Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 781Soru

Türkiye'nin fiziki coğrafya özellikleri göz önüne alındığında; Doğu Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinde topografyayı şekillendiren dış kuvvetler ve kütle hareketleri farklılık gösterir. Bu iki bölgenin kırsal alanlarında afet risklerini azaltmak için yapılacak planlamalarda aşağıdaki doğal özellikler dikkate alınacaktır:

• Doğu Karadeniz Bölgesi: Arazi eğimi yüksek, tabakaların uzanışı eğim yönünde, topraktaki kil oranı fazla ve yıl boyu bol yağışlı bir iklim görülmektedir.
• İç Anadolu Bölgesi: Yarı kurak iklim şartları belirgin, doğal bitki örtüsü cılız, ilkbahar aylarında şiddetli sağanak yağışlar (kırkikindi) etkili olmakta ve tarım genellikle eğimli yamaçlarda yapılmaktadır.

Bu bölgelerde arazinin doğal yapısını tehdit eden kütle hareketleri ve erozyon süreçleri ile bunlara karşı alınması gereken önlemler (insan faktörü) hakkındaki aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi bilimsel olarak doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz'deki killi tabakaların suya doygunluğunu azaltmak ve kayma düzlemindeki sürtünmeyi artırmak amacıyla, yamaçlara fazla suyu tahliye edecek drenaj kanallarının inşa edilmesi gerekir.

Cevap

Doğu Karadeniz'deki killi tabakaların suya doygunluğunu azaltmak amacıyla drenaj kanallarının inşa edilmesi gerektiğini belirten ifadedir.
Doğru cevap, Doğu Karadeniz'de killi tabakaların suyu emerek kayganlaşmasını engellemek için yamaçlara fazla suyu tahliye edecek drenaj kanallarının inşa edilmesini öneren ifadedir. Heyelan, suyun killi tabakayı kayganlaştırmasıyla oluşan ve sadece bitki örtüsüyle değil, litojik (kayaç) yapı ve iklim koşullarıyla doğrudan ilişkili olan derin bir kütle hareketidir. Bu nedenle kütlenin suya doygunluğunu azaltacak drenaj çalışmaları en etkili ve bilimsel mühendislik çözümüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Bölgelerin doğal özellikleri ile yol açabilecekleri afet türlerinin eşleştirilmesi
Doğu Karadeniz heyelan (kütle hareketi) için, İç Anadolu ise su ve rüzgâr erozyonu için elverişli şartlara sahiptir.
Bol yağış, eğim ve suya doygun kil tabakası heyelanın ana nedenleriyken; cılız bitki örtüsü ve sağanak yağışlar erozyonu tetikler.
2
Afet türlerine karşı insan müdahalelerinin (önlemlerin) doğruluk analizinin yapılması
Ağaçlandırmanın heyelanı durduramayacağı, nadas ve tarlayı eğime dik sürmenin ise erozyonu artıracağı tespit edilir.
Heyelan kayma düzleminde gerçekleşen derin bir olaydır, ağaç kökleri o derinliğe inemez. Nadas ve dik sürme toprağı savunmasız bırakır.
3
Doğru mühendislik ve tarımsal çözümün belirlenmesi
Doğu Karadeniz'de toprağın suya doygunluğunu azaltacak drenaj kanalları doğru ve etkili bir heyelan önlemidir.
Drenaj kanalları killi yapının kayganlaşmasını önleyerek sorunu kökünden çözer.

Anahtar Kavram

Erozyon ve heyelan oluşum mekanizmalarının farkları ve beşeri müdahale yöntemlerinin doğruluğu

İpuçları

1
Doğu Karadeniz'in litolojik özellikleri (killi yapı, tabaka uzanışı) heyelanı tanımlarken, İç Anadolu'nun özellikleri şiddetli su ve rüzgâr erozyonuna işaret etmektedir.
2
Toprağı eş yükselti eğrilerine dik sürmek ve nadasa bırakmak, erozyonu durdurmayan aksine hızlandıran yanlış beşeri uygulamalardır.
3
Ağaçlandırmanın yüzeysel erozyonu engellediğini ancak kayma düzleminde gerçekleşen derin kütle hareketlerini (heyelanı) durdurmada yetersiz kaldığını unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de erozyonla mücadele yöntemleri ile heyelandan korunma yolları arasındaki temel mühendislik farklarını anlatan vaka çalışmalarını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Verilen beşeri müdahalelerin (insan önlemlerinin) kendi içinde doğru bir teknik olup olmadığını değerlendirerek eleme yapabilirsiniz (Örneğin; nadas veya eğime dik sürmek tarımsal açıdan her zaman hatalıdır).
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 782Soru

Türkiye'deki bazı platoların oluşumunda kayaç yapısı (litoloji) temel belirleyicidir. Özellikle suda kolay çözünebilen kalkerli (kireç taşı) araziler üzerinde, yüzey sularının yer altına sızması ve aşındırma yapması sonucu "karstik platolar" meydana gelmiştir. Bu bilgi doğrultusunda, aşağıdaki platolardan hangisi karstik oluşumlu bir platodur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teke

Cevap

Teke Platosu, karstik (kalkerli) yapısı ile bilinen bir platodur.
Teke Platosu, Antalya ile Fethiye arasında yer alır ve tamamıyla kalkerli (karstik) bir yapıya sahiptir. Akdeniz Bölgesi'ndeki Teke ve Taşeli platoları Türkiye'nin en karakteristik karstik platolarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik kelimesinin jeolojik karşılığını hatırla.
Karstik yapı, kireç taşı (kalker), alçı taşı (jips) ve kaya tuzu gibi suda kolay eriyebilen kayaçları ifade eder.
Soruda istenen oluşum tipini doğru tanımlamak için gereklidir.
2
Türkiye'de karstik arazilerin en yoğun olduğu bölgeyi belirle.
Türkiye'de karstik şekiller ve platolar en yaygın olarak Akdeniz Bölgesi'nde (özellikle Batı ve Orta Toroslar'da) görülür.
Coğrafi dağılım bilgisi doğru seçeneğe yönlendirir.
3
Seçeneklerdeki platoları bulundukları bölgelere ve oluşum tiplerine göre eşleştir.
Teke ve Taşeli Akdeniz'dedir (Karstik). Haymana ve Cihanbeyli İç Anadolu'dadır (Tabaka düzlüğü). Erzurum-Kars Doğu Anadolu'dadır (Lav).
Eleme yöntemiyle kesin sonuca ulaşılmasını sağlar.

Anahtar Kavram

Oluşumlarına Göre Türkiye'nin Platoları

İpuçları

1
Karstik platolar genellikle Türkiye'nin güneyinde, Toros Dağları kuşağında aranmalıdır.
2
Akdeniz Bölgesi'nde Antalya ve Mersin'in hemen gerisinde kalan iki büyük platodan birini düşünün.
3
Haritada Antalya'nın solunda kalan 'teke' boynuzuna benzeyen yarımada üzerindeki platodur.

Daha Fazla Pratik

Karstik platoların (Teke ve Taşeli) tarım için neden elverişsiz olduğunu ve neden nüfus yoğunluğunun düşük olduğunu araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Platoları 'Volkanik', 'Karstik', 'Aşınım' ve 'Tabaka Düzlüğü' olarak 44 gruba ayırıp Teke ve Taşeli'yi doğrudan 'Karstik' kutusuna koyarak ezberlemek KPSS için en hızlı yöntemdir.
Tahmini Süre:45s
Soru 783Soru

Türkiye'de Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) döneminde kalıcı (toktağan) kar sınırının 2000-2200 metrelere kadar inmesi, yüksek dağlık kütlelerde zengin bir buzul topoğrafyasının gelişmesini sağlamıştır. Günümüzde ise kalıcı kar sınırı, enlem ve karasallık şartlarına bağlı olarak ortalama 3000-3500 metreler arasındadır.

Türkiye'nin buzul topoğrafyası ve bu şekillerin oluşum süreçleriyle ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi jeomorfolojik açıdan yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaçkar ve Cilo dağlarında; buzulların ana kayayı aşındırmasıyla meydana gelen sirk çanakları ile buzulların taşıdığı materyalleri eğimin azaldığı yerlerde biriktirmesiyle oluşan buzul vadileri (U profilli vadiler) ve hörgüç kayalar belirgin olarak izlenir.

