Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 361Soru

Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) buzullaşmalarının Türkiye yer şekilleri üzerindeki etkisi incelendiğinde; buzul dillerinin indiği alt sınırın ve kalıcı kar başlangıç yükseltisinin bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği görülür. Bu farklılıkta matematik konum (enlem) ile özel konum (yükselti, nemlilik, bakı) özellikleri temel belirleyicidir.

Buna göre, aşağıda verilen dağlık kütleler veya yamaçlar arasındaki buzullaşma sınırı farklarından hangisinin temel nedeni diğerlerinden farklı bir konum özelliği ile açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaçkar Dağları'nın kuzey yamacı ile güney yamacı arasındaki buzul sınırı farkı

Cevap

Kaçkar Dağları'nın kuzey ve güney yamaçları arasındaki buzullaşma sınırı farkı, enlemden ziyade bakı ve nemlilik gibi özel konum şartlarıyla açıklanır.
Kaçkar Dağları'nın kuzey ve güney yamaçları arasındaki farkın nedeni, aynı kütle üzerinde olmalarından dolayı enlem olamaz. Kuzey yamacın denize dönük (nemli) olması ve güneş ışınlarını alma açısının (bakı) farklı olması, buzulların kuzey yamaçta daha düşük yükseltilere (700700-900900 m) kadar inmesine neden olmuştur. Bu durum özel konumla ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki dağ çiftlerinin coğrafi konumlarını analiz et.
Uludağ, Kaçkar, Köroğlu ve Mescit dağları Türkiye'nin kuzeyinde; Aladağlar, Geyik, Bolkar ve Cilo dağları ise güneyinde yer alır.
Kuzey-güney yönlü kıyaslamalar enlem etkisini (matematik konum) test eder.
2
Farklılıkların nedenini sınıflandır.
Kuzey ve güney dağları arasındaki farkların nedeni enlemdir. Ancak bir dağın (Kaçkar) kendi yamaçları arasındaki fark bakı ile ilgilidir.
Aynı enlem üzerindeki farklılıklar özel konum şartlarıyla açıklanmalıdır.
3
Diğerlerinden ayrılan seçeneği belirle.
Kaçkar Dağları'nın kuzey yamacı denize dönük ve nemliyken, güney yamacı karasaldır. Bu durum buzul dillerinin kuzeyde daha aşağılara inmesine neden olur.
Bu durum, enlem (matematik konum) değil, bakı ve nemlilik (özel konum) etkisidir.

Anahtar Kavram

Buzullaşma sınırının değişiminde Matematik Konum (Enlem) ve Özel Konum (Bakı, Nemlilik) ayrımı.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de kalıcı kar sınırının enlem, yükselti ve karasallık etkisine bağlı olarak bölgelere göre değişimini bir harita üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 362Soru

Türkiye'de yer alan platolar oluşum özelliklerine ve üzerinde yürütülen ekonomik faaliyetlere göre farklılık gösterir. Yükseltisi oldukça fazla olan, lav örtüsüyle kaplı arazilerde yaz yağışlarına bağlı olarak gür çayırların yetiştiği ve buna bağlı olarak büyükbaş mera hayvancılığının temel geçim kaynağı olduğu plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum-Kars Platosu

Cevap

Erzurum-Kars Platosu
Erzurum-Kars Platosu, Türkiye'nin en yüksek platolarından biri olup volkanizma sonucu oluşan lavların çukurları doldurmasıyla meydana gelmiştir. Bu bölgede görülen sert karasal iklim nedeniyle yağışlar en fazla yaz mevsiminde düşer. Yaz yağışları sayesinde kurumayan gür çayırlar (alpin çayırlar), büyükbaş mera hayvancılığı için ideal koşulları sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum türünü belirleme
Lav (volkanik) oluşumlu platolar Türkiye'nin kuzeydoğusunda yoğunlaşmıştır.
Soruda belirtilen 'lav örtüsü' ifadesi bizi doğrudan volkanik platolara yönlendirir.
2
İklim ve bitki örtüsü ilişkisini kurma
Yüksek rakım + Yaz yağışları = Gür Çayırlar.
Sert karasal iklimin görüldüğü Erzurum-Kars çevresi, yaz yağışlarıyla yeşeren çayırların merkezidir.
3
Ekonomik faaliyetle eşleştirme
Gür çayırlar büyükbaş hayvancılık için en uygun ortamı sağlar.
Bozkır alanlarında küçükbaş, çayır alanlarında ise büyükbaş hayvancılık ekonomik olarak tercih edilir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Lav (Volkanik) Platolarının Özellikleri

Alternatif Yöntem

Yükselti ve sıcaklık ilişkisini kullanarak da çözülebilir. Türkiye'de yükseltisi en fazla olan bölge Doğu Anadolu olduğu için, en yüksek plato olan Erzurum-Kars doğrudan elenebilir/seçilebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 363Öğrencilerin %0'i bunu doğru yanıtladıSoru

Türkiye'de platoların oluşumu; volkanizma, karstlaşma, aşınım (peneplen) ve tabaka düzlüğü gibi farklı jeolojik süreçlere dayanmaktadır. Bu oluşum süreçleri, platoların hem litolojik (taş yapısı) özelliklerini hem de üzerindeki ekonomik faaliyetleri doğrudan etkilemektedir. Buna göre; aşağıda verilen plato ve oluşum süreci eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teke Platosu - Karstik süreçler

Cevap

Teke Platosu - Karstik süreçler eşleştirmesi doğrudur.
Teke Platosu, Akdeniz Bölgesi'nde yer alan ve litojik yapısında kalker (kireç taşı) gibi çözünebilen kayaçların yoğun olduğu bir alandır. Bu durum, platonun karstik aşınım ve birikim süreçleriyle şekillenmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum türlerini sınıflandırın.
Türkiye'deki platolar; karstik (Teke, Taşeli), lav örtülü (Erzurum-Kars, Ardahan), aşınım (Çatalca-Kocaeli) ve tabaka düzlüğü (Haymana, Cihanbeyli vb.) olarak dörde ayrılır.
Seçenekleri analiz etmek için temel bir sınıflandırma gereklidir.
2
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri bu sınıflandırmaya göre kontrol edin.
Teke platosunun karstik, Haymana'nın tabaka düzlüğü, Çatalca-Kocaeli'nin aşınım, Erzurum-Kars'ın lav ve Şanlıurfa'nın tabaka düzlüğü olduğu görülür.
Hatalı eşleştirmeleri eleyerek doğru bilgiye ulaşmak amaçlanır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların oluşum kökenleri ve litolojik özellikleri.
Tahmini Süre:50s
Soru 364Soru

Akarsular, yatak eğiminin ve akış hızının yüksek olduğu yerlerde enerjilerinin büyük kısmını yatağı kazmaya (derine aşındırma) harcarken; eğimin azaldığı ve hızın düştüğü yerlerde yana aşındırma ve biriktirme faaliyetlerine yönelirler.

