Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti

410 soru

Soru 21Soru →

Osmanlı Devleti'nde Klasik Dönem'de devlet işlerinin ana karar mercii olan Divan-ı Hümayun toplantıları sona erdikten sonra, gün içinde yarım kalan işlerin görüşülmesi ve karara bağlanması amacıyla Sadrazam konağında toplanan divan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İkindi Divanı

Cevap

Divan-ı Hümayun'da sonuçlandırılamayan işlerin Sadrazam konağında görüşüldüğü toplantı İkindi Divanı'dır.
İkindi Divanı, Osmanlı devlet yönetiminde bürokrasinin işleyişini hızlandıran bir mekanizmadır. Divan-ı Hümayun'daki resmi görüşmeler bittikten sonra sadrazamın konağına geçilerek kalan teknik ve idari detayların karara bağlanması bu divan aracılığıyla gerçekleştirilir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkez teşkilatındaki divan türlerinin işlevlerini belirle.
Osmanlı'da ana karar mercii Divan-ı Hümayun'dur ancak bunun dışında yardımcı divanlar da (İkindi, Çarşamba, Cuma, Ayak vb.) mevcuttur.
Soruda istenen 'yarım kalan işlerin görüşülmesi' kriterini hangi divanın karşıladığını bulmak için sınıflandırma yapılmalıdır.
2
Toplantı yeri ve zamanı bilgisini analiz et.
Padişahın sarayındaki resmi toplantıdan sonra Sadrazamın kendi konağında (Paşa Kapısı) topladığı meclis İkindi Divanı olarak adlandırılır.
İkindi Divanı, adını ikindi namazı sonrasında toplanmasından alır ve hiyerarşik olarak Divan-ı Hümayun'un bir devamı niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Merkez Teşkilatında Yardımcı Divanlar
Tahmini Süre:55s
Soru 22Soru →

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem taşra teşkilatlanmasında eyalet, sancak ve kaza gibi idari birimlerde asayiş ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu olan, savaş dönemlerinde ise bölgelerindeki tımarlı sipahilerin başında sefere katılan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subaşı

Cevap

Osmanlı taşra teşkilatında güvenliği sağlayan ve askeri liderlik yapan görevli Subaşı'dır.
Subaşı, Osmanlı klasik döneminde eyalet, sancak ve kazalarda kamu düzeninden ve güvenliğinden sorumlu olan yöneticidir. Ayrıca savaş zamanında emrindeki tımarlı sipahilerle birlikte bağlı olduğu beylerin komutası altında sefere katılması, onun askeri kimliğini de pekiştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Görev tanımını analiz etme
Soruda hem asayiş (güvenlik) hem de askeri komuta (tımarlı sipahilerin liderliği) yetkisine sahip bir görevli aranmaktadır.
Osmanlı idari yapısında görevler adli, mülki ve askeri olarak ayrıldığı için bu ayrımı yapmak kritiktir.
2
İdari birimi saptama
Eyalet, sancak ve kaza gibi birimler taşra teşkilatını (merkez dışı) temsil etmektedir.
Seçeneklerdeki Merkez Teşkilatı görevlilerini elemek için bu tespit gereklidir.
3
Doğru görevliyi eşleştirme
Taşrada güvenliğin başındaki isim Subaşı iken, Merkez Teşkilatı'nda Nişancı, Kazasker ve Reisülküttab gibi isimler yer alır.
Subaşı, eyalet ve sancak beylerinin emrinde çalışan, seyfiye (askeri) sınıfına mensup bir yöneticidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Taşra Teşkilatı Görev Dağılımı

Daha Fazla Pratik

Taşra teşkilatındaki bu görevlilerin Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye sınıflarından hangisine mensup olduklarını çalışmak, sınıf ayrımı sorularında avantaj sağlar.
Tahmini Süre:50s
Soru 23Soru →

Osmanlı klasik dönem taşra teşkilatlanmasında, idari birimlerin mülki amirleri genellikle "Seyfiye" sınıfına mensup asker kökenli yöneticiler arasından seçilmiştir. Ancak kaza biriminde, merkezi idarenin hem mülki hem de adli temsilcisi olan görevli "İlmiye" sınıfına mensup olup, bölgesindeki tüm mülki ve hukuki süreçlerin koordinasyonundan sorumlu tutulmuştur. Bu görevli aynı zamanda belediye hizmetlerini denetlemek, narh fiyatlarını onaylamak ve vakıf yönetimlerini kontrol etmek gibi geniş bir yetki alanına sahiptir.

Buna göre; kaza biriminde görev yapan, adli yetkilerinin yanı sıra mülki bir amir gibi hareket ederek bünyesindeki güvenlik ve belediye görevlilerini de denetleyen bu idareci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadı

Cevap

Osmanlı kaza yönetiminde hem adli hem de mülki otoriteyi temsil eden, İlmiye sınıfına mensup görevli Kadı'dır.
Osmanlı taşra teşkilatında kaza, adalet ve mülki idarenin birleştiği birimdir. Bu birimin yöneticisi olan kadı, ilmiye sınıfına mensup olup doğrudan merkezden (padişah adına kazasker tarafından) atanır. Kadı, davalara bakmanın yanı sıra mülki amir sıfatıyla subaşı (güvenlik) ve muhtesip (belediye) gibi görevlileri denetleme yetkisine sahip tek otoritedir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari birimi belirleme
Soruda bahsi geçen idari birim 'kaza'dır.
Osmanlı taşra yapısında eyalet, sancak ve kaza hiyerarşisi vardır.
2
Görevlinin sınıfını analiz etme
Görevlinin 'İlmiye' sınıfına mensup olduğu belirtilmiştir.
Seyfiye sınıfından olan beylerbeyi ve sancakbeyi bu özellik nedeniyle elenir.
3
Yetki kapsamını değerlendirme
Hem adli (yargı) hem mülki (idare) yetkilere sahip olan, belediye ve vakıf işlerini denetleyen kişi aranmaktadır.
Kadı, taşradaki diğer memurların (subaşı, muhtesip) aksine geniş bir denetim ve yönetim yetkisine sahiptir.

