
Ege Denizi'nden Doğu Anadolu'ya doğru gidildikçe arazinin genel olarak yükseldiği tespit edilir.
Türkiye'de yükselti batıdan doğuya doğru artış gösteren bir faktördür.
2
Yükselti ile sıcaklık arasındaki ilişkinin kurulması
Troposferde yükselen her 200200 metrede sıcaklık yaklaşık 1C1^\circ C azalır.
Yükselti artışı, özel konum şartları gereği sıcaklık ortalamalarını düşürür.
3
Diğer faktörlerin elenmesi
Enlem, boylam veya bitki örtüsü gibi faktörlerin batı-doğu yönlü bu sıcaklık farkını açıklayamayacağı görülür.
Belirtilen değişim tamamen göreceli (özel) konum olan yükselti ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Yükseltinin Sıcaklık Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin fiziki haritasındaki renk değişimini (yeşilden kahverengiye) düşünün.
2
Yukarı çıkıldıkça havanın soğuduğu gerçeğini göz önünde bulundurun.
3
Her 200200 metrede sıcaklığın 1C1^\circ C düştüğü kuralını hatırlayın; bu kural batıdan doğuya gidildikçe nasıl çalışır?

Daha Fazla Pratik

Aynı enlem üzerindeki şehirlerin (Örn: Çanakkale-Erzurum) sıcaklık farklarını inceleyerek matematik konum-özel konum ayrımını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 148Soru

Türkiye'de maki bitki örtüsünün tahrip edildiği, toprak tabakasının inceldiği ve kireçli yapıların yüzeye çıktığı alanlarda görülen; makiye göre daha kısa boylu, cılız ve seyrek çalı topluluklarına garig (frigana) denir. Ege ve Akdeniz kıyılarında yaygın olarak rastlanan bu formasyon ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de yalnızca Akdeniz kıyı kuşağında, Toroslar'ın güneye bakan nemli yamaçlarında gelişim gösterir.

Cevap

Türkiye'de garig (frigana) formasyonunun yalnızca Akdeniz kıyı kuşağında görüldüğü ifadesi yanlıştır; bu formasyon Ege ve Güney Marmara kıyılarında da yaygındır.
Garig (frigana) formasyonu, Akdeniz iklim kuşağının bir ürünüdür. Bu iklim tipi Türkiye'de sadece Akdeniz Bölgesi'nde değil, aynı zamanda Ege ve Güney Marmara bölümlerinde de etkili olduğu için garigler bu geniş kıyı şeridinin tamamında görülebilir. Dolayısıyla dağılışını sadece Akdeniz kıyı kuşağıyla sınırlayan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Garig formasyonunun tanımını ve oluşum şartlarını hatırla.
Garig, makilerin tahribiyle oluşan, kuraklığa dayanıklı, kısa boylu çalı topluluğudur.
Soruda verilen özelliklerin doğruluğunu teyit etmek için temel tanım gereklidir.
2
Formasyonun coğrafi dağılışını analiz et.
Akdeniz ikliminin etkili olduğu tüm kıyı kuşaklarında (Akdeniz, Ege, Güney Marmara) görülür.
Seçeneklerdeki mekânsal sınırlamaların doğruluğunu denetlemek için.
3
Tür çeşitliliğini ve fiziksel yapısını kontrol et.
Lavanta, kekik, laden gibi türlerden oluşur ve boyları genellikle 5050-6060 santimetredir.
Bitki türü eşleştirmelerinin doğruluğunu onaylamak için.

Anahtar Kavram

Garig (Frigana) Formasyonu Dağılışı ve Ekolojik Özellikleri

İpuçları

1
Akdeniz iklimine özgü bitki topluluklarının Türkiye'deki genel dağılış alanlarını (Akdeniz-Ege-Marmara) düşünün.
2
Bir bitki örtüsünün 'yalnızca' bir bölgede olduğunu söyleyen ifadeler coğrafya sorularında genellikle çeldiricidir.
3
Garig, makinin tahribiyle oluşur. Makiler Ege ve Marmara'da varsa, gariglerin de orada olması beklenmez mi?

Daha Fazla Pratik

Maki ve garig formasyonlarının yükselti sınırlarının enleme bağlı olarak bölgeler arasında nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 149Soru

Türkiye'de doğal bitki örtüsünün tahrip edildiği alanlarda, iklim şartlarına bağlı olarak farklı çalı formasyonları (maki, garig, psödomaki) gelişim göstermiştir. Bu formasyonların Türkiye'deki dağılışı ve ekolojik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maki üst sınırı; enlem ve sıcaklık ilişkisine bağlı olarak Akdeniz kıyılarında, Marmara kıyılarına göre daha düşük seviyede son bulur.

