Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 801Soru

Türkiye, orta kuşakta yer alan bir ülke olması sebebiyle buzulların yeryüzünü şekillendirici etkisi akarsulara oranla oldukça sınırlıdır. Ancak yüksek dağlık alanlarda hem Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) buzullaşmasına ait izlere hem de güncel buzullara rastlanmaktadır.

Buna göre, Türkiye'deki buzul şekilleri ve bunların dağılış özellikleri ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'de kalıcı kar (toktağan kar) sınırı, Akdeniz'den Karadeniz'e doğru gidildikçe enlem etkisine bağlı olarak yükselmektedir.

Cevap

Türkiye'de kalıcı kar sınırının güneyden kuzeye doğru gidildikçe yükseldiğini belirten ifade yanlıştır; çünkü enlem etkisiyle sıcaklık azaldığı için bu sınır kuzeye doğru alçalmaktadır.
Türkiye'de kalıcı kar sınırı matematik konuma (enleme) bağlı olarak değişir. Ekvator'a daha yakın olan Akdeniz bölgesinde hava daha sıcak olduğu için kalıcı karlar sadece çok yüksek zirvelerde (35003500 m+) bulunabilir. Ancak kuzeye, Karadeniz'e doğru gidildikçe sıcaklık azaldığı için karlar daha düşük yükseltilerde (28002800 m+) bile erimeden kalabilir. Bu durum, kalıcı kar sınırının güneyden kuzeye doğru alçaldığını gösterir. Seçeneklerde belirtilen 'yükselmektedir' ifadesi bu coğrafi gerçekle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kalıcı kar (toktağan kar) sınırı kavramını analiz etme.
Kalıcı kar sınırı, karın yıl boyunca erimeden kaldığı en alt yükselti sınırıdır.
Bu sınırın neye göre değiştiğini anlamak sorunun temelidir.
2
Matematik konum (enlem) ve sıcaklık ilişkisini kurma.
Güneyden (Ekvator'dan) kuzeye (Kutuplara) gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür ve sıcaklık azalır.
Sıcaklığın azalması, karın daha düşük rakımlarda bile erimeden kalabilmesine olanak sağlar.
3
Türkiye üzerindeki uygulamayı değerlendirme.
Akdeniz'de kalıcı kar sınırı yaklaşık 35003500 metre iken, Karadeniz'de (enlem etkisiyle) bu sınır 28002800 metrelere kadar düşer.
Sınırın 'yükseldiği' ifadesinin aksine 'alçaldığı' sonucuna ulaşılır.

Anahtar Kavram

Kalıcı Kar Sınırı ve Enlem İlişkisi

İpuçları

1
Enlem ve sıcaklık arasındaki ters orantıyı hatırlayın. Soğuk yerlerde kar daha aşağılarda mı yoksa daha yukarılarda mı kalır?
2
Akdeniz'de bir dağa çıktığınızda mı yoksa Karadeniz'de bir dağa çıktığınızda mı kalıcı kara daha çabuk (daha düşük rakımda) ulaşırsınız?
3
Kalıcı kar sınırı, karın 'başlama' sınırıdır. Kuzeye gidildikçe hava soğuduğu için bu 'başlama' yüksekliği deniz seviyesine yaklaşır, yani sayısal olarak azalır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de güncel buzulların bulunduğu başlıca dağları (Ağrı, Cilo, Kaçkar, Erciyes, Bolkar, Aladağlar) harita üzerinde inceleyerek yükselti-enlem ilişkisini pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Matematik konum sorularında 'Kalıcı Kar Sınırı', 'Orman Üst Sınırı', 'Tarım Üst Sınırı' ve 'Yerleşme Üst Sınırı' kavramlarının dördünün de enlemle (sıcaklıkla) doğru orantılı olduğunu; yani sıcak yerlerde (Güney) yüksek, soğuk yerlerde (Kuzey) alçak olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 802Soru

Türkiye'de yer şekillerinin oluşumunda dış kuvvetler arasında en az etkiye sahip olan buzullar, mutlak konum özellikleri nedeniyle deniz seviyesinde hiçbir zaman etkili olamamıştır. Buna karşın, ülkemizin yüksek zirvelerinde buzul aşındırması sonucu oluşan sirk çukurları ve biriktirme sonucu oluşan morenlere rastlanmaktadır. Türkiye'de bu yer şekillerinin varlığı ve dağılışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Buzul şekillerinin yalnızca belirli bir yükselti sınırının üzerinde görülmesi, bu durumun özel konum şartlarıyla ilgili olduğunu gösterir.

Cevap

Buzul şekillerinin yalnızca belirli bir yükselti sınırının üzerinde görülmesi, bu durumun özel konum şartlarıyla ilgili olduğunu gösteren seçenektir.
Doğru seçenek, buzulların Türkiye'deki sınırlı etkisini ve bu etkinin sadece yüksek dağlık alanlarda görülmesini yükselti (özel konum) ile açıklar. Türkiye'nin orta kuşakta olması buzulların kıyılara inmesini engellerken, ortalama yükseltinin fazla olması zirvelerde buzul şekillerinin oluşmasına imkan sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin mutlak konumunun buzullar üzerindeki etkisini belirlemek.
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için güneş ışınları hiçbir zaman buzulların deniz seviyesine inmesine izin verecek kadar eğik gelmez.
Enlem etkisi (matematik konum) nedeniyle buzullar dış kuvvetler içinde en az etkiye sahiptir.
2
Buzul şekillerinin (sirk, moren, hörgüç kaya) neden sadece yükseklerde görüldüğünü analiz etmek.
Bu şekiller ancak kalıcı kar sınırının üzerindeki yüksek zirvelerde (22002200 m+) oluşabilir.
Yüksek yükseltiler özel konumun bir parçasıdır ve sıcaklığın düşmesini sağlayarak buzullaşmaya imkan tanır.
3
Zaman faktörünü değerlendirmek.
Ülkemizdeki buzul izlerinin çoğu dördüncü jeolojik zamandan (Kuvaterner) kalmadır.
Buzul devirlerinde buzullar daha aşağılara inmiş, günümüzde ise sadece en yüksek zirvelerde (Cilo, Kaçkar vb.) güncel buzullar kalmıştır.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Özel Konum (Yükselti) ile İlişkisi

İpuçları

1
Türkiye'nin orta kuşakta yer alması buzulların deniz seviyesine inmesini engeller.
2
Dağların zirvelerinde buzul izi görülmesi, o yerin deniz seviyesinden çok yüksekte olmasıyla ilgilidir.
3
Yükselti bir 'özel konum' özelliğidir; buzul şekillerinin sadece 20002000 metre üzerinde görülmesi bu durumun kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Buzul aşındırma (sirk, hörgüç kaya) ve biriktirme (moren) şekillerinin farklarını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 803Soru

Türkiye'de akarsular tarafından oluşturulan yer şekilleri incelendiğinde; bazı şekillerin sadece akarsu aşındırmasıyla değil, arazideki kayaçların aşınmaya karşı direnç farkından dolayı sel sularının seçici aşındırmasıyla oluştuğu görülür. Özellikle volkanik tüflerin bulunduğu alanlarda üstteki sert tabakanın (bazalt), alttaki yumuşak tabakayı aşınmaya karşı korumasıyla bu süreç gerçekleşir.

