Atatürk İlke ve İnkılapları

688 soru

Soru 41Soru →

11 Kasım 19221922 tarihinde saltanatın kaldırılmasına rağmen, hilafet makamına dokunulmamış ve bu kurumun bir süre daha varlığını sürdürmesine izin verilmiştir.

Buna göre;
II. Kamuoyunun henüz bu düzeyde köklü bir değişikliğe hazır olmaması,
IIII. Lozan Barış Konferansı sürecinde İslam dünyasının desteğinin muhafaza edilmek istenmesi,
IIIIII. Cumhuriyet rejimine geçiş sürecinin tüm siyasi kurumlarıyla tamamlanmış olması

durumlarından hangilerinin, hilafetin bir süre daha muhafaza edilme gerekçeleri arasında yer aldığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IIII

Cevap

Saltanatın kaldırılması ile hilafetin bir süre daha korunmasında, halkın köklü bir değişime hazır olmaması ve Lozan süreci gibi kritik bir dönemde İslam dünyasının birliğinin korunmak istenmesi (I ve II) etkili olmuştur.
Saltanatın kaldırılmasına rağmen hilafetin muhafaza edilmesinde temel etken, toplumsal yapının henüz bu çapta büyük bir laikleşme adımına hazır olmaması ve Lozan Konferansı öncesinde/sırasında dış dünyada (özellikle İslam dünyasında) Türkiye'nin elini zayıflatacak bir bölünme görüntüsünden kaçınılmasıdır. Bu durum, Atatürk'ün inkılapları aşamalı bir plan dahilinde yürütme stratejisinin bir parçasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Saltanatın kaldırıldığı tarihteki (11 Kasım 19221922) siyasi atmosferi analiz etme.
Milli Mücadele'nin askeri safhası bitmiş ancak diplomatik ve rejim inşası süreci devam etmektedir.
Kararın hangi şartlar altında alındığını anlamak için gereklidir.
2
Hilafetin neden hemen kaldırılmadığına dair sosyal ve dış politik nedenleri değerlendirme.
Halkın dini hassasiyetleri ve Lozan görüşmeleri sırasında İslam dünyasının desteğine ihtiyaç duyulması ön plana çıkmaktadır.
İnkılapların aşamalı ve stratejik yapısını kavramak için önemlidir.
3
Üçüncü öncülde yer alan rejim değişikliği bilgisini kronolojik olarak kontrol etme.
Cumhuriyet henüz ilan edilmediği için sürecin tamamlandığı yargısının yanlış olduğu saptanır.
Hatalı çıkarımları eleyerek doğru sonuca ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İnkılapların Kademeli Gerçekleştirilmesi ve Siyasi Strateji

Daha Fazla Pratik

Saltanatın kaldırılmasının Lozan görüşmelerinde Türk tarafına sağladığı avantajları ve 'iki başlılık' sorununu nasıl çözdüğünü araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 42Soru →

Türk İnkılabı sürecinde laiklik, yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılmasını değil, aynı zamanda toplumun ihtiyaçlarını karşılayan hukuk kurallarının da dini referanslar yerine akıl ve bilimin rehberliğinde düzenlenmesini ifade eder. Bu doğrultuda 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile hukuk sisteminde sağlanan en temel değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dini esaslara dayanan Mecelle'nin yerine, çağdaş ve laik hukuk kurallarının kabul edilmesi

Cevap

Dini esaslara dayanan Mecelle'nin yerine, çağdaş ve laik hukuk kurallarının kabul edilmesi
Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ile Osmanlı Devleti'nin dini temelli medeni kanunu olan Mecelle yürürlükten kaldırılmıştır. Hukuk kurallarının dini referanslar yerine modern ve akılcı bir temele oturtulması, laiklik ilkesinin hukuk alanındaki en somut ve belirgin uygulamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda istenen kavramın analiz edilmesi
Laiklik ilkesinin hukuk sistemindeki (Medeni Kanun özelinde) en temel yansıması sorulmaktadır.
Laiklik, hukukun kaynağının dini dogmalar yerine akıl ve bilim olmasıdır.
2
Eski hukuk sistemi ile yeni sistemin karşılaştırılması
Osmanlı Devleti'nde medeni hukuk alanı dini kurallara (Mecelle) göre düzenlenirken, 1926'da bu durum değişmiştir.
Mecelle'nin yürürlükten kaldırılması, hukuk sisteminin laikleşmesindeki en büyük adımdır.
3
Seçeneklerin elenmesi
Diğer seçeneklerdeki inkılapların ya tarihi (siyasi haklar, soyadı kanunu) ya da alanı (eğitim, ekonomi) Medeni Kanun ile uyuşmamaktadır.
Doğru eşleştirme için inkılabın hem amacının hem de içeriğinin bilinmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Hukuk Sisteminin Laikleşmesi ve Mecelle'nin Kaldırılması

İpuçları

1
Osmanlı'da medeni hukuk kurallarını içeren dini metnin adını hatırlayın.
2
Laiklik, hukukun dayanağının değişmesini (din yerine akıl) gerektirir.

Daha Fazla Pratik

1924, 1928 ve 1937 yıllarındaki Anayasa değişikliklerinin laiklik ilkesiyle bağlantısını inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru →

Atatürk’ün Cumhuriyetçilik ilkesi; egemenliğin tek bir kişiye, bir aileye veya zümreye ait olmasını reddederek, yönetme yetkisinin kaynağını doğrudan millete dayandırır. Bu doğrultuda yapılan inkılaplar, halkın kendi kendini yönetmesini ve milli iradenin tam olarak tecelli etmesini hedefler.

Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisi Türkiye Büyük Millet Meclisinin otoritesini pekiştirerek kişisel egemenliğe son vermiş ve Cumhuriyet'in ilan edilmesine giden süreci doğrudan hızlandırmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saltanatın kaldırılması

Cevap

Saltanatın kaldırılması
Saltanatın kaldırılması, yönetim yetkisinin babadan oğula geçmesine ve tek kişi otoritesine son verdiği için doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesiyle ilgilidir. Bu gelişme ile egemenlik hakkı tamamen millete geçmiş, TBMM'nin gücü pekişmiş ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesinin önündeki en büyük siyasi engel ortadan kalkmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin temel kavramlarını analiz etmek
Milli egemenlik, milli irade ve halkın yönetime katılması kavramları belirlenir.
Sorudaki öncül ile seçenekler arasındaki bağı kurmak için Cumhuriyetçilik ilkesinin neyi temsil ettiği bilinmelidir.
2
Kişisel egemenliğe son veren gelişmeyi tespit etmek
Saltanatın kaldırılmasıyla tek kişinin (padişahın) yönetme yetkisinin sona erdiği görülür.
Cumhuriyetçilik ilkesinin hayata geçmesi için öncelikle kişisel otorite engelinin aşılması gerekir.
3
Seçenekler arasından milli iradeyi doğrudan kurumsallaştıran adımı seçmek
Saltanatın kaldırılması, TBMM'yi devletin tek meşru temsilcisi haline getirmiştir.
Milli egemenliğin önündeki en büyük siyasi engel olan saltanatın son bulması, doğrudan Cumhuriyet'e giden yolu açmıştır.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Kişisel Egemenliğin Sona Ermesi
Tahmini Süre:50s
Soru 44Soru →

Türk İnkılabı'nın temelini oluşturan İnkılapçılık ilkesi; bir taraftan toplumu geri bırakmış, işlevselliğini yitirmiş kurumların ortadan kaldırılmasını ifade ederken diğer taraftan bu kurumların yerine çağdaş, akılcı ve bilimsel temelli bir düzenin kurulmasını ve bu düzenin sürekli yenilenmesini öngörür. Buna göre İnkılapçılık ilkesinin aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olduğu vurgulanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem yıkıcı hem de yapıcı yönleri olan dinamik bir süreci kapsama

Cevap

İnkılapçılık ilkesi hem eskimiş olanı ortadan kaldıran yıkıcı, hem de yeniyi inşa eden ve sürekli geliştiren yapıcı bir karaktere sahiptir.
Doğru cevap olan ifade, metindeki iki temel vurguyu da karşılamaktadır: Eskimiş kurumların kaldırılması inkılapçılığın 'yıkıcı' (eskiyi tasfiye eden) yönünü, yerlerine modern olanın getirilmesi ve bunun sürekli kılınması ise 'yapıcı' ve 'dinamik' yönünü ortaya koyar. Bu çift taraflı süreç, Türk İnkılabı'nın durağanlaşmasını önleyen temel unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki kavramları analiz etme
'Ortadan kaldırma' ve 'kurma/yenilenme' ifadeleri tespit edildi.
Sorunun vurguladığı iki temel aşamayı belirlemek için.
2
Kavramları İnkılapçılık özellikleriyle eşleştirme
Ortadan kaldırma tasfiyeyi (yıkıcı yön), kurma ve yenileme ise dinamizmi (yapıcı yön) temsil eder.
İnkılapçılığın sadece değişim değil, köklü bir dönüşüm süreci olduğunu anlamak için.
3
Seçenekleri değerlendirme
İnkılapçılığın bu çift yönlü doğasını en iyi yansıtan ifadenin olduğu seçenek belirlendi.
Doğru sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

İnkılapçılığın Dinamik ve Köklü Doğası

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin diğer tüm ilkelerin 'dinamik kalmasını' nasıl sağladığını araştırınız.

Alternatif Yöntem

İnkılapçılık ilkesini bir motor (dinamizm sağlayan) ve bir temizlikçi (eskimiş olanı atan) olarak kodlamak sorunun çözümünü kolaylaştırır.
Tahmini Süre:50s
Soru 45Soru →

Osmanlı Devleti'nde Müslümanların davalarına Şer'iyye mahkemelerinde, azınlıkların davalarına kendi cemaat mahkemelerinde, yabancıların davalarına ise kapitülasyonlarla kurulan mahkemelerde bakılması, modern devlet anlayışıyla bağdaşmayan çok hukuklu bir yapı oluşturmuştur. Cumhuriyet Dönemi'nde bu çok başlılığı sona erdirmek, yargı birliğini tesis etmek ve hukuk sistemini bütünüyle laik bir yapıya kavuşturmak amacıyla atılan temel adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şer'iyye mahkemelerinin kapatılması

Cevap

Hukuk birliğini ve yargıda laikleşmeyi sağlayan temel adım Şer'iyye mahkemelerinin kapatılmasıdır.
Şer'iyye mahkemelerinin kapatılması, dini kurallara göre işleyen yargı mekanizmasına son vererek yargı birliğini sağlamış ve hukuk sistemini laik bir temele oturtmuştur. Bu adım, devletin yargı gücünün dini otoritelerden bağımsızlaşması anlamına geldiği için doğrudan laiklik ilkesi kapsamındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Durum Analizi
Osmanlı Devleti'ndeki Şer'iyye, cemaat ve konsolosluk mahkemelerinin varlığı yargı sisteminde parçalı ve laik olmayan bir yapıya yol açmaktadır.
Sorunun kökenindeki çok hukukluluğu ve dini temelli yargı yapısını anlamak için gereklidir.
2
Hedef Belirleme
Modern bir devlet yapısı için yargı birliği ve laik bir hukuk sisteminin kurulması hedeflenmektedir.
Yapılacak inkılabın hangi amaca hizmet etmesi gerektiğini saptamak için önemlidir.
3
Düzenlemeyi Seçme
Nisan 1924'te çıkarılan kanunla Şer'iyye mahkemeleri kapatılmış ve yargı yetkisi laik devlet mahkemelerine devredilmiştir.
Yargıdaki dini vesayeti sona erdiren ve tüm vatandaşları tek bir hukuk çatısı altında toplayan eylemi belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Laiklik (Yargısal Boyut)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 46Soru →

Cumhuriyet Dönemi’nde 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesiyle, Osmanlı Devleti'nin son döneminde Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanan ve İslam hukukuna (fıkıh) dayanan 'Mecelle' yürürlükten kaldırılmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Mecelle’nin yerini modern bir medeni kanuna bırakmasının temel gerekçeleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mecelle’nin temel hükümlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulunması

Cevap

Mecelle’nin yerini modern bir medeni kanuna bırakmasının gerekçeleri arasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulunması yer alamaz; çünkü bu sözleşme inkılap tarihinden 24 yıl sonra, 1950 yılında ortaya çıkmıştır.
Türk Medeni Kanunu 1926 yılında kabul edilmiştir. Seçeneklerde belirtilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ise 1950 yılında imzalanmıştır. Bir olayın gerekçesi, o olaydan kronolojik olarak sonra gerçekleşmiş bir gelişme olamaz. Diğer tüm seçenekler, Mecelle'nin yetersiz kaldığı ve Medeni Kanun'un neden gerekli olduğunu açıklayan tarihsel gerçeklerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Mecelle'nin niteliğini ve kapsamını analiz etmek
Mecelle'nin dini esaslı olduğu ve aile/miras hukukunu kapsamadığı bilgisinin doğrulanması.
Mevcut sistemin neden yetersiz kaldığını saptamak için.
2
Hukuk alanındaki inkılap hedeflerini değerlendirmek
Laiklik, hukuk birliği ve çağdaşlaşma gibi temel amaçların belirlenmesi.
Yeni kanunun hangi amaçlarla getirildiğini doğrulamak için.
3
Kronolojik uyumu kontrol etmek
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1950 tarihli bir belge olduğunun, 1926 yılındaki bir reformun nedeni olamayacağının fark edilmesi.
Tarihsel anachronism (kronolojik hata) içeren seçeneği tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Mecelle'nin yetersizlikleri ve hukuk sisteminde laikleşme ihtiyacı.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 47Soru →

Cumhuriyetçilik ilkesi; sadece devlet başkanının seçimle belirlenmesi değil, aynı zamanda millî iradenin tecellisi olan parlamentonun yürütme organı üzerindeki denetim gücünü kurumsal bir güvenceye kavuşturmasıdır. 1921 Anayasası döneminde uygulanan 'Meclis Hükümeti' sistemi, savaş koşullarında yasama ve yürütmeyi birleştirerek hızlı karar almayı sağlasa da, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte bu sistemden vazgeçilerek 'Kabine Sistemi'ne geçilmiştir.

Bu sistem değişikliğinin, Cumhuriyetçilik ilkesinin demokratikleşme hedefiyle olan temel bağı aşağıdakilerden hangisinde doğru temellendirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yürütme erkinin meclis denetimine tabi, sorumlu bir kurul haline getirilmesiyle kişisel otorite riskinin engellenmesi ve hükümet istikrarının sağlanması

Cevap

Yürütme erkinin meclis denetimine tabi ve sorumlu bir kurul haline getirilmesi, Cumhuriyetçilik ilkesinin demokratik özünü pekiştiren temel unsurdur.
Doğru seçenek, Kabine sisteminin yürütmeyi kişisel otoriteden çıkarıp kurumsal bir yapıya kavuşturduğunu ve meclis denetimini etkinleştirerek Cumhuriyetçilik ilkesinin demokratik ruhuna hizmet ettiğini vurgular. Bu geçiş, milli iradenin temsilcisi olan meclisin hükümet üzerinde gerçek bir denetim kurmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Meclis Hükümeti sisteminin analizi
Yasama ve yürütmenin iç içe olması, hükümet krizlerine ve denetim güçlüklerine neden olmaktaydı.
Eski sistemde bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesi, uyumlu bir çalışma ortamını zorlaştırıyordu.
2
Kabine Sistemine geçişin tespiti
29 Ekim 1923 anayasa değişikliği ile yürütme yetkisi Başbakan önderliğindeki Bakanlar Kuruluna devredilmiştir.
Cumhuriyetin ilanı, sadece bir isim koyma değil, aynı zamanda işler bir yönetim modeli kurma girişimidir.
3
Cumhuriyetçilik ile bağ kurma
Yürütmenin meclise karşı kolektif sorumluluğu ve denetlenebilirliği artmıştır.
Cumhuriyetçilik, milli iradenin her aşamada (seçim, yönetim, denetim) hakim olmasını gerektirir.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetçiliğin Kurumsallaşması: Kabine Sistemi ve Demokratik Denetim

İpuçları

1
Cumhuriyetçilikte milli irade sadece seçim anında değil, yönetimin meclis tarafından denetlendiği her an aktiftir.
2
Meclis Hükümeti sisteminde bakanlar tek tek seçilirken, Kabine sisteminde bir kurul (hükümet) olarak meclise karşı sorumlu olunur.
3
1923'teki hükümet krizi (Ekim Bunalımı), eski sistemin artık yürütmeyi tıkadığını ve Cumhuriyetin demokratik işleyişi için Kabine sisteminin şart olduğunu kanıtlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte çözülen 'Devlet Başkanlığı Sorunu' ve 'Hükümet Bunalımı' konularını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru →

Cumhuriyet Dönemi'nde okuma yazma seferberliği başlatılarak Millet Mekteplerinin açılması, toplumun her kesiminin eğitim imkânlarından eşit şekilde faydalanmasını ve kültürel gelişimin tabana yayılmasını sağlamıştır. Eğitimin bir ayrıcalık olmaktan çıkarılıp fırsat eşitliği çerçevesinde tüm vatandaşlara sunulması hedeflenmiştir. Bu uygulama, aşağıdaki Atatürk ilkelerinden hangisinin toplumsal adalet ve eşitlik anlayışıyla doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkçılık

Cevap

Millet Mekteplerinin açılmasıyla eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması Halkçılık ilkesi ile ilişkilidir.
Halkçılık ilkesi, toplumdaki sınıfsal farklılıkları reddeder ve devletin sunduğu imkânlardan (eğitim, sağlık, hukuk vb.) her vatandaşın eşit oranda yararlanmasını savunur. Millet Mektepleri aracılığıyla okuma yazma seferberliği başlatılması, eğitimin bir zümreye ait olmaktan çıkarılıp halkın tamamına sunulması olduğu için doğrudan bu ilke ile örtüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulamanın amacını analiz etme
Millet Mekteplerinin açılma amacı, toplumun her kesimine okuma yazma öğreterek eğitimde fırsat eşitliği sağlamaktır.
Eğitim imkânlarının tüm vatandaşa ulaştırılması toplumsal bir eşitlik çabasıdır.
2
Elde edilen sonuçları Atatürk ilkeleriyle eşleştirme
Fırsat eşitliği, sosyal devlet anlayışı ve imtiyazsız bir toplum yapısı doğrudan Halkçılık ilkesinin temel taşlarıdır.
Halkçılık, halkın yararına olan ve toplumsal eşitliği güçlendiren her türlü faaliyeti kapsar.