Cevap

Buzul vadilerinin ve hörgüç kayaların birikim şekli olarak tanımlandığı seçenek yanlıştır.
Doğru cevap olan seçenekteki ifade bilimsel olarak yanlıştır. Buzul vadileri (U profilli vadiler) ve hörgüç kayalar, eriyen suların veya buzulların taşıdıkları materyalleri biriktirmesiyle oluşan 'birikim' şekilleri değildir. Aksine, buzulların hareketleri sırasında altlarındaki ana kayayı yontması, çizmesi ve oyması sonucunda meydana gelen 'aşınım' şekilleridir. Buzulların biriktirme faaliyetleriyle oluşan başlıca yer şekli moren (buzultaş) setleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerde verilen dağ isimleri ile bu dağlarda bulunduğu iddia edilen yer şekillerinin eşleşmesini kontrol edin.
Tüm seçeneklerdeki dağlar (Kaçkar, Cilo, Erciyes, Ağrı, Uludağ, Bolkar, Aladağlar) yüksekliğine bağlı olarak buzul şekilleri barındırır. Bu açıdan tüm eşleşmeler makuldür.
Dağların buzul potansiyelini bilmek ilk eleme adımıdır.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerinin oluşum süreçlerinin (aşınım mı, birikim mi) doğru tanımlanıp tanımlanmadığını analiz edin.
Buzul aşınım şekilleri: Sirk, hörgüç kaya, buzul vadisi (U vadi). Buzul birikim şekilleri: Moren, drumlin, sander. D seçeneğinde bu kuralın ihlal edildiği görülür.
Buzul topoğrafyasında en çeldirici sorular, şekillerin doğru dağlarda verilip kökenlerinin (aşınım/birikim) yanlış sınıflandırılmasıyla kurgulanır.
3
Hatalı bilginin bulunduğu seçeneği tespit edin.
D seçeneğinde 'buzul vadileri ve hörgüç kayalar' için 'taşıdığı materyalleri biriktirmesiyle oluşan' ifadesi kullanılmıştır. Oysa bu şekiller buzulların ana kayayı doğrudan oyarak ve yontarak oluşturduğu aşınım şekilleridir.
Kesin ve bilimsel olarak yanlış olan kavramsal sınıflandırmayı bulmak sorunun çözümüdür.

Anahtar Kavram

Buzul Aşınım ve Birikim Şekillerinin Sınıflandırılması ile Türkiye'deki Dağılışı

İpuçları

1
Seçenekleri okurken yer şekillerinin sadece bulunduğu dağlara değil, parantez içinde veya cümle akışında verilen 'aşınım' ya da 'birikim' sınıflandırmalarına özellikle dikkat edin.
2
Sirk, hörgüç kaya ve buzul vadisi ana kayanın aşınmasıyla oluşur. Moren, drumlin ve sander ise taşınan materyallerin depolanmasıyla (birikim) oluşur.
3
Yanlış olan seçenekte, Kaçkar ve Cilo dağlarında gerçekten var olan iki önemli buzul aşınım şekli, kasten 'materyalleri biriktirmesiyle oluşan' şekiller olarak tanımlanarak kavramsal bir tuzak kurulmuştur.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de rüzgâr aşınım (mantar kaya, tafoni) ve birikim (lös, barkan) şekillerinin oluşum süreçlerini sınıflandıran benzer analitik soruları çözmeyi deneyin.

Alternatif Yöntem

Uzun metinli jeomorfoloji sorularında zihinsel bir tablo oluşturun: Dağ adı -> Yer şekli -> Oluşum süreci (Aşınım/Birikim). Yanlış seçenek, bu zincirin son halkasında kasten yapılmış bir kavram hatası barındırmaktadır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 784Soru

Akarsular, yeryüzünü şekillendiren dış kuvvetler içerisinde en geniş etki alanına sahip olan güçtür. Bu süreçte akarsular, akış hızlarının ve enerjilerinin yüksek olduğu alanlarda aşındırma; eğimin azaldığı ve taşıma gücünün düştüğü alanlarda ise biriktirme faaliyetlerini gerçekleştirirler.

Aşağıdaki tabloda bazı akarsu yer şekilleri ve bu şekillerin oluşumuna hakim olan süreçler eşleştirilmiştir:

NoYer ŞekliHakim Süreç
IIPeri bacalarıAkarsu Aşındırması
IIIIDelta ovasıAkarsu Biriktirmesi
IIIIIIDev kazanıAkarsu Aşındırması
IVIVKırgıbayırAkarsu Biriktirmesi
VVBirikinti yelpazesiAkarsu Biriktirmesi

Buna göre, tabloda numaralandırılan yer şekillerinden hangisinin oluşum süreci yanlış verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IVIV

Cevap

Kırgıbayır'ın yer aldığı IV numaralı eşleştirme yanlıştır çünkü bu bir aşındırma şeklidir.
Kırgıbayır (Badlands), kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, özellikle İç Anadolu'da yaygın olan, bitki örtüsünün zayıf olduğu yamaçlarda sel sularının ve akarsuların toprağı derin yarıklar halinde oymasıyla oluşan tipik bir aşındırma şeklidir. Tabloda biriktirme olarak verilmesi hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu aşındırma ve biriktirme şekillerini gruplandırın.
Aşındırma: Vadi, Dev kazanı, Peri bacası, Kırgıbayır, Peneplen. Biriktirme: Delta, Birikinti yelpazesi, Irmak adası, Ovalar.
Yer şekillerinin hangi dış kuvvet süreciyle oluştuğunu bilmek temel kuraldır.
2
Tablodaki eşleştirmeleri bu gruplara göre kontrol edin.
I, II, III ve V numaralı eşleştirmelerin teorik bilgilerle uyumlu olduğu görülür.
Seçeneklerin doğruluğunu teyit etmek yanlış olanı bulmayı kolaylaştırır.
3
IV numaralı eşleştirmede yer alan Kırgıbayır'ın sürecini analiz edin.
Kırgıbayır, biriktirme değil, sel sularının araziyi parçalamasıyla oluşan bir aşındırma şeklidir.
Kırgıbayır'ın (badlands) oluşum mantığı 'yüzey aşınımı' prensibine dayanır.

Anahtar Kavram

Akarsu yer şekillerinin oluşum süreçlerine (aşındırma vs. biriktirme) göre sınıflandırılması.

İpuçları

1
Akarsular eğimin bittiği yerlerde malzeme bırakır (biriktirme), eğimin dik olduğu yerlerde ise toprağı oyar (aşındırma).
2
İç Anadolu Bölgesi'nde yaygın olan ve 'kötü arazi' anlamına gelen badlands (kırgıbayır) şeklinin nasıl oluştuğunu düşünün.
3
Kırgıbayır, arazinin pürüzlü ve yarıklarla dolu bir hale gelmesi sürecidir; bu bir malzeme yığılması değil, toprak kaybı (aşınım) sürecidir.

Daha Fazla Pratik

Menderes ve Seki (Taraça) gibi hem aşındırma hem de biriktirme süreçlerinin birlikte etkili olduğu karma oluşumlu şekilleri inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Şekilleri şu anahtar kelimelerle kodlayabilirsiniz: 'Vadi, Dev kazanı, Peri bacası, Kırgıbayır, Peneplen' = AŞINDIRMA; 'Delta, Irmak adası, Birikinti yelpazesi' = BİRİKTİRME.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 785Soru

Türkiye'nin yer şekilleri içerisinde geniş yer tutan ovalar; oluşum süreçlerine göre delta, karstik (polye) ve tektonik ovalar olarak sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma ve ovaların genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Amik - Karstik ova

