Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 481Soru

Türkiye'de özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu gibi yarı kurak bölgelerde erozyonun şiddeti oldukça fazladır. Eğimli yamaçlarda yapılan yanlış tarımsal faaliyetler, verimli üst toprağın su ve rüzgarla taşınmasını hızlandırmaktadır.

Buna göre, eğimli bir arazide erozyonla mücadele etmek ve toprak kaybını en aza indirmek için aşağıdakilerden hangisi uygulanmalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarlaların eğim doğrultusuna dik (enine) sürülmesi

Cevap

Tarlaların eğim doğrultusuna dik (enine) sürülmesi erozyonu önleyen en temel yöntemlerden biridir.
Eğimli yamaçlarda tarlaların eğime dik (enine) sürülmesi, saban izlerinin suyun akış yönüne engel teşkil etmesini sağlar. Bu fiziksel engeller suyun akış hızını yavaşlatır, suyun toprağa sızmasına imkan tanır ve verimli üst tabakanın taşınmasını büyük ölçüde engeller.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyonun temel nedenini analiz etmek
Eğimli arazilerde suyun yüzey akış hızının yüksek olması toprak kaybının ana nedenidir.
Erozyonu önlemek için suyun toprak yüzeyindeki hızını yavaşlatacak önlemler alınmalıdır.
2
Sürüm tekniklerini karşılaştırmak
Eğime dik (enine) sürüm, küçük basamaklar oluştururken; eğime paralel sürüm su yolları açar.
Dik sürümde oluşan saban izleri suyun önüne set çekerek hızını keser ve suyun toprağa sızmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Erozyonla mücadelede arazi kullanım teknikleri

İpuçları

1
Erozyonu durdurmak için suyun yamaçtan aşağı inişini zorlaştırmanız gerekir.
2
Sabanla açılan çizgilerin suyun önüne bir 'set' gibi gelmesi gerektiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Nöbetleşe ekim ve taraçalama (seki) yöntemlerinin erozyon üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 482Soru

Türkiye'deki platoların fiziki özellikleri, oluşum süreçleri ve bu alanlardaki baskın ekonomik faaliyetler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gaziantep ve Şanlıurfa platoları, Türkiye'nin ortalama yükseltisi en fazla olan platoları oldukları için yıl boyunca düşük sıcaklık ve don olaylarının etkisindedir.

Cevap

Gaziantep ve Şanlıurfa platolarının Türkiye'nin en yüksek platoları olduğu ve düşük sıcaklıkların görüldüğü ifadesi yanlıştır.
Şanlıurfa ve Gaziantep platoları tabakalı düzlük yapısında olup ortalama yükseltileri 500500 ile 10001000 metre arasındadır. Türkiye'nin en yüksek platoları Erzurum-Kars ve Ardahan platolarıdır. Dolayısıyla Güneydoğu Anadolu platolarında don olayları ve düşük sıcaklıklar baskın bir özellik değildir; aksine yaz sıcaklıkları Türkiye'nin en yüksek değerlerine ulaşır.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum türlerini hatırla.
Erzurum-Kars (Lav), Çatalca-Kocaeli (Aşınım), Teke-Taşeli (Karstik), İç ve Güneydoğu Anadolu (Tabakalı Düzlük) olarak sınıflandırılır.
Oluşum süreci, platonun toprak yapısını ve dolayısıyla ekonomik kullanımını belirler.
2
Platoların yükselti değerlerini karşılaştır.
Türkiye'de yükselti batıdan doğuya artar. En yüksek platolar Erzurum-Kars-Ardahan iken (20002000 m üzeri), en alçak Çatalca-Kocaeli'dir.
Yükselti doğrudan iklim koşullarını ve tarım takvimini etkiler.
3
Güneydoğu Anadolu platolarının (Gaziantep-Şanlıurfa) konumunu analiz et.
Bu platolar Güneydoğu Toroslar'ın güneyinde kalır ve yükseltileri 10001000 metrenin altındadır. Yazları kurak ve sıcak, kışları ise ılımandır.
Bölge, Türkiye'nin en sıcak yerleri arasındadır; don olayları çok nadir görülür.

Anahtar Kavram

Türkiye'de platoların yükselti-iklim ilişkisi ve bölgesel karakteristikleri.

İpuçları

1
Türkiye'nin en yüksek platoları her zaman Doğu Anadolu bölgesinde bulunur.
2
Güneydoğu Anadolu, yazın Türkiye'nin en sıcak bölgesidir; bu durum yüksek değil, görece alçak bir plato yapısına işaret eder.
3
Gaziantep ve Şanlıurfa gibi şehirlerin iklimini düşünün; buralarda kışın uzun süreli don olayları görülmez.

Daha Fazla Pratik

Platoların oluşum türlerini (Karstik, Lav, Peneplen, Tabakalı) bir harita üzerinde işaretleyerek çalışmak konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 483Soru

Bir bölgesel kalkınma uzmanı, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan üç ayrı plato sahası için hazırladığı fizibilite raporlarında şu tespitlere yer vermiştir:

* K Sahası: "Arazi yüzeyinde yaygın olarak bulunan kireçtaşı tabakalarının erimesiyle oluşan pürüzlü topoğrafya, tarım alanlarını parçalı ve dar hâle getirmiştir. Yüzey sularının yer altına sızması sulama imkânlarını kısıtlarken, bölgedeki makilik alanlar geleneksel olarak yürütülen kıl keçisi yetiştiriciliğini ön plana çıkarmaktadır."
* L Sahası: "Fay hatlarından çıkan volkanik materyallerin dalgalı arazileri doldurmasıyla oluşan bu yüksek düzlüklerde, yaz yağışlarının beslediği gür çayırlar et ve süt verimi yüksek büyükbaş hayvancılık için ideal bir potansiyel barındırmaktadır."
* M Sahası: "Geçmiş jeolojik dönemlerde dış kuvvetlerce aşındırılarak hafif dalgalı düzlük (peneplen) hâline gelen arazinin, sonradan toptan yükselmesiyle oluşmuş alçak bir platodur. Ulaşım ağlarının düğüm noktasında bulunması ve yükseltisinin az olması, sanayi tesislerinin yoğunlaşmasına zemin hazırlamıştır."

Bu fizibilite raporlarında bahsedilen plato alanlarının oluşum kökenleri ve Türkiye'deki temsilcileri, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: K: Karstik plato (Taşeli) / L: Lav örtüsü platosu (Erzurum-Kars) / M: Aşınım platosu (Çatalca-Kocaeli)

Cevap

Verilen açıklamaların sırasıyla Karstik plato (Taşeli), Lav örtüsü platosu (Erzurum-Kars) ve Aşınım platosunu (Çatalca-Kocaeli) işaret ettiği seçenek doğru cevaptır.
Verilen tespit metinlerinde platoların hem fiziksel oluşumları hem de beşerî özellikleri bir arada sunulmuştur. K sahasında anlatılan kireçtaşı arazisi ve kıl keçisi faaliyeti Akdeniz'deki karstik platoları (Taşeli veya Teke); L sahasındaki volkanik araziler, yaz yağışları ve büyükbaş hayvancılık Doğu Anadolu'daki lav platolarını (Erzurum-Kars veya Ardahan); M sahasındaki peneplenleşme, alçak yükselti ve sanayi yoğunlaşması ise Marmara'daki aşınım platolarını (Çatalca-Kocaeli) kesin olarak tanımlamaktadır. Doğru seçenek tüm bu koşulları aynı anda ve doğru sırayla sağlayan tek seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
K sahasının özelliklerini analiz etmek.
Kireçtaşı (kalker) arazisi, pürüzlü topoğrafya ve makilik alanda kıl keçisi yetiştiriciliği ipuçları, bu alanın Akdeniz Bölgesi'ndeki karstik platolar (Teke veya Taşeli) olduğunu gösterir.
Kalkerli yapı suları yer altına sızdırır, yüzey suları fakirdir ve bu durum yörenin doğal bitki örtüsü (maki) ile uyumlu olan kıl keçisi yetiştiriciliğini zorunlu kılar.
2
L sahasının özelliklerini analiz etmek.
Volkanik materyal (lav), yüksek düzlük, yaz yağışları ve gür çayırlar ipuçları, bu alanın Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki lav örtüsü platoları (Erzurum-Kars veya Ardahan) olduğunu gösterir.
Erzurum-Kars bölümünde volkanizmayla fay hatlarından çıkan lavlar çukurlukları doldurarak yüksek platolar oluşturmuş, sert karasal iklimin getirdiği yaz yağışları uzun boylu çayırların ve buna bağlı olarak büyükbaş hayvancılığın gelişmesini sağlamıştır.
3
M sahasının özelliklerini analiz etmek.
Peneplen, toptan yükselme, alçak yükselti, ulaşım düğümü ve sanayi yoğunlaşması ipuçları, bu alanın Marmara Bölgesi'ndeki aşınım platosu (Çatalca-Kocaeli) olduğunu gösterir.
Çatalca-Kocaeli platosu, Türkiye'nin toptan yükselmesi (epirojenez) sırasında nispeten alçakta kalmış bir aşınım (peneplen) yüzeyidir. Bu yükselti azlığı ve coğrafi konumu, ulaşımın kolaylaşmasını ve sanayinin bölgede toplanmasını sağlamıştır.
4
Elde edilen sonuçları seçeneklerle eşleştirmek.
Bulunan Karstik (Taşeli/Teke), Lav örtüsü (Erzurum-Kars/Ardahan) ve Aşınım (Çatalca-Kocaeli) sırasını barındıran seçenek belirlenir.
Soruda sırasıyla ve doğru temsilcilerle eşleştirme istenmektedir.

