Milli Mücadele Muharebeler Dönemi

623 soru

Soru 121Soru

3 Aralık 1920'de imzalanan Gümrü Antlaşması ile Ermenistan, Sevr Antlaşması’nın geçersizliğini kabul etmiş ve Misak-ı Millî sınırlarını tanıyan ilk devlet olmuştur. Bu gelişmenin, Millî Mücadele'nin ilerleyen döneminde dış politika açısından sağladığı en önemli avantaj aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyet Rusya ile yürütülen diplomatik görüşmelerde TBMM'nin elinin güçlenmesi ve Moskova Antlaşması'na giden sürecin kolaylaşması

Cevap

Doğu Cephesi'ndeki askerî başarının diplomatik bir sonuca (Gümrü) dönüşmesi, TBMM'nin Sovyet Rusya ile yürüteceği pazarlıklarda elini güçlendirmiş ve Moskova Antlaşması'na zemin hazırlamıştır.
Doğu Cephesi'nde kazanılan zaferin ardından imzalanan Gümrü Antlaşması, TBMM'nin ilk diplomatik başarısıdır. Bu zafer, bölgede etkin olmak isteyen Sovyet Rusya'nın TBMM ile olan ilişkilerini ciddileştirmiş ve 16 Mart 1921'de imzalanacak olan Moskova Antlaşması için gerekli diplomatik zemini ve güveni oluşturmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın diplomatik niteliğini analiz etme
Gümrü Antlaşması ile Ermenistan'ın Sevr'i reddeden ilk devlet olduğu belirlenir.
Antlaşmanın uluslararası alandaki meşruiyet etkisini anlamak için ilk kazanımları tespit etmek gerekir.
2
Dış politikadaki zincirleme etkiyi değerlendirme
Bölgedeki aktörlerden Ermenistan'ın saf dışı kalmasının Sovyet Rusya ile ilişkileri kolaylaştırdığı saptanır.
Bir cephenin kapanması ve elde edilen siyasi başarı, diğer devletlerle yapılan görüşmelerde TBMM'nin temsil gücünü ve güvenilirliğini artırır.

Anahtar Kavram

Gümrü Antlaşması'nın Diplomatik Etkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 122Soru

Büyük Taarruz'un askeri başarıyla sonuçlanmasının ardından imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda yer alan; "İstanbul ve Boğazlar bölgesinin yönetimi TBMM Hükümeti’ne bırakılacaktır." maddesi, Milli Mücadele’nin diplomatik bir zaferidir.

Antlaşmanın bu maddesi, aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğinin

Cevap

İstanbul'un ve Boğazlar bölgesinin yönetiminin TBMM'ye bırakılması, Osmanlı Devleti'nin hukuken sona erdiğini kanıtlar.
Osmanlı Devleti'nin başkenti olan İstanbul'un idaresinin TBMM Hükümeti'ne bırakılması, İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Hükümeti'ni artık bir siyasi otorite olarak tanımadığını ve Osmanlı'nın hukuken sona erdiğini kabul ettiklerini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Maddenin içeriğini analiz etme
İstanbul ve Boğazlar Osmanlı'nın başkentidir ancak yönetim TBMM'ye devredilmiştir.
Başkent yönetimi, devletin egemenlik merkezini temsil eder.
2
Hukuki durumu yorumlama
Başkenti başka bir otoriteye bırakılan Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri tarafından hukuken yok sayılmıştır.
Hukuken sona erme, bir devletin resmi otoritesinin tanınmaması durumudur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Siyasi Varlığının Sona Erme Safhaları

İpuçları

1
İstanbul'un Osmanlı Devleti için taşıdığı başkent olma özelliğini düşünün.
2
Osmanlı'nın başkenti bir antlaşma ile TBMM'ye verilirse, İtilaf Devletleri artık kimi muhatap alıyor demektir?

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nin 'fiilen', 'hukuken' ve 'resmen' sona erme aşamalarını karşılaştıran bir tablo hazırlayınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 123Soru

24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk devletinin bağımsızlığı uluslararası alanda hukuken tanınmış, Misak-ı Milli hedefleri büyük oranda gerçekleştirilmiştir. Ancak antlaşmada yer alan bazı kararlar, Türkiye'nin ulusal egemenlik haklarını tam olarak kullanmasına o dönem için engel teşkil etmiştir. Bu doğrultuda Lozan Barış Antlaşması'nda alınan aşağıdaki kararlardan hangisinin, Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boğazlar idaresinin, başkanlığını Türk delegenin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılması

Cevap

Boğazlar idaresinin uluslararası bir komisyona bırakılması, Türkiye'nin bölgedeki tam hakimiyetini engellediği için egemenlik haklarını kısıtlayan bir unsurdur.
Doğru yanıt olan Boğazlar idaresinin komisyona bırakılması ifadesi, Türkiye'nin kendi toprak parçası olan Boğazlar üzerinde askeri ve idari denetimini sınırladığı için doğrudan egemenlik haklarına aykırıdır. Bu durum ancak 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ortadan kaldırılabilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Egemenlik haklarının kısıtlanması, bir devletin kendi toprakları üzerinde karar alma veya savunma yapma yetkisinin başka güçlerce paylaşılmasıdır.
Soruda egemenlik haklarını kısıtlayan hükmün bulunması istenmektedir.
2
Lozan Maddelerini Değerlendirme
Lozan'da Boğazlar için 'Uluslararası Boğazlar Komisyonu' kurulmuş ve Boğazların her iki yakasının (15-20 km) askerden arındırılması kabul edilmiştir.
Komisyonun varlığı, Türkiye'nin Boğazlar üzerinde tek başına söz sahibi olamadığını gösterir.
3
Diğer Seçeneklerin Kontrolü
Azınlıklar, kapitülasyonlar ve yabancı okullar konuları Türkiye'nin lehine çözülerek egemenlik pekiştirilmiştir.
Bu konuların çözümü, devletin kendi iç düzenini kurma ve dış müdahaleleri engelleme gücünü artırmıştır.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik İlkeleri