Bu açıklamada oluşum süreci tanımlanan ve Türkiye'de özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde yaygın örneklerine rastlanan yer şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peri Bacaları

Cevap

Peri Bacaları
Peri bacaları, volkanik bölgelerde (tüflü arazi) sel sularının araziyi aşındırmasıyla oluşur. Tepesinde bulunan sert bazalt kayası, altındaki yumuşak tüfün daha fazla aşınmasını engelleyerek kule benzeri bir yapının ortaya çıkmasını sağlar. Bu nedenle hem akarsu aşındırması hem de litolojik yapı (kayaç direnci) bu süreçte doğrudan etkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Yer şeklini oluşturmaya yardımcı olan dış kuvveti belirle.
Soruda sel suları ve akarsu aşındırmasından bahsedilmektedir.
Peri bacalarının ana şekillendiricisi akarsular ve sel sularıdır.
2
Arazinin litolojik (kayaç) yapısını analiz et.
Volkanik tüf ve sert bazalt tabakasının varlığı şarttır.
Direnç farkı olmayan arazilerde bu tür spesifik kulemsi yapılar oluşamaz.
3
Süreci sınıflandır.
Aşındırma (Erozyon) süreci gerçekleşmektedir.
Yumuşak malzemenin sel sularıyla taşınması bir aşındırma faaliyetidir.

Anahtar Kavram

Akarsu (Sel Suları) Aşındırma Şekilleri ve Litoloji İlişkisi

İpuçları

1
Bu yer şekli Türkiye'de en çok Kapadokya yöresinde görülür.
2
Oluşumunda rüzgarların da dolaylı etkisi olsa da ana sorumlu sel sularıdır.
3
Şeklin tepesindeki sert kayaç şapka görevi görerek alt katmanı korur.

Daha Fazla Pratik

Akarsuların oluşturduğu menderes ve seki (taraça) gibi hem aşındırma hem biriktirme özelliği gösteren şekilleri inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 804Soru

Türkiye'de ovalar oluşum özelliklerine göre delta, tektonik ve karstik ovalar olarak sınıflandırılabilir. Akarsuların taşıdığı alüvyonları deniz kıyısında, sığ bir alanda biriktirmesi sonucunda oluşan ovalara delta ovası adı verilir. Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi bir delta ovasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çukurova

Cevap

Çukurova, akarsu biriktirmesiyle deniz kıyısında oluşan bir delta ovasıdır.
Çukurova, Akdeniz Bölgesi'nde Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin taşıdığı alüvyonları denizin sığ olduğu kıyı kesiminde biriktirmesiyle oluşmuş tipik ve en büyük delta ovamızdır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovasının temel oluşum şartını hatırla.
Delta ovaları, akarsuların denize döküldüğü kıyılarda birikim yapmasıyla oluşur.
Delta oluşumu için denizde sığ bir kıyı ve bol alüvyon gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ovaların konumlarını analiz et.
Çukurova kıyıdadır; Konya, Tefenni, Erzurum ve Iğdır ise iç kesimlerde yer alır.
İç kesimlerdeki ovalar denizle bağlantılı olmadıkları için delta ovası sınıfına giremezler.
3
Çukurova'yı oluşturan akarsuları belirle.
Seyhan ve Ceyhan nehirleri Çukurova'yı oluşturmuştur.
Bu nehirlerin biriktirme faaliyeti Türkiye'nin en büyük deltasını meydana getirmiştir.

Anahtar Kavram

Delta Ovaları ve Oluşum Süreçleri

İpuçları

1
Delta ovaları her zaman deniz kıyısında bulunur. İç bölgelerdeki seçenekleri eleyin.
2
Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin Akdeniz'e döküldüğü noktada hangi büyük tarım alanının oluştuğunu düşünün.
3
Türkiye'nin en büyük pamuk üretim alanlarından biri olan ve kıyıda birikimle oluşan ovayı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz kıyısındaki Bafra ve Çarşamba ovalarının hangi nehirler tarafından oluşturulduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Harita üzerinde kıyı ovalarını (Bafra, Çarşamba, Çukurova, Silifke) bir grup, iç ovaları başka bir grup olarak kodlamak bu tarz soruları hızlandırır.
Tahmini Süre:40s
Soru 805Soru

Türkiye’deki ovaların oluşumunda etkili olan süreçler çeşitlilik göstermektedir. Bu süreçlerden biri olan akarsu biriktirmesi sonucunda oluşan delta ovaları, ülkenin en verimli tarım alanlarını oluşturur.

Buna göre, bir kıyı şeridinde delta ovası oluşumunun gerçekleşebilmesi için;
I. Kıyıda güçlü alt ve üst akıntıların bulunmaması,
II. Deniz derinliğinin az (kıta sahanlığının geniş) olması,
III. Akarsuyun havzasındaki erozyonun şiddetli olması,
IV. Kıyıda gelgit (medcezir) genliğinin yüksek olması

durumlarından hangilerinin bulunması gereklidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Bir kıyıda delta ovası oluşabilmesi için akıntıların zayıf olması, denizin sığ olması ve akarsuyun bol alüvyon taşıması şartları (I, II ve III) birlikte gerçekleşmelidir.
Delta ovaları, akarsuyun taşıdığı alüvyonların (erozyon sonucu gelen malzeme) denizin sığ olduğu ve akıntıların zayıf olduğu yerlerde birikmesiyle oluşur. I, II ve III numaralı maddeler bu süreci destekleyen temel şartlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovası tanımını analiz etme
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı malzemeleri denizin içine biriktirmesiyle oluşur.
Oluşum mekanizmasını anlamak için temel tanım gereklidir.
2
Kıyı şartlarını değerlendirme (I ve II)
Güçlü akıntıların olmaması birikimi kolaylaştırır; sığ deniz (geniş kıta sahanlığı) ise birikimin su yüzeyine çıkmasını sağlar.
Deniz ortamının biriktirmeye uygunluğunu kontrol etmek gerekir.
3
Malzeme kaynağını değerlendirme (III)
Akarsu havzasındaki şiddetli erozyon, akarsuyun daha fazla alüvyon taşımasına neden olur, bu da delta oluşumunu hızlandırır.
Delta oluşumu için gerekli ham maddenin varlığını teyit eder.
4
Dış bozucu etkenleri değerlendirme (IV)
Gelgit genliğinin yüksek olması, biriken malzemelerin sürekli olarak açık denize taşınmasına neden olur.
Delta oluşumunu engelleyen temel faktörü belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

Delta Ovası Oluşum Şartları

İpuçları

1
Delta oluşumu için 'biriktirme' işleminin engellenmemesi gerektiğini unutmayın.
2
Gelgit (medcezir) olayının okyanus kıyılarındaki etkisini ve bunun Türkiye kıyılarıyla farkını düşünün.
3
Kıta sahanlığı genişliği deniz derinliğiyle ters orantılıdır; sığ deniz birikimi hızlandırır.

