Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi

269 soru

Soru 21Soru →

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde karşı karşıya kaldığı iç isyanlar ve ekonomik sıkıntılar, dış politikada savunmacı bir tutum sergilenmesine yol açmıştır. Bu durumun bir sonucu olarak, 1590 Ferhat Paşa Antlaşması ile Doğu'da ulaşılan en geniş sınırların korunması mümkün olmamış ve Safeviler karşısında ilk kez büyük çaplı toprak iadesi yapılmıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin Doğu'da Ferhat Paşa Antlaşması ile kazandığı toprakları geri vermeyi kabul ettiği ilk antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nasuh Paşa Antlaşması

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Doğu'da Ferhat Paşa Antlaşması ile kazandığı toprakları geri vermeyi kabul ettiği ilk antlaşma Nasuh Paşa Antlaşması'dır.
Osmanlı Devleti, 1590 Ferhat Paşa Antlaşması ile Doğu'da en geniş sınırlarına ulaşmıştı. Ancak XVII. yüzyılın başlarında yaşanan Celali İsyanları ve Batı'daki Avusturya savaşlarının yarattığı baskı, devleti çift cepheli savaş riskinden kaçınmaya zorlamıştır. Bunun bir sonucu olarak imzalanan 1612 Nasuh Paşa Antlaşması ile Ferhat Paşa Antlaşması ile kazanılan yerler Safeviler'e geri verilmiştir. Bu antlaşma, Doğu'da toprakların geri verildiği ilk siyasi belgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Ferhat Paşa Antlaşması'nın (1590) Doğu'daki önemini belirlemek.
Osmanlı Devleti'nin Doğu'da en geniş sınırlarına ulaştığının saptanması.
Kıyaslama yapılacak temel noktanın belirlenmesi için gereklidir.
2
XVII. yüzyıl başındaki iç ve dış siyasi baskıları analiz etmek.
Celali İsyanları ve Avusturya savaşları (1593-1606) nedeniyle Safeviler'e karşı savunmacı konuma geçildiğinin anlaşılması.
Diplomatik tavizlerin nedenini kavramak için gereklidir.
3
Doğu'da toprak iadesinin yapıldığı ilk antlaşmayı seçmek.
1612 Nasuh Paşa Antlaşması'nın doğru cevap olarak belirlenmesi.
Soruda istenen 'ilk' olma özelliğinin kronolojik olarak tespit edilmesi.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Safevi Diplomasisi ve Nasuh Paşa Antlaşması

Daha Fazla Pratik

XVII. yüzyılda Batı cephesinde imzalanan Bucaş ve Vasvar antlaşmalarının toprak kazanımı ve diplomatik üstünlük açısından önemini karşılaştırarak inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 22Soru →

Osmanlı Devleti’nin 16451645 yılında kuşatmaya başladığı Girit Adası’nı ancak 16691669 yılında fethedebilmiş olması;

I. Osmanlı deniz gücünün eski etkinliğini yitirdiği,
II. Kuşatmanın maliyetinin hazineye ağır yük getirdiği,
III. Venedik’in Akdeniz’deki siyasi varlığının sona erdiği

durumlarından hangilerinin bir göstergesi olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Osmanlı deniz gücünün zayıfladığını ve hazineye ağır yük bindiğini belirten I ve II yargıları doğrudur.
Kuşatmanın tam 2424 yıl (1645−16691645-1669) sürmesi, Osmanlı donanmasının eski gücünü yitirdiğinin ve Akdeniz'deki lojistik hakimiyetinin sarsıldığının açık bir kanıtıdır. Aynı zamanda bu kadar uzun bir askeri harekat, devlet hazinesinden yapılan harcamaları artırarak maliyenin bozulmasına neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuşatma süresini analiz etme
2424 yıl süren bir kuşatma, ordunun ve donanmanın operasyonel gücünde ciddi bir gerileme olduğunu gösterir.
Yükselme dönemindeki hızlı fetihlerin aksine Duraklama döneminde bir kalenin fethinin on yıllar sürmesi askeri zafiyete işarettir.
2
Ekonomik etkileri değerlendirme
Uzun süren kuşatmalar, ordu levazımatı ve maaş ödemeleri nedeniyle devlet hazinesine büyük bir yük getirmiştir.
Savaş ekonomisi, kuşatma uzadıkça üretimi azaltıp tüketimi artırarak mali çöküşü tetikler.
3
Siyasi sonuçları kontrol etme
Venedik Girit'i kaybetmiş ancak Akdeniz ve Adriyatik'teki varlığını sürdürmüştür.
Bir toprak parçasının kaybı, o devletin siyasi varlığının tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Anahtar Kavram

Girit'in Fethi'nin Duraklama Dönemi'ndeki Yeri ve Önemi

İpuçları

1
Kuşatmanın süresinin (24 yıl) askeri ve ekonomik sonuçlarını düşünün.
2
Osmanlı donanmasının Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki hızı ile bu dönemi kıyaslayın.
3
Bir devletin bir adayı kaybetmesi, o devletin haritadan silinmesi anlamına gelir mi?

Daha Fazla Pratik

Girit'in fethini tamamlayan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ve dönemin ıslahat hareketlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 23Soru →

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde, Fatih Sultan Mehmet tarafından hazırlanan ve devlet teşkilatını imparatorluk yapısına uygun şekilde yeniden düzenleyen 'Kanunname-i Ali Osman' ile 'kardeş katli' ve 'müsadere' (devlet görevlilerinin mallarına el konulması) gibi uygulamalar yasal bir dayanağa kavuşturulmuştur.

