Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 201Soru

1923-1930 yılları arasında özel teşebbüsü destekleyen çeşitli yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, sermaye yetersizliği ve teknik eleman eksikliği gibi nedenlerle hedeflenen sanayileşme hamlesi tam anlamıyla gerçekleştirilememiştir. Bu durumun üzerine, 1930'lu yılların başından itibaren Türkiye'de "Devletçilik" ilkesi uygulanmaya konulmuştur.

Buna göre, Atatürk'ün Devletçilik ilkesinin temel karakteristiği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli sermayenin yetersiz kaldığı noktalarda, büyük ölçekli yatırımların devlet eliyle yürütülmesini ve özel sektörle iş birliği içinde kalkınmayı hedefleyen karma bir ekonomik modeldir.

Cevap

Milli sermayenin yetersiz kaldığı noktalarda, büyük ölçekli yatırımların devlet eliyle yürütülmesini ve özel sektörle iş birliği içinde kalkınmayı hedefleyen karma bir ekonomik modeldir.
Doğru yanıt olan seçenek, Devletçilik ilkesinin hem 1930'lardaki ekonomik zorunlulukları (sermaye eksikliği) hem de Türkiye'ye özgü olan karma ekonomi modelini tam olarak tanımlamaktadır. Bu sistemde devlet, halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak ve özel sektörün yapamadığı büyük yatırımları (demir-çelik, dokuma, kağıt vb.) üstlenerek milli kalkınmayı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin şartlarını analiz etme
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve Türkiye'de özel sektörün sermaye/teknik bilgi yetersizliği tespit edilir.
Devletçiliğin neden bir tercih değil, zorunluluk olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Devletçilik ile diğer sistemler arasındaki farkı belirleme
Atatürk'ün Devletçilik modelinin özel sektörü dışlamadığı, ancak devletin liderliğini savunduğu (karma ekonomi) anlaşılır.
Sosyalist/Komünist sistemler ile farkını ortaya koymak için önemlidir.
3
Halkçılık ilişkisini kurma
Devletin yaptığı yatırımların nihai amacının halkın refahını yükseltmek olduğu görülür.
İlkenin sosyal devletle olan ideolojik bağını doğrular.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Devletin Yatırımcı Rolü

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda açılan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kurumlarını ve Sümerbank/Etibank gibi kuruluşların işlevlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 202Soru

Cumhuriyetçilik ilkesi, siyasal iktidarın meşruiyetini halkın iradesinden almasını ve bu iradenin üzerinde hiçbir vesayet odağının bulunmamasını şart koşar. Türk İnkılabı sürecinde bazı düzenlemeler birden fazla ilke ile ilişkili olsa da, siyasi otoritenin bölünmezliği ve milli iradenin tekliği bağlamındaki sonuçları öncelikle Cumhuriyetçilik ile bağdaştırılır.

Bu bağlamda, 3 Mart 1924 tarihinde gerçekleştirilen Halifeliğin kaldırılması hamlesi, Cumhuriyetçilik ilkesinin aşağıdaki hangi niteliğini en doğrudan güçlendirmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradenin üzerinde herhangi bir kişi ya da kurumun otorite iddiasında bulunmasını engelleyerek siyasi meşruiyeti tek bir kaynağa indirmesi

Cevap

Doğru yanıt, milli iradenin üzerinde herhangi bir otorite iddiasını engelleyerek siyasi meşruiyeti tek kaynağa indiren seçenektir.
Cumhuriyetçilik ilkesi halk iradesinin üzerinde hiçbir güç tanımaz. Halifelik makamı, cumhuriyetin ilanından sonra eski rejim taraftarları için bir odak noktası ve TBMM'ye karşı alternatif bir otorite kaynağı haline gelmişti. Bu makamın kaldırılması, siyasi otoriteyi tek elde (milletin temsilcilerinde) toplayarak cumhuriyet rejimini ve milli egemenliği güvence altına almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin temelini analiz etme
Cumhuriyetçiliğin özü 'Milli Egemenlik'tir; yani kararın halka ait olması ve halk iradesinin üzerinde başka bir gücün bulunmamasıdır.
İlkenin temel kriterlerini belirlemek, inkılaplarla olan bağı doğru kurmayı sağlar.
2
Halifelik makamının siyasi konumunu değerlendirme
Halifelik, Cumhuriyet ilan edilmiş olsa bile, geleneksel ve dinsel bir meşruiyete dayanarak TBMM'nin (halkın) otoritesine alternatif bir 'devlet başkanı' potansiyeli taşıyordu.
Bir makamın neden kaldırıldığını anlamak, hangi ilkenin önünü açtığını netleştirir.
3
Otoritenin tekliği ile Cumhuriyetçilik arasında bağ kurma
Halifeliğin kaldırılmasıyla 'iki başlılık' (veya alternatif otorite riski) tamamen son bulmuş, meşruiyetin tek kaynağı kayıtsız şartsız millet olmuştur.
Siyasal meşruiyetin tek bir kanalda toplanması, Cumhuriyetçiliğin en temel niteliğidir.

Anahtar Kavram

Siyasi Otoritenin Bölünmezliği (Milli Egemenliğin Tekliği)

İpuçları

1
Halifeliğin hem dini hem de siyasi bir güç merkezi olduğunu düşünün.
2
Bir ülkede iki farklı meşruiyet kaynağı (halk ve gelenek/din) aynı anda bulunursa ne tür bir sorun yaşanır?
3
Cumhuriyetçilik 'egemenliğin bölünmezliği' ilkesini savunur. Halifeliğin kaldırılması meclisin gücünü nasıl etkilemiş olabilir?

