Milli Mücadele Hazırlık Dönemi

563 soru

Soru 281Soru

İtilaf Devletleri'nin 1616 Mart 19201920 tarihinde İstanbul'u resmen işgal etmesi ve Mebusan Meclisi'ni dağıtması üzerine Temsil Heyeti, Anadolu'nun güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli askeri ve siyasi tedbirler almıştır. Bu kapsamda, işgal güçlerinin İstanbul'dan veya Güney cephesinden Anadolu'nun iç kesimlerine doğru asker sevkiyatı yapmasını fiziksel olarak engellemek amacıyla atılan adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geyve ve Ulukışla bölgelerindeki demir yolu hatlarının tahrip edilmesi

Cevap

İşgal güçlerinin Anadolu'ya asker sevkiyatını engellemek amacıyla Geyve ve Ulukışla demir yolu hatları tahrip edilmiştir.
İstanbul'un resmen işgal edilmesinin ardından Temsil Heyeti, işgalci güçlerin Anadolu'ya asker sevk etmesini ve işgali genişletmesini önlemek amacıyla fiziksel önlemler almıştır. Bu kapsamda, İstanbul tarafındaki Geyve ve Güney hattındaki Ulukışla demir yolları tahrip edilerek ulaşım ağı kesintiye uğratılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayı ve bağlamı analiz et.
1616 Mart 19201920'de İstanbul resmen işgal edilmiş ve Temsil Heyeti Anadolu'yu savunmak için harekete geçmiştir.
Sorunun hangi tarihsel süreçteki hangi amaca yönelik tedbiri sorduğunu anlamak gerekir.
2
Lojistik engelleme yöntemlerini belirle.
İşgalcilerin Anadolu içlerine (Ankara'ya) ulaşmasını sağlayan ana ulaşım ağının demir yolları olduğu tespit edildi.
Sevkiyatı engellemek için ulaşım hatlarına müdahale edilmesi askeri bir gerekliliktir.
3
Stratejik noktaları eşleştir.
İstanbul'dan gelen hattın Geyve'den, Güney'den gelen hattın ise Ulukışla'dan geçtiği bilgisiyle eşleştirme yapıldı.
Geyve ve Ulukışla, Anadolu'nun kilit geçiş noktalarıdır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un İşgali Sonrası Alınan Askeri Tedbirler

İpuçları

1
İşgal sonrası Temsil Heyeti hem siyasi hem de askeri nitelikte kararlar almıştır; soru askeri sevkiyatı 'fiziksel' olarak durduracak eylemi sormaktadır.
2
İşgalci güçlerin Anadolu'ya ulaşmasını sağlayan ana ulaşım araçlarını ve bu araçların geçtiği kritik kavşak noktalarını düşünün.
3
Özellikle Sakarya/Adapazarı civarındaki bir boğaz ve Niğde civarındaki bir geçit, demir yolu bağlantısı nedeniyle stratejik olarak tahrip edilmiştir.

Daha Fazla Pratik

İşgal sonrası İstanbul'dan Anadolu'ya kaçan aydınların ve subayların Millî Mücadele'ye katılım süreçlerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme yoluyla; seçeneklerdeki diğer adımların siyasi (meclis, haberleşme) veya idari (cemiyetler) olduğunu, sadece demir yolu tahribatının doğrudan bir fiziksel/askeri engelleme eylemi olduğunu fark edebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 282Soru

Milli Mücadele'nin hazırlık sürecinde Temsil Heyeti, 2727 Aralık 19191919 tarihinde Ankara’ya gelerek burayı bir 'hareket merkezi' olarak belirlemiştir. Bu seçimin yapılmasında Ankara'nın işgal altında olmaması ve ulaşım yollarının üzerinde bulunması gibi lojistik etkenler rol oynamıştır.

Buna göre, Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez seçmesindeki temel siyasi amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul'da açılacak olan Mebusan Meclisi'ndeki çalışmaları yakından izlemek ve etkilemek

Cevap

Temsil Heyeti'nin Ankara'yı merkez seçmesindeki temel siyasi amaç, İstanbul'da toplanacak olan Mebusan Meclisi çalışmalarını yakından takip edebilmektir.
Temsil Heyeti, Sivas Kongresi'nden sonra milli mücadelenin yürütme organı haline gelmiştir. Amasya Görüşmeleri'nde Meclis-i Mebusan'ın İstanbul'da toplanması kararlaştırılınca, Mustafa Kemal ve heyeti bu çalışmaları kontrol altında tutmak, meclise gidecek milletvekilleriyle görüşmek ve bağımsızlık kararlarının alınmasını sağlamak amacıyla İstanbul'a en yakın ve en güvenli merkez olan Ankara'yı seçmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi atmosferini analiz etme
Amasya Görüşmeleri sonrası Mebusan Meclisi'nin İstanbul'da açılması kesinleşmiştir.
Temsil Heyeti'nin stratejisi, meclis üzerinde milli irade baskısı kurmaktır.
2
Ankara'nın coğrafi ve lojistik avantajlarını değerlendirme
Ankara, hem Batı Cephesi'ne hem de İstanbul'a ulaşım (demiryolu) ve haberleşme (telgraf) açısından en uygun noktadır.
Hızlı bilgi akışı ve meclis üyeleriyle koordinasyon için bu yakınlık şarttır.
3
Siyasi amaç ile askeri/lojistik araçları ayırt etme
Güvenlik ve ulaşım birer araç; meclis denetimi ise temel siyasi hedeftir.
Soruda özellikle 'temel siyasi amaç' vurgulandığı için sonuç odaklı olan şık seçilmelidir.

Anahtar Kavram

Temsil Heyeti'nin Ankara'yı Merkez Seçme Nedenleri ve Siyasi Stratejisi

İpuçları

1
Ankara'nın İstanbul ile olan demiryolu ve telgraf bağlantısını düşünün.
2
Temsil Heyeti Ankara'ya geldiğinde, İstanbul'daki Mebusan Meclisi henüz açılmamıştı.
3
Mustafa Kemal, Ankara'ya gelen milletvekilleriyle görüşerek Meclis'te 'Müdafaa-i Hukuk' grubunun kurulmasını istemiştir.