Anahtar Kavram

Platoların oluşum kökenleri ile iklim, bitki örtüsü ve beşerî-ekonomik faaliyetleri arasındaki sentez ilişkisi.

İpuçları

1
Her bir sahanın fiziki tanımındaki anahtar kelimelere odaklanın: K'da 'kireçtaşı ve kıl keçisi', L'de 'volkanik ve yaz yağışı', M'de 'peneplen ve sanayi'.
2
Kireçtaşı arazileri karstik yöreleri gösterir. Türkiye'de kıl keçisi denilince Akdeniz Bölgesi (Teke ve Taşeli) akla gelmelidir.
3
Sanayinin ve ulaşımın en çok geliştiği alçak aşınım platosu Marmara Bölgesi'ndeki Çatalca-Kocaeli Platosu'dur.

Daha Fazla Pratik

Farklı bölgelerdeki yatay duruşlu (tabaka düzlüğü) platoları (ör. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu platoları) ekonomik faaliyetleri açısından karşılaştıran sentez soruları inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Platoları sadece oluşum kökenlerine göre değil, bulundukları bölgenin ekonomik faaliyetlerine göre de eleyebilirsiniz. Örneğin M bölgesi sanayi dediği için sadece Çatalca-Kocaeli seçeneği içeren şıklara odaklanabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 484Soru

Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan, Fırat Nehri'nin batısında kalan ve geniş tarım alanlarına sahip olan, özellikle Antep fıstığı üretimiyle ekonomik değer kazanan plato aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gaziantep Platosu

Cevap

Gaziantep Platosu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat Nehri'nin batısında yer alan ve tarımsal üretim açısından büyük önem taşıyan bir platodur.
Gaziantep Platosu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin batısında, Fırat Nehri ile Amanos Dağları arasında uzanan, yüksekliği çok fazla olmayan ve üzerinde Antep fıstığı gibi değerli tarım ürünlerinin yetiştirildiği bir sahadır.

Adım Adım Çözüm

1
Coğrafi konumu belirle
Soruda belirtilen plato Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ve Fırat Nehri'nin batısında yer almalıdır.
Türkiye'deki platoların bölgelere göre dağılımını bilmek doğru seçeneğe ulaşmanın ilk adımıdır.
2
Ekonomik faaliyeti eşleştir
Antep fıstığı üretimi Gaziantep ve çevresindeki plato sahasında yoğunlaşmıştır.
Platolar üzerindeki ekonomik faaliyetler, o platonun ismini ve yerini hatırlatıcı önemli bir unsurdur.
3
Seçenekleri eleyerek sonuca ulaş
Obruk, Haymana, Yazılıkaya ve Çatalca farklı bölgelerde yer aldığı için elenir; geriye Gaziantep Platosu kalır.
Harita bilgisi ve plato isimlerinin bölgelerle eşleştirilmesi doğru cevabı kesinleştirir.

Anahtar Kavram

Güneydoğu Anadolu Platoları ve Konumları

İpuçları

1
Soruda bahsedilen plato Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndedir.
2
Fırat Nehri'nin batısında yer alan ve ismini bölgenin önemli bir şehrinden alan platoyu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Şanlıurfa ve Gaziantep platolarının benzer özelliklerini ve Fırat Nehri'ne göre konumlarını harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 485Soru

Karstik bölgelerde yer altı sularının aşındırması sonucu oluşan büyük mağara ve galerilerin tavanlarının, üzerindeki yükü taşıyamayarak çökmesiyle meydana gelen dik kenarlı, derin doğal kuyulara ne ad verilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Obruk

Cevap

Yer altındaki mağara tavanlarının çökmesiyle oluşan derin kuyulara obruk adı verilir.
Doğru cevap olan obruk, karstik arazilerde yer altı suyunun eritme etkisiyle oluşturduğu geniş mağara veya galeri tavanlarının zamanla zayıflayarak aniden çökmesiyle meydana gelen, derinliği yüzlerce metreyi bulabilen dik yamaçlı çukurlardır. Mersin'deki Cennet ve Cehennem obrukları ile Konya'daki Kızören obruğu bu oluşumun en tipik örnekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen yer şeklinin oluşum mekanizmasını analiz et.
Mekanizmanın 'yer altı boşluklarının tavanının çökmesi' olduğu belirlendi.
Bu mekanizma, aşınım şekilleri içindeki 'çökme' kökenli şekilleri bulmamızı sağlar.
2
Tanımlanan 'dik kenarlı ve derin kuyu' özelliğini karşılayan terimi hatırla.
Bu özelliklere sahip yer şeklinin 'obruk' olduğu tespit edildi.
Karstik terminolojide mağara tavanı çökmesiyle oluşan yapı obruktur.

Anahtar Kavram

Karstik Aşınım Şekilleri: Obruk Oluşumu

İpuçları

1
Soruda bir 'çökme' olayından bahsediliyor. Aşınım şekillerini düşünün.
2
Mersin'deki 'Cennet ve Cehennem' bu yer şeklinin en bilinen örnekleridir.
3
Mağara tavanının çökmesiyle oluşan dikey kuyulara verilen isim 'O' harfi ile başlar.

Daha Fazla Pratik

Karstik aşınım şekillerini küçükten büyüğe (Lapya-Dolin-Uvala-Polye) sıralayarak büyüklük farklarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 486Soru

Bir coğrafya öğretmeni, Türkiye'nin yer şekillerini anlatırken tahtaya 'Sirk gölü, Hörgüç kaya, Moren, Buzul vadisi' kavramlarını yazmıştır. Ardından öğrencilerine şu açıklamayı yapmıştır:

'Bu yeryüzü şekilleri, Türkiye'de dış kuvvetler arasında etki alanı en dar olan kuvvete aittir. Ülkemizde bu şekillerin hem Kuvaterner'den (Pleistosen) kalma izlerine hem de yüksek dağlarımızda günümüzde aktif olanlarına rastlamak mümkündür. Ancak bu durum, ülkemizin dünya üzerindeki standart koordinat konumuyla bir çelişki oluşturur gibi görünse de, aslında sahip olduğumuz başka bir yerel coğrafi avantajın sonucudur.'

Öğretmenin 'çelişki oluşturur gibi görünse de' şeklinde ifade ettiği durum ile 'coğrafi avantaj' olarak nitelendirdiği özellik, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak açıklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mutlak konumun orta kuşak özellikleri yansıtması — Göreceli konumun ortalama yükseltiyi artırması

Cevap

Doğru cevap, çelişkinin mutlak konumun orta kuşak özelliklerinden kaynaklandığını, avantajın ise göreceli konumun sağladığı yüksek rakım olduğunu belirten seçenektir.
Türkiye'de buzul şekillerinin etki alanının dar olması, ülkenin orta kuşakta bulunmasından, yani mutlak (matematik) konumundan kaynaklanır; bu durum teorik olarak buzulların görülmemesi gerektiği beklentisini (çelişkiyi) doğurur. Ancak Türkiye'nin göreceli (özel) konumunun bir sonucu olan yüksek rakımlı dağlara sahip olması, günümüzde aktif buzulların ve geçmiş jeolojik dönemlerden (Kuvaterner) kalma buzul şekillerinin yüksek kesimlerde var olmasını sağlayan temel avantajdır.