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılması ile Halifeliğin kaldırılmasını 'milli egemenlik' ve 'laiklik' dengesi açısından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 203Soru

19341934 yılında kabul edilen bir kanunla; "hacı, hoca, hafız, molla, bey, efendi, paşa" gibi eski toplum yapısından gelen ve toplumsal hiyerarşiyi yansıtan unvanların kullanılması yasaklanmıştır. Bu düzenlemenin hayata geçirilmesindeki temel amaç ve doğrudan ilgili olduğu Atatürk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınıfsız ve imtiyazsız bir toplum yapısı oluşturmak - Halkçılık

Cevap

Toplumsal imtiyazların kaldırılarak eşitliğin sağlanması hedeflenmiştir ve bu durum Halkçılık ilkesinin temel gereğidir.
Doğru seçenek olan ifade, 19341934 yılında çıkarılan kanunun temel ruhunu yansıtır. Bey, Paşa gibi unvanlar Osmanlı toplumunda birer statü göstergesiydi. Bunların yasaklanması, her vatandaşın sadece isimleriyle tanınmasını sağlayarak bireyler arasında üstünlük kurulmasını engellemiş ve Türk toplumuna modern, eşitlikçi bir kimlik kazandırmıştır. Bu doğrudan Halkçılık ilkesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun içeriğini analiz etme
Kanun; bey, paşa, efendi (sivil) ve hacı, hoca (dini) gibi tüm hiyerarşik lakapları kapsamaktadır.
Bu kapsamlı yasak, amacın sadece dini değil, her türlü toplumsal ayrımı ortadan kaldırmak olduğunu gösterir.
2
İlke eşleştirmesi yapma
Toplumsal eşitlik, sınıfsız toplum ve ayrıcalıkların reddi kavramları Halkçılık ilkesiyle tanımlanır.
Atatürk'ün Halkçılık anlayışı, kanun önünde tam eşitliği ve imtiyazsız bir millet yapısını esas alır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Eşitlik ve Halkçılık
Tahmini Süre:50s
Soru 204Soru

Atatürkçü düşünce sisteminde, toplumsal gelişimin önündeki en büyük engel olarak görülen dogmatik kalıpların yıkılmasını sağlayan ve yapılan tüm inkılapların zamanla eskiyip durağanlaşmasını önleyerek onlara dinamizm katan temel bütünleyici ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akılcılık ve Bilimsellik

Cevap

Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, Atatürkçü düşüncenin dogmalardan arınmasını ve inkılapların dinamik kalmasını sağlayan temel bütünleyici ilkedir.
Akılcılık ve Bilimsellik ilkesi, Atatürkçü düşünce sisteminin 'en hakiki mürşit ilimdir' sözüyle de vurgulanan ana yöntemidir. Laiklik ilkesinin din ve devlet işlerini ayırmasının ötesinde, toplumsal yaşamı dogmalar yerine aklın rehberliğiyle düzenlemesini sağlar. Ayrıca İnkılapçılık ilkesinin durağan bir yapıya bürünmesini engelleyerek, değişen çağın şartlarına bilim yoluyla uyum sağlanmasına (dinamizm) olanak tanır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramların analizi
Dogmatik kalıpların yıkılması ve inkılaplara dinamizm kazandırılması kavramları belirlendi.
Atatürkçü düşüncenin 'nasıl' uygulandığını ve 'yöntemini' bulmak gerekir.
2
Kavramların bütünleyici ilkelerle eşleştirilmesi
Dinamizm unsurunun İnkılapçılık ile, dogmalarla mücadelenin ise Laiklik ile bağlantısı kuruldu.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin fikri altyapısını destekler.
3
En kapsayıcı ilkenin seçilmesi
Hem Laikliği dogmalardan arındıran hem de İnkılapçılığın güncel kalmasını sağlayan Akılcılık ve Bilimsellik ilkesine ulaşıldı.
Bilim ve akıl, durağanlığın panzehiri olan sürekli bir gelişim metodolojisidir.

Anahtar Kavram

Akılcılık ve Bilimsellik bütünleyici ilkesi, Atatürkçü düşüncenin metodolojik temelidir.

Daha Fazla Pratik

Laiklik ilkesi ile Akılcılık ve Bilimsellik arasındaki ilişkiyi pekiştirmek için 'Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılmasının gerekçelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 205Soru

Osmanlı Devleti’nde hukuk sistemi; şer’i ve örfi hukukun yanı sıra azınlıklara tanınan haklar ve kapitülasyonlar nedeniyle parçalı bir yapı arz etmekteydi. Bu durum, aynı ülkede yaşayan vatandaşların farklı hukuk kurallarına tabi olmasına yol açıyordu. 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile bu hukuksal çok başlılık sona erdirilmiştir.

Buna göre, Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesinin Türkiye Cumhuriyeti’ne sağladığı en temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Din ve mezhep farkı gözetmeksizin tüm vatandaşların aynı kanunlara tabi tutulmasıyla hukuk birliğinin sağlanması

Cevap

Türk Medeni Kanunu ile din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlar aynı kurallara tabi kılınmış ve hukuk birliği sağlanmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti'nden kalan ve farklı inanç grupları ile yabancılara ayrı ayrı hukuk kuralları uygulayan 'çok hukuklu' yapı sona ermiştir. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki tüm vatandaşların aynı kurallara tabi olduğu 'hukuk birliğini' sağlamış, aynı zamanda laik hukuk düzeninin en güçlü temeli olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı hukuk sistemindeki çok başlılığın analiz edilmesi
Şer'i, cemaat ve konsolosluk mahkemelerinin toplumda ayrışmaya ve karmaşaya neden olduğunun saptanması.
Sorunun temelinde yatan 'hukuk birliği' ihtiyacını anlamak için gereklidir.
2
1926 Türk Medeni Kanunu'nun temel amacının belirlenmesi
Dini hukuktan laik ve evrensel hukuka geçilerek teokratik yapının sosyal hayattan uzaklaştırıldığının fark edilmesi.
Reformun toplumsal etkisini değerlendirmek içindir.
3
Kazanımların sınıflandırılarak doğru sonucun bulunması
Tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğu, hukuk kurallarının herkes için standart hale geldiği 'hukuk birliği' sonucuna ulaşılması.
Milli devlet yapısının ve halkçılık ilkesinin en temel gereğini doğrulamak içindir.

