Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 221Soru

Türk İnkılabı'nın temelini oluşturan bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin hedeflerini somutlaştırarak devletin ve toplumun gelişim yönünü belirler. Bu çerçevede, bir yandan toplumun çağın gerisinde kalmış kurumlarını terk ederek modern dünya ile bütünleşmesi amaçlanırken, diğer yandan devletin siyasi ve mali açıdan hiçbir dış güce tabi olmadan özgürce hareket etmesi esas kabul edilmiştir.

Sözü edilen bu iki temel hedef, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangileriyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çağdaşlaşma ve Batılılaşma - Milli Bağımsızlık

Cevap

Toplumun modern dünya ile bütünleşmesini sağlayan 'Çağdaşlaşma ve Batılılaşma' ile devletin dış baskılardan arınarak hür yaşamasını ifade eden 'Milli Bağımsızlık' ilkeleri doğru eşleştirmedir.
Metinde geçen 'çağın gerisinde kalmış kurumların terki ve modernleşme' vurgusu doğrudan Çağdaşlaşma ve Batılılaşma ilkesine; 'dış güce tabi olmama ve özgür hareket etme' vurgusu ise Milli Bağımsızlık ilkesine karşılık gelmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki ilk hedefi analiz etme
Toplumun çağın gerisinde kalmış kurumlarını terk ederek modern dünya ile bütünleşmesi, İnkılapçılık ilkesini tamamlayan 'Çağdaşlaşma ve Batılılaşma' ilkesidir.
Çağdaşlaşma, sürekli yenilenmeyi ve modern değerleri benimsemeyi ifade eder.
2
Metindeki ikinci hedefi analiz etme
Devletin dış güce tabi olmadan hür yaşaması, Milliyetçilik ilkesini tamamlayan 'Milli Bağımsızlık' ilkesidir.
Milli Bağımsızlık (İstiklal), bir milletin kendi kaderine dış müdahale olmaksızın hakim olmasıdır.
3
Kavramları birleştirme
Sırasıyla Çağdaşlaşma ve Batılılaşma ile Milli Bağımsızlık ilkeleri metindeki anlatımla tam uyum sağlar.
İki kavramın metindeki sıraya göre eşleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Bütünleyici ilkelerin temel ilkelerle ve somut hedeflerle olan ilişkisi

İpuçları

1
Toplumun 'çağın gerisinde kalmış kurumları' terk etmesi hangi temel ilkeyle ve onu tamamlayan hangi kavramla ilişkilidir?
2
Dış güce tabi olmamak, 'İstiklal' kavramını çağrıştırmalıdır. Bu kavram hangi bütünleyici ilkeye karşılık gelir?

Daha Fazla Pratik

Temel ilkeler ile bütünleyici ilkelerin eşleştirildiği bir tablo oluşturarak aralarındaki hiyerarşiyi çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 222Soru

Yeni Türk Devleti'nde siyasi alanda gerçekleştirilen inkılaplar birbirini tamamlayan bir silsile halinde yürütülmüştür. 19221922'de Saltanatın kaldırılmasıyla yönetimde iki başlılık sona ermiş, 19231923'te Cumhuriyet’in ilanıyla devletin rejimi ve başkanlık sorunu çözüme kavuşturulmuştur. 19241924'e gelindiğinde ise Halifeliğin kaldırılması ve beraberindeki düzenlemelerle bu süreç yeni bir boyut kazanmıştır.

Buna göre, 33 Mart 19241924'te Halifeliğin kaldırılmasıyla birlikte Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti’nin de lağvedilmesinin ortak paydası aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin laikleşme sürecini tamamlamak ve orduyu siyasetin dışına çıkararak demokrasiyi güçlendirmek

Cevap

Devletin laikleşme sürecini tamamlamak ve orduyu siyasetin dışına çıkararak demokrasiyi güçlendirmek
33 Mart 19241924'te kabul edilen yasalar bir paket halindedir. Halifeliğin ve Şeriye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması devletin laikleşmesini sağlarken; Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Vekâleti'nin kaldırılması Genelkurmay Başkanlığı'nın hükümetten ayrılarak ordunun siyaset dışına çıkarılmasını sağlamıştır. Bu düzenlemelerin tamamı, milli egemenliğin ve demokratik rejimin temellerini güçlendirmeyi amaçlayan bütüncül bir siyasi hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
33 Mart 19241924 tarihinde gerçekleştirilen inkılapların içeriklerini ve alanlarını değerlendirmek.
Halifelik ve Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin din-siyaset ilişkisi; Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin ise ordu-siyaset ilişkisiyle ilgili olduğu saptanır.
Her bir kurumun kaldırılma gerekçesini anlamak, ortak bir siyasi amaç belirlemek için gereklidir.
2
Bu inkılapların siyasi rejim ve milli egemenlik üzerindeki ortak etkisini analiz etmek.
Bu yasalar, milli egemenliği gölgeleyen hem dini hem de askeri vesayet odaklarını temizlemiştir.
İnkılapların sadece teknik içeriklerini değil, rejimi koruma ve güçlendirme amaçlarını kavramak gerekir.
3
Diğer seçeneklerdeki inkılapları alan ve kronoloji bakımından elemek.
Eğitim (D), Ekonomi (E), Sosyal (B) ve Hukuk (C) alanındaki diğer inkılapların soru kökündeki siyasi kurumlarla doğrudan örtüşmediği görülür.
Yanlış seçeneklerin elenmesi, doğru kategorizasyonun teyit edilmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Siyasi İnkılapların Bütünlüğü ve Ordu-Siyaset Ayrımı
Soru 223Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordu mensupları cemiyet (fırka) içinde kaldıkça hem ordu bozulur hem de cemiyet. Ordu ile cemiyeti birbirinden ayırmak lazımdır." sözüyle işaret ettiği siyasi disiplini sağlamak ve orduyu siyasetin dışına çıkarmak amacıyla 33 Mart 19241924 tarihinde gerçekleştirilen düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı'nın kurulması