Anahtar Kavram

Halkçılık ilkesinin eğitimdeki fırsat eşitliği ve sosyal devlet anlayışı ile ilişkisi.

Daha Fazla Pratik

Halkçılık ilkesinin hukuk (Türk Medeni Kanunu) ve vergi (Aşar vergisinin kaldırılması) alanındaki yansımalarını inceleyerek bu kavramlar arasındaki bütünlüğü pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 49Soru →

Atatürk Dönemi'nde eğitim sisteminin laikleştirilmesi ve çağdaş bir düzene oturtulması amacıyla; okul açma yetkisinin devlet iznine bağlanması, eğitim kademelerinin (ilk, orta, lise) belirlenmesi ve ders müfredatlarının çağın gereklerine göre düzenlenmesi amacıyla 1926 yılında kabul edilen yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun

Cevap

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun, 1926 yılında kabul edilerek modern Türkiye'nin eğitim sisteminin temelini atmış ve müfredat ile okul açma yetkilerini düzenlemiştir.
Doğru yanıt olan Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun, 2 Mart 1926 tarihinde kabul edilmiştir. Bu yasa ile Türkiye'de eğitim-öğretim hizmetleri modern esaslara göre planlanmış, okul açma yetkisi devlet iznine bağlanmış ve ilkokuldan itibaren tüm eğitim kademeleri yeniden yapılandırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen tarih ve amaçların analiz edilmesi
1926 yılı ve eğitim teşkilatlanması (müfredat, okul açma yetkisi) vurgulanmaktadır.
Sorunun hangi spesifik inkılap ile ilgili olduğunu anlamak için tarihsel kronoloji kritiktir.
2
Diğer eğitim inkılapları ile karşılaştırma yapılması
Tevhid-i Tedrisat (1924) birleşme, Millet Mektepleri (1928) ise okuma-yazma seferberliğidir.
Benzer amaçlı görünen inkılapların birbirlerinden ayrılan temel özelliklerini belirlemek gerekir.
3
Doğru yasal düzenlemenin seçilmesi
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun belirlenen tüm özellikleri karşılamaktadır.
1926 tarihli bu kanun, eğitimin hem örgütsel hem de içeriksel çerçevesini çizen temel yasadır.

Anahtar Kavram

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926)

İpuçları

1
Soruda vurgulanan 1926 yılına dikkat ediniz.
2
Bu düzenleme, sadece kurumları birleştirmekle kalmamış, eğitimin 'içeriğini' ve 'kademelerini' de planlamıştır.
3
Okul açmanın devlet tekeline girmesini ve modern müfredatın temelini atan kanun 'Maarif' (eğitim) kelimesini başlığında barındırır.

Daha Fazla Pratik

Bu kanundan sonra 1933 yılında gerçekleştirilen Üniversite Reformu'nun (Darülfünun'un kapatılması) detaylarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 50Soru →

Atatürk’ün halkçılık anlayışı; toplumu birbirine zıt çıkarları olan sınıflardan oluşmuş bir yapı olarak değil, aksine varlıkları ve meslekleri birbirine muhtaç olan bir topluluk olarak kabul eder. Bu yaklaşım (solidarizm), Cumhuriyet’in ilk yıllarında toplumsal barışı korumak ve milli birliği tesis etmek amacıyla sınıf çatışması teorilerine karşı bir denge unsuru olarak geliştirilmiştir.

Bu bilgilere göre, halkçılık ilkesinin aşağıdaki işlevlerinden hangisinin, Türkiye'de "sınıfsal tabanlı" bir siyasal veya sosyal örgütlenmenin önlenmesinde en belirleyici etkiye sahip olduğu söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal yapının çatışan sınıflar yerine, iş bölümü yapmış ve birbirini tamamlayan meslek gruplarından ibaret görülmesi

Cevap

Toplumsal yapının çatışan sınıflar yerine, iş bölümü yapmış ve birbirini tamamlayan meslek gruplarından ibaret görülmesi
Halkçılık ilkesinin temelinde yatan dayanışmacılık (solidarizm) anlayışı, toplumu birbirine rakip olan 'işçi-patron' gibi sınıflar yerine, birbirine muhtaç olan 'çiftçi, esnaf, işçi, memur' gibi meslek gruplarının birleşimi olarak görür. Bu anlayış, sınıf mücadelesini reddederek toplumsal bütünlüğü sağlamayı ve sınıfsal çıkarlara dayalı siyasal kutuplaşmayı önlemeyi amaçlayan en belirleyici unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin ideolojik kökenini analiz etme
Atatürk halkçılığının "solidarizm" (dayanışmacılık) esasına dayandığı tespit edilir.
Halkçılığın sadece eşitlik değil, aynı zamanda sınıfsız bir toplum yapısı öngördüğünü anlamak için bu temel şarttır.
2
Sınıf çatışması ve mesleki dayanışma kavramlarını karşılaştırma
Sınıf çatışmasının aksine mesleki dayanışmanın, grupları rakip değil ortak olarak gördüğü saptanır.
Soru kökündeki "sınıfsal örgütlenmenin önlenmesi" ifadesi, bu ideolojik tercihin sonucudur.
3
Çeldiricileri eleyerek en kapsayıcı sonucu bulma
Siyasi haklar, laiklik ve milli birlik gibi kavramların sınıfsal barışı sağlamadaki doğrudan etkisinin solidarizm kadar temel olmadığı görülür.
Solidarizm, halkçılığın toplumsal yapıya bakış açısını belirleyen en merkezi doktrindir.