Adım Adım Çözüm

1
Öğretmenin bahsettiği 'etki alanı en dar olan kuvvet' ve 'Sirk gölü, Moren, Buzul vadisi' kavramlarının hangi dış kuvvete ait olduğunu belirle.
Bu kavramlar buzul topoğrafyasına (buzullara) aittir.
Türkiye'de buzullar, etki alanı en dar olan dış kuvvettir.
2
'Çelişki oluşturur' ifadesinin altındaki coğrafi kuralı analiz et.
Türkiye, Ekvator ile Kutuplar arasında (Orta Kuşakta) yer aldığı için normalde buzulların etkili olmaması beklenir. Bu durum 'Mutlak (Matematik) Konum' ile ilgilidir.
Enleme bağlı olarak güneş ışınlarının geliş açısı, orta kuşakta buzulların deniz seviyesine inmesini engeller.
3
Bu çelişkiyi ortadan kaldıran 'coğrafi avantaj'ın ne olduğunu tespit et.
Türkiye'nin ortalama yükseltisi çok fazladır. Yüksek dağların zirvelerinde sıcaklık düştüğü için buzul şekilleri görülebilir. Bu durum 'Göreceli (Özel) Konum' ile ilgilidir.
Yükselti, karasallık ve denizellik gibi özellikler göreceli konumun sonuçlarıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de buzul şekillerinin mutlak konum (enlem) ve göreceli konum (yükselti) bağlamında değerlendirilmesi.

İpuçları

1
Öğretmenin bahsettiği çelişki, Türkiye'nin Ekvator ile Kutuplar arasındaki yeriyle, yani bulunduğu enlemlerle ilgilidir.
2
Coğrafi avantaj ise, Türkiye'nin deniz seviyesinden oldukça yüksek dağlara sahip olmasıdır. Yükseklere çıkıldıkça sıcaklığın düşmesi buzulların tutunmasını sağlar.
3
Enlem etkisini ifade eden coğrafi konum türü ile yükselti, karasallık gibi özellikleri ifade eden konum türünü sırasıyla düşünmelisiniz.

Daha Fazla Pratik

Buzulların dış kuvvetler içerisindeki etkisinin en dar olmasının nedenlerini ve Türkiye'de aktif buzulların bulunduğu başlıca dağları (Ağrı, Cilo, Kaçkar vb.) harita üzerinden inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken eleme yöntemi kullanabilirsiniz: Buzulların görülmemesi 'enlem/sıcaklık' ilişkisidir (Matematik Konum). Yükseklerde görülmesi ise 'yükselti/sıcaklık' ilişkisidir (Özel Konum). Sadece bu iki anahtar kelime eşleştirmesiyle doğru seçeneğe ulaşılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 487Soru

Türkiye'nin farklı bölgelerinde topoğrafik özellikler, iklim şartları ve kayaç yapısına bağlı olarak çeşitli akarsu şekilleri meydana gelmiştir.

Buna göre, aşağıdaki akarsu şekli ve bu şeklin Türkiye'de en yaygın olarak görüldüğü alan eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Irmak Adası (Kum Adası) - Doğu Karadeniz

Cevap

Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan akarsuların yatak eğimleri ve akış hızları yüksek olduğu için, birikim şekli olan ırmak adalarının bu bölgede yaygın olarak görülmesi beklenmez.
Irmak adası (kum adası), akarsuyun yatak eğiminin azaldığı, akış hızının ve taşıma gücünün düştüğü kesimlerde taşıdığı alüvyonları yatağı içinde biriktirmesiyle oluşan bir yer şeklidir. Doğu Karadeniz Bölümü'nde yer alan akarsular, yüksek dağlardan doğup kısa mesafede denize ulaştıkları için çok yüksek eğime ve akış hızına sahiptir. Bu akarsular derine aşındırma yaparak çentik (V profil) vadiler oluştururlar. Yatak eğimleri fazla olduğu için kendi içlerinde malzeme biriktirme (ırmak adası oluşturma) ihtimalleri yoktur. Bu nedenle eşleştirme yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen akarsu yer şekillerinin oluşum şartları (aşınım veya birikim süreci) analiz edilir.
Irmak adası ve delta ovası birikim şekli; kanyon vadi ve kırgıbayır aşınım şekli; menderes ise hem aşınım hem birikim şeklidir.
Oluşum süreçleri, hangi topoğrafyaya ihtiyaç duyulduğunu belirler.
2
Eşleştirilen coğrafi alanların genel yer şekli özellikleri hatırlanır.
Kıyı Ege düzlük (graben), İç Anadolu kurak ve bitkiden yoksun, Taşeli karstik, Orta Karadeniz geniş kıta sahanlığına sahip, Doğu Karadeniz ise çok dağlık ve eğimlidir.
Yer şekillerinin özellikleri ile alanların eşleşip eşleşmediğini kontrol etmek için gereklidir.
3
Bölge özellikleri ile yer şekli oluşum şartları kıyaslanır.
Irmak adası için eğimin az olması gerekirken, Doğu Karadeniz'de eğim çok fazladır. Bu yüzden eşleştirme yanlıştır.
Yanlış eşleştirmeyi tespit etmek nihai cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Akarsu Aşınım ve Birikim Şekillerinin Oluşum Şartları

İpuçları

1
Akarsu birikim şekillerinin (ırmak adası, birikinti konisi vb.) oluşabilmesi için akarsuyun taşıma gücünün düşmesi, yani yatak eğiminin azalması gerekir.
2
Seçeneklerde eşleştirilen bölgelerin topoğrafik yapısını düşünün. Hangi bölge çok dağlık ve eğimli, hangi bölge düzlük veya platoluktur?
3
Doğu Karadeniz, Türkiye'nin en engebeli ve akarsuların en hızlı aktığı alanıdır. Bu kadar hızlı akan bir akarsu, yatağı içinde kum biriktirip ada oluşturamaz.

Daha Fazla Pratik

Farklı bölgelerimizdeki akarsuların genel özelliklerini (akış hızı, rejim, denge profiline ulaşma durumu) karşılaştıran sorular çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Zıtlıkları kullanma yöntemi: Aşındırma şekillerinin görüldüğü yerlerde akarsuların enerjisi yüksek (örneğin Doğu Karadeniz), biriktirme şekillerinin görüldüğü yerlerde ise enerjisi düşüktür (örneğin Ege). Sorudaki eşleştirmeleri bu enerji kuralına göre test edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 488Soru

Türkiye'de dış kuvvetlerin yer şekilleri üzerindeki etkisi incelendiğinde, rüzgârların şekillendirici gücü iklim ve bitki örtüsü şartlarına bağlı olarak 'doğrudan' veya 'dolaylı' (yardımcı) olarak sınıflandırılabilir. Bazı yer şekillerinde rüzgâr ana enerji kaynağıyken, bazılarında ise suyun veya diğer kuvvetlerin açtığı yolu takip eden tamamlayıcı bir unsurdur.

