Milli Mücadele Hazırlık Dönemi

563 soru

Soru 501Soru

Milli Mücadele'nin hazırlık sürecinde yayımlanan Havza Genelgesi'nde; işgalleri protesto etmek amacıyla düzenlenecek mitinglerde Hristiyan azınlığa karşı herhangi bir saldırı veya kötü muamelede bulunulmaması özellikle vurgulanmıştır.

Genelgede yer alan bu direktifle ulaşılmak istenen asıl hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkesi'nin 7.7. maddesini gerekçe göstererek yeni işgaller yapmasına engel olmak

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkesi'nin 7.7. maddesini gerekçe göstererek yeni işgaller yapmasına engel olmak
Doğru yanıt, azınlıklara yönelik uyarının stratejik bir savunma refleksi olduğunu belirtmektedir. Mondros Ateşkesi'nin 7.7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne asayişin bozulduğu her yeri işgal etme yetkisi veriyordu. Mustafa Kemal, halkı mitinglere davet ederken azınlıklara zarar verilmemesini isteyerek, işgalcilerin asayişsizlik bahanesiyle işgalleri genişletmesini önlemeyi amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'ndeki ilgili maddeyi analiz et
Genelge, halkın haklı davasını savunurken azınlıklara zarar vermemesini emreder.
Protestoların dünya kamuoyunda haksız duruma düşmemesi ve işgalcilere bahane verilmemesi gerekir.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7.7. maddesini hatırla
İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkına sahipti.
Bu madde, Anadolu'nun her yerini işgale açık hale getiren en tehlikeli maddedir.
3
İki durum arasındaki stratejik bağı kur
Azınlıklara saldırı olmazsa güvenlik sorunu çıkmaz, böylece 7.7. madde işletilemez.
Milli Mücadele'nin meşruiyetini korumak ve işgalleri sınırlı tutmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Mondros 7.7. Maddesinin Engellenmesi

İpuçları

1
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın işgalleri meşrulaştıran en ağır maddelerini düşünün.
2
İtilaf Devletleri, Anadolu'da bir karışıklık çıktığında hangi maddeye dayanarak orayı işgal edebilirdi?
3
Azınlıklara zarar verilmesi, bölgede güvenlik sorunu olduğu algısını yaratır ve Mondros'un 7.7. maddesinin işletilmesine yol açabilirdi.

Daha Fazla Pratik

Havza Genelgesi'nin ardından yayımlanan Amasya Genelgesi ile arasındaki içerik farklarını (gerekçe, amaç, yöntem) karşılaştıran soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 502Soru

Misak-ı Millî beyannamesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararların büyük bir kısmını içermesine rağmen, metnin Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilebilirliğini artırmak amacıyla bazı kavramsal tercihler yapılmıştır. Amasya Tamimi'nden itibaren Millî Mücadele'nin temel taşı olan aşağıdaki ilkelerden hangisi, İstanbul'daki meclis yapısı ve saltanat makamıyla çelişmemesi adına Misak-ı Millî metnine dahil edilmemiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî egemenlik ve ulusal iradenin hakimiyeti

Cevap

Millî egemenlik ve ulusal iradenin hakimiyeti ilkesine Misak-ı Millî metninde yer verilmemiştir.
Misak-ı Millî, Millî Mücadele'nin askeri ve siyasi bağımsızlık manifestosudur. Ancak bu belge, Osmanlı saltanat sisteminin bir parçası olan Mebusan Meclisi'nde kabul edildiği için, padişahın otoritesini sarsacak ve meclis içindeki saltanat yanlılarının tepkisini çekecek 'millî egemenlik' veya 'millî irade' gibi devrimci kavramlar metne dahil edilmemiştir. Belge tamamen 'vatanın bütünlüğü' ve 'tam bağımsızlık' üzerine kurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin kaynağını ve onay makamını analiz etme
Belge, İstanbul'daki Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir.
Mebusan Meclisi, saltanata bağlı ve rejim değişikliğine kapalı bir yapıdır.
2
Kongre kararları ile meclis kararları arasındaki kavramsal farkı saptama
Amasya, Erzurum ve Sivas'ta 'Milli iradeyi hakim kılmak' esastır ancak Misak-ı Millî'de 'Tam bağımsızlık' esastır.
Milli egemenlik kavramı doğrudan padişahın yetkilerini sorguladığı için resmi meclis belgesinde stratejik olarak kullanılmamıştır.
3
Misak-ı Millî içeriğini doğrulama
Belgede Sınırlar, Kapitülasyonlar, Boğazlar, Borçlar, Azınlıklar ve Referandum (Kapsül-Bor) konuları mevcuttur.
Bu başlıkların tamamı dış politikada bağımsızlığı hedefler, iç politikada rejim değişimini değil.

Anahtar Kavram

Ulusal Bağımsızlık vs. Ulusal Egemenlik Ayrımı

İpuçları

1
Belgenin hangi kurum tarafından kabul edildiğini ve bu kurumun padişahla olan ilişkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî'de yer almayan 'Millî Egemenlik' kavramının, I. TBMM'nin açılışından sonra hangi belgelerde (örn: Teşkilat-ı Esasiye) ilk kez resmileştiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 503Soru

2222 Haziran 19191919 tarihinde yayımlanan Amasya Genelgesi, "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." hükmü ile Millî Mücadele’nin izleyeceği yolu netleştirmiştir. Bu hükümde geçen "milletin kararı" ifadesinin, dönemin Osmanlı monarşik yapısı ve hukuki meşruiyet zemini dikkate alındığında yarattığı en temel siyasal değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisinin kaynağının hanedandan alınarak halka geçeceğinin (ulusal egemenlik) ilk kez işaret edilmesi

Cevap

Yönetim yetkisinin kaynağının halka geçeceğini (ulusal egemenlik) ifade eden seçenek doğrudur.
Amasya Genelgesi'nin 'Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.' maddesindeki 'karar' kelimesi, siyasi bir iradeyi temsil eder. Osmanlı Devleti gibi mutlak monarşi ile yönetilen bir yapıda, kararın halka (millete) ait olduğunun söylenmesi, padişahın yetkilerinin sorgulanması ve gelecekte halk iradesine dayalı (cumhuriyetçi) bir yönetimin kurulacağının ilk sinyalidir. Bu durum genelgeye 'ihtilal beyannamesi' niteliği kazandırır.

Adım Adım Çözüm

1
Amasya Genelgesi'nin ilgili maddesini analiz et.
"Milletin kararı" vurgusu belirlendi.
Bu ifade, kurtuluşun kimin iradesiyle gerçekleşeceğini belirler.
2
Maddenin siyasi anlamını değerlendir.
Padişahın iradesi yerine halkın iradesinin (kararının) geçtiği görüldü.
Geleneksel yönetimde son söz padişahındır, halkın kararına vurgu yapılması bir rejim değişikliği sinyalidir.
3
Kavramsal eşleştirme yap.
"Milletin kararı" = Ulusal Egemenlik (Cumhuriyetçilik).
Milli Mücadele'nin sadece bir bağımsızlık savaşı değil, aynı zamanda bir demokratik devrim süreci olduğu bu maddeyle resmileşmiştir.