Daha Fazla Pratik

Temsil Heyeti'nin Ankara'daki faaliyetlerinin ardından açılan Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve alınan Misak-ı Milli kararlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 283Soru

Milli Mücadele hazırlık döneminde, tam bağımsızlık ilkesine aykırı olan 'manda ve himaye' fikri ilk kez Erzurum Kongresi'nde reddedilmiştir. Bu düşüncenin bir daha gündeme gelmemek üzere 'kesin olarak' reddedildiği gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivas Kongresi

Cevap

Manda ve himaye fikri, Sivas Kongresi'nde kesin olarak reddedilmiştir.
Sivas Kongresi'nde manda ve himaye fikri, kongre delegeleri arasında yaşanan sert tartışmalar sonucunda 'Manda ve himaye kabul olunamaz' şeklinde Erzurum kararı tekrarlanarak ancak bu kez 'kesin olarak' ibaresiyle reddedilmiştir. Bu durum Milli Mücadele'nin tam bağımsızlık dışındaki hiçbir formülü kabul etmeyeceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Manda ve himayenin ilk kez reddedildiği yerin Erzurum Kongresi olduğunu hatırla.
Manda fikrinin tartışılmaya başlandığı ve ilk tepkinin verildiği aşama belirlendi.
Soru, ilk kez değil 'kesin olarak' reddedildiği yeri sormaktadır.
2
Sivas Kongresi'nin ulusal niteliğini ve alınan kararların kesinliğini değerlendir.
Sivas Kongresi'nde manda konusunun tekrar gündeme geldiği ancak çok sert bir şekilde ve kesin olarak reddedildiği sonucuna ulaşıldı.
Sivas Kongresi, Erzurum kararlarını tüm ulus adına onaylayan ve kesinleştiren meclis niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Manda ve Himayenin Kesin Reddi

İpuçları

1
Erzurum Kongresi'nde 'ilk kez', hangi kongrede ise 'kesin olarak' reddedildiğini hatırlamaya çalış.

Daha Fazla Pratik

Sivas Kongresi'nde manda fikrinin kesin reddinin ardından yayınlanan İrade-i Milliye gazetesinin önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 284Soru

Amasya Görüşmeleri sırasında Temsil Heyeti ile Bahriye Nazırı Salih Paşa arasında imzalanan protokollerin en önemli maddelerinden biri Meclis-i Mebusan'ın İstanbul dışında, Anadolu'nun güvenli bir yerinde toplanmasıdır. Salih Paşa bu görüşü desteklemiş olsa da İstanbul'daki Ali Rıza Paşa Hükümeti, Meclis-i Vükela'da (Bakanlar Kurulu) bu maddeyi kesin olarak reddetmiş ve meclisin mutlaka İstanbul'da açılması gerektiğini savunmuştur.

İstanbul Hükümeti'nin, meclisin Anadolu'da toplanma talebini reddederken öne sürdüğü temel hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi'de yer alan meclisin ancak saltanat merkezinde (payitaht) toplanabileceğine dair anayasal hüküm

Cevap

İstanbul Hükümeti'nin Anadolu'da meclis açılmasını reddetmesinin temel hukuki gerekçesi, Kanun-i Esasi'ye göre meclisin ancak saltanat merkezi olan İstanbul'da toplanabileceği kuralıdır.
Amasya Görüşmeleri'nde Temsil Heyeti, İstanbul'un işgal altında olması ve meclisin hür bir şekilde çalışamayacağı endişesiyle Anadolu'da toplanmasını istemiştir. Ancak İstanbul Hükümeti, 1876 Kanun-i Esasi'ye (Anayasa) göre meclisin ancak saltanat merkezinde (İstanbul) toplanabileceğini belirterek bu talebi hukuken engellemiştir. Bu durum, meclisin ileride İstanbul'da açılmasına ve sonrasında Misak-ı Milli kararları nedeniyle İstanbul'un resmen işgaline giden süreci başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Görüşmeleri'nde tarafların uzlaştığı protokol maddelerini analiz etmek.
Temsil Heyeti ve Bahriye Nazırı Salih Paşa, meclisin Anadolu'da toplanması konusunda fikir birliğine varmıştır.
Meclisin İstanbul'da toplanmasının İtilaf Devletleri'nin baskısı nedeniyle riskli olduğu düşünülmüştür.
2
İstanbul'daki Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin bu protokolleri nasıl karşıladığını incelemek.
Hükümet, seçimlerin yapılması ve diğer maddelerin çoğunu kabul ederken meclisin yeri maddesini reddetmiştir.
Hükümet, meclisin İstanbul dışında toplanmasını mevcut devlet otoritesine ve anayasaya aykırı bulmuştur.
3
Reddedilme gerekçesinin hukuki dayanağını tespit etmek.
Hükümet, 1876 Kanun-i Esasi'nin meclis toplantı yeri ile ilgili maddesini öne sürmüştür.
Anayasa'ya göre meclis ancak padişahın bulunduğu payitahtta (başkentte) açılabilir.

Anahtar Kavram

Amasya Görüşmeleri'nde Meclis-i Mebusan'ın toplanma yeri tartışması ve Kanun-i Esasi engeli.

İpuçları

1
İstanbul Hükümeti, meclisin Anadolu'da toplanmasını engellemek için mevcut devlet yasalarına ve anayasal düzene sadık kalma 'kılıfını' kullanmıştır.

Daha Fazla Pratik

Meclis-i Mebusan'ın İstanbul'da toplanmasının ardından alınan Misak-ı Milli kararlarının İstanbul'un resmen işgaline nasıl zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 285Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi'nde Batı Anadolu'daki direnişi organize etmek amacıyla toplanan Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli gibi yerel kongrelerin ortak özellikleri arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli egemenlik ilkesini temel alarak saltanat ve hilafet makamını reddetme kararı almaları

Cevap

Yerel kongrelerin milli egemenlik ilkesini temel alarak saltanat ve hilafet makamını reddetme kararı almaları ortak bir özellik değildir; aksine bu kongreler geleneksel yapıya bağlılık bildirmişlerdir.
Doğru yanıt olan seçenek, yerel kongrelerin ideolojik yapısıyla çelişmektedir. Milli Mücadele’nin başlangıcında toplanan yerel kongreler, halkı bir arada tutmak ve meşruiyet sağlamak adına saltanat ve hilafet makamına bağlılıklarını ilan etmişlerdir. Ulusal egemenlik ilkesi ve yeni bir devlet düzeni kurma fikri, ancak Sivas Kongresi ve sonrasında TBMM'nin açılmasıyla netlik kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin toplanış amaçlarını analiz etme
Balıkesir, Alaşehir ve Nazilli kongrelerinin temel amacının bölgesel kurtuluş ve Yunan işgaline karşı direniş olduğu saptandı.
Soruda istenen ortak özelliklerin kapsamını belirlemek için.
2
Kongrelerin siyasi ve ideolojik tutumlarını değerlendirme
Bu kongrelerin bağımsızlık (düşmanla mücadele) konusunda kararlı oldukları ancak rejim (milli egemenlik) konusunda muhafazakar bir tutum sergiledikleri anlaşıldı.
Milli egemenlik ile milli bağımsızlık arasındaki ayrımı netleştirmek için.
3
Hatalı seçeneği belirleme
Saltanatın reddedilmesi düşüncesinin bu aşamada yerel kongrelerde bulunmadığı, aksine bağlılık bildirildiği sonucuna varıldı.
Doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Yerel Kongrelerin Bölgeselliği ve Geleneksel Bağlılığı

İpuçları

1
Bu kongrelerin 'bölgesel' mi yoksa 'ulusal' mı olduğunu düşünün.
2
Kongrelerin toplandığı dönemde padişah ve halifeye karşı tutumlarını hatırlayın.
3
Milli egemenlik (halkın yönetimi) fikri mi yoksa milli bağımsızlık (vatanın kurtarılması) fikri mi ön plandaydı?