Buna göre, aşağıda verilen yer şekillerinden hangisinin oluşum sürecinde rüzgârlar, diğer dış kuvvetlerin etkisinden bağımsız olarak birincil (doğrudan) bir şekillendirici rol üstlenmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konya ve Karapınar çevresindeki eski göl tabanlarında görülen yardang ve tafoni oluşumları

Cevap

Konya ve Karapınar çevresindeki eski göl tabanlarında görülen yardang ve tafoni oluşumları
Rüzgârın doğrudan (birincil) etkisi, yer şeklinin oluşumundaki ana enerjinin rüzgâr tarafından sağlanması ve aşındırma/biriktirme sürecinin rüzgârla gerçekleşmesidir. Yardang (rüzgârın gevşek tabakaları yarmasıyla oluşan oluklar) ve tafoni (kayalardaki küçük oyuklar), Türkiye'de kuraklığın ve rüzgâr hızının en yüksek olduğu Konya-Karapınar gibi alanlarda rüzgârın korrazyon etkisiyle oluşan primer rüzgâr şekilleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvetlerin yer şekilleri üzerindeki 'doğrudan' ve 'dolaylı' etkisini ayırt ediniz.
Rüzgâr, bir yer şeklini kendi başına (aşındırarak veya biriktirerek) oluşturuyorsa doğrudan; başka bir kuvvetin (su gibi) oluşturduğu şekli törpülüyorsa dolaylı etkidir.
Soruda rüzgârın 'birincil/doğrudan' olduğu durumu bulmak hedeflenmektedir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerinin ana oluşum nedenlerini analiz ediniz.
Peri bacası ve kırgıbayır (su), tor topografyası (çözünme/ayrışma), lapya (karstik erime) kaynaklıdır.
Rüzgâr dışındaki baskın kuvvetleri eleyerek rüzgâra ait olanı belirlemek gerekir.
3
Konya-Karapınar yöresindeki yardang ve tafoni gibi özel rüzgâr formlarını değerlendiriniz.
Bu şekiller, rüzgârın taşıdığı kumların kayalara çarpmasıyla (korrazyon) oluşur ve ana aktör tamamen rüzgârdır.
Rüzgârın doğrudan şekillendirici gücünün en belirgin örnekleri yardang, tafoni, mantar kaya ve barkanlardır.

Anahtar Kavram

Rüzgârın Doğrudan ve Dolaylı Etkisi

İpuçları

1
Bir yer şeklinin oluşumunda rüzgârın 'asıl' enerji kaynağı olup olmadığını düşünün.
2
Peri bacaları ve kırgıbayırlar üzerinde rüzgârın mı yoksa suyun mu daha belirleyici olduğunu hatırlayın.
3
Özellikle eski göl tabanlarında rüzgârın kayaları doğrudan yararak oluşturduğu yardang gibi şekiller primer rüzgâr formlarıdır.

Daha Fazla Pratik

Rüzgâr biriktirme şekillerinden olan 'lös' topraklarının neden Türkiye'de geniş alanlar kaplamadığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 489Soru

Türkiye'de Pleistosen (Buzul Çağı) döneminde oluşmuş buzul aşınım ve birikim şekillerine bakıldığında; Rize'deki Kaçkar Dağları'nın kuzey yamaçlarında bu izlerin yaklaşık 21002100 metreye kadar indiği, ancak Hakkâri'deki Cilo (Buzul) Dağları'nda bu sınırın 28002800 metre civarında kaldığı görülmektedir. Kaçkar Dağları'nın Cilo Dağları'na göre daha kuzeyde yer almasına rağmen, buzul sınırındaki bu belirgin farklılığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaçkar Dağları'nın kuzey yamaçlarında nemliliğin fazla olması ve karın yerde kalma süresinin uzaması

Cevap

Kaçkar Dağları'nın kuzey yamaçlarındaki yüksek nemlilik ve yağış miktarı, karın erimesini geciktirerek buzul sınırını Cilo Dağları'na göre daha aşağı çekmiştir.
Buzul sınırı (ve kalıcı kar sınırı) üzerinde enlem, bakı ve yükseltinin yanı sıra nemlilik de belirleyicidir. Karadeniz'e bakan yamaçlar (Kaçkarlar) yüksek nem ve bulutluluk nedeniyle güneş ışınlarından daha az etkilenir, bu da karın erimesini zorlaştırarak buzul izlerinin daha alçak seviyelerde (21002100 m) görülmesini sağlar. Cilo Dağları ise daha güneyde ve karasal bir iklimde olduğu için bu sınır çok daha yüksektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Konum analizi yapılması
Kaçkar Dağları (Kuzey Anadolu) ve Cilo Dağları (Güneydoğu Anadolu) arasındaki enlem farkı belirlenir.
Enlem arttıkça (kuzeye gidildikçe) sıcaklık azalır ve buzul sınırının normalde daha aşağıda olması beklenir.
2
Özel konum (nemlilik) etkisinin incelenmesi
Kaçkar Dağları'nın kuzey yamaçlarının denizel etkilerle bol yağış aldığı, Cilo Dağları'nın ise karasal olduğu tespit edilir.
Nemli hava, güneşlenmenin etkisini kırarak ve kar miktarını artırarak buzul sınırını aşağı çeker.
3
Veriler arasındaki çelişkinin çözülmesi
Kaçkar'ın kuzey olması (enlem) ile nemli olması birleşerek sınırı 21002100 metreye indirirken; Cilo'nun güneyde ve kurak olması sınırı 28002800 metrede tutmuştur.
Bu durum, Türkiye'deki buzul sınırının sadece enlemle değil, nemlilik gibi özel konum şartlarıyla da şekillendiğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Buzul Sınırlarını Etkileyen Faktörler (Enlem ve Nem İlişkisi)

İpuçları

1
Türkiye'de buzul sınırlarının dağılışını hem matematik konum hem de özel konum (denizellik/nem) etkiler.

Daha Fazla Pratik

Buzul aşınım şekillerinden 'Hörgüç Kaya' ve 'Sirk Çukuru' arasındaki farkları gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 490Soru

Rüzgârların yer şekillerini aşındırma süreci (abrazyon), rüzgârın hızı ile taşıdığı malzemenin boyutu ve yoğunluğu arasındaki ilişkiye dayanır. Türkiye’de özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kurak sahalarda yaygın olarak görülen 'Mantarkaya' oluşumlarında, kayaların alt kısımlarının üst kısımlarına göre çok daha şiddetli bir aşınmaya maruz kaldığı ve inceldiği gözlemlenir.

Mantarkayaların bu karakteristik morfolojik yapısının oluşmasındaki temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rüzgârın taşıdığı aşındırıcı gücü yüksek iri kum tanelerinin, ağırlıkları nedeniyle zemine yakın seviyelerde (ilk 1-2 metre) daha yoğun olması

Cevap

Rüzgârın taşıdığı iri kum tanelerinin ağırlıkları nedeniyle zemine yakın seviyelerde yoğunlaşması, aşındırma gücünün bu seviyelerde maksimuma ulaşmasını sağlar.
Mantarkaya oluşumunda en kritik faktör rüzgârın 'korrasyon' etkisidir. Rüzgâr hızı yükseldikçe artsa da, aşındırmayı sağlayan asıl unsurlar olan iri kum taneleri ağırlıkları sebebiyle zeminden çok fazla yükselemezler. Bu yüzden rüzgârın aşındırma gücü yerden yaklaşık 1-2 metre yükseklikte en fazladır; bu da kayaların alt kısımlarının incelmesine yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın taşıma kapasitesini analiz et
Rüzgâr, tozları (lös) yüksek seviyelere taşıyabilirken, daha ağır olan kum tanelerini yerden ancak 1-2 metre yükseğe kadar sıçratabilir.
Yer çekimi etkisiyle ağır partiküllerin dikey dağılımı alt seviyelerde kısıtlıdır.
2
Aşındırma (korrasyon) mekanizmasını değerlendir
Aşındırma, rüzgârın taşıdığı malzemenin yüzeye çarpma enerjisiyle oluşur. Kum tanelerinin en yoğun olduğu alt kısımlar, zımpara etkisiyle daha fazla aşınır.
Hız artsa bile aşındırıcı araç (kum) miktarı azaldığında aşındırma gücü düşer.
3
Morfolojik sonucu tanımla
Kayanın altı oyulurken üstü geniş kalır, bu da 'Mantarkaya' görünümünü ortaya çıkarır.
Dikey profildeki dengesiz aşınma özgün bir şekil oluşturur.

Anahtar Kavram

Rüzgârın Korrasyon Gücü ve Dikey Dağılımı

İpuçları

1
Mantarkayanın şekline odaklanın: Neden sadece alt taraf oyuluyor?
2
Rüzgârın taşıdığı kumların mı yoksa tozların mı daha etkili bir zımpara görevi gördüğünü düşünün.
3
Ağır kum taneleri rüzgâr tarafından çok yükseğe taşınabilir mi?