İpuçları

1
Bir devletin kendi sınırları içinde başka bir kurulun (komisyonun) söz sahibi olması egemenliğe zarar verir mi?
2
Boğazlar konusunun 1936'ya kadar neden tekrar gündeme geldiğini ve Montrö Sözleşmesi'nin neden imzalandığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Boğazlar Komisyonu'nun kaldırıldığı ve Türkiye'nin tam egemenliğinin sağlandığı 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi maddelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 124Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanan ve 'Rum Sındığı' olarak da adlandırılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin ardından yaşanan gelişmelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa'ya, gösterdiği üstün başarılardan dolayı TBMM tarafından 'Mareşal' rütbesi verilmiştir.

Cevap

Fevzi Çakmak Paşa'ya 'Mareşal' rütbesinin verilmesi, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin ardından gerçekleşen önemli bir askeri gelişmedir.
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin ardından, Mustafa Kemal Paşa'nın teklifiyle Fevzi Çakmak'a TBMM tarafından 'Mareşallik' rütbesi verilmiştir. Bu rütbe Türkiye tarihinde sadece Mustafa Kemal Atatürk ve Fevzi Çakmak'a verilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın niteliğini belirleme
Başkomutanlık Meydan Muharebesi (30 Ağustos 1922), Büyük Taarruz'un kesin sonuçlandığı aşamadır.
Savaşın hangi döneme ait olduğunu bilmek, sonuçlarını doğru eşleştirmeyi sağlar.
2
Sonuçları analiz etme
Bu zaferden sonra askeri safha sona ermiş, Mudanya Ateşkesi'ne giden süreç başlamış ve Fevzi Çakmak Mareşal olmuştur.
Sakarya Savaşı ve Büyük Taarruz sonuçlarını birbirinden ayırmak KPSS'de kritik bir kazanımdır.
3
Seçenekleri eleme
Ankara Antlaşması, Kars Antlaşması ve Mustafa Kemal'e verilen unvanlar Sakarya Savaşı'na aittir; Londra Konferansı ise I. İnönü'ye aittir.
Yanlış olan kronolojik eşleşmeleri eleyerek doğru bilgiye ulaşılır.

Anahtar Kavram

Büyük Taarruz Sonuçları ve Fevzi Çakmak'ın Mareşalliği
Soru 125Soru

Millî Mücadele’nin en zorlu safhalarından biri olan Kütahya-Eskişehir Savaşları'nın devam ettiği ve Türk ordusunun geri çekilme kararı aldığı kritik günlerde, Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın açılış konuşmasını yaptığı bir "Maarif Kongresi" toplanmıştır.

Savaşın en şiddetli döneminde böyle bir kongrenin toplanmış olması, TBMM hükümetinin öncelikle aşağıdakilerden hangisini benimsediğini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askerî zaferlerin ancak cehalete karşı kazanılacak bir eğitim savaşıyla taçlandırılabileceğini

Cevap

Askerî zaferlerin ancak eğitim savaşıyla kalıcı olabileceği anlayışının benimsendiği görülmektedir.
Doğru yanıt olan seçenek, Mustafa Kemal Paşa'nın 'cehaletle savaşın düşmanla savaştan daha az önemli olmadığı' düsturunu yansıtır. Savaşın en kritik anında eğitimcilerin toplanması, kazanılacak askeri zaferin ancak eğitimli bir toplumla anlam kazanacağına duyulan inancı kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın zamanlamasını analiz etme
Temmuz 1921: Kütahya-Eskişehir Savaşları'nın en yoğun olduğu, ordunun Sakarya'nın doğusuna çekildiği dönem.
Savaşın en buhranlı anında eğitimin gündeme gelmesi, konunun hayati önemini gösterir.
2
Mustafa Kemal'in kongredeki yaklaşımını değerlendirme
Mustafa Kemal, 'Cahillikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir' demiştir.
Bu ifade, eğitim ve askeri mücadelenin eşdeğer görüldüğünü kanıtlar.
3
Seçenekler arasında 'öncelikli' amacı belirleme
Kültürel ve eğitsel bağımsızlığın askeri bağımsızlık kadar değerli görülmesi.
Eğitim kongresi, Millî Mücadele'nin sadece bir toprak kurtarma operasyonu değil, bir modernleşme ve aydınlanma süreci olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Maarif Kongresi ve Millî Mücadele'de Eğitimin Önemi

İpuçları

1
Mustafa Kemal'in 'cehalet' ile 'düşman' arasında kurduğu kıyası düşünün.
2
Bu kongre, ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekildiği bir kriz anında toplanmıştır.
3
Savaş devam ederken okul programlarının tartışılması, zaferden sonraki Türkiye'nin hedefleriyle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Kütahya-Eskişehir Savaşları sonrası TBMM'de yaşanan tartışmaları ve Başkomutanlık Kanunu'nun çıkarılma sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 126Soru