Cevap

Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı'nın kurulması
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılması, genelkurmay makamını bakanlık seviyesinden çıkararak başbakanlığa bağlı teknik bir başkanlık haline getirmiştir. Bu adım, ordunun siyasi partiler ve hükümet politikaları üzerinde doğrudan bir oy hakkına sahip olmasını engelleyerek demokratik rejimin temellerini güçlendirmiş ve askeri disiplini korumayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün ordu-siyaset ayrımı ilkesini ve bu ilkenin demokratikleşme sürecindeki önemini analiz etme.
Ordunun siyasetin içinde olması askeri disipline zarar verdiği gibi milli iradenin bağımsızlığını da zayıflatmaktadır.
Siyasi partilere üye subayların varlığı, orduda emir-komuta zincirini bozabilecek bir risk taşır.
2
33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen kanunların içeriklerini inceleme.
Aynı gün Halifelik, Şer'iye ve Evkaf Vekaleti ile birlikte Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti de kaldırılmıştır.
Vekalet (bakanlık) statüsündeki genelkurmay, kabinede yer alarak siyasi kararlara ortak olmaktaydı.
3
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin yerine kurulan yeni yapıyı tespit etme.
Genelkurmay Başkanlığı teknik bir kurum olarak bakanlıklar hiyerarşisinin dışına çıkarılmıştır.
Bu sayede askerin hükümet içindeki doğrudan siyasi müdahalesi hukuken sona erdirilmiştir.

Anahtar Kavram

Ordu-Siyaset Ayrımı

İpuçları

1
33 Mart 19241924 günü sadece dini değil, askeri yapıyı da sivilleştiren bir yasa kabul edilmiştir.
2
Eski Osmanlı sisteminde Genelkurmay Başkanı'nın (Harbiye Nazırı benzeri) bakanlar kurulunda üye olması, ordunun siyasete müdahalesine kapı açıyordu.
3
Cevap, 'Erkan-ı Harbiye' teriminin askeri komuta ile ilişkisini bilmekten geçer.

Daha Fazla Pratik

Ordunun siyasetten ayrılması sürecinin devamı olan 19241924 sonbaharındaki 'Milletvekili olan subayların istifa etmesi' zorunluluğunu araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 224Soru

Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele yıllarında milli egemenliği hakim kılma hedefini stratejik bir yöntemle, Nutuk'ta ifade ettiği üzere bir "milli sır" gibi saklayarak aşama aşama hayata geçirmiştir. Bu süreçte bağımsızlık savaşı verilirken bir yandan da yeni bir devletin temelleri atılmıştır.

Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisi Cumhuriyetçilik ilkesinin özünü oluşturan "milli iradenin kayıtsız şartsız hakimiyeti" anlayışının, henüz rejim tartışmaları resmiyet kazanmadan önce hukuksal bir statüye kavuşturulmasını sağlayan ilk anayasal adımdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun birinci maddesinde "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" hükmüne yer verilmesi

Cevap

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun birinci maddesinde 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hükmüne yer verilmesi
Cumhuriyetçilik ilkesinin en temel dayanağı olan milli egemenlik anlayışı, Türkiye tarihinde ilk kez 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun birinci maddesiyle hukuksal bir statüye kavuşmuştur. Bu madde ile egemenliğin millete ait olduğu açıkça belirtilerek, kişi egemenliğine dayalı eski sistemin yerine halk iradesine dayalı sistemin anayasal temeli atılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Cumhuriyetçilik ilkesinin temelinin 'Milli Egemenlik' olduğu saptanır.
Soru, egemenliğin millete verilmesinin hukuksal ve anayasal dayanağını aramaktadır.
2
Tarihsel belgelerin incelenmesi
Amasya Genelgesi'nin bir bildiri, TBMM'nin bir kurum, 1921 Kanunu'nun ise bir 'Anayasa' (Teşkilat-ı Esasiye) olduğu ayırt edilir.
Soruda özellikle 'ilk anayasal adım' ifadesi vurgulanmıştır.
3
Anayasal maddelerin değerlendirilmesi
1921 Anayasası'nın ilk maddesinin egemenliği doğrudan millete devrettiği görülür.
Bu madde ile rejim adı konulmasa bile devletin 'Cumhuriyet' olduğu hukuksal olarak tescillenmiştir.

Anahtar Kavram

Anayasal Egemenlik (Milli İrade)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 225Soru

Yeni Türk Devleti'nde millî egemenlik ilkesini pekiştirmek ve halkın yönetimdeki temsil gücünü artırmak amacıyla gerçekleştirilen aşağıdaki gelişmelerden hangisi doğrudan "siyasi" alanda yapılan inkılaplar kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi

Cevap

Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi
Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1934), doğrudan devlet yönetimine katılımı sağladığı için siyasi bir inkılaptır ve Cumhuriyetçilik ilkesiyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
İnkılapların alanlarını (siyasi, toplumsal, hukuksal, eğitim) sınıflandırın.
Seçme ve seçilme hakkı devlet yönetimiyle ilgili olduğu için siyasi bir işlemdir.
Siyasi inkılaplar devletin yönetim yapısı, rejim ve halkın yönetime katılımı ile ilgilidir.
2
Seçeneklerdeki diğer düzenlemelerin hangi alanlara girdiğini belirleyin.
Medeni Kanun hukuksal/toplumsal, Tevhid-i Tedrisat eğitim, Şapka ve Takvim ise toplumsal alandadır.
Bu ayrım, öğrencinin inkılapların amacını ve etki alanını kavramasını sağlar.