Anahtar Kavram

Halkçılık ve Solidarizm (Dayanışmacılık)

İpuçları

1
Metindeki 'mesleklerin birbirine muhtaç olması' vurgusuna dikkat edin.
2
Sınıf çatışmasını reddeden ve toplumu bütünleştiren 'Solidarizm' kavramını hatırlayın.
3
Halkçılık sadece 'eşitlik' değil, aynı zamanda 'sınıfsız toplum' idealidir; bu idealin tanımını arayın.

Daha Fazla Pratik

Atatürk’ün 'Bizim halkımız ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil...' ile başlayan konuşmasını analiz ederek halkçılık-milliyetçilik ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 51Soru →

Türk İnkılâbı sürecinde milli iradeyi hâkim kılmak amacıyla siyasi, hukuki ve toplumsal alanlarda birçok düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerin bir kısmı doğrudan devletin yönetim şeklini ve egemenliğin kaynağını değiştirmeyi hedeflerken, bir kısmı ise toplumsal yapıyı modernize etmeye yöneliktir.

Buna göre;
I.I. Saltanatın kaldırılması,
II.II. Cumhuriyetin ilan edilmesi,
III.III. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi,

gelişmelerinden hangileri doğrudan Cumhuriyetçilik ilkesinin "egemenliğin şahıstan alınarak millete aidiyeti" esasıyla ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve IIII

Cevap

Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin ilan edilmesi
Cumhuriyetçilik ilkesi doğrudan devlet yönetimi ve egemenliğin kaynağı ile ilgilidir. Saltanatın kaldırılması (11 Kasım 19221922), egemenliğin bir kişiden alınarak millete geçmesinin önündeki en büyük engeli kaldırmış; Cumhuriyetin ilanı (2929 Ekim 19231923) ise egemenliğin millete ait olduğu yeni yönetim biçimini resmen kurumsallaştırmıştır. Bu nedenle her iki gelişme de Cumhuriyetçilik ilkesinin temel uygulamalarıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Cumhuriyetçilik ilkesinin temel kapsamını analiz etmek
Cumhuriyetçilik; egemenliğin millete ait olması, seçim ve temsil esaslarını temel alan siyasi bir ilkedir.
Soruda istenen 'egemenliğin millete aidiyeti' kavramını doğru tanımlamak için gereklidir.
2
Öncülleri siyasi rejim ve egemenlik açısından değerlendirmek
Saltanatın kaldırılması kişi egemenliğini bitirmiştir. Cumhuriyetin ilanı ise yeni rejimi kurumsallaştırmıştır.
Hangi inkılapların doğrudan yönetim biçimiyle ilgili olduğunu belirlemek için yapılır.
3
Halkçılık ve Laiklik kapsamındaki inkılapları ayıklamak
Medeni Kanun'un sosyal haklar ve kadın-erkek eşitliği odaklı olduğu, doğrudan rejim değişikliğiyle ilgili olmadığı saptandı.
Yanlış seçenekleri elemek ve ilke-inkılap eşleştirmesini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milli Egemenlik ve Siyasi Rejim Değişikliği

Daha Fazla Pratik

Cumhuriyetçilik ilkesinin demokratikleşme aşamalarını pekiştirmek için ordunun siyasetten ayrılması ve çok partili hayata geçiş denemelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 52Soru →

Cumhuriyet'in ilk yıllarında özel teşebbüsü desteklemek amacıyla 1927'de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmış ancak halkın elinde yeterli sermaye bulunmaması ve teknik bilgi yetersizliği nedeniyle sanayileşme istenilen düzeye ulaşamamıştır. Bunun üzerine 1930'lu yıllardan itibaren temel tüketim mallarının üretilmesi ve ağır sanayinin kurulması gibi büyük yatırımlar bizzat devlet tarafından üstlenilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda, Türkiye'de büyük yatırımların devlet eliyle gerçekleştirilmesini öngören Atatürk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletçilik

Cevap

Ekonomik yatırımların devlet eliyle yapılmasını öngören ilke Devletçilik ilkesidir.
Devletçilik ilkesi, Türkiye'nin o günkü şartlarında özel sektörün gerçekleştiremediği büyük yatırımların (fabrika kurma, demir yolu yapımı vb.) devlet eliyle yapılmasını ifade eder. Paragrafta belirtilen Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısızlığı ve ardından devletin yatırımları üstlenmesi doğrudan bu ilkeyle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel sorunu belirleme
Özel sektörün (halkın) sermaye ve teknik bilgi yetersizliği nedeniyle sanayi hamlesini gerçekleştiremediği görülmektedir.
Sorunun kökenini anlamak bizi devletin neden müdahale ettiğine götürür.
2
Devletin çözüm yöntemini analiz etme
Büyük yatırımların ve sanayi tesislerinin bizzat devlet tarafından kurulması kararlaştırılmıştır.
Devletin yatırımcı ve işletmeci sıfatıyla ekonomiye dahil olması Devletçilik ilkesinin temel özelliğidir.
3
Atatürk ilkeleriyle eşleştirme
Zorunluluktan doğan bu ekonomik model Devletçilik ilkesi olarak tanımlanır.
1933'te yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı bu ilkenin en somut uygulama örneğidir.

Anahtar Kavram

Devletçilik İlkesi ve Uygulanma Nedenleri

İpuçları

1
Soruda devletin ekonomiye doğrudan müdahalesinden ve yatırım yapmasından bahsedilmektedir.
2
Özel teşebbüsün (şahısların) yapamadığı işleri devletin üstlenmesi hangi ilkeyle açıklanır?

Daha Fazla Pratik

Devletçilik ilkesi doğrultusunda kurulan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların işlevlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 53Soru →

Halkçılık ilkesi; Türk toplumunu sınıflar arası mücadeleye dayanan bir yapı olarak değil, birbirine ihtiyacı olan meslek gruplarının dayanışması olarak görür. 'İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle' oluşturma idealini temsil eden bu ilke, hem Cumhuriyetçilik hem de Milliyetçilik ilkelerinin toplumsal hayattaki bir yansımasıdır.

