Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 461Soru

Türkiye'de özellikle İç Anadolu'nun volkanik platolarında akarsu ve sel sularının (yüzeysel akış) aşındırmasıyla oluşan peri bacaları ile bitki örtüsünden yoksun, eğimli ve geçirimsiz yamaçlarda görülen kırgıbayır (badlands) topoğrafyası yaygındır. Her iki yer şeklinin de yarı kurak iklim bölgelerinde ve benzer bitki örtüsü şartlarında geliştiği bilinmektedir. Buna göre, bir bölgede kırgıbayır topoğrafyası yerine özellikle peri bacalarının oluşmasını ve korunmasını sağlayan temel jeomorfolojik koşul aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Litolojik yapıda aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakaların (tüf ve bazalt gibi) dikey yönde üst üste bulunması

Cevap

Peri bacalarının kırgıbayırdan farkını belirleyen temel faktör, litolojik yapıdaki dikey yöndeki direnç farklılığıdır.
Doğru seçenek, peri bacalarının oluşumu için temel şart olan litolojik direnç farkını vurgular. Peri bacalarında üstteki sert kayaç (bazalt bloğu gibi) bir şemsiye görevi görerek altındaki yumuşak tabakayı sel sularından korur. Kırgıbayırda ise böyle bir koruyucu katman olmadığı için yüzey tamamen yarılır.

Adım Adım Çözüm

1
Her iki yer şeklinin ortak oluşum koşullarını analiz edin.
İkisi de yarı kurak iklim, zayıf bitki örtüsü ve sağanak yağışların (sel suları) aşındırmasıyla oluşur.
Soruda verilen ortak özelliklerin ötesindeki ayırıcı faktörü bulmak için temel bir başlangıçtır.
2
Peri bacalarının spesifik yapısını (şapka ve gövde) inceleyin.
Peri bacaları, üstte aşınmaya dayanıklı (bazalt, andezit gibi) ve altta aşınmaya dayanıksız (tüf gibi) bir tabakalaşma gerektirir.
Diferansiyel aşınma (farklı aşınma) prensibini uygulamak gerekir.
3
Kırgıbayır (badlands) yapısı ile karşılaştırın.
Kırgıbayır, genellikle homojen olan geçirimsiz ve yumuşak yüzeylerin (sadece tüf veya kil) sel sularıyla dilik dilik yarılmasıdır; bir 'şapka' yapısına ihtiyaç duymaz.
Litolojik homojenlik ve heterojenlik farkını ortaya koymak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Farklı Aşınma (Diferansiyel Erozyon) ve Litolojik Kontrol

İpuçları

1
Her iki yer şekli de akarsu ve sel sularının aşındırma faaliyetleri sonucunda kurak bölgelerde oluşur.
2
Peri bacalarının üst kısmında bulunan ve aşınmaya karşı dirençli olan 'şapka' bölümünün neden orada kaldığını ve neyi koruduğunu düşünün.
3
Kırgıbayır (badlands) oluşumu için tabakalar arasında direnç farkı şart değildir, ancak peri bacası için 'farklı aşınma' (selective erosion) yapabilen dikey bir tabaka dizilimi zorunludur.

Daha Fazla Pratik

Peri bacalarının oluşumunda rüzgarların sadece 'dolaylı' bir etkisi olduğunu, asıl şekillendirici gücün 'sel suları' olduğunu hatırlayarak konuyu pekiştirin.

Alternatif Yöntem

Mantıksal eleme yöntemiyle; 'enlem' (matematik konum), 'karstik' (farklı kayaç türü) ve 'delta' (biriktirme) seçeneklerini konunun dışı olduğu için eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 462Soru

Türkiye'de özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde rüzgârların yer şekillendirici etkisinin diğer bölgelere göre daha belirgin olduğu görülmektedir.

Buna göre, bu bölgelerde rüzgâr aşındırma ve biriktirme faaliyetlerinin şiddetli olmasında temel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bitki örtüsünün cılız ve iklimin kurak olması

Cevap

Rüzgârların yer şekillerini oluşturabilmesi için bitki örtüsünün cılız ve iklimin kurak olması temel şarttır.
Rüzgârların bir dış kuvvet olarak aşındırma ve biriktirme yapabilmesi için iklimin kurak veya yarı kurak olması, toprağın nemini kaybetmiş olması ve bitki örtüsünün toprağı koruyamayacak kadar cılız olması gerekir. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da bu şartlar sağlandığı için rüzgâr şekillerine daha sık rastlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın dış kuvvet olarak çalışma prensibini hatırlayın.
Rüzgâr, zeminden tanecikleri koparabilmek için kuru bir yüzeye ve bu yüzeyi tutacak bitki köklerinin eksikliğine ihtiyaç duyar.
Nemli topraklarda ve sık bitki örtüsü olan yerlerde rüzgâr sürtünme nedeniyle hız kaybeder ve zemine ulaşamaz.
2
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin özelliklerini değerlendirin.
Bu bölgeler Türkiye'nin en az yağış alan, kuraklığın en fazla hissedildiği ve bozkır bitki örtüsünün hakim olduğu yerlerdir.
Kuraklık ve bitki yoksunluğu rüzgârın yer şekillendirme gücünü doğrudan artırır.
3
Diğer seçeneklerdeki çeldiricileri eleyin.
Yükselti, karstik yapı veya dağların uzanışı rüzgâr şekillerinin (mantarkaya, tafoni, barkan vb.) oluşumu için birincil nedenler değildir.
Doğru sonuca ulaşmak için rüzgârın etkili olduğu temel coğrafi koşul saptanmalıdır.

Anahtar Kavram

Rüzgârların Yer Şekillendirici Etkisini Belirleyen Faktörler

İpuçları

1
Rüzgârın bir kâğıdı yerden uçurabilmesi için kâğıdın kuru olması mı yoksa ıslak olması mı daha kolaydır?
2
Bitki örtüsü zayıf olduğunda rüzgâr hızı engellenmez ve rüzgâr toprağı daha rahat taşır.

Daha Fazla Pratik

Mantarkaya ve Barkan gibi rüzgâr şekillerinin hangi bölgelerimizde daha yaygın olduğunu harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 463Soru

Türkiye'nin jeolojik evrimi incelendiğinde, I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş yaşlı ve sert kütleler olan masiflerin (örneğin; Yıldız Dağları, Menderes, Kırşehir ve Bitlis masifleri), III. Jeolojik Zaman'daki (Senozoik/Tersiyer) şiddetli Alp-Himalaya orojenezinden, çevrelerinde yer alan genç tortul tabakalara göre çok daha farklı etkilendiği görülür.

Buna göre, şiddetli tektonik sıkışma sürecinde Türkiye'deki masif arazilerin gösterdiği karakteristik yapısal tepki ve bu tepkinin günümüz jeomorfolojisine etkisi aşağıdakilerin hangisinde en doğru açıklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sert ve rijit yapıları nedeniyle kıvrılma özelliğini yitirdiklerinden yan basınçlar karşısında kırılarak faylanmışlar veya kütle halinde yükselerek çevrelerindeki esnek tortul tabakaların kıvrılma yönlerini şekillendirmişlerdir.