Anahtar Kavram

İnkılapların Alanlarına Göre Sınıflandırılması
Tahmini Süre:45s
Soru 226Soru

Yeni Türk Devleti’nde 2929 Ekim 19231923 tarihinde 19211921 Anayasası’nda (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) yapılan değişiklikle "Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir." hükmü kabul edilmiştir. Bu anayasa değişikliği ile sağlanan kazanımlar ve siyasi gelişmeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin bu sürecin bir sonucu olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî egemenlik ilkesinin ilk kez anayasal bir dayanak kazanması

Cevap

Millî egemenlik ilkesinin ilk kez anayasal bir dayanak kazanması seçeneği, bu sürecin bir sonucu değildir çünkü bu ilke 19211921 Anayasası ile zaten hukukileşmiştir.
Millî egemenlik ilkesinin hukuksal bir metne ilk kez girmesi 2020 Ocak 19211921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile gerçekleşmiştir. 2929 Ekim 19231923 tarihindeki anayasa değişikliği ise bu ilkenin yönetim biçimi olarak adını koymuş (Cumhuriyet) ve yürütme organının işleyişini (Kabine Sistemi) düzenlemiştir. Dolayısıyla egemenlik ilkesinin ilk kez dayanak kazanması 19231923 inkılabının bir sonucu değil, 19211921 anayasasının bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
2929 Ekim 19231923 anayasa değişikliğinin (Cumhuriyet'in İlanı) kapsamını belirle.
Bu değişiklik devletin rejimini belirlemiş, devlet başkanlığı sorununu çözmüş ve kabine sistemine geçişi sağlamıştır.
Soruda sorulan savunulamayacak olan unsuru bulmak için öncelikle gerçekleşen sonuçları ayırt etmek gerekir.
2
Millî egemenlik ilkesinin Türk anayasa tarihindeki başlangıcını hatırla.
Millî egemenlik ilkesi, 2020 Ocak 19211921 tarihli anayasanın birinci maddesiyle resmîleşmiştir.
Kronolojik ve hukuksal doğruluğu teyit etmek için ilkenin ilk kez ne zaman metne girdiğini bilmek şarttır.
3
Seçenekleri karşılaştırarak yanlış olanı saptat.
Millî egemenlik ilkesinin ilk kez 19231923'te anayasaya girdiği iddiası yanlıştır; zira bu durum 19211921 yılında gerçekleşmiştir.
Cumhuriyet'in ilanı bu ilkeyi pekiştirmiş ve uygulama biçimini netleştirmiştir ancak ilkeyi ilk kez getirmemiştir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyet'in İlanı ve Anayasal Gelişim
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 227Soru

İtilaf Devletleri'nin Lozan Barış Konferansı'na TBMM hükümetinin yanı sıra Osmanlı hükümetini de davet etmesi üzerine TBMM, 1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasına karar vermiştir. Bu hamle ile Türk tarafının konferansta iki farklı heyetle temsil edilerek zayıf düşürülmesi engellenmiş ve milli egemenliğin tam tesisi yolunda kritik bir adım atılmıştır. Buna göre, Saltanatın kaldırılmasının Yeni Türk Devleti'ndeki siyasi sonuçlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümetin kurulma ve işleyiş biçiminde 'kabine sistemi'ne geçilerek yürütme işlerinin hızlandırılması

Cevap

Hükümetin kurulma ve işleyiş biçiminde 'kabine sistemi'ne geçilerek yürütme işlerinin hızlandırılması savunulamaz.
Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922), milli egemenliğin önündeki engelleri kaldırmış ve Lozan'daki temsil krizini çözmüştür. Ancak bu gelişme devletin yönetim sistemini (meclis hükümeti) hemen değiştirmemiştir. Yürütme işlerinin hızlanmasını sağlayan ve bakanların başbakan tarafından seçildiği 'kabine sistemi'ne geçiş, ancak 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanıyla mümkün olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihini ve bağlamını belirleme
1 Kasım 1922: Saltanatın kaldırılması. Bağlam: Lozan Barış Konferansı daveti ve çift başlılık krizi.
Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanından yaklaşık bir yıl önce gerçekleşmiş bir inkılaptır.
2
Saltanatın kaldırılmasının sonuçlarını analiz etme
Temsil sorunu çözüldü, laiklik adımı atıldı, milli egemenlik pekişti, Osmanlı resmen bitti.
Bu sonuçlar 1922 yılındaki düzenlemenin doğrudan çıktılarıdır.
3
Hükümet sistemini kontrol etme
Saltanatın kaldırılması sonrasında 'Meclis Hükümeti' sistemi devam etmiştir.
Meclis hükümeti sistemi, Cumhuriyetin ilanına (29 Ekim 1923) kadar yürürlükte kalmıştır; kabine sistemine bu tarihte geçilmiştir.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi ile Kabine Sistemi Ayrımı

İpuçları

1
Saltanatın kaldırılması (1922) ile Cumhuriyetin ilanı (1923) arasındaki tarih ve içerik farkına odaklanın.
2
Hükümet kurma sistemindeki değişikliklerin (Meclis Hükümeti'nden Kabine Sistemi'ne geçiş) hangi olay sonrasında yaşandığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetin ilanıyla sonuçlanan 'Ekim Bunalımı'nın nedenlerini ve bu bunalımın kabine sistemiyle nasıl çözüldüğünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 228Soru

Atatürk dönemi devletçilik ilkesi; Türkiye'nin o günkü şartlarından doğmuş, özel teşebbüsün imkânlarının yetersiz kaldığı alanlarda devletin doğrudan iktisadi hayata girmesini öngören, nevi şahsına münhasır bir kalkınma modelidir. Bu model, katı bir ideolojik kalıba dayanmak yerine, ülkenin milli bağımsızlığını iktisadi zaferlerle güçlendirmeyi hedefleyen uygulamalı bir sistemdir.