Buna göre, aşağıdaki gelişmelerden hangisinin doğrudan halkçılık ilkesinin 'toplumsal imtiyazları ortadan kaldırma' ve 'sosyal adaleti tesis etme' hedefleriyle ilişkilendirilmesi daha güçtür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesiyle deniz ulaşımında yabancı tekelinin kırılarak milli egemenliğin pekiştirilmesi

Cevap

Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesiyle deniz ulaşımında yabancı tekelinin kırılarak milli egemenliğin pekiştirilmesi
Kabotaj Kanunu, Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkını yabancı işletmelerden alarak Türk vatandaşlarına ve gemilerine devretmiştir. Bu düzenleme, milli egemenlik ve ekonomik bağımsızlık unsurlarını ön plana çıkardığı için öncelikle Milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir. Halkçılık ise toplumun kendi içindeki eşitliği ve sosyal adaletiyle ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını analiz etme
Halkçılık; kanun önünde eşitlik, sosyal adalet, toplumsal dayanışma ve imtiyazların (ayrıcalıkların) reddi kavramlarını kapsar.
Soruda istenen 'ilişkilendirilmesi daha güç' olan seçeneği bulmak için temel kriterler belirlenmelidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların temel amaçlarını değerlendirme
Aşar (köylü refahı), Medeni Kanun (toplumsal eşitlik), Soyadı Kanunu (unvanların kaldırılması) ve ücretsiz eğitim (fırsat eşitliği) doğrudan halkçılıkla ilişkilidir.
Halkçılık ilkesinin sosyal ve hukuki eşitlik boyutlarını test etmek.
3
Doğru cevabı diğer ilkelerle kıyaslama
Kabotaj Kanunu, denizlerdeki işletme haklarını yabancılardan alıp Türk vatandaşlarına vererek ekonomik bağımsızlığı ve milli egemenliği hedeflediği için birincil olarak Milliyetçilik ilkesine aittir.
Milliyetçilik ve Halkçılık arasındaki kavramsal sınırları belirlemek.

Anahtar Kavram

Halkçılık İlkesi ve Sosyal Devlet Anlayışı
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 54Soru →

19341934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşının bir soyadı taşıması zorunlu kılınmış; aynı yıl çıkarılan bir başka kanunla da "Ağa, Hacı, Hafız, Molla, Bey, Paşa" gibi unvanların kullanımı yasaklanmıştır.

Bu düzenlemelerin ortak amacı ve toplumsal hayata etkisi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisinin bu kanunlar kapsamında hedeflendiği savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim ve öğretim kurumlarını tek çatı altında toplayarak laikleşmeyi sağlamak

Cevap

Eğitim ve öğretim kurumlarını tek çatı altında toplayarak laikleşmeyi sağlamak
Eğitim ve öğretim kurumlarının tek çatı altında toplanması, 33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun temel hedefidir. Bu düzenleme eğitim ve kültür alanında yapılan bir inkılaptır. Soyadı Kanunu ve imtiyaz belirten unvanların kaldırılması ise toplumsal alanda yapılan düzenlemeler olup öncelikli olarak halkçılık ilkesiyle ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki Soyadı Kanunu ve unvanların yasaklanması düzenlemelerinin hangi alana ait olduğunu belirleyin.
Bu düzenlemeler toplumsal alanda yapılan inkılaplardır.
Doğru sınıflandırma yapabilmek için inkılabın etki alanını bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki hedefleri alanlarına göre analiz edin.
A, B, C ve E seçenekleri toplumsal düzen ve halkçılık ile ilgilidir; D seçeneği ise eğitim alanıyla ilgilidir.
Çeldiricileri elemek için amaç-alan eşleştirmesi yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar ve Alan Ayrımı

İpuçları

1
Soruda verilen inkılaplar toplumdaki eşitliği ve bürokratik düzeni hedefleyen toplumsal düzenlemelerdir.
2
Hangi seçeneğin toplumsal düzen yerine eğitim sisteminin yapısıyla ilgili olduğunu düşünün.
3
Eğitimde birliği sağlayan ve okulları tek bir merkeze bağlayan kanunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Toplumsal alanda yapılan diğer inkılapların (Takvim, Saat, Ölçüler) hangilerinin 'Batı ile uyum' hangilerinin 'iç düzen ve eşitlik' amacı taşıdığını karşılaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 55Soru →

1924 Anayasası'nın kabul edilen ilk halinde; "Türkiye Devleti'nin dini, Din-i İslam'dır." maddesinin yer alması ve milletvekili yeminlerinin dini içerikli ifadeler barındırması, devletin henüz tam anlamıyla laik bir nitelik kazanmadığını göstermektedir.

Söz konusu dinsel ifadelerin 1928 yılında yapılan anayasa değişikliği ile metinden çıkarılmasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin anayasal düzenini dinsel referanslardan arındırarak laik yapıyı pekiştirmek

Cevap

Devletin anayasal düzenini dinsel referanslardan arındırarak laik yapıyı pekiştirmek
1928 yılında yapılan anayasa değişikliği ile 'Devletin dini İslam'dır' maddesinin çıkarılması ve yemin metinlerindeki dini ifadelerin değiştirilmesi, hukuk sisteminin ve devlet yapısının laikleşme sürecindeki en kritik aşamalardan biridir. Bu adım, devletin teokratik özelliklerinden tamamen arınarak akılcı ve seküler bir kimlik kazanmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
1924 Anayasası'nın ilk halindeki dini ifadelerin tespit edilmesi
"Devletin dini İslam'dır" maddesi ve dini yemin metinleri belirlenir.
Değişikliğin hangi unsurları hedef aldığını anlamak için gereklidir.
2
1928 değişikliğinin içeriğinin analiz edilmesi
Anayasa metninden dinsel atıfların temizlendiği fark edilir.
Kronolojik olarak hangi reformun hangi aşamada yapıldığını saptamak için önemlidir.
3
Değişikliğin temel ilke ile ilişkilendirilmesi
Düzenlemenin doğrudan Laiklik ilkesi kapsamında olduğu sonucuna varılır.
İnkılabın amacını ve devlet yapısı üzerindeki etkisini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Anayasal Laikleşme Süreci (1928 Değişikliği)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 56Soru →