Cevap

Amik Ovası'nın karstik ova olarak sınıflandırıldığı seçenek yanlıştır çünkü Amik Ovası tektonik bir graben alanıdır.
Amik Ovası, karstik süreçlerle (erime) değil, yer kabuğunun kırılması sonucu oluşan bir graben sahasında, yani tektonik süreçlerle meydana gelmiştir. Bu nedenle karstik ova olarak eşleştirilmesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki ovaların coğrafi konumlarını ve çevrelerindeki jeolojik yapıyı analiz edin.
Çarşamba ve Silifke kıyıda, Acıpayam karstik Batı Toroslar'da, Iğdır ve Amik ise iç kesimlerde/fay hatlarındadır.
Ovanın konumu, hangi dış veya iç kuvvetin etkisiyle oluştuğu hakkında birincil ipucunu verir.
2
Kıyı ovalarının akarsu biriktirmesi (delta) olup olmadığını kontrol edin.
Yeşilırmak (Çarşamba) ve Göksu (Silifke) nehirleri delta oluşturmuştur.
Delta oluşumu için sığ deniz ve bol alüvyon gereklidir.
3
Güneybatı Anadolu'daki ovaların erime (karstik) özelliklerini hatırlayın.
Acıpayam, 'TAKKEM' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı, Muğla) kodlamasıyla bilinen karstik ovalar arasındadır.
Kalker ve jips gibi eriyebilen kayaçlar polye ovalarını oluşturur.
4
Amik Ovası'nın oluşumunu fay hatları ve graben yapılarıyla ilişkilendirin.
Amik Ovası, Ölü Deniz Fay Hattı üzerinde yer alan bir çöküntü (graben) sahasıdır.
Amik Ovası karstik erime değil, yer kabuğu hareketleri (tektonizma) sonucu oluşmuştur.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki ovaların oluşum kökenlerine (delta, karstik, tektonik) göre sınıflandırılması

İpuçları

1
Türkiye'deki ovaları; akarsu biriktirmesi (delta), kireç taşlarının erimesi (karstik) ve fay hatlarındaki çökmeler (tektonik) olarak düşünün.
2
Akdeniz Bölgesi'nde karstik ovalar yaygın olsa da, Hatay çevresindeki ovalar genellikle fay hatlarına (tektonizmaya) bağlı olarak oluşmuştur.
3
Amik Ovası, Nur Dağları'nın hemen doğusundaki bir çöküntü alanıdır ve bir graben özelliği taşır.

Daha Fazla Pratik

Diğer önemli delta ovaları (Bafra, Çukurova, Ege deltalı) ile tektonik ovaların (Konya, Kayseri, Malatya) listesini karşılaştırarak çalışabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Ovaları kodlayarak öğrenebilirsiniz. Karstik ovalar için 'TAKKEM' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı, Muğla) kodlamasını kullanarak Amik'in bu grupta olmadığını kolayca fark edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 786Soru

Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan Ergene Ovası ile Akdeniz kıyısında yer alan Çukurova'nın fiziki ve ekonomik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu iki ovanın ortak bir özelliği olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yer şekillerinin sade ve düz olması sayesinde tarımsal faaliyetlerde makine kullanımının yaygın olması

Cevap

Yer şekillerinin sade ve düz olması sayesinde tarımsal faaliyetlerde makine kullanımının yaygın olması
Doğru yanıt olan yer şekillerinin sadeliği, her iki ovanın da fiziksel yapısının en temel benzerliğidir. Hem Marmara Bölgesi'ndeki Ergene hem de Akdeniz'deki Çukurova, yükseltinin az ve arazinin düz olduğu alanlar olduğu için tarımda traktör ve biçerdöver gibi makinelerin kullanımı için en elverişli sahalardır.

Adım Adım Çözüm

1
Ovaların oluşum tiplerini karşılaştır.
Ergene Ovası tektonik kökenli, Çukurova ise akarsu biriktirmesiyle oluşmuş bir delta ovasıdır.
Oluşum kökenlerinin farklı olduğunu belirlemek seçenekleri elememizi sağlar.
2
İklim ve tarım ürünlerini analiz et.
Çukurova'da Akdeniz iklimi (turunçgil, pamuk), Ergene'de ise karasal etkili iklim (ayçiçeği, çeltik) hakimdir.
İklim ve ürün çeşitliliğinin ortak olmadığını teyit etmek gerekir.
3
Topoğrafyanın ekonomik etkisini değerlendir.
Her iki bölge de deniz seviyesine yakın ve yer şekilleri oldukça sadedir.
Düz araziler tarımda makineleşmeyi ve ulaşımı doğrudan kolaylaştıran ortak bir fiziki özelliktir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Ovaların Ekonomik Kullanımı ve Yer Şekilleri İlişkisi

İpuçları

1
Ovaların oluşum nedenleri (tektonik, delta, karstik) farklı olsa da yüzey şekilleri benzerlik gösterebilir.
2
Tarımsal faaliyetlerde modern yöntemlerin uygulanabilmesi için arazinin düz olması kritik bir faktördür.
3
Ergene ve Çukurova'nın her ikisi de fiziki haritalarda yeşil renkle gösterilen, engebesi az alanlardır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki delta ovalarının oluşumu için gerekli olan kıta sahanlığı ve akıntı özelliklerini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 787Soru

Türkiye'nin bugünkü dağ kuşaklarının temelini oluşturan Alp-Himalaya kıvrım sisteminin hazırlık evresi olarak kabul edilen Mezozoyik (II. Jeolojik Zaman) döneminde, Türkiye arazisinde gerçekleşen temel süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tetis Denizi tabanında büyük oranda tortullaşmanın (sedimantasyon) meydana gelmesi

Cevap

Mezozoyik (II. Zaman) döneminde gerçekleşen temel süreç, Tetis Denizi tabanında tortullaşmanın meydana gelmesidir.
Mezozoyik (II. Jeolojik Zaman), Türkiye'nin jeolojik geçmişinde bir 'durgunluk ve birikim' dönemi olarak kabul edilir. Bu dönemde kuzeydeki Lavrasya ve güneydeki Gondvana kıtaları arasında yer alan Tetis Denizi tabanında, dış kuvvetlerin taşıdığı malzemeler milyonlarca yıl boyunca üst üste birikerek (tortullaşma/sedimantasyon) kalın tabakalar oluşturmuştur. Bu tabakalar, III. Zaman'daki Alp-Himalaya kıvrımlarının hammaddesini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi
Mezozoyik (II. Zaman) dönemi hedeflenir.
Soruda istenen zaman diliminin jeolojik özelliklerini diğerlerinden ayırt etmek gerekir.
2
Hazırlık evresini yorumlama
Mezozoyik'in 'hazırlık dönemi' olduğu bilgisi kullanılır.
Bu dönemde şiddetli kıvrılmalar henüz başlamamış, kıvrılacak malzemenin birikmesi (tortullaşma) ön plana çıkmıştır.
3
Süreç eşleştirme
Tetis Denizi ve sedimantasyon süreci seçilir.
O dönemde Türkiye arazisinin büyük kısmı Tetis Denizi altında birikim alanı halindedir.

Anahtar Kavram

Jeolojik Zamanlar ve Tetis Denizi Tortullaşması

İpuçları

1
Bu dönem, büyük kıvrımların oluşmasından hemen önceki durgun ve birikim dolu süreci ifade eder.
2
Türkiye arazisinin büyük bir kısmının henüz deniz (Tetis) altında olduğu zamanı düşünmelisin.
3
Alp-Himalaya kıvrımları III. Zaman'da oluşurken, bu kıvrımları oluşturacak malzemelerin birikmesi II. Zaman'da gerçekleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin genç bir arazi yapısına sahip olmasının kanıtlarını (depremsellik, sıcak su kaynakları, yüksek ortalama yükselti) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 788Soru

Türkiye’nin yer şekilleri üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı; dağların oluşum mekanizmalarının, uzanış doğrultularının ve yükselti değerlerinin bölgedeki ekonomik faaliyetler ile ulaşım sistemleri üzerinde belirleyici olduğunu gözlemlemiştir.

Buna göre, aşağıda verilen dağlar ve bu dağların yer şekli özelliklerinin ulaşım/ticaret üzerindeki etkileriyle ilgili eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erciyes Dağı – Volkanik bir koni şeklinde oluşması ve geniş tabanlı bir kütle olması nedeniyle, İç Anadolu Bölgesi'ndeki demir yolu hatlarının Marmara Bölgesi'ndeki hatlardan daha yüksek maliyetli tünellere ihtiyaç duymasına yol açması.