Cevap

Maki üst sınırı Akdeniz kıyılarında Marmara kıyılarına göre daha düşük seviyede son bulur ifadesi yanlıştır.
Bitki örtüsünün dikey yönde çıkabildiği üst sınır, temel olarak sıcaklık koşullarına bağlıdır. Türkiye'de enlem etkisinden dolayı Akdeniz kıyıları Marmara kıyılarına göre daha sıcak olduğu için, maki toplulukları Akdeniz'de deniz seviyesinden itibaren 800900800-900 metrelere kadar tırmanabilirken, bu sınır Marmara Bölgesi'nde 200200 metrelere kadar iner. Dolayısıyla 'Akdeniz'de üst sınırın Marmara'ya göre daha düşük olduğu' ifadesi coğrafi açıdan yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Çalı formasyonlarının oluşum süreçlerinin değerlendirilmesi.
Maki (kızılçam tahribi), Garig (maki tahribi) ve Psödomaki (nemli orman tahribi) süreçleri doğrulanır.
Çalı formasyonları genellikle primer örtünün antropojenik tahribi sonucu ortaya çıkar.
2
Enlem ve bitki üst sınırı arasındaki ilişkinin analiz edilmesi.
Güneyden kuzeye gidildikçe sıcaklık azaldığı için bitki yetişme üst sınırının alçaldığı belirlenir.
Matematik konum (enlem) faktörü, sıcaklık ortalamalarını ve dolayısıyla bitkilerin çıkabildiği maksimum yükseltiyi doğrudan etkiler.
3
Bölgesel maki üst sınırlarının karşılaştırılması.
Akdeniz'de sınır 800900800-900 m, Ege'de 500600500-600 m, Marmara'da ise 200200 m civarıdır.
Akdeniz kıyılarının Marmara'dan daha sıcak olması, maki formasyonunun daha yükseklerde bile yaşamasına olanak tanır.

Anahtar Kavram

Bitki Örtüsü Üst Sınırı ve Enlem İlişkisi
Soru 150Soru

Türkiye’yi etkileyen basınç merkezleri, oluşum kaynaklarına göre 'termik' ve 'dinamik' olmak üzere iki ana grupta incelenir. Bu bilgiler doğrultusunda, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde ülkemizde etkili olan dinamik kökenli basınç merkezleri bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzlanda – Asor

Cevap

Türkiye'yi etkileyen dinamik kökenli basınç merkezleri İzlanda Alçak Basıncı ve Asor Yüksek Basıncı'dır.
Doğru cevap olan seçenekteki İzlanda ve Asor basınç merkezleri, sırasıyla 6060^\circ ve 3030^\circ enlemlerindeki hava hareketlerine (Dünya'nın günlük hareketi) bağlı olarak oluşurlar ve bu nedenle 'dinamik' olarak sınıflandırılırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Basınç merkezlerinin oluşum kökenlerini belirleme.
Dünya'nın günlük hareketine bağlı oluşanlar 'dinamik', sıcaklık değişimlerine bağlı oluşanlar ise 'termik' olarak adlandırılır.
Soruda dinamik kökenli olanların tespiti istenmektedir.
2
Türkiye'deki merkezleri sınıflandırma.
İzlanda (60° enlemi) ve Asor (30° enlemi) dinamik; Sibirya (soğuma) ve Basra (ısınma) termik kökenlidir.
Enlem etkisine bağlı hava hareketleri dinamik kökenin temelidir.
3
Seçenekleri karşılaştırma.
İzlanda ve Asor her ikisi de dinamik grubundadır.
Doğru eşleştirmenin yapıldığı seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Basınç Merkezlerinin Oluşum Kökenleri

İpuçları

1
Dinamik basınç merkezleri, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşüyle ilgilidir.
2
Türkiye'yi kuzeybatıdan etkileyen İzlanda ile güneybatıdan etkileyen Asor aynı kökene sahiptir.