Sakarya Meydan Muharebesi, Mustafa Kemal Paşa tarafından 'Melhame-i Kübra' olarak adlandırılan ve Türk ordusunun 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması'ndan itibaren süregelen geri çekilişini durduran stratejik bir zaferdir. Bu askerî başarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti'nin elini diplomatik masada güçlendirmiş ve uluslararası alanda birçok gelişmeye zemin hazırlamıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Sakarya Meydan Muharebesi’nin sonuçları arasında yer alan gelişmelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması

Cevap

Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması Sakarya Meydan Muharebesi'nin bir sonucu değil, bu savaşa hazırlık sürecinde gerçekleştirilen bir gelişmedir.
Tekalif-i Milliye Emirleri, Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlarından biri değildir. Aksine, Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndaki mağlubiyetin ardından ordunun ihtiyaçlarını halktan karşılamak ve Sakarya Savaşı'na hazırlanmak amacıyla 7-8 Ağustos 1921 tarihinde yayımlanmıştır. Bu gelişme bir 'hazırlık' aşamasıdır, 'sonuç' değil.

Adım Adım Çözüm

1
Sakarya Meydan Muharebesi'nin tarihsel bağlamını belirle
Savaş 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.
Olayların kronolojik sırasını belirlemek için temel zaman dilimini bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların zamanlamasını karşılaştır
Kars Antlaşması (Ekim 1921), Ankara Antlaşması (Ekim 1921), Gazi/Mareşal unvanı (Eylül 1921) ve Ukrayna Antlaşması (Ocak 1922) savaş sonrasıdır; ancak Tekalif-i Milliye (Ağustos 1921 başı) savaş öncesidir.
Hazırlık evresi ile sonuç evresini birbirinden ayırmak sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Milli Mücadele Dönemi Muharebeler Kronolojisi ve Sakarya Savaşı Sonuçları

Alternatif Yöntem

Kronolojik gruplandırma yöntemi: Milli Mücadele'deki gelişmeleri 'Hazırlık Dönemi', 'Savaş Sırası' ve 'Savaş Sonrası (Sonuçlar)' olarak kategorize ederek Tekalif-i Milliye'nin 'hazırlık' kategorisinde olduğunu saptayabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 127Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde Fransız işgaline karşı yürütülen direnişin en önemli aşamalarından biri de Adana ve çevresinde gerçekleşmiştir. Fransızların şehri işgal etmesi üzerine vatanseverlerin Toroslar'a çekilerek bir direniş merkezi oluşturduğu, 5 Ağustos 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımıyla bir kongrenin düzenlendiği ve işgal süresince Adana’nın "geçici vilayet merkezi" olarak kabul edilen yerleşim birimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pozantı

Cevap

Adana'nın işgali sırasında geçici vilayet merkezi olarak kabul edilen yerleşim birimi Pozantı'dır.
Pozantı, Milli Mücadele yıllarında Adana'nın Fransız işgali altında olması sebebiyle, direnişçilerin toplandığı ve 5 Ağustos 1920 tarihinde düzenlenen kongre ile TBMM tarafından Adana'nın geçici vilayet merkezi olarak kabul edilen yerdir. Bu kongreye Mustafa Kemal Paşa ve Fevzi (Çakmak) Paşa'nın katılması, merkezin önemini tescillemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Güney Cephesi'ndeki Adana direnişinin idari örgütlenmesini analiz etme.
Fransız işgali nedeniyle şehir merkezinden çekilen vatanseverlerin idari bir merkez ihtiyacı duyduğu tespit edilir.
İşgal altındaki bir bölgede mülki ve askeri yönetimin sürdürülebilmesi için güvenli bir merkeze ihtiyaç vardır.
2
Pozantı Kongresi'nin (5 Ağustos 1920) önemini hatırlama.
Mustafa Kemal Paşa'nın kongreye katılarak yerel direnişi TBMM otoritesiyle birleştirdiği bilgisine ulaşılır.
Bu kongre, bölgedeki yerel direnişin ulusal stratejiye entegre edilmesini sağlamıştır.
3
Kongre kararlarını değerlendirme.
Pozantı'nın Adana ilinin geçici merkezi ilan edildiği bilgisiyle doğru seçenek belirlenir.
Pozantı, hem ulaşım yolları üzerindeki stratejik konumu hem de Toroslar'ın sağladığı güvenlik nedeniyle seçilmiştir.

Anahtar Kavram

Pozantı Kongresi ve Güney Cephesi İdari Örgütlenmesi

İpuçları

1
Bu yerleşim yeri Adana-Ankara demiryolu hattı üzerinde, Toros Dağları'nın stratejik bir noktasındadır.
2
Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat katıldığı, bölge direnişini organize eden kongrenin adıyla anılır.
3
Adana'nın işgal altında olduğu sürece mülki idarenin yürütüldüğü geçici merkezdir.