Bu iki uygulamanın temel ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alternatif güç odaklarının ve aristokratik ailelerin oluşmasını engelleyerek merkezi otoriteyi mutlaklaştırmak

Cevap

Merkezi otoriteyi korumak ve aristokratik yapıların oluşmasını engellemek
Kardeş katli ve müsadere uygulamalarının her ikisi de padişahın mutlak otoritesine rakip olabilecek kişi veya odakları ortadan kaldırmayı amaçlar. Kardeş katli ile hanedan içindeki taht kavgaları engellenerek devletin bölünmesinin önüne geçilirken; müsadere ile devlet görevlilerinin (özellikle Çandarlı ailesi gibi köklü ailelerin) aşırı zenginleşerek devlete karşı güç odağı haline gelmeleri engellenmiştir. Bu durum, Osmanlı Devleti'ni feodal yapılardan arındırarak merkeziyetçi bir imparatorluk haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygulamaların kapsamını belirlemek
Kardeş katli hanedan üyelerini, müsadere ise güçlü bürokratik aileleri kontrol altına alır.
Her iki uygulamanın hedef kitlesini anlamak siyasi amacı netleştirir.
2
Siyasi sonuçları analiz etmek
Padişahın karşısında güçlenebilecek hiçbir alternatif yapı (aile veya zümre) bırakılmaz.
Yükselme Dönemi'nin temel karakteri olan mutlak merkeziyetçiliğin nasıl inşa edildiğini görmek gerekir.
3
Ortak paydayı tespit etmek
Devletin bekası ve padişahın mutlak otoritesinin korunması.
Kanunname-i Ali Osman'ın ruhu, otoriteyi tek bir merkezde toplamaya dayanır.

Anahtar Kavram

Merkeziyetçilik ve Mutlakiyet
Soru 24Soru →

XVII.XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte İstanbul'da sık sık Yeniçeri isyanları yaşanmıştır. 16561656 yılında IV. Mehmed döneminde yaşanan ve otuzdan fazla devlet adamının idam edilerek cesetlerinin Sultanahmet Meydanı'ndaki bir ağaca asılmasıyla sonuçlanan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vaka-i Vakvakiye

Cevap

Vaka-i Vakvakiye (Çınar Vakası)
Doğru seçenek olan Vaka-i Vakvakiye, 16561656 yılında IV. Mehmed döneminde saray ağalarının yönetime müdahalesine tepki gösteren Yeniçerilerin çıkardığı isyan sonucu çok sayıda devlet adamının Sultanahmet Meydanı'ndaki bir çınar ağacına asılması olayıdır. Mitolojideki Vakvak ağacına benzetildiği için bu ismi almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem tespiti yapılması
Soruda bahsedilen 16561656 yılı, Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi (XVII.XVII. yüzyıl) içerisindedir.
Olayın hangi padişah (IV. Mehmed) ve siyasi atmosferde gerçekleştiğini belirlemek için gereklidir.
2
Olayın karakteristik özelliklerinin analizi
Yeniçeri isyanı sonucunda otuzdan fazla devlet görevlisinin idam edilip bir ağaca asılması olayı tespit edilmiştir.
İstanbul (merkez) isyanlarının en trajik sonuçlarından birini isimlendirmek için bu detaylar kritiktir.
3
Tarihsel terimle eşleştirme
Mitolojideki meyveleri insan olan 'Vakvak' ağacına benzetilerek bu olaya 'Vaka-i Vakvakiye' adı verilmiştir.
Doğru terminolojiye ulaşmak için tarihsel adlandırma bilgisi kullanılır.

Anahtar Kavram

İstanbul İsyanları ve Çınar Vakası

İpuçları

1
Bu olay, cesetlerin asıldığı ağaçtan dolayı 'Çınar Vakası' olarak da adlandırılır.
2
Olay, 'Avcı Mehmed' olarak bilinen IV. Mehmed döneminde gerçekleşmiştir.
3
İsmini mitolojik bir ağaçtan alan bu olay, Osmanlı'da merkezi otoritenin en zayıf olduğu anlardan biridir.

Daha Fazla Pratik

Duraklama dönemindeki diğer merkezi isyanların nedenlerini ve sonuçlarını incelemek, bu konudaki hakimiyetinizi artıracaktır.
Tahmini Süre:50s
Soru 25Soru →

Osmanlı Devleti'nin XVI.XVI. yüzyıldaki deniz politikası ve Akdeniz hakimiyeti göz önüne alındığında, 15381538 yılında kazanılan Preveze Deniz Zaferi'nin sonuçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kırım'ın fethiyle birlikte Karadeniz'in yabancı ticaret gemilerine kapatılması

Cevap

Karadeniz'in yabancı gemilere kapatılması gelişmesi, 1475 yılında Kırım'ın fethiyle gerçekleşmiştir ve Preveze Deniz Zaferi'nin bir sonucu değildir.
Karadeniz'in bir iç deniz haline gelmesi ve yabancı ticaret gemilerine kapatılması süreci 14751475 yılında Kırım'ın fethi ile tamamlanmıştır. 15381538 yılındaki Preveze Deniz Zaferi ise Akdeniz'in bir 'Türk Gölü' haline gelmesini ve bu bölgedeki mutlak Osmanlı üstünlüğünü sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde belirtilen Preveze Deniz Zaferi'nin (15381538) hangi coğrafi alanı ve dönemi kapsadığını analiz etmek.
Bu zaferin XVI.XVI. yüzyılda Akdeniz hakimiyeti ile doğrudan ilişkili olduğu belirlenir.
Zaferin coğrafi ve tarihsel etkisini saptamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki gelişmeleri kronolojik ve mantıksal açıdan değerlendirmek.
Karadeniz ile ilgili olan gelişmenin 14751475 yılına, Pasarofça ile ilgili olanın ise 17181718 yılına ait olduğu görülür.
Yükselme dönemi dışındaki veya farklı coğrafyalardaki olayları ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin denizlerdeki hakimiyet stratejisi ve Yükselme Dönemi kronolojisi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 26Soru →