Anahtar Kavram

Ulusal Egemenlik (Milli İrade)

İpuçları

1
"Karar" kelimesi yönetimde son sözün kime ait olduğuyla ilgilidir.
2
Osmanlı'da karar yetkisi Padişah'tadır. Genelge bu yetkiyi kime vermektedir?
3
Halkın karar vermesi, monarşiden halk yönetimine (demokrasi/cumhuriyet) geçişin ilk adımıdır.

Daha Fazla Pratik

Bu maddeden sonra Temsil Heyeti'nin oluşturulması fikrinin nasıl hayata geçirildiğini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Maddeyi 'Amaç-Gerekçe-Yöntem' olarak ayırın: Bağımsızlık 'Amaç', Azim ve Karar 'Yöntem'dir. Yöntemdeki 'karar' vurgusu her zaman siyasal rejim değişikliğine işaret eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 504Soru

Sivas Kongresi sonrasında Temsil Heyeti'nin kazandığı siyasi başarılar sonucunda Damat Ferit Paşa Hükûmeti istifa etmiş; yerine milli harekete daha ılımlı yaklaşan Ali Rıza Paşa Hükûmeti kurulmuştur. Bu yeni dönemde İstanbul Hükûmeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa arasında gerçekleşen Amasya Görüşmeleri'nin Milli Mücadele süreci açısından en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükûmeti'nin, Temsil Heyeti'ni ve Anadolu hareketini resmen ve hukuken tanıması

Cevap

İstanbul Hükûmeti'nin, Temsil Heyeti'ni ve Anadolu hareketini resmen ve hukuken tanıması
Amasya Görüşmeleri'nin en kritik siyasi sonucu, İstanbul Hükûmeti'nin Temsil Heyeti'ni resmen ve hukuken muhatap kabul etmesidir. Bu olayla birlikte Anadolu'daki milli hareket, İstanbul tarafından 'yok hükmünde' olmaktan çıkmış ve meşru bir siyasi güç olarak tescillenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın taraflarını ve sürecini analiz etme
İstanbul Hükûmeti (Salih Paşa) ve Temsil Heyeti (Mustafa Kemal Paşa) arasında bir uzlaşma zemini aranmıştır.
Görüşmenin gerçekleşmesi için önce milli harekete karşı olan Damat Ferit Hükûmeti'nin düşmesi gerekmiştir.
2
Görüşmenin diplomatik etkisini değerlendirme
İstanbul Hükûmeti'nin temsilcisi, Temsil Heyeti ile resmi protokoller imzalamıştır.
Bir siyasi oluşumun, resmi bir hükümetle masaya oturup protokol imzalaması, o oluşumun resmen tanındığı anlamına gelir.
3
Kararların akıbetini kontrol etme
Birçok protokol imzalanmış ancak İstanbul'daki Bakanlar Kurulu sadece Meclisin açılması kararını kabul etmiştir.
Meclisin toplanma yeri gibi stratejik kararlar, İstanbul Hükûmeti tarafından hukuki gerekçelerle reddedilmiştir.

Anahtar Kavram

Hukuki Tanınma (Siyasi Meşruiyet)

İpuçları

1
İki tarafın (İstanbul ve Anadolu) ilk kez aynı masada buluşmasının diplomatik anlamına odaklanın.
2
Görüşmede imzalanan protokollerin İstanbul'daki Bakanlar Kurulu (Vükela Meclisi) filtresinden geçtiğini unutmayın.
3
Sivas Kongresi'nde cemiyetler birleşti, Amasya Görüşmeleri'nde ise bu birleşen yapı (Temsil Heyeti) resmen tanındı.

Daha Fazla Pratik

Amasya Görüşmeleri sonrası Temsil Heyeti'nin neden Ankara'yı merkez olarak seçtiğini araştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Süreci 'Damat Ferit'in İstifası -> Ali Rıza Paşa'nın Gelişi -> Salih Paşa'nın Amasya'ya Gönderilmesi' şeklinde kronolojik olarak takip ederseniz, sonucun bir 'meşruiyet ve tanınma' zaferi olduğunu görebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 505Soru

Milli Mücadele'nin hazırlık sürecinde, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası başlayan işgallere karşı Anadolu ve Trakya'nın çeşitli bölgelerinde yerel direniş kongreleri düzenlenmiştir. Trakya bölgesinde Cafer Tayyar Paşa gibi isimlerin desteğiyle toplanan Edirne ve Lüleburgaz kongreleri ile Batı Anadolu'da Hacim Muhittin Bey öncülüğünde toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin en belirgin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mustafa Kemal Paşa'nın katılımı veya başkanlığı olmaksızın, tamamen yerel dinamiklerin inisiyatifiyle toplanmış olmaları

Cevap

Mustafa Kemal Paşa'nın katılımı veya başkanlığı olmaksızın, tamamen yerel dinamiklerin inisiyatifiyle toplanmış olmaları.
Soruda belirtilen kongrelerin (Edirne, Lüleburgaz, Balıkesir, Alaşehir) en temel ortak paydası, Mustafa Kemal Paşa'nın liderliği veya katılımı dışında, yerel cemiyetler (Trakya-Paşaeli ve Redd-i İlhak gibi) ve bölge ileri gelenleri tarafından toplanmış olmalarıdır. Bu durum, Milli Mücadele'nin halk tabanından gelen bir halk hareketi olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin katılımcılarını analiz etme
Edirne, Lüleburgaz, Balıkesir ve Alaşehir kongrelerine Mustafa Kemal Paşa katılmamıştır.
Mustafa Kemal Paşa sadece Erzurum, Sivas, Afyon ve Pozantı kongrelerine katılmıştır.
2
Kongrelerin ölçeğini değerlendirme
Bu kongreler tüm yurdu değil, sadece kendi bulundukları bölgeyi (Trakya ve Batı Anadolu) kurtarmayı amaçlamışlardır.
Yerel kongrelerin temel karakteri bölgesel kurtuluş ve yerel halkın direnişini örgütlemektir.
3
Sivas ve Erzurum kongreleri ile karşılaştırma
Milli sınırlar, cemiyetlerin birleşmesi veya merkezi atamalar gibi kararlar ulusal kongrelerin (Erzurum/Sivas) yetki alanındadır.
Yerel kongreler bu ulusal kararlardan önce veya onlardan bağımsız, bölge merkezli hareket etmişlerdir.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele'de Yerel Kongrelerin Karakteri ve Mustafa Kemal Paşa'nın Katılım Durumu

İpuçları

1
Mustafa Kemal Paşa'nın hangi kongrelere bizzat katıldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal Paşa'nın katıldığı kongreleri (Erzurum, Sivas, Afyon, Pozantı) kodlayarak diğerlerinden ayırt edin.
Tahmini Süre:50s
Soru 506Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan aşağıdaki maddeler birlikte değerlendirildiğinde, Millî Mücadele'nin siyasi niteliği ve geleceği hakkında ulaşılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Madde KategorisiGenelge Maddesi
Gerekçeİstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş saymaktadır.
Amaç ve YöntemMilletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut siyasi otoritenin işlevsizliği, ulusal iradenin yeni bir meşruiyet kaynağı olarak belirmesine yol açmıştır.