Daha Fazla Pratik

Tafoni ile Mantarkaya arasındaki farkı, özellikle kimyasal çözünmenin rolü açısından araştırın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 491Soru

Türkiye'de tektonik kökenli ovalar, yer kabuğundaki kırılmalar ve çökmeler sonucunda oluşan çöküntü alanlarının alüvyonlarla dolmasıyla meydana gelmiştir. Bu ovaların dağılışı, ülkemizdeki ana fay kuşakları ile büyük oranda örtüşmektedir.

Buna göre, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) kuşağı üzerinde yer alan aşağıdaki ova dizilerinden hangisi, batıdan doğuya doğru doğru bir şekilde sıralanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bolu, Çerkeş, Tosya, Merzifon, Erbaa

Cevap

Bolu, Çerkeş, Tosya, Merzifon ve Erbaa ovalarının yer aldığı seçenek doğrudur.
Bolu, Çerkeş, Tosya, Merzifon ve Erbaa ovaları, Türkiye'nin en uzun ve aktif fay hattı olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) boyunca oluşan tektonik çöküntü alanlarıdır. Bu ovalar Marmara bölgesinden Doğu Anadolu'ya doğru bir hat şeklinde uzanır ve batıdan doğuya doğru coğrafi bir süreklilik gösterirler.

Adım Adım Çözüm

1
Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) güzergahını belirle.
KAF, Saros Körfezi'nden başlayıp Marmara Denizi, Bolu, Çankırı, Kastamonu, Amasya, Tokat, Erzincan ve Muş Varto'ya kadar uzanan bir hattır.
Tektonik ovaların dağılımı fay hatlarıyla doğrudan ilişkilidir.
2
Verilen ova isimlerini bu hat üzerindeki illerle eşleştir.
Bolu (Bolu), Çerkeş (Çankırı), Tosya (Kastamonu), Merzifon (Amasya), Erbaa (Tokat) yerleşmeleri bu hat üzerindedir.
Ovaların batıdan doğuya doğru coğrafi konumlarını doğrulamak gerekir.
3
Diğer fay hatlarındaki ovaları ele.
Ege'deki graben ovaları (BAF) ve Hatay-Muş hattındaki ovalar (DAF) KAF sistemine dahil değildir.
Farklı fay sistemlerini birbirinden ayırt etmek doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Tektonik ovaların Türkiye'deki ana fay hatları (KAF, DAF, BAF) üzerindeki dağılımı ve bu ovaların batı-doğu yönlü sıralanışı.

İpuçları

1
Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Türkiye'nin kuzey kesiminden geçen yay şeklindeki hattını gözünüzün önüne getirin.
2
Bolu ve Erbaa (Tokat) gibi merkezlerin hangi fay hattı kuşağında yer aldığını hatırlamaya çalışın.
3
Batı Anadolu'daki graben ovaları ile Doğu Anadolu Fay Hattı üzerindeki Elazığ-Malatya hattını elediğinizde doğru sıralamaya ulaşırsınız.

Daha Fazla Pratik

KAF ve DAF'ın birleştiği yer olan Karlıova (Bingöl) çevresindeki ovaların özelliklerini inceleyerek tektonik karmaşayı daha iyi anlayabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Harita üzerinde fay hatlarını üç ana kol (Kuzey, Doğu, Batı) olarak zihinde canlandırmak ve şehirlerin bu hatlar üzerindeki konumlarını 'batıdan doğuya' bir tren yolu gibi düşünmek sıralama sorularında hata payını azaltır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 492Soru

Türkiye'de jeolojik olarak "yaşlı" kabul edilen masif kütlelerin (örneğin Yıldız Dağları) ortalama yükseltisi yer yer oldukça düşükken, "genç" oluşumlu Alp kıvrım sistemine dahil olan Toroslar'ın zirveleri 30003000 metreyi aşmaktadır. Öte yandan, Doğu Anadolu'daki bazı yüksek platoların temelinde hem I.I. Zaman'a ait kristalin şistler hem de III.III. Zaman sonlarına ait volkanik örtüler bir arada bulunur. Bu durum, Türkiye arazisinin bugünkü ortalama yükseltisinin ve genel morfolojik yapısının belirlenmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisini daha net bir şekilde ortaya koymaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arazinin oluşum yaşından ziyade, en son etkili olan dikey yönlü tektonik hareketlerin (epirojenez) belirleyici olması

Cevap

Türkiye'nin bugünkü yüksekliğinin belirlenmesinde, arazinin jeolojik yaşından ziyade en son etkili olan dikey yönlü tektonik hareketlerin (epirojenez) belirleyici olması
Türkiye arazisinin bugünkü yüksek engebeli görünümü, esas olarak Alp Orojenezi sonrası (Neojen sonu - Kuvaterner başı) gerçekleşen epirojenik yükselmelere dayanır. Bu süreçte Anadolu bir bütün olarak yükseldiği için, I.I. Zaman'da oluşmuş masifler de III.III. Zaman'da oluşmuş kıvrım dağları da bugünkü yüksek konumlarına taşınmıştır. Dolayısıyla belirleyici olan unsur, arazinin ne zaman oluştuğu değil, en son ne zaman yükseldiğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Arazilerin jeolojik yaşı ile yükseltisi arasındaki ilişkiyi analiz et.
Yıldız Dağları (I.I. Zaman) alçak, Toroslar (III.III. Zaman) yüksek; ancak Doğu Anadolu'da her iki yaştan birim de yüksektir.
Yalnızca yaşın yüksekliği belirlemediğini fark etmek gerekir.
2
Dış kuvvetlerin (aşındırma) ve iç kuvvetlerin (yükseltme) rollerini değerlendir.
Türkiye III.III. Zaman sonunda deniz seviyesine yakın bir düzlük (peneplen) haline gelmiştir.
Bu durum tüm eski ve genç birimlerin bir dönem alçak seviyede olduğunu gösterir.
3
Son jeolojik dönemdeki tektonik olayları hatırla.
Kuvaterner başında Anadolu levhası toptan yükselmeye (epirojenez) uğramıştır.
Bu son hareket, önceki tüm aşınım ve kıvrımlanma süreçlerinin üzerine dikey bir etkide bulunarak mevcut yüksekliği yaratmıştır.

Anahtar Kavram

Epirojenik Yükselme ve Peneplenleşme

İpuçları

1
Türkiye'nin ortalama yükseltisinin neden bu kadar fazla olduğunu ve bu yüksekliğin son jeolojik zamanda gerçekleşen bir 'toptan' hareketle ilişkisini düşünün.
2
Eski bir arazi (masif) ile genç bir arazinin aynı anda yüksekte bulunabilmesi için, her ikisini de birden etkileyen geniş çaplı bir kuvvet gerekir.
3
Peneplen haline gelmiş bir arazinin tekrar yükselmesine 'rejuvenasyon' (gençleşme) denir ve bu dikey tektonik hareketlerin (epirojenez) bir sonucudur.

Daha Fazla Pratik

Epirojenezin sonuçları arasında yer alan 'akarsuların derin vadiler açması' ve 'kıyı taraçalarının oluşması' kavramlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 493Soru

Türkiye'nin jeomorfolojik özellikleri incelendiğinde, rüzgârların yer şekillendirici etkisinin akarsulara kıyasla daha sınırlı olduğu görülür. Ancak bazı yörelerdeki özel şartlar, rüzgârların doğrudan aşınım ve birikim şekilleri oluşturmasına olanak tanımaktadır.

Buna göre, Türkiye'de rüzgârların oluşturduğu yer şekilleri ve bu kuvvetin etkili olduğu alanların özellikleriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç Anadolu'da özellikle Konya-Karapınar yöresinde, yarı kurak iklim koşulları ve cılız bitki örtüsünün etkisiyle rüzgâr birikim şekillerinden olan kumullara rastlanır.