Osmanlı Devleti, XVI.XVI. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Avrupa’da yükselen Protestanlık hareketlerini diplomatik olarak desteklemiş ve 15351535 yılında Fransa’ya ticari-hukuki ayrıcalıklar tanıyan Kapitülasyonları vermiştir.

Osmanlı Devleti'nin bu uygulamalarla ulaşmak istediği temel stratejik hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Avrupa'da Habsburg (Şarlken) hegemonyasına karşı muhalif güçleri destekleyerek Haçlı birliğini parçalamak ve Akdeniz ticaretini cazip kılmak

Cevap

Osmanlı Devleti'nin temel hedefi, Habsburg İmparatorluğu'nun (Şarlken) Avrupa'da kurmaya çalıştığı tek güç egemenliğini ve Haçlı birliğini engellemek için Protestanları ve Fransa'yı destekleyerek siyasi bir denge kurmak, aynı zamanda Akdeniz ticaretini canlandırmaktır.
Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa'da Şarlken'in temsil ettiği Katolik-Habsburg gücünün tek bir imparatorluk kurarak Osmanlı'ya karşı büyük bir Haçlı ordusu toplamasını engellemek istemiştir. Bu doğrultuda, Katolik kilisesine isyan eden Protestanları destekleyerek dini parçalanmayı, Fransa ile ittifak kurarak da siyasi parçalanmayı derinleştirmiştir. Akdeniz limanlarına tanınan imtiyazlar ise ticaret yollarını bu bölgede tutarak Osmanlı ekonomisini güçlendirmeyi hedeflemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin Avrupa siyasi haritasını analiz etme
Avrupa'da Kutsal Roma-Germen İmparatoru Şarlken'in (Habsburglar) büyük bir güç haline geldiği ve Hristiyan birliğini sağlamaya çalıştığı görülür.
Osmanlı'nın hamlelerinin hangi dış tehdide karşı yapıldığını anlamak için gereklidir.
2
Dini ve siyasi ayrılıkların değerlendirilmesi
Reform hareketleri sonucu ortaya çıkan Protestanlık, Katolik Şarlken'in otoritesini zayıflatmaktadır.
Osmanlı'nın neden bir mezhep hareketine diplomatik destek verdiğini açıklar.
3
Ekonomik ve diplomatik araçların birleştirilmesi
Fransa'ya Kapitülasyon verilerek hem Fransa Şarlken'den koparılmış hem de Akdeniz ticareti Fransız gemileriyle canlandırılmak istenmiştir.
Kapitülasyonların sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir ittifak aracı olduğunu gösterir.
4
Genel stratejik sonucun belirlenmesi
Habsburg hegemonyasına karşı 'Denge Politikası' ve 'Böl-Yönet' taktiği uygulanmıştır.
Tüm eylemlerin ortak paydası olan 'Haçlı birliğini önleme' hedefine ulaşılır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'ndeki Avrupa Siyaseti ve Denge Stratejisi

İpuçları

1
Osmanlı Devleti'nin en büyük rakibi olan Şarlken'in (Habsburglar) gücünü nasıl kırabileceğini düşünün.
2
Protestanlık ve Fransa, Şarlken'in hem içten hem dıştan en büyük sorunlarıydı. Osmanlı neden bu sorunları beslemiş olabilir?
3
Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla, Haçlı birliğini (Hristiyan ittifakını) engellemek temel hedeftir.

Daha Fazla Pratik

Kanuni Dönemi'ndeki Hint Deniz Seferleri'nin Portekiz'in coğrafi keşifler üzerindeki etkisine karşı başarısızlık nedenlerini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 27Soru →

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde, XVII.XVII. yüzyılın ortalarında sadrazamlık teklifini "saraya sunduğu birtakım şartların kabul edilmesi" kaydıyla kabul eden Köprülü Mehmet Paşa'nın bu tutumuyla ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Güvenli ve bağımsız bir çalışma alanı sağlayarak bozulan devlet otoritesini yeniden tesis etmek