Cevap

Mevcut siyasi otoritenin işlevsizliği, ulusal iradenin yeni bir meşruiyet kaynağı olarak belirmesine yol açmıştır.
Genelgenin gerekçe bölümünde İstanbul Hükümeti'nin acziyetinin vurgulanması, mevcut düzenin meşruiyetini yitirdiğini belirtir. Hemen ardından gelen 'milletin azim ve kararı' ifadesi ise bu boşluğun halk iradesiyle doldurulacağını ilan ederek, saltanat rejiminden milli egemenliğe dayalı yeni bir sisteme geçileceğinin hukuki ve siyasi zeminini hazırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Genelge maddelerinin analizi
İstanbul Hükümeti'nin görevini yapamadığı bir 'gerekçe' olarak sunulmuş, çözüm ise 'milletin azim ve kararı' yani 'yöntem' olarak belirlenmiştir.
Belgenin ihtilal karakterini anlamak için neden ve çözüm arasındaki bağ kurulmalıdır.
2
Hukuki ve siyasi sonuçların yorumlanması
Hükümetin yok saydığı milletin, kendi kararıyla bağımsızlığını kazanacak olması, egemenliğin kaynağının değiştiğini gösterir.
Sorumluluğunu yapmayan bir otorite yerine milletin kararının geçmesi siyasi meşruiyetin el değiştirmesidir.
3
Siyasi rejime yönelik çıkarım yapılması
Milletin kararı vurgusu, ileride cumhuriyet yönetimine ve milli egemenliğe geçileceğinin ilk işaretidir.
Bu maddeler Amasya Genelgesi'ni bir 'İhtilal Beyannamesi' haline getirir.

Anahtar Kavram

İhtilal Beyannamesi Mantığı

İpuçları

1
Mevcut hükümet görevini yapamıyorsa, yerine kimin geçeceği veya kararı kimin vereceği vurgulanmıştır?
2
'Milletin kararı' ifadesinin, yönetim biçimi ve egemenlik kaynağı üzerindeki etkisini düşünün.
3
Amasya Genelgesi'nin neden bir 'İhtilal Beyannamesi' olarak kabul edildiğini ve mevcut otoriteye nasıl bir alternatif sunduğunu odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Amasya Genelgesi'nin bu maddelerinin Erzurum Kongresi'ndeki 'Kuvayı Milliye'yi amil, iradeyi milliyeyi hakim kılmak esastır' maddesiyle olan sürekliliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 507Soru

Erzurum Kongresi, 'Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti' ile 'Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin ortak girişimleri sonucunda toplanmıştır.

Sadece bu bilgiye dayanarak Erzurum Kongresi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplanış amacı ve niteliği bakımından bölgesel bir karakter taşıdığı

Cevap

Toplanış amacı ve niteliği bakımından bölgesel bir karakter taşıdığı
Toplanış amacı ve niteliği bakımından bölgesel bir karakter taşıdığı ifadesi doğrudur; çünkü kongreyi düzenleyen Vilayât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk cemiyetleri, isimlerinden de anlaşılacağı üzere sadece Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerini kurtarmayı amaçlayan yerel kuruluşlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Düzenleyici kurumları analiz etme
Vilayât-ı Şarkiye (Doğu İlleri) ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk cemiyetleri tespit edildi.
Bu cemiyetlerin isimleri ve faaliyet alanları, yerel/bölgesel olduklarını gösterir.
2
Kapsam değerlendirmesi yapma
Sadece belirli bölgeleri savunan cemiyetlerin bir araya gelmesi, kongrenin de o bölgelerle sınırlı (bölgesel) başladığını kanıtlar.
Ulusal bir kongre tüm yurdu temsil eden cemiyetlerce düzenlenirdi.

Anahtar Kavram

Erzurum Kongresi'nin Toplanış Niteliği

İpuçları

1
Cemiyetlerin isimlerindeki 'Doğu İlleri' ve 'Trabzon' gibi yer adlarına dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Erzurum Kongresi'nin kararlarını inceleyerek neden 'ulusal' olarak nitelendirildiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 508Soru

2828 Ocak 19201920 tarihinde Son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilen ve Millî Mücadele'nin siyasi programı niteliğinde olan Misak-ı Millî beyannamesinde aşağıdakilerden hangisine yönelik bir karar yer almamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manda ve himaye sisteminin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği

Cevap

Manda ve himaye sisteminin kabul edilemeyeceğine dair karar Misak-ı Millî metninde değil, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde yer almıştır.
Manda ve himaye sisteminin reddi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin temel özelliklerinden biridir. 2828 Ocak 19201920'de kabul edilen Misak-ı Millî beyannamesi ise sınırlar (Milli Sınırlar), Boğazlar, azınlık hakları, dış borçlar, halk oylaması ve kapitülasyonların kaldırılması gibi konuları içerir ancak metin içerisinde 'manda ve himaye' tabiri geçmez.

Adım Adım Çözüm

1
Misak-ı Millî maddelerini gözden geçirmek
Misak-ı Millî; Sınırlar, Boğazlar, Kapitülasyonlar, Azınlıklar, Borçlar ve Referandum (halk oylaması) konularını kapsar.
Belgenin içeriğini hatırlamak doğru seçeneğe ulaşmayı sağlar.
2
Seçeneklerdeki kavramları kronolojik ve belgesel açıdan analiz etmek
Manda ve himaye reddinin bir 'Kongreler Dönemi' sloganı olduğu saptanır.
Kavramların hangi aşamada (Genelge, Kongre veya Meclis kararı) ortaya çıktığını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Misak-ı Millî Kararları ve Kapsamı

İpuçları

1
Manda ve himaye fikri, bağımsızlık mücadelesinin en başında kongrelerde tartışılıp reddedilen bir konudur; Misak-ı Millî ise devletin resmi sınırlarını ve ekonomik bağımsızlığını çizen bir metindir.