Anahtar Kavram

Osmanlı taşra idaresinde kaza biriminin ve kadı makamının çift yönlü (adli-mülki) karakteri.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde İlmiye sınıfının diğer taşra görevlerini ve vakıf sistemini incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 24Soru →

Osmanlı Devleti’nin askeri yapısı içinde yer alan merkez ordusu (Kapıkulu Ocakları) ile eyalet ordusunun en önemli unsuru olan Tımarlı Sipahiler arasında hem yetiştirilme tarzı hem de devletten aldıkları karşılıklar bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kapıkulu askerleri ile Tımarlı Sipahiler arasındaki temel farklardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapıkulu askerlerinin hazineden düzenli maaş (ulufe) alması, Tımarlı Sipahilerin ise geçimini dirlik topraklarından sağlaması

Cevap

Kapıkulu askerleri merkez ordusu olarak hazineden ulufe alırken, Tımarlı Sipahiler taşra ordusu olarak dirlik sistemi içerisindeki toprak gelirleriyle finanse edilirler.
Doğru olan ifade, bu iki grubun bütçelendirilme farkına değinmektedir. Kapıkulu askerleri padişahın şahsına bağlı, profesyonel askerlerdir ve üç ayda bir 'ulufe' denilen maaşı doğrudan devlet hazinesinden alırlar. Buna karşın Tımarlı Sipahiler, devletin doğrudan maaş ödemediği, bunun yerine vergi toplama yetkisi verdiği dirlik sahiplerinin yetiştirdiği (cebelü) askerlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı askeri teşkilatının bölümlerini analiz et.
Osmanlı ordusu Kapıkulu (Merkez) ve Eyalet (Taşra) ordusu olarak ikiye ayrılır.
Her iki sınıfın finansman ve sosyal yapıları birbirinden tamamen farklıdır.
2
Ekonomik kaynakları karşılaştır.
Kapıkulu askerleri maaşlıdır (Ulufe), Tımarlı Sipahiler ise toprağa dayalıdır (Cebelü yetiştirirler).
Merkez ordusunun profesyonelliği hazine ödemesine, eyalet ordusunun gücü ise tımar sistemine dayanır.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında değerlendir.
Doğru yanıtın finansman farkını belirten ifade olduğu sonucuna varılır.
Diğer seçenekler köken, görev yeri veya ödenecek ek ücretler konusunda yanlış eşleştirmeler içermektedir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Ordu Teşkilatı ve Finansman Modelleri

İpuçları

1
Bu iki askeri birimin devlet hazinesiyle olan ekonomik bağını düşünün.
2
'Ulufe' ve 'Dirlik' kavramlarının hangi askeri sınıflar için kullanıldığını hatırlayın.
3
Bir tarafın maaşını doğrudan devletten nakit olarak aldığını, diğer tarafın ise toprağı işleyerek kazandığını unutmayın.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde Tımar sisteminin bozulmasının ordu yapısındaki Kapıkulu-Sipahi dengesini nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 25Soru →

Osmanlı klasik dönem taşra teşkilatında, idari birimlerin yönetiminde görev alan yetkililer; üstlendikleri mülki, adli ve askeri sorumluluklara göre birbirlerinden ayrılırdı. Bu yapı içerisinde kazalar, hem birer idari birim hem de adli bir bölge olarak merkezden gönderilen temsilciler eliyle yönetilirdi.

Buna göre, bir kaza biriminde adli ve mülki yetkileri şahsında birleştiren görevli ile bu görevlinin asayiş ve güvenliğe dair kararlarını uygulamakla yükümlü olan seyfiye sınıfı temsilcisi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadı - Subaşı

Cevap

Kazalarda adli ve mülki yetkileri şahsında birleştiren görevli Kadı, asayişten sorumlu seyfiye temsilcisi ise Subaşı'dır.
Osmanlı Devleti'nde kazalar, idari olarak sancaklara bağlı olsa da adli ve mülki açıdan Kadı'nın sorumluluğundadır. Kadı, verdiği hükümlerin ve idari kararların sahada uygulanması için seyfiye (askeri/yönetim) sınıfından olan Subaşı ile birlikte çalışır. Bu ikili yapı, kazadaki düzenin temelini oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
İdari birimi belirleme
Soru kökünde belirtilen birim 'Kaza'dır.
Osmanlı taşra hiyerarşisinde eyalet ve sancaktan sonra gelen, hem yönetim hem yargı birimi olan kaza seviyesindeki görevliler aranmaktadır.
2
Kaza yöneticisini tespit etme
Kazalarda hem adli hem de mülki (belediye/idari) işlerden sorumlu olan tek yetkili Kadı'dır.
Osmanlı sisteminde yargı ve idarenin yereldeki en önemli temsilcisi İlmiye sınıfına mensup olan Kadı'dır.
3
Güvenlik (Seyfiye) sorumlusunu belirleme
Kazalardaki güvenlik ve asayiş işlerini yürüten görevli Subaşı'dır.
Seyfiye sınıfının taşradaki kaza temsilcisi olan Subaşı, Kadı'nın verdiği kararların kolluk gücü olarak uygulanmasını sağlar.
4
Merkez ve taşra ayrımını yapma
Kazasker, Nişancı ve Reîsülküttâb seçenekleri merkez teşkilatı (Divan) üyesi oldukları için elenir.
Boundary (sınır) bilgisi test edilerek taşra teşkilatı ile merkez teşkilatı görevlileri birbirinden ayrılmalıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Taşra Teşkilatı ve Görev Bölümü

Daha Fazla Pratik

Osmanlı taşra teşkilatındaki Salyaneli ve Salyanesiz eyalet ayrımını ve buralardaki vergi toplama yöntemlerini (İltizam vs. Tımar) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 26Soru →

Osmanlı Devleti'nde hukuk sisteminin yapısı, işleyişi ve yargı mekanizmasıyla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyhülislam, ilmiye sınıfının en üst makamı olarak mahkemelere bizzat başkanlık eder ve davaları karara bağlardı.

