XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 soru

Soru 221Soru

3030 Mayıs 19131913 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması, I. Balkan Savaşı'nı resmen sona erdirirken Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki topraklarının yaklaşık %80\%80'ini kaybetmesine yol açmıştır. Bu antlaşmanın içeriği, katılımcı devletlerin konumu ve savaş süreci dikkate alındığında; aşağıdakilerden hangisi antlaşma metninde yer alan bir hüküm veya savaşın bu evresiyle ilgili doğru bir bilgi değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. Balkan Savaşı'na aktif olarak katılan Romanya ile Osmanlı Devleti arasında Dobruca bölgesine dair yeni sınır düzenlemeleri yapılması

Cevap

Romanya'nın I. Balkan Savaşı'na katıldığı ve Osmanlı Devleti ile sınır düzenlemesi yaptığı yönündeki ifade yanlıştır.
I. Balkan Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne karşı Karadağ, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan savaşmıştır. Romanya bu savaşta yer almamış, sadece II. Balkan Savaşı'nda Bulgaristan'ın fazla toprak almasına itiraz ederek savaşa dahil olmuştur. Bu nedenle, Londra Antlaşması'nda Osmanlı ile Romanya arasında bir sınır düzenlemesi yapılması tarihsel olarak imkansızdır.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'na katılan devletleri belirle.
Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan; Osmanlı Devleti'ne karşı savaşmıştır.
Romanya'nın bu süreçte yer almadığını teyit etmek için gereklidir.
2
Londra Antlaşması'nın (19131913) toprak hükümlerini incele.
Midye-Enez hattı sınır kabul edilmiş; Edirne, Kırklareli ve tüm Batı Trakya kaybedilmiştir.
Sınır değişikliklerinin kapsamını anlamak için gereklidir.
3
Ege Adaları ve Arnavutluk'un statüsünü kontrol et.
Bu bölgelerin geleceği Avrupalı Büyük Devletlerin (Düvel-i Muazzama) kararına bırakılmıştır.
Antlaşmanın diplomatik delegasyon içeren maddelerini doğrulamak için gereklidir.
4
Romanya'nın Balkan Savaşları'ndaki rolünü saptan.
Romanya sadece II. Balkan Savaşı'na, Bulgaristan'dan toprak (Dobruca) almak için katılmıştır.
Yanlış olan seçeneği kesinleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması (19131913) Katılımcıları ve Toprak Kayıpları

İpuçları

1
Balkan Savaşları'nda her iki savaşa katılan devletler ile sadece birine katılan devletleri ayırt etmeye çalışın.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nı sona erdiren İstanbul ve Atina antlaşmalarının toprak hükümlerini Londra Antlaşması ile karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 222Soru

Osmanlı Devleti, II. Balkan Savaşı'ndan sonra Balkan devletleriyle imzaladığı ikili antlaşmalarla bölgede kalan Türklerin hukuki statüsünü ve mülkiyet haklarını güvence altına almaya çalışmıştır. Bu doğrultuda 1914 yılında Sırbistan ile imzalanan İstanbul Antlaşması'nı, aynı dönemde Bulgaristan ve Yunanistan ile yapılan antlaşmalardan ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sınır belirlenmesine yönelik hiçbir hüküm içermeyip yalnızca azınlık haklarını düzenlemesi

Cevap

Sırbistan ile imzalanan 1914 İstanbul Antlaşması'nın temel farkı, iki ülke arasında kara sınırı bulunmadığı için sınır düzenlemesi içermemesidir.
Doğru seçenek olan ifade, 1914 İstanbul Antlaşması'nın en özgün niteliğini belirtmektedir. Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti, Makedonya ve Sancak bölgesini kaybettiği için Sırbistan ile kara sınırı kalmamıştır. Bu nedenle imzalanan bu antlaşma, sınır tayini yapmayan, sadece bölgedeki Müslüman/Türk halkın haklarını koruyan hukuki bir metin olma özelliği taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Balkan Savaşları sonrası imzalanan antlaşmaları analiz etme
Osmanlı; Bulgaristan ile 1913 İstanbul, Yunanistan ile 1913 Atina ve Sırbistan ile 1914 İstanbul antlaşmalarını imzalamıştır.
Antlaşmaların kapsamını ve muhatap devletleri belirlemek gerekir.
2
Coğrafi durumun antlaşma içeriğine etkisini değerlendirme
I. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı, Sırbistan ile olan kara sınırını tamamen kaybetmişti.
Sınırın olmaması, antlaşmanın toprak maddesi içermemesine neden olur.
3
1914 İstanbul Antlaşması'nın amacını belirleme
Antlaşma, sınır çizimi yerine Sırbistan topraklarında kalan Türklerin mülkiyet ve dini haklarını düzenlemiştir.
İki devlet arasında diplomatik bağları koparmamak ve soydaş haklarını korumak amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Balkan devletleri ile imzalanan ikili antlaşmaların içeriği ve coğrafi koşulların diplomatik metinlere etkisi

İpuçları

1
Antlaşmanın imzalandığı devlet olan Sırbistan ile Osmanlı Devleti'nin coğrafi konumunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonrası Türk azınlık sorununu pekiştirmek için 1913 Atina Antlaşması'nın Yanya, Girit ve Selanik üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 223Soru

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması’nda; Osmanlı Devleti’nin Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını kaybetmesi, Arnavutluk’un sınırlarının tespiti ile Ege Adaları’nın geleceğinin belirlenmesinin Büyük Devletlerin (Düvel-i Muazzama) hakemliğine bırakılması kararlaştırılmıştır. Ancak antlaşma metninde, müttefik Balkan devletlerinin ele geçirdikleri toprakları kendi aralarında nasıl pay edeceklerine dair somut bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Londra Antlaşması’nın bu hükümleri ve savaş sonrası siyasi konjonktür dikkate alındığında, antlaşmanın bölgedeki sürece etkisiyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toprak paylaşımı konusundaki hukuki boşluklar ve belirsizlikler, galip devletler arasında çıkar çatışmalarına zemin hazırlayarak bölgede kısa sürede yeni bir savaşın fitilini ateşlemiştir.