Cevap

Güvenli ve bağımsız bir çalışma alanı sağlayarak bozulan devlet otoritesini yeniden tesis etmek
Köprülü Mehmet Paşa, saray müdahalelerinin devlet yönetimini felç ettiği bir dönemde sadrazamlık teklifini almıştır. İstediği kişileri atama yetkisi ve suçluluğu kanıtlanmadan cezalandırılmama gibi şartlar sunarak, can güvenliğini garanti altına almayı ve rahat bir çalışma ortamı bulup devlet otoritesini tekrar güçlendirmeyi amaçlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
XVII.XVII. yüzyılın (Duraklama Dönemi) siyasi ortamının analiz edilmesi
Merkezi otoritenin zayıfladığı, saray kadınlarının ve askerlerin yönetime müdahale ettiği bir dönemdir.
Köprülü Mehmet Paşa'nın neden şart sunduğunu anlamak için dönemin kaotik yapısını bilmek gerekir.
2
Köprülü Mehmet Paşa'nın sunduğu şartların (atama yetkisi, can güvenliği garantisi vb.) değerlendirilmesi
Bu şartların, sadrazamın görevini yaparken saray entrikalarından ve haksız cezalardan korunmasını amaçladığı görülür.
Şartlı sadrazamlık, tarihte bir ilk olup kişisel güvenlik ve çalışma özgürlüğü talebidir.
3
Bu girişimin temel siyasi amacının saptanması
Şartlar sayesinde elde edilen bağımsızlık, devlet otoritesinin yeniden kurulmasına ve kurumların işlerlik kazanmasına olanak sağlamıştır.
Sadrazamın güçlü bir yürütme alanı bulması doğrudan merkezi otoriteyi güçlendirir.

Anahtar Kavram

Köprülüler Dönemi ve Merkezi Otoritenin Yeniden Tesisi
Soru 28Soru →

Kanunname-i Ali Osman ile merkeziyetçi yapısını pekiştiren Osmanlı Devleti, XVI.XVI. yüzyılda küresel bir güç olarak Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki faaliyetlerini engellemek ve Baharat Yolu'nun güvenliğini sağlamak amacıyla Hint Deniz Seferleri'ni düzenlemiştir. Bu seferlerin, Akdeniz'deki fetih hareketlerinin aksine, istenilen düzeyde stratejik ve ekonomik bir başarıya ulaşamamasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Girit Adası'nın fethinin uzun sürmesi nedeniyle donanmanın büyük bir kısmının Akdeniz'de meşgul olması

Cevap

Girit Adası'nın fethinin uzun sürmesi nedeniyle donanmanın büyük bir kısmının Akdeniz'de meşgul olması
Girit Adası'nın kuşatılması ve fethi, Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'ne (XVII. yüzyıl) ait bir gelişmedir. Hint Deniz Seferleri ise XVI. yüzyılda, Yükselme Dönemi'nin zirvesinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Girit meselesinin bu seferlerin sonucu üzerinde bir etkisi olması kronolojik olarak mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem ve Olay Analizi
Hint Deniz Seferleri Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1538−15531538-1553) gerçekleşmiştir.
Sorunun hangi tarihsel aralıkta geçtiğini belirlemek için gereklidir.
2
Neden-Sonuç İlişkisi Kurma
Gemi teknolojisindeki yetersizlik, yerel destek eksikliği ve coğrafi bilgi azlığı gibi faktörler başarısızlığın temel nedenleridir.
Yükselme dönemi denizcilik faaliyetlerinin kısıtlarını anlamak için gereklidir.
3
Kronoloji Kontrolü
Girit kuşatması XVII.XVII. yüzyılın ortalarında başlamıştır.
Seçenekler arasında dönem dışı bir olay olup olmadığını saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hint Deniz Seferleri ve Kronolojik Ayrım
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 29Soru →

Osmanlı Devleti’nde sınırların hızla genişlemesine bağlı olarak I.MuradI. Murad Dönemi’nde idari, askerî ve mali alanlarda kurumsallaşma çalışmalarına hız verilmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi I.MuradI. Murad Dönemi'nde bu amaçla gerçekleştirilen faaliyetlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anadolu Türk siyasi birliğini sağlamlaştırmak amacıyla Kütahya merkezli Anadolu Beylerbeyliği'nin kurulması

Cevap

Anadolu Türk siyasi birliğini sağlamlaştırmak amacıyla Kütahya merkezli Anadolu Beylerbeyliği'nin kurulması Yıldırım Bayezid dönemine ait bir gelişmedir.
Kütahya merkezli Anadolu Beylerbeyliği, Yıldırım Bayezid döneminde Anadolu'daki Türk beyliklerinin büyük ölçüde Osmanlı topraklarına katılması ve bu geniş coğrafyanın idari yönetimini kolaylaştırmak amacıyla kurulmuştur. Bu nedenle I. Murad dönemine ait değildir.

Adım Adım Çözüm

1
I.MuradI. Murad dönemi kurumsallaşma faaliyetlerini hatırla.
I.MuradI. Murad döneminde veraset sistemi değişmiş, Rumeli Beylerbeyliği, Yeniçeri Ocağı (Pençik), Kazaskerlik ve Defterdarlık kurulmuştur.
Soru kökünde belirtilen döneme ait olmayan gelişmeyi bulmak için temel bilgileri filtrelemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki beylerbeyliği ayrımını analiz et.
Rumeli Beylerbeyliği I.MuradI. Murad (merkez Manastır), Anadolu Beylerbeyliği ise Yıldırım Bayezid (merkez Kütahya) döneminde kurulmuştur.
Osmanlı idari tarihinde beylerbeyliklerin kuruluş sırası ve kurucuları en sık karıştırılan ve ayırt edici olan noktalardır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Kuruluş Dönemi Teşkilatlanma Faaliyetleri

Daha Fazla Pratik

Osmanlı Devleti'nde Orhan Bey ve I. Murad arasındaki teşkilatlanma farklarını bir tablo üzerinde çalışmak, kurumların 'ilk'lerini ezberlemenize yardımcı olur.
Tahmini Süre:50s
Soru 30Soru →

Osmanlı Beyliği’nin Orhan Bey döneminde Balıkesir ve çevresinde hüküm süren Karesioğulları Beyliği’ni topraklarına katması, devletin jeopolitik konumunda stratejik bir kırılma noktası yaratmıştır.