Anahtar Kavram

Hukuk Birliği ve Toplumsal Eşitlik
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 206Soru

Misak-ı Milli'de yer alan;

I. Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamalar (kapitülasyonlar) kaldırılmalıdır.
II. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.

maddeleri, Atatürkçü düşünce sistemini tamamlayan aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangileriyle doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I: Milli Bağımsızlık - II: Milli Birlik ve Beraberlik

Cevap

Birinci öncülde belirtilen kapitülasyonların kaldırılması 'Milli Bağımsızlık', ikinci öncülde belirtilen vatanın bölünmezliği ise 'Milli Birlik ve Beraberlik' ilkesiyle ilişkilidir.
Kapitülasyonların reddedilmesi, devletin hiçbir dış güce bağımlı kalmadan mali ve siyasi kararlarını alabilmesini sağladığı için 'Milli Bağımsızlık' ilkesi kapsamına girer. Vatanın bir bütün olarak tanımlanması ve parçalanamayacağının belirtilmesi ise millet fertlerinin ortak bir kader ve vatan toprağı etrafında toplanmasını temsil ettiğinden 'Milli Birlik ve Beraberlik' ilkesiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki kapitülasyon vurgusunu analiz etmek.
Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik ve siyasi hürriyeti ifade eder.
Bir devletin dış müdahalelerden kurtulması doğrudan 'Milli Bağımsızlık' ile ilgilidir.
2
İkinci öncüldeki vatanın bütünlüğü vurgusunu analiz etmek.
Sınırların bir bütün olması toplumsal dayanışma ve toprak bütünlüğünü ifade eder.
Toprak ve gaye birliği 'Milli Birlik ve Beraberlik' bütünleyici ilkesinin temelidir.

Anahtar Kavram

Bütünleyici İlkeler
Soru 207Soru

Atatürk ilkelerinin dinamik bir yapıya sahip olmasını sağlayan ve bu ilkeleri tamamlayan bütünleyici ilkeler bulunmaktadır. Buna göre, Milliyetçilik ilkesinin bir gereği olarak ortaya çıkan, toplumun her türlü ayrımcılıktan uzak bir şekilde, ortak değerler etrafında kenetlenmesini öngören bütünleyici ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Birlik ve Beraberlik

Cevap

Milli Birlik ve Beraberlik
Milli Birlik ve Beraberlik ilkesi, Türk milletinin her türlü ayrımcılığı reddederek ortak bir kader ve amaç doğrultusunda birleşmesini ifade eder. Bu durum, Atatürk'ün Milliyetçilik anlayışının toplumsal barışı ve bütünlüğü sağlayan en önemli unsurudur.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tanımı analiz etme
Toplumun ayrımcılıktan uzak, ortak değerler etrafında kenetlenmesi ifadesi tespit edildi.
Sorunun hangi temel kavramı işaret ettiğini anlamak için anahtar kelimeler belirlenmelidir.
2
Temel ilke ile bütünleyici ilke arasındaki bağı kurma
Milliyetçilik ilkesinin toplumsal dayanışma boyutunun 'Milli Birlik ve Beraberlik' olduğu sonucuna varıldı.
Bütünleyici ilkeler, temel ilkelerin uygulama alanlarını ve toplumsal yansımalarını açıklar.

Anahtar Kavram

Milli Birlik ve Beraberlik (Bütünleyici İlkeler)

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ilkesi ile Milli Egemenlik arasındaki ilişkiyi inceleyen benzer sorular çözülebilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 208Soru

Atatürk döneminde uygulanan devletçilik modeli; liberalizmin bireyci anlayışıyla sosyalizmin kolektivist yapısı arasında Türkiye’nin o günkü özgün şartlarından doğmuş bir 'üçüncü yol' olarak nitelendirilebilir. Bu doğrultuda devlet, sadece sanayi tesisleri kurmakla kalmamış, aynı zamanda Sümerbank ve Etibank gibi kurumlar aracılığıyla bu yatırımların finansmanını ve teknik yönetimini de üstlenmiştir. Türk devletçiliğinin bu uygulama biçimi ve kurumsal yapısı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi devletçilik ilkesinin temel karakteristiğini en iyi yansıtır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke ihtiyaçlarından doğan, özel sektörü dışlamayan pragmatik ve karma bir ekonomik modeli esas almak