Buna göre, Türk devletçilik modelinin nitelikleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıf mücadelesine dayalı, tüm üretim araçlarının devlet tekeline alındığı bir sosyalist sistem esas alınmıştır.

Cevap

Sınıf mücadelesine dayalı, tüm üretim araçlarının devlet tekeline alındığı bir sosyalist sistemin esas alındığı ifadesi Türk devletçiliği için söylenemez.
Türk devletçiliği, doktriner (katı ideolojik) bir sistem değildir. Sınıf çatışmasını reddeden halkçılık ilkesiyle uyumludur ve özel mülkiyeti koruyan 'Karma Ekonomi' modelini benimsemiştir. Bu nedenle mülkiyetin tamamen devlete geçtiği ve sınıf mücadelesine dayalı sosyalist bir yapı olduğu söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki devletçilik tanımını analiz etme
Türk devletçiliğinin pragmatik, milli şartlara özgü ve özel teşebbüsü dışlamayan bir yapıda olduğu tespit edilir.
Soruda istenen 'söylenemez' yargısını bulmak için sistemin sınırlarını belirlemek gerekir.
2
Devletçilik ile diğer ekonomik ideolojileri karşılaştırma
Türk modelinin mülkiyet hakkını tanıdığı, ancak sosyalist modellerde mülkiyetin tamamen devlete geçtiği hatırlanır.
Kavram yanılgılarını (Devletçilik vs Sosyalizm) ayırt etmek doğru cevaba ulaştırır.
3
Seçenekleri değerlendirme
Sınıf mücadelesi ve tam devlet tekelinin Atatürk ilke ve inkılaplarının bütünlüğüyle (özellikle Halkçılık) çeliştiği sonucuna varılır.
Halkçılık sınıf ayrımını reddederken, devletçilik karma ekonomiyi savunur.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Pragmatizm

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ve Devletçilik ilkelerinin kesişim noktası olan 'sosyal devlet' projelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 229Soru

3030 Kasım 19251925 tarihinde kabul edilen bir kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış; aynı kanunla "şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, falcılık, büyücülük" gibi unvanların kullanılması ve bu unvanlara ait kıyafetlerin giyilmesi yasaklanmıştır. Bu düzenlemenin temel amaçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim ve öğretim faaliyetlerini tek bir merkezde toplayarak kültür çatışmasını önlemek

Cevap

Eğitim ve öğretim faaliyetlerini tek bir merkezde toplayarak kültür çatışmasını önlemek
Doğru cevap olan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin tek merkezde toplanması, 19241924 yılında kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun bir sonucudur. Soru kökünde bahsedilen 19251925 tarihli düzenleme ise toplumsal alana yöneliktir ve dini istismarın önlenmesi ile sosyal eşitliğin (halkçılık) sağlanmasını amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun içeriğini analiz etme
19251925 tarihli Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılmasına Dair Kanun'un toplumsal hayatı düzenlediği belirlenir.
Soruda verilen öncülün hangi alanla ilgili olduğunu saptamak için gereklidir.
2
Amaç-Sonuç ilişkisi kurma
Kanunun laiklik (dini mekanların kapatılması) ve halkçılık (ayrıcalıklı unvanların yasaklanması) ilkeleriyle doğrudan ilişkili olduğu görülür.
Toplumsal alandaki inkılapların hangi temel ilkelere dayandığını anlamak için gereklidir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Eğitim ve öğretimin birleştirilmesinin eğitim alanına ait bir reform olduğu tespit edilir.
Toplumsal alan ile eğitim alanı arasındaki farkı ayırt ederek yanlış olanı bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar ve Tevhid-i Tedrisat Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Benzer şekilde Soyadı Kanunu (19341934) ile Tekke ve Zaviyelerin kapatılması (19251925) arasındaki 'halkçılık' (eşitlik) ortak paydasını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 230Soru

Cumhuriyet'in ilk yıllarında milli bir ekonomi modeli oluşturmak ve toplumsal refahı artırmak amacıyla çeşitli alanlarda düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi ekonomi alanında yapılan inkılaplardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi

Cevap

Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabul edilmesi eğitim ve kültür alanında yapılan bir inkılap olup ekonomi alanı ile doğrudan ilgili değildir.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilmiş olup eğitim ve öğretimde birliği sağlayan bir düzenlemedir. Bu nedenle ekonomi alanındaki inkılaplar kategorisinde yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki inkılapların hangi alanla ilgili olduğunu belirle.
Aşar vergisi (tarım/ekonomi), Kabotaj (denizcilik/ekonomi), İş Bankası (finans/ekonomi), Teşvik-i Sanayi (sanayi/ekonomi), Tevhid-i Tedrisat (eğitim).
Soruda ekonomi alanı dışında kalan inkılabı bulmak amaçlanmıştır.
2
Eğitim alanındaki düzenlemeyi ayırt et.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitim sistemini tek çatı altında toplayan bir düzenlemedir.
Eğitim reformları ile ekonomi reformları arasındaki farkı test etmektedir.

Anahtar Kavram

İnkılapların yapıldığı alanların (ekonomi, eğitim, hukuk, siyaset) sınıflandırılması.