Daha Fazla Pratik

Güney Cephesi'ndeki yerel kahramanlar ve şehirlerin aldığı unvanların kronolojisini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 128Soru

Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda düzenli ordunun mağlup olarak Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesi üzerine TBMM'de sert tartışmalar yaşanmış, meclisin Kayseri'ye taşınması gündeme gelmiştir. Bu kritik süreçte, kararların daha hızlı alınabilmesi ve ordunun ihtiyaçlarının süratle karşılanabilmesi amacıyla yasama ve yürütme yetkilerinin üç ay süreyle doğrudan Mustafa Kemal Paşa'ya devredilmesini sağlayan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Başkomutanlık Kanunu'nun kabul edilmesi

Cevap

Meclisin yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya devreden gelişme Başkomutanlık Kanunu'dur.
Kütahya-Eskişehir Savaşları sonrasında yaşanan kriz döneminde, meclisin hantallığından kurtulup hızlı kararlar alabilmek için 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık Kanunu çıkarılmış; bu sayede TBMM'nin yasama ve yürütme yetkileri şahsen Mustafa Kemal Paşa'ya devredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaşın sonucunu analiz etme
Kütahya-Eskişehir Savaşları düzenli ordunun Batı Cephesi'ndeki tek yenilgisidir ve ordu Sakarya'nın doğusuna çekilmiştir.
Sürecin hangi askeri başarısızlık üzerine kurgulandığını anlamak için.
2
TBMM'deki siyasi tepkileri değerlendirme
Hızlı karar alma mekanizmasına ihtiyaç duyulmuş ve meclisin yetkilerinin bir kişide toplanması tartışılmıştır.
Yetki devrinin neden gerektiğini saptamak için.
3
Hukuki düzenlemeyi belirleme
5 Ağustos 1921 tarihinde Başkomutanlık Kanunu çıkarılarak Mustafa Kemal Paşa'ya meclisin yetkileri devredilmiştir.
Soruda sorulan doğrudan 'gelişmeyi' bulmak için.

Anahtar Kavram

Başkomutanlık Kanunu ve Olağanüstü Yetkiler

İpuçları

1
Yenilgi sonrası meclis içinde güven bunalımı yaşanmış ve hızlı karar alma gereği doğmuştur.
2
Bu düzenleme ile güçler birliği ilkesi geçici bir süre için tek bir kişide toplanmıştır.
3
5 Ağustos 1921 tarihli bu yasa, Mustafa Kemal Paşa'yı ordunun başına bizzat geçirmiştir.

Daha Fazla Pratik

Başkomutanlık yetkisinin süresiz hale getirilmesi ve Büyük Taarruz öncesindeki hukuki durumu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 129Soru

Kurtuluş Savaşı sürecinde Ermenistan'ın Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kabul ettiği ve TBMM Hükümeti'ni resmen tanıdığı ilk diplomatik antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrü Antlaşması

Cevap

Ermenistan'ın Sevr Antlaşması'ndaki isteklerinden vazgeçtiği ve TBMM'yi resmen tanıdığı ilk antlaşma Gümrü Antlaşması'dır.
Gümrü Antlaşması, TBMM Hükümeti'nin uluslararası alandaki ilk siyasi ve diplomatik başarısıdır. Bu antlaşma ile Ermenistan, Sevr Antlaşması'ndan doğan haklarından vazgeçerek TBMM'yi resmen tanıyan ilk yabancı devlet olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Doğu Cephesi'ndeki askeri ve diplomatik süreci değerlendirme
Kazım Karabekir komutasındaki 15.15. Kolordu'nun başarısı sonucu Ermenistan ile barış görüşmelerine başlanmıştır.
Askeri zaferin diplomatik bir sonuca dönüşmesi gerekir.
2
Antlaşmanın içeriğini ve uluslararası etkisini analiz etme
33 Aralık 19201920 tarihinde imzalanan Gümrü Antlaşması ile Ermenistan, Misak-ı Milli'yi tanıdığını ve Sevr'i reddettiğini kabul etmiştir.
Antlaşmanın önemini belirleyen temel unsur, Ermenistan'ın TBMM'nin varlığını tanıyan ilk devlet olmasıdır.

Anahtar Kavram

Gümrü Antlaşması'nın Siyasi Önemi

Daha Fazla Pratik

Gümrü Antlaşması'nın ardından kapanan Doğu Cephesi'ndeki birliklerin hangi cepheye kaydırıldığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 130Soru

Milli Mücadele’nin askeri başarısını diplomatik bir zaferle taçlandıran Mudanya Ateşkes Antlaşması, İsmet Paşa başkanlığındaki TBMM heyeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanmıştır. Antlaşmanın en önemli hükümlerinden biri, İstanbul ve Boğazlar'ın yönetiminin TBMM Hükümeti'ne bırakılmasının kararlaştırılmasıdır.

Bu bilgiler ve Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın kapsamı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin Misak-ı Milli sınırlarını hiçbir kısıtlama olmaksızın resmen onayladığına

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Misak-ı Milli sınırlarını hiçbir kısıtlama olmaksızın resmen onayladığına dair yargıya ulaşılamaz.
Mudanya Ateşkes Antlaşması, Milli Mücadele'nin askeri safhasını bitiren diplomatik bir başarıdır ancak İtilaf Devletleri'nin Misak-ı Milli'yi tüm şartlarıyla ve hiçbir kısıtlama olmaksızın onayladığını söylemek yanlıştır. Kapitülasyonlar, dış borçlar ve tam bağımsızlık gibi konular ancak Lozan Barış Antlaşması ile çözüme kavuşmuştur. Ayrıca Boğazlar üzerindeki tam egemenlik kısıtlamaları (komisyon gibi) 19361936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne kadar devam etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın niteliğini belirlemek
Bu antlaşma bir barış antlaşması değil, askeri çatışmayı durduran bir ateşkestir.
Ateşkes antlaşmaları temel sorunları çözmez, sadece silahlı mücadeleyi bitirir.
2
İstanbul ve Boğazlar maddesini analiz etmek
İstanbul'un TBMM'ye devri, Osmanlı'nın hukuken bittiğini kanıtlar.
Başkentin idaresinin başka bir güce verilmesi egemenlik değişimini simgeler.
3
Misak-ı Milli ve egemenlik kısıtlamalarını değerlendirmek
Boğazlar ve sınırlar üzerindeki kesin onay ancak kalıcı bir barış antlaşması (Lozan) ile mümkündür.
Diplomatik süreçte Mudanya sadece bir basamaktır, nihai tescil değildir.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın Siyasi ve Hukuki Sonuçları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 131Soru