Cevap

İç Anadolu'daki tek bir volkanik kütlenin (Erciyes), bölgedeki genel ulaşım maliyetlerini Türkiye'nin sarp sıradağ kuşaklarından daha yüksek hale getireceği yönündeki ifade yanlıştır.
İç Anadolu Bölgesi yer şekilleri bakımından genel olarak sadedir. Erciyes Dağı gibi volkanik kütleler tekil konilerdir ve ulaşım ağları bu dağların çevresinden kolayca geçebilir. Bu durum, sıradağların bulunduğu Doğu Karadeniz veya Batı Karadeniz gibi alanlarla kıyaslandığında ulaşım maliyetlerini o seviyelere çıkarmaz. Marmara Bölgesi ise sanıldığı kadar düz değildir; Yıldız Dağları, Biga Yarımadası ve Samanlı Dağları gibi engebeli alanlar demir yolu maliyetlerini etkileyebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dağların oluşum ve uzanış tiplerini analiz etme
Kaz (Kırıklı-Dik), Kaçkar (Kıvrımlı-Paralel), Nur (Kırıklı-Paralel), Canik (Kıvrımlı-Alçak), Erciyes (Volkanik-Münferit).
Her dağ tipinin ulaşım üzerindeki etkisi farklıdır.
2
Ulaşım ve maliyet ilişkisini değerlendirme
Sıradağlar (Kaçkar, Nur) ulaşımı zorlaştırırken, alçak dağlar (Canik) veya dik uzananlar (Kaz) kolaylaştırır.
Maliyetler, dağın aşılması gereken bir set oluşturup oluşturmadığına bağlıdır.
3
Volkanik dağların topografik etkisini inceleme
Erciyes gibi volkanik dağlar genelde münferit konilerdir ve geniş düzlükler içinde etrafından dolanılması kolay kütlelerdir.
Sıradağlar gibi yüzlerce kilometrelik aşılması zor bir engel teşkil etmezler.

Anahtar Kavram

Dağların Uzanış Doğrultusu ve Ulaşım Maliyetleri

İpuçları

1
Türkiye'de ulaşımı asıl zorlaştıran unsur sıradağların (paralel uzanış) varlığıdır.
2
Canik Dağları'nın Samsun'a etkisi ile Kaçkar Dağları'nın Rize'ye etkisini kıyaslayın.
3
İç Anadolu'daki volkanik dağlar genellikle tek başlarına yükselen kütlelerdir, aşılması zor duvarlar değildir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki liman hinterlandlarını ve dağların bu hinterlanda etkisini tekrar inceleyin.

Alternatif Yöntem

Samsun ve Rize limanlarının gelişmişlik farkını düşünerek Canik ve Kaçkar seçeneklerini eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 789Soru

Türkiye'de dış kuvvetlerin ve kütle hareketlerinin yer şekilleri üzerindeki etkisi incelendiğinde, erozyon ve heyelan olaylarının farklı fiziksel dinamiklere sahip olduğu görülür. Bir bölgede bu olaylarla mücadele etmek amacıyla aşağıdaki uygulamalar değerlendirilmiştir:

I. Bitki örtüsünün korunması ve ağaçlandırma çalışmalarının yapılması
II. Yamaç boyunca toprağın derinliklerine ulaşan drenaj kanallarının açılması
III. Tarım arazilerinin eğime dik yönde sürülerek taraçalandırılması
IV. Yamaç dengesinin bozulduğu riskli alanlarda istinat duvarlarının inşa edilmesi

Bu uygulamalardan hangileri, Türkiye'de özellikle Doğu Karadeniz gibi eğimli, bol yağışlı ve killi tabakaların yaygın olduğu alanlarda görülen kütle hareketlerini (heyelan) doğrudan önlemeye veya etkilerini azaltmaya yönelik teknikler arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IV

Cevap

Drenaj kanallarının açılması ve istinat duvarlarının inşa edilmesi (II ve IV)
Doğru seçenek olan drenaj kanalları ve istinat duvarı uygulamaları, heyelan mekanizmasına doğrudan müdahale eder. Drenaj, toprağın gözeneklerindeki su basıncını düşürerek sürtünmeyi artırır ve kütleyi hafifletir; istinat duvarı ise yamacın alt kısmından destek sağlayarak kaymayı fiziksel olarak durdurmaya çalışır. Bu yöntemler, Karadeniz gibi ekstrem eğim ve yağış koşullarının olduğu bölgelerde teknik olarak zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan arasındaki mekanizma farkını belirleme
Erozyon toprağın üst kısmının su veya rüzgarla süpürülmesidir; heyelan ise toprağın ana kaya ile birlikte kütlesel olarak yer değiştirmesidir.
Uygulanacak önlemin hangi sürece hizmet ettiğini anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Verilen yöntemlerin hangi sürece yönelik olduğunu analiz etme
I ve III numaralı yöntemler toprağın yüzeyini korumaya ve yüzey akışını yavaşlatmaya yöneliktir (Erozyon önlemleri). II ve IV ise kütlenin dengesini ve su içeriğini kontrol etmeye yöneliktir (Heyelan önlemleri).
Heyelan, toprağın suya doygun hale gelip ağırlaşması ve kayganlaşmasıyla tetiklendiği için içsel su dengesi ve mekanik destek ön plandadır.
3
Doğu Karadeniz özelindeki faktörleri değerlendirme
Bölgede eğim ve yağış fazla olduğu için temel sorun kütle hareketleridir. Drenaj (II) ve istinat duvarı (IV) bu bölgedeki heyelan riskini azaltmak için kullanılan teknik mühendislik çözümleridir.
Bitki örtüsü (I) Karadeniz'de zaten gür olmasına rağmen heyelanların yaşanması, ağaçlandırmanın kütle hareketlerinde tek başına çözüm olmadığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Erozyon yüzeysel bir dış kuvvet etkisi iken, heyelan yer çekimi ve su doygunluğuyla tetiklenen derin tabakalı bir kütle hareketidir.

İpuçları

1
Erozyon ve heyelan arasındaki farkı hatırlayın: Biri toprağın üstünün 'süpürülmesi', diğeri toprağın blok halinde 'kayması'dır.
2
Karadeniz'de ağaçların toprakla birlikte kaydığı görüntüleri düşünün. Bu durum, ağaçlandırmanın heyelanı durdurup durduramadığı hakkında ne söyler?
3
Heyelanın temel nedeni toprağın aşırı su alıp ağırlaşmasıdır. Bu suyu topraktan nasıl uzaklaştırırsınız?

Daha Fazla Pratik

İç Anadolu'daki erozyonun temel nedenleri ile Karadeniz'deki heyelan nedenlerini bir tablo üzerinde karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 790Soru

Türkiye'nin jeolojik evrimi incelendiğinde, arazinin bugünkü ana morfolojik görünümünü kazanmasında 'Neotektonik Dönem' (III. Jeolojik Zaman'ın sonlarından günümüze kadar devam eden süreç) belirleyici olmuştur. Arap Levhası'nın kuzeye doğru hareket ederek Avrasya Levhası ile çarpışması ve Anadolu'yu fay hatları boyunca batıya doğru itmesi, bu dönemin en önemli tektonik mekanizmasıdır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de bu dönemin (Neotektonik Dönem) yarattığı tektonik ve jeomorfolojik sonuçlardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye arazisinin temelini oluşturan Yıldız, Menderes ve Kırşehir gibi masif kütlelerin metamorfizmaya uğrayarak ilk kez kıtasal çekirdekler oluşturması