Cevap

Toprak paylaşımı konusundaki hukuki boşluklar ve belirsizlikler, galip devletler arasında çıkar çatışmalarına zemin hazırlayarak bölgede kısa sürede yeni bir savaşın fitilini ateşlemiştir.
Londra Antlaşması, Osmanlı Devleti ile Balkan müttefikleri arasındaki savaşı bitirse de, müttefiklerin kendi aralarındaki toprak paylaşımını düzenlememiştir. Özellikle Bulgaristan'ın Ege Denizi'ne ulaşması ve büyük bir toprak parçası alması, Sırbistan ve Yunanistan'ın çıkarlarıyla çatışmıştır. Bu belirsizlik ve adaletsiz paylaşım hissi, müttefiklerin birbirine düşmesine ve II. Balkan Savaşı'nın çıkmasına neden olan en temel diplomatik etkendir.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın toprak hükümlerini analiz et.
Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu, bu hattın batısının Balkan devletlerine bırakıldığı görüldü.
Sınırın nerede bittiğini anlamak, hangi bölgelerin (Edirne, Kırklareli vb.) kaybedildiğini belirlemek için gereklidir.
2
Ege Adaları ve Arnavutluk'un durumunu incele.
Bu bölgelerin statüsünün belirlenmesi yetkisinin Balkan devletlerine veya Osmanlı'ya değil, Büyük Devletlere (hakemliğe) bırakıldığı tespit edildi.
Bölgesel sorunların çözümünde uluslararası aktörlerin belirleyici rolünü anlamak için gereklidir.
3
Balkan devletleri arasındaki ilişkiyi değerlendir.
Antlaşmanın Balkan müttefikleri (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) arasında bir paylaşım planı içermediği görüldü.
Müttefikler arasındaki olası gerilim noktalarını saptamak için bu eksiklik kritiktir.
4
Hükümlerden yola çıkarak siyasi sonucu sentezle.
Paylaşımın belirsizliği Bulgaristan'ın aşırı güçlenmesine ve diğerlerinin buna tepki göstermesine (II. Balkan Savaşı) yol açmıştır.
Antlaşmanın neden kalıcı bir barış sağlamadığını ve tarihsel süreci nasıl tetiklediğini açıklamak için nihai sentez adımıdır.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nın Paylaşım Sorunlarını Çözememesi ve II. Balkan Savaşı'na Zemin Hazırlaması

İpuçları

1
Londra Antlaşması ile Osmanlı'nın Batı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiştir. Ancak müttefiklerin kendi aralarındaki sınırlara dikkat edin.
2
Bir antlaşmanın kalıcı barış getirmesi için galip devletlerin de paylaşım konusunda anlaşması gerekir. Londra Antlaşması bu konuda sessiz kalmıştır.
3
Bulgaristan'ın çok toprak alması Sırbistan ve Yunanistan'ı rahatsız etmişti. Bu durumun hangi savaşa yol açtığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nı bitiren Bükreş Antlaşması ile Londra Antlaşması'ndaki sınır değişimlerini karşılaştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya tersten yaklaşarak; 'II. Balkan Savaşı neden çıktı?' sorusuna verilen cevap (paylaşım sorunu), bizi doğrudan Londra Antlaşması'nın eksikliğine götürür.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 224Soru

İtalya'nın 19. yüzyılın sonlarından itibaren Akdeniz'de yayılmacı bir politika izleyerek Trablusgarp'ı işgal etme sürecinde; Fransa'nın Fas (Morocco) üzerindeki haklarını tanıma karşılığında İtalya'nın Trablusgarp üzerindeki emellerine onay aldığı 1902 tarihli gizli diplomatik mutabakat aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prinetti-Barrère Anlaşması

Cevap

İtalya ve Fransa arasında 1902 yılında imzalanan ve her iki devletin Kuzey Afrika'daki karşılıklı çıkarlarını (Fas ve Trablusgarp) tanıyan belge Prinetti-Barrère Anlaşması'dır.
Prinetti-Barrère Anlaşması, 1902 yılında İtalya ile Fransa arasında imzalanan gizli bir mutabakattır. Bu anlaşma ile Fransa, Fas üzerindeki haklarının İtalya tarafından tanınması karşılığında, İtalya'nın Trablusgarp üzerindeki taleplerini kabul etmiştir. Bu durum, İtalya'nın Trablusgarp'a yönelik işgal girişiminde diplomatik olarak elini en çok güçlendiren gelişmelerden biri olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
İtalya'nın Trablusgarp işgali öncesindeki diplomatik hazırlıklarını hatırla.
İtalya, büyük devletlerle (İngiltere, Fransa, Rusya) ikili anlaşmalar yaparak işgaline zemin hazırlamıştır.
Diplomatik yalnızlıktan kurtulmak ve olası bir tepkiyi önlemek hedeflenmiştir.
2
1902 yılında Fransa ile yapılan özel pazarlığı analiz et.
Fransa'nın Fas (Morocco) üzerindeki haklarının tanınması karşılığında İtalya'nın Trablusgarp'taki çıkarları onaylanmıştır.
Fransa'nın Akdeniz'deki desteğini almak stratejik bir zorunluluktur.
3
Seçenekler arasında bu diplomatik olayı temsil eden doğru ismi belirle.
Prinetti-Barrère Anlaşması bu süreci tanımlayan spesifik belgedir.
Dışişleri Bakanı Prinetti ve Büyükelçi Barrère arasında imzalanmış olmasından dolayı bu adı almıştır.

Anahtar Kavram

Trablusgarp Savaşı Öncesi İtalyan Diplomasisi

İpuçları

1
Bu anlaşma, 'Fas'a karşılık Trablusgarp' pazarlığı olarak tarih literatürüne geçmiştir.
2
İtalya'nın işgalden yaklaşık 9 yıl önce Fransa ile yaptığı bir gizli mutabakattır.
3
İsmini dönemin İtalyan Dışişleri Bakanı Prinetti ve Fransız Büyükelçisi Barrère'den almıştır.

Daha Fazla Pratik

İtalya'nın 1909'da Rusya ile yaptığı Racconigi Anlaşması'nın maddelerini ve Balkanlar üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 225Soru

I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, batı sınırını Midye-Enez hattına çekmiş; Edirne, Kırklareli ve tüm Trakya topraklarını Balkan devletlerine bırakmıştır. Bu antlaşma, aynı zamanda yıllardır süregelen bir egemenlik tartışmasını da hukuken sona erdirmiştir.

Buna göre, 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanı sırasında Yunanistan'a katılma kararı alan ancak Osmanlı Devleti tarafından o dönemde tanınmayan, Londra Antlaşması ile resmen Yunanistan'a bırakılan yer aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Girit

Cevap

1908 yılında bağımsızlık/ilhak kararı alıp Londra Antlaşması ile hukuken kaybedilen yer Girit'tir.
Girit Adası, 1908 yılında Osmanlı Devleti'ndeki II. Meşrutiyet karışıklığından faydalanarak Yunanistan'a katıldığını ilan etmiş, ancak Osmanlı bu durumu tanımamıştı. 1913 Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti bu adadaki tüm haklarından resmen vazgeçerek kaybı hukuken kabul etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemsel gelişmelerin analiz edilmesi
1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı sırasındaki otorite boşluğunda Girit, Yunanistan'a katıldığını duyurmuştur.
Osmanlı Devleti'nin iç karışıklıkları dış politikada toprak kayıplarına (Girit, Bosna-Hersek, Bulgaristan) zemin hazırlamıştır.
2
Londra Antlaşması hükümlerinin incelenmesi
30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, müttefik devletlere (Yunanistan dahil) Girit üzerindeki tüm haklarından vazgeçtiğini bildirmiştir.
I. Balkan Savaşı'ndaki ağır yenilgi, Osmanlı'yı daha önceki fiili kayıpları hukuken tanımaya zorlamıştır.
3
Hukuki sürecin tamamlanması
Girit'in Yunanistan'a ait olduğu uluslararası bir antlaşma ile tescillenmiştir.
Savaşın kaybedilmesiyle Midye-Enez hattının batısındaki topraklarla birlikte Girit üzerindeki haklar da sona ermiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Balkan Savaşları sonundaki toprak kayıpları ve de jure (hukuki) süreçler.