Türk İnkılabı, başlangıçta gerçekleştirilen köklü değişimlerin ardından durağan bir evreye girmemiş; aksine her dönemde aklın ve bilimin rehberliğinde modernleşme hedefini canlı tutmuştur. Bu durum, inkılapların sadece belirli bir dönemin ihtiyacı olmadığını, aksine toplumun her zaman güncel kalması gerektiğini göstermektedir. Buna göre, Türk İnkılabı'nın sürekliliğini ve çağdaşlaşma hedefini her daim korumasını sağlayan temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnkılapçılık ilkesinin öngördüğü sürekli gelişim ve yenilenme anlayışı

Cevap

İnkılapçılık ilkesinin öngördüğü sürekli gelişim ve yenilenme anlayışı
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sistemine dinamik bir karakter kazandırır. Soruda belirtilen "süreklilik", "durağan olmama" ve "çağın gereklerine göre güncel kalma" ifadeleri, İnkılapçılık ilkesinin özünü oluşturur. Bu ilke sayesinde sistem, dogmatik bir yapıya dönüşmekten kurtulur ve akıl ile bilimin ışığında kendini sürekli yeniler.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları analiz etme
"Süreklilik", "durağan olmama", "güncel kalma" ve "aklın rehberliği" kavramları tespit edilmiştir.
Sorunun hangi temel prensibi sorguladığını anlamak için metindeki vurguları belirlemek gerekir.
2
Tespit edilen kavramları Atatürk ilkeleriyle eşleştirme
Sürekli gelişim, dinamizm ve statükoyu reddetme kavramları doğrudan İnkılapçılık ilkesi ile örtüşmektedir.
İnkılapçılık, Atatürkçü düşünce sistemine dinamizm kazandıran temel motordur.
3
Diğer ilkeleri eleyerek sonuca ulaşma
Halkçılık (eşitlik), Milliyetçilik (bağımsızlık/kimlik) ve Devletçilik (ekonomi) ilkelerinin soruda vurgulanan "kendini yenileme" mekanizmasını karşılamadığı görülmüştür.
Doğru cevabı teyit etmek için çeldiricilerin hangi alanlara odaklandığını belirlemek gerekir.

Anahtar Kavram

İnkılapçılık

Daha Fazla Pratik

İnkılapçılık ilkesinin 'akıl ve bilim' rehberliği ile olan ilişkisini pekiştirmek için Atatürk'ün 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' sözü üzerinden benzer sorular çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 57Soru →

19331933 yılında hazırlanan ve 19341934 yılında uygulamaya konulan I. Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye'de Devletçilik ilkesinin sistematik bir şekilde hayata geçirilmesini sağlamıştır. Bu plan kapsamında şeker, dokuma, kâğıt ve şişe-cam gibi alanlarda birçok fabrika hizmete açılmıştır. Buna göre, I. Beş Yıllık Sanayi Planı’nın uygulanmasıyla ulaşılmak istenen temel hedefler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Özel teşebbüsün faaliyetlerini tamamen yasaklayarak piyasa ekonomisini sonlandırmak

Cevap

Özel teşebbüsün faaliyetlerini tamamen yasaklayarak piyasa ekonomisini sonlandırmak seçeneği yanlıştır çünkü Türk Devletçiliği özel sektörü rakip olarak değil, destekleyici olarak görür.
Atatürk dönemi Devletçilik anlayışı, özel teşebbüsün varlığını reddetmeyen 'karma ekonomi' modeline dayanır. I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın amacı özel sektörü tasfiye etmek değil, özel sektörün sermaye ve tecrübe yetersizliği nedeniyle gerçekleştiremediği büyük yatırımları (kağıt, dokuma, maden vb.) devlet eliyle yaparak milli ekonomiyi ayağa kaldırmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın temel karakteristiklerini belirlemek.
Planın 19301930’lu yılların dünya konjonktürü ve Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığını tespit etmek.
Planın ekonomik ve sosyal amaçlarını doğru analiz edebilmek için.
2
Devletçilik ilkesinin özel sektör (liberalizm) ve kamu sektörü arasındaki dengesini analiz etmek.
Türk Devletçiliğinin 'karma ekonomi' modeline dayandığını ve özel teşebbüsü reddetmediğini belirlemek.
Seçeneklerdeki 'yasaklama' veya 'sonlandırma' gibi ifadelerin ideolojik doğruluğunu denetlemek.
3
Sanayi yatırımlarının hedefleri ile seçenekleri karşılaştırmak.
İthalatın azaltılması, yerli üretimin teşviki ve bölgesel kalkınma hedeflerinin plana uygun olduğunu doğrulamak.
Hatalı olan (hedef olmayan) seçeneği kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Devletçilik ilkesinin ekonomik hedefleri ve I. Beş Yıllık Sanayi Planı

Daha Fazla Pratik

I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın finansmanını sağlamak amacıyla kurulan bankayı (Sümerbank) araştırınız.
Tahmini Süre:55s
Soru 58Soru →

Türkiye Cumhuriyeti'nde hukuk sistemini çağdaşlaştırmak ve toplumsal hayatta laikliği güçlendirmek amacıyla 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Türk Medeni Kanunu, aşağıdaki ülkelerin hangisinden örnek alınarak hazırlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İsviçre

Cevap

1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu, İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun hazırlanmasında İsviçre'nin örnek alınmasının temel nedenleri; kanunun demokratik olması, pratik çözümler sunması, laik bir karaktere sahip olması ve Avrupa'daki en yeni medeni kanun olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk inkılapları çerçevesinde kabul edilen kanunun adını belirle.
Türk Medeni Kanunu (1926).
Soru doğrudan bu kanunun kaynağını sormaktadır.
2
Cumhuriyet döneminde Batı'dan alınan temel kanunların kaynak ülkelerini hatırla.
Medeni Kanun - İsviçre, Ceza Kanunu - İtalya, Ticaret Kanunu - Almanya.
Hukuk devrimi sürecinde farklı ülkelerin en başarılı yasaları örnek seçilmiştir.
3
Medeni Kanun ile eşleşen ülkeyi seç.
İsviçre.
İsviçre kanunu o dönemde en yeni, laik ve kadın-erkek eşitliğine en yakın model olduğu için seçilmiştir.