Daha Fazla Pratik

Çukurova ve Bafra gibi deltaların harita üzerindeki konumlarını ve hangi akarsular tarafından oluşturulduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 806Soru

Türkiye'de mekanik (fiziksel) çözünmenin şiddetli, bitki örtüsünün ise yetersiz olduğu iç kesimlerde rüzgârlar yer şekilleri üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Rüzgârın taşıdığı kum tanelerinin kaya yüzeylerine çarparak onları aşındırmasıyla veya gücünün tükendiği yerlerde malzemeleri üst üste yığmasıyla farklı yer şekilleri meydana gelir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi rüzgârların doğrudan aşındırma faaliyeti sonucunda meydana gelen yer şekillerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lös

Cevap

Lös, rüzgârın biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşan bir yer şeklidir.
Lös, rüzgârın taşıdığı toz boyutundaki malzemeleri hızının azaldığı alanlarda üst üste yığmasıyla oluşan bir birikim şeklidir. Bu nedenle rüzgârın doğrudan aşındırma değil, biriktirme faaliyeti sonucunda meydana gelir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvet olarak rüzgârın çalışma prensibini belirle.
Rüzgârlar kurak bölgelerde hem aşındırma (korozyon) hem de biriktirme yapar.
Soruda hangi sürecin (aşınım/birikim) gerçekleşmediğini ayırt etmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini sınıfla.
Mantar kaya, tafoni, yardang ve hamada rüzgârın 'oyma' veya 'süpürme' etkisiyle oluşurken; lös, kumul ve barkan 'yığma' etkisiyle oluşur.
Rüzgâr şekillerini oluşum mekanizmalarına göre gruplandırmak doğru cevaba ulaştırır.

Anahtar Kavram

Rüzgâr Şekillerinin Sınıflandırılması

İpuçları

1
Rüzgâr şekillerini 'aşınım' ve 'birikim' olarak iki ana gruba ayırmayı dene.
2
Mantar kaya ve tafoni gibi şekiller bir kütlenin rüzgârla parçalanmasıyla oluşurken, bazı şekiller rüzgârın getirdiği toprağın birikmesiyle oluşur.
3
Lös, aslında bir toprak türüdür ve rüzgârın taşıyıp biriktirdiği ince malzemelerden oluşur.

Daha Fazla Pratik

Rüzgâr biriktirme şekillerinden biri olan ve hilal şeklindeki kumulları ifade eden 'Barkan' kavramını inceleyebilirsin.

Alternatif Yöntem

Rüzgâr şekillerini ezberlerken 'Aşınım: M-T-Y-H' (Mantar kaya, Tafoni, Yardang, Hamada) ve 'Birikim: K-B-L' (Kumul, Barkan, Lös) kodlamasını kullanabilirsin.
Tahmini Süre:45s
Soru 807Soru

Türkiye’de buzulların oluşturduğu yer şekilleri üzerine araştırma yapan bir coğrafyacı; yüksek dağlık alanlarda hörgüç kayalar, sirk çukurları ve moren setleri tespit etmiştir. Araştırmacı, bu şekillerin deniz seviyesinden oldukça yüksekte yer aldığını ve Türkiye kıyılarında bu tür oluşumlara rastlanmadığını raporuna eklemiştir.

Bu araştırmacının bulguları ve Türkiye’nin fiziki coğrafya özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye’de buzul şekillerinin görülebilmesi, ülkenin matematik konumunun doğrudan bir sonucudur.

Cevap

Türkiye’de buzul şekillerinin görülebilmesi, ülkenin matematik konumunun doğrudan bir sonucudur ifadesi yanlıştır.
Türkiye'de buzul şekillerinin görülebilmesinin temel nedeni matematik konumu değil, dağların yüksekliğidir (özel konum). Matematik konum (orta kuşak enlemleri), Türkiye'de buzulların etki alanının sınırlı olmasına ve kıyı seviyesinde fiyort gibi şekillerin görülmemesine neden olur. Dolayısıyla buzulların varlığı matematik konumun 'doğrudan' bir sonucu değil, ona rağmen özel konumun bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Dış kuvvetlerin etkisini analiz etme
Buzulların Türkiye'deki etkisi en azdır.
Türkiye'nin orta kuşakta yer alması nedeniyle buzullar sadece çok yüksek kesimlerde etkilidir.
2
Matematik ve Özel Konum ayrımını yapma
Buzulların varlığı yükselti (özel konum), kıyıya inememesi ise enlem (matematik konum) ile ilgilidir.
Eğer matematik konum belirleyici olsaydı, Türkiye'nin enlemlerinde buzul şekli hiç görülmemeliydi.
3
Jeolojik zaman farklarını değerlendirme
Pleistosen (Kuvaterner) döneminde buzul sınırı 2000-2200 metreye kadar inmiştir.
Buzul çağlarındaki iklim değişimleri, buzulların etki alanını geçmişte genişletmiştir.

Anahtar Kavram

Buzul Şekillerinin Oluşumunda Yükselti (Özel Konum) ve Enlem (Matematik Konum) İlişkisi

İpuçları

1
Buzulların Türkiye'deki varlığı ile kıyılardaki yokluğu farklı konum türleriyle açıklanır.
2
Matematik konum (enlem) buzulların oluşumunu destekliyor mu yoksa engelliyor mu?
3
Türkiye'de kalıcı kar sınırı 3000-3500 metredir. Bu kadar yüksekte kar olması matematik konumla değil, yükseltiyle açıklanır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de buzullaşmaya uğrayan başlıca dağları (Kaçkar, Erciyes, Ağrı, Uludağ vb.) harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 808Soru

Türkiye'de dış kuvvetler içerisinde yer şekillerini şekillendirmede en büyük paya sahip olan kuvvet akarsulardır. Akarsular, bazı durumlarda daha önce oluşturdukları biriktirme yüzeylerini (eski vadi tabanlarını), deniz seviyesindeki değişmeler veya kara kütlesinin yükselmesi (epirojenez) sonucu yeniden aşındırarak basamaklı bir görünüm oluştururlar. Bu bilgilere göre; hem biriktirme hem de aşındırma süreçlerinin farklı zamanlarda etkili olduğu bu karma yapılı yer şekli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seki (Taraça)

Cevap

Hem aşındırma hem de biriktirme süreçlerinin birlikte etkili olduğu yer şekli Seki (Taraça) olarak adlandırılır.
Doğru cevap olan Seki (Taraça), akarsuyun yatak eğiminin azaldığı dönemde oluşturduğu alüvyon tabanlı vadinin, daha sonra meydana gelen epirojenik yükselme veya deniz seviyesi alçalması nedeniyle yeniden derinlemesine aşındırılmasıyla oluşur. Bu durum, şeklin hem biriktirme hem de aşındırma izlerini aynı anda taşımasına neden olarak onu 'karma yapılı' bir yer şekli yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Akarsu yer şekillerini oluşum mekanizmalarına göre sınıflandırın.
Yer şekilleri; sadece aşındırma (vadi, dev kazanı, peri bacası, kırgıbayır, peneplen), sadece biriktirme (delta, birikinti yelpazesi, ırmak adası) ve karma yapılı (menderes, seki) olarak üç gruba ayrılır.
Soruda hem aşındırma hem de biriktirmenin bir arada olduğu 'karma yapılı' bir şekil sorulmaktadır.
2
Seki (taraça) oluşum sürecini analiz edin.
Akarsu önce bir vadi tabanında biriktirme yapar (biriktirme safhası), ardından epirojenik yükselme ile enerji kazanarak bu tabanı yeniden kazar (aşındırma safhası).
Basamaklı yapının üst kısmı eski biriktirme yüzeyini, dikey kısmı ise yeni aşındırmayı temsil eder.
3
Seçeneklerdeki diğer şekillerle karşılaştırma yapın.
Menderes ve Seki dışındaki diğer seçenekler tek bir süreçle (sadece aşındırma veya sadece biriktirme) oluşur.
Doğru sınıflandırma yapabilmek için her şeklin birincil oluşum nedenini bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Karma Yapılı Akarsu Şekilleri