Buna göre, yatak eğimi azalan bir akarsu kesiminde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yatakta derine doğru aşındırmanın şiddetlenmesi

Cevap

Yatakta derine doğru aşındırmanın şiddetlenmesi
Akarsularda derine aşındırma faaliyeti, akarsuyun potansiyel enerjisinin ve akış hızının en yüksek olduğu, yatak eğiminin dik olduğu alanlarda görülür. Yatak eğimi azaldığında akarsu yatağını kazma gücünü kaybeder; bu durum derine aşındırmanın durmasına veya minimuma inmesine yol açar. Bu kesimlerde akarsu daha çok yana aşındırma ve biriktirme yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Eğim ve enerji ilişkisini analiz etme
Yatak eğimi azaldığında akarsuyun akış hızı ve kinetik enerjisi azalır.
Yer çekimi etkisiyle akan suyun hızı doğrudan yatak eğimine bağlıdır.
2
Aşındırma türlerini karşılaştırma
Enerji azaldığında dikey (derine) aşındırma yerini yatay (yana) aşındırmaya bırakır.
Akarsu yatağı kazacak güçte olmadığında çarptığı kenarları aşındırmaya başlar.
3
Sonuçları değerlendirme
Derine aşındırmanın artması için eğimin artması gerekir, azalması değil.
Derine aşındırma akarsuyun gençlik evresine ve dik yamaçlara özgü bir özelliktir.

Anahtar Kavram

Akarsu Profili ve Aşınım-Birikim İlişkisi

İpuçları

1
Akarsuyun derine aşındırma yapabilmesi için yüksek bir enerjiye (hıza) ihtiyacı olduğunu hatırla.
2
Türkiye'nin batısındaki (Ege) akarsular ile doğusundaki akarsuların yatak eğimlerini ve akış hızlarını kıyasla.
3
Eğim azaldığında akarsu düzlükte 'salınım' (menderes) yapar. Bu durumda su aşağıyı mı kazmaya çalışır yoksa yanlara mı çarpar?

Daha Fazla Pratik

Akarsu biriktirme şekillerinden olan 'Delta Ovaları'nın oluşum şartlarını inceleyerek konuyu pekiştirebilirsin.
Tahmini Süre:50s
Soru 365Soru

Türkiye'de sıradağların kıyı çizgisine paralel uzandığı bölgelerde kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım, dağ sıraları üzerindeki doğal geçitler ve tüneller aracılığıyla sağlanır. Doğu Karadeniz Bölümü'nde dağların kıyıya paralel iki sıra halinde uzanması, kıyıdan en iç kesimlerdeki merkezlere ulaşımda 'kademeli' bir geçit sisteminin kullanılmasını zorunlu hale getirmiştir.

Buna göre, Rize limanından yük alan bir tırın en kısa güzergâhı takip ederek Erzurum şehrine ulaşması için sırasıyla hangi dağ sıralarını ve bu dağlar üzerindeki geçitleri aşması gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaçkar Dağları (Ovit Geçidi) — Mescit Dağları (Dallıkavak Geçidi)

Cevap

Rize'den Erzurum'a ulaşmak için önce Kaçkar (Rize) Dağları üzerindeki Ovit Geçidi, ardından Mescit Dağları üzerindeki Dallıkavak Geçidi kullanılmalıdır.
Doğu Karadeniz'in engebeli yapısında Rize ve Erzurum'u birbirine bağlayan en kestirme güzergâh Ovit Geçidi/Tüneli ile başlar ve Mescit Dağları'ndaki Dallıkavak Geçidi ile devam eder. Bu rota, dağların kıyıya paralel iki sıra halindeki uzanışına uygun olarak 'çift geçit' mantığıyla kurgulanmıştır ve bölgedeki en zorlu ulaşım akslarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Başlangıç noktası ve hedef arasındaki topoğrafik engelleri analiz etme
Rize kıyısından Erzurum'a gitmek için Kuzey Anadolu Dağları'nın iki ana sırasının aşılması gerektiği tespit edilir.
Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel iki sıra (kıyı ve iç sıra) şeklinde uzanır ve ulaşım bu engeller nedeniyle oldukça zordur.
2
Birinci sıra dağlar ve geçidini belirleme
Rize'nin hemen arkasında yükselen kıyı sırası olan Kaçkar (Rize) Dağları ve üzerindeki Ovit Geçidi belirlenir.
Ovit Geçidi, Rize'yi İspir üzerinden iç kesimlere bağlayan en stratejik ve en kısa noktadır.
3
İkinci sıra dağlar ve geçidini belirleme
İspir ile Erzurum arasında yer alan iç sıra olan Mescit Dağları ve bu kütleyi aşan Dallıkavak (veya Kırık) geçidi belirlenir.
Erzurum platosuna ulaşmadan önceki son yüksek engel bu dağ sırasıdır; bu rota Trabzon hattından farklı olarak Erzurum'un kuzeyinden giriş yapar.

Anahtar Kavram

Dağların Uzanışının Ulaşıma ve Geçitlerin Dağılımına Etkisi
Soru 366Soru

Yer kabuğunu oluşturan tabakaların esnekliğini yitirerek sertleştiği alanlarda, yan basınçların etkisiyle kıvrılma yerine kırılmalar meydana gelir. Bu kırılma sonucunda yükselen kısımlara "horst", çöken kısımlara ise "graben" adı verilir. Türkiye'nin jeolojik yapısı dikkate alındığında, aşağıdaki dağlardan hangisinin bu şekilde oluşan bir "horst" kütlesi olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaz Dağları

Cevap

Kaz Dağları, tabakaların kırılması sonucunda oluşan bir horst kütlesidir.
Kaz Dağları, Ege Bölgesi'nde yer alan ve sert tabakaların yan basınçlarla kırılması sonucu yükselen bir bloktur (horst). Bu bölgedeki dağlar (Kaz, Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın, Menteşe) genel olarak kırıklı yapıdadır.

Adım Adım Çözüm

1
Dağ oluşum süreçlerini (orojenez) değerlendir.
Orojenez sırasında esnek tabakalar kıvrılırken, sert tabakalar kırılır.
Soruda istenen 'horst' yapısı sadece kırılma (faylanma) ile oluşur.
2
Türkiye'deki dağların oluşum türlerini sınıflandır.
Kaz Dağları kırıklı (horst), Kaçkar, Canik ve Mercan kıvrımlı, Erciyes ise volkaniktir.
Doğru sınıflandırma için dağların bölgesel ve jeolojik özelliklerini bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Horst-Graben Sistemleri

İpuçları

1
Türkiye'de kırıklı dağlar (horstlar) en çok Ege Bölgesi'nde görülür.
2
Ege Denizi'ne dik uzanan Kaz, Yunt, Aydın gibi dağlar bu oluşum türüne örnektir.