Daha Fazla Pratik

Misak-ı Millî kararlarını 'KAPSAB' (Kapitülasyonlar, Azınlıklar, Padişah ve İstanbul'un güvenliği, Sınırlar, Azınlıklar, Borçlar) şeklinde kodlayarak ezberleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 509Soru

Mustafa Kemal Paşa, 1919 Mayıs 19191919 tarihinde 9.9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun’a ulaştığında kendisine verilen resmî görev, bölgedeki asayişi sağlamak ve halkın elindeki silahları toplamaktır. Ancak Samsun’a çıktıktan sadece üç gün sonra, 2222 Mayıs 19191919’da İstanbul Hükümeti’ne gönderdiği Samsun Raporu’nda asayişsizliğin sorumlusunun Rumlar olduğunu belirtmiş ve görev yetki alanının dışına çıkarak ulusal bir meseleye değinmiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun Raporu’nda dile getirdiği, hem müfettişlik sınırlarını aştığının hem de Milli Mücadele’nin yerellikten çıkarak ulusal bir kararlılığa dönüşeceğinin ilk somut kanıtı sayılan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin haksız olduğunun ve bu durumun kabul edilemeyeceğinin vurgulanması

Cevap

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalinin haksız olduğunun ve bu durumun kabul edilemeyeceğinin vurgulanması
Mustafa Kemal Paşa, Samsun'a 9.9. Ordu Müfettişi olarak sadece Doğu Karadeniz bölgesindeki asayişten sorumlu olarak gönderilmiştir. Ancak hazırladığı Samsun Raporu'nda, yetki alanı dışında kalan İzmir'in işgaline tepki göstermesi, onun sadece bölgesel bir asayiş memuru gibi hareket etmeyeceğini, tüm vatanın kurtuluşunu hedefleyen ulusal bir lider gibi düşündüğünü kanıtlar. Bu durum, Milli Mücadele'nin daha ilk günlerinden itibaren ulusal bir nitelik kazanmaya başladığının göstergesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal Paşa'ya verilen 9.9. Ordu Müfettişliği görev alanını belirle.
Görev alanı Doğu Karadeniz ve çevresindeki illeri kapsamaktadır (Samsun, Erzurum, Sivas, Trabzon vb.).
Müfettişin hangi coğrafi sınırlar içerisinde yetkili olduğunu bilmek, yetki aşımını anlamak için temel adımdır.
2
Samsun Raporu'nun içeriğindeki maddeleri analiz et.
Raporda; Rum çetelerinin saldırıları asayişsizliğin nedenidir, Türklerin mandaya tahammülü yoktur ve İzmir'in işgali haksızdır maddeleri yer alır.
Raporun içeriğindeki yerel ve ulusal vurguları birbirinden ayırmak gerekir.
3
Rapordaki maddelerden hangisinin coğrafi yetki alanı dışında olduğunu saptan.
İzmir, Batı Anadolu'dadır ve müfettişlik alanı dışındadır. Buna rağmen rapora eklenmesi 'ulusal bir direniş' sinyalidir.
İzmir'in işgaline gösterilen tepki, müfettişlik sınırlarını aşan ve Milli Mücadele'nin tüm vatanı kapsayacağını gösteren ilk resmi belgedir.

Anahtar Kavram

Samsun Raporu'nun Ulusal Niteliği ve Yetki Aşımı

İpuçları

1
Mustafa Kemal'in müfettişlik yetkisi sadece Karadeniz bölgesiyle sınırlıydı; ancak o, tüm vatanı ilgilendiren bir olaydan bahsetti.
2
1515 Mayıs 19191919'da gerçekleşen ve Anadolu'da büyük bir infiale neden olan batıdaki o büyük işgali düşünün.
3
Samsun Raporu'nda yer alan ve müfettişlik coğrafyası olan Karadeniz dışında kalan tek madde İzmir'in işgaliyle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Samsun Raporu ile Havza Genelgesi arasındaki farklara odaklanarak; hangisinin 'halka yönelik ilk çağrı' olduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 510Soru

Amasya Genelgesi'nde yer alan "Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir." tespiti ile "Her türlü etki ve denetimden uzak millî bir kurulun varlığı gereklidir." kararı birlikte değerlendirildiğinde; bu belgelerin Türk siyasi ve hukuk tarihindeki en temel devrimci niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin meşruiyetini yitirdiğini ilan ederek, egemenliğin kaynağını saltanattan ulusal iradeye kaydıran kurumsal bir alternatif inşa etmesi

Cevap

İstanbul Hükümeti'nin işlevsizliğini vurgulayarak, egemenliğin kaynağını saltanattan ulusal iradeye kaydıran kurumsal bir zemin hazırlamak
Amasya Genelgesi, Türk tarihinde egemenliğin padişahtan alınarak halka verildiğini (milletin azim ve kararı) ve bu iradeyi temsil edecek alternatif bir siyasi merkezin (millî kurul) gerekliliğini ilan eden ilk resmi belgedir. Bu durum, onu sadece bir bağımsızlık çağrısı değil, aynı zamanda bir 'ihtilal beyannamesi' yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Genelge maddelerini siyasi meşruiyet açısından analiz et.
"İstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir" ifadesi ile mevcut otoritenin meşruiyeti sorgulanmıştır.
Yeni bir otorite kurulmadan önce eskisinin geçersizliğinin tespiti gereklidir.
2
"Millî kurul" ifadesinin kurumsal karşılığını belirle.
Bu ifade, ileride kurulacak olan Heyet-i Temsiliye'nin (ve dolayısıyla TBMM'nin) ilk hukuki sinyalidir.
Milli iradenin somutlaşması için bir kurumsal temsil mekanizması şarttır.
3
"Milletin azim ve kararı" ifadesi ile "Kurul" gerekliliği arasındaki bağı kur.
Milletin kendi kararıyla bağımsızlığını kazanması, egemenliğin artık padişahtan millete geçtiğinin hukuki beyanıdır.
Siyasi dönüşümün (ihtilalin) temel gerekçesi ve yöntemi budur.

Anahtar Kavram

Milli Egemenliğin Kurumsallaşması ve İhtilal Belgesi Niteliği

İpuçları

1
Genelge maddelerinde geçen 'milletin azim ve kararı' ifadesinin kimin yetkisine son verdiğini düşünün.
2
İhtilal belgeleri mevcut yönetimi geçersiz sayıp yerine halkın temsilini koyar.
3
'Millî kurul' ifadesi, Milli Mücadele'nin yürütme yetkisini kimin kullanacağına dair bir işarettir.