İpuçları

1
Akarsuların hem aşındırma hem de biriktirme yaptığı sadece iki temel şekil vardır: Menderes ve Seki.
2
Soruda bahsedilen 'basamaklı yapı', eski bir ova tabanının akarsu tarafından yeniden kazılmasıyla ortaya çıkar.
3
Bu yer şeklinin oluşumunda iç kuvvetlerden biri olan epirojenezin (kıta oluşumu) dikey yükselme etkisi dolaylı olarak rol oynar.

Daha Fazla Pratik

Mendereslerin de karma yapılı olduğunu ancak seki'den farklı olarak dikey yükselmeden ziyade yatak eğimi azalmasına bağlı oluştuğunu hatırlayın.

Alternatif Yöntem

Akarsu şekillerini bir tablo yaparak 'Aşındırma', 'Biriktirme' ve 'Karma' başlıkları altında gruplandırmak, bu tarz soruları hızla çözmenizi sağlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 809Soru

Türkiye'nin farklı bölgelerinde bulunan plato alanları, yükseltileri ve üzerindeki ekonomik faaliyetler bakımından çeşitlilik gösterir. Çoğu plato tarım ve hayvancılık faaliyetleri için kullanılırken, bir plato alanı üzerinde yoğunlaşan şehirleşme ve sanayi tesisleri ile diğerlerinden ayrılmaktadır. Buna göre, Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan ve üzerinde sanayileşmenin en yoğun olduğu platosu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çatalca-Kocaeli Platosu

Cevap

Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan ve sanayileşmenin en yoğun olduğu platosu Çatalca-Kocaeli platosudur.
Çatalca-Kocaeli platosu, Marmara Bölgesi'nde yer alan ve Türkiye'nin ortalama yükseltisi en düşük olan (150200150-200 metre) plato alanıdır. Bu bölge, İstanbul ve Kocaeli gibi dev sanayi merkezlerine ev sahipliği yaptığı için beşeri ve ekonomik yönden en gelişmiş plato olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Platoların genel tanımını ve yükselti özelliklerini hatırla.
Platolar akarsularla yarılmış yüksek düzlüklerdir ancak Marmara Bölgesi'ndeki platolar aşınım sonucunda deniz seviyesine oldukça yaklaşmıştır.
Yükselti farkını ayırt etmek sorunun temelidir.
2
Verilen platoların konumlarını ve temel ekonomik faaliyetlerini eşleştir.
Erzurum-Kars (Doğu, hayvancılık), Teke (Akdeniz, karstik), Haymana-Obruk (İç Anadolu, tarım), Çatalca-Kocaeli (Marmara, sanayi).
Beşeri coğrafya özelliklerini belirlemek cevabı netleştirir.
3
Sanayi ve ulaşım merkezi olan alanı tespit et.
İstanbul ve Kocaeli illerini kapsayan Çatalca-Kocaeli platosu sanayi merkezidir.
En gelişmiş bölgeyi bulmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Türkiye Platolarının Yükseltisi ve Ekonomik Kullanımı

İpuçları

1
Bu plato, Türkiye'nin nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgesinde, Boğazlar çevresinde yer alır.
2
Diğer platoların yükseltisi genellikle 10001000 metrenin üzerindeyken, bu alan deniz seviyesine oldukça yakındır (150200150-200 m).
3
İstanbul ve Kocaeli gibi şehirlerin üzerine kurulu olduğu 'aşınım düzlüğü' platosu bu seçenekler arasındadır.

Daha Fazla Pratik

Karstik platoların (Teke-Taşeli) neden sanayi ve tarıma uygun olmadığını araştırarak litolojik yapının ekonomiye etkisini öğrenebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Platoların yükseltilerini batıdan doğuya doğru artan bir grafik olarak düşünürseniz, en batıda yer alan Marmara Bölgesi platosunun en alçak olması gerektiğini hatırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 810Soru

Türkiye'de yer şekillerinin oluşum sürecinde dış kuvvetler içerisinde en az paya sahip olan unsur buzullardır. Ancak günümüzde Kaçkar, Erciyes ve Cilo gibi dağların zirvelerinde sirk gölleri, buzul vadileri ve moren yığınları gibi şekillere rastlanmaktadır. Türkiye'nin matematik konumu gereği deniz seviyesinde buzul şekillerine rastlanmazken, yüksek dağlık alanlarda bu izlerin görülmesi aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deniz seviyesinden itibaren ortalama yükseltisinin fazla olması

Cevap

Türkiye'de yüksek zirvelerde buzul şekillerine rastlanmasının temel nedeni ortalama yükseltinin fazla olmasıdır.
Doğru cevap olan ortalama yükseltinin fazla olması, Türkiye'nin özel konumuyla ilgilidir. Türkiye'de sıcaklıklar enlem nedeniyle genellikle yüksektir, ancak yüksek dağlık alanlarda sıcaklıklar buzul oluşumuna yetecek kadar düşük seviyelere iner. Bu nedenle sirk, moren ve buzul vadisi gibi şekiller sadece yüksek zirvelerde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin matematik konumunun buzullar üzerindeki etkisini değerlendirme
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için buzullar deniz seviyesine kadar inemez ve genel olarak dış kuvvetler içinde etkisi en az olandır.
Enlem etkisi nedeniyle sıcaklıklar kalıcı buzulların kıyıda oluşmasına izin vermez.
2
Buzul şekillerinin görüldüğü konumların ortak özelliğini saptama
Buzul izlerine sadece Kaçkar, Erciyes, Cilo gibi 2500-3000 metre üzerindeki yüksek dağlarda rastlandığı belirlendi.
Yükselti arttıkça her 200 metrede sıcaklığın yaklaşık 1°C düşmesi, yükseklerde kalıcı kar ve buzul oluşumuna imkan tanır.
3
Matematik ve özel konum ayrımı yapma
Yükseltiye bağlı bu durum 'Özel Konum' (Göreceli Konum) faktörüyle açıklanır.
Bir yerin yükseltisi, denizelliği veya karasallığı o yerin özel konumudur.

Anahtar Kavram

Türkiye'de buzulların şekillendirici etkisi yükseltiye (Özel Konum) bağlıdır; enlem (Matematik Konum) nedeniyle bu etki kısıtlıdır.