Daha Fazla Pratik

Termik kökenli merkezlerin (Sibirya ve Basra) hangi mevsimlerde Türkiye'yi daha fazla etkilediğini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 151Soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye'de yer alan iki farklı merkezin yağış miktarlarının mevsimlere göre dağılım oranları (%) verilmiştir:

MerkezKış (%)İlkbahar (%)Yaz (%)Sonbahar (%)
I. Merkez5219623
II. Merkez12284218

Tablodaki veriler ve Türkiye'nin iklim özellikleri dikkate alındığında, bu merkezler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. merkezde yaz yağışlarına bağlı olarak gür ot toplulukları (alpin çayırlar) ve çernozyom topraklar görülürken; I. merkezde kış ılıklığına bağlı maki bitki örtüsü yaygındır.

Cevap

II. merkezde yaz yağışlarına bağlı olarak alpin çayırlar ve çernozyom topraklar görülürken; I. merkezde kış ılıklığına bağlı maki bitki örtüsü yaygındır.
Verilen tablodaki yağış dağılım oranları incelendiğinde; yağışın yarısından fazlasını kışın alan merkez Akdeniz iklim bölgesinde (örneğin Antalya, Mersin), yağışın en büyük kısmını yazın alan merkez ise Sert Karasal iklim bölgesinde (Erzurum, Kars, Ardahan) yer almaktadır. Sert Karasal iklimde yaz yağışları çernozyom toprakları ve alpin çayırları beslerken, Akdeniz ikliminde kış ılıklığı maki gibi her dem yeşil kalan bitkilerin varlığını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
I. Merkezin yağış rejimini analiz etme
I. merkezde yağışın %52'si kışın düşmektedir. Bu durum, Türkiye'de kış yağışı hakimiyetinin en belirgin olduğu Akdeniz iklimine işaret eder.
Yağış rejimleri iklim tiplerini ayırt etmede en temel kriterdir.
2
II. Merkezin yağış rejimini analiz etme
II. merkezde yağışın %42'si yazın düşmektedir. Türkiye'de yaz yağışlarının en yüksek oranda olduğu bölge Kuzeydoğu Anadolu (Erzurum-Kars) Sert Karasal iklim bölgesidir.
Yükseltiye bağlı konveksiyonel yaz yağışları bu iklimin karakteristiğidir.
3
Bitki örtüsü ve toprak özelliklerini eşleştirme
Sert Karasal iklimde yaz yağışlarıyla yeşeren gür otlara 'alpin çayır', bu bölgedeki verimli topraklara 'çernozyom' denir. Akdeniz ikliminde ise karakteristik bitki örtüsü 'maki'dir.
İklim, bitki örtüsü ve toprak tipi arasında doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisi vardır.

Anahtar Kavram

Yağış Rejimi ve İklim Tipleri İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'de yağışın mevsimsel dağılımında 'e' kuralını hatırlayın: İç Anadolu (İlkbahar), Erzurum-Kars (Yaz), Karadeniz (Sonbahar), Akdeniz (Kış).

Daha Fazla Pratik

Bu iklim tiplerinin hakim olduğu illerin (örneğin Antalya ve Erzurum) Ocak ayı sıcaklık ortalamalarını kıyaslayarak matematik ve özel konum etkisini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 152Soru

Türkiye'de çalı formasyonları (maki, garig, psödomaki), iklimsel özellikler ve beşerî müdahaleler arasındaki etkileşimin bir ürünü olarak farklı coğrafi alanlarda çeşitlilik göstermektedir. Bu formasyonların ekolojik özellikleri ve dağılış alanları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akdeniz iklim bölgesinde maki örtüsünün tahrip edildiği alanlarda ortaya çıkan garigler düşük sıcaklıklara karşı hassas ve kurakçıl iken; Karadeniz kıyı kuşağında ormanların tahribiyle gelişen psödomakiler, bünyesinde kışın yaprak döken türleri de barındıran daha nemcil bir karakter sergiler.

Cevap

Akdeniz'deki gariglerin kurakçıl karakteri ile Karadeniz'deki psödomakilerin nemcil ve kışın yaprak döken karakterini vurgulayan ifade doğrudur.
Doğru ifade, Türkiye'deki iki önemli çalı formasyonunun ekolojik karakterini tam olarak yansıtmaktadır. Akdeniz'deki garigler, maki örtüsünün aşırı tahribiyle (özellikle keçi otlatma ve yangınlar) oluşan, kuraklığa dayanıklı kısa boylu çalılardır. Karadeniz'deki psödomakiler (yalancı makiler) ise ormanların tahrip edildiği nemli yerlerde gelişen, bünyesinde Karadeniz'in doğal florasına uygun olarak kışın yaprak döken fındık, muşmula ve kızılcık gibi türleri de barındıran nemcil topluluklardır.