Cevap

Türkiye arazisinin temelini oluşturan masif kütlelerin (Yıldız, Menderes, Kırşehir vb.) metamorfizmaya uğrayarak ilk kez kıtasal çekirdekler oluşturması
Sorunun doğru cevabı, masif kütlelerin ilk kez kıtasal çekirdekler oluşturduğunu belirten ifadedir. Türkiye arazisinin bugünkü sismik ve morfolojik yapısını oluşturan 'Neotektonik Dönem', III. Jeolojik Zaman'ın sonlarından itibaren etkili olmuştur (Fay hatları, Ege grabenleri, Doğu Anadolu volkanizması, toptan yükselme). Ancak Yıldız (Istranca), Menderes, Kırşehir, Bitlis ve Daday-Devrekani gibi masif araziler, Türkiye'nin temelini oluşturan en yaşlı parçalardır ve I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) Hersiniyen ve Kaledoniyen orojenezleriyle kıvrılarak sertleşmişlerdir. Dolayısıyla masiflerin ilk oluşumu Neotektonik dönemin değil, yüz milyonlarca yıl önceki Paleotektonik dönemin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen 'Neotektonik Dönem' kavramının zaman aralığını ve özelliklerini belirle.
Neotektonik dönem, III. Jeolojik Zaman'ın sonları (Miyosen sonu/Pliyosen) ile IV. Jeolojik Zaman'ı (Kuvaterner) kapsar. Levha çarpışmaları, faylanmalar, volkanizma ve toptan yükselmeler bu dönemin karakteristik özellikleridir.
Seçeneklerdeki jeolojik olayların bu zaman dilimine ait olup olmadığını kontrol etmek için dönemin sınırlarını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların jeolojik yaşlarını analiz et.
Volkanizma (A), horst-graben oluşumu (B), yanal atımlı fayların (KAF/DAF) oluşumu (D) ve toptan yükselme ile taraça oluşumu (E) III. Zaman'ın sonu ve IV. Zaman'da gerçekleşmiştir.
Türkiye'nin bugünkü genç ve engebeli görünümünü kazandığı süreçleri, geçmiş dönemlerden ayırmak.
3
Masif kütlelerin (Yıldız, Menderes, Kırşehir vb.) oluşum dönemini tespit et.
Masifler, Türkiye'nin en eski arazileridir ve ilk kez kıvrılarak sertleşmeleri (metamorfizma) I. Jeolojik Zaman'a (Paleozoik) dayanır.
Doğru cevabı bulmak için, Neotektonik dönemle (Senozoik) uyuşmayan, çok daha eski (Paleotoktonik) bir döneme ait olayı belirlemek zorunludur.

Anahtar Kavram

Jeolojik Zamanlar ve Türkiye'nin Tektonik Evrimi

İpuçları

1
Neotektonik dönem, Türkiye'nin 'genç' jeolojik yapısını kazandığı, fay hatlarının, günümüz sıradağlarının ve volkanlarının son şeklini aldığı III. Zaman sonu ve IV. Zaman'ı ifade eder.
2
Seçeneklerdeki olaylardan dördü, bu gençleşme ve yükselme döneminde (Senozoik) meydana gelmiştir. Bir seçenek ise Türkiye arazisinin en yaşlı ve sert kütlelerinin oluşumunu anlatmaktadır.
3
Yıldız, Menderes, Kırşehir, TaşTaşköprü-Daday gibi alanlara 'masif' denir. Masifler, Türkiye'de I. Jeolojik Zaman'da (Paleozoik) oluşmuş ilk kıta çekirdekleridir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif arazilerin dağılışını ve I. Jeolojik Zaman'da oluşan madenleri (özellikle taş kömürü) harita üzerinden tekrar ediniz.

Alternatif Yöntem

Jeolojik zamanları eşleştirme tablosu zihninizde canlandırıldığında; Fay hatları, Ege kıyıları, Volkanizma ve Toptan yükselme kavramlarının hepsi III. veya IV. zaman sütununda yer alırken, 'Masif' kavramının I. zaman sütununda olduğu hatırlanarak soru pratik şekilde çözülebilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 791Soru

Bir coğrafya araştırmacısı, Anadolu'da Karadeniz'e dökülen bir akarsuyun boy profilini ve vadi özelliklerini incelemiştir. Araştırmacı raporunda şu bulgulara yer vermiştir:

'Akarsu, kaynağını aldığı yüksek platoluk alanda oldukça düşük bir eğimle ve menderesler çizerek akmaktadır. Ancak orta çığırına geldiğinde, karşısına çıkan ve doğu-batı yönünde uzanan yüksek sıradağları enine keserek kilometrelerce uzunlukta, çok sarp ve derin bir boğaz (yarma) vadi içinden geçmektedir. Dağlık kütleyi aştıktan sonra ise eğimi aniden düşmekte ve taşıdığı alüvyonları sığ kıyı şeridinde biriktirerek denize ulaşmaktadır.'

Akarsuyun üst çığırında düşük enerjiye sahip olmasına rağmen, orta çığırındaki devasa sıradağları aşarak derin bir vadi oluşturabilmesi, Türkiye'nin jeomorfolojik evrimi göz önüne alındığında temel olarak aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsu ağının mevcut sıradağlar oluşmadan önce yerleşmiş olması ve dağ kütlesinin tektonik olarak yavaşça yükselirken akarsuyun yatağını derine kazmaya devam etmesi

Cevap

Akarsu ağının mevcut sıradağlar oluşmadan önce yerleşmiş olması ve dağ kütlesinin tektonik olarak yavaşça yükselirken akarsuyun yatağını derine kazmaya devam etmesidir.
Sorudaki durum 'Antesedan (önceden yerleşmiş) vadi' kavramını tanımlamaktadır. Akarsuyun kaynağında yavaş akarken devasa bir sıradağı yarabilmesinin sırrı, akarsuyun o bölgede dağlardan daha önce var olmasıdır. Türkiye arazisi Tersiyer'in sonu ve Kuvaterner'in başında toptan yükselirken (epirojenez) veya dağ sıraları yavaşça kıvrılırken (orojenez), mevcut akarsular yataklarını aynı hızda derine kazmaya devam etmişlerdir. Bu durum adeta alttan yukarı itilen bir kütüğü kesen sabit bir testereye benzer. Kızılırmak'ın Canik Dağları'nı yarması bu duruma en güzel örnektir.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsuyun farklı çığırlarındaki çelişkili enerji durumunu analiz et.
Akarsu üst çığırda düşük eğimli (menderesli) ve zayıfken, orta çığırda koca bir dağı yarabilecek derinliğe ulaşıyor. Bu fiziksel bir çelişkidir.
Normal şartlarda zayıf enerjili bir akarsuyun, önüne çıkan devasa bir dağı aşındırıp geçmesi beklenemez; etrafından dolanması veya göllenmesi gerekir.
2
Bu çelişkiyi Türkiye'nin jeolojik evrimiyle (Tersiyer ve Kuvaterner) ilişkilendir.
Dağın, akarsudan daha sonra oluştuğu ve yavaşça yükseldiği (epirojenez/orojenez) anlaşıldı.
Türkiye arazisi Tersiyer'in sonlarında toptan yükselmeye başlamıştır. Önceden peneplen (yontukdüz) üzerinde akan nehirler, altlarındaki arazi kubbemsi şekilde yükselirken kendi yataklarını derine doğru kazımaya (testere etkisi) devam etmiştir.
3
Yer şekli kavramını tespit et.
Bu sürece 'antesedan (önceden var olan) vadi' veya yarma/boğaz vadi oluşumu denir.
Kızılırmak ve Yeşilırmak'ın Kuzey Anadolu Dağları'nı, Göksu'nun Torosları yarması bu mekanizmanın en tipik örnekleridir.

Anahtar Kavram

Antesedan (Önceden Yerleşmiş) Vadi Oluşumu ve Türkiye'nin Tektonik Evrimi

İpuçları

1
Akarsuyun kaynağında yavaş akarken devasa bir dağı yarabilmesi için, o dağın akarsudan daha önce orada 'olmaması' gerektiğini düşünün.
2
Testere ile odun kesmek yerine, sabit duran bir testerenin (akarsu) altına alttan kütüğün (dağ) yavaşça itildiğini hayal edin.
3
Bu durum, Türkiye'nin Tersiyer sonu ve Kuvaterner başındaki toptan yükselme hareketleriyle doğrudan ilişkilidir ve literatürde 'antesedan (önceden var olan) vadi' olarak adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin yer şekillerinden 'Boğaz (Yarma) Vadilerin' dağılışını harita üzerinden inceleyin ve ulaşım ağlarına (geçitlere) olan etkisini araştırın.

Alternatif Yöntem

Olayın mantığını 'Zaman Çizelgesi' üzerinden kurabilirsiniz: 1. Aşama: Düz arazi (Peneplen) ve menderesli akarsu. 2. Aşama: Tektonik kuvvetlerin bölgeyi kubbemsi şekilde yukarı itmesi. 3. Aşama: Yükselen arazinin akarsu tarafından aşındırılarak boğaz vadiye dönüşmesi.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 792Soru

Türkiye'de yer şekillerinin oluşumunda buzulların etkisi, akarsu ve rüzgar gibi diğer dış kuvvetlere oranla oldukça sınırlıdır. Buna rağmen, ülkemizin yüksek dağlık alanlarında hem Kuvaterner (Dördüncü Jeolojik Zaman) döneminden kalma buzul izlerine hem de aktif olarak varlığını sürdüren güncel buzullara rastlanmaktadır.