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in katıldığı kongreleri (Erzurum, Sivas, Afyon, Pozantı) ezberlemek, yerel kongre sorularını elemede size yardımcı olur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 286Soru

Erzurum Kongresi'nin toplanışına öncülük eden cemiyetlerin bölgesel karakteri ile kongrede alınan kararların vatanın bütünlüğünü hedeflemesi arasındaki ilişki, Milli Mücadele'nin kurumsallaşma süreci üzerinde belirleyici olmuştur.

Buna göre, Erzurum Kongresi'nde oluşturulan Temsil Heyeti ve alınan kararların niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülkedeki tüm milli cemiyetlerin tek bir çatı altında birleştirilmesi kararı alınarak, Temsil Heyeti bu birleşik yapının ulusal yürütme organı olarak atanmıştır.

Cevap

Tüm milli cemiyetlerin tek bir çatı altında birleştirilmesi ve Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil eder hale gelmesi Sivas Kongresi'nin bir sonucudur.
Erzurum Kongresi'nde sadece Doğu Anadolu'daki cemiyetlerin birleştirilmesi yönünde bir eğilim olsa da, Anadolu ve Rumeli'deki tüm yararlı cemiyetlerin tek bir merkezden (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti - ARMD) yönetilmesine dair karar Sivas Kongresi'ne aittir. Temsil Heyeti'nin tüm yurdu temsil etme yetkisi de yine Sivas Kongresi ile genişletilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrenin toplanış ve karar niteliğini analiz etme
Erzurum Kongresi toplanış bakımından bölgesel, aldığı kararlar (vatanın bütünlüğü, manda reddi) bakımından ulusaldır.
Sorunun temel çatışmasını ve doğru/yanlış ayrımını yapmak için bu ayrım kritiktir.
2
Temsil Heyeti'nin statüsünü değerlendirme
Erzurum'da kurulan Temsil Heyeti sadece Doğu illerini temsil eder; cemiyetler henüz birleştirilmemiştir.
KPSS'de en sık sorulan 'Erzurum vs Sivas' farkını belirlemek için statü analizi yapılır.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Cemiyetlerin 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında birleştirilmesi Sivas Kongresi'nde gerçekleşmiştir.
Erzurum Kongresi'ne ait olmayan bilgiyi tespit ederek hatalı değerlendirmeyi bulmak.

Anahtar Kavram

Erzurum Kongresi'nin bölgesel niteliği ile ulusal kararları arasındaki denge ve Temsil Heyeti'nin ilk statüsü.

İpuçları

1
Erzurum Kongresi'nin toplanış ölçeği ile Sivas Kongresi'nin toplanış ölçeğini karşılaştırın.
2
Temsil Heyeti'nin yetki alanının 'Doğu Anadolu'dan 'Tüm Vatan'a ne zaman evrildiğini hatırlayın.
3
Yararlı cemiyetlerin 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adıyla birleştirilmesi kararının hangi kongrede alındığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Sivas Kongresi'nin Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek nasıl 'ulusal' hale getirdiğini inceleyen bir karşılaştırma sorusu çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 287Soru

Samsun'daki görevini tamamlayan Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'nun içlerine doğru ilerleyerek 2828 Mayıs 19191919 tarihinde mülki ve askeri amirlere bir genelge göndermiştir. Bu genelgede halkın milli heyecanını diri tutması istenirken, gayrimüslim halka yönelik taşkınlık yapılmaması noktasında kesin bir dille uyarıda bulunulmuştur. Havza Genelgesi'nde yer alan bu uyarının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletlerine Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini uygulama bahanesi vermemek

Cevap

İtilaf Devletlerine Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesini uygulama bahanesi vermemek
Havza Genelgesi'nde azınlıklara zarar verilmemesi uyarısı, Mondros Ateşkesi'nin 7.7. maddesinin işletilmesini engellemek ve Türk milletinin haklı davasını haksız duruma düşürmemek için yapılmış stratejik bir hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'ndeki 'azınlık uyarısı' maddesini analiz etme
Belgede halkın taşkınlıktan kaçınması istenmektedir.
Milli Mücadele'nin haklılığını uluslararası alanda korumak gereklidir.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın hükümlerini hatırlama
7.7. maddeye göre İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum olursa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilirdi.
Bu madde işgallere yasal kılıf uydurmak için konulmuştur.
3
İki durum arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurma
Azınlıklara zarar verilmezse karışıklık çıkmayacak, böylece işgal bahanesi ortadan kalkacaktır.
Stratejik bir önlem alarak işgallerin yayılmasını önlemek temel amaçtır.

Anahtar Kavram

Havza Genelgesi ve Milli Bilincin Uyandırılmasında Diplomatik Strateji

İpuçları

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın işgallere yasal dayanak oluşturan en tehlikeli maddesini hatırlayın.
2
İtilaf Devletleri, hangi şart gerçekleştiğinde bir bölgeyi işgal etme hakkını kendinde görüyordu?
3
Genelgedeki uyarı, 7.7. maddede geçen 'güvenliğin bozulması' durumunun yaşanmasını engellemeye yöneliktir.

Daha Fazla Pratik

Havza Genelgesi'nden sonra yayımlanan Amasya Genelgesi'nin ihtilal beyannamesi olma özelliğini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak; 'Eğer halk azınlıklara saldırsaydı İtilaf Devletleri Mondros'un hangi maddesine dayanarak yeni işgaller yapardı?' sorusunu sorarak doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 288Soru

Havza Genelgesi, Milli Mücadele sürecinde halkın işgallere karşı ilk kez kitlesel tepki göstermesini sağlayan ve milli bilinci uyandıran temel bir belgedir. Ancak Mustafa Kemal Paşa, bu belgede halktan protesto mitingleri düzenlemesini isterken, azınlıklara karşı herhangi bir taşkınlık yapılmaması ve onlara kötü muamelede bulunulmaması konusunda son derece kesin uyarılarda bulunmuştur.