Daha Fazla Pratik

Heyet-i Temsiliye'nin (Temsil Kurulu) Erzurum ve Sivas Kongrelerindeki yetki gelişimini incelemek konuyu pekiştirir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 511Soru

Milli Mücadele Hazırlık Dönemi’nde toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongreleri; bölgede seferberlik ilan etme, vergi toplama ve asker alımı gibi yürütme yetkilerini kullanarak adeta bölgesel bir hükümet gibi hareket etmişlerdir. Buna karşın aynı kongreler, aldıkları kararlarda Osmanlı saltanatına bağlı olduklarını ve temel amaçlarının halifelik makamını kurtarmak olduğunu da açıkça vurgulamışlardır. Bu bilgilere göre, Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin sergilediği bu tutum aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Direnişi halk nezdinde meşrulaştırmak ve saltanat yanlısı kesimlerin desteğini kazanmak istemeleriyle

Cevap

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin bölgesel bir hükümet gibi çalışırken padişaha bağlılık bildirmeleri, halkın desteğini bölmemek ve direnişe katılımı artırmak amacıyla izlenen stratejik bir meşruiyet çabasıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, kongrelerin neden hem idari birer güç gibi davrandığını hem de padişaha bağlılık bildirdiğini açıklar. Milli Mücadele'nin ilk safhalarında halkın saltanat makamına duyduğu geleneksel bağlılığı karşısına almamak ve 'asi' durumuna düşmeden geniş kitleleri seferber etmek için bu yöntem izlenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin kullandığı yetkileri analiz etme
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri; vergi toplama, asker alımı ve seferberlik gibi 'yürütme' yetkilerini kullanarak bölgesel birer devlet mekanizması gibi çalışmıştır.
Bu durum, bölgedeki otorite boşluğunu doldurmak ve işgallere karşı organize bir güç oluşturmak için gereklidir.
2
Kongrelerin siyasi söylemlerini değerlendirme
İdari yetkilerine rağmen padişah ve halifeye bağlılık bildirilmiş, bağımsız bir devlet kurma amacı değil, mevcut makamı kurtarma amacı vurgulanmıştır.
Halkın saltanat ve hilafet makamına olan bağlılığı, direnişin kitleselleşmesi için hayati önem taşımaktadır.
3
Sonuçlandırma
Kullanılan yetkiler 'bağımsızlık' karakterini, söylemler ise 'meşruiyet' arayışını gösterir.
Bu ikili yapı, halkın dini ve geleneksel hassasiyetlerini kullanarak direnişi tüm kesimlere yayma amacına hizmet eder.

Anahtar Kavram

Yerel Kongrelerde Stratejik Meşruiyet

İpuçları

1
Kongrelerin vergi toplama ve asker alma gibi yetkileri kullanması bağımsız bir devlet organı gibi davrandıklarını gösterir.
2
Ancak aynı dönemde Anadolu halkının büyük bir kısmı padişahı kutsal bir lider olarak görüyordu.
3
Direniş liderleri, halkı karşılarına almamak için yaptıkları eylemleri 'padişahı esaretten kurtarmak' kılıfıyla sunmuşlardır.

Daha Fazla Pratik

Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin Sivas Kongresi'nden farklı olarak 'Milli Egemenlik' kavramından ziyade 'Milli Bağımsızlık' ve bölgesel savunma üzerine neden daha fazla yoğunlaştığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 512Soru

Sivas Kongresi; manda ve himaye fikrinin kesin olarak reddedildiği, bölgesel direniş cemiyetlerinin tek bir çatı altında toplandığı ve Millî Mücadele’nin tam yetkili bir yürütme organına kavuştuğu ulusal bir kongredir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Sivas Kongresi’nde Millî Mücadele’yi "ulusal bir merkeze" bağlama ve "kurumsallaştırma" amacı taşıyan faaliyetlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil Heyeti'nin sadece Doğu Anadolu illerini temsil etmek üzere ilk kez oluşturulması

Cevap

Temsil Heyeti'nin sadece Doğu Anadolu illerini temsil etmek üzere ilk kez oluşturulması, Erzurum Kongresi'ne ait bölgesel bir özelliktir.
Temsil Heyeti'nin ilk kez dokuz kişilik bir kurul olarak oluşturulması ve sadece Doğu Anadolu'yu temsil etmesi kararı Erzurum Kongresi'nde alınmıştır. Sivas Kongresi'nde ise bu heyetin üye sayısı 1515'e çıkarılmış ve yetkisi tüm vatanı temsil edecek şekilde genelleştirilmiştir. Bu nedenle bu ifade Sivas Kongresi'nin ulusal niteliğiyle değil, Erzurum'un başlangıçtaki bölgesel yapısıyla ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrelerin niteliğini karşılaştırın.
Erzurum Kongresi toplanış bakımından bölgeselken, Sivas Kongresi her bakımdan ulusaldır.
Soruda Sivas Kongresi'nin ulusal ve merkezîleştirici özellikleri sorulmaktadır.
2
Temsil Heyeti'nin gelişimini inceleyin.
Temsil Heyeti Erzurum'da kurulmuş ve yetkisi Doğu illeriyle sınırlı tutulmuştur. Sivas'ta ise yetkisi tüm vatanı kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Sivas Kongresi'nde kurumsallaşmanın zirveye ulaştığı nokta, heyetin ulusal bir hükümet gibi yetki kullanmasıdır.
3
Yanlış olan seçeneği belirleyin.
Temsil Heyeti'nin sadece Doğu illerini temsil etmesi ifadesi, Sivas'taki 'ulusal' olma özelliğiyle çelişir.
Bu karar Erzurum Kongresi'nin sınırlı/bölgesel yapısını yansıtmaktadır.

Anahtar Kavram

Sivas Kongresi'nin ulusal ve merkezî yapısı

İpuçları

1
Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresi arasındaki temel farklardan biri Temsil Heyeti'nin yetki alanıdır.
2
Sivas Kongresi'nde cemiyetler 'ulusal' bir isim altında birleşirken, Erzurum'da cemiyetlerin birleşmesi sadece Doğu illeriyle sınırlı kalmıştır.
3
Temsil Heyeti'nin 'ilk kez' ve 'bölgesel' olarak kurulduğu yer Erzurum'dur; Sivas'ta ise bu yapı tam yetkili hale getirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Sivas Kongresi sonrasında Damat Ferit Paşa Hükümeti'nin istifa etmesinin, Temsil Heyeti'nin kazandığı hangi tür (siyasi, askeri, hukuki) bir zafer olduğunu araştırınız.

Alternatif Yöntem

Kronolojik ve coğrafi kapsam analizi: Seçeneklerdeki olayların hangisinin sadece belli bir bölgeyi (Doğu) hedeflediğini, hangilerinin 'tüm vatanı' kapsadığını karşılaştırarak doğru sonuca ulaşabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 513Soru

Sivas Kongresi'nin ardından Milli Mücadele'nin yürütme organı haline gelen Temsil Heyeti, 2727 Aralık 19191919 tarihinde Ankara'ya gelerek burayı merkez seçmiştir.