Daha Fazla Pratik

İzmir İktisat Kongresi kararları ile 1930 sonrası uygulanan Devletçilik ilkesi arasındaki farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 231Soru

Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, Türk inkılabının hem ulusal hem de uluslararası barışı hedefleyen bütünleyici bir ilkesidir.

Buna göre;
I. Türkiye'nin 19321932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olması,
II. 19341934 yılında Balkan Antantı'nın imzalanmasına öncülük edilmesi,
III. Kapitülasyonların kesin olarak kaldırılması

gelişmelerinden hangileri "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Milletler Cemiyetine üye olunması ve Balkan Antantı'nın imzalanması, Türkiye'nin barışçı dış politika izlediğinin kanıtı olarak 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesiyle ilişkilidir.
Milletler Cemiyeti (1932) ve Balkan Antantı (1934), Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını barışçıl yollarla koruma ve dünya barışına katkıda bulunma vizyonunu yansıtır. Bu iki gelişme doğrudan 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' bütünleyici ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Öncüllerin dış politika ve barış ile ilişkisini analiz etme
I. ve II. öncüllerin Türkiye'nin uluslararası iş birliği ve barış arayışını temsil ettiği belirlendi.
Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi saldırgan olmayan, barışçıl ve insancıl bir dış politikayı esas alır.
2
III. öncülün temel ilke ve bütünleyici ilke bağını değerlendirme
Kapitülasyonların kaldırılmasının ekonomi ve egemenlik haklarıyla ilgili olduğu, dolayısıyla 'Milli Bağımsızlık' ilkesine girdiği anlaşıldı.
Barış ilkesi ile bağımsızlık ilkesi arasındaki farkın ayırt edilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ve Milli Bağımsızlık Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 232Soru

Atatürk ilkeleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşma ve tam bağımsızlık hedeflerini gerçekleştirmek üzere birbirini tamamlayan bir bütün oluşturur. Bu bütünlük içinde laiklik ilkesi; devlet düzeninin akla ve bilime dayalı olmasını, inançların ise siyasetten bağımsız kalmasını teminat altına alır.

Buna göre, aşağıda verilen Cumhuriyet dönemi gelişmelerinden hangisinin, laiklik ilkesinden ziyade devletin 'ekonomik bağımsızlığını' ve 'milli kimliğini' güçlendirme amacı taşıdığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkının sadece Türk gemilerine verilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu ile Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkının sadece Türk gemilerine verilmesi
Kabotaj Kanunu (11 Temmuz 19261926), Türk karasularında gemi işletme ve ticaret yapma hakkını sadece Türk vatandaşlarına ve Türk bayrağı taşıyan gemilere tanımıştır. Bu düzenleme, denizlerdeki ekonomik bağımsızlığı sağladığı için 'Milliyetçilik' ve bu hakların devlet eliyle düzenlenmesi boyutuyla 'Devletçilik' ilkeleriyle doğrudan ilgilidir. Laiklik ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Laiklik kapsamında yapılan inkılapları belirle.
Halifeliğin kaldırılması, Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat ve Medeni Kanun laiklik ile doğrudan ilgilidir.
Bu inkılaplar din ve devlet işlerini ayırmayı, hukuku ve eğitimi dünyevileştirmeyi amaçlar.
2
Seçeneklerdeki 'ekonomik ve milli egemenlik' vurgusunu analiz et.
Kabotaj Kanunu denizlerdeki ticaret haklarını yabancılardan alıp Türk vatandaşlarına vermiştir.
Ekonomik bağımsızlık ve millileşme çabaları doğrudan Milliyetçilik ilkesinin bir sonucudur.

Anahtar Kavram

İnkılapların Temel İlkelerle İlişkilendirilmesi

İpuçları

1
Laiklik; hukuk, eğitim ve siyasetin dini kurallardan arındırılmasıdır. Ekonomi ve deniz ticareti ile ilgili bir kanun arayın.

Daha Fazla Pratik

Laiklik ilkesinin anayasaya giriş sürecini (19281928 ve 19371937 değişiklikleri) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 233Soru

Halkın kendi kendisini yönetmesi, egemenliğin kaynağının millet olması ve devlet yönetiminde 'milli irade'nin mutlak üstünlüğünün kabul edilmesi Türk İnkılabı'nın temel hedeflerinden biridir. Bu anlayış; seçimlerin yapılması, meclisin açılması ve kişiye dayalı otoritenin tasfiye edilmesiyle kurumsallaşmıştır. Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin bu siyasi anlayışı hayata geçirmek ve 'ulusal egemenlik' önündeki en büyük kurumsal engeli kaldırmak amacıyla gerçekleştirildiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması
Saltanatın kaldırılması, Türk siyasi tarihinde tek bir kişiye (Padişaha) dayanan egemenlik anlayışına son vererek, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesini (Cumhuriyetçilik) hayata geçiren en temel adımdır. Bu gelişme, TBMM'nin gücünü pekiştirmiş ve temsil adaletinin önündeki engelleri kaldırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Milli irade, seçim ve temsil kavramlarının Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilişkili olduğu belirlenir.
Soruda verilen kavramlar Cumhuriyetçilik ilkesinin temel taşlarıdır.
2
Engellerin tespit edilmesi
Milli egemenliğin önündeki en büyük kurumsal engelin, gücü tek bir kişide toplayan Saltanat sistemi olduğu saptanır.
Cumhuriyetçilik, kişi egemenliğini reddederek halkın yönetimde söz sahibi olmasını savunur.
3
Doğru inkılabın seçilmesi
Saltanatın kaldırılması ile 'kişi egemenliğinden halk egemenliğine geçiş' süreci hızlanmış ve TBMM tek yasal otorite olmuştur.
Saltanatın ilgası, milli iradenin önündeki en somut engeli ortadan kaldıran siyasi bir adımdır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 234Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında milli ekonomiyi güçlendirmek adına tarım, ticaret ve sanayi gibi pek çok alanda köklü düzenlemelere gidilmiştir. Bu kapsamda, özel teşebbüsün sanayi yatırımlarına katılımını artırmak, yerli üretimi teşvik etmek ve yatırımcılara vergi muafiyeti ile ucuz arazi gibi imkânlar sunmak amacıyla 1927 yılında yürürlüğe giren yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu
1927 yılında kabul edilen Teşvik-i Sanayi Kanunu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında liberal ekonomi modelinin bir gereği olarak özel sermayenin sanayi yatırımlarına katılmasını sağlamak, yerli sanayiciyi vergi ve arazi gibi imkanlarla desteklemek amacıyla çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Erken Cumhuriyet dönemi ekonomi politikaları incelenir.
1923-1929 arası dönemin liberal ekonomi ağırlıklı olduğu görülür.
Soru, özel teşebbüsü destekleyen bir düzenlemeyi sormaktadır.
2
1927 yılındaki temel yasal düzenleme tespit edilir.
Sanayiyi teşvik etmek için çıkarılan yasa belirlenir.
Özel sektöre vergi muafiyeti ve arazi tahsisi gibi kolaylıklar bu yasayla sağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Özel Sektörün Sanayileşmeye Teşviki ve Liberal Ekonomi Denemeleri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 235Soru