Cevap

Masif arazilerin sert ve rijit yapıları nedeniyle yan basınçlar karşısında kırılarak faylanması veya kütle halinde yükselerek çevrelerindeki esnek tortul tabakaların kıvrılma yönlerini şekillendirdiğini belirten seçenektir.
Doğru cevap, masiflerin fiziksel özelliklerine (sertlik ve esneksizlik) en uygun tektonik tepkiyi açıklar. Birinci Jeolojik Zaman'da oluşarak katılaşan Yıldız Dağları, Menderes, Kırşehir, Bitlis gibi masifler, Üçüncü Jeolojik Zaman'da kıtaların çarpışmasıyla oluşan müthiş basınca maruz kaldıklarında kıvrılamamışlardır. Fiziksel olarak sert bir cismin iki yandan sıkıştırıldığında kırılması gibi, bu kütleler de kırılarak diri fay hatlarını ve Ege'deki gibi kırık dağlarını oluşturmuşlardır. Ayrıca yerlerinden oynamayan dev bloklar olarak kalarak, etraflarındaki Tetis denizi tortullarının kendi çevrelerini saracak şekilde kıvrılmasına (Toroslar'ın Bitlis masifinin etrafından dolanması gibi) neden olmuşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Masif kavramının jeolojik özelliklerini analiz et.
Masiflerin I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş, metamorfizmaya uğramış, sertleşmiş ve kıvrılma esnekliğini yitirmiş yaşlı kütleler olduğu sonucuna varılır.
Kayacın yaşını ve fiziksel durumunu bilmek, tektonik basınca vereceği tepkiyi öngörmek için gereklidir.
2
III. Jeolojik Zaman'daki Alp-Himalaya orojenezinin etkisini değerlendir.
Avrasya ve Arabistan levhalarının sıkıştırmasıyla Anadolu arazisinde şiddetli yanal basınçlar oluşmuştur.
Dışarıdan uygulanan kuvvetin türü, yer şekillerinin nasıl deforme olacağını belirler.
3
Sert kütlenin (masif) yanal basınca vereceği fiziksel tepkiyi belirle.
Esnek olmayan sert kütleler hamur gibi kıvrılamaz; basınç altında kırılarak fay hatlarını (horst-graben) oluşturur veya tek bir rijit blok halinde direnç gösterip etrafındaki yumuşak tortulların kendi etrafında kıvrılmasına sebep olur.
Fiziksel yasalar gereği sert malzemeler bükülmez, kırılır.
4
Seçenekleri bu bilimsel gerçeklikle eşleştir.
Masiflerin esnekliklerini yitirdiği için kırılarak faylandığını ve çevresindeki kıvrım yönlerini belirlediğini ifade eden seçenek doğru olarak tespit edilir.
Diğer seçeneklerde masiflerin esnek tortul, volkanik veya kolay eriyen karstik yapılar olduğu gibi jeoloji bilimine aykırı yanılgılar bulunmaktadır.

Anahtar Kavram

Masif Arazilerin Tektonik Davranışı ve Alp Orojenezi

İpuçları

1
Masif arazilerin yaşını (I. Zaman) ve buna bağlı olarak fiziksel yapısını (sert, oturmuş) düşünün.
2
Plastik bir cetveli (esnek tortul) iki ucundan ittiğinizde bükülür (kıvrım). Ancak tahta bir cetveli (sert masif) ittiğinizde ne olur?
3
Sert kütleler şiddetli yanal basınç altında kıvrılamazlar, enerjiyi boşaltmak için kırılarak fay hatlarını (horst-graben sistemleri) oluştururlar.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif alanların haritadaki dağılışını (Yıldız, Saruhan-Menteşe, Kırşehir, Bitlis, Daday-Devrekani) ve bu bölgelerdeki deprem risk durumunu inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Jeolojik özellik eşleştirme (Eleme) yöntemi kullanılabilir: Genç volkanlar → III. ve IV. Zaman kırıklı yapısıdır (Masif değil). Karstik polyeler → III. Zaman kalker tortullarıdır (Masif değil). Esnek kıvrım dağları → Tetis tortullarıdır (Masif değil). Geriye masiflerin sertliği nedeniyle kırılması ve yön belirleyici bloklar olması kalır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 464Soru

Türkiye'nin yer şekilleri ve arazinin kullanımı üzerine hazırlanan bir fizibilite raporunda şu ifadelere yer verilmiştir:

"İnceleme alanında karşılaşılan temel risk; anakaya ile üzerindeki toprak kütlesinin suya doygun hale gelerek eğim boyunca aniden ve toptan aşağıya doğru yer değiştirmesi değildir. Asıl tehlike; bitki örtüsünün tahrip edilmesi, eğimli tarım arazilerinin yanlış sürülmesi ve sağanak yağışların etkisiyle arazinin en üstündeki verimli toprak tabakasının yavaş yavaş süpürülerek dış kuvvetlerce taşınmasıdır."

Buna göre, raporda vurgulanan ve bölgede önlem alınması gereken asıl doğa olayı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon

Cevap

Raporda asıl tehlike olarak tanımlanan ve önlem alınması gereken doğa olayı Erozyon'dur.
Verilen metinde erozyon ve heyelan arasındaki temel fark vurgulanmıştır. Heyelan; anakaya ile birlikte büyük bir toprak kütlesinin aniden yer değiştirmesidir ve metinde bunun asıl risk olmadığı belirtilmiştir. Asıl tehlike olarak tanımlanan 'üstteki verimli toprağın yavaş yavaş süpürülerek taşınması' süreci doğrudan erozyonun tanımıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki birinci cümleyi analiz et.
Raporda, 'anakaya ile üzerindeki toprak kütlesinin... aniden yer değiştirmesi DEĞİLDİR' denilerek asıl sorunun heyelan (kütle hareketi) olmadığı tespit edilmiştir.
Heyelan ile erozyon arasındaki temel mekanizma farkını ortaya koymak.
2
Metindeki ikinci cümlede tanımlanan süreci incele.
Asıl tehlikenin; bitki örtüsü eksikliği, yanlış tarım uygulamaları ve yağış etkisiyle 'en üstteki verimli tabakanın yavaş yavaş süpürülmesi' olduğu belirlenmiştir.
Toprak kaybına neden olan asıl doğa olayının özelliklerini belirlemek.
3
Tanımlanan süreci coğrafi terimlerle eşleştir.
Verimli üst toprağın dış kuvvetlerce yavaş yavaş taşınması süreci 'erozyon' kavramı ile tam olarak örtüşmektedir.
Kavramsal tanım ile senaryoyu birleştirerek doğru sonuca ulaşmak.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Kavramsal ve Mekanik Farklar

İpuçları

1
Sorudaki metin, aniden gerçekleşen bir olay ile yavaş yavaş gerçekleşen bir olayı karşılaştırmaktadır.
2
Heyelan, toprağın ve anakayanın kütle halinde aniden kaymasıdır. Metin ise bunun tam tersine, toprağın sadece üst kısmının süpürülmesinden bahsetmektedir.
3
Bitki örtüsünün tahribi ve tarlaların eğim yönünde sürülmesi gibi insan hatalarının hızlandırdığı, verimli üst toprağın kaybına yol açan bu doğa olayı erozyondur.

Daha Fazla Pratik

Erozyonu önleme yolları (teraslama, nöbetleşe ekim vb.) ile heyelandan korunma yolları (istinat duvarı, drenaj kanalları) arasındaki farkları inceleyen sorular çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 465Soru

Türkiye'nin kıyı jeomorfolojisi değerlendirildiğinde; İstanbul Boğazı’nın 'Ria', Kaş-Finike kıyı kuşağının 'Dalmaçya' ve Mersin-Silifke kıyı kesiminin 'Kalanklı' kıyı tipi olarak sınıflandırıldığı görülür. Coğrafi konumları ve yer şekli özellikleri bakımından birbirinden farklılık gösteren bu üç kıyı tipinin oluşumundaki temel ortak payda aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kuvaterner sonlarında yaşanan transgresyon (deniz ilerlemesi) süreci ile eski kara formlarının sular altında kalması

Cevap

Türkiye'deki Ria, Dalmaçya ve Kalanklı kıyı tiplerinin temel ortak özelliği, Kuvaterner sonlarında yaşanan deniz seviyesi yükselmesi (transgresyon) sonucunda farklı kara formlarının sular altında kalmasıdır.
Doğru cevap olan ifade, her üç kıyı tipinin de oluşumundaki temel jeomorfolojik süreci doğru tanımlar. İstanbul Boğazı bir akarsu vadisiyken, Kaş-Finike kıyıları sıradağların tepe noktalarıyken ve Mersin-Silifke kıyıları kanyon vadilerken, deniz seviyesinin yükselmesi (transgresyon) ile bugünkü görünümlerini kazanmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı tiplerinin temel yapılarını analiz et
Ria tipi eski akarsu vadilerinin, Dalmaçya tipi kıyıya paralel dağların, Kalanklı tipi ise karstik kanyonların sular altında kalmasıyla oluşur.
Her üç kıyı tipinin de orijinal kara formlarının deniz tarafından istila edilmesiyle (submergence) oluştuğunu saptamak gerekir.
2
Oluşum zamanını ve mekanizmasını belirle
Dördüncü Jeolojik Zaman (Kuvaterner) sonlarında buzulların erimesiyle deniz seviyesi yaklaşık 100-120 metre yükselmiştir (transgresyon).
Türkiye kıyılarının bugünkü genel görünümünü kazanmasındaki en büyük dış etkenin deniz seviyesi değişimi olduğunu anlamak.
3
Ortak paydayı seçeneklerle karşılaştır
Üç bölgenin de ortak noktası 'kara formlarının sular altında kalması' (transgresyon) olayıdır.
Farklı yer şekillerinin aynı dış süreç (deniz ilerlemesi) ile farklı kıyı tiplerine dönüştüğünü doğrulamak.