Adım Adım Çözüm

1
Garig ve Psödomaki formasyonlarının oluşum süreçlerini analiz etme
Garigler maki tahribiyle (Akdeniz), psödomakiler orman tahribiyle (nemli bölgeler) oluşur.
Her iki formasyonun da sekonder (ikincil) yani beşerî tahrip sonucu oluştuğunu teyit etmek gerekir.
2
Ekolojik uyum mekanizmalarını değerlendirme
Garigler Akdeniz'in yaz kuraklığına uyumlu kserofitlerdir; psödomakiler ise Karadeniz'in her mevsim yağışlı/nemli şartlarına uyumlu mezofitlerdir.
Bölgelerin iklim özelliklerinin bitki morfolojisine yansımasını belirlemek için gereklidir.
3
Tür çeşitliliği ve fiziksel yapıyı kıyaslama
Psödomakiler fındık, kızılcık gibi kışın yaprak döken türleri içerirken; garigler lavanta, kekik gibi daha kısa boylu türlerden oluşur.
Formasyonlar arasındaki tür bazlı farkları ayırt etmek doğruluğu kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki çalı formasyonlarının (Maki, Garig, Psödomaki) bölgesel ekolojik farklılıkları ve oluşum şartları.

İpuçları

1
Maki, garig ve psödomaki arasındaki en temel fark, yetiştikleri bölgelerin nem ve yağış şartlarıdır.
2
Psödomakilerin 'yalancı maki' olarak adlandırılma sebebi, içinde maki gibi her mevsim yeşil kalan türlerin yanında kışın yaprak döken ağaççıkların da bulunmasıdır.
3
Enlem etkisi bitki kuşaklarının üst sınırını belirleyen temel faktördür; ekvatordan kutuplara gidildikçe sıcaklık düştüğü için sınır alçalır.

Daha Fazla Pratik

Maki türlerinin (zeytin, zakkum, defne vb.) yaprak yapılarının (sklerofil) yaz kuraklığına karşı ne tür bir adaptasyon geliştirdiğini incelemek faydalı olabilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 153Soru

Türkiye'de yer şekilleri ve yükselti değerlerinin kısa mesafelerde belirgin değişimler göstermesi, farklı iklim tiplerinin ve özelliklerinin bir arada görülmesine zemin hazırlamıştır. Bu iklim tiplerinden birinde; kış mevsimi oldukça uzun ve sert geçer, karın yerde kalma süresi Türkiye ortalamasının çok üzerindedir. Ayrıca yıllık sıcaklık farkları 30C30^\circ\text{C}'yi aşarken, en fazla yağış konveksiyonel (yükselim) kökenli olarak yaz başlangıcında düşer.

Buna göre, özellikleri belirtilen bu iklim tipinin aşağıdaki alanların hangisinde en belirgin şekilde etkili olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum-Kars Platosu

Cevap

Özellikleri verilen sert karasal iklim tipi Türkiye'de en belirgin olarak Erzurum-Kars Platosu'nda görülmektedir.
Metinde bahsedilen yüksek sıcaklık farkı, uzun ve karın yerde kaldığı sert kışlar ile en fazla yağışın yaz başında düşmesi özellikleri, Türkiye'de sadece Kuzeydoğu Anadolu'da (Erzurum, Kars, Ardahan) görülen sert karasal iklimin temel göstergeleridir. Bu bölgede yaz yağışları, gür alpin çayırların oluşmasını ve dolayısıyla büyükbaş hayvancılığın gelişmesini de sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İklim özelliklerini analiz et
Sert kışlar, yüksek sıcaklık farkı (>30C> 30^\circ\text{C}) ve yaz başı yağışları tespit edildi.
Soruda verilen ipuçları (yaz yağışı ve aşırı soğuk kışlar) Türkiye'deki 'Sert Karasal İklim' tipine işaret eder.
2
İklim tipini coğrafi konumla eşleştir
Sert karasal iklimin Türkiye'deki ana yayılış alanı Kuzeydoğu Anadolu'dur.
Yükseltinin en fazla olduğu Erzurum, Kars ve Ardahan platoları bu ekstrem termik ve hidrolojik özelliklerin görüldüğü tek bölgedir.
3
Seçenekleri değerlendir
Erzurum-Kars Platosu seçeneği özelliklerle tam örtüşmektedir.
Diğer seçeneklerdeki alanlar (Ergene, Tuz Gölü vb.) ılıman karasal veya geçiş iklimi özelliklerine sahiptir ve yağış rejimleri farklıdır.