Mustafa Kemal Paşa'nın bu tutumuyla aşağıdakilerden hangisini doğrudan amaçladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Direnişin haklılığını koruyarak Mondros Ateşkesi'nin 77. maddesinin uygulanmasına zemin hazırlanmasını engellemek

Cevap

Mustafa Kemal Paşa'nın Havza Genelgesi'ndeki azınlık uyarısı, direnişin meşruiyetini korumak ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 77. maddesinin işletilmesini engellemek amacını taşımaktadır.
Doğru cevap, direnişin haklılığını koruyarak Mondros'un 77. maddesinin uygulanmasını engellemeyi vurgulayan seçenektir. Mondros'un en tehlikeli maddesi olan 77. madde, herhangi bir karışıklık durumunda İtilaf Devletleri'ne işgal hakkı tanıyordu. Mustafa Kemal, halkı protesto mitinglerine davet ederken çıkabilecek olası bir kargaşanın işgalcilere bu fırsatı vermesini engellemek istemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Genelge maddesinin analiz edilmesi
Mustafa Kemal, halktan protesto yaparken azınlıklara zarar verilmemesini istiyor.
Milli Mücadele'nin dünya kamuoyu önünde haklılığının (meşruiyetinin) korunması gerekmektedir.
2
Mondros Ateşkesi ile bağlantı kurulması
Mondros'un 77. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini tehdit eden herhangi bir yeri işgal etme hakkı veriyordu.
Olası bir karmaşa veya azınlıklara yönelik saldırı, bu maddenin işletilmesi için bir bahane oluşturabilirdi.
3
Sonucun belirlenmesi
Uyarının temel amacı, işgallere hukuki bir gerekçe verilmesini engellemek ve direnişin temiz kalmasını sağlamaktır.
Stratejik olarak işgal alanlarının genişlemesini önlemek için bu önlem zorunluydu.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele'de Meşruiyet ve Mondros 77. Madde İlişkisi

İpuçları

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın işgallere yasal zemin hazırlayan en tehlikeli maddesini hatırlayın.
2
İtilaf Devletleri hangi şartlarda güvenliklerini gerekçe göstererek yeni yerleri işgal edebiliyordu?
3
Halkın protestoları sırasında yaşanacak bir kargaşa, Mondros'un 77. maddesinin işletilmesi için işgalcilere büyük bir koz verirdi.

Daha Fazla Pratik

Amasya Genelgesi'nin Havza'dan farkını (kurulsal nitelik ve ihtilal beyannamesi olma) inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 289Soru

Havza Genelgesi, halkın işgallere karşı ilk kez kitlesel tepki vermesini sağlayan bir bildiri olmasının yanı sıra, işgalci güçlerin elindeki "asayişsizlik" kozunu da etkisiz hale getirmeyi hedeflemiştir. Genelgede halktan protesto mitingleri düzenlemesi ve telgraflar çekmesi istenirken, Hristiyan ahaliye karşı sükunetin korunması ve herhangi bir düşmanlık yapılmaması özellikle emredilmiştir.

Bu direktifler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Havza Genelgesi'nin stratejik kurgusu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli heyecanın harekete geçirilmesi sürecinde diplomatik ve hukuki meşruiyetin korunmasına yönelik stratejik bir hassasiyet gözetilmiştir.

Cevap

Milli heyecanın harekete geçirilmesi sürecinde diplomatik ve hukuki meşruiyetin korunmasına yönelik stratejik bir hassasiyet gözetilmiştir.
Milli heyecanın harekete geçirilmesi seçeneği doğrudur çünkü Havza Genelgesi'nin temel amacı halkı işgaller karşısında bilinçlendirmektir. Aynı zamanda azınlıklara dokunulmaması emri, İtilaf Devletleri'nin Mondros'un 7. maddesini bahane ederek Anadolu'nun iç kısımlarını işgal etmesini önlemeye yönelik stratejik ve hukuki bir savunma refleksidir.

Adım Adım Çözüm

1
Genelgenin eylem planını analiz etme.
Miting ve protestoların milli bilinci (milli heyecanı) uyandırmayı hedeflediği saptanır.
Halkın işgallere karşı ilk kez kitlesel tepki vermesi bu genelge ile sağlanmıştır.
2
Azınlıklara yönelik uyarının hukuki arka planını değerlendirme.
Azınlıklara saldırılmamasının, Mondros Ateşkesi'nin 7. maddesinin (güvenliği tehdit eden durumda işgal hakkı) uygulanmasını engellemeye yönelik olduğu anlaşılır.
İtilaf Devletleri'nin işgalleri yaygınlaştırmak için kullanabileceği "Hristiyanlar katlediliyor" şeklindeki hukuki mazeret ellerinden alınmak istenmiştir.
3
Stratejik bütünlüğü sentezleme.
Metnin hem direnişi başlatan hem de bu direnişi meşru zeminde tutan ikili bir yapısı olduğu görülür.
Milli Mücadele'nin haklılığını uluslararası alanda korumak için bu denge hayati önem taşır.

Anahtar Kavram

Havza Genelgesi'nde Milli Bilinç ve Hukuki Savunma Dengesi

İpuçları

1
Genelgedeki miting çağrılarının halkın duygularına, azınlıklarla ilgili uyarının ise Mondros hükümlerine nasıl etki ettiğini düşünün.
2
İtilaf Devletleri'nin Mondros'un 7. maddesini hangi durumlarda işletebileceğini hatırlayın; azınlıklara dokunmamak bu maddeyi nasıl etkisiz kılar?
3
Havza Genelgesi'nin hem halkı harekete geçiren (milli bilinç) hem de işgalcilere hukuki koz vermeyen (meşruiyet) bir denge üzerine kurulu olduğunu unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Havza Genelgesi sonrası Mustafa Kemal'in İstanbul Hükümeti tarafından geri çağrılması olayını inceleyerek, genelgenin yarattığı etkinin siyasi sonuçlarını değerlendirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 290Soru

Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilerek ilan edilmesi, İtilaf Devletleri'nin tepkisini çekmiş ve 1616 Mart 19201920 tarihinde İstanbul resmen işgal edilmiştir.

Bu işgal süreci ve sonrasında yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemle ilgili söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul’un resmen işgali sonucunda Osmanlı Devleti hukuken sona ermiş ve İtilaf Devletleri Ankara’daki hareketi Türk milletinin tek temsilcisi olarak tanımıştır.

Cevap

İstanbul'un resmen işgaliyle Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiği ve TBMM'nin tanındığı bilgisi yanlıştır; çünkü hukuken sona erme Mudanya Ateşkesi ile olmuş, TBMM ise işgalden sonra açılmıştır.
Doğru cevap olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin hukuken sona ermesini bu işgal tarihine bağlaması ve henüz açılmamış olan meclisin İtilaf Devletleri tarafından tanındığını iddia etmesi nedeniyle yanlıştır. Osmanlı Devleti'nin hukuken sona ermesi 19221922 Mudanya Ateşkesi ile gerçekleşmiş, Ankara'daki meclis ise bu işgalden yaklaşık bir ay sonra açılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın zamanlamasını kontrol et.
İstanbul 1616 Mart 19201920'de işgal edildi. Bu tarihte henüz Büyük Millet Meclisi (BMM) açılmamıştı (2323 Nisan 19201920).
Ankronizm (zaman kayması) hatasını tespit etmek için kronolojik sıralama kritiktir.
2
Devletin sona erme aşamalarını analiz et.
Fiilen sona erme: Mondros (19181918), Hukuken sona erme: Mudanya (19221922), Resmen sona erme: Saltanatın Kaldırılması (19221922).
Siyasi kavramların (fiilen, hukuken, resmen) tarihsel karşılıklarını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İstanbul'un Resmi İşgali ve Devletin Sona Erme Aşamaları