Daha Fazla Pratik

Ege Bölgesi'ndeki horstların arasında kalan graben alanlarını (Edremit, Bakırçay, Gediz vb.) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
Soru 367Soru

Türkiye'de akarsuların denize döküldükleri yerlerde delta ovaları oluşturabilmesi; kıyı topoğrafyası, deniz derinliği ve akarsu özellikleri gibi faktörlerin etkileşimine bağlıdır.

Ege kıyılarında delta oluşumunun Doğu Karadeniz kıyılarına göre çok daha yaygın ve büyük ölçekli olması, bu bölgenin öncelikle hangi özelliğine bağlanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dağların kıyıya uzanış yönü nedeniyle kıta sahanlığının geniş olması

Cevap

Ege kıyılarında delta oluşumunun yaygın olması, dağların kıyıya dik uzanması sonucu kıta sahanlığının geniş olmasıyla ilgilidir.
Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel uzandığı için deniz aniden derinleşir (kıta sahanlığı dardır). Ege Bölgesi'nde ise dağların kıyıya dik uzanması denizin kıyıdan itibaren sığ kalmasını sağlar. Geniş kıta sahanlığı (şelf alanı), akarsuların getirdiği alüvyonların birikerek su üzerine çıkmasını kolaylaştırır; bu nedenle Ege kıyılarında Büyük Menderes, Gediz gibi büyük delta ovaları oluşabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşumu için gerekli olan kıyı şartlarını belirlemek.
Delta oluşumu için denizin sığ olması (kıta sahanlığının geniş olması), akıntının az olması ve gel-gitin düşük olması gerekir.
Alüvyonların deniz içinde birikerek su yüzeyine çıkabilmesi için derinliğin az olması temel şarttır.
2
Ege ve Doğu Karadeniz kıyılarını topografik açıdan karşılaştırmak.
Doğu Karadeniz'de dağlar kıyıya paralel ve çok yakın olduğu için kıta sahanlığı dar, deniz derindir. Ege'de ise dağlar dik uzandığı için deniz sığdır.
Dağların uzanış biçimi, kıyı derinliğini ve dolayısıyla biriktirme potansiyelini doğrudan etkiler.
3
Bölgesel farkın temel nedenini saptamak.
Ege'deki geniş kıta sahanlığı, akarsuların getirdiği malzemenin kolayca birikmesine imkan tanırken; Doğu Karadeniz'deki derinlik alüvyonların dağılmasına neden olur.
Kıta sahanlığı genişliği, delta oluşumunun mekansal dağılımındaki en belirleyici faktördür.

Anahtar Kavram

Delta Oluşumunda Kıta Sahanlığının Etkisi
Soru 368Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillendirici etkisi; bitki örtüsünün cılız, nem oranının düşük ve mekanik çözülmenin şiddetli olduğu kurak sahalarda daha belirgindir. Bu durumun en tipik örnekleri İç Anadolu'da Konya-Karapınar çevresi ile Güneydoğu Anadolu düzlüklerinde görülür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu bölgelerde rüzgârların doğrudan aşındırma faaliyeti sonucunda oluşan bir yer şeklidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar Kaya

Cevap

Mantar Kaya, rüzgârların kurak bölgelerde kayaların alt kısımlarını çarpan kum taneleriyle daha fazla oyması sonucu oluşan bir rüzgâr aşınım şeklidir.
Mantar Kaya (Şahit Kaya), rüzgârın taşıdığı kumların kayaların taban kısımlarına çarparak burayı daha hızlı aşındırması sonucu oluşur. Üst kısım daha geniş kaldığı için mantara benzeyen bu şekil, rüzgârın doğrudan aşındırma gücünü kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgesel şartları analiz et.
Konya-Karapınar ve Güneydoğu Anadolu'da bitki örtüsü zayıf, iklim kuraktır; bu da rüzgâr etkisini artırır.
Rüzgârın yer şekillendirebilmesi için zeminin korumasız ve taneli yapıda olması gerekir.
2
Dış kuvvet ve süreç eşleştirmesini yap.
Mantar kaya doğrudan rüzgâr aşındırmasıdır.
Rüzgâr, ağır olan kum tanelerini yerden fazla yükseltemediği için kayaların sadece alt kısımlarını aşındırarak mantara benzer şekiller oluşturur.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Aşınım Şekilleri

Alternatif Yöntem

Rüzgâr şekillerini 'Aşınım' (Mantar kaya, Tafoni, Yardang, Hamada) ve 'Birikim' (Lös, Kumul, Barkan) olarak gruplandırarak elemek cevaba hızlı ulaşmayı sağlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 369Soru

Türkiye, mutlak konumu gereği orta kuşakta yer aldığı için buzulların yer şekilleri üzerindeki etkisi diğer dış kuvvetlere göre daha sınırlıdır. Ancak Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) dönemindeki iklim salınımları sırasında, yükseltisi fazla olan dağlık alanlarda buzul aşındırma ve biriktirme faaliyetleri gerçekleşmiştir.

Buna göre, aşağıdaki dağların hangisinde buzul topoğrafyasına ait izlere (sirk gölleri, morenler vb.) rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Dağları

Cevap

Menteşe Dağları'nda buzul şekillerine rastlanmaz; çünkü bu dağların yükseltisi geçmiş dönemlerdeki buzul sınırının altında kalmıştır.
Türkiye'de buzulların yer şekilleri üzerinde etkili olabilmesi için dağların belirli bir yükselti sınırının (Kuvaterner'de yaklaşık 22002200 m) üzerinde olması gerekir. Menteşe Dağları, Muğla çevresinde yer alan ve ortalama yükseltisi 10001000-18001800 metre arasında değişen bir kütledir. Bu yükselti, buzul aşındırmasının gerçekleşmesi için yeterli olmadığından bu dağlarda sirk gölü veya moren gibi şekillere rastlanmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin mutlak konumunun buzullar üzerindeki genel etkisini analiz etmek.
Türkiye orta kuşakta olduğu için buzullar deniz seviyesine inemez, sadece yüksek dağlarda etkili olabilir.
Buzul şekillerinin neden her yerde değil de sadece belirli yükseltilerde arandığını saptamak.
2
Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) dönemindeki buzul alt sınırını değerlendirmek.
Geçmiş buzul dönemlerinde Türkiye'de kalıcı kar ve buzul sınırının yaklaşık 20002000-22002200 metrelere kadar indiği bilgisi hatırlanır.
Dağların yükseltilerini bu eşik değer ile kıyaslayabilmek.
3
Seçeneklerde verilen dağların yükselti ve konum özelliklerini karşılaştırmak.
Menteşe Dağları'nın zirvelerinin yaklaşık 18001800 metre civarında kaldığı ve 22002200 metrelik eşiği aşamadığı tespit edilir.
Hangi dağın buzul aşındırması için yeterli yükseltiye sahip olmadığını belirlemek.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Dağılımı ve Yükselti İlişkisi