Anahtar Kavram

Sert Karasal İklimin Ayırt Edici Özellikleri (Yaz Yağışı ve Sıcaklık Farkı)

İpuçları

1
Türkiye'de yıllık sıcaklık farkının en yüksek olduğu bölgeyi düşünün.
2
Normal karasal iklimde (step) en fazla yağış ilkbaharda düşerken, bu özel iklim tipinde yağışlar yaza kaymaktadır.
3
Yaz yağışları sayesinde 'Alpin Çayırlar'ın yetiştiği ve büyükbaş meralarının bulunduğu Kuzeydoğu Anadolu platolarına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Sert karasal iklimin doğal bitki örtüsü olan alpin çayırlar ile büyükbaş hayvancılık arasındaki ekonomik ilişkiyi gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 154Soru

Türkiye'de özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ergene Havzası gibi yerlerde, geçmişte ormanlarla kaplı olan alanların insanlar tarafından tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıkan; üzerlik, geven ve sığır kuyruğu gibi türlerden oluşan bitki topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antropojen Bozkır

Cevap

İnsan tahribatı sonucu oluşan ot topluluklarına Antropojen Bozkır denir.
Türkiye'de orman örtüsünün beşeri faaliyetler (tarla açma, yakacak temini, otlatma) sonucunda ortadan kalktığı yerlerde, bu alanların yerini alan bozkırlara 'antropojen bozkır' denir. İç Anadolu'daki bazı 'orman artığı' ağaç toplulukları bu alanların geçmişte orman olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgesel özelliklerin ve bitki türlerinin analizi
İç Anadolu ve Ergene Havzası gibi bölgelerde üzerlik ve geven gibi türlerin varlığı tespit edilir.
Soru kökündeki bitki türleri (üzerlik, geven) bozkır formasyonuna aittir.
2
Oluşum nedeninin belirlenmesi
Bu bitki topluluklarının ormanların insanlar tarafından yok edilmesiyle oluştuğu saptanır.
Soruda 'insanlar tarafından tahrip edilmesi' ifadesi oluşum sürecini vurgulamaktadır.
3
Kavramsal eşleştirme
İnsan eliyle oluşturulan bozkırların 'Antropojen Bozkır' olarak adlandırıldığı sonucuna varılır.
Antropojen terimi 'insan kaynaklı' anlamına gelir ve coğrafyada beşeri tahribatla oluşan bozkırları ifade eder.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Antropojen Bozkırların Dağılımı ve Oluşumu
Tahmini Süre:45s
Soru 155Soru

Türkiye'de yerel rüzgârların karakteri, sadece estikleri yönle değil, aynı zamanda aştıkları yer şekilleri ve katettikleri yüzeylerin özellikleriyle de belirlenir. Özellikle bir dağ yamacı boyunca alçalan hava kütlesinin her 100100 metrede sıcaklığını yaklaşık 1C1^\circ C artırmasıyla oluşan fön (föhn) rüzgârları, ulaştıkları bölgelerde belirgin meteorolojik değişimlere neden olur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de rüzgârların fön karakteri kazanmasıyla doğrudan ilişkilendirilebilecek bir durumdur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lodos rüzgârının kış mevsiminde Toros Dağları'nı aşarak İç Anadolu'nun güney kesimlerinde hava sıcaklığını aniden artırması ve kar örtüsünün hızlı erimesine neden olması