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin fiilen, hukuken ve resmen sona erme tarihlerini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İşgalin ardından açılan Birinci Meclis'in (BMM) özellikleri ve aldığı ilk kararları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 291Soru

Batı Anadolu’da Yunan işgaline karşı toplanan Balıkesir Kongresi; bölgede seferberlik ilan etmiş, askeri ihtiyaçlar için vergi toplamış ve idari mekanizmalar kurarak adeta bir yürütme organı gibi hareket etmiştir. Kongrenin, merkezi bir otoriteye bağlı olmaksızın bu geniş yetkileri kendi inisiyatifiyle kullanması aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin işgaller karşısında yetersiz kalmasıyla oluşan otorite boşluğunun

Cevap

İstanbul Hükümeti'nin işgaller karşısında yetersiz kalmasıyla oluşan otorite boşluğunun bir göstergesidir.
Doğru seçenek, İstanbul Hükümeti'nin görevini yapamaması sonucu oluşan boşluğu vurgulayan ifadedir. Bir sivil oluşumun vergi toplaması ve asker çağırması, devlet otoritesinin yokluğunda halkın kendi kaderini eline aldığını (meşru müdafaa) kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrenin aldığı kararları analiz etme
Seferberlik, vergi toplama ve idari düzenlemeler devletin temel 'yürütme' yetkileridir.
Halkın neden devlet gibi hareket ettiğini anlamak için yetki kapsamını belirlemek gerekir.
2
Dönemin siyasi koşullarını değerlendirme
İstanbul Hükümeti işgallere karşı pasif kalmış, Anadolu'daki otoritesini yitirmiştir.
Merkezi otorite görevini yapamadığında, yerel güçlerin bu boşluğu doldurması sosyolojik ve siyasi bir gerekliliktir.
3
Diğer kongrelerle kıyaslama
Balıkesir Kongresi bölgeseldir ve henüz ulusal bir merkez (Sivas/TBMM) oluşmadan bu yetkileri kullanmıştır.
Doğru cevabın 'yerel inisiyatif' ve 'otorite boşluğu' ile ilgili olduğunu teyit eder.

Anahtar Kavram

Yerel Kongrelerin Hükümet Gibi Hareket Etmesi ve Otorite Boşluğu

İpuçları

1
Bir sivil yapının vergi toplaması ve ordu kurması, normalde hangi kurumun görevidir?
2
İstanbul Hükümeti'nin işgaller karşısındaki tutumunu (teslimiyetçi/pasif) hatırlayın.
3
Halkın kendi başının çaresine bakması, merkezi yönetimin işlevsiz kaldığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin Sivas Kongresi'ne delege gönderip göndermeme konusundaki çekincelerini araştırarak yerelcilik ile ulusallık arasındaki farkı pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu 'yürütme yetkisi' kavramı üzerinden çözebilirsiniz. Devletin yürütme gücünü yerel bir kongrenin kullanması, devletin o bölgede varlık gösteremediği anlamına gelir.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 292Soru

Milli Mücadele'nin hazırlık sürecinde Erzurum Kongresi'nde ilk kez reddedilen 'manda ve himaye' fikri, Sivas Kongresi'nde bir daha gündeme gelmemek üzere kesin olarak reddedilmiştir. Sivas Kongresi'nde alınan bu kararın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tam bağımsızlık ilkesini tavizsiz bir şekilde gerçekleştirmek

Cevap

Sivas Kongresi'nde manda ve himayenin kesin olarak reddedilmesinin temel amacı tam bağımsızlık ilkesini tavizsiz bir şekilde gerçekleştirmektir.
Manda ve himaye, başka bir büyük devletin koruması altına girerek bağımsızlıktan ödün vermek anlamına gelir. Sivas Kongresi'nde bu fikrin bir daha açılmamak üzere reddedilmesi, Türk milletinin kendi ayakları üzerinde durma ve hiçbir devletin boyunduruğu altına girmeme (tam bağımsızlık) kararlılığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapın.
Manda ve himaye, zayıf bir devletin güçlü bir devletin kontrolü ve koruması altına girmesi demektir.
Sorunun kökenindeki 'bağımlılık' durumunu anlamak için kavramın tanımı gereklidir.
2
Milli Mücadele'nin temel parolasını hatırlayın.
Milli Mücadele 'Ya istiklal ya ölüm' parolasıyla yürütülmüştür.
Alınan kararların hangi ideolojiye hizmet ettiğini belirlemek gerekir.
3
Karar ve amaç ilişkisini kurun.
Başka bir devletin güdümünü (mandayı) reddetmek, kendi kaderini tayin etmek yani tam bağımsız olmaktır.
Kesin reddin ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık yolundaki en net duruş olduğunu saptamak için.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık

İpuçları

1
Manda ve himaye, başka bir devletin yönetimi altına girmeyi kabul etmektir.
2
Bu fikrin reddedilmesi 'Ya istiklal ya ölüm' sözüyle doğrudan bağlantılıdır.
3
Kurtuluş Savaşı'nın temel hedefi olan, kimseden emir almadan yaşama durumunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresi arasındaki manda ve himaye konusundaki 'ilk kez' ve 'kesin' ayrımını not alınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 293Soru

1212 Ocak 19201920 tarihinde İstanbul’da toplanan Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesi, Millî Mücadele’nin siyasi programı niteliğindedir. Bu belge, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararların birçoğunu hukuki bir metin haline getirse de dönemin siyasi şartları ve meclisin yapısı gereği bazı kararlar kapsam dışında tutulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Erzurum ve Sivas Kongrelerinde temel ilke olarak benimsenmesine rağmen Misak-ı Millî kararları içerisinde yer almamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî iradeyi hakim kılmanın ve meclisin üzerinde hiçbir gücü tanımamanın esas olması

Cevap

Millî iradenin (egemenliğin) hakim kılınması ilkesi, padişaha bağlı olan Osmanlı Mebusan Meclisi'nin yapısıyla çeliştiği için Misak-ı Millî kararları arasında yer almamıştır.
Doğru seçenek olan milli iradenin hakim kılınması ifadesi, Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde açıkça belirtilmiştir. Ancak Misak-ı Millî, Osmanlı İmparatorluğu'nun resmi parlamentosu olan Mebusan Meclisi'nde kabul edilmiştir. Bu meclis padişahlık makamına sadık olduğu için rejim değişikliği anlamına gelecek olan 'ulusal egemenlik' ilkesini metne dahil etmemiştir. Misak-ı Millî, 'ulusal egemenlikten' ziyade 'ulusal bağımsızlık' (vatanın kurtuluşu) odaklıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî’nin mahiyetini analiz etme
Misak-ı Millî bir 'ulusal bağımsızlık' ve 'vatan sınırları' beyannamesidir.
Belgenin hangi amaçla ve hangi makam tarafından hazırlandığını anlamak için gereklidir.
2
Kongre kararları ile meclis kararlarını karşılaştırma
Erzurum ve Sivas'ta 'Milli Egemenlik' vurgulanmışken, meclis kararlarında bu vurgu yoktur.
Milli Mücadele'nin 'bağımsızlık' ve 'egemenlik' kanatlarını birbirinden ayırmak için gereklidir.
3
Kurumsal yapıyı değerlendirme
Mebusan Meclisi doğrudan Padişah ve Halife'ye bağlıdır; bu yüzden saltanatı yok sayacak bir karar alamaz.
Belgenin neden bazı kavramları içermediğini tarihsel bağlamda açıklamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî ve Ulusal Egemenlik Ayrımı