Batı Cephesi’nde kazanılan II. İnönü Savaşı’nın ardından İtilaf Devletleri arasında görüş ayrılıkları belirmeye başlamış ve TBMM’nin dış politikadaki gücü artmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bu zaferin ardından yaşanan uluslararası (diplomatik) gelişmelerden biri olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halkın TBMM’ye ve düzenli orduya olan güveninin artması

Cevap

Halkın TBMM'ye ve düzenli orduya olan güveninin artması
Halkın TBMM ve düzenli orduya olan güveninin artması, bir devletin kendi toplumu üzerindeki otoritesi ve toplumun psikolojik durumu ile ilgili olduğundan 'iç' veya 'ulusal' bir sonuçtur. Uluslararası ilişkiler (diplomasi) ise iki veya daha fazla devlet arasındaki siyasi, askeri veya ekonomik etkileşimleri kapsar.

Adım Adım Çözüm

1
II. İnönü Savaşı'nın sonuçlarını hatırla.
İtalya'nın çekilmesi, Fransa'nın Zonguldak'ı boşaltması, İngiltere'nin esirleri bırakması ve halkın güveninin artması gibi temel sonuçlar belirlenir.
Sorunun çözümü için savaşın genel etkilerini bilmek gerekir.
2
Sonuçları ulusal (iç) ve uluslararası (dış) olarak sınıflandır.
Yabancı devletlerle (İngiltere, Fransa, İtalya) olan gelişmeler uluslararası; toplum ve kurumlar arasındaki ilişkiler (güven, otorite) ise ulusaldır.
Soru kökünde 'uluslararası' olmayan seçeneğin bulunması istenmektedir.

Anahtar Kavram

II. İnönü Savaşı'nın iç ve dış siyasi sonuçları arasındaki ayrım
Tahmini Süre:45s
Soru 132Soru

Milli Mücadele Dönemi'nde Batı Cephesi'nde Ali Fuat Cebesoy komutasındaki Kuva-yi Milliye birliklerinin Yunan ordusuna karşı düzenlediği Gediz Taarruzu'nun başarısızlıkla sonuçlanması, TBMM tarafından aşağıdaki kararlardan hangisinin alınmasında belirleyici bir rol oynamıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Düzenli ordunun kurulması

Cevap

Gediz Taarruzu'nun başarısızlığı sonrasında TBMM tarafından düzenli ordunun kurulmasına karar verilmiştir.
Gediz Taarruzu'ndaki askeri başarısızlık, Kuva-yi Milliye'nin emir-komuta zinciri dışındaki hareketlerini ve modern silahlarla donatılmış bir orduya karşı yetersizliğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu gelişme üzerine Batı Cephesi ikiye ayrılmış, Ali Fuat Paşa Moskova Büyükelçiliği'ne gönderilmiş ve Batı Cephesi'nde düzenli ordunun temelleri atılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri durumun analiz edilmesi
Gediz Taarruzu'nda Kuva-yi Milliye'nin Yunan ordusunu durduramadığı ve disiplin eksikliğinin yenilgiye yol açtığı görülmüştür.
Yenilginin teknik ve stratejik nedenlerini belirlemek.
2
Karar alma süreci
TBMM, Batı Cephesi Komutanlığı'nı ikiye bölerek Ali Fuat Paşa'yı görevden almış ve Batı kısmına İsmet Bey'i (İnönü) atayarak düzenli ordu çalışmalarını başlatmıştır.
Merkezi otoriteye bağlı, disiplinli bir askeri yapı oluşturmak.

Anahtar Kavram

Kuva-yi Milliye'den Düzenli Orduya Geçiş
Tahmini Süre:45s
Soru 133Soru

I.I. İnönü Muharebesi’nin zaferle sonuçlanması, Millî Mücadele’nin seyrini değiştirerek TBMM’ye bir yandan devletleşme sürecini tamamlama imkânı vermiş, diğer yandan yeni Türk devletinin ulusal sembollerini oluşturma fırsatı sunmuştur. Bu süreçte yaşanan aşağıdaki gelişmelerden hangileri, sırasıyla "hukuki bir devlet yapısı oluşturma" ve "bağımsızlık ülküsünü simgeleştirme" amaçlarına doğrudan hizmet etmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabulü - İstiklal Marşı'nın kabul edilmesi

Cevap

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabulü ve İstiklal Marşı'nın kabul edilmesi
Doğru cevap olan seçenek, I.I. İnönü Zaferi'nin ardından yaşanan iki önemli iç politik gelişmeyi soruda belirtilen mantıksal sırayla sunmaktadır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, yeni kurulan TBMM devletinin ilk anayasası olarak hukuki temelini oluşturmuş; İstiklal Marşı ise bu devletin bağımsızlık idealini ve milli kimliğini simgeleyen marş olarak kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I.I. İnönü Zaferi'nin ulusal (iç) ve uluslararası (dış) sonuçlarını ayırt etme.
Teşkilat-ı Esasiye ve İstiklal Marşı ulusal; Londra, Moskova ve Afganistan antlaşmaları uluslararası sonuçlardır.
Soruda istenen devlet yapısı ve ulusal sembol kavramları doğrudan iç politika (ulusal) sonuçlarını işaret eder.
2
"Hukuki devlet yapısı" kavramını karşılayan gelişmeyi belirleme.
Bu ifade bir anayasaya işaret eder; bu da 2020 Ocak 19211921'de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'dur.
Bir devletin teşkilat yapısı ve hukuki dayanağı ancak bir anayasa ile sağlanabilir.
3
"Bağımsızlık ülküsünü simgeleştirme" kavramını karşılayan gelişmeyi belirleme.
Bu ifade milli bir marşa işaret eder; bu da 1212 Mart 19211921'de kabul edilen İstiklal Marşı'dır.
İstiklal Marşı, ordunun ve milletin bağımsızlık azmini temsil eden temel ulusal semboldür.