Cevap

Lodos rüzgârının kış mevsiminde Toros Dağları'nı aşarak İç Anadolu'nun güney kesimlerinde hava sıcaklığını aniden artırması ve kar örtüsünün hızlı erimesine neden olması
Lodos rüzgârı, kış mevsiminde Türkiye'nin güneyinden (Akdeniz üzerinden) gelerek Toros Dağları'na çarpar. Dağın denize bakan güney yamaçlarında yükselerek yağış bırakan bu hava kütlesi, zirveyi aşıp İç Anadolu'ya bakan kuzey yamaçlarda alçalmaya başlar. Alçalan hava kütlesi her 100100 metrede 1C1^\circ C ısındığı için İç Anadolu'nun güneyinde sıcaklığı mevsim normallerinin çok üzerine çıkarır. Bu ani ısınma, bölgedeki kar örtüsünün hızla erimesine ve zaman zaman su baskınlarına neden olur; bu durum fön mekanizmasının en net örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Fön rüzgârının oluşum mekanizmasını tanımlama
Bir hava kütlesinin dağ yamacını aşarak diğer tarafta alçalması ve her 100100 metrede 1C1^\circ C ısınması.
Soruda istenen 'fön karakteri' kavramının temel çalışma prensibini belirlemek gerekir.
2
Lodos'un Türkiye üzerindeki hareketini analiz etme
Güneybatıdan gelen Lodos, Akdeniz üzerinden nem alarak Toros Dağları'na çarpar.
Hangi rüzgârın hangi dağ sırasını aşarak fön oluşturabileceğini tespit etmek için yer şekilleri ve rüzgâr yönü ilişkisi kurulmalıdır.
3
Dağ aşımı sonrası termodinamik değişimleri değerlendirme
Lodos, Toroslar'ın güney yamacında yağış bırakır, kuzey yamacında (İç Anadolu tarafı) ise kuru ve sıcak bir şekilde alçalır.
Alçalan hava kütlesinin sürtünmeyle ısınması fön etkisinin ana sonucudur.
4
Bölgesel meteorolojik etkileri sonuçlandırma
Kışın İç Anadolu'da görülen ani sıcaklık artışı ve kar erimeleri, bu fön etkisinin doğrudan bir sonucudur.
Lodos'un kışın İç Anadolu'daki spesifik etkisi olan kar erimeleri, mekanizmanın en tipik örneğidir.

Anahtar Kavram

Fön (Föhn) Rüzgârı Mekanizması ve Bölgesel Etkileri

İpuçları

1
Fön etkisi oluşabilmesi için rüzgârın bir dağı aşıp diğer tarafta aşağı doğru inmesi gerekir.
2
Lodos'un Toros Dağları'nı aşıp İç Anadolu'ya geçtiği senaryoyu düşünün.
3
Kışın havanın aniden ısınması ve karların erimesi, sürtünmeyle ısınan bir rüzgârın (fön) en tipik sonucudur.

Daha Fazla Pratik

Doğu Karadeniz'de kışın görülen mikroklima alanları ve Rize'de turunçgil yetişmesi ile fön rüzgârları arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 156Soru

Türkiye'de bir merkezin gerçek sıcaklığı ile deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı arasındaki fark, o merkezin yükseltisi hakkında doğrudan bilgi vermektedir. Gerçek sıcaklığı 14C14^\circ\text{C} olan bir kentin, deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklığı 22C22^\circ\text{C} olarak saptanmıştır. Sıcaklığın her 200200 metrede 1C1^\circ\text{C} değiştiği varsayıldığında, bu kentin deniz seviyesinden yüksekliği kaç metredir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 16001600

Cevap

Söz konusu kentin deniz seviyesinden yüksekliği 16001600 metredir.
İndirgenmiş sıcaklık, bir yerin deniz seviyesinde (00 metre) olduğu varsayılarak hesaplanan sıcaklıktır. Kentin gerçek sıcaklığı ile indirgenmiş sıcaklığı arasındaki 8C8^\circ\text{C}'lik fark tamamen yükseltiden kaynaklanmaktadır. Her 200200 metrede sıcaklığın 1C1^\circ\text{C} değiştiği kuralına dayanarak, 8×2008 \times 200 işlemiyle kentin yükseltisinin 16001600 metre olduğu sonucuna ulaşılır.

Adım Adım Çözüm

1
Sıcaklık farkını hesaplamak
22C14C=8C22^\circ\text{C} - 14^\circ\text{C} = 8^\circ\text{C}
Merkezin indirgenmiş sıcaklığı ile gerçek sıcaklığı arasındaki fark, yükseltiden kaynaklanan sıcaklık kaybını gösterir.
2
Yükseltiyi bulmak için farkı oranla çarpmak
8×200=16008 \times 200 = 1600 metre
Atmosferin alt katmanlarında yükseldikçe sıcaklık her 200200 metrede 1C1^\circ\text{C} azalır. Bu nedenle sıcaklık farkı ile 200200 değerini çarparak toplam yükseltiyi buluruz.