Cevap

Şeyhülislam'ın mahkemelere başkanlık edip davaları karara bağladığını belirten ifade yanlıştır.
Osmanlı Devleti'nde Şeyhülislam, ilmiye sınıfının en üst makamı olmasına rağmen doğrudan yargılama yetkisine sahip değildir. Görevi, devlet işlerinin veya hukuki meselelerin dine uygun olup olmadığına dair fetva vermektir. Mahkemelere başkanlık eden ve davaları sonuçlandıran kişiler kadılardır; kadıların atama ve denetiminden ise Kazasker sorumludur. Dolayısıyla Şeyhülislam'ın mahkemelere başkanlık ettiği bilgisi tarihsel olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı hukuk sistemindeki şer'i ve örfi hukuk ayrımını değerlendir.
Hukuk sistemi iki temel kaynaktan beslenir ve örfi hukuk her zaman şer'i hukuka uyumlu olmak zorundadır.
Sistemin hiyerarşik yapısını anlamak için kaynaklar arası ilişkiyi bilmek gerekir.
2
İlmiye sınıfı mensuplarının görev ve yetkilerini analiz et.
Kadılar ve Kazaskerler doğrudan yargılama ve atama yetkisine sahipken, Şeyhülislam bir danışma makamıdır.
Şeyhülislam'ın idari/yargısal yetkisi ile ilmi yetkisi arasındaki farkı ayırt etmek hatayı tespit etmeyi sağlar.
3
Şeyhülislam'ın temel fonksiyonunu belirle.
Şeyhülislam fetva verir; ancak yargılama yapmaz, mahkemelere başkanlık etmez ve mahkeme kararı (ilam) veremez.
Yanlış olan seçeneği doğrulamak için görev tanımının netleştirilmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Hukuk Sisteminde Görev Dağılımı ve Şeyhülislam'ın Fonksiyonu

İpuçları

1
Şeyhülislam'ın bir 'karar verici' (yargıç) mi yoksa bir 'danışman' mı olduğunu düşünün.
2
Osmanlı'da mahkeme kararlarına 'ilam', şeyhülislamın görüşlerine ise 'fetva' denir. Hangisi hukuki bir yaptırımdır?
3
Yargı sisteminin en üst idari yöneticisi Kazaskerdir; Şeyhülislam ise dini otoritedir ancak mahkeme kürsüsüne oturmaz.

Daha Fazla Pratik

Kazasker, Şeyhülislam ve Nişancı'nın görev alanlarını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak görev karmaşasını önleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 27Soru →

Osmanlı Devleti'nde miri arazi sistemi içerisinde yer alan ve 'geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan' topraklar ile 'geliri doğrudan merkez hazineye aktarılan' topraklar aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ocaklık - Mukataa

Cevap

Geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan topraklar 'Ocaklık', geliri doğrudan merkez hazineye aktarılan topraklar ise 'Mukataa' olarak adlandırılır.
Osmanlı Devleti'nde miri araziler, kullanım amaçlarına göre kategorize edilmiştir. Geliri kale muhafızlarının maaşları ve tersane giderleri gibi askeri lojistik alanlara ayrılan topraklar 'Ocaklık' adını alırken; mülkiyeti devlete ait olup geliri iltizam sistemi yoluyla doğrudan merkez hazineye (Hazine-i Amire) aktarılan topraklar 'Mukataa' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Kale ve tersane giderleri için ayrılan miri arazi türünü belirle.
Ocaklık
Osmanlı toprak sisteminde stratejik önemi olan kale ve donanma giderlerini karşılamak amacıyla Ocaklık toprakları tahsis edilmiştir.
2
Geliri doğrudan merkez hazineye (Hazine-i Amire) giden arazi türünü belirle.
Mukataa
Mukataa topraklar iltizam usulüyle işletilir ve vergileri doğrudan devletin kasasına girer.
3
Belirlenen iki kavramın sırasıyla verildiği seçeneği tespit et.
Ocaklık - Mukataa ikilisi.
Soru kökündeki sıralamaya uygun tek seçenek budur.