Bu gelişmenin Osmanlı Devleti üzerindeki etkileriyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı veraset sisteminde 'Ülke padişah ve oğullarındır' kuralının benimsenmesi

Cevap

Osmanlı veraset sistemindeki 'Ülke padişah ve oğullarındır' düzenlemesi, Orhan Bey döneminde Karesioğulları'nın alınmasıyla değil, I. Murad döneminde merkeziyetçiliği artırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Karesioğulları Beyliği'nin alınması siyasi ve askeri bir genişleme adımıdır. Veraset sistemindeki 'Ülke padişah ve oğullarındır' kuralı ise devletin iç yapısını düzenleyen ve I.MuradI. Murad döneminde hayata geçirilen idari bir reformdur. Bu nedenle Karesioğulları'nın alınmasıyla doğrudan bir ilişkisi bulunmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Karesioğulları Beyliği'nin alınma dönemini belirle.
Karesioğulları, 13451345 yılında Orhan Bey döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Sorunun tarihsel çerçevesini çizmek için beyliğin alınış dönemini bilmek gerekir.
2
Bu gelişmenin askeri, siyasi ve coğrafi sonuçlarını analiz et.
Donanma sahibi olunması, ilk kez bir Türk beyliğinin alınması (ATSB adımı), Rumeli yolu açılması ve tecrübeli komutanların (Hacı İlbey vb.) kazanılması bu dönemin sonuçlarıdır.
Seçeneklerin doğruluğunu olay-sonuç ilişkisiyle test etmek gerekir.
3
Yanlış olan idari düzenlemeyi tespit et.
Veraset sistemindeki 'Padişah ve oğulları' kuralı I.MuradI. Murad dönemine aittir.
Kuruluş dönemindeki hükümdarlar arası kurumsal farkları ayırt etmek KPSS Tarih sorularında temel beceridir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'ndeki stratejik genişleme ve kurumsallaşma adımları arasındaki farklar.

İpuçları

1
Karesioğulları'nın coğrafi konumunu ve sahip olduğu askeri imkânları (denizcilik gibi) düşünün.
2
Osmanlı veraset sisteminde 'Ülke hanedanın ortak malıdır' anlayışından ilk ayrılışın hangi padişah döneminde olduğunu hatırlayın.
3
Karesioğulları'nın alınması Orhan Bey dönemiyken, veraset sistemindeki daralma (padişah ve oğulları) I. Murad döneminde gerçekleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Orhan Bey dönemi ile I. Murad dönemi arasındaki 'kurumsallaşma' farklarını bir tablo yaparak karşılaştırmak, bu tür kronolojik ve idari soruları çözmenizi kolaylaştıracaktır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 31Soru →

Hotin Seferi sırasında yeniçerilerin disiplinsiz davranışlarını gözlemleyerek Yeniçeri Ocağı'nı kaldırma fikrini ilk kez gündeme getiren ve bu teşebbüsü nedeniyle tahtından indirilerek öldürülen Osmanlı padişahı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Osman

Cevap

Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmayı ilk kez planlayan ve bu yolda hayatını kaybeden padişah II. Osman'dır.
Doğru cevap olan padişah, Hotin Seferi'nde yeniçerilerin isteksizliğini fark ederek orduyu ıslah etmek isteyen II. Osman'dır. Bu girişimi Osmanlı tarihinde askeri vesayete karşı yapılan ilk büyük sivil hamle olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen seferi ve padişahın amacını belirleyin.
Hotin Seferi (16211621) ve padişahın Yeniçeri Ocağı'nı kaldırma hedefi tespit edilir.
Bu olay Osmanlı tarihindeki ilk radikal askeri ıslahat girişimidir.
2
Söz konusu olayın siyasi sonuçlarını değerlendirin.
Bu girişim bir yeniçeri isyanına yol açmış ve padişah tahttan indirilmiştir.
II. Osman (Genç Osman), bir isyan sonucu öldürülen ilk Osmanlı padişahı olarak tarihe geçmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde askeri isyanlar ve ilk ıslahat girişimleri
Tahmini Süre:45s
Soru 32Soru →

XVII.XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin mali yapısının bozulması, savaşların uzun sürmesi ve saray masraflarının artması üzerine; devletin gelir ve giderlerini hesaplayarak Türk tarihinin modern anlamdaki ilk "denk bütçesini" hazırlayan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarhuncu Ahmed Paşa

Cevap

Modern anlamdaki ilk denk bütçeyi hazırlayan devlet adamı Tarhuncu Ahmed Paşa'dır.
Tarhuncu Ahmed Paşa, IV. Mehmed döneminde sadrazamlığa getirilmiş ve devletin gelir-gider tablosunu çıkararak Osmanlı tarihinde 'Tarhuncu Bütçesi' olarak bilinen ilk modern ve denk bütçe girişiminde bulunmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Mali krizin dönemini belirle.
XVII.XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) maliyesinin savaşlar ve saray harcamaları nedeniyle bozulduğu tespit edilir.
Sorunun tarihsel bağlamını kurmak için dönem bilgisi gereklidir.
2
Modern bütçe kavramı ile eşleşen ismi hatırla.
Saray masraflarını kısıtlayarak ilk denk bütçeyi hazırlayan ismin Tarhuncu Ahmed Paşa olduğu belirlenir.
Osmanlı ıslahat tarihindeki 'ilkler' genellikle doğrudan soru konusu olur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde İlk Modern Bütçe ve Tarhuncu Ahmed Paşa Islahatları
Tahmini Süre:45s
Soru 33Soru →