İpuçları

1
Bu yer, 1908 yılında 'Girit Kararnamesi' ile Yunanistan'a bağlandığını duyurmuştu.
2
II. Meşrutiyet'in ilanı sırasında gerçekleşen üç büyük kayıptan (Girit, Avusturya-Macaristan'ın Bosna'yı ilhakı, Bulgaristan'ın bağımsızlığı) biridir.
3
Akdeniz'in stratejik adalarından biri olan bu yerin kaybı, Londra Antlaşması ile kesinleşmiştir.

Daha Fazla Pratik

Balkan Savaşları sonucunda Anadolu'ya yapılan yoğun Türk göçlerini ve bu durumun demografik etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 226Soru

II. Meşrutiyet Dönemi'nde, 19081908-19131913 yılları arasında yaşanan siyasi gelişmeler Osmanlı Devleti'nin yönetim yapısında köklü değişimlere neden olmuştur. 19091909 Anayasası değişiklikleri ile parlamenter sisteme geçiş yolunda demokratik bir zemin oluşturulmaya çalışılsa da, fırkalar arasındaki sert rekabet ve ordu-siyaset ilişkisi bu süreci karmaşık bir yapıya sürüklemiştir.

Bu dönemdeki siyasi partiler, ideolojik yönelimler ve anayasal süreçler göz önüne alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1909 anayasa değişiklikleri ile padişahın mutlak veto ve sürgün yetkisi kaldırılarak hükümetin (Heyet-i Vükela) meclise karşı sorumlu olması esası kabul edilmiştir.

Cevap

1909 anayasa değişiklikleri ile padişahın mutlak veto ve sürgün yetkisinin kaldırılması ve hükümetin meclise karşı sorumlu tutulması doğrudur.
1909 yılında yapılan Kanun-i Esasi değişiklikleri, Osmanlı siyasi tarihinde padişahın otoritesini hukuksal olarak en çok sınırlayan adımdır. Bu değişikliklerle padişahın 113. maddedeki sürgün yetkisi elinden alınmış, yasaların onaylanmasında mutlak veto yerine geciktirici veto getirilmiş ve en önemlisi hükümetin padişaha değil, halkın temsilcisi olan meclise karşı sorumlu olması kuralı konularak gerçek bir parlamenter demokrasi hedeflenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
1909 Anayasa değişikliklerinin özünü analiz etme
Padişahın yetkilerinin (sürgün, mutlak veto) kısıtlandığı ve parlamenter üstünlüğün (hükümetin meclise sorumluluğu) geldiği belirlenir.
Meşrutiyet rejiminin gerçek bir parlamenter sisteme dönüşmesi bu maddelere bağlıdır.
2
Dönemin siyasi partilerinin ideolojilerini karşılaştırma
İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi, Hürriyet ve İtilaf ile Ahrar'ın ise adem-i merkeziyetçi olduğu saptanır.
Partiler arasındaki temel ayrım noktası yönetim biçimi ve ekonomik yaklaşımlardır.
3
Tarihsel olayların (31 Mart vs Bab-ı Ali) mahiyetini ayırma
31 Mart'ın rejime karşı bir isyan, Bab-ı Ali'nin ise bir hükümet darbesi olduğu netleştirilir.
Olayların çıkış nedenleri ve sonuçları birbirlerinden tamamen farklıdır.

Anahtar Kavram

1909 Anayasa Değişiklikleri ve II. Meşrutiyet Parti İdeolojileri

İpuçları

1
1909 değişikliklerinin ana hedefi, yürütme gücünü (Sultan ve Hükümet) yasama gücü (Meclis) karşısında denetlenebilir hale getirmektir.

Daha Fazla Pratik

İttihat ve Terakki'nin iktidarını pekiştiren 'Sopalı Seçimler' ve sonrasındaki muhalif hareket olan 'Halaskar Zabitan' grubunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 227Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi'nde, 19091909 yılında KanuniEsasiKanun-i Esasi üzerinde yapılan kapsamlı değişiklikler ve bu süreçte ortaya çıkan siyasi rekabet ortamı dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi bu dönemin hukuki ve siyasi gerçekliğiyle bağdaşmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 31MartVakası31 Mart Vakası'nı organize eden I˙ttihatveTerakkiCemiyetiİttihat ve Terakki Cemiyeti, isyanın hemen ardından Sadrazam Kamil Paşa'yı Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını ile devirerek anayasada tek parti egemenliğini yasal hale getirmiştir.

Cevap

İttihat ve Terakki'nin 31 Mart Vakası'nı organize ettiği ve bu olaydan hemen sonra Bâb-ı Âli Baskını'nı gerçekleştirdiği ifadesi tarihsel olarak yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, iki büyük tarihsel yanlış içermektedir: Birincisi, I˙ttihatveTerakkiCemiyetiİttihat ve Terakki Cemiyeti 31MartVakası31 Mart Vakası'nın organizatörü değil, bu isyanın doğrudan hedefidir. İsyancılar "İttihatçıları istemeyiz" sloganıyla ayaklanmıştır. İkincisi, Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını 19091909 isyanının hemen ardından değil, 19131913 yılında Balkan Savaşları'ndaki başarısızlıklar bahane edilerek yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19091909 Anayasa değişikliklerinin içeriğini analiz et.
19091909 düzenlemeleri ile Padişah'ın yetkileri (113.113. madde - sürgün yetkisi gibi) kısıtlanmış ve parlamenter sorumluluk esası getirilmiştir.
Anayasanın demokratikleşme yönündeki teknik değişimlerini belirlemek için gereklidir.
2
Dönemin siyasi partilerinin ideolojik farklılıklarını değerlendir.
I˙ttihatveTerakkiİttihat ve Terakki (Merkeziyetçi/Türkçü-Osmanlıcı) ve Hu¨rriyetveI˙tilafHürriyet ve İtilaf (Adem-i Merkeziyetçi/Liberal) arasındaki ayrım netleştirilmiştir.
Parti politikaları arasındaki temel farkların ayırt edilmesi için gereklidir.
3
31MartVakası31 Mart Vakası ve Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını arasındaki kronolojik ve nedensel bağları kontrol et.
31MartVakası31 Mart Vakası (19091909) meşrutiyet karşıtı bir isyandır; Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını (19131913) ise İttihatçıların iktidarı ele geçirdiği askeri bir darbedir.
Sıklıkla karıştırılan bu iki kritik olayın zaman ve içerik farkını ortaya koymak için gereklidir.