Anahtar Kavram

Miri Arazi Türleri ve Tahsis Amaçları

İpuçları

1
Kale (Ocak) ve hazine (Kat'etmek/Mukataa) arasındaki kelime ilişkilerini düşünün.
2
Mukataa topraklar genellikle iltizam sistemi ile nakit para ihtiyacını karşılamak için kullanılırdı.
3
Kale muhafızlarının maaşlarının 'ocaktan' karşılandığını hatırlamak Ocaklık kavramını bulmanıza yardımcı olacaktır.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da Dirlik (Tımar) sisteminin bozulmasıyla Mukataa toprakların artışı arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 28Soru →

Osmanlı klasik askeri teşkilatında Eyalet Ordusu bünyesinde yer alan; cesaretleri, sıra dışı giyim tarzları ve "Eceline susayan yanıma gelsin" yazılı sancaklarıyla tanınan, özellikle sınır boylarında keşif ve saldırı görevlerini üstlenen askeri birlik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Deliler

Cevap

Osmanlı ordusunda sınır boylarında görev yapan ve psikolojik üstünlük sağlamak amacıyla farklı kıyafetler giyen birlik Deliler sınıfıdır.
Doğru cevap olan grup, 15. yüzyıldan itibaren özellikle Rumeli sınırlarında görev yapan, aslan, kaplan gibi hayvanların postlarını giyen ve cesaretlerinden dolayı bu adı alan birliktir. Sancaklarında yer alan ifadeler ve savaş meydanındaki 'Tokat' (Osmanlı Tokadı) gibi yöntemleriyle düşman üzerinde ciddi bir korku yaratmışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen askeri birliğin hangi ordu grubuna dahil olduğu belirlenir.
Birlik, Eyalet Ordusu (Taşra) içerisinde yer alan Yardımcı Kuvvetler grubuna dahildir.
Eyalet ordusu, merkezin dışındaki askeri yapıları kapsar.
2
Birligin ayırt edici özellikleri (giyim, sancak, görev yeri) analiz edilir.
Sıra dışı giyim (hayvan postları), psikolojik korku unsuru ve sınır güvenliği 'Deliler' birliğini işaret eder.
Her askeri sınıfın kendine has bir uzmanlık alanı ve geleneği bulunmaktadır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Eyalet Ordusu Yardımcı Kuvvetleri

İpuçları

1
Bu birlik Eyalet Ordusu'nun yardımcı kuvvetleri arasındadır.
2
Düşmana psikolojik baskı kurmak için vahşi hayvan postları ve kartal kanadı gibi aksesuarlar kullanırlar.
3
İsimleri, savaş meydanındaki gözü kara ve korkusuz tavırlarından gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı ordusundaki teknik sınıfları (Lağımcılar, Humbaracılar) tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 29Soru →

Osmanlı Devleti'nde hukuk sisteminin yapısı, işleyişi ve görevli personeli ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şeyhülislam, Divan-ı Hümayun'un daimi ve asli üyesi olup en üst düzey yargı mercii olarak davaları karara bağlama yetkisine sahipti.

Cevap

Şeyhülislamın Divan-ı Hümayun'un asli üyesi olduğu ve davaları karara bağladığı bilgisi yanlıştır.
Osmanlı klasik döneminde Şeyhülislam, Divan-ı Hümayun'un doğal bir üyesi değildir ve yargı yetkisi bulunmaz. Divan'da davaları dinleyen ve karara bağlayan en üst düzey hukuk görevlisi Kazasker'dir. Şeyhülislamın görevi, devlet işlerinin veya hukuki meselelerin dine uygun olup olmadığına dair fetva vermektir.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı hukuk sistemindeki temel ayrımı hatırla.
Hukuk; Şer'i (dini) ve Örfi (gelenek/padişah emri) olarak ikiye ayrılır.
Sistemin temel dayanaklarını belirlemek için gereklidir.
2
Divan-ı Hümayun'daki hukuk görevlilerini analiz et.
Kazasker yargıdan sorumludur; Şeyhülislam ise dini görüş (fetva) verir.
Yargı yetkisi ile din işleri arasındaki görev dağılımını anlamak için gereklidir.
3
Şeyhülislamın protokoldeki ve Divan'daki yerini belirle.
Şeyhülislam asli üye değildir, gerektiğinde çağrılır; davalara bakmaz, sadece fetva verir.
Verilen bilgilerin doğruluğunu test etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

İlmiye sınıfı görevlileri ve hukuk sistemindeki yetki paylaşımı

Daha Fazla Pratik

Kazasker ve Şeyhülislamın görev alanlarını karşılaştıran bir tablo üzerinden tekrar yapılması önerilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 30Soru →

Osmanlı toprak hukukunda; yerleşim yerlerinden uzak, kimsenin mülkiyetinde olmayan, tarıma elverişsiz bataklık, çöl ve taşlık araziler "ölü toprak" olarak adlandırılmıştır. Devlet, bu tür arazileri kendi imkanlarıyla imar ve ihya ederek tarıma açan kişilere, söz konusu toprağın kullanım hakkını vermeyi esas almıştır.

Bu özelliklere sahip olan arazi türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevat

Cevap

Osmanlı toprak sisteminde, tarıma uygun olmayan ve kimsenin mülkiyetinde bulunmayan ölü araziler Mevat arazi olarak tanımlanır.
Mevat arazi, sözlük anlamı itibarıyla da "ölü" anlamına gelmektedir. Osmanlı Devleti'nde tarıma elverişli olmayan, yerleşim yerlerinden uzak ve kimsenin tasarrufunda bulunmayan bu arazilerin ekonomiye kazandırılması için ihya (canlandırma) çalışmaları desteklenmiştir. Bu tanıma tam olarak uyan kavram Mevat arazidir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen arazinin temel özelliklerini (yerleşim dışı, verimsiz, sahipsiz, ölü toprak) analiz et.
Bu özelliklerin Osmanlı Miri Arazi sistemi içerisindeki bir alt başlığa işaret ettiği belirlendi.
Toprak sistemindeki sınıflandırmayı doğru yapabilmek için ayırt edici özellikleri saptamak gerekir.
2
Verilen tanımları toprak çeşitleriyle eşleştir.
"Mevat" teriminin kelime kökeni olan "mevt" (ölüm) ile bağlantılı olarak ölü arazileri karşıladığı saptandı.
Osmanlı terminolojisinde kavramların etimolojik kökenleri tanımlarla doğrudan ilişkilidir.
3
Diğer seçeneklerdeki (Metruk, Mukataa vb.) kavramların neden bu tanıma uymadığını kontrol et.
Metruk'un kamu kullanımına, Mukataa'nın hazineye, Arpalık ve Ocaklık'ın ise belirli giderlere ayrıldığı teyit edilerek doğru cevaba ulaşıldı.
Çeldirici seçeneklerin elenmesi, bilginin kesinliğini sağlar.