Cevap

Atatürk'ün devletçilik anlayışı, Türkiye'nin o dönemdeki sermaye yetersizliği ve teknik imkansızlıklar gibi özgün şartlarından doğan, özel sektörü yok saymayan, pragmatik ve karma bir ekonomik modeli esas almaktadır.
Türk devletçiliği, Türkiye'nin o dönemdeki ekonomik zorunluluklarından (sermaye ve teknik bilgi eksikliği) doğmuştur. Liberalizm (tam serbest piyasa) ve Sosyalizm (tam devlet mülkiyeti) arasında, her iki sistemin de Türkiye'ye uygun olmayan yönlerini eleyerek, devletin temel yatırımları yaptığı ama özel sektörün de varlığını sürdürdüğü 'Karma Ekonomi' modelini benimsemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kavramları (üçüncü yol, özgün şartlar, kurumlar aracılığıyla finansman) analiz etme.
Türk devletçiliğinin klasik liberalizm veya sosyalizmden farklı, kendine has bir yapıda olduğu tespit edildi.
Devletçilik ilkesinin ideolojik bir dayatmadan ziyade ihtiyaçtan doğduğunu anlamak için gereklidir.
2
Devletçilik ve özel teşebbüs arasındaki ilişkiyi değerlendirme.
Devletin sadece yatırımcı değil, aynı zamanda özel sektörü destekleyici ve dengeleyici bir rol üstlendiği görüldü.
Devletçiliğin 'karma ekonomi' karakteristiğini belirlemek için önemlidir.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında karşılaştırma.
Ülke ihtiyaçlarına dayalı, pragmatik ve karma yapıyı ifade eden seçeneğin en doğru tanım olduğu sonucuna varıldı.
Yanlış ideolojik yorumları (sosyalizm/komünizm gibi) eleyerek doğru sonuca ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Karma Ekonomi ve Pragmatizm

İpuçları

1
Devletçiliğin 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası neden hız kazandığını düşünün.
2
Bu ilkenin özel sektörü yok etmek mi yoksa onun yetersiz kaldığı yerde tamamlayıcı olmak mı istediğine odaklanın.
3
Karma ekonomi terimi, devlet ile özel sektörün iş birliğini ifade eder; bu bilgi sizi doğru cevaba götürecektir.

Daha Fazla Pratik

1933 yılında hazırlanan I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın devletçilik ilkesiyle olan ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 209Soru

11 Kasım 19221922 tarihinde saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı Devleti resmen sona ermiş; ancak bu durum, yeni kurulan devletin rejiminin adı ve devlet başkanlığı makamı gibi konularda bir belirsizlik ortaya çıkarmıştır. 19231923 yılı sonbaharında yaşanan hükümet bunalımı ile iyice belirginleşen bu siyasi boşluğu doldurarak devletin yönetim şeklini ve başkanını yasal bir statüye kavuşturan inkılap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet'in ilan edilmesi

Cevap

Cumhuriyet'in ilan edilmesi, saltanatın kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devlet başkanlığı ve rejim belirsizliği sorunlarını çözüme kavuşturmuştur.
Cumhuriyet'in ilan edilmesi, 11 Kasım 19221922'de saltanatın kaldırılmasıyla ortaya çıkan 'devletin adı nedir?', 'devletin rejimi nedir?' ve 'devlet başkanı kimdir?' sorularına anayasal cevaplar getirmiş ve meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilmesini sağlayarak hükümet bunalımını bitirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırılmasının sonuçlarını analiz etmek
Saltanatın kaldırılmasıyla devlet başkanı sorunu ve rejim tartışmaları doğmuştur.
Monarşinin sona ermesi, yerine gelecek sistemin yasal olarak tanımlanmasını gerektirmiştir.
2
1923 sonbaharındaki hükümet bunalımının etkisini değerlendirmek
Meclis hükümeti sisteminin tıkanması, kabine sistemine geçişi zorunlu kılmıştır.
Yürütme organının daha hızlı çalışabilmesi için rejim değişikliğine ihtiyaç duyulmuştur.
3
Yapılan inkılapların amacını karşılaştırmak
Cumhuriyet'in ilanı ile devletin adı, rejimi ve başkanı (Cumhurbaşkanı) netleşmiştir.
Cumhuriyet ilanı, saltanatın kaldırılmasıyla başlayan siyasi dönüşümün hukuki tamamlayıcısıdır.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ilkesi doğrultusunda devlet rejiminin ve başkanlık makamının yasal statüye kavuşturulması.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyet'in ilanıyla beraber meclis hükümeti sisteminden kabine sistemine geçilmesinin yürütme erki üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 210Soru

Yeni Türk Devleti’nde 2929 Ekim 19231923 tarihinde Cumhuriyet’in ilan edilmesine giden süreçte yaşanan ve siyasi tarihe "Ekim Bunalımı" olarak geçen hükümet krizinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis hükümeti sisteminde icra vekillerinin meclis tarafından tek tek seçilmesinin hükümet kurulmasını zorlaştırması

Cevap

Ekim Bunalımı'nın temel nedeni, meclis hükümeti sisteminde bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesinin yarattığı yürütme kilitlenmesidir.
Ekim Bunalımı, Birinci ve İkinci TBMM dönemlerinde uygulanan meclis hükümeti sisteminin bir sonucudur. Bu sistemde bakanlar meclis tarafından tek tek seçildiği için uyumlu bir ekip kurmak zorlaşmış ve hükümet istifa ettiğinde yenisi oluşturulamamıştır. Bu durum, Cumhuriyet'in ilan edilerek kabine sistemine (Başbakan'ın bakanlarını seçtiği sistem) geçilmesinin en önemli teknik gerekçesini oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin hükümet sistemini analiz etme
19211921 Anayasası uyarınca uygulanan Meclis Hükümeti Sistemi'nde, Bakanlar Kurulu'nun (İcra Vekilleri Heyeti) her bir üyesinin meclis genel kurulu tarafından oylanarak seçildiği belirlenir.
Hükümet krizinin kaynağını anlamak için mevcut anayasal sistemin çalışma mekanizmasını bilmek gerekir.
2
Ekim Bunalımı'nın teknik sebebini belirleme
Ali Fethi Okyar Bey'in istifasından sonra yeni bir hükümetin kurulamaması, sistemin artık işleyemediğini (yürütmenin tıkandığını) göstermiştir.
Meclis içindeki farklı grupların her bir bakan için uzlaşamaması, devletin yönetilemez hale gelmesine neden olmuştur.
3
Siyasi çözümü değerlendirme
Bu krizi aşmak ve yürütmeyi güçlendirmek için Cumhuriyet ilan edilmiş ve "Kabine Sistemi"ne geçilmiştir.
Cumhuriyet'in ilanı sadece bir rejim değişikliği değil, aynı zamanda idari bir tıkanıklığın çözümüdür.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi'nden Kabine Sistemi'ne geçiş
Tahmini Süre:55s
Soru 211Soru