Yeni Türk Devleti'nde gerçekleştirilen laikleşme hamleleri, sadece din ve devlet işlerini ayırmayı değil, aynı zamanda milli iradenin teokratik bir denetimden kurtarılmasını da hedeflemiştir. Bu bağlamda, 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen bir yasayla Şer’iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasının laiklik ilkesi açısından en temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: TBMM’nin yasama yetkisi üzerindeki dini denetimin sona erdirilerek laik hukuk düzenine geçişin siyasi zemininin oluşturulması

Cevap

Meclisin yasama yetkisi üzerindeki teokratik denetimin kaldırılması ve laik hukuk düzeninin siyasi zemininin oluşturulması
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması, TBMM'nin çıkardığı kanunların dini bir makam tarafından denetlenmesi uygulamasına son vermiştir. Bu durum, meclisin yasama yetkisini tamamen milli iradeye dayandırmasını sağlayarak laik hukuk devletinin en önemli siyasi ve hukuki zeminini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin işlevini analiz et.
Bu vekâlet, Osmanlı döneminden kalan bir uygulama olarak, meclisin çıkardığı yasaların İslam hukukuna (şeriat) uygunluğunu denetleme yetkisine sahipti.
Laik bir devlette yasama yetkisi dini kurallara değil, milli iradeye dayanmalıdır.
2
33 Mart 19241924 yasalarının kapsamını değerlendir.
Aynı gün Halifelik kaldırılmış ve Tevhid-i Tedrisat kabul edilmiştir; ancak Şer’iyye Vekâleti'nin kaldırılması doğrudan idari ve hukuki yapıdaki dini vesayeti hedef almıştır.
Kurumsal laikleşme, devlet mekanizmalarındaki dini makamların tasfiyesini gerektirir.
3
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kuruluş amacını belirle.
Din işlerinin bir devlet dairesi eliyle yürütülmesi sağlanarak, inancın siyaset malzemesi yapılması engellenmiştir.
Laiklik, dinin siyasetten arındırılarak vicdanlara bırakılmasını savunur.

Anahtar Kavram

Kurumsal Laikleşme ve Yasama Bağımsızlığı
Soru 236Soru

Atatürk'ün devletçilik ilkesi; iktisadi hayatın devlet eliyle düzenlenmesini öngörmesinin yanı sıra, bu sürecin toplumsal adalete ve halkın refahına hizmet etmesini de temel bir ilke olarak kabul etmiştir. Bu yönüyle devletçilik, sadece ekonomik bir yöntem değil, aynı zamanda Halkçılık ilkesiyle iç içe geçmiş bir 'sosyal devlet' uygulamasıdır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletçilik ilkesinin halkçılık ile olan bu bağını en somut şekilde ortaya koyan bir uygulamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet tarafından kurulan fabrikalarda temel ihtiyaç maddelerinin üretilerek halka uygun fiyatlarla sunulması

Cevap

Devlet tarafından kurulan fabrikalarda temel ihtiyaç maddelerinin üretilerek halka uygun fiyatlarla sunulması
Doğru cevap olan 'temel ihtiyaçların devlet eliyle üretilip ucuza sunulması' uygulaması; hem devletin iktisadi bir girişimde bulunması (Devletçilik) hem de bu girişimle halkın yaşam standartlarını iyileştirmeyi ve sosyal dengeyi korumayı amaçlaması (Halkçılık) yönüyle metinde verilen 'sosyal devlet' tanımına tam olarak uymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletçilik ilkesinin kapsamını analiz etme
Devletin ekonomik hayata doğrudan müdahale ederek yatırım yapması ve işletmeler kurmasıdır.
Soruda istenen 'devletçilik' eyleminin ne olduğunu belirlemek gerekir.
2
Halkçılık ilkesi ile olan bağı değerlendirme
Yapılan yatırımların toplumsal fayda, sosyal adalet ve halkın refahı için kullanılmasıdır.
Devletçiliğin sosyal yönünün (halkçılık ile kesişiminin) nasıl gerçekleştiğini anlamak gerekir.
3
Seçenekleri bu iki kriter (yatırım + sosyal fayda) üzerinden eleme
Şeker, bez ve kâğıt gibi temel ihtiyaçların devlet fabrikalarında halk için ucuza üretilmesi en uygun örnektir.
En somut ve doğrudan uygulamayı tespit etmek için kriterleri birleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Halkçılık İlkelerinin Bütünlüğü