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken Türkiye'de buzul izi bulunmayan 'ünlü' düşük yükseltili dağları (Yıldız, Canik, Aydın, Menteşe, Kaz Dağları) bir grup olarak ezberlemek, yüksek dağları tek tek bilmekten daha hızlı sonuç verebilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 370Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekilleri üzerindeki etkisi; yıllık yağış miktarının azaldığı, bitki örtüsünün seyrekleştiği ve fiziksel ufalanmanın şiddetli olduğu kurak-yarı kurak bölgelerde belirginleşir. Konya-Karapınar yöresi, bu dış kuvvetin hem aşındırma hem de biriktirme yoluyla oluşturduğu topografik unsurların Türkiye'deki en tipik örneklerini barındırmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen yer şekli eşleştirmelerinden hangisi rüzgârın doğrudan etkisiyle oluşmuş "aşındırma" ve "biriktirme" şekillerine sırasıyla doğru bir örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tafoni - Kumul

Cevap

Tafoni ve kumul eşleşmesi, rüzgârın doğrudan aşındırma ve biriktirme süreçlerini sırasıyla temsil ettiği için doğru cevaptır.
Tafoni, kayaların yumuşak kısımlarının rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla oluşan kuş yuvası benzeri deliklerdir (aşındırma). Kumul ise rüzgârın taşıdığı kumların hızının kesildiği yerlerde üst üste yığılmasıyla oluşan tepelerdir (biriktirme). Her iki şekil de rüzgârın doğrudan etkisiyle meydana gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvetlerin sınıflandırılması
Rüzgârlar kurak ve yarı kurak bölgelerde (İç ve Güneydoğu Anadolu) etkilidir.
Soruda istenen rüzgârın doğrudan oluşturduğu şekilleri diğer dış kuvvetlerden ayırt etmektir.
2
Aşındırma ve biriktirme şekillerinin analizi
Aşındırma şekilleri: Mantarkaya, Tafoni, Yardang, Hamada. Biriktirme şekilleri: Kumul, Barkan, Lös.
Eşleştirmenin her iki bileşeninin de rüzgâr kaynaklı olması ve doğru süreçle (aşındırma/biriktirme) verilmesi gerekir.
3
Hatalı seçeneklerin elenmesi
Peri bacası, dev kazanı, delta ovası ve traverten gibi farklı dış kuvvetlere ait şekiller elenmiştir.
Bu şekiller rüzgârın değil; akarsu, sel suları veya yeraltı sularının ürünüdür.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Yer Şekilleri Sınıflandırması

İpuçları

1
İç Anadolu'da bitki örtüsünün cılız olduğu yerlerde hangi dış kuvvet daha etkilidir?
2
Barkan ve kumul biriktirme şekilleri iken; mantarkaya, yardang ve tafoni aşındırma şekilleridir.
3
Peri bacalarının rüzgârla olan ilişkisinin sadece dolaylı olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Rüzgârın en etkili olduğu ilimiz olan Konya ve özellikle Karapınar ilçesindeki erozyon önleme çalışmalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 371Soru

Türkiye'de delta ovalarının oluşabilmesi için kıta sahanlığının geniş (kıyının sığ) olması, kıyıda güçlü dalga ve akıntıların bulunmaması ve akarsuyun bol miktarda alüvyon taşıması gerekir. Bu şartların sağlandığı Orta Karadeniz ve Çukurova gibi alanlarda geniş deltalar oluşurken, bazı büyük akarsularımızın ağız kısmında beklenen büyüklükte deltalar meydana gelememiştir.

Buna göre; Sakarya Nehri'nin döküldüğü Karadeniz kıyılarında, Kızılırmak'ın oluşturduğu Bafra Ovası gibi geniş bir deltanın oluşmamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batı Karadeniz kıyılarında kıta sahanlığının dar olması ve boğazlar kaynaklı güçlü akıntıların birikmeyi zorlaştırması

Cevap

Batı Karadeniz'de kıta sahanlığının dar olması ve boğazlar kaynaklı güçlü akıntıların birikmeyi zorlaştırması
Batı Karadeniz kıyılarında kıta sahanlığının dar olması ve boğazlardan gelen güçlü akıntıların etkisi temel nedendir. Orta Karadeniz'de kıta sahanlığı daha geniş olduğu için Kızılırmak kolayca biriktirme yapabilmişken, Sakarya Nehri'nin ağzında derinlik ve akıntı bu birikime engel olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşum şartlarını gözden geçir.
Geniş bir delta için kıyının sığ olması (geniş kıta sahanlığı) ve birikimi bozacak akıntıların olmaması gerektiğini belirle.
Delta oluşumu, akarsuyun getirdiği malzemenin deniz tarafından taşınma hızından daha hızlı birikmesine dayanır.
2
Bafra ve Sakarya ağzı bölgelerini kıyasla.
Orta Karadeniz'de Canik Dağları geride olduğu için kıta sahanlığı genişken, Batı Karadeniz'de dağların kıyıya yakınlığı nedeniyle deniz aniden derinleşir.
Kıyı derinliği, alüvyonların deniz tabanına yayılmasına ve yüzeye ulaşamamasına neden olur.
3
Dış etkenleri (akıntılar) analiz et.
Sakarya Nehri'nin İstanbul Boğazı'na yakınlığı nedeniyle alt ve üst akıntılardan daha fazla etkilendiğini tespit et.
Güçlü akıntılar, akarsuyun getirdiği alüvyonları kıyıdan uzaklaştırarak derinlere taşır.