Atatürk milliyetçiliği; Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kurulması gibi kültürel adımların yanı sıra, iktisadi alanda da tam bağımsızlığı ve milli kaynakların korunmasını esas almıştır. Bu doğrultuda, yabancı devletlerin deniz ticareti üzerindeki imtiyazlarına son verilmesi ve Türk denizlerindeki egemenlik haklarının korunması hedeflenmiştir.

Buna göre, 11 Temmuz 19261926 tarihinde kabul edilen ve Türk karasularında yük ve yolcu taşıma hakkını yalnızca Türk gemilerine ve vatandaşlarına tanıyan düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu

Cevap

Kabotaj Kanunu, Türk denizlerindeki ekonomik egemenliği ve milli bağımsızlığı pekiştiren bir düzenlemedir.
Kabotaj Kanunu, Türk denizlerinde gemi işletme ve ticaret yapma hakkını yabancılardan alarak Türk vatandaşlarına devretmiştir. Bu durum, milliyetçilik ilkesinin vazgeçilmez bir unsuru olan 'ekonomik tam bağımsızlık' ve 'milli kaynaklara sahip çıkma' prensipleriyle doğrudan örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları belirleme
"Ekonomik bağımsızlık", "denizlerdeki egemenlik hakları" ve "Türk karasuları" kavramları öne çıkmaktadır.
Milliyetçilik ilkesinin ekonomik ve ticari boyutu, özellikle denizlerdeki hakların millileştirilmesi üzerinden test edilmektedir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların temel ilkelerini karşılaştırma
Aşar Vergisi, Soyadı Kanunu ve Medeni Kanun gibi gelişmeler öncelikle halkçılık ilkesiyle ilişkilidir; Kabotaj Kanunu ise doğrudan milli bağımsızlık vurgusu taşır.
İnkılapların hangi amaçla yapıldığını bilmek, doğru ilkeyle eşleştirmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

İktisadi Milliyetçilik ve Kabotaj Hakkı

Daha Fazla Pratik

Milliyetçilik ilkesinin kültürel boyutunu pekiştirmek için Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kuruluş amaçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 212Soru

Atatürk’ün Cumhuriyetçilik ilkesi; egemenliğin kaynağını şahıs, aile veya zümrelerden alarak doğrudan millete devretmeyi ve bu iradenin seçimler yoluyla temsil edilmesini esas alır. Bu bağlamda, yeni Türk devletinde milli iradenin önündeki 'çift başlılık' sorununu ortadan kaldırarak halk iradesini tek otorite haline getiren temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması
Saltanatın kaldırılması, yönetimdeki şahıs egemenliğini (monarşiyi) sona erdirerek milli egemenliğin önündeki en büyük hukuki ve siyasi engeli ortadan kaldırmıştır. Bu gelişme, TBMM'yi devlet yönetimindeki tek meşru otorite haline getirerek Cumhuriyetçilik ilkesinin tam anlamıyla uygulanmasına ve Cumhuriyet'in ilanına zemin hazırlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin 'milli irade' ve 'kişi egemenliğine son verme' hedefleri analiz edilir.
Bu hedeflerin siyasi alanda bir otorite değişikliği gerektirdiği saptanır.
Cumhuriyetçilik, egemenliğin kaynağını bir kişiden alıp halka vermeyi amaçlar.
2
Seçeneklerdeki inkılapların siyasi otorite yapısı üzerindeki etkileri değerlendirilir.
Saltanatın kaldırılmasının, monarşik yapıyı sonlandıran temel adım olduğu görülür.
Saltanat varken milli iradenin tam tecelli etmesi 'çift başlılık' nedeniyle mümkün değildir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçilik ve Milli Egemenlik

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ilkesinin diğer bütünleyici adımları olan Halifeliğin kaldırılması ve çok partili hayata geçiş denemelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 213Soru

Atatürk döneminde gerçekleştirilen inkılaplarla toplumsal barışı sağlamak, yasalar önünde tam eşitliği gerçekleştirmek ve hiçbir kişiye veya gruba ayrıcalık tanımamak amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda yapılan çalışmalar doğrudan 'Halkçılık' ilkesi ile bağdaştırılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan halkçılık ilkesine yönelik bir uygulama olduğu söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılarak özel teşebbüsün yatırımlarının desteklenmesi