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin neden 1930'lu yıllarda ağırlık kazandığını (Dünya Ekonomik Bunalımı ve sermaye yetersizliği) hatırlayarak, bu ilkenin dönemsel zorunluluklarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 237Soru

Atatürk döneminde laikleşme süreci; siyasi, hukuki, toplumsal ve eğitim gibi farklı alanlarda gerçekleştirilen köklü değişimleri kapsamaktadır. Bu süreçte hukuk sisteminin dinsel referanslardan arındırılarak çağdaş ve akılcı bir yapıya kavuşturulması temel önceliklerden biri olmuştur.

Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin doğrudan hukuk sisteminin laikleşmesi amacına yönelik olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun yürürlüğe konulması

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun yürürlüğe konulması, ekonomik kalkınma ve sanayileşmeyi hedefleyen bir düzenleme olup hukuk sisteminin laikleşmesiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik kalkınma hamleleri çerçevesinde özel teşebbüsü sanayi yatırımları yapmaya teşvik etmek için çıkarılmıştır. Bu düzenleme doğrudan ekonomik alanla ve Devletçilik ilkesiyle ilgilidir; hukuk kurallarının dinsel esaslardan arındırılması süreciyle bir bağı yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Laiklik ilkesinin hukuk alanındaki kapsamı değerlendirilir.
Hukukun dinsel temellerden arındırılıp akılcı, bilimsel ve çağdaş toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlenmesi hedefi netleşir.
Sorunun kökünde hukuk sisteminin laikleşmesi vurgusu yapılmaktadır.
2
Seçeneklerde verilen inkılapların hangi alanlarla ilgili olduğu ve hangi amaca hizmet ettiği analiz edilir.
Medeni Kanun, Şer'iyye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılması, Anayasa değişikliği ve mahkemelerin kapatılması gibi adımların doğrudan hukuki laikleşmeyi sağladığı görülür.
Her bir inkılap hareketi kendi uzmanlık alanına (siyasi, hukuki, ekonomik) göre ayrılmalıdır.
3
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun içeriği ve ilişkili olduğu ilke belirlenir.
Bu kanunun 1927 yılında özel sektörü sanayiye teşvik etmek için çıkarıldığı ve ekonomik bir düzenleme olduğu tespit edilir.
Laiklik ile doğrudan ilgisi olmayan tek seçenek ekonomik kalkınmayı hedefleyen bu yasadır.

Anahtar Kavram

Laiklik ilkesinin hukuk sistemindeki uygulamaları ve diğer ilkelerden (Devletçilik) farkı.

İpuçları

1
Laiklik, hukuk kurallarının din yerine akla ve bilime dayanmasıdır. Seçeneklerden hangisi hukukla değil, üretim ve ekonomiyle ilgilidir?
2
Hukuk alanındaki laikleşme; mahkemeler, anayasa ve yasalarla ilgilidir. Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun isminden yola çıkarak hangi alana ait olduğunu düşünün.
3
Medeni Kanun ve Şer'iyye mahkemeleri doğrudan adalet ve hukuk sistemini ilgilendirirken, sanayi teşviki bir devlet ekonomi politikasıdır.

Daha Fazla Pratik

Laiklik ilkesinin siyasi, eğitim ve toplumsal alanlardaki uygulamalarını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak kavramları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 238Soru

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda egemenliğin millete ait olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, 29 Ekim 1923’te anayasaya eklenen 'Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir' maddesi ile rejim resmiyet kazanmıştır. Bu anayasal müdahale, Cumhuriyetçilik ilkesinin devlet teşkilatındaki işleyişini kurumsallaştırırken aynı zamanda devletin zirvesinde yaşanan kronik bir sorunu da ortadan kaldırmıştır. Buna göre, cumhuriyetin ilanı ile çözüme kavuşturulan ve yürütme organının işleyişini düzenleyen bu temel sorun aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis hükümeti sisteminin doğurduğu ve hükümetin kurulamamasıyla sonuçlanan yürütme krizinin sonlandırılması

Cevap

Meclis hükümeti sisteminden kaynaklanan ve 'hükümet bunalımı' olarak adlandırılan yürütme krizinin aşılması
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte 'Devlet Başkanlığı' sorunu çözülmüş, meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilerek yürütme organının (hükümetin) daha hızlı ve uyumlu çalışması sağlanmıştır. Bu durum, cumhuriyetçilik ilkesinin devlet idaresindeki kurumsal yansımasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mevcut sistemin analiz edilmesi
1921-1923 yılları arasında uygulanan 'Meclis Hükümeti Sistemi'nde her bakan meclis tarafından tek tek seçilmekteydi.
Sistemin işleyişini anlamak için başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
Ekim 1923'teki krizin tespit edilmesi
Ali Fethi Okyar hükümetinin istifası sonrası yeni bir hükümetin kurulamaması (Ekim Bunalımı), yürütme işlerinin durmasına yol açtı.
Rejim değişikliğine giden yolu açan somut olayı belirlemek gerekir.
3
Cumhuriyetin ilanı ile gelen çözümün incelenmesi
Cumhuriyetin ilanıyla 'Kabine Sistemi'ne geçilmiş, Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı makamları netleşmiştir.
Anayasal değişikliğin teknik ve siyasi sonucunu doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi ile Kabine Sistemi arasındaki farklar ve Cumhuriyetin ilanıyla sağlanan hükümet istikrarı.

