Atatürk İlke ve İnkılapları
688 soru
Türk İnkılabı'nın temelini oluşturan bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin hedeflerini somutlaştırarak devletin ve toplumun gelişim yönünü belirler. Bu çerçevede, bir yandan toplumun çağın gerisinde kalmış kurumlarını terk ederek modern dünya ile bütünleşmesi amaçlanırken, diğer yandan devletin siyasi ve mali açıdan hiçbir dış güce tabi olmadan özgürce hareket etmesi esas kabul edilmiştir.
Sözü edilen bu iki temel hedef, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangileriyle doğrudan ilişkilidir?
Yeni Türk Devleti'nde siyasi alanda gerçekleştirilen inkılaplar birbirini tamamlayan bir silsile halinde yürütülmüştür. 'de Saltanatın kaldırılmasıyla yönetimde iki başlılık sona ermiş, 'te Cumhuriyet’in ilanıyla devletin rejimi ve başkanlık sorunu çözüme kavuşturulmuştur. 'e gelindiğinde ise Halifeliğin kaldırılması ve beraberindeki düzenlemelerle bu süreç yeni bir boyut kazanmıştır.
Buna göre, Mart 'te Halifeliğin kaldırılmasıyla birlikte Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti’nin de lağvedilmesinin ortak paydası aşağıdakilerden hangisidir?
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordu mensupları cemiyet (fırka) içinde kaldıkça hem ordu bozulur hem de cemiyet. Ordu ile cemiyeti birbirinden ayırmak lazımdır." sözüyle işaret ettiği siyasi disiplini sağlamak ve orduyu siyasetin dışına çıkarmak amacıyla Mart tarihinde gerçekleştirilen düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele yıllarında milli egemenliği hakim kılma hedefini stratejik bir yöntemle, Nutuk'ta ifade ettiği üzere bir "milli sır" gibi saklayarak aşama aşama hayata geçirmiştir. Bu süreçte bağımsızlık savaşı verilirken bir yandan da yeni bir devletin temelleri atılmıştır.
Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisi Cumhuriyetçilik ilkesinin özünü oluşturan "milli iradenin kayıtsız şartsız hakimiyeti" anlayışının, henüz rejim tartışmaları resmiyet kazanmadan önce hukuksal bir statüye kavuşturulmasını sağlayan ilk anayasal adımdır?
Yeni Türk Devleti'nde millî egemenlik ilkesini pekiştirmek ve halkın yönetimdeki temsil gücünü artırmak amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerden hangisi doğrudan "siyasi" alanda yapılan inkılaplar kapsamında değerlendirilir?
Yeni Türk Devleti’nde Ekim tarihinde Anayasası’nda (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) yapılan değişiklikle "Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir." hükmü kabul edilmiştir. Bu anayasa değişikliği ile sağlanan kazanımlar ve siyasi gelişmeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin bu sürecin bir sonucu olduğu savunulamaz?
İtilaf Devletleri'nin Lozan Barış Konferansı'na TBMM hükümetinin yanı sıra Osmanlı hükümetini de davet etmesi üzerine TBMM, 1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasına karar vermiştir. Bu hamle ile Türk tarafının konferansta iki farklı heyetle temsil edilerek zayıf düşürülmesi engellenmiş ve milli egemenliğin tam tesisi yolunda kritik bir adım atılmıştır. Buna göre, Saltanatın kaldırılmasının Yeni Türk Devleti'ndeki siyasi sonuçlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?
Atatürk dönemi devletçilik ilkesi; Türkiye'nin o günkü şartlarından doğmuş, özel teşebbüsün imkânlarının yetersiz kaldığı alanlarda devletin doğrudan iktisadi hayata girmesini öngören, nevi şahsına münhasır bir kalkınma modelidir. Bu model, katı bir ideolojik kalıba dayanmak yerine, ülkenin milli bağımsızlığını iktisadi zaferlerle güçlendirmeyi hedefleyen uygulamalı bir sistemdir.
Buna göre, Türk devletçilik modelinin nitelikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kasım tarihinde kabul edilen bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış; aynı kanunla "şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, falcılık, büyücülük" gibi unvanların kullanılması ve bu unvanlara ait kıyafetlerin giyilmesi yasaklanmıştır. Bu düzenlemenin temel amaçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Cumhuriyet'in ilk yıllarında milli bir ekonomi modeli oluşturmak ve toplumsal refahı artırmak amacıyla çeşitli alanlarda düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ekonomi alanında yapılan inkılaplardan biri değildir?
Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, Türk inkılabının hem ulusal hem de uluslararası barışı hedefleyen bütünleyici bir ilkesidir.