Anahtar Kavram

Kıta Sahanlığı ve Delta Oluşum İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Antalya Ovası'nın kıyı ovası olmasına rağmen neden delta özelliği göstermediğini (karstik yapı etkisi) araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 372Soru

Türkiye'nin yer şekilleri özellikleri dikkate alındığında, platoların yükseltisi batıdan doğuya doğru gidildikçe genel olarak artış gösterir. Bu yükselti farkı, platoların iklim özelliklerini ve üzerinde yürütülen temel ekonomik faaliyetleri de doğrudan etkiler. Buna göre, yükseltisi en az olan ve bu nedenle tarım veya hayvancılıktan ziyade sanayi, ticaret ve ulaşım faaliyetlerinin en fazla geliştiği plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatalca-Kocaeli Platosu

Cevap

Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan, sanayi ve ticaretin en çok geliştiği platosu Çatalca-Kocaeli Platosu'dur.
Doğru yanıt olan Çatalca-Kocaeli Platosu, Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alır ve aşınım (peneplen) süreciyle oluşmuş en alçak platodur. Yükseltisinin az olması ve İstanbul-Kocaeli gibi metropolleri kapsaması nedeniyle sanayi, ticaret ve ulaşımın en gelişmiş olduğu sahadır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki platoların yükselti değişimini analiz etme
Türkiye'de batıdan doğuya gidildikçe yükseltinin arttığı genel kuralı hatırlanır.
Yükseltinin en az olduğu alanın en batıda olması beklenir.
2
Seçeneklerdeki platoların yükselti ve konumlarını karşılaştırma
Çatalca-Kocaeli Platosu'nun Marmara Bölgesi'nde olduğu ve yükseltisinin 02000-200 metre arasında değiştiği belirlenir.
Diğer platolar (Ardahan, Haymana, Uzunyayla, Taşeli) çok daha yüksek veya engebeli sahalardadır.
3
Yükselti ve ekonomik faaliyet ilişkisini kurma
Alçak olan Çatalca-Kocaeli Platosu'nun ulaşım kolaylığı sayesinde sanayi ve ticaret merkezi haline geldiği teyit edilir.
Düşük yükselti ve düzlük alanlar sanayi ve ulaşım yatırımları için en uygun alanlardır.

Anahtar Kavram

Platoların Yükselti ve Ekonomik Faaliyet İlişkisi

Alternatif Yöntem

Platoların bölgelerini düşünerek 'en gelişmiş bölge Marmara'dır' mantığıyla bölgedeki tek seçenek olan Çatalca-Kocaeli'ye gidilebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 373Soru

Türkiye'de rüzgârların doğrudan yer şekillerini biçimlendirici etkisi (aşınım ve birikim), belirli coğrafi sahalarda diğer dış kuvvetlere oranla daha belirgindir. Özellikle İç Anadolu'da Konya-Karapınar çevresi ile Doğu Anadolu'da Iğdır Ovası, rüzgâr faaliyetlerinin en şiddetli hissedildiği alanlar arasında yer alır.

Bu iki farklı bölgede rüzgârların yer şekillendirici etkisinin yüksek olmasında;

I. Yıllık yağış miktarının azlığına bağlı kuraklık,
II. Mekanik (fiziksel) çözünme sonucu oluşan kırıntılı malzemenin bolluğu,
III. Rüzgârın hızını kesecek engebelerin az olduğu geniş düzlüklerin varlığı,
IV. Arazinin büyük ölçüde dirençli masif kütlelerden oluşması

özelliklerinden hangileri ortak birer faktör olarak değerlendirilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I,III, II ve IIIIII

Cevap

Rüzgârların yer şekillendirme gücü; kuraklık (II), fiziksel çözünme ile oluşan gevşek malzeme (IIII) ve rüzgâr hızını kesmeyen sade yer şekilleri (IIIIII) özelliklerinin birleşmesiyle artar; dolayısıyla doğru yanıt I,III, II ve IIIIII öncüllerini kapsayan seçenektir.
İklimsel kuraklık, fiziksel çözünmenin sağladığı malzeme bolluğu ve rüzgâr hızını engellemeyen sade yer şekilleri, hem Karapınar hem de Iğdır çevresinde rüzgâr etkisini artıran ortak unsurlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin iklimsel özelliklerini analiz etme
Hem Karapınar hem de Iğdır çevresi, Türkiye'nin en az yağış alan ve buharlaşmanın şiddetli olduğu kurak bölgeleridir.
Rüzgârın etkili olabilmesi için zeminin kuru ve korumasız olması gerekir.
2
Yüzey malzemesini ve çözünme türünü değerlendirme
Kurak bölgelerde günlük sıcaklık farkı yüksektir; bu da mekanik çözünmeye ve rüzgârın taşıyabileceği boyutta kırıntılı malzeme oluşumuna yol açar.
Rüzgâr, aşındırma yapabilmek için sürtünme araçlarına (kum, toz) ihtiyaç duyar.
3
Topografik engelleri ve rüzgâr hızını inceleme
Karapınar ve Iğdır çevresi, rüzgârın hızını kesecek dağ sırası veya gür bitki topluluğu barındırmayan geniş düzlüklerden oluşur.
Rüzgâr hızı ile yer şekillendirme gücü arasında doğru orantı vardır.
4
Jeolojik yapıyı kontrol etme
Dirençli masif kütleler rüzgâr tarafından zor şekillendirilir; bu bölgeler genellikle gevşek tortul sahalardır.
Dördüncü öncülde belirtilen masif kütle özelliği bu bölgeler için ortak veya destekleyici bir faktör değildir.

Anahtar Kavram

Rüzgârın yer şekillendirici etkisini belirleyen temel faktörler: Kuraklık, bitki örtüsü yoksunluğu, gevşek malzeme ve sade topografyadır.

İpuçları

1
Rüzgârın etkili olduğu yerlerin ortak iklim ve bitki örtüsü özelliklerini düşünün.
2
Bir dış kuvvetin hızını artıran veya azaltan yer şekli (topografya) koşullarını göz önüne getirin.
3
Dirençli (sert) kayaçlar mı yoksa gevşek kum/tortul tabakalar mı rüzgâr tarafından daha kolay biçimlendirilir?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki mantarkaya ve tafoni örneklerinin hangi illerde yoğunlaştığını harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 374Soru

Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması, farklı jeolojik zamanlarda meydana gelen değişimler ve dağların kıyı çizgisine göre uzanışı, kıyılarımızda çeşitli kıyı tiplerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, Türkiye'nin kıyı özellikleri ve kıyı tipleri ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında dağların kıyı çizgisine paralel uzanması (Boyuna kıyı tipi), kıta sahanlığının genişlemesini sağlayarak delta ovası oluşumunu kolaylaştırmıştır.