Osmanlı Devleti, 1877−18781877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (9393 Harbi) ardından imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nın ağır hükümlerini Berlin Kongresi'nde hafifletebilmek ve İngiltere'nin diplomatik desteğini kazanabilmek amacıyla aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kıbrıs adasının yönetimini geçici olarak İngiltere'ye bırakması

Cevap

Osmanlı Devleti, Berlin Kongresi'nde İngiliz desteğini alabilmek karşılığında Kıbrıs adasının yönetimini geçici olarak İngiltere'ye bırakmıştır.
Osmanlı Devleti, Rusya'nın Ayastefanos Antlaşması ile elde ettiği kazanımları sınırlamak amacıyla Berlin Kongresi'nde İngiltere'nin yardımına ihtiyaç duymuştur. İngiltere, bu yardımı sağlamak karşılığında Rusya'nın Anadolu'daki ilerleyişini durdurmak bahanesiyle Kıbrıs adasının yönetiminin kendisine bırakılmasını şart koşmuştur. Bu doğrultuda imzalanan gizli sözleşme ile Kıbrıs'ın yönetimi geçici olarak İngiltere'ye devredilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kriz durumunu belirleme
9393 Harbi sonrası imzalanan Ayastefanos Antlaşması'nın Osmanlı'nın varlığını tehlikeye soktuğu tespit edildi.
Rusya'nın Balkanlar'da kurduğu büyük Bulgaristan Padişahı ve Avrupalı devletleri endişelendirmiştir.
2
Diplomatik stratejiyi analiz etme
Osmanlı'nın Ayastefanos hükümlerini değiştirmek için İngiltere ile ittifak yapması gerektiği anlaşıldı.
Osmanlı Devleti bu dönemde varlığını korumak için Denge Politikası izlemektedir.
3
Sonucu bulma
Haziran 18781878 tarihli Kıbrıs Sözleşmesi ile Kıbrıs'ın yönetiminin İngiltere'ye devredildiği hatırlandı.
İngiltere, Rus tehlikesine karşı Osmanlı'yı savunma sözü karşılığında bu üssü talep etmiştir.

Anahtar Kavram

Berlin Kongresi Öncesi Diplomatik Hamleler (Kıbrıs'ın İngiltere'ye Üs Olarak Verilmesi)

İpuçları

1
Osmanlı Devleti bu dönemde varlığını korumak için büyük devletler arasındaki çıkar çatışmalarını kullanmıştır.
2
Göz önünde bulundurulan olay, Rusya'nın Akdeniz'e inmesini ve Balkanlar'da çok güçlenmesini engellemek için yapılan bir pazarlıktır.
3
İngiltere'ye verilen bu yer, Akdeniz'in doğusunda bulunan stratejik öneme sahip bir adadır.

Daha Fazla Pratik

Berlin Antlaşması ile Ayastefanos Antlaşması arasındaki farkları ve Osmanlı'nın kaybettiği toprakları (Elviye-i Selase gibi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 34Soru →

Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi'nde (12991299-14531453) Balkanlar'daki Türk ilerleyişini durdurmak amacıyla Avrupa devletleri tarafından oluşturulan Haçlı ittifaklarına karşı yapılan mücadeleler arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koyunhisar Savaşı

Cevap

Koyunhisar Savaşı, bir Haçlı ittifakına karşı değil, doğrudan Bizans İmparatorluğu'na karşı yapılmıştır.
Koyunhisar (BafeusBafeus) Savaşı, 13021302 yılında Osman Bey döneminde Bizans İmparatorluğu'nun merkezi ordusuna karşı kazanılan ilk büyük zaferdir. Bu savaşta Osmanlı'nın karşısında geniş bir Avrupa Haçlı koalisyonu değil, yerel ve merkezi Bizans kuvvetleri bulunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kısıtlamayı belirle.
Mücadelenin hem Kuruluş Dönemi'nde olması hem de 'Haçlı ittifakına' karşı yapılmış olması gerekir.
Soruda istenen 'olumsuz' özelliği (Haçlı savaşı olmayanı) bulmak için her şıkkın rakibi analiz edilmelidir.
2
Seçeneklerdeki savaşların rakiplerini analiz et.
Sırpsındığı, I. Kosova, Niğbolu ve Varna savaşları Balkan devletleri ve Avrupa koalisyonlarından oluşan Haçlı ordularına karşıdır. Koyunhisar ise Bizans ile yapılmıştır.
Haçlı savaşları genellikle Osmanlı'nın Balkanlar'daki varlığına tepki olarak doğarken, Koyunhisar Anadolu'daki Bizans tekfurları ve merkezi ordusuna karşı bir büyüme hamlesidir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Kuruluş Dönemi Haçlı Savaşları
Tahmini Süre:50s
Soru 35Soru →

Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyılda Avrupa devletlerine karşı kazandığı son büyük askeri başarıyı takiben imzalanan ve Karadeniz'in bir Türk gölü olduğunu son kez onaylayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belgrad Antlaşması

Cevap

1739 yılında imzalanan Belgrad Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyılda Batı karşısında kazandığı son büyük başarıdır ve Karadeniz'in Türk gölü olduğunu son kez tescillemiştir.
Belgrad Antlaşması (1739), I. Mahmut döneminde yapılan askeri ıslahatların (Humbaracı Ahmet Paşa) etkisiyle Rusya ve Avusturya'ya karşı kazanılan zaferler sonucu imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Belgrad geri alınmış ve Karadeniz'in Türk gölü olduğu son kez uluslararası düzeyde kabul edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Siyasi dönemi ve askeri başarıyı analiz et.
1736-1739 yılları arasında Osmanlı'nın Rusya ve Avusturya'ya karşı kazandığı zaferleri hatırla.
Soruda belirtilen 'son büyük askeri başarı' bu savaşlar silsilesine işaret eder.
2
Savaş sonunda imzalanan antlaşmanın sonuçlarını değerlendir.
Belgrad'ın geri alınması ve Karadeniz'in yabancı gemilere kapatılması maddelerini tespit et.
Karadeniz'in 'Türk gölü' statüsünün son kez onaylandığı diplomatik belge Belgrad Antlaşması'dır.