Anahtar Kavram

Mevat Arazi ve İmar/İhya Süreci

İpuçları

1
Terimin kelime kökeni "ölüm" ile aynı kökten (mevt) gelmektedir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da 'Metruk' ve 'Mevat' arasındaki ayrımı pekiştirmek için bu toprakların hukuki statülerini (kamu kullanımı vs. ihya hakkı) karşılaştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 31Soru →

Osmanlı Devleti'nin klasik dönem ekonomi anlayışını belirleyen üç temel ilkeden biri olan "iaşecilik" (provizyonizm), piyasada halkın ihtiyaç duyduğu malların yeterli miktarda, kaliteli ve uygun fiyata bulunmasını amaçlar.

Buna göre, iaşecilik ilkesinin uygulanması doğrultusunda devletin aldığı aşağıdaki önlemlerden hangisi bu ilkenin doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç piyasada mal darlığı yaşanmaması için gerektiğinde ihracatı yasaklamak

Cevap

İç piyasada mal darlığı yaşanmaması için gerektiğinde ihracatın kısıtlanması veya yasaklanması iaşecilik ilkesinin temel uygulamasıdır.
İaşecilik (provizyonizm) ilkesine göre ekonomi, tüketici odaklıdır. Piyasada malın bulunabilirliği her şeyden önemli kabul edilir. Bu nedenle Osmanlı Devleti, Avrupa'nın aksine ihracatı teşvik etmek yerine, iç piyasada mal darlığı oluşmaması için ihracatı denetlemiş ve gerektiğinde yasaklamıştır. Bu durum, iç piyasadaki arzı yüksek tutarak fiyatların artmasını engellemeyi amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
İaşecilik kavramının tanımını analiz etme
İaşecilik (provizyonizm), piyasadaki tüketicinin (halkın) korunması ve mal arzının yüksek tutulmasıdır.
Osmanlı ekonomi sisteminde öncelik devletin zenginleşmesi değil, sosyal huzur için piyasada ucuz ve bol mal bulunmasıdır.
2
Diğer ekonomik ilkelerle (fiskalizm ve gelenekçilik) karşılaştırma yapma
Fiskalizm hazine odaklıdır, gelenekçilik ise arz-talep dengesindeki değişime karşıdır.
İaşeciliğin kendine has özelliğini belirlemek için diğer kavramlarla karışıklığı gidermek gerekir.
3
Mal arzını korumaya yönelik uygulamayı tespit etme
İhracatın sınırlandırılması, iç piyasadaki malın dışarı gitmesini engelleyerek kıtlığı önler.
İhracatın yasaklanması veya denetlenmesi, doğrudan piyasadaki mal miktarını (arzı) artırmaya yönelik bir hamledir.

Anahtar Kavram

İaşecilik (Provizyonizm)

İpuçları

1
Osmanlı ekonomi sisteminde halkın ihtiyaçlarının karşılanması devletin temel görevidir.
2
İaşecilik, piyasadaki malın miktarını ve fiyatını korumaya yöneliktir. Malın dışarıya satılması iç piyasada neye sebep olur?
3
Eğer bir ülkede iaşecilik uygulanıyorsa, malın dışarı çıkması (ihracat) yerine içeri gelmesi (ithalat) daha çok teşvik edilir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'ndeki 'Narh Sistemi'nin iaşecilik ilkesiyle ilişkisini inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 32Soru →

Osmanlı Devleti'nin toplumsal yapısı; devletin bekasını sağlamak, sosyal düzeni korumak ve adil bir yönetim tesis etmek amacıyla çeşitli sistemler ve işlevsel sınıflar üzerine inşa edilmiştir.

Osmanlı toplumsal yapısını oluşturan unsurlar ve bu unsurların özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seyfiye sınıfı - Divan-ı Hümayunda adalet ve eğitim işlerinden sorumlu olup kadı ve müderrislerin atamalarını gerçekleştirme

Cevap

Seyfiye sınıfının adalet ve eğitim işlerinden sorumlu olduğu bilgisi yanlıştır; bu görevler İlmiye sınıfına aittir.
Seyfiye (ehl-i örf/ehl-i seyf) sınıfı, kılıç ehlini yani yönetim ve ordu mensuplarını temsil eder. Sadrazam, vezirler, beylerbeyleri ve sancakbeyleri bu sınıfa dahildir. Adalet (kadılık), eğitim (müderrislik) ve din işlerinden sorumlu olan sınıf ise ehl-i şer yani İlmiye sınıfıdır. Divan'da kadı ve müderrislerin atamasını (kadıasker aracılığıyla) yapan sınıf Seyfiye değil, İlmiye sınıfıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Osmanlı toplumundaki 'Yönetenler' (Askerî) ve 'Yönetilenler' (Reaya) ayrımını analiz et.
Toplumun idari/askeri bir yönetici sınıf ve üretim yapan bir halk sınıfından oluştuğu görülür.
Sınıfların temel ayrımını anlamak dikey hareketlilik ve görev dağılımını kavramayı sağlar.
2
Yönetenler sınıfı içindeki Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye gruplarının görev alanlarını karşılaştır.
Seyfiye'nin yönetim/ordu, İlmiye'nin din/hukuk/eğitim, Kalemiye'nin ise bürokrasi/maliye ile ilgilendiği saptanır.
Sınıf-görev eşleştirmesindeki hatayı bulmak için bu ayrım kritiktir.
3
Seçeneklerdeki kavramları (Millet Sistemi, Lonca, Hareketlilik) tanımlarıyla kontrol et.
Seyfiye sınıfına atfedilen 'kadı ve müderris atama' yetkisinin aslında Kazasker (İlmiye) tarafından yapıldığı ortaya çıkar.
Kavramsal karışıklığın nerede olduğunu netleştirmek için son kontroldür.