Anahtar Kavram

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet Dönemi Siyasi Gelişmeler ve 19091909 Anayasa Değişiklikleri

İpuçları

1
31MartVakası31 Mart Vakası ve Ba^bıA^liBaskınıBâb-ı Âli Baskını'nın tarihlerini ve kim tarafından kime karşı yapıldığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

19091909 Anayasa değişikliklerinin yürütme ve yasama arasındaki dengeyi nasıl değiştirdiğini madde madde listeleyerek çalışmak konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 228Soru

Osmanlı Devleti'nde 19131913 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen Bâb-ı Âli Baskını, padişaha veya mevcut rejime karşı değil, doğrudan hükümete karşı yapılmış bir eylemdir.

Buna göre, Bâb-ı Âli Baskını'nın sonucunda yaşanan temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanması ve yerine Mahmut Şevket Paşa'nın sadrazam olması

Cevap

Kâmil Paşa hükümetinin istifaya zorlanarak yerine Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesi
Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı siyasi tarihinde ilk hükümet darbesi olarak kabul edilir. İttihatçılar, I.I. Balkan Savaşı'ndaki başarısızlıkları gerekçe göstererek Sadrazam Kâmil Paşa'yı silah zoruyla istifa ettirmiş ve yerine kendi destekledikleri Mahmut Şevket Paşa'nın getirilmesini sağlamışlardır. Bu durum doğrudan bir kabine değişikliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirle
Bâb-ı Âli Baskını bir 'hükümet darbesi'dir (kabine darbesi).
Siyasi hedefin rejim veya padişah değil, mevcut icra kurulu (hükümet) olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Aktörleri ve değişimi analiz et
Hürriyet ve İtilaf yanlısı Kâmil Paşa istifa etmiş, Mahmut Şevket Paşa sadrazam olmuştur.
Darbenin doğrudan siyasi sonucunu tespit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını'nın bir rejim değişikliği değil, hükümet değişikliği (darbesi) olması.

İpuçları

1
Bâb-ı Âli'nin kelime anlamı 'Yüksek Kapı'dır ve Osmanlı'da hükümet merkezini temsil eder.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'nın ardından İttihat ve Terakki'nin yönetimde nasıl bir hegemonya kurduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 229Soru

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet döneminin siyasi istikrarsızlık süreçlerinden biri olan 19121912 yılında, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin seçimlerdeki baskıcı tutumuna ("Sopalı Seçimler") karşı bir muhtıra yayımlayarak Sait Paşa hükümetinin düşmesine ve yerine tarafsız isimlerden oluşan "Büyük Kabine"nin (Gazi Ahmed Muhtar Paşa hükümeti) kurulmasına zemin hazırlayan askeri-siyasi oluşum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halas-ı Zabitan Grubu

Cevap

Halas-ı Zabitan Grubu
Halas-ı Zabitan Grubu, 19121912 yılında İttihat ve Terakki'nin seçimlerdeki hilelerine ve baskılarına tepki olarak ortaya çıkan subaylardan oluşur. Yayımladıkları muhtıra ile Sait Paşa hükümetini istifaya zorlamış ve yerine partiler üstü bir yapı olan Gazi Ahmed Muhtar Paşa (Büyük Kabine) hükümetinin kurulmasını sağlamışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
19121912 yılındaki "Sopalı Seçimler" sonrası oluşan siyasi atmosferi analiz etme.
İttihat ve Terakki'nin baskıcı tutumunun ordu içerisinde büyük bir huzursuzluğa yol açtığı görülür.
Olayın tarihsel arka planını anlamak doğru gruba ulaşmayı sağlar.
2
Sait Paşa hükümetini istifaya zorlayan askeri muhtırayı kimin verdiğini belirleme.
"Kurtarıcı Subaylar" anlamına gelen Halas-ı Zabitan Grubu'nun bildirisi sonucunda hükümet düşmüştür.
Bu grup, ordunun siyasete müdahalesinin tipik bir örneğidir.
3
Sonuçta kurulan hükümeti doğrulama.
Gazi Ahmed Muhtar Paşa tarafından kurulan ve "Büyük Kabine" olarak adlandırılan tarafsız hükümet göreve gelmiştir.
Soru kökündeki detaylarla bilginin eşleştirilmesi doğrulamayı tamamlar.

Anahtar Kavram

II. Meşrutiyet Döneminde Ordunun Siyasete Müdahalesi

İpuçları

1
Bu grup, İttihat ve Terakki'nin ordu üzerindeki hegemonyasına karşı çıkan subaylardan oluşur.
2
Kelime anlamı 'Kurtarıcı Subaylar'dır ve 19121912 yılındaki 'Büyük Kabine'nin kurulmasını sağlamışlardır.
3
Meclis-i Mebusan başkanına bir muhtıra göndererek Sait Paşa hükümetini düşüren gruptur.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'nın bu olaydan (Büyük Kabine dönemi) sonra İttihatçıların iktidarı tamamen ele geçirmesiyle sonuçlandığını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 230Soru

I.I. Balkan Muharebelerini neticelendiren 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki varlığının büyük ölçüde sona erdiğini hukuken tescil etmiştir. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını Balkan devletlerine bırakmak zorunda kalmıştır. Ancak bazı bölgelerin stratejik hassasiyeti ve müttefikler arasındaki rekabet nedeniyle, bu bölgelerin nihai mülkiyeti ve sınırları antlaşma metninde kesinleştirilmemiş, uluslararası bir çözüm mekanizması öngörülmüştür.

Buna göre, Londra Antlaşması hükümleri uyarınca gelecekteki statüsü ve sınırlarının belirlenmesi "Avrupalı büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) hakemliğine" bırakılan yerler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arnavutluk'un siyasi statüsü ve Ege Denizi'ndeki adaların durumu

Cevap

Arnavutluk'un siyasi statüsü ve Ege Denizi'ndeki adaların durumu
Londra Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nin Avrupa topraklarının büyük kısmı Balkan devletlerine bırakılmıştır. Ancak Arnavutluk'un savaş sırasında bağımsızlık ilan etmesi ve Ege Adaları'nın Yunanistan tarafından işgal edilmiş olması, bu bölgelerin paylaşımını karmaşık hale getirmiştir. Bu nedenle antlaşma metnine, bu iki bölgenin geleceğinin Avrupalı büyük devletler tarafından belirleneceğine dair özel hükümler eklenmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın sınır ve toprak paylaşımı maddelerini analiz et.
Osmanlı Devleti'nin batı sınırının Midye-Enez hattı olarak belirlendiği tespit edildi.
Antlaşmanın temel toprak kaybı çerçevesini anlamak için gereklidir.
2
Kesin olarak kaybedilen yerler ile statüsü belirsiz bırakılan yerleri ayırt et.
Edirne, Trakya ve Makedonya'nın kaybedildiği, ancak bazı bölgeler için 'Büyük Devletler Karar Verecek' ifadesinin kullanıldığı görüldü.
Soruda istenen 'hakemlik' vurgusunu yakalamak için kritik ayrımı yapmak gerekir.
3
Hakemliğe (arbitration) bırakılan bölgelerin tarihsel listesini doğrula.
Arnavutluk'un sınırları ve Ege Adaları'nın geleceğinin büyük devletlerin kararına havale edildiği onaylandı.
Bilginin doğruluğunu antlaşma maddeleriyle (44 ve 55. maddeler) kesinleştirmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması'nda Büyük Devletlerin Hakemliği

İpuçları

1
Londra Antlaşması ile Osmanlı sınırları Midye-Enez hattına çekilmiştir.
2
Balkan devletleri arasında paylaşımı en çok sorun çıkaran ve büyük devletlerin kendi çıkarlarını korumak için müdahale ettiği yerleri düşünün.
3
Bu yerlerden biri Adalar Denizi'nde, diğeri ise Adriyatik kıyısında yer alan ve Osmanlı'dan ayrılan son Balkan topluluğudur.