İpuçları

1
Dönemin meclisinin kime bağlı olduğunu ve o günkü şartlarda bir rejim değişikliği kararının (padişahı yok sayma) kolayca alınıp alınamayacağını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin ilanı sonrası İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etme nedenlerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 294Soru

Sivas Kongresi sonrasında Anadolu’daki hareketin siyasi gücünü kabul etmek zorunda kalan İstanbul’daki Ali Rıza Paşa kabinesi, Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı görevlendirerek Amasya’da Temsil Heyeti ile bir araya getirmiştir. Bu süreçte Salih Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında imzalanan protokollerin çok az bir kısmı İstanbul’daki Vekiller Heyeti (Meclis-i Vükela) tarafından onaylanmış, özellikle meclisin toplanma yeri gibi stratejik maddeler reddedilmiştir.

Protokollerin büyük oranda hükümet tarafından reddedilmesine rağmen, Amasya Görüşmeleri'nin Milli Mücadele’nin başarıya ulaşma sürecindeki en temel siyasi kazanımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti’nin, Milli Mücadele’yi yürüten Temsil Heyeti’ni ilk kez resmi ve hukuki bir muhatap olarak kabul etmesi

Cevap

İstanbul Hükümeti’nin Temsil Heyeti’ni resmen ve hukuken muhatap alarak tanıması
Amasya Görüşmeleri'nde imzalanan protokollerin içeriğinden bağımsız olarak, İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti ile resmi bir zeminde buluşması, direniş hareketinin 'hukuken tanınması' anlamına gelir. Bu, Milli Mücadele'nin kazandığı en büyük siyasi zaferdir çünkü merkezi otorite artık Anadolu'daki gücü görmezden gelememiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Görüşmelerin taraflarını belirle
İstanbul Hükümeti (Salih Paşa) ve Temsil Heyeti (Mustafa Kemal Paşa)
Görüşmenin kimler arasında yapıldığını anlamak, siyasi muhataplığı belirlemek için gereklidir.
2
Görüşmelerin hukuki niteliğini analiz et
Resmi bir müzakere ortamı ve imzalanan protokoller
Hükümetin temsilci göndermesi, karşı tarafı yasal bir güç olarak kabul ettiği anlamına gelir.
3
Sonucu değerlendir
Maddelerin çoğu reddedilse de 'tanınma' olgusu baki kalmıştır
Bir devletin bir oluşumla resmi müzakereye oturması, onun varlığını hukuken kabul etmesi demektir.

Anahtar Kavram

Hukuki Tanınma (Resmi Muhataplık)

İpuçları

1
Görüşmelerin yapılmış olması, içeriğinden daha önemli bir siyasi mesaj taşımaktadır.
2
Daha önce 'asi' olarak görülen bir grubun hükümetle masaya oturmasının hukuki sonucuna odaklanın.
3
Görüşmeler sonucunda Damat Ferit sonrası kurulan Ali Rıza Paşa kabinesi, Anadolu'daki gücü 'muhatap' almıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu görüşmelerden sonra Temsil Heyeti'nin merkezini neden Ankara'ya taşıdığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 295Soru

Amasya Görüşmeleri'nde (2020-2222 Ekim 19191919), Temsil Heyeti ile İstanbul Hükümeti temsilcisi Salih Paşa arasında imzalanan protokollerde "Meclis-i Mebusan’ın İstanbul dışında, Anadolu'nun güvenli bir yerinde toplanması" kararlaştırılmıştır. Ancak Ali Rıza Paşa Hükümeti, bu kararı "hukuki imkânsızlık" gerekçesiyle reddetmiştir.

İstanbul Hükümeti'nin bu tutumuna dayanak teşkil eden temel hukuki engel aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanun-i Esasi uyarınca meclisin saltanat merkezinde toplanması zorunluluğu

Cevap

İstanbul Hükümeti, Kanun-i Esasi'de yer alan meclisin hükümet merkezinde (başkentte) toplanması zorunluluğunu gerekçe göstererek teklifi reddetmiştir.
Doğru cevap olan ifade, dönemin yürürlükteki anayasası olan Kanun-i Esasi'ye vurgu yapmaktadır. Anayasaya göre Mebusan Meclisi ancak 'Payitaht'ta (Saltanat merkezi/İstanbul) toplanabilirdi. İstanbul Hükümeti, Temsil Heyeti'nin meclisi Anadolu'ya taşıma isteğini bu hukuki maddeyi öne sürerek engellemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Görüşmeleri'nde üzerinde uzlaşılan ancak İstanbul Hükümeti tarafından reddedilen maddeyi belirleyin.
Meclisin Anadolu'da toplanması kararı belirlendi.
Görüşmelerde Salih Paşa bu maddeyi kabul etse de İstanbul'daki kabine karşı çıkmıştır.
2
İstanbul Hükümeti'nin (Ali Rıza Paşa kabinesi) bu reddine dayanak olan hukuki metni hatırlayın.
Dönemin anayasası olan Kanun-i Esasi tespit edildi.
Hükümet, meclisin sadece başkentte (İstanbul) toplanabileceğini savunan anayasa hükmüne sığınmıştır.
3
Seçenekler arasında anayasal zorunluluğu belirten ifadeyi bulun.
Kanun-i Esasi ve saltanat merkezi vurgusu yapan seçenek doğru olarak belirlendi.
Anayasa uyarınca meclisin payitaht dışında toplanması o dönemde 'hukuken geçersiz' sayılmıştır.

Anahtar Kavram

Amasya Görüşmeleri ve Kanun-i Esasi Kısıtlamaları

İpuçları

1
İstanbul Hükümeti'nin reddi, o dönemde devletin en üst düzey hukuk metnine dayanmaktadır.

Daha Fazla Pratik

Amasya Görüşmeleri'nde kabul edilen protokollerin (özellikle seçimlerin yapılması maddesinin) Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli üzerindeki etkilerini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 296Soru

Sivas Kongresi’nde alınan;
- Tüm millî cemiyetlerin "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilmesi,
- Manda ve himaye fikrinin bir daha gündeme gelmemek üzere kesin olarak reddedilmesi,
- Kararları halka duyurmak için "İrade-i Milliye" gazetesinin çıkarılması

kararları birlikte değerlendirildiğinde, bu kongre hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî Mücadele ulusal bir karaktere kavuşturulmuş ve tam bağımsızlık hedeflenmiştir.