Anahtar Kavram

Osmanlı Toplum Yapısında Yönetici Sınıfların (Seyfiye, İlmiye, Kalemiye) Fonksiyonel Ayrımı

Daha Fazla Pratik

İlmiye sınıfı mensuplarının ve devşirme sisteminin dikey hareketlilikteki rolünü daha detaylı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 33Soru →

Osmanlı Devleti'nde başlangıçta savaş, deprem ve sel gibi olağanüstü durumlarda devletin acil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geçici olarak toplanan, ancak 1717. yüzyıldan itibaren merkezi hazinenin artan nakit ihtiyacı ve savaş maliyetleri sebebiyle sürekli bir vergi yükümlülüğüne dönüşen mali uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avarız

Cevap

Başlangıçta olağanüstü hallerde toplanıp zamanla sürekli hale gelen vergi Avarız'dır.
Avarız vergisi, Osmanlı maliye tarihinde 'tekâlif-i örfiye' (örfi yükümlülükler) sınıfında yer alır. Başlangıçta sadece savaş, deprem veya sel gibi büyük felaketlerde geçici olarak toplanırken, 1717. yüzyılda devletin artan para ihtiyacı nedeniyle düzenli bir nakit vergiye dönüşmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Vergi türlerinin hukuki dayanaklarını ayırt et.
Öşür, Haraç ve Cizye 'Şer'i' vergilerdir; Avarız ise hükümdarın yetkisine dayanan 'Örfi' bir vergidir.
Soruda bahsedilen değişim, örfi vergilerin statüsüyle ilgilidir.
2
1717. yüzyılın mali koşullarını analiz et.
Savaşların uzaması ve tımar sisteminin bozulması hazinenin nakit ihtiyacını artırmıştır.
Olağanüstü vergilerin düzenli hale gelmesinin temel sebebi bütçe açıklarını kapatmaktır.
3
Tanımlanan vergi ile kavramı eşleştir.
Olağanüstü durum (avarız-ı divaniye) vergisi olarak bilinen yükümlülük Avarız'dır.
Avarız, ismini de karşılaşılan olağanüstü 'arızalardan' yani durumlardan almaktadır.

Anahtar Kavram

Avarız Vergisi ve Osmanlı Mali Dönüşümü

İpuçları

1
Bu verginin ismi 'olağanüstü durumlar' veya 'arızalar' anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.
2
1717. yüzyıl krizleri sırasında devletin en önemli nakit kaynağı haline gelmiştir.
3
Öşür, Haraç ve Cizye gibi Şer'i vergilerin aksine, Padişahın örfi yetkisiyle konulan bir vergidir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı'da vergi sisteminin Şer'i ve Örfi olarak ikiye ayrılmasının temel nedenlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 34Soru →

Osmanlı Devleti’nin toprak yönetiminde, mirî araziler kullanım gayelerine ve gelirlerinin tahsis edildiği yerlere göre farklı isimlerle anılmıştır. Örneğin; sınır boylarındaki güvenliği sağlayan aşiretlere 'Yurtluk', kale muhafızlarının masrafları ile tersane giderleri için 'Ocaklık' toprakları ayrılmıştır.

Bu idari ve askeri taksimata paralel olarak; saray hanedanına mensup kadınların şahsi harcamaları ile görevden ayrılan veya emekli olan üst düzey devlet görevlilerinin ek gelir ihtiyaçları için tahsis edilen toprak birimleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Paşmaklık - Arpalık

Cevap

Saray hanedanına mensup kadınlar için Paşmaklık, emekli devlet görevlileri için ise Arpalık toprakları ayrılmıştır.
Osmanlı toprak sisteminde 'Paşmaklık' araziler hanedan kadınlarının (anne, eş, kız) geçimi için, 'Arpalık' ise emekli ya da görevden alınmış üst düzey yöneticilerin (Kadı, Müderris vb.) ek geçim kaynağı olarak tasarlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hanedan kadınlarına (padişahın annesi, eşi, kızları) ayrılan toprağı belirleme
Bu toprak türü 'Paşmaklık' (veya Başmaklık) olarak adlandırılır.
Kelime anlamı 'terlik/ayakkabı parası' olan bu gelir, kadınların şahsi ihtiyaçlarını karşılar.
2
Emekli veya görevden ayrılan üst düzey memurlar için ayrılan ek geliri belirleme
Bu toprak türü 'Arpalık' olarak adlandırılır.
Devlet adamlarının (Seyfiye ve İlmiye sınıfı) makamlarından ayrıldıklarında geçim sıkıntısı çekmemeleri için tahsis edilir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Mirî Arazi Çeşitleri ve Kullanım Amaçları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 35Soru →

Osmanlı Devleti’nde mülkiyeti devlete ait olan (miri) toprakların; yıllık gelirlerine göre Has, Zeamet ve Tımar şeklinde kısımlara ayrıldığı ve hizmet karşılığı görevlilere verildiği sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dirlik