Anahtar Kavram

Gerçek ve İndirgenmiş Sıcaklık İlişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 157Soru

Türkiye'nin coğrafi konumu gereği kuzeyden esen rüzgarlar sıcaklığı düşürürken, güneyden esen rüzgarlar sıcaklığı artırmaktadır. Buna göre, Türkiye'ye tam kuzeyden esen ve kış mevsiminde soğuk hava taşıyarak sıcaklığın belirgin şekilde azalmasına neden olan yerel rüzgar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız

Cevap

Yıldız rüzgarı, Türkiye'ye tam kuzeyden esen ve sıcaklığı düşüren yerel rüzgardır.
Türkiye'de etkili olan yerel rüzgarların yönlerini belirlemek için kullanılan 'KAYIP SAKAL' (Karayel, Yıldız, Poyraz / Samyeli, Kıble, Lodos) kodlamasına göre, tam kuzeyden esen rüzgar Yıldız'dır. Bu rüzgar, Türkiye'nin kuzeyinde yer alan soğuk hava kütlelerini doğrudan ülkemize taşıdığı için sıcaklığı düşürür.

Adım Adım Çözüm

1
Esme yönünü belirleme
Soruda istenen rüzgar 'tam kuzeyden' esmektedir.
Türkiye'deki yerel rüzgarların yönlerini ayırt etmek için rüzgar gülü veya kodlamalar kullanılır.
2
'Kayıp Sakal' kodlamasını uygulama
Kuzeyden esen rüzgarlar: Karayel (Kuzeybatı), Yıldız (Kuzey), Poyraz (Kuzeydoğu).
Kuzey ve güney sektörlü rüzgarları akılda tutmak için en yaygın kullanılan yöntemdir.
3
Tam kuzey yönüyle eşleştirme
Tam kuzey (0°) yönüne karşılık gelen rüzgar Yıldız'dır.
Tanım gereği Yıldız rüzgarı doğrudan kuzey kutup yönünden esen rüzgarı ifade eder.

Anahtar Kavram

Türkiye'de etkili olan yerel rüzgarlar ve yönleri (Kayıp Sakal Kodlaması)

İpuçları

1
Türkiye'deki rüzgarları yönlerine göre hatırlamak için 'KAYIP SAKAL' kodlamasını kullanabilirsiniz.
2
Kodlamadaki 'K-Y-P' rüzgarları kuzeyden eser; bunların ortasındaki harf (Y) tam kuzeyi temsil eder.

Daha Fazla Pratik

Güneyden esen ve sıcaklığı artıran rüzgarların (Samyeli, Kıble, Lodos) tam yönlerini ve etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 158Soru

Türkiye’de yer şekillerinin uzanış doğrultusu, iklim elemanlarının coğrafi dağılışını ve denizel etkilerin yayılma alanını belirleyen temel göreceli konum faktörlerinden biridir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de dağların uzanış doğrultusunun iklim üzerindeki etkilerine örnek olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toros Dağları'nın güney yamaçlarında tarım ürünlerinin kuzey yamaçlara göre daha erken olgunlaşması

Cevap

Tarım ürünlerinin güney yamaçlarda daha erken olgunlaşması 'Bakı' etkisiyle açıklandığı için dağların uzanış doğrultusunun bir sonucu değildir.
Tarım ürünlerinin güney yamaçlarda daha erken olgunlaşması, bu yamaçların güneş ışınlarını daha dik alması ve daha fazla ısı enerjisi depolamasıyla ilgilidir. Bu duruma 'Bakı' etkisi denir. Bakı, Türkiye'nin Kuzey Yarım Küre'de (mutlak konum) yer almasının bir sonucudur ve dağların genel uzanış doğrultusu (doğu-batı veya kuzey-güney) ne olursa olsun güney yamaçlarda bu avantaj gözlenir. Diğer seçenekler ise dağların denize paralel veya dik uzanmasının nemli hava kütlelerinin hareketini nasıl engellediğini veya kolaylaştırdığını (uzanış doğrultusu etkisi) anlatmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Ayrımı
Dağların 'uzanış doğrultusu' ile 'bakı' faktörleri arasındaki fark analiz edilir.
Uzanış doğrultusu nem ve hava kütlelerinin hareketini (göreceli konum), bakı ise güneşlenme ve sıcaklığı (mutlak konum yansıması) etkiler.
2
Seçenek Değerlendirmesi
Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Marmara ile ilgili verilen örneklerin nemlilik, yağış ve denizellik yayılımı (uzanış yönü) ile ilgili olduğu tespit edilir.
Topografyanın iklim üzerindeki farklı mekanizmalarını ayırt etmek için.
3
Sonuç Tespiti
Güney yamaçlardaki sıcaklık avantajının (erken olgunlaşma), Türkiye'nin Kuzey Yarım Küre'deki konumu gereği güney yamaçların Güneş'e dönük olmasıyla (bakı) ilgili olduğu saptanır.
Dağların hangi yönde uzandığı fark etmeksizin güney yamacın her zaman bakı avantajına sahip olması gerçeğinden hareketle doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Dağların Uzanış Doğrultusu ve Bakı Etkisi Ayrımı
Soru 159Soru