Buna göre;
I. Türkiye'nin yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olması,
II. yılında Balkan Antantı'nın imzalanmasına öncülük edilmesi,
III. Kapitülasyonların kesin olarak kaldırılması
gelişmelerinden hangileri "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir?
Atatürk ilkeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşma ve tam bağımsızlık hedeflerini gerçekleştirmek üzere birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur. Bu bütünlük içinde laiklik ilkesi; devlet düzeninin akla ve bilime dayalı olmasını, inançların ise siyasetten bağımsız kalmasını teminat altına alır.
Buna göre, aşağıda verilen Cumhuriyet dönemi gelişmelerinden hangisinin, laiklik ilkesinden ziyade devletin 'ekonomik bağımsızlığını' ve 'milli kimliğini' güçlendirme amacı taşıdığı söylenebilir?
Halkın kendi kendisini yönetmesi, egemenliğin kaynağının millet olması ve devlet yönetiminde 'milli irade'nin mutlak üstünlüğünün kabul edilmesi Türk İnkılabı'nın temel hedeflerinden biridir. Bu anlayış; seçimlerin yapılması, meclisin açılması ve kişiye dayalı otoritenin tasfiye edilmesiyle kurumsallaşmıştır. Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin bu siyasi anlayışı hayata geçirmek ve 'ulusal egemenlik' önündeki en büyük kurumsal engeli kaldırmak amacıyla gerçekleştirildiği söylenebilir?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında milli ekonomiyi güçlendirmek adına tarım, ticaret ve sanayi gibi pek çok alanda köklü düzenlemelere gidilmiştir. Bu kapsamda, özel teşebbüsün sanayi yatırımlarına katılımını artırmak, yerli üretimi teşvik etmek ve yatırımcılara vergi muafiyeti ile ucuz arazi gibi imkânlar sunmak amacıyla 1927 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Yeni Türk Devleti'nde gerçekleştirilen laikleşme hamleleri, sadece din ve devlet işlerini ayırmayı değil, aynı zamanda milli iradenin teokratik bir denetimden kurtarılmasını da hedeflemiştir. Bu bağlamda, Mart tarihinde kabul edilen bir yasayla Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasının laiklik ilkesi açısından en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk'ün devletçilik ilkesi; iktisadi hayatın devlet eliyle düzenlenmesini öngörmesinin yanı sıra, bu sürecin toplumsal adalete ve halkın refahına hizmet etmesini de temel bir ilke olarak kabul etmiştir. Bu yönüyle devletçilik, sadece ekonomik bir yöntem değil, aynı zamanda Halkçılık ilkesiyle iç içe geçmiş bir 'sosyal devlet' uygulamasıdır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletçilik ilkesinin halkçılık ile olan bu bağını en somut şekilde ortaya koyan bir uygulamadır?
Atatürk döneminde laikleşme süreci; siyasi, hukuki, toplumsal ve eğitim gibi farklı alanlarda gerçekleştirilen köklü değişimleri kapsamaktadır. Bu süreçte hukuk sisteminin dinsel referanslardan arındırılarak çağdaş ve akılcı bir yapıya kavuşturulması temel önceliklerden biri olmuştur.
Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin doğrudan hukuk sisteminin laikleşmesi amacına yönelik olduğu savunulamaz?
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda egemenliğin millete ait olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, 29 Ekim 1923’te anayasaya eklenen 'Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir' maddesi ile rejim resmiyet kazanmıştır. Bu anayasal müdahale, Cumhuriyetçilik ilkesinin devlet teşkilatındaki işleyişini kurumsallaştırırken aynı zamanda devletin zirvesinde yaşanan kronik bir sorunu da ortadan kaldırmıştır. Buna göre, cumhuriyetin ilanı ile çözüme kavuşturulan ve yürütme organının işleyişini düzenleyen bu temel sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında; "Ölülerden yardım dilemek, medeni bir toplum için bir lekedir." diyerek toplumdaki batıl inançların ve türbe ziyaretlerinden beklenen mucizelerin çağdaşlaşma önündeki engel olduğunu vurgulamıştır. Atatürk'ün bu sözü doğrultusunda gerçekleştirilen inkılap aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk, milliyetçilik ilkesini; "Bizim milliyetçiliğimiz, bütün Türk milletini kendi öz değerlerine dayalı bir refah içinde yaşatmak ve milli bağımsızlığımızı her türlü saldırıdan korumaktır." sözleriyle tanımlamıştır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen Kabotaj Kanunu, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi çalışmalar milli egemenliği ve milli benliği pekiştirmeyi hedeflemiştir.
Buna göre, aşağıda verilen inkılaplardan hangisi temel amacı ve niteliği bakımından doğrudan "milliyetçilik" ilkesiyle ilişkilendirilemez?