İpuçları

1
Türkiye'de buzulların kıyı bölgelerinde neden görülmediğini düşünün.
2
Buzullar soğuk iklimlerde oluşur. Türkiye sıcak bir kuşakta olmasına rağmen nerelerde hava her zaman soğuktur?
3
Buzulların varlığı enlemle (matematik konum) değil, yükseltiyle (özel konum) doğrudan ilişkilidir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de buzul aşınım ve birikim şekillerinin (Sirk, Moren, Hörgüç Kaya) isimlerini ve hangi dağlarda bulunduğunu harita üzerinde inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 811Soru

Türkiye'de akarsuların ağız kesimlerinde delta ovalarının oluşabilmesi; kıyı derinliğinin az olması (sığ kıyı), kıyıda güçlü akıntıların bulunmaması ve akarsuyun bol miktarda alüvyon taşıması gibi şartlara bağlıdır. Sakarya Nehri, havza genişliği ve taşıdığı yıllık alüvyon miktarı bakımından oldukça zengin bir potansiyele sahip olmasına rağmen, döküldüğü Karadeniz kıyısında Çukurova, Bafra veya Çarşamba gibi geniş bir delta ovası oluşturamamıştır.

Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Boğazı'ndan gelen güçlü üst akıntıların biriken malzemeyi süpürmesi ve kıta sahanlığının bu alanda dar olması

Cevap

Sakarya Nehri'nin geniş bir delta oluşturamamasının temel nedeni, İstanbul Boğazı'ndan gelen güçlü akıntıların alüvyon birikimini engellemesi ve kıyı derinliğinin (kıta sahanlığı) uygun olmamasıdır.
Sakarya Nehri, Karadeniz'e döküldüğü noktada İstanbul Boğazı'ndan gelen güçlü üst akıntıların etkisi altındadır. Bu akıntılar, nehrin getirdiği alüvyonların kıyıda çökelmesine izin vermeden derin denizlere taşır. Ayrıca, Sakarya'nın döküldüğü alanda kıta sahanlığı, Orta Karadeniz'deki Bafra ve Çarşamba kıyılarına göre daha dardır (200200 metre derinliğe çok daha hızlı ulaşılır).

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşum şartlarını gözden geçirmek
Delta için sığ deniz (geniş kıta sahanlığı), düşük akıntı ve bol alüvyon gereklidir.
Genel coğrafi kuralı belirlemek için.
2
Sakarya Nehri'nin konumunu analiz etmek
Nehir, İstanbul Boğazı'na yakındır ve Karadeniz'in derin kesimlerine dökülür.
Lokal faktörlerin delta üzerindeki etkisini anlamak için.
3
Akıntı etkisini değerlendirmek
Boğazlardan gelen üst akıntı, Sakarya'nın getirdiği materyali kıyıda tutmadan açık denize taşır.
Neden geniş bir ova birikemediğini açıklamak için.

Anahtar Kavram

Delta Ovası Oluşumunu Sınırlayan Faktörler

İpuçları

1
Delta oluşumu için denizin sığ olması ve akıntıların birikimi süpürmemesi gerekir.
2
Sakarya Nehri'nin döküldüğü yer, İstanbul Boğazı'na coğrafi olarak oldukça yakındır.
3
Boğazlar arasındaki su seviyesi ve yoğunluk farkı, nehrin döküldüğü kıyıda güçlü su hareketlerine yol açar.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki diğer delta ovalarının (Seyhan, Ceyhan, Göksu) oluşum şartlarını ve benzerliklerini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kıyaslama yöntemi: Orta Karadeniz'deki Bafra/Çarşamba deltalarının oluştuğu bölgenin kıyı derinliği ile Sakarya'nın döküldüğü kıyının derinliği harita üzerinden karşılaştırılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 812Soru

Türkiye'de özellikle İç Anadolu'nun volkanik tüflerle kaplı alanlarında ve Güneydoğu Anadolu'nun kurak sahalarında sel sularının ve yüzey akışına geçen suların yamacı parçalamasıyla oluşan, tarımsal açıdan verimsiz, pürüzlü ve yarılmış yer şekillerine "kırgıbayır" (badlands) denir.

Buna göre, bir sahada kırgıbayır oluşumunun yaygınlaşması, o bölge hakkında aşağıdakilerden hangisinin kanıtı olamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kimyasal çözünmenin fiziksel çözünmeden fazla olduğunun

Cevap

Kimyasal çözünmenin fiziksel çözünmeden fazla olduğu ifadesi yanlıştır; çünkü kırgıbayırlar kurak/yarı kurak bölgelerde, fiziksel çözünmenin baskın olduğu sahalarda oluşur.
Kırgıbayır, kurak ve yarı kurak bölgelerde (Step iklimi gibi) görülen bir aşınım şeklidir. Bu bölgelerde nem miktarının düşük olması, sıcaklık farklarının ise yüksek olması nedeniyle fiziksel (mekanik) çözünme, kimyasal çözünmeden çok daha etkilidir. Dolayısıyla kimyasal çözünmenin fazla olması kırgıbayır oluşumuyla bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kırgıbayır (badlands) oluşum koşullarını analiz et.
Oluşum için kurak/yarı kurak iklim, sağanak yağışlar, cılız bitki örtüsü, eğimli arazi ve gevşek dokulu (tüf, kil) toprak gereklidir.
Bu koşullar sel sularının yüzeyi kolayca parçalamasını sağlar.
2
Bölgenin iklim ve çözünme türü ilişkisini değerlendir.
Kırgıbayırların yaygın olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da nem azdır, bu da fiziksel çözünmenin şiddetli olduğunu gösterir.
Kimyasal çözünme için bol nem ve yağış gereklidir, bu durum kırgıbayırın oluştuğu kurak sahalarla çelişir.

Anahtar Kavram

Akarsu Aşındırma Şekilleri: Kırgıbayır (Badlands)

İpuçları

1
Kırgıbayırın görüldüğü bölgelerin (İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu) iklim özelliklerini düşünün.
2
Bu bölgelerde nem miktarının az olması, kayaçların hangi yöntemle parçalanmasına neden olur?

Daha Fazla Pratik

Peribacaları ile kırgıbayırların oluşumundaki ortak faktörleri (tüflü arazi, sel suları) karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 813Soru

Türkiye'deki ovalar oluşum kökenlerine göre farklı sınıflara ayrılmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu oluşum türlerinden üçüne ait temel özellikler verilmiştir:

NoOluşum Özelliği
IAkarsuların taşıdığı alüvyonları gelgit etkisinin az olduğu sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşurlar.
IIKalker, jips ve kaya tuzu gibi kolay eriyebilen kayaçların bulunduğu alanlarda çözünme sonucu oluşan ovalardır.
IIIYer kabuğu hareketleri (faylanma) sonucu oluşan çöküntü alanlarının alüvyonlarla dolmasıyla meydana gelirler.