Anahtar Kavram

Transgresyon (Deniz İlerlemesi) ve Kıyı Tipleri İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de neden fiyort tipi kıyıların görülmediğini matematik konum ve buzullaşma sınırı çerçevesinde tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 466Soru

Ege Bölgesi’nde dağlar genel olarak kıyı çizgisine dik uzanırken, Muğla çevresindeki Menteşe Dağları kıyı çizgisine paralel bir uzanış sergilemektedir. Menteşe Dağları’nın bu uzanış özelliği, bölgede aşağıdakilerden hangisinin yaşanmasına neden olduğu söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Limanların hinterlandının (art bölge) genişlemesine

Cevap

Limanların hinterlandının (art bölge) genişlemesine neden olduğu söylenemez.
Doğru yanıt olan 'Limanların hinterlandının genişlemesi' ifadesi hatalıdır çünkü dağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde (Karadeniz, Akdeniz ve Menteşe Yöresi gibi) iç kesimlerle ulaşım zorlaştığı için limanların etki alanı yani hinterlandı daralmaktadır. Ege'nin genelinde görülen geniş hinterland özelliği, dağların kıyıya dik uzandığı alanlara hastır.

Adım Adım Çözüm

1
Menteşe Dağları'nın uzanış yönü belirlenir.
Menteşe Dağları kıyı çizgisine paralel uzanmaktadır.
Ege Bölgesi'ndeki diğer dağların aksine bu bölgedeki topografya boyuna bir özellik gösterir.
2
Dağların kıyıya paralel uzanmasının sonuçları analiz edilir.
Bu uzanış tipi; ulaşımın zorlaşması, hinterlandın daralması ve yağışın artması gibi sonuçlar doğurur.
Paralel dağlar deniz ve kara arasındaki etkileşimi sınırlayan fiziki engellerdir.
3
Seçenekler ile sonuçlar eşleştirilir.
Limanların hinterlandının genişlemesi değil, aksine daralması beklenir.
Hinterlandın geniş olması için dağların kıyıya dik uzanması veya yer şekillerinin sade olması gerekir.

Anahtar Kavram

Dağların Kıyıya Göre Uzanışı ve Etkileri

İpuçları

1
Hinterland kavramı, bir limanın ticaret yaptığı iç bölge ile olan ulaşım kolaylığını ifade eder.
2
Menteşe Yöresi'nin topografyası, Ege'nin genelinden farklı olarak Karadeniz kıyılarına benzer özellikler taşır.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve Akdeniz kıyılarındaki limanların (Samsun hariç) hinterlandının dar olmasının nedenlerini bu soruyla karşılaştırarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 467Soru

Türkiye'nin jeomorfolojik gelişimi incelendiğinde, ovaların büyük bir bölümünün fay hatlarına bağlı çöküntü alanlarında (tektonik) oluştuğu görülür. Ancak bazı ovalar, bulundukları bölgenin litolojik yapısına bağlı olarak karstlaşma süreci (erime) sonucunda şekillenmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi oluşum kökeni bakımından diğerlerinden farklıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kestel

Cevap

Kestel ovası, diğer seçeneklerdeki tektonik ovalardan farklı olarak karstik süreçlerle (erime) oluşmuş bir polye ovasıdır.
Kestel ovası, Akdeniz Bölgesi'nde (Göller Yöresi ve çevresi) yaygın olan çözünebilir kayaçların (kalker/kireç taşı) bulunduğu alanlarda gelişen bir polye ovasıdır. Diğer seçeneklerdeki Erbaa, Iğdır, Suluova ve Nazilli ovaları ise yer kabuğu hareketleri sonucu oluşan fay hatları üzerindeki tektonik çöküntülerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Ovaların coğrafi konumlarını ve bağlı oldukları jeolojik yapıları belirleyin.
Erbaa, Suluova, Nazilli ve Iğdır'ın aktif fay hatları (KAF, Batı Anadolu ve Doğu Anadolu fay sistemleri) üzerinde olduğu tespit edilir.
Oluşum kökenini belirlemek için ovanın bir fay hattı çöküntüsünde mi yoksa özel bir kayaç yapısında mı olduğunu anlamak gerekir.
2
Litolojik (kayaç) yapıya bağlı oluşumları analiz edin.
Kestel ovasının Batı Toroslar'daki karstik (kalkerli) yapıda erime sonucu oluştuğu (Polye) görülür.
Toroslar kuşağındaki 'TAKKE' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı) ovaları tipik karstik ovalardır.
3
Seçenekleri karşılaştırarak farklı olanı işaretleyin.
Dört ovanın tektonik, bir ovanın (Kestel) karstik olduğu sonucuna varılır.
Soru kökünde istenen oluşum kökeni farklılığına dayalı sınıflandırma tamamlanmış olur.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki ovaların oluşum türlerine (Tektonik, Karstik, Delta) göre sınıflandırılması.

İpuçları

1
Akdeniz Bölgesi'nde karstik aşınım (erime) sonucu oluşan geniş düzlüklere 'Polye' denir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki delta ovalarının oluşum şartlarını ve Karadeniz ile Ege kıyılarındaki farklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 468Soru

İç Anadolu'nun geniş düzlüklerinden biri olan Cihanbeyli Platosu ile Doğu Anadolu'nun yüksek kütlelerini oluşturan Erzurum-Kars Platosu, Türkiye'nin farklı oluşum kökenlerine sahip iki önemli sahasıdır. Bu iki plato sahası arasında yapılacak coğrafi bir karşılaştırma gezisinde, Cihanbeyli'den hareket ederek Erzurum-Kars'a ulaşan bir gözlemcinin yol boyunca aşağıdakilerden hangisini gözlemlemesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karstik aşınım şekillerinin ve dolinlerin sayısının artması

Cevap

Karstik aşınım şekillerinin ve dolinlerin sayısının artması beklenen bir durum değildir çünkü Erzurum-Kars bir lav platosudur, karstik bir plato değildir.
Gözlemci İç Anadolu'daki tabaka düzlüğü platosundan Doğu Anadolu'daki lav platosuna gitmektedir. Erzurum-Kars Platosu volkanik kökenli olduğu için burada karstik (erime) şekilleri olan dolin veya lapya görülmesi coğrafi olarak beklenmez. Bu tip şekiller temel olarak kireçtaşı (kalker) üzerinde gelişen Akdeniz Bölgesi platolarına (Teke ve Taşeli) hastır.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların oluşum türlerini belirle.
Cihanbeyli Platosu 'tabaka düzlüğü' (yatay duruşlu), Erzurum-Kars Platosu ise 'volkanik' (lav) kökenlidir.
Soruda sorulan değişimlerin temelinde oluşum ve konum farkı yatar.
2
Yükselti ve iklim özelliklerini karşılaştır.
Batıdan doğuya gidildikçe yükselti artar (10001000 m \rightarrow 20002000 m). İklim step ikliminden sert karasal iklime dönüşür, yağış rejimi değişir (yaz yağışları artar).
Türkiye'nin genel topografyası ve iklim kuşaklarını analiz etmek gerekir.
3
Bitki örtüsü ve ekonomik faaliyet ilişkisini kur.
Bozkırlar küçükbaş hayvancılığı, yaz yağışlarıyla yeşeren alpin çayırlar ise büyükbaş hayvancılığı destekler.
Doğal ortam özelliklerinin insan faaliyetleri üzerindeki etkisini doğrulamak içindir.
4
Jeolojik yapıya göre yer şekillerini analiz et.
Karstik şekiller kalkerli arazilerde (Akdeniz) görülür. Volkanik arazilerde (Erzurum-Kars) bu şekiller beklenmez.
Litolojik yapının yer şekilleri üzerindeki belirleyici etkisini tespit etmek için kullanılır.