Ankara'nın Milli Mücadele'nin fiilî merkezi olarak seçilmesinde aşağıdakilerden hangisinin payı olduğu söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Mücadele'nin ilk genelgesinin bu şehirde hazırlanmış ve ilan edilmiş olması

Cevap

Milli Mücadele'nin ilk genelgesinin bu şehirde hazırlanmış ve ilan edilmiş olması
Milli Mücadele'nin ilk genelgesinin bu şehirde hazırlandığı bilgisi yanlıştır; çünkü Milli Mücadele'nin ilk genelgesi olan Havza Genelgesi, Mustafa Kemal Paşa tarafından Samsun-Havza'da yayınlanmıştır. Ankara, Temsil Heyeti'nin merkezidir ancak mücadelenin tüm ilk adımları burada atılmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil Heyeti'nin Ankara'yı seçme nedenlerini hatırla.
Gerekçeler: Batı Cephesi'ne yakınlık, güvenli bölge (işgal edilmemiş), ulaşım (demiryolu) ve haberleşme (telgraf) kolaylığı, Ali Fuat Paşa'nın ordusunun varlığı.
Ankara'nın neden merkez seçildiğini anlamak için stratejik ve lojistik avantajlarını bilmek gerekir.
2
Milli Mücadele'nin başlangıç kronolojisini değerlendir.
Milli Mücadele'nin ilk genelgesi Havza Genelgesi'dir ve Samsun-Havza'da yayınlanmıştır.
Olayların yer ve zaman eşleşmesini yaparak yanlış bilgiyi tespit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Temsil Heyeti'nin Ankara'yı Merkez Seçme Nedenleri

İpuçları

1
Ankara'nın Milli Mücadele'nin merkezi seçilmesi Sivas Kongresi'nden sonradır.
2
İlk genelge Samsun'a çıkıştan kısa bir süre sonra yayınlanmıştır.
3
Havza Genelgesi'nin yayınlandığı yeri hatırlayın; Ankara henüz merkez seçilmemişti.

Daha Fazla Pratik

Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelmesinden sonra Son Osmanlı Mebusan Meclisi için yapılan seçimleri ve Misak-ı Milli kararlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 514Soru

Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla yayımladığı Havza Genelgesi'nde; işgallerin protesto edilmesini ve İtilaf Devletleri ile İstanbul Hükümeti'ne protesto telgrafları çekilmesini isterken, gösteriler sırasında Hristiyan azınlığa yönelik herhangi bir saldırı veya kötü muamelede bulunulmamasını kesin bir dille emretmiştir.

Genelge metninde yer alan bu 'azınlık haklarını koruma' vurgusunun temel diplomatik ve stratejik gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesini uygulamak için kullanabileceği haklı gerekçeleri ortadan kaldırmak

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesini uygulama bahanelerini ortadan kaldırmak
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi, İtilaf Devletleri'nin en tehlikeli silahıydı. Havza Genelgesi'nde azınlıklara yönelik bir eylem yapılmaması uyarısı, işgalci güçlerin bu maddeyi devreye sokarak 'asayiş bozuldu' gerekçesiyle yeni yerleri işgal etmesini önlemek amacıyla yapılmış stratejik bir hamledir.

Adım Adım Çözüm

1
Havza Genelgesi'nin içeriğini analiz etme
Genelge halkı işgallere karşı protestoya çağırırken aynı zamanda azınlıklara zarar verilmemesini istemektedir.
Mustafa Kemal, halkın tepkisini örgütlerken bu tepkinin kontrolsüz bir çatışmaya dönüşmesini engellemek istemiştir.
2
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi ile bağ kurma
7. madde, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı tanımaktaydı.
Azınlıklara yönelik yapılacak herhangi bir saldırı, İtilaf Devletleri için 'güvenlik tehlikede' bahanesini yaratarak işgallerin genişlemesine yol açabilirdi.
3
Stratejik amacı belirleme
Azınlıklara iyi davranılması, direnişin haklılığını korur ve işgalcilere yasal bir zemin bırakmaz.
Milli Mücadele'nin meşruiyetini uluslararası hukuk önünde korumak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Mondros 7. Madde ve Havza Genelgesi İlişkisi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri'nin işgalleri genişletmek için Mondros'un hangi maddesini bahane edebileceğini düşünün.
2
Mondros'un 7. maddesi 'güvenlik' bahanesiyle işgallere izin veriyordu. Azınlıklarla yaşanacak bir çatışma bu güvenliği nasıl etkiler?
3
Mustafa Kemal, halkı sokağa dökerken işgalcilerin eline 'koz' vermemeye çalışmaktadır. Bu koz azınlıklar üzerinden kullanılabilir.

Daha Fazla Pratik

Amasya Genelgesi'nin Havza'dan farkını belirlemek için Milli Mücadele'nin 'ihtilal beyannamesi' olma özelliğini inceleyin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 515Soru

Sivas Kongresi’nde, vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilkesinden hareketle, Millî Mücadele'yi tek elden yürütmek ve disiplini sağlamak amacıyla tüm yararlı cemiyetler tek bir çatı altında toplanmıştır.

Bu doğrultuda kurulan ve Millî Mücadele'nin merkezi organizasyonu haline gelen cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Cevap

Sivas Kongresi'nde tüm bölgesel direniş cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (ARMHC) adı altında birleştirilmiştir.
Sivas Kongresi'nin en önemli sonuçlarından biri, dağınık haldeki tüm yararlı cemiyetlerin 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti' adı altında birleştirilmesidir. Bu adım, Millî Mücadele'nin tek bir merkezden, düzenli ve ulusal bir stratejiyle yönetilmesini sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kongrenin temel amacını analiz et.
Sivas Kongresi (4114-11 Eylül 19191919), bölgesel direnişleri tek bir merkezden yöneterek ulusal birliği sağlamayı hedeflemiştir.
Parçalı direnişin işgallere karşı zayıf kalacağı düşünülmüştür.
2
Cemiyetlerin birleşme kararını değerlendir.
Erzurum Kongresi'nde sadece Doğu Anadolu'daki cemiyetler birleşmişken, Sivas'ta tüm Türkiye'deki (Anadolu ve Rumeli) cemiyetler birleştirilmiştir.
Milli Mücadele'ye "topyekûn" ve "ulusal" bir karakter kazandırılmak istenmiştir.
3
Kurulan yeni yapının adını saptanması.
Bu birleşme sonucunda oluşan çatı kuruluşun adı Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'dir.
İsimdeki "Anadolu ve Rumeli" ifadesi, mücadelenin tüm vatanı kapsadığını gösterir.

Anahtar Kavram

Sivas Kongresi'nde cemiyetlerin birleştirilmesiyle Millî Mücadele'de yönetimde birlik ve ulusallık sağlanmıştır.

İpuçları

1
Cemiyetlerin birleştirilmesiyle Millî Mücadele bölgesellikten kurtulup ulusal hale gelmiştir.
2
Yeni cemiyetin ismi, sadece bir bölgeyi değil, hem Anadolu'yu hem de Trakya (Rumeli) topraklarını kapsamaktadır.
3
Erzurum Kongresi'nde 'Doğu Anadolu' ile sınırlı kalan birleşme, Sivas'ta tüm yurdu kapsayacak şekilde 'Anadolu ve Rumeli' ifadesiyle genişletilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Sivas Kongresi'nde ayrıca manda ve himaye fikrinin 'kesin olarak' reddedildiğini ve İrade-i Milliye gazetesinin çıkarıldığını unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 516Soru

İtilaf Devletleri, 1616 Mart 19201920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal ederek Mebusan Meclisi’ni basmış ve Milli Mücadele yanlısı milletvekillerini Malta’ya sürgün etmiştir. Bu gelişme, her ne kadar Osmanlı Devleti’nin başkentini doğrudan hedef alsa da Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti tarafından Ankara’daki yeni meclisleşme süreci için bir "meşruiyet zemini" olarak değerlendirilmiştir.