Daha Fazla Pratik

Büyük devletlerin Ege Adaları hakkındaki nihai kararını (19141914 kararı) ve bu kararın Lozan Antlaşması'ndaki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 231Soru

1913 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin, I.I. Balkan Savaşı'ndaki askeri başarısızlıkları ve Edirne'nin elden çıkacağı söylentilerini gerekçe göstererek Sadrazam Kâmil Paşa hükümetini silah zoruyla istifaya zorladığı siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bâb-ı Âli Baskını

Cevap

Bâb-ı Âli Baskını, 1913 yılında İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği hükümet darbesidir.
Bâb-ı Âli Baskını, 23 Ocak 1913'te İttihat ve Terakki tarafından düzenlenen ve Kâmil Paşa hükümetinin devrilip yerine Mahmut Şevket Paşa hükümetinin kurulmasıyla sonuçlanan askeri bir darbedir.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın tarihini ve aktörlerini belirle.
Olay 1913 yılında, Enver Bey ve İttihat ve Terakki mensupları tarafından gerçekleştirilmiştir.
Soruda verilen 1913 tarihi ve İttihat ve Terakki vurgusu bizi bu olaya yönlendirir.
2
Olayın niteliğini analiz et.
Bu bir hükümet darbesidir; rejim değişmemiş, sadece hükümet değişmiştir.
Kâmil Paşa'nın yerine Mahmut Şevket Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesi bir yürütme değişikliğidir.

Anahtar Kavram

Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı'da rejimi değil hükümeti değiştiren ilk modern darbedir.

İpuçları

1
Bu olay bir rejim değişikliği değil, sadece hükümetin (kabinenin) değişmesidir.
2
Olayın ismi, dönemin başbakanlık binası olan Sadaret makamının bulunduğu yerden gelir.
3
Enver Bey ve İttihatçılar, Balkan Savaşları'ndaki toprak kayıplarını gerekçe göstererek 1913'te hükümeti basmışlardır.

Daha Fazla Pratik

Bâb-ı Âli Baskını'nın ardından İttihat ve Terakki'nin yönetimde nasıl bir hegemonya kurduğunu araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 232Soru

Osmanlı Devleti'nde 19091909 yılında meşrutiyet rejimini yıkmaya yönelik çıkan 3131 Mart Vakası, Selanik'ten gelen ve kurmay başkanlığını Mustafa Kemal'in yaptığı Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır. İsyanın kontrol altına alınmasından sonra Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan'ın birleşimiyle oluşan Meclis-i Milli kararıyla IIII. Abdu¨lhamidAbdülhamid tahttan indirilmiş, yerine VV. MehmedMehmed Res\cadReşad getirilmiştir.

**Bu gelişmeler dikkate alındığında, 3131 Mart Vakası'nın bastırılma süreci ve sonuçlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?**

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Parlamentonun, hükümdarın konumu üzerinde belirleyici bir hukuki otorite kazandığına

Cevap

Parlamentonun (meclisin), padişahın tahtta kalıp kalmayacağı konusunda karar vererek hukuki bir üstünlük sergilediğine ulaşılabilir.
Doğru cevap olan meclisin belirleyici otorite kazanması ifadesi, IIII. Abdu¨lhamidAbdülhamid'in bir fetva ve ardından meclis kararıyla tahttan indirilmesi gerçeğine dayanır. Osmanlı tarihinde daha önce padişahlar isyanlarla veya saray darbeleriyle inmiş olsa da, ilk kez parlamenter bir mekanizma (Meclis-i Milli) bu yetkiyi kullanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İsyanın mahiyetini analiz etme
İsyanın meşrutiyet rejimine (meclis ve anayasa) karşı olduğu belirlendi.
Olayın nedenlerini anlamak çözüm için temeldir.
2
Bastırılma yöntemini ve aktörleri değerlendirme
Rejimi korumak amacıyla Hareket Ordusu'nun müdahale ettiği görüldü.
Ordunun rejim koruyucusu rolünü belirlemek içindir.
3
Siyasi sonucu yorumlama
Bir padişahın ilk kez halkın temsilcilerinden oluşan bir meclis kararıyla görevden uzaklaştırılması, meclis otoritesinin tescilidir.
Hukuki ve siyasi dönüşümü saptamak için bu sonuç kritiktir.

Anahtar Kavram

Osmanlı'da Meclis Kararıyla Padişah Değişikliği ve Yasama Üstünlüğü

İpuçları

1
İsyanın bastırılmasından sonra padişahın nasıl değiştirildiğine odaklanın.
2
Bir padişahın parlamento kararıyla görevden alınması daha önce görülmüş bir durum mudur?
3
Seçilen yeni padişahın meclis onayıyla gelmesi, meclisin padişah üzerindeki gücünü gösterir.

Daha Fazla Pratik

19091909 Anayasa değişikliklerinin meclis yetkilerini nasıl artırdığını incelemek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Olayın kronolojisini takip ederek 'Kim, kimi, hangi yetkiyle değiştirdi?' sorusunu sorarak yasama-yürütme dengesindeki değişimi görebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 233Soru

Osmanlı Devleti'nin 1912 yılında İtalya ile imzaladığı Uşi Antlaşması'nda yer alan; "On İki Ada, Balkan Savaşları'nın sonuna kadar geçici olarak İtalya'nın koruyuculuğunda kalacaktır." maddesi dikkate alındığında, bu kararın alınmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adaların Yunanistan tarafından işgal edilme riskine karşı önlem almak

Cevap

On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakılmasındaki temel amaç, adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesini engellemek ve güvenliklerini sağlamaktır.
Doğru seçenek, Osmanlı Devleti'nin Balkan Savaşları sırasında Yunan donanması karşısındaki çaresizliğini ve adaların güvenliğini sağlama arayışını yansıtmaktadır. Osmanlı, adaları Yunanistan'ın eline geçmesindense, barış yaptığı İtalya'da emanet olarak kalmasını daha güvenli bulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddesindeki 'geçici' ve 'koruyuculuk' ifadelerini analiz etmek.
Bu ifadeler, Osmanlı'nın adaları kendi başına koruyamadığını ve başka bir gücün korumasına ihtiyaç duyduğunu gösterir.
Osmanlı Devleti'nin deniz gücünün zayıflığı, stratejik bir geri çekilme hamlesini zorunlu kılmıştır.
2
Dönemin siyasi konjonktürünü (Balkan Savaşları) değerlendirmek.
Balkan Savaşları sırasında Yunan donanmasının Ege'deki etkinliği ve adaları işgal etme tehdidi saptanır.
Düşman bir devletin (Yunanistan) işgali yerine, barış yapılan bir devletin (İtalya) geçici koruması tercih edilmiştir.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin Ege Denizi'ndeki savunma zafiyeti ve stratejik toprak yönetimi.