Anahtar Kavram

Platoların Oluşum Kökenleri ve Bölgesel Farklılıkları

İpuçları

1
Gidilen yön İç Anadolu'dan Kuzeydoğu Anadolu'ya doğrudur. Bölgenin jeolojik yapısını düşünün.
2
Erzurum-Kars bir lav platosudur. Karstik şekiller ise kimyasal tortul kayaçlar üzerinde oluşur.
3
Dolin ve karstik aşınım dendiğinde aklınıza Akdeniz Bölgesi gelmelidir, volkanik bölgeler değil.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki aşınım (peneplen) platolarının (Çatalca-Kocaeli gibi) ekonomik fonksiyonlarını inceleyerek bu karşılaştırmayı genişletebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Litoloji (kayaç yapısı) üzerinden eleme yaparak çözebilirsiniz: Cihanbeyli (Tortul/Tabaka), Erzurum-Kars (Volkanik), Karstik (Kimyasal Tortul). Volkanik ve Kimyasal Tortul yapıların yerleri çakışmaz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 469Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillendirici etkisi üzerine araştırma yapan bir yer bilimci, arazide şu bulgulara ulaşmıştır:

I. İnce unsurlu malzemenin rüzgârla taşınması sonucu yüzeyde sadece iri boyutlu çakılların kaldığı bir alan (çöl kaldırımı).
II. Rüzgârın taşıdığı kumların kaya yüzeylerine çarpmasıyla oluşan küçük çaplı, petek görünümlü kovuklar.
III. Dirençli ve dirençsiz tabakaların rüzgâr erozyonuna karşı farklı tepki vermesiyle oluşan, rüzgârın yönüne paralel uzanan keskin sırtlar ve oluklar.

Buna göre, yer bilimcinin gözlemlediği bu yer şekilleri aşağıdakilerden hangisinde doğru sırayla verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hamada - Tafoni - Yardang

Cevap

Yer bilimcinin gözlemlediği şekiller sırasıyla Hamada, Tafoni ve Yardang'dır.
Doğru seçenek olan 'Hamada - Tafoni - Yardang' sıralaması, soruda verilen bilimsel tanımlarla tam örtüşmektedir. Hamada, rüzgârın zemini süpürerek ince kumları taşıması ve geriye çakıllı bir yüzey bırakmasıdır. Tafoni, kumların kaya yüzeylerine çarpmasıyla oluşan kovuklardır. Yardang ise direnç farkına bağlı olarak rüzgâr yönünde uzanan oluklardır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci bulguyu analiz et
İnce malzemenin süpürülüp çakılların kalması 'deflasyon' (süpürme) sürecidir ve bu durum 'Hamada' (çöl kaldırımı) oluşumuna yol açar.
Rüzgârın gücü iri materyalleri taşımaya yetmediği için zeminde çakıl örtüsü birikir.
2
İkinci bulguyu analiz et
Kaya yüzeyindeki petek görünümlü küçük kovuklar 'Tafoni' olarak adlandırılır.
Rüzgârın taşıdığı kumların zımpara etkisi (korazyon) ve kayaçtaki kimyasal ayrışmanın birlikte çalışmasıyla oluşur.
3
Üçüncü bulguyu analiz et
Rüzgâr yönüne paralel uzanan sırt ve oluklu yapı 'Yardang' formudur.
Farklı dirençteki tabakaların rüzgârın korazyon etkisine karşı gösterdiği seçici aşınma tepkisidir.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Aşındırma Mekanizmaları (Deflasyon ve Korazyon)

İpuçları

1
Tanımlardaki 'süpürme' (deflasyon) ve 'çarpma yoluyla aşındırma' (korazyon) farkına odaklanın.
2
Özellikle 'petek görünümü' ifadesi rüzgârın oluşturduğu özgün bir kovuk yapısına işaret eder.
3
Rüzgâr yönüne paralel uzanan 'oluk ve sırt' sistemleri, Türkiye'de İç Anadolu'da mikro ölçekte görülen Yardangları tanımlar.

Daha Fazla Pratik

Mantarkaya ve Şahit Kaya arasındaki oluşum farklarını (dikey aşınım vs. direnç farkı) inceleyerek bilginizi pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Şıklar üzerinden eleme yaparken, 'çöl kaldırımı' ifadesinin sadece Hamada için kullanıldığını hatırlamak süreci hızlandırır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 470Soru

Türkiye'de toprak kaybına neden olan erozyon süreci ile bir kütle hareketi olan heyelan olayları farklı mekanizmalarla gerçekleşse de bazı hazırlayıcı faktörleri ortaktır. Buna göre, Türkiye'de hem erozyonun şiddetlenmesinde hem de heyelanların sıkça görülmesinde etkili olan ortak temel doğal faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer şekillerinin belirgin bir eğime sahip olması

Cevap

Yer şekillerinin belirgin bir eğime sahip olması seçeneği doğrudur çünkü her iki olay da yer çekimine bağlı hareketler için eğimli bir yüzeye ihtiyaç duyar.
Yer şekillerinin eğimli olması, hem suyun akış hızını artırarak toprağın üst tabakasını süpürmesine (erozyon) olanak tanır hem de kütlenin yer çekimi etkisiyle dengesini kaybederek aşağı doğru kaymasına (heyelan) zemin hazırlar. Türkiye gibi dağlık ve engebeli ülkelerde bu iki olayın da yaygın görülmesinin temel nedeni topografik eğimdir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan mekanizmalarını tanımlama
Erozyon, dış kuvvetlerin toprağı yüzeysel olarak süpürmesidir; heyelan ise kütlenin tabaka halinde kaymasıdır.
Olayların doğasını anlamak ortak noktayı bulmayı kolaylaştırır.
2
Dış kuvvet ve kütle hareketi için gerekli temel şartı belirleme
Hareketin gerçekleşmesi için yer çekiminin kütleyi aşağı çekebileceği eğimli bir arazinin varlığı zorunludur.
Düz arazilerde suyun süpürme gücü azalır ve kütlelerin kayma riski ortadan kalkar.
3
Diğer seçeneklerin bölgesel veya tekil etkilerini eleme
Bitki örtüsü ve nadas gibi faktörlerin heyelanı engellemediği veya sadece erozyonu etkilediği sonucuna varılır.
Hatalı genellemeleri ayıklayarak en temel faktöre ulaşılır.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelanda Eğim ve Yer Çekimi İlişkisi

İpuçları

1
Her iki olayda da bir hareket söz konusudur; bu hareketi başlatan temel kuvveti düşünün.
2
Doğu Karadeniz'in ormanlık olmasına rağmen neden hâlâ heyelan bölgesi olduğunu, ancak İç Anadolu'nun neden erozyon bölgesi olduğunu kıyaslayın.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin toprak kaybı nedenlerini karşılaştıran tablo sorularını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 471Soru

Kızılırmak ve Yeşilırmak, Karadeniz'e döküldükleri yerlerde geniş delta ovaları (Bafra ve Çarşamba) oluştururken; aynı denize dökülen Çoruh Nehri ve Doğu Karadeniz'deki pek çok akarsu bol alüvyon taşımalarına rağmen belirgin bir delta ovası oluşturamamıştır.