Buna göre, aşağıdaki seçeneklerin hangisinde bu özelliklere sahip ova örnekleri sırasıyla doğru bir şekilde gruplandırılmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Çukurova - II: Acıpayam - III: Erzurum

Cevap

I: Çukurova, II: Acıpayam ve III: Erzurum ovalarının verildiği seçenek doğrudur.
Doğru seçenekte yer alan Çukurova, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin getirdiği alüvyonlarla oluşmuş bir delta ovasıdır. Acıpayam, Akdeniz Bölgesi'nde (Denizli) yer alan karstik bir polyedir. Erzurum Ovası ise Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay kuşakları üzerinde yer alan tektonik bir çöküntü ovasıdır. Tüm örnekler tabloda verilen tanımlarla birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
I numaralı özelliğin analiz edilmesi
Bu özellik 'Delta Ovası' oluşumunu tanımlamaktadır.
Kıyıda biriktirme ve sığ deniz vurgusu delta ovalarının temel ayırt edici özelliğidir.
2
II numaralı özelliğin analiz edilmesi
Bu özellik 'Karstik Ova' (Polye) oluşumunu tanımlamaktadır.
Kalker ve jips gibi eriyebilen kayaçlar karstik topoğrafyanın ana unsurudur.
3
III numaralı özelliğin analiz edilmesi
Bu özellik 'Tektonik Ova' oluşumunu tanımlamaktadır.
Faylanma ve çöküntü alanları (grabenler) tektonik süreçlerin sonucudur.
4
Ova örneklerinin türleriyle eşleştirilmesi
Çukurova (Delta), Acıpayam (Karstik), Erzurum (Tektonik) eşleşmesi sağlanır.
Türkiye coğrafyasındaki ova dağılımı ve oluşum kökenleri bu sınıflamaya uygundur.

Anahtar Kavram

Ova Oluşum Türleri (Delta, Karstik, Tektonik)

İpuçları

1
Önce kıyıdaki ovaları (deltaları) tespit edin: Çukurova, Bafra, Çarşamba, Silifke gibi.
2
Karstik ovaları 'TAKKE' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı) şifresiyle hatırlayabilirsiniz.
3
Tektonik ovalar genellikle fay hatları (KAF, DAF, BAF) üzerindeki il ve ilçe isimleriyle anılan iç kesim ovalarıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki başlıca delta ovalarının yerlerini dilsiz harita üzerinde çalışarak pekiştiriniz.

Alternatif Yöntem

Eşleştirme sorularında bildiğiniz en kesin örnekten başlayarak seçenekleri eleyebilirsiniz. Örneğin; Çukurova'nın kesinlikle delta (I) olduğunu biliyorsanız, Iğdır ile başlayan seçenekleri hemen eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 814Soru

Türkiye'de yer şekillerinin oluşum ve değişim süreçlerinde etkili olan dış kuvvetler ile kütle hareketleri, benzer arazi özelliklerinde görülseler de işleyiş biçimleri açısından temel farklılıklar gösterir. Özellikle erozyon ve heyelan olayları, çoğu zaman halk arasında karıştırılsa da doğurduğu sonuçlar ve korunma yöntemleri bakımından birbirinden ayrılır.

Buna göre, erozyon ve heyelan süreçleri karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi bu iki doğa olayını birbirinden ayıran temel bir farktır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erozyonun toprağın en üstündeki verimli tabakanın dış kuvvetlerle taşınması süreci olması, heyelanın ise ana kaya üzerindeki tabakanın bütünsel bir kütle olarak yer değiştirmesi

Cevap

Erozyonun yüzeysel bir süpürülme, heyelanın ise kütle halinde bir hareket olması bu iki süreci birbirinden ayıran temel özelliktir.
Doğru cevap olan seçenek, erozyonun toprağın yüzeyindeki ince ve verimli tabakanın aşınması olduğunu, heyelanın ise çok daha derin katmanları da kapsayan bir kütle kayması olduğunu belirterek temel farkı tam olarak açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon kavramını tanımla.
Erozyon, toprağın üst katmanındaki verimli kısmın su ve rüzgar gibi dış kuvvetlerle süpürülmesidir.
Olayın etki derinliğini belirlemek için gereklidir.
2
Heyelan kavramını tanımla.
Heyelan, anakaya üzerindeki toprağın, suyla doygun hale gelerek yer çekimi etkisiyle kütle halinde kaymasıdır.
Olayın mekanizmasını ve boyutunu belirlemek için gereklidir.
3
İki kavramı karşılaştır.
Erozyon yüzeysel ve sinsi bir süreçken, heyelan derin ve ani bir kütle hareketidir.
Soru kökündeki temel farkı bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Mekanizma Farkı

İpuçları

1
Olayların 'toprağın hangi kısmını' etkilediğine odaklanın.
2
Erozyon toprağın yüzeyindeki verimli kısmın kaybıdır, heyelan ise büyük bir kütlenin aşağı doğru kaymasıdır.
3
Bitki örtüsü erozyonu çok iyi önlerken, derin tabakalı heyelanlarda her zaman etkili olmayabilir; bu durum derinlik farkından kaynaklanır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de heyelan olaylarının en çok Karadeniz'de, erozyonun ise en çok İç ve Güneydoğu Anadolu'da görülme nedenlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 815Soru

Türkiye'de ovalar oluşum süreçlerine göre farklı kategorilerde değerlendirilir. Akdeniz Bölgesi'nde yer alan ovaları inceleyen bir araştırmacı şu sınıflandırmayı yapmıştır:

I.I. Akarsuların taşıdığı alüvyonları deniz kıyısında biriktirmesiyle oluşan ovalar (Delta).
II.II. Karstik (kalkerli) arazilerde kimyasal çözünme sonucu meydana gelen geniş çukurluklardaki ovalar (Polye).

Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi araştırmacının belirlediği bu kategorilerden herhangi birine dahil edilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antalya Ovası

Cevap

Antalya Ovası, konumu itibarıyla kıyıda yer almasına rağmen akarsu biriktirmesiyle oluşan bir delta ovası veya kapalı bir karstik havza (polye) değildir.
Antalya Ovası, akarsuların denize döküldüğü yerde biriktirme yapmasıyla oluşan bir delta ovası değildir. Ayrıca Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Elmalı ve Kestel (TAKKE) gibi iç kesimlerde yer alan klasik polye ovalarından da farklı olarak, traverten platformları üzerinde gelişmiş bir kıyı ovası niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Araştırmacının kategorilerini tanımlamak.
I.I. kategori delta ovalarını, II.II. kategori ise karstik polye ovalarını ifade etmektedir.
Soruda verilen sınıflandırmanın coğrafi karşılıklarını belirlemek çözümün temelidir.
2
Seçeneklerdeki ovaları oluşum kökenlerine göre gruplandırmak.
Çukurova ve Silifke delta; Tefenni ve Elmalı karstik ova grubundadır.
Her ovanın hangi jeomorfolojik süreçle oluştuğunu bilmek gerekir.
3
İstisna durumu tespit etmek.
Antalya Ovası'nın traverten kökenli bir kıyı düzlüğü olduğu sonucuna varılır.
Antalya Ovası kıyıda olmasına rağmen delta özelliği göstermez ve polye tanımına uymaz.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Ovaların Oluşum Kökenleri ve Ayırt Edici Özellikleri