Cevap

Millî Mücadele'nin ulusal bir karaktere kavuşturulduğu ve tam bağımsızlığın hedeflendiği söylenebilir.
Doğru yanıt olan ifade, kongrede alınan tüm kararların ortak paydasını özetlemektedir. Cemiyetlerin 'Anadolu ve Rumeli' adı altında birleşmesi askeri ve siyasi birliği (tek merkezi), manda ve himayenin kesin reddi ise tam bağımsızlığı temsil eder. İrade-i Milliye gazetesi ise bu ulusal hareketin halka anlatılması için bir araçtır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre kararlarını analiz edin.
Cemiyetlerin birleşmesi birliği, manda reddi bağımsızlığı, gazete ise halkla bütünleşmeyi simgeler.
Kararların kapsamını (yerel mi, ulusal mı) belirlemek için gereklidir.
2
Erzurum ve Sivas kongreleri arasındaki farkı değerlendirin.
Erzurum'daki bölgesel yapılanma Sivas'ta tüm vatanı kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Sivas Kongresi'nin ulusal niteliğini kavramak için bu kıyaslama önemlidir.
3
Genel bir sonuç çıkarın.
Tüm adımlar Millî Mücadele'nin tek bir merkezden, tam bağımsızlık ülküsüyle yürütüldüğünü gösterir.
Soru kökündeki 'birlikte değerlendirildiğinde' ifadesinin gereğidir.

Anahtar Kavram

Sivas Kongresi'nin Ulusallığı ve Tam Bağımsızlık İlkesi

İpuçları

1
Cemiyetlerin 'Anadolu ve Rumeli' başlığı altında toplanması, mücadelenin kapsama alanını düşünmenize yardımcı olabilir.
2
Mandanın reddedilmesi, başka bir devletin korumasına girmeyi kabul etmemek yani tam bağımsızlık demektir.
3
İrade-i Milliye gazetesi, kongre kararlarını tüm ülkeye yayarak milli bir bilincin oluşmasını sağlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresi'ni 'Temsil Heyeti'nin yetki alanı' bakımından karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 297Soru

İtilaf Devletleri, 1616 Mart 19201920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal ettikten sonra yayımladıkları bildiride; işgalin geçici olduğunu, amacın saltanat makamını zayıflatmak değil aksine nüfuzunu güçlendirmek olduğunu ve Anadolu’daki direniş devam ederse İstanbul’un Türklerden alınabileceğini ilan etmişlerdir.

Bu bildiriyle İtilaf Devletleri'nin halkı pasifize etmeye çalışmasına rağmen, İstanbul'un resmen işgal edilmesinin Milli Mücadele’nin kurumsallaşma süreci üzerindeki en belirgin etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mebusan Meclisi’nin kapatılmasıyla oluşan otorite boşluğunun, Ankara’da milli iradeyi temsil edecek yeni bir meclisin açılması için hukuki bir zorunluluk doğurması

Cevap

Mebusan Meclisi'nin kapatılmasının Ankara'da yeni bir meclis açılmasına hukuki zemin hazırlaması
İstanbul'un resmen işgal edilmesi ve Mebusan Meclisi'nin dağıtılması, Osmanlı başkentinin artık Türk milletinin haklarını savunabilecek durumda olmadığını kanıtlamıştır. Bu 'hukuki ve siyasi boşluk', Mustafa Kemal'in Ankara'da milletin kendi kaderini tayin edeceği Büyük Millet Meclisi'ni açması için sarsılmaz bir meşruiyet zemini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İşgalin nedenini belirle
İtilaf Devletleri, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin Misak-ı Milli'yi kabul etmesi üzerine İstanbul'u resmen işgal etmiştir.
İtilaf Devletleri, milli kararları baskıyla geri aldırmak istemiştir.
2
Siyasi sonucu analiz et
Meclis-i Mebusan basılmış, milletvekilleri sürgün edilmiş ve Osmanlı parlamentosu fiilen sona ermiştir.
Ulusal iradenin merkezi olan kurumun işlevsiz kalması, yeni bir temsil merkezini zorunlu kılmıştır.
3
Ankara'nın tepkisini değerlendir
Mustafa Kemal, İstanbul'un esaret altında olduğunu belirterek milletin iradesini temsil etmek üzere Ankara'da BMM'nin açılması sürecini başlatmıştır.
İşgal, Milli Mücadele'nin 'merkezileşmesi' ve 'kurumsallaşması' için gereken son hukuki engeli de ortadan kaldırmıştır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un resmen işgali, Milli Mücadele'nin Ankara merkezli olarak kurumsallaşmasını (BMM'nin açılması) hızlandıran ve meşrulaştıran en kritik olaydır.

İpuçları

1
İşgalin ardından Mustafa Kemal'in yayınladığı beyannameyi ve bu beyannamenin Ankara'daki yeni oluşumla ilgisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

İtilaf Devletleri'nin işgal bildirisindeki maddelerin Türk halkının psikolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen diğer sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 298Soru

Amasya Genelgesi, Millî Mücadele’nin sadece gerekçesini ve amacını belirlemekle kalmamış; aynı zamanda mücadelenin şahsi bir hareket olmaktan çıkarılarak kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerektiğini de vurgulamıştır. Bu doğrultuda, Amasya Genelgesi'nde yer alan aşağıdaki kararlardan hangisi, halkın iradesini temsil edecek bir mekanizmanın (Temsil Heyeti) kurulmasına yönelik atılan ilk somut siyasi adım olarak kabul edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her türlü etki ve denetimden uzak, millî bir kurulun varlığı gereklidir.

Cevap

Her türlü etki ve denetimden uzak, millî bir kurulun varlığı gereklidir.
Doğru cevap olan 'millî bir kurulun varlığı gereklidir' maddesi, Millî Mücadele’nin şahsilikten çıkarılıp bir heyet tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek Temsil Heyeti’nin kurulmasına giden yolu açmıştır. Bu durum, hareketin demokratikleşmesi ve kurumsallaşması adına atılan ilk somut adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi maddelerini analiz et.
Belgenin ihtilal beyannamesi özelliği taşıdığı ve yeni bir devlet düzeninin işaretlerini verdiği saptanır.
Milli Mücadele'nin yöntemi ve kurumsallaşma adımları bu maddelerde gizlidir.
2
Kurumsallaşma ve temsil vurgusunu içeren maddeyi bul.
'Millî bir kurul' ifadesinin Temsil Heyeti'nin (Heyet-i Temsiliye) hukuki temelini oluşturduğu görülür.
Bu ifade, mücadelenin tek bir komutanın emrinden çıkıp halkın temsilcilerine devredilmesini öngörür.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele'de Kurumsallaşma ve Temsil Heyeti'nin Temeli

İpuçları

1
Bu madde, mücadelenin tek bir liderin iradesi yerine bir kurula devredilmesini öngörür.
2
Soruda bahsedilen kurul, daha sonra Erzurum Kongresi'nde kurulan Temsil Heyeti'dir.
3
Maddede 'her türlü etki ve denetimden uzak' olması gerektiği vurgulanarak İstanbul Hükümeti'nden bağımsızlık mesajı verilir.