Bu durumun temel nedeni, Doğu Karadeniz kıyılarının aşağıdaki özelliklerinden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıta sahanlığının (şelf alanının) dar olması ve deniz tabanının aniden derinleşmesi

Cevap

Doğu Karadeniz'de kıta sahanlığının dar olması ve deniz tabanının aniden derinleşmesi, akarsuların getirdiği alüvyonların birikmesini engelleyerek delta oluşumunu imkansız hale getirmiştir.
Akarsuların taşıdıkları materyalleri (alüvyonları) deniz kıyısında biriktirebilmeleri için deniz derinliğinin az, yani kıta sahanlığının (şelf alanının) geniş olması şarttır. Doğu Karadeniz'de Kuzey Anadolu Dağları kıyı çizgisine çok yakın ve paralel uzandığı için deniz aniden derinleşir. Bu dar kıta sahanlığı nedeniyle, akarsuların getirdiği bol miktardaki alüvyon sığ bir zemin bulamadığından derin deniz çukurlarına kayarak kaybolur ve su yüzeyine çıkarak bir delta ovası oluşturamaz. Orta Karadeniz'de ise Canik Dağları daha geriden başladığı için kıyı sığdır ve Bafra, Çarşamba ovaları oluşabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovası oluşumu için gerekli temel fiziksel şartları hatırla.
Akarsuyun bol alüvyon taşıması, kıyının sığ olması (geniş kıta sahanlığı), gelgit etkisinin zayıf olması ve güçlü akıntıların bulunmaması gerekir.
Delta, akarsuyun taşıdığı malzemenin (alüvyonun) sığ deniz tabanında birikmesiyle su yüzeyine çıkmasıdır.
2
Soru kökündeki akarsuların (Kızılırmak/Yeşilırmak ile Çoruh) döküldükleri yerlerin kıyı topoğrafyalarını karşılaştır.
Kızılırmak ve Yeşilırmak Orta Karadeniz'e, Çoruh ve diğerleri Doğu Karadeniz'e dökülür.
Bölgesel topoğrafya farklılıkları akarsu birikim şekillerini doğrudan etkiler.
3
Orta Karadeniz ile Doğu Karadeniz'in kıta sahanlığı (şelf alanı) genişliğini analiz et.
Orta Karadeniz'de dağlar (Canik) geriden başladığı için kıta sahanlığı geniştir ve deltalar oluşmuştur. Doğu Karadeniz'de ise dağlar kıyıdan duvar gibi yükselir, deniz aniden derinleşir ve kıta sahanlığı dardır.
Dağların kıyıya olan mesafesi, deniz tabanının eğimini (derinliğini) belirleyen en önemli unsurdur.

Anahtar Kavram

Delta Ovası Oluşum Şartları ve Kıta Sahanlığı İlişkisi

İpuçları

1
Orta Karadeniz (Samsun çevresi) ile Doğu Karadeniz (Trabzon, Rize, Artvin çevresi) kıyılarında dağların denize olan yakınlıklarını gözünüzde canlandırın.
2
Dağların denizin hemen dibinden başladığı yerlerde denize girildiğinde su aniden derinleşir. Bu durum akarsuların getirdiği toprağın (alüvyonun) birikmesini nasıl etkiler?
3
Delta ovası oluşumu için kıyının sığ olması, yani 'kıta sahanlığının (şelf alanının) geniş olması' temel fiziksel şarttır. Doğu Karadeniz'de bu sahanlık dar mıdır yoksa geniş midir?

Daha Fazla Pratik

Karstik kayaç yapısının delta oluşumuna etkisini pekiştirmek için Akdeniz Bölgesi'nde denize dökülen Göksu Nehri (Silifke Deltası) ile Manavgat Nehri'ni (delta oluşturamamış) karşılaştıran sorular çözülebilir.

Alternatif Yöntem

Türkiye'nin fiziki haritasını gözünüzün önüne getirin. Haritada yeşil rengin (0-500m yükselti basamağı) geniş yer tuttuğu Bafra ve Çarşamba kıyılarında deniz sığdır. Ancak Doğu Karadeniz kıyılarında yeşil renk incecik bir şerit halindedir ve hemen kahverengiye (yüksek dağlara) dönülür; bu da kıyının aniden derinleştiğini (kıta sahanlığının dar olduğunu) kanıtlar.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 472Soru

Türkiye'nin yer şekillerini oluşturan ovalar; meydana geliş süreçleri dikkate alındığında tektonik, karstik ve delta ovaları olarak farklı sınıflara ayrılır. İç kesimlerden kopardığı alüvyonları deniz kıyısında biriktiren akarsuların oluşturduğu delta ovaları, ülkemizin her sahilinde görülemez; çünkü bu oluşum için kıyının bazı özel fiziksel yapıları barındırması şarttır.

Buna göre, bir akarsuyun denize ulaştığı noktada delta ovası inşa edebilmesi için aşağıdakilerden hangisi kesinlikle gerekli bir durumdur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deniz derinliğinin az, kıta sahanlığının (şelf alanının) geniş olması

Cevap

Deniz derinliğinin az, kıta sahanlığının (şelf alanının) geniş olması
Delta ovası, akarsuyun taşıdığı alüvyonların denize döküldüğü yerde birikmesiyle oluşur. Bu malzemenin deniz tabanından yüzeye kadar yükselip yeni bir kara parçası (ova) meydana getirebilmesi için denizin sığ olması gerekir. Coğrafyada denizin sığ olduğu, kıyıdan itibaren 200 metre derinliğe kadar olan alana 'kıta sahanlığı (şelf alanı)' denir. Dolayısıyla kıta sahanlığının geniş olması, delta oluşumunun birinci ve en temel şartıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovasının tanımını ve oluşum mantığını hatırlama
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı toprağı (alüvyonu) deniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan çıkıntılı düzlüklerdir.
Olayın temelinde 'birikim' faaliyetinin yattığını tespit etmek için.
2
Birikimin deniz kıyısında nasıl kalıcı olabileceğini analiz etme
Malzemenin su yutmadan yüzeye çıkabilmesi için denizin sığ (derinliğin az) olması gerektiği sonucuna varılır.
Derin sularda (örneğin Doğu Karadeniz) veya akıntıların güçlü olduğu yerlerde malzemenin birikemeden dağıldığını kavramak için.
3
Seçenekleri bu şartlar çerçevesinde değerlendirme
Kıta sahanlığının geniş (denizin sığ) olması gerektiği bilgisi doğru cevap olarak belirlenirken; karstik kayaçların veya tektonik çökmelerin delta değil, farklı ova türleri oluşturduğu ayırt edilir.
Farklı ova türlerinin (karstik, tektonik, delta) oluşum süreçlerini birbirine karıştırmamak için.

Anahtar Kavram

Delta Ovalarının Oluşum Şartları

İpuçları

1
Delta ovaları, akarsuların denize taşıdığı toprakların (alüvyon) deniz tabanında üst üste birikerek su yüzeyine çıkmasıyla oluşur.
2
Birikmenin su yüzeyine ulaşıp geniş bir ova yüzeyi oluşturabilmesi için, denizin kıyı kesiminde çok derin olmaması gerekir.
3
Deniz derinliğinin yavaş yavaş arttığı, sığ suların bulunduğu kıyı alanlarına coğrafyada 'kıta sahanlığı (şelf alanı)' adı verilmektedir.
Soru 473Soru

Türkiye'nin yer şekilleri içerisinde önemli bir yer tutan ovalar, bulundukları bölgenin coğrafi özelliklerine göre farklı karakteristikler gösterir. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın olan ve çevresi yüksek dağlarla çevrili olan "dağ içi ovaları" (tektonik ovalar) ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yükseltileri fazla olduğu için bu ovalarda yetişen tarım ürünlerinin hasat vakti kıyı ovalarına göre daha erkendir.