İpuçları

1
Deniz kıyısında yer alan her ovanın mutlaka bir akarsu biriktirmesi (delta) sonucu oluşmadığını, bazılarının traverten veya tektonik kökenli olabileceğini hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Karstik ovaları 'TAKKE' (Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Elmalı, Kestel) kodlamasıyla ezberleyerek delta ovalarından ayırt edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 816Soru

Türkiye'nin jeolojik gelişim süreci incelendiğinde, arazinin büyük bir kısmının yakın jeolojik zamanlarda (Senozoyik) şekillendiği görülmektedir. Bu süreçte meydana gelen tektonik ve epirojenik olayların kronolojik sınıflandırılması, Türkiye arazisinin genç yapısını anlamak açısından temel bir öneme sahiptir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de Kuvaterner (IV. Jeolojik Zaman) döneminde meydana gelen gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Linyit, petrol, tuz ve bor yataklarının teşekkül etmesi

Cevap

Linyit, petrol, tuz ve bor yataklarının teşekkül etmesi Tersiyer dönemine aittir.
Türkiye'nin jeolojik geçmişinde Tersiyer (III. Zaman) linyit, petrol, tuz ve bor yataklarının oluştuğu dönemdir. Kuvaterner (IV. Zaman) ise daha çok epirojenik yükselmeler, boğazların oluşumu, Ege Denizi'nin meydana gelmesi ve buzul çağlarının yaşandığı 'en yakın' jeolojik dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki olayların ait olduğu jeolojik zamanları belirle.
İstanbul/Çanakkale boğazları (IV), Ege Denizi (IV), Linyit/Petrol (III), Karadeniz'in deniz olması (IV), Toptan yükselme (IV).
Türkiye'nin jeolojik takvimindeki olayların kronolojik sırasını analiz etmek için.
2
Kuvaterner (IV. Zaman) olayları ile Tersiyer (III. Zaman) olaylarını birbirinden ayır.
Linyit, petrol, bor ve tuz yataklarının oluşumu III. Zaman'ın ana özelliklerinden biridir.
Soru kökünde 'Kuvaterner dönemine ait olmayan' gelişme sorulduğu için.

Anahtar Kavram

Jeolojik Zamanlar ve Türkiye'deki Önemli Olaylar

İpuçları

1
Türkiye'deki linyit yataklarının oluşumu ile Alp-Himalaya kıvrım sisteminin oluştuğu dönemi aynı tarih diliminde düşünün.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'deki masif araziler ile taş kömürü yataklarının oluşum dönemini (I. Zaman) tekrar ediniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 817Soru

Türkiye'nin kıyı bölgelerinde akarsu biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşan delta ovalarının özellikleri ve oluşum şartları üzerine çalışma yapan bir öğrenci grubu, farklı bölgelerdeki durumları değerlendirmiştir.

Buna göre, aşağıdaki öğrenci değerlendirmelerinden hangisi akarsu şekillerinin oluşum süreçleri hakkında temel bir coğrafi yanılgı (bilgi yanlışı) içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Karadeniz'de akarsuların yatak eğiminin çok fazla olması ve bol miktarda alüvyon taşıması, kıyıdaki derinlik faktöründen bağımsız olarak bu kıyılarda mutlaka geniş deltaların oluşmasını sağlar.

Cevap

Doğu Karadeniz'deki akarsuların yatak eğiminin ve malzeme yükünün fazla olmasının, kıyı derinliğinden bağımsız olarak her durumda bir delta oluşumunu garanti edeceği düşüncesi yanlıştır.
Doğu Karadeniz kıyılarında akarsuların aşındırma gücü ve alüvyon yükü Türkiye ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, kıta sahanlığının aşırı dar olması ve denizin aniden derinleşmesi nedeniyle geniş delta ovaları oluşamaz. Biriktirme süreci, akarsuyun özelliğinden ziyade kıyı topografyasının (derinliğin) kısıtlamasına takılır. Bu nedenle bu kıyılarda delta oluşumunun 'garanti' olduğu yönündeki ifade temel bir coğrafi yanılgıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta oluşumu için gerekli olan temel şartları hatırla.
Delta oluşumu için akarsuyun bol malzeme taşıması, gelgitin az olması, güçlü akıntıların olmaması ve en önemlisi kıta sahanlığının (şelf) geniş olması gerekir.
Bir akarsuyun ağız kısmında biriktirme yapabilmesi için malzemenin üzerinde durabileceği sığ bir deniz tabanı platformuna ihtiyaç vardır.
2
Doğu Karadeniz kıyı topografyasını analiz et.
Doğu Karadeniz'de dağlar hemen kıyıdan yükselir ve deniz aniden derinleşir (kıta sahanlığı dardır).
Kıta sahanlığının dar olması, akarsuyun getirdiği alüvyonların kıyı çizgisinde tutunamayıp derin deniz çukurlarına kaymasına neden olur.
3
Yanılgıyı tespit et.
Akarsuyun gücü (debi ve eğim) tek başına yeterli değildir; kıyı jeomorfolojisi uygun değilse biriktirme gerçekleşmez.
D seçeneğindeki 'kıyıdaki derinlik faktöründen bağımsız olarak mutlaka geniş deltalar oluşur' ifadesi bu nedenle coğrafi bir hatadır.

Anahtar Kavram

Delta Ovası Oluşum Şartları ve Kıta Sahanlığı İlişkisi

İpuçları

1
Bir akarsuyun ağız kısmında delta yapabilmesi için sadece akarsuyun gücü yeterli midir, yoksa döküldüğü denizin derinliği de bir engel teşkil edebilir mi?

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki Bafra/Çarşamba deltaları ile Doğu Karadeniz kıyılarını şelf genişliği (kıta sahanlığı) açısından karşılaştıran soruları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 818Soru

Türkiye'de dağların kıyı çizgisine göre konumu ve yükselti değerleri, kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım olanaklarını ve limanların hinterland (art bölge) genişliğini doğrudan etkiler. Karadeniz kıyı kuşağında yer alan limanların büyük bir kısmında dağların hemen kıyıdan yükselmesi hinterlandı daraltırken, Samsun Limanı bu durumun en belirgin istisnasını oluşturur.

Samsun Limanı'nın Karadeniz'deki diğer limanlara göre daha geniş bir hinterlanda sahip olmasında, bölgedeki hangi dağ sırasının yükseltisinin az olması ve kıyıdan daha geride uzanması temel etkendir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları

Cevap

Samsun Limanı'nın geniş bir hinterlanda sahip olmasının temel nedeni Canik Dağları'nın yükseltisinin az olması ve kıyıdan daha geride uzanmasıdır.
Doğru seçenek olan dağ sırası, Orta Karadeniz'de Samsun'un hemen arkasında yer alır. Bu dağlar, Batı ve Doğu Karadeniz'deki dağlar gibi 2500-3000 metrelere ulaşmaz; aksine daha aşınmış ve alçak bir yapıdadır. Ayrıca kıyı çizgisine olan mesafesi, geniş bir delta ovası (Çarşamba ve Bafra) oluşumuna ve iç kesimlere kolay geçiş veren vadilere olanak sağlar. Bu durum Samsun'u Karadeniz'in en gelişmiş liman kenti yapmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Karadeniz dağlarının genel özelliklerini analiz et.
Dağlar genellikle kıyıya paralel, yüksek ve kıyıya çok yakındır; bu da ulaşımı zorlaştırır.
Genel topografik yapının liman hinterlandına etkisini anlamak için gereklidir.
2
Orta Karadeniz bölümündeki (Samsun çevresi) istisnai durumu belirle.
Canik Dağları'nın yükseltisi 1000-1500 metre civarındadır ve kıyıdan ortalama 50-60 km içeriden başlar.
Samsun'un neden diğer Karadeniz illerinden farklı geliştiğini coğrafi olarak kanıtlamak için gereklidir.
3
Ulaşım ve ekonomi arasındaki ilişkiyi kur.
Alçak ve gerideki dağlar sayesinde demir yolu ve kara yolu iç kesimlere kolayca ulaşır, bu da hinterlandı genişletir.
Dağların yapısal özelliğinin ekonomik sonuca (liman gelişimi) bağlandığı aşamadır.