Anahtar Kavram

I. İnönü Savaşı'nın Ulusal Sonuçları ve Devletleşme Süreci

Daha Fazla Pratik

I. İnönü Savaşı'nın sonuçlarını 'TALİM' (Teşkilat-ı Esasiye, Afganistan Dostluk, Londra Konferansı, İstiklal Marşı, Moskova Antlaşması) kısaltmasıyla kodlayarak kronolojik ve kategorik olarak çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 134Soru

Milli Mücadele’nin hazırlık aşamasında bölgesel direniş odakları olarak ortaya çıkan Kuva-yı Milliye birlikleri, zamanla yerini TBMM’ye bağlı düzenli orduya bırakmıştır. Bu değişimde askeri zorunluluklar kadar siyasi ve sosyal disiplin arayışları da etkili olmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi 19201920 yılı sonlarında gerçekleşen bu kurumsal değişimin gerekçeleri arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güney Cephesi’nde Fransız işgalinin Ankara Antlaşması ile kesin olarak sona erdirilmiş olması

Cevap

Güney Cephesi’nde Fransız işgalinin Ankara Antlaşması ile kesin olarak sona erdirilmiş olması seçeneği bu kararın bir gerekçesi olamaz.
Düzenli ordunun kurulması kararı 19201920 yılının sonlarında, özellikle Kasım ayındaki Gediz Taarruzu başarısızlığından hemen sonra alınmıştır. Ancak Güney Cephesi'ndeki Fransız işgalini sona erdiren Ankara Antlaşması 19211921 yılının sonlarında imzalanmıştır. Dolayısıyla, kronolojik olarak daha sonra gerçekleşen bu gelişme, düzenli ordunun kurulmasının bir gerekçesi olamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kronolojik belirleme yapılması
Düzenli orduya geçiş kararı 19201920 yılı sonunda (Kasım-Aralık) alınmıştır.
Olayların neden-sonuç ilişkisini kurmak için zaman dizini kritik önemdedir.
2
Cepheler arası ilişkiyi değerlendirme
Güney Cephesi'ni kapatan Ankara Antlaşması, Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra 2020 Ekim 19211921'de imzalanmıştır.
Bir olayın gerekçesi kendisinden kronolojik olarak sonra gerçekleşen bir olay olamaz.
3
Diğer seçeneklerin gerekçe değerini analiz etme
Gediz yenilgisi, disiplinsizlik ve merkezi otorite ihtiyacı düzenli orduyu kuran temel etkenlerdir.
Bu unsurlar 19201920 yılındaki kararın doğrudan askeri ve siyasi sebepleridir.

Anahtar Kavram

Düzenli Orduya Geçiş Nedenleri ve Cepheler Kronolojisi

Daha Fazla Pratik

I. İnönü Savaşı'nın sonuçları ile düzenli ordunun halk nezdindeki itibarının nasıl arttığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 135Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın "Melhame-i Kübra" (Büyük Kan Gölü) olarak adlandırdığı Sakarya Meydan Muharebesi'nin zaferle sonuçlanması üzerine TBMM tarafından ordu komutanına "Gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verilmiştir. Bu askeri zafer, aynı zamanda dış politikada Türkiye’nin sınırlarını netleştiren diplomatik süreçlerin önünü açmıştır. Buna göre, Sakarya Zaferi sonrasında Sovyet Rusya’ya bağlı Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan) ile imzalanan ve Türkiye’nin doğu sınırını kesin olarak çizen antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kars Antlaşması

Cevap

Sakarya Zaferi sonrasında doğu sınırını kesinleştiren antlaşma Kars Antlaşması'dır.
Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından 13 Ekim 1921'de imzalanan Kars Antlaşması, Sovyetler Birliği'ne bağlı Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile TBMM arasında yapılmıştır. Bu antlaşma, daha önce imzalanan Moskova Antlaşması'ndaki esasları teyit ederek Türkiye'nin doğu sınırına son şeklini vermiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Savaş sonrası diplomatik gelişmeleri analiz etme
Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Kars, Ankara ve Ukrayna Dostluk Antlaşmaları imzalanmıştır.
Savaşın sonuçlarını diğer muharebe sonuçlarından ayırmak gerekir.
2
Antlaşmaların içeriğini ve taraflarını belirleme
Doğu sınırını kesinleştiren antlaşma Sovyet Rusya kontrolündeki Kafkas Cumhuriyetleri ile yapılan Kars Antlaşması'dır.
Gümrü ve Moskova antlaşmaları doğu sınırıyla ilgili olsa da 'kesinlik' kazandıran Sakarya sonrası imzalanan belgedir.