Anahtar Kavram

18. Yüzyıl Osmanlı Diplomasisi ve Belgrad Antlaşması'nın Önemi

Daha Fazla Pratik

Bu dönemdeki askeri başarıların arkasındaki ıslahat hareketlerini (özellikle Humbaracı Ahmet Paşa çalışmaları) inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 36Soru →

Osmanlı Devleti'nin 18381838 yılında İngiltere ile imzaladığı Balta Limanı Ticaret Antlaşması, devletin ekonomik yapısında köklü değişimlere neden olmuştur. Bu antlaşmanın Osmanlı Devleti üzerindeki etkileriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma ile iç gümrük vergilerinin kaldırılması ve yabancı tüccarlara tanınan geniş imtiyazlar, Osmanlı topraklarının Avrupa devletlerinin açık pazarı haline gelmesine yol açmıştır.

Cevap

Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile iç gümrüklerin kaldırılması ve yabancı tüccarlara tanınan kolaylıklar, Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletlerinin açık pazarı haline gelmesine ve yerli sanayinin çökmesine neden olmuştur.
Doğru seçenek, antlaşmanın tarihsel önemini vurgular. Balta Limanı ile iç gümrüklerin kaldırılması, yabancı tüccarların Osmanlı içinde yerli tüccardan daha az vergi ödeyerek mal satmasına olanak tanımıştır. Bu durum, Osmanlı ekonomisinin Avrupa sanayisine karşı savunmasız kalmasına ve 'açık pazar' haline dönüşmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın içeriğini analiz etme
İhracattan alınan vergi %\% 12, ithalattan alınan vergi %\% 5 olarak belirlenmiş ve iç gümrük vergileri kaldırılmıştır.
Antlaşmanın teknik şartları, yerli tüccarın yabancı tüccarla rekabet edemeyeceği bir mali ortam yaratmıştır.
2
Ekonomik sonuçları değerlendirme
Avrupa'dan gelen ucuz ve seri üretim mallar iç piyasaya hakim olmuş, lonca teşkilatı ve yerli üretim zayıflamıştır.
Osmanlı Devleti, hammadde ihraç eden ve mamul madde ithal eden yarı sömürge bir ekonomik yapıya bürünmüştür.

Anahtar Kavram

Balta Limanı Ticaret Antlaşması ve Ekonomik Bağımlılık
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 37Soru →

18.18. yüzyılın başlarında Safevi Devleti'nde (İran) yaşanan taht kavgaları ve otorite boşluğu üzerine Osmanlı Devleti ile Rusya, Kafkasya toprakları için karşı karşıya gelmiştir. Ancak dönemin Fransız elçisi Marki de Bonnac’ın (Marquis de Bonnac) ara buluculuğu sonucunda iki devlet, bölgeyi kendi aralarında paylaştıkları diplomatik bir belge imzalamışlardır.

**Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 17241724 yılında imzalanan ve iki devlet arasındaki ilk 'paylaşım' antlaşması olarak kabul edilen bu belge aşağıdakilerden hangisidir?**

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Antlaşması

Cevap

Osmanlı Devleti ve Rusya arasında İran topraklarının paylaşılmasını öngören 1724 tarihli belge İstanbul Antlaşması'dır.
Doğru yanıt olan seçenek, 17241724 yılında Osmanlı Devleti ve Rusya İmparatorluğu arasında, Fransa'nın ara buluculuğu ile imzalanan ve İran'ın (Safevi) batı ve kuzey topraklarının iki devlet arasında paylaşıldığı metni ifade etmektedir. Bu antlaşma, tarihte bu iki devletin bir başka ülkenin topraklarını bölüştüğü ilk dostluk/paylaşım antlaşması olması bakımından KPSS Tarih müfredatında kritik bir öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki 17241724 tarihi ve 'İran topraklarının paylaşımı' ifadesine odaklanılır.
18.18. yüzyılın başında Osmanlı ve Rusya'nın İran coğrafyası üzerindeki rekabetine yönelik bir antlaşma aranmaktadır.
Bu dönemde Safevi hanedanının zayıflaması hem Rusya'nın sıcak denizlere inme hem de Osmanlı'nın sınırlarını doğuda genişletme isteğini tetiklemiştir.
2
Fransa'nın ara buluculuğu ve 'ilk paylaşım' kavramları değerlendirilir.
İki devletin savaşmak yerine bölgeyi paylaştığı 17241724 İstanbul Antlaşması tespit edilir.
Fransız elçisinin girişimi, iki büyük gücün Kafkasya ve Batı İran'da nüfuz alanları belirlemesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı-Rus Diplomasisi ve 1724 İran Paylaşımı
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 38Soru →