İpuçları

1
Dönemin deniz gücü dengelerini ve Balkan Savaşları'ndaki Yunan donanmasının rolünü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması'ndaki Trablusgarp ve On İki Ada maddelerini karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aradaki farkları (kalıcı/geçici, dini/askeri) inceleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 234Soru

Osmanlı Devleti, 19121912 yılında İtalya ile imzaladığı Uşi Antlaşması'yla Trablusgarp ve Bingazi'yi siyasi olarak İtalya'ya bırakmış; ancak bölge halkının dini bakımdan Osmanlı halifesine bağlı kalmasını sağlamıştır.

Antlaşmaya eklenen bu hükümle Osmanlı Devleti'nin ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge halkıyla olan kültürel ve manevi bağları sürdürmek

Cevap

Bölge halkıyla olan kültürel ve manevi bağları sürdürmek amacıyla halifelik makamının dini yetkisi kullanılmıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve Bingazi halkının Müslüman olması nedeniyle, topraklar elden çıksa bile halkın anavatanla olan manevi ve kültürel iletişimini koparmama isteğini doğru yansıtır. Bu durum tarihsel olarak Küçük Kaynarca Antlaşması'ndaki Kırım maddesiyle paralellik gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Uşi Antlaşması'nın maddesini analiz et.
Halkın dini açıdan Halifeye bağlı kalacağı belirlenmiştir.
Toprak kaybı yaşandığında Osmanlı'nın uyguladığı klasik bir diplomasi yöntemidir.
2
Halifelik makamının siyasi ve dini ayrımını değerlendir.
Siyasi hakimiyet kaybedilse de dini otorite üzerinden kültürel bağ korunmak istenmiştir.
Halkı Müslüman olan bölgelerin kaybında bu yöntem daha önce Küçük Kaynarca Antlaşması'nda da (Kırım için) kullanılmıştır.

Anahtar Kavram

Osmanlı Devleti'nin kaybedilen Müslüman topraklarında Halifelik makamını kullanarak kültürel bağları koruma politikası.

İpuçları

1
Halkın Müslüman olduğunu ve toprakların İtalya'ya verildiğini hatırla.
2
Halifelik makamı dini bir liderliktir. Topraklar elden çıkınca bu liderlik neden korunmak istenir?
3
Bu madde, Osmanlı'nın halkıyla olan 'kültürel' iletişimini koruma çabasını simgeler.

Daha Fazla Pratik

Uşi Antlaşması'ndaki bu maddenin bir benzerinin hangi antlaşmada (Kırım için) kullanıldığını araştırın.
Tahmini Süre:45s
Soru 235Soru

Osmanlı Devleti'nde 1313 Nisan 19091909 (3131 Mart 13251325) tarihinde patlak veren ve meşrutiyet rejimini hedef alan isyan, Selanik'ten gelen ve kurmay başkanlığını Mustafa Kemal'in yaptığı Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır. Bu gelişme, Türk siyasi tarihinde ordunun mevcut rejimi koruma görevini üstlendiği önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 3131 Mart Vakası'nın bastırılmasının ardından Osmanlı siyasi hayatında meydana gelen temel değişimlerden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Abdülhamit'in Meclis-i Mebusan kararıyla tahttan indirilmesi ve 19091909 Anayasa değişiklikleriyle padişahın yetkilerinin kısıtlanması

Cevap

II. Abdülhamit'in Meclis-i Mebusan kararıyla tahttan indirilmesi ve 1909 Anayasa değişiklikleriyle padişahın yetkilerinin kısıtlanması
31 Mart Vakası'nın bastırılmasının ardından II. Abdülhamit, isyanda parmağı olduğu gerekçesiyle Meclis-i Mebusan kararıyla tahttan indirilmiştir. Bu durum, Türk tarihinde meclis kararıyla tahttan indirilen ilk padişah örneğidir. Ayrıca yapılan Anayasa değişiklikleriyle yürütme (padişah) karşısında yasamanın (meclis) gücü artırılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini belirle.
31 Mart Vakası, II. Meşrutiyet rejimine karşı çıkan gerici (irticai) bir ayaklanmadır.
Rejimin korunması için ordunun müdahale ettiğini anlamak için gereklidir.
2
Bastırılma sürecini analiz et.
Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu isyanı bastırmıştır.
Ordunun siyaset üzerindeki etkisinin başladığı noktayı belirlemek için.
3
Siyasi sonuçları değerlendir.
II. Abdülhamit tahttan indirilmiş, yerine V. Mehmet Reşad getirilmiş ve Anayasa (Kanun-i Esasi) demokratik yönde değiştirilmiştir.
Mebusan Meclisi'nin ilk kez bir padişahı görevden alma yetkisini kullandığını görmeyi sağlar.

Anahtar Kavram

Meclis Üstünlüğü ve Rejimin Korunması

İpuçları

1
Bu olayda Hareket Ordusu rejimi korumak için İstanbul'a gelmiştir.
2
İsyan sonrasında Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah, bir meclis kararıyla görevden uzaklaştırılmıştır.
3
Doğru seçenek, II. Abdülhamit'in yerine V. Mehmet Reşad'ın tahta geçmesini ve 1909 kanun değişikliklerini içerir.

Daha Fazla Pratik

İsyan sonrası yapılan 1909 Anayasa değişikliklerinin içeriğini (veto yetkisi, meclisi fesih hakkı vb.) inceleyerek demokratikleşme adımlarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 236Soru

3131 Mart Vakası, Türk siyasi tarihinde doğrudan meşrutiyet rejimini ve anayasal düzeni hedef alan ilk isyan hareketi olması bakımından kritik bir öneme sahiptir. İsyanın Hareket Ordusu tarafından bastırılmasının ardından meclis kararıyla IIII. Abdülhamit tahttan indirilmiş ve 19091909 yılında anayasada köklü değişiklikler yapılmıştır. Buna göre, 19091909 anayasa değişiklikleri ile hükümetin (Heyet-i Vükela) artık padişaha değil de Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu tutulması, aşağıdakilerden hangisinin Osmanlı siyasi hayatındaki en somut göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasama organının yürütme üzerindeki denetim gücünü artırarak meclis üstünlüğü ilkesine yaklaşıldığının