Buna göre, İstanbul’un resmen işgal edilmesinin Milli Mücadele’nin yönetim yapısı üzerindeki temel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradenin merkezi olarak Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına olanak sağlaması

Cevap

Milli Mücadele'nin yönetim yapısı üzerindeki temel sonuç, halk iradesini temsil eden meclisin Ankara'da açılması için hukuki ve siyasi bir meşruiyet oluşmasıdır.
Doğru yanıt olan Ankara'da yeni bir meclisin açılmasına olanak sağlanması ifadesi doğrudur; çünkü İstanbul'un işgali ve Osmanlı Mebusan Meclisi'nin dağıtılması, milli iradenin temsil edilebileceği tek yerin Anadolu (Ankara) kalmasına neden olmuştur. Bu durum, 2323 Nisan 19201920'de TBMM'nin açılmasına giden süreci hem hızlandırmış hem de uluslararası kamuoyunda bu girişime meşruiyet kazandırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İstanbul'un resmen işgalinin (16 Mart 1920) sonuçlarını analiz etme
Osmanlı Mebusan Meclisi dağıtıldı ve milletvekilleri sürgün edildi.
Başkentin ve meclisin fiilen işlevsiz kalması, halkın iradesini temsil edecek bir kurumun kalmadığını gösterir.
2
Mustafa Kemal'in bu duruma tepkisini değerlendirme
Mustafa Kemal bu işgali, Ankara'da yeni bir meclis toplamak için bir fırsat ve haklılık gerekçesi olarak kullanmıştır.
İstanbul'daki meclis artık görev yapamadığı için 'olağanüstü yetkilere sahip' yeni bir meclisin Ankara'da açılması zorunlu hale gelmiştir.
3
Sürecin sonucunu belirleme
23 Nisan 1920'de TBMM açılarak Milli Mücadele'nin yönetim merkezi Ankara olmuştur.
İşgal, milli egemenliğe dayalı yeni devletin kurumlarının oluşturulma sürecini hızlandırmıştır.

Anahtar Kavram

İstanbul'un işgali, Osmanlı'nın son meclisini dağıtarak Ankara'daki Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına hukuki ve siyasi bir gerekçe (meşruiyet) sağlamıştır.

İpuçları

1
Mebusan Meclisi dağıtılınca halkın iradesini temsil edecek başka bir kuruma ihtiyaç duyulup duyulmadığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İşgal sonrası Mustafa Kemal'in yayımladığı seçim genelgesini ve Ankara'daki meclisin 'kurucu' niteliğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 517Soru

Amasya Görüşmeleri'nde (20-22 Ekim 1919) hazırlanan protokollerin büyük bir kısmı İstanbul'daki Vükela Meclisi (Bakanlar Kurulu) tarafından reddedilmiş; sadece Meclis-i Mebusan'ın açılmasına yönelik karar uygulamaya konulabilmiştir.

Alınan kararların çoğunun hayata geçirilmemesine rağmen, bu görüşmelerin Milli Mücadele süreci açısından "hukuki bir zafer" olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Hükümeti'nin, Temsil Heyeti'ni resmi bir muhatap kabul ederek varlığını hukuken tanıması

Cevap

İstanbul Hükümeti'nin, Temsil Heyeti'ni resmi bir muhatap kabul ederek varlığını hukuken tanıması
Amasya Görüşmeleri'nin en temel siyasi ve hukuki sonucu, İstanbul Hükümeti'nin o güne kadar 'asi' olarak gördüğü Temsil Heyeti ile aynı masaya oturarak onları resmi bir güç/muhatap olarak kabul etmesidir. Kararların (protokollerin) hükümet tarafından reddedilmesi bu 'hukuki tanınma' gerçeğini değiştirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Görüşmeye katılan tarafları belirle.
İstanbul Hükümeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa.
Görüşmenin tarafları, siyasi ağırlığı belirler.
2
Görüşmenin gerçekleşme şeklini analiz et.
İki tarafın aynı masa etrafında toplanması, tarafların birbirini meşru görmesi anlamına gelir.
Hukuki tanınma, bir otoritenin diğerini muhatap almasıyla başlar.
3
Kararların uygulanma durumunu değerlendir.
Kararların çoğu uygulanmasa bile, görüşmenin yapılmış olması Temsil Heyeti'nin siyasi ve hukuki varlığını resmileştirmiştir.
Uygulama (pratik sonuç) ile tanınma (hukuki statü) arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Hukuki Tanınma (Meşruiyet)

İpuçları

1
İki tarafın masaya oturması, birbirlerini 'yok saymadıkları' anlamına gelir.
2
Protokollerdeki maddelerin uygulanıp uygulanmaması pratik bir sonuçtur; asıl 'hukuki' kazanım muhatap alınmaktır.
3
İstanbul Hükümeti'nin Bahriye Nazırı seviyesinde bir temsilci göndermesi, Anadolu hareketini resmen tanıdığının kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

Amasya Görüşmeleri'nde üzerinde anlaşılan tek maddenin neden 'Mebusan Meclisi'nin açılması' olduğunu anayasal çerçevede araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 518Soru

İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından İstanbul’u fiilen kontrol altında tutmalarına rağmen, 1616 Mart 19201920 tarihinde şehri resmen işgal etmiş ve Mebusan Meclisi’ni basarak dağıtmışlardır. İtilaf Devletleri’nin bu sert tutumu sergilemelerine ve İstanbul’u 'resmen' işgal etmelerine neden olan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilerek dünyaya ilan edilmesi

Cevap

İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u resmen işgal etmesinin temel nedeni, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde Misak-ı Milli kararlarının kabul edilmesidir.
İtilaf Devletleri, Osmanlı Mebusan Meclisi'nin aldığı Misak-ı Milli (Milli Yemin) kararlarını, kendi sömürgeci planlarına karşı bir meydan okuma olarak görmüşlerdir. Meclis bu kararları geri çekmeyince baskıyı artırarak 1616 Mart 19201920’de İstanbul’u resmen işgal etmişler ve halkın iradesini temsil eden meclisi dağıtmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurun.
Mebusan Meclisi'nin açılması -> Misak-ı Milli'nin ilanı -> İtilaf Devletleri'nin tepkisi.
Tarihi olaylarda bir gelişmenin tetikleyicisi genellikle bir önceki önemli siyasi karardır.
2
Misak-ı Milli'nin içeriğini ve İtilaf Devletleri üzerindeki etkisini değerlendirin.
Misak-ı Milli, Mondros sonrası işgallere karşı çıkışın resmileşmesidir.
İtilaf Devletleri kendi planlarını (Sevr gibi) engelleyecek bu resmi belgeyi kabul edilemez bulmuşlardır.
3
İşgalin sonucunda ne olduğunu belirleyin.
Meclis dağıtıldı, aydınlar sürgüne gönderildi ve Milli Mücadele Ankara'ya kaydı.
Bu süreç, halkın İstanbul Hükümeti'nden umudunu keserek Ankara'daki harekete yönelmesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Misak-ı Milli ve İstanbul'un Resmen İşgali İlişkisi

İpuçları

1
İtilaf Devletleri, Türk milletinin bağımsızlık hedeflerini dünyaya duyuran resmi bir belgeye tepki göstermiştir.
2
Bu gelişme, Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde gizli bir oturumda kabul edilen bağımsızlık bildirisi ile ilgilidir.
3
Milli Ant anlamına gelen bu belge, Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarının Meclis tarafından onaylanmış halidir.