Cevap

Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında dağların kıyıya paralel uzanması kıta sahanlığının dar olmasına yol açar, bu da delta ovası oluşumunu kolaylaştırmak yerine zorlaştırır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Karadeniz ve Akdeniz'de dağların kıyıya paralel uzanması, kıta sahanlığının (shelf) oldukça dar olmasına neden olur. Kıta sahanlığının dar olması, denizin aniden derinleştiği anlamına gelir. Derin kıyılarda akarsuların getirdiği alüvyonların birikmesi zor olduğu için delta ovası oluşumu kolaylaşmaz, aksine güçleşir. Bu alanlarda biriktirme şekilleri yerine aşındırma şekli olan falezler (yalıyar) yaygındır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tipi ve dağ uzanış ilişkisini analiz et.
Karadeniz ve Akdeniz'de Boyuna, Ege'de Enine kıyı tipi hakimdir.
Dağların kıyıya paralel olduğu yerlerde boyuna, dik olduğu yerlerde enine kıyı oluşur.
2
Kıta sahanlığı (shelf) kavramını değerlendir.
Dağların kıyıya paralel ve yakın olduğu yerlerde kıta sahanlığı dar, dik olduğu yerlerde geniştir.
Paralel uzanışta derinlik aniden artar.
3
Delta ovası oluşum şartlarını hatırla.
Delta oluşumu için sığ kıyı (geniş kıta sahanlığı), bol alüvyon ve zayıf akıntı/gelgit gerekir.
Derin kıyılarda (dar kıta sahanlığı) biriktirme yapmak zordur; buralarda falez oluşur.

Anahtar Kavram

Kıta Sahanlığı ve Delta Oluşumu İlişkisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 375Soru

Türkiye'nin jeolojik gelişiminde önemli bir yer tutan "Masif" araziler, Paleozoik'te (Birinci Zaman) oluşmuş, metamorfizmaya uğramış sert ve yaşlı kütlelerdir. Bu arazilerin Türkiye'deki dağılışı ve genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zonguldak, Yıldız Dağları, Kırşehir ve Menteşe gibi alanlarda görülen bu kütleler, çevrelerindeki arazilere göre sismik açıdan genellikle daha durağan özellik gösterirler.

Cevap

Zonguldak, Yıldız Dağları, Kırşehir ve Menteşe gibi bölgelerde bulunan Masif araziler, yer kabuğunun sertleşmiş bölümleri oldukları için çevrelerindeki genç oluşumlara göre deprem açısından daha güvenli ve durağandır.
Türkiye arazisi büyük oranda genç oluşumlu olsa da, temelini oluşturan Yıldız Dağları, Saruhan-Menteşe, Kırşehir, Bitlis ve Zonguldak gibi Masif alanlar Paleozoik'te oluşmuştur. Bu kütleler oldukça sert ve yaşlı olduklarından, çevrelerindeki fay hatlarının yoğun olduğu genç arazilere kıyasla sismik açıdan daha durağan (stabil) alanları temsil ederler.

Adım Adım Çözüm

1
Masif arazilerin hangi jeolojik zamana ait olduğunu belirlemek.
Masifler Birinci Jeolojik Zaman (Paleozoik) oluşumlarıdır.
Soruda verilen kütlelerin kronolojik yerini saptamak diğer seçenekleri elememizi sağlar.
2
Masiflerin fiziksel özelliklerini analiz etmek.
Bu araziler sertleşmiş, metamorfizmaya uğramış ve tektonik olarak oturmuş kütlelerdir.
Sert kütlelerin deprem riskini azaltan durağan yapısını anlamak için gereklidir.
3
Diğer seçeneklerdeki olayları jeolojik zamanlarla eşleştirmek.
Linyit/Bor (III. Zaman), Dağlar (III. Zaman), Peneplen/Yükselme (III-IV. Zaman), Boğazlar (IV. Zaman) olarak tespit edilir.
Yanlış olan seçeneklerin kronolojik hatalarını teyit etmek doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Masif Arazilerin Özellikleri ve Jeolojik Kronoloji
Tahmini Süre:50s
Soru 376Soru

Türkiye'de kalıcı kar (toklutaş) sınırı ve buzullaşma etkilerinin alt sınırı, matematik konum gereği güneyden kuzeye doğru gidildikçe enlem etkisiyle alçalma eğilimi gösterir. Ancak özel konum şartları, bu genel kuralın bölgesel ölçekte sapmalara uğramasına neden olabilmektedir. Örneğin, Doğu Karadeniz kıyı kuşağındaki yüksek dağlarda Pleistosen dönemine ait buzul izlerinin başladığı yükseltinin, Türkiye'nin iç ve güney kesimlerindeki benzer hatta daha yüksek zirvelere sahip dağlara göre çok daha aşağılarda yer aldığı görülmektedir.

Bu durumun ortaya çıkmasında ve buzul sınırının enlem etkisinden bağımsız olarak alçalmasında etkili olan temel faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütlelerinin, yüksek kesimlerde çok yoğun kar yağışı ve birikimine (beslenmeye) olanak sağlaması

Cevap

Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütlelerinin yüksek kesimlerde yoğun kar birikimine olanak sağlaması
Buzulların oluşabilmesi için yıllık kar birikiminin (beslenme), erime miktarından (kayıp) fazla olması gerekir. Doğu Karadeniz kıyı kuşağındaki dağlar, Karadeniz'den gelen nemli hava kütleleri sayesinde çok yüksek miktarda kar yağışı alır. Bu yoğun beslenme, sıcaklık enlem gereği çok düşük olmasa bile buzulların ve buzul izlerinin daha alçak seviyelerde (deniz seviyesine daha yakın) oluşmasına imkan tanır. Bu durum, özel konumun (nemliliğin) matematik konum (enlem) etkisini baskıladığı bir örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul sınırını etkileyen faktörleri analiz etme
Buzul sınırı sıcaklık (enlem/yükselti) ve nemlilik (yağış/beslenme) dengesine bağlıdır.
Sadece soğuk olması yetmez, eriyen kardan daha fazlasının birikmesi gerekir.
2
Doğu Karadeniz ve İç Anadolu kıyaslaması yapma
Doğu Karadeniz'de yağış miktarı İç Anadolu'ya göre çok daha fazladır.
Nemlilik, sıcaklık enlem gereği uygun olmasa bile sınırın aşağı inmesini sağlar.
3
Enlem ve özel konum çelişkisini yorumlama
Normalde güneydeki dağlarda sınırın yüksek, kuzeyde düşük olması gerekir ancak nemlilik bu dengeyi değiştirir.
Karadeniz'in nemi, 'buzul beslenmesini' artırarak sınırı enlem kuralından daha aşağı çeker.

Anahtar Kavram

Buzul Sınırı ve Nemlilik İlişkisi

İpuçları

1
Buzul oluşumu için sadece soğuk hava yeterli midir, yoksa yağan karın miktarı da önemli midir?
2
Türkiye'de en çok yağış alan bölgeyi ve bu yağışın yüksek dağlarda kışın neye dönüştüğünü düşünün.
3
Nemli bölgelerde kar birikimi (beslenme) fazla olduğu için erime zorlaşır ve kalıcı kar sınırı daha aşağıya iner.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki güncel buzulların hangi dağlarda toplandığını ve bu dağların yükselti değerlerini harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 377Soru

Türkiye arazisinin jeolojik gelişimi; levha hareketleri, tortullanma süreçleri ve farklı zamanlarda etkili olan iç kuvvetlerin (orojenez, epirojenez, volkanizma) karmaşık bir etkileşimidir. Bu süreçler neticesinde Anadolu, farklı karakterdeki jeolojik yapıların bir araya gelmesiyle bugünkü mozaik yapısını kazanmıştır.