Cevap

Yüksek rakımlı dağ içi ovalarında tarım ürünlerinin hasat süresi, düşük sıcaklıklar nedeniyle kıyı ovalarına göre daha geç gerçekleşir.
Türkiye'nin doğusunda yer alan dağ içi ovaları oldukça yüksek rakımlara sahiptir. Coğrafyada yükselti arttıkça her 200 metrede sıcaklığın 1°C azalması kuralı gereği, bu ovalardaki yıllık ortalama sıcaklıklar kıyı ovalarına göre düşüktür. Düşük sıcaklıklar tarım ürünlerinin olgunlaşma süresini uzattığından, hasat işlemi kıyı bölgelerine göre daha geç (sonbahara doğru) yapılır. Bu nedenle hasadın 'erken' yapıldığını iddia eden ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Anadolu'daki ovaların yükselti faktörünü analiz etme
Bu bölgedeki ovaların ortalama yükseltisi 1500-2000 metre civarındadır.
Yükselti, sıcaklık değerlerini ve dolayısıyla tarımsal faaliyetlerin zamanlamasını doğrudan etkiler.
2
Yükselti-sıcaklık ilişkisinin tarım ürünleri üzerindeki etkisini değerlendirme
Sıcaklık azaldığı için ürünlerin olgunlaşması için gereken 'toplam sıcaklık' miktarına daha geç ulaşılır.
Bitkilerin fizyolojik gelişimi sıcaklık ile doğru orantılıdır; düşük sıcaklık gelişimi yavaşlatır.
3
Hasat zamanını kıyı ovalarıyla kıyaslama
Kıyı ovaları (örneğin Çukurova) deniz seviyesinde ve sıcak olduğu için hasat erken yapılırken, dağ içi ovalarında hasat gecikir.
Seçenekte belirtilen 'hasadın daha erken yapılması' ifadesi coğrafi prensiplerle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Yükseltinin sıcaklık ve tarımsal olgunlaşma süresi üzerindeki etkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin doğusundaki ovaların deniz seviyesinden yüksekliğini düşünün.
2
Yükselti ile sıcaklık arasındaki ters ilişkiyi ve bunun bitki büyüme hızına etkisini hatırlayın.
3
Çukurova'da mı yoksa Erzurum Ovası'nda mı buğday daha önce biçilir?

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaların (polye) su geçirgenliği ve tarımsal verimliliği konusuna çalışarak farklı oluşum türlerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 474Soru

Türkiye'de dış kuvvetlerin etkisiyle gerçekleşen toprak aşınımı (erozyon) ve kütle hareketlerinden biri olan heyelan, oluşum mekanizmaları bakımından birbirinden farklılık gösterir.

Buna göre, heyelan olayını erozyondan ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak ve ana kayanın bir bütün olarak, kütle halinde yamaç aşağı kayması

Cevap

Heyelanı erozyondan ayıran temel fark, toprak ve ana kayanın bloklar halinde, kütlece yer değiştirmesidir.
Doğru seçenek, heyelanın 'kütle hareketi' olma özelliğine vurgu yapmaktadır. Erozyon, toprağın sadece üst kısmının dış kuvvetlerle yavaşça taşınmasıyken; heyelan, yer çekimi, eğim ve aşırı yağış gibi etkilerle toprağın ana kaya ile birlikte bir bütün olarak aşağı kaymasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan kavramlarını tanımlayın.
Erozyon toprağın yüzeyinin süpürülmesidir; heyelan ise büyük bir kütlenin yamaç aşağı kaymasıdır.
Oluşum mekanizmalarını anlamak için temel tanımlardan başlanmalıdır.
2
Hareketin derinliğini ve biçimini karşılaştırın.
Erozyon yüzeysel ve yavaştır; heyelan derin tabakaları kapsayan ve aniden gerçekleşen bir kütle hareketidir.
İki doğa olayı arasındaki fiziksel farkı belirlemek doğru cevaba ulaştırır.
3
Yer çekimi ve blok hareketi vurgusunu arayın.
Blok halinde kayma ifadesinin heyelana özgü olduğu sonucuna varılır.
Seçenekler arasında heyelanın ayırt edici özelliği olan 'kütle hareketi' tespit edilir.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Mekanizma Farkı

İpuçları

1
Erozyon toprağın 'üstünün' yavaşça süpürülmesidir, heyelan ise 'toprağın kendisinin' aniden yer değiştirmesidir.
2
Heyelanı tetikleyen en önemli unsurlar yer çekimi, eğim ve aşırı yağıştır; bitki örtüsü heyelanı durdurmakta her zaman yeterli olmaz.
3
Cevapta 'kütle', 'blok' veya 'tabaka halinde yer değiştirme' gibi ifadeleri arayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye haritası üzerinde Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerini karşılaştırarak hangi bölgede hangi olayın daha baskın olduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olayın hızını ve etki derinliğini düşünün: Erozyon yıllar süren yavaş bir süreçtir, heyelan dakikalar içinde gerçekleşen bir kütle değişimidir.
Tahmini Süre:45s
Soru 475Soru

Türkiye'nin dağlık kütlelerinin morfolojik gelişiminde, tektonik kökenli iç kuvvetler ile iklimsel değişimlere bağlı dış kuvvetlerin dinamik bir etkileşimi söz konusudur. Bu etkileşim neticesinde dağlar, oluşum süreçlerinden bağımsız olarak farklı aşınım ve birikim şekilleri kazanmışlardır.

Buna göre, aşağıda verilen dağ ve bu dağa ait jeomorfolojik/jeolojik özellik eşleştirmelerinden hangisi coğrafi gerçeklerle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bey Dağları: Karstik kireç taşı yapısının yüksek geçirgenliği ve dikey drenajı nedeniyle, Kuvaterner (Dördüncü Zaman) boyunca buzul aşındırma ve biriktirme faaliyetlerinden etkilenmemiştir.

Cevap

Bey Dağları'nın karstik yapısı nedeniyle buzul şekillerinden etkilenmediği ifadesi yanlıştır; aksine bu dağlar dördüncü zaman buzullaşmasının net izlerini taşır.
Doğru yanıt olan Bey Dağları ile ilgili ifade yanlıştır; çünkü Bey Dağları 30003000 metreyi aşan yükseltisiyle Pleistosen (Dördüncü Zaman) buzullaşmasından derin bir biçimde etkilenmiştir. Karstik kireç taşı yapısı süzülmeyi artırsa da, düşük sıcaklıklar bu zirvelerde buzulların sirk ve vadi aşındırması yapmasına engel olmamıştır. Günümüzde bu dağlarda sirk gölleri ve buzul vadileri gibi jeomorfolojik kanıtlar açıkça görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dağların yükselti ve konum analizini yapın.
Bey Dağları (Kızlar Sivrisi zirvesi) 30863086 metre yüksekliğindedir. Türkiye'de dördüncü zaman buzul sınırı yaklaşık 22002200-25002500 metredir.
Buzullaşmanın görülmesi için temel şart, dağın dördüncü zaman kalıcı kar sınırının üzerinde olmasıdır.
2
Litolojik (kayaç) yapının buzullaşma üzerindeki etkisini değerlendirin.
Kireç taşı (kalker) su geçirgenliği yüksek bir kayaç olsa da, bu durum düşük sıcaklıkların etkisiyle kar birikmesini ve buzullaşmayı engellemez.
Kayaç tipi akarsu drenajını etkiler ancak buzul sirklerinin ve vadilerinin oluşumunu tamamen durduramaz.
3
Dağların morfolojik verilerini karşılaştırın.
Bey Dağları'nda sirk buzulları ve moren depoları mevcuttur. Bu dağlar Akdeniz Bölgesi'ndeki en belirgin buzul morfolojisine sahip alanlardan biridir.
Teorik bilginin (geçirgenlik) saha verileriyle (sirk gölleri) uyumluluğu denetlenmelidir.