Türkiye'de bitki örtüsünün beşerî faaliyetler sonucu tahrip edilmesiyle çeşitli çalı toplulukları gelişim göstermiştir. Karadeniz kıyı kuşağındaki nemli ormanların tahribiyle oluşan "psödömaki" (yalancı maki) toplulukları, Akdeniz iklim kuşağındaki maki topluluklarından farklı olarak bünyesinde kışın yaprağını döken türleri de barındırmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Karadeniz kıyı kuşağında görülen psödömaki topluluğu içerisinde yer alan ve kışın yaprağını döken türlere örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fındık

Cevap

Karadeniz kıyı kuşağında nemli ormanların tahribiyle oluşan ve kışın yaprağını döken psödömaki türü fındıktır.
Fındık, Karadeniz ikliminin nemli şartlarında geniş yapraklı ormanların tahrip edildiği alanlarda yetişen, kışın yaprağını döken ve psödömaki (yalancı maki) formasyonuna ait karakteristik bir türdür.

Adım Adım Çözüm

1
Formasyonun belirlenmesi
Soruda tanımlanan bitki topluluğu, Karadeniz iklimine özgü 'psödömaki' (yalancı maki) topluluğudur.
Karadeniz kıyı kuşağındaki orman tahribi bu formasyonu oluşturur.
2
Tür analizi yapılması
Seçeneklerdeki sandal, zakkum, kermes meşesi ve zeytin türleri her mevsim yeşil kalan makilerdir; fındık ise kışın yaprağını döken bir psödömakidir.
Psödömakileri makilerden ayıran temel fark, nemli bölge şartlarına uyum sağlamaları ve kışın yaprak döken türleri içermeleridir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Çalı Formasyonları ve Tür Ayrımı
Tahmini Süre:55s
Soru 160Soru

Türkiye'de özellikle ilkbahar mevsiminde İç Anadolu Bölgesi'nde görülen, gün içinde ısınan hava kütlesinin yükselerek soğuması sonucunda oluşan ve halk arasında 'Kırkikindi' olarak adlandırılan yağış türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konveksiyonel (Yükselim) Yağışlar

Cevap

İç Anadolu Bölgesi'nde ısınan havanın yükselmesiyle oluşan Kırkikindi yağışları, konveksiyonel (yükselim) kökenlidir.
Konveksiyonel (yükselim) yağışlar, yerin ısınmasıyla birlikte temas eden havanın da ısınarak dikey yönde yükselmesi ve soğuyarak içindeki nemi bırakmasıyla oluşur. İç Anadolu Bölgesi'nde özellikle ilkbahar aylarında karaların erken ısınması bu durumu tetikler ve 'Kırkikindi' olarak bilinen yağışlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen bölge ve zaman özelliklerini analiz et.
İç Anadolu Bölgesi, ilkbahar mevsimi ve 'Kırkikindi' ifadesi belirlendi.
Yağışın hangi mekanizma ile oluştuğunu anlamak için yerel ve dönemsel ipuçları kullanılır.
2
Havanın ısınarak yükselmesi prensibini hatırla.
Isınan hava genleşir, hafifler ve dikey yönde yükselir. Yükselen hava soğuduğunda bağıl nemi %100'e ulaşır (doyma noktası) ve yağış bırakır.
İç kesimlerdeki karasallığa bağlı hızlı ısınmanın sonucunu tespit etmek gerekir.
3
Oluşum türünü isimlendir.
Dikey hava hareketine bağlı bu oluşuma 'Konveksiyonel' veya 'Yükselim' yağışları denir.
Bilimsel terminolojideki karşılığı belirlemek cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Havanın ısınarak yükselmesi sonucu oluşan konveksiyonel yağışlar, Türkiye'de karasal iklim bölgelerinde ilkbahar aylarında belirgindir.
ÖncekiSayfa 8 / 38Sonraki
Türkiye'nin İklimi ve Bitki Örtüsü — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 8 | Examkin