Buna göre, Türkiye'nin jeolojik geçmişi ve bu süreçlerin günümüz yer şekillerine yansımalarıyla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi bilimsel olarak yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuzey Anadolu ve Toros dağ kuşaklarının birbirine yaklaşarak ana omurgalarını oluşturması, II.II. Jeolojik Zaman'da meydana gelen epirojenik hareketlerin en temel sonucudur.

Cevap

Kuzey Anadolu ve Toros dağ kuşaklarının oluşumunun II. Jeolojik Zaman'daki epirojenik hareketlere dayandırıldığı ifade yanlıştır.
Türkiye'deki temel dağ kuşaklarının (Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar) oluşumu III.III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) gerçekleşen Alp-Himalaya orojenezi ile tamamlanmıştır. II.II. Jeolojik Zaman (Mesozoyik) ise bu dağları oluşturacak olan tortulların Tetis Denizi tabanında biriktiği bir 'hazırlık' dönemidir. Ayrıca dağların oluşumu epirojenik (kıta oluşumu) değil, orojenik (dağ oluşumu) bir süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Jeolojik Zamanları ve Ana Olayları Sınıflandır
I. Zaman: Masifler ve Taş Kömürü. II. Zaman: Tortullanma ve Hazırlık. III. Zaman: Alp Orojenezi, Linyit, Bor. IV. Zaman: Epirojenez, Boğazlar.
Sorudaki öncüllerin doğruluğunu kontrol etmek için zaman-olay eşleşmesini belirlemek gerekir.
2
Orojenez ve Epirojenez Kavramlarını Ayırt Et
Orojenez 'dağ oluşumu' (kıvrılma/kırılma), Epirojenez 'kıta oluşumu' (toptan yükselme/çökme) demektir.
Dağ kuşaklarının oluşumu epirojenik değil, orojenik bir harekettir.
3
Yanlış Bilgiyi Tespit Et
Dağ kuşaklarının (Kuzey Anadolu ve Toroslar) oluşumu III.III. Zaman'daki Alp orojenezi ile gerçekleşmiştir. II.II. Zaman ise hazırlık evresidir.
Dönem ve mekanizma (zaman ve kuvvet) yanlış eşleştirilmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zaman Çizelgesi ve İç Kuvvetlerin Etkisi

İpuçları

1
Türkiye'de dağ oluşumunun (orojenez) ve kıta oluşumunun (epirojenez) hangi temel süreçler olduğunu düşünün.
2
II.II. Jeolojik Zaman'ın (Mesozoyik) Türkiye arazisi için büyük oranda bir 'hazırlık ve birikim' dönemi olduğunu hatırlayın.
3
Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar, Alp-Himalaya kıvrım kuşağının bir parçasıdır ve bu kuşak esas olarak III.III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) şekillenmiştir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif arazilerin (Yıldız, Menderes-Menteşe, Kırşehir, Bitlis) harita üzerindeki dağılışını ve deprem riskleri ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 378Soru

Türkiye'deki akarsuların rejimleri genellikle düzensizdir. Bu durum, yıl içinde akarsuyun taşıdığı su miktarında ve buna bağlı olarak aşındırma-biriktirme faaliyetlerinde belirgin değişikliklere neden olur. Özellikle yatak eğiminin azaldığı geniş tabanlı vadilerde, yaz kuraklığına bağlı olarak debinin düştüğü dönemlerde akarsuyun taşıdığı materyaller yatak içerisinde birikmeye başlar.

Buna göre, akım şiddetinin arttığı dönemlerde yer değiştirebilen veya tamamen ortadan kalkabilen bu geçici akarsu birikim şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irmak adası

Cevap

Doğru seçenek, akarsu yatağının genişlediği ve debinin düştüğü alanlarda geçici olarak oluşan 'Irmak adası' (kum adası) şeklidir.
Doğru seçenek, akarsuyun taşıma gücünün azaldığı geniş vadi tabanlarında, doğrudan yatağın ortasında oluşan ve akım değişikliklerinden etkilenen ırmak adasıdır. Bu şekiller debinin düştüğü yaz aylarında belirginleşirken, taşkın dönemlerinde su altında kalabilir veya akıntıyla tamamen sürüklenebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki anahtar kavramları belirlemek.
'yatak içerisinde birikme', 'debinin düştüğü dönemler', 'yer değiştirebilen veya ortadan kalkabilen geçici şekil' kavramları tespit edildi.
Aranan akarsu şeklinin nerede oluştuğunu (vadi içi, kıyı, dağ eteği vb.) ve kalıcılık durumunu saptamak için.
2
Tespit edilen özellikleri coğrafi terimlerle eşleştirmek.
Yatak içinde oluşan ve akım rejimine bağlı olarak varlığı değişebilen birikim şeklinin ırmak adası olduğu sonucuna varıldı.
Diğer birikim şekillerinin (delta, birikinti konisi) oluşum yerleri farklıdır ve seki gibi şekiller kalıcıdır.

Anahtar Kavram

Akarsu Birikim Şekilleri ve Akım Rejimi İlişkisi

İpuçları

1
Bu şekil, akarsuyun aşındırma değil biriktirme faaliyeti sonucunda meydana gelir ve doğrudan nehir yatağının içinde yer alır.
2
Delta ovaları deniz kıyısında, birikinti konileri dağ eteklerinde oluşurken; aradığımız bu şekil nehrin akış gösterdiği kanalın tam ortasında adacıklar şeklinde belirir.
3
Yaz aylarında suların çekilmesiyle ortaya çıkan, kış ve ilkbahar taşkınlarında ise suların altında kalarak kaybolabilen bu kum yığınları 'ada' kelimesiyle adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

Akarsu birikim şekillerinden olan 'delta ovası'nın oluşabilmesi için kıyıda bulunması gereken özel şartları (kıta sahanlığı, akıntı durumu) tekrar inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 379Soru

Türkiye'nin yer şekillerinin oluşumunda ve değişiminde dış kuvvetler ile kütle hareketleri önemli bir yere sahiptir. Özellikle erozyon ve heyelan süreçleri, hem doğal dengenin korunması hem de ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından sıklıkla karşılaştırılan iki olgudur. Bu iki sürecin oluşum mekanizmaları ve önleyici tedbirleri dikkate alındığında, aralarındaki temel farkla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon, dış kuvvetlerin etkisiyle toprağın en üst katmanının yıllar içinde yavaşça süpürülüp taşındığı kümülatif bir süreçken; heyelan, yer çekimi ve killi yapının etkisiyle toprağın ana kaya ile birlikte ani ve kütlesel olarak yer değiştirmesidir.

