Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 soru
1930'lu yılların ikinci yarısında İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Almanya'nın Ren bölgesine asker çıkarması gibi gelişmeler, Avrupa'daki güç dengesini sarsmış ve kolektif güvenlik anlayışını zayıflatmıştır. Bu süreçte Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile getirilen kısıtlamaların kendi güvenliğini tehlikeye attığını belirterek mevcut rejimin değiştirilmesini talep etmiştir.
Türkiye'nin, Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini engelleyen hükümleri ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası hukukta yer alan "değişen koşullar" (Rebus sic stantibus) ilkesine dayanarak izlediği temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?
’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve Doğu Akdeniz ile Orta Doğu’da yayılmacı bir politika izlemesi, bölge ülkelerini ortak bir güvenlik zemini oluşturmaya itmiştir. Bu tehdit karşısında Türkiye’nin öncülüğünde Temmuz tarihinde Tahran’da imzalanan Sadabat Paktı’na Türkiye ile birlikte katılan diğer devletler aşağıdakilerden hangisinde bir arada verilmiştir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikası, temel amaçları ve karşılaşılan sorunların niteliği bakımından ve yılları olmak üzere iki ana döneme ayrılmaktadır. İlk dönemde ağırlıklı olarak Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesine odaklanılırken; ikinci dönemde dünyada hızla artan savaş tehdidine karşı kolektif güvenlik önlemlerine ve bölgesel paktlara öncelik verilmiştir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasının ikinci döneminde () gerçekleşen gelişmelerden biridir?
1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını açıklaması üzerine Türkiye, Misak-ı Millî sınırları içinde yer alan Hatay'ın (Sancak) statüsünü Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır. Cemiyet tarafından görevlendirilen İsveçli temsilci Sandler'in hazırladığı rapor doğrultusunda Hatay, 1937'de "ayrı bir varlık" (entité distincte) statüsü kazanmıştır.
Bu gelişme ve sonrasındaki diplomatik süreç dikkate alındığında, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen bu "ayrı varlık" statüsünün Türkiye'ye sağladığı en temel stratejik kazanım aşağıdakilerden hangisidir?
yılında Osmanlı borçlarının tasfiyesi için alacaklı devletlerle (başta Fransa) yapılan antlaşma, kısa süre sonra patlak veren Dünya Ekonomik Buhranı nedeniyle uygulanamaz hale gelmiştir. Türkiye, bu süreçte Hoover Moratoryumu'nun getirdiği ödeme erteleme imkanından yararlanmış ve yılında Paris'te yeni bir sözleşme imzalamıştır.
Bu süreçte imzalanan Paris Antlaşması'nın, yılındaki düzenlemeye göre Türkiye'ye sağladığı en temel teknik ve siyasi avantaj aşağıdakilerden hangisidir?
Yeni Türk Devleti’nin eğitimde birliği sağlamaya yönelik adımları, Türkiye’de okulları bulunan bazı Avrupa devletlerinin tepkisini çekmiştir. Özellikle Fransa, bu okulların statüsünü görüşmek üzere diplomatik yollarla baskı kurmaya çalışmış ancak Ankara hükümeti bu talepleri kesin bir dille geri çevirmiştir.
Ankara hükümetinin bu talepleri reddederken kullandığı temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?
1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde ortaya çıkan "etabli" (yerleşik) uyuşmazlığı, 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur. 1930 Ankara Antlaşması ile getirilen bu çözümün temel esası aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye ile Yunanistan arasında sonrasında yaşanan en ciddi diplomatik krizlerden biri olan "etabli" uyuşmazlığı, Haziran tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma, iki ülke arasındaki gerginliği sona erdirmiş ve Balkan Antantı'na giden süreci hızlandırmıştır.
yılında imzalanan bu antlaşma ile "etabli" (yerleşik) sayılma kriterinde yapılan temel değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?
1923 Lozan Antlaşması'ndan sonra Türk-Yunan ilişkilerini savaş eşiğine getiren "Etabli" (yerleşiklik) anlaşmazlığı, tarafların 1930 yılında imzaladığı Ankara Antlaşması (Ahali Mübadelesi Sözleşmesi) ile kesin olarak çözülmüştür. Bu antlaşma ile "etabli" sorununun çözüme kavuşturulmasında uygulanan temel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi ve Orta Doğu’da yayılmacı bir siyaset izlemesi üzerine Türkiye, doğu ve güney sınırlarını güvence altına almak için bölgesel ittifak arayışına girmiştir. Bu sürecin sonunda Temmuz ’de imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Dünya Savaşı'nın ardından kurulan uluslararası düzeni korumak isteyen Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya; Balkan Antantı'nı oluşturarak sınırlarını karşılıklı güvence altına almıştır. Bölgedeki "statükocu" devletlerin bu girişimine karşın Bulgaristan'ın paktın dışında kalmayı tercih etmesi, aşağıdaki durumlardan hangisiyle açıklanabilir?