Cevap

Mülkiyeti devlete ait olan ve gelirlerine göre Has, Zeamet, Tımar olarak ayrılan sistem Dirlik sistemidir.
Dirlik sistemi, devletin miri arazileri gelir düzeyine göre Has (100.000100.000 akçeden fazla), Zeamet (20.00020.000-100.000100.000 akçe arası) ve Tımar (3.0003.000-20.00020.000 akçe arası) olarak ayırarak, memur ve askerlere maaş karşılığı dağıttığı idari ve askeri bir sistemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki Has, Zeamet ve Tımar kavramlarını analiz etmek.
Bu üç kavramın Osmanlı toprak sistemindeki temel alt başlıklar olduğu belirlenir.
Bu terimler yıllık geliri 3.0003.000 ile 100.000100.000 akçe ve üzeri olan toprak dilimlerini ifade eder.
2
Mülkiyetin kime ait olduğunu ve amacını kontrol etmek.
Mülkiyetin devlete ait olduğu (miri) ve hizmet karşılığı verildiği görülür.
Osmanlı'da memur ve askerlere maaş yerine toprak geliri bırakılması 'Dirlik' sisteminin temelidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Dirlik Sistemi

Daha Fazla Pratik

Has, Zeamet ve Tımar arasındaki gelir sınırlarını ve bu topraklarda beslenen 'Cebelü' askerlerinin önemini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 36Soru →

Osmanlı Devleti'nde esnaf ve zanaatkârların mesleklerini icra edebilmeleri için sahip olmaları gereken dükkân açma, araç-gereç kullanma ve mesleki imtiyaz hakkını ifade eden; 18. yüzyılda suistimalleri önlemek ve arz-talep dengesini korumak amacıyla devlet tarafından sayıca sınırlandırılan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gedik

Cevap

Esnaf ve zanaatkârların mesleki faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan dükkân açma ve imtiyaz hakkını ifade eden 'Gedik' sistemidir.
Gedik sistemi, Osmanlı Devleti'nde bir zanaatkârın ustalık belgesini aldıktan sonra mesleğini icra edebilmesi için gerekli olan dükkân açma iznini ve bu iş için gereken alet ve edevatı kullanma hakkını ifade eder. 18. yüzyılda dükkân sayısının sınırlanmasıyla bu hak bir imtiyaz ve tekel haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları (dükkân açma hakkı, mesleki imtiyaz, tekel) analiz etmek.
Bu kavramların esnaf teşkilatı içindeki mülkiyet ve icra hakkıyla ilgili olduğu tespit edildi.
Osmanlı iktisadi yapısında her esnafın dilediği yerde dükkân açması serbest rekabeti bozacağı için engellenmiştir.
2
18. yüzyıldaki tarihsel değişimi değerlendirmek.
Gedik usulünün 1727 fermanıyla resmileştiği ve dükkân sayısının dondurulduğu bilgisiyle eşleştirildi.
Artan nüfus ve ekonomik baskılar karşısında esnaf sayısını kontrol altında tutmak amaçlanmıştır.
3
Diğer ekonomik terimleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
Narh (fiyat), İltizam (vergi toplama) ve Menzil (lojistik) gibi kavramlar elenerek Gedik seçeneği doğrulandı.
Her terimin Osmanlı maliyesinde farklı bir uzmanlık alanını temsil etmesi.

Anahtar Kavram

Gedik Sistemi

İpuçları

1
Bu kavram, bir esnafın ustalık aşamasından sonra dükkân açabilmesi için gereken resmi 'imtiyaz' belgesidir.
2
18. yüzyılda Batı etkisiyle artan rekabeti önlemek amacıyla devlet bu dükkân haklarını sayıca sabitlemiştir.

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde esnaf denetiminden sorumlu 'Muhtesip' görevlisinin yetkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 37Soru →

Osmanlı Devleti'nin askeri teşkilatı, devletin mali ve idari yapısıyla iç içe geçmiş bir sistemdir. Bu teşkilatta yer alan Kapıkulu Askerleri ile Tımarlı Sipahilerin ekonomik kaynakları ve geçim tarzları dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi bu iki birim arasındaki temel farkı doğru bir şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kapıkulu: Devlet hazinesinden alınan maaş (Ulufe) - Tımarlı Sipahiler: Toprak geliriyle sağlanan geçim (Dirlik)

Cevap

Kapıkulu askerlerinin devlet hazinesinden maaş (ulufe) alması, Tımarlı Sipahilerin ise toprak geliriyle (dirlik) geçinmesi doğru eşleştirmedir.
Osmanlı askeri sisteminde Kapıkulu askerleri (Yeniçeriler vb.) doğrudan merkezi hazineye bağlıdır ve 'ulufe' denilen maaşla geçinirler. Tımarlı Sipahiler ise 'Eyalet Ordusu'nun temelidir ve dirlik sistemiyle, yani kendilerine bırakılan toprağın vergi geliriyle hem kendi geçimlerini sağlarlar hem de orduya atlı asker (cebelü) yetiştirirler.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi ordunun (Kapıkulu) mali kaynağını belirle.
Kapıkulu askerleri profesyonel askerlerdir ve Hazine-i Amire'den 33 ayda bir 'ulufe' adı verilen maaş alırlar.
Merkezi otoriteyi korumak için doğrudan padişaha bağlı ve maaşlı bir yapı gereklidir.
2
Taşra ordusunun (Tımarlı Sipahiler) mali kaynağını belirle.
Tımarlı Sipahiler, kendilerine tahsis edilen 'dirlik' topraklarından elde edilen vergi gelirleriyle geçinir ve bu gelirle 'cebelü' yetiştirirler.
Devletin nakit para harcamadan büyük bir orduyu taşrada hazır tutmasını sağlar.
3
İki sistemi karşılaştırarak doğru eşleştirmeyi seç.
Maaş (Kapıkulu) ve Toprak (Sipahi) ayrımı sistemin temelidir.
Bu ayrım Osmanlı askeri ve mali sisteminin en temel yapı taşıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Ordu Teşkilatı ve Ekonomik Kaynakları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 38Soru →