Anahtar Kavram

Hukuk İnkılapları ve Kanunların Kaynakları

İpuçları

1
Bu kanun Avrupa'daki en modern ve en yeni kanun olması sebebiyle tercih edilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Diğer temel kanunların (Ceza, Ticaret, Borçlar) hangi ülkelerden alındığını gösteren bir tablo oluşturarak çalışma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 59Soru →

Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen Türk Medeni Kanunu’nun kabulü; laiklikten inkılapçılığa, halkçılıktan milliyetçiliğe kadar pek çok ilkeyle ilişkilendirilebilen kapsamlı bir düzenlemedir.

Bu düzenlemenin özellikle 'Halkçılık' ilkesi kapsamında değerlendirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuksal alandaki cinsiyet temelli eşitsizliklerin sonlandırılarak tüm vatandaşlar için ortak bir haklar zemini oluşturulması

Cevap

Hukuksal alandaki cinsiyet temelli eşitsizliklerin sonlandırılarak tüm vatandaşlar için ortak bir haklar zemini oluşturulması
Halkçılık ilkesi; toplumda hiçbir zümre, aile veya cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşit haklara sahip olmasını savunur. Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilmesiyle, Osmanlı döneminden kalan ve hukukta ikiliğe yol açan zümre/cinsiyet temelli farklar giderilmiş, özellikle kadınların sosyal ve hukuki statüsü erkeklerle eşitlenmiştir. Bu durum imtiyazsız ve eşit bir toplum oluşturma hedefiyle doğrudan örtüştüğü için düzenleme öncelikle Halkçılık ilkesinin bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Halkçılık ilkesinin temel kavramlarını analiz et.
Eşitlik, imtiyazsızlık ve sosyal adalet kavramları belirlendi.
Soruda istenen ilkenin hangi değerleri temsil ettiğini anlamak çözümün ilk adımıdır.
2
Türk Medeni Kanunu'nun toplumsal etkilerini değerlendir.
Mahkemelerde şahitlik, miras ve aile hukuku gibi alanlarda kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı görüldü.
Düzenlemenin hangi toplumsal değişimlere yol açtığı tespit edilmelidir.
3
Elde edilen sonuç ile Halkçılık ilkesini eşleştir.
Hukuki eşitlik ve sosyal hakların yaygınlaştırılması doğrudan Halkçılık ile örtüşmektedir.
En kapsamlı ve doğrudan ilişkiyi kurmak doğru seçeneğe ulaştırır.

Anahtar Kavram

Halkçılık: Kanun Önünde Eşitlik ve Toplumsal Adalet
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 60Soru →

Cumhuriyetin ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen politikalara rağmen sermaye birikiminin yetersiz olması ve 19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkileri, Türkiye'yi 19301930'lu yıllarda "Devletçilik" ilkesini aktif olarak uygulamaya sevk etmiştir.

Bu süreçte, Türkiye'nin planlı ekonomi dönemine geçişini başlatan ve devlet eliyle büyük sanayi tesislerinin kurulmasını öngören temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanması

Cevap

Türkiye'de planlı ekonomiye geçişi sağlayan uygulama Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanmasıdır.
Doğru yanıt olan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye'nin 19291929 krizinden sonra benimsediği Devletçilik modelinin en büyük sanayi hamlesidir. Bu plan ile dokuma, demir-çelik, kağıt ve kimya gibi temel sanayi alanlarında fabrikalar (Sümerbank aracılığıyla) kurulmuş ve planlı kalkınma süreci başlatılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin ekonomik şartlarını analiz etme
19231923-19291929 arası uygulanan liberal politikaların (Teşvik-i Sanayi gibi) sermaye yetersizliği nedeniyle başarısız olduğu ve 19291929 krizinin etkisiyle devletin ekonomiye müdahalesinin zorunlu hale geldiği sonucuna varılır.
Soruda belirtilen süreci doğru tarihlendirmek ve neden-sonuç ilişkisini kurmak için gereklidir.
2
Seçenekler arasındaki kronolojik ve kavramsal ayrımı yapma
Teşvik-i Sanayi (19271927), İzmir İktisat Kongresi (19231923) ve Aşar vergisinin kaldırılması (19251925) gibi uygulamaların planlı sanayileşme döneminden (1930 sonrası) önce olduğu belirlenir.
Hatalı seçenekleri elemek ve doğru döneme odaklanmak için gereklidir.
3
Planlı ekonomi kavramını uygulama ile eşleştirme
19331933 yılında Sovyetler Birliği'nin teknik desteğiyle hazırlanan ve 19341934'te yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın, devlet eliyle sanayileşmenin temel taşı olduğu saptanır.
Soruda istenen 'planlı ekonomi dönemi' ve 'sanayi tesisleri' vurgusuna en uygun cevabı bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Devletçilik ve Planlı Ekonomi (Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı)

İpuçları

1
19291929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ndan sonra hangi ekonomi modeline geçildiğini düşünün.
2
Devletin bizzat kendi imkanlarıyla fabrikalar kurduğu ve bunu bir takvime bağladığı uygulamayı hatırlayın.
3
Sümerbank'ın temellerinin atıldığı ve 19341934 yılında uygulanmaya başlanan planlı kalkınma belgesini arayın.

Daha Fazla Pratik

İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın neden uygulanamadığını (II. Dünya Savaşı etkisi) araştırarak dönem bilgilerini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 3 / 35Sonraki
Atatürk İlke ve İnkılapları Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 3 | Examkin