Türkiye'de buzul şekillerinin varlığı ve dağılışıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzul şekillerinin görülmesi Türkiye'nin mutlak konumundan ziyade, dağların yüksek zirvelere sahip olması gibi özel konum şartlarıyla ilgilidir.

Cevap

Buzul şekillerinin varlığı Türkiye'nin mutlak konumundan ziyade, dağların yüksek zirvelere sahip olması gibi özel konum şartlarıyla ilgilidir.
Türkiye, matematik konumu gereği orta kuşakta yer aldığı için normal şartlarda buzul etkisinin çok az olması beklenir. Ancak dağların yükseltisinin fazla olması (özel konum), özellikle Doğu Anadolu ve yüksek sıradağlar üzerinde sirk gölleri, hörgüç kayalar ve morenler gibi şekillerin oluşmasına imkan sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin matematik (mutlak) konumunu analiz et.
Türkiye 364236^\circ - 42^\circ Kuzey paralelleri arasında, yani Orta Kuşak'ta yer alır.
Orta kuşak ülkelerinde buzulların deniz seviyesinde şekillendirme yapması (matematik konum gereği) mümkün değildir.
2
Türkiye'deki buzul varlığının nedenini sorgula.
Buzul izleri ve güncel buzullar sadece 220025002200-2500 metre üzerindeki yüksek dağlarda görülür.
Yükselti bir özel konum özelliğidir. Türkiye'de buzulların varlığı tamamen bu yükselti şartına bağlıdır.
3
Buzulların dış kuvvetler içindeki önemini değerlendir.
Buzullar Türkiye'de en az etkili dış kuvvettir.
Türkiye bir kutup bölgesi veya çok yüksek enlem ülkesi olmadığı için buzulların etki alanı dar kalmıştır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de buzulların varlığı 'Özel Konum' (yükselti) ile açıklanırken, kıyılarda görülmemesi 'Matematik Konum' (enlem) ile açıklanır.

İpuçları

1
Türkiye'nin orta kuşakta yer alması ile dağlarının yüksek olması arasındaki farkı düşünün.
2
Buzulların deniz seviyesine inmemesi neyin sonucudur? Fiyortlu kıyılar neden bizde yok?
3
Türkiye'de bir yer şekli yükseltiye bağlı olarak değişiyorsa bu 'özel konum' ile ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Güncel buzulların en yoğun olduğu dağları (Cilo, Ağrı, Kaçkar) harita üzerinde inceleyerek yükselti-buzul ilişkisini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme: Seçeneklerde 'deniz seviyesi' veya 'alçak plato' gibi ifadeler geçiyorsa, Türkiye'nin orta kuşak ülkesi olduğunu hatırlayarak bu seçenekleri eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 793Soru

Türkiye'nin yüksek dağ kütleleri üzerinde sirk çanakları, hörgüç kayalar ve buzul vadileri gibi şekillere rastlanması; ülkenin yer şekilleri çeşitliliği ve geçmiş iklim koşulları hakkında önemli veriler sağlar. Bu yer şekillerinin görüldüğü bir bölgeyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzul şekillerinin kıyı seviyesinde görülmemesi, Türkiye'nin özel konum özellikleri (denizellik etkisi) ile açıklanmaktadır.

Cevap

Buzul şekillerinin deniz seviyesinde görülmemesinin nedeni denizellik değil, Türkiye'nin orta kuşakta yer alması yani enlem (matematik konum) etkisidir.
Buzul şekillerinin deniz seviyesinde görülmemesi, Türkiye'nin matematik konumu (orta kuşak / enlem etkisi) ile ilgilidir. Özel konum özellikleri (denizellik, karasallık vb.) bu sınır üzerinde ikincil etkiye sahiptir ancak temel belirleyici enlemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul şekillerinin Türkiye'deki varlığını analiz et.
Buzullar Türkiye'de yalnızca 25002500-30003000 metre üzerindeki dağlarda görülür.
Türkiye orta kuşak ülkesidir, buzulların varlığı yükselti (özel konum) ile açıklanır.
2
Buzulların alt sınırını (deniz seviyesine uzaklığını) değerlendir.
Buzul etkileri kıyılara kadar inemez.
Ekvator'dan kutuplara gidildikçe kalıcı kar sınırı deniz seviyesine yaklaşır; Türkiye orta kuşakta (enlem etkisi) olduğu için bu sınır yüksektedir.
3
Seçeneklerdeki 'Özel Konum - Matematik Konum' ayrımını kontrol et.
Buzulların kıyıda olmaması enlem (matematik konum) sonucudur, denizellik (özel konum) değildir.
Denizellik nemi artırarak bu sınırı aşağı çekmeye çalışsa da enlem etkisi baskındır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Buzul Şekilleri ve Dağılış Faktörleri

İpuçları

1
Bir özelliğin 'neden kıyılarda görülmediğini' düşünürken mutlaka enlem (matematik konum) etkisini hatırlayın.
2
Türkiye'de buzulların varlığı 'yükselti' (özel konum) ile, kıyılarda olmaması ise 'orta kuşak' (enlem) ile açıklanır.
3
C seçeneği, denizellik etkisinin buzulları kıyıdan uzaklaştırdığını iddia ederek matematik ve özel konumu karıştırmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Buzul şekillerinin en fazla görüldüğü dağ kütlelerini (Kaçkar, Cilo, Aladağlar) harita üzerinde inceleyerek yükselti-enlem ilişkisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 794Soru

Türkiye'de özellikle iç bölgelerde etkili olan rüzgar erozyonu ve eğimli yamaçlarda görülen su erozyonu, tarım topraklarının verimliliğini ciddi oranda düşürmektedir. Erozyonla mücadele ederek toprak kaybını en aza indirmek amacıyla çeşitli yöntemler uygulanmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi erozyonu önlemek amacıyla başvurulan yöntemlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarlaların eğim yönüne paralel (dikine) sürülmesi

Cevap

Tarlaların eğim yönüne paralel (dikine) sürülmesi
Tarlaların eğim yönüne paralel sürülmesi, suyun yamaç aşağı hızla akabileceği yollar açar. Bu durum suyun aşındırma gücünü artırarak erozyonu şiddetlendirir. Erozyonu önlemek için tarlalar eğime dik (kontur sürüm) sürülmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyonun temel mekanizmasını analiz etme
Erozyon, su ve rüzgarın etkisiyle toprağın üst tabakasının taşınmasıdır. Eğimin fazla olduğu yerlerde suyun akış hızı artar.
Önlemlerin mantığı suyun ve rüzgarın hızını kesmektir.
2
Seçeneklerdeki yöntemlerin etkisini değerlendirme
Ağaçlandırma, taraçalama ve nöbetleşe ekim gibi yöntemler toprağı korur.
Bu yöntemler toprağın çıplak kalmasını engeller veya suyun akışını yavaşlatır.
3
Hatalı yöntemi tespit etme
Tarlaların eğim yönünde sürülmesi, su için doğal oluklar oluşturarak erozyonu şiddetlendirir.
Erozyonu önlemek için tarlalar eğime dik sürülmelidir.

Anahtar Kavram

Erozyonla Mücadele Yöntemleri

İpuçları

1
Erozyonu önlemek için suyun yamaçtan aşağı akış hızını yavaşlatmanız gerekir.
2
Tarlayı sürerken açtığınız izler suyun akacağı birer kanal gibi davranır.
3
Sizce suyun hızını tarlayı eğime paralel (yukarıdan aşağı) sürmek mi yoksa eğime dik (enine) sürmek mi keser?

Daha Fazla Pratik

Heyelan ile erozyon arasındaki farkları (ani hareket vs. yavaş süpürülme) ve heyelan için ağaçlandırmanın neden tek başına yeterli olmadığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 795Soru

Türkiye'de dış kuvvetlerin yer şekillerini biçimlendirme süreci incelendiğinde, buzulların etkisinin akarsu ve rüzgarlara oranla oldukça sınırlı olduğu görülür. Ancak ülkemizdeki Kaçkar, Erciyes, Bolkar ve Cilo gibi birçok yüksek dağın zirveye yakın kesimlerinde sirk çanakları, hörgüç kayalar ve moren yığınları gibi buzul şekillerine rastlanmaktadır.