Cevap

İç Anadolu'da özellikle Konya-Karapınar yöresinde, yarı kurak iklim koşulları ve cılız bitki örtüsünün etkisiyle rüzgâr birikim şekillerinden olan kumullara rastlandığını belirten ifade doğrudur.
Rüzgârlar, Türkiye'de yer şekillendirici dış kuvvetler arasında etki alanı en dar olanlardan biridir. Ancak iklimin yarı kurak, nemin az ve bitki örtüsünün seyrek (bozkır) olduğu İç Anadolu Bölgesi'nde, bilhassa Konya-Karapınar çevresinde rüzgârların doğrudan oluşturduğu birikim şekilleri olan kumullara geniş ölçüde rastlanır. Bu bölge, rüzgâr erozyonu riskinin de ülkemizde en yüksek olduğu sahadır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'de rüzgârların etkili olabilmesi için gereken temel şartları analiz et.
Rüzgâr erozyonu ve biriktirmesi, yıllık yağış miktarının az olduğu, kurak/yarı kurak iklimlerde ve bitki örtüsünün cılız olduğu açık alanlarda etkilidir.
Bitki kökleri toprağı tutamadığında ve toprak kuru olduğunda rüzgârın aşındırma gücü artar.
2
Bu şartların Türkiye'de en belirgin görüldüğü coğrafi konumları tespit et.
İç Anadolu Bölgesi (Tuz Gölü havzası, özellikle Konya-Karapınar) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi rüzgâr etkisinin en fazla olduğu alanlardır.
Bu bölgelerde orman örtüsü tahrip edilmiş, step formasyonu yaygınlaşmış ve fiziksel ufalanma ön plana çıkmıştır.
3
Seçeneklerde verilen yer şekilleri ve oluşum özelliklerini coğrafi bölgelerle eşleştirerek doğruluğunu değerlendir.
Karapınar'da kumulların bulunması rüzgâr birikimine örnektir ve doğrudur. Diğer seçeneklerdeki basınç merkezleri, bitki kuşakları ve kıta sahanlığı şartları bilimsel olarak hatalıdır.
Tüm çeldiriciler temel coğrafi kavram yanılgılarını barındırmaktadır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Rüzgâr Şekilleri ve Oluşum Şartları

İpuçları

1
Rüzgârların etkili olabilmesi için toprağın ıslak olmaması ve yüzeyi tutan ağaç/bitki köklerinin zayıf olması gerektiğini düşünün.
2
Seçenekleri değerlendirirken, Türkiye'de çölleşme tehlikesinin en yüksek olduğu bölgemizi ve ilçemizi hatırlayın.
3
Konya'nın Karapınar ilçesi, Türkiye'de rüzgâr biriktirmesi sonucu oluşan kumulların en net görüldüğü ve erozyonla mücadele edilen en önemli sahadır.

Daha Fazla Pratik

Akarsuların oluşturduğu aşındırma ve biriktirme şekillerinin (vadi tipleri, delta ovası, birikinti konisi vb.) dağılış alanlarını harita üzerinden incelemeniz tavsiye edilir.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken eleme yöntemini kullanabilirsiniz. Kıyı derinliğinin fazla olması birikimi engeller (E elenir). İzlanda basıncı yağış getirir (D elenir). Lösler kurak alan toprağıdır, ormanda olmaz (B elenir). Sivas'ta jipsli karst arazisi vardır (A elenir). Geriye kuraklık bölgesi olan İç Anadolu kalır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 494Soru

Kireç taşı (kalker) ve alçı taşı (jips) gibi suda kolay çözünebilen kayaçların bulunduğu sahalara "karstik arazi" denir. Bu alanlarda suların kayaları kimyasal yolla eritmesi sonucunda lapya, dolin, polye ve obruk gibi aşınım şekilleri; suların içindeki eriyik minerallerin çökelmesiyle ise sarkıt ve dikit gibi birikim şekilleri meydana gelmektedir.

Türkiye'de karstik arazilerin özellikleri ve coğrafi dağılışı dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç Anadolu Bölgesi'nde, özellikle Sivas ve çevresinde alçı taşı (jips) kayacının çözünmesiyle oluşan karstik şekillere rastlanmaktadır.

Cevap

İç Anadolu Bölgesi'nde Sivas ve çevresinde alçı taşı (jips) türü çözünebilen kayaçların varlığına bağlı olarak karstik yer şekilleri oluşmaktadır.
Karstik yer şekilleri kireç taşı (kalker), alçı taşı (jips) ve kaya tuzu gibi kimyasal yolla çözünebilen kayaçların bulunduğu arazilerde meydana gelir. Türkiye'de alçı taşı (jips) en yaygın olarak İç Anadolu Bölgesi'nde, özellikle de Sivas, Çankırı ve Erzincan çevrelerinde bulunur. Suların bu jipsli arazileri eritmesi sonucunda tıpkı Akdeniz'de olduğu gibi çeşitli karstik aşınım ve birikim şekilleri oluşur. Bu nedenle Sivas ve çevresinde jips karstına rastlanması kesinlikle doğru bir coğrafi bilgidir.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik arazilerin temel özelliğini hatırlamak.
Karstik araziler kireç taşı (kalker) ve alçı taşı (jips) gibi suda kolay eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerdir.
Oluşum sürecinin anlaşılması, bu kayaçların nerede bulunduğunu tespit etmek için gereklidir.
2
Türkiye'de karstik kayaçların dağılışını bölgelere göre analiz etmek.
Kalker (kireç taşı) en çok Akdeniz Bölgesi'nde, Jips (alçı taşı) ise en çok İç Anadolu Bölgesi'nde (Sivas, Çankırı çevresi) yer alır.
Karstik şekillerin sadece bir bölgeye özgü olmadığı, kayaç türüne göre farklı bölgelerde de görülebildiği bilgisini doğrulamak için.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri doğrulamak.
Sivas ve çevresinde jips tabanına bağlı karstik şekillerin görüldüğünü belirten ifade coğrafi olarak kesin ve doğru bir bilgidir.
Öğrenilen teorik bilginin pratik mekan eşleştirmesini tamamlamak için.

Anahtar Kavram

Karstik arazilerin Türkiye'deki kayaç türlerine (Kalker ve Jips) göre genel dağılışı

İpuçları

1
Karstik arazilerin sadece kireç taşı (kalker) üzerinde değil, alçı taşı (jips) üzerinde de oluşabileceğini hatırlayın.
2
Alçı taşı olarak bilinen 'jips' kayacının ülkemizde en yaygın bulunduğu bölge İç Anadolu'dur.
3
Seçenekler arasında İç Anadolu'da yer alan illeri (özellikle Sivas'ı) ve burada jips kayacının oluşturduğu yer şekillerini içeren cümleye odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki kireç taşı (kalker) arazilerinin özellikle Teke ve Taşeli platolarında yoğunlaşması konusunu tekrar edebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Sorudaki ifadeleri eleyerek de ilerleyebilirsiniz. Enlem etkisinden bahseden, masif arazilerle karıştıran veya akarsu biriktirmesinden bahseden seçeneklerin karstik yapıyla ilgisi olmadığını fark edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 495Soru

Türkiye'de bazı ovalar, akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri yerlerin hemen gerisindeki çukur alanlarda biriktirmesiyle oluşur. Deniz seviyesine çok yakın bir yükseltiye sahip olan bu alanlar "taban seviyesi ovası" olarak adlandırılır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi taban seviyesi ovalarına örnek olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adapazarı Ovası

Cevap

Adapazarı Ovası, akarsu biriktirmesiyle deniz kıyısının hemen gerisinde oluşan bir taban seviyesi ovasıdır.
Taban seviyesi ovaları, akarsuların denize ulaşmadan hemen önce, eğimin azaldığı kıyı gerisi düzlüklerde yaptıkları biriktirme faaliyetleri sonucu oluşur. Adapazarı Ovası, Sakarya Nehri'nin ağız kısmına yakın bölgede oluşturduğu, yükseltisi oldukça düşük (yaklaşık 30-40 metre) olan tipik bir taban seviyesi ovasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Taban seviyesi ovası tanımını analiz et.
Bu ovalar akarsu biriktirmesiyle oluşur, deniz seviyesine çok yakındır ve kıyının hemen gerisinde (deniz içinde değil) yer alır.
Soruda istenen özel oluşum tipini belirlemek için kriterleri netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ovaları oluşum tiplerine göre sınıflandır.
Adapazarı (Taban seviyesi), Bafra (Delta), Kestel (Karstik), Iğdır ve Erzincan (Tektonik) olarak sınıflandırılır.
Her ovanın jeolojik ve jeomorfolojik kökenini belirleyerek hatalı olanları elemek için gereklidir.
3
Tanıma uyan en uygun örneği seç.
Adapazarı Ovası, Sakarya Irmağı'nın Marmara Denizi kıyısı gerisinde oluşturduğu en bilindik taban seviyesi ovası örneğidir.
Tanımlanan fiziksel coğrafya özellikleri ile gerçek arazi örneklerini eşleştirmek soruyu çözer.