Anahtar Kavram

Buzullaşma Sınırı ve Litoloji Etkileşimi

İpuçları

1
Türkiye'de dağların dördüncü zaman buzullaşmasından etkilenmesi için yükseltinin yaklaşık 22002200-25002500 metrenin üzerine çıkması gerekir.
2
Batı Toroslar'ın en yüksek kesimi olan Bey Dağları, karstik kireç taşlarından oluşmasına rağmen buzul morfolojisinin en iyi izlendiği yerlerden biridir.
3
Litolojik özellikler (karstik yapı vb.) dış kuvvetlerin etkisini değiştirebilir ancak iklimin (buzullaşma) temel belirleyici olduğu yükselti sınırını iptal edemez.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de kalıcı kar (toktamış kar) sınırının kuzeyden güneye değişimini enlem etkisi üzerinden inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 476Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekilleri üzerindeki etkisi kuraklık ve bitki örtüsünün cılızlığına paralel olarak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde belirginleşir. Özellikle yatay uzanışlı ve farklı dirençteki tabakalardan oluşan sahalarda rüzgârın yumuşak kısımları daha fazla aşındırması, sert kısımların ise çevreye göre yüksekte kalmasıyla oluşan kule veya piramit benzeri yer şekilleri görülür. Bu açıklamada tarif edilen rüzgâr aşınım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şahit kaya

Cevap

Rüzgârın farklı dirençteki yatay tabakaları aşındırmasıyla oluşan kule benzeri yer şekli şahit kayadır.
Doğru cevap olan şahit kaya, rüzgârın farklı dirençteki yatay tabakaları seçici olarak aşındırması sonucu oluşan, çevrelerine göre yüksekte kalan piramit veya kule benzeri kalıntı şekillerdir. Bu yapılar Türkiye'de özellikle İç Anadolu'da rüzgâr erozyonunun şiddetli olduğu sahalarda görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki koşulları analiz etme
Kurak iklim, zayıf bitki örtüsü ve yatay duruşlu farklı dirençteki tabaka yapısı tespit edildi.
Rüzgâr şekillerinin oluşumu için hem iklimsel hem de jeolojik yapının uygun olması gerekir.
2
Aşındırma sürecini değerlendirme
Rüzgârın yumuşak tabakaları oyması ve sert tabakaların kule/piramit şeklinde kalması süreci belirlendi.
Seçici aşındırma (selektif erozyon) şahit kaya oluşumunun temel mekanizmasıdır.
3
Kavram eşleştirmesi yapma
Tarif edilen 'tabakalı kule' görünümü şahit kaya terimi ile eşleşti.
Mantarkaya tekil bloklarla, tafoni oyuklarla, barkan ve lös ise biriktirme süreçleriyle ilgilidir.

Anahtar Kavram

Şahit Kaya Oluşumu ve Yapısı

İpuçları

1
Soruda tarif edilen şekil bir rüzgâr aşınım şeklidir, biriktirme şekillerini eleyebilirsiniz.
2
Bu yer şekli 'farklı dirençteki yatay tabakaların' rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla oluşur.
3
Kule veya piramit benzeri diklikler oluşturarak çevresindeki erozyona 'şahitlik' eder.

Daha Fazla Pratik

Rüzgâr aşındırması sonucu oluşan yardang ve tafoni gibi diğer mikro ve makro şekilleri tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 477Soru

Türkiye’de volkanik faaliyetler sonucunda oluşan dağlar, yer kabuğunun zayıf direnç alanları olan fay hatlarını takip ederek belirli bir doğrultu boyunca sıralanmışlardır. Bu doğrultulardan biri de İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan volkanik hattır.

Buna göre, aşağıda verilen volkanik dağlardan hangisi İç Anadolu Bölgesi'ndeki bu hat üzerinde yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Süphan Dağı

Cevap

Süphan Dağı, İç Anadolu'daki volkanik hat üzerinde değil, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki volkanik hat üzerinde yer almaktadır.
Süphan Dağı, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van Gölü'nün kuzeyinde yer alan ve Nemrut, Tendürek, Ağrı dağları ile aynı hat üzerinde bulunan bir volkanik kütledir. İç Anadolu'daki Erciyes, Hasandağı, Melendiz ve Karadağ ise ayrı bir fay hattı boyunca sıralanmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki volkanik dağların bölgesel dağılımını analiz etme
İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde volkanik dağların fay hatlarına paralel olarak dizildiği tespit edilir.
Volkanik dağların oluşumu yer kabuğundaki kırıklarla doğrudan ilişkilidir.
2
İç Anadolu Bölgesi'ndeki volkanik hattı oluşturan dağları sıralama
Bu hat; güneybatıdan kuzeydoğuya doğru Karadağ, Karacadağ, Hasandağı, Melendiz ve Erciyes dağlarından oluşur.
Soruda istenen hattın sınırlarını belirlemek için gereklidir.
3
Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki volkanik hattı kontrol etme
Doğu Anadolu'da ise Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı dağları benzer bir hat üzerinde sıralanır.
Seçeneklerdeki yabancı unsuru (Süphan Dağı) elemek için bu bilgi kritiktir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki volkanik dağların çizgisel uzanışı ve bölgesel dağılımı

İpuçları

1
İç Anadolu'daki volkanik dağlar Karaman'dan başlayıp Kayseri'ye kadar uzanan bir hat oluşturur.
2
Seçeneklerden biri Van Gölü çevresinde bulunan ünlü volkanlardan biridir.
3
Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı dağları Doğu Anadolu'nun volkanik zincirini oluştururken; Erciyes, Hasandağı, Melendiz, Karacadağ ve Karadağ İç Anadolu zincirini oluşturur.

Daha Fazla Pratik

Doğu Anadolu'daki volkanik dağların yükselti ve kar örtüsü bakımından İç Anadolu'dakilerden farklarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Hafıza tekniği olarak İç Anadolu volkanlarını 'KeK MeH' (Karadağ, Karacadağ, Melendiz, Erciyes, Hasandağı) veya 'Hasan Karadağ'da Melendiz ile Erciyes'e bakıyor' şeklinde kodlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 478Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillendirici etkisi; iklimsel kuraklık, litolojik yapı ve rüzgârın dikey aşındırma profili gibi çoklu değişkenlerin bir sonucudur. Bu şekillenme süreci ve rüzgârın Türkiye topoğrafyasındaki rolü düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi rüzgârın yer şekillendirme mekanizmasına dair yanlış bir değerlendirmedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakim rüzgâr yönüne paralel uzanan ve farklı dirençteki tabakaların dikey yönde aşınmasıyla oluşan yardanglar, Türkiye'nin İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu platolarında geniş alanlarda görülen en karakteristik ve yaygın rüzgâr aşınım şekilleridir.

Cevap

Yardangların Türkiye'de yaygın ve karakteristik olduğunu savunan değerlendirme yanlıştır; çünkü bu şekiller Türkiye'nin iklim şartlarında geniş alanlarda görülmez.
Doğru cevap, yardangların Türkiye'de yaygın olduğunu belirten ifadedir. Yardanglar rüzgârın hakim yönüne paralel uzanan dikey aşınım oluklarıdır ve genellikle şiddetli rüzgârların sürekli estiği gerçek çöl bölgelerinde (Orta Asya, Sahra gibi) görülür. Türkiye yarı kurak bir bölge olduğu için bu şekiller geniş sahalarda 'karakteristik' veya 'yaygın' bir özellik sergilemez. Türkiye'deki aşınım şekilleri daha çok mantarkaya ve tafoni ile sınırlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın aşındırma mekanizmasını analiz etme
Rüzgârın korrazyon (çarpma) etkisinin dikey profilde yerden 121-2 metrede yoğunlaştığı ve mantarkaya gibi şekilleri oluşturduğu doğrulanır.
Mekanik aşınmanın dikey dağılımını anlamak, mantarkaya oluşumunu açıklamak için temeldir.
2
Rüzgârın Türkiye'deki genel rolünü değerlendirme
Rüzgârın Türkiye'de akarsulardan sonra gelen ikincil bir dış kuvvet olduğu ve peribacası gibi şekillerde dolaylı etkili olduğu belirlenir.
Türkiye'nin nemli ve yarı kurak geçiş iklimi, akarsuların birincil güç olmasını sağlar.
3
Spesifik rüzgâr şekillerinin dağılımını kontrol etme
Yardang ve barkan gibi şekillerin ekstrem çöl şartlarına özgü olduğu, Türkiye'de ise kumul, mantarkaya ve tafoni gibi şekillerin daha yaygın olduğu saptanır.
Kavramların ismen bilinmesi yeterli değildir; Türkiye'nin coğrafi gerçekleriyle (yaygınlık/nadir olma) örtüşmesi gerekir.
4
Bölgesel etkileri kıyaslama
İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'nun rüzgâr etkisine en açık yerler olduğu ancak kıyı bölgelerinde de rüzgâr biriktirmesinin (kumul) mümkün olduğu onaylanır.
Rüzgâr etkisinin sadece 'kurak iç bölgeler' ile sınırlı olduğu yanılgısını aşmak gerekir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Rüzgâr Şekillerinin Oluşum Mekaniği ve Coğrafi Dağılım Sınırları