Anahtar Kavram

Sakarya Meydan Muharebesi'nin Diplomatik Sonuçları
Tahmini Süre:50s
Soru 136Soru

Mudanya Ateşkes Antlaşması görüşmelerine TBMM Hükümeti adına İsmet Paşa katılmış; İngiltere, Fransa ve İtalya ise görüşmelerde asıl muhataplar olarak yer almıştır. Milli Mücadele'de Türk ordusuyla doğrudan savaşan taraf olan Yunanistan ise görüşme masasına oturtulmamış, Mudanya açıklarındaki bir gemide bekleyerek süreci takip etmiştir.

Görüşmelerin bu şekilde gerçekleşmesi ve Yunan temsilcisinin masada yer almaması aşağıdakilerden hangisinin bir kanıtıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtilaf Devletleri'nin Yunanistan'ın askeri başarısızlığını diplomatik sahada da tescil ettiğinin

Cevap

İtilaf Devletleri'nin Yunanistan'ın askeri başarısızlığını diplomatik sahada da tescil ettiği gerçeğidir.
Yunanistan'ın görüşme masasına doğrudan davet edilmeyip Mudanya açıklarında bekletilmesi, İtilaf Devletleri'nin Yunanistan'ı artık bir çözüm ortağı veya güçlü bir aktör olarak görmediklerinin kanıtıdır. Bu durum, Türk ordusunun Büyük Taarruz ile kazandığı askeri başarının, İtilaf Devletleri tarafından diplomatik alanda da 'Yunan ordusunun yenilgisi' şeklinde tescillendiğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Görüşmeci tarafları analiz etme
TBMM ve İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya) masadadır.
Diplomatik muhatapların belirlenmesi, tarafların birbirini tanıma düzeyini gösterir.
2
Yunanistan'ın konumunu değerlendirme
Yunanistan masada yoktur, Mudanya açıklarında bir gemide beklemektedir.
Asıl savaşan gücün masaya alınmaması, onun askeri gücünün bittiğinin kabulüdür.
3
Siyasi çıkarım yapma
İtilaf Devletleri Yunanistan'ı devre dışı bırakarak TBMM'nin askeri üstünlüğünü onaylamıştır.
Askeri zaferin diplomatik sonuçlara doğrudan yansımasıdır.

Anahtar Kavram

Mudanya Ateşkesi'nin diplomatik temsil gücü ve Yunanistan'ın dışlanması
Soru 137Soru

Mustafa Kemal Paşa’nın 'Melhame-i Kübra' olarak nitelendirdiği ve zaferin ardından kendisine TBMM tarafından 'Gazi' unvanı ile 'Mareşal' rütbesinin verildiği Sakarya Meydan Muharebesi, Milli Mücadele’nin diplomatik seyrini kökten değiştirmiştir.

Bu zaferin ardından TBMM Hükümeti’nin uluslararası alanda gerçekleştirdiği diplomatik hamleler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sovyet Rusya ile Moskova Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması’nın imzalanması

Cevap

Sovyet Rusya ile Moskova Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması'nın imzalanması, Sakarya Meydan Muharebesi'nin değil, I. İnönü Muharebesi'nin sonuçları arasındadır.
Sakarya Meydan Muharebesi Eylül 1921'de zaferle sonuçlanmıştır. Moskova Antlaşması ise bu tarihten yaklaşık 6 ay önce, 16 Mart 1921'de I. İnönü Zaferi'nin ardından Sovyet Rusya ile imzalanmıştır. Bu nedenle Sakarya Zaferi'nin sonuçları arasında yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Sakarya Meydan Muharebesi'nin (23 Ağustos - 13 Eylül 1921) zaman çizelgesini ve hemen ardından gelen siyasi gelişmeleri belirleyin.
Muharebe Eylül 1921'de zaferle sonuçlanmış; Gazi ve Mareşal unvanları 19 Eylül 1921'de verilmiştir. Ardından Ekim 1921'de Kars ve Ankara antlaşmaları gelmiştir.
Olayların kronolojik sırasını bilmek, hangi antlaşmanın hangi askeri başarının sonucu olduğunu ayırt etmek için temeldir.
2
Verilen seçeneklerdeki antlaşmaların tarihlerini ve hangi savaşın ardından imzalandıklarını karşılaştırın.
Kars (Ekim 1921), Ankara (Ekim 1921) ve Ukrayna Dostluk (Ocak 1922) antlaşmaları Sakarya sonrasıdır; ancak Moskova Antlaşması Mart 1921 tarihlidir.
I. İnönü ile Sakarya sonuçları KPSS'de sıkça birbiriyle karıştırılan temel kronolojik dönemeçlerdir.

Anahtar Kavram

Sakarya Meydan Muharebesi'nin Siyasi ve Diplomatik Sonuçları
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 138Soru

Milli Mücadele Dönemi’nde 19201920 yılı sonlarında alınan bir kararla Batı Cephesi, Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak kuzey ve güney şeklinde iki ayrı komutanlığa bölünmüştür. Bu teşkilatlanma kapsamında, doğrudan Genelkurmay Başkanlığına bağlı olan "Batı Cephesi Kuzey Kesimi Komutanlığına" atanan askeri yetkili aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İsmet Bey (İnönü)

Cevap

Batı Cephesi Kuzey Kesimi Komutanlığına atanan isim İsmet Bey'dir.
Düzenli ordunun kurulması kararı alındıktan sonra Batı Cephesi iki kısma ayrılmıştır. Bu süreçte kuzey kesiminden sorumlu olan ve daha sonra I. ve II. İnönü Savaşlarını komuta edecek olan isim İsmet Bey'dir.