Cevap

Erozyon ve heyelan arasındaki temel fark; erozyonun toprağın üst kısmının dış kuvvetlerce (su, rüzgâr) süpürülmesi olması, heyelanın ise toprağın ana kaya ile birlikte kütle halinde kaymasıdır.
Erozyon ve heyelan arasındaki en temel fark mekanizmadır. Erozyon, toprağın üst kısmının rüzgâr ve su gibi dış etkenlerce tabaka tabaka süpürülmesi (taşınması) sürecidir ve uzun zaman alır. Heyelan ise, özellikle killi tabakaların suya doygun hale gelerek kayganlaşması sonucu, üzerindeki kütleyle birlikte ana kaya üzerinden bloklar halinde ve aniden aşağı kaymasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşum derinliğini analiz etme
Erozyon toprağın sadece üst katmanını (A horizonu) etkilerken, heyelan ana kayaya kadar inen derin bir kayma düzlemi üzerinde gerçekleşir.
Bu durum, erozyonun neden bitki örtüsüyle büyük oranda önlenebildiğini, heyelanın ise neden sadece bitki örtüsüyle durdurulamadığını açıklar.
2
Hız ve zaman faktörünü değerlendirme
Erozyon genellikle on yıllara yayılan, fark edilmesi zor 'sinsi' bir süreçtir. Heyelan ise saniyeler veya dakikalar içinde gerçekleşen ani bir kütle hareketidir.
Afet yönetimi ve erken uyarı sistemleri için bu hız farkı temel ayrım noktasıdır.
3
Müdahale yöntemlerini karşılaştırma
Erozyona karşı ağaçlandırma ve taraçalandırma etkiliyken; heyelana karşı drenaj kanalları, istinat duvarları ve şev duraylılığı çalışmaları zorunludur.
Sürecin derinliği ve mekanizması, uygulanacak mühendislik çözümünü belirler.

Anahtar Kavram

Erozyon (Süpürülme) ve Heyelan (Kütle Hareketi) ayrımı

İpuçları

1
Erozyonun 'süpürülme', heyelanın ise 'kayma' olduğunu düşünün.
2
Hangi olayın yıllarca sürdüğünü, hangisinin bir anda binaları bile yutabildiğini karşılaştırın.
3
Toprağın derinliklerine inen bir kayma düzlemi (fay benzeri bir yüzey) sadece heyelanda bulunur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de heyelanların en çok ilkbahar mevsiminde görülmesinin nedenini (kar erimeleri ve toprağın suya doyması) araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 380Soru

Rüzgârların yer şekillerini aşındırma ve biriktirme yoluyla şekillendirme gücü; rüzgârın hızına (VV), zemindeki malzemenin kuruluğuna (kk) ve bitki örtüsünün yoğunluğuna (bb) bağlı olarak değişir. Bu değişkenler arasındaki ilişki kabaca Gu¨c\cVkbGüç \propto \frac{V \cdot k}{b} şeklinde ifade edilebilir.

Türkiye'nin coğrafi özellikleri ve rüzgâr şekillerinin dağılışı dikkate alındığında, yukarıdaki değişkenler ve bu dış kuvvetin etkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hilal şeklindeki kumullar olan barkanlar ile rüzgârın taşıdığı ince tozların birikmesiyle oluşan lösler; rüzgâr hızının (VV) en yüksek olduğu dağ zirvelerinde ve rüzgâra karşı dik olan yamaçlarda en belirgin şekilde oluşur.

Cevap

Rüzgâr biriktirme şekilleri olan kumul ve löslerin dağ zirvelerinde değil, hızın azaldığı düzlüklerde oluştuğunu belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade rüzgâr biriktirme şekillerinin oluşum mantığıyla çelişmektedir. Barkan (hilal şekilli kumul) ve lös (rüzgârın taşıdığı verimli tozlar) gibi şekiller, rüzgârın enerjisinin tükendiği ve taşıdığı yükü bıraktığı sahalarda oluşur. Dağ zirveleri rüzgâr hızının en yüksek olduğu yerler olduğu için buralarda biriktirme değil, şiddetli aşındırma ve süpürme (deflasyon) beklenir.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın şekillendirme mekanizmasını analiz et.
Rüzgâr hızı (VV) arttıkça aşındırma gücü artar; hız azaldığında ise biriktirme başlar.
Biriktirme sürecinin gerçekleşmesi için taşıyıcı gücün (hızın) materyalleri taşıyamayacak seviyeye düşmesi gerekir.
2
Yer şekillerinin rüzgâr hızı üzerindeki etkisini değerlendir.
Dağ zirveleri ve dik yamaçlar rüzgârın önünde bir engel bulunmadığında hızın en yüksek olduğu (aerodinamik sıkışma nedeniyle) alanlardır.
Yüksek alanlarda sürtünme azaldığı ve rüzgâr koridorları oluştuğu için hız genellikle artar.
3
Biriktirme şekillerinin (Barkan, Lös) dağılışını kontrol et.
Türkiye'de bu şekiller Karapınar (Konya), Iğdır Ovası ve Güneydoğu Anadolu'nun güneyi gibi alçak ve düz alanlarda yoğunlaşmıştır.
Düzlükler ve havza tabanları rüzgârın hız kestiği ve yükünü bıraktığı ideal biriktirme sahalarıdır.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Biriktirme Şartları

İpuçları

1
Bir dış kuvvetin biriktirme yapabilmesi için hızının artması mı yoksa azalması mı gerektiğini hatırlayın.
2
Dağ zirveleri ve dik yamaçlar rüzgârın geçiş yolları üzerinde olduğu için genellikle rüzgârın en şiddetli estiği yerlerdir.
3
Türkiye'de kumul ve lös gibi birikimler dağlık alanlardan ziyade, rüzgârın hız kestiği Konya-Karapınar gibi düzlüklerde ve basenlerde görülür.

Daha Fazla Pratik

Rüzgâr erozyonunu önlemek için yapılan ağaçlandırma çalışmalarının rüzgârın hızı ve yerle teması üzerindeki etkisini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantıksal eleme yöntemi: Seçeneklerdeki kavramları 'Aşındırma' ve 'Biriktirme' olarak ikiye ayırın. 'Hızın en yüksek olduğu yer' ile 'Biriktirme şekli' arasındaki tutarsızlığı bulun.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 19 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 19 | Examkin