Osmanlı Devleti'nin 19.19. yüzyılda yaşadığı ve bir iç meseleyken Avrupalı devletlerin müdahalesiyle uluslararası bir sorun haline gelen Mısır Sorunu'nu nihai olarak çözüme kavuşturan, Mısır'ın yönetimini belirli şartlarla Mehmet Ali Paşa ve soyuna bırakan diplomatik gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Londra Konferansı (18401840)

Cevap

Mısır Sorunu'nu uluslararası alanda nihai olarak çözen belge 18401840 Londra Konferansı kararlarıdır.
Londra Konferansı (18401840), Nizip Savaşı'ndan sonra Avrupalı devletlerin araya girmesiyle toplanmış ve Mısır'ın hukuki statüsünü Osmanlı Devleti lehine dengeleyerek sorunu sona erdirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kapsamını belirle.
Mısır Sorunu (18301830-18401840 arası yoğunlaşan dönem).
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın isyanı bir iç sorun iken uluslararası bir kriz haline gelmiştir.
2
Dönemin diplomatik gelişmelerini analiz et.
Kütahya (18331833) geçici, Londra (18401840) nihai çözümdür.
Londra Konferansı, İngiltere'nin Rus etkisini kırmak ve sorunu sonlandırmak için topladığı uluslararası bir platformdur.
3
Doğru belgeyi eşleştir.
Londra Konferansı/Antlaşması.
Mısır valiliği yönetimi bu belge ile resmen hukuki statüye bağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Mısır Sorunu ve Londra Konferansı (18401840)

Daha Fazla Pratik

Londra Boğazlar Sözleşmesi (18411841) ile Boğazların statüsündeki değişimi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 39Soru →

Osmanlı Devleti, 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rus Çariçesi II. Katerina'ya ilk kez 'Padişah' (İmparator) unvanını resmen tanımış ve Rusya'yı diplomatik protokolde kendisine eşit saymıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin klasik dönemden beri titizlikle koruduğu aşağıdaki anlayışlardan hangisinin uluslararası hukuk düzeyinde sona erdiğini göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin diğer hükümdarlar üzerindeki cihanşümul (evrensel) ve diplomatik üstünlük iddiasının

Cevap

Osmanlı Devleti'nin diğer hükümdarlar üzerindeki cihanşümul (evrensel) ve diplomatik üstünlük iddiasının sona ermesi
Osmanlı Devleti, klasik döneminde kendisini dünya siyasetinin merkezinde görerek diğer hükümdarları kendi sultanına eşit saymıyordu. Ancak 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rus Çariçesine verilen 'Padişah' unvanı, Osmanlı'nın bu evrensel üstünlük (cihanşümul) iddiasından vazgeçtiğini ve Rusya'yı hukuki düzeyde kendisine eşit bir güç olarak kabul ettiğini gösteren en önemli diplomatik kanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesinin diplomatik anlamını analiz etme
Rus hükümdarına 'Padişah' unvanının tanınması, iki devletin diplomatik olarak eşitlenmesidir.
Osmanlı, 1533 İstanbul Antlaşması'ndan beri Avrupa hükümdarlarını sadrazama denk sayarak üstünlük kurmuştu.
2
Kavramsal bağdaştırma yapma
Bu durum 'Cihanşümul devlet' anlayışının (evrensel üstünlük) hukuken sona ermesidir.
Eşitliğin tanınması, tek taraflı üstünlük iddiasının terk edildiğini gösterir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Diplomatik Üstünlüğünün Sona Ermesi ve Mütekabiliyet
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 40Soru →

Osmanlı Devleti'nde 18761876 yılında ilan edilen Türk tarihinin ilk anayasası (Kanun-i Esasi) ile başlayan, halkın ilk kez kısıtlı da olsa seçimler yoluyla yönetime katıldığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Meşrutiyet Dönemi

Cevap

Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi'nin ilanıyla başlayan ve halkın ilk kez meclis yoluyla yönetime katıldığı süreç I. Meşrutiyet Dönemi'dir.
I. Meşrutiyet Dönemi, 18761876 yılında Kanun-i Esasi'nin ilanı ve Mebusan Meclisi'nin açılmasıyla başlamıştır. Bu dönem, Osmanlı Devleti'nde mutlak monarşiden meşruti monarşiye geçişi temsil eder ve halkın ilk kez kısıtlı da olsa seçimler yoluyla temsil hakkı kazandığı süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Tarih ve anahtar kavramları analiz etme
18761876 yılı ve 'halkın yönetime katılması' ifadeleri bir rejim değişikliğini işaret eder.
Osmanlı Devleti'nde halkın ilk kez meclis çatısı altında temsil edilmesi anayasal bir gelişmedir.
2
Seçeneklerdeki dönemlerin özelliklerini karşılaştırma
Tanzimat ve Islahat fermanları haklar verse de meclis ve seçim usulü getirmemiştir.
Meşrutiyet, mutlak otoritenin yanında halkın seçtiği bir meclisin varlığını şart koşar.
3
Doğru dönemi belirleme
I. Meşrutiyet, Kanun-i Esasi'nin ilanıyla 18761876 yılında başlamıştır.
Bu gelişme Osmanlı Devleti'nin ilk anayasal ve parlamenter dönemi kabul edilir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nde Demokratikleşme Hareketleri ve Meşrutiyet

İpuçları

1
Bu gelişme, Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi ile doğrudan ilgilidir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 2 / 14Sonraki
Osmanlı Devleti Siyasi Tarihi Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 2 | Examkin