Cevap

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılması ekonomik bir teşvik olup devletçilik ilkesi kapsamında değerlendirilir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, özel sektörün sanayi yatırımlarını güçlendirmek için çıkarılmış bir düzenlemedir. Bu tür ekonomik kalkınma hamleleri ve devletin ekonomiye müdahalesi doğrudan devletçilik ilkesi bağlamında değerlendirilir. Halkçılık ise toplumda sınıf ve zümre ayrımını reddeden, sosyal adaleti ve yasalar önünde eşitliği savunan bir ilkedir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını belirle.
Halkçılık; eşitlik, sosyal adalet, imtiyazsız toplum ve halk yararı kavramlarını içerir.
Sorunun hangi kavramsal çerçeveye dayandığını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılapları toplumsal eşitlik ve halk yararı açısından analiz et.
Aşar vergisi, Soyadı Kanunu, Medeni Kanun ve siyasi haklar doğrudan eşitlik ve halk yararı odaklıdır.
Halkçılıkla doğrudan örtüşen uygulamaları ayırt etmek için gereklidir.
3
Ekonomik nitelikli düzenlemeleri diğer ilkelerle karşılaştır.
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun sanayileşme ve özel sektör odaklı bir ekonomi politikası (devletçilik) olduğu görülür.
Kavramsal ayrımı yaparak doğru cevaba ulaşmak için uygulanır.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesinin toplumsal eşitlik ve imtiyazsızlık vurgusu ile diğer ilkelerden ayrımı.
Tahmini Süre:45s
Soru 214Soru

Atatürk Dönemi'nde, modern bilimin gereklerine uygun bir yükseköğretim sistemi kurmak amacıyla İsviçreli bilim insanı Albert Malche'nin hazırladığı rapor doğrultusunda, 1933 yılında gerçekleştirilen inkılap hareketi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Darülfünun'un kapatılarak İstanbul Üniversitesinin kurulması

Cevap

Darülfünun'un kapatılarak İstanbul Üniversitesinin kurulması
Darülfünun'un kapatılarak İstanbul Üniversitesinin kurulması, Albert Malche'nin raporu doğrultusunda 1933 yılında gerçekleştirilen ve Türkiye'de modern üniversite hayatının başlangıcı kabul edilen adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Reform ihtiyacının ve aktörün belirlenmesi
Albert Malche'nin yükseköğretim incelemesi için davet edilmesi
Darülfünun'un bilimsel yetersizliği ve reform ihtiyacı.
2
Raporun uygulanması ve kurum değişikliği
Darülfünun'un lağvedilip İstanbul Üniversitesinin kurulması
Çağdaş ve laik bir üniversite yapısına geçişi sağlamak.

Anahtar Kavram

1933 Üniversite Reformu

Daha Fazla Pratik

Albert Malche raporu sonrası üniversiteye kazandırılan yabancı bilim insanlarının (özellikle Almanya'dan gelenler) Türk yükseköğretimine katkılarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 215Soru

Yeni Türk Devleti’nde millî egemenliği kurumsallaştırmak amacıyla gerçekleştirilen;

I. Saltanatın kaldırılması (1922)
II. Cumhuriyet’in ilanı (1923)
III. Halifeliğin kaldırılması (1924)

gelişmelerinin bu kronolojik sıra ile gerçekleştirilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal ve siyasi şartların olgunlaşmasına paralel olarak aşamalı bir yöntem izlenmesi

Cevap

Toplumsal ve siyasi şartların olgunlaşmasına paralel olarak aşamalı bir yöntem izlenmesi
Yeni Türk Devleti'nde gerçekleştirilen siyasi reformlar, toplumsal tepkiyi minimize etmek ve değişimin temellerini sağlam atmak amacıyla belirli bir stratejik takvimle yapılmıştır. Önce saltanatın kaldırılmasıyla millî egemenliğin önündeki en büyük yapısal engel kaldırılmış, ardından Cumhuriyet ilan edilerek devletin adı ve yönetim şekli netleştirilmiş, en sonunda ise halifeliğin kaldırılmasıyla laiklik ve cumhuriyet rejimi güvence altına alınmıştır. Bu süreç 'şartların olgunlaşması' ve 'aşamalı yöntem' prensipleriyle doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Verilen inkılapların tarihsel ve mantıksal bağını analiz et.
Saltanat (kişisel egemenlik), Cumhuriyet (devlet rejimi) ve Halifelik (laikleşme) konularının birbirini tamamlayan bir zincir olduğu görülür.
Siyasi inkılapların ortak hedefi olan millî egemenlik yolundaki engellerin sırasını belirlemek gerekir.
2
Kronolojik sıralamanın neden 'aşama aşama' yapıldığını değerlendir.
Toplumun her bir büyük değişimi kabullenmesi için zaman tanındığı ve direnç noktalarının sırayla bertaraf edildiği sonucuna varılır.
Atatürk'ün stratejik liderlik anlayışındaki 'zamanlama' ve 'hazırlık' unsurları bu sıralamanın temelidir.
3
Seçenekler arasından bu pedagojik ve siyasi yöntemi en iyi tanımlayan ifadeyi seç.
Aşamalı yöntem ve şartların olgunlaşması ifadesi bu stratejiyi tam olarak karşılar.
Halkın desteğini kaybetmeden rejim değişikliğini kalıcı kılmak için izlenen rasyonel yol budur.