Adım Adım Çözüm

1
Gediz Taarruzu sonrası gelişmeleri değerlendirme
Gediz Taarruzu'ndaki başarısızlık, Kuva-yi Milliye'nin yetersizliğini kanıtlamış ve düzenli orduya geçiş sürecini hızlandırmıştır.
Mevcut komutan Ali Fuat Paşa'nın görevden alınması yeni bir komuta yapısını zorunlu kılmıştır.
2
Batı Cephesi'ndeki yeni teşkilatlanmayı analiz etme
Cephe, harekat etkinliğini artırmak amacıyla Kuzey ve Güney olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Geniş bir alana yayılan Batı Cephesi'nin daha sevk ve idare edilebilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.
3
Atanan komutanları belirleme
Kuzey kesimi için İsmet Bey, Güney kesimi için Refet Bey görevlendirilmiştir.
İsmet Bey aynı zamanda Genelkurmay Başkanı olarak düzenli ordunun inşasında kilit rol oynamıştır.

Anahtar Kavram

Düzenli Ordunun Kurulması ve Batı Cephesi Komuta Yapısı

Daha Fazla Pratik

İsmet İnönü'nün Batı Cephesi'ndeki başarılarının ardından rütbe terfilerini ve bu süreçteki diplomatik sonuçları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 139Soru

Kütahya-Eskişehir Savaşları’nda Türk ordusunun Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesiyle sonuçlanan ağır yenilginin ardından TBMMTBMM’de büyük bir siyasi kriz baş göstermiştir. Bu süreçte ordunun başına geçmesi teklif edilen Mustafa Kemal Paşa, meclisin yetkilerinin 33 aylık süreyle şahsına devredilmesi şartıyla bu görevi kabul edeceğini bildirmiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın geniş yetkiler talep etmesine rağmen bu yetkilerin 33 aylık süreyle sınırlandırılmasını bizzat şart koşmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî iradenin yegâne temsilcisi olan meclisin hukukunu gözetmek ve yetki devrinin geçici olduğunu vurgulayarak demokratik meşruiyeti korumak

Cevap

Mustafa Kemal Paşa'nın yetkilerin süreli olmasını istemesi, millî iradeyi temsil eden meclisin hukukunu koruma ve demokratik meşruiyete gölge düşürmeme isteğinden kaynaklanmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, Millî Mücadele’nin her aşamasında halkın iradesine ve bu iradenin temsil edildiği meclise büyük önem vermiştir. Yetkilerin sınırsız değil, 33 aylık sürelerle sınırlandırılmasını bizzat istemesi, aldığı olağanüstü yetkilerin geçici olduğunu, asıl otoritenin meclis olduğunu ve demokratik meşruiyetten ödün verilmediğini göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kütahya-Eskişehir Savaşları sonrası durumu analiz etme
Yenilgi sonrası ordunun Sakarya'nın doğusuna çekilmesi ve Ankara'nın tehlikeye girmesi üzerine hızlı karar alma ihtiyacı doğmuştur.
Kriz anlarında demokratik süreçlerin yavaş işlemesi, askeri başarısızlık riskini artırmaktadır.
2
Başkomutanlık Kanunu'nun içeriğini değerlendirme
Meclisin yasama ve yürütme yetkileri 33 aylık süreyle Mustafa Kemal Paşa'ya devredilmiştir.
Bu durum güçler birliği ilkesinin en uç örneğidir ve demokratik teamüllere aykırılık teşkil edebilir.
3
Süre sınırının (3 ay) fonksiyonunu yorumlama
Yetkilerin sınırsız değil, süreli olması meclisin denetim hakkının saklı kaldığını gösterir.
Mustafa Kemal Paşa, bu şartla kendisinin bir diktatör olarak görülmesini engellemeyi ve meclisin asıl otorite olduğunu vurgulamayı hedeflemiştir.

Anahtar Kavram

Başkomutanlık Kanunu ve Demokratik Meşruiyet

Daha Fazla Pratik

Başkomutanlık yetkisiyle yayımlanan Tekâlif-i Millîye Emirleri'nin ordunun hangi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 140Soru

Kazım Karabekir komutasındaki 15.15. Kolordu'nun Doğu Cephesi'nde Ermenilere karşı kazandığı zafer sonucunda imzalanan ve TBMM'nin uluslararası alandaki ilk siyasi ve askeri başarısı kabul edilen antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümrü Antlaşması

Cevap

Gümrü Antlaşması
Gümrü Antlaşması, 33 Aralık 19201920 tarihinde Ermenistan ile imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Ermenistan, TBMM'yi ve Misak-ı Milli'yi tanıyan ilk devlet olmuş; böylece TBMM uluslararası alanda ilk siyasi başarısını kazanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Cephe ve komutan eşleştirmesi yapılması
Doğu Cephesi'nde Kazım Karabekir komutasındaki 15.15. Kolordu görev yapmıştır.
Soruda belirtilen askeri gücün hangi cephede olduğu tespit edilmelidir.
2
Muhatap devletin belirlenmesi
Doğu Cephesi'nde Ermenistan ile mücadele edilmiştir.
Antlaşmanın taraflarının bilinmesi doğru sonuca ulaştırır.
3
Askeri ve siyasi sonuç ilişkisinin kurulması
33 Aralık 19201920 tarihli Gümrü Antlaşması imzalanmıştır.
Askeri zaferin sonucunda imzalanan ilk siyasi başarı Gümrü Antlaşması'dır.

Anahtar Kavram

TBMM'nin ilk uluslararası siyasi ve askeri başarısı
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 7 / 32Sonraki
Milli Mücadele Muharebeler Dönemi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 7 | Examkin