Buzulların Türkiye'deki bu sınırlı ama belirgin etkisiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzul şekillerinin varlığı yükselti faktörüyle (özel konum), geniş alanlara yayılamaması ise enlem etkisiyle (matematik konum) ilgilidir.

Cevap

Buzul şekillerinin varlığı yükselti (özel konum), bu şekillerin deniz seviyesine inememesi ise enlem (matematik konum) ile açıklanır.
Doğru yargı, buzul şekillerinin varlığını yüksekliğe (özel konum), bu şekillerin kıyıya inemeyip dar alanlarda kalmasını ise Türkiye'nin bulunduğu orta kuşak enlemlerine (matematik konum) bağlayan ifadedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvetlerin etkisini karşılaştırın.
Türkiye'de yer şekillerini en çok akarsular, en az ise buzullar etkiler.
Türkiye'nin orta kuşakta bulunması ve mutlak konum özellikleri buzulların etkisini sınırlandırır.
2
Buzul şekillerinin bulunduğu yerleri analiz edin.
Buzul izleri genellikle 22002200 metrenin üzerindeki yüksek dağlarda görülür.
Yükselti artışı sıcaklığı düşürerek buzulların kalıcı olmasına (özel konum) olanak sağlar.
3
Matematik ve özel konum ayrımını yapın.
Varlık = Özel Konum; Sınırlılık = Matematik Konum.
Türkiye'nin Ekvator'a olan uzaklığı buzulların deniz seviyesine inmesini imkansız kılar.

Anahtar Kavram

Buzulların Türkiye'deki Etkisi ve Konum İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin orta kuşakta olması buzulların deniz seviyesine inmesini engeller mi?
2
Dağların zirvelerinde buzul görülmesi için o dağın mutlaka çok yüksek olması gerekir; bu hangi konumla ilgilidir?
3
Buzulların varlığı yükseltiyle (özel konum), kıyıya inememesi ise enlemle (matematik konum) açıklanır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de buzul şekillerinin görülmediği dağları (örneğin Canik veya Yıldız Dağları) yükselti farkıyla analiz ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 796Soru

Karstik aşınım şekilleri, eriyebilen kayaçların bulunduğu sahalarda kimyasal çözünmeye bağlı olarak küçükten büyüğe doğru bir gelişim sırası izler. Lapyaların genişlemesiyle dolinler, dolinlerin birleşmesiyle uvalalar meydana gelir. Bu hiyerarşik gelişimin son halkasını oluşturan, genişlikleri kilometreleri bulabilen ve tabanlarında tarımsal faaliyetlere imkan tanıyan 'en geniş' karstik aşınım düzlüğü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Polye

Cevap

En geniş karstik aşınım düzlüğü olan ve uvalaların birleşmesiyle meydana gelen yer şekli polyedir.
Karstik bölgelerde kireç taşlarının çözünmesiyle oluşan en büyük aşınım çukurluğu polyedir. Polyeler uvalaların birleşmesiyle oluşur ve tabanlarında alüvyal veya terra rossa topraklar biriktiği için tarım yapılabilen geniş ovalara (karstik ova) dönüşürler.

Adım Adım Çözüm

1
Karstik aşınım şekillerinin boyut hiyerarşisini analiz etme.
Sıralama: Lapya < Dolin < Uvala < Polye şeklindedir.
Soruda en geniş ve gelişim sürecinin son halkası olan şekil sorulmaktadır.
2
Tanımlanan özelliklerin (geniş düzlük, tarımsal faaliyet) karşılığını bulma.
Polyeler, 'gölova' olarak da adlandırılır ve tabanlarında verimli terra rossa toprakları birikebilir.
Polye dışındaki seçenekler ya birikim şeklidir ya da farklı bir oluşum mekanizmasına (çökme gibi) sahiptir.

Anahtar Kavram

Karstik aşınım şekillerinin büyüklük sıralaması ve polyelerin genel özellikleri.

İpuçları

1
Karstik aşınım şekillerinin en küçüğünden en büyüğüne doğru bir sıralama olduğunu hatırlayın.
2
Bu yer şekli aynı zamanda 'Karstik Ovalar' olarak da bilinir ve Batı Toroslar'da yaygındır.
3
Genişliği kilometrelerce olan, uvalaların birleşmesiyle oluşan 'gölova' terimini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki başlıca polye ovalarının (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Elmalı, Kestel) harita üzerindeki yerlerini çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 797Soru

Karstik arazilerde yağışlarla yeryüzüne düşen sular; yüzeydeki çatlaklar, delikler ve düdenler vasıtasıyla hızla yer altına sızar. Bu durum, geniş düzlüklerin bulunduğu alanlarda tarımsal potansiyel yüksek olsa da sulama suyu teminini zorlaştıran doğal bir faktör olarak karşımıza çıkar.

Buna göre, yukarıda anlatılan durumun aşağıdaki ovalardan hangisinde tarımsal faaliyetler üzerinde kısıtlayıcı bir etki yapması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kestel Ovası

Cevap

Kestel Ovası, bir polye (karstik ova) olduğu için arazinin geçirimli yapısı nedeniyle sulama suyu temininin en zor olduğu seçenektir.
Doğru cevap olan seçenek, Türkiye'deki başlıca polye ovalarından (karstik ovalar) birini belirtmektedir. Polyeler, kireç taşlarının erimesiyle oluşan geniş düzlüklerdir ve tabanlarındaki düdenler (su batan) nedeniyle yüzey sularını yer altına sızdırırlar. Bu durum, verimli terra-rossa toprakları bulunmasına rağmen tarımda sulama suyunun yer üstünden temin edilmesini zorlaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki ovaların oluşum kökenlerini belirleyin.
Çukurova ve Bafra delta ovası; Iğdır ve Konya tektonik kökenli ovalar; Kestel ise karstik kökenli bir polyedir.
Karstik aşınım şekillerinin (polyelerin) karakteristik özelliklerini ayırt etmek için oluşum kökeni bilinmelidir.
2
Karstik arazilerin (Litoloji) hidrolojik özelliklerini analiz edin.
Karstik kayaçlar (kalker, jips vb.) çatlaklı ve eriyebilen yapıda oldukları için yüzey sularını yer altına sızdırırlar.
Soruda belirtilen 'sulama suyu temini zorluğu' doğrudan arazinin geçirgenliğiyle ilgilidir.
3
Polye ovalarının (TAKKE) dağılışını hatırlayın.
Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel ve Elmalı (TAKKE) ovaları Türkiye'nin başlıca polye ovalarıdır.
Kestel Ovası'nın bu grupta yer aldığını teyit ederek doğru cevaba ulaşılır.

Anahtar Kavram

Polye (Karstik Ova) ve Yer Altı Drenajı

İpuçları

1
Soruda bahsedilen özellik, 'karstik ova' olarak da bilinen yer şekline aittir.
2
Türkiye'deki polye ovalarını 'TAKKE' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı) şifresiyle hatırlayabilirsiniz.
3
Delta ovaları akarsu biriktirmesiyle oluşurken, polyeler kimyasal çözünme (erime) sonucu oluşur ve suyu yer altına kaçırır.