Anahtar Kavram

Taban Seviyesi Ovaları

İpuçları

1
Bu ova tipinin yükseltisi deniz seviyesine çok yakındır ve genellikle bir akarsuyun denize dökülmeden önceki son düzlüğüdür.
2
Antalya, Köyceğiz ve Adapazarı gibi ovalar bu grubun en bilindik örnekleridir.
3
Sakarya Nehri'nin döküldüğü yerin hemen gerisindeki geniş düzlüğü düşünün.

Daha Fazla Pratik

Diğer kıyı ovaları olan Delta ovalarının oluşum şartlarını (kıta sahanlığı, akıntı vb.) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 496Soru

Rüzgârlar, aşındırma faaliyetlerini gerçekleştirirken taşıdıkları kum tanelerini genellikle yerden 11,51-1,5 metre yüksekliğe kadar sıçratabilirler (saltasyon). Bu nedenle rüzgârın korazyon (aşındırma) gücü, zemine yakın seviyelerde en yüksek noktaya ulaşırken yükseklik arttıkça hızla azalır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu durumun morfolojik sonuçlarından biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rüzgârın taşıdığı çok ince boyutlu toz ve mil gibi malzemelerin (lössler) yüzeyden çok yükseklere çıkarak uzaklara taşınabilmesi

Cevap

Rüzgârın taşıdığı çok ince boyutlu malzemelerin (lössler) yüzeyden çok yükseklere çıkarak uzaklara taşınabilmesi, rüzgârın aşındırma gücünün zemine yakın seviyelerde yoğunlaşmasının bir sonucu değildir; aksine bu durum rüzgârın askıda taşıma (süspansiyon) yeteneğiyle ilgilidir.
Rüzgârın aşındırma (korazyon) gücünün zemine yakınlığı, kum tanelerinin ağırlığı nedeniyle sadece belli bir yüksekliğe (11,51-1,5 m) kadar sıçrayabilmesinden kaynaklanır. Mantarkaya, şahit kaya ve tafonilerin alt kısımlarındaki karakteristik aşınma izleri bu durumun doğrudan sonucudur. Ancak löss gibi çok ince boyutlu malzemelerin taşınması süspansiyon (havada asılı kalma) mekanizmasıyla gerçekleşir. Bu malzemeler yüzeyden yüzlerce metre yükselebilir ve çok uzaklara taşınabilir. Dolayısıyla bu durum, rüzgârın aşındırma gücünün zemine hapsolmasının bir sonucu değil, rüzgârın taşıma kapasitesinin bir başka boyutudur.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın taşıma ve aşındırma mekanizmalarını analiz etme
Kum taneleri ağır olduğu için saltasyon (sıçrama) ile yerden en fazla 11,51-1,5 metre yükseklikte taşınır; bu da aşındırmanın (korazyon) zeminde yoğunlaşmasına neden olur.
Soruda verilen öncül bilgiyi morfolojik şekillerle eşleştirmek için mekanizmanın anlaşılması gerekir.
2
Aşındırma şekillerini (Mantarkaya, Şahit Kaya, Tafoni) değerlendirme
Bu şekillerin hepsinde rüzgârın çarptırdığı kumların etkisiyle 'alttan oyulma' veya 'alt seviyede yoğunlaşma' gözlenir.
Verilen öncülün sahadaki fiziksel yansımalarını doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki aykırı durumu (Löss transportu) tespit etme
Lössler (toz/mil) çok hafiftir ve rüzgâr tarafından süspansiyon (askıda kalma) yoluyla binlerce metre yükseğe çıkarılabilir.
Lösslerin taşınması, rüzgârın aşındırma gücünün zemine yakınlığı ile açıklanan bir durum değildir.

Anahtar Kavram

Rüzgârın Korazyon (Aşındırma) Gücü ve Saltasyon Limiti

İpuçları

1
Rüzgârın kumları neden sadece belirli bir yüksekliğe kadar taşıyabildiğini ve bunun aşındırma şekillerine nasıl yansıyacağını düşünün.
2
Seçeneklerdeki 'aşındırma' (korazyon) ve 'biriktirme/taşıma' süreçlerini birbirinden ayırmaya çalışın.
3
Lössler çok ince taneli (toz boyutunda) oldukları için rüzgâr tarafından çok yükseklere taşınabilirler; bu durum ağır kum tanelerinin zemindeki aşındırmasından farklıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de rüzgâr aşındırma ve biriktirme şekillerinin en yaygın olduğu Konya-Karapınar çevresindeki topografik değişimleri inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Rüzgârın taşıma yöntemlerini (Sürüklenme, Saltasyon, Süspansiyon) karşılaştırarak hangi yöntemin yer şeklinin 'alt' veya 'üst' kısmında etkili olacağını analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 497Soru

Türkiye'nin Akdeniz kıyı kuşağında yer alan Teke ve Taşeli platoları, genel olarak "karstik oluşumlu platolar" kategorisinde birlikte değerlendirilir. Her iki plato da benzer litolojik (kalker) yapıya ve iklim özelliklerine sahip olmasına rağmen; Taşeli Platosu'nun, Teke Platosu'na kıyasla çok daha parçalanmış, derin kanyonlarla yarılmış ve ulaşım ağlarının kurulmasına daha az elverişli bir morfoloji sergilemesi dikkat çekicidir. Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Göksu Nehri ve kollarının platoyu derince yararak aşındırması ve kanyon vadi sayısının fazla olması

Cevap

Doğru cevap, Göksu Nehri ve kollarının Taşeli Platosu'nu derince yararak aşındırması ve bölgede kanyon vadi sayısının fazla olmasıdır.
Doğru cevap olan seçenek, Taşeli Platosu'nun morfolojik karakterini belirleyen en temel unsuru açıklar. Taşeli Platosu, Göksu Nehri ve onun kolları tarafından çok kuvvetli bir şekilde parçalanmıştır. Bu akarsu sistemi, kalker tabakalarını derince yararak çok sayıda kanyon vadi oluşturmuş, bu da platonun yüzeyini bir bütün olmaktan çıkarıp engebeli bir yapıya dönüştürmüştür. Teke Platosu ise Taşeli'ne kıyasla daha geniş düzlükleri bünyesinde barındıran bir yapı sergiler.

Adım Adım Çözüm

1
Teke ve Taşeli platolarının ortak ve farklı özelliklerini analiz et.
İki plato da karstik yapıdadır ancak Taşeli daha parçalanmış bir yapıya sahiptir.
Soruda aynı grupta olmalarına rağmen neden morfolojik olarak ayrıştıkları sorulmaktadır.
2
Bölgedeki akarsu ağını ve aşındırma gücünü incele.
Taşeli Platosu üzerinden geçen Göksu Nehri'nin platoyu derince yardığı görülür.
Akarsu aşındırması, bir platonun ne kadar "parçalı" veya "düz" görüneceğini belirleyen ana dış kuvvettir.
3
Taşeli'nin ulaşım ve yerleşme üzerindeki kısıtlarını değerlendir.
Derin kanyon vadiler (Göksu Kanyonu gibi) ulaşımı zorlaştıran temel etkendir.
Morfolojik parçalanmışlığın beşerî sonuçlarını doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Karstik platolarda morfolojik farklılıklar ve akarsu aşındırmasının etkisi

İpuçları

1
Bir platonun yüzeyinin 'parçalanmış' ve 'engebeli' olması, genellikle üzerinde etkili olan akarsuların aşındırma gücüyle ilgilidir.
2
Akdeniz Bölgesi'nin en önemli akarsularından biri olan ve Taşeli Platosu'nu boydan boya kat eden nehri hatırlayın.
3
Göksu Nehri'nin oluşturduğu derin kanyonlar, Taşeli Platosu'nu Türkiye'nin ulaşımı en zor ve seyrek nüfuslu alanlarından biri haline getirmiştir.