Daha Fazla Pratik

Temsil Heyeti'nin hangi olay sonucunda tüm yurdu temsil eder hale geldiğini inceleyebilirsiniz (Sivas Kongresi).

Alternatif Yöntem

Genelge maddelerini Gerekçe, Amaç, Yöntem ve Kurumsallaşma şeklinde kategorize ederek doğru sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 299Soru

Millî Mücadele’nin hazırlık sürecinde yer alan Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde kabul edilen Misak-ı Millî kararları arasındaki içerik, üslup ve terminoloji farklılıkları dikkate alındığında; Misak-ı Millî belgesinin hukuki niteliği ve siyasi stratejisi hakkında yapılabilecek en kapsamlı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kongrelerde belirlenen ulusal hedeflerin; plebisit, mütekabiliyet ve tam bağımsızlık gibi uluslararası hukuk kavramlarıyla formüle edilerek resmi bir devlet programına dönüştürülmesi ve meclis içi birliği korumak adına 'millî egemenlik' ifadesinden feragat edilmesidir.

Cevap

Misak-ı Millî, Kongrelerdeki ulusal hedefleri uluslararası hukuk terminolojisiyle resmileştirmiş ve taktiksel olarak millî egemenlik vurgusundan kaçınmıştır.
Doğru cevap olan değerlendirme, Misak-ı Millî'nin ihtilalci bir halk hareketinin (Kongreler) taleplerini, resmi bir devlet kurumunun (Meclis) onaylayabileceği hukuki ve diplomatik bir çerçeveye oturttuğunu açıklar. Özellikle 'millî egemenlik' ifadesinden kaçınılması, Osmanlı sisteminde padişahın otoritesine doğrudan meydan okumadan tam bağımsızlık hedefine odaklanıldığını gösteren ileri düzey bir siyasi manevradır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongre ve Meclis kararlarını karşılaştır
Erzurum ve Sivas'ta 'millî irade' vurgusu varken, Misak-ı Millî'de bu vurgu yoktur.
Mebusan Meclisi padişaha bağlı bir kurum olduğu için rejimi tartışmaya açmak meclis birliğini bozardı.
2
Diplomatik dili analiz et
Belgede 'mütekabiliyet' (azınlık hakları), 'plebisit' (halk oylaması) ve 'Mondros hattı' gibi kavramlar kullanılmıştır.
Türk tezlerini uluslararası topluma Wilson İlkeleri ve hukuk çerçevesinde kabul ettirmek hedeflenmiştir.
3
Siyasi sonucu değerlendir
Bu 'bağımsızlık bildirisi' İtilaf Devletleri'nin çıkarlarına aykırı olduğu için İstanbul resmen işgal edilmiştir.
İtilaf Devletleri, Osmanlı Meclisi'nin Millî Mücadele ile aynı çizgiye gelmesini kabul edilemez bulmuştur.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî'nin Hukuki ve Siyasi Niteliği

İpuçları

1
Misak-ı Millî kararlarının altında Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin imzası olduğunu ve bu meclisin padişaha karşı tutumunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etme sürecini ve bu durumun TBMM'nin açılışına etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 300Soru

Millî Mücadele’nin ihtilal beyannamesi olarak kabul edilen Amasya Genelgesi’nin (2222 Haziran 19191919) hazırlık sürecinde Mustafa Kemal Paşa; metnin sadece kendi imzasını taşıması yerine Rauf (Orbay) Bey, Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ve Refet (Bele) Bey gibi önemli komutanların da ıslak imzalarını almış; ayrıca Erzurum’da bulunan Kazım Karabekir Paşa ile Konya’daki Cemal Paşa’nın telgrafla onayını istemiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın bu tutumu, Millî Mücadele’nin yürütülüş stratejisi açısından aşağıdakilerden hangisinin doğrudan göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hareketin şahsilikten çıkarılarak millî bir nitelik ve kolektif bir meşruiyet kazanmasının amaçlandığının

Cevap

Mustafa Kemal Paşa'nın diğer komutanların imza ve onayını alması, Millî Mücadele hareketini şahsilikten çıkarıp kolektif bir liderlik ve millî meşruiyet zeminine oturtmayı amaçlamaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi'ni sadece kendi adına yayımlamak yerine diğer üst düzey komutanların da katılımını sağlayarak, hareketi bireysel bir başkaldırı imajından kurtarmayı ve halkın güvenini kazanacak bir askerî birliktelik sergilemeyi hedeflemiştir. Bu durum, Millî Mücadele'ye halk tabanında ve askerî kanatta kolektif bir meşruiyet kazandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hazırlık sürecindeki eylemi analiz etme
Mustafa Kemal Paşa'nın Amasya'da bulunan komutanlara imzalatması ve uzak illerdeki (Erzurum ve Konya) komutanlardan telgrafla onay alması tespit edilir.
Bu eylem, belgenin sadece tek bir müfettişin emri değil, geniş bir askerî kadronun ortak iradesi olduğunu göstermek içindir.
2
Siyasi ve stratejik hedefi belirleme
Mücadelenin 'şahsilikten çıkarılması' kavramına ulaşılır.
Halkın ve ordunun desteğini tam olarak alabilmek için davanın 'kişisel bir isyan' görüntüsünden kurtarılıp 'ulusal bir dava' haline getirilmesi gerekmektedir.
3
Kolektif meşruiyet kavramını doğrulama
Farklı mevkilerdeki yüksek rütbeli subayların ortak katılımının, hareketin meşruiyetini artırdığı sonucuna varılır.
Resmî görevleri devam eden komutanların bu belgeye ortak olması, İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri karşısında hareketin gücünü pekiştirir.

Anahtar Kavram

Kolektif Meşruiyet (Şahsilikten Çıkarma)

İpuçları

1
Mustafa Kemal Paşa'nın niçin tek başına değil de diğer komutanlarla birlikte hareket ettiğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Amasya Genelgesi'nin hangi maddelerinin 'ihtilal beyannamesi' özelliği taşıdığını ve bunun meşruiyetle ilişkisini araştırınız.

Alternatif Yöntem

Genelgenin imza sürecini, bir şirketin yönetim kurulu kararı gibi düşünebilirsiniz. Tek bir yöneticinin kararı yerine tüm kurulun imzası, kararın ağırlığını ve geçerliliğini artırır.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 15 / 29Sonraki
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 15 | Examkin