İpuçları

1
Türkiye'de rüzgârın her zaman 'birincil' güç olup olmadığını ve hangi bölgelerde 'yaygın' olduğunu düşünün.
2
Türkiye bir çöl ülkesi değildir; bu nedenle gerçek çöllere (Sahra, Gobi vb.) özgü yer şekillerinin bizde 'yaygın' olması beklenmez.
3
Yardang ve barkan gibi şekiller ekstrem kuraklık ister; Türkiye'de daha çok mantarkaya, tafoni ve kumul gibi şekillerin varlığına dikkat edilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Rüzgârın dikey aşındırma profilinin yerleşme ve tarım üzerindeki etkilerini araştırarak konuyu derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 479Soru

Türkiye'nin Doğu Karadeniz kıyı kuşağında, yer şekillerinin engebeli ve yağış miktarının oldukça yüksek olması nedeniyle heyelan olayları çok sık yaşanmaktadır. Buna karşın, aynı bölgede bitki örtüsünün tahrip edildiği İç Anadolu Bölgesi'ne oranla toprak erozyonunun (toprak süpürülmesinin) daha az şiddetli olduğu gözlemlenmektedir. Doğu Karadeniz'de heyelan riski yüksek olmasına rağmen erozyonun İç Anadolu'ya göre daha az şiddetli olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gür ve sık bir bitki örtüsünün varlığı

Cevap

Gür ve sık bir bitki örtüsünün varlığı, toprağın üst kısmının dış kuvvetlerce süpürülmesini (erozyon) engellerken; killi yapılı derin tabakaların kaymasını (heyelan) durduramadığı için bu iki durum Karadeniz'de bir arada görülür.
Gür ve sık bir bitki örtüsünün varlığı, toprağın üst kısmını dış kuvvetlerin (yağmur, rüzgar) süpürücü etkisinden koruduğu için erozyonun şiddetini azaltır. Karadeniz gibi nemli ve ormanlık alanlarda bitki örtüsü koruyucu bir kalkan görevi görürken, İç Anadolu gibi bitki örtüsünden yoksun sahalarda erozyon çok daha şiddetlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan arasındaki mekanizma farkını belirleme
Erozyon toprağın yüzeyinin (üst tabakasının) süpürülmesidir; heyelan ise toprağın ana kaya ile birlikte kütle halinde yer değiştirmesidir.
Bitki örtüsünün hangi süreci nasıl etkilediğini anlamak için bu ayrım şarttır.
2
Bitki örtüsünün (ormanların) bu süreçlerdeki rolünü analiz etme
Bitki kökleri yüzey toprağını tutarak erozyonu önler ancak suya doygun killi tabakaların derinlerde kaymasını (heyelan) engelleyemez.
Karadeniz'de orman varlığına rağmen heyelanın çok, erozyonun az olmasının temel çelişkisi budur.
3
Diğer seçeneklerin Doğu Karadeniz fiziki özellikleri ile uyumunu kontrol etme
Nadas, karasallık ve mekanik çözünme bölgeye ait özellikler değil, erozyonu artıran faktörlerdir.
Soruda sorulan 'erozyonun neden az olduğu' sorusuna sadece gür bitki örtüsü cevap verir.

Anahtar Kavram

Bitki Örtüsünün Erozyon ve Heyelan Üzerindeki Farklı Etkisi

İpuçları

1
Erozyon toprağın sadece en üst kısmını etkilerken, heyelan çok daha derinlere iner.
2
Ağaç köklerinin toprağın kaç metre altına kadar inebildiğini ve yüzey toprağını süpürülmekten nasıl koruduğunu düşünün.
3
Karadeniz'in ormanlarla kaplı olması toprağın rüzgar veya yağmurla taşınmasını zorlaştırır, ancak eğimli ve killi arazinin derinlerden kaymasını her zaman engelleyemez.

Daha Fazla Pratik

Heyelan set gölleri ve Türkiye'deki erozyonla mücadele eden kuruluşların (TEMA gibi) çalışmalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 480Soru

Türkiye'deki karstik sahaların gelişim süreçleri ve morfolojik yapıları incelendiğinde; bazı bölgelerde yer altı drenajının dikey yönde binlerce metrelik derinliklere ulaşarak karmaşık mağara sistemleri oluşturduğu, bazı bölgelerde ise yer altı su seviyesine bağlı olarak gelişen yatay yönlü sığ çanakların ve geniş düzlüklerin baskın olduğu görülür. Bölgesel ölçekte gözlenen bu morfolojik gelişim farklılığı üzerinde aşağıdakilerden hangisi daha belirleyici olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalker tabakalarının Akdeniz kuşağında daha kalın, saf ve tektonik olarak yükselmiş olması nedeniyle yer altı su dolaşımının dikey yönde derinlere kadar inebilmesi

Cevap

Akdeniz kuşağındaki kalker tabakalarının kalınlık, saflık ve tektonik yükselme özellikleri nedeniyle dikey yönde gelişimin daha baskın olması
Karstik şekillerin derinliği ve gelişim yönü; tabaka kalınlığına, kayacın saflığına (çözünme kapasitesi) ve arazinin deniz seviyesinden yüksekliğine bağlıdır. Batı Toroslar'da kalker tabakalarının çok kalın ve saf olması, tektonik yükselmeyle birleşince suların dikey yönde derinlere sızmasına ve devasa mağara sistemlerinin oluşmasına olanak tanımıştır. İç Anadolu'da ise tabakaların daha yatay uzanışı ve taban seviyesinin yüksekliği, gelişimin yüzeye yakın ve yatay yönde kalmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgesel farkı analiz et
Akdeniz'de dikey (derin), İç Anadolu'da yatay (yüzey) gelişim saptanmıştır.
Sorunun kökünde belirtilen morfolojik farkın nedenini bulmak için litolojik ve tektonik veriler karşılaştırılmalıdır.
2
Litolojik özellikleri karşılaştır
Toroslar'daki kalker tabakaları binlerce metre kalınlığa ve yüksek saflık derecesine sahiptir.
Kayaç ne kadar saf ve kalınsa, suyun yer altına sızarak dikey yönde yol alması o kadar kolaylaşır.
3
Tektonik etkiyi değerlendir
Toroslar'ın epirojenik yükselmesi, karstik taban seviyesini derinleştirmiştir.
Yükselen arazide yer altı su seviyesi derinde kalır, bu da suların yüzeyden derine doğru dikey hareketini zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Karstlaşmada Litoloji ve Tektone-Morfoloji İlişkisi

İpuçları

1
Akdeniz'deki Toros Dağları'nın yükseltisi ile İç Anadolu platolarının yapısını kıyaslayın.
2
Bir mağaranın derinlere inebilmesi için yer altı su seviyesinin derinde olması ve tabakanın kalın olması gerekir.

Daha Fazla Pratik

Jips karstı (İç Anadolu/Sivas) ile Kalker karstı (Akdeniz) arasındaki çözünme hızı farklarını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 24 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 24 | Examkin