Cevap

Hükümetin (yürütme) meclise (yasama) karşı sorumlu tutulması, yasama organının yürütme üzerindeki denetim gücünü artırarak meclis üstünlüğü ilkesine yaklaşıldığının en somut göstergesidir.
Hükümetin padişaha değil meclise karşı sorumlu olması, parlamenter demokrasinin en temel kuralıdır. Bu kural sayesinde meclis, hükümetin faaliyetlerini denetleyebilir, güvenoyu veya gensoru gibi mekanizmalarla hükümeti düşürebilir. 1909 değişiklikleriyle bu kuralın getirilmesi, Osmanlı devlet yönetiminde 'kişisel otorite' yerine 'meclis iradesinin' belirleyici hale gelmeye başladığını tescil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz et
31 Mart Vakası'nın rejime karşı bir isyan olduğu ve Hareket Ordusu tarafından bastırıldığı belirlendi.
İsyanın bastırılmasının ardından yapılan anayasal değişikliklerin amacını anlamak için bağlamı kurmak gerekir.
2
Anayasal değişikliğin hukuki karşılığını belirle
Hükümetin sorumluluk merciinin padişahtan meclise kaydırıldığı görüldü.
Sorumluluk merkezindeki bu değişim, güçler dengesinin kimin lehine değiştiğini gösteren temel göstergedir.
3
Siyasi sistemi yorumla
Yürütmenin denetiminin meclise geçmesiyle 'mutlakiyetçi' eğilimlerin zayıfladığı ve 'parlamenter' bir yapıya yaklaşıldığı sonucuna ulaşıldı.
Bu durum, meclisin artık padişahın bir danışma organı değil, gerçek bir denetim makamı haline geldiğini kanıtlar.

Anahtar Kavram

Parlamenter sistemin güçlenmesi ve meclis üstünlüğü

İpuçları

1
Hükümetin kime karşı 'hesap verdiği' (sorumlu olduğu), o sistemdeki en güçlü kurumun hangisi olduğunu belirler.

Daha Fazla Pratik

1909 anayasa değişiklikleri ile padişahın 'meclisi fesih yetkisi'nin nasıl kısıtlandığını araştırarak yasama-yürütme dengesindeki değişimi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 237Soru

Osmanlı Devleti; Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'dan oluşan Balkan İttifakı'na karşı kaybettiği savaşın ardından 3030 Mayıs 19131913 tarihinde Londra Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısında kalan topraklarını kaybederek Balkanlar'daki hakimiyetini büyük ölçüde yitirmiştir.

Buna göre, Londra Antlaşması'nın hükümleri ve I.I. Balkan Savaşı'nın sonuçları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi savunulamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve On İki Ada üzerindeki egemenlik haklarından İtalya lehine vazgeçmiştir.

Cevap

Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp ve On İki Ada'yı kaybettiğini belirten seçenek savunulamaz çünkü bu kayıplar Londra Antlaşması ile değil, Uşi Antlaşması ile gerçekleşmiştir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Trablusgarp ve On İki Ada, 191119121911-1912 Trablusgarp Savaşı sonucunda İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması ile kaybedilmiştir. Londra Antlaşması ise sadece Balkan devletleri ile yapılan savaşı sona erdirmiş ve Balkan topraklarının paylaşımını konu almıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın kapsamını belirle.
Londra Antlaşması, I. Balkan Savaşı'nı bitiren ve Balkan topraklarını (Trakya, Makedonya, Selanik vb.) kapsayan bir antlaşmadır.
Antlaşmanın hangi coğrafyayı etkilediğini anlamak için.
2
Seçeneklerdeki toprak kayıplarını kronolojik olarak karşılaştır.
Edirne, Kırklareli ve Ege Adaları Balkan Savaşları süreciyle ilgilidir; ancak Trablusgarp ve On İki Ada, Trablusgarp Savaşı (1911-1912) sonundaki Uşi Antlaşması ile ilgilidir.
Farklı savaşlar ve antlaşmalar arasındaki karışıklığı gidermek için.
3
Doğru sonuca ulaş.
İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması'na ait bir hüküm, Balkan devletleri ile imzalanan Londra Antlaşması'nın bir sonucu olamaz.
Kronolojik ve siyasi hataları tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Londra Antlaşması (1913) ve Uşi Antlaşması (1912) arasındaki farklar ile Balkanlardaki toprak kayıpları.

İpuçları

1
Londra Antlaşması'nın kimlerle ve hangi coğrafya için imzalandığını hatırlayın.
2
İtalya ile imzalanan ve Kuzey Afrika'daki son toprak parçasının kaybına neden olan antlaşmanın adını düşünün.
3
Uşi Antlaşması 19121912 tarihlidir, Londra Antlaşması ise 19131913 tarihlidir. Trablusgarp Balkanlar'da değildir.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı sonunda imzalanan İstanbul ve Atina antlaşmalarını inceleyerek Edirne'nin nasıl geri alındığını araştırabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruya yaklaşırken antlaşmanın taraflarına bakın. İtalya, Balkan Birliği'nin (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) bir üyesi değildir; dolayısıyla Londra Antlaşması'nın tarafı olamaz.
Tahmini Süre:50s
Soru 238Soru

I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Batı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiş; Makedonya, Batı Trakya, Selanik ve Edirne gibi stratejik bölgeler kaybedilmiştir. Ancak bu antlaşma ile Balkan devletleri arasında yapılan toprak paylaşımı, bölgede kalıcı barışı sağlayamamış ve kısa süre içinde yeni bir çatışma ortamı doğurmuştur.

Buna göre Londra Antlaşması'nın aşağıdaki sonuçlarından hangisi, Balkan devletleri arasında bir "paylaşım sorunu" yaratarak doğrudan II.II. Balkan Savaşı'nın çıkmasına neden olmuştur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bulgaristan'ın Makedonya ve Trakya topraklarından en büyük payı alarak Ege Denizi'ne ulaşması

Cevap

Bulgaristan'ın Makedonya ve Trakya topraklarından en büyük payı alarak Ege Denizi'ne ulaşması
Doğru cevap, Bulgaristan'ın diğer müttefiklerine oranla çok daha fazla toprak kazanarak bölgede hegemon güç haline gelmesini vurgular. Londra Antlaşması ile Midye-Enez hattının batısındaki en verimli toprakların (Dedeağaç, Kavala, Drama) Bulgaristan'a kalması, Yunanistan ve Sırbistan'ı rahatsız etmiş ve bu durum müttefikler arasında bir iç savaşa (II. Balkan Savaşı) dönüşmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
I.I. Balkan Savaşı sonrası imzalanan Londra Antlaşması'nın toprak paylaşımını incelemek
Antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Midye-Enez hattının batısındaki tüm topraklarını kaybettiği görülür.
Savaşın hukuki sonucunu ve yeni sınırları belirlemek için.
2
Balkan devletleri (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) arasındaki kazançları kıyaslamak
Bulgaristan'ın diğer müttefiklerine göre çok daha geniş ve stratejik topraklara sahip olduğu tespit edilir.
Müttefikler arasındaki hoşnutsuzluğun kaynağını anlamak için.
3
Bu dengesiz paylaşımın diplomatik ve askeri etkisini değerlendirmek
Paylaşımı adil bulmayan Sırbistan ve Yunanistan'ın Bulgaristan'a karşı ittifak kurması II.II. Balkan Savaşı'nı tetiklemiştir.
Savaşlar arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmak için.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları'nda toprak paylaşımı dengesizliği ve sonuçları

İpuçları

1
I.I. ve II.II. Balkan Savaşları arasındaki temel fark müttefiklerin birbirine düşmesidir; buna neyin sebep olduğunu düşünün.
2
Londra Antlaşması ile Osmanlı'dan alınan toprakların büyük bir kısmının tek bir devlette toplanması diğerlerini rahatsız etmiştir.
3
Ege Denizi'ne kıyısı olan ve Edirne'yi de kapsayan geniş toprakları alan Bulgaristan'ın kazancı, müttefikler arası krizi tetikleyen ana unsurdur.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'ndan sonra imzalanan İstanbul, Atina ve Bükreş antlaşmalarını inceleyerek Balkanlar'daki yeni sınırları Londra Antlaşması ile kıyaslayınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 239Soru

I. Balkan Savaşı sonucunda en büyük payı Bulgaristan'ın alması üzerine Balkan devletlerinin kendi aralarında başladığı II. Balkan Savaşı'na, Osmanlı Devleti de kaybettiği toprakları geri almak amacıyla katılmıştır.