Anahtar Kavram

Dağların Uzanışının Hinterland ve Ulaşıma Etkisi

İpuçları

1
Karadeniz'in orta bölümünde dağların yükseltisinin azaldığını hatırlayın.
2
Samsun'un hinterlandının geniş olmasını sağlayan dağlar, Yeşilırmak ve Kızılırmak'ın denize döküldüğü ovaların gerisindedir.
3
Bu dağlar Orta Karadeniz'in karakteristik alçak dağ sırasıdır ve kıyıdan oldukça içeridedir.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'deki diğer limanların (Sinop, Trabzon) hinterland özelliklerini dağların konumuyla karşılaştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 819Soru

Türkiye'de karstik yer şekillerinin oluşum süreçleri, litolojik özellikleri ve coğrafi dağılışı dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi karstik topoğrafya ile ilgili hatalı bir bilgi içermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye'deki polye, uvala ve mağara gibi karstik yer şekilleri yalnızca Akdeniz Bölgesi'ndeki kalkerli arazilerde görülür; diğer bölgelerimizde bu tür oluşumlara rastlanmaz.

Cevap

Türkiye'deki karstik şekillerin yalnızca Akdeniz Bölgesi'nde ve sadece kalker üzerinde görüldüğünü belirten ifade yanlıştır.
Karstik yer şekillerinin oluşumu için temel şart eriyebilen kayaçların (kalker, jips, kaya tuzu vb.) varlığıdır. Türkiye'de Akdeniz Bölgesi'nde kalker (kireç taşı) karstı yaygın olsa da, İç Anadolu'da (Sivas-Erzincan hattı) jips karstı, Çankırı çevresinde kaya tuzu karstı gibi farklı oluşumlar mevcuttur. Ayrıca polye ve obruk gibi şekiller İç Anadolu Bölgesi'nde de (örneğin Konya'daki obruklar) görülmektedir. Bu nedenle 'yalnızca Akdeniz Bölgesi' ifadesi coğrafi bir hatadır.

Adım Adım Çözüm

1
Kayaç türlerini (litoloji) analiz et
Karstik şekillerin sadece kalker (kireç taşı) üzerinde değil, aynı zamanda jips (alçı taşı) ve kaya tuzu gibi diğer eriyebilen kayaçlar üzerinde de oluşabildiğini belirle.
Karstlaşma süreci litolojiye bağlıdır ve Türkiye'de farklı eriyebilen kayaçlar mevcuttur.
2
Coğrafi dağılışı kontrol et
Akdeniz dışında İç Anadolu (Sivas, Çankırı, Konya), Ege ve Doğu Anadolu gibi bölgelerde de karstik şekillerin bulunduğunu teyit et.
Karstik topoğrafya, uygun kayaç ve iklim koşullarının bulunduğu her yerde gelişebilir.
3
Hatalı genellemeyi tespit et
"Yalnızca" ve "sadece" gibi kısıtlayıcı ifadelerin Türkiye'nin jeolojik ve coğrafi çeşitliliğiyle örtüşmediği sonucuna var.
Akdeniz Bölgesi en yoğun alan olsa da tek alan değildir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Karstik Şekillerin Litolojik Çeşitliliği ve Bölgesel Dağılımı

İpuçları

1
Türkiye'de sadece kireç taşı (kalker) değil, alçı taşı (jips) üzerinde de karstik şekiller oluşur.

Daha Fazla Pratik

Karstik aşınım ve birikim şekillerini bir tablo halinde gruplandırarak çalışmak, kavram karışıklığını önleyecektir.
Tahmini Süre:50s
Soru 820Soru

Türkiye'nin genç oluşumlu bir arazi yapısına sahip olması nedeniyle akarsularımızın çoğu yatak eğimi fazla ve akış hızı yüksek olan akarsulardır. Ancak zamanla bir akarsu, yatağını deniz seviyesine kadar aşındırarak "denge profili" adı verilen bir aşamaya ulaşabilir. Buna göre, bir akarsuyun denge profiline (kaide seviyesine) ulaşması durumunda bu akarsuda aşağıdaki değişimlerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsuyun taşıma gücünün ve taşıdığı yük miktarının artması

Cevap

Akarsuyun taşıma gücünün ve taşıdığı yük miktarının artması
Denge profiline ulaşan bir akarsuda yatak eğimi minimuma iner. Yatak eğiminin azalması akarsuyun akış hızını düşürür. Akış hızı azalan bir akarsu ise malzemeleri taşımak yerine biriktirmeye başlar, dolayısıyla taşıma gücü artmaz, aksine azalır.

Adım Adım Çözüm

1
Denge profili kavramının analiz edilmesi
Denge profili, bir akarsuyun yatağını deniz seviyesine (kaide seviyesi) kadar aşındırarak ulaştığı son aşamayı ifade eder.
Eğimin neredeyse sıfıra yaklaştığı bu profilin özelliklerini belirlemek sorunun çözüm anahtarıdır.
2
Yatak eğimi ile akış hızı ve enerji arasındaki ilişkinin kurulması
Denge profiline ulaşan akarsuda yatak eğimi azalır, bu da akış hızının ve dolayısıyla hidroelektrik enerji potansiyelinin düşmesine neden olur.
Fiziksel yasalar gereği eğimin azalması kinetik enerjiyi ve hızı azaltır.
3
Akış hızı ile taşıma gücü arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Akış hızı azalan bir akarsuyun taşıma gücü azalır; akarsu taşıdığı malzemeleri (alüvyonları) yatağında veya ağız kısmında biriktirmeye başlar.
Taşıma gücü akış hızıyla doğru orantılıdır, hız azaldığında güç de azalır.

Anahtar Kavram

Denge Profili ve Akarsu Dinamikleri

İpuçları

1
Bir akarsu deniz seviyesine yaklaştıkça yatağındaki eğim ve suyun akış hızı nasıl değişir?
2
Hızı azalan bir akarsu, üzerindeki yükü (taş, toprak, kum) taşımaya devam mı eder yoksa biriktirir mi?

Daha Fazla Pratik

Türkiye akarsularının büyük çoğunluğunun denge profiline uzak olmasının Türkiye'nin hangi jeolojik özelliğiyle (epirojenez) ilgili olduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 41 / 43Sonraki