Daha Fazla Pratik

Karstik birikim şekilleri olan traverten ve mağara oluşum süreçlerini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer ovaların tam yerini veya türünü unutursanız, seçeneklerdeki deltaları (Çukurova, Bafra) eleyerek ve karstik bölgelerle (Toroslar kuşağı) ilişkisi en güçlü olanı bularak sonuca gidebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 798Soru

Türkiye'de Kuvaterner (Dördüncü Jeolojik Zaman) boyunca etkili olan buzullaşma dönemlerinde, kalıcı kar sınırı (toktağan kar sınırı) yaklaşık 22002200 metrelere kadar inmiştir. Bu durum, yükseltisi bu sınırın üzerinde kalan dağ zirvelerinde sirk çanakları, hörgüç kayalar ve moren yığınları gibi çeşitli yer şekillerinin oluşmasına imkan sağlamıştır. Buna göre, aşağıdaki dağ kütlelerinden hangisinde yükselti değerlerinin buzul sınırının altında kalması nedeniyle buzul şekillerine rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları

Cevap

Canik Dağları, yükseltisinin yaklaşık 15001500 metre ile sınırlı olması ve Kuvaterner'deki buzul sınırının (22002200 m) altında kalması nedeniyle buzul şekillerine sahip değildir.
Canik Dağları, Orta Karadeniz bölümünde yer alan ve ortalama yükseltisi oldukça düşük (15001500 m civarı) bir dağ kütlesidir. Türkiye'de buzul şekillerinin oluşabilmesi için gereken minimum yükselti sınırı geçmiş jeolojik dönemlerde dahi 22002200 metre olarak belirlendiği için, Canik Dağları bu sürecin dışında kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki geçmiş dönem buzul sınırını belirleme
Kuvaterner döneminde buzullaşma etkisi 22002200 metre ve üzerindeki alanlarda görülmüştür.
Buzul şekillerinin oluşabilmesi için arazinin kalıcı kar sınırının üzerinde bir yükseltiye sahip olması şarttır.
2
Verilen dağların yükselti değerlerini karşılaştırma
Kaçkar, Erciyes, Aladağlar ve Cilo dağları 35003500 metrenin üzerindeyken, Canik Dağları 15001500 metre civarındadır.
Dağların güncel veya geçmiş buzul izleri taşıyıp taşımadığı, onların deniz seviyesinden yüksekliği ile doğrudan ilişkilidir.
3
Yükselti ve buzul sınırı ilişkisini analiz etme
Canik Dağları'nın zirveleri buzul sınırının (22002200 m) çok altında kalmıştır.
Yeterli yükseltiye sahip olmayan dağlarda düşük sıcaklıklar buzul oluşumuna yetecek kadar uzun süre devam etmemiştir.

Anahtar Kavram

Buzul şekillerinin dağılımında 'yükselti' (özel konum) temel belirleyicidir; Türkiye'de buzul izleri için dağların genellikle 22002200 metre sınırını aşması gerekir.

İpuçları

1
Buzul şekillerinin oluşması için bir dağın 'buzul sınırı' denilen belirli bir yüksekliği aşması gerekir.
2
Türkiye'de Orta Karadeniz bölümündeki dağların, Doğu ve Batı Karadeniz'e göre daha alçak olduğunu hatırlayın.
3
Seçeneklerdeki dağlardan hangisinin yükseltisi 20002000 metrenin altındadır?

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de buzullaşmanın etkilediği diğer alanları (Uludağ, Bolkar, Sultan Dağları vb.) harita üzerinde inceleyerek yükselti-buzul ilişkisini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Harita bilgisi kullanarak dağların yükseltilerini kıyaslayabilirsiniz. Orta Karadeniz kıyı kuşağının (Canik Dağları) ulaşımın kolaylığı ve iç kesimlerle bağlantısı, bu dağların alçak olduğunun en büyük kanıtıdır; dolayısıyla buzul etkisinden söz edilemez.
Tahmini Süre:50s
Soru 799Soru

Türkiye'de rüzgârların yer şekillerini biçimlendirmesi kuraklık, mekanik çözünmenin şiddeti ve bitki örtüsünün cılızlığı ile doğrudan ilişkilidir. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde rüzgârın çarparak aşındırmasıyla oluşan, uzaktan bakıldığında bir mantarı andıran kaya yapıları ile rüzgârın hızının azaldığı alanlarda kumları hilal şeklinde biriktirmesiyle oluşan yer şekilleri gözlemlenebilir. Bu parçada tarif edilen rüzgâr aşındırma ve biriktirme şekilleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantar kaya - Barkan

Cevap

Metinde tarif edilen rüzgâr aşındırma şekli mantar kaya, biriktirme şekli ise barkan olarak adlandırılan hilal şeklindeki kumuldur.
Doğru seçenekte yer alan mantar kaya, rüzgârın taşıdığı materyalleri kayaların alt kısmına çarptırmasıyla oluşan tipik bir aşınım şeklidir. Barkan ise kurak bölgelerde rüzgâr hızının kesildiği yerlerde kumların hilal formunda birikmesiyle oluşan biriktirme şeklidir. Her iki şekil de metindeki tanımlara tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk tanımı analiz etmek
Mantar kaya
Rüzgârın kayaların alt kısımlarını daha fazla aşındırmasıyla oluşan 'üstü geniş, altı ince' yapı mantar kaya (şeytan masası) olarak tanımlanır.
2
Metindeki ikinci tanımı analiz etmek
Barkan
Rüzgârın biriktirme yaparken oluşturduğu 'hilal şeklindeki' özel kumul tipine barkan denir.
3
Kavramları sırasıyla eşleştirmek
Mantar kaya - Barkan
Soruda sırasıyla aşındırma ve biriktirme şekilleri sorulduğu için bu ikili seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Rüzgârların oluşturduğu aşındırma ve biriktirme yer şekillerinin karakteristik özellikleri.

İpuçları

1
Rüzgârın taşıdığı kumlar ağır oldukları için yerden en fazla 1-2 metre yüksekliğe kadar etkili aşındırma yaparlar.
2
Kayaların altının daha çok aşınıp üstünün geniş kalması mantara benzer bir görüntü oluşturur.
3
Hilal şeklindeki kum yığınları Türkiye'de en belirgin şekilde Konya'nın Karapınar çevresinde görülür.

Daha Fazla Pratik

Diğer dış kuvvetlerden akarsuların oluşturduğu aşındırma şekilleri ile rüzgâr şekillerini karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 800Soru

Türkiye'nin fiziki coğrafya özellikleri incelendiğinde, yer şekillerinin şekillenmesinde etkili olan erozyon ve heyelan olaylarının sıklıkla birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Oysa bu iki doğal süreç; oluşum derinliği, hızı ve hareket tarzı bakımından belirgin farklara sahiptir.

Buna göre, erozyon ve heyelan arasındaki temel farklarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyon toprağın yalnızca en üstündeki verimli tabakanın dış kuvvetlerle taşınmasıyken, heyelan toprağın ana kaya ile birlikte kütle hâlinde yer değiştirmesidir.

Cevap

Erozyonun yüzeyel bir süpürülme, heyelanın ise ana kaya ile birlikte gerçekleşen kütlesel bir hareket olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Erozyon ve heyelan arasındaki en temel fark etki derinliğidir. Erozyon, toprağın üst kısmındaki verimli tabakanın dış kuvvetlerce (akarsu, rüzgar vb.) yavaşça süpürülmesidir. Heyelan ise yer çekiminin etkisiyle toprak örtüsünün ana kaya ile birlikte, bazen ana kayanın kendisinin de dahil olduğu büyük bir kütle halinde yamaç aşağı hızla kaymasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyonun derinliğini belirle
Erozyon sadece toprağın en üstündeki AA horizonu denilen verimli kısmın rüzgar veya suyla taşınmasıdır.
Erozyonun yüzeyel bir olay olduğunu anlamak temel farkı kavramayı sağlar.
2
Heyelanın mekanizmasını analiz et
Heyelan; eğim, yağış ve tabaka yapısı nedeniyle toprağın ana kaya ile birlikte kütlece aşağı kaymasıdır.
Heyelanın derin ve kütlesel bir hareket (mass movement) olduğunu belirlemek gerekir.
3
İki olayı hız ve önleme yöntemleri açısından karşılaştır
Erozyon yavaş ve ağaçlandırma ile önlenebilir; heyelan hızlıdır ve ağaçlandırma her zaman yeterli olmaz.
Kavramsal netlik sağlamak için yardımcı faktörler değerlendirilir.

Anahtar Kavram

Erozyon (yüzey süpürülmesi) ile Heyelan (kütle hareketi) arasındaki yapısal ve derinlik farkı.

İpuçları

1
Erozyonun toprağın sadece 'yüzeyini' etkilediğini, heyelanın ise 'derinlere' kadar indiğini düşünün.
2
Hangisinin bir 'kütle hareketi' (toprak kayması) hangisinin bir 'aşındırma' (süpürülme) olduğunu ayırt edin.
3
Heyelanda toprak ana kaya üzerinden kayar, erozyonda ise toprak parçacıkları dış kuvvetlerce taşınır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de heyelanın en çok Karadeniz Bölgesi'nde, erozyonun ise İç ve Güneydoğu Anadolu'da görülme nedenlerini araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Olayları boyutlarına göre sınıflayın: Erozyon mikroskobik parçacıkların taşınmasıdır, heyelan ise tonlarca ağırlıktaki bir bloğun hareketidir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 40 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 40 | Examkin