Bu savaşın gelişimi, sonuçları ve sonrasında imzalanan diplomatik belgelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Balkan devletlerinin kendi aralarındaki toprak paylaşımını belirleyen Bükreş Antlaşması'na Osmanlı Devleti de taraf olarak imza atmıştır.

Cevap

Balkan devletlerinin kendi aralarındaki toprak paylaşımını belirleyen Bükreş Antlaşması'na Osmanlı Devleti'nin taraf olduğu ifadesi yanlıştır.
Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913), Bulgaristan ile diğer Balkan devletleri (Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Romanya) arasında imzalanmıştır. Osmanlı Devleti bu masada yer almamış; bunun yerine Bulgaristan ile 1913 İstanbul Antlaşması'nı imzalayarak kendi sınırlarını belirlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
I. Balkan Savaşı'nın bitişi ile II. Balkan Savaşı'nın başlangıç nedenini analiz edin.
Londra Antlaşması ile Bulgaristan'ın aslan payını alması, diğer Balkan devletlerini rahatsız etmiş ve savaşa yol açmıştır.
Savaşın çıkış dinamiğini anlamak, hangi devletin hangi amaçla hareket ettiğini netleştirir.
2
Osmanlı Devleti'nin savaştaki askeri kazanımını değerlendirin.
Osmanlı Devleti kargaşadan faydalanarak Londra Antlaşması ile belirlenen Midye-Enez hattını geçmiş ve Edirne'yi kurtarmıştır.
Bu kazanım, savaş sonrası imzalanacak ikili antlaşmaların (İstanbul Antlaşması) temelini oluşturur.
3
Savaş sonu imzalanan antlaşmaların taraflarını ve içeriklerini kontrol edin.
Bükreş Antlaşması Balkan devletleri arasındadır. Osmanlı ise Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile ayrı ayrı (ikili) antlaşmalar imzalamıştır.
KPSS'de antlaşmaların tarafları arasındaki farklar sıklıkla ayırt edici bilgi olarak sorulur.

Anahtar Kavram

Balkan Savaşları Diplomasisi ve Azınlık Hakları

İpuçları

1
II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmaların bir kısmı Balkan devletlerinin kendi aralarındadır, bir kısmı ise Osmanlı ile bu devletler arasındaki ikili antlaşmalardır.
2
Osmanlı Devleti'nin Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile imzaladığı antlaşmaların isimlerini ve taraflarını hatırlamaya çalışın.
3
Bükreş Antlaşması, Bulgaristan'ın I. Balkan Savaşı'nda aldığı fazla toprakları diğer Balkan komşularına (ve Romanya'ya) dağıttığı genel barış antlaşmasıdır.

Daha Fazla Pratik

I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile II. Balkan Savaşı'nı bitiren antlaşmaların sınır farklarını harita üzerinden inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Mantık yürütme: Osmanlı Devleti I. Balkan Savaşı'nda Midye-Enez hattının batısındaki her şeyi kaybetmişti. II. Balkan Savaşı'nda sadece Edirne çevresini kurtarabildi. Balkan devletlerinin genel paylaşım masası olan Bükreş'te olması, tüm kayıplarını tartışmaya açması anlamına gelirdi ki Osmanlı buna dahil edilmedi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 240Soru

I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması'nda; Doğu Trakya'nın kaybedilerek sınırın Midye-Enez hattına çekilmesinin ötesinde, Ege Adaları'nın geleceği ve Arnavutluk'un sınırları gibi hayati meselelerin çözümünün Avrupalı "Büyük Devletler"in (Düvel-i Muazzama) hakemliğine bırakılması aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Osmanlı Devleti'nin bölgesel meselelerdeki siyasi iradesinin uluslararası bir vesayet veya denetim altına girdiğinin

Cevap

Osmanlı Devleti'nin bölgesel meselelerdeki siyasi iradesinin uluslararası bir vesayet veya denetim altına girdiğini gösteren seçenek doğrudur.
Doğru cevap olan ifade, Londra Antlaşması'nın en ağır hükümlerinden birine dikkat çeker. Bir devletin kendi topraklarının (veya üzerindeki haklarının) geleceğini tayin etme yetkisini "Düvel-i Muazzama" adı verilen büyük devletlerin hakemliğine devretmesi, o devletin artık bölge siyasetinde söz sahibi olamadığını ve egemenlik haklarının uluslararası bir denetim/vesayet altına girdiğini doğrudan kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Londra Antlaşması'nın temel hükümlerini analiz etme
Osmanlı sınırının Midye-Enez hattına çekildiği ve büyük toprak kayıpları yaşandığı belirlenir.
Antlaşmanın coğrafi kapsamını anlamak için gereklidir.
2
Ege Adaları ve Arnavutluk ile ilgili özel kararı değerlendirme
Bu bölgelerin kaderinin Osmanlı veya Balkan devletleri tarafından değil, büyük devletler (İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Avusturya-Macaristan, İtalya) tarafından belirleneceği görülür.
Sorunun odak noktasını oluşturan hakemlik mekanizmasını tespit etmek için gereklidir.
3
Diplomatik sonuç çıkarma
Bir devletin kendi toprağı veya eski toprağı üzerindeki kararı başkalarına bırakması, siyasi iradenin ve egemenliğin kısıtlandığını (vesayet altına girdiğini) kanıtlar.
Hukuki ve siyasi durumun analiz edilerek doğru sonuca ulaşılması sağlanır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Tahkim ve Siyasi Egemenlik Kaybı

İpuçları

1
Bir devletin kendi sınırlarını belirleyemeyip kararı başkalarına bırakması egemenlik açısından ne anlama gelir?
2
Londra Antlaşması'nda geçen 'Büyük Devletlerin hakemliği' ifadesi, Osmanlı'nın zayıflığını ve dış müdahaleye açık hale geldiğini vurgular.
3
Egemenlik haklarının kısıtlanması veya bir başkasına devredilmesi durumuna 'vesayet' denir.

Daha Fazla Pratik

II. Balkan Savaşı'nın çıkış nedenlerini ve Londra Antlaşması'nın hangi maddesinin buna yol açtığını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 12 / 19Sonraki
XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 12 | Examkin