İpuçları

1
1923 yılının Ekim ayında yaşanan ve 'Ekim Bunalımı' olarak bilinen hükümet krizini hatırlayın.
2
Meclis hükümeti sisteminde bakanların tek tek seçilmesinin yarattığı zorluklara odaklanın.
3
Başbakanın bakanlarını kendisinin seçtiği ve meclisten güvenoyu aldığı sisteme ne denir?

Daha Fazla Pratik

1921 ve 1924 anayasaları arasındaki yürütme yetkisinin dağılımını karşılaştıran soruları çözerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 239Soru

Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında; "Ölülerden yardım dilemek, medeni bir toplum için bir lekedir." diyerek toplumdaki batıl inançların ve türbe ziyaretlerinden beklenen mucizelerin çağdaşlaşma önündeki engel olduğunu vurgulamıştır. Atatürk'ün bu sözü doğrultusunda gerçekleştirilen inkılap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması

Cevap

Atatürk'ün 'ölülerden yardım dilemek' konusundaki uyarısı, toplumsal hayatta akılcılığın hakim kılınması amacıyla 1925 yılında gerçekleştirilen Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kanunu ile somutlaşmıştır.
Doğru seçenek, Atatürk'ün türbe ziyaretleri ve oradaki batıl inançları eleştiren sözüyle doğrudan örtüşen kurumların kapatılmasını ifade etmektedir. Bu kanun, toplumun dini duygularının suistimal edilmesini önlemeyi ve laik bir sosyal yapı kurmayı amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün sözündeki temel vurguyu analiz etme.
'Ölülerden yardım dilemek' ifadesinin, türbe ziyaretleri ve dini sığınma yerlerindeki hurafe ve batıl inançları temsil ettiği belirlenir.
Sözün hangi toplumsal soruna (inanç sömürüsü ve hurafeler) işaret ettiğini anlamak için.
2
Sözü ilgili inkılapla ilişkilendirme.
Bu inanışların merkezi olan tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kararının bu düşüncenin bir sonucu olduğu saptanır.
Toplumsal alandaki laikleşme ve akılcılaşma hamlelerini doğru eşleştirmek için.
3
Seçenekler arasında alan ve amaç ayrımı yapma.
Şapka, Soyadı ve Medeni Kanun gibi diğer yeniliklerin farklı toplumsal veya hukuki amaçlar taşıdığı ayırt edilir.
Benzer amaçlı görünen ancak farklı alanlara odaklanan inkılaplar arasında hata yapmamak için.

Anahtar Kavram

Toplumsal hayatta akılcılık, laikleşme ve inanç sömürüsünün (batıl inançların) tasfiyesi.

İpuçları

1
Atatürk'ün sözündeki 'ölüler' vurgusu sizi türbe ve yatır gibi yerlere yönlendirmelidir.
2
1925 yılında toplumsal hayatı hurafelerden arındırmak için hangi kurumlar kapatılmıştır?
3
Bu söz, şeyhlik ve müritlik gibi kurumların çağdaş Türkiye'de yeri olmadığını belirten kanunla doğrudan bağlantılıdır.

Daha Fazla Pratik

Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının toplumsal dayanışma üzerindeki etkilerini 'halkçılık' ilkesi açısından inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 240Soru

Atatürk, milliyetçilik ilkesini; "Bizim milliyetçiliğimiz, bütün Türk milletini kendi öz değerlerine dayalı bir refah içinde yaşatmak ve milli bağımsızlığımızı her türlü saldırıdan korumaktır." sözleriyle tanımlamıştır. Bu doğrultuda gerçekleştirilen Kabotaj Kanunu, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi çalışmalar milli egemenliği ve milli benliği pekiştirmeyi hedeflemiştir.

Buna göre, aşağıda verilen inkılaplardan hangisi temel amacı ve niteliği bakımından doğrudan "milliyetçilik" ilkesiyle ilişkilendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Soyadı Kanunu ile unvanların yasaklanması

Cevap

Soyadı Kanunu ile unvanların yasaklanması
Soyadı Kanunu ile unvanların yasaklanması, toplumdaki ayrıcalıklı sınıf işaretlerini ortadan kaldırmayı ve vatandaşlar arasında tam bir sosyal eşitlik sağlamayı amaçladığı için öncelikle 'Halkçılık' ilkesiyle ilgilidir. Milliyetçilik ilkesi ise daha çok milli kimlik, kültürel özgünlük ve tam bağımsızlık vurgusuna sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk'ün milliyetçilik anlayışının kapsamı belirlenir.
Milliyetçilik; milli bağımsızlık, milli benlik, ortak tarih ve dil bilinci ile egemenlik haklarını savunur.
Soruda verilen öncüldeki tanım ve örnekler bu unsurları vurgulamaktadır.
2
Seçeneklerdeki inkılapların temel amaçları karşılaştırılır.
Dil, tarih, denizcilik ve millileştirme çalışmaları doğrudan milli bağımsızlık ve kimlikle ilgilidir; ancak unvanların kaldırılması toplumsal eşitlikle ilgilidir.
Milliyetçilik daha çok dışarıya karşı bağımsızlık ve içeriye karşı birliği hedeflerken, Halkçılık toplum içindeki imtiyazları yok ederek eşitliği hedefler.

Anahtar Kavram

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Eşleşmesi

Daha Fazla Pratik

Atatürk ilkeleri arasındaki ortak noktaları ve ayrılan temel sınırları (örneğin Halkçılık ile Milliyetçilik arasındaki bağ ve fark) tekrar etmek bu tip soruların çözümünü kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 12 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 12 | Examkin