Daha Fazla Pratik

İşgal sonrasında Mustafa Kemal'in Anadolu'da aldığı karşı önlemleri (demiryollarının tahribi, tutuklamalar vb.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 519Soru

İtilaf Devletleri'nin 1616 Mart 19201920 tarihinde İstanbul’u resmen işgal etmesi ve Mebusan Meclisi’ni dağıtarak bazı milletvekillerini sürgün etmesi, Türk halkının bağımsızlık mücadelesinde kritik bir dönüm noktası oluşturmuştur. Bu gelişmenin, Milli Mücadele’nin seyrine olan en belirgin siyasi etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli iradenin temsil edileceği yeni bir meclisin Ankara'da açılmasına hukuki ve meşru bir zemin hazırlaması

Cevap

İstanbul'un resmen işgali ve Osmanlı Mebusan Meclisi'nin dağıtılması, milli iradenin temsil edileceği merkezi bir otoritenin kalmadığını kanıtlayarak Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına meşruiyet sağlamıştır.
İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal ederek meclisi kapatması, Mustafa Kemal'e 'Padişahın ve milletin haklarını korumak' iddiasıyla Ankara'da yeni bir meclis toplama imkanı vermiştir. Eğer meclis İstanbul'da çalışmaya devam etseydi, Ankara'da ayrı bir meclis açmak 'isyan' olarak görülebilirdi; ancak meclisin dağıtılması Ankara'nın hamlesini meşru kılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın nedenini tespit et.
Misak-ı Milli'nin Mebusan Meclisi'nde kabul edilmesi İtilaf Devletleri'ni harekete geçirmiştir.
İtilaf Devletleri kendi çıkarlarına aykırı olan bu bağımsızlık beyannamesine sert tepki göstermiştir.
2
İşgalin doğrudan sonucunu analiz et.
Meclis-i Mebusan dağıtıldı, milletvekilleri tutuklandı ve İstanbul'un yönetimi doğrudan kontrol altına alındı.
Bu durum, Osmanlı Devleti'nin başkentinde halkın iradesini yansıtacak bir yapının kalmadığını göstermiştir.
3
Siyasi boşluğun nasıl doldurulduğunu belirle.
Mustafa Kemal, bu işgali 'milli egemenlik' adına bir fırsata çevirmiş ve Ankara'yı yeni merkez olarak ilan etmiştir.
İstanbul'daki meclis artık işlevsiz kaldığı için halkı temsil edecek yeni bir kurucu meclisin açılması zorunlu hale gelmiştir.

Anahtar Kavram

İstanbul'un işgalinin meşruiyet aktarımı üzerindeki rolü

İpuçları

1
İstanbul'daki meclisin kapatılması, Ankara'da yapılacak yeni bir kurumsal girişimin önündeki hukuki engelleri kaldırmış olabilir mi?

Daha Fazla Pratik

İşgal sonrası yayınlanan İtilaf bildirisindeki 'işgal geçicidir' maddesinin psikolojik savaş boyutunu inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 520Soru

Mustafa Kemal Paşa, 9.9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gönderildiğinde kendisine verilen resmi görev; bölgedeki karışıklıkları gidermek, Türklerin elindeki silahları toplamak ve direniş gruplarını dağıtmaktır. Ancak Mustafa Kemal, 2222 Mayıs 19191919 tarihinde İstanbul’a gönderdiği Samsun Raporu'nda; "Yunanların İzmir'e çıkması haksızdır ve Türk milleti yabancı mandasını ve kontrolünü kabul etmeyecektir." görüşlerini dile getirmiştir.

Bu bilgilere dayanarak Samsun Raporu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milli Mücadele’nin temel dayanaklarının ve halkın bağımsızlık isteğinin resmi bir belgeyle ilk kez ortaya konulduğu

Cevap

Samsun Raporu, Milli Mücadele’nin haklılığının ve bağımsızlık azminin resmi bir dil ve belgeyle ilk kez ifade edilmesidir.
Samsun Raporu, Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktıktan sonra hazırladığı ve İstanbul Hükümeti'ne sunduğu ilk resmi belgedir. Raporda İzmir'in işgalinin haksızlığına değinilmesi ve manda fikrinin reddedilmesi, Milli Mücadele'nin gerekçelerinin ve halkın bağımsızlık iradesinin ilk kez resmi bir formatta dile getirildiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Mustafa Kemal'e verilen resmi görev ile rapordaki ifadeleri karşılaştırın.
Resmi görev 'asayiş ve silah toplama' iken, rapor içeriği 'işgal haksızlığı ve bağımsızlık' üzerinedir.
Mustafa Kemal'in kendisine verilen görevin sınırlarını aşarak milli menfaatleri ön plana çıkardığını görmek için gereklidir.
2
Rapordaki 'manda kabul edilmeyecektir' ve 'İzmir'in işgali haksızdır' ifadelerinin önemini değerlendirin.
Bu ifadeler, henüz bir genelge yayımlanmadan önce direnişin fikri altyapısının resmiyete döküldüğünü kanıtlar.
Samsun Raporu'nun Milli Mücadele sürecindeki ilk belge olma özelliğini belirlemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Samsun Raporu'nun Milli Mücadele'deki ilk belge olma özelliği

İpuçları

1
Mustafa Kemal'e verilen resmi talimatlar ile kendi yazdığı raporun içeriği uyuşuyor mu?
2
Bu rapor, Milli Mücadele'nin kronolojik olarak ilk belgesi sayılır.
3
Raporda özellikle 'İzmir'in işgali' ve 'manda' konusundaki sert tutum, Mustafa Kemal'in hükümetten farklı düşündüğünü kanıtlar.

Daha Fazla Pratik

Mustafa Kemal'in Samsun Raporu'ndan sonra yayımladığı ve halkı mitingler yapmaya çağırdığı Havza Genelgesi'nin önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 26 / 29Sonraki
Milli Mücadele Hazırlık Dönemi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 26 | Examkin