Osmanlı Devleti’nde bazı yüksek rütbeli devlet görevlilerine ve ilmiye sınıfı mensuplarına; emeklilik dönemlerinde geçimlerini sağlamaları veya görevdeyken maaşlarına ek bir gelir oluşturmaları amacıyla tahsis edilen toprak türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arpalık

Cevap

Osmanlı Devleti'nde yüksek rütbeli görevliler ve ilmiye sınıfı için emeklilik veya maaş takviyesi amacıyla ayrılan toprak türü Arpalık'tır.
Arpalık, Osmanlı idari ve hukuki yapısında yüksek dereceli memurlara ve ilmiye sınıfına (kadı, müderris vb.) görevden ayrıldıklarında veya görevdeyken yetersiz kalan maaşlarını desteklemek amacıyla tahsis edilen bir toprak türüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Miri toprakların alt kategorilerini sınıflandır.
Miri topraklar; Dirlik, Mukataa, Paşmaklık, Ocaklık, Malikâne, Yurtluk ve Arpalık gibi bölümlere ayrılır.
Soruda istenen spesifik kullanım amacını doğru kategoriyle eşleştirmek.
2
Emeklilik ve ek gelir kavramlarını analiz et.
Osmanlı sisteminde memurların ve ilmiye sınıfının emeklilik dönemini güvence altına alan sistem 'Arpalık' olarak adlandırılır.
Toprak sisteminin sosyal güvenlik ve mali denge işlevini belirlemek.

Anahtar Kavram

Osmanlı Miri Toprak Çeşitleri ve Kullanım Amaçları
Tahmini Süre:50s
Soru 39Soru →

Osmanlı Devleti’nde mülkiyeti devlete ait olan toprakların (dirlik) gelirleriyle yetiştirilen, barış zamanında bulundukları bölgenin güvenliğini sağlayan ve savaş zamanında orduya katılan atlı asker grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tımarlı Sipahiler

Cevap

Tımarlı Sipahiler, Osmanlı ordusunun eyalet sistemindeki temel atlı gücünü oluşturur ve masrafları doğrudan toprak gelirleriyle karşılanır.
Tımarlı Sipahiler, Osmanlı ordu teşkilatının eyalet askerleri kısmında yer alır. Bu askerler dirlik (tımar) sahipleri tarafından yetiştirilen (Cebelü) atlı birliklerdir. Devlet hazinesinden maaş almazlar, geçimlerini kendilerine tahsis edilen toprakların vergilerinden sağlarlar ve taşrada asayişi korumakla görevlidirler.

Adım Adım Çözüm

1
Askerlerin gelir kaynağını belirle.
Soruda askerlerin 'dirlik' (toprak) gelirleriyle yetiştirildiği belirtilmiştir.
Osmanlı'da maaşlı (Kapıkulu) ve toprağa dayalı (Eyalet) asker ayrımı temel bir bilgidir.
2
Görev yerini analiz et.
Barışta bölge güvenliğini sağlama ve taşrada bulunma özelliği Eyalet askerlerine işaret eder.
Tımarlı Sipahiler hem askeri bir güç hem de taşra idaresinin bir parçasıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Tımar Sistemi ve Eyalet Askerleri (Tımarlı Sipahiler)

İpuçları

1
Bu askerler 'maaş' yerine 'toprak geliri' ile geçinirler.
2
Taşra ordusunun en kalabalık kısmını oluştururlar ve yetiştirdikleri her askere 'Cebelü' denir.
Tahmini Süre:45s
Soru 40Soru →

Osmanlı klasik dönem idari yapısında; sancaklardan küçük, köylerden büyük bir idari birim olan 'kaza'larda hem adli hem de mülki (idari) yetkilere sahip olan görevli aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kadı

Cevap

Osmanlı Devleti'nde kaza biriminde hem yönetimden hem de yargı işlerinden sorumlu olan görevli kadıdır.
Osmanlı klasik döneminde taşra teşkilatında eyaletlerin altında sancaklar, sancakların altında ise kazalar bulunmaktaydı. Kazalar hem birer idari birim hem de birer yargı çevresi (mevleviyet) olarak tanımlanmıştır. Bu birimin başında bulunan kadı, adaletin sağlanmasının yanı sıra belediye hizmetlerini denetlemek ve merkezi hükümetin emirlerini halka duyurmakla yükümlü mülki bir amir konumundaydı.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki idari birimi belirle.
İdari birim 'kaza' olarak verilmiştir.
Osmanlı taşra teşkilatı; Eyalet, Sancak, Kaza ve Köy birimlerinden oluşur.
2
İlgili birimdeki görevlileri hatırla.
Kazalarda idari ve adli yetki kadıdadır; asayişten ise subaşı sorumludur.
Kadı, hem merkezi otoritenin temsilcisi hem de yargı makamıdır.
3
Seçeneklerdeki görevlilerin teşkilat yapısındaki yerini ayırt et.
Nişancı, Reisülküttab ve Kazasker 'Merkez Teşkilatı'nda yer alırken; Beylerbeyi eyalet düzeyinde görev yapar.
Kaza düzeyindeki tek mülki ve adli yönetici kadıdır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Taşra Teşkilatı İdari Birimleri ve Görevlileri
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 21Sonraki
Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 2 | Examkin