Anahtar Kavram

İnkılaplarda Aşamalı Yöntem (Kademeli Değişim)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 216Soru

Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi; Türk toplumunun birlik ve beraberliğini sağlamayı, milli bağımsızlığı korumayı ve Türk kültürünü yüceltmeyi esas alır. Buna göre, Cumhuriyet Dönemi’nde gerçekleştirilen aşağıdaki inkılaplardan hangisinin doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilgili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi, Türk denizlerinde ticaret ve ulaşım haklarını millileştirdiği için doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilgilidir.
Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926), Türk karasularında gemi işletme ve ticaret yapma hakkını yalnızca Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına tanımıştır. Bu durum, denizlerdeki ekonomik bağımsızlığımızı tescillediği ve milli bir hak sağladığı için doğrudan milliyetçilik ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Milliyetçilik ilkesinin anahtar kavramlarını belirle.
Bağımsızlık, milli ekonomi, Türk kültürü, milli birlik.
Soruda istenen 'doğrudan ilgi' bağını kurabilmek için ilkenin kapsamını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hangi amaçla yapıldığını analiz et.
Kabotaj Kanunu denizlerdeki yabancı ayrıcalıklarını sonlandırarak egemenlik haklarını Türklere vermiştir.
Her inkılabın birincil dereceden ilgili olduğu bir Atatürk ilkesi mevcuttur.
3
Elde edilen veriyi milliyetçilikle eşleştir.
Denizlerdeki milli bağımsızlık vurgusu milliyetçilikle doğrudan örtüşür.
Kabotaj Kanunu, ekonomik milliyetçiliğin en somut adımlarından biridir.

Anahtar Kavram

Ekonomik Bağımsızlık ve Milliyetçilik

İpuçları

1
Hangi inkılap Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını denizlerde sağlamıştır?
2
Milli kültür, milli ekonomi ve bağımsızlık kavramları milliyetçiliğin temel taşlarıdır.
3
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanan olay, Türk denizlerini millileştirmiştir.

Daha Fazla Pratik

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kurulmasının milliyetçilik ilkesiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 217Soru

Atatürk'ün Cumhuriyetçilik ilkesi; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, toplumun kendi geleceği hakkında karar verme yetkisini elinde bulundurduğu bir yönetim anlayışıdır. Bu doğrultuda, Millî Mücadele döneminde TBMM tarafından kabul edilen 'Meclisin üzerinde hiçbir güç yoktur.' kararı, Türk siyasi hayatında aşağıdaki değişimlerden hangisinin en önemli habercisi niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisinin kaynağının şahıstan millete geçeceğinin

Cevap

Yönetim yetkisinin kaynağının şahıstan millete geçeceğinin
23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılması ve ardından kabul edilen 'Meclis üzerinde hiçbir güç yoktur.' kararı, egemenliğin artık padişahtan alınarak milletin temsilcilerine geçtiğini ifade eder. Bu durum, Cumhuriyetçilik ilkesinin en temel dayanağı olan halkın kendi kendini yönetmesi sürecinin başlangıcıdır ve mutlak monarşinin (saltanatın) reddedildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeyi analiz et.
'Meclisin üzerinde hiçbir güç yoktur.' ifadesi, meclis dışındaki tüm otoritelerin (Padişahlık, Saltanat vb.) reddedildiğini gösterir.
Cumhuriyetçilik ilkesinin temelinde egemenliğin bir kişiye değil, halkın temsilcilerine ait olması yatar.
2
Kararın siyasi sonucunu belirle.
Hukuki ve siyasi yetkinin kaynağı değişerek 'milli egemenlik' esasına dayalı yeni bir rejim (Cumhuriyet) hedeflenmiştir.
Meclis üstünlüğü ilkesi, monarşik yapının yerine ulus iradesinin geçtiğinin resmi beyanıdır.

Anahtar Kavram

Millî Egemenlik
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 218Soru

Atatürk milliyetçiliği; 19.19. yüzyıl Avrupa'sında yaygın olan ve milleti biyolojik bir birleşme veya ırk üstünlüğü olarak gören "objektif millet" anlayışının aksine; ortak bir tarih, dil, kültür ve birlikte yaşama arzusuna dayanan "sübjektif millet" anlayışını esas almaktadır.

Buna göre, Atatürk milliyetçiliğinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi, bu "sübjektif ve birleştirici" yapısının en temel göstergesi olarak kabul edilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk kimliğini etnik kökene değil, anayasal vatandaşlık bağına ve ortak kadere dayandırması

Cevap

Türk kimliğinin etnik kökene değil, anayasal vatandaşlık bağına ve ortak kadere dayandırılması
Atatürk milliyetçiliği, bireyleri etnik kökenlerine göre ayırmak yerine, kendini Türk hisseden ve Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk kabul eder. Bu yaklaşım, milleti kan bağına dayalı 'objektif' bir yapıdan çıkarıp, ortak ideal ve hukuk birliğine dayalı 'sübjektif' bir yapıya kavuşturur. Bu nedenle anayasal vatandaşlık bağı bu ilkenin en temel göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Sorudaki 'objektif' ve 'sübjektif' millet tanımları arasındaki fark belirlenir.
Atatürk milliyetçiliğinin ırkçılığı neden reddettiğini anlamak için tanımın temeline inmek gerekir.
2
Tanım Uygulaması
Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözüyle de vurguladığı gibi, Türklüğün bir 'his' ve 'bağ' meselesi olduğu saptanır.
Vatandaşlık bağı, biyolojik kökenin önüne geçerek toplumda birleştirici bir unsur olur.
3
Çelişki Kontrolü
Irkçı veya teokratik modellerin neden dışlandığı analiz edilir.
Anayasal vatandaşlık, din ve ırk farkı gözetmeksizin herkesi kapsadığı için sübjektif millet anlayışının en somut kanıtıdır.

Anahtar Kavram

Sübjektif Millet Anlayışı ve Anayasal Vatandaşlık

İpuçları

1
Irkçı bir milliyetçilikte milletin üyesi olmak için belirli bir soydan gelmek gerekirken, Atatürk milliyetçiliğinde neye ihtiyaç vardır?
2
Atatürk'ün 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir' sözündeki 'halk' ve 'vatandaşlık' vurgusunu düşünün.
3
Sübjektif millet anlayışı; kan bağı (biyolojik) yerine, ruhsal ve hukuki bir bağı (vatandaşlık) savunur.