Daha Fazla Pratik

Karstik platoların ekonomik faaliyetlerini (kıl keçisi yetiştiriciliği vb.) bu fiziksel engellerle ilişkilendirerek tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 498Soru

Türkiye'nin batısında, yer kabuğunun esnekliğini yitirerek sertleştiği alanlarda meydana gelen tektonik hareketler sonucunda kırılmalar oluşmuştur. Bu kırılma hatları boyunca yüksekte kalan kütlelere "horst" (kırıklı dağ) adı verilir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi horst özelliği gösteren dağlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Menteşe Dağları

Cevap

Menteşe Dağları
Menteşe Dağları, Batı Anadolu'daki horst-graben sisteminin bir parçasıdır. Yer kabuğunun sertleşmiş kısımlarının yan basınçlarla kırılması sonucu yüksekte kalan kütle (horst) özelliğini taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Dağ oluşum tiplerini hatırla.
Türkiye'de dağlar; kıvrılma, kırılma ve volkanizma yollarıyla oluşur.
Soruda istenen 'horst' yapısının hangi oluşum türüne ait olduğunu belirlemek gerekir.
2
Kırıklı dağların (horst) Türkiye'deki dağılımını analiz et.
Kırıklı dağlar en yaygın olarak Ege Bölgesi'nde (Kaz, Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın, Menteşe) ve Akdeniz'de Nur (Amanos) Dağları'nda görülür.
Doğru örneği bulmak için coğrafi dağılım bilgisi kullanılır.
3
Seçeneklerdeki dağları oluşumlarına göre sınıflandır.
Menteşe Dağları kırıklı; Erciyes ve Süphan volkanik; Kaçkar ve Küre kıvrımlıdır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Kırıklı Dağlar (Horstlar)

İpuçları

1
Ege Bölgesi'ndeki dağların çoğunluğu kırıklı yapıdadır.
2
Horst ve graben sistemleri, yer kabuğunun esnekliğini kaybettiği alanlardaki faylanmalarla oluşur.
3
Menteşe, Aydın, Bozdağlar gibi dağlar bu sistemin en bilinen horst örnekleridir.

Daha Fazla Pratik

Ege Bölgesi'ndeki horstların kıyıya uzanış doğrultusunun iklim ve ulaşıma etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 499Soru

Anadolu yarımadasında yeryüzünü şekillendiren dış etmenler arasında etki alanı en sınırlı olanı buzullardır. Çoğunlukla yüksek dağlık bölgelerde gözlemlenen bu yeryüzü şekilleri, günümüzde varlığını sürdüren aktif buzullardan çok, Pleistosen (Buzul Çağı) döneminde yaşanan iklim değişimlerinin mirasıdır.

Türkiye'deki sirk gölleri, hörgüç kayalar, buzul vadileri ve moren örtüleri dikkate alındığında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek kesimlerde bu şekillerin görülmesi, matematik konumdan ziyade yükselti faktörünün (özel konum) bir sonucudur.

Cevap

Yüksek kesimlerde bu şekillerin görülmesi, matematik konumdan ziyade yükselti faktörünün (özel konum) bir sonucudur.
Türkiye, matematik konumu gereği ılıman orta kuşakta yer alır; bu nedenle buzulların yeryüzünü şekillendirici etkisi diğer dış kuvvetlere kıyasla en azdır. Dağlık alanlarda sirk gölü, hörgüç kaya, buzul vadisi ve moren gibi aşınım/birikim şekillerine rastlanması, ülkenin kutuplara yakınlığıyla (matematik konum) değil, arazinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliğinin fazla olmasıyla (özel konum) doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki temel kavramları analiz et.
Anadolu'da buzulların etki alanının dar olduğu, aktif buzullardan çok Pleistosen (Kuvaterner) dönemi izlerinin bulunduğu tespit edilir.
Türkiye'deki buzul aşındırma ve biriktirme şekillerinin (sirk gölü, hörgüç kaya, moren) oluşum mekanizmasını anlamak için.
2
Matematik ve özel konum kavramlarını buzul şekilleriyle ilişkilendir.
Türkiye orta kuşakta (matematik konum) yer aldığı için buzulların deniz seviyesine inmesi beklenmez. Buzul şekillerine sadece yüksek dağlarda rastlanması özel konum (yükselti) ile ilgilidir.
Seçeneklerdeki konum faktörlerinin doğruluk payını değerlendirmek için.
3
Jeolojik zamanlar ile buzul şekillerinin oluşum dönemini karşılaştır.
Türkiye'deki belirgin buzul şekillerinin I. veya III. Jeolojik Zaman'da değil, IV. Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) oluştuğu hatırlanır ve ilgili hatalı seçenekler elenir.
Jeolojik dönemler ile yeryüzü şekilleri arasındaki eşleştirme hatalarını tespit etmek için.
4
Doğru seçeneği belirle.
Buzul şekillerinin varlığının özel konum şartlarının (yükselti) bir sonucu olduğu yargısına ulaşılır.
Enlem etkisine rağmen dağların yüksek kesimlerinde buzul izlerine rastlanmasını açıklayan en doğru ifade olduğu için.

Anahtar Kavram

Türkiye'de buzul şekillerinin dağılışı ve oluşum nedenleri

İpuçları

1
Türkiye'nin Ekvator ile Kutuplar arasındaki yerini (matematik konumunu) düşünerek, buzulların tüm ülkeyi kaplayıp kaplayamayacağını değerlendirin.
2
Sirk gölü, hörgüç kaya ve moren (buzultaş) gibi şekillerin oluştuğu dönemin I. veya III. zaman değil, IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner) olduğunu hatırlayın.
3
Orta kuşakta yer alan Türkiye'nin yüksek dağlarında buzul şekillerine rastlanması enlemle değil, doğrudan arazinin deniz seviyesinden yüksek olmasıyla (özel konum) ilgilidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 500Soru

Türkiye'nin batısında, yer kabuğunun sertleşmiş tabakaları yan basınçlara maruz kaldığında kıvrılamayıp kırılmaktadır. Bu kırılma hatları (faylar) boyunca bazı kütleler yükselerek "horst" adı verilen dağları, bazı kütleler ise çökerek "graben" adı verilen ovaları oluşturur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu şekilde oluşan bir "horst" (kırıklı dağ) örneğidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Madra Dağları

Cevap

Madra Dağları, kırılma sonucu oluşan bir horst (kırıklı dağ) örneğidir.
Madra Dağları, Türkiye'de kırıklı dağ oluşumunun (orojenez) en yaygın görüldüğü Ege Bölgesi'nde yer alır. Sertleşmiş tabakaların yan basınçlarla kırılması sonucu oluşan bir horst yapısıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dağ oluşum türlerini (orojenez) hatırla.
Dağlar kıvrılma, kırılma ve volkanizma yollarıyla oluşur.
Sorunun kökünde tarif edilen mekanizmanın hangi türe ait olduğunu belirlemek gerekir.
2
Horst ve graben kavramlarının hangi oluşuma ait olduğunu belirle.
Horst ve graben sistemleri 'kırıklı dağ' oluşumuna aittir.
Sertleşmiş tabakaların kırılmasıyla yüksekte kalan bloklara horst denir.
3
Seçeneklerdeki dağları oluşum özelliklerine göre sınıflandır.
Madra Dağları'nın Ege'deki kırıklı yapıya dahil olduğunu tespit et.
Ege Bölgesi'ndeki Kaz, Madra, Yunt, Bozdağlar, Aydın ve Menteşe Dağları horst niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Kırıklı Dağ Oluşumu (Horst-Graben Sistemi)

İpuçları

1
Bu tür dağlar Türkiye'de en fazla Ege Bölgesi'nde görülür.
2
Sert tabakaların kırılmasıyla oluşan 'Kaz, Madra, Yunt' gibi dağ sıralarını düşünmelisin.
3
Horst ve graben sistemine sahip olan dağlar, kıyıya dik uzanan kırıklı kütlelerdir.

Daha Fazla Pratik

Ege Bölgesi'ndeki horstları kuzeyden güneye doğru kodlayarak (KAS-MA-YUNT-BOZ-AY-MEN) ezberlemek, bu tarz soruları hızlandıracaktır.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 25 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 25 | Examkin