Türkiye, yılında alacaklı devletlerle imzaladığı Paris Sözleşmesi’ne rağmen, Dünya Ekonomik Buhranı’nın küresel etkileriyle ödeme güçlüğü içine girmiştir. Bu süreçte ABD Başkanı’nın önerisiyle borçların ertelenmesini öngören Hoover Moratoryumu’ndan yararlanan Türkiye, yılında başta Fransa olmak üzere alacaklılarla yeniden masaya oturmuştur.
yılında imzalanan bu yeni borç sözleşmesinin, Türkiye’nin lehine sağladığı ve ödeme yükünü hafifleten en belirleyici teknik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması’nda Boğazların yönetimi için kurulan "Uluslararası Boğazlar Komisyonu", aşağıdakilerden hangisi ile kaldırılarak yetkileri tamamen Türk Devleti’ne devredilmiştir?
Atatürk Dönemi Türk dış politikası; temel amaçlar ve uluslararası konjonktürdeki değişimler doğrultusunda 1923-1930 ve 1930-1939 yılları olmak üzere iki stratejik evreye ayrılmaktadır. Birinci evrede daha çok Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi ve tam bağımsızlığın hukuksal tescili hedeflenirken; 1930'lu yıllardan itibaren yükselen revizyonist tehditlere karşı "kolektif güvenlik" ve "statükoyu koruma" anlayışı benimsenmiştir.
Buna göre, Türkiye'nin 1930 sonrası izlediği "aktif kolektif güvenlik" stratejisi ve dünya barışına katkı sağlama önceliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemdeki politika değişikliğinin bir sonucu olarak gösterilemez?
1923 yılında imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan "etabli" (yerleşiklik) uyuşmazlığı, konunun Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınmasına rağmen uzun süre çözülememiştir. Sorun ancak 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Sözleşmesi ile tarafların siyasi bir uzlaşıya varması sonucunda kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur. Bu sorunun ortadan kalkmasıyla sağlanan Türk-Yunan yakınlaşmasının Türk dış politikasındaki en önemli bölgesel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk Dönemi’nde Türkiye, batı sınırlarının güvenliği için Balkan Antantı’na (), doğu sınırlarının güvenliği için ise Sadabat Paktı’na () öncülük etmiştir. Bu iki bölgesel oluşumun kurulmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye, ’li yıllarda Musul Meselesi’nde taraflı davrandığı gerekçesiyle Milletler Cemiyetine karşı mesafeli bir tutum sergilemiş; ’lu yılların başında ise cemiyete üye olmayı ancak "onurlu bir davet" gelmesi durumunda kabul edeceğini diplomatik kanallarla hissettirmiştir. Bu hassasiyet sonucunda Milletler Cemiyeti, kendi tüzüğündeki genel işleyişin dışına çıkarak Türkiye için özel bir süreç işletmiştir.
Buna göre, Türkiye'nin yılında Milletler Cemiyetine giriş sürecini diğer devletlerden ayıran ve dış politikadaki bağımsızlık anlayışını pekiştiren temel usul farkı aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra çözümü ay içinde yapılacak ikili görüşmelere bırakılan Musul Sorunu için yılında İstanbul'da toplanan Haliç Konferansı'na Türk heyeti başkanı olarak katılan ve İngiltere'nin Hakkâri üzerindeki haksız taleplerine karşı çıkarak diplomatik mücadeleyi yürüten devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, ’li yıllarda Musul Meselesi’nde Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) taraflı tutum sergilemesi nedeniyle bu kuruma karşı mesafeli bir duruş sergilemiştir. ’lu yılların başında uluslararası dengelerin değişmesiyle üyelik konusu tekrar gündeme gelse de Türkiye, diğer devletlerin aksine cemiyete üye olmak için resmî bir müracaatta bulunmamış; İspanya ve Yunanistan’ın teklifiyle genel kurul tarafından üyeliğe davet edilmiştir.
Türkiye’nin üyelik sürecinde izlediği bu "davet edilmeyi bekleme" politikasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği güvenlik açıklarını ve ’lu yıllarda Avrupa’da hızla artan silahlanma yarışı ile revizyonist politikaları gerekçe göstererek Boğazlar rejiminin statüsünün değiştirilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakları kesinleşmiştir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hükümleri ve uluslararası hukuk açısından doğurduğu sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sözleşme ile getirilen doğru bir düzenlemedir?