Daha Fazla Pratik

Atatürk milliyetçiliğinin 'laiklik' ve 'halkçılık' ilkeleriyle olan bağını güçlendirmek için 1924 Anayasası'ndaki vatandaşlık maddelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 219Soru

Milli Mücadele'yi sevk ve idare eden Birinci TBMM'nin ardından, 1111 Ağustos 19231923 tarihinde çalışmalarına başlayan İkinci TBMM; Lozan Antlaşması'nın onaylanması ve Cumhuriyet'in ilanı gibi temel siyasi inkılapları gerçekleştirmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi İkinci TBMM dönemi (19231923-19271927) gelişmeleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılmasıyla milli egemenliğin önündeki engelin aşılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması, Birinci TBMM tarafından 11 Kasım 19221922 tarihinde gerçekleştirilmiştir; bu nedenle İkinci TBMM dönemi (19231923-19271927) faaliyetlerinden biri değildir.
Saltanatın kaldırılması 11 Kasım 19221922 tarihinde, Milli Mücadele'yi yürüten Birinci TBMM tarafından gerçekleştirilmiştir. İkinci TBMM ise Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasından sonra, 1111 Ağustos 19231923 tarihinde göreve başlamıştır. Dolayısıyla Saltanatın kaldırılması İkinci TBMM dönemine değil, Birinci TBMM dönemine ait bir gelişmedir.

Adım Adım Çözüm

1
Meclis dönemlerinin tarihlerini belirleme
Birinci TBMM Nisan 19201920 - Ağustos 19231923; İkinci TBMM Ağustos 19231923 - 19271927 arasını kapsar.
Soru, gelişmeleri meclis dönemlerine göre sınıflandırmayı gerektirmektedir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların tarihlerini analiz etme
Ankara'nın başkent olması (19231923), Cumhuriyet (19231923), Halifelik (19241924) ve Anayasa (19241924) tarihlerine bakıldığında İkinci TBMM dönemiyle uyumludur.
İnkılapların kronolojik sırasını bilmek, hangi meclis dönemine ait olduklarını bulmayı sağlar.
3
İstisna olan inkılabı tespit etme
Saltanatın kaldırılması 11 Kasım 19221922 tarihinde gerçekleşmiştir.
Bu tarih, İkinci TBMM'nin açılışından (1111 Ağustos 19231923) öncedir ve Birinci TBMM dönemine aittir.

Anahtar Kavram

Meclis Dönemleri ve Siyasi İnkılap Kronolojisi
Tahmini Süre:50s
Soru 220Soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen liberal bir ekonomi modeli benimsenmesine rağmen, 1930'lu yıllardan itibaren 'Devletçilik' ilkesi temel bir zorunluluk olarak hayata geçirilmiştir.

Bu politika değişikliğinde;
I. Özel sektörün elinde yeterli sermaye ve teknik birikimin bulunmaması,
II. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri,
III. 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan beklenen sonucun alınamaması

durumlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I, II ve III

Cevap

Özel sektördeki sermaye yetersizliği, 1929 krizi ve Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığı nedenlerinin tamamı devletçilik ilkesinin uygulanmasında etkili olmuştur.
Verilen öncüllerin tamamı 1930’lu yıllarda Devletçilik modeline geçişin ana sütunlarını oluşturur. Özel sektörün büyük yatırımlar için sermayesinin olmaması yapısal bir sorun, 1929 bunalımı konjonktürel bir tetikleyici, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun beklenen verimi verememesi ise uygulanan liberal modelin yetersiz kaldığının kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyet'in ilk on yılındaki ekonomik denemeleri analiz etmek.
1923-1930 arası dönemde özel girişimi canlandırmak için İzmir İktisat Kongresi kararları ve Teşvik-i Sanayi Kanunu uygulanmıştır.
Devletçiliğe geçişin bir tercih mi yoksa zorunluluk mu olduğunu belirlemek için başlangıçtaki modelin sonucunu bilmek gerekir.
2
Dışsal faktörleri değerlendirmek.
1929'da ABD'de başlayan krizin Türkiye gibi tarım ihraç eden ülkelerin ekonomisini sarsması, devleti korumacı politikalara itmiştir.
Küresel krizin yerel iktisadi kararlar üzerindeki etkisini saptamak önemlidir.
3
İçsel yetersizlikleri ve yasal sonuçları gözden geçirmek.
Halkın elinde büyük sanayi yatırımları için sermaye olmaması ve teşvik yasasına rağmen fabrikaların kurulamaması devletin bizzat yatırımcı olmasına yol açmıştır.
Devletin ekonomi yönetiminde neden 'başrol' üstlendiğini anlamak için bu başarısızlıklar kritiktir.

Anahtar Kavram

Atatürk'ün Devletçilik ilkesinin uygulama gerekçeleri

İpuçları

1
Türkiye'nin 1930'larda devletçi modele geçişinde hem yerel hem de uluslararası faktörlerin birleştiğini düşünün.
2
1923-1930 arası dönemin neden 'liberal dönem' olarak adlandırıldığını ve bu dönemin neden kapandığını hatırlayın.
3
Devletçilik ilkesinin doğuşunda temel etkenin 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve özel sektörün sanayileşmeyi gerçekleştirememesi olduğunu göz önünde bulundurun.

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesinin bir sonucu olarak kurulan Sümerbank ve Etibank gibi kuruluşların işlevlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 11 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 11 | Examkin